Thought

59 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine tarihsel sosyolojik bir değerlendirme

Bu çalışmada, Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine ortaya atılan farklı görüşlerin sistemli bir biçimde analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde döneminde kendi çağdaşlarını etkileyebilmiş özgün çalışmalar incelenerek tartışmaya ışık tutulması hedeflenmektedir. Bu çalışma, betimsel bir araştırma türü olup çalışmada doküman/belge tarama tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda çalışma Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı üzerine geliştirilen tahlillerin dönemsel sınırlılıklarını göz önünde bulundurarak Osmanlı İmparatorluğu'nun devlet ve toplum yapısını tarihsel sosyolojik bir çerçevede değerlendirmiştir. Bu çalışmada, öncelikle Osmanlı toplum yapısını anlamak için tarihsel sosyolojik bir bakış açısının nasıl olması gerektiği üzerinden bir tartışma yürütülmüş ve sonrasında bu bakış açısından hareket ederek Osmanlı Devleti'nin kuruluş süreci, devlet yapısı ve üretim biçimi farklı düşünürlerin düşünceleri etrafında değerlendirilmiştir. Bu nedenle bu araştırmada Osmanlı Devleti'nin toplum yapısını açıklamak için kullanılan feodalizm, doğu despotizmi ve Asya tipi üretim tarzı (ATÜT) kavramları karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda çalışmada, alanyazındaki önde gelen tarihçi, sosyolog, iktisatçı ve siyaset bilimcilerin Osmanlı devlet ve toplum yapısı hakkında olan değerlendirmeleri karşılaştırmalı bir biçimde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Asya Tipi Üretim Tarzı, Doğu Despotizmi, Feodalizm, Osmanlı Toplum Yapısı, Tarihsel Sosyoloji

DüşünceDüşünce tarihiDüşünce yapısı+7
Berat Dağ
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kitâbu'l- Hurûf'dan hareketle Fârâbî'de dil düşünce ve mantık ilişkisi

Bu çalışmada Fârâbî'nin Kitabu'l-Huruf adlı eseri baz alınarak; dil, düşünce ve mantık konuları ve bunların birbirleriyle olan ilişkisi incelenmektedir. Bu çalışma giriş bölümü, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. İlk bölümde İslam Felsefesinin kurucu metni olarak Fârâbî'nin İlimlerin Sayımı adlı eserin tahlili yapılmıştır. İkinci bölümde Fârâbî'nin Hayatı, Eserleri, İlmi Kişiliği ve İlimleri Tasniflemesi hakkında bilgi verilmiş-tir. Üçüncü bölümde ise Fârâbî'de Dil, Düşünce ve Mantık İlişkisi alt başlıklar halinde; Kavramsal Temellendirme, Fârâbî'de Dil Kavramı, Fârâbî'de Akıl ve Düşünce Kavramı, Fârâbî'de Mantık Kavramı, Mantık İlminin Tarihi, Mantık – Gramer İlişkisi, Fârâbî'nin Felsefe Kurgusunda Dil, Düşünce ve Mantık İlişkisi,Fârâbî'de Dil ve Gelişimi, Fârâbî'de Düşünce ve Gelişimi ve son olarak Fârâbî'de Mantık ve Felsefe İrtibatının Kurgulanışı98 şeklinde incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise bireyin akıl ve ruh sağlığının korunması ve gelişmesi bağlamında, dil, düşünce mantık ilimlerinin ifade ettikleri 1anlama dikkat çe-kilmiştir.

DilDil gelişimiDüşünce+4
Betül Küçük
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel bir meta olarak müzik: 90'lar sonrası pop müzik örneği

Bu metin sosyal bilimlerde yer alan müzik'in neliğine ilişkin bir ihtilaftan doğar. Dolayısıyla bu tez öncelikle müzik hakkında, ve daha sonra müziğin modern toplumdaki konumu hakkında bir tezdir. Bunun için öncelikle bu müzik anlayışını doğuran düşünceyi ele alır. Düşüncenin dönüşümünün istikametini tespite çalışır. Ve aynı şekilde bu dönüşümün müziği nasıl dönüştürdüğünü tespit etmeye çalışır. Bunun için ilk olarak, müzik sosyolojisinin kurucu düşünürlerinin —Weber, Adorno, Simmel— görüşlerini ele alır. Bütün bu görüşlerden hareketle bu tez müziğin çağdaş konumunun bir "meta" düzeyine indirgendiğini ileri sürer. Bu doğrultuda tarihe yönelir ve farklı zamanlarda ve farklı kültürlerde müzik anlayışlarını ele alır. Bunda popüler kültürün etkilerini araştırır. Bu minvalde temel bir sorgulamayı geliştirir: Müzik'in popüler versiyonu, müziğin estetik değerini ne yönde etkilemiştir? Anahtar Kelimeler: Müzik, düşünce, metalaşma, popüler, estetik

DüşünceEstetikKültür+6
Esra Kuçlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Women's and men's views and knowledge on male participation in reproductive health in iraq

Reproductive health for women is essential to mothers, babies, families, and the community as a whole. The study was planned in a descriptive cross-sectional design to describe and compare women's and men's views on male participation in reproductive health in Iraq. The study was conducted in Iraq in a women's ward on the third floor of a private nursing home hospital. The women of the sample were in the consulting clinic in Baghdad teaching hospital / Medical City in Baghdad between 1 February 2022 and 10 July 2022. Samples for this study were collected through individual interviews. The sample sizes consisted of 100 Iraqi married men and 100 women. Data analysis in this study was conducted by using SPSS version (22.0). The study used frequency, percentage, t-tests, and Chi-square to investigate the comparative study. This study concluded that the female participants had more knowledge and information about the justifications for abortion and family planning (FP) methods than the males. Most participating men know 73% but do not participate in reproductive health 60%. In this work, the violence in Iraq was also studied, and it was found that it is high. 47% of females strongly agree that violence against women is high in Iraqi society, and 37% of males agree that violence against women is high. Moreover, the most common type of violence in Iraq is verbal (65%), followed by physical violence (55%), as investigated in the views of the study. However, there is no significant difference between the reproductive health issue and the mean score of females and males (t=1.011, p=0.313). The study concluded that most of the participating men have the knowledge, but they do not participate in reproductive health, and the study also concluded that violence is high in Iraqi society, and the females and males agreed that determining the number of children in the family is the responsibility of both sexes and that the role and patterns of the family for both sexes similar. The study concluded that men are often able to use family planning methods, and participants stressed the need to take measures to protect against STDs. It is recommended to spread awareness about reproductive rights and reproductive health for males and females and to increase male participation in reproductive health in Iraq.

