Competitive power
148 theses under this subject heading
İşletmelerde rekabet üstünlüğü sağlamaya yönelik inovasyon stratejileri ve ürün inovasyonu modelleri: İstanbul ayakkabı endüstrisinde bir araştırma
1980'lerden itibaren yoğunlaşan küresel rekabet karşısında ancak sürdürülebilir rekabet üstünlüğüne sahip işletmeler hayatlarını devam ettirebilmektedirler. İşletmeler maliyet liderliği, farklılaştırma ve odaklanma stratejileri uygulayarak rakiplerinin önüne geçebilirler. Bu rekabet stratejilerinin uygulanmasında en önemli araçlardan birisi katma değer yaratan bir süreç olarak inovasyondur. Bu çalışmada işletmelerin rekabet üstünlüğü kazanmalarında inovasyonun etkisi ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Çalışmanın amacı; İstanbul Ayakkabı Endüstrisi'nde inovasyon yapmanın işletmelere rekabet üstünlüğü sağladığı ana hipotezinin geçerliliğini araştırmaktır. İnovasyon, işletmelerin değişen şartlara uyumunu sağlamak amacıyla görece daha ucuz ve/ veya farklı ürünler, süreçler, yöntemler geliştirerek artı değer yaratmayı hedefledikleri çalışmalardır. Genel olarak dört tür inovasyon üzerinde çalışılmaktadır: Ürün inovasyonu, süreç inovasyonu, pazarlama inovasyonu ve örgütsel inovasyon. İnovasyon çalışmalarının başarısını diğer unsurlar yanında üst yönetimin yeniliklere yaklaşımı ve uygun örgüt iklimi de etkilemektedir. İnovatif işletmelerin uygulayabilecekleri çeşitli stratejiler bulunmaktadır: Saldırgan strateji; rakiplerin önüne geçerek teknoloji liderliğini ve piyasa liderliğini ele geçirmektir. Savunmacı strateji; saldırgan strateji uygulayan işletmelerin yakından izlenmesidir. Taklitçi strateji; ölçek ekonomileri ve/ veya üretim ve dağıtımda etkinlik, ürün ve süreçlerde maliyet düşürücü tasarım değişiklikleri ve maliyetlerin kontrolü ile maliyet üstünlüğü sağlanmasıdır. Bağımlı strateji; işletmenin güçlü bir işletmenin taşeronu olarak hayatını sürdürmesidir. Geleneksel strateji; işletmelerin gelişmiş zanaat becerileri, özel hünerleri ve yöresel özelliklerini ürünlerine yansıtmalarıdır. Fırsatçı strateji; işletmelerin niş pazarlarda tüketicilerin tatmin edilmemiş istek ve ihtiyaçlarını görüp bu talebi karşılamalarıdır. İşletmeler çevresel unsurlar (pazarın durumu, rakiplerin tutumları, devletlerin teşvikleri vb.) ile yetenekleri ve kaynaklarını göz önünde tutarak rekabet stratejileri ile uyumlu inovasyon stratejilerini belirlerler. İşletmelerin tüketicilerin değişen istek ve ihtiyaçları ile teknolojik gelişmelere rakiplerinden önce cevap verme işlemi ürün inovasyonu çalışmaları ile olanaklı olmaktadır. Bu çalışmalarda ürün inovasyonunun hangi alanlarda, ne zaman ve ne kadarlık bütçeler ile yapılacağı sorularına cevap vermeye çalışan çeşitli karar modelleri bulunmaktadır: Cooper ve Edgett modeli, bağlamsal model, O'Conner ve Demartion modelleri. İnovatif ürün çalışmalarının nasıl yapılacağı ile ilgili süreç modelleri ise şunlardır: Bilginin işlenmesine dayalı model, stratejik ürün inovasyon süreci modeli, kapı süreci modeli, alfa/ beta sevkiyat modeli ve huni modeli. Araştırmanın ana modeline göre; işletmenin ürün, süreç, pazarlama ve örgütsel inovasyon stratejileri ile inovatif ürün süreç modelleri rekabet üstünlüğü elde edilmesini etkilemektedirler. Ana araştırma modeli doğrultusunda beş hipotez oluşturulmuştur. İstanbul Ayakkabı Endüstrisi'nde yapılan araştırma sonucu hipotezler test edilmişlerdir. İstanbul, Türkiye'de Ayakkabı Sektörü'nün en çok geliştiği ildir. Araştırma İstanbul'daki ihracatçı ayakkabı üreticileri üzerinde yüz yüze anket yöntemi ile uygulanmıştır. Ana kütleyi oluşturan 150 işletmeden 110 işletmeye anket yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; ayakkabı üreten işletmelerin büyük bölümü KOBİ niteliğindedir. Bu işletmeler rekabet stratejisi olarak en çok farklılaştırma stratejisi izlerken en az odaklanma stratejisi izlemektedirler. İşletmelerin maliyet liderliği stratejisi seçimi ile çalışan sayıları, farklılaştırma stratejisi ile hukuki yapıları ve odaklanma stratejisi ile fason yaptırılan üretim miktarı ve fason üretim yapma durumu arasında ilişki bulunmaktadır. İşletmelerin % 85,5'inde ar- ge bölümü bulunmaktadır. İşletmelerde ar- ge bölümü bulunması ile kullanılan üretim teknolojisi arasında ilişki görülmektedir. İşletmeler genel olarak inovasyon işbirliklerine açık değildirler. İşletmelerin inovasyon işbirlikleri yapıp/ yapmama durumları ile üretim teknolojileri arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Ayakkabı üreticileri yoğun olarak karma inovasyon stratejisi izlemektedirler. Stratejiler tek tek ele alındığında; ürün, süreç ve pazarlama inovasyon stratejisi olarak en çok saldırgan strateji ve en az taklitçi/ bağımlı strateji izlenmektedir. Örgütsel inovasyon stratejisi olarak en çok saldırgan strateji ile taklitçi/ bağımlı strateji ve en az geleneksel/ fırsatçı strateji uygulanmaktadır. İşletmeler ürün inovasyonu yaparken genellikle süreç modellerini birlikte kullanmaktadırlar. Kapı süreci modeli en çok tercih edilen model olurken bilginin işlenmesine dayalı model en az kullanılan model durumundadır. İşletmeler inovasyon çalışmalarına yatkındırlar. İşletmelerin % 85,5'i inovasyon yaptığını belirtmiştir. İşletmeler en çok süreç inovasyonu sonra sırasıyla pazarlama inovasyonu, ürün inovasyonu ve örgütsel inovasyon gerçekleştirmişlerdir. İşletmelerin büyük bölümü yaptıkları inovasyonların rekabet üstünlüğü kazanmalarında olumlu etkileri olduğunu bildirmişlerdir. İnovasyon yapmanın yüksek ve orta derecede en çok yarar sağladığı ilk üç alan; ürünlerin kalitesinin yükselmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin gelişmesi ile ürün sunumunda kapasitenin yükselmesidir. Araştırmanın ana hipotezi şöyledir: H1= İstanbul'da kurulu, ayakkabı üretici/ ihracatçı işletmelerin uyguladıkları inovasyon stratejileri ve inovatif ürün süreç modelleri rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahiptir. Ana hipotezden yola çıkılarak yeni hipotezler belirlenmiştir. Hipotezler Çoklu Regresyon Analizi ile test edilmiştir. H11'de ilgili işletmelerin uyguladıkları inovasyon stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11, inovasyon çeşitleri doğrultusunda ürün, süreç, pazarlama ve örgütsel inovasyon stratejileri bağlamında alt hipotezler oluşturularak test edilmiştir. H11a'da ilgili işletmelerin uyguladıkları ürün inovasyonu stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11a yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; yalnızca geleneksel ürün inovasyonu stratejisi rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. H11b'de ilgili işletmelerin uyguladıkları süreç inovasyonu stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11b yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; saldırgan ve fırsatçı süreç inovasyonu stratejileri rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. H11c'de ilgili işletmelerin uyguladıkları pazarlama inovasyonu stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11c yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; saldırgan ve savunmacı pazarlama inovasyonu stratejileri rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. H11d'de ilgili işletmelerin uyguladıkları örgütsel inovasyon stratejilerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları araştırılmaktadır. H11d yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu doğrulanmaktadır. Katsayılar çizelgesine göre; yalnızca savunmacı örgütsel inovasyon stratejisi rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Araştırmanın ikinci hipotezinde (H12) inovatif ürün süreç modellerinin rekabet üstünlüğü üzerinde pozitif etkiye sahip olup olmadıkları incelenmektedir. Yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucu hipotez doğrulanmamaktadır. Başka bir deyişle; işletmelerin uyguladıkları inovatif ürün süreç modelleri rekabet üstünlüğünü etkilememektedir. Araştırma sonuçları değerlendirilerek ayakkabı üreten işletmelere yönelik ürün inovasyon yapısı ve ayakkabı işletmelerinin yapısal özelliklerinin kombinasyonlarını esas alan iki aşamalı bir model geliştirilmiştir. Küçük ölçekli işletmelere önemli ölçüde geliştirilmiş inovatif ürün modeli ve büyük ölçekli işletmelere özgün inovatif ürün modeli önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İnovasyon, inovasyon stratejileri, ürün inovasyonu modelleri, İstanbul Ayakkabı Endüstrisi, ayakkabı işletmelerinde ürün inovasyonu.
