Contracts

373 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Roma Hukuku' nda Stipulatio

Stipulatio akdi Roma Hukuku' nun en köklü ve kullanışlı akitlerinden bir tanesidir. Farklı bir çok konuda kullanılabilmesi stipulatio' nun Roma Özel Hukuku' nda ne kadar önemli bir akit olduğunu göstermektedir. Stipulatio hakkında Institutiones gibi bazı Roma Hukuku kaynaklarında geniş bilgi olsa da stipulatio akdinin geniş kullanım sahası sebebiyle pratik sonuçları Roma Hukuku' na o derece yayılmıştır ki, akdin mahiyetinin günümüz hukukçuları tarafından daha iyi anlaşılması ancak konuyla ilgili pratik sonuçları da derleyen kapsamlı çalışmaların yapılmasıyla mümkün olabilir. Günümüzde konuyla ilgili yapılan akademik çalışmaların da stipulatio' nun akitsel özelliklerine ve kullanım alanlarına değinen genel bilgiler mertebesinde olması sebebiyle Roma Hukuku literatüründe bu konuyla ilgili tamamlanması gereken önemli bir boşluk bulunmaktadır. Tezimizde stipulatio' nun her kullanım sahasına değinildiği için Roma Hukuku' nun hemen her alanında, özellikle borç doğuran her türlü sözleşmelere ve Roma Hukuku' nda şekle dair yapılacak araştırmalar ve akademik çalışmalar için tezimiz büyük önem arz etmektedir. Tezimizde inceleme metodu olarak öncelikle Roma Hukuku' ndaki akitler sistemi içerisinde stipulatio konumlandırılmış böylece stipulatio' nun genel mahiyeti ve özellikleri belirtilmiş daha sonra stipulatio' nun akitsel özellikleri, çeşitleri, uygulama alanları tarihi dönemlerde gözetilmek suretiyle etraflıca incelenmiştir. Tezimizde farklı alanlarda kullanılan stipulatio akitlerinin; kullanıldıkları farklı hukuki konular içerisinden derlenerek stipulatio çeşitleri ve uygulama alanları içerisinde ortaya konulması, stipulatio akdinin hukuki yaşam alanını sistematik olarak somutlaştırmıştır. Anahtar kelimeler: Roma Hukuku, akit, stipulatio, şekil, sebebe bağlılık, kefalet.

Roma hukukuStipulatioSözleşmeler
Fırat Korkmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma ilişkilerinde çerçeve sözleşmeler

Çerçeve sözleşme, hukukun diğer alanlarında olduğu gibi toplu iş hukuku alanında da tarafların çok düzeyli hukuki işlemlerine ilişkin, genel esasların ve asgari ortak unsurların belirlenmesinde kullanılan kalıp bir sözleşme türüdür. Çok uluslu şirketler nezdinde imzalanan, asgari çalışma standartlarının tespiti ve uygulanması amacına hizmet eden uluslararası çerçeve sözleşmeler ile Avrupa Birliği Hukuku düzeyinde yapılan ve ulusal çalışma ilişkilerinin uyumlaştırılması amacına hizmet eden sektörel ve sektörlararası çerçeve sözleşmeler, uluslararası çalışma ilişkilerinde önemli bir yere sahiptir. Ulusal düzeydeki çalışma ilişkilerinde kullanılan çerçeve sözleşme yapılarının ise her bir ülkeye özgü, farklı içerik ve niteliklere sahip olduğu görülmektedir. Ülkemizde ilk defa 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile yasal düzenlemeye kavuşturulan çerçeve sözleşme de tarafları, içeriği, kuruluşu, şekli ve hukuki niteliği bakımından, kendinden önceki ve diğer ülkelerdeki uygulamalardan oldukça farklıdır. Kanunun yürürlüğe girmesinden bu yana henüz uygulaması görülmeyen bu sözleşme türünün uygulanması halinde, Kanundaki yetersiz ve belirsiz düzenlemeler sebebiyle birtakım sıkıntıların yaşanması muhtemeldir. Çalışmanın özünde çalışma ilişkilerinde çerçeve sözleşme ve bu niteliği haiz uygulamalar, Türk ve yabancı ülkelerin ulusal çalışma ilişkileri sistemi, Avrupa Birliği Hukuku düzeyindeki uygulamalar ve uluslararası çerçeve sözleşmeler göz önünde bulundurulmak suretiyle incelenmiştir. Birinci bölümde genel olarak çerçeve sözleşme kavramı ve uluslararası çalışma ilişkilerinde çerçeve sözleşmelerin yeri ortaya konmuştur. Bu kapsamda başta Borçlar Hukukuna ilişkin kaynaklar da olmak üzere, doktrin görüşleri ve sözleşmelerin uygulanmasını inceleyen araştırma raporlarından yararlanılmıştır. İkinci bölümde ise Türkiye çalışma ilişkilerinde çerçeve sözleşmenin yeri, mevcut düzenlemeler, doktrin tartışmaları, çerçeve niteliğine benzer geçmiş uygulamalar ve ilgili taraflar ile yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında açıklanmıştır.

