Educational environment
82 theses under this subject heading
36-72 aylık çocukların ev matematik ortamlarının incelenmesi
Çocukların ileri yaşlardaki matematik başarısını etkileyen bazı unsurlar bulunmaktadır. Matematik becerilerine etki eden bu unsurlardan biri evin matematik ortamıdır. Bu kapsamda "36-72 aylık çocukların ev matematik ortamı nasıldır?" ve "ebeveynlerin çocuklarının matematik becerilerine yönelik algıları nelerdir?" sorularına cevap aranmıştır. Araştırma kapsamında, Niklas vd.(2016) tarafından geliştirilen "Evin Aritmetik Ortamı Tarama Aracı (EAOTA)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematiğe Yönelik Yeterlik Algıları Ölçeği (MYYAÖ)"nden elde edilen puanların güvenirlik ve yapı geçerlilikleri, 375 ebeveynden oluşan örneklem grubunda incelenmiş, elde edilen puanların geçerli ve güvenilir sonuçlar verdikleri görülmüştür. Ebeveynlerin, çocuklarına evde çoğunlukla "inşa oyuncakları ve bloklar, matematik temelli oyuncaklar, matematik temelli ev aktiviteleri," vb. materyaller sağlarken; "telefon/tablet uygulamaları, matematik kavramlarının yer aldığı televizyon programları, origami temelli oyun/oyuncaklar" vb. materyalleri daha az sağladığı görülmüştür. Ebeveynlere göre çocuklar evde çoğunlukla "nesneleri sayma/düzenleme/sınıflama, şekilleri tanıma/eşleştirme yapma, nesneleri sıraya koyma, "Orada kaç nesne var?" gibi sorular sorma vb." etkinlikler yaparken, en az "hesap makinesi ile oynama, harita kullanma, takvim kullanma" vb. etkinlikler yapmaktadırlar. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre çocukların yaşının ve kendine ait bir odasının olmasının hem EAOTA hem de MYYAÖ toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcısı olduğu sonucuna ulaşılırken, daha önce anaokulu/anasınıfına gitmiş olmanın sadece MYYAÖ'nün, sosyo-ekonomik düzeyin (SED) ise sadece EAOTA toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcı olduğu görülmüştür. Evin matematik ortamının değişkenleri olduğu varsayılan; "evin aritmetik ortamı, matematik yeterlik algıları, matematik temelli araçlar ve matematik temelli etkinlikler" ile kurulan modeller için yapılan yol analizinde kurulan her iki modelin kabul edilebilir uyum iyiliği indekslerine sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
İntörn hekimlerin tükenmişlik durumları, akademik başarıları, eğitim ortamı algıları ve öğrenme yaklaşımlarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin (BEUNTF) intörn öğrencilerinde tükenmişlik durumu ile sosyodemografik özellikler arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Çalışma tek merkezli, kesitsel, tanımlayıcı tipte olup 01 Ocak 2022 ile 31 Mart 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Öğrencilerde akademik tükenmişliği değerlendirmek için Maslach Tükenmişlik Envanteri-Öğrenci Formu (MTE-ÖF), öğrenme yaklaşımları ve çalışma becerilerini değerlendirmek için Öğrenme Yaklaşımları ve Çalışma Becerileri Değerlendirme Ölçeği (ASSIST), eğitim ortamı ile ilgili algılarını değerlendirmek için Dundee Mevcut Eğitim Ortamı Değerlendirme Ölçeği Türkçe Formu (DREEM-TR) kullanılmıştır. Ölçekler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşülerek doldurtulmuştur. Gruplar arası karşılaştırmalarda uygun istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. p değeri 0,05'in altında bulunduğunda gruplar arası farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu kabul edilmiştir. Eğitim gören 160 tane intörn öğrenciden 99 tanesi (%61.8) anketleri doldurmuştur. Çalışmamızda, erkek katılımcıların kadınlara göre daha duyarsızlaşmış oldukları görülmüştür. Buna karşın tükenmişlik ve başarısızlık hisleri bakımından kadın ve erkekler birbirlerinden ayrışmamışlardır. Akademik not ortalaması 3.3'ün altında olan katılımcılar MTE-ÖF'nun her üç alt başlığından daha olumsuz puanlar almışlardır. Okulda aldığı eğitimden memnun olmayan katılımcıların daha tükenmiş, daha duyarsız ve daha başarısız hissettikleri görülmüştür. DREEM-TR'ne göre öğretimle, eğitici ile ve öğrenme iklimi ile ilgili algı olumlu yönde bulunmuştur. Çalışmamızda, stratejik öğrenme yaklaşımını tercih eden öğrenciler daha az tükenmişlerdir. DREEM-TR toplam puan ortalaması düştükçe MTE-ÖF alt başlık puanları da düşmektedir. Araştırmanın bulguları alanyazınla uyumlu olarak katılımcıların akademik tükenmişlik düzeyleri ile eğitim ortamı algıları ve öğrenme yaklaşımlarının birbiri ile bağlantılı olduğunu göstermiştir.
Tıp fakültesi öğrencilerinin LGBTİQ+ bireylerin eğitim süreçlerine yönelik algılarının incelenmesi
Günümüzde cinsel kimlikleri tek bir çatı altında toplayan LGBTİQ+ kavramı, geleneksel kadın ve erkek cinsiyet rollerine uymayan bireyleri kapsamakta ve söz konusu kimliklerin baş harflerinden oluşmaktadır. LGBTİQ+ bireyler, eğitim süreçlerinde, sağlık hizmetlerine erişimde vb. konularda dezavantajlı konuma düşmektedirler. Tıp fakültesi öğrencilerinin LGBTİQ+ bireylerin eğitim süreçlerine yönelik olan algılarının neler olduğunu betimleme amacıyla hazırlanan bu çalışma, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ve kartopu-zincir örneklemesi yöntemleri kullanılarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 2022-2023 eğitim öğretim döneminde lisans programına kayıtlı öğrencilerden gönüllü katılım esası çerçevesinde oluşturulmuş bir araştırma grubu ile olgubilim deseni kullanılarak nitel bir araştırma olarak yürütülmüştür. Bu desen içinde yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak derinlemesine bireysel görüşmeler yapılmış ve elde edilen veriler tematik içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular daha önceki araştırmaları destekler niteliktedir. Bununla birlikte, araştırmamıza katılan katılımcıların tanım ve kavramlarla ilgili farklı algılarının bulunduğu, bu bireylerin hitabet konusunda hassasiyet gösterdikleri görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular, eğitim ortamında cinsel kimliği/eğilimi farklı bireylere öğretim üyeleri/öğreticiler açısından ayrımcı/farklı/olumsuz bir davranış söz konusu olmadığını, cinsel eğilimi/yönelimi farklı olan bireylere eğitim süresince dersliklerde farklı bir tutum oluşmadığını ortaya koymaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, LGBTİQ+ bireylerin sorunlarının, toplumsal ayrımcılığın sonucu olduğu, LGBTİQ+ bireyleri kabul eden ve destekleyen bir eğitim ortamının sağlanmasının, ayrımcılık ve olumsuz davranışların azaltılmasında olumlu katkı sağlayacağını göstermektedir. Bu araştırmada LGBTİQ+ bireylerin sorunlarına çözüm bulmak için önyargı ve ayrımcılıkla mücadele etmenin önemli olduğu ve LGBTİQ+ bireylerin önündeki engelleri ortadan kaldırabilmek için en önemli etkenin eğitim olabileceği öne çıkmıştır.
