Çukurova region

84 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Çukurova yöresi geçiş dönemlerinde mitolojik unsurlar

"Çukurova Yöresi Geçiş Dönemlerinde Mitolojik Unsurlar" başlıklı bu yüksek lisans tezinde, Çukurova sınırları içinde bulunan Adana, Hatay, Mersin ve Osmaniye illerinin doğum, sünnet, askerlik, evlenme, hac ve ölüm geçiş dönemleri ile ilgili gelenek, inanç ve ritüeller kitap, tez, makale ve bildiri metinleri taranarak tespit edilmiş, akabinde tespit edilen bu gelenek, inanç ve ritüellerin kökenleri incelenerek mitolojik ve arkaik motifler belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma toplam 12 bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, yöntemi, sınırları verilmiş ve ardından çalışma sırasında yaşanan sorunlardan bahsedilerek çözüm önerileri sunulmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde literatür değerlendirmesi yapılmış ve mitolojik unsur konulu çalışmalara değinilmiştir. İkinci bölümde, mitoloji ve geçiş dönemlerine ait kavramlar tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde, çalışmanın coğrafi sınırlarını oluşturan Adana, Hatay, Mersin ve Osmaniye tarihi, coğrafi ve kültürel özellikleri açısından tanıtılmıştır. Dördüncü bölümde, gelenek, inanç ve ritüellere etkisi bağlamında eski Türk inanışları olan animizm, totemizm, Şamanizm, Budizm, Manihaizm ve Zerdüştlük inanışlarına yer verilmiştir. Beşinci bölümde gök cisimleri, su, yağmur, ateş, ocak, taş, toprak, ağaç, bitki, bitki ürünleri ve meyve ürünleri, madenler ve mağaraya ait gelenek, inanç ve ritüeller tabiat unsurları bağlamında ele alınmıştır. Altıncı bölümde mitolojik olağanüstü unsurlara değinilmiş, rüya, fal, ruhlar, ad verme, don değiştirme ve tenasüh motifleri üzerinde durulmuştur. Çalışmanın yedinci bölümünde at, kurt, deve, eşek vb. hayvanların mitolojik bağlamda tahlili yapılmıştır. Çalışmanın sekizinci bölümünde günler, bayramlar, kutsal aylar etrafında oluşan inanışlar değerlendirilmiştir. Dokuzuncu bölümde büyü unsurları verilmiştir. Onuncu bölümde kırmızı, sarı, siyah, beyaz, mavi, yeşil renkleri mitolojik olarak ele alınmıştır. On birinci bölümde formülistik sayılar olan bir, üç, yedi, yirmi, kırk, elli iki ve yıl dönümleri verilmiştir. On ikinci bölümde sağ/sol, aşağı/yukarı yönleri ele alınmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde geçiş dönemlerinde tespit edilen mitolojik unsurlar genel olarak değerlendirilmiştir. Çukurova yöresindeki geçiş dönemlerine ait gelenek, inanç ve ritüeller kadim dönemden kalma olup hâlâ geçiş dönemi odağındaki kişiye iyilik getirmesi ve kötülükleri defetmesi için uygulandığını söylemek mümkündür. Çalışmamız kadim dönem insanının görgü ve bilgilerinin bugün de geçerliliğini koruduğunu, geçiş dönemlerinde uygulanmakta olduğunu göstermek açısından önem arz etmektedir.

BüyüGeçiş dönemiHalk bilimi+7
Gizem Çelik
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of inter-communal conflicts in Cilicia during the Independence War years 1918-1922

This thesis examines the historical and socio-economic reasons behind the emergence of ethnic conflicts in Cilicia during the Independence War years. The years between the end of 1918 and the beginning of 1922 not only witnessed the French occupation of Cilicia but also the rise of the Turkish nationalist movement aspiring to establish hegemony over the same lands. Cilicia, hosting a variety of communal groups of Turks, Kurds, Armenians, Greeks, Circassians, and Arabs, became the stage on which imperial and national power blocs competed to gain the allegiance of local groups, which they envisioned as vital for the consolidation of their institutional power. For this reason, the reasons for the various ethno-religious groups either giving consent to the French occupation or opposing it by joining the ranks of the Turkish nationalist movement are given careful consideration in order to understand their agencies in choosing their sides. The thesis, therefore, reviews critically the literature, which evaluates the ethnic violence of this period as a fight between the nationalisms of the various ethno-religious groups involved in the conflict, who either sought for the patronage of the Great Powers or the Turkish/Ottoman state in achieving their ends. The thesis, on the other hand, portrays how violence was employed by all international, national, and local actors involved in the conflict, but more importantly, became a means through which the different classes of different ethno-religious groups of the region articulated their interests and negotiated their positions against the changing central authority. Finally, by displaying the shifting allegiances of various communal groups of the region, both to the French occupation and the Turkish nationalist movement, the thesis concludes that rather than the ideological motivations of religion or nationalism, classist and regional concerns were more on the agenda of the ethno-religious groups in choosing their sides in the violent conflicts of the period.

Ethnic conflictsIndependence WarNationalism+1
Nazar Bağcı
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova halk kültüründe gelin

İnsanoğlunun doğum-evlenme ve ölüm evreleri içinde tercih veya zorunlu olarak yerine getirmesi gereken dönem olan evlilik içinde gelin figürü sıkça karşımıza çıkmaktadır. Günlük hayatımızı şekillendiren hatta yöneten gelin elindeki sihirli değneği ile dokunmadığı hayat hemen yoktur. Bunun yanında toplumumuzda gelin, güzelliğin, sadeliğin, saflığın, temizliğin, namusun, istikbalin timsalidir. Bir başına bu kadar değerli kabul edilen gelin çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir. "Çukurova Halk Kültüründe Gelin" başlıklı çalışmamız, Giriş dışında üç ana bölüm ile Sonuç ve Kaynakça kısımlarından oluşmaktadır. Çalışmamızın Türk kültüründe gelin başlığını taşıyan ilk bölümünde "gelin" tanımlarına, "gelin"in Türk kültüründe özel bir yere sahip lale/gelincik çiçeğiyle olan benzerliğine, gelinliğin kısa tarihçesine ve Türk kültür ve edebiyatında ayrı bir yere sahip olan Orhun Abideleri, Kutadgu Bilig, Dîvânu Lugâtî't- Türk ve Dede Korkut Hikâyeleri gibi ilk Türk eserlerinde geline bakış hakkında bilgi verdik. Çalışmamızın ikinci bölümünde Anonim Halk Şiiri, Sözlü Anlatım Türleri, Âşık Şiirlerinde "gelin" figürünü inceledik. Üçüncü bölümde ise Çukurova halk kültüründe "gelin"i inceledik. Bu bölümde gelinin seçilmesinden, gelinlik, nişan, gelin çeyizi, gelin kınası, gelin süsleme, gelin alma, gelin indirme, yüz görümlüğü, duvak mevlidi, gelin görme, gelinin baba evine gezmeye gitme, gelinlik etme, gelinin ev içindeki statüsüne kadar "gelin"i bütün yönleriyle incelemeye çalıştık. Önce yazılı kaynaklardan elde ettiğimiz bilgileri verdik. Ardından sözlü kaynaklardan elde edilen âdet ve görenekleri aktardık. Çukurova bölgesindeki halk anlatmaları ve halk şiirine yansımış gelin figürünü iki ayrı başlık altında ele aldık. Çalışmanın sonuç kısmında "gelin"in toplum hayatında geçmişten günümüze daima ayrı bir yere sahip olduğu, sadece eşine ve ailesine karşı değil yetiştirdiği çocuklar vesilesiyle bütün bir topluma karşı sorumlu olduğu görülmüş, çalışma neticesinde ulaşılan sonuçlar değerlendirilmiştir. Gelinin sadece bir ferdin değil, bütün toplumun hayatında yer aldığı ve rol oynadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: gelin, Türk kültürü, Çukurova halk kültürü, gelinlik, evlenme

EvlilikGelinlikHalk kültürü+4
Elif Doruk
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Doğu Akdenizi'nin Geç Neolitik Dönem mühür sanatı