SözleşmelerTürk iş hukukuUluslararası işletmeler+3
Özlem Keskin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Milletlerarası mal satımı sözleşmesinde (CISG) alıcının sözleşmeyi ihlâli ve sonuçları

Uluslararası Taşınır Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, Viyana Antlaşması veya İngilizce kısaltması olan CISG olarak da bilinen Uluslararası Antlaşma, Milletlerarası taşınır mal satımına uygulanacak maddî hukuk kuralları içeren yeknesak hukuku oluşturur. Viyana Antlaşması, 10 Nisan 1980 tarihinde 62 ülkenin katıldığı Viyana Konferansı'nda oybirliği ile kabul edilmiştir. Şu anda, 84 ülkenin taraf olduğu ve dünya ticaretindeki çoğunluk tarafından kabul edilmiş ve Türkiye'nin de 1 Ağustos 2011 tarihi itibariyle taraf olduğu bir Uluslararası Antlaşmadır. Türkiye, Antlaşmaya taraf olma sürecinde 11.01.2011 tarihinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nu kabul etmiş ve bu Kanun 01.07.2012 tarihi itibariyle de yürürlüğe girmiştir. TBK'nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri ile Viyana Satım Sözleşmesi hükümleri birçok noktada farklılık göstermektedir. Bu farklılıklardan en çok dikkat çeken, TBK'nın ifa engelleri sistemi olarak Viyana Antlaşması'ndan farklı bir sistem benimsemiş olmasıdır. Bu çalışmada bir ifa engeli olan, Viyana Satım Antlaşması'na göre alıcının sözleşmeye aykırı davranışı dolayısıyla satıcının talep edeceği haklar TBK'da benimsenen sistemle karşılaştırmalı olarak açıklanmaya çalışılmıştır.

Milletlerarası Mal Satımlarına İlişkin Birleşmiş Milletler AntlaşmasıSözleşme şartlarının ihlaliSözleşmeden dönme+2
Yunus Bozdoğan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe girmesi ile hukuk sistemimize yeni sözleşme türleri dahil olmuştur. Bu sözleşme türlerinden biri de ön ödemeli konut satış sözleşmeleridir. Uygulamada özellikle henüz proje aşamasında olan konutların satış sözleşmelerinde taraf olan tüketicilerin yaşadığı sorunlar dikkate alınarak, tüketicilere bedeli peşin veya taksitle ödendikten sonra satılacak konutlara ilişkin ön ödemeli konut satış sözleşmeleri ile ilgili ayrıntılı düzenlemeler getirilmiş olup, bu düzenlemelerle tüketicilerin korunması amaçlanmıştır. Ön ödemeli konut satış sözleşmelerinin şekil şartı, satıcının sağlayacağı teminat, konutun teslimi, tüketicinin sözleşmeden cayma ve dönme haklarının ne şekilde kullanılacağı hukuken düzenlenme altına alınmıştır. Bu düzenlemeler uygulamada yaşanan sorunları engelleyecek ve tüketiciler ile satıcıların buluştuğu inşaat sektöründe güven ortamının sağlanmasına hizmet edecektir. Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri ile ilgili tüketici hukuku alanındaki düzenlemeler ayrıntılı olmakla birlikte, ayrıca 6502 sayılı Kanun ile düzenlenmemiş konularda genel hükümlerin uygulanması, tüketicilerin ön ödemeli konut satış sözleşmelerine ilişkin yeterli hukuksal düzenlemelere sahip olduklarının göstergesidir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde tüketici hukukunun tarihsel gelişimi ve tüketici hukukunun temel kavramları açıklanmıştır. İkinci bölümde ön ödemeli konut satış sözleşmelerine ayrıntılı biçimde yer verildikten sonra, üçüncü bölümde ön ödemeli konut satış sözleşmeleri benzer sözleşmelerle karşılaştırılmış olup daha sonra ön ödemeli konut satış sözleşmelerinin ilişkili olduğu sektörlerin incelenmesi ile çalışmamız tamamlanmıştır.

KonutKonut kredisiSatış sözleşmeleri+6
Burak Koçaker
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında belirli süreli tüketici kredisi sözleşmeleri

Tüketici kredisi sözleşmeleri, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 22-31. maddeleri arasında yer almaktadır. Kanun koyucu, bu sözleşmeyi, tanımı ve genel hatlarıyla birlikte ortaya koyduktan sonra, uygulanacak hükümler bağlamında ikili bir ayrımı benimsemiştir. Söz konusu ayrım içerisinde bulunan ve bizim de özel olarak ele aldığımız hukuki ilişki, belirli süreli tüketici kredisi sözleşmeleridir. Çalışmamızda öncelikle tüketici kredisi sözleşmelerine ilişkin genel bir bilgi verilmekte ve bu sözleşme tipinin benzerleriyle karşılaştırması yapılmaktadır. Sonrasında belirli süreli tüketici kredisi sözleşmeleri, kurulmasından sona ermesine kadar farklı açılardan ele alınmaktadır. Bu kapsamda yeri geldiğince, 4077 sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkına Kanun hükümlerine ve Avrupa Birliği'nin ilgili mevzuatına değinilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tüketici kredisi sözleşmeleri, Belirli süreli tüketici kredisi sözleşmeleri, Bağlı kredi sözleşmesi, 4077 sayılı TKHK, 6502 sayılı TKHK

Kanunlar 6502 sayılıKredi sözleşmesiKrediler+3
Abdülhamit Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Limited şirkette esas sermaye payının devri

