Düşünce

Bu konu başlığı altında 66 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effects of China's thought system and space perception on chinese geopolitical understanding

Although that the emergence of China as a new power in the world system in recent years has been tried to be explained by the democratic state administration of the West, the liberal economic system, the distribution of sovereignty with the help of alliances, and transparency, China's geopolitical understanding is based on different principles. Just as people take into account the physical conditions and judgments while making decisions about their lives, states also apply to their geography and management philosophies when forming their policies. This study aims to examine how successful the dominant views and theories in the field of geopolitics can be in explaining Chinese geopolitical practices and how history, philosophical beliefs and spatial perception affect China's geopolitical understanding. In the research to be carried out, it will be tried to put forward a new and different perspective other than the classical evaluations on Chinese geopolitics. But to what extent these theories can be sufficient to explain the geopolitical understanding of a country like China, which has been on the road to global domination in recent years; this will be that thesis' primary subject in question.

ChinaThoughtConstruction of the theought+5
Mehmet Onur Eraslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Obsesif kompülsif bozukluk hastalarında şizotipi ve yapısal düşünce bozukluğu

Amaç: Obsesif kompülsif bozuklukta içgörü ve direncin belirti alt tipleriyle ve şizotipal özelliklerle ilişkili olduğu yönünde bulgular olmakla birlikte bunların karşılıklı olarak birbiriyle ve düşünce bozukluklarıyla ilişkisinin değerlendirildiği çalışma bulunmamaktadır. Bu araştırmanın amacı obsesif kompülsif bozuklukta şizotipi ve düşünce bozukluklarının içgörü ve direnç üzerindeki etkisini araştırmaktır. Yöntem: Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Kliniğine başvuran, DSM-5 ölçütlerine göre OKB tanısı konmuş olan 76 hasta DSM-5 Bozuklukları için Yapılandırılmış̧ Klinik Görüşme-Klinisyen Versiyonu'yla (SCID-5/CV) ile değerlendirilmiş, daha sonra Yale Brown Obsesif Kompülsif Ölçeği (Y-BOCS), Şizotipal Kişilik Çizelgesi (SSP), Düşünce ve Dil Bozukluğu Ölçeği'ni (TALD) içeren yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. İyi içgörülü-zayıf içgörülü ve direnç var-direnç yok şeklinde gruplanan hastalar demografik değişkenler, şizotipi, düşünce bozukluğu ve belirti tipi açısından karşılaştırılmıştır. Ayrıca direnç ve içgörünün bağımsız yordayıcıları regresyon analizi ile incelenmiştir. Bulgular: Tek değişkenli analizlerde içgörü ile Y-BOCS toplam puanı, SSP'nin pozitif boyutu, öznel ve negatif yapısal düşünce bozukluklarıyla (TALD) arasında ilişki bulunmuş olmasına rağmen regresyon analizinde içgörü üzerinde TALD pozitif puanının negatif yordayıcı, YBOCS toplam puanının pozitif yordayıcı olduğu bulunmuştur. Obsesyonlara karşı direnç analizinde ise içgörünün ve YBOCS toplam puanının pozitif yordayıcı olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bulgularımız hem içgörü hem de belirtilere direnci en güçlü biçimde belirleyen faktörün hastalığın şiddeti olduğunu göstermektedir. Literatürden farklı olarak saptadığımız, içgörü üzerinde TALD pozitif puanının negatif yordayıcı olması, OKB'de düşünce bozukluğunun ölçülmesinde seçilecek araçların önemini ortaya koymaktadır.

DüşünceObsessif kompülsif bozuklukİçgörü+2
İbrahim Aylak
Hacettepe University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

0-18 yaş grubu kız çocuk sahibi ebeveynlerin HPV ve HPV aşısı hakkındaki bilgi, tutum, düşüncelerinin ve aşılanma durumlarının incelenmesi

BERK O.S. 0-18 yaş grubu kız çocuk sahibi ebeveynlerin HPV ve HPV aşısı hakkkındakı bilgi, tutum, düşüncelerinin ve aşılanma durumlarının incelenmesi. Ankara, 2022. Bu çalışmadaki amaç birinci basamak sağlık hizmetlerine başvuran, 0-18 yaş arası kız çocuğu olan ebeveynlerin HPV ve HPV aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarını incelemektir. Tanımlayıcı kesitsel tipteki araştırma 01.06.2021 ve 01.02.2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne ve Gülveren Eğitim Aile Hekimliği Birimi (AHB) Polikliniği'ne başvuran 0-18 yaş grubu kız çocuğu sahibi ebeveynler oluşturmaktadır. Evren büyüklüğü bilinmeyen toplumda prevelansı %50 kabul edilip, %95 güvenilirlik ve %5 hata payı ile yapılan hesaplamada 384 ebebeyne ulaşılması planlanmıştır. Aydınlatılmış onam formunu onaylayıp, anket sorularının tümünü yanıtlayanlar çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada anket formları katılımcılara elden verilmiştir. Anket formunda sosyodemografik, sağlık verilerine ait sorular, HPV ve HPV aşısına dair bilgi, tutum soruları ve "Karolina HPV aşılama tutumları ve inançları ölçeği" bulunmaktadır. İstatiksel analizler SPSS paket programı ile yapılmıştır. Araştırmada 394 ebeveyne ulaşılmıştır. Katılımcıların %77,1'i kadın iken; yaş ortalaması 38,03±8,79 idi. Çalışmaya katılan katılımcıların %97,9'u kendilerine HPV aşısı yaptırmamıştı, %1,5'inin genital bölgesinde mevcut siğil bulunmaktaydı. 9 yaş ve üzeri kız çocuğu olan ebeveynlerin %7,8'i çocuklarına HPV aşısı yaptırmışlardı. Ebeveynler HPV ve HPV aşısı hakkındaki bilgilerini en çok (%37,7) internet üzerinden elde etmişlerdi. Katılımcıların bilgi sorularına verdikleri ortalama puan 4,50±3,16 iken; bilgi sorularının hepsine doğru cevap veren ebeveynlerin oranı %4,4'tü. Ebeveyn cinsiyeti, eğitim durumu, evlenme yaşı, gelir getiren işte çalışma ve sağlık çalışanı olma durumu, toplam aylık gelir düzeyi, gelir durumu öz değerlendirmesi, sağlık sigortası varlığı, çocuğunda kronik hastalık varlığı, daha önceden cinsel yolla bulaşan hastalık geçirme ve vücudunda siğil öyküsü olma durumu, rutin aşı takvimindeki aşıların hepsini yaptırma, rutin aşı takvimi dışı aşıları yaptırma durumu ile bilgi soruları toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmaktaydı. HPV aşısı konusunda daha pozitif tutum gösteren katılımcıların diğer katılımcılara göre bilgi düzeyleri daha yüksekti. Katılımcıların; Karolina HPV Aşılama Tutumları ve İnançları (KHATİ) Ölçeği ortalama puanları 34,76±5,82 idi. Eğitim durumu, meslek, gelir getiren işte çalışma durumu, sağlık çalışanı olma durumu, toplam aylık gelir düzeyi, evlenme yaşı, rutin aşı takvimi dışı aşıları yaptırma ve çocuğuna HPV aşısı yaptırma durumu ile KHATİ Ölçeği toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmaktaydı. Ebeveynlerin bilgi düzeyi arttıkça KHATİ ölçeği toplam puanı artmaktaydı idi. HPV aşısı konusunda daha pozitif tutum gösteren katılımcıların diğer katılımcılara göre KHATİ ölçeği toplam puanları daha yüksekti. Çalışmamızdaki elde ettiğimiz veriler ışığında HPV ile aşılama konusundaki engellerin; yeterli ve doğru bilgilendirme, finansal destek, güven telkin eden aşılama programları ile aşılabileceği görülmektedir. Bu sayede onkojenik potansiyelli bir virüs olan HPV enfeksiyonuna hem ucuz hem de en etkili koruma yöntemlerinden biri olan aşılama ile müdahale edilerek etkin bir toplum bağışıklığı sağlanabilir.

