Trade
372 theses under this subject heading
Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel hayatı (1204-1461)
"Trabzon İmparatorluğu'nun Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Hayatı (1204-1461)" adını verdiğimiz bu çalışmamız giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde konuya bütünlük kazandırmak amacıyla Trabzon İmparatorluğu'na adını veren Trabzon şehrinin adı, fizikî coğrafyası hakkında bilgi verilip, tezimizde kullanmış olduğumuz dönemin kaynakları tanıtılmıştır. Birinci bölümde, Trabzon İmparatorluğu'ndaki idari yapı ele alınmıştır. Birinci bölümün ikinci kısmında ise bölgedeki demografik yapı ve bu demografik yapıdaki değişim süreci incelenmiştir. Sosyo-ekonomik tarih araştırmalarının temelinde yatan nüfus olgusu özenle incelenmesi gereken bir unsur olduğu için Trabzon İmparatorluğu'nda yaşayan halkın nüfus miktarı ve nüfusun yapısında yaşanan değişimler dönemin kaynaklarının verdiği bilgiler dâhilinde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezimizin ikinci bölümünde ise; Trabzon İmparatorluğu'nun ekonomisi ve bu ekonomiye etki eden faktörler ele alınmıştır. Buradan hareketle bölgenin ticari bakımdan önemi, Türklerin Karadeniz ticaretine dâhil olma süreçleri ve Trabzon İmparatorluğu ile ilişkileri incelenerek; Venedik ve Ceneviz'in Karadeniz ticaretindeki rolleri, Moğolların Karadeniz ticaretinde nasıl rol aldıkları, Trabzon'dan İran'a uzanan seyahat güzergâhı ve ticarî boyutları değerlendirilmiştir. Trabzon İmparatorluğu'nun özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısında demografik yapısında görülen değişim ve bu değişimle birlikte ortaya çıkan ekonomik faaliyetlerdeki canlanma incelenmiştir. Üçüncü bölümde; bölgede yaşanan yoğun ticari ilişkiler neticesinde kültürel alandaki etkileşimler değerlendirilerek, bölgedeki kültürel etkileşimin mimariye etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak; XIII. ve XV. yüzyıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi'nde hüküm süren Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlerindeki gelişmeler imparatorluğun çevresindeki Türklerle ilişkileri ekseninde incelenmiş ve kaynakların imkân verdiği ölçüde detaylı bir şekilde ortaya konmaya çalışılmıştır.
The effect of foreign exchange and real exchange rate on foreign trade in Liberia
This study adopted an ARDL model framework in estimating the effect of foreign exchange intervention and exchange rates on foreign trade in Liberia in three separate models namely export, import and trade balance using yearly data from 1980-2015. The results indicate a statistically significant positive effect of nominal exchange rate on export, but not necessarily for real exchange rate. Nominal exchange rate was confirmed to be inversely related to import while real exchange rate was positively related to import. The trade balance model results show a statistically significant negative effect of nominal exchange rate on trade balance while real exchange rate was seen to be positively related to trade balance. The exchange rate regime change and monetary intervention by the central bank seems ineffective particularly due to the dual currency and high dollarization. At the same time, the depreciation in the Liberian dollar tend to worsen the trade balance. Keywords: Nominal Exchange Rate, Real Exchange Rate, Foreign Trade, ARDL model,Dual currency
49/1 Numaralı İsveç Ahidnâme Defterine Göre Osmanlı İsveç ticaret ilişkileri (1736-1758)
Osmanlı Devleti'nin sınırlarını genişletmesi, Akdeniz ve Karadeniz'de hâkimiyet kurmasının da etkisiye pek çok devlet ile siyasi ve ticari ilişkiler kurulmuştur. Osmanlı ile ticaret yapmak isteyen devletler ticari anlaşmalar yaparak bu hakka sahip olmaktadır. Osmanlı ile ticari ilişkiler geliştirmiş devletlerden birisi de İsveç'tir. Bu devlet 1737 yılında Osmanlı Devleti ile ticaret antlaşması yaparak bu hakka sahip olmuştur. Bu antlaşma sonrasında İsveçli diplomatik ve ticari aktörler Osmanlı topraklarında varlık göstermeye başlamıştır. Çalışmamızda Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan 49/1 Numaralı İsveç Ahidnâme Defteri'nde mevcut Osmanlı Devleti'nde ticari faaliyette bulunan İsveçliler hakkında 1736 - 1758 yılları arasında yazılmış hükümler incelenmiştir. İsveç'e verilen ahidnâmeye kadar İsveç ve Osmanlı Devleti arasındaki ilk münâsebetler ile ilgili bilgi verilerek, İsveçli diplomatik ve ticari aktörler üzerinde durulmuştur. İsveçli diplomatların ve ticaret temsilcilerinin Osmanlı gözünde statüleri ve onlara verilen ahidnâme ile sahip oldukları ayrıcalıklardan bahsedilmiştir. Bu aktörlerin bulundukları yerler, karşılaştıkları sorunlar, emniyetlerini tehdit eden durumlar defterde kayıtlı hükümler ile örneklendirilerek incelenmiştir.
34-2/11 numaralı Düveli Ecnebiye Defterine göre H 1155-1169 yılları arasında Osmanlı-Fransız ticari ilişkileri
Osmanlı-Fransız ticari ilişkilerinde kapitülasyonlar önemli bir yere sahiptir. İki devlet arasında yapılan kapitülasyon anlaşmasıyla birlikte sosyal, ekonomik ve siyasi ilişkiler kurulmuş ve yenilenen kapitülasyonlarla da bu ilişkiler daha da gelişmiştir. Fransızların elde ettiği 1740 kapitülasyonlarının diğer Avrupalı devletlerle yapılanlara oranla daha kapsamlı oluşu Osmanlı Devleti ile olan ticari ilişkilerinde onları daha ayrıcalıklı bir konuma getirmiştir. Çalışmamızda 34/2 no'lu Fransa Ahkam defterinde bulunan ferman kayıtları esas alınarak ve konu ile alakalı farklı kaynaklardan da yararlanılarak. Osmanlı-Fransız ilişkileri ve Fransızlara verilen en kapsamlı kapitülasyon olan 1740 Kapitülasyonlarının özellikleri ve nasıl uygulandığı, özellikle ihlali durumunda ortaya çıkan sorunlar üzerinde durulmuştur. Yine bu bağlamda Fransız yetkililer (elçi, konsolos), tercüman, tüccar ve vatandaşların konumu ve statülerinden bahsedilmektedir.
