Economic structure
148 theses under this subject heading
Siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının seçim afişlerine yansıması: 2002 Türkiye genel seçimlerinde DSP, ANAP, MHP ve AK Parti örnekleri üzerinden bir inceleme
Ortaya çıkışı Antik Yunan'a dek dayanan seçimler, demokratik rejimlerde yöneticileri belirleme ve ülke yönetiminde karar alma bağlamında önemli bir araçtır. Günümüzde artan nüfus ve genişleyen ülke sınırları nedeniyle doğrudan demokrasi uygulaması neredeyse imkânsız bir hal almıştır. Bunun sonucunda temsili demokrasi modeli uygulamasına geçilmesiyle birlikte, halkı temsil görevini üstlenmek amacıyla siyasi partiler ortaya çıkmıştır. Bu siyasi partiler halkın oylarını alarak yönetimde söz sahibi olabilmek adına seçim dönemlerinde bazı propaganda ve seçim çalışmaları yürütmektedirler. Yürütülen bu çalışmalarda çeşitli propaganda ve reklam araçları kullanmaktadırlar. Afiş de bu araçlardan bir tanesidir. Afişler kitle iletişimin bu kadar gelişmediği zamanlardan bu yana kullanılan ve günümüzde de hala en sık tercih edilen araçlar arasındadır. Afişler verilmek istenen mesajın en kısa yoldan sunulmasına katkı sağlamaktadır. Afişlerde kullanılan ifadelerde ya da sembollerde bulundukları dönemin izlerini görmek mümkündür. Tezde bu yaklaşımdan hareketle siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, seçim dönemlerinde siyasi partiler tarafından kullanılan seçim afişlerine yansıması üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ana amacı, siyasi partilerin seçimlerde propaganda aracı olarak kullandığı reklam afişlerinin göstergebilim metodu çerçevesinde incelenmesi suretiyle; Türkiye'de oluşan siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, seçim afişleri hazırlanırken ne derece dikkate alındığı ve afişlerde yer alan sloganlara, görsellere, metinlere ne derece yansıtıldığının analiz edilmesidir. Çalışmada Türkiye örneklemi içerisinde, 2002 Genel Seçimlerine katılan siyasi partilerden Demokratik Sol Parti, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere üç parti; 2002 Genel Seçimleri öncesindeki koalisyon hükümetini oluşturan siyasi partiler olmaları sebebiyle çalışmada yer alırken; Adalet ve Kalkınma Partisi ise 2002 Genel Seçimlerini kazanan siyasi parti olması sebebiyle çalışmada yer almıştır. Çalışma neticesinde, siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, siyasi partiler tarafından seçim afişleri hazırlanırken dikkate alındığı ve afişlerde kullanılan sloganlarla, görsellerle ve metinlerle önemli derecede bağlantılı olduğu sonucuna varılmıştır.
Economic and structural analysis of the tourism market in the province of Erbil (During the period 2007 – 2016)
The purpose of the current study is to make the economic and structural analysis of the tourism market in the province of Erbil. In order to reach this purpose, the study sample was collected from the ministry of municipalities and tourism, general directorate of tourism and investment authority. For years 2007 to 2016. In the method the study's problem, through analyzing and examining secondary data that engrossed on the nature of the relationship and relative import between study variables is given. In addition, the study stretches to some results, most conspicuously the province of Erbil constitutes over fifty of the total tourism projects in the region, and the study concludes that the relative importance of the tourism sector to the other economic sectors constitutes good rate. The tourism sector comes in third place after the industrial sector and the Real Estates sector. Also, the proportion of tourism institutions in the province of Erbil to the tourist institutions in the region during the period rate (36.12%) that indicates the Erbil is a center for tourist and archaeological sites in the region. Consequently, the study found that a high rate of their annual revenues of hotels, motels and tourist villages, the percentage is between (1-200) million dinars (1000 dinars = 3 TL), while the remaining proportion of (2.802%) revenues more than 201 million dinars annually, and fast because most tourist institutions (hotels, motels and tourist villages) absorb customers more than the capacity of absorption, in addition to their prices jealousy constant. Finally, the study found that the percentage of specialists in the field of tourism during the same only (5.71%) and this percentage is very low, and is one of the obstacles to the development of tourism in the Kurdistan Region of Iraq.
The impact of fluctuation of oil revenue on real exchange rate and the structural imbalances of Iraqi economy
This thesis analyses the extent to which a boom in a particular export commodity sector (i.e., oil) affects the real exchange rate and competitiveness in the rest of the economy: This problem has been analyzed in the early stage by with the so-called 'Dutch-disease'. As a result, the booming sector (oil sector) the country's currency appreciates, thereby reducing the competitiveness of the country's traditional export sector in the international market. This thesis examines whether Dutch Disease is present in Iraq in the light of having not study about Dutch Disease phenomena. It evaluates the impact of growing oil revenues on non-oil sectors of the Iraqi economy. It produces some empirical evidence for the explanation non-tradable goods and contraction of the tradable goods sector due to the booming oil sector and appreciating real exchange rate and made tradable goods sector become uncompetitive for export. The main findings from this thesis that the Iraqi economy was subject to have the Dutch disease phenomena during the boom. Some of the indications of the disease, remarkably the increase of relative prices, the real exchange rate appreciation, contraction tradable goods sector and expansion of nontraded goods output were applicable. The study uses annual time series data sourced from home and international agencies from 1997 to 2016. Finally, The dissertation discusses briefly some policy measures that will help avoid the issue of appreciation real exchange rate and changing the structure of economy out of tradable goods to non-tradable goods sector.
Demokrat Siirt gazetesine göre Siirt (1953-1961)
Yerel gazeteler bir vilayette yaşanan önemli olayları konu alması nedeniyle o vilayet hakkında geniş çaplı bilgiye erişme imkanlarından birini oluşturmaktadır. Bu bağlamda vilayet gazeteleri şehirlerin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısıyla ilgili önemli veri kaynakları olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Siirt'in ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını Demokrat Siirt Gazetesi ışığında tespit etmektir. Çalışma 1953-1961 yılları arasını kapsamaktadır. Demokrat Siirt gazetesine ilişkin arşiv verileri Beyazıt Devlet Kütüphanesinden elde edilmiştir. Elde edilen verililer doküman analizi tekniğiyle incelenmiştir. Belirlenen amacına uygun olarak yürütülen çalışmada 1953-1961 yılları arasında Siirt'in yol, su ve elektrik problemlerinin ekonomik ve sosyal hayatı olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Bu dönemde yapılan çalışmalar ve yatırımlar neticesinde çözüme kavuşturulan bu sorunlarla ilgili gelişmeler Demokrat Siirt gazetesi çerçevesinde ele alınmıştır.