Türkiye'de denizyolu konteyner taşımacılığının küresel rekabet gücü açısından incelenmesi
Küreselleşme ile birlikte dünyada artan pazar gereksinimi ile birlikte taşımacılık modlarına olan ihtiyaç günden güne artmıştır. Özellikle ülkemizin stratejik konumu yönünden denizyolu taşımacılığı son derece önemlidir. Konteyner taşımacılığı ve konteyner liman endüstrilerindeki yükseliş denizcilik sektöründe gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Rekabetin artışıyla da konteyner limanlarının veya terminallerinin performans analizleri sektörün geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Araştırmada Türkiye'de denizyolu konteyner taşımacılığının küresel rekabet gücü açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla denizyolu konteyner taşımacılığının mevcut durum analizi (SWOT) yapılarak neler yapılabileceği üzerinde önerilerde bulunulmuştur. Çalışma sonucunda yapılan SWOT analizi sonucunda ülkemizin denizyolu konteyner taşımacılığındaki konumu belirlenmiştir. Sonrasında ise denizyolu konteyner taşımacılığına yönelik stratejik ve politik önerilerde bulunulmuştur.
Destinasyon pazarlaması ve İstanbul'un turizm sektöründeki rekabet gücünün incelenmesi
Uluslararası turizm varışlarında dünya sıralamasında önemli bir konumda yer alan Türkiye'nin, turizm gelirlerinde bu yeri koruyamadığı görülmektedir. Benzer şekilde turizm rekabetine ilişkin endeks sonuçlarına göre, rekabet sıralamasında Türkiye'nin oldukça geride kaldığı da dikkat çeken bir diğer unsurdur. En önemli ihracat kalemleri arasında yer alan turizm sektörünün gelişimini sürdürülebilir kılmak büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, çalışmada Türkiye'nin en önemli turizm destinasyonlarından olan İstanbul kentinin rekabet gücünün analizini yapmak ve elde edilecek sonuçlarla destinasyon rekabet modellerine katkı yapılması amaçlanmaktadır. Söz konusu amaç doğrultusunda, konuya ilişkin detaylı literatür taramasının ardından, gerçekleştirilen alan araştırması için anket ve mülakat teknikleri ile veriler toplanmıştır. Anket sonuçlarına göre İstanbul'un uluslararası turizm alanında en güçlü rakibinin Paris kenti olduğunu doğrulamakta, bununla birlikte kentin rekabet üstünlüğü açısından güçlü yönünün Temel Kaynak ve Çekicilikler olduğu; buna karşın Destinasyon Yönetimi, Tanıtım/Pazarlama, Eğitim, Güvenlik, Etik/Ahlak değerleri gibi alanların ise rekabet gücünü zayıflatan unsurlar olduğu görülmektedir.
Kümelenme ile Isparta meyvecilik sektörünün rekabet gücünün geliştirilmesi arayışları
Kümelenme, en basit ve geleneksel tanımıyla, belirli bir sektördeki coğrafi yoğunlaşmadır. Teorik çerçevesi, Michael Eugene Porter'ın 1990'lardaki çalışmaları ile şekillenmiş ve günümüzde de hem akademik çalışmalarda hem uygulamada popülerliği devam eden bir çalışma alanıdır. Porter öncesindeki çalışmalar, kümelenmeye sadece coğrafi yığılma açısından yaklaşırken Porter kümelenmeye inovasyon ve işbirliği içinde rekabet terimlerini kazandırmıştır. Ayrıca oyuncular arası ilişkiler ile ilgili ve destekleyici kuruluşların önemine değinmiştir. Bu çalışmanın ana amacı, Isparta'da önemli bir sektör olan meyveciliğin rekabet gücünün artırılarak geliştirilmesinde kümelenme yaklaşımının uygulanabilirliğini değerlendirmektir. Bu amaca ulaşmak için Porter'ın ulusal ve sektörel rekabetçiliği ortaya koymak için geliştirdiği Karo Modeli kullanılmıştır. Bu amaca yönelik olarak öncelikle kümelenmenin teorik çerçevesi çizilmiş, Isparta'da önemli bir ekonomik faaliyet olan meyvecilik sektörünün mevcut durumu ortaya konulmuş ve meyvecilik sektörü ile doğrudan ve/ya dolaylı olarak ilişkili sektörler/iş kolları belirtilmiştir. Karo Modeli faktörleri çerçevesinde sorular belirlenerek 47 büyük meyve üreticisiyle yüz yüze anket ve ilgili diğer sektörlerin temsilcileri ile de görüşmeler yapılmıştır. Toplanan verilerin analizi ile sektörün avantaj ve dezavantajlı yönlerinin belirlendiği bir SWOT Analizi ve buna göre sektörün uygulaması gereken stratejileri belirleyen bir SOR Analizi yapılmıştır. Belirlenen bu içsel faktörlerin yanı sıra doğal afetler, petrol-fiyat şokları, dünya finans piyasalarındaki dalgalanmaların özellikle girdi maliyetlerini artırması gibi dışsal tehditler de söz konusudur. Sonuç olarak, Isparta meyvecilik sektörü ve ilişkili diğer sektörler aynı coğrafi bölgede doğal kaynağa ve girdilere yakın bir şekilde konumlanmış fakat bir yığın olmanın ötesine gidememiştir. Bu durum, sektörün bölgesel rekabet şansını azaltmaktadır. Sektörün tehditleri karşılayabilecek gücünün olduğu, fakat atağa geçebilmesi için mevcut gücünün yanında eğitim, danışmanlık, ortak bir marka ve hedefler belirleme konusunda birlikte hareket edebilmelerini ve daha kaliteli ürün ve hizmet verebilmelerini sağlayacak stratejilere ihtiyacı vardır. Birlikte çalışma kültürü gelişememekle birlikte sektördeki tüm aktörler arasında kolay ve sürekli bir iletişimin olması ve kümelenmeye yönelik devlet desteklerinden yararlanmak için zorunlu olan aktörlerin bölgedeki mevcudiyeti Isparta'da meyvecilikteki yığın oluşumunun kümeye dönüşümünde ve bölgesel rekabet gücünü artırmada önemli bir avantaj olarak değerlendirilmelidir.