Elektronik ticaretin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi
E-ticaret çağımızda küresel ticaretin önemli bir parçası olmayı başarmış internet ağına bağlı yeni bir ticaret modelidir. Bilgiye dayalı ekonominin gelişmesi, internet ağının yaygın kullanılması ile birlikte e-ticaret kullanımı da artmış ve gündelik hayatın önemli bir parçası olmuştur. Geleneksel ticaretten farklı olarak hem işletmeler hem de tüketiciler için birçok farklı çözüm ve olanak sunan bu yeni ticaret modeli ülkelerin ekonomik göstergeleri üzerinde de çeşitli etkiler yaratmaktadır. Bu bağlamda e-ticaret bu çalışmaya konu alınarak üzerinde ampirik analiz yapılmış ve ülkelerin ekonmik büyümeleri üzerinde etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde e-ticaret kavramı üzerinde durulmuş; e-ticaret kapsamı, avantajları ve dezavantajları, küresel e-ticaret piyasaları gibi başlıklara değinilmiştir. İkinci bölümde e-ticaretin ekonomik kavramlarla olan ilişkileri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise çalışmada kullanılacak model olan panel veri analizi yapılmıştır. Bu analizde 29 Avrupa Birliği ülkesinin 10 yıllık derlenmiş istatiksel verileri ile e-ticaret ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki araştırılmıştır. Yapılan panel veri modeli sonucunda e-ticaretin ekonomik büyüme üzerinde pozitif yönlü bir etki yarattığı sonucuna ulaşılmıştır.
Seçilmiş makroekonomik değişkenlerin uluslararası ticarete etkisi
Makroekonomi, ekonomik kalkınmanın genel senaryosunu dikkate alır. Basit bir ifadeyle, ekonominin bir bütün olarak nasıl çalıştığına odaklanmaktadır. Uluslararası ticaret süreçlerini destekleyen makroekonomik faktörlerin belirlenmesinin avantajı çok önemlidir. Bu, işsizlik, GSYİH ve enflasyon gibi değişkenleri hesaba katmayı içerir.Bu çalışmanın amacı, seçilmiş makroekonomik değişkenlerin uluslararası ticaret üzerindeki etkilerinin açıklanmasına ampirik bir uygulama ile katkı sağlamaktır. Çalışma 2000-2019 yılları arasındaki 20 yıllık ikinci verileri kapsamaktadır. Çalışmada panel veri analizi tercih edilmiş olup, değişkenlerin kısa ve uzun dönemli ilişkilerinin incelenmesi panel ARDL metoduyla analiz edilmektedir. Çalışma, seçilen makroekonomik değişkenlerin uzun vadede ticari açıklık üzerinde güçlü ve anlamlı bir etkisi olduğuna dair kanıtlar sunmaktadır. Ancak, bu çalışmanın kısa dönemli ilişkileri incelendiğinde işsizlik dışında olumlu bir etkiyle karşılaşılmamıştır. Araştırmanın uzun dönemli ilişkilerine bakıldığında karışık bir yapı gösterdiği halde bu yapının hepsi literatürle tutarlılık göstermektedir.
E-ticaret E-devlet ilişkisi ve Türkiye'de elektronik ticaret
Globallesme çagında elektronik ticaret, firmalara zamandan, mekandan vepiyasaya giris kıtlamalarından ayrı olarak daha bagımsız bir sekilde mal ve hizmetlerinmaliyetlerinde müthis düsüsler getirme sansını dogurmustur. Bu çalısmanın ilkbölümünde e-ticaretin tanımı yapılarak önemi açıklanmıs ve e-ticaretin kategorileritartısılarak e-dönüsüm sürecinin asamaları açıklanmıstır. Genel olarak e-ticaret tümticari faaliyetler için degerler yaratır. Teknolojik degisiklikler küresellesmeninyogunlasmasıyla e-ticareti sürekli olarak gelisen ve ilerleyen bir konsept halinegetirmistir. Toplum yasamında inanılmaz degisimler yaratan bilgi ve iletisimteknolojileri temelinde gelisen ve oldukça yeni bir kavram olan e-devlet ve e-ticaret,iktisadi etkiler de dogurmaktadır. Bazı bireylerin bilgi teknolojilerine ulasmaları imkanıolmadıgı anlamına gelen dijital uçurum, bu iktisadi degisimler içerisinde sayılabilecekönemli bir unsurdur.E-devlet faaliyetleri devlet görevlerinin yerine getirilmesinde vetamamlanmasında önemli bir kavramdır. Tüm dünya için geçerli olan ve oldukça yenigelisen bu kavram, devletin vatandaslarına daha iyi hizmet sunabilmesi anlamına gelir.E-devlet faaliyetleri iyi yönetisimin unsurları arasında yer alan katılımcılık vedemokrasi ile birlikte devletin seffaflık kriteriyle hesap vermesi açısından oldukçaönemlidir. E-devlet kamu ve ekonomi yönetimi için evrimsel bir niteligi ifadeetmektedir. Kamusal faaliyetlerin internet aracılıgı ile daha iyi yönetilebilmesini saglar.Devletin birimleri, kendilerine ait web sitelerini açarak kendi faaliyetleri ile ilgili berrakve detaylı bilgiler verilmesini saglarlar.Bu çalısmada elektronik ticaret ve etkileri üzerinde durulmustur. Aynızamanda bu kavramın Türkiye ekonomisi açısından önemi, tüm dünya ekonomilerindenayrı olarak belirtilmistir. E-ticaret çok hızlı gelisen bir fenomen olarak dünya ticaretininparametrelerini degistirmekte ve dünyadaki ekonomik düsünce kalıplarını kırmaktadır.Bilgi teknolojilerindeki son gelismeler çok fazla sayıdaki ticari girisimlerin globalpiyasaya e-ticaret fırsatını kullanarak erisebileceklerini göstermistir. Çalısmanın sonbölümünde KOB_'lerde e-ticaret kullanımının önemine deginilmistir. Aynı zamanda tüm dünyada ve Türkiye'de KOB_'ler için e-ticaretin en önemli yönleri ortayakonulmustur. Son olarak devlet ve is dünyası iliskileri ve kamu özel sektör isbirligi ilee-ticaretin Türkiye'deki gelisim sürecindeki incelenmistir.