Sosyal sermaye ve beşeri sermayenin bireysel ekonomik getirisi: Eskişehir ili örneği
Sosyal sermayeyi, insan ilişkilerinin; sosyal ağlar, normlar ve güvene dayalı kaynakları olarak tanımlamak mümkündür. Bu kaynaklar bireylerin; bilgiye, fikirlere, fırsatlara, finansal sermayeye, güce, güvene ve işbirliğine ulaşmasını kolaylaştırmaktadır. İktisadın önemli kavramlarından bir tanesi olan beşeri sermaye ise insana yönelik yatırımlar ile bireylerin sahip olduğu bilgi, beceri, yetenek ve niteliklerin bireysel, sosyal ve ekonomik refah yaratılmasını kolaylaştırması olarak tanımlanabilir. Bu çalışmada sosyal sermaye ve beşeri sermayenin, ekonomik getirilerinin teorik boyutta ele alınması ve bireysel gelir düzeyi üzerindeki etkilerinin ekonometrik tahmin yöntemiyle ortaya konulması amaçlanmıştır. Ekonometrik analizde kullanılan Mincer tipi yarı logaritmik kazanç denkleminde, sosyal sermayeyi güven, normlar ve sosyal ağlara katılım değişkenleri, beşeri sermayeyi ise eğitim düzeyi ve iş deneyimi değişkenleri temsil etmektedir. Ekonometrik analizde, Eskişehir İli kent merkezinde yapılan anket çalışmasından elde edilen veriler kullanılmıştır.
1844-1845 yılı temettuat defterlerine göre Alaşehir kazası'nın sosyo-ekonomik ve demografik yapısı
?1844-1845 Yılı Temettûat Defterlerine Göre Alaşehir Kazasının Sosyo-Ekonomik ve Demografik Yapısı ? başlıklı çalışmamız, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Maliye-i Varidat Muhasebe Bölümünde (ML. VRD. TMT) yer alan, 1844-1845 yılında yapılan temettûat tahrirleri esnasında hazırlanan 1403, 1409, 1412, 1414, 1418, 1423, 1425, 1427, 1430, 1431, 1432, 1434, 1435, 1438, 1441, 1446, 1455, 1459, 1460, 1462, 1465 numaralı Alaşehir kazası temettûat defterlerine dayanmaktadır.Söz konusu tahrirler, Tanzimat Döneminde yapılan mali düzenlemeler içinde önemli bir yere sahiptir. Tahrirlerin amacı, vergilerin daha düzenli ve adil bir şekilde toplanmasıdır. Bu amaçla halkın servet ve gelirine göre vergi talep edilmesi kararlaştırılmıştır. Halkın mali gücüne göre vergi tespit edilebilmesi amacıyla, Anadolu ve Balkanlar'daki şehir, kasaba ve köylerde yaşayan halkın emlak, arazi, hayvan sayımları yapılmış ve bunların gelirleri tespit edilmiştir. Osmanlı Devleti'nin genelinde yapılan bu sayımlar, Osmanlı toplumunun sosyo-ekonomik ve demografik yapısı hakkında bilgiler vermektedir.Çalışmamızda, Alaşehir kazasının 1844-1845 yılı sosyo-ekonomik ve demografik yapısını temettûat defterleri ışığında inceleyerek, değerlendirmeler yapmaya çalıştık. Bu sayede 1844-1845 yılında kazanın nüfusu, arazileri, hayvan cinsleri ve sayıları, yörede kullanılan aile-şahıs adları ve lakapları, halkın meslekleri ve bu mesleklerden elde edilen bir yıllık kazançlar, kazada yetiştirilen ürünler, devlete ödenen vergiler tespit edilmiş olup, elde edilen sayısal veriler tablolar halinde gösterilmiştir.Çalışmamızda Alaşehir kazasının merkezinde yer alan mahalleler incelenmiştir. Yapılan bu incelemelerle Alaşehir'in sahip olduğu sosyo-ekonomik, kültürel, demografik özellikleri ortaya koymaya, Tanzimat Fermanın ilanı ile başlayan ekonomik ve mali alandaki düzenlemeleri, Alaşehir ölçeğinde izlemeye çalıştık.Anahtar kelimeler: Alaşehir, Temettûat, Tarım, Hayvancılık, Vergi, Meslekler, Mahalle, Hane, Nüfus.
Sivaslı ilçesinde eğitim ve çevre ilişkisi
Sivaslı ilçesi, Ege Bölgesi'nin İç Batı Anadolu Bölümü'nde yer alan Uşak ilinin idari sınırları içinde bulunmaktadır. İlçe ile ilgili eğitim faaliyetleri konusunda detaylı olarak bilimsel çalışmalar yeterince yapılmamıştır. Bu amaçla Sivaslı ilçesinde eğitim çevre ilişkisi konulu tez çalışması yapılmış, eğitimin çevre ile olan ilişkisi ortaya konmuştur.Çalışmada Sivaslı'nın genel özelliklerine, kent ve kır yerleşmelerine de yer verilmiştir. Saha araştırmaları sırasında literatür taraması yanı sıra ilçe hakkında yazılan kaynaklardan da yararlanılmıştır. Ayrıca yerinde yapılmış olan gözlemlerden yararlanılarak konu hazırlanmıştır.Yapılan araştırma sonucunda topoğrafik yapının ilçenin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını etkilemesinin yanında eğitim hizmetlerini de etkilediği tespit edilmiştir. Yerleşmelerin ilçe merkezine olan coğrafi konumları, ekonomik özellikleri ve gelir düzeylerinin eğitim hayatı ile ilişkili olduğu bulgusuna varılmıştır.