Orman ürünleri endüstrisinde Türkiye'nin G20 ülkeleriyle rekabet gücü üzerine bir inceleme
Orman ürünleri endüstrisi; birçok alt sektör itibariyle ihracat fazlası vererek Türkiye ekonomisinin gelişimine katkı sağlarken sosyal ve bölgesel gelişmeyi de destekleyen önemli bir sektördür. 2019 yılı için Türk mobilya ve ahşap esaslı levha sanayisinde sektör büyüklüğünün ABD Doları cinsinden 10 milyar Dolar'ı aştığı, 3.5 milyar Dolar düzeyinde ihracat yapıldığı, 500 bin kişi doğrudan olmak üzere toplamda bir milyon kişinin istihdam edildiği, Türkiye imalat sanayiinde yaratılan katma değerin yaklaşık %2.4'ünü oluşturduğu ve 200 den fazla ülkeye ihracatın yapıldığı bilinmektedir. Bu kapsamda kurgulanan çalışmada Türkiye Orman Ürünleri Endüstrisinin rekabet gücünün ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma yöntemi olarak Donges vd. (1982), tarafından geliştirilen karşılaştırmalı ihracat performansı indeksi kullanılmış, model verisi 2001-2019 yılını içerecek şekilde ele alınmış ve G20 üyesi diğer 18 ülke ile (AB hariç tutulmuştur) Türkiye'nin rekabet gücü altı alt sektör kapsamında kıyas yapılarak analiz edilmiştir. Son beş yılın ortalaması alınarak elde edilen analiz bulguları çerçevesinde; Yonga Levha, MDF ve laminant parke gibi ahşap esaslı ürün ihracatında Türkiye'nin, Meksika, Güney Kore, Suudi Arabistan, Japonya, Avustralya, Hindistan, Büyük Britanya, Arjantin, ABD, İtalya, Almanya ve Fransa'ya karşı karşılaştırmalı olarak üstün olduğu buna karşın Rusya, Kanada, Güney Afrika, Endonezya, Çin ve Brezilya'ya karşı ise rekabet gücü olmadığı söylenebilir. Kâğıt ve Kâğıt hamuru ürünlerinde de birçok ülkeye karşı rekabet üstünlüğünün olduğu ancak, endüstriyel yuvarlak odun ihracatında, kereste ürünleri kategorisinde ve odun-odun kömürü-pellet ihracatında sınırlı ülkelere karşı sınırlı dönemlerde rekabet üstünlüğü tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda; Türkiye Orman Ürünleri Endüstrisinde sürdürülebilir rekabet avantajı için kalite, verimlilik, Ar-Ge ve inovasyon odaklı stratejilere odaklanılması önerilmiştir.
Türkiye seramik kaplama malzemeleri sektörünün rekabet gücü
Çalışma, seramik kaplama malzemeleri sektörünün rekabet gücünün İktisat yazınında son yıllarda sıklıkla kullanılan Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi, Net İhracat Endeksi, İhracat Piyasa Endeksi ve Göreli İhracat Endeksi ile analizini yapmayı amaçlamaktadır. Dünya seramik kaplama malzemeleri ihracatında ilk on sırayı alan ülkelerle bir karşılaştırma yapılmış ve bu ülkeler karşısında Türkiye'nin rekabet gücü değerlendirilmiştir.Çalışmada, seramik sektörünün lokomotifi konumunda olan seramik kaplama malzemeleri sektörü ele alınmış ve daha çok makale, kurum raporları ve sektör derneklerinin süreli yayınları ile web sitelerinden faydalanılmıştır. Sektörle ilgili ayrıntılı istatistiki bilgilerin olmaması veya güç ulaşılabilmesi çalışmada karşılaşılan en büyük zorluk olmuştur. Ancak sektör derneklerinin yayınları ve web siteleri bu zorluğu aşmakta en büyük yardımcı olmuştur.Türkiye açısından yarattığı katma değer ile önem arzeden sektörün rekabet gücü, son yıllarda yaşanan global krizle birlikte sıkıntılar yaşanmasına rağmen diğer ülkelerle karşılaştırıldığında yüksektir. Şahsi görüşümüze göre, yaşanılan sıkıntıları avantaja dönüştürme konusunda fırsatlar yakalamak zor değildir ve sektörde yapılacak bir takım iyileştirmeler ile rekabet gücü önümüzdeki yıllarda daha da artabilecektir. Atılacak en önemli adım, markalaşma ve Türk imajını tüm dünyaya kabul ettirebilmek olacaktır.Anahtar Kelimeler: Rekabet gücü, Açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük, seramik, seramik kaplama malzemeleri sektörü, karo
Kırılgan beşlilerin dış ticaret rekabet gücü : Karşılaştırmalı analiz
Rekabet gücü küresel piyasada ülkelerin daha etkin olmasını sağlayan güçtür. Diğer bir yönden de, rekabet gücü, belirli bir üründe ilgili ülkenin nispi anlamda güçlü ve zayıf yönlerini belirlemektedir. Ülkelerin küresel piyasalarda ihracat rekabet güçlerinin analizinin yapılması ve karşılaştırılması amacıyla Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük (AKÜ) indeksleri kullanılmaktadır. Bu doğrultuda, açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler değerindeki bir artış bir üründe söz konusu ülkenin rekabet gücündeki bir artış anlamına gelmektedir. Çalışma, Kırılgan Beşli ekonomiler olarak adlandırılan, FED'in 2013 Mayıs kararından en fazla etkilenen ülkeler olan Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye'yi kapsamaktadır. Bu bağlamda, söz konusu ülkelerin ihracat rekabet güçlerinin karşılaştırmalı analizinin yapılabilmesi maksadıyla 2000-2014 yıllarına ilişkin Balassa ve Vollrath'ın AKÜ İndeksleri hesaplanmış ve yorumlanmıştır. Ayrıca, ülkelerin ihracat rekabet güçlerinin daha sağlıklı bir şekilde kıyaslanabilmesi amacıyla Karşılaştırmalı İhracat Performans indeksi (KİP) hesaplanmıştır. Kırılgan Beşli Ekonomilerin ihracat rekabet güçlerinin yanı sıra, yurtiçi uzmanlaşma düzeylerinin ve ihracat benzerliklerinin ortaya koyulması maksadıyla Net Ticaret, İhracat-İthalat Oranı ve İhracat Benzerlik İndeksi de hesaplanmıştır. Söz konusu indekslere ilişkin analiz sonuçları, Kırılgan Beşli ekonomilerin ağırlıkla hammadde, emek yoğun malların ihracatında rekabet gücüne sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum, sözü edilen ekonomilerin katma değeri düşük malların üretiminde ve ihracatında uzmanlaşmış olduğunu ortaya koymaktadır. Kırılgan Beşli ekonomilerin uluslararası piyasalarda katma değeri yüksek, AR-GE ve teknoloji bazlı ürünlerin ihracatında uzmanlaşamaması ve rekabet gücüne sahip olmaması gelişen ülkeler arasında ön saflarda yer almasını ve gelişmiş ekonomileri yakalamasını güçleştirmesi kuvvetle muhtemeldir.
Yemen ve diğer MENA ülkeleri'nin ihracat rekabet güçlerinin karşılaştırmalı analizi
Çalışmada Yemen ve MENA Ülkeleri'nin 2000 ile 2016 yılları arasında, Balassa ve Lafay İndeksi kullanılarak dış rekabet güçlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. SITC Rev. 3, 2 haneli ürün grubu analizi yapılarak elde edilen indeks değerleri ile ülkelerin hangi ürün gruplarında hangi ölçüde rekabet gücünün bulunduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar, kullanılan iki göstergenin değerlerinin birbirine yakın olduğunu göstermiştir. Elde edilen sonuçlara göre; Bahryen'in petrol,gübreler ve demir ihtiva etmeyen madenler, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Petrol ve herhangi bir sınıflandırmaya tabi olmayan özel işlemler ve mallar, Cezayir'in taş kömürü, petro, doğal gaz, balıklar ve diğer deniz ürünleri, meyve ve sebze, gübreler, hayvansal sıvı, inorganik kimyasal ürünler ve giyim eşyası ve bunların aksesuarları, İran'ın petrol, İsrail'ın gübreler ve diğer metal olmayan eşyalar, Katar'ın petrol, doğal gaz ve gübreler, Kuveyt'in petrol, Lübnan'ın meyve ve sebzeler, şeker, tütün, metal cevheri, gübreler, diğer metal olmayan eşyalar ve altın olmayan, Mısır'ın meyve ve sebzeler, dokuma elyafı, gübreler ve madenler ve doğal gaz, Yemen, Umman ve Suudi Arabistan'ın petrol ve doğal gaz, Tunus'un inorganik kimyasal ve gübreler, Ürdün'ün ise canlı hayvanlar, meyve ve sebzeler, tütün, Gübreler, İşlenmiş sıvı, katı yağlar; mumlar, İnorganik kimyasal ve Kağıt gruplarında yüksek seviyede rekabet gücüne sahip olduğu göze çarpmaktadır. Çalışmada gerek MENA ülkelerinin gerekse Yemen'in faktör yoğunluğu bazında rekabet gücü analizleri söz konusu ülkelerin ağırlıklı olarak emek ve hammadde yoğun ürünlerde üstünlüklerinin olduğunu göstermektedir. MENA ülkeleri ve Yemen'in katma değeri yüksek ürünlerin ihracatında ağırlıklı olarak rekabet gücü bulunmamaktadır.
