Child abuse-sexual

83 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarına çocuk istismarı ve ihmali konusunda yapılan eğitimin bilgi ve farkındalık düzeylerine etkisi

İstismar ve ihmal çocukların fiziksel, duygusal ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen ve davranış bozukluğuna yol açan olaylar arasında yer almaktadır. İstismar ve ihmalin yeterince bildirilmemesi, tanı konulmasındaki güçlükler, inkâr edilmesi ve gizli kalması sorunun önemini daha da artırmaktadır. Araştırma, sağlık çalışanlarına çocuk istismarı ve ihmali konusunda yapılan eğitimin bilgi ve farkındalık düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla, ön test-son test kontrol gruplu deneysel çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bir şehir ve bir üniversite hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 95 sağlık çalışanı (deney grubu=48, kontrol grubu= 47 sağlık çalışanı) oluşturmuştur. Veriler, 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerini Tanılama Ölçeği ile toplanmıştır. Etik kurul onamı alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzde dağılımı, ortalama ve standart sapma, bağımlı ve bağımsız gruplarda t-testi ve ki-kare analizi kullanılmıştır. Eğitim ortalama 30 dk haftada bir kez toplam 3 oturum olarak uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubunun eğitim öncesinde ölçek puan ortalamaları değerlendirildiğinde, ortalamanın üzerinde bilgi puanına sahip olmakla birlikte istendik düzeyde yüksek olmadığı belirlenmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda deney grubunun kontrol grubuna göre ön-test ölçek puan ortalaması arasında anlamlı bir farklılık yoktur (p>0.05), son testte ise deney grubunun ölçek puan ortalaması daha yüksek olup bu farklılık ileri düzeyde anlamlıdır (p<0.001). Grup içi karşılaştırmalarda deney grubunun son-test ölçek puan ortalamasının ön-teste göre ileri düzeyde anlamlı yükselme gösterdiği (p<0.001), kontrol grubunda ise son-test puan ortalamasının ön-teste göre anlamlı bir değişiklik göstermediği (p>0.05) saptanmıştır. Sonuç olarak, uygulanan eğitimin sağlık çalışanlarının çocuk ihmal ve istismarı hakkında bilgi ve farkındalık düzeylerini artırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuk ihmali, Çocuk İstismarı, Sağlık Çalışanları, Psikiyatri hemşireliği, Eğitim

Bilgi düzeyiFarkındalıkHemşirelik+6
Tuba Geçdi
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne başvuran çocuk istismarı ve ihmali olgularının değerlendirilmesi

Amaç: Çocuk istismarı ve ihmali karmaşık nedenleri ve oldukça trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psikososyal kapsamlı ciddi bir sorundur. Bu çalışmanın amacı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi (Ç.Ü.T.F.) Adli Olguları Değerlendirme Heyetine çeşitli yollardan başvuran istismara uğramış olgular ile ailelerinin ayrıntılı demografik özelliklerini ve istismarın sonuçlarını toplumsal, sosyokültürel açıdan değerlendirmektir.Gereç ve Yöntem: 2006-2009 yılları arasında Ç.Ü.T.F. Adli Olguları Değerlendirme Heyetine başvuran cinsel istismara uğramış 3-18 yaş aralığındaki 484 olgunun dosyaları retrospektif olarak incelendi. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 17.0 paket programı kullanıldı.Bulgular: Çalışmamızdaki 484 olgunun 143'ü (% 29,5) erkek, 341'i (% 70,5) kız idi. Cinsel istismara uğrayan çocukların yaş ortalaması 12,09±3,82 olup kızlar için 13,04±3,52, erkekler için 9,85±3,58 yıl idi. İstismara uğrayan çocukların ortalama eğitim süresi 4,91±3,32, kızlar için 5,50±3,3, erkekler için ise 3,50±2,9 yıl idi. Cinsel istismar şekli olguların % 11,6'sında sürtünme, % 24,8'inde genital penetrasyon, % 19,0'unda anal penetrasyon, % 1,7'sinde oral penetrasyon, % 0,8'sinde sözlü istismar, % 2,3'ünde öpme, % 11,4'ünde dokunma şeklinde olup % 28,4'ünde ise bu istismar şekilleri birliktelik göstermekte idi. Olguların % 54,4'ü tanıdık, % 20,3'ü yabancı kimse, % 11'i akraba-üvey baba, % 8,5'u 1.derece akraba, % 5,8'i nikahsız eş tarafından istismar edilmiş idi. % 46,4'ünde cinsel istismarın tekrarlaması, % 29,5 genital muayene bulgusu, % 5,6'sında ise gebelik var idi. Mağdurun istismara yaklaşımı % 23,8'inde gizleme, % 72,7'sinde ise yardım arama şeklinde idi. Ailenin istismara yaklaşımı % 11,0'inde gizleme, % 88,4'ünde yardım arama şeklinde iken çocuğa yaklaşımı % 21,5'unda suçlayıcı-baskılayıcı, % 78,3'ünde ise destekleyici-koruyucu idi. Olguların % 20,2'sine ASB, % 28,9'una ise PTSB tanısı koyulmuş olup % 5,2'sinde DEHA, % 11,6'sında zeka geriliği var idi.Sonuç: Ülkemizde çocuk istismarı ve ihmali ile ilgili güvenilir, yeterli ve istatistiksel veriler bulunmamaktadır. Bu nedenle öncelikle ülkemizde çocuk istismarı ve ihmalinin şu andaki durumunun tespit edilmesine ve bu konuda geniş kapsamlı bilimsel çalışmaların yapılmasına gereksinim vardır. İstismar ve ihmalin tanı ve tedavisinde multidisipliner yaklaşım esas olup istismarı önleme, tedavi etmekten daha kolay ve başarılıdır. Bunun için toplumun, çocukların, öğretmenlerin, sağlık personellerinin bilinç seviyesinin ve duyarlılığının arttırılmasına yönelik eğitim programlarının planlanması ve uygulanması gereklidir. İstismarın bildirimi ve yasal düzenlemeler ile sosyal destek programlarının yapılandırılması bu süreçte önemli ve zorunludur.

Cinsel kimlikYaşÇocuk ihmali+2
Özge Ballı
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İstismar olgularının yatarak tedavisinde klinik izlem bulguları

Amaç: Dünyada istismar ve ihmale uğramış çocuklara yönelik birçok rezidental merkez bulunmasına karşın, Türkiye'nin ilk rezidental kurumu olan ?Oğuz Kağan Köksal Sosyal Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi? Adana ilinde kurulmuştur. Söz konusu merkezde psikiyatrik tedaviler Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı tarafından yürütülmektedir. Bu çalışmada merkezde altı yıldan bu yana tedavi gören hastaların klinik ve sosyodemografik özellikleri ve izlem bulguları sunulmuştur.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 8-18 yaşlarında toplam 152 kız olgu alındı. İstimara özgü değişkenlere ve demografik bilgilere dosya kayıtlarından ulaşıldı.Bulgular: Olguların %78.9'i cinsel istismar öyküsü bildirdi. 75 olgu Travma Sonrası Stres Bozukluğu, 36 olguya Sınırda Kişilik Bozukluğu, 32 olguya Yıkıcı Davranış Bozukluğu ve 14 olguya Duygudurum Bozukluğu tanısı konmuştur. Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Sınırda Kişilik Bozukluğu tanısı tanıları cinsel istismar öyküsü bildirenlerde diğerlerinden daha yüksek oranlarda belirlenmiştir. Olguların %95.4'ünün tedavisinde psikotrop ilaçlar kullanılmıştır. Olguların %81.4'ünün tedavisinde kullanılan antipsikotikler en sık kullanılan ilaç tedavisidir. Duygudurum düzenleyiciler %51.7, antidepresanlar %25.5 oranlarında kullanılmıştır. Ortalama tedavi süresi 7.7 aydır. İlaç tedavisi alanların ortalama tedavi süresi diğerlerinden anlamlı biçimde daha uzundur.Sonuç: Rezidental tedaviler pek çok uygulamayı bir arada bulundurması ile diğer tedailerden ayrılır. Burada sunulan deneyimler ülkemizde istismar mağduru çocuk ve gençlerle çalışan ilk kuruma ait olması nedeni ile önemlidir. Tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin ülke genelinde yaygınlaştırılması gerekmektedir. Çalışmadan elde edilen izlem bulguları uygulanan programın faydalarının olabileceğini desteklemektedir.Anahtar Sözcükler: Cinsel İstismar, Rezidental Tedavi, TSSB

