Economic structure
135 theses under this subject heading
Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel hayatı (1204-1461)
"Trabzon İmparatorluğu'nun Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Hayatı (1204-1461)" adını verdiğimiz bu çalışmamız giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde konuya bütünlük kazandırmak amacıyla Trabzon İmparatorluğu'na adını veren Trabzon şehrinin adı, fizikî coğrafyası hakkında bilgi verilip, tezimizde kullanmış olduğumuz dönemin kaynakları tanıtılmıştır. Birinci bölümde, Trabzon İmparatorluğu'ndaki idari yapı ele alınmıştır. Birinci bölümün ikinci kısmında ise bölgedeki demografik yapı ve bu demografik yapıdaki değişim süreci incelenmiştir. Sosyo-ekonomik tarih araştırmalarının temelinde yatan nüfus olgusu özenle incelenmesi gereken bir unsur olduğu için Trabzon İmparatorluğu'nda yaşayan halkın nüfus miktarı ve nüfusun yapısında yaşanan değişimler dönemin kaynaklarının verdiği bilgiler dâhilinde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezimizin ikinci bölümünde ise; Trabzon İmparatorluğu'nun ekonomisi ve bu ekonomiye etki eden faktörler ele alınmıştır. Buradan hareketle bölgenin ticari bakımdan önemi, Türklerin Karadeniz ticaretine dâhil olma süreçleri ve Trabzon İmparatorluğu ile ilişkileri incelenerek; Venedik ve Ceneviz'in Karadeniz ticaretindeki rolleri, Moğolların Karadeniz ticaretinde nasıl rol aldıkları, Trabzon'dan İran'a uzanan seyahat güzergâhı ve ticarî boyutları değerlendirilmiştir. Trabzon İmparatorluğu'nun özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısında demografik yapısında görülen değişim ve bu değişimle birlikte ortaya çıkan ekonomik faaliyetlerdeki canlanma incelenmiştir. Üçüncü bölümde; bölgede yaşanan yoğun ticari ilişkiler neticesinde kültürel alandaki etkileşimler değerlendirilerek, bölgedeki kültürel etkileşimin mimariye etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak; XIII. ve XV. yüzyıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi'nde hüküm süren Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlerindeki gelişmeler imparatorluğun çevresindeki Türklerle ilişkileri ekseninde incelenmiş ve kaynakların imkân verdiği ölçüde detaylı bir şekilde ortaya konmaya çalışılmıştır.
Beylikler ve Osmanlı döneminde Çorum ve çevresi (XII-XVI. yy)
Beylikler döneminden Osmanlıya uzanan süreçte Çorum şehrinin tarihini ele almak özellikle beylikler dönemindeki kaynakların sınırlı oluşundan dolayı oldukça zordur. Bununla birlikte kentin Orta Çağ tarihine yönelik sınırlı sayıda araştırmanın yapılmış olması da bu zorluğu arttırmıştır. Yine de kronikler, seyahatnameler, menkıbeler, nümizmatik eserler ve son olarak Osmanlı Arşiv vesikaları incelenerek bu alandaki eksiklikler giderilmeye çalışılmıştır. Danişmendliler ile birlikte Türk hâkimiyetine giren şehir sırasıyla Selçuklular, İlhanlılar, Eretna Beyliği, Kadı Burhaneddin Beyliği ve Osmanlıların egemenliği altına girmiştir. Burada ilk olarak beylikler dönemi incelendikten sonra Osmanlı hâkimiyetinin şehirde kurulması ele alınmaktadır. Beylikler döneminde özellikle siyasi tarihini açıkladığımız Çorum şehrinin, Osmanlı döneminde tutulan arşiv vesikaları sayesinde sosyal, kültürel, idari ve ekonomik yönlerine de değinme imkanı olmuştur. Sonuç olarak bu çalışma Türk hâkimiyetiyle birlikte başlayan dönemden, Osmanlı Devleti'nin ilk hâkimiyet dönemlerine kadar geçen yaklaşık dört asırlık süreci incelemektedir.
Türkiye'nin iktisadi ve mali yapısının ekonomik kırılganlık göstergeleri kapsamında incelenmesi
Günümüzde küreselleşme farklı bir boyut kazanmış ve finansal liberalleşmenin artmasıyla beraber ekonomik dalgalanmalar coğrafi sınırlar ne olursa olsun tüm ekonomileri etkileyecek bir duruma gelmiştir. Bu durum, ekonomilerin dış şoklara karşı savunmasız hale gelmesine ve krizlere sürüklenmesine neden olmaktadır. Ekonomilerin iç ve dış şoklar nedeniyle krize sürüklenmeleri ve kısa sürede eski durumlarına dönememeleri kırılganlık kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisi odak noktası olmak üzere; kırılganlık ile krizler arasındaki ilişki incelenmekte, ekonomileri krizlere sürükleyen kırılgan yapı ve ekonomik dayanıklılığın artırılması için uygulanması gerekli olan yapısal reformlar değerlendirilmektedir. Çalışmada kırılganlık kavramından yola çıkılarak 2013 yılında ortaya atılan "Kırılgan Ekonomi" kategorisi içinde yer alan ülkelerin ekonomik performansları incelenmiş ve özellikle bu ülkelerin enflasyon, işsizlik ve büyüme kalemlerinde başarısız oldukları sonucuna varılmıştır. Türkiye de "Kırılgan Ekonomiler" arasında yer aldığından bu ülkelerle beraber Türkiye'nin de temel ekonomik performans göstergeleri gözden geçirilmiş ve ekonomik büyümedeki istikrarsızlık, yüksek enflasyon ve faiz riski gibi unsurların ülkeyi kırılgan bir duruma getirdiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda hem ülkenin kalkınması ve gelişmesi için hem de kırılgan yapının sonucu olarak meydana gelen krizlerden sonra ekonominin tekrar eski haline dönebilmesi adına bazı yapısal reformlar ortaya konmuştur. Bu reformlar bağlamında 1923 İzmir İktisat Kongresi, Beş Yıllık Sanayi Planları, Beş Yıllık Kalkınma Planları, 24 Ocak Kararları (1980), 5 Nisan Kararları (1994), Enflasyonu Düşürme Programı ve Güçlü Ekonomiye Geçiş Programları incelenmiş ve son olarak uluslararası kuruluşların mutabık olduğu yapısal reform önerileri değerlendirilmiştir. Literatür incelendiğinde kırılganlık nedenlerinin belli başlı ve net olarak ortaya konulmasa da belli ortak noktaları mevcuttur. Yüksek enflasyon yavaş büyüme, fazla dış açık ve nakit paraya olan yüksek bağımlılıktır. Her ülkenin kendine has ekonomik dinamikleri olduğundan Türkiye ekonomisinde de kırılganlığa neden olan faktörler diğer ülkelere göre değişkenlik göstermektedir. Özellikle ekonomik büyümede istikrarsızlık, kur ve sermaye hareketlerindeki dalgalanmalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bağımsızlığının kısıtlanması gibi faktörlerin Türkiye ekonomisini kırılganlığa sürüklediği görülmüş ve bu kavramlar çerçevesinde değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: İktisat, mali yapı, ekonomik kırılganlık, Türkiye.