Hakkari vilayetinin sosyo-iktisadi ve siyasi yapısı (1923-1960)
Farklı kültürlerin kesişim noktasında bulunan ve İran ve Irak gibi iki ülkeye sınır olan Hakkari her dönem önemini korumuştur. Coğrafi özellikleri sayesinde Türkiye'nin batı bölgeleriyle entegre olamayıp kapalı bir kutu şeklinde kalmıştır. Kapalı bir kutu şeklinde kalması ve diğer kültürlerden etkilenmemiş olması Hakkari'nin kültürel özelliklerini günümüze kadar korumasını sağlamıştır. Hakkari Osmanlı döneminde kendine has idaresi olan yerlerden biridir. İran tehlikesine karşı Osmanlı Hakkari'yi müstakil vilayetlerden biri yapmıştır. Cumhuriyet döneminde Hakkari bir ara Van'a bağlı bir kaza haline getirilmiş olsa da iki ülkeye sınır olması önemini artırmış ve tekrar vilayet konumuna getirilmiştir. Farklı etnik unsurları içerisinde yaşatan Hakkari, emperyalist güçlerin hedefinde olmuştur. O nedenledir ki, yüzyıllarca birlikte yaşayan halklar birbirine düşman hale getirilmiştir. Emperyalist güçlerin hedefinde ise petrol vardır. Yeni kurulan Cumhuriyet ile birlikte yeni devlet düzenine geçme çabaları hızlı bir şekilde kendini göstermiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu düzene karşı gelen ayrılıkçı kesimler devlete karşı ayaklanmışlardır. Bu ayaklanmaların bastırılması için çıkartılan kanunlar ise Doğu bölgesindeki insanların batıya sürülmesi şeklinde olmuştur. Doğu Anadolu bölgesindeki ayaklanmaların sonlandırılması ve bölgenin gelişimini hızlandıracak bir takım yatırımların gerçekleştirilmesi için devlet olanca gücüyle çalışmıştır. Yenilikçi hamleler ise eğitimli kadroların eksikliği nedeniyle tam anlamıyla gerçekleştirilememiştir. Devlet kurumları Hakkari'de hiçbir zaman tam olarak çalışmamıştır. Hakkari'nin zorlu coğrafi yapısı bayındırlık faaliyetlerinin gerçekleşmesini engellemiştir. Ulaşım sorunu Hakkari'nin hem iktisadi yönden gelişimini olumsuz etkilemiş hem de eğitim ve sağlık yönünden halkın sıkıntılar yaşamasına neden olmuştur. Arazi yapısı halkın geçim kaynaklarını belirlemede de önemli faktör olmuştur. Hakkari'nin yüksek rakıma sahip olması tarımdan ziyade hayvancılığının gelişmesini sağlamıştır. İki ülkeye de sınır olması kaçakçılığın yaygınlaşmasını ve halkın kolay yoldan para kazanma hırsını yaratmıştır. Anahtar Kelimeler: Hakkari, İran, Irak, Emperyalist, Petrol, Sınır
Cengiz Han dönemi ve sonrasında Moğollarda göçebe yaşam ve ekonomik yapı
Atlı göçebe kültürünü hayat tarzı olarak seçen Moğollar, küçük kabileler hâlinde ve göçebe şeklinde Mançurya'dan, Altaylara, Altaylardan Gobi Çölüne kadar uzanan bir alanda yaşarlardı. Avcılık ve yağmacılıkla geçinirler, hayvancılıkla uğraşırlardı. Yiyeceklerini daha çok hayvani gıdalardan sağlarlardı. Çok az bir sayıda da olsa İnsan eti yiyenleri dahi vardı. Koyun, sığır, deve, at, merkep, katır, domuz yetiştirirlerdi. 1206 yılında Cengiz Han önderliğinde birliklerini sağlayan Moğollar Orta Asya, Anadolu, Avrupa'nın siyasi tarihinde oldukça etkili bir rol oynayacakları dönemi başlatmışlar, büyük fetihler yapmışlar, birçok büyük devleti tarih sayfalarından silmişlerdir. Cengiz Han ve ardıllarıyla birlikte toplum olma yoluna giden ve devletleşen Moğollar zamanla hayvancılık, ziraat, imar ve ticaret alanında büyük bir gelişme göstererek iktisadi, sosyal ve kültürel olarak da tarihin akışına yön vermişlerdir. Çalışmamızda böylesine önemli bir tarihe sahip olan Moğollar'ın siyasal tarihinden kadarbüyük bir öneme sahip olan sosyal, kültürel ve ticari yapısı ele alınmıştır. Tezin giriş bölümünde kültür kavramı, Moğollar toplum yapısı ve yaşadıkları coğrafya ele alınmış, birinci bölümde ise göçebe toplumlar ve yaşayışları, ikinci bölümde de Moğol coğrafyasının özellikleri, hayvancılık, hayvanlardan sorumlu memurlar, hayvancılığın inanç ve yaşam boyutuna yansıması, at kültürü, avcılık, hayvan deri ve yünlerinden elde edilen giyim-kuşamlar, süs eşyaları ve çadırlar, üçüncü bölümde ise mutfak eşyaları, hayvansal yiyecekler, bitkisel yiyecekler, hayvansal içecekler, bitkisel içecekler, dördüncü bölümde de ticaret, sanayi, ziraat, vergi, toprak yönetimi, ticaret yolları ve ulaşım, istila ve yağma gibi konular ele alınmıştır.
Batılı seyyahların gözüyle 19. yüzyılda Şırnak ve çevresi
Mezopotamya, insanlığın varoluşundan beri farklı kültür ve milletlere ev sahipliği yapmış kadim bir coğrafyadır. Kuzey Mezopotamya'da yer alan Şırnak ili ve çevresinin, kuzey-güney ve doğu-batı yollarının kesiştiği stratejik bir konumda yer alması, bu coğrafyayı, transit geçişlerde ziyaret edilen yerlerden biri haline getirmiştir. Şırnak ili ve çevresi tarihi süreçte Babil, Asur, Med, Pers, Part, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi güçlü devlet/medeniyetlerin hâkimiyeti altında kalmıştır. Batıdan doğuya doğru yapılan seyahatlerin uğrak noktalarından biri olan Şırnak ili ve çevresi hakkında bazı Batılı seyyahlar dikkate değer izlenimlerini seyahatnamelerine not ederek kayıt altına almışlardır. 1810-1910 yılları arasındaki bir asırlık süreçte bazı Batılı seyyahlar farklı amaçlar doğrultusunda, yaptıkları gezilerinde özellikle Cûdî dağı ve çevresinde bazı bilgi ve belgelere ulaşmışlardır. Seyyahlar, Cûdî dağında yer alan Şah ve Hassana köylerinde Asur kaya rölyeflerini keşfetmişlerdir. Ayrıca, Kasrik ve Finik bölgelerinde Part dönemine ait kaya rölyeflerine, Cizre'nin güneybatısında yer alan Babil köyünde ise Asur stellerine seyyahlarca ulaşılarak eldeki bilgiler dünya kamuoyuna duyurulmuştur. Seyyahlar, 19. yüzyıl içerisinde bölgenin etnik ve dini yapısı, siyasi ve iktisadi durumu, tarihi ve coğrafyası hakkında izlenimlerini aktarmışlardır. Bu bağlamda 1810-1910 tarih aralığında bazı Batılı seyyahların eserleri temel alınarak Şırnak ili ve çevresinin genel bir durum tablosu ortaya konmaya çalışılmıştır.
