Work engagement
106 theses under this subject heading
A test of the job demands and resources (JD-R) model: Integration of challenge and hindrance demands
Recent studies of the JD-R model point out that some job demands do not relate to exhaustion and engagement as claimed in the original major proposition of the model, and they should be categorized as "challenge job demands (CJD)" versus "hindrance job demands (HJD)". Following that path, this thesis aimed at studying the relationships of two CJD (workload and information processing) and two HJD (role ambiguity and emotional demands) with two personal resources (optimism and self-efficacy), two job resources (autonomy and social support), exhaustion and engagement. After conducting various statistical analyses, including structural equation modelling, on data collected from a sample of 415 participants, it has been found that HJD and CJD differed in their relationships with engagement and exhaustion. While HJD was found to decrease engagement and increase exhaustion, CJD was found to increase exhaustion but had no significant effect on engagement. Both personal and job resources were found to relate positively to engagement and negatively to exhaustion. Additionally, resources moderated the relationship between CJD and exhaustion.
Öğretmenlerin örgütsel destek algıları ile işe angaje olmaları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin örgütsel destek algıları ile işe angaje olmaları arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama modeliyle desenlenmiş olan bu çalışmanın evrenini, 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Diyarbakır il merkezi ilçelerindeki ilkokul ve ortaokulda görev yapmakta olan 6556 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise tabakalı örnekleme yöntemine başvurularak belirlenmiştir. Araştırmaya 410 öğretmen katılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin algılanan örgütsel destek düzeylerini belirlemeye yönelik Eisenberger vd. (1992)' nin oluşturduğu daha sonra Lynch vd. (1999)' un geliştirmiş olduğu, Türkçe uyarlamasını Kaplan (2010)'ın yapmış olduğu "Algılanan Örgütsel Destek Ölçeği" ile öğretmenlerin işe angaje olma düzeylerinin tespit edilmesinde ise Schaufeli (2001) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlamasını Köse'nin (2015) yaptığı "İşe Angaje Olma" ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin örgütsel destek algılarının yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin örgütsel destek algıları ile cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve kıdem değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken branş ve yaş değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin işe angaje olmaları ile cinsiyet, eğitim durumu ve kıdem değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin işe angaje olmaları ile medeni durum, branş kıdem ve yaş değişkenleri arasında ise anlamlı farklılık söz konusudur. Öğretmenlerin örgütsel destek algısı ile işe angaje olmaları arasındaki ilişki incelendiğinde iki değişken arasında pozitif yönlü, yüksek düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır. Yapılan analizlerde öğretmenlerin örgütsel destek algılarının işe angaje olmalarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür.
İşveren markası uygulamalarının çalışanların işyerine cezbolmasında duygusal bağlılığın aracılık rolü: Bir uygulama
Teknolojideki ilerlemeler, üretim alanındaki gelişmeler, değişimin öngörülemez bir şekilde hızlı gerçekleşmesi, işletmelerin nitelikli ve yaratıcı insan kaynağına olan ihtiyacının her zamankinden daha fazla arttırmaktadır. Bu değişim ve gelişmeler çerçevesinde teknik, sosyal, entelektüel birikim, uygulama becerisine sahip personelle çalışmak, rekabet etmek ve varlıklarını devam ettirmek isteyen işletmeler için kaçınılmaz olmuştur. Rekabet artık sadece ürün ve hizmet alanında değil aynı zamanda nitelikli işgücü ile çalışma konusunda da yaşanmaktadır. Dolayısıyla nitelikli işgücünü işletmeye çekebilmek ve elde tutabilmek günümüz işletmelerinin önemli sorunlarının başında gelmektedir. Bu nedenle bahsedilen sorunun çözümünde "işveren markası" son yıllarda işletmelerin tercih ettiği önemli bir insan kaynakları yönetimi uygulaması olarak ön plana çıkmaktadır. Bu amaçla çalışmada; insan kaynakları yönetiminin güncel bir konusu olan işveren markasının, örgütsel bağlılık ve işe cezbolma (işe adanma- işe bağlanma..vb.) kavramları ile ilgili literatür incelemeleri yapılmıştır. Yapılan incelemeler araştırmanın daha rahat anlaşılmasını sağlayacak şekilde çalışmaya dahil edilmiştir. Tezin konusuna yönelik yapılan araştırmada ise, işveren markası uygulamalarının çalışanların işyerine cezbolmasında duygusal bağlılığın etkili olup olmadığını bulmaya yöneliktir. Araştırma da İstanbul ili Avrupa yakasında faaliyet gösteren lojistik şirketlerinin 450 beyaz yakalı çalışanlarına mail yoluyla anketler dağıtılmış (birden fazla seçeneğin işaretlenmesi, bazı soruların boş bırakılması gibi nedenler olup), verilen cevaplar sonucunda 209 anket geçerli kabul edilmiş ve analize dahil edilmiştir.Araştırmanın analizinde; SPSS 17 istatistik programından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda işveren markası uygulamalarının çalışanların işletmelerine cezbolmasında duygusal bağlılığının çalışanların etkisinin olduğunu hatta duygusal bağlılığın da çalışanların cezbolmasını etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cezbolma, işveren markası, duygusal bağlılık, insan kaynakları yönetimi
Çalışmaya tutkunluk, iş özellikleri, kişilik tipleri, işkoliklik, stratejik çeviklik ve başarı hedef yöneliminin örgütsel bağlılığa etkisi üzerine bir araştırma
Günümüz iş dünyasında, teknolojide ve rekabette yaşanan artış nedeniyle işletmeler/ örgütler mevcut yönetim yapılarını, stratejilerini ve uygulama yöntemlerini yeniden gözden geçirmek ya da değiştirmek istemektedirler. İşletmeler, var olan kaynaklarını en üst düzeyde kullanabilmek, yönetebilmek ve düzenleyebilmek amacıyla çeşitli örgütsel düzenlemelere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu kapsamda, stratejik çeviklik, çalışmaya tutkunluk, başarı hedef yönelimi, kişilik tipleri, işkoliklik ve iş özellikleri kavramlarının örgütsel bağlılığa etkileri üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde giriş bölümüyle, problemin tespiti, çalışmanın amacı, yöntemi ve ünite planı anlatılmıştır. İkinci bölümünde, örgütsel kavramlar olan; Örgütsel Bağlılık, Kişilik, Stratejik Çeviklik, Başarı Hedef Yönelimi, İş Özellikleri, Çalışmaya Tutkunluk, İşkoliklik kavramlarıyla ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Üçüncü bölümünde, bu örgütsel kavramlar ve kavramların birbirlerine olan etkisi incelenmiştir. Bu kısım, ''kolayda örneklem yöntemiyle'' elde edilmiş, kamu sektörü çalışanlarından 125, özel sektör çalışanlarından 75, toplamda 200 anket verisinin analizinden oluşmaktadır. Bu araştırma sonucunun analizi, kurgulanan hipotezlerin testleri ve yorumlanması ile yapılmıştır. Bu çalışmayla, stratejik çeviklik, başarı hedef yönelimi, kişilik tipi, çalışmaya tutkunluk, iş özellikleri, beş faktör kişilik tipi ve işkoliklik kavramlarının örgütsel bağlılığa etkisi araştırılarak, literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır.