Küreselleşme sürecinde serbest bölgelerin Türkiye dış ticareti üzerine etkileri
İnsanlar tarih boyunca dünya nimetlerinden ihtiyaçlarını karşılamak doğrultusunda en iyi şekilde faydalanma yarışına girmişler ve bu kapsamda ellerindeki üretim olanaklarıyla en çok çıktıyı elde etmek istemişlerdir. Belli bir noktada üretim imkanlarının azalması ama nüfusun artmaya devam etmesi ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapmak zorunda olan ülkeleri de başka kaynaklara yönlendirmiş ve günümüzde küreselleşmenin temelini oluşturan gelişmeler yaşanmıştır. Bu sisteme göre çevredeki kaynaklar ana kıtaya transfer edilmekte ve ana kıtanın ihtiyacı olan hammadde ve ara mamuller ile tüketime hazır ürünler ana kıtadaki ihtiyacı karşılamaktadır.Sonraki zamanlarda ana kıtada oluşan üretim fazlalıkları için yeni pazarlar aranmış ve yine bu sömürgeleştirilen ülkeler seçilmiştir. Bu da karşılıklı ticaret sistemlerinin oluşmasına katkı sağlamıştır. Ülkeler arası ticaretin gelişmesi ile hem küreselleşme yaygınlık kazanırken diğer taraftan da dış ticaret gelişmekte bunun sonucu olarak da ülke ekonomileri gelişim göstermiştir.Ülke ekonomileri globalleşen dünya ile birlikte kaynaklarını ve ekonomik etki alanlarını genişletmek için yeni yollar aramaya başlamışlardır. Bu amaçla işletmelerin ve uluslararası ticarette faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin hareket alanlarını genişletmek ve ülkelerarası ticareti geliştirmek için serbest bölgeler oluşturulmuştur.Bu çalışmada Globalleşme, Globalleşme açısından Serbest Bölgeler ve Serbest Bölgelerin Türkiye'deki durumu incelenmiştir.Birinci bölümde, genel olarak küreselleşme ve serbest bölge kavramlarına değinilmiştir. Bunların çeşitleri, nedenleri, tarihsel gelişimi ve etkileme kanalları incelenmiştir.İkinci bölümde Türkiye'deki serbest bölgelerin tarihsel gelişimi ve faaliyette bulunan serbest bölgeler incelenmiştir.Üçüncü ve son bölümde Türkiye'de faaliyette bulunan serbest bölgelerin ekonomiye etkileri ile serbest bölgelerin başarısını etkileyen faktörler değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Serbest Bölgeler, Dış Ticaret
E-ticaret ve hukuksal altyapısı
İnsanlığın gördüğü en hızlı değişim süreçlerinden birisinin tam ortasındayız. Daha birkaç yıl öncesine kadar bilgi teknolojilerinden haberdar olmayan insanlar bugün sınırsız bilginin kullanıcıları haline geldiler. Bu gün teknolojinin ulaştığı seviye, bireylerin ve devletlerin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi faaliyetlerini dijital bir ortamda yapmalarına imkan sağladı. Bu durum piyasaların küreselleşmesine, tek bir Pazar haline gelmesine yol açtı. Artık içinde yaşadığımız ekonomi, bilgi ekonomisi ve haberleşmedir. Toplum alanında, ekonomide ve diğer tüm alanlarda ortaya çıkan çok boyutlu ve dinamik gelişmelere özellikle bilişim teknolojisindeki gelişmelerin eklenmesi ile ticaret de değişikliğe uğrayarak geleneksel usulleri aşıp teknolojik ortamda gerçekleştirilebilecek bir niteliğe kavuşmuştur. Günümüzde taraflar fiziki bir bağlantı ya da değişime girmeksizin elektronik ortamda karşılıklı olarak alışverişte bulunmaları ve daha bunun gibi sayısız işlem ve faaliyetleri gerçekleştirmeleri, bilinen terimiyle e-ticaret yapmaları mümkün oldu. Hiç şüphesiz sanal ortamda yapılan bu faaliyetler karşılanması gerekli yeni ihtiyaçları ve cevap bekleyen sayısız sorulan da beraberinde getirdi. Bugün tüm elektronik ticaret ve ilgili faaliyetlerini sağlıklı ve güvenli bir sisteme kavuşturacak olan yegane formül etkin ve güvenilir bir yasal çerçevenin oluşturulmasıdır. İnternete ilişkin düzenlemelerin önündeki en büyük problem, internetin özgür ortamı ile hukukun niteliği gereği düzenleyici ve kısıtlayıcı olan karakterleri arasındaki çatışmanın uzlaştırılabilmesidir. Bu problemi devletlerin iç hukuk hükümleri ile çözmek imkansızdır. Buradaki yegane çözüm tüm dünyayı kapsayan bir düzenlemeye, işbirliğine gidilmesidir. Ülkemizde internet ve hukuk konusunda ne mevzuatın, ne doktrinin ne de yargı uygulamalarının yeterli olduğu söylenemez. Dünyadaki internet kullanım oranına göre çok düşük kullanıcıya sahip olan ülkemizde internet hukuku da henüz emeklemeye başlayan bir çocuk gibidir.
Dış ticaret, döviz kuru ve ekonomik büyüme ilişkisi Türkiye örneği 2003-2019
Ülkelerin bir önceki dönemlerine göre üretim kapasitelerinde ortaya çıkan artışlar o ülkelerin ekonomik büyümelerinin hızlarını göstermektedir. Ekonomik büyümeyi tetikleyen bir mekanizma olarak savunulan dış ticaret, genel anlamda mal veya hizmet ticaretini kapsamaktadır. Dış ticarette nihai hedef ihracatı arttırmak, ithalatı azaltmak ve ekonomik büyümeye katkı sağlamaktır. Ülkeler arasında meydana gelen söz konusu mal veya hizmet alım satımında kullanılan temel araç ise döviz kurlarıdır. Bu anlamda gerek dış ticaret gerekse de iktisadi büyüme gibi hususlar döviz kurlarından bağımsız şekilde düşünülemez. Dolayısıyla bir ülke ekonomisinin yapısı hakkında bilgi elde etmek ayrıca gelecekle ilgili tahminlerde bulunabilmek için dış ticaret, döviz ve ekonomik büyüme konusunun araştırılması önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; dış ticaret, döviz kuru ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Bu amaç doğrultusunda 2003-2019 yılları arasında gsyh, enflasyon, reel efektif döviz kuru, ihracat ve ithalat değişkenlerine ait üçer aylık aylık verilerle ekonometrik analiz yapılmıştır. ADF (Genişletilmiş Dickey-Fuller) Ve PP (Phillips-Peron) birim kök testleri ile birinci dereceden farkları alınarak durağan hale getirilmişlerdir. Uzun dönemli bir ilişkinin varlığını araştırmak amacıyla Johansen eşbütünleşme testi uygulanmıştır. Yine VAR modeli kapsamında etki-tepki fonksiyonları incelenmiş devamında Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Analiz sonucunda değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki mevcuttur. Ayrıca enflasyon ve ihracat milli geliri pozitif etkilerken, reel efektif döviz kuru ve ithalatın negatif etkilediği sonucuna varılmıştır.