Küresel rekabet ile ekonomik özgürlük arasındaki ilişkinin lojistik regresyon yöntemiyle analizi
Küresellik, ülkelerin bilgi ve teknolojileri kullanarak karşılıklı iletişim halinde ticari faaliyetlerini gerçekleştirebilmesini, ham madde ve ara mal değişimleri yapabilmesini, dünya ülkelerinde verilen yasal kararların tüm ülkelerde birbiriyle uyumlu hâle getirilmesini, sınırların yabancı kişilere açık olması sonucu yabancı kişilerin yeni pazarlara girmesinin sağlanmasını, ülkelerin mal ve hizmet üretimini ucuz işçi maliyetlerinin olduğu ülkelerde yaparak tasarruf etme isteği, ihracat-ithalat kısıtlamalarının ve gümrük tarifelerinin kaldırılmasını ifade etmektedir. Ülkelerin küreselleşmesi beraberinde küresel rekabete yol açmış ve ülkelerde faaliyet gösteren işletmeler ucuz ve kaliteli mal ve hizmet üretmek konusunda adeta birbirleriyle yarış içerisine girmiştir. Ülkelerde faaliyet gösteren firmaların rekabet edebilme gücü ancak özgürlüklerin getirdiği faydalar doğrultusunda olacağı aşikârdır. Özgürlük, bireylerin ekonomik aktivitelerini yasal çerçeveler doğrultusunda özgürce gerçekleştirebilmesini ifade etmektedir. Ekonomik özgürlüklerin varlığı ülke ekonomisinin gelişmesini, ticaret hacminin artmasını dolayısıyla ekonomik büyümeyi beraberinde getirmektedir.Çalışmanın amacı, ülkelerin ekonomik özgürlük düzeylerinin küresel rekabet gücü üzerindeki etkisinin belirlenmesi, ülkelerin rekabet edebilmek amacıyla hangi ekonomik özgürlük bileşenlerine ağırlık vermesi gerektiği ve makroekonomik faktörlerin küresel rekabet gücü üzerindeki etkisini belirlemek oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda bağımlı değişken olan küresel rekabet edebilirlik gücü kategorik hale getirilerek ikili lojistik regresyon analizi yöntemine uygun hâle getirilmiştir.2016, 2017 ve 2018 yıllarını kapsayan çalışmada, Heritage Vakfı ve Wall Street Journal tarafından ortaklaşa hazırlanan ekonomik özgürlük endeksinin, ülkelerin uluslararası rekabet gücünü gösteren bir gösterge olmasının yanında rekabet gücünün ölçümünde önemli sayılabilecek değişkenleri de içermesi bu çalışmanın altyapısını oluşturmuştur. Ülkelerin makroekonomik göstergelerinin uluslararası rekabet düzeyi üzerinde bir etkisi olabileceği düşüncesi makroekonomik göstergelerin (gayri safi yurtiçi hasıla, reel efektif döviz kuru, tüfe ve faiz) küresel rekabet gücü düzeyi üzerindeki etkisinin incelenmesini gerekli kılmıştır. Analizler sonucunda bir ülke küresel rekabet gücü düzeyini artırmak istiyorsa mülkiyet hakkı, kamu bütünlüğü, ticaret özgürlüğü, yatırım özgürlüğü, parasal özgürlük, yargı etkinliği, iş ve emek özgürlüğü gibi özgürlük bileşenlerine pozitif yönde ağırlık vermesi gerekirken, kamu harcamalarını düşürmesi ve vergi yükünü hafifletmesi gerekmektedir. GSYH'deki artış, TÜFE'deki azalış ülke küresel rekabet gücü düzeyini pozitif yönde etkileyen değişkenlerken, REDK değişkeni sadece 2017 yılı için küresel rekabet edebilirlik gücü üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu, FAİZ değişkeninin ise küresel rekabet edebilirlik gücü üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
Türkiye ve Güney Kore'nin katma değer bazında uluslararası rekabet ve uzmanlaşma analizi
Bu araştırmada Türkiye'nin ve Güney Kore'nin dış ticaret rekabet ve uzmanlaşma düzeylerinin sektörel bazda ölçülmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, söz konusu ülkelerin küresel rekabet ve uzmanlaşma düzeylerinin ortaya koyulabilmesi amacıyla birbirini destekleyici ürün teknoloji sınıflandırmaları olan SITC ve ISIC sınıflandırmaları kullanılmıştır. SITC sınıflandırması ile ülkelerin karşılaştırmalı avantaj ve dezavantajlarının faktör donanımı (emek, hammadde, sermaye, AR-GE) bazında ortaya koyulması amaçlanmıştır. ISIC sınıflandırması ile de ülkelerin rekabet üstünlüğüne sahip olduğu ürünlerin donanımındaki teknoloji düzeylerinin hesaplanabilmesi amaçlanmıştır. Yapılan hesaplamalar ve analizler sonucunda ise ülkelerin hangi endüstrilerde ve ürün gruplarında daha fazla katma değer yaratmış olduğu ve hangilerinde daha yüksek rekabet gücüne sahip olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkiye ve Güney Kore'ye ait çalışmada gerek birbirinden farklı fakat birbirini destekleyici endeksler kullanılarak, iki ülkenin mikro bazda (sekteröl) rekabet yapısının ve uzmanlaşma düzeyinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu perspektifte, araştırmada ülkelerin sektörel rekabet ve uzmanlaşma düzeylerinin ölçülebilmesi amacıyla Lafay, Michaely, Ticaret Dengesine Katkıyı Ölçen Açıklanmış RCA katsayısı ve Ticaret Tamamalayıcılık endeksleri kullanılmıştır. SITC sınıflandırması kapsamında yapılan analizler, Türkiye'nin ağırlıklı olarak emek ve sermaye yoğun ürün gruplarının ihracatında rekabet avantajına sahip olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin ihracat rekabet gücü özellikle emek yoğun ürün grupları ekseninde gerçekleşmektedir. Türkiye'nin rekabet avantajına sahip olduğu emek yoğun ürünlerde yüksek bir katma değerden söz edilemez. Daha yüksek kâr marjına sahip ancak daha fazla AR-GE yatırımı isteyen ürün ya da ürün gruplarında ise Türkiye'nin küresel çapta rekabet düzeyinin yüksek olmadığı ortaya çıkmaktadır. Güney Kore ise ağırlıklı olarak rekabet gücü nispeten daha yüksek AR-GE bazlı ve sermaye yoğun ürünlerin ihracatında uzmanlaşmış ve rekabet avantajı sağlamıştır. Ayrıca, Güney Kore'nin katma değeri yüksek ürün gruplarındaki küresel rekabet gücü yıllar itibariyle yükselmektedir. ISIC sınıflandırması kapsamında yapılan analizler de SITC analizlerini destekler niteliktedir. Keza Türkiye düşük ve düşük orta ürün gruplarının ihracatında uzmanlaşmıştır. Güney Kore ise görece daha yüksek inovasyon ve AR-GE düzeyini içeren teknoloji gruplarında uzmanlaşmıştır. Analiz sonuçları değerlendirildiğinde, Türkiye ve Güney Kore'nin ihracatındaki katma değer donanımındaki farklılıklar belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Güney Kore, Türkiye'ye göre nispeten daha yüksek katma değerli ürünleri barındıran endüstrilerde uzmanlaşmış ve rekabet gücü elde etmiştir. Dolayısıyla Güney Kore, Türkiye'ye göre daha yüksek teknolojili bir üretim ve ihracat donanımına sahiptir.