"Türkiye Doğu Akdenizi'nin Geç Neolitik Dönem Mühür Sanatı" isimli tez çalışmasında belirtilen bölge ve kronoloji dahilindeki bir grup mühür değerlendirilmektedir. Domuztepe Höyük yeni dönem (2014-2021) kazı çalışmalarından ele geçmiş ve daha önce yayınlanmamış 18 adet mühür buluntularının yanı sıra, konu bölge bağlamında değerlendirildiğinden dolayı daha önce yayımlanmış olan 74 adet mühür de ilgili atıflar yapılarak ele alınmıştır. Bu çalışma kapsamında bölge mühürcülüğü tipolojik ve kullanım amacı yönünden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Baskı yüzeyi biçimleri, tutamak biçimleri ve motif çeşitleri gruplandırılarak, bölgesel kapsam dahilinde incelenmiştir. Mühürlerin baskı yüzeyleri genellikle daire biçimli olup, dörtgen biçimli baskı yüzeyleri de yoğun olarak kullanılmaktadır. Baskı yüzeylerine işlenen motiflere bakıldığında; çizgisel ve kafes biçimli motiflerin sıklıkla kullanıldığı gözlemlenmektedir. İp delikli ve deliksiz tutamakları bulunan mühürlerde en çok standart ve sırtlı tutamaklar görülmektedir. Bölge mühürlerinin benzerleri ise daha çok Rouj Vadisi ve günümüz Suriye sınırlarında bulunan Geç Neolitik Dönem yerleşimlerinden ele geçmiştir. Mühürcülük geleneğinde Orta ve Batı Anadolu ile aralarında yöresel bir fark gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Damga Mühür, Doğu Akdeniz, Geç Neolitik, Mühür Sanatı, Türkiye

ArkeolojiDoğu AkdenizDoğu Akdeniz bölgesi+4
Mahir Tuncer
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadele'de Türk kadını ve Çukurovalı kadınlar

Tezimizin temel amacı Milli Mücadele döneminde gerek cephe gerisinde gerekse bizzat cephede önemli görevler üstlenmiş Türk kadınlarının rolüdür. Bu amaçla Türk kadınının geçmişten günümüze kadar ki geçirdiği evreleri anlatmaya çalıştık. Tezimin ana konusu olan Milli Mücadele Dönemindeki Türk kadınlarının faaliyetleri ve Çukurova yöresi civarındaki Türk kadınlarının yapmış oldukları hizmetlerini esas alarak tezimi 4 bölüm şeklinde hazırlamaya çalıştım. Giriş bölümünde Milli Mücadele Dönemine kadar Türk kadınının tarihsel süreç içindeki rolü hakkında bilgi verilmiştir. Birinci Bölümde, Osmanlı'nın son dönemlerinden Kurtuluş Savaşı Öncesine kadar ki Türk kadınlarının faaliyetlerinden bahsedilmiştir. İkinci Bölümde, Milli Mücadele'de gerek cephe gerisinde gerekse bizzat cephede vazife alan Türk kadınlarından söz edilmiştir. Üçüncü Bölümde, Çukurova bölgesi hakkında genel bilgilendirme yapılmış ve Milli Mücadele'de Çukurova bölgesindeki kadın kahramanların çalışmaları ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

KadınlarMilli MücadeleMilli Mücadele Dönemi+3
Burak Can Uğurluay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova-Haçin'de (Saimbeyli) misyonerlik faaliyetleri: 1850-1920

Osmanlı Devleti?nin hem sınır hem de toplumsal çözülme dönemi olarak bilinen 19. yüzyıl, Avrupalı misyonerlerin en etkili olduğu dönem olarak karşımıza çıkmıştır. Misyonerler, Osmanlı Devleti?nin zayıflamaya başladığı, geçim ve yaşam şartlarının ağırlaştığı, sınırların değişmeye başladığı böyle bir dönemi, tercih etmişlerdir. Özellikle bu tercihte, toplum mühendisliği için merkezden uzak olan yerleri seçmeleri ve kendilerine ?Millet-i Sadıka? denilen Ermenileri tercih etmeleri ayrıca ilginçtir. Bu durum Osmanlı Devleti?nin zaafa uğramasında da etkili olmuştur. Saimbeyli (Haçin), Adana?nın en uzak yerleşim yerlerinden biri olduğu için sosyo-ekonomik gelişme yok denecek kadar azdır. Bütün bu olumsuzluklara karşılık, gönüllü olarak çalışan kadın ve erkek misyonerlerin faaliyetleri dikkat çekicidir. Buraya ilk gelen misyonerlerin, yaşam alanları ve faaliyetleri arasında, kendi inançlarına bağlılıkları ve fedakârlıkları sonucu, Saimbeyli?de çeşitli düzeyde okul ve ev kiliseleri açarak eğitim faaliyetlerini ve halkı bilinçlendirme çalışmalarını başlattılar. Yıllar süren bu faaliyetler, Adana Ermeni olaylarının ortaya çıkmasına zemin oluşturdu. Anahtar kelimeler: Misyonerlik, Haçin, Kadın misyonerler, Ermeni olayları

19. yüzyılAdana-SaimbeyliErmeni olayları+4
Alper Küçükdurmaz
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında kış döneminde yetiştirilebilecek tahılların otlatılma olanakları üzerinde araştırmalar

Bu çalışma; Çukurova kıraç koşullarında arpa ve buğdayın kardeşlenme döneminde koyun ile otlatılabilme olanaklarını ve hangi otlatma düzeyinin uygun olduğunu saptamak, aynı zamanda otlatma sonrası dane verimindeki değişim ile bu iki tahıl cinsinin iki yönlü kullanım uygunluğunun karşılaştırılması amacıyla 1995-1996 kış dönemlerinde yürütülmüştür. Deneme Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller Deneme Desenine göre 3 tekrarlamak olarak düzenlenmiştir. Tahıl cinsleri (Arpa ve Buğday) ana parselleri oluştururken, 4 farklı otlatma düzeyi (0, 10, 15, 20 Koyun/da) alt parsel olarak ele alınmıştır. Araştırmada alt parsel büyüklüğü 200 m2 olarak düzenlenmiştir. Kardeşlenme döneminde arpa ve buğdayda Kontrol, 10, 15, 20 Koyun/da olmak üzere 7 gün sureyle otlatma yapılmış, otlatma sonrası iki yıllık ortalamalara göre arpadan 268.1 kg/da, buğdaydan ise 301.9 kg/da dane verimi elde edilmiştir. Artan otlatma baskısı düzeylerine paralel olarak kontrole göre heriki tahıl cinsinde de dane veriminde düşüşler saptanmıştır. Ancak buğday verimindeki azalış arpaya oranla daha belirgin ortaya çıkmıştır. İki tahıl cinsinin iki yıllık ortalama dane verimleri otlatma baskısı düzeylerine (0, 10, 15, 20 Koyun/da/gün) bağlı olarak sırasıyla 338.5 kg/da, 285.7 kg/da, 265.4 kg/d, 250.4 kg/da şeklinde gerçekleşmiştir. Dane verimini etkileyen karakterlerden başak uzunluğu, başak başına fertil başakçık sayısı ve hasat indeksi üzerinde otlatmanın olumsuz etkisi pek belirgin olmamakla beraber başakta dane ağırlığı, 1000 dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı ve topraküstü bitkisel kitle verimi gibi değerlerde düşüşlere neden olmuştur. Dane verimindeki otlatma etkisiyle ortaya çıkan düşüşler, arpada buğdaya göre daha az olsa da buğday, veriminin ve pazar değerinin daha yüksek olmasıyla otlatma için daha uygun gözükmektedir. Otlatma baskısı düzeylerinden 10 koyun/da/gün bu araştırma sonucuna göre kontrole en yakın dane ürünü sağlaması ile önerilebilirse de diğer seçenekler de otlatma hızında yapılabilecek düzenlemelerle veya ekonomik değerlendirmelere bağlı olarak tercih edilebilir. Bu şekildeki uygulamalarda kullanılmak üzere uygun çeşitlerin araştırılması veya geliştirilmesi amacıyla veya tohumluk miktarı ve/veya gübrelemede yapılacak değişikliklerle verim kaybının azaltılmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Kış mevsimiTahıllarTarla bitkileri+1
Esat Hasar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında bazı doğal bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında kullanılma olanakları üzerinde bir araştırma