5-11 yaş grubundaki otizmli çocukların eğitim mekanlarının fiziksel ve psikolojik konforunun sağlanması için iç mekan tasarımı
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) bireyi ve yakın çevresini doğrudan etkileyen, sözlü ve sözsüz iletişim, sosyal etkileşim ve ilişkilerde çeşitli belirtiler gösteren, spektrum bozukluğu olarak tanımlanmıştır. İlk çocukluk döneminde, farkedilen OSB, yapılı çevre ile doğrudan ilişkidedir. Tasarlanan mekanların, OSB li bireye uygunluğu, bireyin fiziksel ve psikolojik konforunu desteklemesi OSB nin etkileriyle etkin bir şekilde baş etmeyi sağlar. Özellikle, örgün eğitimin başladığı 5-11 yaş grubundaki OSB lilerin eğitim mekanlarının tasarımı, bireyin gelişimi için önemlidir. Mekan tasarımı, eğitim mekanlarının tasarımı ve OSB ile ilgili çalışmalar dünya literatüründe yer alsa da, ülkemizde bu konuyla ilgili çalışma çok azdır. Bu çalışma, OSB li bireylerin kendilerine uygun mekanlarda eğitim görmesi ve literatürde oluşmuş olan büyük boşluğun giderilebilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşmiştir. Araştırmada, farklı örneklem gruplarından (Türkiye ve ABD'deki OSB li bireylerin özel eğitim öğretmenleri, Türkiye'deki OSB li bireylerin aileleri) anket yoluyla okul tasarımı ile ilgili görüş alınarak, mekan tasarımında bireyi olumsuz etkileyen veya mekanda eksik, zayıf olan öğeler belirlenmiştir. Araştırmanın diğer aşaması olan, Ball State Health and Environmental Design Lab'de OSB li bireylerin davranışı ve ışık rengi ilişkisiyle ilgili araştırma yapılmıştır. Araştırma, TÜBİTAK yurt dışı doktora sırası araştırma bursu desteğiyle gerçekleşmiştir. Araştırmanın farklı ülkelerde, farklı örneklem gruplarıyla yapılması konuyu birçok yönden ele almayı ve detaylı önerilerin verilmesini sağlamaktadır. Böylelikle, üretilen yeni bilgi, OSB li bireylerin eğitim mekanlarındaki fiziksel ve psikolojik konforunu sağlamaktadır. Ayrıca, bundan sonra yapılacak çalışmalar için de bir adımdır.
Eğitim mekanları ve güncel yaklaşımlar: Esnek öğrenme alanları
İlkokul eğitim yapıları çocukların evlerinden sonra zamanlarının büyük bir bölümünü geçirdikleri, toplumsal yaşamla tanıştıkları yerdir. Güncel eğitim yaklaşımlarında öğretmek kavramından uzaklaşılarak öğrenme kavramı odak olarak belirlenmiştir. Eğitim yapılarında öğrenmenin merkezinde yer alan sınıfların güncel eğitim yaklaşımlarına göre halihazırda kullanılmakta olan düzeninde değişim gerektirdiği kabul edilebilir. Bu çalışma ile ilkokullarda öğrenme mekanlarının güncel yaklaşımlara göre nasıl değiştiğini ve nasıl şekillenmesi gerektiğini sorgulamak amaçlanmıştır. İlkokulun çocuğun öğrenimindeki yerine ve önemine vurgu yapılarak çalışma kapsamı ilkokul sınıf mekanları ile sınırlandırılmıştır. İlkokul yapılarında yer alan öğrenme mekanlarının mekânsal ihtiyaçlarını belirlemek, çalışma kapsamını oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında, öğretmenlerin sınıflardaki mekânsal özellikler, düzenlemeler ve gereksinimler konusundaki görüşleri alınarak, güncel eğitim yaklaşımlarına göre öğrenme mekânında neler olması gerektiği, ihtiyaçların nasıl değişebildiği araştırılmıştır. Nitel bir araştırma olarak planlanan bu çalışmada yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler ile veri toplanması hedeflenerek, örneklem grubundan ziyade bir çalışma grubu belirlenmiştir. Bu hedefle Millî Eğitim Bakanlığı tarafından geleceğin sınıflarının planlanması ile ilgili uluslararası düzeyde yürütülen Future Classroom Lab projesinde yer alan ilkokul sınıf öğretmenleri arasından çalışma grubunda yer alacak katılımcılar kartopu yöntemi ile belirlenmiştir. Belirlenen on dört sınıf öğretmeni ile çevrimiçi görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda verilen cevaplardan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Esneklik, mobilya-donatı, aydınlatma, renk, havalandırma, sıcaklık, gürültü, estetik, eğitim araç gereçleri, güvenlik kavramları irdelenerek güncel eğitim yaklaşımlarına uygun öğrenme mekanlarının tasarlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Literatür taraması ve analizlerden elde edilen bilgiler ışığında güncel eğitim yaklaşımlarına göre öğrenme mekanlarının tasarımına yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'deki kardiyoloji asistanlarının aldıkları uzmanlık eğitimine ve bulundukları eğitim ortamına yönelik algılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki Kardiyoloji asistanlarının uzmanlık eğitimi ve eğitim ortamına dair algılarını değerlendirmek, bu algının farklı değişkenlerle ilişkisini incelemektir. Araştırma Türkiye'deki 44 Kardiyoloji kliniğinden 133 uzmanlık öğrencisi ile yapılmıştır. Örneklem seçimi tabakalı örneklem seçimi ile yapılmış, nicel veri toplama yöntemleri seçilmiştir. Verilerin toplanması için, Mezuniyet Sonrası Hastane Eğitim Ortamı Ölçeği (MSHEOÖ) ve bir Eğitim Değerlendirme Anketi kullanılmıştır. Veriler elektronik ortamda toplanmıştır. Yaş, cinsiyet, mezun olunan tıp fakültesi, meslek yılı, kıdem, çalışılan kurum tipi, haftalık eğitim saati, aylık nöbet sayısı ve coğrafik bölge değişkenlerinin eğitim ortamı algısına etkileri incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre meslek yılı 1-4 yıl olanların MSHEOÖ skoru meslek yılı 5 ve daha fazla olanlardan, 1. yıl asistanlarının skoru 3., 4. ve 5. yıl asistanlarından, vakıf üniversitesindekilerin skoru devlet üniversitelerindekinden, haftalık eğitim saati 0 olanların skoru 2 ve daha üzeri olanlardan daha yüksek bulunmuştur. Asistanların 7 temel yetkinliğe dair kazanımları ile ilgili algıları da MSHEOÖ ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Kardiyoloji uzmanlık eğitimi ile ilgili sorunlu olarak görülen alanların; fiziki ortam, çalışma süreleri ve iş yükü, eğitim ve eğitime ayrılan sürenin yetersizliği konuları olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları Türkiye'deki kardiyoloji asistanlarının genel algılarını ve eğitim sürecindeki sorunlu alanları göstermesi yönüyle birçok veri sunmaktadır. Bu veriler kardiyoloji eğitiminde var olan sorunların tespiti ve iyileştirme çalışmaları açısından klinik ve hastane sorumluları, eğitim müfredatını hazırlayanlar ve sağlık politikalarını belirleyenler için yönlendirici olabilir.