Level of knowledgeThoughtMen+5
Muna Abdulwahıd Omar Al-gburı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde doğum sonu dönemdeki kadınların telesağlık ile ilgili görüş ve beklentileri

Bu araştırma, pandemi döneminde doğum sonu dönemde olan kadınların telesağlık ile ilgili görüş ve beklentilerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Çalışma verileri güç analizi ile belirlenen sayı baz alınarak Yozgat Şehir Hastanesi'nde doğum yapmış 108 kadından toplanmıştır. Verilerin toplanmasında, ''Tanıtıcı Özellikler Soru Formu'', ''Telesağlık Uygulamaları ile İlgili Görüşlerin Belirlenmesine Yönelik Soru Formu'' ve ''Kadınların Telesağlık Uygulamaları ile İlgili Beklentilerinin Belirlenmesine Yönelik Soru'' kullanılmıştır. Veri toplama aşaması iki temasta gerçekleşmiştir. Birinci temas 11.05.2021 ve 30.06.2021 tarihleri arasında Yozgat Şehir Hastanesi'nde gerçekleşmiştir. Bu temasta sadece kadınlara çalışma hakkında bilgi verilerek çalışmaya katılmayı kabul ettiklerine dair onam ve iletişim bilgileri alınmıştır. İkinci temas 27.06.2021 ve 13.08.2021 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. İkinci temasta doğum sonu 42 günü doldurmuş kadınlar telefon ile aranarak veriler toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ki kare ve Fisher's Exact testine bakılmıştır. Kadınların sadece %7.4'ü sağlık hizmetlerinin telefon ve benzeri araçlar ile gerçekleştirilemeyeceğini ifade etmiştir. Kadınların %95.4'ü telesağlık uygulamasının kullanılmasının faydalı olacağını, %94.4'ü uygulamalarının kolaylık sağlayacağını ve %28.7'si engel oluşturacağını düşündüğü belirlenmiştir. Kadınların %10.2'si telesağlık uygulamalarını kullanmak istemeyeceğini ifade etmiştir. Çalışma sonucunda kadınların telesağlık uygulamasında en çok meme ile ilişkili problemlerin çözümü(%49.1), en az ise oranla aktivite planlaması ve eş ile değişen rollerde oluşan çatışmalarda danışmanlık(%15.7) konularında hizmet beklentileri olduğu bulunmuştur. Yenidoğan ile ilgili olarak en çok gaz sancısının giderilmesi(%71.3), en az bebekte uykusuzluk, besin alerjisi, göbek bağı, kilo kontrolü ve protein alerjisi(%0.9) konularında telesağlık hizmeti alma beklentileri olduğu belirlenmiştir. Doğum sonu döneme ilişkin bakım beklentilerini karşılayabilecek bir telesağlık hizmetinin sunulması durumunda pandemi vb. afet dönemlerinde kadınlar tarafından kullanımının mümkün olacağı sonucuna varılmıştır. Aynı çalışmanın daha büyük örneklemlerde ve olağanüstü durumlar dışında tekrarlanması önerilmektedir.

COVID 19DoğumDüşünce+3
Fatma Aksu
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların doğum sırasındaki mahremiyet ile ilgili deneyim, görüş ve önerileri

Bu araştırma, kadınların doğum sırasındaki mahremiyet ile ilgili deneyim, görüş ve önerilerini belirlenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı olarak Aralık 2018 ve Aralık 2019 tarihleri arasında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin Obstetri Servisi'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya gelişi güzel örnekleme yöntemi (convenience sampling) ile 300 kadın alınmıştır (n=300). Araştırma verileri Tanıtıcı Bilgi Formu ve Deneyim, Görüş ve Öneri Belirleme Formu ile toplanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde ve ortalama) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 27,10±5,9'dur. Çalışmadaki kadınların %56,7'si İlkokul ve ortaokul mezunu ve %82,7'sinin ev hanımı olduğu, %20,7'sinin sağlık güvencesinin bulunmadığı belirlenmiştir. Araştırmadaki kadınların %58'sinin 2-3 gebe kaldığı ve %45,3'nün normal doğum yaptığı tespit edilmiştir. Kadınların, %76,7'sinin doğum salonunda yanlarında yakının bulunması ve %53,3'nün doğum eylemi süresince bağırma ya da istemsiz ses çıkarma ile ilgili deneyim yaşadığı belirlenmiştir. Doğum eylemi süresince kadınların %91,6'sının doğum salonunda mahremiyetin korunması, tamamının doğum salonunda fiziki ortam konusunda, %97,3'nün muayene sonuçlarının yüksek sesle paylaşılması ve %94,7'sinin doğum eyleminde bazı fiziksel durumlara ilişkin mahremiyet ile ilgili görüşlerinin olduğu saptanmıştır. Kadınların %47,3'ünün doğum salonunda fiziki ortam konusunda ve %25'inin doğum eylemi süresince ortamda bulunan kişilere ilişkin önerilerinin olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, kadınların doğum eylemi süresince genellikle mahremiyet kaybı yaşamadıkları, ancak mahremiyete ilişkin çok sayıda görüş ve öneri bildirdikleri sonuçları elde edilmiştir. Ebelerin hizmet sunumunda hasta mahremiyetine dikkat etmeleri, empatik yaklaşımda bulunmaları, mahremiyet hakkının insan hakkı olduğunu kabul ederek etik davranmaları ile kadın sağlığının geliştirilmesine ve kadınların pozitif doğum deneyimi yaşamalarına katkı sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Bakım, deneyim, doğum, ebelik, görüş, mahremiyet.

DeneyimDoğumDüşünce+4
Hilal Bal Şaraldı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelikte emzirmenin sürdürülmesine ilişkin annelerin düşünce ve davranışları

Dünyada ve ülkemizde, emzirirken gebe kalmanın sütten kesmede önemli bir rolü bulunmaktadır. Bu araştırma, emzirirken gebe kalan kadının emzirmeyi sürdürmesine yönelik annelerin düşünce ve davranışlarını belirlemek amacıyla soru formu kullanılarak, İstanbul'da devlete ait bir doğum hastanesinde dâhil etme kriterlerine uygun 358 anne ile yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve ki kare testi kullanılmıştır. Annelerin %74,6'sı, emzirirken gebe kalan bir kadının emzirdiği çocuğunu sütten kesmesi gerektiği düşüncesine sahipti. Ayrıca annelerden %82,6'sında da, gebelikte emzirmenin anne, fetüs veya çocuktan herhangi birine mutlaka zararı olacağı inancı bulunmaktaydı. Annelerden %21,4'ünün, gebelik olması/gebelik isteme/ gebe kaldığı düşüncesi ile bir önceki çocuğunu sütten kestiği saptanmıştır. Birden fazla gebelik öyküsü olan annelerden %32'si, şimdiki ya da önceki gebeliklerinden birinde emzirirken gebe kalma deneyimi yaşamıştır. Bu annelerin %51,1'inin de gebeliğini öğrendiğinde, bir süre daha bebeğini emzirmeye devam etme davranışı gösterdiği saptanmıştır. Annelerin; gebelikte emzirmeyi sürdürmeye yönelik düşünce ve davranışlarının olumsuz olduğu ve gebelikte emzirmenin anne, fetüs, çocuğun sağlığına etkisine yönelik endişeleri sonucunda, çocuğun sütten kesilmesi gerektiği inancının olduğu belirlenmiştir. Sağlık personelleri; topluma ve aileye eğitim vermeli, emzirirken gebe kalan kadının, fetüsün ve çocuğun sağlık takibini sağlamalı ve yeni araştırmalar yapmalıdır. Anahtar kelimeler: Anne sağlığı; çocuk sağlığı; emzirme; gebelik; tandem emzirme.