Çukurova koşullarındaki bazı doğal bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında kullanılma olanakları ile ilgili olarak yapılan bu araştırma, 1995-1997 yıllan arasında doğal arazi koşullarında, %30 eğimli, eğim yönünde 7.0 m uzunluktaki ve 3.0 m genişlikteki parsellerde yürütülmüştür. Araştırmada, doğal bitki türlerinden Oryzopsis miliacea (L) Benth, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta (L) Stapf ve Putoria calabrica (L. fiil) De kullanılmıştır. Araştırma süresince 1858.75 mm yağış düşmüş ve toplam 92 adet yağışımı 57 adedi yüzey akışı ve toprak kaybına neden olmuştur. Bu yağışların 52'si Putoria calabrica, 49'u Medicago arborea, 47'si Hyparrhenia hirta, 41 'i Oryzopsis miliacea ve 3 8 'i Rosmarinus officinalis bitkisinin bulunduğu parsellerde yüzey akışı ve toprak kayıplarına yol açmıştır. Meydana gelen yağışlar sonucu, Oryzopsis miliacea, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta ve Putoria calabrica bitkisinin bulunduğu parsellerde sırasıyla 3529, 3013, 5319, 5481 ve 9175 kg/da toprak kaybı meydana gelmiştir. Benzer şekilde meydana gelen yüzey akış kayıpları da sırasıyla 127, 113, 189, 179 ve 372 mm olmuştur. Hiç bir bitkinin bulunmadığı, tamamen çıplak bırakılan tanık parselde ise 19418 kg/da toprak ve 488 mm yüzey akış kaybı meydana gelmiştir. Elde edilen bulgulara göre bütün bitki türlerinin erozyon kontrol çalışmalarında başarıyla kullanılabileceği; ancak, bunlar içerisinden özellikle Rosmarinus officinalis ve Oryzopsis miliacea 'mn bu konuda diğerlerine göre daha etkili olduğu; ayrıca, Hyparrhenia hirta ile Medicago arborea'nın. biri birine yakın etkinlik gösterdikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oryzopsis milacea, Rosmarinus officinalis, Medicago arborea, Hyparrhenia hirta, Putoria calabrica, Erozyon, Yüzey akışı, Toprak kaybı.

BiberiyeErozyonHyparrhenia hirta+5
İsmail Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

NOAA uydu verileri kullanarak Çukurova Bölgesinde bitki örtüsünün belirlenmesi

Bu çalışmada, Mayıs, Temmuz, Eylül ve Ekim 1997 yılı Çukurova Bölgesi NOAA- 14 AVHRR (Advanced High Resolution Radiometer) görünür ve yakın kızılötesi verileri kullanılmıştır. Bu verilerden NDVI (Normalized Difference Vegetation Index) değerleri PC uyumlu ERDAS paket programı kullanılarak hesaplanmış ve karşılaştırılmıştır. Bölgede, coğrafi ve mevsim koşulları göz önüne alınarak 6 tip genel örtü sınıfı saptanmıştır. 1997 yılına ait aylık görüntülerin NDVI değerleri işlenerek, bitki indeksi değerlerinin değişimi incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Bitki İndeksi, Uzaktan Algılama, NOAA-AVHRR Verisi, Görüntü İşleme, Sınıflandırma.

Bitki örtüsüGörüntü işlemeNOAA+2
Ozan Şenkal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında mürdümüğün (Lathrus sativus L.) değişik tahıl türleri ile karışım olarak yetiştirilmesi üzerinde araştırmalar

ÖZ YÜKSEK LİSANS TEZİ ÇUKUROVA KOŞULLARINDA MÜRDÜMÜĞÜN (Lathyrus sativus L.) DEĞİŞİK TAHIL TÜRLERİ İLE KARIŞIM OLARAK YETİŞTİRİLMESİ ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR KAĞAN KÖKTEN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARLA BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Veyis TANSI Yıl: 1998, Sayfa: 54 Jüri: Prof. Dr. Veyis TANSI Prof. Dr. Turan SAĞLAMTİMUR Prof. Dr. A. Emin ANLARSAL Çukurova koşullarında, mürdümüğün değişik buğdaygil türleri ile karışım halinde, kışlık ara ürün olarak, yeşil ot üretim amacıyla yetiştirilme olanaklarının belirlenmesi amacıyla yürütülen bu çalışma, 1997-98 yıllarında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında yürütülmüştür. Araştırma, bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve karışıma giren buğdaygil türleri ana parselleri, karışım oranlan ise alt parselleri oluşturmuştur. Deneme, buğdaygil materyali olarak arpa (Hordeum vulgare), yulaf (Avena sativa (L.)) ve triticale (K.Triticosecale (Wittmack.)) türleri, karışım oranları olarak %75 Tahıl + %25 Mürdümük, %50 Tahıl + %5Q Mürdümük ve %25 Tahıl + %75 Mürdümük olacak şekilde düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda, karışıma giren bitkilerin tek verimlerinin azaldığı, ancak toplam verimde artışlar olduğu bulunmuştur. Yeşil ot ve kuru ot verimi bakımından en yüksek değer 3160.38-1175.10 kg/da ile yulafın %75 oranında karışıma girdiği sistemlerden elde edilmiştir. Yulafın %25 oranında karışıma girmesiyle birim alandan elde edilen toplam ham protein verimi bakımından saf ekimlerden üstün değerler elde edilebileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Arpa, Triticale, Yulaf, Mürdümük, Karışım.

ArpaMürdümükYulaf+1
Kağan Kökten
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında hibrit cin mısırları (zea mays evarta sturt.)'nın yetiştirilme olanakları üzerine bir araştırma

Bu çalışma; tek melez cin mısın genotiplerinin verim ve diğer bazı özelliklerini belirlemek amacıyla 1997-98 vejetasyon döneminde Çukurova koşullarında yapılmıştır. Araştırmada bitki materyali olarak toplam 30 genotip kullanılmıştır. Deneme "Tesadüf Blokları Deneme Deseninde" 3 tekrarlaman olarak kurulmuştur. Ekim, sıra arası 70, sıra üzeri 20 cm olacak şekilde elle yapılmıştır. Denemede, bütün parsellere saf 6 kg/da P2O5 ve 20 kg/da N hesabıyla gübre verilmiştir. Fosforlu gübrenin tamamı ekimle birlikte, azotlu gübrenin ise % 50'si ekimle birlikte, % 50'si de bitkiler 40-50 cm'ye ulaştıktan zaman verilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen ortalama değerlere göre genotiplerin, tepe püskülü çıkarma süresi, 1. üründe 51.3-61. 7 gün, 2. üründe 45.0-51.7 gün; bitki boylan 1. üründe 143.5-183.2 cm, 2. üründe 149.5-192.5 cm; koçan boyu 1. üründe 13.3-16.8 cm; 2. üründe 13.1-16.1 cm; koçan çaplan 1. üründe 2.7-2.9 mm, 2. üründe 2.8-3.3 mm; koçanda tane sayısı 1. üründe 387-561 adet, 2. üründe 390 -541 adet; tek koçan verimleri 1. üründe 42.8-64.0, 2. üründe 64.0-107.7 g; bin tane ağırlıklan 1. üründe 104.2-135.8, 2. üründe 186.7- 208.3 g ; tane verimleri 1. üründe 96-587 kg/da, 2. üründe 386-638 kg/da arasında değişmiştir. Anahtar Kelimeler : Mısır, Cin Mısın, Tek Melez, Genotip

Cin mısırıMısırTarla bitkileri+1
Şükran Atay Doğrul
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesinde pamuk tarımında hasadın ekonomik analizi