Limited şirket bir sermaye şirketidir. Ancak kanun koyucu limited şirkete şahıs şirketlerinin özelliklerini de vermiştir. Bu nedenle limited şirket esas sermaye pay devri, sermaye şirketleri ile şahıs şirketleri arasında bir yerde bulunmaktadır. Limited şirket kurulduktan sonra aynı ortaklar ile uzun bir zaman devam edebileceği gibi bunlardan bir kısmı esas sermaye paylarını devretmek isteyebilirler. Limited şirket pay devri TTK m. 595 ile düzenlenmiştir. Çalışmada da bu hüküm esas alınmıştır. 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanun'nun 520 maddesi ile düzenlenen limited şirket pay devri uygulamada yaşanılan sorunlar, piyasanın ihtiyaçları, Yargıtay kararları ve doktrindeki görüşler çerçevesinde 6102 Sayılı TTK m. 595 ile kapsamlı bir şekilde yeniden düzenlenmiştir. Esas sermaye pay devri için taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin yapılması, tarafların imzalarının noter tarafından onanması ve genel kurulun onayı gerekir. Devir de bu onayla geçerli olur. Ancak şirket sözleşmesi ile genel kurulun onayı kaldırılabilir. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş ise genel kurul sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. Şirket sözleşmesi ile esas sermaye pay devri tamamen yasaklanabilir. Genel kurulun esas sermaye pay devrini onaylamaması ya da şirket sözleşmesi ile esas sermaye pay devrinin yasaklanması halinde ortağın şirketten haklı sebeple çıkma hakkı söz konusu olabilir. Yeni düzenleme ile limited ortaklıkta pay devri eTTK'ya oranla önemli ölçüde kolaylaştırılmıştır.

Devir sözleşmesiEsas sermaye sistemiKanunlar 6762 sayılı+7
Ahmet Bilal Arı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Acentelik

Çalışmanın amacı bağımsız tacir yardımcılarından biri olan acenteleri ayrıntıları ile incelemektir. Acente, acentelik sözleşmesine dayanarak müvekkil nam ve hesabına belirli bir yer ya da bölgede sözleşmeler yapan ya da sözleşmelere aracılık eden bağımsız tacir yardımcısıdır. Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça acente aynı yer veya bölgede birden fazla müvekkile acentelik yapamayacağı gibi müvekkil de birden fazla acente tayin edemez. Acente acentelik yaparken çeşitli hak ve yetkilere sahip olacaktır. Bununla birlikte müvekkilin de acentelik ilişkisinde hakları ve borçları bulunacaktır. Acentelik ilişkisinde acentenin en önemli ve başat hakkı ücrettir. Müvekkil ise bunun karşılığında acenteden ana edim olarak sözleşmeler yapmasını veya sözleşmelere aracılık etmesini bekler. Acente belirli şartlar gerçekleştiğinde müvekkilinden sözleşme sonrasında denkleştirme istemi talep edebilir. Buna ek olarak müvekkil sözleşme ilişkisi sonrasında acentenin kendisiyle rekabet etmesini istemeyebilir. Bu amaçla sözleşme sonunda işlerliğe girecek bir rekabet yasağı sözleşmesi de taraflar arasında yapılabilecektir. Bu durumda acente sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren aynı yer veya bölgede müvekkili ile en fazla iki yıl rekabet etmeyecektir.

Acente sözleşmesiAcentelerAracılık+2
Musa Edip Doğan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin kiraya veren tarafından sona erdirilmesi

Gündelik hayatta sürekli olarak karşılaştığımız hukuki işlemlerin başında kira sözleşmeleri gelmektedir. Bu durum kira sözleşmesine ilişkin hukuki düzenlemeleri kişiler açısından önemli hale getirmektedir. Özellikle 20. yüzyılın başından itibaren yaşam koşullarında meydana gelen değişimlere ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak ülke nüfusları, şehir merkezlerinde yoğunlaşmıştır. Söz konusu yoğun nüfusa bağlı olarak özellikle barınma ihtiyacı ve ekonomik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi bağlamında konut ve işyerlerine talep artmıştır. Bu duruma bağlı olarak kişiler arasında kira hukukuna ilişkin birçok hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda kira sözleşmesi ve kira sözleşmesinin bir türü olan konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri düzenlenmiştir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 339. ve 356. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, kira sözleşmesinin zayıf konumunda olan kiracıyı koruyan birçok düzenleme yer almaktadır. Kiracı tarafı koruyan kanuni düzenlemeler daha çok kira sözleşmesinin sona ermesi durumlarında kendisini göstermektedir. Türk Borçlar Kanununda kira sözleşmelerini sona erdiren genel sebepler dışında ayrıca konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine özgü, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesini sona erdiren sebepler kabul edilmiştir. Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine özgü, kiraya veren tarafından sözleşmeyi sona erdiren nedenler sözleşmenin bildirim ve dava yoluyla sona erdirilmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Türk Borçlar Kanununda yer alan kanuni düzenlemeler genel olarak değerlendirildiğinde kiraya veren tarafından konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin sona erdirilmesi son derece zor koşullara bağlanmıştır. Çalışmada öncelikle kira sözleşmesi ve konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri genel olarak ele alınmış, daha sonra konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin kiraya verence sona erdirme sebepleri incelenmiş ve son olarak konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin sona erdirilmesi nedeniyle ortaya çıkan sonuçları ele alınmıştır.