Ana-çocuk sağlığıAnnelerDüşünce+2
Pınar Doğancı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana'da aşı reddi nedenleri ve aşılarla ilgili görüşler

Amaç: Aşılar uzun geçmişine ve günümüzde etkinliği, faydaları ve güvenliği üzerine pek çok şey söylenmesine rağmen özellikle de yakın zamanda artan bir tartışmanın odağı olmuştur. Önemli bir halk sağlığı sorunu olarak görülen ve üzerinde tartışmaların sürdüğü bu konu yapılacak yeni çalışmalarla daha iyi anlaşılmaya çalışılmalıdır. Bu çalışmayla dünya genelinde ve ülkemizde giderek artan aşı reddinin sebeplerini daha iyi anlayabilmek, aşılarla ilgili sahip olunan düşünceleri değerlendirebilmek ve sonuçta edinilen bilgilerle bu alanda atılacak adımlara ışık tutabilmek amaçlanmıştır. Yöntem: Adana il merkezinde 2017-2018 yıllarında çocukları için aşı reddinde bulunduğu belirlenen ebeveynler ve kontrol grubu olarak da yine Adana il merkezinde çocuğuna aşı yaptıran ebeveynlerden seçilen örneklem grubu çalışmamızın evrenini oluşturmaktadır. Aşı reddi grubunda 61 ebeveyn, kontrol grubunda 148 ebeveyn yer almaktadır. Her iki gruba bazı ortak soruların da yer aldığı, sosyodemografik verilerin ve aşılarla ilgili düşüncelerin sorgulandığı anket formları uygulandı. Bulgular: Katılımcıların %84,7'sini anneler oluşturmaktadır. Aşı reddinde bulunulan çocukların %80,3'ü daha önce aşı olmuştur. Ebeveynler açısından aşı reddinin en sık sebebi aşılara güven duymamaları/yan etkileri hakkında endişe sahibi olmaları (% 89,9) olarak belirlendi. Kontrol grubundaki ebeveynlerin %27,4'ü aşılarla ilgili medyada çıkan olumsuz haberin düşüncesini etkileyebileceğini belirtmektedir. Sonuç: Aşı reddi tek bir sebebe bağlı olmayıp aksine birçok faktörden etkilenen kompleks bir durumdur. Ülkemizde aşılarla ilgili tereddütlerin giderilmesi sadece aşı reddinde bulunan aileler için değil aynı zamanda aşı tereddüdü olan diğer tüm bireyler için de önemlidir.

AdanaAşı reddiAşılama+2
Muhammet Hasar
Çukurova University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek işlevli otizmli bireylerin düşünce içeriğini incelemek

Bu çalışma ile yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu (YİOSB) tanısı almış olan bireylerin düşünce içeriklerini değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan çalışma, nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseni bağlamında yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu yüksek işlevli otizm tanışı almış 26 bireyden oluşmaktadır. Araştırma verileri Sosyo-demografik Bilgi Formu ve Beier Cümle Tamamlama Testi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi için betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmada, betimsel ve içerik analizlerinde yüksek işlevli otizmli bireylerin cümle tamamlama testine verdikleri cevaplar kodlar halinde uygulayıcı tarafından kategori haline getirilmiştir. Tamamlanan cümlelerden 26 bireyin en çok doldurduğu cümlelerin frekansı belirlenmiştir. En çok tamamlanan sekiz cümle tema olarak seçilmiştir. Bu temalar otizmli bireylerin verdiği cevaplara göre araştırmamıza uygun kodlara ayrılmıştır. Bu cümlelerden duygu ve düşünce kodları bizim çalışmamızı anlamlı kılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ve olası çözümler literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Yüksek İşlevli Otizm, Zihin Kuramı.

DüşünceOtistik bozukluklarZihin kuramı+3
Hülya Akkaya Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dermatologların ve diğer hekimlerin dermatoloji hakkındaki görüş ve düşünceleri

Bu araştırmanın amacı dermatologların ve diğer hekimlerin dermatoloji hakkındaki görüş ve düşüncelerinin belirlenerek son yıllarda dermatoloji branşına artan ilginin nedenlerinin ve hekimlerin branş seçimleri üzerinde etkili faktörlerin saptanmasıdır. Ayrıca Covid-19 pandemi sürecinde dermatologların ve diğer hekimlerin pandemi ile ilgili görevlendirilme durumlarının belirlenmesi amaçlandı. Çalışma tanımlayıcı ve kesitsel bir anket çalışmasıdır ve veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen anketler kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerden frekans ve yüzde kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki farklılığın belirlenmesinde Ki-Kare testi kullanıldı. Araştırmada hekimlerin ve özellikle de kadın hekimlerin dermatoloji branşına yüksek oranda ilgi duydukları saptandı. Ayrıca dermatologların branşlarından yüksek oranda ve diğer hekimlerden daha fazla memnun oldukları bulundu. Dermatoloji branşı seçiminde en etkili faktörlerin dermatolojinin rahat bir branş olması, dermatolojik hastalıkların nadiren yaşamı tehdit edici olması, çalışma saatlerinin kontrol edilebilir olması ve kontrol edilebilir yaşam tarzı özelliği olarak bulundu. Dermatologların branşlarından memnun olmalarına rağmen tekrar hekim olma isteklerinin düşük olduğu belirlendi. Bu durumda hekimlerin uzun ve yoğun çalışma şartlarının ve maruz kaldıkları sağlıkta şiddet, malpraktis gibi riskli durumların artmasının etkili olduğu düşünüldü. Covid-19 pandemi sürecinde dermatologlar ve diğer hekimlerin görevlendirilme oranlarında fark saptanmadı ancak diğer hekimlerin daha uzun süre ve pandemi yoğun bakımlarında daha fazla görevlendirildiği bulundu. Anahtar Kelimeler:Dermatologlar, Diğer Hekimler, Covid 19 Pandemi Süreci

DermatolojiDoktorlarDüşünce+1
Gaye Sülükçü
Manisa Celal Bayar University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir devlet hastanesinin COVİD-19 aşı polikliniğine başvuran bireylerin hastalığa ilişkin duygu, düşünce ve davranışları ile yaşam kalitelerinin belirlenmesi

Amaç: Çalışmada bir devlet hastanesinin COVID-19 aşı birimine başvuran bireylerin hastalığa ilişkin duygu, düşünce ve davranışları ile yaşam kalitelerinin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışma Manisa'da bir devlet hastanesinin aşı polikliniğinde Aralık 2021 - Şubat 2022 tarihlerinde gerçekleştirildi. Örneklemi, belirlenen tarihlerde COVID-19 aşı polikliniğine başvuran, dahil edilme kriterlerine uyan ve katılmaya gönüllü 360 bireyden oluştu. Veri toplama aracı; Bireysel Bilgi Formu, Çok Boyutlu COVID-19 Ölçeği ve COVID-19'un Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği'dir. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 20.0 paket programında yapıldı. Bulgular: Katılımcıların %73,9'unun tanı almadığı, %69,2'sinin yakınlarının tanı aldığı, %66,7'sinin COVID-19 testi yaptırdığı, %23,3'ünün hastalık nedeniyle yakınını kaybettiği ve %51,7'sinin COVID-19 aşısının yararına tamamen inandığı saptandı. Çok Boyutlu COVID-19 Ölçeği ortalama puanı 80,50±18,14, COVID-19'a ilişkin Duygu ve Davranışlar alt boyutu ortalama puanı 30,60±8,57, COVID-19'a ilişkin Düşünceler alt boyutu ortalama puanı 30,46±6,27, COVID-19'a ilişkin alınan Önlemler alt boyutu ortalama puanı 19,43±4,84 saptandı. COVID-19'un Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği ortalama puanı 3,16±1,00 bulundu. Sonuç: Çok Boyutlu COVID-19 Ölçeği COVID-19'a ilişkin Duygu, Davranış ve Düşünceler alt boyutları ile COVID-19'un Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği arasında pozitif ilişki belirlendi. COVID-19'a ilişkin alınan Önlemler alt boyutuyla COVID-19'un Yaşam Kalitesine Etkisi Ölçeği pozitif yönde zayıf ilişkili saptandı. Toplumun COVID- 19 a yönelik algılarının ve pandemi sürecinin yaşam kalitesine etkisinin farkında olarak hemşireler ve diğer sağlık profesyonelleri tarafından yapılan eğitimlerin COVID-19 a ilişkin koruyucu önlemlerin devamlılığını etkileyebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Duygu, Düşünce, Davranış, Yaşam kalitesi