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa vakıfları: Yönetimi, kentsel gelişime katkıları ve iktisadi yapısı
Bu çalışma çeşitli kaynakların analizinden hareketle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı örneğinde Osmanlı vakıf sistemini yönetim, iktidar, kentsel gelişim ve ekonomi kavramları çerçevesinde uzun bir zaman aralığında incelemeyi ve bu sayede bütüncül bir yaklaşımla Osmanlı vakıf müessesesinde yaşanan dönüşüm ve kırılmaları ortaya koymayı hedeflemektedir.
Mekan tasarımı sürecinde atık malzeme kullanımı ve yönetimi - örnek yapı birimi projesi
Dünyada, son iki yüz yıldır yaşanan yenilik ve gelişmeler, birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Günümüzde, bu küresel problemlerin olumsuz etkilerinin en aza indirilebilmesi için yoğun çalışmalar yürütülmektedir. Atık, sosyal, ekonomik ve özellikle çevresel boyutlarıyla yaşamın devamlılığını tehdit eden en büyük küresel problemlerden biridir. Bu bağlamda, bu tez çalışması, küresel atık problemine, yerel ölçekte, mimari bir çözüm arayışıdır. Çalışmanın odağı, artık-fire-hatalı üretim olarak adlandırılan endüstriyel üretim atıklarıdır. Çalışma; üreticisi tarafından atılmadığı sürece atık olarak kabul edilmeyen, ancak kullanılmadığı sürece de atıl kalan bu malzemelerin, aslında, "gizli atık" olduğunun, kısaca, fark edilmeyenin vurgulanması üzerine kuruludur. Diğer yandan, günümüz tüketim toplumunda hızla büyüyen inşaat endüstrisindeki arz-talep döngüsü, sürekli üretim ve tüketimi tetiklemekte, bu durum, kullanılabilir durumdaki birçok malzemenin de atık olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır. Tüm bu kaynak israfı ve ekonomik kaybın yanında, toplumun belli bir kesimi, temel haklardan yoksun yaşamakta ya da yaşamsal olana ulaşmada zorluk çekmektedir. Tam bu noktada; bu çalışma, yapıda kullanılabilecek türdeki atık-artık-fire malzemelerin, ekonomik açıdan daha olumsuz koşullara sahip, dezavantajlı bölgeler başta olmak üzere, ihtiyaç duyulan her bölgede, temel mekânsal gereksinimleri karşılayacak veya olanakları iyileştirecek şekilde kullanılmasını hedeflemekte ve bu doğrultuda, bir sistem ve model önerisi sunmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; atıkla ilişkili kavram tanımlarına, atık sınıflandırmalarına, atık yönetimi ve değerleme yöntemlerine, ayrıca, bireysel atık algısını ortaya koyan bir araştırmaya yer verilmiştir. Bu bölümde; çalışmanın hedefi doğrultusunda, atığın, mimari/içmimari tasarım bağlamında kullanımına yönelik bir atık sınıflandırması önerilmiş ve alan çalışmasında da kullanılacak olan, bu sınıflandırmadaki atık grupları, detaylandırılmıştır. İkinci bölümde; alan çalışmasında kullanılmak üzere, belirlenen atıklara ilişkin sağlıklı verilere ulaşılamadığından; tüm atık türlerine ilişkin, teorik (uygulama) ve sayısal verilere yer verilmiştir. Veriler; Dünya genelinde ve Avrupa ölçeğinde Türkiye'nin ve Türkiye'de Ankara'nın atık durumunu ortaya koymak adına, Küresel Bağlam - Avrupa Birliği Bağlamı - Türkiye Bağlamı ve Ankara Bağlamı şeklinde aktarılmıştır. Genelden özele geniş bir perspektif sunan veriler; atık modelleri ve uygulamaları bağlamında, Türkiye ve Ankara için rehber olacak niteliktedir. Diğer yandan bu bölümde ortaya konan, Türkiye ve Ankara özelindeki veri eksiklikleri, alan çalışmasında sunulan sistem önerisinin altlığını oluşturmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde; birinci bölümde sunulan sınıflandırma önerisine bağlı kalarak, yapıda kullanılabilecek türde atık malzemelerle tasarlanmış ve inşa edilmiş uygulama örneklerine, üç başlık altında yer verilmiştir. Özgün Alan çalışmasının detaylandırıldığı dördüncü bölümde; çalışmanın içeriğine, metodolojisine, araştırma bulgularına ve bunların sonucunda ortaya konan sistem ve model önerisine yer verilmiştir. Yöntem bölümünde; Ankara özelinde yapılan araştırmada nasıl bir yol izlendiği, araştırmanın örneklem seçimi, veri elde etme süreci aktarılmıştır. Bulgular bölümünde; üreticilerle yapılan görüşmelerin içeriklerine, bu görüşmelerde elde edilen atık-artık-fire malzeme bulgularına yer verilmiştir. Ayrıca, Ankara'nın bilinen iki ikici el satış noktasında yapılan araştırma sonucu elde edilen bulgulara da kısaca bu bölümde, detaylıca ekte yer verilmiştir. Elde edilen bulgulara dayanarak; atık-artık-fire malzemelerin toplanması, yönetilmesi ve kullanılmasına yönelik özelden genele uyarlanabilecek bir sistem ve model önerisi geliştirilmiştir. Sonuçta; önerilen sistem aracılığıyla elde edilen atık-artık-fire malzemelerle; köy, kırsal, kasaba veya kent fark etmeksizin, ihtiyaç duyulan her bölgede, insanların mekânsal gereksinimlerini karşılayacak, çok amaçlı, sosyal, esnek, düşük maliyetli bir örnek yapı ortaya konmuştur. Örnek yapı; kısıtları, olanakları, alternatifleri, sosyal, ekonomik ve çevresel faydaları ile birlikte disiplinler arası platformda tartışmaya sunulmuştur.