Derleme sözlüğündeki ticaretle ilgili kavramlar
İnsanların ekonomik faaliyetlerinin tam olarak ne zaman başladığı bilinmemektedir. Ancak, bu faaliyetlerin çok eski tarihlere uzandığı anlaşılmaktadır. Toplumlar geliştikçe ihtiyaçları artmış ve bu ihtiyaçların karşılanması için ekonomik faaliyetler ortaya çıkmıştır. Erken dönem ekonomik faaliyetlerin ürünlerin karşılıklı değişimi yoluyla gerçekleştirildiği bilinmektedir. Paranın icadından sonra da bir yandan takas yöntemi devam ederken diğer yandan para kullanılmıştır. Türkler de en eski çağlardan itibaren artan kişisel ve toplumsal ihtiyaçlarının karşılanması için çeşitli ekonomik faaliyetlere başlamışlardır. Türklerin uzun süre takas yöntemini kullandıkları bilinmektedir. Daha sonraları Türkler de hemen her ekonomik aracı kullanan uluslar arasında yer almışlardır. Özellikle Türklerin yaşadıkları ve kontrol ettikleri İç Asya eski zaman ticaretinin çok yoğun olduğu bir bölgedir. Bu bölgede Çin'den başlayıp Akdeniz sahillerinde son bulan İpek Yolu eski dünyada ekonomik faaliyetlerin can damarı konumunda olmuştur. Türkler, İpek Yolu'nun kontrolünü yüzyıllar boyunca ellerinde tutmuşlardır. Bu sayede hem ticareti, lojistiği hem de üretim ve pazarlama yöntemleri gibi pek çok ekonomik faaliyeti öğrenmiş ve geliştirmişlerdir. Bunun yanı sıra Kürk Yolu olarak bilinen, Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayıp Çin'e uzanan ticaret yolunu Türkler kurmuş dense pek yanlış olmayacaktır. Çünkü canlı hayvanların yanı sıra hayvansal ürünler ve av hayvanlarının kürkleri Türk halkları için önemli kazanç kapıları arasında yer almıştır. Bu tür ekonomik faaliyetlerin bir birikimi olarak Türkler, ticaret alanında önemli gelişmeler kaydetmişlerdir. Örneğin Ahilik sistemi bu bilgi birikimin bir sonucu olarak Türk devletleri içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bunun yanı sıra Türkistan'da büyük pazarların kurulması ekonomik çeşitlilik açısından çok önemli olmuştur. Anadolu'ya da bu birikimler artırılarak getirilmiştir. Özellikle Ahilik teşkilatı Anadolu'da çok önemli bir ticari müessese olarak yüzlerce yıl ekonomiye yön vermiştir. Bu çalışmada Türklerin ekonomik faaliyetlerinin Anadolu insanındaki görünümü incelenmeye çalışılmıştır. Bunun için, Halk Ağzından Derleme Sözlüğü'nde yer alan ticaretle ilgili terimler esas alınarak Türk insanının Anadolu'daki ekonomik faaliyetleri hakkında bilgi edinmek ve bir yargıya varmak hedeflenmiştir.
Uluslararası ticarette risklerin yönetimi ve firma performansı
Dünya genelinde ekonomik, politik, teknolojik, kültürel ve sosyal birtakım dönüşümler ticari kuralları tamamen değiştirmiştir. Yaşanan bu gelişmeler ticaret, lojistik ve ödeme sistemleri gibi birçok ticari unsurun da hızlı bir şekilde değişmesine yol açmıştır. Ancak her değişim içerisinde kolaylıklarla beraber bir takım yeni riskleri de barındırmaktadır. Dolayısıyla yaşanan değişimlerle birlikte firmaların faaliyette bulunduğu koşullar çok daha karmaşık bir hal almıştır. Bu koşullar firmaları içerisinde bulundukları belirsizlik ortamında daha ihtiyatlı davranmaya zorlamaktadır. Bu noktada stratejik risk yönetimi konusu ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada öncelikle uluslararası ticaretteki risk yönetiminin ve yöneticilerin uluslararası iş bilgisinin, firma performansı üzerindeki etkisinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Ayrıca yöneticilerin uluslararası iş bilgisinin, firma performansı üzerindeki etkisinde uluslararası ticaretteki risk yönetiminin aracılık etkisinin ölçülmesi araştırmanın bir diğer amacıdır. Ancak yapılan literatür taramasında uluslararası ticarette risklerin yönetimine ilişkin bir ölçme aracına tarafımızca rastlanmadığı için literatürde bu boşluğu doldurmak amacıyla bir ölçeğin geliştirilmesi planlanmıştır. Bu kapsamda öncelikli olarak, Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde uluslararası ticaret yapan firma yöneticileriyle görüşme yapılmıştır. Görüşmede bu firmaların uluslararası ticarette en çok hangi risklere maruz kaldıkları ve bu riskleri nasıl yönettikleri ile ilgili veriler toplanmıştır. Daha sonra derinlemesine bir literatür taraması yapılarak ölçek için madde havuzu oluşturulmuştur. Ölçek için belirlenen maddeler alanında uzman akademisyenlerle istişare edilerek anket formu hazırlanmıştır. Hazırlanan anket formu Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren 85 dış ticaret firmasına uygulanarak pilot çalışma yapılmıştır. Pilot çalışma neticesinde ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik açısından uygun olduğu tespit edilmiş ve esas çalışmaya geçilmiştir. Esas çalışmanın evrenini İstanbul Sanayi Odası tarafından belirlenen Türkiye'nin 1000 büyük sanayi kuruluşu içerisinde yer alan firmalar oluşturmaktadır. Çalışmanın analizine ilişkin elde edilen sonuçlara göre uluslararası ticarette risklerin yönetimi ve yöneticilerin uluslararası iş bilgisi, firma performansını anlamlı ve pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca yöneticilerin uluslararası iş bilgisinin firma performansı üzerinde etkisinde uluslararası ticaretteki risklerin yönetiminin aracılık rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçların önemli ve özgün olduğu ve literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
The effect of the COVID-19 pandemic on global trade and a sectoral investigation on Türkiye's exports
The Covid-19 pandemic, which started as a health crisis in 2019 in Wuhan, China and then caused significant economic problems, has affected the world. The closure methods applied by the states in order to combat this virus have caused economic problems due to supply and demand. It is being discussed whether the world can return to its pre-pandemic state. The main subject of this thesis is the effect of this situation on Türkiye and what kind of changes it may cause in the future. The supply problems in the world and how countries can cope with this problem or what different ways they can apply are also discussed in this thesis. In the last part of the thesis, the export figure s of the Turkish sectors before the pandemic, during the pandemic and after the Covid-19 virus vaccine were examined comparatively with each other.