Cinsel suçlarCinsel tacizMental bozukluklar+4
Serhat Nasıroğlu
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Cinsel istismara uğrayan mağdurlarda gebelik öyküsünün ruhsal bozuklukla ilişkisi

ÖZET Cinsel ?stismara Uğrayan Mağdurlarda Gebelik Öyküsünün Ruhsal Bozuklukla ?li?kisi Amaç: Çocuk istismarı ve ihmali karma?ık nedenleri ve oldukça trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, geli?imsel ve psikososyal kapsamlı ciddi bir sorundur. Cinsel ?stismarının önemli olumsuz sonuçlarından bir diğeri de istenmeyen gebeliklerdir. Bu çalı?manın amacı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Olguları Değerlendirme Heyetinde değerlendirilen olgular arasında gebe olan, gebeliği herhangi bir nedenle sonlandırılan veya doğum yapmı? olguların klinik ve demografik özelliklerinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalı?mada Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Olguları Değerlendirme Heyetinde adli-tıbbı değerlendirmesinin yapılması ve/veya ruhen ve bedenen evlenip evlenemeyeceği hususlarında rapor düzenlenmesi amacıyla mahkemeler tarafından gönderilen 207 gebe adolesanın bilgileri geçmi?e dönük olarak incelendi. Bulgular: Olguların ortalama ya?ı 15,5 ± 1,6 yıl, ortalama eğitim süresi 6,0 ± 3,1 yıl; ortalama karde? sayısı 4,5 ± 2,8 idi. ?stismarcı yakınlığına bakıldığında olguların % 5,4'ünde baba ya da karde?, % 6,8'inde diğer bir aile üyesi, % 30,7'sinde aile dı?ından-akrabası olmayan bir tanıdığı veya yabancı biri, ve % 71,7'sinde e?i kabul edilen ki?i idi. Olguların % 97,1'inde penetrasyon öyküsü mevcut idi. Olguların % 17,4'ünde fiziksel istismar öyküsü, % 88,4'ünde ihmal mevcut idi. Olguların % 81,6'sı ailesinin kendine kar?ı destekleyici-koruyucu olduğunu bildirirken, ailelerin % 18,4'ü kızlarına kar?ı baskılayıcı-sınırlayıcı idi. Sonuç: Adolesan gebelerin takip ve tedavisinde multidisipliner bir yakla?ım sağlanmalıdır. Adolesanlar gebeliği ile ilgili kararı verirken, anne adayına gereken yardım ve desteğin sağlanması önemlidir. Gebeliği sürdürmeyi seçen adolesanlar doğum öncesi bakım için yönlendirilmelidir. Gebeliğin sonlandırılması kararında ise i?lem sonrası doğum kontrolü için danı?manlık yapılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Adli-tıbbi değerlendirme, çocuk istismarı, cinsel istismar, adolesan gebelik.

Adli tıpBelirti ve semptomlarErgenler+3
Belgin Yoruldu
Çukurova University
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunu'nda çocukların cinsel istismarı suçu

Toplumun geleceğini oluşturan çocuğun, sağlıklı bir birey olarak yetişebilmesi için her türlü istismar ve şiddette karşı korunması gerekir. Özellikle çocuğun maddi ve manevi varlığı üzerinde derin izler bırakan ve toplumda nefretle karşılan cinsel istismar, etkili müdahaleyi gerektiren bir istismar türüdür. Bu müdahalenin bir gereği olarak, çocukların cinsel dokunulmazlığının, ceza hukukunda hukuki himayenin konusuna dâhil edilmesi zorunludur. Cinsel dokunulmazlığı korumak ve özellikle çocukların sağlıklı bir cinsel gelişim gösterebilmelerini sağlamak amacıyla, çocukların cinsel yönden istismarına yönelik filler 5237 sayılı TCK m. 103'te yaptırım altına alınmıştır. Son yıllarda çocukların cinsel istismarı suçunda önemli derecede artış görülmektedir. Bu artışın önünün kesilmesi ve çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesi adına her alanda ciddi çalışmalar yapılmaktadır. İnsan soyunun en sevilesi varlığı olan çocuğun, maruz kaldığı bu istismar türüne karşı korunması için yapılan çalışmalara katkı sağlamak amacıyla, çocukların cinsel istismarı suçu tez konusu olarak seçilmiştir. Çalışma kapsamında suça ilişkin temel kavramlar, suçun tarihi gelişimi ve mukayeseli hukuktaki görünüm şekilleri ile 6545 sayılı Kanun değişikliği ile getirilen yenilikler ışığı altında, teknik hukuk açısından düzenlenme şekli incelenmeye çalışılmıştır.

Cinsel suçlarTürk Ceza KanunuÇocuk istismarı-cinsel+2
Funda Kaya
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ülkemizde cinsel istismar ile ilgili ceza yasalarının gelişmiş ülkelerin yasaları ile karşılaştırılması

Ülkemizde Cinsel İstismar İle İlgili Ceza Yasalarının Gelişmiş Ülkelerin Yasaları İle Karşılaştırılması Türk Ceza Kanunu'nda cinsel istismar tanımlanmıştır. Buna göre cinsel istismar denilince "On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar" anlaşılır. Ülkemizde ve dünyada çocukların cinsel istismara uğrama oranları oldukça yüksektir. Ancak unutulmamalıdır ki ortaya çıkabilen cinsel istismar olguları buzdağının yalnızca görülen kısmıdır. Yasalarımızda sanık konumundaki kişiler için özel düzenleme getirilmediği, istismarcı olarak nitelenen kişilerin tek bir potada eritildiği, flört ilişkilerinin dahi bu kapsamda ele alındığı görülmektedir. Cinsel istismar olgularında temel yaklaşımın cezalandırmak olduğu, sonraki süreçte mağdur ya da sanığa yönelik koruma-engelleme tedbirlerinin uygulamada pek karşılık bulmadığı da göze çarpmaktadır. Bu çalışma ile cinsel istismar mağdurlarının tedavisinde, sanıklara verilen cezalarda uluslararası uygulamalar karşılaştırılmış ve incelenmiştir. Türk Ceza Kanunu içinde yer alan cinsel istismar suçunda, mağdur ve sanıklar ile ilgili düzenlemeler İtalyan, Alman ve İsveç Ceza Kanunlarında yer alan düzenlemeleri ile karşılaştırılmıştır. Bunun sonucunda kanun içerikleri birbirinden ayıran bir takım farklılıklar olsa da genel itibariyle ülkelerin birbirine benzeyen yasalara sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun diğer ülkelere kıyasla cezalandırma açısından İtalyan Ceza Yasası ile benzerlik göstererek, diğer iki ülkeye kıyasla daha yüksek cezalar barındırdığı görülmüştür. Alman Ceza Kanun'unda cezaların daha çok hapis ya da para cezası olarak seçimlik halde, İsveç Ceza Kanunu'nda yine aynı şekilde seçimlik olmasa da hapis cezaların düşük seviyede olduğu göze çarpmıştır. Ayrıca, İtalyan Ceza Kanunu dışındaki ülkelerde, faili cezalandırmak dışında, mağdurun korunması ya da rehabilite edilmesi açısından hükümlerin olmadığı görülmüştür. Bu durum Türkiye'de her ne kadar 29782 sayılı "Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Karşı Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik" ile giderilmeye çalışılsa da uygulamada çok fazla yer almadığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Ceza, cinsel istismar, çocuk, istismarcı, yasa

CezaCinsel saldırı suçuCinsel suçlar+5
Ayten Püren Doğanay
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunu'nda çocukların cinsel istismarı suçu

Kişilerin en temel haklarından biri, onun vücut ve cinsel dokunulmazlığıdır. Devletlerce bu hak, anayasal seviyede düzenlenmektedir. Özellikle çocuklar için bu hakkın korunması ve bu hakka yönelik saldırıların bir yaptırımla cezalandırılabilmesi için ceza kanunlarında suç tanımları düzenlenmektedir. Çocukların cinsel istismarı suçu da, bu suç tanımlarından biridir. Bu suçun adil bir şekilde yaptırıma bağlanması, çocukların vücutlarının cinsel amaçlı fiillerden korunabilmesi, onların gelişimlerine yönelik her türlü tehlikeye karşı duyarlı bir adalet mekanizması ile sağlanabilecektir. Adalet Bakanlığı'nın yıllık yayımladığı güncel resmi veriler, işlenen suçlar arasında cinsel istismar suçunun oranının artma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Buna bir şekilde adli mercilere iletilmeyen cinsel istismar vakaları da eklenirse gerçek rakamın daha çok yüksek olduğu görülecektir. İki farklı kanunla çocukların cinsel istismarı suçunu düzenleyen madde metninde düzenlemeler yapılmış, bu düzenlemelerle cinsel istismar suçu sınıflandırılmış ve yaptırımı artırılmıştır. Öğretide öngörülen hapis cezalarının artırılmasıyla caydırıcılığının sağlanamadığı ifade edilmektedir. Cezada caydırıcılığın sağlanması için yerinde ve etkin cezalar düşünülmelidir. Bu suç kapsamında izlenen suç ve ceza siyasetinin değiştirilmesi ve failin kısırlaştırılması gibi yeni argümanların ortaya koyulması gerekmektedir.