Kira sözleşmesiKiraya verenKonut+4
Mustafa Umut Yıldız
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukuku açısından bölünmüş hastaneye kabul sözleşmesi

Bu çalışmada uygulamada sıklıkla karşılaşılmaya başlanan bölünmüş hastaneye kabul sözleşmesi incelenmektedir. Sözleşme hasta, hekim ve özel hastane üçgeninde meydana gelen akdi ilişkilerden oluşmaktadır. Taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüne ışık tutması amacıyla sözleşmenin taraflarının aralarındaki ilişki, ilişkilerin hukuki nitelikleri, tarafların akdi yükümlülükleri ve sona erme halleri öğretide yer alan görüşler ve yargı kararları ile birlikte ele alınmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Hasta, Hekim, Özel Hastane İşletmecisi, Sözleşme, Hukuki Nitelik, Yükümlülük, Yükümlülüklerin İhlali.

Hasta kabulHastalarHastaneler+6
Tuğçe Kılıçgil Çiçek
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta sözleşmelerinde sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü

Bu çalışmamızda Türk Ticaret Kanunu Sigorta Hukuku kitabında yer alan sigorta sözleşmelerinin en önemli konularından kabul edilen sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne ilişkin hususlar ele alınmıştır. Sürekli edim borcu yükleyen sigorta sözleşmelerinde sözleşmenin tarafı olan sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü yerine getirilmediğinde sigorta ettirenin hak kayıpları hatta hakkından tamamen mahrum kalması söz konusu olabilmektedir Sigorta ettirene beyan yükümlülüğü sözleşmenin kurulması aşamasında, sözleşme devam etmekte iken ve sigorta sözleşmesinin rizikonun gerçekleşmesi ile sona ermesi gibi üç durumda yüklenmiştir. Kanun koyucu kanunda yer alan her bir dönem için, her dönemde de farklı durumlar için ayrı ayrı düzenleme getirmiş olup, çalışmamızda kanun sıralamasına göre konular işlenmiştir. Sözleşmenin kurulmasından sona ermesine kadar olan beyan yükümlülüğünün ihlali açıklanmış, ihlali durumunda sonuçlarının neler olacağı detaylandırılmıştır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için sigorta sözleşmesine ilişkin genel başlıklara çalışmamızda yer verilmiş, yargı kararları ile örneklendirilmiştir.

BeyanSigorta hukukuSigorta işlemleri+5
Hasan Şahin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

FDIC çerçevesinde uluslararası inşaat sözleşmeleri

Son yıllarda hızla artmakta olan uluslararası inşaat çalışmalarında, taraflar arasında ortaya çıkması muhtemel uyuşmazlıkların çözümünde genel tip (standart)FIDIC sözleşmeleri kullanılmaktadır. Taraflarının, farklı devlet vatandaşı olduğu veya farklı ülkelerde ikamet ettiği ya da sözleşme konusu olan ödemelerin bir ülkenin sınırlarının dışına çıktığı sözleşmelerde(uluslararası) oluşabilecek uyuşmazlıkları çözümleyecek uluslararası bir mahkeme bulunmadığından dolayı FIDIC sözleşmeleri etkin olarak uygulanmaktadır. FIDIC sözleşmeleri tasarım aşamasından yapım aşamasına kadar birçok teknik detayı içermekle birlikte, inşaat mühendisliği alanında özellikle son yıllarda ulaşılan bilgi, birikim ve bilgisayar-elektronik temelli teknik altyapı uygulamalarındaki gelişmelere bağlı olarak, bu sözleşmelerde farklı yaklaşımların ortaya konulması gündeme gelebilir. Bu nedenle, FIDIC sözleşmelerinde üzerinde durulan geleneksel inşaat uygulamalarının geoteknik, hidrolik, mekanik, ulaştırma ve yapı malzemesi gibi farklı teknik başlıklar altında incelenmesinin taraflara çeşitli faydalar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, Türk Hukuku ve Uluslararası Hukuktaki 'sözleşme' kavramı, FIDIC sözleşmeleri özelinde incelenerek, ulaşılan sonuçlar ve öneriler sunulmaktadır.

FIDICStandartlarSözleşmeler+4
Ali Fırat Çabalar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası inşaat sözleşmelerinde joint venture ve konsorsiyum

Son yıllarda inşaat sektöründe meydana gelen gelişmeler sonucu ülkemizde ve dünyada, inşaat firmaları yatırımlarını birbirleri ile işbirliği yaparak gerçekleştirmeye başlamışlardır. Dolayısıyla, joint venture ve konsorsiyum başta olmak üzere, bir çok ortaklık modeli, özellikle büyük yatırımları gerektiren ve yüksek risk barındıran inşaat sektöründe sıklıkla tercih edilmektedir. Bu sayede inşaat firmaları aynı zamanda kendi ülkelerinin dışında faaliyette bulunabilme ve farklı pazarları tanıyıp, buralarda iş yapabilme imkanına da sahip olmaktadır. Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde, projelerin finansmanı, uluslararası ihale prosedürleri, yabancı inşaat pazarlarına giriş engellerinin kaldırılması gibi hususlar bu modeller ile aşılabilmektedir. Türkiye'de ve dünyada, gerek inşaat alanında gerekse diğer ticari işlerde, joint venture ve konsorsiyumun bu kadar çok tercih edilmelerinin nedeni kolay kurulabilmeleri ve esnek bir hukuki yapıya sahip olmalarıdır. Değişik hukuk sistemlerine kolayca uyarlanabilen bu modeller, Türk hukuku bakımından Türk Borçlar Kanunu kapsamında adi şirket olarak değerlendirilmektedir.