Ana-babaAşılamaAşılar+7
Okan Sabri Berk
Hacettepe University
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Obsesif kompulsif belirtilerin üstbilişsel model temelinde yordanması: Düşünce-kaynaşma inançları, ritüeller hakkındaki inançlar, durdurma işaretleri, düşünce kontrol yöntemleri ve onay arama

Mevcut araştırma, obsesif kompulsif belirtilerin üstbilişsel model temelinde yordanmasında düşünce-kaynaşma inançları, ritüeller hakkındaki inançlar, durdurma işaretleri, düşünce kontrol yöntemleri ve onay aramanın rolünü değerlendirmeyi hedeflemiştir. Bu amaçla, bir ön çalışma ile Türkçe'ye uyarlaması bulunmayan Düşünce-Kaynaşma Envanteri, Ritüeller Hakkındaki İnançlar Envanteri ve Durdurma İşaretleri Ölçekleri'nin psikometrik özellikleri bir üniversite öğrenci örnekleminde (N=120) incelenmiştir. Bu ölçeklerin Türk kültüründe geçerli ve güvenilirliğinin kabul edilebilir düzeyde olduğu gözlenmiştir. Ardından yapılan esas çalışmada yine üniversite örnekleminde (N=566) üstbilişsel inanç alanlarının Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) belirtilerinin açıklanmasında katkısı üzerinde analizler yürütülmüş ve bu ilişkide düşünce kontrol yöntemlerinin ve onay aramanın aracı değişken rolleri değerlendirilmiştir. Esas çalışmada ön çalışmadakilere ilaveten katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Padua Envanteri-Washington Eyalet Üniversitesi Revizyonu, Üstbilişler Ölçeği-30, Düşünceleri Kontrol Etme Ölçeği, Onay Arama Ölçeği, Durumluk Sürekli Kaygı Envanteri - Sürekli Kaygı Formu ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Bulgular, depresyon ve sürekli kaygı düzeyleri kontrol edildiğinde, üstbilişsel inançların obsesif kompulsif belirtileri yordadığını, üstbilişsel inançlardan düşünce-kaynaşma inançlarının OKB belirtilerinin en güçlü yordayıcısı olduğunu ortaya çıkarmıştır. YEM sınamasına göre, üstbilişsel inançların doğrudan ve de dolaylı olarak, düşünce kontrol yöntemleri aracılığı ile; düşünce-kaynaşma inançlarının doğrudan hem de dolaylı olarak onay arama davranışları aracılığı ile OKB belirtilerine ve durdurma işaretlerinin dolaylı olarak onay arama davranışları aracılığı ile OKB belirtilerine katkıda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca özgül üstbilişsel inanç alanları, istenmeyen düşüncelerle baş etmede kullanılan düşünce kontrol yöntemlerini tetiklemekte, düşünce kontrol yöntemleri ise OKB belirti düzeyinin artmasına katkıda bulunmaktadır. OKB belirtilerinin artması ise onay arama davranışında artışa neden oluyor görünmektedir. Elde edilen sonuçlar ilgili alan yazın ışığında tartışılmıştır.

DüşünceDüşünce eylem kaynaşmasıDüşünce kontrol stratejileri+6
Nil Adalı İlter
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Multimodal bağlantı analizleri

Amaç: Yaratıcı düşünce ve usavurma, insan beyninin bilişsel kapasitesinin hiyerarşik olarak en tepesindeki ve en karmaşık sistemleridir. Birbirleri arasında dinamik bir etkileşim içerisinde olan bu iki kavram, insan ve toplum hayatının daha sürdürülebilir ve kaliteli olması açısından büyük bir stratejik öneme sahiptirler. Bu konuda uzun yıllardır pek çok bilimsel çalışma yapılmasına rağmen bu süreçlerin ardındaki nöral bileşenler ve sistemler hakkında kapsamlı çalışmalar son yıllara kadar yapılamamıştır. Gelişen teknik imkanların da yardımıyla, "Semantik Uzaklık" ve "Anoloji Tabanlı Usavurma" , fMRI görevi olarak modellenebilmiş ve yaratıcı düşünce araştırmaları konusuna yeni yöntemler ve bilgiler sağlamıştır. Bu çalışmanın amacı, kullanılan MR modalitelerini arttırarak (rs-fMRI,dwMRI) sadece görev sırasında aktive olan bölgeleri değil tüm beyni bir bütün ağ ve alt parçaları olarak değerlendirmek, yaratıcı düşüncenin oluşumunda katkıda bulunan bölge ve sistemlerin aktivasyon ve dinlenme sırasında nasıl bir fonksiyonel bağlantıya sahip olduklarını açıklamaktır. Yöntem: Çalışmaya 20-35 yaş arası, kendilerinde ve ailelerinde herhangi bir psikiyatrik bozukluk bulunmayan, en az lise mezunu, 30 sağlıklı gönüllü katılımcı dahil edilmiştir. Tüm katılımcıların MR taramaları Ege Üniversitesi Hastanesi 3T MR ünitesinde daha önce test edilen, çalışmaya en uygun parametreler kullanılarak yapılmıştır. Her katılımcı için yapısal olarak 3D-T1 ağırlıklı MP-RAGE ve 60 yönlü dwMRI, fonksiyonel olarak ise gözler kapalı 9 dakikalık rsfMRI ve "Analoji Tabanlı Usavurma" görevi sırasında BOLD fMRI görüntüleri elde edilmiştir. Tüm görüntüler kalite kontrolü ve ön işlemlerden geçirildikten sonra, fonksiyonel görüntüler üzerinde Freesurfer yazılım paketi ile "Semantik Uzaklık" kullanılarak parametrik modülasyon analizleri ve dinlenme halinde iken CONN MATLAB paketi ile ROI- ROI bağlantı analizleri yapılmıştır. Difüzyon ağırlıklı görüntülerde ise yine her Ikatılımcı için FSL-ProbtrackX-Tracula yazılımları ile global probabilistik traktografi yapılmış ve fonksiyonel verilerde elde edilen kortikal yüzeylerin bağlantıları analiz edilmiştir. Kullanılan tüm yazılımlar ve araçlar açık kaynak kodlu olup modaliteler arası maksimum uygun hale getirmek için herbirinde gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Bulgular: "Analoji Tabanlı Usavurma" görevi sırasında semantik uzaklığın artmasıyla görevde daha iyi performans gösteren bireylerin sol hemisfer gri madde yüzeyinde Intraparietal Sulcus, Anterior Cingulate Cortex-Ventral bölümü, Middle Frontal Gyrus, sağ hemisfer gri madde yüzeyinde Anterior Cingulate Cortex-Ventral bölümü alanlarında, subkoritkal analizlerde ise sağ ve sol Caudate Nucleus'ta, tüm beyin hata düzeltmelerinden sonra anlamlı BOLD sinyal korelasyonu saptandı.. Görevde daha başarılı olan katılımcıların dinlenme sırasında sol IPS ve sağ Inferior Frontal Junction kortikal bölgeleri arasında fonsiyonel korelasyon bulunduğu saptandı (T=4.77, p<.0221). Difüzyon görüntülerinde 16 ana beyaz madde yolağında yapılan global probabilistik analizler sonucunda görev performansı ile bu yolaklar arasında anlamlı bir korelasyon bulunamamıştır. Ancak beyaz madde yüzeyinde ROI tabanlı probabilistik traktografi analizlerine uygulanan Çizge Teorisi sonucu, sol hemisfer Medial OFC, Pars Orbitalis ,ACC Rostral, Amigdala ve sağ hemisferde Pars Triangularis, Precentral Gyrus, Postcentral Gyrus, Superior Frontal Gyrus ve Cuneus'ta görev başarısıyla anlamlı korelasyon bulunmuştur. Sonuç: Yaratıcı düşünce ve usavurmanın daha önceki çalışmalarda da belirlenen kortikal bölgelerin daha aktif kullanılmasıyla daha başarılı hale geldiği görülmektedir. Çalışmamız bu bilgilere dinlenme halindeki fonksiyonel bağlantı ve traktografi sonuçlarını ekleyerek yaratıcı düşüncenin salt aktivasyonun yanında ağ özellikleri açısından da ayırt edilebilir bileşenlerini göstermesi açısından oldukça önemlidir. Önümüzdeki çalışmalarda bu bölgelerin tekil bağlantılarının da incelip daha detaylı bir ağ haritası çıkarılması hedeflenmektedir.