Niğde Gazetesi'ne göre Niğde'nin sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı (1957-1958)
Birçok çeşidi olan fakat incelememizde yerel gazete türü olarak ele aldığımız Niğde Gazetesinin konu olduğu araştırmada sosyal siyasal kültürel spor ve daha birçok yönden bilgi veren süreli yayınlardan gazetenin önemi görülmektedir. Öyle ki bir ülkenin veya bölgenin o dönemde yaşam çehresini bize en iyi yansıtacak ürünler olarak nitelendirilebilmektedir. Bu çalışmanın konusu Niğde'nin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını Niğde Gazetesi ışığında tespit etmektir. Çalışma 1957-1958 yılları arasını kapsamaktadır. Niğde Gazetesi'ne ilişkin gazete arşivlerine Milli Kütüphane'den temin edilmiştir. Ek olarak DTCF Halil İnalcık Kütüphanesi ve araştırma kapsamında makale ve kitaplarda kaynak olarak araştırmamıza ışık tutmuştur.
İskit ve Kelt topluluklarının dini, ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden karşılaştırması
İskitler yaklaşık olarak M.Ö. 8. yüzyıldan M.Ö. 2. Yüzyıla kadar Sibirya'dan Doğu Avrupa'ya kadar uzanan geniş coğrafyada etkinlik göstermiştir. Türk atlı kavimler medeniyetlerinin ilki ve en eskisini meydana getirmişlerdir. Şüphesiz ki İskitlerin bu uzun soluklu ve güçlü medeniyetlerinin etkisi kendisinden sonraki Türk ve Doğu Avrupa medeniyetleri üzerinde süregelmiştir. Hareketli bir tarihe sahip olan İskitler, bu durumun bir sonucu olarak birçok kadim medeniyetin kaynaklarında çokça zikredilmiştir. Çin, Asur ve Med, Pers, Yunan ve Roma kaynaklarında sıkça zikredilen İskitlerin dini inanışları, kültürleri, sosyal hayatları ve ekonomik yapılarıyla ilgili yazılı kaynakların dışında zengin arkeolojik buluntular da bize önemeli bilgiler vermektedir. Antik kaynaklardan dilleri, dinleri, gelenek ve görenekleri hakkında bilgi sahibi olduğumuz İskitlerin sanatları hakkında ise arkeolojik kazılarda elde edilen eserler bize yol göstermektedir. Batı ve Orta Avrupa sahasında etkinlik gösteren ve özellikle bugünkü Avrupalı kavimleri derinden etkileyen Keltlerin tarihi kökleri bronz çağına kadar uzanmaktadır. Özellikle günümüz İskoç, İrlandalı, Galli olarak adlandırılan insanların büyük bölümünün atası olan Keltler M.Ö. 8. ve M.S. 1. yüzyılları arasında etkinlik göstermişlerdir. İskitler gibi, yazılı eser bırakmayan Keltler ile ilgili en geniş bilgilere ticari, sosyal ve kültürel etkileşim içerisinde bulundukları Roma ve Yunan kaynaklarından ve günümüze kalan arkeolojik buluntulardan ulaşmaktayız. Sonuç itibariyle yukarıda kısa bilgilerini verdiğimiz hemen hemen aynı dönemlerde şekillenmiş olan kadim İskit ve Kelt topluluklarının dini, ekonomik, sosyal ve kültürel yapıları ve bu yönlerinin karşılaştırması çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır.
Trabzon il ekonomisinin türkiye'nin dış ticaretindeki yeri
Türkiye'nin 1980 yılına kadar uygulamış olduğu ekonomi politikasına bağlı olarak çok fazla gelişemeyen dış ticareti 1980 yılından itibaren ihracata bağlı dışa yönelik sanayileşme politikasıyla birlikte gerek ekonominin ve gerekse dış ticaretin gelişiminde önemli adımlar atılarak büyütülmüştür. İhracatı ve üretimi artırmak için yapılan sanayileşme politikasındaki değişimlerle birlikte Türkiye ekonomisinde başlayan büyüme Trabzon'un ekonomisi üzerinde de etkili olarak dış ticaretini artırmıştır.Bu araştırma Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan Trabzon ilinin sosyo-ekonomik yapısının belirlenmesi ile il ekonomisi ve dış ticaretin Türkiye ekonomisinin gelişmesindeki ve dış ticaretine olan katkılarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın içeriğinde Türkiye ekonomisi ile Trabzon ilinin sosyo-ekonomik yapısı, dış ticareti ve elde edilen verilere bağlı olarak il ekonomisinin, Türkiye ekonomisi ile dış ticaretine olan katkıları incelenmiştir. Araştırma literatür taraması yapılarak ikinci verilerden faydalanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Türkiye ekonomisinde 1980 yılından sonra yaşanan ekonomik gelişmeler Trabzon ilinin ekonomik gelişimi üzerinde etkili olarak yıllar kapsamında ilin dış ticaretini artırmıştır. İlin ekonomik yapısı içerisinde belirleyici olan sektör, hizmetler sektörü olurken 2004 yılından itibaren Trabzon' sanayi sektörü, tarım sektöründen daha belirleyici olarak gerçekleşmiştir. İlin dış ticaretinde ise ihracat ithalattan çok daha fazla gerçekleşmiştir. İhracatın ithalattan yüksek olmasını etkiyen en önemli faktör iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlı olarak tarım sektörü içerisinde yer alan çay ve fındık üretiminin kalite ve miktarı ile sanayi sektöründeki gelişimin devam etmesidir.