Cinsel istismarSarkıntılıkTürk Ceza Kanunu+3
Ayşe Önemli Koçer
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana il merkezi aile hekimliği birimlerinde görev yapan doktorların çocuk istismarı ve ihmali hakkında bilgi, farkındalık ve tutumlarının belirlenmesi

Giriş ve Amaç: Çocuk istismarı ve ihmali (ÇİVEİ) nedenleri ve sonuçları açısından tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psikososyal temeller kapsamında incelenen, çocuğu yalnız içinde bulunduğu dönemde değil gelecek yaşamında da olumsuz etkileyen, tanı konmadığı ve önlem alınmadığı taktirde tekrar ve hatta ölüm riski olan bir halk sağlığı sorundur. Bu çalışma Adana İl Merkezi Aile Hekimliği Birimlerinde 1. basamak sağlık hizmeti sunucusu olarak görev yapan doktorların, çocuk istismarı ve ihmalinin belirtileri ve riskleri konusundaki bilgi düzeylerini saptamak, bu konudaki farkındalıklarını ve tutumlarını ortaya koymak, istismar konusunda aldıkları eğitim ve mesleki deneyimlerinin bu bilgi düzeylerine etkisini ve etkileyen diğer faktörleri ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Gereç Yöntem: Bu çalışma Adana İli 4 merkez ilçe sınırları içerisinde birinci basamak sağlık hizmeti sunan 113 aile sağlığı merkezinde çalışan 485 aile hekimine yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Adana merkez ilçelerinde 113 aile sağlığı merkezi (ASM), 485 aile hekimi bulunmaktadır. Bunların ilçelere göre dağılımı, Seyhan; 53 ASM 233 aile hekimi, Çukurova 20 ASM 97 aile hekimi, Yüreğir 25 ASM 116 aile hekimi, Sarıçam 15 ASM 39 aile hekimi şeklindedir. Çalışmada ASM'lerde çalışan hekimler için örneklem seçilmeyip tüm evrene (ön anket çalışması uygulanan 10 hekim araştırmaya dahil edilmemiş olup araştırma evrenini 475 aile hekimi oluşturmuştur) ulaşılması hedeflenmiştir. ASM'ler çoğu zaman birden fazla kez ziyaret edilerek 439 (% 92,4) hekime ulaşılmış ve 375 (ulaşılan aile hekimlerinin % 85,4'ü) hekime araştırmacı tarafından yüz yüze görüşerek anket uygulanmıştır. Ulaşılan hekimlerin 64'ü (% 14,6) çalışmaya katılmak istemediği için 375 hekimle çalışma tamamlanmıştır. Aile hekimlerinden yazılı aydınlatılmış onam formu alınmıştır. Çalışma kapsamında hekimlerin sosyodemografik özellikleri, eğitim durumları, çalışma süreleri, olguyla karşılaşma durumları, olguya müdahale özelliklerini içeren 17 soruluk kişisel bilgi formu ve hekimlerin çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla Aynur Uysal tarafından geliştirilen ''Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu'' kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 19 for Windows paket programı yardımıyla, istatistiksel analiz olarak ki-kare testi, t testi, ANOVA testi, korelasyon testi kullanılmış ve p<0,05 olması anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan aile hekimlerinin yaşları 24 ile 68 arasında değişmekte olup yaş ortalamaları 47,46'dır. Aile hekimlerinin % 66,7'sini erkek, % 33,3'ünü kadın hekimler oluşturmaktadır. Hekimlerin % 91,5'i pratisyen hekim, %2,7'si aile hekimliği asistanı, % 5,9'u aile hekimi uzmanıdır. Hekimlerin % 39,7'si çocuk istismarı ve ihmaline yönelik eğitim almamıştır. Hekimlerin % 39,2'si çocuk istismarı ve ihmali vakası ile karşılaşmıştır. İstismara yönelik eğitim alanların istismar yakalama oranı daha yüksektir. ÇİVEİ vakası ile karşılaşan hekimlerin % 44,2'si adli vaka olarak bildirimde bulunduğunu bildirmiştir. Karşılaşılan olguyu doğrudan veya dolaylı yoldan adli mercilere bildirmeyen hekimlerin % 27'si bildirim konusunda bilgisinin yetersiz olduğunu, bu yüzden bildirim yapmadığını belirtirken, % 21,6'sı bildirimden sonra çocuğun hayatının olumsuz etkileneceğini düşündüğü için bildirim yapmadığını, % 21,6'sı ÇİVEİ'den yeterince şüphelenmediği için bildirmediğini belirtmiştir. Hekimlerin % 23,5'i çalıştıkları kurumda ÇİVEİ'ye yönelik talimat ve prosedürün vardır, % 76,5 oranında hekim ise konuya yönelik kurumda talimat ve prosedür yoktur demiştir. Hekimler çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve risklerinin tanılanmasına yönelik ölçek puan ortalaması 3,90'dır. Aile hekimlerinin ÇİİBRTYÖ genel ölçek ve alt ölçeklerden aldıkları puanlar medeni durum, ÇİVEİ eğitimi alma durumları, çalıştıkları ilçeler ve uzmanlık durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Meslek yaşamları boyunca çocuk istismarı ve ihmali vakası ile karşılaşan hekimlerin puan ortalaması olgu ile karşılaşmayanların puan ortalamalarına göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0,001). Sonuç: Uyguladığımız ölçek sayesinde aile hekimlerinin çocuk istismarı ve ihmali bilgi ve farkındalık düzeyleri incelenmiş, elde ettiğimiz bulgular ışığında aile hekimlerinin çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilgi ve farkındalık eksikliklerinin olduğu, eğitim faaliyetlerinin yetersiz olduğu ve yapılandırılarak arttırılması gerektiği belirlenmiştir.