BeyinBilişDüşünce+4
Özgün Özalay
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnfertil bireylerin infertiliteye yönelik stigmaya ilişkin görüşleri

Araştırma, infertil bireylerin infertiliteye yönelik stigmaya ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla triangülasyon yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Mart-Haziran 2019 tarihleri arasında Mersin Üniversitesi Hastanesi Tüp Bebek Merkezine başvuran, dahil edilme kriterlerini kapsayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 17 kadın 10 erkek olmak üzere 27 birey oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, araştırmacılar tarafından ilgili literatür temel alınarak hazırlanan kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış bireysel derinlemesine görüşme soru formu kullanılarak toplanmıştır. Dahil edilme kriterlerine uyan bireyler, bireysel derinlemesine görüşmelere davet edilmiştir. Görüşmeyi kabul eden bireylerle, onların belirlediği tarih ve saatte yarı yapılandırılmış bireysel derinlemesine görüşme formu doğrultusunda yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler bireylerden izin alınarak ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Ses kayıt cihazını kabul etmeyen bireylerin verileri not defteri ile kaydedilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde, görüşme dökümleri Windows Word programına aktarılmış, ham veriler gruplandırılmış, gruplandırılan veriler de kodlanarak içerik analizi yapılmıştır. Kişisel bilgi formundan elde edilen nicel veriler ortalama ve standart sapma kullanılarak değerlendirilmiştir. Bireysel derinlemesine yapılan görüşmeler sonucunda infertiliteye bakış açıları, stigmaya bağlı yaşanılan psikososyal sorunlar ve sağlık çalışanlarının tutumları olmak üzere üç ana tema ve 10 alt tema belirlenmiştir. Katılımcılar çocuk sahibi olmanın anlamını üremek ve neslin devamı olarak gördüklerini, infertiliteden kaynaklı kendilerini baskı altında hissettiklerini, infertil olduklarını gizlediklerini ve kendilerini toplumdan izole ettiklerini ifade etmişlerdir. Katılımcılar bu süreçte yaşadıkları en büyük sorunun eşlerinden ayrılma korkusu olduğunu belirtmişlerdir. İnfertil bireylerin fiziksel, sosyokültürel, ruhsal olarak bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, tanı ve tedavi sürecinde görev alan tüm sağlık personelinin infertiliteden kaynaklanan psikosoyal sorunların bilincinde olarak sağlık bakım hizmetini yürütmesi son derece önemlidir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, infertil bireylerin tanı ve tedavi sürecinde önemli bir rol üstlenen hemşirelerin infertil bireylerin yaşadıkları stigmanın farkında olarak hemşirelik bakımını yönetmeleri önerilmektedir.

DamgalamaDeneyimDüşünce+3
Rabia Külte Vural
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nesirlerinden hareketle Adalet Ağaoğlu'nun düşünce dünyası

"Nesirlerinden Hareketle Adalet Ağaoğlu'nun Düşünce Dünyası" adlı bu bilimsel çalışma Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Adalet Ağaoğlu'nun roman, hikâye ve tiyatro gibi edebiyatın kurmaca türleri dışında kalan nesirlerindeki düşünce dünyasını yansıtmayı esas alır. Böylece Ağaoğlu'nun sanat ve edebiyat başta olmak üzere, hayattaki birçok konuya bakışı ve yazar tavrı anlaşılmaya çalışılacaktır. Belirtilen amaçlar doğrultusunda Adalet Ağaoğlu'nun düşünce dünyasını yansıtan on beş kaynak taranarak elde edilen bilgiler tasnif ve tahlil edilmiştir. Çalışma Giriş, Sonuç ve Kaynakça dışında dört bölümden oluşmaktadır. Giriş'te yazarın kısaca hayatına ve eserlerine yer verilmiş, çalışmanın amaç, kapsam ve yöntemi belirtilmiştir. Birinci Bölümde, Adalet Ağaoğlu'nun "Sanat ve Edebiyata Dair Düşünceleri", İkinci Bölümde, "Sanatı ve Eserlerine Dair Düşünceleri", Üçüncü Bölümde "Sosyal ve Politik Konulara Dair Düşünceleri", Dördüncü Bölümde "Bazı Şahsiyetler ve Eserlere Dair Düşünceleri" ele alınmıştır. Sonuç kısmında yazarın düşünce dünyası ile ilgili genel değerlendirmeler yapılmış ve sanatçının çok yönlü, zengin bir düşünce dünyasına sahip olduğu ortaya çıkartılmıştır. Yapılmış olan bu bilimsel çalışmanın edebiyat bilimine katkı sağlaması beklenmektedir.

Ağaoğlu, AdaletDüşünceDüşünce yapısı+1
Ramazan Kılıç
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Charles Sanders Peirce'ün pragmatik felsefesinde dil, düşünce ve anlam ilişkisi

Bu tez çalışması, Charles S. Peirce'ün, pragmatik felsefesinde dil düşünce ve anlam ilişkisini ele almaktadır. Peirce, geliştirdiği pragmatik yöntemiyle ve kurduğu göstergebilimi teorisi ile modern dil felsefesinin öncülüğünü yapar. Peirce'ün pragmatik yöntemi bir önermedeki kapalı ifadeleri ve metafizik kavramları açıklığa kavuşturma amacındadır. Bu noktadan hareketle düşünür, varlığı bölümlemek yerine, öznedeki tezahürünü bölümlemeyi tercih eder. Peirce'ün bu kategorileri fenomonolojik yapıda olup Birincilik, İkincilik ve Üçüncülükten oluşur. Peirce, pragmatizmin temelinde ve kendi fenomonoloji anlayışının çatısı altında bilimleri mimari bir bütünlük içinde bir araya getirmeye çalışır. Deneyimci bir filozof olan düşünürümüze göre deneyim dili, dil, düşünceyi, düşünce de anlamı meydana getirir. Dil, düşünce ve anlam ilişkisine üç farklı yaklaşım söz konusudur. İlk grup: düşüncenin esas, dilin ise bir vasıta olduğunu, ikinci grup: dil ve düşüncenin bir olduğunu, üçüncü grup ise: dilin, düşünceyi meydana getirdiğini iddia etmiştir. Pragmatizm bir yaşam felsefesi olduğundan, bu felsefenin anlam kuramı kullanımı esas alır. Kullanılan ve insanın karşı karşıya kaldığı problemlerin çözümüne katkı sağlayan önermeler anlamlıdır. Benlik, göstergeleri sınıflandırır, sürekli olarak gösterge alımlar, gösterge yayar, hatta kendisi de bir gösterge olur. Benliğin diyolojik yapısı, benlik ile dünya, benlik ile insan ve toplum arasındaki irtibatı sağlar. Anlam, sabit değil bağlamsaldır. Yer ve zaman değiştiğinde bağlam da değişecektir. Bu nedenle anlamı sabitleme girişimleri ve dilin çoğul yapısını teke indirgeme girişimleri beyhude girişimlerdir. Peirce, semiyotik oyun kuramıyla, tüm dilsel ifadeleri gündelik hayattaki anlık gösterge (dil) oyunları olarak değerlendirir.