Türkiye ile Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin ekonomik analizleri ve geliştirilebilecek dış ticaret imkanları
ÖZET Günümüzde tüm Dünya ülkeleri kendisinde bulunmayan veya üretilmesi ekonomik olmayan ihtiyaçlarını ithal etmekte; ucuza ürettiği veya kendisinde bol bulunan ürünleride ihraç etmektedir. Ülkelerin ekonomileri içinde dış ticaret önemli bir yer tutmaktadır. 1991 yılında SSCB'nin resmen dağılmasıyla bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetleri tarihsel ve kültürel nedenlerle Türkiye ile bir yakınlaşma içerisine girmişlerdir. Türkiye'yi piyasa ekonomisine geçişte bir model olarak görmüşler ve ekonomik anlaşmalarla Türkiye ile ilişkilerini geliştirme yoluna gitmişlerdir. Bu bağlamda, kendilerinde bol bulunan, ihracatçısı oldukları ürünleri Türkiye'ye teklif etmişler; ihtiyaçları olan, ithalatına gereksinme duydukları ürünleri de Türkiye'den satın almak istemişlerdir. Türkiye'de, Türk Cumhuriyetleri ile dış ticaret ilişkilerine girmeye oldukça istekli olduğundan, ülkeler arasında potansiyel dış ticaret imkanı ortaya çıkmıştır. Türkiye bu ülkelerin teklif ettiği bir çok ürünün ithalatçısı durumundadır. Ayrıca Türk Cumhuriyetlerinin ihtiyaç duyduğu bir çok üründe Türkiye'de bulunmaktadır. Türk Cumhuriyetleri büyük miktarda petrol, doğalgaz, çeşitli madenler ve mineraller gibi doğal kaynaklara sahiptirler ve pamuk ve tahıl ürünleri gibi tarım ürünleri yetiştiricileridirler. Sahip oldukları bu ürünler dış ticaretlerini de etkilemekte dünya pazarlarında söz sahibi olmayı hedeflemektedirler. Türkiye Türk Cumhuriyetlerinin sahip oldukları petrol, doğalgaz gibi doğal kaynakların İthalatçısıdır. Ayrıca tekstil sektörü için ihtiyaç duyduğu pamuk üretiminde Türk Cumhuriyetlerinin uzmanlaştığı görülmektedir. Türk Cumhuriyetleri ise kısa vadede acil ihtiyaç duydukları gıda maddelerini ve zaman içinde gelişmesini istedikleri endüstriler için gerekli olan maddeleri Türkiye'den ithal etmek İstemektedirler. Türkiye'de de Türk Cumhuriyetlerinin ihtiyaç duyduğu birçok ürün bulunmaktadır.Ülkelerin ihtiyaç duyduğu ürünlerin birbirlerinde bulunduğu görülmektedir. Türkiye İle Türk Cumhuriyetleri arasında dış ticaretin geliştirilebilmesi için her türlü ortam vardır. Ancak Türk Cumhuriyetlerinin içinde bulundukları koşullar itibari ile yapılacak dış ticarette bir çok sorunla da karşılaşılabilecektir. Türk Cumhuriyetlerinin şu ânda siyasi istikrarsızlık içinde bulunmaları, dış ticaret rejimlerinin bulunmayış veya yerine oturmamış olması, dövizlerinin olmayışı çıkabilecek sorunlardır. Ancak demokratik sistem ve piyasa ekonomisine geçişteki karalılık bu sorunların aşılmasını sağlayacaktır. Ülkelerin tüm bu riskleri gözönüne alarak ve kararlılıklarını sürdürerek dış ticaret ilişkilerini geliştirmeleri ilgili bütün ülkelerin yararına olacaktır.
Çorum ili ekonomisi: Sorunları ve çözüm önerileri
SUMMARY It's known that development of a contry, it's not the same incraesing in all area. In the Çorum, supportings of development and progress, we need long short term progress development project. In this working, for problems of city and to solve of tins problems I tried that improve some researchs and reports about city. In the first part of the thesis, I tried to explain geography at the city. According to that, Çorum city has the same climate with in Anatolia and middle Anatolia area. It has 14 conty, 745 village and 30 city. There isn't any problem about substructure. It is the traffic center between the Blacksea and in Anatolia, In transporting. There are some problem about substurcture. In the second part of the thesis is the about economy of the city. According to that, pepole in Çorum need to agriculture and stock breending, to live in the last years there are some increasing about industry and there are to many move in economy. We can find to many industry association in the center. Çorum will be industry center as soon as in Anatolia. Because at increasing industry in Çorum peopel who is tradesmen prefer to industry apartment and organization industry area. Tourism and trade are very important in this city economy. Çorum has a few mineral spring. In the last years, the city's export would be increase. Çorum is the second progress country. In spite of Çorum can get encouragement that has first progress country. IIIn the last of the thesis, we thought about some problems of social-economical that effected economy and we tried to find a solution. According to that, city need some information services about some substructure and some technical, city has a some problems with water. So city need drink, to use and industry water. We have to try to increasing of water spring. There are some problems about financial funds becrause peopel in Çorum need to agriculture and tock-breeding. After that there are some problems about the gouerment have to find solution for these problems. IV
Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel hayatı (1204-1461)
"Trabzon İmparatorluğu'nun Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Hayatı (1204-1461)" adını verdiğimiz bu çalışmamız giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde konuya bütünlük kazandırmak amacıyla Trabzon İmparatorluğu'na adını veren Trabzon şehrinin adı, fizikî coğrafyası hakkında bilgi verilip, tezimizde kullanmış olduğumuz dönemin kaynakları tanıtılmıştır. Birinci bölümde, Trabzon İmparatorluğu'ndaki idari yapı ele alınmıştır. Birinci bölümün ikinci kısmında ise bölgedeki demografik yapı ve bu demografik yapıdaki değişim süreci incelenmiştir. Sosyo-ekonomik tarih araştırmalarının temelinde yatan nüfus olgusu özenle incelenmesi gereken bir unsur olduğu için Trabzon İmparatorluğu'nda yaşayan halkın nüfus miktarı ve nüfusun yapısında yaşanan değişimler dönemin kaynaklarının verdiği bilgiler dâhilinde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezimizin ikinci bölümünde ise; Trabzon İmparatorluğu'nun ekonomisi ve bu ekonomiye etki eden faktörler ele alınmıştır. Buradan hareketle bölgenin ticari bakımdan önemi, Türklerin Karadeniz ticaretine dâhil olma süreçleri ve Trabzon İmparatorluğu ile ilişkileri incelenerek; Venedik ve Ceneviz'in Karadeniz ticaretindeki rolleri, Moğolların Karadeniz ticaretinde nasıl rol aldıkları, Trabzon'dan İran'a uzanan seyahat güzergâhı ve ticarî boyutları değerlendirilmiştir. Trabzon İmparatorluğu'nun özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısında demografik yapısında görülen değişim ve bu değişimle birlikte ortaya çıkan ekonomik faaliyetlerdeki canlanma incelenmiştir. Üçüncü bölümde; bölgede yaşanan yoğun ticari ilişkiler neticesinde kültürel alandaki etkileşimler değerlendirilerek, bölgedeki kültürel etkileşimin mimariye etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak; XIII. ve XV. yüzyıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi'nde hüküm süren Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlerindeki gelişmeler imparatorluğun çevresindeki Türklerle ilişkileri ekseninde incelenmiş ve kaynakların imkân verdiği ölçüde detaylı bir şekilde ortaya konmaya çalışılmıştır.