Hizmetkâr liderliğin lidere duyulan güven aracılığı ile işe adanmışlık üzerindeki etkisi
Özel sektör işletmelerinin başarısında; kıt kaynakların kullanımı, insan kaynağının rolü ve iş gören verimliği gün geçtikçe önem kazanmasıyla birlikte, önem kazanan konulardan birisi de çalışanların işe adanması olmuş ama maalesef işe adanma davranışı üzerinde son yıllarda fazla araştırma yapılmamıştır. Az da olsa işe adanma davranışları üzerine yapılan araştırmalarda, işletmeler için işe adanmanın önemine ve işe adanmayı etkileyen faktörlere değinilmektedir. Bu çalışmada da, işe adanmayı doğrudan etkileyen hizmetkâr liderlik tarzı ile bu etkide lidere duyulan güvenin aracılık rölü incelenmiştir. Bu amaçla, İstanbul merkezli farklı sektörlerde faaliyet gösteren bir holdingin 1180 yönetici pozisyonlu çalışanından veri toplamak adına anket uygulanmıştır. Toplanan veriler istatistiki analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda ise; hizmetkâr liderliğin, lidere duyulan güven aracılığıyla işe adanmışlık üzerinde pozitif yönlü etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, hizmetkâr liderligin ve lidere güvenin ayrı ayrı işe adanma üzerine pozitif yönlü ve anlamlı katkısı olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Hizmetkâr Liderlik, Güven, Lidere Güven, İşe Adanmışlık.
Otel işletmesi çalışanlarının pygmalion algısının işten ayrılma niyetine etkisinde işe adanmışlığın aracı rolü – İzmir örneği
Üretim ve tüketimin eş zamanlı olduğu otel işletmelerinde, işgörenlerin işlerine adanmışlıkları ve işten ayrılma niyetleri işletmeler açısından rol oynayabilen kavramlardır. Günden güne teknolojide değişiklikler yaşanması, rakip ve pazarların sürekli farklılaşması da işletmeler arası rekabeti arttırmaktadır. Bahsi geçen yoğun rekabet içerisinde işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri de işgörenlerin davranış eğilimlerine bağlı olabilmektedir. Otel işletmeleri için en önemli sorunların başında personel devir oranının yüksek olmasının geldiği söylenebilir. Personel devir oranının yüksekliği, pazardaki rekabette nitelikli işgücü kaybına da neden olarak işletmelerin önünde engel oluşturabilecektir. İşten ayrılma niyetini azaltmakla bunu önlemenin mümkün olacağı söylenebilir. İşgörenlerin motive, çabalamaya istekli, özyeterlilik inancı kuvvetli ve işlerine bağlı olmasını sağlamak, işten ayrılma niyetlerinin azalmasını sağlayabilecektir. Bu ihtiyaçlara yönelik en uygun görülen davranışlar ise Pygmalion ve işe adanmışlık davranışlarıdır. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı, İzmir ilinde faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı otel işletmeleri işgörenlerinin yöneticilerinden algıladıkları Pygmalion etkisinin işten ayrılma niyetleri üzerindeki etkisinde işe adanmışlıklarının aracı rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla Türkiye/İzmir ilinde faaliyet gösteren kolayda örneklem yöntemiyle seçilen 408 dört ve beş yıldızlı otel işletmesi çalışanlarından Aralık 2021 – Şubat 2022 tarihleri arasında yüz yüze ve online olarak anket yöntemi ile veriler elde edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, otel işletmesi işgörenlerinin yöneticilerinden yüksek düzeyde Pygmalion etkisi algıladıkları, yüksek düzeyde işe adanmış oldukları ve işten ayrılma niyetlerinin ise düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra otel işletmesi işgörenlerinin Pygmalion algı düzeylerinin işten ayrılma niyeti üzerinde negatif yönde ve anlamlı; yine Pygmalion algı düzeylerinin işe adanmışlık üzerinde pozitif yönde ve anlamlı; işe adanmışlık düzeylerinin ise işten ayrılma niyeti üzerinde negatif yönde ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, işgörenlerin Pygmalion algı düzeylerinin işten ayrılma niyetine etkisinde işe adanmışlığın tam aracı rol oynadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler sunulmuştur.