AnlamDilDüşünce+6
Hasan Hüseyin Kargın
Ankara University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşire ve ebelerin engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin bilgi ve görüşleri

Amaç: Araştırma hemşire ve ebelerin engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin bilgi ve görüşlerini saptamak amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne bağlı Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi'nde görev yapan 66 hemşire ve 102 ebe ile analitik-kesitsel olarak 25 Ocak – 8 Şubat 2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından literatüre göre hazırlanan soru formu ile toplandı. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 26.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılarak analiz edildi. Verilerin değerlendirmesinde tanımlayıcı istatikler, ki-kare testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmadaki hemşire ve ebelerin çoğunun engelli yakını yoktu ve engelli kadına bakım vermemişti. Hemşire ve ebelerin çoğu engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin eğitim almak istediğini ve daha çok iletişim becerileri konusunda eğitim almak istediğini belirtti. Hemşire ve ebelerin engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin bilgileri incelendiğinde katılımcıların çoğunun engelli kadınların kürtaj ve plansız gebelik yaşama olasılıklarının daha yüksek olduğu konusunda yanlış cevabı verdiği görüldü. Bununla beraber katılımcıların çoğunun engelli kadınların gebeliklerinin ve doğumlarının yüksek riskli olduğu konusunda doğru cevabı verdiği saptandı. Araştırmada hemşire ve ebelerin yarısında fazlası engelli kadınların engelli olmayan kadınlara oranla daha çok jinekolojik problemler yaşarlar bilgisine doğru cevabını verdikleri görüldü. Hemşire ve ebelerin engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin görüşlerinde ise katılımcıların çoğunun engelli kadınların aseksüel olduğuna katılmıyorum cevabını verdikleri görüldü. Ayrıca katılımcıların çoğu engelli kadınların gebe kalmaması gerektiğine katılmadığını belirtti. Bunlara ilaveten engelli kadınların doğum şekli tercihi kararlarının önemsenmesine katılıyorum cevabını verenlerin sayısının da fazla olduğu görüldü. Hemşire ve ebelerin yaşı, mesleği ve engelli kadına bakım verme durumları ile engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin bilgileri arasında fark olmadığı görüldü. Engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin eğitim almak isteyen katılımcıların bilgi sorularına doğru cevabını verme oranının daha yüksek olduğu görüldü. Katılımcıların yaşı ile engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin görüşleri arasında fark olmadığı belirlendi. Engelli kadına bakım vermeyen ve engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin eğitim almak isteyen hemşire ve ebelerin görüşlerinin engelli kadınların üreme sağlığını desekleyci ve olumlu yönde olduğu saptandı. Sonuç: Araştırma sonucunda elde edilen veriler ışığında, hemşire ve ebelerin engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin bilgilerinin yeterli olduğu saptandı. Engelli kadınların üreme sağlığına ilişkin eğitim almak isteyen katılımcıların bilgi sorularına doğru cevabını verme, görüş sorularına ise engelli kadınları destekleyen yönde katılıyorum cevabını verme oranının daha yüksek olduğu belirlendi.

Bilgi düzeyiDüşünceEbeler+7
Mizgin Cebe Ertaş
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beden eğitimi öğretmenlerinin uzaktan eğitimde işlenen beden eğitimi ve spor derslerine bakış açılarının incelenmesi: Bir karma yöntem araştırması

Bu çalışmanın amacı; uygulama ağırlıklı bir ders olan beden eğitimi dersinin, uzaktan eğitimde işlenmesine yönelik beden eğitimi öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma triangülasyon (zenginleştirilmiş) modeli ile yapılmıştır. Araştırmadaki nicel veriler, uzaktan eğitime yönelik tutum ölçeği ile, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmeler yolu ile elde edilmiştir. Araştırmaya nicel bölümde 81, nitel bölümde 9 olmak üzere toplam 90 beden eğitimi öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Nicel verilerin analizinde, SPSS 20.0 paket programında tanımlayıcı istatistik yöntemleri, bağımsız gruplarda t-testi, tek yönlü Anova varyans analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde, betimsel ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel veri sonuçlarına göre beden eğitimi öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının orta düzeyde olduğu görülmüştür. Uzaktan eğitime yönelik tutumların yaş değişkenine göre incelenmesinde 23-29 yaş arası ile 40 yaş ve üzeri beden eğitimi öğretmenleri arasında 23-29 yaş grubu lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Nitel verilerin analizi sonucunda, 3 kategori (uzaktan eğitim, uzaktan eğitimde beden eğitimi dersi, teknolojik yeterlik) 6 tema ve 14 alt temaya ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda uzaktan eğitim planlaması yapılırken beden eğitimi dersinin en önemli kazanımı olan aktif ve sağlıklı hayat teması ile uygulamaya yönelik kazanımlarının sağlanabilmesi için uzaktan+yüz yüze yapılacak şekilde planlanması, dersin uzaktan eğitimle yapılacak saatlerinde geri bildirim verilebilmesi ve sınıf yönetimi için öğrencilerin kamera açması, derste ölçme ve değerlendirme kriterlerinin iyi tanımlanması yoluyla öğrenci ve ailelerin hassasiyetlerinin artırılması ve beden eğitimi öğretmenlerinin güncel teknolojik gelişmeleri derslerine entegre edebilmeleri için uygulama ağırlıklı meslek içi eğitimlerle desteklenmesi önerilmektedir.

Beden eğitimiDüşünceKarma yöntemler+3
Yasin Küçükkırmızı
Muğla Sıtkı Kocman University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine tarihsel sosyolojik bir değerlendirme

Bu çalışmada, Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine ortaya atılan farklı görüşlerin sistemli bir biçimde analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde döneminde kendi çağdaşlarını etkileyebilmiş özgün çalışmalar incelenerek tartışmaya ışık tutulması hedeflenmektedir. Bu çalışma, betimsel bir araştırma türü olup çalışmada doküman/belge tarama tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda çalışma Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı üzerine geliştirilen tahlillerin dönemsel sınırlılıklarını göz önünde bulundurarak Osmanlı İmparatorluğu'nun devlet ve toplum yapısını tarihsel sosyolojik bir çerçevede değerlendirmiştir. Bu çalışmada, öncelikle Osmanlı toplum yapısını anlamak için tarihsel sosyolojik bir bakış açısının nasıl olması gerektiği üzerinden bir tartışma yürütülmüş ve sonrasında bu bakış açısından hareket ederek Osmanlı Devleti'nin kuruluş süreci, devlet yapısı ve üretim biçimi farklı düşünürlerin düşünceleri etrafında değerlendirilmiştir. Bu nedenle bu araştırmada Osmanlı Devleti'nin toplum yapısını açıklamak için kullanılan feodalizm, doğu despotizmi ve Asya tipi üretim tarzı (ATÜT) kavramları karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda çalışmada, alanyazındaki önde gelen tarihçi, sosyolog, iktisatçı ve siyaset bilimcilerin Osmanlı devlet ve toplum yapısı hakkında olan değerlendirmeleri karşılaştırmalı bir biçimde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Asya Tipi Üretim Tarzı, Doğu Despotizmi, Feodalizm, Osmanlı Toplum Yapısı, Tarihsel Sosyoloji