öz YÜKSEK LİSANS ÇUKUROVA BOLGESI'NDE PAMUK TARIMINDA MAKİNELİ HASADIN EKONOMİK ANALİZİ Baran YAŞAR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI Danışman:Doç. Dr. M. Necat ÖREN Yıl:2003, Sayfa: 76 Jüri : Doç. Dr. M. Necat ÖREN : Doç. Dr. Haydar ŞENGÜL : Yrd. Doç. Dr. Sait M. SAY Bu çalışma ile, pamuk tarımında elle hasadın alternatifi durumunda olan hasat makinesi kullanımının ekonomik, sosyal ve kısmen de teknik açıdan analiz edilerek, ülkemiz koşullarında kullanım olanaklarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, işgücü sorununun en fazla yaşandığı, dolayısıyla başlıca üretici bölge olma özelliğini giderek kaybeden Çukurova Bölgesi araştırma alanı olarak seçilmiştir. Ancak, bölgede makineli hasadın analizine olanak sağlayacak ölçüde bir kullanımla karşılaşılmadığından, değerlendirmelerde Ceylanpınar Tarım İşletmesi ile kısmen Ege Bölgesine ait kayıtlar esas alınmıştır. Araştırma bulguları, ülkemizde de artık makineli hasada geçiş için gerekli koşulların oluştuğu, mevcut koşullarda bile hasat makinesi kullanımıyla hasat giderlerinde % 33,64 ile % 44,18 arasında, toplam giderlerde ise % 4,85 ile % 6,68 arasında bir maliyet tasarrufu sağlanabileceğini göstermektedir. Yeni nesil hasat makinelerinin kullanımı, uygun işletme yapılan ve çeşitlerin yaygınlaşmasıyla bu tasarruf daha da artacaktır. Ancak, olayın sosyal boyutu gözardı edilmemeli, makineli hasadın yaygınlaşmasıyla atıl hale gelecek işgücüne alternatif gelir olanakları yaratılmalıdır. Anahtar kelimeler. Pamuk hasat makinesi, pamuk hasat mekanizasyonu, pamuk toplama maliyeti, pamuk üretim maliyeti, Çukurova Bölgesi.

Ekonomik analizPamukPamuk hasat makinesi+2
Baran Yaşar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Etkili performans değerlendirme için gereken becerilerin tanımlanması, ölçülmesi ve geliştirilmesi üzerine Çukurova bölgesinde faaliyet gösteren sanayi işletmelerinde bir araştırma

Performans değerlendirme görüşmelerinde; yöneticilerin ön yargıları, kişilikleri, kullandıkları yöntemler gibi unsurlar çalışanların performanslarının gerçek değerinin belirlenmesini etkilemektedir. Performans değerlendirme, performans yönetimi sisteminin bir parçasıdır. Performans yönetimi sisteminin temel amacı, çalışanların şirket hedefleri doğrultusunda etkin bir şekilde çalışmalarını sağlamaktadır. Dolayısıyla, çalışanların şirket hedefleri doğrultusunda etkin bir şekilde çalışmasını sağlayacak araçların ve yaklaşımların geliştirilmesi ve kullanılması esastır. Bu çalışmada, yöneticilerin performans değerlendirme yetkinliklerinin ölçülmesi için Çukurova bölgesindeki kuruluşların yöneticilerinin anket yolu ile görüşlerine başvurulmuş ve elde edilen bulgular istatistiksel tekniklerin yardımıyla değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Performans değerlendirme, performans yönetimi, performans hedefleri, yönetici yetkinlikleri, performans geliştirme.

PerformansPerformans değerlendirmePerformans ölçümleri+4
Sibel Doğruluk
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesinde yaygın bazı sofralık ve yağlık zeytin çeşitlerinin fenolojik, pomolojik ve morfolojik özelliklerinin belirlenmesi

ÖZ ÇUKUROVA BÖLGESİNDE YAYGIN BAZI SOFRALIK VE YAĞLIK ZEYTİN ÇEŞİTLERİNİN MORFOLOJİK, FENOLOJİK VE POMOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ. MEHMET ULAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof.Dr. Ömer GEZEREL Yıl: 2001, Sayfa 94 Jüri : Prof.Dr. Ömer GEZEREL : Prof. Dr. Ali KÜDEN :Yard. Doç. Dr. Celil TOPLU Zeytin yetiştiriciliği için oldukça yüksek bir potansiyele sahip olan Çukurova bölgesinde yetiştirilen çeşitlerin büyük bir kısmını lokal çeşitler oluşturmaktadır. Çukurova bölgesi Türkiye zeytin yetiştiriciliği için çok önemli yere sahiptir. Çukurova bölgesinde yetiştiriciliği yapılan lokal ve bazı standart çeşitlerin ağaç, meyve, çiçeklenme, yaprak ve çekirdek özellilerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Elde edilen veriler değerlendirilip çizelgelerle sunulmuştur. Çalışmada, Çukurova bölgesi içerisinde, aynı ismi taşıyan farklı çeşitlerin veya aynı çeşidin farklı yörelerde farklı isimlerle çağırılan çeşitler olduğu belirlenmiştir. Örneğin: Küncülü (Kilis Yağlık), Yerli (Erkence) çeşitlerinin faildi çeşitler olmadığı saptanmıştır. Adana Topağı, San Ulak, Edremit Yağlık ve Gemlik çeşitleri Çukurova ekolojik koşullarında diğer çeşitlere göre daha üstün performans göstermişlerdir. Anahtar Kelimeler : Zeytin, Çeşit, Tanımlama, Pomoloji, Çukurova

Fenolojik özelliklerMorfolojik özelliklerPomoloji+2
Mehmet Ulaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesinde yetiştirilen atdişi melez mısır çeşitlerinde tane verimi ile bazı tarımsal özellikler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi

Denemede yer alan mısır çeşitlerinde belirlenen tane verimine ait ortalama değerler 1039-1321 kg/da arasında değişim göstermektedir. En düşük tane verimi saptanan çeşit ise, LG.60 (1039 kg/da) olarak bulunmuştur. En yüksek tane verimi saptanan çeşit P.3163 (1321 kg/da) olarak bulunmuştur. Tane verimi ile tepe püskülü çıkış süresi (0.798**), koçan püskülü çıkış süresi (0.631**), ilk koçan yüksekliği (0.630**), bitki boyu (0.539**), bitkide yaprak sayısı (0.615**), kök kuru madde ağırlığı (0.567**), koçan kalınlığı (0.602**), sırada tane sayısı (0.549**), koçanda tane sayısı (0.616**), bin tane ağırlığı (0.742**) ve koçanda tane ağırlığı (0.739**) arasında 0.01 düzeyinde olumlu ve önemli, yaprak açısı (-0.473*) 0.05 düzeyinde arasında olumsuz ve önemli ilişkiler saptanmıştır. Path analizi sonuçlarına göre; tane verimine doğrudan ve olumlu etki gösteren özellikler ve etki oranları sırasıyla, koçanda tane ağırlığı (% 32.1010), kök kuru madde ağırlığı (% 17.6805), sömek oranı (% 16.1383), sırada tane sayısı (% 10.5966), koçanda sıra sayısı (% 7.1383), bitki boyu (% 6.5991), koçan püskülü çıkış süresi (% 1.3294) olarak bulunmuştur. Tane verimini doğrudan ve olumsuz etkileyen özellikler ise sırasıyla; bitkide yaprak sayısı (% 28.4782), bin tane ağırlığı (% 20.7304), koçan uzunluğu (% 10.4683), koçanda tane sayısı (% 10.4154), sap kalınlığı (% 8.7759), hasat indeksi (% 6.6575), yaprak açısı (% 2.3269) ve ilk koçan yüksekliği (% 0.7962) olarak saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Mısır, Çeşit, Korelasyon Katsayısı, Path Katsayısı.

KorelasyonMısırTane verimi+2
Gönül Özgentürk
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarına uygun keten (Linum usitatissimum L.) çeşitleri ve ekim zamanlarının belirlenmesi üzerine araştırmalar