Does flight crew work motivation and enthusiasm change with increasing tenure?: The case of Turkish Airlines
The aim of this research was to determine the change of work motivation and work enthusiasm levels of the flight crew. The universe of the research consists of the flight crew who work at Turkish Airlines. The selection of 225 flight crew who are included in the sample of this study was made by a convenience sampling method. The data in the study were collected through an online questionnaire form consisting of three main parts. The SPSS 20 program was used in the analysis of data. As a result, a positive but weak relationship was found between the intrinsic motivation levels of the flight crew and the levels of absorption, dedication and vigor. There was no statistically significant relationship between the extrinsic motivation levels of the flight crew and their absorption attitudes, dedications and vigors. Motivation levels of the flight crew did not differ according to age, educational status, marital status, working time in the aviation sector, working time in the company and position in the flight crew, but it was found that the extrinsic motivation levels of male flight crew personnel were higher than female flight crew personnel. The work enthusiasm attitudes of the flight crew did not differ according to their education status, marital status, working time in the aviation sector, and working time in the company. Absorption and dedication levels of female flight crew personnel were higher than male flight crew personnel. The vigor of the participants did not differ according to gender. However, the vigor of the older crew personnel was found to be lower than the younger ones. The absorption and dedication levels of the flight crew did not differ
Öğretmenlerin öz liderlik düzeyleri ile işe tutkunlukları arasındaki ilişki
Bu araştırma, öğretmenlerin öz liderlik düzeyleri ile işe tutkunlukları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini, 2019–2020 eğitim öğretim yılında Bursa'nın Osmangazi ilçesinde liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemi ise kolay ulaşılabilir örnekleme tekniği ile seçilen 366 öğretmendir. Araştırma verileri "Öz Liderlik Ölçeği" ve "Çalışmaya Tutkunluk Ölçeği" ile toplanmıştır. Yapılan basıklık ve çarpıklık hesaplamalarına göre verilerin normal dağıldığı anlaşıldığından, analizlerde t-Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ve Çoklu Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin öz liderlik düzeylerine yönelik algı düzeylerinin kendini cezalandırma boyutunda düşük, kendi hedef belirleyerek başarılı performans hayal etme, kendini ödüllendirme, kendi kendine konuşma, düşünce ve fikirlerini değerlendirme, kendini gözlemleme, kendine hatırlatıcılar belirleme boyutlarında yüksek, doğal ödüller üzerinde düşünceyi odaklama boyutunda ise çok yüksek olduğu görülmektedir. Yine araştırmada öğretmenlerin işe tutkunluk düzeyleri dinçlik ve yoğunlaşma boyutlarında yüksek iken, adanmışlık boyutunda ise çok yüksektir. Araştırmada hem öz liderlik hem de işe tutkunluk düzlerine yönelik öğretmen algıları arasında cinsiyet kıdem mezuniyet durumu değişkeni öğretmen sayısı ve Aynı okulda çalışma süresi değişkenleri bakımından farklılık bulunmaktadır. Öğretmenlerin öz liderlik düzeyleri ile işe tutkunlukları arasında anlamlı pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada son olarak, davranış odaklı stratejilerine yönelik algılarının işe tutkunluk düzeylerini anlamlı bir şekilde yordadığı, ancak doğal ödüller üzerinde düşünceyi odaklama algılarının öğretmenlerin işe tutkunluklarının üzerinde bir etkisinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Okullarda liderlik kapasitesi ile öğretmenlerin mesleğe adanmışlık düzeyi ilişkisi
Okulların başarısında öğretmenin mesleğine adanmışlıkları önemli bir rol oynamaktadır. Öğretmenlerin mesleğe adanmışlığında da okulların liderlik kapasitesinin rolü büyüktür. Bu nedenle bu araştırmada okulların liderlik kapasitesi ile öğretmenlerin mesleğe adanmışlık düzeylerinin ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda "Ortaöğretim kurularında görevli öğretmenlerin, okulun liderlik kapasitesi algısı ile öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki var mıdır?" sorusuna yanıt aranmıştır. İlişkisel tarama modelinde desenlenen bu araştırmanın evrenini İzmir ili merkez ilçelerinde ve Menemen ilçesinde bulunan ortaöğretim kurumlarında 2020-2021 eğitim-öğretim yılında görev yapan 9322 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini evrende yer alan öğretmenlerden, ilçelerin öğretmen sayılarına doğru orantılı bir dağılımla rastgele örneklem ile seçilmiş, 443 öğretmen oluşturmaktadır. Örnekleme dâhil olan öğretmenlere Kılınç (2013) tarafından geliştirilen ve 30 ifadeden oluşan Okullarda Liderlik Kapasitesi Ölçeği ile Kozikoğlu ve Senemoğlu tarafından geliştirilmiş ve 20 ifade içeren Öğretmenlik Mesleğine Adanmışlık Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin betimleyici istatistik analizleri yapıldıktan sonra çarpıklık ve basıklık değerlerine göre normal dağılıma sahip olduğunun tespit edilmesi üzerine verilere, t-Testi ve ANOVA analizleri uygulanmıştır. Ayrıca okul liderlik kapasitesi ile öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi uygulanmıştır. Bu analizlerle birlikte okul liderlik kapasitesinin öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin yordayıcısı olup olmadığını belirlemek üzere basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin okul liderlik kapasitesine ilişkin algılarının tüm ölçek düzeyinde ve ölçeğin tüm alt boyutlarında "yüksek" düzeyde olduğu görülmüştür. Örnekleme dahil olan öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin tüm ölçek genelinde ve ölçeğin tüm alt boyutlarında çok yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları okul liderlik kapasitesinin ve öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeylerinin; öğretmenlerin cinsiyetlerine, mesleki kıdemlerine ve eğitim düzeylerine göre farklılaşmadığını göstermektedir. Ancak öğretmenlerin okuldaki çalışma sürelerine göre okul liderlik kapasitesinde anlamlı bir fark olduğu, bununla birlikte öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeylerinde anlamlı bir fark olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin, okul liderlik kapasitesi algısı ile pozitif yönde ve zayıf bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte öğretmenlik mesleğine adanmışlığın tüm boyutları ile okul liderlik kapasitesi arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Araştırmada yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonucunda okul liderlik kapasitesinin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre okul liderlik kapasitesi düzeyi öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin yaklaşık %4'ünü açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul liderlik kapasitesi, öğretmenlik mesleğine adanmışlık, öğrencilere adanma, mesleğe bağlılık.