Biyoloji eğitiminde hikayeleştirme
Bu çalışmada, biyoloji öğretmenlerinin hikayeleştirme örneği ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Öğretmenlerin, bir hikaye içinde metafor ve analoji gibi eğitsel araçları kullanmaları, kendi başına edindikleri deneyimler olarak düşünülmüş ve bu deneyimlerle ilgili görüşler, hikayeleştirme yönteminin biyoloji eğitimine uygunluğunu ve kullanılabilirliğini ortaya çıkarmada kullanılmıştır. Nitel araştırma yaklaşımı ile yürütülen bu araştırmada, olgu bilim desen (fenomenoloji, görüngü bilim) çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada, araştırmacının seçtiği çeşitli lise türlerinde görevli 15 biyoloji öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada, biyoloji öğretmenleri hikayeleştirme örneğini incelemiş ve bu örnekle ilgili kendilerine yöneltilen sorularla ilgili sözlü ve yazılı olarak görüşlerini bildirmiştir. Görüşmeler sırasında görüşleri teyit etmek amaçlı derinleştirme soruları sorulmuştur. Öğretmenlerle yapılan bu görüşmelerde, araştırma verileri ses kaydına alınarak ve yazılı olarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan verilere içerik analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular kodlar, kategoriler ve tema oluşturularak anlatılmış ve değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda; biyoloji öğretmenlerinin hikayeleştirme yöntemini Bloom Taksonomisi Bilişsel Alan Sınıflandırılması (Bilişsel Süreçler Boyutu) açısından ve biyoloji dersine katkısı açısından değerlendirdiği ortaya çıkmıştır. Biyoloji öğretmenlerinin, öğrenme ortamlarında öğretim yöntem ve teknikleri seçerken öncelikli olarak dikkat ettiği unsurlara ulaşılmıştır. Bu unsurlar; seçilen yöntem ve tekniklerin öğrenci kazanımlarını karşılayabilir olması, bilim eğitimine katkıda bulunabilir olması, öğretim ilkelerini yansıtabilir olması ve öğrencilerin duygusal özelliklerine hitap edebilir olması şeklinde belirlenmiştir. Ayrıca hikayeleştirme yöntemi ile ilgili verilecek bir eğitimden biyoloji öğretmenlerinin beklentileri saptanmıştır.
Uzaktan eğitim ortamlarında deneyimlenen duyguların öğrenme sürecindeki rolünün incelenmesi
Bu tez çalışmasında uzaktan eğitim ortamlarında öğrencilerin deneyimledikleri duygular, çevrimiçi öğrenme ortamlarında öğrenci bağlılığı, çevrimiçi öğrenme hazır bulunuşluluğu ve üstbiliş arasındaki ilişkilerin modellenmesi ve test edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla uzaktan eğitim ortamlarında öğrencilerin deneyimledikleri duyguların, öğrenci bağlılığına etkisi, hazır bulunuşluluğun aracılık etkisi ve üstbilişin bu aracılık modeli üzerindeki düzenleyici etkisi modellenmiş ve test edilmiştir. Tezin çalışma grubunu Türkiye'deki bir devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan ve ölçme araçlarını gönüllü olarak yanıtlayan 1601 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler "uzaktan eğitim ortamında deneyimlenen duygular ölçeği", "çevrimiçi öğrenme hazır bulunuşluluk ölçeği", "çevrimiçi öğrenme ortamlarında öğrenci bağlılık ölçeği" ve "üstbilişler ölçeği" ile çevrimiçi toplanmıştır. Veriler SPSS PROCESS makrosuyla analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda öğrencilerin aktif olarak katılmadığı etkinliklerde en çok sıkılma, aktif olarak katıldığı etkinliklerde ilgi ve merak duygularını deneyimledikleri ortaya çıkmıştır. Çevrimiçi öğrenmeye yönelik hazır bulunuşluluğun olumlu, olumsuz ve keşfetmeye yönelik duyguların öğrenci bağlılığı üzerindeki etkisine aracılık ettiği saptanmıştır. Buna ek olarak üstbilişin olumlu ve olumsuz duygular modellerinde duyguların öğrenci bağlılığı üzerindeki etkisinde düzenleyici bir etkisi olduğu, keşfetmeye yönelik duygular modelinde düzenleyici bir etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Olumlu duygular ve keşfetmeye yönelik duygular modelinde çevrimiçi öğrenme ortamlarına öğrenci bağlılığındaki toplam varyansın %56'sı, olumsuz duygular modelinde toplam varyansın %57'si açıklanmıştır. Buradan hareketle öğrencilerin çevrimiçi öğrenme ortamlarına bağlılığını sağlamak için çevrimiçi öğrenmeye hazır bulunuşluluklarının ve üstbilişlerinin dikkate alınması gerektiği söylenebilir. Ayrıca öğrencilerin çevrimiçi öğrenme ortamlarında olumlu duygular deneyimlemesini sağlamaya yönelik stratejiler geliştirilmesi önerilebilir.
Tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinde tükenmişlik sendromu ile öğrenme yaklaşımları, eğitim ortamı ve akademik başarı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Günümüzde bir halk sağlığı krizi kabul edilen, hekimlerin tükenmişlik sendromunun, kariyerlerinin erken dönemlerinde, tıp eğitimleri sırasında ortaya çıktığını gösteren kanıtlar giderek artmaktadır. Tükenmişlik sendromu; özellikle insanlarla yüz yüze çalışılan mesleklerde görülen, iş yerinde maruz kalınan yoğun stres durumuna karşı çalışanlarda gelişen bir fenomendir. Öğrenme yaklaşımının, bir kişilik özelliği olmadığı ve ortamsal etkenlere göre değişime uğradığı gösterilmiştir. Tıp öğrencilerinde görülebilen tükenmişliğin, öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarını etkileyebileceği düşünülebilir. Yapılan çalışmalarda eğitim ortamı algısı ile tükenmişlik arasında güçlü bir ilişki saptanmıştır. Bu bağlamda, biz bu çalışmada, tıp fakültesi öğrencilerinin, tükenmişlik düzeylerinin belirlenerek, öğrenme yaklaşımlarının, eğitim ortamlarının ve öğrenme çıktıklarının, tükenmişlik düzeyinden etkilenip etkilenmediğini ve birbiriyle ilişkilerini göstermeyi amaçladık. Bu amaçla tek merkezli müdahalesiz, kesitsel olarak yapılan tanımlayıcı araştırma planlanmıştır. Veriler Anket formu aracılığı ile elektronik ortamda toplanmıştır. Anket formunda sosyodemografik özellikler ve akademik başarıyı inceleyen bölüm, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, ASSIST ve DREEM-TR ölçekleri bulunmaktadır. Araştırmaya HÜ Tıp Fakültesi' nde İngilizce ve Türkçe Tıp programına devam eden dönem-6 öğrencilerinden, katılmayı kabul eden ve anketi dolduran 241 öğrenci dahil edilmiştir. Öğrencilerin, yaş ortalaması 23,79 ± 1,13 ve %58,9' u kadındır (n:142). Araştırma kapsamındaki öğrencilerin Maslach Tükenmişlik Ölçeği, duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt ölçekleri puanı ortalaması sırasıyla 17,54; 7,14 ve 12,95 olarak saptanmıştır. Öğrencilerinin en çok stratejik öğrenme yaklaşımını benimsedikleri, akademik başarı puanı düşük olan öğrencilerinse daha çok yüzeysel öğrenme yaklaşımını benimsedikleri ve bu öğrencilerin tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin eğitim ortamı algılarının genel olarak problematik olduğu ve eğitim ortamı algıları olumsuz olan öğrencilerin tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak tıp fakültelerinde etkili ve başarılı bir öğrenmenin gerçekleşmesi, tükenmişlik oranının azaltılması ve hasta güvenliğinin sağlanması için, eğitim ortamının yetersiz unsurlarını gidermek gerekmektedir.