DüşünceDüşünce tarihiDüşünce yapısı+7
Berat Dağ
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kitâbu'l- Hurûf'dan hareketle Fârâbî'de dil düşünce ve mantık ilişkisi

Bu çalışmada Fârâbî'nin Kitabu'l-Huruf adlı eseri baz alınarak; dil, düşünce ve mantık konuları ve bunların birbirleriyle olan ilişkisi incelenmektedir. Bu çalışma giriş bölümü, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. İlk bölümde İslam Felsefesinin kurucu metni olarak Fârâbî'nin İlimlerin Sayımı adlı eserin tahlili yapılmıştır. İkinci bölümde Fârâbî'nin Hayatı, Eserleri, İlmi Kişiliği ve İlimleri Tasniflemesi hakkında bilgi verilmiş-tir. Üçüncü bölümde ise Fârâbî'de Dil, Düşünce ve Mantık İlişkisi alt başlıklar halinde; Kavramsal Temellendirme, Fârâbî'de Dil Kavramı, Fârâbî'de Akıl ve Düşünce Kavramı, Fârâbî'de Mantık Kavramı, Mantık İlminin Tarihi, Mantık – Gramer İlişkisi, Fârâbî'nin Felsefe Kurgusunda Dil, Düşünce ve Mantık İlişkisi,Fârâbî'de Dil ve Gelişimi, Fârâbî'de Düşünce ve Gelişimi ve son olarak Fârâbî'de Mantık ve Felsefe İrtibatının Kurgulanışı98 şeklinde incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise bireyin akıl ve ruh sağlığının korunması ve gelişmesi bağlamında, dil, düşünce mantık ilimlerinin ifade ettikleri 1anlama dikkat çe-kilmiştir.

DilDil gelişimiDüşünce+4
Betül Küçük
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimEN

A treatise of the whatness of conceptual art in the context of object, meaning and language

This study named "A Treatise of the Whatness of Conceptual art in the Context of Object, Meaning and Language" aims to elucidate the meaning of each concept in the text, as can be understood from its name. It requires this kind of investigation to understand conceptual art, and such an investigation can only be possible with philosophical analysis. Based on the definition that art, philosophy, and science are human activities in the effort to comprehend the universe, how these three disciplines deal with object, meaning and language stands at the center of the text. An attempt will be made to analyze the relation of object with meaning, meaning with language and language with thought through conceptual art. Art cannot be considered independent from the historical, philosophical, and scientific developments and changes of the society in which it resides. These areas have affected and changed each other in every period. However, in this text, the mental processes behind this change will be discussed rather than the changing approaches of art. Therefore, in the context of art history, instead of the question "how does this change look?" the answer to the question "what are the reasons for this change?" will be sought after. The answer to the latter type of question can only be given by conceptual art that analyzes art in terms of being art and tries to illuminate its meaning. The reasons for this will be explained consistently throughout the text. This study suggests how to investigate the nature of art.

MeaningLanguageThought+3
Çiğdem Akalın
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim okulu müdürlerinin öğretmenler tarafından algılanan durumsal liderlik stilleri ve öğretmenlerin yapılandırmacı düşünme stilleri üzerine ilişkisel bir araştırma

Bu araştırmada, ilköğretim okulu müdürlerinin durumsal liderlik stillerine ilişkin öğretmen algıları ile öğretmenlerin düşünme stilleri arasında ilişki var mıdır? sorusuna cevap aranmıştır. İlişkisel modelde dizayn edilen bu araştırmanın evreni, İstanbul ili Kadıköy İlçesinde bulunan 69 ilköğretim okulunda [56 kamu & 13 özel] 2008?2009 öğretim yılında görev yapan görev yapan 941'i sınıf öğretmeni ve 2097'i branş öğretmeni olmak üzere toplam 3938 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmanın örneklemini Kadıköy ilçesinin altı eğitim bölgesinde yer alan ilköğretim okullarının tamamı temel alınıp, tabakalı örnekleme yöntemi kullanılacak ve her eğitim bölgesinden random yolla belirlenen 3 ilköğretim okulunda görev yapmakta olan ve çalışmada gönüllü olarak katılan 209 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmada veriler iki ayrı ölçek yardımıyla elde edilmiştir. Epstein (2001) tarafından geliştirilen Yapılandırmacı Düşünme Envanteri, insanların otomatik olarak kendilerine ve dünyaya bakma yolu olan yapılandırmacı ve yıkıcı olan düşünce düzeylerini ölçmek için geliştirilmiştir. Envanter Tosun & Karadağ (2008) tarafından Türk kültürüne uyarlanmıştır. Envanter 5'li likert tipi toplam 85 madde, 7 bileşen ve bu bileşenlere ait 11 alt ölçekten oluşmaktadır. Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği Bass ve Avolio (1990) tarafından Durumsal Liderlik Teorisi kapsamında kişilerin liderlik stillerinin tespiti için geliştirilmiştir. Ölçeğin çeşitli araştırmacılar tarafından farklı ülkelerde ve örgütlerde uygulanması sonucunda ölçekle ilgili bir takım eleştirilerde bulunulmuş ve ölçeğin yenilenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu araştırmalara paralel olarak ölçek Türkçeye Akdoğan (2002) tarafından açımlayıcı faktör analizi yöntemi ile tekrar gözden geçirmiş ve sonuç olarak ölçeğin Türkçe formu 5'li Likert tipi toplam 36 madde, 3 bileşen ve bu bileşenlere ait 7 alt ölçekten oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde ortalama (X), standart sapma (SS), bağımsız gruplar t-testi, Kruskal Wallis-H testi, Mann Whitney-U testi ve Pearson çarpım momentler korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin faaliyet yönelimli düşünme en baskın faktör olarak kendini göstermektedir. Yapılandırmacı düşünmede öğretmenlerde en az görülen faktörler ise bir yere ait olamama duygusu ve hoşgörüsüz düşünme faktörleridir. Öğretmenlerin yapılandırmacı düşünme bileşenlerinden davranışsal başa çıkma en baskın bileşen olarak görülmektedir. Öğretmenlerde en az görülen bileşen ise olağanüstü şeylerle düşünmedir. Ayrıca araştırmada elde edilen en önemli bulgu yapılandırmacı düşünme faktörleri ile durumsal liderlik bileşenleri arasında istatistiksel olarak ilişkiler saptanmıştır. Bu ilişkiler yapıcı düşünme ile dönüşümcü liderli, yıkıcı düşünme ile sürdürümcü ve serbestlik tanıyan liderlik arasındadır.