KonsorsiyumOrtak girişimlerSözleşmeler+2
Ayşe Gizem Yalçınkaya
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Liman işletmelerinin yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin ifasından doğan hukuki sorumluluğu

Liman İşletmelerinin Yükleme-Boşaltma, Depolama, Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetlerinin İfasından Doğan Hukuki Sorumluluğu adlı çalışmamızda, ülkemiz için çok büyük bir öneme sahip olan, uluslararası ticaretin önemli aktörlerinden olan ve dolayısıyla ülkenin ekonomik yapısı üzerinde doğrudan etkili olan liman işletmelerinin verdikleri temel hizmetler ile bu hizmetlerin ifası sırasındaki hukuki statüleri, yükümlülükleri ve sorumlulukları ele alınmıştır. Bu kapsamda çalışmamızın ilk bölümünde limanların tarihsel gelişimi ve liman çeşitleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde liman işletmeleri tarafından verilen temel hizmetler olan yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin teknik özellikleri belirtilmiştir. Üçüncü bölümünde liman işletmelerinin yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin ifası sırasında akdettiği sözleşmeler ile liman müşterilerine karşı bu sözleşmelerin ifasından doğan hukuki yükümlülük ve sorumlulukları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümünde liman işletmelerinin, yükleme-boşaltma, depolama, kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin ifası sırasında zarar verdiği üçüncü kişilere karşı sorumluluğu ile taşıyanın yardımcısı sıfatını haiz olduğu hallerde liman işletmelerinin taşıyanın sahip olduğu sorumluluktan kurtulma ve sınırlı sorumluluk imkanlarından yararlanma hakkına sahip olup olmadıkları konusu incelenmiştir. Beşinci bölümünde ise, liman işletmelerinin liman hizmet tarifelerini belirlerken göz önüne alması gereken hukuki sınırlamalar tespit edilmiştir. Çalışmamızın sonuç bölümünde ise, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda konuyla ilgili elde ettiğimiz tespitlere yer verilmiştir.

BoşaltmaHukuki sorumlulukKılavuzluk+5
Erdi Konur
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre tahkim

Bu çalışma tahkim alanındaki güncel gelişmeler ve özellikle mahkemelerin tahkim üzerindeki müdahale ve kontrol gücünü en aza indiren, taraf iradesine üstünlük tanıyan ve hakemlerin yetkilerini genişleten akımlar dikkate alınarak düzenlemeyi amaçlayan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun tahkime ilişkin 11. Bölümünü incelemeyi amaçlamaktadır. Taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek anlaşmazlıkları hakem veya hakem kurulu aracılığıyla çözümleme yöntemi olarak tanımlanan tahkim, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 407 - 444. maddeleri arasında düzenlenmiştir. 1927 tarihli Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan oldukça farklı olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun tahkime ilişkin hükümleri UNCITRAL Model kanun esas alınarak hazırlanmıştır. Tahkim yargısının temelini, tarafların aralarında ortaya çıkan anlaşmazlığı, seçecekleri tarafsız özel kişilere götürmek üzere yaptıkları sözleşme veya asıl sözleşmelerine bu hususta koyacakları şart oluşturmaktadır. Tarafların tahkim yargılamasına ilişkin usul ve esasları tahkim sözleşmesinde açıkça belirlemeleri veya kararlaştırmaları halinde hakem veya hakem kurulu bu usul ve esaslarla bağlıdır. Party Autonomy ilkesi olarak bilinen bu ilke HMK tarafından da benimsenmiştir. Yargılama süresinin kanun veya sözleşme ile sınırlandırılmış olması ise tahkim yöntemini hızlı ve etkin bir uyuşmazlık çözüm yöntemi sağlamaya yöneliktir. Genel yargıda olduğu gibi tahkim yargılamasının amacı da uyuşmazlığın bir hükümle sonuçlanmasıdır. Ancak taraflar hakem kararına karşı usul kanununda yazılı sebeplere dayanarak genel yargıda iptal davası açabilirler. Taraflar iptal davasının sonucuna göre temyiz yolunu tercih edebildikleri gibi kararının kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan ve de kanunda sayılan sebeplerle yargılamanın iadesi yoluna da gidebilirler. Bu çalışmada, ayrıntılı eleştirel mevzuat incelemesi yanı sıra; yerel mahkemelerde görülen iptal davası, yargılamanın iadesi, tanıma ve tenfiz başvuruları suretiyle Türk mahkemelerin tahkime bakış açısını değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Anahtar Sözcükler: Tahkim, Milli Tahkim, Milletlerarası Tahkim, Tahkim Sözleşmesi, Tahkim Şartı, Tahkim Yargılaması

Hukuk Usulü Muhakemeleri KanunuKanunlar 6100 sayılıKanunlar+3
Müberra Ayan
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Akidlerde rıza olgusu