COVID 19COVID 19 aşılarıDavranış+5
Ceren Can
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumlarının yordanmasında değerlerin etkisi

Bu araştırmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyo-demografik değişkenlerle duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumları ve portre değerler arasındaki ilişkiyi belirlemek, aynı zamanda portre değerlerin duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumlarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya koymaktır. Araştırma, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumlarının yordanmasında değerlerin etkisini belirlemeyi amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Hatay iline bağlı İskenderun ilçesinde yer alan devlet ve özel ilkokullarda öğrenimlerine devam etmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemini ise araştırmanın yapıldığı yıl içerisinde aynı ilçedeki devlet okulları ve özel ilkokullarda öğrenimlerine devam etmekte olan öğrenciler arasından tabakalı örneklem seçimi yöntemi ile gönüllülük esasına göre seçilen 287'si kız, 248'i erkek olmak üzere toplam 535 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Çelik (2016) tarafından geliştirilen "Duygu ve Düşüncelere Saygı ile Hoşgörü Tutum Ölçeği", Türkçe'ye uyarlaması geçerliliği ve güvenirliği Kapıkıran ve Gündoğan (2016) tarafından yapılan "Çocuk Portre Değerler Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS-22 paket programında çözümlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenleri olan "Duygu ve Düşüncelere Saygı ile Hoşgörü Tutumları" ve "Portre Değerler" ile araştırmanın bağımsız değişkeni olan "cinsiyet, anne-baba birliktelik durumu, annenin çalışma durumu, okulun sosyo-ekonomik düzeyi ve akademik başarı" arasındaki ilişkiler tek yönlü MANOVA, korelasyon, çoklu doğrusal regresyon analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bulgulara göre öğrencilerin "duygulara saygı", "düşüncelere saygı" ve "hoşgörü" alt boyutlarına katılım düzeyleri yüksek bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre, "duygulara saygı" ve "düşüncelere saygı" alt boyutunda kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla duygu ve düşüncelere saygılarının olduğu belirlenmiştir. Anne ve babanın birlikte yaşama durumu değişkeni, annenin çalışma durumu değişkeni ve okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik düzeyi değişkeni açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Akademik başarı değişkenine göre "duygulara saygı" alt boyutunda başarı puanı pekiyi olanların duygulara daha saygılı olduklarını ve "hoşgörü" alt boyutunda başarı puanı pekiyi olanların daha fazla hoşgörülü oldukları saptanmıştır. Bulgular ayrıca, "duygulara saygı" alt boyutunda yüksek puan alanların, düşük puan alanlara göre duygulara daha saygılı olduklarını göstermektedir. Öğrencilerin Portre değerlerin, "öz-aşkın" ve "korumacı" alt boyutlarında "düşük", "öz-genişletim" ve "yeniliklere açıklık" alt boyutlarında "orta" düzeyde bir ortalamaya sahip oldukları belirlenmiştir. Portre değerlerin alt boyutlarında cinsiyet değişkeni ve anne babanın birlikte yaşama durumu değişkeni açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Annenin çalışma durumu değişkenine göre, "öz-aşkın" ve "yeniliklere açıklık" alt boyutlarında çalışanlar lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Okulun sosyo-ekonomik durumu ile "öz-aşkın", "korumacı" ve "yeniliklere açıklık" alt boyutları arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Akademik başarı değişkenin göre, "öz-aşkın" alt boyutunda başarı puanı iyi ve orta olanların lehine ve "yeniliklere açıklık" alt boyutunda başarı puanı iyi olanların lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Regresyon analizleri sonucunda, çalışma "düşüncelere saygı" yordayıcılarının "öz-aşkın" ve "öz-genişletim" olduğu, "duygulara saygı" yordayıcılarının "öz-aşkın" ve "korumacı" olduğu ve "hoşgörü" yordayıcılarının "öz-aşkın", "özgenişletim" ve "korumacı" olduğunu açığa çıkarmıştır. Anahtar kelimeler: Portre değerler, hoşgörü, duygu ve düşüncelere saygı, ilkokul öğrencileri.

DeğerlerDuyguDüşünce+4
Funda Apaydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin kas içi enjeksiyon uygulamalarında kullanılan "Z tekniği"ne ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın temel amacı, hemşirelerin kas içi enjeksiyon uygulamalarında kullanılan Z tekniğine yönelik görüşlerinin ve kullanımını engelleyen faktörlerin belirlenmesidir. Belirtilen amacın gerçekleştirilmesi için fenomenolojik desende niteliksel bir araştırma yapılmış ve örneklem seçiminde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini çalışmaya gönüllü olarak katılan Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde en az bir yıl süre ile çalışan 38 hemşire oluşturmuştur. Araştırma kurum ve etik kurul izinlerinin alınmasıyla birlikte 2016-2017 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri yüzyüze görüşme tekniğinin kullanıldığı yarı yapılandırılmış derinlemesine bireysel görüşme ile toplanmıştır. Görüşme kayıtları araştırmacı tarafından deşifre edilmiş ve görüşmeler neticesinde 528 sayfalık veri elde edilmiştir. Söz konusu verilerin çözümlenmesinde nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi ve nitel veri analizi programlarından NVivo 11 programı kullanılarak kodlanmıştır. Görüşmenin içerik analizi sonucunda kişisel deneyimlere ilişkin görüşler, kullanımı etkileyen faktörler, meslektaşlara ilişkin görüşler, Z tekniğinin uygulandığı hastalıklar, ilaçlar ve yaygınlaşmaya ilişkin öneriler olmak üzere yedi (7) tema belirlenmiştir. Görüşme verileri bu temalar ve alt temalar altında kurum, sağlık çalışanı, eğitim ve hasta açısından değerlendirilmiştir. Araştırmada hemşireler Z tekniği kullanımını olumlu yönde etkileyen en önemli faktörler olarak sızıntıyı önleme, doz kaybı yaşamama ve daha az ağrı deneyimleme; engeller olarak alışkın olunan teknikleri bırakmak istememe ve hizmetiçi eğitim program içeriğinde yer verilmeme olarak belirtmişlerdir. Bununla birlikte, Z tekniği kullanımı önündeki engellerin eğitim döneminden başladığı ve çalışılan kurumda da devam ettiği belirlenmiştir. Sonuç olarak, Z tekniği kullanımına ilişkin engellerin çoğunlukla eğitim ve rol model eksikliğinden kaynaklandığı görülmüştür. Ayrıca çalışma ile Z tekniği uygulamasına ilişkin standartların belirlenmesi, geliştirilmesi ve yaygınlaşmasına ilişkin düzenlemelere gereksinim olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Hemşireler, enjeksiyon, kas içi enjeksiyon, Z tekniği

DüşünceEnjeksiyonlarEnjeksiyonlar-intramusküler+4
Derya Yüksel
Düzce University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin basınç yarası risk faktörlerine ilişkin görüşleri

Basınç yaraları hastaların hastanede kalış süresini uzatan, yaşam kalitelerini azaltan, morbidite ve mortalite oranlarını arttıran, sağlık personelinin iş yükünü arttıran ve ülke ekonomisine ek yük getiren bir komplikasyondur. Hemşirelerin basınç yarası gelişiminde rol oynayabilecek risk faktörlerine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılan çalışma Düzce Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi ve Düzce Atatürk Devlet Hastanesinde çalışmaya katılmayı kabul eden 217 hemşire ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından ilgili literatüre ve gözlemlere dayalı olarak geliştirilen hemşirelerin sosyodemografik verileri, görüşlerini değerlendirmeye yönelik 43 sorudan oluşan veri toplama formu kullanılarak toplanmıştır. Veriler etik kurul ve kurum izinleri alındıktan sonra araştırmaya katılmayı kabul eden hemşirelerden yazılı onamları alınarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde yüzde hesaplamaları, Pearson Chi-Square, Fisher's Exact Test uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre yoğun bakım deneyimi olan hemşirelerin hastaların deri değerlendirmesini daha fazla yaptığı, basınç yarası ile ilgili eğitim alan hemşirelerin hastaların beslenmelerini daha fazla takip ettiği ve çalışmanın yapıldığı iki kurumda çalışan hemşireler arasında hastalara pozisyon verme sıklıklarında farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda hemşirelere her yıl basınç yarası eğitiminin verilmesi, gerekli bakımın aksatılmaması için personel desteğinin sağlanması ve hemşire başına düşen hasta sayısının azaltılması, kurumların klinikler arasındaki farklılıkları gözetilerek her kliniğe özel basınç yarası riski ile ilgili kılavuzlar oluşturulması önerilmiştir.