Çukurova koşullarında farklı ekim tarihlerinin 11 farklı keten çeşidinde önemli agronomik ve fizyolojik özelliklerine olan etkileri ve bunların verimle olan ilişkilerinin incelendiği bu çalışma; Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında 1997-1998 ve 1998-1999 yetiştirme yıllarında bölünmüş parseller deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak yapılmıştır. Çalışmada onbir adet keten çeşidi (Jüpiter, Mikael, Barbara, Oliver, Linetta, Linda, Atlante, Antares, Mc Gregor, Gold Merchant ve Blue Chip) kullanılmıştır. Ekim tarihleri 20 Ekim ve 20 Kasım olmak üzere 8 kg/da tohum kullanılarak sıra arası 14.5 cm sabit tutulmak kaydıyla ekim Hege 80 mibzeri ile ekilmiştir. Parsel boyu 5 m ve her parselde 8 sıra olacak şekilde ekim yapılmıştır. Araştırma sonucunda ; ekim zamanı, bitki boyu, dal sayısı, kapsül sayısı, kapsüldeki tohum sayısı, yağ oranı, biyolojik verim ve tohum verimi üzerine önemli olumlu etkide bulunmuştur, özellikle tohum verimi ve yağ oranı erken ekimlerde daha yüksek bulunmuştur. Geciken ekimlerde tohum veriminin ve yağ oranının azaldığı tespit edilmiştir. 1997-1998 yetiştirme sezonunda tohum verimi en yüksek olan çeşit Antares (122 kg/da) ve en düşük verimli çeşit olarak Mikael (88.5 kg/da) bulunmuştur. 1998-1999 yetiştirme sezonunda ise tohum verimi en yüksek çeşit Antares (128.66 kg/da) ve en düşüğüde Mikael (99 kg/da) çeşidi olarak bulunmuştur. Yağ oranı açısından 1997-1998 yetiştirme sezonunda en yüksek oran Antares çeşidinde (% 40.83) ve en düşük ise Linda ve Mc Gregor çeşidinde (% 35.16) bulunmuştur. 1998-1999 yıllarında ise en yüksek yağ oranı Antares çeşidinde (% 42.66) ve en düşük yağ oranı da Gold Merchant çeşidinde (% 35.66) bulunmuştur. En yüksek tohum ve yağ oranlarına erken ekim ile ulaşılmış ve geciken ekimlerde önemli verim kayıpları meydana gelmiştir. Çukurova koşullarında ekimin erken yapılması (Ekim Ayı'nın ikinci haftası ile Kasım Ayı'nın ilk haftaları) ve çeşit olarak da Antares çeşidinin uygun olduğu tespit edilmiştir. Geciken ekimlerde verimin ve yağ oranının düştüğü ve ketenin özellikle fide dönemlerinde don zararına karşı hassas olduğu dikkate alınarak geç ekimden sakınılmalıdır. Anahtar Kelimeler : Keten, keten tohumu, çeşit, ekim zamanı, tohum verimi, yağ ve yağ asitleri oranı. I

Ekim zamanıKetenTohum verimi+2
Mehmet Özüstün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesi koşullarında, farklı ekim zamanı ve potasyum uygulamalarının pamuğun (Gossypium hirsutum L.) verim ve lif kalite özelliklerine etkisi üzerine bir araştırma

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ ÇUKUROVA BÖLGESİ KOŞULLARINDA, FARKLI EKİM ZAMANI \T POTASYUM UYGULAMALARININ PAMUĞUN (Gossypium hirsutum L.) VERİM VE LİF KALİTE ÖZELLİKLERİNE ETKİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA CEMAL YÜCEL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARLA BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Yrd. Doç. Dr. Özgül GÖRMÜŞ Yıl: 2001, Sayfa: 87 Jüri: Yrd. Doç. Dr. Özgül GÖRMÜŞ Prof. Dr. Menşure Özgüven Doç. Dr. İbrahim Ortaş Çalışma, 2000 yılında Çukurova Bölgesi koşullarında farklı ekim zamanı (10, 17 ve 24 Mayıs) ve potasyum (0 ve 15 kg/da) uygulamalarının pamuğun (Gossypium hirsutum L.) verim ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Kütlü pamuk verimi 10 vel5 Mayıs ekimlerinde, 24 Mayıs ekimine oranla önemli düzeyde yüksek olmuştur. Potasyum uygulaması, kontrola oranla, kütlü pamuk veriminde % 6.5 oranında bir artış oluşturmuştur. Ekim zamanının gecikmesi ile birlikte ilk koza açımı için gerekli gün sayısında (erkencilik oranında) artış belirlenmiş, potasyum uygulamasının erkencilik üzerine herhangi bir etkisi olmamıştır. Ekim zamanlarının çırçır randımanında farklılık oluşturmadığı, potasyum uygulaması ile çırçır randımanında, lif veriminde artış olduğu saptanmıştır. En düşük çırçır randımanı 1 7 Mayıs ekiminde 0 kg potasyum uygulamasından elde edilmiştir. Ekim zamanı ve potasyum uygulamaları incelenen lif kalite özelliklerinde farklılık oluşturmamıştır. Anahtar kelimeler: Pamuk, ekim zamanı, potasyum gübrelemesi, verim, lif kalitesi.

Ekim zamanıPamukPotasyum+1
Cemal Yücel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova'da mısırkurdu ((Ostrinia nubilalis Hubner (Lepidoptera: Pyralidae))'nun Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae) ile parazitlenmesine bazı faktörlerin etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada mısırın ana zararlılarından Mısırkurdu, Ostrinia nubilalis Hübner (Lepidoptera: Pyralidae)'in yumurta parazüoidi Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae)'m laboratuvar koşullarında beş farklı sıcaklık (15, 20, 25, 30 ve 35 °C) ve iki farklı orantılı nem (% 60±5 ve % 80±5)'de toplam gelişme sureleri, dişi ve erkek ömür uzunlukları, yumurtaların kararma sureleri, parazitledikleri yumurta sayılan, çıkış oram, parazitlenen yumurtalardan çıkan birey sayılan, parazitli bir O. nubilalis yumurtasından çıkan birey sayısı ve eşey oranlan belirlenmiş ve parazitoidin ayrı ayrı her sıcaklıktaki yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. Ayrıca, yedi farklı mücadele ilaçlarının parazitoidin ölüm oranı, çıkış oram ve parazitleme oranına etkileri belirlenmiştir. Doğa koşullarında ise parazitoidin doğal parazitleme oram ile salma ve yağmurlama sulama sistemlerinde T. evanescens salındığında parazitoidin parazitleme oram, zararlı populasyonuna ve mısır verimine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen verilere göre, T. evanescens'in. sıcaklık ve neme bağlı olarak ergin öncesi toplam gelişme süresi 5.49-37.67, yumurtaların kararma süresi 2.01-12.65, dişi ve erkek ömrünün 1.40-12.60 ve 2.85-10.80 gün, parazitlediği yumurta sayılarının 8.05-38.60 adet, çıkış oranının % 59.76-98.74, parazitlenmiş yumurtalardan çıkan birey sayılan 6.05-93.05 ve bir yumurtadan çıkan birey sayısı 1.10-2.13 adet olarak saptanmıştır. Sıcaklık ve nem denemelerinden elde edilen verilerden hazırlanan yaşam çizelgelerine göre parazitoidin gelişebilmesi için en uygun sıcaklığın 30 °C olduğu saptanmıştır. Bazı tarım ilaçlarının parazitoidin pupa dönemine etkileri incelendiğinde, Bacillus thuringiensis, alpla- cypermethrin ve fenbutation oxide'in zehirli etkisinin olmadığı, cypermethrin'in az zehirli, cyfluthrin'in orta derecede zehirli, lambda+cyhalothrin ve azmphos-methyl'in zehirli olduğu; ergin dönemine ise B. thuringiensis ve fenbutation oxide'in zehirli etkisinin olmadığı, alpna-cypermethrin'in orta derecede zehirli, cyfluthrin, lambda+cyhalothrin, azinphos-methyl ve cypermethrin'in zehirli olduğu saptanmıştır. Doğa çalışmalarında ise, verim ile ilgili tüm parametreler dikkate alındığında, salma sulama uygulanan parsellerde T. evanescens'in parazitleme oranının yağmurlama sulamaya göre daha yüksek (% 81.04-84.31) olduğu ve parazitoid şalımında, salma sulamanın en uygun sulama sistemi olduğu saptanmıştır. Çukurova'da, 1998-2000 yıllarında doğal parazitleme oram ise sırasıyla % 3023, 46.79 ve 48.78 olarak belirlenmiştir. Anahtar kelimeler Trichogramma evanescens, Ostrinia nubilalis, sulama, abiyotik faktörler, pestisit

Mısır kurduOstrinia nubilalisParazitlenme+2
Sevcan Öztemiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova'da değişik ekim sıklıklarının iki farklı susam (Sesamum indicum L.) çeşitinde verim ve verimle ilgili bazı karakterlere etkisi üzerine bir araştırma