İnsanlar arasında yapılan ve çeşitli ihtiyaçlardan kaynaklanan akidlerin temel unsurunu karşılıklı rıza oluşturmaktadır. Hem Kur'an-ı Kerim'i hem de hadisleri incelediğimizde taraflar arasında gerçekleşen anlaşmalarda rıza unsurunun önemi daha çok anlaşılmaktadır. Çünkü Kur'an'da karşılıklı rıza olmaksızın ticaretin helal olmayacağı vurgulanmaktadır. Dolayısıyla biz de çalışmamızda Kur'an'ın üzerinde önemle durduğu bu hususu ayrıntılı olarak inceledik.Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin konusu, amacı ve metoduna yer verilmiştir. Ayrıca rızanın sözlük ve ıstılahtaki anlamlarına, Kur'an'da ve sünnette rızaya ve rıza-ihtiyar ayrımına değindik. İkinci bölümde, akdin kuruluş aşamasında rıza ve rızayı bozabilecek faktörlerden garar ve ikrahı inceledik.Üçüncü bölümde, akdin sona erdirilmesinde rıza başlığı altında ikâle ve muhâleayı ele aldık. Dördüncü bölümde ise, rızanın korunmasına yönelik tedbirlerden muhayyerlikleri ve fesih hakkı doğuran durumları inceledik.Anahtar Sözcükler: Akid, Rıza, İhtiyar, Garar, İkrah, İkâle, Muhâlea, Muhayyerlik, Fesih

FesihMuhaleaMuhayyerlik+3
Şahin Metin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi: Irak ve Türkiye karşılaştırması

Bu tezin birbirine sınır komşusu olan iki ülkenin, Türkiye ve Irak'ın konut ve çatılı işyeri kiralama usulünde birbirlerine benzer noktaları ve farklı yönlerini ortaya çıkarmak amacıyla yazılmıştır. Coğrafi olarak çok yakın olsalar da iki ülkenin hukuk sistemleri farklıdır. Bunun sebebi ise her iki ülkenin başka ülkelerin hukuk sistemlerinden faydalanmış olmasıdır. Örneğin, Türkiye, İsviçre Hukuk Sistemini baz alırken, Irak Fransa'nın hukuk sistemini uygulamaktadır. Türkiye'deki sistemde konut ve işyeri kiralanmasının sonlanması için fesih bildiriminden yararlanılabilir. Buna ek olarak, kiralayanlar dava yoluyla kendi haklarını savunabilirler. Kiralama yapılmadan önce sözleşme kiracı ve kiraya veren arasında kurulur. Kiralamanın sonlanması için bu sözleşme kurallarına göre hareket edilmesi gerekir. Irak'ta uygulanan sistemde ise mülk sahibi, sözleşme kurallarına göre sahip olduğu hakları kullanmakta özgürdür. Her iki ülkenin farklı sistemler uyguluyor olması, sonuçlarında da farklılık göstermesi anlamına gelmektedir. Bu tez iki ülkenin mülk kiralama konusunda kanunlar doğrultusunda uygulanan sistemleri kıyaslamaktadır.

IrakIrak hukukuKarşılaştırmalı hukuk+6
Aras Abdulazeez Omar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Acentelik ve tekel yetkisi veren diğer sözleşmelerde rekabet yasağı

Sözleşme sırasında ve sözleşme sonrasında rekabet yasağı kural olarak rekabet hukuku kurallarına aykırıdır. Ancak hukuk düzenleri piyasaya, tüketiciye ve sözleşmenin taraflarına yarar sağlayan bu duruma belirli sınırlar dâhilinde izin vermiştir. Sözleşme sırasındaki rekabet yasağı tekel hakkı olarak TTK 104. maddenin ve rekabet yasağı anlaşmasını düzenleyen TTK 123. maddenin rekabet kurallarıyla yakın ilişki içerisindedir. Acentelik, franchise, tek satıcılık ve bayilik sözleşmesi süresince de taraflar rekabet yasağı altındadır. Sözleşme sonrası rekabet yasağı ise 6102 sayılı TTK'da ilk kez düzenlenmiştir. TTK 123. maddede anlaşmanın zayıf tarafı acenteyi korumak amacıyla anlaşmanın sınırları belirlenmiştir. Benzer özelliklere sahip franchise sözleşmesi, tek satıcılık sözleşmesi ve bayilik sözleşmesi açısından da aynı amaçla TTK m. 123 hükmünün kıyasen uygulanması mümkündür.

Acente sözleşmesiAcentelerFranchising sözleşmesi+4
Özlem Akıncı Albayrak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Anonim şirketin kanuna aykırı kuruluş ve faaliyetlerinden dolayı feshi