AdanaAile hekimliğiBilgi+7
Yavuzalp Solak
Çukurova University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi adli olguları değerlendirme heyetine 2005- 2017 yılları arasında başvuran adli olguların değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızda cinsel istismar olgularının psikososyal, psikiyatrik ve adli özelliklerinin değerlendirilerek olguların sosyodemografik özellikleri, karşılaştıkları adli süreçler ve yaşadıkları adli olayların sonrasında ortaya çıkan psikiyatrik sorunların bireysel, toplumsal, sosyal ve kültürel açıdan sonuçları ile birlikte değerlendirilmesini amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Adli Olgular Değerlendirme Heyeti'nde 2005 Ocak-2017 Aralık tarihleri arasında değerlendirilen 1327 kız, 389 erkek toplam 1716 cinsel istismar olgusu alındı, dosyaların geriye dönük dosya incelemesi yapıldı. Bulgular: Olguların yaş ortalaması 13,85±3,64 idi (kız=14,7±4,14 yaş, erkek=10,8±3,6 yaş). Annelerin % 7,9'unda; babaların % 4,1'inde ruhsal hastalık mevcutken; babaların % 12,2'sinde alkol kullanımı mevcuttu. Olguların 484'ünde (% 28,2) anne-baba boşanmıştı. İstismar şekillerinden sürtünme 303 (% 17,6), genital penetrasyon 445 (% 25,9), anal penetrasyon 279 (% 16,2), oral penetrasyon 26 (% 1,5) olguda mevcuttu. Olguların 870'inde (% 50,7) tekrarlayan istismar öyküsü belirlenirken, erkeklerin % 56,8'inde, kızların % 51,3'ünde penetrasyon mevcuttu. Olguların % 34,2'sinde ihmal gözlenirken; % 18,1'irinde fiziksel istismar mevcuttu. Olguların % 7,8'inde (n=133) baba, % 4.3'ünde (n=74) abi, % 10,2'sinde (n=174) akraba, % 50,5'inde (n=860) akraba dışında tanıdık, % 3,7'sinde (n=63) nikahsız eş, % 1,4'ünde (n=23) üvey baba, % 19,2'sinde (n=327) yabancı kimse istismarcı idi. Olguların % 16,4'ünün istismarı gizlerken; ailelerin % 12,3'ünün istismarı gizlediği, ailelerin % 18,1'inin çocuğa suçlayıcı yaklaştığı görüldü. Sonuç: Cinsel istismar olgularında yaş, cinsiyet, annenin eğitim durumu ve ruhsal hastalık öyküsü, babanın eğitim durumu, ruhsal hastalık ve alkol kullanım öyküsü, anne babanın ayrı olması, anne-baba dışındaki bireyler tarafından yetiştirilme, kurum bakımı alma, ihmal ve fiziksel istismar öyküsü olan bireylerle cinsel istismar olguları arasında yakın ilişki saptandı.

Adli tıpCinsel suçlarPsikiyatri+5
Ayşegül Kızıltoprak
Çukurova University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul temelli cinsel istismardan koruma psiko-eğitim programının öğrenciler, öğretmenler ve ebeveynlerin bilgi düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın temel amacı 1., 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilere yönelik geliştirilen cinsel istismardan korunma psiko-eğitim programının etkiliğini sınamaktır. Ayrıca ebeveynlerin ve öğretmenlerin cinsel istismara ilişkin bilgi düzeylerinin de sınanması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Mersin ili Tarsus ilçesinde öğrenim gören 94'ü (69 ilkokul, 25 ortaokul) deney 104'ü (76 ilkokul, 28 ortaokul) kontrol grubu olarak belirlenen 198 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada öğretmen grubu ise Mersin ili Tarsus ilçesindeki bir ortaokulda görev yapan 13'ü kadın 15'i erkek toplam 28 kişiden oluşmaktadır. Çalışmaya 53 ebeveyn katılmıştır (kadın n= 46, erkek n= 7) ve eğitimine katılan ebeveynler arasından gönüllü olan 9 öğrencinin annesi ile yapılan görüşmeler sonucunda nitel veriler toplanmıştır. Bu araştırma kapsamında hem sayısal verilerden hem de nitel verilerden elde edilen sonuçlar kullanıldığı için yöntem üçgenlemesi yapılmıştır. Eğitim programının uygulanmasının öncesinde öntest, sonrasında sontest ve 4 ay sonrasında izleme testi uygulamaları hem deney hem de kontrol grubu öğrencilerine yapılmıştır. Çalışma kapsamında öğretmenlere verilen eğitim öncesinde ve sonrasında öntest ve sontest 4 ay sonrasında ise izleme testi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlere yönelik olarak eğitim verildikten ve öğrencilere yönelik programın uygulaması bitirildikten sonra görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada araştırmacı tarafından uyarlama çalışması yapılan Çocukların Cinsel İstismar Bilgi Düzeyi Ölçeği (CİBDÖ) ile Öğretmenlerin Cinsel İstismar Durumlarını Bildirme Tutumları Ölçeği (ÖCİBTÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler parametrik testler ve nitel veri analizi aracılığıyla değerlendirilmiştir. Cinsel İstismardan Korunma Psiko-Eğitim Programı (CİKEP) olarak adlandırılan ve beş oturumdan oluşan psiko-eğitim programına katılan 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilerin CİBDÖ puanlarında uygulama öncesi puanlarına göre anlamlı düzeyde yükselme olmuştur. Buna karşın 1. sınıf düzeyindeki öğrencilerin öntest ve sontest puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilerin CİBDÖ puanlarındaki bu artışın dört ay sonra yapılan izleme ölçümlerinde de sürdüğü anlaşılmıştır. Öğretmenlerin ÖCİBTÖ puanlarında ise öntest uygulamasına göre anlamlı düzeyde farklılık olduğu ve bu farklılığın dört ay sonra yapılan izleme testlerinde de sürdüğü anlaşılmıştır. Ebeveynlerle yürütülen çalışma sonunda ise ebeveynler programın faydalı olduğunu bildirmişlerdir. Bulgular cinsel istismarın önlenmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar kapsamında ve okul temelli programlar bağlamında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Öğrenci, Öğretmen, Ebeveyn, Çocuk Cinsel İstismarı, Cinsel İstismardan Korunma Psiko-Eğitim Programı, Okul Temelli Program

Cinsel eğitimEğitim kurumlarıGrup rehberliği+7
Yasin Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul psikolojik danışmanlarının çocuk istismarı vakalarındaki deneyimleri üzerine nitel bir çalışma

Bu araştırma okul psikolojik danışmanlarının çocuk istismarı vakalarındaki deneyimlerinin incelendiği nitel bir araştırmadır. Araştırmaya Adana'da görev yapan 17 okul psikolojik danışmanı (13 kadın, 4 erkek) katılmıştır. Araştırmada, veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "yarı yapılandırılmış görüşme formu ve katılımcıların demografik bilgilerini elde etmek için "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi yoluyla analiz edilmiş ve bulgular temalar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda okul psikolojik danışmanlarının çocuk istismarı vakalarındaki deneyimlerine ilişkin bulgular dokuz tema altında toplanmıştır. Bu temalar şu şekildedir; (1) çocuk istismarı olgusuna ilişkin algılar, (2) okul PDR servislerinde karşılaşılan istismar türleri, (3) okul PDR servislerinde istismarı önleme, tespit ve müdahale aşamalarında yapılan çalışmalar, (4) istismar vakalarına müdahale aşamasında yaşanan güçlükler, (5) istismar vakalarında işbirliği yapılan kurum ve kuruluşlar, (6) karşılaşılan istismar vakalarında zorlanılan durumlar, (7) istismar vakaları ile çalışmada yeterlilik algıları ve yeterliliği artırma konusunda öneriler, (8) çocuk istismarı ile ilgili mevcut yasaların yeterliliği ve yapılacak yeni yasal düzenlemeler, (9) çocuk istismarını önlemeye yönelik öneriler. Anahtar Kelimeler: Çocuk istismarı, duygusal istismar, fiziksel istismar, cinsel istismar, okul psikolojik danışmanı, PDR servisi.

Eğitim kurumlarıEğitim psikolojisiMesleki deneyim+7
Tuba Hatice Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel istismara uğramış ve uğramamış 12-18 yaş arası çocukların anne baba tutumları ve aile işlevselliklerinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmada cinsel istismara uğramış 12-18 yaş arasındaki çocukların, anne baba tutumlarının ve aile işlevselliklerinin kontrol grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, cinsel istismara uğramış 12-18 yaş arası 98 çocuk ve onların yaş ve cinsiyet olarak benzeri olan 196 çocuk ile yapılan nicel bir araştırmadır. Aile değerlendirme ölçeği, anne baba tutum ölçeği ve sosyodemografik anket formu ve cinsel istismara özgü bilgi formu veri toplama araçlarıdır. Veriler SPSS for Windows 25.0 ve Stata 14.0 programı aracılığıyla işlenmiş ve çözümlenmiştir. Bulgular: Olguların aile işlevselliklerinin kontrollere göre daha kötü düzeyde olduğu; anne-baba tutumları açısından yapılan karşılaştırmada "koruyucu tutum" boyutunda orta düzeyde, "demokratik tutum" ve "otoriter tutum" boyutu ile özet tutum puanında yüksek düzeyde aralarında bir farklılığın olduğu ve olguların kontrollere göre daha sağlıksız aile işlevselliğine ve daha otoriter anne-baba tutumuna sahip olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Çocuğun içinde bulunduğu aile işlevselliğinin sağlıksız olması ve çocuğu yetiştiren ebeveynlerin tutumunun otoriter olması çocuğun cinsel istismara uğrama riskini arttırmaktadır. Sağlıklı bir aile sisteminin ve ebeveynlerin sağlıklı tutuma sahip olmadığı ortamlarda çocuktan başlayarak aileye doğru devam eden bir sosyal hizmet müdahale planı gerekmektedir.