1844- 1845 (h.1260- 1261) tarihli Temettû`ât Defterlerine göre Hüdavendigâr Eyaleti Kütahya Kazası Armudîli Nahiyesine bağlı Kırgıllı, Fındık, Sofca, Kozluca, Çobânlar ve Doğluşah köylerinin sosyal ve ekonomik durumu
Gülhâne Hatt-ı Hümâyûnu'nun ilânı ile vergide adaletin sağlanması için herkesin emlâk, arazi ve hayvan değerlerinin tespit edilip değerlendirilmesi şartıyla vergilendirilmesi yoluna gidildi. Bu amaçla ilk kez Gelibolu ve Hüdavendigâr Sancaklarında tahrire başlanmıştır. Bu tahrirler, özellikle Tanzimat arifesi ve sonrası Osmanlı taşrasının sosyal ve ekonomik durumunun anlaşılmasında son derece önemlidir.Temettû'ât defterleri yapıldığı bölgenin demografik ve etnik yapısı, birey düzeyinde menkul ve gayrı menkul değerler, işletmelerin hacmi, şahısların mesleği, iş gücü, toplam ve izahlı vergi yükü, yetiştirilen tarımsal ürün ve beslenen hayvanlar ile ticarî ve sanayi kurumları hakkında bilgiler ihtiva etmektedir. Temettû'ât Defterleri Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunmaktadır ve 1988 tarihinde tasnif edilerek araştırmaya sunulmuştur. Bizde dönemin önemli kaynaklarından biri olan ve 1844- 1845 (H.1260- 1261) tarihli Hüdavendigâr Eyaleti Kütahya kazası Armudîli nahiyesine bağlı Kırgıllı, Fındık, Sofca, Kozluca, Çobânlar ve Doğluşah köylerine ait defterleri temel alarak adı geçen bölgelerin sosyal ve ekonomik durumunu istatistiksel veriler ışığında değerlendirmeyi amaçladık. Böylece bu çalışma ile adı geçen yerleşim alanlarının Tanzimat dönemindeki genel durumunu ortaya koymayı hedefledik.Anahtar Kelimeler: Temettû' Vergisi, Temettû'ât Defterleri, Kütahya, Osmanlı Sosyal ve Ekonomik Yapı
Kapitalist mülkiyet anlayışının oluşum süreci ve Türkiye'de kapitalist sistemin gelişimi
Bilindiği gibi, tarihsel olarak incelendiğinde, mülkiyet kavramının ortaya çıkışı, ilkel, sınıfsız toplumdan sınıflı topluma geçişi bir zorunluluk haline getirmiştir. Sınıflı topluma geçiş, sermayenin azınlık elinde toplanmasına ve dolayısıyla sömürü kavramının da hayata geçişine neden olmuştur. Toplumsal ve ekonomik dönüşümler mülkiyet ilişkilerine de yansımış, bu değişimler tarihsel olarak önemli olayların da oluşumuna sebebiyet vermiştir.Çalışmanın ilk bölümünde, mülkiyet kavramının tanımı yapılmış, mülkiyet biçimleri ve mülkiyet kavramına ilişkin temel yaklaşımlar ortaya konmuştur. Mülkiyet kavramının tarihsel olarak ortaya çıkmasında yatan nedenler, insanların komün halinde yaşamalarından kapitalist mülkiyet anlayışına kadar olan değişimler, Avrupa'da meydana gelen önemli iktisadi, dini ve siyasi olaylar bağlamında irdelenmiştir. İktisadi yaşama düşünceleriyle katkıda bulunmuş önemli bilim adamları, düşünürlerin mülkiyet kavramına ilişkin bakış açıları ve belli başlı kuramsal mülkiyet anlayışları incelenmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ekonomik yapı, Osmanlı İmparatorluğu'nda iç ve dış ticaret ilişkileri, üretim ilişkilerinin ve sosyal yapısının özellikleri ve Kapitalist Sistem'le olan ilişkisi üzerinde durulmuş, Osmanlı'da mülkiyet ilişkilerine yönelik tartışmalar incelenmiş ve İmparatorluğun çöküşünün Kapitalist üretim ilişkileriyle olan bağlantısı irdelenmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşadığı olumsuz ekonomik tablodan başlayarak, ekonomi politikalarda meydana gelen değişiklikler, bu politikaların Türkiye ekonomisinde yarattığı olumlu veya olumsuz sonuçlar ortaya konmuş, Cumhuriyet'in kuruluş yılı olan 1923 yılından başlayarak ekonomik sistemimizin Kapitalist ekonomiye geçiş süreci ve bu süreçte yaşadığı başarı ya da başarısızlıklar incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kapitalist Mülkiyet Anlayışı, Feodalizm, Tımar Sistemi, İzmir İktisat Kongresi, Düyun-u Umumiye
Kütahya-Altıntaş folkloru
Teknolojik yapıdaki hızlı ve çarpıcı gelişmeler, yaşamın hemen her yerinde olduğu gibi, bir zincir halinde kültürel birikimi de etkilemekte, insanoğlunun ilk çağlarındaki çok kültürlülüğünü, evrensel bir tek kültürlülüğe doğru götürmektedir. Bu durum folklorik ögelerin de hızla değişip yok olmasına ortam oluşturmaktadır. "Kütahya-Altıntaş Folkloru" adını verdiğimiz çalışmamızda, eksen alınan halkbilimi yöntemleri ile sözünü ettiğimiz kültür unsurları incelenerek, yöre insanının geçmişten geleceğe aktardığı tüm maddi ve manevi folklor ürünlerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Herhangi bir halkbilimsel incelemeye konu edilmemiş olan Altıntaş coğrafyası sahip olduğu birikimle tipik bir İç Batı Anadolu yerleşmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Elde edilen bulgular, yörenin bir geçiş coğrafyası olduğunu doğrulamakla beraber, günümüzde hala canlı tutulan yöreye özgü bir folklor varlığının da bulunduğunu göstermektedir. Altı bölüm halinde vücuda getirilen çalışmada, edinilen bulgularla Altıntaş İlçesinin folklor hazinesinin kayıt altına alınarak, sonraki süreçte daha farklı araştırmalara kaynaklık etmesi öngörülmektedir.