Basınç ülserleriDüşünceHemşireler+4
Onur Çor
Düzce University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin hayat bilgisi dersinde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini kazanma düzeylerine ilişkin öğretmen görüşleri (Elazığ ili örneği)

Bu araştırmanın temel amacı, 1. ,2. ve 3. Sınıf öğrencilerinin Hayat Bilgisi dersinde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini kazanma düzeylerini belirlemektir. Hayat Bilgisi dersinde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek için öğretmen görüşleri alınarak bu görüşler incelenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini Elazığ ili merkezindeki resmi ilköğretim okullarında 2009 ? 2010 eğitim-öğretim yılında 2., 3. ve 4. sınıfları okutup aynı zamanda bir önceki eğitim-öğretim yılında da aynı sınıfın Hayat Bilgisi dersine girmiş 595 öğretmen oluşturmuştur. Bu öğretmenlere uygulanan anketlerden elde edilen veriler SPSS programı yardımıyla frekans, yüzde, ortalama, t testi ve varyans analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini kazanmaya dair öğretmen görüşlerinin genel olarak olumlu olduğu görülmüştür.Eleştirel Düşünmeye ilişkin 3.Sınıf kazanımlarının eğitim bölgelerine göre sonuçlarında; yaratıcı düşünmeye ilişkin 1. sınıf kazanımlarının cinsiyete göre sonuçlarında ve 3. sınıf kazanımlarının eğitim bölgelerine göre sonuçları incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Eleştirel ve yaratıcı düşünme becerisini olumlu etkileyen drama ve grup çalışmalarına etkinliklerde daha fazla yer verilmesi kazanımların gerçekleşme düzeylerini arttırıp, kalıcılığını sağlayabildiğinden öğretmenlerin ders içi etkinliklerde drama ve grup çalışmalarına daha fazla yer verilmesi önerilmiş. Ayrıca ailelerin öğrencilere karşı olumlu tutum ve desteği akademik başarılarını önemli oranda etkilediğinden aileler ile okul işbirliğinin sağlanıp, birlikte koordineli davranılması faydalı olabileceği vurgulanmıştır.

Ders programlarıDüşünceElazığ+9
Hilal Uğraş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2011
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Şizofreni, bipolar affektif bozukluk ı hastalarında zihin kuramı, duygu tanıma, bilişsel işlev ve düşünce dil özelliklerinin sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması

Giriş ve Amaç: Şizofreni, genç yetişkin yaşlarda başlar, sanrı, varsanı, bilişsel işlevlerde bozukluk, duygusal katılımda azalma ve işlevsellik kaybı gibi belirtiler görülür. Bipolar Affektif Bozukluk (BAB) depresif, manik ya da karma ataklarla seyreder. İş görememe, sosyal ve ekonomik kayıplar oluşturur. Şizofreni ve BAB I, başlangıç yaşı, yaşam boyu risk, kronik seyir, dünya çapındaki yaygınlığı, intihar riski ve genetik yatkınlık gibi özellikler yönünden birbirine benzerdir. Sosyal biliş, başkalarının davranışları, eğilimleri ve niyetleri ile ilgili sosyal etkileşimler esnasında algılama, yorumlama ve cevap oluşturmanın altında yatan zihinsel süreçler olarak tanımlanmıştır. Zihin kuramı ve duygu tanıma sosyal bilişin önemli yönlerindendir ve kimi psikiyatrik hastalıklarda bozulur. Başkalarının yüz ifadelerini anlama, empatik beceriler, ironi ya da metafor gibi dilin pragmatik yönünü anlama ve diğerlerinin zihin durumları hakkında anlam çıkarabilme kişilerarası ilişkiler ve sosyal işlevsellikte önemlidir. Şizofreni hastalarında sosyal biliş alanlarında bozukluklar olduğu bilinmektedir, BAB I hastalarında sosyal biliş alanında remisyon döneminde süren bozukluklar bildirilmişse bile çalışmaların sonuçları tutarlı değildir. Şizofrenide düşünce içeriği veya düşünce süreciyle ilgili bozukluklar görülebilir. Başlangıçta formal düşünce bozukluklarının yalnızca şizofreniye özgü olduğu düşünülmüştür ancak daha sonra affektif bozukluklar hatta sağlıklı kişilerde de bulunduğu bildirilmiştir. Zihin kuramının duygu tanıma gibi sosyal bilişsel ve nörobiliş alanındaki belirtilerle ilişkisi alanındaki çalışmalar açık sonuçlar ortaya koyamamıştır bu nedenle ek çalışmalara gereksinim vardır. Bu çalışmadaki hipotezler; a-Şizofreni, ötimik dönemdeki BAB I hastaları ve sağlıklı kontrollerin yürütücü işlevler, formal düşünce bozukluğu, zihin kuramı, yüz ve duygu tanıma açısından birbirlerinden farklıdır. Bozukluk şizofreni hastalarında daha fazla, BAB I hastaları şizofreni hastaları ve sağlıklı kontroller arasında, sağlıklı kontrollerde ise en az olacak şekilde sıralanmaktadır. b-Sosyal bilişi yordayan zihin kuramı, yüz ve duygu tanıma ile nörobilişi yordayan yürütücü işlevler, psikotik süreçlerde olan formal düşünce bozuklukları birbirleriyle ilişkilidir. c-Şizofreni ve BAB I hastalarında zihin kuramı, yüz ve duygu tanıma, yürütücü işlevler ve formal düşünce bozuklukları farklı örüntü gösterecektir. 2-Gereç ve Yöntem: Yaş, cinsiyet ve eğitim durumu açısından eşleştirilmiş 40 şizofreni, 40 BAB 1 ve 40 sağlıklı kontrol grubu zihin kuramı, duygu ve yüz tanıma işlevleri açısından karşılaştırılmıştır. Zihin kuramı değerlendirmesi için Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği (DEZTÖ) ve Gözlerden Zihin Okuma (GZO) testi, yüz tanıma değerlendirmesi için Benton yüz tanıma testi, duygu tanıma değerlendirmesi için Ekman duygu tanıma bataryası kullanılmıştır. Yürütücü işlevler Wisconsin Kart Eşleme testi (WCST) ve Stroop testi ile, düşünce bozuklukları Düşünce ve Dil Ölçeği, işlevsellik İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi ölçeği ile araştırılmıştır. Hasta gruplarında belirti şiddeti şizofreni grubunda Pozitif ve Negatif Semptomları Değerlendirme Ölçeği (PANNS), BAB I grubunda Young Mani Derecelendirme Ölçeği (YMRS) kullanılarak ölçülmüştür. Şizofreni dışındaki gruplarda şizotipal özellikler için Büyüsel Düşünce Ölçeği (BDÖ) kullanılmıştır. 3-Bulgu ve Sonuçlar: Şizofreni, BAB I ve kontrol grubunda yürütücü işlevleri değerlendiren WCST testi doğru sayısı, hata sayısı, perseveratif cevap sayısı, perseveratif hata sayısı, non-perseveratif hata sayısı, tamamlanan kategori sayısı farklılık göstermiştir. Şizofreni hastalarının, BAB I hastalarına göre perseveratif cevap sayısı daha fazla iken, non-perseveratif hata sayısı daha azdır. Stroop 1, 2, 3, 4, 5 testini hasta grupları, sağlıklı kontrollere göre daha uzun sürede tamamlamış, Stroop 4 testinde daha fazla düzeltme yapmış, Stroop 5 testinde daha fazla düzeltme ve hata yapmıştır. Şizofreni hastaları, BAB I hastalarına göre Stroop 3 testini daha uzun sürede tamamlamıştır. Şizofreni ve BAB I grupları birbirinden Düşünce-Dil Ölçeği toplam puanı, konuşma fakirleşmesi, amacın zayıflaması, düşünce tekrarlaması, çözülme, olağandışı mantık puanları açısından farklıdır. Şizofreni hastalarının, BAB I hastalarına göre konuşma fakirleşmesi, amacın zayıflaması ve DDÖ toplam puanı fazladır. Şizofreni ve BAB I grupları birbirinden DEZTÖ toplam ve alt ölçek puanları, GZO toplam puanı yönünden farklılık göstermiştir. Şizofreni hastaları, BAB I hastalarına göre DEZTÖ puanları açısından daha zayıf iken GZO puanları açısından iki grup benzerdir. Benton ile değerlendirilen yüz/kimlik tanıma ve Ekman testi ile değerlendirilen duygu tanıma becerileri açısından gruplar farklılık göstermiştir. Şizofreni hastaları, BAB I hastalarına göre korkmuş yüz ifadesini daha zayıf tanıyabilmişlerdir. Şizofreni hastalarında DEZTÖ ile GZO, Ekman duygu tanıma, WCST, Stroop testi, DDÖ ve işlevsellik arasında; GZO ile Benton yüz tanıma, Ekman duygu tanıma, WCST, Stroop testi, DDÖ ve işlevsellik arasında ilişki gösterilmiştir. BAB I hastalarında, DEZTÖ ile GZO ölçeği, Ekman duygu tanıma testi, WCST ve Stroop testi ve DDÖ arasında; GZO ile DEZTÖ, Ekman duygu tanıma, WCST, Stroop testi arasında korelasyon vardır. Sağlıklı kontrollerde DEZTÖ ile GZO, WCST, Stroop testi, DDÖ arasında; GZO ile DEZTÖ, Ekman duygu tanıma, WCST, Stroop testi arasında korelasyon vardır. Şizofreni grubunda, DEZTÖ'yü en iyi yordayan yürütücü işlevler iken, GZO için yürütücü işlevler ve mutlu yüz ifadesini tanımadır. BAB I grubunda, DEZTÖ'yü en iyi yordayan mutlu ve nötral yüz ifadesini tanıma iken, GZO için yürütücü işlevler ve şaşırmış yüz ifadesini tanımadır. Sonuç olarak; çalışmamızda şizofreni ve BAB I hasta grubunun, affektif ve kognitif ZK açısından sağlıklı kontrollere göre daha kötü sonuçlar aldıklarını gösterdik. BAB I hastalarında, şizofreniye benzer affektif ZK bozukluğu varken, ironiyi anlama dışındaki kognitif ZK becerileri, şizofreni hastalarına göre daha iyidir. Şizofreni ve BAB I hastaları, Benton yüz tanıma ve Ekman korkmuş dışındaki yüz ifadelerini tanıma açısından birbirine benzerdir, sağlıklı kontrollere göre bozukluk saptanmıştır. Şizofreni hastalarında daha fazla olmak üzere, her iki hasta grubunda sağlıklı kontrollere göre formal düşünce bozuklukları saptanmıştır. BAB I hastalarının, sağlıklı kontrollere göre şizotipi puanları daha yüksektir. Sağlıklı kontrollerde şizotipi puanları arttıkça empati becerisinde azalma, korkmuş yüz ifadesini tanımakta zorluk ve düşünce bozuklukları puanı artmaktadır. Şizofreni hastalarında pozitif, negatif, genel semptom şiddeti ile affektif ve kognitif ZK ilişkili iken, duygu tanıma ile negatif ve pozitif semptom şiddeti ilişkilidir. Üç grupta da yüz tanıma ve duygu tanıma işlevleri ilişkilidir. Şizofreni hastalarında affektif ve kognitif ZK'nın, duygu tanıma ve yürütücü işlevlerin, işlevsellikle ilişkisi varken, BAB I hastalarında duygu tanıma ve yürütücü işlevlerin ilişkisi vardır. Regresyon analizinde şizofreni hastalarında DEZTÖ'yü en iyi predikte eden yürütücü işlevler ve formal düşünce bozuklukları iken, BAB I hastalarında duygu tanıma becerisidir. GZO ile değerlendirilen affektif ZK'ını en iyi predikte eden her iki hasta grubunda duygu tanıma ve yürütücü işlevlerdir. Yüz ve duygu tanıma becerileri, sosyal biliş şizofreni ve bipolar bozukluk hastalarında marker adayı olma özelliğini hala sürdürüyor gözükmektedir. Olası biyomarkerların yapısal ve işlevsel görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesi ve altta yatan nörobiyolojik düzeneklerin ortaya çıkarılması önemli olabilir. Türkiye'de şizofreni, BAB I hastaları ve sağlıklı kontrolleri affektif, kognitif ZK, yüz ve duygu tanıma, formal düşünce bozuklukları ve yürütücü işlevler açısından karşılaştıran, yayınlanmış başka bir çalışma şimdiye kadar görülememiştir.

Affektif bozukluklarBilişDuygu tanıma+5
Zehra Günay Yağcı
Bolu Abant İzzet Baysal University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hayat mecmusasındaki sanat, edebiyat ve fikir yazılarının sınıflandırılması ve değerlendirilmesi

DergilerDüşünceEdebiyat+4
Ahmet Özpay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Kültür-kavram ilişkisi üzerine bir araştırma

Toplumun hafızası oluşan ve oluşmakta olan kavramlarla okunur, anlaşılır ve değerlendirilir. Kültür; dilin oluşmasında, kavram üretmede, kavramların içeriğinde ve terimleşmesinde, zihniyetin ve değerlerin oluşmasında, toplumun gelişmesinde, modernite ve değişimde, teknoloji üretme ve kullanmada, bilgi transferinde, modern bakış ve söylemi oluşturmada, kültürel kabul/karşı koyuş sürecinde, müessir bir rol oynamaktadır. Toplum içinde kültürel farklılıklardan kaynaklanan, aynı kavrama yüklenen farklı anlamlar ortaya çıkmakta, zaman içinde kültüre bağlı olarak kavram içeriklerinin değiştiği görülmektedir. Kavramların, anlam kazanmasına, değişmesine, dönüşmesine ve anlam kaybına etki eden nedenler ile bunlar içerisinde toplumun fonksiyonunun (dini ve ahlaki değerleri, yerli/yabancı kültürün etkisi, medya (görsel/yazılı), popülizm, globalizm/küreselleşme, bazı siyasi ve ideolojik akımların/fikirlerin etkisinin) ne olduğu, haliyle kavramlar üzerinde kültürün oynadığı rolün ne olduğu, örnekleriyle incelenip değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dil, Düşünce, Anlam, Kültür, Kavram.