Anonim şirketler, günümüz ekonomilerinde büyük bir öneme sahiptir. Anonim şirketler sayesinde, küçük tasarruflar bir araya getirilerek büyük atılımlar yapılmış ve bu yolla ekonomiye katkı sağlanmıştır. Anonim şirketlerin sahip olduğu ekonomik önem sebebiyle, şirketin kuruluşu hükümlerine özel önem gösterilmiş "emredici hükümler ilkesi" ve "kanuna aykırı kuruluş sebebiyle şirketin feshi davası" kurumları getirilerek şirketin kanuna aykırı olarak kurulması ve menfaat sahiplerinin zarara uğraması ile ekonominin zarar görmesi engellenmek istenmiştir. Bu çalışmada ekonomide büyük bir öneme sahip olan anonim şirketlerin kuruluştaki ve faaliyetlerinin devamı esnasındaki hukuka aykırılıklar dolayısıyla feshi incelenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde, anonim şirketin kuruluşuna ilişkin hükümler ile şirketin kuruluşunda meydana gelebilecek hukuka aykırılıklar ve bu hukuka aykırılıklar sebebiyle açılabilecek fesih davası incelenecektir. Anonim şirketin sahip olduğu konum sebebiyle, menfaat ilişki ve çatışmaları da yoğun bir şekilde yaşanmaktadır. Anonim şirketlerin teşkil ettiği ekonomik güç ve anonim şirketle ilişki içerisinde olanların menfaatlerinin korunması amacıyla devlet bu şirketlerle yakından ilgilenmiş ve olası kayıpların önlenmesi amacıyla çeşitli denetim mekanizmaları öngörmüştür. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise anonim şirketlerin denetimine ilişkin genel bilgiler verilerek Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca, anonim şirketlerin denetimi ve bu denetim sonucunda açılabilecek fesih davası incelenecektir. Anahtar kelimeler: Anonim şirket, Esas sözleşme, Kanuna Aykırılık, fesih davası, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Denetim.

Anonim şirketlerEkonomik faaliyetlerEsas fonksiyon+7
Aysel Can Yalçın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Avukatlık sözleşmesinin sona ermesi halinde vekalet ücreti

Avukat yargının işlevselliği adına önemli bir görev üstlenerek savunma fonksiyonunu yerine getirir. Bu fonksiyonu yerine getirirken bir kamu hizmeti üstlenmiş olur ve yaptığı hizmet karşılığında ücret alır. Ayrıca iş sahibine karşı çeşitli yükümlülükler altına girer. Karşılıklı edimler içeren bu ilişkiyi kapsayan sözleşmeler avukatlık sözleşmeleridir. Avukatlık sözleşmesinde avukatın en önemli edimi hukuki yardımda bulunmak iken iş sahibinin en önemli edimi de ücrettir. Avukat sözleşme sonucu iki tür ücrete hak kazanmaktadır; akdi vekalet ücreti ve yasal vekalet ücreti. Bu çalışmada avukatlık sözleşmesini sona erdiren haller ve bu haller bakımından vekalet ücretinin durumu incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Avukat, avukatlık sözleşmesi, avukatlık ücreti, avukatlık sözleşmesinin sona ermesi.

AvukatlarAvukatlıkSözleşmeler+3
İlknur Deniz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İnanç konusunun üçüncü kişilerden elde edildiği inançlı işlemler

Sözleşme özgürlüğünün bir yansıması olarak ortaya çıkan inançlı işlemler, Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmese de, doktrin ve yargı içtihatlarında geçerli olarak kabul edilen hukuki işlemlerdir. İnançlı işlemler, birbiriyle sıkı bağlantısı olan iki unsurdan oluşur. İnanan ve inanılan arasında yapılan ve inançlı işlemde iç ilişkiyi düzenleyen inanç anlaşması, işlemin ilk unsurudur. İşlemin diğer unsuru ise, inanç konusunun inanılana devredilmesi işlemidir. Bu işlem niteliği itibariyle tasarruf işlemidir. Devir işlemi ile birlikte inanılan, inanç konusu üzerinde tam bir hak kazanır. Devir işlemi bizzat inanan tarafından yapılabileceği gibi, üçüncü bir kişi tarafından da yapılabilir. İnanç konusunun üçüncü bir kişinin malvarlığından çıktığı hallerde, inanan ile inanılan arasındaki işlemi, inançlı bir işlem olarak nitelendirmekte bir sakınca yoktur. İnanç konusunun üçüncü kişilerden elde edildiği inançlı işlemlerin birçok görünümü olsa da, en yaygın görünümü, inanılanın, inananın dolaylı temsilcisi olarak hareket ettiği hallerdir. İnançlı işlemin diğer türlerinde olduğu gibi, inanç konusunun üçüncü kişilerden elde edildiği hallerde de en önemli husus, inanan kişinin korunmasıdır. İnanılanın, inanç konusu üzerinde her türlü tasarruf işlemini yapabilecek olması, inananın hukuki konumunu zayıflatmaktadır. Bu sebeple inananın korunması adına faydalanılabilecek kanun hükümlerinin belirlenmesi önemlidir. Ancak inananın korunması adına bulunan çözümler hukuki işlem güvenliğini zedelememelidir.