Öğretmenlerin psikolojik sermayelerinin işe tutkunluklarındaki rolü
Araştırmada, öğretmenlerin psikolojik sermayelerinin işe tutkunluklarındaki rolünün belirlenmesi amaçlamıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini, Uşak ilinde 2022-2023 eğitim öğretim yılında görev yapan 2900 öğretmen, örneklemi ise kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 314 öğretmen oluşmaktadır. Araştırma verileri "Psikolojik Sermaye Ölçeği" ve "Çalışmaya Tutkunluk Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri çok yüksek ve işe tutkunluk düzeyleri ise yüksektir. Öğretmenlerin psikolojik sermaye ve işe tutkunluk düzeyleri cinsiyet, öğretmen sayısı ve aynı okulda çalışma süresi değişkenlerine göre farklılaşmazken, kıdem yılı ve mezuniyet durumu değişkenine göre farklılaşmaktadır. Öğretmenlerin kıdem yılı arttıkça ve öğrenim durumu yükseldikçe psikolojik sermayeleri ve işe tutkunluk düzeyleri yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin psikolojik ve sermaye düzeyleri okul düzeyine göre farklılaşmazken, işe tutkunluk düzeyleri farklılaşmaktadır. İlkokul öğretmenlerinin işe tutkunluk düzeyi, ortaokul ve lise öğretmenlerine göre daha yüksektir. Araştırmada öğretmenlerin okul içerisindeki psikolojik sermaye ve işe tutkunluk algıları arasında anlamlı, pozitif yönlü, orta düzeyde bir ilişki vardır. Bununla birlikte öğretmenlerin psikolojik sermayelerine yönelik iyimserlik, güven ve umut algıları işe tutkunluklarını yordarken; öz yeterlilik, dışadönüklük ve psikolojik dayanıklılık algıları yordamamaktadır. Anahtar kelimeler: Pozitif psikoloji, çalışmaya yoğunlaşma, çalışmaya tutkunluk.
İşveren markasının çalışanların tutumu açısından incelenmesi: Bir alan çalışması
İşveren tarafından sağlanan ve işletme ile özdeşleşen fonksiyonel, ekonomik ve psikolojik faydalar paketi olarak tanımlanan işveren markası hem yetenekli potansiyel çalışanları cezbetmek hem de nitelikli mevcut çalışanları elde tutmak amacıyla benzersiz ve çekici bir işveren imajının oluşturulması sürecini ifade etmektedir. Çalışanların işveren markası algı düzeylerini belirlemeyi amaçlayan bu araştırma, Çalışma-1 ve Çalışma-2 olmak üzere iki farklı kısımdan oluşmaktadır. Çalışma-1, işveren markasının iş hayatına henüz atılmamış potansiyel işgücünün işe yönelik algı ve tutumları üzerindeki etkisini ülkemiz bağlamında ele alırken, Çalışma-2; işveren markasının, halihazırda bir iş yerinde çalışan işgücünün işe yönelik algı ve tutumları üzerindeki etkisi göz önünde bulundurularak işveren markasının işe adanmışlık ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini ele almıştır. Buna ek olarak, işveren markası ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolü de incelenmiştir. Çalışma-1'de işveren markasinin alt boyutlarinin cinsiyet ve bölüm türü açısından farklılaşıp farklılaşmadığı t test analizleri ile incelenmiştir. Çalışma-2'de ise, işveren markası ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolü Process Makro SPSS Version 3.0 (Hayes, 2018) eklentisinde sunulan Model 4 ile test edilmiştir. Çalışma-1'e yönelik elde edilen bulgularda, kadın ve ekeklerde İşveren Markasının alt boyutu olan 'Gelişim Değeri' ve 'Uygulama Değerine' karşı tutumlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bununla birlikte, işveren markası ve alt boyutlarına verilen önem derecesinin STEM ve STEMDIŞI bölümlerde öğrenim gören öğrenciler bakımından farklılık göstermediği ortaya konmuştur. Çalışma-2'ye yönelik elde edilen bulgulara göre, mevcut çalışanlar bakımından işveren markasının işe adanmışlık ile pozitif yönde ilişkili olduğu, işten ayrılma niyeti ile negatif yönde ilişkili olduğu ortaya konmuştur. Buna ek olarak, işveren markasının işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın aracılık rolü tespit edilmiştir.
Çalışma yaşamı alanlarının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın aracı rolü
Bu tezde çalışma yaşamı alanları ile örgütsel vatandaşlık davranışı arası ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, çalışma yaşamının farklı alanlarının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki olası etkilerini dikkate alan bütünleştirici bir modeli test etmektedir. Ayrıca bu ilişkide işe adanmışlığın aracılık rolü de test edilmektedir. Daha spesifik olarak, çalışma yaşamının altı alanında (iş yükü, adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler) algılanan uyum örgütsel vatandaşlık davranışının bir yordayıcısı olarak ele alınırken, işe adanmışlık, örgütsel vatandaşlık davranışının altında yatan mekanizmayı anlamada aracı bir faktör olarak ele alınmaktadır. Çalışmanın verileri, Türkiye'de faaliyet gösteren bir savunma sanayi şirketinde görev yapan 208 çalışandan anket yöntemiyle toplanmıştır. Değişkenler arası ilişkiler aracılık analizleriyle incelenmektedir. Araştırmanın sonucunda, çalışma yaşamı alanlarının işe adanmışlığı olumlu yönde etkilediği görülmüştür. İşe adanmışlık da benzer şekilde örgütsel vatandaşlık davranışını olumlu yönde tahmin etmektedir. Çalışma yaşamı alanlarından beş faktörün (adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler) örgütsel vatandaşlık davranışını üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın tam aracı rolü saptanırken iş yükü ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler; çalışma yaşamı alanları (iş yükü, adalet, ödül, çevre, kontrol ve değerler), işe adanmışlık, örgütsel vatandaşlık davranışı
Örgütsel adalet algısı, işle bütünleşme ve işten ayrılma niyeti ABD-Türkiye örneği