DilDüşünceFelsefe+2
Gönül Özer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kalitatif bilgilerin değerlendirilmesinde kullanılan ölçekler ve mukayeseleri

ÖZET Bu tez çalışmasında, kalitatif bilgilerin (inanç, tutum ve kanaat gibi) ölçülmesi, bu ölçümlerin yorumlanması ve bunlara uygulanabilecek istatistiksel işlemler hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; ölçme hakkında genel bilgiler anlatılmıştır. İkinci bölümde; ölçeklerin ve ölçmenin tasnifi yapılmıştır. Üçüncü bölümde; inanç, tutum ve kanaatlerin ölçülmesinde kullanılmak üzere geliştirilen özel ölçek türleri ve bunlara uygulanabilecek istatistiksel metodlar ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Son bölümde ise; kalitatif bilgileri değerlendirmenin başka bir yolu olan takdir yöntemine yer verilmiştir.

Buttman Ölçek Kurma YöntemiDüşünceKalitatif analiz+6
Yaşar Polatkan
Sivas Cumhuriyet University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
10
DoctorateOpen AccessTR

Eleştirel düşünme tutumuna etki eden faktörler: Sınıf öğretmeni adayları üzerine bir çalışma

Bu araştırmanın temel amacı, sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutumlarını ve bu tutumlarına ilişkin görüşlerini belirlemek ve araştırma kapsamında ele alınan bağımsız değişkenlerin (cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim durumu, algılanan sosyo-ekonomik düzey, algılanan anne-baba tutumu, algılanan kişilik özelliği ve başarı) eleştirel düşünme tutumlarını ne oranda yordadığını belirlemektir.Araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak desenlenmiştir. Nitel ve nicel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanıldığı araştırmada evren ve örneklem seçimi de iki aşamada yapılmıştır. Araştırmanın nicel çalışma evrenini 17 farklı eğitim fakültesinin sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan birinci ve dördüncü sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Örneklemi ise bu evren içerisinden oransız küme örneklemi ile seçilen toplam 1342 sınıf öğretmeni adayı oluşturmuştur. Araştırmanın nitel çalışma evrenini ise Adnan Menderes Üniversitesi sınıf öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan 91 öğretmen adayı oluşturmuştur. Çalışma grubunu ise düşük ve yüksek eleştirel düşünme tutumuna sahip öğretmen adayları arasından gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 28 öğretmen adayı oluşturmuştur.Araştırmaya ilişkin verilerin toplanmasında beş farklı ölçme aracından yararlanılmıştır. Öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutumlarının belirlenmesinde araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan ?Eleştirel Düşünme Tutum Ölçeği?, öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutumlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesinde de araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış ?Görüşme Formu? kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının algıladıkları kişilik tiplerinin belirlenmesinde Bacanlı, İlhan ve Aslan (2009) tarafından geliştirilmiş olan ?Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT)?, algılanan anne-baba tutumlarının belirlenmesinde Sümer ve Güngör (1999) tarafından geliştirilmiş olan ?Çocuk Yetiştirme Stilleri? ölçeği ve diğer demografik değişkenlerin belirlenmesi amacı ile de ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS ? Windows 11,5 paket programı kullanılmıştır. Araştırma amaçları kapsamında betimsel istatistikler, t-testi, Anova, Manova ve regresyon analizinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizinden yararlanılmıştır.Araştırma bulgularına göre; sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme tutumları ortalamanın üzerindedir. Sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme tutumları; cinsiyete, sınıf düzeyine ve anne- baba eğitim durumuna göre anlamlı olarak farklılaşmamaktadır. Sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme tutumları; yaşa göre ?Neden Aramaya Açıklık? ve ?Kanıta Dayalı Karar Verme? alt ölçekleri dışında anlamlı olarak farklılaşmamaktadır.Sınıf öğretmeni adaylarının eleştirel düşünme tutumları; algılanan sosyo-ekonomik duruma göre, ölçekten elde edilen toplam puan bağlamında anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Ayrıca öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutum ölçeğinden elde ettikleri toplam puanları algıladıkları anne ve baba tutumuna göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutumları ile algılamış oldukları kişilik özelliği arasında genel olarak düşük ve pozitif yönde anlamlı ilişki vardır.Eleştirel düşünme tutumunun yordanmasında ?deneyime açıklık?, ?sorumluluk sahibi olma?, ?duygusal dengesizlik?, ?kabul edici / ilgili anne tutumu? ve ?akademik başarı? değişkenleri anlamlı etkiye sahiptir. Öz-düzenlemeyi ?sorumluluk sahibi olma?, ?duygusal dengesizlik?, ?kabul edici ilgili anne tutumu?, ?başarı?, ?sınıf? ve ?yaş? değişkenleri yordamaktadır. Öğretmen adaylarının eleştirel düşünme tutumlarına ilişkin görüşleri sahip oldukları eleştirel düşünme tutumuna göre farklılaşırken, taraf olmanın gerekliliğine ilişkin inanç noktasında birleşmektedir.

Aday öğretmenlerDüşünceEleştirel düşünce+3
Serap Yılmaz Özelçi
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerin doğum şekline ilişkin görüş ve tercihleri

Araştırma, gebelerin doğum şekline ilişkin görüş ve tercihlerini belirlemek amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. Çalışma, Gaziantep'in Yavuzeli ilçesindeki TSM'de ilçe merkezine bakan iki aile hekiminin takip ettiği 105 gebede gerçekleştirilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan soru formu ile gebelerin öz bildirimleriyle; resmi izinler, etik kurul onayı ve gönüllülerin sözlü-yazılı onamları alınarak toplanmıştır. Veriler Ki-Kare analizi ile değerlendirilmiştir. Tüm analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Yaş ortalaması 28.77±6.62 ve evlilik yaşı 20.96±4.04 olan gebelerin çoğu (%88.57) ev hanımı ve %60.95'i ilkokul ve altı eğitim görmüştür. Ortalama paritesi 2.90±1.67 olan gebelerin %92.38'si DÖB almıştır. Gebelerin %62.22'sinin son doğumu NSVD olup, %60.95'i doğum şekillerini bilmektedir. Gebelerin %72.38'i NSVD'yi tercih etmektedir. Gebelerin doğum şekli tercihini etkileyen en önemli kişi sağlık personeli, kendisi ve eşi ile aile ve aile yakınlarıdır. Evlilik yaşı, son doğum şekli, kadınların tercih etmeleri ve kesinlikle tercih etmemeleri gereken doğum şekline ilişkin görüşleri, çevredeki kadınların tercih ettiği doğum şekli ile doğumunu yaptırmayı düşündüğü kişi gebelerin doğum tercihini etkilemiştir (p<0.05). Araştırma sonucunda gebelerin NSVD konusunda olumlu görüşe sahip oldukları ve önemli bir bölümünün NSVD'yi tercih ettikleri, tercihlerini etkileyen en önemli kişinin kendilerinden çok sağlık personeli olduğu ve aynı zamanda bireysel, obstetrik ve çevresel faktörlerin tercihlerini etkilediği saptanmıştır. Bu nedenle gebeliğin erken döneminden itibaren başlatılarak sürekli olarak yapılacak DÖB ve doğuma hazırlık eğitimlerinde gebelerin doğum tercihleri ve bunları etkileyen bireysel, ailesel ve çevresel faktörlerin dikkate alınması ve gebelerin doğum tercihlerinde otonomilerini kullanmaları için desteklenmeleri önemli ve kaçırılmaması gereken bir fırsat olacaktır.