Osmanlı-Venedik ilişkileri ve Venedik devlet arşivi "Carte Turche" Defterleri Kataloğu (1702-1720)
Giriş bölümünde XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı Devleti'nin genel durumundan bahsedilmiş, ardından ikinci başlıkta Venedik Cumhuriyeti ile ilişkileri üzerine değerlendirme yapılmıştır. Üçüncü başlık altında kataloğu oluşturulan belgelerin numaralandırılması uygulanan yöntem hakkında bilgi verilmiş, belgelerin değerlendirmesi yapılmıştır. Son bölümde ise zikrolunan defterlerdeki belgelerin özetleri yer almaktadır. Osmanlı-Venedik ilişkisinde Akdeniz ticaretinin önemi, korsanlık ve Garp Ocaklarının iki devlet arasındaki durumu ve diplomatik ilişkide yerine dair çalışmalar yürüten araştırmacılar için hem arşiv belgelerinin içeriği konusunda yardımcı olacak hem de yeni bir perspektif kazandıracaktır.
İslamiyet öncesi Hicaz bölgesinde ticari hayat ve İslamiyet'in ticarete katkıları
Taif ile Medine'nin, Mekke ile arasında oluşan bağı ticaret kuruyordu. Bunun başlıca sebebi ise bu iki şehrin tarım, hayvancılık gibi alanlarda gelişmiş olması ve Kureyşlilerin bu ürünleri hem ihtiyaçları için satın alarak hem de ticaret kervanlarına katarak pazarlaması olmuştur. Hususi olarak kurak bir bölge olması sebebiyle üretimin imkânsız kılındığı Mekke'de dışa bağımlı bir ekonomi anlayışının olması beraberinde birçok ticari ilişkilerin kurulması yoluna götürmüştür. Bu durumu İlâf ile açıklamamız mümkündür. Nitekim Mekke' nin bulunduğu coğrafi konumunun yanı sıra içerisinde kutsal mabedin bulunması ticari açıdan gelişme kazanmasında önemli bir yere sahiptir. Hicretten sonra Hz. Muhammed'in Medine'de ortaya koyduğu faaliyetlerinden birisi de ekonomik yönlü olmuştur. Zira içerisinde farklı etnik kimliklerin oluşturduğu ve Yahudilerin ekonomik tahakkümü altında tutulduğu böyle bir toplumun ayakta kalabilmesi için bütün kesimin bağımsız olduğu ve maddi-manevi olarak birbirlerine destek çıktığı yeni bir yapılanmayı gerekli kılıyordu. Yapılan Medine Sözleşmesi ve muâhat uygulaması bu amaca yöneliktir. Bu dönemde müşrikler karşısında Medine ticaret güzergâhı üzerinde var olma gayretinde bulunan İslam birliği, bir tehdit unsuru olarak devam eden Taif ve Mekke ittifakını alt edebilmenin, onların ticaret yollarını kesmekten geçtiğinin farkındaydı. Buna yönelik yapılan gazve ve seriyyeler amacına ulaşmış, müşriklerin kuzeye olan ticaretleri, Müslümanların yollara hâkim olmasıyla sekteye uğramış ve en nihayetinde anlaşma masasına oturmayı kabul etmişlerdi. Mekke'nin fethi sonrası kurulan İslam devleti, ticarette birliği sağlamak adına tek çatı altında hareket etmiş ve ticaretteki büyüme her geçen gün artış göstermiştir.