Bu çalışmanın amacı, algılanan prosedürel ve dağıtımsal adaletin, işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde, işle bütünleşmenin aracılık; allosentrizm ve idiosentrizmin düzenleyicilik etkilerini incelemektir. Algılanan örgütsel adalet ölçeği, algılanan prosedürel ve dağıtımsal adalet olarak iki; işle bütünleşme ve işten ayrılma niyeti ölçeği tek boyutta ve bireycilik-toplulukçuluk ölçeği ise birey düzeyinde analiz yapıldığından, idiosentrizm ve allosentrizm olmak üzere iki alt boyutta incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, ABD'nin Pittsburgh ve Türkiye'nin Ankara şehrinde yaşayan, Sosyal bilimler alanında çalışan akademik personel oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, Pittsburgh'de 201; Ankara'da 205 veriye ulaşılmıştır. Analizler için SPSS 23 ve AMOS 23 paket programları kullanılmıştır. Aracılık (Model 4) ve düzenleyicilik (Model 1) etkilerinin analizi için Process makrosu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, işle bütünleşmenin algılanan prosedürel ve dağıtımsal adaletin işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde her iki ülkede de aracılık etkisi olduğu görülmüştür. Etkiler genellikle orta düzeydedir. Bunun yanı sıra, Türkiye'de hem allosentrizm hem de idiosentrizmin, algılanan prosedürel adaletin işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde düzenleyici etkisi olduğu görülmüştür. ABD için sonuçlar incelendiğinde, allosentrizmin algılanan dağıtımsal adaletin işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde düzenleyici etkisi olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Örgütsel Adalet Algısı, İşle Bütünleşme, İşten Ayrılma Niyeti, Allosentrizm, İdiosentrizm, Türkiye, ABD
Örgütsel aile desteğinin iş-aile çatışması ve işle bütünleşme üzerindeki etkisini açığa çıkarmaya yönelik bir araştırma
İnsan sermayesinin örgütler için vazgeçilmez bir rekabetçi avantaj kaynağı olduğu bilgi teknolojisine dayanan iş hayatında, yetenekli çalışanların cezbedilmesi, motive edilmesi ve elde tutulması başarının en temel unsurları haline gelmiştir. Bu noktada, işle bütünleşme kavramı, çalışanı elde tutabilmek için kritik önem arz eden psikolojik bir tutum olarak yazında yerini almıştır. Öte yandan, kadın istihdamındaki artış, iş-aile çatışması hakkındaki araştırmaların yoğunlaşmasını beraberinde getirmiştir. Ancak iş-aile çatışmasının azaltılmasında hangi kaynakların etkili olduğu ve hangi sonuçlara yol açtığı hala araştırılmaktadır. Örgütsel aile desteği, içeriğe özgü, formel aile dostu politikalar ve enformel aile dostu bir iş-aile kültürünü kapsayan yeni bir kavramdır. Önceki araştırmalar formel aile dostu politikaları incelerken son dönemlerde bu kavramın enformel işaile kültürünü içeren çok daha derin bir yapısı olduğu vurgulamakta ve yapılan çalışmaların sınırlı olduğuna dikkat çekmektedir. Özellikle, iş-aile kültürü kavramsallaştırması altında Türkçe yazında bir çalışmaya rastlanmamıştır. Verilen bilgiler çerçevesinde tez çalışmasının amacı, örgütsel aile desteği kapsamında formel aile dostu programlar ile enformel iş-aile kültürünün işle bütünleşme üzerindeki etkilerini incelemek ve iş-aile çatışmasının bu ilişkilerdeki aracı rolünü araştırmaktır. Ayrıca kavramların alt boyutları ile ilişkileri sorgulanmaktadır. Bu doğrultuda, Avrupa ve Türkiye'de iş-aile yaşamının uyumlaştırılmasına ilişkin sunulan düzenlemeler açıklanmıştır. Tez araştırmanın örneklemi, kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen aile dostu politikalara sahip kurumsal firmalarda çalışan beyaz yakalı evli ve/veya bağımlı bakım sorumluluğu üstlenen 217 çalışandan oluşmaktadır. Anket tekniği ile elde edilen verilerle yapılan analizlerin bulgularına göre, hem aile dostu politikalar hem de iş-aile kültürünün işle bütünleşme üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu ve bu etkide iş-aile çatışmasının tam aracı rol üstlendiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Aile Desteği, Aile Dostu Programlar, İş-Aile Kültürü, İş-Aile Çatışması, İşle Bütünleşme
Duygusal emek sürecinde eylem yöneliminin koruyucu rolü: Kişilik sistemleri etkileşim kuramı yaklaşımı
Bu çalışma, gün içinde sergilenen duygusal emeğin durumluk işe adanmışlık ve duygu performansı ile ilişkisini Kişilik Sistemleri Etkileşim Kuramı çerçevesinde incelemeyi amaçlamıştır. Bu doğrultuda eylem yönelimli olmanın duygusal emeğe başvurmaya ve duygusal emeğin olumsuz etkilerine karşı, çalışanın kurumu ile benzer değerleri paylaştığına inandığı durumda koruyucu bir rolü olacağı öne sürülmüştür. İlk aşamada Eylem Kontrolü Ölçeği'nin Türkçe formunun öğrenci ve çalışanlardan oluşan örneklemde (N = 981) güvenilir ve geçerli bir ölçüm aracı olduğu gösterilmiştir. Tez çalışmasında 139 çalışandan birbirini takip eden 5 iş günü boyunca elde edilen toplamda 639 ölçüm kullanılmıştır. Hiyerarşik doğrusal modelleme analizi sonuçları, eylem yöneliminin duygusal emek stratejileri ile negatif, işe adanmışlık ve duygu performansı ile pozitif yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Yüzeysel davranmanın eylem yönelimi ile işe adanmışlık ve eylem yönelimi ile duygu performansı ilişkilerine aracılık ettiği bulunmuştur. Bunlara ek olarak, eylem yöneliminin negatif duygulanım ile yüzeysel davranma ve yüzeysel davranma ile işe adanmışlık ilişkilerinde düzenleyici rolü olduğu; ilişkilerin eylem yönelimli çalışanlar için daha zayıf olduğu görülmüştür. Değer uyumunun düzenleyici etkisi anlamlı bulunmamıştır. Çalışmanın sonuçları eylem yöneliminin yüzeysel davranmanın hem deneyimi hem de olumsuz etkilerine karşı koruyucu bir rolü olduğunu göstermiştir.
İşle bütünleşmenin çalışanların sosyal yaşamı üzerindeki etkisi: Avukatlar üzerine bir inceleme
İlk kez Kahn tarafından bireyin rol performansı sırasında fiziksel, bilişsel ve duygusal olarak işe katılımı olarak tanımlanan işle bütünleşme, Kahn'a göre bulaşıcı yani örgüt üyeleri arasında yayılabilen ve bireyin iş yaşamından aile veya sosyal yaşamına ya da aile veya sosyal yaşamından iş yaşamına yansıyarak olumlu ya da olumsuz şekillerde etki edebilen bir kavramdır. Buna göre bireyin iş ve aile yaşamı sosyal yaşam ile sürekli etkileşim içerisindedir ve sosyal sistem içerisinde her bireyin bir diğeriyle bağlantılı olması nedeniyle birinde yaşanan değişikliğin diğerini de etkileyeceği düşünülmektedir. Bu nedenle, bireyin sosyal yaşamı ile bütünleşmesi her iki alanda da denge sağlayabilmesi ile gerçekleşecektir, çünkü bir alanda yaşanan dengesizlik diğer bir alana etki ettiğinde bireyin dengeyi sağlamak ya da talepleri karşılamak adına ilk feragat edeceği alan sosyal yaşamı olacaktır. Bu tez çalışması ile Avukatların işle bütünleşme kavramına yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerinin ölçülmesi ve işle bütünleşmenin avukatların sosyal yaşamı üzerindeki etkisinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın teorik kısmında işle bütünleşme kavramı detaylı biçimde incelenmiş olup, uygulama kısmında ise Adana, Antalya, Mersin ve Hatay Barosuna kayıtlı Avukatlıklar ile anket çalışması yapılmıştır. Bu anketler Avukatlara bağlı oldukları Barolar ve araştırmacı tarafından ulaştırılmıştır. Anketlere 312 Avukat gönüllü olarak katılmış olup 15 Avukat anketi eksik doldurulduğu için bu anketler değerlendirme dışında tutulmuştur. Bu bağlamda 297 anket analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda avukatların birçoğunun işinden ve işine karşı gösterdikleri çabadan memnun oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca Avukatlar işlerine fazla odaklandıklarının farkında olduklarından iş dışındaki zamanlarda aile ve sosyal yaşamlarına zaman ayırmaya özen gösterdiklerini ifade etmişlerdir.
Etik iklimin işe angaje olma ve sessiz istifa üzerindeki etkisinde politik becerilerin rolü: Kamu çalışanları örneği
.Sosyal bir sistem olan kamu kurumlarında görevli personelin, işlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için pozitif yönlü bir etik iklim algısına sahip olmaları gerekmektedir. Çalışanların pozitif yönlü etik iklim algısında meydana gelen artışlar, işe angaje olma davranışında artışlara, sessiz istifa davranışında ise azalışlara yardımcı olacaktır. Politik becerilerin ise etik iklim ile işe angaje olma arasındaki ilişkide aracı, etik iklim ile sessiz istifa arasındaki ilişkide düzenleyici bir rol üstleneceği düşünülmektedir. Bu anlamda çalışmanın amacı; etik iklimin, işe angaje olma üzerindeki etkisinde politik becerilerin aracı rolünü, sessiz istifa davranışı üzerindeki etkisinde düzenleyici rolünü belirlemektir. Bu kapsamda araştırma verileri, Aksaray Valiliği birimlerinde görev yapan 423 kamu çalışanın katılımı ile elde edilmiştir. Değişkenlerin birbiri üzerindeki doğrudan; aracı ve düzenleyici etkinin tespit edilmesi amacıyla SmartPLS 4 programından yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları etik iklim ile işe angaje olma; etik iklim ile sessiz istifa arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişkiye işaret etmektedir. Yine etik iklim ile işe angaje olmanın alt boyutlarından dinçlik, adanmışlık ve yoğunlaşma arasındaki ilişkide politik becerilerin alt boyutlarından ilişki kurma becerisinin kısmi aracılık etkisine sahip olduğu belirlenmiştir. Etik iklim ile sessiz istifa arasındaki ilişkide ise politik becerilerin herhangi bir düzenleyici rol üstlenmediği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış, araştırma kısıtlarından bahsedilmiş ve son olarak önerilerde bulunulmuştur.
How internal marketing leads to citizenship behavior in services? The role of internal satisfaction and work engagement
This research aims to determine the effect of internal marketing activities on citizenship behavior in services. In addition, it is also aimed to find the mediating effect of work engagement on the relationship between internal marketing and citizenship behavior. Finally, the mediated effects of internal satisfaction are examined in the relationships between internal marketing and work engagement as well as work engagement and citizenship behavior. This research investigated the concepts of internal marketing, work engagement, internal customer satisfaction, and citizenship behavior which are critical concepts for employees and organizations in the marketing and management fields. Online survey techniques as one of the quantitative research methods were utilized to collect primary data. This study's target population consists of Azerbaijani public bank employees. Due to the larger size of employees working in public banks in the country, it seems it would be more convenient to access the employees of public banks for gathering data. Therefore, we used a simple convenience sampling technique to collect data from 300 employees of public banks in Azerbaijan. Findings showed that two dimensions of internal marketing activities (i.e., reward and vision) positively affect work engagement whereas another dimension did not affect work engagement. Furthermore, findings highlighted the significant effect of work engagement on citizenship behaviors. For the first time, our results indicated that work engagement plays a mediated role in the relationship between internal marketing and citizenship behaviors. Finally, the results of Hayes' Process (Model 58) demonstrated that internal satisfaction moderates the relationship between internal marketing and work engagement as well as the link between work engagement and citizenship behavior. Key Words: Internal Customer Satisfaction, Internal Marketing, Work Engagement, Citizenship Behavior.