Çukurova koşullarında, değişik ekim sıklıklarının, iki farklı susam çeşitinin başlıca verim unsurlarına etkilerini incelemek amacı ile ele alınan bu çalışma; Çukurova üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanı' nda, 1990 yılı II. ürün yetiiştirme sezonunda yapılmıştır. Araştırma; faktöryel düzende, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı alarak oluşturulmuştur. Araştırımdan, incelenen özellikler yönünden saptanan sonuçlar aşağıda özetlenmiştir. 1- Bitki Boyu ; Bitki boyu, çeşitlerden ve ekim sıklıklarından önemli düzeyde etkilenmiş, ekim sıklıklıgı arttıkça bitki boyu artmıştır. En yüksek bitki boyu özberk-82 çeşitinden saptanmıştır. Bitki boyu ile protein oranı arasında önemli ve olumlu, bitki başına kapsül sayısı, kapsüldeki tohum sayısı, 1000 tohum ağırlığı, yag oranı, ham yag verimi ve tohum verimi arasında önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır. 2- Bitki Başına Dal Sayısı : Bitki başına dal sayısı, çeşitlerden ve ekim sıklıklarından önemli düzeyde etkilenmiş, ekim sıklığı azaldıkça bitki başına dal sayısı artmıştır. En yüksek dal sayısı özberk-82 çeşitinden saptanmıştır. Bitki başına dal sayısı ile bitki başına kapsül sayısı ve kapsüldeki tohum sayısı arasında önemli ve olumlu, yag oranı ve protein oranı arasında da önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca tohum verimi ile bu özellik arasında önemsiz de olsa olumlu bir ilişki saptanmıştır. 3- Bitki Başına Kapsül Sayısı : Bitki başına kapsül sayısı, çeşitlerden ve ekim sıklıklarından önemli düzeyde etkilenmiş, ekim sıklığı azaldıkça bitki başına kapsül sayısı artmıştır. En yüksek bitki basına kapsül sayısı özberk-82 çeşitinden saptanmıştır. Bitki başına kapsül sayısı ile tohum verimi, ham yag verimi, bitki başına dal sayısı, kapsüldeki tohum sayısı ve 1000 tohum ağırlığı arasında önemli ve olumlu, bitki boyu ve protein oranı arasında da önemli ve olumsuz bir ilişki saptanmıştır.-56- 9- Seed Yield: Seed yield was significantly effected by the cultivars and the plant density. Plant density decreased with increased seed yield. Muganli-57 gave the highest seed yield. Seed yield was positively and significantly correlated with number of capsule/plant, number of seed/ capsule, 1000 seed weight, oil content and oil yield. Seed yield was negatively and significantly correlated with Plant height and protein content.-55- 4- lumber of Seed/ Capsule: Number of seed/capsule wasn' t effected by the cultivars. It was significantly effected by the plant density. Plant density decreased with increased number of seed/capsule. Number of seed/capsule was positively and significantly correlated with seed yield, oil yield, number of capsule/plant, Sumber of branch/ plant and 1000 seed weight. Number of seed/capsule was negatively and significantly correlated with Plant height and protein content. 5- 1000 Seed Veight: 1000 seed weight was significantly effected by the cultivars and the plant density. Plant density decreased with increased 1000 seed weight. Muganli-57 gave the highest 1000 seed weight. 1000 seed weight was positively and significantly correlated with seed yield, oil yield, oil content, number of capsule/plant and number of seed/capsule. 1000 seed weight was negatively and significantly correlated with Plant height. 6- Oil Content: Oil content was significantly effected by the cultivars and the plant density. Plant density decreased with increased oil content. Xuganli-57 gave the highest oil content. Oil content was positively and significantly correlated with seed yield, oil yield and 1000 seed weight. Oil content was negatively and significantly correlated with Plant height and Number of branch/ plant. 7- Protein Content: Protein content wasn' t effected by the cultivars. It was significantly effected by plant density. Plant density increased with increased protein content. Protein content was positively and significantly correlated with Plant height. Protein content was negatively and significantly correlated with seed yield, Sumber of branch/plant, number of capsule/plant and number of seed/capsule. 8- Oil Yield: Oil yield was significantly effected by the cultivars and the plant density. Plant density decreased, with increased oil yield. Huganli-57 gave the highest oil yield. Oil yield was positively and significantly correlated with seed yield, number of capsule /pi ant, number of seed/capsule, 1000 seed weight and oil content. Oil yield was negatively and significantly correlated with Plant height.

Bitki boyuEkim sıklığıSesamum indicum+4
Nejmi Ergel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1992
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova koşullarında mısır (Zea mays L.)ve soya (Glycine max (L) Merrill)'nın birinci ve ikinci ürün olarak birlikte yetiştirilmesinin verim ve bazı tarımsal karakterlere etkisi üzerinde araştırmalar

ÖZET Adana'da mısır ve soyanın birinci ve ikinci ürün olarak değişik birlikte yetiştirme sistemlerinde tane verimine etkilerini saptamak amacı ile yapılan bu çalışma; 1990 ve 1991 yıllarında Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü uygulama arazisinde yürütülmüştür. Deneme; Kombine tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamak olarak kurulmuştur. Araştırmada uygulanan ekim sistemleri aşağıdadır. 1. Sal' mısır (70x20) 2. Saf soya (70x5.0) 3. 1M+ İS (20+2.5) 4. I M+ İS (20+5.0) 5. 1M+ İS (15+2.5) 6. 1M+1 S (15+5.0) 7. 1M+ IS (10+2.5) 8. 1M+1S (10+5.0) 9. 2M+2S (20+2.5) 10. 2M+2S (20+5.0) 11. 2M+2S (15+2.5) 12. 2M+2S (15+5.0) 13. 2M+2S (10+2.5) 14. 2M+2S (10+5.0) Birlikle yetiştirme sistemleri mısır ve soya yoğunluğuna bağlı olarak mısır bitkisinde verim artışına, soya bitkisinde verim azalmasına neden olmuştur. Birinci Ürün Mısır : Bitki boyu, bitki çapı ve ilk koçan yüksekliği birlikte yetiştirme sistemlerinde mısır sıklıklarından etkilenmemiştir. Tür içi rekabet nedeni ile koçan sayısı, koçan boyu, koçan çapı, koçan ağırlığı, bin tane ağırlığı, tane verimi ve ham134 protein veriminde mısır sıklıklarından etkilenmiş, bu etkileşimde artış görülmüştür. Artan mısır sıklığı ile olgunlaşma süresi uzamıştır. Mısır tane veriminden lM+lS(20+2.5) birlikte yetiştirme sistemlerinde %1 8.8 ile %35. 1 oranında artış gerçekleşmiştir. İkinci Ürün Mısır : Bitki çapı ve bin tane ağırlığı uygulamalarda mısır sıklıklarında etkileşimi olumsuz etkilenmiştir. Mısır bitkilerinin kendileri ile rekabeti sonucu diğer karakterleri mısır sıklıklarından olumlu şekilde etkilenmişlerdir. İkinci ürün mısır tane veriminin lM+lS(20+5.0) birlikte yetiştirme sisteminde artış oranı %0.53 ile %44.0 arasındadır. Birinci Ürün Soya : Dal sayısı, bakla sayısı, baklada tohum sayısı, tane verimi ve ham protein verimi tüm yetiştirme sistemlerinde soya ve mısır bitkisinin sıklığı ile gölgeleme etkisi saf yetiştirmeye göre olumsuz etkilenmişlerdir. Diğer tüm özelliklerde ise önemli artışlar gözlenmiştir. Mısır sıklığının artışı, gölgeleme ve olumsuz rekabeti artırmıştır. İkinci Ürün Soya : Bakla sayısı, baklada tohum sayısı, bitki başına tohum verimi, tane verimi ve ham protein verimi değerlerinin ekim sistemlerinde bitki sıklıklarından etkilenmediği, diğer karakterlerin ise ekim sistemlerini etkilediği saptanmıştır. Alan Eşdeğerlik Oranı : (LER) bakımından en yüksek değerin 1. ve 2. ürün olarak denemenin her iki yılında ve iki yıllık verilerde, tüm birlikle yetiştirilen sistemlerde yüksek bulunmuş olup, l.ürün 1990'da lM+lS(15+5.0) sisteminde 1.73, 1991'de 1.68, iki yıllık verilerde 1.66, 2. ürün 199()'da lM+LS(20+5.0) sisteminde 1.46, 1991'de 1M+1S ve 2M+2S( 15+2.5) sistemlerinde 1.30, iki yıllık verilerde lM+lS(20+5.0) sisteminde del.33 olarak saptanmıştır.