Çankırı Sancağı Kurşunlu kazası Temettuat Defterinin latin harflerine çevrilmesi ve değerlendirilmesi
Osmanlı Devleti'nin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısının ortaya çıkarılmasında Temettü'at defterlerinin önemi büyüktür. Temettuat Defterleri, kişilerin servet, gelir ve vergi miktarlarının yanı sıra hane reislerinin fiziksel özelliklerini ve mesleklerini gösteren ayrıntılı sayım kayıtlarıdır. Bu çalışmada XIX. yüzyıl ortalarında Çankırı sancağının Kurşunlu Kazasının köyleri ele alınarak sosyo- ekonomik durumları incelenmeye çalışılmıştır. Temettü'at defterleri, günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunmaktadır. Temettü'at defterlerinin tasnif çalışmaları 1988 yılında tamamlanarak araştırmacıların hizmetine sunulmuştur. Yüksek lisans tez çalışmasına konu olan defter, Çankırı sancağına tabi Kurşunlu kazasındaki aşağıdaki köylerin transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılmıştır. BOA. ML. VRD. TMT. 00813 Kurşunlu kazası Anahtar Kelimeler: Temettuat Defteri, Ekonomik ve Ticari Şartlar
1845 (1261) Temettu`at defterlerine göre Konya Karapınar (Sultaniye)`nin mahallelerinin iktisâdî ve içtimâî durumu
ÖZET Tanzimatla beraber Osmanlı Devletinde değişik isim ve şekillerde toplanan vergilerden bir kısmı aynı çatı altında toplanmış, vergide adalet sistemi göz önünde bulundurularak herkesin kazancına ve ödeme gücüne göre yeni düzenlemeler yapılmıştır.Hane reislerinin gelirlerini ve mal varlığım tespit eden sayımlar (temettü' at tahriri) yapılarak, bu sayımlara dayalı temettü' vergisi konulmuştur. Yapılan tahrirler sonucu oluşan Temettü' at Defterleri, 19. yüzyılda ve Tanzimatın uygulandığı bölgelerde dönemin sosyo-ekonomik yapısı hakkında bizlere önemli bilgileri taşıyan sayısal veriler sağlar. Başbakanlık Osmanlı Arşivinde araştırmacıların hizmetine sunulan Temettü' at Defterlerinde mükellefin ziraat,hayvan vs. mal varlığı, meslek ve sanat gelirleri kaydedilir. Ayrıca ziraî ekonomi, hayvansal üretim, mahalleler, nüfus dağılımı, hanelerin gelir dağılımı ve refah düzeyi, meslek dallan hakkında çok fazla bilgi bulunur. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Temettu'ât Defterleri Katoloğunun VI. Cildinde bulunan Karaman Eyaleti, Konya Sancağına bağlı Karapınar Kazasının aşağıda defter numarası ve isimleri belirtilen yedi mahallesi yüksek lisans tez çalışması olarak transkripsiyonu ve değerlendirilmesi sunulmuştur: ML.VRD.TMT. 1 0. 1 34 Kal'a Mahallesi ML.VRD.TMT.10.136 Çetmi Mahallesi ML.VRD.TMT.10.137 Apak Mahallesi ML.VRD.TMT.10.138 Şa'banlı Mahallesi ML.VRD.TMT. 1 0. 1 43 Küllü Mahallesi ML.VRD.TMT. 1 0. 1 45 Hacı ' Ömerli Mahallesi ML.VRD.TMT. 10. 150 Han Kapısı Mahallesi
Hatay ilinin sosyo-ekonomik yapısı ve gelişme potansiyeli
Yerleşim birimleri, toplumsal düzeyde ki sosyo-ekonomik gelişmelerin izlenebilmesine fırsat vermektedir. Bu nedenle illerin sosyal ve ekonomik yapılarının iktisat bilimi tarafından ele alınması bir zorunluluktur. Hatay, tarihte pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış bir ildir. Bundan dolayı, Hatay ili tarihi ve kültürel yönden önemli zenginlikler barındırmaktadır.Hatay ilinin sosyo-ekonomik yapısının ortaya konulmaya çalışıldığı bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde bölge ve bölgesel kalkınma kavramları irdelenmeye çalışılmış, bölgesel kalkınma teorilerine değinilmiştir. İkinci Bölüm'de; ilin coğrafi yapısı ile nüfus, eğitim ve sağlık potansiyeli ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise, ilin ekonomik yapısı ayrıntılı olarak incelenmiştir Çalışmada ilin sosyal ve ekonomik yapısı tablolar ve şekiller yardımıyla değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra ilin SWOT analizine yer verilerek, fırsat ve tehlikeler ile güçlü ve zayıf yönleri ortaya konulmuş ve il genelindeki il genelindeki uygun yatırım alanlarına dikkat çekilmiştir.
19. yüzyılda Erbaa kazasına bağlı Karayaka nahiyesinin sosyo-ekonomik yapısı
Bu çalışmada Karayaka Nahiyesi'nin 16146 numaralı temettüat defterine göre sosyo-ekonomik yapısı ortaya konulmuştur.Bunun için Osmanlı Arşivi'nde Maliye Nezareti Varidat Defterleri Fonu'nda yer alan H. 1256/M. 1840 tarihli ve 16146 numaralı temettüat defterleri esas alınmıştır.Amacım Tanzimat reformuyla başlatılan Kazanca (temettüat) ait vergilendirme sistemi ile tutulan temettüat defterlerine göre bir çalışma yapmak suretiyle 19. Yüzyıla ait Erbaa'nın sosyo-ekonomisine ışık tutulmaya çalışılmıştır.Buna göre incelenen temettüat defteri ile 26 köye ait bilgiler yer almıştır. Köylere ait hane sayısı, kişilerin adları, lakapları, fiziksel özellikleri, emlak dönümleri, ekili arazi dönümü, büyükbaş ve küçükbaş hayvan adeti, çift ve koşum hayvanları adetleri, arı kovanı adeti, yaptıkları işler ve en sonunda emlak ve hayvan kıymetleri ile temettü gelirleri ve toplamından oluşan kıymetleri gibi bilgiler işlenerek tablo ve grafik haline getirilmiştir.Bu çalışmada tablo ve grafikler oluşturulmak suretiyle konunun anlaşılmasında etkili olabilecek yöntemler izlenmiştir. Ayrıca hazırlanan dönemle günümüz arasında mukayese yapmak suretiyle o dönemin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Erbaa kazası, Karayaka nahiyesi, Tanzimat Dönemi, Temettüat defterleri.
Avrupa Birliği'ne üye ülkeler ile Türkiye'nin ekonomik özelliklerinin istatistiksel yöntemlerle incelenmesi
Avrupa Birliği, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. Bu Birlik 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur. Yaklaşık 500 milyonluk nüfusuyla Avrupa Birliği, dünyanın nominal gayrisafi yurtiçi hasılasının %30'luk bölümünü oluşturur. Birliğe üye ülkeler, Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan'dır.Bu çalışmada, Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne üyelik yolundaki kriterlere uyumluluğu incelenmiştir. Avrupa Birliği'ne üye yirmi yedi ülkeye ve Türkiye'ye ait bazı ekonomik kriterlere kümeleme analizi uygulanmıştır.Bu analizle Türkiye'nin hangi ülke grubunda yer aldığı belirlenmiştir. Daha sonra, Avrupa Biriliği ülkeleri ile Türkiye'nin kişi başına düşen GSYH verilerine yakınsama analizi uygulanmıştır. Bu analizle, Türkiye'nin ekonomik yönden Avrupa birliği ülkelerine ne derece yakın olduğu belirlenmiştir.
Temettuat Defterlerine göre sorgun kazasının sosyo-ekonomik yapısı
Tanzimat dönemi ile birlikte Osmanlı Devleti'nde yeni bir dönem başlamış ve bu yeni dönemde, çeşitli iyileştirmelere ihtiyacı olan mevcut kurumların tekrar düzenlenmesi amaçlanmıştır. Devletin en önemli gelir kaynaklarından olan vergilerin etkili ve adil bir şekilde toplanabilmesi için kimi çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmalar neticesinde halkın sahip olduğu tüm arazileri, hayvanları, emlakları ve gelir getiren mesleklerinin kayıt altına alınabilmesi için Temettuat sayımları yapılarak bunların Temettuat Defterlerine kayıt edilmesi usulü benimsenmiştir.Bu çalışmanın ana kaynakçasını, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde yer alan Maliye Nezareti Temettuat Defterleri içindeki Sorgun Temettuat Defterleri oluşturmuştur. Sorgun kazası, kaza merkezi ve köy bazında incelenerek hane reisleri tek tek ele alınmıştır. Bu defterler vasıtasıyla bölgede yaşayan müslüman ve gayrimüslim nüfusun sosyal ve ekonomik durumu ile kazada hâkim olan ekonomik yapı belirlenebilmiştir. Sorgun temettuat defterleri vasıtasıyla elde edilen veriler ile özelden genele bir yaklaşım anlayışı takip edilerek sonuca ulaşılmıştır.Sivas eyaletine bağlı Bozok Sancağı'nın kazası durumunda olan Sorgun'a ait 1844 (1260) yılı temettuat defterlerin de kaza merkezi ile 85 köy yer almıştır.
35 Numaralı Ayntab Şeriye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (H. 1094-1095/M. 1682-1683) (S. 1-145) (S.1-145)
Mahkeme kayıtları olan Şer'iye Sicilleri ait olduğu dönemin siyasi ve sosyal yapısını, kültürünü ve ekonomik yapısını yansıtmaktadır. Osmanlı tarihi çalışmalarında ve şehir ve kırsal tarihçiliğinin gelişmesinde önemli katkılar yapmaktadır. Çalışmamız Türk tarihi ve kültürü bakımından önemli bir yere sahip olan Şer'iyye Sicillerinden H. 1094-1095/M. 1682-1683 tarihlerini kapsayan Gaziantep'te kaydedilen Şer'i mahkeme kayıtlarını içermektedir. 35 Numaralı Ayntab Şer'iyye Sicili Defteri toplamda 288 sayfa olup, defterin 1-145 sayfa aralıkları çalışılmıştır. Sicilde alacak verecek davaları, hırsızlık, vasi tayini, evlilik, miras, nafaka, boşanma, gibi belgeler karışık halde toplam 566 adet belge bulunmaktadır. Bunların yanı sıra merkezden gönderilen Berat, ferman gibi önemli konuları ihtiva eden belgeler ile hüccet, temessük ve tezkire kayıtları bulunmaktadır. Bu belgeler defter doğrultusunda dönemin Ayntap'ın sosyal, kültürel, ekonomik ve idari durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Transkripsiyonu yapılan belgelere tek tek özet yazılarak okuyucuya kolaylık sağlanmıştır. Anahtar kelimeler: Şer'iyye Sicili, Gaziantep, Osmanlı Devleti, Hukuk, Kadı
H. 1301 (M. 1884) in light of the yearbook dated hejaz province during the reign of Abdulhamid II (History and geography, social-cultural, economic, administrative-military structure)
With the declaration of the Tanzimat Edict, the Ottoman State made radical changes in the administrative field. One of these changes is the Provincial Ordinance issued in 1867. With this regulation, it was passed from state to province, administrative units were rebuilt and in provinces; The year, which includes the history and geography of the provinces and shows the social-cultural, economic and administrative-military structure, annuals are being kept. In the light of the information obtained from the Hejaz Province Yearbook in H. 1301 (M.1884), in our study on the subject of the Hejaz Province under the administration of the Ottoman State. It was aimed to reveal the history and geography, social-cultural, economic and administrative-military structure of the Hejaz Province during the reign of Abdulhamid II. The first yearbook of Hejaz Province, H. 1301 (M. 1884) date, was transcribed and copyright works were also used in our thesis. According to our study, Hejaz Province consists of the Makkah, which also includes the Kaaba, and the sanjaks of Medina and Jeddah and the townships connected to these sancaks. While the history and geography of Hejaz, almost identical with the Kaaba, are handled in the light of salname, in our study II. During the reign of Abdulhamid, the social and cultural structure of Hejaz, its economic status, the sanjaks and administrative bodies that constituted the Hejaz Province and the military presence of the Ottoman State in the region were revealed.
Yapısal eşitlik modellemesi ile ekonomik yapının çevre kirliliği üzerine etkisinin araştırılması
Sosyal bilimlerde, birçok değişken doğrudan gözlemlenememektedir. Duygu, tutum, başarı gibi soyut ve doğrudan gözlemlenemeyen ve gözlenen değişkenler aracılığıyla ölçülen değişkenlere gizil değişken adı verilmektedir. Çalışmanın yöntemi olan Yapısal Eşitlik Modellemesi gizil ve gözlenen değişkenleri aynı modelde tahmin edebilen tümdengelimsel bir çok değişkenli istatistiksel yöntemdir. Bu doğrultuda çalışmada Yapısal Eşitlik Modellemesinin özellikleri ve türleri ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Çevre-ekonomi ilişkisi yöntemin uygulanacağı sosyal konu olarak seçilmiştir. Araştırmanın amacı, ekonomik yapının (endüstri ve tarım sektörleri) ve milli gelirin çevresel kalite göstergeleri üzerindeki etkisinin yapısal eşitlik modellemesi ile tahmin edilmesidir. Çevresel kalite göstergeleri olarak temiz suya erişim ve karbondioksit emisyonu seçilmiştir. İnsani gelişmişlik sıralamasında yer alan 188 ülkenin 2014 yılına ait değişkenleri çalışmanın veri setini oluşturmuştur. Endüstrileşme ve milli gelirin çevresel kalite üzerinde anlamlı etkisi tespit edilememiştir. Tarım sektörünün çevre kirliliği yaratıcı etkisi doğrulanmıştır. Anahtar kelimeler: Çevre kirliliği, emisyon, sera gazları, yapısal eşitlik modellemesi
Türkiye'de Cumhuriyet sonrası bankacılık sektörünün tarihsel gelişimi
Bankacılık sektörü kapitalist iktisadi konjonktürün en önemli finans kaynağı sağlayan kuruluşların başında gelmektedir. Hatta kapitalist iktisadi politikaların kısa sürede liberal iktisadi yapıyı uygulamayan ülkelerde bile etkisini gösterebilmesini ve değişimini etkileyen kurumdur. Bu bağlamda günümüzün iktisadi yapısını anlayabilme noktasında kilit noktada olan bankaların gelişimi, dünya tarihinde gelişim hızı olarak kısa sayılabilecek bir sürede ülke ekonomilerine hakim olan neo-liberal iktisadi politikaların ortaya koyulması noktasında önem arz etmektedir.
Türkiye'deki Suriyelilerin ekonomik uyumu, Gaziantep İnönü caddesindeki örnek olay incelemesi(2011 – 2019)
Bu çalışmada 2011 yılından itibaren Suriye'den iç savaştan dolayı Türkiye Gaziantep iline göç etmiş Suriyelilerin ekonomik uyumu araştırılmıştır. Türkiye'de Mayıs 2019 tarihi itibariyle 3.603.088 geçici koruma altında Suriye vatandaşı bulunmaktadır. Türkiye 3,6 milyon geçici koruma statüsündeki Suriyelilere ev sahipliği yapması, Türkiye'ye ağır ekonomik yük getirmektedir. Türkiye'de ikamet eden Suriyeliler için Türk ekonomisine dahil edilmesi, Türk ekonomisine uyumu ve uyum yasalarına ihtiyacı olduğu açıktır. Türkiye'de yabancılar hakkında yapılan çeşitli yeni yasal düzenlemeler ve/ya kayıt dışı çalışmalar, Suriyelilerin Türkiye'de çeşitli sektörlerde çalışmaya başlamalarına olanak tanımaktadır. Bu bağlamda, Suriyelilerin de Türk ekonomisine dahil olmaya başladıklarını söylemek mümkün olabilecektir. Ancak hukuki açıdan geçici koruma altındaki kişilerin çalışma izinleri, şirket kurmaları, vergi ödemeleri ve ekonomik hayatın birçok alanında hala eksiklikler bulunmaktadır. Araştırma da Gaziantep İnönü caddesinde bulunan geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin küçük ölçekli iş yeri açmaları Örnek Olay metoduyla araştırılmıştır. Ekonomik uyum ile ilgili 51 sorudan oluşan mülakat formu hazırlanmış ve 44 küçük ölçekli Suriyeli işletme ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. Ayrıca ekonomik uyumun sağlanması için konuyu tek taraflı olmaması içinde Örnek Olay metodu yöntemi ile 10 tane küçük ölçekli Türk işletmeci ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. Araştırma sonucunda bazı yönlerden eksikliklerle karşılaşmalarına rağmen, uyum süreçleri göz önünde bulundurulduğunda, Gaziantep ekonomisine uyum sağladıkları tespit edilmiştir.
Gaziantep ili'nin sosyo-ekonomik yapısının analizi
Sosyo-ekonomik yapı, toplumu oluşturan bireylerin istenen kaynaklara erişiminin bir ölçüsüdür. Sosyo-ekonominin herkes tarafından kabul edilen belirgin bir tanımı bulunmamaktadır. Sosyo-ekonomi demokratik ve katılımcı karar verme süreçleri temelinde çalışan, piyasa ve piyasa dışı mal ve hizmetleri üreten resmi olarak teşkilatlanmış özel işletmeler ve ağları kapsayan bir yapı olarak tanımlanabilir. Sosyo-ekonomik yapı; ekonomi, sağlık, eğitim, demografi ve sosyal statü gibi birçok alanı ilgilendiren öğeleri içermektedir. Bir bölgenin sosyo-ekonomik yapısı analiz edilirken; sağlık hizmetleri, para, mal, güç, güvenlik gereksinimleri, istihdam şartları, eğitim fırsatları gibi faktörler kısmen veya bütün olarak dikkate alınmaktadır. Araştırmanın merkezi durumundaki Gaziantep, bulunduğu bölgenin gerek nüfus, istihdam, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşım, gerekse de diğer çeşitli sosyal göstergeler bakımından her ne kadar ülkenin diğer metropollerinden geri olsa da Güneydoğu Anadolu Bölgesi için önemli bir sosyo-ekonomik merkez olma niteliği taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de önemli bir yere sahip olan Gaziantep'in sosyo-ekonomik yapısının ve statüsünün analizinin yapılması, bölge ve ülke için öneminin araştırılmasıdır.
Cumhuriyet Döneminde tarihi, sosyal, siyasal ve ekonomik yönüyle Seyhan (Adana) şehri (1923-1956)
Tarihi süreç içerisinde Çukurova ile Adana ifadeleri özdeşleşerek adeta birbirinin yerine kullanılır olmuştur. İki ifadenin bu kadar özdeşlemesinde bölgenin verimli topraklarının önemli kısmının Adana vilayeti sınırları içerisinde yer alması önemli bir etken olmuştur. Nitekim bu özelliğinden dolayı tarih boyunca pek çok devlet bölgeye hâkim olmak istemiştir. Bölgeyi en son hâkimiyeti altına alanlar ise Türkler olmuştur. Abbasiler idaresinde bölgeye yerleşmeye başlayan Türkler, önce Ramazanoğulları akabinde de Osmanlı Devleti hakimiyeti altında toplanarak bölgedeki varlıklarını günümüze kadar sürdürmüşlerdir. Türklerin hakimiyeti, sürekli el değiştiren ve karışıklık içerisinde olan bölgeyi idari açıdan olduğu kadar iktisadi ve sosyal açıdan da istikrara kavuşturmuştur. Buna bağlı olarak artan ticari hareketlilik pek çok han, hamam, cami, medrese gibi sosyal yapının inşasına neden olmuştur. Ancak bir süre sonra Osmanlı Devletinin istikrarlı yapısı bozulmaya başlamıştır. Bu durumdan Çukurova bölgesi de etkilenmiştir. Hatta karışıklıktan istifade eden bölgedeki önemli Türkmen aşiretleri isyan teşebbüsünde dahi bulunmuşlardır. Fakat 1833-1840 yılları arasında bölgenin idaresini ele geçiren İbrahim Paşa, bölgeyi otoritesi altına alarak gerçekleştirdiği tarımsal reformlarla Çukurova?nın kaderini değiştirmiştir. Ancak bölgenin hakimiyetinin 1840 yılında Osmanlı Devletine geçmesi ile birlikte asayiş tekrar bozulmuştur. Bunun üzerine Osmanlı devlet adamları, Fırka-ı İslahiye adını verdikleri askeri birliklerle bölgedeki göçebe Türkmenleri kontrol altına alarak yerleşik hayata geçirmişlerdir. Türkmenlerin yerleşik hayata geçirilmesinde pamuk üretimi için ihtiyaç duyulan işgücü açığı da önemli bir etken olmuştur. Artan tarımsal üretim bölgedeki ilk sanayi tesislerinin ortaya çıkmasına da neden olmuştur. 19. yüzyılın sonuna doğru Adana-Mersin demiryolunun inşası ve artan ticari hareketlilik, bölgenin dünya pazarları ile entegre olma sürecini de başlatmıştır. Ancak gerek 1909 Ermeni Olayları, gerekse I. Dünya Savaşı ve hemen akabinde başlayan İstiklal Harbi yıllarında şehrin iktisadi ve sosyal yapısı bozulmuştur. Bununla birlikte Osmanlının son döneminde ortaya çıkan ve Cumhuriyet döneminde varlığını muhafaza eden sanayi müesseselerinin de katkısı ile şehir kısa sürede tekrar eski günlerine dönmüştür. Bu süreç, Çukurova bölgesinin 1950'li yıllarda Adana merkezli olarak büyük bir değişim geçirmesine neden olmuştur. Bu değişimin temelini "Marshall Yardımı" ile bölgeye giren traktörler, Seyhan Barajı, Adana Çimento fabrikası ve İncirlik askeri üssünün inşası oluşturmuştur. Artan traktör sayısına bağlı olarak ekilebilen arazi miktarının artması ve bu arazilerin Seyhan Barajı ile sulama imkanına kavuşması elde edilen mahsul miktarını ciddi miktarda artırmıştır. Bunun yanı sıra barajdan elde edilen ucuz maliyetli elektriğin sanayide kullanılmaya başlanması ile birlikte üretilen malların daha ucuza mâl olması, bölgenin uluslararası alandaki rekabet şansını artırmıştır. Bu durumun neden olduğu nakit girişi ise bir taraftan bölgede yeni sanayi tesislerinin kurulmasına bir taraftan da bölgenin hızla göç almasına sebep olmuştur. Ancak dönemin yerel idarecilerinin bu sürece ayak uyduramaması, Adana'yı çarpık kentleşmenin hakim olduğu bir şehre dönüştürmüştür. Bu çalışmada, 1923-1956 yılları arası Adana şehrinin sosyo-ekonomik yapısı farklı açılardan incelenmiştir. Anahtar Kelimeler Adana, Seyhan, Çukurova, Pamuk, ?ehir Tarih
Moğolistan'ın ekonomik yapısının analizi(2000-2012)
Ekonomi, milli gelir, toplam milli hasıla veya kişi başına düşen ürün miktarı olarak belirlenebilmektedir ve ekonomi bir ülke için olmazsa olmaz unsurlardandır. Aynı zamanda bir ülkenin ekonomik durumunun betimlenmesi için ülke sektörlerinin analizi yapılmalıdır.Moğolistan ekonomisinde etkili olan sektörlerden örnek olarak tarım sektörünü gösterebiliriz. Ülke, coğrafi ve iklim şartları uygun olmamasına rağmen iyileştirme stratejisiyle tarım sektöründe önemli başarı kazanmaktadır. Ayrıca Moğolistan kültürünün temel unsurlarından biri olan göçebe hayvancılık ülke ekonomisinde hayvancılığı kökenli bir sektör olarak karşımıza çıkarmaktadır. Yeraltı kaynaklarıyla zengin olan Moğolistan yetersiz araç ve gereçler ihtiyacını yabancı yatırımlarla ve/veya finansal destekle güçlendirme politikası izleyerek sanayi sektöründe önemli adımlar atmaya başlamış gelişmekte olan bir ülkedir.Bu tez çalışmasında 2000 ile 2012 yıllar arasındaki Moğolistan?ın Genel Ekonomik durumu ele alınmıştır. Çalışmada mevcut sektörlerin ülke ekonomisindeki olumlu ve yahut olumsuz etkileri incelenmiş ve olumsuz etkiler karşısında Moğolistan Hükümet?inin tutumları ve ekonomiyi iyileştirmede ne tür politikalar izlediği açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Milli gelir, Milli Hasıla, Tarım, Göçebe Hayvancılık, Moğolistan Ekonomisi
Kapitalist öncesi ve sonrası dönemde sosyal yapı-ekonomik yapı ilişkisi
Geçmişten günümüze toplumların yaşayışlarını belirleyen temel kurumlar ekonomi, siyaset, hukuk, din gibi kurumlar olmuştur. Marx gibi bazı düşünürler bunlardan sadece birini (ekonomi) temel belirleyici olarak ele alıp indirgemeci bir yaklaşımı tercih ederken, Weber gibi bazıları hepsinin etkili olduğunu benimsemişlerdir. Bu çalışmada biz de kapitalizm-öncesi, kapitalizm ve kapitalizm-sonrası dönemlerde toplumlarda sosyo-kültürel yapı ile politik ve ekonomik yapının ilişkilerini ele alacağız. Çalışmamızda daha fazla İbn Haldun, Karl Marx, Emile Durkheim, Max Weber, Jürgen Habermas ve Anthony Giddens gibi bilim insanlarının din, toplum, siyaset ve ekonomi arasında keşfettikleri ilişkilerini vermeye çalışacağız. Çalışmada genel anlamda Eski Yunan'dan Avrupa feodalizmine ve Osmanlı Timar rejimine kadar temel üretim tiplerinde söz konusu ilişkiyi belirlemeye gayret edecek ve daha sonra kapitalizm ve kapitalizm-sonrası dönemde bu ilişkilerin niteliğini analiz edeceğiz.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Salihli kazası (1923-1933)
"Cumhuriyetin İlk Yıllarında Salihli Kazası (1923-33)" adlı tez çalışmasında Osmanlı Devleti'nin son yılları, Milli Mücadele dönemi ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yılları ele alınmıştır. Kazanın idari, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısında meydana gelen değişim, dönüşüm yerel ve genel boyutlarıyla verilmeye çalışılmıştır. Salihli kazasının adı ve kuruluşundan başlayarak, bölgenin iklimi, bitki örtüsü, coğrafi özellikleri incelenmiştir. Bununla konunun farklı boyutlarının daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır. Ardından Osmanlı son dönemlerinde hızla gelişen ve bir kaza kimliğine kavuşan Salihli'nin içinde yer aldığı bölgenin kısa tarihçesi verilmiştir. Salihli kazasının tarihi ile ilgili yapılan tüm çalışmalar antik Sart şehri ile başladığı için aynı yol tercih edilmiştir. Salihli kazasının, Yunan işgaline karşı hangi özelliklerinden dolayı Milli Mücadele'nin merkezlerinden biri olduğu üzerinde durulmuştur. Burada yaşanan hâkimiyet mücadelesi tüm yönleriyle ele alınmıştır. Salihli'nin işgal yılları ve kurtuluşunda yaşanan acılar, dönemin hatıralarından takip edilmiştir. Yunanlıların çekilirken verdikleri zararları ve Salihli yangınının uzun yıllar silinmeyen izleri takip edilmiştir. Osmanlı döneminde Kafkasya ve Balkanlardan gelen göçmenler ile Cumhuriyet döneminde Yunanistan ile yapılan mübadele sonunda gelen göçmenlerin sorunları araştırılmıştır. Bu göçlerin Salihli'nin sosyal ve ekonomik yapısında nasıl bir değişime yol açtığı analiz edilmiştir. Salihli kazasında eğitim, kültür ve sosyal yaşamda meydana gelen değişimler, gelişmeler dönemin gazetelerinden ve hatıralarından takip edilmiştir. Salihli kazasında bayındırlık ve imar faaliyetleri, belediye hizmetleri ile ulaşımda yaşanan değişimler işlenmiştir. Kazanın iktisadı yapısında yaşanan değişimler, gelişmeler farklı kaynaklar ve istatistikler analiz edilerek verilmiştir.
Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e Turgutlu: 1839-1908
Çalışma konumuz, 1839-1908 yılları arasındaki dönem dâhilinde, Osmanlı Devleti'nin yapısını önemli ölçüde etkileyen Tanzimat'ın ilanı ile II. Meşrutiyet idaresi arasındaki modernleşme sürecinin, Turgutlu ölçeğinde yansımalarını ve izdüşümlerini kapsamaktadır. Şehrin bulunduğu coğrafyanın ve dönemin gelişmelerinin, Turgutlu'ya yaptığı etkiler, bilhassa nüfus ve iktisadi yapı üzerindeki değişmeler çalışmamızda ele alınmıştır. Kaza'da, nüfusun doğal seyri dışında hızla artması, tarım ürünlerinde pamuk ve üzümün, hububata nazaran daha çok ekim alanı olarak tercih edilmesi, küçük ölçekli işletme sayısında artış ve fabrikaların kurulmaya başlama süreci, eserde ayrıntılı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu süreçte Turgutlu'nun, bir köyden tam anlamıyla bir "Kaza" hüviyetine kavuşması, idari yapının dönemin usulüne göre teşekkül etmesi, gayrimüslim nüfusun genel nüfus içerisindeki yerinin, sadece oran bakımından değil, sosyal ve iktisadi hayattaki etkisine göre de arttırması ve 1866 yılında şehre demiryolunun gelmesinin, Turgutlu'ya etkileri değerlendirilmiştir. Kısacası bu çalışmada, Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e (1839-1908) kadar geçen süre içerisinde Turgutlu'nun sosyal, ekonomik, idarî ve demografik yapısı işlenmiştir. Şehrin nüfusu, dinî yapısı, meslekî teşekkülleri, eğitim ve kültürel yapısı, tarım, hayvancılık, ticaret, sanayi gibi iktisadî yapısını oluşturan unsurları, idarî teşkilâtı ve yönetim evreleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Turgutlu, Kasaba, Tanzimat, Meşrutiyet, Kasaba Demiryolu.
Maliye Nezareti Temettuat Defterlerine göre Gördes kazasının sosyal ve ekonomik durumu
ÖZET "Maliye Nezareti Temettuat Defterlerine Göre Gördes Kazası'nın Sosyal ve Ekonomik Durumu" başlıklı çalışmamız, 1845 yılında yapılan Temettuat tahrirleri esnasında hazırlanan Gördes kazası Temettuat defterlerine dayanmaktadır. Söz konusu sayımlar, Tanzimat döneminde malî alanda yapılan düzenlemeler içinde önemli bir yer tutar. Malî alanda yapılan düzenlemelerle beraber vergilerin de daha düzenli ve adil bir şekilde toplanması gündeme gelmiştir. Bu amaçla halkın servet ve gelirine göre vergi talep edilmesi kararlaştırılmıştır. Halkın malî gücüne göre vergi tespit edilebilmesi amacıyla, Anadolu ve Balkanlar' daki şehir, kasaba ve köylerde yaşayan halkın emlak, arazi, hayvan ve gelirlerinin sayımı yapılmıştır. Ülke genelinde, dahil-i Tanzimat olan bölgelerde yapılan sayımlar esnasında hazırlanan Temettuat Defterleri, sayımın yapıldığı dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun sosyo-ekonomik yapısı hakkında zengin bilgiler içermektedir. Biz de Gördes kazasının Temettuat Defterleri temelinde, kazanın 1844 yılında sosyo-ekonomik durumunu inceleyerek bazı değerlendirmeler yapmaya çalıştık. Bu sayede 1844 yılında kazanın nüfusu, yörede kullanılan âile-şahıs adlan ve lakapları, halkın meslekleri, bu mesleklerden bir yıllık kazançları, arazileri, binaları ve hayvanları tespit edilmiştir. Kazada yetiştirilen ürünler ve devlete ödenen vergiler de tespit edilerek, çalışma tablolarla zenginleştirilmiştir. Ayrıca, Gördes halıcılığı da çalışmamıza dahil edilerek, çalışmanın alanı genişletilmiştir. Çalışmamızda Gördes kazasının hem mahalleleri hem de köyler incelenmiş; yapılan karşılaştırmalarla da kasaba ve köylerin sosyal ve iktisadî yapılarının farklı özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Yaptığımız araştırmada ulaştığımız bazı sonuçlar, Batı Anadolu bölgesinde yer alan diğer şehir ve kasabalar üzerine yapılan çalışmalarda ulaşılan sonuçlarla karşılaştırılarak, Gördes kazasının sosyo-ekonomik yapısı hakkında daha tatmin edici değerlendirmelere ulaşılmaya çalışılmıştır. m