Aile işlevleriAna-babaAna-baba tutumu+4
Sezin Ünal
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir il merkezinde bir grup okul öncesi öğretmen ile bir grup sağlık çalışanının çocuk istismarı ve ihmaline yönelik farkındalık düzeylerinin incelenmesi

Amaç: Çocuk istismarı ve ihmalinin belirtilerini ve risklerini tanılamada pediatri biriminde çalışan hemşire, hekim ve okul öncesi öğretmenlerinin bilgi ve farkındalık düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Ekim 2017- Mart 2018 tarihleri arasında, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Pediatri Birimleri ve Eskişehir İli Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında yürütülmüştür. Araştırmaya 71 hemşire, 32 hekim ve 204 öğretmen katılmıştır. Veriler 'Sosyo-demografik Veri Formu' ve 'Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerini Tanılama Ölçeği' kullanılarak elde edilmiştir. SPSS for Windows 22.0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin %49,3'ü, hekimlerin %68,8'i, öğretmenlerin %67,2'si konu ile ilgili eğitim almışlardır fakat vakayla karşılaştıklarında hemşirelerin %54,9'u, hekimlerin %28,1'i, öğretmenlerin %44,1'i karar vermede kendilerini yeterli görmemektedir. Hemşireler (x=3,55±0,31) ve öğretmenler (x=3,59±0,33) en yüksek puanı 'İstismar ve ihmalin çocuktaki fiziksel belirtileri' maddesinden, hekimler ise 'İhmalin çocuk üzerindeki belirtileri' maddesinden (x=3,62±0,34) almışlardır. Çalışanlar 'İstismar ve ihmale yatkın çocukların özellikleri' maddesinden ise en düşük puanı almışlardır. Sonuçlar: Hemşire, hekim ve okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve risklerini tanılamada bilgi gereksinimlerinin olduğu görülmüştür.

DoktorlarEskişehirFarkındalık+7
Hilal Şahin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ceza hukukunda çocukların cinsel istismarı suçu (Yozgat örneği)

Toplumların ilerlemesi, gelişmesi ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmasının temelini ve çıkış yolunu oluşturan çocuklar, ne yazık ki geçmişten bugüne toplumların azımsanmayacak bir kesimi tarafından cinsel ihtiyaçların giderilmesinde kullanılan bir nesne olarak görülmüştür. Bu nedenle, toplumları derinden etkileyen böylesi olumsuz bir durumla daha etkin mücadele etmek gerekmektedir. Çocuklara yönelik cinsel istismar fiillerinin, ülkemiz başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde korkunç derecede artış gösterdiği görülmekte ve bunun önünün kesilmesi için gereken tedbirler alınmadığı takdirde, telafisi mümkün olmayan sonuçların ortaya çıkacağı gün gibi aşikardır. Bu nedenle, çocuklara yönelik cinsel istismar fiillerinin önlenmesi adına yapılan çalışmalara katkı sunabilmek amacıyla, çocukların cinsel istismarı tez konusu olarak belirlenmiştir. Yapılan çalışma kapsamında, suça ilişkin temel kavramlar, suçun nasıl işlendiği ve suç oluşturan eylem karşısında nasıl hareket edilmesi gerektiğine ilişkin tüm unsurlarıyla birlikte çocukların cinsel istismarı suçu, çocuklara yönelik cinsel istismar eylemlerinin ülkemizdeki yansımaları istatistiki veriler ışığında incelenmeye çalışılmıştır.

Türk Ceza HukukuTürk Ceza KanunuYozgat+2
İsmail Çelik
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akut cinsel istismar ve saldırı olgularında güncel teknoloji ve laboratuvar kullanımı ile raporlandırma standardizasyonu çalışması

Giriş ve amaç: Cinsel şiddet, cinsiyet ayrımı olmayan, tüm yaş gruplarında karşılaşılabilecek bir suçtur. Kız ve erkek çocukları, kadınlar, yaşlılar, bedensel-mental yetersizliği bulunanlar ve erkekler dahil herkes bu suçun mağduru olabilmektedir. Ancak dünya genelinde olgu sayılarına bakıldığında, bu şiddete en çok maruz kalanların kadınlar ve çocuklar olduğu görülmektedir. Cinsel şiddet olgularının yönetimi; kompleks, dikkat gerektiren, hassas, uzun süreli bir dönemi kapsayan ve multidisipliner bir yaklaşım gerektiren çok aşamalı bir süreçtir. Çalışmamızda cinsel şiddet iddiası ile başvuran olgular incelenerek; zamanında yapılan kaliteli bir adli tıbbi muayenenin önemini gösterebilmek, güncel teknoloji ve laboratuvar kullanımı ile raporlandırma standardizasyonunu sağlayabilmek amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmamızda, 2017 ve 2019 yılları arasında Anabilim dalımıza cinsel saldırı/istismar iddiası ile yönlendirilen, iddiaya konu olayların ilk yedi günü içerisinde gerçekleşmiş olan 203 olgu özellikleri incelenmiştir. Bulgular: Cinsel şiddet mağduru olduğu iddiasıyla muayene ve değerlendirmeleri yapılan olgular incelendiğinde; mağdurların en yüksek oranda 15-17 yaş kategorisinde ve kız çocuğu olduğu, erkek cinsiyette yabancı uyruklu olma oranının kadın cinsiyete göre anlamlı olarak yüksek olduğu, mağdur ve fail arasında sosyal medya üzerinden tanışma öyküsü varlığının yalnızca kız çocuğu/kadın grubunda ve %20,7 oranında görüldüğü, olayların %81,3'ünde failin mağdurun tanıdığı biri olduğu, cinsel şiddete eşlik eden fiziksel şiddet oranının %31 olduğu, en sık görülen istismar tiplerinin vajinal ve anal penetrasyon olduğu, olaydan sonraki ilk 24 saat içerisinde ve vajinal penetrasyon öyküsü varlığında alınan sürüntülerin pozitif sonuçlanma oranının anlamlı yüksek olduğu, alkol-madde kullanım iddiası mevcut olan 33 olgunun 16'sının toksikolojik incelemelerinin tarafımızca yapılması sonucu %100 oranında alkol/uyutucu-uyuşturucu madde bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Cinsel şiddet olgularının yönetimi, ilk karşılaşmadan itibaren başlayan, yargılama aşaması ile hastanın tedavisinin ve rehabilitasyonunun tamamlanmasına kadar devam eden, mağdurun iyilik hali ve soruşturma kapsamında, maddi gerçekliğin ortaya konmasında önem taşıyan bir süreçtir. Cinsel şiddet olayına dahil bireylerin tıbbi ihtiyaçlarını ön planda tutarak yasal haklarını da korumayı kapsayan doğru bir olgu yönetiminin sağlanabilmesi için uluslararası kılavuz ve sözleşmelere uygun, iyi, standardize ve kaliteli bir muayene ve raporlandırma sistemi gerekmektedir.