İnformal öğrenme ortamının ortaokul öğrencilerinin fen bilimleri dersinde akademik başarılarına etkisi ve öğrencilerin öğrenme ortamı hakkındaki görüşleri: Sasalı Doğal Yaşam Parkı örneği
Bilgiye hızla ulaşmanın kolaylaştığı günümüzde, öğrenme hayatımızın bir parçası haline gelmekte ve her an kendimizi bir öğrenme eylemi içinde bulduğumuzu söylemek mümkündür. Öğrenme, yalnızca okul/sınıf ortamında önceden planlanmış bir program dahilinde öğretmen ve öğrenci ile gerçekleştirilen bir süreç olarak görülmemelidir. Ayrıca okul/sınıf ortamı dışında herhangi bir plan yapılmadan beklenmedik bir anda gerçekleşen öğrenme şekli informal öğrenme ve bu öğrenmenin gerçekleştiği ortamlar da informal öğrenme ortamları olarak tanımlanmaktadır. Çocukların fen dersine yönelik başarılarını arttırmak için izlenebilecek en önemli yol fen dersine karşı olan ilgilerini canlı tutmaktan geçmektedir. İşte bu sebeple informal öğrenme ortamları giderek önem kazanmaktadır. Bu çalışmada; informal öğrenme ortamlarından hayvanat bahçelerinin eğitsel amaçlı kullanımının ortaokul düzeyindeki öğrencilerin fen bilimleri dersi "Canlılar Dünyası", "İnsan ve Çevre", "Canlılar ve Enerji İlişkileri" ünitelerine yönelik akademik başarılarına etkisinin belirlenmesi ve bu ortamın fen öğretiminde kullanılması ve ortaokul öğrencilerinin bu ortam hakkındaki görüşlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla; araştırmada karma araştırma modeli kullanılmıştır. Böylece nicel ve nitel yaklaşımlar bir arada kullanılarak daha güvenilir bir analiz sonucu elde edilmiştir. Araştırmanın nicel kısmı; yarı deneysel (Quasi Experimental Designs) desenlerden ön test-son test eşitlenmemiş kontrol gruplu modeline göre tasarlanmış ve çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılında İzmir ilinde bulunan Sasalı Doğal Yaşam Parkı ortamını ziyarete gelen ve gelmeyen ortaokul (5., 6., 7. ve 8. Sınıf) seviyesindeki 2774 öğrenci oluşturmuştur. Deney grubundaki 1394 öğrenci Sasalı Doğal Yaşam Parkına ziyarete gelen öğrencilerden, kontrol grubunda bulunan 1380 öğrenci ise okullarda mevcut fen bilimleri öğretim programı uygulanan öğrenciler arasından seçilerek araştırma yürütülmüştür. Her iki gruba da araştırmacı tarafından geliştirilen akademik başarı testleri ön-test son-test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler analiz edildiğinde; deney ve kontrol grubunun ön-test başarı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuyorken son-test başarı puanları arasında deney grubu lehinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu sonuç, deney grubunda bulunan öğrencilerin kontrol grubunda bulunan öğrencilerden daha başarılı olduğunu göstermektedir. Araştırmanın nitel kısmı; deney grubundaki öğrencilerden gönüllü olanların katılımıyla, Sasalı Doğal Yaşam Parkının fen öğretiminde kullanılması ve bir informal öğrenme ortamı olarak Sasalı Doğal Yaşam Parkı hakkındaki görüşlerini belirlemek için yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelere Sasalı Doğal Yaşam Parkını ziyarete gelen deney grubundaki 1394 öğrenciden 1099'u katılmıştır. Öğrencilerle yapılan görüşmeler sonucunda; öğrencilerin hayvanat bahçelerini bir eğitim öğretim ortamı olarak gördüklerini, hayvanat bahçelerinde eğlenirken aynı zamanda bir şeyler öğrenmeyi öğrendiklerini ve sınıf ortamı dışında da fen bilimleri dersine yönelik konularının öğrenilebileceğini düşündükleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İnformal Öğrenme, İnformal Öğrenme Ortamları, Hayvanat Bahçesi, Akademik Başarı, Öğrenci Görüşleri
Dundee Eğitim Ortamı Hazıroluşluk Ölçeği' nin Türkçe formunun hemşirelik öğrencilerinde geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışma, Dundee Eğitim Ortamı Hazıroluşluk Ölçeği (Roff ve arkadaşları (1997))'nin Türkçe formunun, hemşirelik öğrencileri için geçerlik ve güvenirliğini test etmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Bu çalışma, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde Kasım 2018- Ağustos 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Örneklemini çalışmaya katılmayı kabul eden 520 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Metodolojik tipte olan bu çalışmada veriler Dundee Eğitim Ortamı Hazıroluşluk Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmada geçerliğinin değerlendirilmesinde dil, kapsam ve yapı geçerliği analizleri, güvenirliğinin değerlendirilmesinde ise iç tutarlılık analizleri yapılmıştır. Bulgular: Dundee Eğitim Ortamı Hazıroluşluk Ölçeği'nin Türkçe'ye çevirisi ve geri çevirisi dil geçerliği için yapılmıştır. Kapsam geçerliği için 10 uzmandan görüş alınmış ve kapsam geçerlik indeks değerlerinin 0,80–1,00 arasında değiştiği görülmüştür. Yapı geçerliğini sağlanmak için Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Bu analizde uyum indeksleri χ2/sd=3.02, CFI=0.92, GFI=0.91, RMSEA=0.07 ve RMR=0.04 olarak saptanmıştır. Güvenirliği değerlendirmek amacıyla ölçeğin güvenirlik katsayısına bakılmış ve α=0.938 bulunmuştur. DEOH Ölçeği'nin alt boyutları olan Öğrencilerin Öğrenmeye İlişkin Algıları, Öğrencilerin Öğretmene İlişkin Algıları, Öğrencilerin Akademik Becerilere İlişkin Algıları, Öğrencilerin Öğrenme Ortamına İlişkin Algıları, Öğrencilerin Sosyal Çevreye İlişkin Algıları için güvenirlik katsayıları sırası ile α=0.936, α=0,899, α=0,929, α=0,902 ve α=0,925 olarak elde edilmiştir. Sonuç: Dundee Eğitim Ortamı Hazıroluşluk Ölçeği orijinal ölçekle benzer bir yapıya sahiptir. Türkçe formu, hemşirelik öğrencilerinde uygulanması için oldukça geçerli ve güvenilir ölçme aracıdır. Anahtar Kelimeler: Eğitim; Eğitim Ortamı; Hemşirelik; Hemşirelik Eğitimi; Geçerlik; Güvenirlik.