Ekonomik kalkınma, küresel rekabet ve teknolojik inovasyon ilişkisinin panel veri ile incelenmesi; G-20 ülkeleri örneği
İktisadi kalkınma olgusunun ölçülmesinde ülkelerin; ekonomik, demografik, sosyal, kültürel ve siyasal yapılarında meydana gelen farklılıkların bulunması bu kavramın tek bir ölçütle belirlenmesine engel olmaktadır. Bu konu hakkında insani gelişme raporunda da bahsedildiği üzere kalkınmanın amaçları ve araçları arasında temel bir ayrımın yapılması zorunlu olmaktadır. Kalkınma ekolü gelişme ekonomisi olarak da adlandırılmakta ve ekonomide sayısal değerlerin ifade edildiği 'ekonomik büyüme' ve sosyal değerlerin de yer aldığı 'insani gelişme' olmak üzere iki ayrı çerçevede incelenmektedir. Günümüzde teknolojik alanda meydana gelen gelişmeler; ekonomik büyümenin tetikleyici, insani gelişiminde itici gücü olmaktadır. Küresel piyasalarda ülkeler elde ettikleri bu güç doğrultusunda orta ve uzun vadede üstünlük elde etme ve rekabetçi yapılarını da koruma arzusu içindedirler. Ekonomide kalkınma kavramı, inovasyon kavramı ve rekabet gücü kavramları arasında domino etkisi söz konusudur. Şöyle ki inovatif bir ülkede yaşanan gelişmeler rekabet gücünü arttırmakta, rekabet gücü ve inovasyon içeren ülkelerde kalkınmışlık seviyesine yaklaşmaktadır. Kalkınma gelişmekte olan ülkeler için önemli bir süreçtir. Bu süreç içerisindeki ekonomik hamlelerin doğru atılması, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülke seviyesine yükselmesinde ve toplumsal refah elde etmesinde büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada gelişmekte olan G-20 ülkelerinde rekabet ve inovasyon değişkenlerinin ekonomik kalkınma ilişkisinin panel veri analizi kullanılarak araştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda verisine ulaşılabilinen 13 G-20 ülkesi 1997-2018 dönemleri arasında incelenmiştir. Çalışmada panel veri analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre; ekonomik kalkınma ile rekabet ve inovasyon değişkenlerinin uzun dönende ilişkili oldukları ve bu değişkenler arasında pozitif nedensel ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Seramik sektöründe anahtar performans göstergeleri ile ihracat rekabet gücü ilişkisi: Uşak ili örneği
Verimlilik, finansal ve sürdürülebilirlik kapsamında belirlenen anahtar performans göstergeleri Uşak'ta seramik sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin 2009-2019 yıllarına ait 11 yıllık üretim, finans ve satış verilerinden hesaplanmıştır. Belirlenen dört adet verimlilik, beş adet finansal ve beş adet sürdürülebilirlik anahtar performans göstergelerinin birimleri birbirinden farklı olduğundan normalizasyon işlemi yapılarak bu farklılıklar giderilmiştir. Verimlilik, finansal ve sürdürülebilirlik anahtar performans göstergelerine SWARA (Step-Wise Weight Assessment Ratio Analysis) yöntemi uygulanmış ve birer adet anahtar performans göstergesi elde edildikten sonra tekrar SWARA yöntemi uygulanarak tek bir anahtar performans göstergesi elde edilmiştir. Uşak'taki aynı işletmeden alınan 2009-2019 yıllarına ait 11 yıllık ihracat verilerinden ihracat yapılan ülkeler ve farklı para birimleri dikkate alınarak ihracat yoğunlaşma oranı (Export Concentration Ratio) ve Herfindahl-Hirschman index (HHI) hesaplanmıştır. Elde edilen bağımsız değişkenler olan dört adet anahtar performans göstergesi ve bağımlı değişkenler olan ihracat yoğunlaşma oranı ve Herfindahl-Hirschman index arasında korelasyon ve regresyon analizi SPSS programında yapılmıştır. Korelasyon ve regresyon sonuçları çalışmanın sonunda değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Anahtar performans göstergeleri, SWARA, ihracat rekabet gücü, ihracat yoğunlaşma oranı, Herfindahl-Hirschman index, seramik sektörü.
İnovasyonun küresel rekabet gücü üzerindeki etkisinin karşılaştırmalı analizi: Yenilikçi perspektif altında AB ülkeleri üzerine bir uygulama
İktisat araştırmacılarının ve politika yapıcıların yaygın olarak sahip olduğu fikir, ülkelerin inovasyon kapasitesine ve yeteneğine sahip olması, bu ülkelerin rekabet gücü elde etmelerinde ve ekonomik olarak büyümelerinde önemli bir faktör olduğu yönündedir. Çünkü inovasyonların geliştirilme ve yayılma hızı bağlamında ülkeler ve bölgeler arasında ki farklılıklar ve süreçte ortaya çıkan diğer sorunlar, inovasyon politikalarının önemini daha çok vurgulamaktadır. Politika yapıcıların etkili inovasyon politikalar tasarlayabilmesi için, ülkelerin rekabet gücünü ve dolayısıyla onu etkileyen faktörlerin ve ortamların ne olduğunu anlamaya çalışan araştırmalara ihtiyacı vardır. Bu çalışmanın amacı, uygun teorik çerçeve içinden ve yenilikçi bir perspektif altında katkı sağlayacak bir model oluşturmaktır. Araştırma, ülkelerin rekabet gücü üzerinde temel inovasyon faktörlerinin etkili olup olmadığını ya da etkili olan faktörlerin hangileri olduğunu teorik çerçevede belirlerken ve söz konusu belirleyicilerin gelişmiş ülkeler kategorisinde yer alan ve fakat kendi içinde bölgesel farklılıklar bulunan Avrupa Birliği ülkeleri arasında bir fark yaratıp yaratmadığını ve böylece sürece benzer veya farklı etkilerde bulunup bulunmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada, 2000-2019 dönemi ve AB28 ülkeleri için panel veri analizi yapılmıştır. Driscoll-Kraay dirençli tahmincisi ile tahmin edilen modellerin bulgularına göre, AB15 ve AB13 ülke grupları için inovasyonun küresel rekabet gücü üzerindeki etkisi sadece beşeri sermaye ve patent sayıları değişkenleri için pozitif ve anlamlı bulunmuştur. İnovasyonu temsil eden diğer araştırma harcamaları ve araştırmacı sayısı değişkenleri ise istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Her iki ülke grubunu karşılaştırdığımızda, AB13 grubuna ait ülkelerin beşeri sermayesini ve patent sayılarını daha fazla artırmaları, küresel rekabet gücünü AB15 ülkelerine göre daha fazla artıracağı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de zeytinyağı sektörü'nün uluslararası rekabet gücü analizi
Bu çalışma, Türkiye Zeytinyağı sektörünün uluslararası rekabet gücünün analiz edilmesi amacıyla yapılmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın küreselleşme bağlamında dünya tarım ve gıda sektörünün genel görünümü açıklanmıştır. İkinci bölümde, zeytinyağı sektörü detaylı analize konu edilmiştir. Üçüncü bölümde ise rekabet kavramı, rekabet gücü tanımları yapıldıktan sonra zeytinyağı sektörünün uluslararası rekabet gücü detaylı analiz edilmek üzere araştırma kapsamında ele alınan endeksler ile açıklanmaya çalışılmıştır. Zeytinyağı ihracat yoğunluğumuza göre belirlenen hedef pazarlarda, rakip ülkeler tespit edilmiş ve bu ülkeler karşısında Türkiye'nin rekabet avantajı hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda sonuç bölümünde zeytinyağı sektörünün geleceğine yönelik politika tedbirleri önerilmiştir.