Sosyal, siyasal ve ekonomik yönüyle Çivril (1923-1960)
Çivril ilçesi, Denizli iline bağlı ve kendi adıyla anılan ovada kurulmuştur. Çivril Ovası topraklarının verimli olmasından dolayı yerleşim MÖ 5500 yıllarına kadar uzanmıştır. Beycesultan Höyük kazısı bu yerleşimlerden kalan kalıntıları gün ışığına çıkarmıştır. Çivril ve çevresi tarih boyunca sırasıyla Arzawa Krallığı, Frig Krallığı, Lidya Krallığı, Pers İmparatorluğu, Büyük İskender İmparatorluğu, Selevkos Krallığı, Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Selçuklu Devleti, Germiyan Beyliği, Osmanlı İmparatorluğu, Türkiye Cumhuriyeti idaresine girmiştir. Çivril ve Çevresi Osmanlı idaresinde girdiği 1429 yılında Şeyhlü ve Homa kaza yapılarak Kütahya Sancağına bağlanmıştır. Daha sonraki yıllarda Şeyhlü ve Homa nahiye haline getirilmişlerdir. Şeyhlü ismi 1873 yılında değiştirilerek Işıklı yapılmıştır. Işıklı nahiyesi XIX. yüzyıl sonunda Kütahya'dan ayrılarak Sandıklı kazasına bağlı bir nahiye haline gelmiştir. Homa'da Işıklıya bağlı bir köy haline gelmiştir. Işıklı nahiyesinde 1888 yılında bir belediye teşkilatı kurulmuştur. 1893-1895 yıllarında Işıklı nahiyesi Çivril'e taşınmıştır. Artık nahiye merkezi Çivril olmuştur. Çivril 1914 yılında kaza haline getirilmiş ve Karahisar-ı Sahip (Afyon) sancağına bağlanmıştır. Çivril ilçesinde 08 Ocak 1921 tarihinde I. Yunan işgali gerçekleşmiş ve 17 Ocak 1921 tarihinde işgalden kurtulmuştur. Çivril ilçesinde 01 Nisan 1921 tarihinde II. Yunan işgali gerçekleşmiş ve 30 Ağustos 1921 tarihinde işgalden kurtulmuştur. Çivril 15 Nisan 1925 tarihinde Afyonkarahisar ilinden ayrılarak Denizli iline bağlanmıştır. Çivril halen Denizli ilinin bir ilçesi halindedir. Çivril'in 1927 yılında merkez nüfusu 2.800, köylerle birlikte tüm ilçe nüfusu ise 21.578'dir. 1960 yılında merkez nüfusu 5.338, köylerle birlikte tüm ilçe nüfusu ise 47.460 olmuştur. Çivril tarım ekonomisi olarak hep önemli bir bölge olmuştur. Çivril'e 1889 yılında demir yolunun yapılması ile bölgedeki tarımsal ürünler Denizli ve İzmir bölgelerine taşınmıştır. Böylece Çivril ve çevrisi ürünlerine daha kolay pazar bulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çivril, Şeyhlü, Işıklı, Homa, Denizli
H. 1182 şer`iyye siciline göre Amasya'nın idari, sosyal, siyasi ve iktisadi yapısı
Beylikler ve Osmanlı döneminde Çorum ve çevresi (XII-XVI. yy)
Beylikler döneminden Osmanlıya uzanan süreçte Çorum şehrinin tarihini ele almak özellikle beylikler dönemindeki kaynakların sınırlı oluşundan dolayı oldukça zordur. Bununla birlikte kentin Orta Çağ tarihine yönelik sınırlı sayıda araştırmanın yapılmış olması da bu zorluğu arttırmıştır. Yine de kronikler, seyahatnameler, menkıbeler, nümizmatik eserler ve son olarak Osmanlı Arşiv vesikaları incelenerek bu alandaki eksiklikler giderilmeye çalışılmıştır. Danişmendliler ile birlikte Türk hâkimiyetine giren şehir sırasıyla Selçuklular, İlhanlılar, Eretna Beyliği, Kadı Burhaneddin Beyliği ve Osmanlıların egemenliği altına girmiştir. Burada ilk olarak beylikler dönemi incelendikten sonra Osmanlı hâkimiyetinin şehirde kurulması ele alınmaktadır. Beylikler döneminde özellikle siyasi tarihini açıkladığımız Çorum şehrinin, Osmanlı döneminde tutulan arşiv vesikaları sayesinde sosyal, kültürel, idari ve ekonomik yönlerine de değinme imkanı olmuştur. Sonuç olarak bu çalışma Türk hâkimiyetiyle birlikte başlayan dönemden, Osmanlı Devleti'nin ilk hâkimiyet dönemlerine kadar geçen yaklaşık dört asırlık süreci incelemektedir.