Borçlar KanunuBorçlar hukukuSözleşme serbestisi+3
Furkan Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukuk sisteminde profesyonel futbolcu sözleşmelerinin incelenmesi

Profesyonel futbolcu sözleşmesi, profesyonel olarak futbol oynamak isteyen sporcular ile bünyesinde profesyonel olarak futbol branşı barındıran kulüpler arasında imzalanan sözleşmelerdir. İş sözleşmesi niteliğinde olan profesyonel futbolcu sözleşmeleri Türkiye Futbol Federasyonun belirlediği talimatlar dahilinde düzenlenir. Sözleşmenin tarafları arasında karşılıklı borç ve hak ilişkisi doğurur ve tarafların bunlara riayet etmesi esastır. Sözleşmenin süresi içinde veya bitiminde ortaya çıkacak anlaşmazlıklar TFF dahilinde oluşturulan uyuşmazlık çözüm kurulu tarafından incelenir ve bu kurulun verdiği kararlara karşı taraflar tahkim kuruluna başvurma hakları mevcuttur. Bu çalışmanın amacı, futbolun büyük ilgi gördüğü Türkiye'de kulüpler ve profesyonel futbolcular arasındaki hukuki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda da bir futbolcunun kulübe transferi veya mevcut futbolcunun aynı kulüpte oynamasına devam etmesini hukuki olarak resmileştiren profesyonel futbolcu sözleşmeleri 'futbolcu iş sözleşmesi ve kavramlarını, sözleşmeden doğan hak ve borçları, profesyonel futbolcu sözleşmesini, sözleşmenin sona ermesi ve sonuçlarını ve uyuşmazlıkların çözümü' adlı başlıklar altında incelenmektedir.

Futbol kulüpleriFutbolcularSpor hukuku+2
Ferit Belgin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz vadeli işlem sözleşmelerinde riskten korunma oranının hesaplanması

Bu çalışmanın amacı, USD/TL dayanak varlığına dayalı olarak yazılan ve BİST VİOP piyasasında yer alan vadeli işlem sözleşmelerinin sağlamış olduğu riskten korunma oranının tahmin edilmesi ve bu tahmini gerçekleştirebilecek en uygun modelin tespiti hedeflenmiştir. Örneklem 06.08.2013-30.03.2018 tarihleri arasını kapsamakta olup, TCMB tarafından açıklanan spot USD/TL kurları ile bağımlı değişken, BİST VİOP piyasasında işlem gören USD/TL vadeli işlem sözleşmelerinin uzlaşma fiyatları bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada, en küçük kareler yöntemi ile normal ve GED dağılımında simetrik ve asimetrik GARCH modellerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonuçları, 100 günlük örneklem dışı dönem için hata terimlerinin varyansının değişken olduğunu öngören GED-GARCH(1,1) modelinin en yüksek performans gösteren model olduğunu, 253 günlük örneklem dışı dönem için ise EKK modeli ile GED-GARCH modelleri uygun olsa da öne çıkan bir model olmadığını göstermiştir. Anahtar kelimeler: Riskten korunma oranı, finansal risk, türev araçlar, USD/TL

DolarDövizRisk+7
Yaşar Can Tekir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Acentenin hakları

Acentelik sözleşmesi, acente ile müvekkil arasında kurulan, çalışma alanı bakımından belirli bir yer veya bölgeyle sınırlı, taraflara karşılıklı bir takım hak ve borçlar yükleyen sinal-lagmatik bir sözleşmedir. Acentelik sözleşmesinin taraflar arasında kurulmasıyla hem acente hem de müvekkil karşılıklı olarak sözleşme çerçevesinde bir takım haklar edinecekleri gibi aynı zamanda bir takım yükümlülükler altına da girerler. 6102 sayılı TTK. m.102 ila m.123 aralığın-da acenteliğe ilişkin hükümleri düzenlemiş, bu hükümler içerisinde acentenin hak ve borçlarına yer vermekle birlikte müvekkilin haklarına ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Acente, acentelik sözleşmesine ilişkin faaliyetlerinde müvekkile karşı bağımsızdır. 6102 sayılı TTK. m.102'de ifade edildiği üzere ticari vekil, ticari mümessil, satış memuru veya iş-letmenin bir çalışanı gibi müvekkile bağımlı değildir. Faaliyetlerini yürütürken bağımsız hare-ket eder. Acente, müvekkille müşteriler arasında kurulan sözleşmelerde aracılık rolünü üstlenir. Tarafları müvekkil ve müşteri olan sözleşmelerin kurulmasında aracılık eder. Sözleşmeleri mü-vekkil adına yapar. Anahtar Kelimeler: Acente, acentelik sözleşmesi, haklar

Acente sözleşmesiAcentelerHak+3
Muhammed Cihan Güvenç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta Hukukunda abonman sözleşmesi ve hükümleri

Türk Ticaret Kanununda mevcut olmayan abonman sözleşmesi yük sigorta sözleşmelerinin ileride yapılmasını sağlama bakımından uygulama ve teoride önem arz etmektedir. Abonman sözleşmesiyle birlikte taraflar genel biçimde belirledikleri menfaat kapsamına girecek yüklerin ileride sigorta sözleşmelerinin yapılmasını sağlayabilmektedir. Bu sözleşmenin TTK.‟ da düzenlenmemesi nedeniyle uygulanacak hükümlerin tespiti için hukuki niteliğinin tespiti önem arz etmektedir. Doktrinde ileri sürülmüş görüşler ayrı ayrı değerlendirilerek karar verilen hukuki niteliği sayesinde uygulanacak hükümler belirlenebilmektedir. Bu sayede bu sözleşmenin nasıl kurulacağı, tarafları ve taraflar için doğurduğu hükümler veya genel ya da özel şartlara yönelik bir uyuşmazlık çıktığında sorunun giderilmesi kolaylaşmaktadır.

Abonelik sözleşmeleriMenfaatSigorta hukuku+2
İbrahim Uğur Satıcı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects