Competitive power
133 theses under this subject heading
Ölçek ekonomileri: Küreselleşme ve küresel rekabet gücü olguları ile etkileşimi (Türkiye otomobil sektöründe ölçek ekonomilerinin analizi)
DOKTORA TEZ OZU ÖLÇEK EKONOMİLERİ; KÜRESELLEŞME VE KÜRESEL REKABET GÜCÜ OLGULARI İLE ETKİLEŞİMİ (TÜRKİYE OTOMOBİL SEKTÖRÜ'NDE ÖLÇEK EKONOMİLERİNİN ANALİZİ) Çetin POLAT İktisat Ana Bilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Danışman: Prof. Dr. Necat BERBEROĞLU Firmalar, ülke ekonomileri ve dünya ekonomisi, herzaman bir değişim içinde olmuştur. Geçen 30-40 yıl içinde yaşanan değişim ve gelişmeler ülke ekonomilerini "Küreselleşme" adı altında birbirine oldukça yaklaştırmıştır. Küreselleşmenin yoğunlaştırdığı rekabet ortamı, firmaları ve ülkeleri, bu küresel ekonomik ortamda daha avantajlı duruma geçmek için çalışmalar yapma konusunda zorlamaktadır. Bunun içinde yapılması gereken, bilgiyi, teknolojiyi, geliştirmek ve iyi kullanmaktır. Günümüzde özellikle iletişim ve ulaşım teknolojilerinde gerçekleşen ilerlemeler, firmalara ve ülkelere, ulusal pazarlarını aşmaları ve dünya pazarlarına ulaşmalarında kolaylıklar sağlamaktadır. Böylece fırsatları iyi kullanarak, daha çok ve daha ucuza üretecek, daha çok satarak daha çok gelir elde edecek ve daha üst yaşam düzeylerine ulaşabileceklerdir. Bunu gerçekleştirebilen ve dünya ekonomisine hakim olan firma ve ülkeler, dünyanın dört bir yanma yayılmış, kitlesel üretim gerçekleştiren, çok sayıda ülkede on binlerce insan çalıştıran, neredeyse dünya ekonomisindeki ülkelerin yarısından daha fazlasının gayri safi milli hasılasını aşan milyarlarca dolar ciro ve kar elde eden dev ölçekli firmalar ve onların dahil olduğu ülkelerdir.n Bu yaşananlar, herzaman olduğu gibi günümüz ekonomik ve siyasi faaliyetlerim belirleyen rekabet ve küresel rekabet kavramlarını daha da önemli kılmıştır. Ulusal pazarın yetmemesi, dış pazarın cazibiyeti, ulusal ve küresel rekabet gücünü artırmak, piyasalara giriş engellerini aşmak, teknolojik yenilikleri hızlandırmak ve ölçek ekonomilerinden yararlanmak gibi nedenlerle, ülkede ve uluslararasında firmalar arası birleşmeler, ortak girişimler ve satın alma faaliyetleri artmıştır. Bu faaliyetlerin önemli amaçlarından biri, üretim ölçeğini genişletip maliyetlerde tasarruflar sağlayarak, ölçek ekonomilerinden faydalanmaktır. Büyüklüğün verdiği bir takım avantajlarla, uzmanlaşmayı ve iş bölümünü artırıp, çağın ve piyasanın gerektirdiği ileri üretim, yönetim, pazarlama yöntemlerini ve teknolojilerini kullanma imkanlarını elde eden, ülkesinin ve dünyanın üretim imkanlarını iyi kullanan firma ve kuruluşlar, pazarda herzaman avantajlı durumda olacakları şüphesizdir. Üretimde belli bir ölçeği yakalamış firmalar faaliyetlerini daha ucuza gerçekleştirerek, birim başına maliyetini minimum düzeye çekebilecektir. Küreselleşme ile birlikte yaşanan, birleşme, devralma ve ortak girişim faaliyetlerinin önemli amaçlarından biri de ölçek ekonomileri olduğu söylenebilir. Bu çalışmada Türk Otomotiv Sektörü'ndeki bir otomobil üreticisi firmanın otomobil üretiminde, üretim ve maliyet karşılaştırması yapılarak, ölçek ekonomilerini sağlayıp sağlayamadıkları araştırılmıştır. Buna göre yapılan üretim maliyet karşılaştırmasında, belirtilen ürünlerle ilgili olarak, üretim artışının gerçekleştirdiği yıllarda, ölçek ekonomilerinin sağlanarak ortalama üretim maliyetlerinde gözle görülür bir düşüşün sağlandığı, üretimin düştüğü yıllarda ise ölçek ekonomilerinin ortadan kalkarak yine gözle görülür bir şekilde ortalama üretim maliyetlerinde bir artışın ortaya çıktığı tespit edilmiştir.
Rekabeti etkileyen faktörler açısından Muğla ilinde zeytinyağı üreten işletme topluluğunun incelenmesi
Tez çalışmasının temel amacı, Michael E. Porter tarafından geliştirilen beş güç modeli çerçevesinde zeytinyağ üretimi gerçekleştirilen işletmelerin rekabet güçlerini etkileyen faktörleri incelemekti. Bu kapsamda Muğla İlinde faaliyet gösteren toplam 82 işletme üzerinde bir tarama araştırması yürütüldü. Tarama araştırması sürecinde zeytinyağ üretimi gerçekleştiren iki farklı iş modeline sahip işletme kategorisi olduğu tespit edildi. Bu iki farklı iş modeline sahip işletmeler yağhaneler ve butik işletmeler olarak isimlendirildi ve beş güç modeli karşılaştırmalı bir biçimde bu iki farklı işletme kategorisi açısından değerlendirildi. Araştırma bulguları, bu iki kategorideki işletmelerin temel özelliklerini ve özellikleri açısından temel farklılıkları ortaya koymakla birlikte, aynı iş kolunda farklı iş modelini benimseyerek faaliyet gösteren işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modelindeki faktörlerin farklı biçimlerde etkileyebileceğini göstermektedir. Tez araştırması ayrıca Türkiye'deki zeytinyağ imalatı gerçekleşen işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modeli temelinde inceleyen öncü çalışmadır.