Birinci ürünEkim sıklığıMısır+5
Mustafa Okant
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesinde tarımsal mekanizasyon iş güvenliği sorunları üzerinde bir araştırma

42 SUMMARY Mechanization contributies a great deal to the quality and quantity of agricultural production and is growing rapidly as techonology develops. The techonolojical development, whose main objective has been to increase all sorth of production along with decreasing by phsical load share of the working human being, has also created health and safety problems, caused by unavoidable man-machine interactions. Organizantional health and safety was been the most important problem of our labour live as well as the problem of all developed and developing countries. In this study agricultural mechanization safety problems of the Çukurova Region have been investigated by questionaire considering equal distribution of establishment and also farms which have tractor or famı machinery. The primary objective of this study was to determine accident frequency rates use of tractor, combines, tillages, wagons, and other farm machinery. The second purpose of this study was to accumulate a body of quantitative data from which effective countermeasures can be formulated that will result in a reduction in farm accident losses and developing the some recommendation in order to reduce farm accidents. During the 20 months period in 1990-1992 years, investigated 655 farm accident in the Çukurova Region. This study findings summarized, included the following, 1. During the 20 months period between, 1990-1992 years 655 farm accidents involving 874 person investigated. In these accidents, 133 person died and 34 person had disabling injuries. 366 person of the remanining 707 person had severe injuries (broken, bones, cuts requiring treatments, sprained back etc.). On the other hand, 341 person had no injuries. 2. Accidents varied according to type of farms. 3. Accident rates tented to increase with the intensity of farming operation. 4. During the 20 mounths period, each farms had one or more accident. 5. Fifty-five percent of victims required hospitalization. 6. The highest accident frequency, by age group, was found to be amoung family members 15-24 age group and male employeses 25-44 age group. 7. Seventy percent of all accident occured during October, November, and December. 8. Thirty-seven percent of the accident to farm occured in the home, thirty-seven percent on the farm outside the home, and twenty-six percent while away from farm.43 9. Of all accident reported, 487 (74.3 percent) involved the tractors. Farm machinery was involved in about 26 percent of the farm accident. 10. Tractor operators had a very high accident frequency rate on public roads. 1 1. A higher tractor accident rate is experienced by young operator under 21 years of age and older operators over 64 years old. 12. Forty-two percent of the victim were killed when the tractor overturned. One-four these deaths occured when the tractor overturned sideways. About 61 percent of these killed were members of families of time farmers and 20 percent had full-time employement other farming. 13. 470 of all tractor accidents reported, involved tractor with no safety cabs. 14. Weather was a factor in twenty percent of the tractor accidents, mechanical failfure was a countributing factor is less than five percent of the cases. 15. Wagons had a very high accident frequency rate (sixty-three) amoung the farm machines. 16. Over sixty percent of wagon accident was done by family labour and farm employers.

Tarım makineleriTarımsal mekanizasyonÇukurova bölgesi+1
Hasan Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Saf ivesi ve değişik kan dereceli ost friz x ivesi melezi koyunların, Çukurova subtropik iklim koşullarındaki fizyolojik tepkileri ve performansları üzerine bir araştırma

Bu araştırma Saf İvesi ve değişik kan dereceli İvesi x Ostfriz melezi koyunların, Çukurova iklim koşullarındaki fizyolojik özellikleri ve performanslarını ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Araştırma materyali hayvan grupları, bölgenin iklim koşullarına adapte olmuş saf İvesi koyunu ile bunun Ostfriz'lerle melezleri olan F1 (%50 İvesi, %50 Ostfriz), F2 ( F1 x F1) ve G1 (%75 İvesi, %25 Ostfriz) koyunlarından oluşturulmuştur. Deneme boyunca, koyunların rektal sıcaklık, solunum sayısı ve nabız sayısı gibi fizyolojik parametreleri, sabah 07.00-08.00, öğle 11.00-12.00 ve öğleden sonra 14.00-15.00 saatleri arasında alınmıştır. Bunlara ek olarak döl verimi ve süt verimi ile ilgili, kuzu verimi, laktasyon süt verimi, laktasyon süresi gibi performanslar belirlenmiştir. Deneme sonunda elde edilen sonuçlar aşağıda verilmiştir. Denemeye alınan koyunların genetik yapısının, fizyolojik özellikler üzerinde önemli farklılıklara neden olduğu ortaya konulmuştur. Yaş faktörlerine göre düzeltilmiş nabız sayısı, solunum sayısı ve rektal sıcaklık bakımından deneme grupları arasındaki farklılık p<0.01 ve p<0.05'te önemli olarak bulunmuştur. Aynı parametreler yönünden haftalar ve saatler arası farklılık önemli düzeyde bulunmuştur (p<0.01 ve p<0.05). Ayrıca hafta x saat interaksiyonu da P<0.01'de önemli olarak saptanmıştır. Fizyolojik özellikler bakımından elde edilen düzeltilmiş ortalamalar ise İvesi, G1, F1 ve F2 koyun grupları için sırası ile rektal sıcaklık (°C) bakımından, 38.8±.0.19, 39.1+0.32, 39.3±0.28, 39.1±0.35 ; solunum sayısı (adet/dak.) bakımından 55.2+23, 57.6±23, 61.0±13, 58.9+20, nabız sayısı (adet/dak.) bakımından ise 56.5+11, 63.5+15, 63.5+15, 69.5+10 olarak bulunmuştur. Ölçümlerin yapıldığı 7.00-8.00, 11.00-12.00 ve 14.00-15.00 saatlerindeki fizyolojik özellikler bakımından, grupların düzeltilmiş ortalamaları sırası ile, rektal sıcaklık için 39.0+0.39, 39.2+0.38, 39.1+0.36, solunum sayısı için 55.6+17, 65.2+22, 69.0+20 ve nabız sayısı için 73.0+12, 74.0+10, 70+10 olarak3 3 saptanmıştır. Denemeye alınan koyunlarının süt veriminin belirlenmesi için, yaş faktörü elemine edilerek düzeltilmiş, laktasyon süt verimi ve laktasyon süreleri hesaplanmıştır. Elde edilen düzeltilmiş ortalamalar aşağıda verilmiştir. Laktasyon süt verimi İvesi, F1, F2 ve G1 için sırası ile; 134±24, 157±5, 136+2, 148+28 olarak saptanmıştır. Laktasyon süresi de aynı şekilde düzeltilmiş ve İvesi, F1, F2 ve Gl'ler için sırası ile, 163±23, 152+22, 137+16, 174+9 olarak bulunmuştur. Grupların döl verim özelliklerine bakıldığında G1 grubunun kuzu veriminin yüksek olduğunu, bunların kuzularının doğum ağırlığının düşük olduğunu ancak sütten kesim ağırlıklarının diğer gruplara eşit hatta daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Deneme sonuçlarından, İvesi grubu koyunların bölge koşullarına en iyi adapte olmuş genotip olduğunu söyleyebiliriz. Bunların melezleri içinde GVlerin bölgeye adaptasyonunun yüksek, buna bağlı olarak performanslarınında denemeye alınan tüm gruplardan daha iyi olduğu söylenebilir.