DüşünceLiderlik
Erdal Cura
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mehmet Reşit'in Hıfz-ı Sıhhati Ahlak adlı eserinin çevrimyazı ve değerlendirilmesi

İnsanlık tarihine baktığımızda büyük milletlerin her birinin kendilerine özel bir alanda en yüksek noktaya ulaştıklarını görürüz. Türklerin de ahlakta en yüksek seviyeye ulaştığını görmekteyiz. İslam dinini seçmeden önceki hayat tarzlarına baktığımızda da Türk toplumu için ahlakın önemini biliyoruz. İslam dinini seçtikten sonra ise töresel ahlak anlayışı İslam ahlakı ile özdeşleştirilerek yepyeni bir sentez olan Türk-İslam ahlakı haline gelmiştir. İslam dininin temel inanç ve ahlak anlayışına dayalı Türk İslam ahlakı bütün yönleri ile Osmanlı toplumunda uygulanmış ve yaşama imkânı bulmuştur. Yaklaşık altı asırlık bir zaman dilimi içerisinde birçok bilgin ahlakı nazari ve ameli olarak belirlemiş ve bu konuda eserler yazmışlardır. Mehmet Reşit'in kaleme aldığı Hıfz-ı Sıhhati Ahlak Risalesi de bu anlayış ile yazılmıştır. Risale, Fezleke-i Tıbbu'r Ruhan ismi ile de geçmektedir. Daha önce bu risale hakkında herhangibi bir transkripte yada bu risale ile ilgili bir değerlendirme yapıldığı görülmemiştir. Bu sebeple bu risalenin transkripti vede çevrimyazı değerlendirmesinin önemi daha da artmıştır. Bizde araştırmamız da yazarın eğitim ve sağlık başta olmak üzere birçok konuda ki düşüncelerini inceleyerek görüşlerini aktarmış olmaktayız .

AhlakAhlakAhlak eğitimi+2
Sinem Akkaya
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafyanın inanç bağlamında insan ve toplum davranışlarına tesiri

Bu çalışmanın konusu, coğrafyanın inanç bağlamında insan ve toplum davranışlarına tesirinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda hem Türkiye'de hem de dünyada insanların üzerinde yaşadıkları coğrafyanın inançlara, geleneklere, düşüncelere, davranışlara ve kişilerin fizikî, karakteristik yapılarına nasıl bir etkisinin olduğunun ortaya konulmasıdır. Coğrafya ve inanç arasındaki ilişki sosyoloji, etnoloji veya antropoloji gibi sosyal bilimlerin çeşitli disiplinleri ile ilgilidir. Bu nedenle birçok kaynaktan elde edinilen bilgiler ışığında çalışmada asıl ilişkilendirilecek kısım ''felsefe'' disiplini açısından bir değerlendirme yapılması ve bu konuyla ilgili çeşitli verilerin felsefî bir yorumlanmasından söz etmektir. Çalışmada ileri sürülen ana fikir coğrafyanın inanç aracılığıyla insan ve toplum davranışlarına bir etkisinin olduğunun savunulmasıdır. Bu etkilerin neler olduğunu ifade etmek için konuyu destekleyen örnekler sunulmakta ve bu ise felsefe disiplini ile ilişki kurularak yapılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Coğrafya, Din, Düşünce, İnanç, İnsan, Yaşam

CoğrafyaDinDin felsefesi+4
Derya Kaya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürel bir meta olarak müzik: 90'lar sonrası pop müzik örneği

Bu metin sosyal bilimlerde yer alan müzik'in neliğine ilişkin bir ihtilaftan doğar. Dolayısıyla bu tez öncelikle müzik hakkında, ve daha sonra müziğin modern toplumdaki konumu hakkında bir tezdir. Bunun için öncelikle bu müzik anlayışını doğuran düşünceyi ele alır. Düşüncenin dönüşümünün istikametini tespite çalışır. Ve aynı şekilde bu dönüşümün müziği nasıl dönüştürdüğünü tespit etmeye çalışır. Bunun için ilk olarak, müzik sosyolojisinin kurucu düşünürlerinin —Weber, Adorno, Simmel— görüşlerini ele alır. Bütün bu görüşlerden hareketle bu tez müziğin çağdaş konumunun bir "meta" düzeyine indirgendiğini ileri sürer. Bu doğrultuda tarihe yönelir ve farklı zamanlarda ve farklı kültürlerde müzik anlayışlarını ele alır. Bunda popüler kültürün etkilerini araştırır. Bu minvalde temel bir sorgulamayı geliştirir: Müzik'in popüler versiyonu, müziğin estetik değerini ne yönde etkilemiştir? Anahtar Kelimeler: Müzik, düşünce, metalaşma, popüler, estetik

DüşünceEstetikKültür+6
Esra Kuçlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hans Reichenbach'ın Türk düşüncesine etkisi

Bu çalışmada, Alman fizikçi ve filozof Hans Reichenbach'ın hayatı, yetiştiği düşünce muhiti, felsefede ele aldığı başat meseleler, ortaya attığı yeni fikirler, Türkiye yılları ve Türk akademisine etkisi irdelenmiştir. Hans Reichenbach, Schlick, Carnap, Wittgenstein, Einstein gibi isimlerin çağdaşı olarak, Bilimsel Felsefe, Nedensellik, Olasılık, Görelilik ve Kuvantum gibi yer yer fizikle bağlantılı felsefi kuramlarla öne çıkmış olan büyük bir bilim adamı, mantıkçı ve filozoftur. İkinci Dünya Savaşı öncesi Nasyonal Sosyalist Alman idaresinin baskılarından kaçarak sığındığı Türkiye'de akademik anlamda işgal ettiği yer itibariyle önem arz eden Reichenbach'ı Türkiye'ye getiren süreç, Türkiye yılları ve bıraktığı iz tarihsel akış içinde incelenmiş, çalışma hazırlanırken Türkçe, İngilizce ve Almanca dillerinde bilimsel kaynak, hatıra ve mektuplardan da faydalanılmıştır.

Analitik felsefeBilim felsefesiBilim felsefesi+7
Ömer İpek
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tıp fakültesi öğrencilerinin normal doğum ve sezaryen doğum hakkındaki görüşlerinin incelenmesi

Bu çalışma, tıp fakültesi öğrencilerinin normal doğum ve sezaryen doğum hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. 14 Mayıs – 21 Mayıs 2019 tarihleri arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler araştırmamızın evrenini oluştururken, ankete katılan 117 birinci sınıf, 75 ikinci sınıf, 69 dördüncü sınıf, 56 beşinci sınıf, 63 altıncı sınıf (intörn) öğrencisi çalışma örneklemine dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak 26 sorudan meydana gelen anket formu kullanılmıştır. Kullanılan anket formu sosyodemografik özellikler ve doğum şekli tercihleri ile ilgili iki bölümden oluşmaktadır. Öğrencilerin %35'nin erkek ve %65'nin kadın olduğu görülmüştür. Öğrencilerin %50.3'ü kadın doğum ile ilgili ders almış olup, %49.7'si ise kadın doğum stajı yaptığını belirtmiştir. Öğrencilerin %93.4'ü ilk gebelikteki doğum şekli tercihi olarak normal doğumu tercih etmiş olup, sınıflar arasında normal doğum tercihi açısından istatistiksel bir fark bulunmamıştır (p>0.005). Sezaryen sonrası normal doğumu tercih oranı %50 olup sınıflar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.001). Öğrencilerin normal doğumu isteme nedenleri arasında en çok %92.1 ile daha sağlıklı bir doğum olduğu düşüncesi olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin okudukları sınıf, kadın doğum dersi alma veya kadın doğum stajını yapmış olma durumları ile kadınların doğum şekli tercihlerine etki eden faktörler hakkındaki görüşleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Genel anlamda; tıp fakültesi öğrencilerinin doğum şekli tercihleri hakkındaki görüşlerinin sınıflara, kadın doğum dersi alma veya kadın doğum stajını yapma durumlarına bağlı olarak değişiklik gösterebildiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğum, doğal doğum, normal doğum, sezaryen doğum, vajinal doğum