Türkiye'de iklimlendirme sektörünün dış ticaret ve uluslararası rekabet gücü bağlamında değerlendirilmesi
İklimlendirme sektörü küresel ekonominin önemli bir parçasıdır. Dünyada küresel ısınmanın etkileri, iklim değişikliği ve enerji kaynaklarının gitgide tükenmekte oluşu gibi sebeplerden dolayı ülkeler daha çevreci ve daha verimli ürünlere gereksinim duymuşlardır. Bu bağlamda gerek dünyada gerekse ülkemizde iklimlendirme sektörünün önemi giderek artmaktadır. İklimlendirme sektörü, çok fazla sayıda ürün ve hizmet çeşitliliğine sahiptir. Bu çalışmanın amacı, 2001-2021 dönemler için Türk iklimlendirme sektörünün ve alt ürün grubunun (ısıtma, soğutma, klima, havalandırma, tesisat, yalıtım) uluslararası rekabet gücünün araştırılmasıdır. İklimlendirme sektörünün alt ürün grubuna yönelik 24 ürünün rekabet gücü analiz edilmiştir. Bu kapsamda çalışmada Balassa'ın Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi (RCA), Vollrath'ın Endeksleri (RXA, RMP, RTA, RC), Açıklanmış Simetrik Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi (RSCA), Ticaret Dengesi Endeksi (TBI) ve Ürün Haritalama yöntemi kullanılmıştır. Çalışma literatürde ilk kez Türk iklimlendirme sektörünün ve alt ürün grubunun rekabet gücünü Ürün Haritalaması Yöntemi ile irdelemektedir. Çalışmanın bulgularına göre, Türkiye'nin iklimlendirme sektöründe rekabet gücüne sahip olduğu ortaya çıkarılmıştır. Sektörün alt ürün grubu bağlamında bulguları ise ülkemizin 11 üründe rekabet gücüne sahip olduğu, 3 üründe rekabet gücünün sınırda olduğu ve 10 üründe rekabet gücüne sahip olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İklimlendirme Sektörü, Uluslararası Rekabet gücü, Ürün haritalama
Çevresel sürdürülebilirlik, lojistik performans ve kurumsal yönetişim arasındaki ilişki ve küresel rekabet gücüne etkileri
Ülkelerin lojistik performanslarının yüksek olması, ekonomik büyüme ve uluslararası rekabet edilebilirliği için önemli bir fırsat iken, bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin büyük bir kısmının enerjiye bağlı olması çevreye ve insan sağlığına ciddi zararlar verilebilmektedir. Bu çalışmada çevresel sürdürülebilirlik, lojistik performans, kurumsal yönetişim ve küresel rekabet edilebilirlik arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Literatürde bu ilişkileri ölçmeye yönelik olarak, uluslararası kuruluşlar tarafından hesaplanan endeksler temel alınmıştır. Çalışmada Çevresel Performans Endeksi (EPI), Lojistik Performans Endeksi (LPE), Kurumsal Yönetişim Göstergeleri (WGI) ve Küresel Rekabet Gücü Endeksi (GCI) endekslerini içeren modellerin testi için 112 ülkenin 2014, 2016 ve 2018 yıllarına ait verileri ile araştırılmıştır. Analize dayalı bulgular makro perspektifte ve ülkelerin gelişmişlik grupları düzeyinde değerlendirilmiştir. Analizlerin sonucunda, ülkelerin çevresel sürdürülebilirliğinin lojistik performansı ile anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca, kurumsal yönetişimin lojistik performans ve küresel rekabet gücü üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu ve kurumsal yönetişimin; çevresel performans, lojistik performans ile küresel rekabet gücü arasındaki ilişkiye aracılık ettiği görülmüştür.
İmalat sanayi sektöründe Türkiye'nin AB'ye ihracatının teknoloji yoğunluğuna göre analizi: Panel veri yöntemi
Dünya ekonomisinde yaşanan hızlı değişim, uluslararası düzeyde yaşanan rekabeti daha yoğun hissedilir hale getirmiştir. Bu durum, sektörlerin ve ülkelerin hem rekabet güçlerini analiz etmelerine hem de uluslararası pazarda başarılı olmak için daha fazla yeni strateji geliştirme çabalarına girişmelerine yol açmıştır. Bu çalışmanın ana amacı, ülkelerin rekabet gücünü etkileyen faktörlerin belirlenmesi, bu faktörlerin etki düzeylerinin tespit edilmesi ve rekabetin etkilerini ülke lehine artırmak için etkin bir rekabet politikasının gerekliliklerinin ortaya konmasıdır. Bu tez çalışmasında bu kapsamda, Türkiye'nin sektörel ihracat payını etkileyen faktörlere ve imalat sanayinin alt sektörlerinin ihracat rekabet yapısına odaklanılmış; sektörlerin rekabet gücü göstergelerine dayalı bir sektörel pazar payı analizi yapılmıştır. Bu amaçla Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü düzeyi, Türkiye'nin en önemli dış ticaret ortağı olan ve ticaretinin önemli bir oranını kapsayan Avrupa Birliği (AB) pazarındaki payı üzerinden sektörel düzeyde ortaya konmuştur. Türkiye'nin imalat sanayi sektörü mevcut uluslararası teknoloji sınıflandırmasına bağlı olarak gruplandırılmış ve her gruptaki sektörlerin ihracat performanslarının belirleyicileri 2007Q1-2021Q4 dönemi için üç model üzerinden panel veri analizi kullanılarak tespit edilmiştir. 23 alt sektörün pazar paylarının bağımlı değişken olarak belirlendiği bu üç modelde pazar payının önemli belirleyicileri olarak maliyet-verimlilik, arz ve karşı ülkenin talebi gruplandırılarak çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, sektörel rekabet gücü belirleyicilerinin sektörler arasında farklılık gösterdiğini ve ayrıca sektörlerin özellikle düşük teknoloji grubunun rekabet gücünün fiyat rekabetçiliğine dayandığını, bu sebeple fiyat-maliyet avantajının korunmasının önemli olduğunu ima etmektedir.
Ölçek ekonomileri: Küreselleşme ve küresel rekabet gücü olguları ile etkileşimi (Türkiye otomobil sektöründe ölçek ekonomilerinin analizi)
DOKTORA TEZ OZU ÖLÇEK EKONOMİLERİ; KÜRESELLEŞME VE KÜRESEL REKABET GÜCÜ OLGULARI İLE ETKİLEŞİMİ (TÜRKİYE OTOMOBİL SEKTÖRÜ'NDE ÖLÇEK EKONOMİLERİNİN ANALİZİ) Çetin POLAT İktisat Ana Bilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Danışman: Prof. Dr. Necat BERBEROĞLU Firmalar, ülke ekonomileri ve dünya ekonomisi, herzaman bir değişim içinde olmuştur. Geçen 30-40 yıl içinde yaşanan değişim ve gelişmeler ülke ekonomilerini "Küreselleşme" adı altında birbirine oldukça yaklaştırmıştır. Küreselleşmenin yoğunlaştırdığı rekabet ortamı, firmaları ve ülkeleri, bu küresel ekonomik ortamda daha avantajlı duruma geçmek için çalışmalar yapma konusunda zorlamaktadır. Bunun içinde yapılması gereken, bilgiyi, teknolojiyi, geliştirmek ve iyi kullanmaktır. Günümüzde özellikle iletişim ve ulaşım teknolojilerinde gerçekleşen ilerlemeler, firmalara ve ülkelere, ulusal pazarlarını aşmaları ve dünya pazarlarına ulaşmalarında kolaylıklar sağlamaktadır. Böylece fırsatları iyi kullanarak, daha çok ve daha ucuza üretecek, daha çok satarak daha çok gelir elde edecek ve daha üst yaşam düzeylerine ulaşabileceklerdir. Bunu gerçekleştirebilen ve dünya ekonomisine hakim olan firma ve ülkeler, dünyanın dört bir yanma yayılmış, kitlesel üretim gerçekleştiren, çok sayıda ülkede on binlerce insan çalıştıran, neredeyse dünya ekonomisindeki ülkelerin yarısından daha fazlasının gayri safi milli hasılasını aşan milyarlarca dolar ciro ve kar elde eden dev ölçekli firmalar ve onların dahil olduğu ülkelerdir.n Bu yaşananlar, herzaman olduğu gibi günümüz ekonomik ve siyasi faaliyetlerim belirleyen rekabet ve küresel rekabet kavramlarını daha da önemli kılmıştır. Ulusal pazarın yetmemesi, dış pazarın cazibiyeti, ulusal ve küresel rekabet gücünü artırmak, piyasalara giriş engellerini aşmak, teknolojik yenilikleri hızlandırmak ve ölçek ekonomilerinden yararlanmak gibi nedenlerle, ülkede ve uluslararasında firmalar arası birleşmeler, ortak girişimler ve satın alma faaliyetleri artmıştır. Bu faaliyetlerin önemli amaçlarından biri, üretim ölçeğini genişletip maliyetlerde tasarruflar sağlayarak, ölçek ekonomilerinden faydalanmaktır. Büyüklüğün verdiği bir takım avantajlarla, uzmanlaşmayı ve iş bölümünü artırıp, çağın ve piyasanın gerektirdiği ileri üretim, yönetim, pazarlama yöntemlerini ve teknolojilerini kullanma imkanlarını elde eden, ülkesinin ve dünyanın üretim imkanlarını iyi kullanan firma ve kuruluşlar, pazarda herzaman avantajlı durumda olacakları şüphesizdir. Üretimde belli bir ölçeği yakalamış firmalar faaliyetlerini daha ucuza gerçekleştirerek, birim başına maliyetini minimum düzeye çekebilecektir. Küreselleşme ile birlikte yaşanan, birleşme, devralma ve ortak girişim faaliyetlerinin önemli amaçlarından biri de ölçek ekonomileri olduğu söylenebilir. Bu çalışmada Türk Otomotiv Sektörü'ndeki bir otomobil üreticisi firmanın otomobil üretiminde, üretim ve maliyet karşılaştırması yapılarak, ölçek ekonomilerini sağlayıp sağlayamadıkları araştırılmıştır. Buna göre yapılan üretim maliyet karşılaştırmasında, belirtilen ürünlerle ilgili olarak, üretim artışının gerçekleştirdiği yıllarda, ölçek ekonomilerinin sağlanarak ortalama üretim maliyetlerinde gözle görülür bir düşüşün sağlandığı, üretimin düştüğü yıllarda ise ölçek ekonomilerinin ortadan kalkarak yine gözle görülür bir şekilde ortalama üretim maliyetlerinde bir artışın ortaya çıktığı tespit edilmiştir.
Turizm rekabet gücünü belirleyen faktörlerin analizi: Akdeniz ülkeleri örneği
Geçmişten günümüze ülkeler çeşitli alanlarda birbirleriyle rekabet etmektedir. Turizm ve turizm endüstrisi bu alanlardan biridir. Turizm gelirlerini artırmak, rekabet avantajını sağlamak ve sürdürmek için farklı dönemlerde çeşitli stratejiler geliştirilmiştir. Özellikle 21. yüzyılda ülkeler için önemli bir gelir kaynağı olan turizm, son dönemde gelişmekte olan ülkeler için de bir istihdam kaynağı haline gelmiştir. Bu özelliklerinden dolayı turizm, bölgesel gelişmişlik farklılıklarını azaltmak ve refahı artırmak için bir araç haline gelmiştir. Dolayısıyla hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin turizmde rekabet etmesi önemli hale gelmiştir. Literatüre göre rekabet edebilirliği etkileyen faktörlerin çok çeşitli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, faktörlerin önceliklendirilmesi konusundaki tartışmalar, karar vericiler ve politika yapıcılar arasında halen devam etmektedir. Dünya turizm gelirlerinden ciddi bir pay alan Akdeniz Ülkelerini odağına alan bu çalışmada, 2007-2021 yılları arasında turizm rekabet gücünü belirleyen faktörler 2020-2023 yılları arasında toplanan veriler ile PLS ve çoklu regresyon analizi teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın evrenini çalışma döneminde verileri sağlıklı yayımlanan 66 ülke oluşturmaktadır. Çalışma örneklemi ise Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan Mısır, Arnavutluk, Cezayir, Hırvatistan, Kıbrıs, Karadağ, Fas, Malta, Tunus, Slovenya ve İsrail ve Türkiye olmak üzere toplam 16 Akdeniz Ülkesi'nden oluşmaktadır. Literatüre katkı açısından değerlendirildiğinde pandemi sonrası turzmde yaşanan değişimleri içeren çalışmalardan farklı olarak bu çalışma rekabet gücü kavramını her iki dönem için irdelemektedir. Pandemi öncesi ve sonrasında turizmde yaşanan dramatik değişime rağmen her iki dönemde de önemini koruyan bağımsız değişkenlerin olduğu gözlemlenmiştir. Bu değişkenler hukuk, ekonomi, eğitim gibi genel konular ile havayolu, vize düzenlemeleri gibi turizm özelindeki konuları içermektedir. Bu durum rekabet gücünün çok boyutlu yapısına işaret etmektedir. Politika yapıcılara ve karar vericilerin kriz dönemimde dahil belirlenen bu faktörlere önem vermesinin destinasyon rekabet gücüne olumlu etki edeceği söylenebilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Rekabet, Strateji, Turizm.
Yeni ekonomide teknolojik gelişmelerin uluslararası rekabet gücüne etkisi: Türkiye'de e-ticaret SWOT analizi
Günümüzde gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerden bahsedebilmek için ülkelerin ekonomik, sosyal anlamda belli bir gelişme seviyesine gelmiş olmaları gerekmektedir. İçinde bulunulan bilgi çağında, gelişen teknolojik gelişmelerin sosyal ve ekonomik alanda hızlı gelişim ve değişmeleri beraberinde getirmesi, teknolojiye dayalı altyapının önemini yansıtmaktadır. Bu gelişmelere dayanarak ülkelerin ve işletmelerin, rekabet gücünü elde etmesinde teknolojik gelişmelerin etkisinin çok önemli olduğu görülmektedir. E-ticaretin gelişmediği zamanlarda bilgiye ulaşmak zor olmasına karşın, son yıllarda teknolojik faktörlerin ve seçeneklerin artmasıyla ulaşmak kolay hale gelmiştir. Bilgiyi kullanabilen ve yeni bilgiler üretebilen toplumlar teknolojide, ekonomik olarak refah seviyesine gelerek gelişmiş toplum kümesine girmeyi başarmışlardır. Teknolojik gelişmelerin ve bilginin hızlı bir şekilde yayılması, uluslararası alanda rekabetin küresel düzeye ulaşmasını sağlamaktadır. Ulusal ve uluslararası alanda pazarlama ve işletme yapısının gelişmesinde ve rekabet gücü elde etmesinde teknolojinin etkili olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; teknolojik gelişmelerin rekabet gücüne etkisini göstermek, e-ticaret hacminin toplam ticaret içerisindeki payının hızla arttığını vurgulamak ve bu bağlamda e-ticaretin Türkiye ekonomisi üzerine etkilerini incelemektir. Türkiye'de e-ticaret sektörü için SWOT analizi yapılmış, güçlü ve zayıf yönleri ortaya çıkarılmış, fırsat ve tehditler belirlenmiştir. Türkiye'de e-ticaretin güçlü yönlerini incelediğimizde, bilgi ve iletişim teknolojilerine önem veren ve e-ticarete ilk giriş yapan işletmelerin büyük pazar paylarına sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca, Türkiye gibi pazar veya fiyat hacmi büyük olan ülkelerde, tüketiciye fiyat karşılaştırılması imkanının verilmesi, e-ticareti daha cazip hale getirerek e-ticaretin daha çok kullanılmasını sağlamıştır. Türkiye'de e-ticaret sektörünün zayıf yönlerinde ise, e-ticaret sitesinden ürün sipariş edildikten sonra kargonun müşteriye teslim edilme süresi ve kargonun maliyeti göze çarpmıştır. Bir diğer zayıf yön ise Türkiye'nin internet altyapısıdır. Daha iyi ve hızlı e-ticaret hizmeti için internet altyapısının geliştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca Türkiye'de e-ticaretin gelişmesi ve uluslararası rekabet gücü kazanması için e-ihracat uygulamalarına yönelik düzenlemelerin ve devlet desteklerinin yapılması önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma sonucunda Türkiye'de işletmelerin rekabet üstünlüğü sağlamaları için e-ticaretin gerekli olduğu ve internet altyapısının gelişimi ile Türkiye'nin rekabet gücünü arttırarak Küresel Rekabetçilik Endeksi 4.0'da daha yüksek sıralara geleceği kanaatine varılmıştır.