KoyunlarMelezPerformans+3
Nazan Koluman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında yüksek verimli uç hexaploid triticale hattında farklı tohum iriliklerinin tarımsal ve morfolojik karakterlere rtkisi üzerinde bir araştırma

IV ÖZ Çukurova'nın taban koşullarında, üç triticale hattında farklı tohum iriliklerinin verim ve verim unsurlarına etkisinin incelendiği bu çalışmada, incelenen özelliklerin hatlardan ve iriliklerden önemli derecede farklı etkilendiği görülmüştür. İncelenen hatlar arasında Çukurova koşullarına en uygun triticale hattının Drira OAP 6 olduğu saptanmıştır. Tane iriliğinin azalışına paralel olarak verim ve verim unsurlarında önemli düşüşlerin meydana gelmesi nedeniyle tohumluk olarak kullanılacak tanelerin en azından 2.2 mm'den büyük olması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Agronomik özelliklerMorfolojiTarla bitkileri+3
Okan Şener
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Flue-cured tipi tütün (Nicatiana tabacum L.) çeşitlerinin Çukurova koşullarına uyum yetenekleri üzerine araştırma

65 ÖZET Bu çalışma ; G-İİ. Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Alanında 1991 yxlxn da tesadüf blokları, deneme desenine göre üç tekrar! amali, olarak kurulmuş ve yürütülmüştür.. Araştırmada Flue-cured tipi tütün çeşitlerinden Delgold, G80 ve (328 ''in Çukurova bölgesi toprak ve iklim koşullarına uyumu ile verimi ve verim unsurlara. araştırılmıştır. Denemede incelenen özellikler aşağıda özetlenmiştir. 1. Bitki Boyu : Denemede kullanılan tütün çeşitlerin bitki boyları 202.83 -167,50 cm arasında değişmiştir. En yüksek bitki boyu Delgold çeşitinde, en düşük bitki boyu ise G28 çeşidinde saptanmıştır. Bitki, boyu ile toplanı kuru yaprak verimi, yaprak uzunluğu ve yaprak genişliği arasında önemli ve olumlu bir ilişki saptanmıştır. 2. Bitki Başına Yaprak Sayısı : Bitki başına ortalama en yüksek yaprak sayışı Delgold (27.10 adet / bitki ) çeşidinde, en düşük yaprak sayısı ise (26.50 adet/bitki) G28 çeşidinde tesbit edilmiştir. Bitki başına yaprak sayısı ile çiçeklerime gün sayısı arasında önemli ve olumlu ilişki saptanmıştır. 3. Ellere Göre Yaprak Uzunluğu : Delgold çeşitinde en yüksek yaprak uzunluğu 63.73 cm ile 2. elden, en düşük yaprak uzunluğu 48"1B cm ile 6,. elden elde edilmiştir. G80 çetinde en yüksek yaprak uzunluğu G0" 91 cm ile 2. elden, en66 düşük yaprak uzunluğu 48.89 cm ile 6. elden elde edilmiştir. G28 çeşitinde ise, en yüksek yaprak uzunluğu 55. 6 3 cin ile 2. elden, en düşük yaprak uzunluğu ise 47.71 cm ile 6. elden elde edilmiştir. Yaprak uzunluğu ile toplam kuru yaprak verimi, bitki boyu, yaprak genişliği ve yaprak alanı, arasında önemli ve olumlu ilişki saptanmıştır. 4. Ellere Göre Yaprak Genişliği : Delgold çeşitinde en yüksek yaprak genişliği 32.01 cm ile 2. elden, en düşük yaprak genişliği 21. 69 cm ile 6. elden elde edilmiştir. G80 çetinde en yüksek yaprak genişliği 29.99 cin ile 2. elden, en düşük yaprak genişliği 21.32 cm ile 6. elden elde? edilmiştir. G28 çeşitinde ise, en yüksek yaprak genişliği 28.83 cm ile 2. elden, en düşük yaprak genişliği 22.10 cm ile 6. elden elde edilmiştir. Yaprak genişliği ile bitki boyu, toplam kuru, yaprak alanı, ve yaprak uzunluğu arasında önemli ve olumlu korelasyan bulunmuştur. 5. Ellere Göre Yaprak Alanı : Delgold çeşitlinde en yüksek yaprak alanı 1162.61 crn2 ile 2. elden, en düşük yaprak alanı 595.66 crn8 ile 6. elden elde? saptanmıştır. G80 çetinde en yüksek yarn-eık alanı 1150.63 cm8 ile 2.. elde, en düşük yaprak alanı 570.67 crn8 ile 6. elden elde saptanmıştır. G28 çeşitinde ise, en yüksek yaprak alanı 1010.05 crn2 ile 2. elde, en düşük yaprak alanı 650.50 crn8 ile 6. elden saptanmıştır. Yaprak cilanı ile bitki boyu, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği yaprak genişliği ve toplam kuru yaprak verimi arasında önemli ve olumlu İlişki saptanmıştır. 6. îlk Çiçeklenme Zamanı : İlk çiçeklerime zamanı yönünden Delgold (59.00 gün) en uzun sürede çiçeklenirken, G28 (58.33 gün) çeşidi en kısa sürede çiçeklenıniştir. İlk67 çiçeklerime zamanı, ile bitki başına yaprak sayısı arasında önemli ve olumlu korelasyon bulunmuştur. 7. Vejetasyon Süresi : En uzun Vejetasyon süresi bakımından GÖO (121.67 gün) çeşidi olurken, en kısa vejetasyon süresi Delgold (120.33 gün) çeşidinde saptanmıştır. 8. Ellere Göre Yaş Yaprak Verimi : Delgold çeşit in de en yüksek yaş yaprak verimi 680.. 83 kg/ da ile 2. elde, en düşük yaş yaprak verimi ise "1.18.. 77 kg/da ile 6. elde saptanmıştır.. G80 çeşitinde en yüksek yaş yaprak verimi 670. G 7 kg/da ile 2. elde, en düşük yaş yaprak verimi ise 117.50 kg/ d a ile 6. elde saptanmıştır. G28 çeşitinde en yüksek yaş yaprak verimi 580.. 83 kg/da ile 2. elde, en düşük yaş yaprak verimi ise 174.17 kg/da ile 6. elde saptanmıştır. Yaş yaprak verimi ile bitki boyu, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği, yaprak alanı, toplam yaş ve toplam kuru yaprak verimi arasında önemli ve olumlu korelasyon saptanmıştır. 9. Toplam Yaş Yaprak Verimi : Toplam yaş yaprak verimi en yüksek Delgold (2831.67 kg/da) çeşitinden elde edilirken en düşük toplam yaş yaprak verimi G28 (2617.33 k g / d a ) çeşisinden elde edilmiştir.Toplam yaş yaprak verimi ile yaprak uzunluğu, yaprak genişliği, bitki boyu ve toplam kuru yaprak verimi arasında önemli ve olumlu ilişki saptanmıştır. 10. Ellere Göre Kuru Yaprak Verimi : Delgold çeşitinde en yüksek kuru yaprak verimi 102.12 kg/da ile 2. elde, en düşük kuru yaprak verimi, ise 18.00 kg/da ile 6*.. elde saptanmıştır. G80 çeşitinde en yüksek kuru yaprak68 verimi 100.58 kg/da ile 2. elde, en düşük kuru yaprak verimi ise 17.62 kg/da ile 6. elde saptanmıştır. G28 çeşitinde en yüksek kuru yaprak verimi 87.12 kg/da ile 2. elde, en düşük kuru yaprak verimi ise 24.75 kg/da ile 8. elde saptanmıştır. Kuru yaprak verimi ile bitki boyu, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği, yaprak alanı, toplam yaş ve toplam kuru yaprak verimi arasında önemli ve olumlu korelasyon saptanmıştır. 11. Toplam Kuru Yaprak verimi : Çeşitlerin toplam kuru yaprak verimleri 424.75 kg/ da ile 392.60 kg/ da çırasında değişmiştir. En yüksek verim Delgold çeşidinde, en düşük verim ise G28 çeşidinde saptanmıştır. Toplam kuru yaprak verimi ile yaprak uzunluğu, yaprak genişliği, bitki boyu ve? toplam yaş yaprak verimi arasında önemli ve olumlu ilişki bulunmuştur. 12. Toplam Azot Oranı : Azot oranı en yüksek G80 (%2.47) çeşidinde, en düşük Delgold (%2" 02) çeşidinde saptanmıştır.Azot oranı ile protein oranı arasında önemli ve olumlu ilişki bulunmuştur. 13. Toplam Protein Oranı : Çeşitlerin protein oranları %15.44 %12.82 arasında değişmiştir.. En yüksek protein oranı G80 çeşidinde saptanırken, en düşük protein ora n ı D e 1 g o 1 d ç e ş i d inde bu 1 u n muştur. 14. Kül Oranı : En yüksek kül oranı G28 (% 19.00) çeşidinde, en düşük kül oranı ise Delgold (% 16.83) çeşidinde bulunmuştur. Kül oranı ile bitki boyu arasında önemli ve olumsuz korelasyon saptanmıştır. 15. Petrol Eteri Ekstraktı : Petrol eteri ekstratı yönünden çeşitlere ait ortalamalar % 9. 00--ÎK8. 67 arasında değişim göstermiştir. En yüksek petrol eteri ekstraktı Delgold çeşitinde, en düşük G80 çeşitinde saptanmıştır.

Tarla bitkileriTütünÇukurova bölgesi
Doğan Sevgi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00

Related subjects