Doğal doğumDoğumDüşünce+3
Zeynep Öcal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ankara ilindeki aile hekimliği kliniklerinde çalışan doktorların aşı karşıtlığı konusundaki görüş, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Sağlığın korunması ve devamlılığının sağlanması için en etkin metotlardan biri aşı uygulamalarıdır. Aşılama, enfeksiyon hastalıklarına bağlı sakatlıkları ve ölümleri engelleyen etkili, güvenli ve ucuz bir yöntemdir. Dünyada ve Türkiye'de aşılama oranlarının artmasının yanında, özellikle son yıllarda aşı karşıtlığının ve aşı kaygılarının artmaya başladığı görülmektedir. Ülkemizde çocuk ve erişkin olmak üzere aşılama programlarının hem uygulanmasında hem de takibinde kilit rol oynayan branş aile hekimliğidir. Bu çalışmanın amacı aşı karşıtlığının ve reddinin hızlı bir ivmeyle arttığı ülkemizde aile hekimliği kliniklerinde uzmanlık eğitimine devam eden asistan doktorların bu konudaki görüş, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki çalışma 15.06.2019-15.11.2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini Ankara İli'ndeki Aile Hekimliği Kliniklerinde çalışmakta olan 360 hekim oluşturmuştur. Katılımcılara veri toplama aracı olarak sosyodemografik-mesleki özellikleri ve aşılama-aşı karşıtlığı ile ilgili görüş, tutum ve davranışları sorgulayan anket formu uygulanmıştır. Veriler SPSS v22 programıyla analiz edilmiş, p<0,05 değeri istatistiksel anlamlılık olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 311 Aile Hekimliği asistanı dahil edilmiştir. Daha önce aşı karşıtlığı ile karşılaştığını belirten katılımcı oranı %59,5 (n=185) olarak saptanmıştır. Bu katılımcıların %85,4'ü (n=158) aşı ve aşılama konusunda bilgi vererek aşı yaptırmak için ikna etmeye çalıştığını, %12,4'ü (n=23) ise aşı karşıtı olan kişinin fikrine saygı duyduğunu, üstelemediğini ifade etmiştir. Katılımcıların %94,9'u (n=295) aşı reddi fikrine, %82'si (n=255) de aşı tereddütü fikrine karşı olduğunu ifade etmiştir. %90,7'si (n=282) aşı karşıtlığının yasal mercilere bildirilmesi gerektiğini, %71,1'i (n=221) ise aşı karşıtlığının cezası olması gerektiğini, %19,9'u (n=62) bu konuda kararsız olduğunu belirtmiştir. 40 yaş ve üzerindekilerin daha genç olanlara,evlilerin bekarlara, sözleşmeli aile hekimliği uzmanlığı (SAHU) eğitimine tabi asistanların tam zamanlı asistanlara, 3 yıl ve üzeri asistanlık yılı olanların daha az olanlara, birinci basamak tecrübesi olanların olmayanlara, çocuğu olanların olmayanlara göre daha fazla sayıda aşı karşıtlığı vakası ile karşılaştığı saptanmıştır. Katılımcıların çoğunluğu aşı reddi ve tereddüdüne karşı olduklarını ve aşı karşıtlığının cezasının olması gerektiğini belirtmişlerdir. Bu anlamda katılımcıların sosyodemografik ve mesleki özelliklerinin farklılık yaratmadığı saptanmıştır (p>0,05). SAHU asistanlarının tam zamanlı asistanlara göre, birinci basamakta 4 yıl ve üzeri çalışanların daha kısa süre çalışanlara göre daha fazla oranda aşı karşıtlığı hakkında eğitim aldığı saptanmıştır. Ek olarak uzmanlık eğitiminde ilk yılı içinde olan asistanların çoğunluğunun bu eğitim almadığı saptanmıştır. Birinci basamakta tecrübesi olmayanlar, olanlarla kıyaslandığında aldıkları eğitimin yeterli olduğunu belirtmişlerdir (p =0,044). Çalışmaya katılan hekimlerden bir kişi hariç hepsi aşı reddine karşı olduklarını belirtmişlerdir. Bunun yanında aşı tereddüdünü destekleyen veya bu konuda kararsız olan katılımcıların oranı da azımsanmayacak düzeyde bulunmuştur. Aile Hekimliği asistanlarının aşılar ve aşı karşıtlığı konusunda eğitiminin yetersiz olduğu görülmüştür. Öncelikle hekimlerin bilgi eksiklikleri giderilmelidir. Hekimler arasında aşı tereddütü yaşayanlarla özel olarak görüşülmeli ve bu durumun nedenleri ortaya konulmalıdır. Ayrıca birinci basamakta çalışan aile hekimlerine ve Aile Hekimliği uzmanlık eğitiminin içinde aşı karşıtlığı ile nasıl başa çıkılacağı yönünde eğitim verilmelidir. Anahtar kelimeler: Aşı karşıtlığı, aşı reddi, aşı tereddüdü, aile hekimliği

Aile hekimliğiAnkaraAşı reddi+7
Erhan Şimşek
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düşünce eylem kaynaşması: Bilişsel davranışçı model doğrultusunda üniversite öğrencileriyle deneysel bir çalışma

Düşünce eylem kaynaşması (DEK) düşünce ve davranışların eş-değerliği olarak tanımlanan ve obsesif-kompulsif bozuklukla ilişkili olduğu düşünülen bilişsel faktörlerden biridir. Bu araştırma anket çalışması ve deneysel uygulama olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Araştırmanın ilk aşaması için obsesif semptomlar, düşünce eylem kaynaşması, düşüncenin kontrol edilmesi, düşüncenin bastırılması ve obsesif inançları değerlendirmek üzere belirlenen bir anket seti kullanılmıştır. İkinci aşama olan deneysel manipülasyon aşamasında, karşılaştırma grupları yakınlık grubu için, hedef kişinin niteliği (samimi-yabancı) X düşünce içeriği (kaza-şiddet) olmak üzere, savunmasızlık grubu için de hedef kişinin niteliği (savunmasız-savunabilir) X düşünce içeriği (kaza-şiddet) olacak şekilde belirlenmiştir. Hedef kişinin niteliğine göre deney gruplarına seçkisiz olarak atanan katılımcılar, kaza ve şiddet içeriğine sahip cümlelere maruz bırakılarak deneysel ortamda DEK oluşturulması amaçlanmıştır. Karşılaştırma grupları çalışmanın bağımsız değişkenleri olarak belirlenmiştir. Bağımsız değişkenlerin her bir düzeyine maruz bırakılan katılımcıların belirttikleri rahatsızlık, kaygı, suçluluk, sorumluluk, nötrleştirme isteği, düşünce düzeyi, düşünce sıklığı, ahlaki yanlışlık düzeyi, yaşanma ihtimali ve gerçekle benzerlik düzeyi değişkenleri çalışmanın bağımlı değişkenleridir. Çalışmada aynı katılımcılardan alınan tekrarlı ölçümler söz konusu olduğu için, hipotezlerin sınanmasında Tekrarlı Ölçümler Varyans Analizi (Repeated Measures ANOVA) yapılmıştır. Anket ölçümlerinden elde edilen veriler arasındaki ilişki ve bağımlı değişkenler ile anket ölçümlerinden elde edilen veriler arasındaki ilişkiyi incelemek için ise Korelasyon Analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda, hedef kişinin yakın veya savunmasız olması durumunda hissedilen rahatsızlık, kaygı, suçluluk, sorumluluk, gerçekleşirse rahatsızlık, gerçekle benzerlik ve nötrleştirme isteği düzeyleri yabancı veya savunabilir olma durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olarak bulunmuştur. Anket ölçümlerinden elde edilen veriler arasında genel olarak anlamlı ve pozitif yönde ilişki olduğu gözlenmiştir. Elde edilen bulguların çalışmanın hipotezlerini genel olarak desteklediği söylenebilir.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarDüşünce+3
Duygu Yücel
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Women's and men's views and knowledge on male participation in reproductive health in iraq