Elektronik perakendecilikde pazarlama stratejisi
Bu çalışmanın amacı bir pazarlama medyası olarak İnternet' e özgü karakteristikleri açıklamak ve anlatmak, elektronik perakendeciliğe özgü fırsatları ve zorluklan belirlemek ve araştırmak ve elektronik perakendecilikde pazarlama stratejisi geliştirmek ve uygulamak için temel bir model önermektir. Bu çalışmada uygulanan araştırma yöntemiyle elde edilen birincil veriler elektronik perakendecilik alanında çalışan pazarlamacılarla yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. İkincil veriler ise; yazılı kaynaklardan, online tüketici davranışları konusundaki raporlardan, seminer notlarından ve İnternet makalelerinden derlenmiştir. Uygulanan teoriler arasında şirket stratejisi, pazarlama stratejisi, pazarlama yönetimi, marka stratejisi ve ilişkisel pazarlama gibi teoriler yer almaktadır. Çalışmanın sonucunda varılan nokta, etkileşimin, kullanıcı tarafından başlatılıyor olmasının, saniyeler için 24 saat global erişimin bir pazarlama medyası olarak İnternet' e özgü karakteristikler olduğudur. Bunun firmaları kitlesel kişiselleştirme ve bire bir teknikleri, iki yönlü iletim stratejileri uygulamaya teşvik ettiği ve hizmet kalitesinde yüksek seviyelere çıkmanın gerekliliğini vurguladığı görülmüştür. Ayrıca, çalışmadan elde edilen bir diğer sonuç iyi tasarlanmış bir pazarlama stratejisinin, güçlü bir marka adının ve elektronik ilişkiler kurabilme ve yürütebilme yeteneğinin online perakendeciler için sanal pazaryerinin yeni dinamiklerini karşılamakta çok önemli olduğudur. İncelenen bütün bu boyutlar entegre bir elektronik perakendecilik modeli oluşturmak için kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: elektronik perakendecilik, pazarlama stratejisi, e-ticaret, e-iş. vıı
Düşük, orta ve yüksek teknoloji sektörlerinin dış ticaretinin gayri safi yurtiçi hasılaya etkisi: Türkiye örneği
Bu tezde düşük, orta ve yüksek teknoloji sektörlerinin dış ticaretinin Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasılası üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada, 1996Q1-2013Q1 dönemleri arası düşük, orta-düşük, orta-yüksek ve yüksek teknoloji sektörlerinde ihracatın ithalatı karşılama oranıyla GSYH arasındaki uzun dönemli ilişki eşbütünleşme yaklaşımıyla incelenmiştir. Değişkenler arası ilişkinin olup olmadığını test etmek için öncelikle serilerin ADF ve PP birim kök testleri yapılmıştır. ARDL sınır testi ile kısa ve uzun dönem ilişkinin varlığı test edilmiştir. Değişkenler arası ilişki bulunduktan sonra Granger nedensellik testi yapılmıştır. Çalışmada uygulanan ARDL modeli sonucunda, değişkenler ile GSYH arasında uzun dönem ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. ARDL uzun dönem sonuçlarına göre yüksek teknoloji değişkeni dışındaki değişkenlerin istatistiksel olarak anlamlı ve negatif olduğu tespit edilmiştir. Yüksek teknoloji değişkeni GSYH üzerinde pozitif bir etkiye sahip olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Hata düzeltme modelinde değişkenler arasındaki kısa dönemlik sapmanın her dönem yaklaşık %24'lük kısmının düzeltildiği görülmüştür. Değişkenler arası ilişkinin yönünü belirlemek amacıyla yapılan Granger nedensellik testi sonucunda yüksek teknoloji sektör değişkeniyle GSYH arasında iki yönlü ilişki olduğuna dair daha güçlü deliller bulunmuştur. Diğer değişkenler ile GSYH arasında ilişki bulunamamıştır. İlişkinin yönü kısa dönemde yüksek teknoloji sektörlerinden GSYH'ya doğru, uzun dönemde ise GSYH'dan yüksek teknoloji sektörlerine doğrudur.
Uygurların (744/5-840) İpek yolu üzerindeki ticari faaliyetleri
İpeğin bir mensucat maddesi olarak insanlar tarafından kullanılmaya başlandığı tarihler, eski dönemlere kadar ulaşmaktadır. Sonraki yüzyıllarda da ipek önemini muhafaza etmiştir. Orta Asya Türk tarihi, bu kıymetli kumaşın başka pazarlara sunulmak üzere takip ettiği güzergâhın hâkimiyetini ele geçirme mücadeleleriyle dolu bir tarihtir. İpeğin üreticisi olan Çin, pazarladığı malın güzergâhını da kontrol altına almak istemiştir. Fakat güzergâhın geçtiği topraklarda başka milletler ve kavimler meskûndur. Zikredilen kavimler, mevcut zenginlikleri ele geçirmek amacıyla hareket ettikleri için, Çinlilerin mukavemetiyle karşılaşmışlardır. Grek-Roma, İran ve Çin gibi büyük yerleşik medeniyetler her zaman zenginlik ve jeostratejik bölgelerin kontrolünü ele geçirmek için saldırarak, tahakküm ederek, zayıf olanları ortadan kaldırma yoluna yönelmiştir. İpek Yolu'nun geçiş güzergâhlarının hâkimiyetini tamamen ele geçirmek için askeri, siyasi ve diplomatik argümanları kullanmayı tercih etmiştir. Ama bu faaliyetler, bazen İpek Yolu üzerindeki ticaretin gelişmesine değil, daha çok bu yol üzerindeki canlılığın azalmasına sebebiyet vermiştir. İskitler, Hunlar, 1.-11. Göktürk Devleti ve Orhun Uygurları bu güzergâh üzerinde akan kervanların, ticari öneminin farkındaydılar. Bunun yanı sıra, kervanların güzergâhının emniyete alınması dışında kendileri de bazı ticarî faaliyetlerde bulunurlardı. Hatta C. I. Beckwith'in tabiri ile kadim dünyaya ticaretin nasıl olması gerektiğini ve ticaretle bir devletin nasıl ayakta durabileceğini İskitler öğretmiştir. Çalışmamızda; ipeğin İskitlerden başlayarak Grek-Roma, İran, Çin, Hunlar, I.-II. Göktürkler, Orhun Uygurları ve diğer Türk boyları arasındaki askerî, siyasî, iktisadî ilişkileri etkileme noktasında, ne kadar önemli bir yer tuttuğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu araştırma sırasında İpek yolu güzergâhının geçtiği coğrafyaların tamamının bir bütün olarak ele alınmasının, tarihi doğru okuma adına önemli olduğu üzerinde durulmuştur. Grek-Roma, İran ve Çin Hanedanlıklarının siyasetinde kadim zamanlarda takip etmiş oldukları üslubun bu devletlerin iz düşümü olan günümüzdeki varisleri tarafından da aynen kullanıldığını tespit etme şansı yakalanmıştır. Dün aynı imparatorluklar, nasıl farklı amaçlar doğrultusunda ve müstevliydilerse zamanla değişen bir şeyin olmadığı açıkça gözler önünde durmaktadır. Orta Asya'daki Türkler arasında yerleşiklerle temas kuran konargöçerlerin menfaat ve maslahat uğruna siyaseten ne kadar çabuk değiştiğini, dostların düşman, düşmanlarınsa dost olduğunu, siyasi entrikalarla sürdürülen yönetim anlayışının o dönem içinde geçerliliğini koruduğu görülmüştür. Çin Devleti'nin ikiyüzlü siyasi uygulamalarını, "kuzeyden gelen barbar saldırıları" tezviratını özellikle toprakları ellerinde tutabilmek için kullandığı ve kuzey kavimlerinin işgallerine set çekme arayışına yöneldiği anlaşılmıştır. İpek Yolu'nda taşınan ticarî emtianın sadece ipek ve diğer mallardan ibaret olmadığı, kültürlerin yayılım alanlarının ve dini akımların toplumları değiştirip dönüştürdüğü, pek çok anlayışın da bu yol vasıtasıyla taşındığı açıklanmaya çalışılmıştır. Asıl konumuz olan Orhun Uygur Devleti'nin barış amaçlı siyaseti, eski inanış formlarını terk ederek Mani dinine intisap etmeleri ve bu dinin taşıyıcısı olan Sogdların kazandırdıkları, kaybettirdikleri ve toplumu dönüştürebilmek için ortaya koydukları çaba, araştırmamızda ele alınacaktır. Kültüre, sanata hülasa bediî olan güzelliklerin gelişimine, köklü geçmişe sahip olan bu Türk boyunun kattığı değerler incelenmeye çalışılmıştır.