Türkiye otomotiv sektörü ve küresel rekabet gücünün analizi
Sanayileşmeyle birlikte üretiminde hız kazanan otomotiv, günümüzün en popüler sektörleri arasında yer almaktadır. Buna neden olarak da; başta birçok sektörle olan sürükleyici-lokomotif ilişkisi, teknolojik gelişimi desteklemesi, ana ve yan sanayide yarattığı istihdam ile ekonomiye en büyük katma değer sağlayan sektörler arasında olması gösterilmektedir. Bununla beraber; artan küreselleşme, bilgi ve iletişim teknolojilerinin her geçen gün daha fazla önem kazanması gibi nedenler de otomotivi birçok sektöre göre bir adım daha öne çıkartmıştır. Bu tez çalışmasında, Türkiye otomotiv sektörünün rekabet gücü incelenmiş ve küresel rekabette sektörün önde gelen üreticileri değerlendirilmiştir. Ülkelerin rekabet gücünün incelenmesi, sektörel politikaların hazırlanması sürecinde büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, otomotivin tüm sanayileşmiş ülkelerde ekonomiyi yönlendirici etkiye sahip olması da ülkeler tarafından yakından takip edilen sektörler arasında olmasına neden olmuştur. Çalışmada, sektörün önemi birçok açıdan vurgulanırken, rekabet güçlerini etkileyen faktörlerin belirtilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu analizin yapılması; ülkelerin gelişmişliklerinin arttırılması bakımından oldukça faydalı olmaktadır. Üreticiler; gelişmiş ülkeler ve ekonomik birlikler ile gelişmekte olan ülkeler olarak ayrı başlıklar altında ele alınmış, ülke örnekleri seçilerek sektörel değerlendirmeler yapılmıştır. Ülkelerin rekabet güçleri tespit edilirken; tarihsel gelişim, mevcut durum ve sektörel rekabette söz konusu ülkenin gelişimini etkileyen faktörler, alt başlıklar halinde incelenmiş, ülkelerin sektördeki rekabet güçlerinin hesaplanmasında Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi(RCA) kullanılmıştır. Bununla beraber gelecekte adından oldukça söz ettirecek olan Endüstri 4.0 kavramının sektörle olan ilişkisi açıklanmış, önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye hava kargo taşımacılığı sektöründe havayolu seçim kriterlerinin analitik hiyerarşi yöntemi ile incelenmesi
Hava kargo taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren hava kargo acentelerinin amacı, kargoların en hızlı şekilde ve en düşük maliyetle, doğru zamanda ve doğru yere ulaştırılmasını sağlayacak havayolunun seçimini yapmaktır. Kısacası hava kargo acenteleri "Kargo gönderim sürecinde hangi havayolunu seçmeliyim?" sorusuna yanıt aramaktadır. Bu bağlamda havayolu seçimini etkileyen kriterleri belirlemek ve önem derecelerini hesaplamak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca hava kargo taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren havayollarının, seçim kriterlerinin önem derecesine göre stratejiler belirlemesi sürdürebilirlik ve rekabet gücünün artırılabilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, hava kargo taşımacılığı sektöründe havayolu seçimini etkileyen kriterleri belirlemek, bu kriterlerin önem derecesini hesaplamak ve hesaplanan önem derecelerini dikkate alarak belirlenen dört havayolu işletmesinin karşılaştırılmasını çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi ile gerçekleştirmektir. Bununla birlikte analiz sonucunda Türkiye hava kargo taşımacılığı sektöründe en rekabetçi havayolu belirlenmiş olacaktır. Yöntem olarak AHP'nin kullanılmasının nedeni, kurulacak olan hiyerarşinin çok kriterli olması ve kriterlerin önem derecesinin hesaplanmasında ikili karşılaştırmaların uzman kişiler tarafından yapılmasının uygun görülmesidir. Veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Anket hava kargo acentelerinde üst düzey yönetici konumunda olan kişilere uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hava Kargo Taşımacılığı, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP),Havayolu Seçim Kriterleri, Rekabet Gücü, Hava Kargo Acenteleri
Türkiye cam sektörü rekabet gücünün açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler endeksi kullanılarak analizi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin cam sektörüne ait üretimi ve dış ticaretinin incelenmesi ile rekabet gücünün belirlenmesidir. Cam sektöründe önemli paya sahip olan alt sektörlere ait verilerle yapılan hesaplamalar ile Türkiye'nin cam sektöründeki rekabet gücü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada, uluslararası ticarette ülkelerin rekabet güçlerinin ve karşılaştırmalı üstünlüklerinin ölçülmesinde kullanılan endeksler yardımıyla Türkiye'nin cam sektörüne dair dış ticaretteki karşılaştırmalı üstünlükleri hesaplanmıştır. Bu itibarla çalışmada öncelikle rekabet, rekabet gücü kavramları ve daha sonra karşılaştırmalı üstünlüklerin ölçülmesine imkan veren endeksler açıklanmıştır. Türkiye'nin cam sektöründeki karşılaştırmalı üstünlüklerini analiz etmemizi sağlayacak endeks hesaplamaları için gerekli veriler Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret İstatistik Veri tabanından ve Türkiye İstatistik Kurumu veri portalından alınmıştır. Türkiye'nin cam sektöründeki karşılaştırmalı üstünlüklerinin belirlenmesi amacıyla 2005-2019 yılları arasındaki verilerini içeren SITC Rev 3 haneli bazda açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük katsayıları hesaplanmış; Türkiye'nin açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükleri ve rekabet gücü dezavantajları ortaya koyulmuştur.
Endüstriyel ürün pazarlamasında kamu kurumlarının rekabet gücü açısından yeniden yapılandırılması TEMSAN örneği
Günümüzde artan rekabet koşullarında firmalar rakip firmalara göre rekabet üstünlüğü elde etmek ve bu üstünlüğü sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Kamu kuruluşları faaliyet gösterdikleri pazarlar içerisinde özel kuruluşlarla rekabet etmek durumdadırlar. Çalışmaya konu olan Temsan bu kamu kuruluşlarından biridir. Bu çalışmanın temel amacı, Temsan firması için rekabet gücünü belirleyen faktörleri belirlemek ve bunu arttırmayı sağlayacak öneriler geliştirmektir. Bunun yanında araştırma sonunda ortaya konacak öneriler doğrultusunda enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için kurulan Temsan açısından rekabetçiliği arttırıcı yeniden yapılandırma seçenekleri sunabilmektir. Bir kamu kuruluşu olan Temsan'ın rekabet gücü açısından incelenmesini amaçlayan bu çalışma nitel bir araştırmadır. Nitel araştırmalarda amaç, insanların bulundukları çevre ve buradaki tecrübelerini nasıl algıladıkları ve nasıl yorumladıklarını analiz etmektir. Bu araştırmanın verilerini elde etmek için nitel araştırmalarda kullanılan veri toplama yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yardımıyla çözümlenerek temalar altında yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuç kısmında Temsan firmasının rekabet açısından sahip olduğu üstünlükler ve zayıflıklar açıklanmış, firmanın rekabet gücü elde etmesi için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Rekabet, Rekabet Gücü, Temsan, Endüstriyel Pazarlama.