Adli tıpCinsel saldırı suçuFizik muayene+4
Sıla Aslan Demir
Çukurova University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin çocuk istismarı ve ihmalini raporlama öz-yeterlilik ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması

Araştırma, Hemşirelerin Çocuk İstismarı ve İhmalini Raporlama Öz-Yeterlilik Ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirliğini test etmek amacıyla metadolojik olarak planlandı. Metodolojik türde yürütülen bu çalışma, 01 Şubat-01 Nisan 2019 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri'nde çalışan hemşireler üzerinde yapıldı. Evreni, hastanede çalışmakta olan hemşireler oluşturmuş; örneklem grubu seçimine gidilmeden evrenin tamamı ile çalışılmıştır (N=308). Lee-Pei,Yu ve ark. tarafından 2008 yılında geliştirilen ölçek, 44 tutum sorusundan oluşmaktadır. Geçerlilik ve güvenirlik analizinde; dil, kapsam, yapı geçerliliği, güvenilirlik analizlerinde ise; iç tutarlılık katsayısı ve testin iki yarıya bölünmesi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 11.5 Windows sürümü ve SPSS AMOS 24 sürümünde yapılmıştır. Hemşirelerin Çocuk İstismarı ve İhmalini Raporlama Öz-Yeterlilik Ölçeği'nin çeviri geri çeviri yöntemi ile dil geçerliliği analiz edilmiş ve uzman görüşleri ile kapsam geçerliliği yapılmıştır. Kapsam geçerliliğinde Davis yöntemi kullanılarak KGO hesaplandı. Yapı geçerliliğinde AFA ile DFA yapıldı. Ölçeğin DFA sonucunda tek faktörlü bir yapıda ve faktör yüklerinin uygun aralıkta olduğu belirlenmiştir. Uyum değerlendirme ölçütlerinden RMSEA 0.074, CFI 0.908, NFI 0.927, GFI 0.906, AGFI 0.889, X2 3864.26 ve X2/SD 4.771 olarak saptanmıştır ve modelin uyumuna karar verildi Ölçeğin iç tutarlılık analizleri sonucunda madde toplam puan korelasyonlarının yeterli ve Cronbach α katsayısı her üç ölçek için sırasıyla 0.98, 0.98 ve 0.94 olduğu bulunmuştur. Testin iki yarıya bölünmesi yönteminde ölçeklerin 9 alt boyutuna ait Spearman-Brown kat sayısı 0.881 ile 0.992 arasında bulundu. Guttman Split-Half değerinin ise 0.723-0.980 arasında olduğu gözlendi. Sonuç olarak, Hemşirelerin Çocuk İstismarı ve İhmalini Raporlama Öz-Yeterlilik Ölçeği'nin orijinal ölçekle benzer bir yapıda, geçerlik ve güvenirliğinin yüksek olduğu ve hemşirelerin Çİİ'yi raporlamada yeterli bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir.

Güvenilirlik ve geçerlilikHemşirelerHemşirelik+7
Seba Bür Durgun
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu (TCK m. 104)

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, medeniyetin başlangıcından bu yana toplumlarda cezalandırılmıştır. Cinsel davranışların hukuka aykırı olarak uygulanması bazı toplumlarda daha olağan karşılanırken bazı toplumlarda olağanüstü tepkiler almıştır. Cezalandırmanın nedenleri zamanla ve toplum yapısına göre değişse de cinsel davranışlara ilişkin hassasiyet hep var olmuştur. Reşit olmayanla cinsel ilişki, Türk ceza hukuku sisteminde öteden beri suç sayılmıştır. Türk toplumunun cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara bakışı, ilk Türk devletlerinden bu yana pek farklılaşmamıştır. Bu tarz davranışlar, ağır müeyyidelerle cezalandırılmıştır. Özellikle mağdurun kadın olduğu suçlarda, kadının toplumdaki üstün yeri gözetilerek daha hassas davranılmıştır. Günümüz Türk hukuk sisteminde reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu düzenleme ele alınırken öncelikle çocuk kavramı, ardından cinsellik kavramı ve en nihayetinde kanuni düzenlemenin teorik ve pratik yanları incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Reşit olmayan, istismar, rıza, cinsel davranış, çocuk.

Ceza hukukuCinsel davranışCinsel ilişki+6
Meliha Toprakçı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuğun cinsel istismarı ve psikiyatrik sonuçları

ÖZET Amaç: Çalışmamızda, cinsel istismar olgularında saptanan psikiyatrik bulgular ve etken olan unsurların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalına ve Düzce Üniversitesi Adli Tıp Uzmanlar Kurulu'na 2015-2019 yıllarında cinsel istismar şüphesiyle gönderilen ve haklarında rapor düzenlenen olguların muayene esnasında vermiş olduğu bilgiler, laboratuvar sonuçları, adli tahkikat evrakındaki bilgiler, sosyal inceleme raporları ve bu olgular hakkında Anabilim Dalımızca başkaca cinsel şiddet, kati rapor, ceza sorumluluğu, uyuşturucu madde kullanımı, evliliğe haiz olup olmama hususlarında tanzim edilen raporlar retrospektif olarak incelenmiştir. Bulgular: Mağdurların yaş ortalaması 13,20±3,62 (med: 14) bulundu. Olguların %79,2'sinin kız çocuğu olduğu, 177 olguda ilk muayeneden önce emniyette küçüğün ifadesinin alındığı, 5 olgunun başvuru anında gebe olduğu, anogenital muayeneye onam veren 207 olgudan 13'ünde akut travmatik bulgu saptanabildiği, olgulardan 71'inin flört şiddeti olduğu, adli süreçten önce tanı almış olan 52 olgudan 14'ünde zeka geriliği olduğu, olaydan sonraki yıllarda madde kullandığı tespit edilen 17 olgu olduğu, cinsel şiddet şüphesiyle tekrar değerlendirilen 20 olgu bulunduğu, beyana itibar yönünden değerlendirilmek üzere 10 olgunun ve evliliğe haizlik yönünden değerlendirilmek üzere 10 olgunun tekrar başvurduğu saptanmıştır. Kardeş sayısının, penetrasyonun, olay anında rızanın, özgeçmişinde aile içi şiddet veya psikiyatrik tanı bulunmasının olaydan sonra psikiyatrik tanı almayı etkilemediği; birden fazla kez cinsel saldırıya maruz kalmanın, okulu bırakmış olmanın olaydan sonra psikiyatrik tanı almayı artırdığı bulunmuştur. Tartışma ve Sonuç: Cinsel istismar olgusu ve bunu takip eden adli süreç, mağdurlarda ruhsal sonuçlara neden olmaktadır. Bu sonuçların tespiti, hem sağaltımı için gerekli adımların atılabilmesi, hem de adli kovuşturma kapsamında tıbbi bulgu niteliği taşıması bakımından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: cinsel istismar, adli tıp, çocuk istismarı, çocuk ruh sağlığı, anksiyete