Demir Çağında Ege coğrafyasının ticari yapısı
Tarihin ilk evrelerinden itibaren insanların toplumsal ve ekonomik manada gerçekleştirmiş oldukları alışveriş (ticaret) her dönem önemini korumaya devam etmiştir. "Demir Çağında Ege Coğrafyasının Ticari Yapısı" adlı bu çalışmada ise dünyada insanların varolmaya başladıkları ilk zamanlardan beri süregelen ticaretin Demir Çağ (M.Ö 1200-30)Ege Havzası kesiti ele alınmış ve derli toplu bir Ege ticaret coğrafyası sunulmaya gayret edilmiştir. Fenikeliler, Antik Yunanlılar (Hellenler) ve Büyük İskender ile ardıllarının ticari ve kültürel manada hüküm sürdükleri bu coğrafya, ticaretin dünya tarihindeki en önemli gelişim alanı olmuştur. Yelkenli ve kürekli gemiler ile sikkeyi ticarette kullanan Hellenler, ticaretin gelişimine katkı sağlayan toplumların başında gelmektedir. Demir Çağında Ege Coğrafyasının Ticari Yapısı adlı çalışmamız antik kaynaklar (Aristoteles, Herodot, Ksenophon vb) ve bu kaynaklar ile arkeolojik verilere dayanarak üretilmiş modern kaynaklardan faydalanılarak hazırlanmıştır.
E-ticaret gelişimi, Türkiye'de e-ticaret gelişimi: Çankırı ili örneği
Bu çalışmada elektronik ticaretin gelişimi hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Elektronik ticaret, 21. yüzyılın başlarından itibaren dünyada yaygın bir kullanım alanına sahip olmaya başlamıştır. Araştırma kapsamında Çankırı ilinde e-ticareti kullanan bireylere anket çalışması uygulanmıştır. Yapılan tüm analiz ve değerlendirmeler sonucunda katılımcıların tamamı Çankırı'da ikamet etmekte, interneti her gün kullanmaktadır ve coğunlukla internete evden ve telefondan bağlanmaktadır. Ankete katılanların çoğunluğu çevrimiçi alışverişi olumlu buluyor ve ürünü indirimli veya düşük fiyata bulduklarında çevrimiçi satın almayı tercih etmektedir. Katılımcıların yarısından fazlasının trendyol üzerinden online alışveriş yapmaktadır. Katılımcıların internet üzerinden alışveriş yapmamanın sebebleri, şirketlerin ürünün teslimatı için ayrı bir ücret talep etmesi, satın aldıkları ürünün beklentilerin altında kalması ve kredi kartı bilgilerinin karşı tarafa bildirilmesinden rahatsızlık duymaktadır. E-ticaret hızla büyüyor ve e-ticaret sistemlerinin çoğalmasını kolaylaştırmak için çok sayıda teknoloji bir araya geldi. Ancak bu tür sistemler, önlemesi gereken güvenlik riskleri açısından zorlu bir gelecekle karşı karşıyadır. Çalışmanın amacı, e-ticaretin daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve e-ticaret ile ilgili temel bilgileri ortaya koymaktır. Anahtar Kelimer: E-ticaret, işletmeden tüketiciye (b2c), perakende e-ticaret.
Türkiye ve Kuşak Yol ülkeleri arasındaki uluslararası ticaret hacminin analizi: Panel Çekim Modeli yaklaşımı
Yüzyıllardır ticaretin devam ettiği, kültürlerin etkileşim halinde olduğu bir güzergâh olan tarihi ipek yolu, Çin lideri Xi Jinping'in 2013 yılında ilan ettiği üzere daha modernize edilerek Kuşak Yol Projesi'ne dönüştürülmüştür. Kuşak Yol Projesi, Çin'den Afrika kıtası da dahil olmak üzere Avrupa'ya kadar yoğun bir nüfusun yaşadığı güzergâh üzerinde yer almaktadır. Hem denizden hem de karadan belirlenmiş olan güzergahta ticaretin gelişmesi ve aksamadan devam etmesi için projede yer alan ülkelere Çin tarafından; ulaştırma ve iletişim altyapılarının kurulmasının yanı sıra finansman desteği de sağlanmaktadır. Kuşak Yol Projesi'ne, Çin'in özellikle enerji ve hammadde ihtiyacını karşılamaya yönelik oluşturduğu bir proje olarak görüp karşı çıkan ülkeler bulunmaktadır. Kuşak Yol Projesi, bazı ülkelerin ekonomik ve siyasi çıkarlarına ters düştüğünden ve bu ülkelerin sahip oldukları nüfuz alanlarını kaybetme endişesinden dolayı Çin'e karşı farklı oluşumlar kurmaya çalışmaktadır. Her ne kadar kazançları ve zorlukları olsa da Kuşak Yol Projesi ekonomik entegrasyon temelinde işleyen bir proje olarak görülmektedir. Kuşak Yol Projesi'nin ülkelerin kazan kazan mantığıyla, ekonomik kalkınmalarına yarar sağlaması beklenmektedir. Türkiye gelişen bir ekonomiye sahip bir ülke konumundadır. Türkiye ekonomide sürekliliği sağlamak ve nüfusun artmasıyla beraber artan enerji ihtiyacını karşılamak için alternatiflere ihtiyacı bulunmaktadır. Bu noktada Kuşak Yol Projesi, Türkiye'ye hedeflerini gerçekleştirme noktasında önemli fırsatlar sunmaktadır. Türkiye'nin Kuşak Yol Projesi'nde yer alan ülkelerle ilişkilerini geliştirerek ihracatını artırarak cari açığını düşürebilme potansiyeli bulunmaktadır. Türkiye'nin Kuşak Yol Projesi'nde yer alan ülkelere gerçekleştirdiği ihracat rakamları, Türkiye'nin GSYİH'sı, projede yer alan ülkelerin GSYİH'ları, Türkiye'nin nüfusu, projede yer alan ülkelerin nüfusu, Türkiye'nin projede yer alan ülkelere olan mesafesi ve bu ülkelerin uyguladığı gümrük tarifelerinin etkisi analiz edilmektedir. Bu doğrultuda, Türkiye'nin Kuşak Yol Projesi'nde yer alan ihracat yaptığı ülkeleri kapsayan ve 2000–2019 yılları arası dönemi içeren panel veri seti oluşturularak çekim modeli kurulmuştur. Analiz sonuçlarına göre, Türkiye ve Kuşak Yol Projesi ülkelerinin gayrisafi yurtiçi hasılaları ve nufüs hacimlerinin Türkiye'nin Kuşak Yol Projesi ülkelerine ihracatını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buna karşın, Türkiye ile Kuşak Yol Projesi ülkeleri arasındaki mesafenin, Kuşak Yol ülkelerinin uluslararası ticaretlerinde uyguladıkları ortalama gümrük tarife oranlarının ve Kuşak Yol ülkelerinin etrafının kara ile çevrili olmasının Türkiye'nin Kuşak Yol Projesi ülkelerine ihracatını negatif yönde etkilediği görülmüştür.