İnformal ortamlarda fen etkinlikleri tasarımına ilişkin öğretmen ve öğretim elemanlarının görüşlerinin incelenmesi
İnformal ortamlarda fen öğretimi sürecini daha etkili hale getirecek önerilere ulaşmak üzere; öğretmen ve öğretim elemanlarının informal ortamlarda fen etkinliği tasarım ve uygulama süreci ile ilgili görüşlerini ortaya koymak bu araştırmanın temel amacıdır. Bu amaç doğrultusunda 304 fen bilimleri öğretmeni ve 34 öğretim elemanından veriler toplanmıştır. Örneklem grubu seçilirken amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu ölçüt öğretmenler için Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda araştırmanın yapıldığı 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde aktif olarak görev yapan fen bilimleri öğretmenleri olarak belirlenmiştir. Öğretim elemanları için ise bu ölçüt, Yükseköğretim Kurumu'na bağlı üniversitelerin eğitim fakülteleri fen bilgisi öğretmenliği lisans programında yer alan fen alan derslerini veren öğretim elemanları şeklindedir. Araştırmada daha derin bilgiler edinmek adına öğretmenler sahip oldukları özelliklere göre alt gruplara ayrılmıştır. Bu özellikler eğitim alma durumu, uygulama yapma durumu, uygulama yapma sıklığı, uygulama yapmak istenen sıklık ve kıdem şeklindedir. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak, öğretmenlere ve öğretim elemanlarına uygulanması için iki bölümden oluşan iki ayrı anket hazırlanmıştır. Daha ayrıntılı ve derinlemesine veri toplayabilmek adına anketler online ortama taşınmıştır. Bu anketler resmi internet sitelerinden ulaşılan iletişim adreslerine gönderilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Öğretmen örneklem grubunun her bir alt grubunun ve öğretim elemanı örneklem grubunun vermiş oldukları cevaplar veri toplama aracındaki her bir açık uçlu soruyu temel alacak şekilde kendi içinde analiz edilmiştir. Analiz süreci sonunda elde edilen bulgular, betimsel istatistiklerden frekans (f) ve yüzdelik (%) kullanılarak çözümlenmiş, tablolar şeklinde açıklanmıştır. Toplanan verilerin analizleri sonucunda, öğretmen ve öğretim elemanlarının öğrenme, gezi ve üst düzey, bilimsel süreç ve sosyal becerileri geliştirme amacıyla informal ortamları kullandıkları, gezi öncesi süreçte ortam seçme, plan yapma ve izin alma, gezi sırası süreci oluşturma ve bu süreci yönetme bulgularına ulaşılmıştır. Öğretmen ve öğretim elemanlarının gezi sonrası sürece pek önem vermedikleri, daha çok öğrenci merkezli strateji/yöntem ve teknikleri kullanmak istedikleri, öğrenci ve ortamı temel alan kriterleri başarılı bir süreç oluşturmada önemsedikleri görülmüştür. Ayrıca, öğretmen ve öğretim elemanları bu süreçleri tasarlama ve uygulamada birçok zorlukla karşılaşmaktadırlar. Genel olarak bakıldığında öğretmen ve öğretim elemanlarının informal ortamlarda fen öğretimi sürecini planlama ve uygulamada bilgi düzeylerinin istenilen boyutta olmadığı görülmektedir. Öğretmenlerin alt grupları kendi aralarında karşılaştırıldığında eğitim alan ve uygulama yapan öğretmenlerin diğer öğretmen gruplarına göre daha çok bilgi sahibi oldukları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin informal ortamları kullanma mevcut durumunun istenen düzeyde olmamasına rağmen, kullanmak istedikleri sıklık sorulduğunda cevaplarında frekans artışı olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin informal ortamları daha çok kullanmak istemeleri olumlu bir sonuçtur. Ayrıca bakıldığında, informal ortamları bir öğretim yılında en az kullanan öğretmenlerin bu süreci planlama ve uygulamada daha doğru hazırlıklar yaptıkları görülmektedir. Kıdemler karşılaştırıldığında ise en az kıdeme sahip olan öğretmenlerin daha çok amaç ve kazanım odaklı olduğu, en deneyimli öğretmenlerin ise daha çok öğrenci güvenliği odaklı davrandığı görülmektedir. Anahtar kelimeler: informal öğrenme ortamları, fen öğretimi, öğretmen görüşleri, öğretim elemanı görüşleri
Grup çalışmasına yönelik tutum ölçeği'nin geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi
Metodolojik çalışma, Cantwell ve Andrews tarafından 2002 yılında geliştirilen Grup Çalışmasına Yönelik Tutum Ölçeği'nin (Feelings Towards Group Work) Türkçe'ye uyarlamak üzere geçerlik ve güvenirliğini test etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde öğrenim gören 254 öğrenci ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde öğrenim gören 27 öğrenci ile yüzyüze görüşülerek Nisan 2018- Ağustos 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veriler "Grup Çalışmasına Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin geçerliğinin değerlendirilmesinde dil geçerliği, kapsam geçerliği, yapı geçerliği ve güvenirliğin değerlendirmesinde ise iç tutarlılık ve test tekrar test analizi kullanılmıştır. "Grup Çalışmasına Yönelik Tutum Ölçeği"nin dil geçerliği için Türkçe'ye çevirisi ve geri çevirisi yapılmıştır. Kapsam geçerliğinin sağlanmasında 10 uzman görüşüne başvurulmuştur. Kapsam Geçerlik İndeksi .961 olarak bulunmuştur. Yapı geçerliğinin sağlanmasında Doğrulayıcı Faktör Analizi ve Rasch Analizi kullanılmıştır. Yapılan bu analizde "Grup Çalışmasına Yönelik Tutum Ölçeği"nin uyum indeksleri =2781,29,χ2/sd=1.93, AGFI=0,87, GFI=0,90 RMSA=0,061, SRMR=0,066, RMR=0,073, CFI=0,97 olarak belirlenmiştir. Ölçeğin bütün maddelerin uyum değerleri Rasch modelinin beklenen sınırları içinde bulunmuştur. Güvenirliğin sağlanmasında ölçeğin genelinin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı Bireysel Öğrenme Tercihi alt boyutu için Cronbach α =0,863, Grup Öğrenimi Tercihi alt boyutu için α = 0,909 ve Grup Öğreniminden Rahatsızlık alt boyutu için α=0,832 olarak bulunmuştur. Ölçeğin zamana göre değişmezliğini değerlendirmek için iki hafta ara ile yapılan test tekrar test analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısına bakılmıştır. Bu analize göre yüksek düzeyde, pozitif, anlamlı bir uyum olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak "Grup Çalışmasına Yönelik Tutum Ölçeği"orijinal ölçekle benzer bir yapıya sahip ve Türk toplumu için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracıdır. Anahtar Kelimeler: Grup Çalışması; Yöntem; Öğretim Ortamı; Öğrenci
Türkçe öğretmenleri ve Türkçe öğretmen adaylarının iyi bir eğitim ortamı sağlayan yedi ilkeye ilişkin bilgi düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma Türkçe Öğretmenlerinin algılarını ve Chickering ve Gamson (1987) tarafından sunulan yüksek kalite eğitim için bir çerçeve oluşturan yedi ilkeye ilişkin uygulamalarını araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 öğretim yılında Konya il merkezindeki ortaokullarda görev yapan Türkçe öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılacak Türkçe öğretmenlerine yönelik anket iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, yedi ilkenin uygulanmasında rol oynayabilecek potansiyel değişkenleri kontrol edebilmek için demografik sorulara yer verilmiştir. Bu sorular cinsiyet, mesleki kıdem, mezun olunan fakülte ve öğretmenlik mesleğinin isteyerek tercih edip etmeme hakkındadır. İkinci ölçek ise Türkçe öğretmenlerine yönelik olan ve Chickering ve Gamson tarafından geliştirilmiş "Eğitiminde İyi Uygulamalar İçin Yedi İlke Envanteri" dir. 1989'da Johnson Foundation tarafından yayımlanmıştır. Orijinal anketin yayın dili İngilizce'dir, ancak bu çalışmada anketin Türkçe versiyonu kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler istatistiki olarak çözümlenmiş, bulgular ve sonuçlar sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: yedi ilke, yüksek kaliteli eğitim, Türkçe eğitimi, Türkçe öğretmenleri
Discourse content and patterns of science center educators
The aim of this study is to investigate the content and discourse patterns of science center educators with the interaction of student groups as well as their ideas about their roles as a museum educator. A case study was conducted with 4 educators working at a science center located in Istanbul. The discourses of the educators while accompanying student groups through the exhibition setups were observed. Discourses of museum educators were classified as descriptive, explanatory, analytical, and synthesizing according to their content; and as closed, closed to open, and open discourse according to the interaction pattern. Subsequently, individual interviews were conducted with the educators to gather their perspectives on their professional roles and the verbal interactions with students. The findings showed that the educators predominantly used descriptive and explanatory content with closed and closed-to-open discourse patterns. The educators had substantial scientific knowledge about the exhibition setups and could establish verbal communication with student groups using descriptive and explanatory content and mostly using closed discourse pattern, leaving out analytical and synthesizing content in their talks and open discourse. The findings indicated that educators need to develop their educational skills for better discourse with students. Museum educators' perceptions of their professional roles generally involve providing scientific insights to visitors and facilitating their science center experience through scientific explanations. To perform these roles effectively, educators believe they need to have content knowledge, communication skills, and the ability to engage with a wide range of audiences. Additionally, the educators' ideas about student interaction are based on their professional roles. Implications for professional skills and identity development for museum educators are discussed.
Kaynaştırma meslek lisesi sınıf ve mobilya tasarım gereksinimleri üzerine bir inceleme
Ülkemizde engelli kavramı ile engellilerin yaşam koşulları ve eğitim gereksinimlerine 1990'lardan itibaren ciddi derecede önem gösterilmeye başlanmıştır. Okulların engellilerin ihtiyaçlarına yönelik tasarlanmaması, engellilere eğitim sağlayabilecek gönüllü ve uzman eğitimci sayısının sınırlı olması, inşaat maliyetlerinin yüksekliği, devletin imkanlarının kısıtlı olması ve bu imkanların elverişsiz olması gibi nedenler yüzünden birçok engelli birey eğitim alma hakkından mahrum bırakılmıştır. Ancak her ne olursa olsun engelli çocuklar da engelsiz çocuklar gibi okula gitmesi gereklidir aksi taktirde psiko-sosyal sorunlar ortaya çıkacaktır. Amaç engelli türlerinin en yaygını olan (C.P) Cerebral Palsy (Çoklu Engellilik Durumu) durumundaki bireyleri eğitmeden bir odada tecrit etmek, özel mekânlarda sınırlandırarak toplumdan izole etmek yerine, gerekli eğitimi sağlayıp, onları bağımsız yaşayabilecekleri şekilde topluma geri kazandırmaktır. Daha ötesi melek liselerinde eğitimlerine devam etmeleri ve topluma faydalı birer birey olmaları için, meslek sahibi olmaları arzu edilmektedir. C.P'li çocuklara gerekli eğitim sağlandığı taktirde çok büyük başarılar elde edilebilmektedir. Buna örnek olarak çağımızın en başarılı bilim adamlarından Stephen Hawking ağır bedensel engelli olmasına rağmen tekerlekli iskemle ve bilgisayar yardımı ile ders vermekte ve kitaplar yazmaktadır. Ülkemizdeki engellilerin büyük bir kısmının eğitimlerini normal okullarda sürdürebilmeleri mümkündür. Özel eğitim gerektiren çocuklar için yapılacak birtakım düzenlemeler, özel çalışma mekanlarının yapılması (özellikle fizyo-terapi açısından), araç-gereç geliştirme ve öğretim tekniklerindeki ilerlemeler sayesinde engelli öğrencilerin normal sınıflarda eğitimlerini başarıyla sağlamaktadır ve bu ancak kaynaştırma eğitimi ile gerçekleşebilmektedir. Kaynaştırma eğitimi sayesinde çocuğun ilgi alanları, algı kapasitesi ve mevcut yetenekleri belirlenerek bu doğrultuda her öğrenciye kendisine uygun yöntemlerle mesleki eğitim sağlanabilir. Dünyada ve Türkiye'de engelli bireylere uygun birçok örnek eğitim merkezi olmasına rağmen, çoğu mesleki yönde katkı sağlamamaktadır. Bazıları bakım evi mantığı gibi tüm yaş aralıklarını kapsamakta iken bazıları da hastane gibi sadece tıbbi faaliyet göstermektedirler (Bu yüzden meslek eğitimi sağlayan lise çağında gençlere özel herhangi bir örneğe rastlanmadığı için projemize konu olmuştur). Günümüzde ülkemizde de engelli öğrencilerin topluma kazandırılmasına ve de akranlarıyla beraber okumalarına yönelik kaynaştırma eğitimi sağlayan ilk öğretim kurumları hizmet vermeye başlamıştır. Ancak bu çocukların devam edebileceği lise, yüksek okul veya meslek okulu mevcut olmadığından dolayı bir gelecek vaat edilememiştir. Bu çalışmada "Serçev Engelsiz Meslek Lisesi Projesi"nin sınıf ve mobilya tasarımları ele elınmıştır. "Serçev Engelsiz Meslek Lisesi Projesi", Ankara Çayyolu mevkinde Radyo-TV, Gazetecilik ve Bilişim alanlarında eğitim-öğretim veren kaynaştırma meslek lisesidir. Bu proje Cerebral Palsy'li öğrencilerin sosyal yaşama entegrasyonunu sağlamak amacıyla akranları ile aynı mekânda eğitim-öğretimlerine devam etmesi düşüncesi üzerine geliştirilmiş önemli bir sosyal sorumluluk girişimi olarak oldukça önemlidir (Çoklu engel grubu olarak fiziksel ve zihinsel engelliler tariflenmektedir). Kullanıcı profilini; 14-20 yaş arasındaki engelsiz öğrenciler, engel derecelerine göre hareket kabiliyetleri değişiklik gösteren bedensel engelli (tekerlek sandalye kullanan, yürüteç ile hareket edebilen vb) ve özel eğitime ihtiyaç duyan zihinsel engelli öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmada, Serebral Palsi farklı engellilik türlerini kapsadığı için, Serebral Palsi'li bireylerinin bedensel hareket sınırları ve özellikleri, kullandıkları tüm yardımcı araç gereçler ve cihazlar incelenmiştir. Bu bilgiler onlar için gerekli kullanışlı mekân ve alan büyüklüklerine erişim açısından tespit etmek büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma kapsamında incelemelerin devamında, "Serçev Engelsiz Meslek Lisesi" yapısında gerekli mimarî düzenlemeler yapılıp, derslik iç mekân ve donatıları söz konusu olan C.P'li kullanıcıların erişim kolaylığına cevap verecek şekilde tasarlanıp incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Serebral Palsi, Engelli, Meslek Eğitimi, Kaynaştırma Eğitimi, Eğitim, Okul, Sosyal.
An investigation on life center unit's design criteria in inclusive education environments: A case study on SERÇEV Accessible Vocational High School
In Turkey, disabled people's interaction with their physical environment poses many difficulties for their daily lives. For those with special needs, social integration to society should be encouraged from early ages. Increasing the level of communication and creating an inclusive environment would boost disabled people's self-confidence and help them realize their true potential. In this context, the existence of an accessible environment is highly important for the disabled in terms of increasing their interaction with the society. Accessibility in design is an approach not only embodying spatial and environmental solutions, but also promising a fair society. In this sense, access to educational facilities brings about a problem for children with special educational needs. Disability should be discussed in different context to help promote accessibility in educational environments accommodating broad and distinctive participants. Universal design, which is cultivated by existence of many other terms bringing affluence in literature for both accessibility and usability such as design for all, inclusive design, barrier free design, transgenerational design, stands on a unique position in discussion concerning the design requirements of educational environment to promote equality. In this sense, inclusive education environment should be provided through universal design principles to provide spatial equality for individuals as much as possible. Students with special educational needs can have strong relationship with their environment thanks to the increase in the efficiency and adequacy in their educational environments with a social-rehabilitation purpose. In addition, support spaces have a significant position in inclusive education environment in terms of rehabilitating and teaching fundamental life skills to students with special educational needs. Life center unit is an enterprise in Ankara Gökkuşağı Primary Schools, having a similar purpose. For this reason, some interviews and investigations were made in Ankara Gökkuşağı Primary School, which demonstrated once again the necessity of support spaces in inclusive schools open for all –including students with special educational needs- to teach them fundamental skills. Life center unit is a place where students can gain empathy and social sensibility beyond regular education and socialize. Related to this topic, the idea of accommodating diverse physical abilities in same educational environment leads to raise the accessibility and usability concerns in inclusive education environment. Social integration, one of the purpose of inclusive education environment, is only possible with support spaces to rehabilitate the abilities of students with SEN. This foresees the need of design criteria for life center unit to define spatial requirements comprehensively. According to reviews on universal design and inclusive education, assessments are made to identify life center unit in terms of user type, type of use, period of use and spatial requirements. In this research, universal design is utilized to solve spatial problems in life center units, both technically and theoretically, to put forward a design approach for future. A design guideline is prepared for further implementation of life center unit in addition to the development of a design project for life center unit of SERÇEV Accessible Vocational High School. In this context, this thesis study, which focuses on "life center unit's design criteria in inclusive education environment", is comprised of six chapters: In the first chapter, definition of the problem, scope of the thesis and methodologies used in the thesis are introduced. In the second chapter, the idea of accessibility and usability are examined with references to the literature. Terms related to the idea of accessibility and usability, are introduced in order to provide further knowledge before in depth analysis of what universal design embodies. Following the definition of the terms, universal design is discussed in terms of its conceptual framework. Disability is analyzed in the context of universal design. In the third chapter, inclusive education is introduced within the concept of special educational needs with focus on both its evolution and purposes. Inclusive education environment is also explained in terms of environmental requirements. In the fourth chapter, existing life center unit in Gökkuşağı Primary School is analyzed in terms of accessibility and usability. Further expectations from life center units are introduced with the help of the interviews conducted to identify the design approaches on life center unit. In the fifth chapter, primitive design decisions on life center units are put forward with conceptual understanding of the project of life center unit in SERÇEV Accessible High School. In the sixth chapter, concurrence between universal design and inclusive education will be discussed in order to take design decisions for inclusive education environments. Conclusion and recommendation are given for further implementations of life center units in order to raise awareness on equality and non-discrimination within an inclusive education environment.
6.sınıf fen bilimleri dersinde eleştirel düşünme ile desteklenen etkinliklerin uygulanması: Bir eylem araştırması
Bu çalışmada, 6. Sınıfta Fen Bilimleri dersinde eleştirel düşünme ile desteklenen etkinliklerin uygulanma sürecini ve bu sürecin öğrencilerdeki eleştirel düşünme bağlamında etkisini gözlemlemek, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde ailelerinin etkisini betimlemek ve uygulamaya katılan öğrencilerin görüşlerini almak amaçlanmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim/öğretim yılı bahar dönemi süresince Bursa Osmangazi'de bulunan araştırmacını halen görev yapmakta olduğu bir devlet ortaokulunda Covid-19 Pandemi nedeniyle uzaktan eğitim aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu bu ortaokulda öğrenim gören dokuz öğrenci oluşturmuştur. Çalışma nitel araştırma deseniyle yürütülmüştür. Çalışma doğrultusunda beş alt problem belirlenmiştir. Çalışmanın verileri; Eylem planlarının uygulanması sırasında alınan ses kayıtları, yarı yapılandırılmış ilk ve son görüşmelerin ses kayıtları, 29 öğrenciye uygulanan Öğrenci Tanıma Formu, yarı yapılandırılmış öğrenci günlükleri ve araştırmacı günlüklerinden elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analiz ve betimsel analiz ile değerlendirilmiş, araştırmada eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, birinci alt probleme yönelik 6. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme bağlamında ön bilgi ve durumlarına göre eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi gerektiği görülmüştür. İkinci alt probleme yönelik, çevresel faktörlerden ailenin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde yönlendirici olduğu görülmüştür. Üçüncü alt probleme yönelik, eleştirel düşünme ile desteklenen eylem planlarının öğrencilerin eleştirel düşünmeye karşı olumlu tutum geliştirmelerinde ve eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu görülmüştür. Dördüncü alt probleme yönelik, her öğrencinin uygulama öncesindeki durumlarına göre eleştirel düşünme becerilerinde gelişim gözlenmiştir. Beşinci alt probleme yönelik, bazı öğrencilerin bazı çalışmaları zor bulmalarına rağmen genel olarak keyif aldıkları, ilginç ve faydalı buldukları; çalışma ile ilgili olumlu yaklaşımda bulundukları görülmüştür.