Adli psikiyatriAdli tıpAnksiyete+7
Aybike Avgören Kapoğlu
Düzce University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Somatizasyon bozukluğu ve fibromiyalji sendromunda çocukluk çağı travmaları ve disosiyatif yaşantıların araştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı somatizasyon bozukluğu (SB) ve fibromyalji sendromunun (FMS) disosiyatif semptomlarla/bozuklukla ve çocukluk çağı travmalarıyla ilişkisi, somatizasyon bozukluğu ve fibromyalji sendromunda çocukluk çağı travmalarının hastalığın oluşumunda rol oynayıp oynamadığını araştırmaktı. Gereç ve yöntem: Çalışmaya 2013–2014 yılları arasında Düzce Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalına başvuran, DSM-IV-TR'ye göre somatizasyon bozukluğu tanısı almış hastalar (grup I) ile fibromyalji sendromu tanısıyla takip edilen hastalarda (grup II) testleri uygun şekilde anlayıp cevaplayabilecek, en az ilkokul mezunu olan, çalışmaya katılmayı kabul edenler ile kontrol grubu için benzer sosyodemografik özelliklere sahip, en az ilkokul mezunu sağlıklı bireyler alındı. SB için mental retardasyon, psikoz, somatizasyonu açıklayacak ek organik hastalığı ya da madde kullanımı bulunma, FMS için ek organik hastalığı olma dışlama kriterleriydi. Çalışmaya katılan 189 kişiden 60 kişi grup I (Somatizasyon Bozukluğu), 60 kişi grup II (Fibromiyalji Sendromu), 69 kişi grup III(kontrol grubu) olup, her üç gruba da çocukluk çağı travmaları ölçeği (CTQ-28) ve disosiyasyon ölçeği (DIS-Q) ile birlikte sosyodemografik bilgiler olarak yaş, cinsiyet, medeni durum, meslek, eğitim, ekonomik durum, yaşadığı yer, ailede hastalık öyküsü sorgulandı. Bulgular: SB ve FMS'li grupların Toplam CTQ ortalama puanları Kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek çıkmıştır (p =0,008). CTQ ölçeğinin alt boyutları bakımından gruplar karşılaştırıldığında; SB ve FMS olan hastaların duygusal ihmal puanı ortalaması, kontrol grubundan anlamlı derecede daha yüksek çıkmıştır (p<0,001). Buna karşın SB ve FMS'li hastalarda duygusal ihmal ortalamaları benzerdir (p> 0,05). Duygusal istismar ortalaması bakımından SB olan hastaların ortalaması kontrol grubunun ortalamasından anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p =0,029). Diğer gruplar arasında fark olmayıp, duygusal istismar ortalamaları bakımından SB ve FMS benzerdir(p> 0,05). Fiziksel ihmal ortalamaları bakımından FMS hastalarının ortalaması kontrol grubunun ortalamasından anlamlı derecede daha yüksek bulunmuş (p =0,046), ancak SB olanların fiziksel ihmal ortalamaları ile kontrol ve fibromiyaljili hastaların fiziksel ihmal ortalamaları arasında anlamlı fark tesbit edilmemiştir; SB ve FMS bu anlamda benzerdir (p> 0,05). Tüm gruplarda CTQ'nun tüm alt ölçeklerinin ortalama puanları, ölçeğin Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışmasında belirlenen kesim puanlarının üstünde bulunmuştur (kontrol grubunun duygusal ihmal puanı dışında). DIS-Q ortalamaları bakımından gruplar arasında anlamlı farklılık belirlenmiştir (p=0,004). Farklılıklar detaylı olarak incelendiğinde fibromiyalji hastaların DIS-Q ortalaması somatizasyon bozukluğu olan hastaların ve kontrol grubunun ortalamasından anlamlı derecede yüksek çıkmıştır (sırasıyla p değerleri 0,05; 0,003). Sonuç: Çalışmamızda SB ve FMS'nin tüm çocukluk travmaları, duygusal ihmal, duygusal istismar, fiziksel ihmal açısından benzer olduklarını tesbit ettik. SB ve FMS için DIS-Q ortalamaları yüksek düzeyde olup FMS'de anlamlı düzeyde yüksekti. Etiyolojilerindeki çocukluk çağı travmaları ve travmatik yaşantıların benzerliği nedeniyle SB, FMS hatta Disosiyatif Bozukluklar iç içe geçmiş, travmanın sebep olduğu nörobiyolojik, psikolojik ve somatik sonuçlarıyla seyreden aynı hastalığın farklı klinik görünümleri olarak değerlendirilebilir. Çalışmamızın bundan sonra bu alanda yapılacak olan diğer çalışmalara ışık tutacağı düşüncesindeyiz.

AğrıDissosiyatif bozukluklarFibromiyalji+4
Şule Özkan
Düzce University
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmen adaylarının ve okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarına yönelik farkındalıklarının belirlenmesi

Dünya'da çıkan savaş ve çatışmalardan en çok etkilenenlerin başında çocuklar gelmektedir. Çocuk hakları kavramı I. Dünya Savaşı'ndan sonra savaş mağdurları çocukların haklarını korumaya yönelik olarak Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi ile dünya ve eş zamanlı olarak ülkemizde de gündeme gelmiştir. II. Dünya Savaşı sonrası ise çocuk haklarını koruma amaçlı olarak Çocuk Hakları Bildirgesi kabul edilmiştir. Hızla gelişen dünyada sosyal kalkınma anlayışına paralel olarak çocuk haklarının önemi ve çocuk ihmal ve istismarına duyulan ilgi artmaktadır. Sürekli evrimleşen sosyo kültürel yapının içerisinde teknolojik gelişmelere ve annelerin çalışma hayatına girmesine bağlı olarak çocuk ihmal ve istismarı sürekli artış göstermektedir. Sürekli olarak artış gösteren ihmal ve istismar konularında, okul öncesi eğitime ve okul öncesi öğretmenlerine toplumsal bilincin oluşması, istismar ve ihmalin engellenmeleri konularında önemli sorumluluklar düşmektedir. Okul öncesi öğretmenlerinin ihmal ve istismar durumlarını tespit edebilmeleri ve hangi mercilere bildirimde bulunmaları konularında bilgi sahibi olması bir gerekliliktir. Nitekim okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim dâhilinde olması bu gerekliliği destekler niteliktedir. Bu araştırma: okul öncesi öğretmen adaylarının ve okul öncesi öğretmenlerinin çocuk ihmal ve istismarı konularında farkındalık düzeylerinin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, 500 okul öncesi öğretmen adayı ile fiziksel, duygusal ve cinsel istismar alt boyutlarına yönelik anket formu, 50 okul öncesi öğretmeni ile görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre okul öncesi öğretmen adaylarının çocuk istismar ve ihmalini saptayabilme düzeylerinin yeterli düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmen adayları ve öğretmenleri, ahlaki ve kanuni anlamda çocuk ihmal ve istismarı ile karşılaştıklarında bu konuyu yetkili mercilere bildirmekten kendilerini sorumlu hissettiklerini belirtmişlerdir.. Çalışma sonucunda okul öncesi öğretmen adaylarının ve öğretmenlerinin çocuk ihmal ve istismarı konularında gerekli bilince sahip oldukları fakat daha fazla eğitime ihtiyaç duydukları sonucuna ulaşılmıştır.

Aday öğretmenlerDuygusal istismarFarkındalık+5
Fikriye Hilal Yaman
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Cinsel istismar nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu olan kız ergenlerde uyku kalitesi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Amaç: Ergenlik döneminde cinsel istismara uğramak kısa ve uzun vadede birçok olumsuz sonuca neden olmaktadır. Bu olumsuz sonuçlardan biri olan Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), uykuda ve yaşam kalitesinde önemli bozulmalara yol açabilmektedir. Bu çalışma, ergen yaş grubunda cinsel istismar nedeniyle TSSB gelişen kız ergenlerde uyku kalitesi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesini ve uyku kalitesi ve TSSB belirtilerinin yaşam kalitesi ile ilişkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırma, cinsel istismar nedeniyle TSSB bozukluğu tanısı alan 40 kız ergen ve 40 sağlıklı kız ergen kontrol grubundan oluşan kesitsel bir çalışmadır. Araştırmaya katılan tüm ergenlere; Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi- Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu (K-SADS-PL: ÇDŞG-ŞY), Çocuk ve Gençler İçin Klinisyen Tarafından Uygulanan Travma Sonrası Stres Bozukluğu Ölçeği (CAPS-CA=TSSB-ÖÇE) yapılandırılmış görüşme ölçekleri klinisyen tarafından uygulanmıştır. Ayrıca katılımcılar Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Epworth Uykululuk Skalası (EUS), Uykusuzluk Şiddeti İndeksi (UŞİ) doldurmuştur. Bulgular: Çalışma verileri değerlendirildiğinde, olgu grubunda yaşama kalitesi puanları kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha kötü sonuçlarla ilişkilidir (p<0,001). Olgu grubunda, kontrol grubuna göre uykusuzluk indexi(UŞİ), gündüz uykululuk(EUS) puanları daha yüksek saptanmış olup (p<0,001; p<0,001), algılanan uyku kalitesi( PUKİ) daha düşük saptanmıştır (p<0,001.) PUKİ ile CAPS-CA-B alt kümesi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir korelasyon saptanmış olup (p<0,019), CAPS-CA değerlendirilen diğer alt ölçeklerinde istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde korelasyon saptanmıştır (p<0,001). EUS ile CAPS–CA-B ve CAPS-SİB arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif korelasyon saptanmıştır (sırasıyla p<0,001; p<0,001). EUS ile CAPS-CA-D ve CAPS-Toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde korelasyon saptanmıştır (sırasıyla p<0,020; p<0,019). Uykusuzluk Şiddeti İndeksi (UŞİ) ile CAPS-CA-B alt kümesi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir korelasyon saptanmış olup (p<0,015), CAPS-CA-C, CAPS-CA-ÖSD, CAPS-CA-SİB ölçeklerinde istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde korelasyon saptanmıştır (sırasıyla p<0,001; p<0,001; p<0,001). CAPS-CA-D ve CAPS-Toplam puanları arasında pozitif yönde bir korelasyon saptanmıştır (sırasıyla p<0,001; p<0,001). EUS ile UŞİ arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde orta derecede bir korelasyon saptanmıştır (p<0,001). TSSB ölçeği ile PUKİ, EUS, UŞİ, ÇİYKÖ arasında istatiksel olarak anlamlı pozitif ilişki bulunmuştur (p<0,001). Ayrıca uyku ölçekleri PUKİ toplam puanı ile EUS arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde orta derecede bir korelasyon saptanmıştır (p<0,001). PUKİ Toplam puanı ile UŞİ arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde güçlü bir korelasyon saptanmıştır (p<0,001). Sonuç: Cinsel istismar nedeniyle TSSB olan olgularda yaşam kalitesi üzerine uykunun TSSB belirtilerine göre daha fazla oranda etki ettiği saptanmıştır. Sonuç olarak, TSSB hastalarının tedavisinde uyku temelli yaklaşımlar yaşam kalitesinin arttırılmasını ve işlevselliği olumlu yönde etkileyebilir. Ayrıca TSSB hastalarının takibinde, zaman kısıtlılığı olan klinik şartlarda uyku değerlendirmesi özellikle PUKİ ölçeği, TSSB şiddeti ve yaşam kalitesini değerlendirmede ipucu veren pratik bir araç olarak kullanılabilir.