Reproductive health for women is essential to mothers, babies, families, and the community as a whole. The study was planned in a descriptive cross-sectional design to describe and compare women's and men's views on male participation in reproductive health in Iraq. The study was conducted in Iraq in a women's ward on the third floor of a private nursing home hospital. The women of the sample were in the consulting clinic in Baghdad teaching hospital / Medical City in Baghdad between 1 February 2022 and 10 July 2022. Samples for this study were collected through individual interviews. The sample sizes consisted of 100 Iraqi married men and 100 women. Data analysis in this study was conducted by using SPSS version (22.0). The study used frequency, percentage, t-tests, and Chi-square to investigate the comparative study. This study concluded that the female participants had more knowledge and information about the justifications for abortion and family planning (FP) methods than the males. Most participating men know 73% but do not participate in reproductive health 60%. In this work, the violence in Iraq was also studied, and it was found that it is high. 47% of females strongly agree that violence against women is high in Iraqi society, and 37% of males agree that violence against women is high. Moreover, the most common type of violence in Iraq is verbal (65%), followed by physical violence (55%), as investigated in the views of the study. However, there is no significant difference between the reproductive health issue and the mean score of females and males (t=1.011, p=0.313). The study concluded that most of the participating men have the knowledge, but they do not participate in reproductive health, and the study also concluded that violence is high in Iraqi society, and the females and males agreed that determining the number of children in the family is the responsibility of both sexes and that the role and patterns of the family for both sexes similar. The study concluded that men are often able to use family planning methods, and participants stressed the need to take measures to protect against STDs. It is recommended to spread awareness about reproductive rights and reproductive health for males and females and to increase male participation in reproductive health in Iraq.

Level of knowledgeThoughtMen+5
Muna Abdulwahıd Omar Al-gburı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pandemi döneminde doğum sonu dönemdeki kadınların telesağlık ile ilgili görüş ve beklentileri

Bu araştırma, pandemi döneminde doğum sonu dönemde olan kadınların telesağlık ile ilgili görüş ve beklentilerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Çalışma verileri güç analizi ile belirlenen sayı baz alınarak Yozgat Şehir Hastanesi'nde doğum yapmış 108 kadından toplanmıştır. Verilerin toplanmasında, ''Tanıtıcı Özellikler Soru Formu'', ''Telesağlık Uygulamaları ile İlgili Görüşlerin Belirlenmesine Yönelik Soru Formu'' ve ''Kadınların Telesağlık Uygulamaları ile İlgili Beklentilerinin Belirlenmesine Yönelik Soru'' kullanılmıştır. Veri toplama aşaması iki temasta gerçekleşmiştir. Birinci temas 11.05.2021 ve 30.06.2021 tarihleri arasında Yozgat Şehir Hastanesi'nde gerçekleşmiştir. Bu temasta sadece kadınlara çalışma hakkında bilgi verilerek çalışmaya katılmayı kabul ettiklerine dair onam ve iletişim bilgileri alınmıştır. İkinci temas 27.06.2021 ve 13.08.2021 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. İkinci temasta doğum sonu 42 günü doldurmuş kadınlar telefon ile aranarak veriler toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ki kare ve Fisher's Exact testine bakılmıştır. Kadınların sadece %7.4'ü sağlık hizmetlerinin telefon ve benzeri araçlar ile gerçekleştirilemeyeceğini ifade etmiştir. Kadınların %95.4'ü telesağlık uygulamasının kullanılmasının faydalı olacağını, %94.4'ü uygulamalarının kolaylık sağlayacağını ve %28.7'si engel oluşturacağını düşündüğü belirlenmiştir. Kadınların %10.2'si telesağlık uygulamalarını kullanmak istemeyeceğini ifade etmiştir. Çalışma sonucunda kadınların telesağlık uygulamasında en çok meme ile ilişkili problemlerin çözümü(%49.1), en az ise oranla aktivite planlaması ve eş ile değişen rollerde oluşan çatışmalarda danışmanlık(%15.7) konularında hizmet beklentileri olduğu bulunmuştur. Yenidoğan ile ilgili olarak en çok gaz sancısının giderilmesi(%71.3), en az bebekte uykusuzluk, besin alerjisi, göbek bağı, kilo kontrolü ve protein alerjisi(%0.9) konularında telesağlık hizmeti alma beklentileri olduğu belirlenmiştir. Doğum sonu döneme ilişkin bakım beklentilerini karşılayabilecek bir telesağlık hizmetinin sunulması durumunda pandemi vb. afet dönemlerinde kadınlar tarafından kullanımının mümkün olacağı sonucuna varılmıştır. Aynı çalışmanın daha büyük örneklemlerde ve olağanüstü durumlar dışında tekrarlanması önerilmektedir.

COVID 19DoğumDüşünce+3
Fatma Aksu
Yozgat Bozok University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadınların doğum sırasındaki mahremiyet ile ilgili deneyim, görüş ve önerileri

Bu araştırma, kadınların doğum sırasındaki mahremiyet ile ilgili deneyim, görüş ve önerilerini belirlenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı olarak Aralık 2018 ve Aralık 2019 tarihleri arasında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin Obstetri Servisi'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya gelişi güzel örnekleme yöntemi (convenience sampling) ile 300 kadın alınmıştır (n=300). Araştırma verileri Tanıtıcı Bilgi Formu ve Deneyim, Görüş ve Öneri Belirleme Formu ile toplanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde ve ortalama) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 27,10±5,9'dur. Çalışmadaki kadınların %56,7'si İlkokul ve ortaokul mezunu ve %82,7'sinin ev hanımı olduğu, %20,7'sinin sağlık güvencesinin bulunmadığı belirlenmiştir. Araştırmadaki kadınların %58'sinin 2-3 gebe kaldığı ve %45,3'nün normal doğum yaptığı tespit edilmiştir. Kadınların, %76,7'sinin doğum salonunda yanlarında yakının bulunması ve %53,3'nün doğum eylemi süresince bağırma ya da istemsiz ses çıkarma ile ilgili deneyim yaşadığı belirlenmiştir. Doğum eylemi süresince kadınların %91,6'sının doğum salonunda mahremiyetin korunması, tamamının doğum salonunda fiziki ortam konusunda, %97,3'nün muayene sonuçlarının yüksek sesle paylaşılması ve %94,7'sinin doğum eyleminde bazı fiziksel durumlara ilişkin mahremiyet ile ilgili görüşlerinin olduğu saptanmıştır. Kadınların %47,3'ünün doğum salonunda fiziki ortam konusunda ve %25'inin doğum eylemi süresince ortamda bulunan kişilere ilişkin önerilerinin olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, kadınların doğum eylemi süresince genellikle mahremiyet kaybı yaşamadıkları, ancak mahremiyete ilişkin çok sayıda görüş ve öneri bildirdikleri sonuçları elde edilmiştir. Ebelerin hizmet sunumunda hasta mahremiyetine dikkat etmeleri, empatik yaklaşımda bulunmaları, mahremiyet hakkının insan hakkı olduğunu kabul ederek etik davranmaları ile kadın sağlığının geliştirilmesine ve kadınların pozitif doğum deneyimi yaşamalarına katkı sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Bakım, deneyim, doğum, ebelik, görüş, mahremiyet.

DeneyimDoğumDüşünce+4
Hilal Bal Şaraldı
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00

İlgili konular