Yenilikçi örgüt iklimi ve işe adanmışlık ilişkisi: Balıkesir otel işletmelerinde bir araştırma
Dünyanın en önemli sektörleri arasında yer alan turizm sektörü, emek yoğun bir sektördür. Turizm işletmelerinin rekabet koşullarında fark yaratan en önemli kaynaklarından bir tanesi, insan kaynağıdır. Yenilikçi bir turizm işletmesi olmak, işletmedeki yenilikçi örgüt ikliminin işe adanmış çalışanlar ile birlikte sürdürülebilirliğini sağlamak, turizm işletmelerinin başarısı açısından oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı, otel işletmelerinde hizmet veren çalışanların yenilikçi örgüt iklimi algıları ve işe adanmışlık düzeylerini belirlemek ve bu iki kavram arasındaki ilişkiyi test etmektir. Bu amaçla, Balıkesir il merkezinde faaliyette bulunan 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde hizmet veren 134 çalışana anket uygulanmıştır. Araştırma verileri, 07.12.2022 ve 19.12.2022 tarihleri arasında elde edilmiştir. Araştırmada Yenilikçi Örgüt İklimi Ölçeği ve İşe Adanmışlık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklere uygulanan geçerlilik ve güvenilirlik analizi sonuçlarına göre Yenilikçi Örgüt İklimi Ölçeği Cronbach Alpha katsayısı 0,848 ve İşe Adanmışlık Ölçeği Cronbach Alpha katsayısı ise 0,929 olarak bulgulanmıştır. Araştırma verilerinin analizi için SPSS 25.0 İstatistik Paket Programı kullanılmış ve verilere Frekans ve Yüzde Analizleri, Faktör Analizi, t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar tablolar ile sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, otel işletmelerinde hizmet veren çalışanların yenilikçi örgüt iklimi algıları ve işe adanmışlık düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Yenilikçi örgüt ikliminin oluşmasında üst yönetimin desteğinin ve işe adanmışlık koşullarının oluşmasında çalışanın kendini adamasının oldukça kuvvetli bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Tez çalışmasının birinci bölümünde araştırmanın problemi, amacı, önemi, varsayımları, sınırlılıkları ve tanımlara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde yenilikçi örgüt iklimi ve işe adanmışlık kavramları, boyutları, yenilikçi örgüt iklimi ve işe adanmışlığa etki eden faktörler, bu iki kavramın otel işletmeleri için önemi ve bu alanlarda yapılmış olan ilgili araştırmalar yer almaktadır. Üçüncü bölümde çalışanların yenilikçi örgüt iklimi algıları ve işe adanmışlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla yapılan araştırmanın yöntemi açıklanmıştır. Dördüncü ve beşinci bölümde araştırma bulguları, sonuçları ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Turizm, Yenilik, Yenilikçi Örgüt İklimi, İşe Adanmışlık, Balıkesir.
Algılanan örgüt yapısı, kişi iş ve kişi örgüt uyumunun iş tatmini ve işe kenetlenme üzerine olan etkisi
Turizm; ülke ekonomilerinin sürdürülebilirliğine katkıda bulunan ve yüksek rekabet ortamı ile hızla değişen iş çevresinde yer alan, emek yoğun bir hizmet sektörüdür. Rekabetçi yapısından dolayı sektörün başarısı ve kârlılığı, bu alanda görev yapan çalışanların işe uyumlarına, iş tatminlerine ve işe kenetlenmelerine önemli ölçüde bağlıdır. Ancak mevcut literatür değerlendirildiğinde, turizm çalışanlarının bu tutum ve davranışlarının yeterince irdelenmediği gözlemlenmektedir. Söz konusu sorun nedeni ile yapılan bu çalışmanın amacı, turizm sektöründeki işgörenlerin algıladıkları örgüt yapısının, kişi iş ve kişi örgüt uyumlarının, işe kenetlenme ve iş tatmini düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul'da faaliyet gösteren 4-5 yıldızlı konaklama işletmelerinde görev alan otel personeli oluşturmaktadır. Analizlerde kullanılan veriler literatürde sıklıkla yer alan, geçerlilik ve güvenirliği yüksek olan ölçeklerden oluşan bir anket yardımıyla elde edilmiştir. Kolayda örnekleme yöntemi ile toplanan 570 adet anket değerlendirmeye alınmış ve analizler bu örnek üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın kavramsal modelinde yer alan hipotezlerde öne sürülen ilişkilerin istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığını belirlemek üzere çoklu regresyon modelleri kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgular neticesinde, çalışanların algıladıkları örgüt yapısının iş ve örgütle olan uyumları, iş tatmini ve işe kenetlenme düzeyleri ile ilişkili olduğu ve ayrıca kişi iş ve kişi örgüt uyumunun, algılanan örgüt yapısı ile iş tatmini ve işe kenetlenme ilişkisinde pozitif yönde aracı rolünün bulunduğu sonucuna erişilmiştir. Çalışmadan elde edilen bu bulguların otel yöneticileri için uygulamaya yönelik kritik bilgiler sunması beklenmektedir.
Hizmetkâr liderliğin yenilikçi iş davranışına etkisinde işe adanmışlığın aracı rolü
Bu çalışmanın amacı Hizmetkâr liderliğin yenilikçi iş davranışı üzerindeki etkisinde işe adanmışlığın aracı rolünü tespit etmektir. Hizmetkâr liderliğin yenilikçi iş davranışına etkisinde işe adanmışlığın aracılık rolü araştırılmıştır. Bu maksatla, Kahramanmaraş ilindeki 662 Üretim işletmeleri çalışanından anket ile veri toplanmıştır. Verilerin analizinde, keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış, değişkenler arası korelasyonlar tespit edilmiş ve yapısal eşitlik modeli ile modelin uyum iyiliği testleri ve regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda üretim işletmeleri çalışanlarında hizmetkar liderliğin işe adanmışlığı ve yenilikçi iş davranışını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca işe adanmışlığın yenilikçi iş davranışını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Yapılan aracılık analizi neticesinde işe adanmışlığın yüksek aracılık rolü olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Babacan liderliğin işe adanmışlık ve iş tatmini üzerindeki etkisi
Takipçilerini etkileyen ve belirli bir amaçlar doğrultusunda yönlendirebilen kişiler olarak tanımlanan liderler, birbirilerinden çok farklı özeliklere sahip olabilmektedirler. Babacan liderlik kavramı akademik dünyada kabul görmüş ve birçok çalışmaya konu olmuştur. Daha çok kolektivist toplumlarda kabul gören babacan liderler, çalışanlarına bir ebeveyn gibi yaklaşan iş hayatı dışında özel hayatlarıyla da ilgilenen ve bunun karşılığında tam itaat ve sadakat bekleyen liderlerdir. Örgüt açısından çalışanların yaptığı işe kendini adaması yani işini severek, haz alarak yapması ve yaptığı işten tatmin olması büyük önem taşımaktadır. Çalışanların işini sevmesi ve işinden tatmin olması hiç şüphesiz ki performans ile beraber verimliliği ve karlılığı da artıracaktır. Bu nedenle günümüzde modern örgütler çalışanların duygu, düşünce, işe bakış açıları, işten beklentileri gibi konulara dikkat etmekte ve buna yönelik bünyelerinde özel birimler oluşturmaktadırlar. Bu çalışmada babacan liderliğin işe adanmışlık ve iş tatmini kavramlarını ne derecede ve hangi yönde etkilediği araştırılmıştır. Elâzığ ili özel sektör çalışanlarına yönelik yapılan bu çalışmada; 356 kişiye konuyla ilgili ölçekler kullanılarak sorular sorulmuştur. Bu doğrultuda alınan cevaplar analiz edilerek babacan liderliğin çalışanların işe adanmışlık ve iş tatmini düzeylerini ne derecede ve hangi yönde etkilediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan analizler ve elde edilen bulgular ışığında babacan liderliğin, işe adanmışlığı ve iş tatminini pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca babacan liderliğin iş taminine etkisinde işe adanmışlığın aracı rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Liderlik, babacan liderlik, iş tatmini, işe adanmışlık, işe angaje olmak.