Cinsel saldırı suçuPittsburg uyku kalitesi ölçeğiStres bozuklukları-post travmatik+5
Enes Sarıgedik
Düzce University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

2015 ocak-2016 haziran tarihleri arasında Trabzon Çocuk Koruma ve İzlem Merkezine başvuran çocuğun cinsel istismarı olgularının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Çocuk istismarı, kaza dışı ve önlenebilir bir sebeple çocuğun; yetişkin bir kimse tarafından fiziki, ruhsal ya da her iki açıdan birden zarar görmesi olarak tanımlanmaktadır. Çalışmamızın amacı; merkeze başvuran mağdur çocukların özellikleri üzerinden çocuk istismarının bölgemiz profiline ulaşmak, bölgemiz özelliklerini literatür ile karşılaştırarak mevcut olabilecek farklılıkları ortaya koyabilmek, literatürce bilinen risk faktörlerine ilave risk faktörleri belirlemek olarak sıralanabilmektedir. Materyal ve Method: Çalışmamız KTÜ (Karadeniz Teknik Üniversitesi) Tıp Fakültesi bünyesinde kurulu ÇOKİM'de (Trabzon Çocuk Koruma ve İzlem Merkezi) yürütülmüş olup, Ocak-2015 ile Haziran-2016 yılları arasında geçen bir buçuk yıllık sürede başvuran çocuklar dahil edilmiştir. Çalışma merkez tarafından tutulan kayıtların retrospektif değerlendirilmesini kapsamaktadır. Bulgular: Değerlendirdiğimiz 103 çocuğun cinsiyetine bakıldığında; 86 sının (%83,5) kız, 17 sinin (%16,5) erkek olduğu, erkek/kız oranının 0.19 olduğu görülmüştür. Olguların yaş gruplarına bakıldığında; 19 unun (%18,4) 9 yaş ve daha küçük, 37 sinin (%35,9) 10 ve 14 yaşları arasında, 47 (%45,6) çocuğun ise 15 yaş ve daha büyük olduğu görülmektedir. Çalışmamızda tespit edilen en küçük çocuk yaşı 4 iken, en büyük çocuk yaşı 18 dir. Yaş ortalaması ise 13.11±3.817 dir. Tartışma ve Sonuç: Çocuğun cinsel istismarı, istismar tiplerinin arasında hem en zor tanı konulanıdır. Bu nedenle kronik vakaların sıkça göründüğü tiptir. Çocuğun cinsel istismarında istismar mağduru çocuk, korku, tehdit, söylediklerine inanılmayacağı ve utanç verici duruma düşeceği inancıyla, maruz kaldığı istismarı yıllarca saklamakta, bu nedenle çok uzun yıllar boyunca yineleyen istismarlara maruz kalan mağdurlar ortaya çıkmaktadır. Bahsedilen be sebeplerden ötürü çocuğun cinsel istismarı, toplumsal farkındalığın oluşturularak, birçok meslek örgütünün birlikte üzerinde durması gereken bir konu olmalıdır.

Adli tıpKaradeniz Teknik ÜniversitesiRisk faktörleri+4
Güven Seçkin Kırcı
Karadeniz Technical University
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarı konusunda farkındalık düzeyleri ve bu durumu etkileyen faktörler

Çocuk ihmali ve istismarı; tüm toplumlarda sık görülen ve yaşamda kalıcı olumsuz izler bırakabilen önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Bu araştırma Elazığ il merkezinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarı konusunda farkındalık düzeylerini ve bu durumu etkileyen faktörleri saptamak amacıyla gerçekleştirildi.Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanları araştırmanın evrenini oluşturmuş, n=Nt²pq/d²(N-1)t²pq formülünden yararlanılarak (t=2.59,d=0.03, p=0.30), örnekleme 906 kişi seçildi ve 899 kişiye (%99.2) ulaşıldı. Çalışma verileri genelde çoktan seçmeli sorulardan oluşan bir anket formu ve "Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu" ile toplandı.Araştırma kapsamına alınan sağlık çalışanlarından %46.4'ü hekim, %53.6'sı hemşire ve ebedir. Sağlık çalışanlarının yaş ortalaması 33.6±7.7'dir ve %61.6'sı kadındır. Hekimlerin (3.67±0.29) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama genel ölçek puanları hemşire ve ebelere (3.55±0.30) göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p=0.001).Çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama ölçeği alt grupları puan ortalamaları hekim grubunda hemşire ve ebelere göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü. Hekimler (3.83±0.53) ve hemşire ve ebeler (3.74±0.65) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama alt ölçek gruplarından en yüksek puan ortalamasını ?çocuk üzerindeki ihmal belirtileri? alt ölçeğinden aldılar. Hekimlerin (3.41±0.49) ve hemşire ve ebelerin (3.21±0.50) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama alt ölçek gruplarından en düşük puan ortalaması ?istismar ve ihmale yatkın çocuk özellikleri?dir.Sonuç olarak; Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarına ilişkin farkındalık düzeyleri incelenmiş ve sağlık çalışanlarının bu konuda bilgi gereksinimlerinin olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Hekim, Hemşire,Ebe, İhmal, İstismar

DoktorlarEbelerElazığ+7
Fatoş Uncu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumlarda yaşayan istismar ve ihmale uğramış adölesanlar ile uğramamış adölesanların benlik saygıları ve ruhsal durumlarının belirlenmesi

Bu araştırma kurumlarda yaşayan istismar ve ihmale uğramış ve uğramamış adölesanların benlik saygılarını ve ruhsal durumlarını belirlemek amacıyla karşılaştırmalı olarak tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırma Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu' nun Ankara ilinde bulunan yetiştirme yurtlarında yapılmıştır. Araştırma örneklemine yetiştirme yurtlarında yaşayan çalışmaya katılmayı kabul eden 208 adölesan alınmıştır. Bu adölesanların 68'i ailesi yanında istismar ve ihmale uğradığı için kuruma yerleştirilmiş (araştırma grubu), 140'ı diğer sebeplerle (sosyo ekonomik sebepler, ebeveyn terki, aile parçalanması vs.) kuruma yerleştirilmiştir (karşılaştırma grubu). Araştırma verileri kişisel bilgi formu, Coopersmith benlik saygısı envanteri ve kısa semptom envanteri ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans ve yüzdeleme, ki kare testi ve korelasyon testleri kullanılmıştır.Araştırmanın bulgularında istismar ve ihmale uğrayan adölesanlarla diğer sebeplerle kuruma yerleştirilen adölesanların benlik saygıları arasında anlamlı bir fark bulunamamış (p>0,05) her iki grubun benlik saygıları puan ortalamaları 54 olarak bulunmuştur. Araştırma ve karşılaştırma grubunun ruhsal durumlarını karşılaştırdığımızda her iki grubun ölçek alt puanları birbirine çok yakın bulunmuş aralarında istatistiksel olarak bir farkın olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Her iki grubun da hostilite ve depresyon belirtileri yönünden riskli grubu oluşturdukları tespit edilmiştir. Adölesanların benlik saygıları ve ruhsal durumları arasındaki ilişkiye bakıldığında benlik saygısı düşük olan adölesanların ruhsal belirti alt ölçek puanlarının da yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuçlara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Belirti ve semptomlarBenlik saygısıErgenler+7
Arzu Aydoğan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00

Related subjects