Firmaların ihracatta yaşadıkları sorunlara ilişkin algılarındaki farklılıklar: Gaziantep ili örneği
Günümüz zorlu rekabet ortamında firmaların varlıklarını devam ettirebilmeleri için yalnızca iç pazarlar yeterli olmamaktadır. Bu nedenle firmaların dış pazarlara açılması bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bunun için de en fazla kullanılan yöntem ihracattır. İhracat firmaların varlıklarını devam ettirmelerindeki en önemli örgütsel faaliyetler arasında yer almaktadır. Firmalar ihracat yaparken pek çok sorun ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunlarla mücadele edebilen firmalar avantajlı hale gelmekte ve dolayısıyla da daha başarılı olmaktadır. Firmaların ihracatta yaşadıkları sorunların tespit edilmesine dair çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada firmaların ihracatta yaşadıkları sorunlara ilişkin algılarındaki farklılıklar incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Gaziantep ilinde ihracatla uğraşan toplam 146 firma yetkilisiyle görüşülmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde firmaların en fazla sorunu "yerli paranın devalüasyonu" ve "prosedürel karmaşıklık" konularında yaşadıkları görülmüştür. İstatistiksel analizler neticesinde küçük firmaların ihracat fiyatlandırma kısıtlamaları, dış kaynaklı lojistik sınırlılıklar, ulusal ihracat politikası konularında daha az sorun yaşadığı, büyük firmaların ise yerli paranın devalüasyonu konusunda daha az sorun yaşadığı görülmüştür. Çalışma neticesinde aynı zamanda ihracat konusunda daha deneyimli olan firmaların ihracatla ilgili bilgi/piyasayla iletişim ve yerli paranın devalüasyonu konularında daha az sorun yaşadıkları tespit edilmiştir.
Dış ticaret teorileri bağlamında outsourcing ve Türkiye uygulamaları
Bu tez çalışmasında dünya ticaretinde önemi giderek artan ve uluslararası ticaretin yeni ya da bir başka biçimi olarak nitelendirilen uluslararası outsourcing analiz edilmiştir. Bu bağlamda öncelikle uluslararası outsourcingin modellenmesine yönelik teorik yaklaşımlar ele alınmış ve uluslararası outsourcingin ticaret teorilerine eklemlenme süreci açıklanmıştır. Uluslararası outsourcingin ekonomik etkileri açıklandıktan sonra ise bu yeni ticaret biçiminin ölçümüne yönelik alternatif yaklaşımlara yer verilmiştir. Çalışmanın ampirik uygulama kısmında öncelikle Türkiye'de uluslararası outsourcingin sektörel düzeyde önemi ve gelişimi incelenmiştir. Uluslararası outsourcingin ölçülmesinde Türkiye ekonomisine ait girdi-çıktı tabloları ile Türkiye'nin dış ticaret istatistiklerinden yararlanılmıştır. Alternatif outsourcing göstergelerine dayalı ölçüm sonuçları 1995-2011 döneminde Türkiye'nin imalat sanayi genelinde ve ana metaller ve ulaşım araçları gibi önemli alt endüstrilerinde outsourcingin arttığını ortaya koymuştur. Çalışmada ayrıca aralarında Türkiye'nin de yer aldığı 31 ülkeli bir ülke örneklemi için outsourcingin belirleyicileri de analiz edilmiştir. Panel veri tahminine dayalı bulgular ışığında outsourcingin temel belirleyicilerinin ticaret maliyetleri ve döviz kuru olduğu tespit edilmiştir. Ticaret maliyetlerindeki azalışların ve ulusal paradaki değerlenmelerin outsourcingi artırdığı gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Uluslararası outsourcing, uluslararası ticaret, panel veri.
Dış ticaret vergileri ve hukuki esasları
Türkiye'de dış ticaret üzerindeki mali yükümlülükler ithalat ve ihracat vergileri olarak gümrük vergileri, ithalattan alınan diğer vergiler ile yürütme tarafından konulan ek mali yükümlülüklerden oluşmaktadır. Bu bağlamda dış ticaret vergileri olarak gümrük vergileri ve ithalattan alınan diğer vergiler hukuki esasları çerçevesinde incelenmiş, ek mali yükümlülük olan fonlardan da önemli olanlara yer verilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde, ilk olarak dış ticaret vergilerinin uluslararası boyutu kapsamında yapılan anlaşmalar ve vergileme ilkeleri ele alınmıştır. Dış ticaret düzenlemesi çerçevesinde yürütmeye yetki tanıyan anayasal düzenlemeler de değerlendirilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergiler ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamındaki gümrük verilerinin temel kavramları aralarındaki farkların ortaya konması adına karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca gümrük vergileri açısından önem arz eden gümrük rejimleri, eşyanın menşei, tarife cetveli ile kıymet tespit yöntemleri ele alınmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde, Türkiye'de dış ticaret üzerindeki mali yükümlülükler olarak gümrük vergileri ve diğer vergiler ile fonların neler olduğu, temel unsurları göz önünde bulundurularak ve vergileme tekniği açısından incelenmiştir.