İşletmelerin sürdürülebilir rekabet gücü ve rekabet üstünlüğü sağlamada verecekleri stratejik kararların kaynak tüketim muhasebesi modeliyle doğrulanmasına yönelik amprik bir çalışma
Dünya çapında artan küreselleşme olgusu ile birlikte günümüzde faaliyet gösteren işletmeler, kendilerini şiddetli bir rekabet ortamının içinde bulmaktadır. İşletmelerin böyle bir ortamda hayatta kalabilmelerinin yolu rakip işletmeler ile rekabet edebilme yeterliliğine sahip olmalarından ve hatta rakipleri karşısında sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmelerinden geçmektedir. İşletmelerin rakiplerine karşı sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmelerini sağlayan temel argümalarından birisi de maliyet bilgileridir. Bu nedenle üretim işletmelerinde üretim süreci sonucunda ortaya çıkan maliyetlerin doğru, güvenilir, yeterli, gerçeğe uygun ve detaylı olarak saptanması ve üretilen mamul maliyetlerinin de benzer niteliklere sahip maliyet bilgilerine dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, geliştirilen maliyetleme modellerinin en temel amacı, üretilen mamullerin maliyetlerinin; doğru, güvenilir, yeterli, gerçeğe uygun ve detaylı olarak hesaplanmasını sağlamaktır. Ancak gerek geleneksel maliyetleme modelleri gerekse çağdaş maliyetleme modelleri istenilen nitelikte maliyet bilgilerini tam olarak üretmekte yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle çağdaş maliyetleme modellerinin eksikliklerini gidermek amacı ile kaynak tüketim muhasebesi modeli adı altında yeni bir maliyetleme modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı; geliştirilen kaynak tüketim muhasebesi modelini bir üretim işletmesinde kurmak, modelde üretilen maliyet ve yönetim muhasebesi bilgileri aracılığıyla, işletme yöneticilerinin sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamada verecekleri fiyatlandırma kararlarını desteklemektir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve başlığı altında rekabet kavramı ve kaynak tabanlı yaklaşım kavramı ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde kaynak tüketim muhasebesi modeli ve analize tabi diğer maliyetleme modelleri (geleneksel maliyetleme modeli, faaliyet tabanlı maliyetleme modeli ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme modeli) açıklanmış ve karşılaştırmalı olarak ele alınıp değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde analize tabi maliyetleme modelleri (kaynak tüketim muhasebesi modeli, geleneksel maliyetleme modeli, faaliyet tabanlı maliyetleme modeli ve zamana dayalı faaliyet tabanlı maliyetleme modeli) bir üretim işletmesinde uygulanarak sonuçlar alınmıştır. Alınan sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilerek değerlendirilmiştir. Son bölümde ise işletme yöneticileri tarafından verilecek fiyatlandırma kararları analize tabi maliyetleme modelleri kapsamında analiz edilmiştir.
Üretici firmalarda e ticaretin rekabet gücüne etkisi; Keramika örneği
Dünya'daki her şeyin artık parmaklarımız ucunda olması neticesinde tüketiciler teknolojinin hayatımızın ayrılmaz bir hal almasından istifade ederek artık firmaların satış stratejilerini geliştirmek zorunda bırakmaktadır. Global piyasa ekonomileri ile yarışan yerli üretici firmalar, rekabet koşullarına uyum sağlamak ve hatta rekabet üstünlüğü sağlamayı hedeflemektedirler. Rekabet'in her geçen gün daha da zorlaştığı bir ortamda fark yaratabilen işletmeler ayakta kalabilecektir. Bunu başarmak için de kusursuz satış sonrası hizmet ve güven unsuru ile bu rekabet ortamından sıyrılabilen firmalar ortaya çıkacaktır. Çalışmaya konu olan Keramika, üretici olup satış kanallarından biri olarak e-ticareti kullanmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı; Keramika'da e-ticaretin rekabet gücüne etkisini belirlemek ve bunu artırmayı sağlayacak öneriler geliştirmektir. Bunun yanında araştırma sonucunda ortaya çıkacak öneriler doğrultusunda e-ticaret aracılığıyla rekabet ortamının Keramika'ya kattığı değer ve e ticaret ile yapılabilir proje seçenekleri sunabilmektir. Keramika'da e-ticaretin rekabet gücüne etkisinin incelenmesini amaçlayan bu çalışma nitel bir araştırma olup; amacı kişi ya da kişilerin içerisinde bulundukları çevre ve bu çevreden elde ettikleri tecrübelerini nasıl algıladıklarını, nasıl yorumladıklarını analiz etmektir. Araştırmanın verilerini elde etmek için veri toplama yöntemlerinden biri olan yarı yapılanmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, içerik analizi yardımıyla çözümlenerek temalar altında yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda; Keramika firmasında, e-ticaretin üretici firma olarak rekabet gücüne etkisinin sahip olduğu üstünlükler ve zayıflıklar açıklanmış, firmanın mevcut durumuna göre öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: E-Ticaret, Rekabet, Rekabet Gücü, Keramika.
Türkiye'de lojistik sektörünün rekabet gücü üzerine değerlendirme
Günümüzün küreselleşmiş ticaret ortamında firmalar yalnızca ulusal firmalarla değil aynı zamanda global firmalarla da güçlü bir rekabet içindedirler. Firmalara, ürün ya da hizmetlerinin kalitesinden sonra rakipleri karşısında üstünlük kazandıracak en önemli araç lojistik tercihleri olmaktadır. Şirketler, müşterilerinin ihtiyaçlarına cevap verirken aynı zamanda rakiplerine karşı üstünlük kurabilmek için lojistik süreçlerini etkili ve verimli kılmalıdır. Lojistik sektörü; üretim ve ticaretin bu denli uluslararasılaştığı, ticari anlamda ülke sınırlarının ortadan kalktığı piyasa ortamında hem ürün hem de hizmet üretiminde faaliyet gösteren firmaların doğal bir ihtiyacıdır. Lojistik sektörü, her sektörü destekleyici pozisyonuyla ve güncelliğini kaybetmeyecek bir alan olması sebebiyle araştırmaya değer bir alandır. Çalışmanın amacı; Türkiye'de uluslararası lojistik sektörünün rekabet gücünü inceleyerek sektörün rekabet edebilirliğini artıracak çözümler aramaktır. Bu amaç doğrultusunda Türk lojistik sektörünün yeri, Lojistik Performans Endeksi ve Küresel Rekabet Gücü Endeksi temelinde araştırılmıştır. Çalışmaya Küresel Rekabet Gücü Endeksi Ulaştırma Altyapısı alt bileşeni dahil edilerek karşılaştırmalar yapılmış ve sektörün uluslararası konumu incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türk lojistik sektöründe uluslararası anlamda rekabet gücü en yüksek alanın havayolu taşımacılığı olduğu görülürken Türk lojistik sektörünün dünya rekabet ortamını şekillendirecek konumda olmadığı sonucuna varılmıştır.
Türkiye tarım ürünleri dış ticaretinin analizi
Bu çalışma, 2000-2021 döneminde Türk tarım sektörünün dış ticaretini analiz etmeyi ve seçili tarım ürünlerinin ihracat performanslarını ortaya koymayı amaçlamıştır. Tarımsal dış ticaret verilerinin analizinde Harmonize Sistem (HS), Uluslararası Standart Ticaret Sınıflandırması (SITC) ve Uluslararası Standart Sanayi Sınıflamaları (ISIC) kullanılarak karşılaştırma yapılmıştır. Çalışmada ayrıca, seçilmiş tarım ürünlerinin İhracat Piyasa Payı (İPP), Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler (AKÜ) endeksi, İthalat Sızma Oranı, Uzmanlaşma Katsayısı, Dış Rekabete Açıklık, İthalat/İhracat endeksleri kullanılarak rekabet gücünün analizi amaçlanmıştır. Rekabet gücü analizi amacıyla seçilen tarım ürünleri limon, mandalina, greyfurt, portakal, kuru üzüm, kabuklu fındık ve zeytinyağıdır. Yapılan analizlere göre, Türkiye'nin kuru üzüm, kabuksuz fındık ihracatında güçlü pazar payına sahip olduğu, greyfurt ihracatının pazar payında artış görüldüğü ancak portakal, limon ve zeytinyağı ihracatında pazar payının ve karşılaştırmalı üstünlüğünün gerilediği saptanmıştır. Pazarlama, finansman, girdi maliyetlerinin yüksekliği gibi sorunlar rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir. Rekabet gücünün arttırılması ve geliştirilmesi için söz konusu olumsuz faktörlerin giderilmesi istikrarlı gelişime yardımcı olacaktır. Türkiye tarım ürünleri ihracatını artırmak için alternatif pazarları ve tanıtım çalışmaları da yapmalıdır.
Küresel rekabet ortamında sürdürülebilir rekabet gücü sağlama açısından ürün yaşam seyri maliyetleme yöntemi ve tekersan jant sanayi anonim şirketinde uygulanması
Küreselleşme ile birlikte işletmeler arasındaki rekabetinde boyutları değişmiş, üretim teknolojilerindeki hızlı değişim, tüketicilerin egemen olduğu bir pazar anlayışını doğurmuştur. Var olan pazarda gelişmelere ayak uydurabilmek ve rekabet edebilmek için işletmecilik dünyasında birçok yeni yaklaşım ve yöntemler geliştirilmiştir. Küreselleşen dünyada uluslararası alanda rekabetin sürdürülebilirliği gerekmektedir, eğer işletmeler rekabet güçlerini sürdüremezlerse gelecekte ki yaşamlarını devam ettirmekte zorluk çekeceklerdir. Ürün yaşam seyrinin gün geçtikçe kısalması, ürün maliyetlerinin büyük bölümünün ürünün tasarım aşamasında yoğunlaşmasını zorunlu kılmaktadır. Planlama ve tasarım aşamasında yoğunlaşan ürün yaşam seyri maliyetleme yöntemi de önemli bir maliyet düşürme etkinliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Ürün yaşam seyri maliyetleme yönteminde en önemli amaç işletmeyi başarıya ulaştıracak en az maliyetli yolu tespit etmektir.Ürün yaşam seyri maliyetleme yöntemi ürünün doğumundan ölümüne kadar geçen tüm ömrü boyunca ortaya çıkan ya da çıkması olası maliyetlerinin yönetimini amaçlamaktadır. Özellikle planlamacılar için, ürün ya da örgütün karşılaşacağı her türlü maliyeti tanımlayan, bunların niteliğini ve niceliğini tahmin eden, raporlayan, maliyetleri en aza indirgeyerek karlılığı arttıran bir yöntemdir. Bu yöntem sadece maliyetleri saptamayı değil, maliyetleri kontrol edebilmeyi de amaçlamaktadır. Bu yöntem ürünün ömrü boyunca karşılaşabileceği pek çok maliyetin önceden hesaplanabilmesine imkân sağlamaktadır.Çalışmamızda üretilmesi düşünülen bir ürünün tüm yaşam seyri boyunca gerçekleşmesi beklenen maliyetlerinden oluşan bir maliyet profili oluşturulmuştur. Oluşturulan profil neticesindeki sonuçlar yorumlanarak ürünün tüm yaşam seyri maliyetleri ve gerçek karlılık durumu tespit edilmiştir. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmamız için gerekli temel kavramlar yer almış, ikinci bölümde ürün yaşam seyri maliyetleme yönteminin başarısını arttırıcı maliyet yönetim sistemlerinden bahsedilmiştir, üçüncü bölümde ise ürün yaşam seyri maliyetleme yöntemi ayrıntılı bir şekilde açıklanmış. Son olarak dördüncü bölümde ürün yaşam seyri maliyetleme yönteminin bir işletmede uygulanmasına yer verilmiş ve uygulama neticesindeki sonuçlar yorumlanmıştır.
Müşteri ilişkileri yönetiminin rekabet üstünlüğü sağlamadaki etkisi ve bankacılık sektöründe bir uygulama
Bu tez çalışmasının amacı; günümüzün yoğun rekabet şartlarında işletmeler açısından büyük önem arz eden müşteri ilişkileri yönetimi ile rekabet üstünlüğü sağlama arasındaki etkileşimi ortaya koymaktır.İşletmelerin bulundukları yoğun rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri için faaliyet gösterdikleri sektörde rekabet üstünlüğü yakalamaları gerekmektedir. Günümüz rekabet ortamında, işletmelerin sunduğu mal ve hizmet farklılığı kolayca taklit edilebilmektedir bu sebeple işletmenin rekabet edebilmesi için mal ve hizmet ötesinde bir fark yaratması gerekmektedir. Bu da işletmeleri rekabet üstünlüğü sağlamak için yeni stratejiler geliştirmeye itmiştir. Müşteri ilişkileri yönetimi de bu stratejilerden biridir.Müşteri sadakati, tatmini, memnuniyeti sağlanarak müşteri elde tutulabilir ve yeni müşteriler kazanılabilir. Bunlar da ancak iyi bir müşteri ilişkileri yönetimi ile sağlanabilmektedir.Hazırlanan tezin kapsamında, finans sektöründe faaliyet gösteren 15 bankanın müşteri ilişkileri yönetimi uygulamalarının rekabet üstünlüğüne etkisi incelenmiştir. 90 kişilik bir örneklem grubuna anket uygulanmıştır.Araştırmaya katılan deneklerin cevaplarından elde edilen veriler ışığında müşteri ilişkileri yönetiminin günümüzde bankaların yoğun rekabet koşullarında rekabet üstünlüğü sağlamaları açısından etkili bir uygulama olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Müşteri, Memnuniyet, Rekabet, Tatmin
Uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin rolü: Türkiye örneği
Uluslararası rekabet gücü kavramı, bir ülkenin sahip olduğu firmaların uluslararası piyasalarda başarılı olma yeteneği ile birlikte devletin vatandaşlarının yaşam standartlarını ve yaşam kalitesini artırması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda devletler ülkelerinin rekabet gücünü artırmak ve bu artışı sürdürülebilir bir hale getirmek için firma destekli ve piyasa ekonomisi tabanlı politikalar izlemelidir.Çalışmanın birinci bölümünü teorik çerçevede uluslararası rekabet gücü kavramı ve uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler oluşturmaktadır. İkinci bölümde ise uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin izlemesi gereken roller açıklanmaktadır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise uluslararası rekabet gücünü belirleyen makro-ekonomik faktörler ile Türkiye ve seçilmiş olan ülkeler arasında karşılaştırma yapılmakta olup çalışmanın üçüncü bölümünün son kısmında ise Türkiye'de devletin uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik izlemesi gereken politika önerileri sunulmaktadır. Türkiye hukukun üstünlüğünü benimsediği ve uyguladığı, makro ekonomik istikrarı sağladığı, ekonomik ve teknolojik altyapı yatırımlarını ve kalitesini artırdığı, kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı istihdamı daralttığı, inovasyon gelişimini artırdığı, KOBİ'lerin rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejiler oluşturduğu ve eğitimin kalitesini artırdığı takdirde uluslararası rekabet gücünü de artıracağı sonucuna varılmıştır.
Türkiye hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün Uzakdoğu ülkeleri karşısında rekabet gücü analizi
Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, dünya ticaretinde rekabetin en yoğun yaşandığı sektördür. Bu sektör gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sürecinde önemli roller üstlenmektedir. Günümüzde gelişmiş ülkelerin hazır giyim üretimi ve ticaretindeki oldukça yüksek olan payı gittikçe azalırken, gelişmekte olan ülkelerin payı da sürekli artış göstermektedir. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, Türkiye ekonomisi açısından da lider sektör olma özelliğini sürdürmektedir. Sürekli büyüme süreci içerisinde olan sektör, maliyet ve fiyat konusunda Uzakdoğu ülkeleri, kalite ve tasarım konularında ise Avrupa Birliği ülkeleriyle rekabet etmek zorundadır. Özellikle gelişme süreçleri açısından Türkiye ile benzerlik gösteren Uzakdoğu ülkeleri, Türkiye hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün en önemli rakipleridir. Üretimde kullanılan, işgücü, sermaye, üretim yeri, çevresel, siyasal ve yasal özgürlükler gibi faktörlerin zenginliği, ucuzluğu, kullanılabilirliği ve verimliliği hazır giyim sektörünün bu ülkelerde yoğunlaşmasına neden olmuştur. 2005 yılında kotaların kalkmasıyla, başta Dünya Ticaret Örgütü' ne üye olan Çin olmak üzere, Uzakdoğu ülkeleri, Türkiye için çok büyük tehlike oluşturmaktadır. Yapılan çalışmada Türkiye hazır giyim sektörünün, rekabet gücünü etkileyen unsurlar ele alınmıştır. Bu unsurların Türkiye hazır giyim işletmelerdeki önem dereceleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkiye hazır giyim ve konfeksiyon sektörü moda, marka ve kaliteyi ön plana alan bir yaklaşımla doğru stratejiler geliştirirse, gerek Uzakdoğu gerekse diğer hazır giyim üreticisi ülkelerle rekabet edebilecek güce sahiptir
Tekel ortamından rekabet ortamına geçişte pazar yönlülük ve Türk Telekom uygulaması
ÖZET Dünyada yaşanan hızlı değişimler devletin rolünü değiştirmiş, devletin küçülmesi tezi doğrultusunda devletin elini ekonomiden mümkün olduğu ölçüde çekmesi gerektiği görüşü kabul görmeye başlamıştır. Bu görüş doğrultusunda devletin işletmecilik faaliyetleri önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Devlet, tekel konumundaki alanları da, diğer özel sektör girişimcilerine açarak, tekel konumunda olan işletmeleri de, rekabete ortamına koymuştur. Bu değişim sürecinde yıllardır tekel konumunda olan işletmelerin, rekabetçi pazarlarda faaliyetlerine devam etmesi, bu işletmelerin bu pazarlara uyum için yapısal ve yönetsel açıdan yeniden yapılanmalarını gerektirmiştir. Ancak bu işletmelerin, yeniden yapılandırma çabalarına rağmen yine de yönetsel ve yapısal açıdan rekabetçi ortamlarda etkin ve verimli bir işleyişe kavuşamadığı, rakiplerine göre, pazar yönlülük boyutlarını oluşturan pazar bilgisi, bilgi toplama, bilgiyi yayma ve pazarlara tepki verme konusunda, yetersiz kaldıkları görülmüştür. Bu işletmelerin, rekabetçi pazarlarda rekabet gücünü artırabilmesi, modern pazarlamanın bir gereği olan pazar yönlü bir anlayışı benimsemelerini gerektirmektedir. Araştırmada, tekel ortamından rekabet ortamına geçen Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin bu süreçteki pazar yönlülük konumunu analiz etmek için bir örneklem dahilinde anket uygulanmıştır. Bu anket bulgularına göre, söz konusu işletmenin pazar yönlülük kapsamında rekabet ve performans analizi yapılmış, bu analiz bulguları sonucunda, işletmenin, rakiplere göre performansının ve rekabetçi gücünün yeterli olmadığı pazar yönlülük boyutları açısından ortaya konulmuştur.
Gümrük Birliği`nin Türkiye tekstil ve konfeksiyon sektörlerine etkileri
Uluslararası rekabet; ülkelerin mal ve hizmetlerde fiyat/maliyet ve fiyat dışı unsurları birbirlerine karşı kullanma üstünlüğü elde etme çabasıdır. Bu amaçla ülkeler rekabet üstünlüklerini küresel anlamda kullanmaya çaba gösterirken bazı ülkeler bölgesel birlikler kurarak rekabet güçlerini koruma veya arttırma çabası içindedirler. Bu anlamda Gümrük Birliği ekonomik birlik kurma ve bu ekonomik birlikle rekabet üstünlüğü sağlama amacının bir aşamasıdır. Böylelikle ülkeler bölgeselfeşme yoluyla toplum refahım arttırma gayreti içine girmektedirler. Bu çalışmanın amacı Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'nin araştırma konusu olan Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü'nde fiyat rekabet güçlerim ölçmeye çalışılmıştır. Bu amaçla literatürde bulunan OECD'nin rekabet ölçüm modeli kullanılmıştır. Bu model çerçevesinde 1992-97 yıllan Avrupa Birliği ülkelerinin ve Türkiye'nin ithalat, ihracat ve toplam rekabet güçleri veriler ışığında hesaplanarak yorumlanmıştır. Çalışma ile sadece fiyat/maliyet rekabeti değil aynı zamanda fiyat dışı rekabetinin de önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü'nde rekabet avantajının fiyat/maliyet avantajından değil fiyat dışı avantajlardan kaynaklandığı tespit edilmiştir.ANAHTAR KELİMELER: Rekabet Gücü, Uluslararası Rekabet, Fiyat Rekabeti, İthalat Fiyat Rekabeti, İhracat Fiyat Rekabeti, Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü. JEL:F13, F14, L67
Türkiye petrol sektörünün rekabet boyutundan yapısal analizi
Petrol, günümüz dünya ekonomi ve siyasetinde tartışılmaz bir öneme sahiptir. Dünya nüfusunun artması ve teknolojinin gelişimi ile birlikte enerji tüketiminin de artışı, petrol sektöründe yaşanan gelişme ve değişimlerin yakından izlenmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu amaçla Michael Porter'ın Beş Kuvvetler Modeli çerçevesinde Türkiye Petrol sektörünün rekabet yapısı analiz edilmiştir. İlk önce sektörde rekabetin itici güçleri açıklanmaya çalışılmıştır. Sonra Petrol endüstrisindeki tüm alt sektörlere ait, Balassa'nın Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler İndeksi hesaplanmış ve daha sonra ise Vollrath'ın indeksi yardımıyla söz konusu endüstrinin toplam mal grupları açısından rekabet gücü belirlenmiştir. Son olarak test üzerine değerlendirmeler yapılmış, Türkiye petrol sektörünün rekabet yapısını arttırıcı öneriler sunulmuştur.
Ticari bilgi ve lojistik sektörü rekabet gücü: Iğdır örneği
Bilgi, tarih boyunca "güç" olarak algılanmıştır. İçinde bulunduğumuz çağ "bilgi çağı" olarak nitelenmekte ve küreselleşmenin sonucu olarak ortaya çıkan bilgi çağı kavramı yine küreselleşmenin çıktıları olan "değişim", "rekabet" gibi kavramlarla ilişkilidir. İşletmeler açısından değerli bilgiye sahip olabilenler ve onu etkili şekilde kullanabilenler önemli bir stratejik güç elde edebilmektedir. Günümüzde işletmelerin bilgiyi elde etme, eldeki bilgiyi ürünü dönüştürme, bilgiyi kontrol etme yetenekleri ekonomik büyümenin, verimliliğin ve firmalar ile rekabet edebilmenin temel koşulu haline gelmiştir. Bu yönüyle, lojistik sektöründeki firmalarda ticari bilgiyi yapmış oldukları faaliyetlerde yaygın ve etkin olarak kullanarak rekabet yaratabilme fırsatı bulabilirler. Bahsedilen görüşlerin ışığında, çalışmada, lojistik sektörü çalışmalarında ihtiyaç duyulan bilginin elde edilmesi, değerlendirilmesi, kullanılması, paylaşılması ve tekrar kullanılmak üzere depolama işlemlerinin önemini ve lojistik sektörü ile ticari bilgi ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmanın teorik bölümünde ticari bilgiye kavramsal ve tarihsel bakış açısı ile değinilmiş, ticari bilginin yönetilmesi, tedarik zinciri yönetimi ve lojistik sektörü kavramları incelenmiştir. Bununla birlikte Dünya'da ve Türkiye'de lojistik sektörünün önemi ve gelişimi, rekabet gücü konuları ele alınmıştır. Çalışmanın ampirik bölümünde ise Iğdır ilimizde bulunan lojistik firmalarına konu ile ilgili anket uygulanmış ve elde edilen verilerin analizi yapılmıştır.
Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü ve doğrudan yabancı sermaye açısından değerlendirilmesi
Daralan pazar ekonomileriyle birlikte gelişen ülke pazarları, diğer bir deyimle küresel pazarlardaki firmalar gerek bulundukları ülkelerde, gerekse de yaşamlarını sürdürmeyi arzuladıkları ülkelerde birçok rakiple karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum günümüzde `küresel rekabet' diye adlandırılmaktadır. Yaşamlarını sürdürmek ve devamlılıklarını sürekli kılmak isteyen firmalar, küresel rekabetin getirdiği olumlu ve olumsuz sonuçlara katlanmak zorunda kalmaktadır.Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere bakıldığında küresel rekabet açısından farklı durumların görüldüğü tespit edilmiştir. Gelişmiş ülke pazarlarında rekabet unsurlarının sert oluşunun yanında rakip firmaların çokluğundan ve pazardaki tüketicinin doygunluğundan dolayı firmaların beklentilerinin karşılanmadığı görülmektedir. Bu sebeple firmalar doğrudan yabancı sermaye yatırımları aracılığıyla adı `küresel pazar' olarak da adlandırılan gelişmekte olan ve az gelişmiş ülke pazarlarına nüfus etme çabasındadırlar. Gelişmekte ve az gelişmiş ülkelere bakıldığında ise durum farklı bir şekilde göze çarpmaktadır. Küresel pazar yaklaşımının artması ile ortaya çıkan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, bu ülkelerde yeni teknoloji kullanımını özendirmesi, sıcak para akışının hızlandırması, bunun yanında ülke ekonomisinde faaliyet gösteren firmaların rekabet güçlerini arttırmak adına dünyayı takip etme isteği uyandırması ve sadece kendi pazarlarının durumunu değil, diğer ülke ekonomilerinin de durumunu öğrenme arzusuyla birlikte kendini geliştirme isteği uyandırması gibi firmaların rekabet yarışına büyük katkısı bulunmaktadır.Doğrudan yabancı sermaye yatırımına ve küresel rekabet gücüne genel olarak bakıldığında ise, doğrudan yabancı sermaye yatırımcılarının getirdikleri bilgi, teknoloji, eğitim seviyesi artışı, kalite gibi faydalarla gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin gelişmelerinin hızlanması ve küresel rekabet gücünü yakalamaları adına olumlu etkileri olduğu görülmektedir. Bu suretle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülke ekonomilerinin rekabet gücü açısından hayati önem taşıdığından da bahsedebiliriz.Anahtar kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Rekabet Gücü, Küresel Rekabet
Dünya tarım ticaretindeki gelişmelerin Türk turunçgil sektörü ihracat rekabeti açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada, küreselleşen dünyada ticaret alanında yaşanan gelişmeler tarım ve turunçgil piyasaları açısından değerlendirilmiş ve bu turunçgil meyvelerinden limon ve portakal için karlılık ve rekabet göstergeleri hesaplanmıştır.Araştırma kapsamında, 2009?2010 pazarlama dönemi üretici anket verilerine dayanılarak Çukurova Bölgesi'nde limon ve portakal üretimi için Politika Analiz Matrisi (PAM) ve Açıklamalı Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi oluşturulmuştur. Bu bağlamda portakal ve limon üretiminin özel ve sosyal karlılığı ile rekabet edebilirliği analiz edilmiştir. Yapılan hesaplamalardan özel karlılıklar limon üretimi için düşük portakal üretimi için ise negatif olarak ortaya konulmuştur. Ayrıca PAM yardımıyla verimlilik katsayıları hesaplanarak her iki ürünün üretiminin de rekabetçi olduğu ancak, limon üretiminin rekabet gücünün portakaldan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, Çukurova Bölgesi'nde portakal ve limon üretiminin sosyal karlılık açısından bölge için sürdürülebilir bir üretim dalı olduğunu göstermektedir.
Türkiye ve BRICS ülkelerinin sektörel rekabet güçlerinin karşılaştırılması
Ekonomik güç dengelerinin değiştiği ve buna bağlı olarak yeni oluşumların meydana geldiği günümüz ekonomi alanı incelendiğinde, değişen dengelerde yer edinmek isteyen ülkelerin birbirleriyle rekabet etme çabaları dikkat çekmektedir. Oluşan yeni güç dengeleri içerisinde dikkat çeken yapılardan biri de BRICS ülkeleridir. BRICS ülkelerinin, 2008 yılında ABD'de patlak veren ve birçok ülkeyi de etkileyen küresel ekonomik kriz sürecinde ve sonrasında gelişmiş ülkeler ile arasındaki mesafeyi daraltma fırsatını yakalamış olması rekabet alanında değinilmesi gereken bir konudur. Aynı şekilde Türkiye'nin de benzer özellikler göstermesi, Türkiye ile bu ülkelerin rekabet alanlarının incelenmesi önem arz etmektedir. Bu amaçla BRICS (Brezilya, Rusya, Çin Hindistan, Güney Afrika) ve Türkiye'nin, ele alınan sektörlerde Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlüklere (AKÜ) göre hangi sektörde güçlü olduklarının Bela Balassa'nın geliştirmiş olduğu yöntem kullanılarak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve United Nations Commodity Trade Statistics Database (COMTRADE)' den 1988-2014 yılları arası elde edilen veriler kullanılarak belirlenmeye çalışılmış ve BRICS ülkelerinin tam manasıyla bir birliktelik içerisinde olup olmadıkları tartışılmıştır. Çalışma sonucunda ülkelerin gerek ekonomik performansları ve rekabet edebildikleri sektörlerin gerekse de coğrafik ve siyasi yapılarının birbirinden farklı olması bu ülkelerin tam manasıyla bir birliktelik kuramadıklarını ortaya koymaktadır. Bu nedenle Türkiye ve BRICS ülkelerinin daha da başarılı olabilmeleri için ekonomik kalkınma politikalarını gözden geçirerek eksik yönlerini değiştirmeli ve bu yönde çalışmaların yapılması öngörülmektedir.
TR62 bölgesinde sektörel rekabet gücünün değerlendirilmesi
Sanayi devrimi sonrasında yaşanan teknolojik gelişmeler ve küreselleşme sonucunda ülkeler arasındaki ticaret ve entegrasyon artarken ülkelerin büyüme hızları da artmaktadır. Yeni dünya düzeninde kızışan rekabet, ülkeleri ve bölgeleri bir yarış içine sokmuş ve kalkınma çabaları bölgesel gelişme trendini yaratmıştır. Türkiye de bu yarışta uluslararası düzeyde rekabet edebilen gelişmiş ülkeler arasına girmeyi hedeflemektedir. Bu tez çalışmasında, Türkiye'nin güneyindeki büyüme odağı konumunda bulunan TR62 Bölgesi'nde ekonomik kalkınmanın sağlanması için sektörel rekabet güçleri analiz edilmiştir. Böylece, bölgenin gelişmesi için kaynakların hangi alanlara yönlendirilmesi gerektiği konusunda karar vericilere ışık tutacak sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda TR62 Bölgesi'nin Türkiye'deki yeri ile Adana ve Mersin'in genel ekonomik görünümü çerçevesinde istihdam, ihracat ve net satış verilerine ile analizler gerçekleştirilmiş ve rekabetçi sektörler tespit edilmiştir. Yapılan analizler ve değerlendirmeler neticesinde elde edilen sonuçlara göre bölgede bitkisel üretim, gıda ürünleri, toptan ve perakende ticaret ile lojistik sektörleri her iki il için rekabetçi sektörler arasında yer alırken, Adana'da tekstil ürünleri, kimyasal ürünler ve plastik ürünleri sektörlerinin, Mersin'de ise metalik olmayan mineraller ile ormancılık ve tomrukçuluk sektörlerinin en rekabetçi sektörler olduğu tespit edilmiştir. Her iki ilde rekabetçi olan lojistik sektörünün elmas analizi ile rekabet analizi gerçekleştirilmiştir. Bundan sonraki çalışmalarda iki basamaklı istatistiki verilere dayanarak gerçekleştirilen analizlerin daha detaylı şekilde genişletilmesi, araştırma ve inovasyon stratejileri (RİS3) ve kümelenme gibi modellerle sektörel stratejilerin ve yol haritalarının oluşturulması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: rekabet, rekabet gücü, sektörel rekabet, bölgesel gelişme, kalkınma
Küreselleşmenin esnaf ve sanatkarların rekabet gücüne etkisi: Yeni fırsatlar ve tehditler açısından Manisa esnaf ve sanatkarlarının mevcut durum analizi
Ülkemiz ekonomisinde önemli yer tutan esnaf ve sanatkârların, küreselleşme ve rekabetin getirdiği yeni koşullarda karşılaştıkları sorunlar ve bu koşullara ne ölçüde uyum sağladıklarının incelendiği bu çalışmada, ilk olarak küreselleşmenin unsurları, küreselleşmeyi hızlandıran gelişmeler ve küresel rekabet kavramları araştırılmıştır. KOBİ ile esnaf ve sanatkârların yasal ve teknik ayrımları irdelenmiş, İngiltere, Almanya ve Türkiye'deki küçük girişimlerin ekonomiye katkıları güncel verilerle ortaya konmuştur. Çalışmanın son bölümünde Manisa ilinde faaliyetlerini yürüten esnaf ve sanatkârların yeni fırsatlar ve tehditler karşısında mevcut durum analizi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda, esnaf ve sanatkârların en çok zorlandıkları konunun, finansal ve mali ihtiyaçların karşılanmasında yaşanılan güçlükler olduğu anlaşılmıştır. Ham madde fiyatlarının yüksekliği, tüketici tercihlerinde yaşanan değişimin hızlı olması, kredi geri ödeme sürelerinin kısa ve faiz oranlarının yüksek olması karşılaştıkları diğer zorluklardır. Esnaf ve sanatkârların varlığını devam ettirebilmeleri, hem yerel hem de ulusal pazarlarda rekabet edecek konuma gelebilmeleri için bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanım oranlarının arttırılması, finansal ve mali konularda desteklenmesi ve eğitim ve danışmanlık hizmetlerine erişimlerinin kolaylaştırılması gerekmektedir. Bu kapsamda üniversiteler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve diğer tüm paydaşların çözüme dâhil edildiği kamu politikalarının oluşturulması, esnaf ve sanatkârların etkin ve rekabet edebilecek konuma ulaşmalarına katkı sağlayacaktır. Anahtar sözcükler: Esnaf, sanatkâr, KOBİ, küreselleşme, küresel rekabet
Endüstri 4.0 'ın rekabet gücü üzerindeki etkisi: Türkiye ekonomisi analizi
İnsanlık, Dördüncü Endüstri Devrimi olarak bilinen yeni bir devrimin eşiğinde duruyor. Bu devrim fiziksel ve sanal dünyaları birbirine bağlayarak üretimin dijital dönüşümünü gerçekleştiriyor. Dördüncü devrim ile birlikte rekabet ortamı gittikçe zorlaşıyor ve eskisinden daha acımasız hale geliyor. Endüstri 4.0 rekabete yeni bir boyut kazandırmakla beraber, rekabet gücünü belirleyen faktörlere de etki ediyor. Dolayısıyla bu dönüşümün ülkelerin rekabet gücü üzerinde yaratacağı etkiyi anlamak son derece önemlidir. Endüstri 4.0 yeni iş yapma biçimleri sağlamakla birlikte yeni ürün ve hizmetler oluşturma ve üretimi gerçekleştirme konusunda yeni yollar sunacak. Bütün bunlar değişen ekonomik koşullara uyum sağlayabilen, değişen pazar talepleriyle baş edebilen ve hızla büyüyen uluslararası rakiplerle rekabet edebilecek endüstriler yaratmak için önemlidir. Önümüzdeki yıllarda üretim akıllı ve esnek üretim sistemlerine sahip üretime geçiş yapacak. Ürünler, makineler ve üretim tesisleri değer zinciri boyunca son derece ayrıntılı bir şekilde birbirileriyle bağlantılı olacak. Bu çalışmada Endüstri 4.0'ın rekabet gücü üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu bağlamda ilk olarak Endüstri 4.0 hakkında bilgi verilmiş ve dünyadaki uygulamalarından bahsedilmiştir. Daha sonra rekabet gücü teorilerine değinilerek, Endüstri 4.0'ın rekabet gücü ilişkisi ortaya konulmuştur. Son olarak da Türkiye'nin bu süreçteki rekabet gücü anlatılarak, politika önerilerinde bulunulmuştur.