Türkiye'nin iktisadi ve mali yapısının ekonomik kırılganlık göstergeleri kapsamında incelenmesi
Günümüzde küreselleşme farklı bir boyut kazanmış ve finansal liberalleşmenin artmasıyla beraber ekonomik dalgalanmalar coğrafi sınırlar ne olursa olsun tüm ekonomileri etkileyecek bir duruma gelmiştir. Bu durum, ekonomilerin dış şoklara karşı savunmasız hale gelmesine ve krizlere sürüklenmesine neden olmaktadır. Ekonomilerin iç ve dış şoklar nedeniyle krize sürüklenmeleri ve kısa sürede eski durumlarına dönememeleri kırılganlık kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisi odak noktası olmak üzere; kırılganlık ile krizler arasındaki ilişki incelenmekte, ekonomileri krizlere sürükleyen kırılgan yapı ve ekonomik dayanıklılığın artırılması için uygulanması gerekli olan yapısal reformlar değerlendirilmektedir. Çalışmada kırılganlık kavramından yola çıkılarak 2013 yılında ortaya atılan "Kırılgan Ekonomi" kategorisi içinde yer alan ülkelerin ekonomik performansları incelenmiş ve özellikle bu ülkelerin enflasyon, işsizlik ve büyüme kalemlerinde başarısız oldukları sonucuna varılmıştır. Türkiye de "Kırılgan Ekonomiler" arasında yer aldığından bu ülkelerle beraber Türkiye'nin de temel ekonomik performans göstergeleri gözden geçirilmiş ve ekonomik büyümedeki istikrarsızlık, yüksek enflasyon ve faiz riski gibi unsurların ülkeyi kırılgan bir duruma getirdiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda hem ülkenin kalkınması ve gelişmesi için hem de kırılgan yapının sonucu olarak meydana gelen krizlerden sonra ekonominin tekrar eski haline dönebilmesi adına bazı yapısal reformlar ortaya konmuştur. Bu reformlar bağlamında 1923 İzmir İktisat Kongresi, Beş Yıllık Sanayi Planları, Beş Yıllık Kalkınma Planları, 24 Ocak Kararları (1980), 5 Nisan Kararları (1994), Enflasyonu Düşürme Programı ve Güçlü Ekonomiye Geçiş Programları incelenmiş ve son olarak uluslararası kuruluşların mutabık olduğu yapısal reform önerileri değerlendirilmiştir. Literatür incelendiğinde kırılganlık nedenlerinin belli başlı ve net olarak ortaya konulmasa da belli ortak noktaları mevcuttur. Yüksek enflasyon yavaş büyüme, fazla dış açık ve nakit paraya olan yüksek bağımlılıktır. Her ülkenin kendine has ekonomik dinamikleri olduğundan Türkiye ekonomisinde de kırılganlığa neden olan faktörler diğer ülkelere göre değişkenlik göstermektedir. Özellikle ekonomik büyümede istikrarsızlık, kur ve sermaye hareketlerindeki dalgalanmalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bağımsızlığının kısıtlanması gibi faktörlerin Türkiye ekonomisini kırılganlığa sürüklediği görülmüş ve bu kavramlar çerçevesinde değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: İktisat, mali yapı, ekonomik kırılganlık, Türkiye.
İlk çağ medeniyetlerinde iktisadi ve mali yapının değerlendirilmesi
İnsanlığın varoluş sürecinden bu yana medeniyetlerin dünya üzerinde ortaya çıkışının ardından önce ekonomik yaşamın temellerinin atıldığı, ekonomik anlamda gelişen uygarlıkların ise devletleşerek yayılımcı bir politika izledikleri görülmektedir. Mezopotamya, Antik Mısır, Anadolu, İran, Ege, Doğu Akdeniz ve Uzakdoğu'da ele alınabilecek ilk çağ uygarlıklarında ekonomik ve mali yapı değerlendirildiğinde; günümüzdeki kimi iktisadi teorilerin temellerinin bu dönemlerin yaşayan ekonomilerinde ortaya atıldığı ve yayılımcı uygarlıkların etkisiyle gerek ekonominin, gerek paranın, gerekse araç, mal ve o dönem teknolojisinin kıtalar arasında geçişinin sağlandığı ifade edilebilmektedir. İlk Çağ devletlerinin yayılımcı politikalarının savaşlara ve diğer devletlerin kaynaklarını tüketmeye dayalı olarak gerçekleşmesi hemen hemen tüm toplumlarda kıtlığa, ekonomik ve mali çöküşe ve uygarlıkların yıkılışına sebep olduğu görülmektedir. Bu noktadan hareketle İlk Çağ uygarlıklarının yanlış ekonomik, mali ve siyasal politikalarından ders çıkarmak suretiyle günümüz toplumlarının uygarlık safhasında ileriye gidebilmeleri için almaları gereken önlemler ve önem göstermeleri gereken hususlar değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İlk Çağ, Uygarlık, Ekonomi, İktisadi Düşünce, Mali Yapı
XIX. yy ortalarında Kütahya sancağı Simav kazasına bağlı Kalkan, Kestel, Kilise, Mamak, Samad ve yeniler köylerinin sosyo-ekonomik yapısı (Temettuat Defterlerine göre)
Simav, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar birçok topluluğun himayesi altında varlığını sürdürmüştür. Türklerin 1071 tarihinde Anadolu coğrafyasına gelmesi ile birlikte Simav'da Türk hâkimiyeti başlamıştır. Osmanlı Devleti'nde ise Simav bir kaza statüsündedir. Genellikle Simav idari olarak Kütahya iline bağlıdır. Osmanlı döneminde Simav, Şeyh Bedrettin isyanı, Suhte olayları ve Nasuh Ağa vakası ile tarihte bir hayli sıkıntılı zamanlar yaşamıştır. Kurtuluş Savaşında ise Simav düşman taarruzlarına karşı önemli mücadeleler vermiştir. 19. yy ortalarında kayda alınmaya başlanan Temettuat defterleri çeşitli yönlerden ele alınmış ve incelenmiştir. Temettuat defterleri Tanzimat dönemi sonrası Osmanlı ekonomisi hakkında bizlere önemli bilgiler vermektedir. Temettuat defterlerinde hane reislerinin isimleri, zirai ürünleri (bağ, bahçe, bostan vb.), hayvanları, ailelerin gelirleri gibi birçok konuda bilgiler bulunmaktadır. Bu defterleri günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nden bulabilmek mümkündür. Çalışmamızda temettuat defterlerine göre Kütahya Sancağına bağlı Simav Kazası Kalkan, Kestel, Kilise, Mamak, Samad ve Yeniler köylerinin sosyo-ekonomik yapısı incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kalkan, Kestel, Kilise, Kütahya, Mamak, Samad, Simav Kazası, Sosyal ve Ekonomik Yapı, Temettuat, Yeniler.