Dış ticarette açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler ve rekabet gücünün canlı hayvan ve bitkisel ürünler piyasası açısından analizi: Türkiye ve Mersin ili uygulaması
Türkiye, sahip olduğu iklim koşulları doğrultusunda canlı hayvan ve bitkisel ürünler yetiştirmek için uygun potansiyele sahip bir ülke konumundadır. Özellikle bitkisel ürünler kategorisi, Türkiye dış ticaretinin önemli bir parçasıdır. Türkiye'nin yakın bölge komşusu ve dış ticaret ortaklığı olan Ortadoğu, Mersin içinde önemli ticari merkezlerden biridir. Bu nedenle çalışmanın ana ekseninde 12 Ortadoğu ülkesi ele alınmıştır. Çalışmada 2010 ve 2019 dönemi için Türkiye ve Mersin'in dünya ve Ortadoğu piyasası karşısında canlı hayvan (01-05 fasıl) ve bitkisel ürünler (06-14 fasıl) sektörlerindeki rekabet gücü belirlenmesinde Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük Endeksi temel alınarak hesaplamalar yapılmıştır. Böylece çalışmada Türkiye ve Mersin'in dünya ve Ortadoğu piyasası karşısında canlı hayvan ve bitkisel ürünler kategorisinde avantajı ve dezavantajlı olduğu ürün/ürün grupları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonucunda elde edilen endeks değerlerine göre; Türkiye'nin dünya piyasası karşısında değirmencilik ürünleri ve yenilebilir meyve ürünlerinde güçlü endeks değerleri aldığı, Mersin'in de yenilebilir sebze, yenilebilir meyve, değirmencilik ürünleri, lak; sakız, reçine ve diğer bitkisel özsu ve örülmeye elverişli bitkisel ürün sektörlerinde güçlü endeks değerlerini aldığı belirlenmiştir. Endeks sonucunda Türkiye'nin Ortadoğu piyasasında güçlü olduğu ülke grupları; Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt'dir. Mersin'in seçili sektör alanında Ortadoğu piyasasında güçlü endeks değerleri; Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Ürdün ülkeleri karşıdan aldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Türkiye, Mersin, Ortadoğu, RCA, Rekabet Gücü
Rekabeti etkileyen faktörler açısından Muğla ilinde zeytinyağı üreten işletme topluluğunun incelenmesi
Tez çalışmasının temel amacı, Michael E. Porter tarafından geliştirilen beş güç modeli çerçevesinde zeytinyağ üretimi gerçekleştirilen işletmelerin rekabet güçlerini etkileyen faktörleri incelemekti. Bu kapsamda Muğla İlinde faaliyet gösteren toplam 82 işletme üzerinde bir tarama araştırması yürütüldü. Tarama araştırması sürecinde zeytinyağ üretimi gerçekleştiren iki farklı iş modeline sahip işletme kategorisi olduğu tespit edildi. Bu iki farklı iş modeline sahip işletmeler yağhaneler ve butik işletmeler olarak isimlendirildi ve beş güç modeli karşılaştırmalı bir biçimde bu iki farklı işletme kategorisi açısından değerlendirildi. Araştırma bulguları, bu iki kategorideki işletmelerin temel özelliklerini ve özellikleri açısından temel farklılıkları ortaya koymakla birlikte, aynı iş kolunda farklı iş modelini benimseyerek faaliyet gösteren işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modelindeki faktörlerin farklı biçimlerde etkileyebileceğini göstermektedir. Tez araştırması ayrıca Türkiye'deki zeytinyağ imalatı gerçekleşen işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modeli temelinde inceleyen öncü çalışmadır.
Türkiye otomotiv sektörü ve küresel rekabet gücünün analizi
Sanayileşmeyle birlikte üretiminde hız kazanan otomotiv, günümüzün en popüler sektörleri arasında yer almaktadır. Buna neden olarak da; başta birçok sektörle olan sürükleyici-lokomotif ilişkisi, teknolojik gelişimi desteklemesi, ana ve yan sanayide yarattığı istihdam ile ekonomiye en büyük katma değer sağlayan sektörler arasında olması gösterilmektedir. Bununla beraber; artan küreselleşme, bilgi ve iletişim teknolojilerinin her geçen gün daha fazla önem kazanması gibi nedenler de otomotivi birçok sektöre göre bir adım daha öne çıkartmıştır. Bu tez çalışmasında, Türkiye otomotiv sektörünün rekabet gücü incelenmiş ve küresel rekabette sektörün önde gelen üreticileri değerlendirilmiştir. Ülkelerin rekabet gücünün incelenmesi, sektörel politikaların hazırlanması sürecinde büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, otomotivin tüm sanayileşmiş ülkelerde ekonomiyi yönlendirici etkiye sahip olması da ülkeler tarafından yakından takip edilen sektörler arasında olmasına neden olmuştur. Çalışmada, sektörün önemi birçok açıdan vurgulanırken, rekabet güçlerini etkileyen faktörlerin belirtilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu analizin yapılması; ülkelerin gelişmişliklerinin arttırılması bakımından oldukça faydalı olmaktadır. Üreticiler; gelişmiş ülkeler ve ekonomik birlikler ile gelişmekte olan ülkeler olarak ayrı başlıklar altında ele alınmış, ülke örnekleri seçilerek sektörel değerlendirmeler yapılmıştır. Ülkelerin rekabet güçleri tespit edilirken; tarihsel gelişim, mevcut durum ve sektörel rekabette söz konusu ülkenin gelişimini etkileyen faktörler, alt başlıklar halinde incelenmiş, ülkelerin sektördeki rekabet güçlerinin hesaplanmasında Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi(RCA) kullanılmıştır. Bununla beraber gelecekte adından oldukça söz ettirecek olan Endüstri 4.0 kavramının sektörle olan ilişkisi açıklanmış, önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye hava kargo taşımacılığı sektöründe havayolu seçim kriterlerinin analitik hiyerarşi yöntemi ile incelenmesi
Hava kargo taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren hava kargo acentelerinin amacı, kargoların en hızlı şekilde ve en düşük maliyetle, doğru zamanda ve doğru yere ulaştırılmasını sağlayacak havayolunun seçimini yapmaktır. Kısacası hava kargo acenteleri "Kargo gönderim sürecinde hangi havayolunu seçmeliyim?" sorusuna yanıt aramaktadır. Bu bağlamda havayolu seçimini etkileyen kriterleri belirlemek ve önem derecelerini hesaplamak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca hava kargo taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren havayollarının, seçim kriterlerinin önem derecesine göre stratejiler belirlemesi sürdürebilirlik ve rekabet gücünün artırılabilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, hava kargo taşımacılığı sektöründe havayolu seçimini etkileyen kriterleri belirlemek, bu kriterlerin önem derecesini hesaplamak ve hesaplanan önem derecelerini dikkate alarak belirlenen dört havayolu işletmesinin karşılaştırılmasını çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi ile gerçekleştirmektir. Bununla birlikte analiz sonucunda Türkiye hava kargo taşımacılığı sektöründe en rekabetçi havayolu belirlenmiş olacaktır. Yöntem olarak AHP'nin kullanılmasının nedeni, kurulacak olan hiyerarşinin çok kriterli olması ve kriterlerin önem derecesinin hesaplanmasında ikili karşılaştırmaların uzman kişiler tarafından yapılmasının uygun görülmesidir. Veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Anket hava kargo acentelerinde üst düzey yönetici konumunda olan kişilere uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hava Kargo Taşımacılığı, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP),Havayolu Seçim Kriterleri, Rekabet Gücü, Hava Kargo Acenteleri