DoğumDüşünceGebelik+1
Emine Yüksel Yakut
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Propaganda haritaları ve tarihsel örnekler

Bu araştırmada, harita çeşitlerinden olan propaganda haritaları ele alınmıştır. Görsel bir iletişim aracı olan haritalar, tarih boyunca çeşitli algı yönetimleri ile karşı tarafa verilmek istenen mesajı sunmuş ve istenen yönde dönüşler almıştır. Bu bağlamda yaygınlaşarak çoğalan propaganda haritaları, haritacılık açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Toplumlar ya da ülkeler çeşitli konuları harita yoluyla iletmek için önce bazı harita çizim kurallarını öğrenmelidir. Buna paralel olarak haritacılığa olan önem artmıştır. Propaganda haritaları, gerek gizli gerek açık bir şekilde hedef kitlede istenen algının oluşmasını amaçlanarak hazırlanır. I. ve II. Dünya Savaşı sırasında ülkelerin birbiri ile olan psikolojik savaşlarında güçlü bir rol oynayan propaganda haritaları günümüze kadar etkinliğini koruyup aktif bir şekilde kullanılmaktadır.

AlgıDavranışDüşünce+3
Fatma Ece Kurban
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Namık Kemâl düşüncesinde batılılaşma ve ilerleme

Eric Hobsbawm 19. yüzyılı anlattığı kitabına "Devrim Çağı" ismini vermiştir. Gerçekten de bu çağı en iyi karşılayan tavsiflerden birisi de budur: 19. yüzyıl milliyetçiliklerin yaygınlaştığı ve ideolojilerin de sistematik bir hal aldığı, hareketli bir yüzyıldır. Bu dönemde devrimci akımların ve milliyetçiliklerin sahne aldığı Avrupa, düşünsel açıdan diğer coğrafyalara da uzun süreli etkilerde bulunmuştur. Bu yüzyılın bizler için en önemli hareketlerinden birisi ise Namık Kemal'in de içinde olduğu "Yeni Osmanlılar Cemiyeti"dir. Genel itibariyle Yeni Osmanlıların, özelde ise Namık Kemal'in orijinal ve bir sistematiğe oturtulmuş bir siyasî akım başlattığı veya bu çapta bir siyasî hareketin geliştiricisi olduğu söylenemez. Bununla beraber, özellikle 1789 Fransız İhtilali'nin doğurduğu kavramlar etrafında bir söylem geliştiren Namık Kemal, Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu duruma sert eleştiriler yöneltmiş ve üretken kimliğini İmparatorluğun mevcut durumundan kurtuluşu için çareler aramaya yönlendirmiştir. Bu tez, Namık Kemal'in düşüncesine iki bakış açısıyla odaklanmaya çalışmaktadır: Batılılaşma ve ilerleme.

BatılılaşmaDüşünceDüşünce yapısı+4
Ayhan Koçkaya
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının sezaryen doğum yöntemi ile ilgili görüş ve düşünceleri: Nitel bir çalışma, Sakarya ili örneği

GİRİŞ VE AMAÇ: Sezaryen, gebelik ya da doğumda, herhangi bir komplikasyon gelişmesi durumunda anne ve bebeğin hayatını kurtaran ve dünyada en sık yapılan cerrahi girişimlerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ), 1985 yılında ideal sezaryen hızının, tüm doğumlar içinde %10-15 olması gerektiğini belirttiği tarihten bu yana sezaryen hızı hem dünyada hem de ülkemizde kontrol edilemez bir hızla yükselmektedir. Yüksek sezaryen doğum hızı, yalnızca tıbbi endikasyonu olmayan müdahalelerden kaynaklanan kısa vadeli maternal ve perinatal komplikasyonlar nedeniyle değil, aynı zamanda uzun vadeli komplikasyonlar ve maliyet artışı nedeniyle de önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada kadın doğum hekimlerinin görüşlerinden yola çıkarak sezaryen doğum hızının nedenleri ve olası çözüm önerilerinin saptanması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Yöntem olarak nitel (kantitatif) araştırma yöntemi ve nitel araştırma deseni olarak fenomenolojik yaklaşımın kullanıldığı bu çalışma, Marmara bölgesinde yer alan, Türkiye'nin 30 büyük şehrinden biri olan Sakarya ilinde 01.Şubat.2020 ile 01.Eylül.2020 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmada görüşülecek kişilerin seçilmesinde olasılıksız örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcıları, Kadın Hastalıkları ve Doğum branşında uzmanlık eğitimini almış (en az dört yıl) ve en az üç yıl uzman hekim olarak çalışmış ve halen çalışmakta olan kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarından seçilmiştir. Çalışmada, çalışma amacına uygun olarak derinlemesine görüşme yoluyla veri toplanmıştır. Görüşme esnasında katılımcılardan ses kaydı için izin alınmış olup, izin vermeyen altı katılımcıyla yapılan görüşmelerde not tutma yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılarla görüşmelerde iki bölümden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Birinci bölüm altı sorudan oluşan sosyodemografik verileri içermekte olup, ikinci bölüm literatür taramasının ardından hazırlanan yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşme anketidir. Katılımcılarla yapılan xv görüşmeler esnasında alınan ses kayıtları, araştırmacı tarafından word programı kullanılarak bire bir yazılı hale getirilmiştir. Yazılı verilerin analizinde tematik içerik analizi yöntemi kullanılarak alt tema ve temalara ulaşılmıştır. BULGULAR: Çalışmada 17 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile derinlemesine görüşmeler yapıldı. 17 katılımcının 12'si erkek (%70,6), 5'i (%29,4) kadındı. Yaş dağılımında minumum ve maksimum değerleri 42-68 olan katılımcıların yaş ortalaması ve standart sapması 59,64±6,7'ydi. Katılımcıların 8'i (%47,1) gelir durumunu iyi, 9'u (%52,9) orta olarak beyan etmişlerdir. Bu görüşmeler sonucu elde edilen verinin tematik içerik analizi sonucunda, 60 kategori, bu kategorilerden 16 alt tema ve bu alt temalardan 4 ana tema oluşturuldu. Temalar: Yüksek sezaryen hızının nedenleri, sezaryen doğum hızında artışa çözümler, sezaryen doğumun olası sonuçları, Türkiye'de Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı olmaktı. SONUÇ: Türkiye'de ve dünyada her geçen yıl sezaryen doğum hızının artması nedeniyle, bu çalışmada kadın doğum hekimlerinin görüşlerinden yola çıkarak sezaryen doğum hızının nedenleri ve çözüm önerileri saptanmıştır. Nedenler arasında sağlık sistemi ve sağlık politikaları, hukuk sistemi, hekimler ve hastalarla ilişkili faktörler ön plana çıkmaktadır. Çözüm önerileri olarak da sağlık ve yargı sisteminde düzenlemeler yapılması, ebelik sisteminde değişiklikler yapılması ve hekimlere destek sağlanması ön plana çıkmaktadır. Sezaryen hızına etki eden faktörler çok yönlü ve birbirleriyle bağlantılı olduğu için, önlem alınırken bu çok yönlülük ve bağlantı dikkate alınmalıdır. Özellikle sezaryen hızındaki artışta büyük payı olan tıbbi endikasyonları olmayan sezaryan doğumlara yönelmemiz gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Görüş, Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı, Nitel Araştırma, Sezaryen Doğum, Tutum

DoktorlarDüşünceGenital hastalıklar+4
Neşe Aşıcı
Sakarya University
2021
00

Related subjects