Algılanan örgütsel desteğin işe adanmışlık üzerindeki etkisinde psikolojik iyi oluş ve iş yaşam dengesinin aracılık rolünün belirlenmesi
Bu çalışma, algılanan örgütsel desteğin işe adanmışlık üzerindeki etkisini ve bu ilişkide iş yaşam dengesi ile psikolojik iyi oluşun seri aracılık rollerini incelemeyi amaçlamaktadır. Literatür taraması sonucunda, algılanan örgütsel desteğin işe adanmışlık üzerindeki doğrudan etkisinin yanı sıra iş yaşam dengesi ve psikolojik iyi oluş aracılığıyla dolaylı etkisini ele alan bütüncül bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu bağlamda çalışma, ilgili değişkenler arasındaki ilişkileri inceleyerek literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir. Dolayısıyla bu çalışma, yöneticilere ve politika yapıcılara, işgörenlerinin bağlılığını artırmak için nasıl daha etkili destek mekanizmaları oluşturabileceklerine dair bilimsel veriye dayalı bir rehber sunmayı hedeflemektedir. Araştırmanın örneklemini, Hatay ilindeki eğitim kurumlarında görev yapan tüm işgörenler oluşturmaktadır. Veriler, anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Analiz sürecinde Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) ve Analysis of Moment Structures (AMOS) yazılımlarından yararlanılmış, ölçeklerin yapısal geçerliliğini belirlemek amacıyla doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Değişkenlerin temel özelliklerini tanımlamak için betimleyici istatistiklerden yararlanılmış, hipotezlerin testi için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, çalışmada farklılık analizi (t-testi, ANOVA) de gerçekleştirilmiş ve algılanan örgütsel destek, iş yaşam dengesi, psikolojik iyi oluş ve işe adanmışlık değişkenlerinin işgörenlerin cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, çalışma süresi ve meslek türüne/pozisyonuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, algılanan örgütsel desteğin işe adanmışlık üzerindeki doğrudan etkisi anlamlılığını korurken, iş yaşam dengesi ve psikolojik iyi oluşun seri aracılığıyla bu ilişkiyi kısmen açıkladığı görülmüştür. Bu durum, kısmi aracılığın söz konusu olduğu bir seri aracılık modelini desteklemektedir. Araştırmanın bulguları, örgütsel destek mekanizmalarının işgörenlerin işe adanmışlık düzeyini artırmada doğrudan ve dolaylı yollarla etkili olabileceğini ortaya koymaktadır. Farklılık analizi sonuçları; iş yaşam dengesinin cinsiyete, algılanan örgütsel destek algılarının yaşa, psikolojik iyi oluş ve işe adanmışlık değişkenlerinin medeni duruma, algılanan örgütsel destek algılarının çalışma süresine ve son olarak iş yaşam dengesi, psikolojik iyi oluş ve işe adanmışlık algılarının eğitim düzeyine göre farklılaştığını göstermiştir. Sonuç olarak, bu çalışmanın, örgütsel destek, iş yaşam dengesi, psikolojik iyi oluş ve işe adanmışlık arasındaki dinamikleri inceleyen özgün bir katkı sunduğu düşünülmektedir.
Stratejik liderliğin birey-örgüt uyumu ve işe adanmışlık üzerindeki etkisi: Kamu çalışanları üzerine bir araştırma
Çalışmada, stratejik liderliğin, birey-örgüt uyumu ve işe adanmışlık üzerindeki ve birey-örgüt uyumunun işe adanmışlık üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın diğer bir amacı ise katılımcıların görüş ve algılarına göre görev yaptıkları yerdeki kurum müdürünün/amirinin stratejik liderlik davranışlarını ne kadar sergilediklerini, araştırmaya katılan kamu çalışanlarının birey-örgüt uyumu ve işe adanmışlık davranışlarının ne seviyede olduğunu belirlemektir. Bu kapsamda, merkezi yönetimin Aydın ili özelindeki taşra teşkilatında konuşlu bulunan kamu kurumlarında görev yapan kamu çalışanları araştırmanının evrenini oluşturmakta, araştırmaya gönüllü olarak katılan 392 kamu çalışanı ise araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada, nicel araştırma teknikleri benimsenmiş olup genel tarama modellerinden ise ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Elektronik ortamda hazırlanan anket formu katılımcılara online olarak ulaştırılmıştır. Olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda (gelişigüzel) örnekleme tekniği ile başlanılan veri toplama faaliyeti, kartopu tekniği ile devam edilerek çalışma için yeterli sayıya ulaşılmıştır. Anket hazırlama aşamasında anket sorularının, katılımcılar tarafından yanıtlanması zorunlu tutulduğundan dolayı herhangi bir veri kaybı yaşanmamıştır. Araştırmada, beş boyuttan oluşan stratejik liderlik ölçeği, tek boyuttan oluşan birey-örgüt uyumu ölçeği ve üç boyuttan oluşan işe adanmışlık ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistikler, ölçeklere ilişkin normallik, faktör, güvenilirlik ve korelasyon analizlerinden yararlanılmış, hipotezlerinin test edilmesi için regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda, stratejik liderliğin, birey-örgüt uyumu ve işe adanmışlık üzerinde pozitif yönde, benzer şekilde birey-örgüt uyumunun işe adanmışlık üzerinde pozitif yönde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmaya katılan kamu çalışanlarının görüş ve algılarına göre, görev yaptıkları yerdeki kurum müdürlerinin/amirlerinin stratejik liderlik seviyelerinin yüksek düzeyde olduğu, benzer şekilde katılımcıların birey-örgüt uyumu ve işe adanmışlık seviyelerinin yüksek düzeyde olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.