Türkiye eğitim sisteminde okul disiplininin Avrupa Birliği ülkeleri ile karşılaştırmalı analizi
Bu araştırmada, Türkiye ve Avrupa birliği ülkelerinden Almanya, Fransa ve İngiltere eğitim sistemlerinde okul disiplini konusunda yapılan yasal düzenlemeler, uygulamalar ve yaptırımları tanımlayarak, mevcut durumu ortaya koymak ve bu ülkelerin uyguladıkları okul disiplinleri arasındaki yapısal ve işlevsel benzerlikler ve farklılıkları değerlendirerek okul disiplinini birçok boyutuyla incelemek ve karşılaştırmak amaçlanmıştır.Betimsel Bir çalışma olan bu araştırmanın evrenini, Malatya ili Merkez ilçedeki 12 İlköğretim ve 11 Ortaöğretim kurumundan seçilen yönetici ve öğretmenler ile Almanya'da çalışan 10 Türk Öğretmen, Fransa'da çalışan 10 Türk öğretmen ve İngiltere'de çalışan 10 Türk öğretmen oluşturmaktadır.Araştırmadan elde edilen bazı sonuçlar aşağıdadır:1-Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinden Almanya, Fransa ve İngiltere okul disiplinini düzenleyen yasal dayanakların, her ülkede merkezi yönetim tarafından belirlendiği,ancak Türkiye'de merkezi yönetimin bu konuda okula fazla yetki bırakmadığı görülürken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de daha çok yerel yönetimin ve okulların daha yetkili oldukları görülmektedir.2-Türkiye'deki okul disiplini yönetmeliği ilköğretim ve ortaöğretim kademeleri için ayrı ayrı ve Bakanlık tarafından ayrıntılı olarak hazırlanmışken, Almanya, Fransa ve İngiltere'de ki genel dayanakta kademe ayrımı yapılmamıştır.3-Yasal dayanakların amacı, Türkiye yönetmeliklerinde daha çok genel vatandaşlık bilincini geliştirme, ülke bütünlüğüne saygı ilkelerinden başlayarak, bireysel gelişme, topluma saygı ve ahlaki kurallara uyma olarak birçok detayda verilirken; Almanya Eğitim Yasasında daha çok demokrasi, barış, özgürlük, insan onuru ve cinsiyetler arası eşitlik temelinde kişiliklerin gelişmesini sağlama amaç edinilmiştir. Fransa Eğitim Yasasında ise bireylere eşit şanslar sunabilme ve başarılı bir eğitim süreci hedeflenerek yine Almanya Eğitim Yasasında olduğu gibi kadın erkek eşitliğini geliştirmek, her türlü şiddet ve ayrımcılığa karşı savaşmak ve toplumla benzeşmek amacı yer almaktadır. İngiltere Eğitim Yasanına bakıldığında daha genel bir amacın yer aldığı; karşılıklı anlayış ve iletişimi güçlendirme, davranışları en yüksek standartlara çıkarma ve geliştirme, bireyleri sorumluluk üstlenmeleri konusunda cesaretlendirme gibi hedeflerin yer aldığı görülmektedir.4-Dayanaklarda düzenlenen ?öğrenciden beklenen davranışlar? kapsamında Türkiye düzenlemesinde daha soyut ve toplumsal düzene ilişkin yani vatandaşlık bilinci ve becerileri geliştirecek davranışlar tanımlanırken; Almanya, İngiltere ve Fransa düzenlemelerinde daha somut, uygulamaya dönük, basit ve bireyi geliştirecek davranışların tanımlandığı görülmektedir.5-Türkiye ve Fransa eğitim sistemlerinde uygulanan yaptırımlar daha çok uyarma ve toplumsal itibarı düşürecek kınama ve bir haktan bireyi men etme şeklinde yorumlanabilinecek okuldan uzaklaştırma şeklinde cezaların olduğu görülmektedir. İncelemeler sonucunda davranış değiştirmeye ve iyileştirmeye yönelik ciddi bir çalışmanın olmadığı sonucuna varılabilir, ancak Fransa düzenlemesinde yer alan ?toplum yararına çalışma? gibi bir ceza diğer ülkelerde olmayan ve daha yapıcı bir yaptırım olarak görülmektedir. İngiltere'de ise yaptırımların daha çok davranışa yönelik olduğu, bireyin kişiliğini ve toplumsal statüsünü zedeleyici bir yaptırımın olmadığı ve bununla birlikte iyileştirme etkinliklerine daha fazla yer verildiği görülmektedir. Ülkelerin tümünde iyileştirme etkinlikleri genellikle okulların rehberlik servisleri aracılığıyla ve veli işbirliği ile sürdürülmektedir.6-Okul disiplini kavramı deneklerin tümü tarafından genel olarak kurallar bütünü olarak tanımlanırken, ülkelere göre bazı küçük farklılıklarla beraber topluma uyum süreci, toplumun ahlak gelişimini yönlendirmek için kültür seviyesi ile ilişkili bir olgu, ev ve okul işbirliği halinde oluşturulacak davranışlar bütünlüğü olarak değerlendirilmiştir.7-Türkiye Milli Eğitim sisteminde okul ve sınıf kurallarını belirleyici olarak Milli Eğitim Bakanlığı, okul yönetimi, öğretmenler kurulu, öğretmenlerin kendileri ve öğretmen-öğrenci birlikteliği söz konusu iken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de ise merkezi yönetimden çok yerel yönetim ve okul yönetiminin belirleyici olduğu görülmektedir. Avrupa ülkelerinde okul ve sınıf kurallarını belirlemede ailelerin ve öğrencilerin de etkin oldukları görülürken, bu durumun Türkiye'de de son zamanlarda okul gelişim modelinin uygulandığı okullarda görüldüğü tespit edilmiştir.8-Araştırma kapsamında yer alan dört ülkedeki öğretmen ve yöneticilerin tümünün yasal dayanaktan haberdar oldukları, yönetici ve öğretmenlerin okul ve sınıf disiplinini düzenlerken bu dayanakları dikkate aldıkları tespit edilmiştir.9-Türkiye'de, öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları şaka mahiyetli itişmeler, kavgalar ve kullandıkları kötü sözler ile sınıfta konuşma, derse geç gelme, kılık-kıyafet düzenine uyulmaması düzeni bozan davranışlar olarak görülürken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de ise dersin akışını bozma, derse karşı ilgisizlik gibi davranışlar bu tür davranışlar olarak görülmektedir.10-Türkiye ve Almanya'da, öğrenciler arasında yaşanan kavgalar ve özellikle de erkek öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları şiddet olayları, Fransa ve İngiltere'de ise derse karşı ilgisizlik, derste yüksek sesle sohbet etme, dersin akışını bozma gibi davranışlar ciddi boyutta düzeni bozan davranışlar olarak görülmektedir.11-Okullarda görülen çok tehlikeli ve şiddet içeren davranışlar konusunda tüm ülkelerdeki denekler ortak görüş belirtmişlerdir. Deneklerin görüşlerine göre öğrencilerin birbirlerine uyguladıkları ve yaralanmalarla sonuçlanan fiziksel şiddet ile Almanya ve Fransa'da öğrencilerin ayrımcılık sonucu birbirlerine uyguladıkları psikolojik baskı okullarında yaşanan çok tehlikeli ve şiddet içeren davranışlar olarak tanımlanmıştır.12-Sınıf ve okul düzeyinde alınan önlemler açısından bir karşılaştırma yapıldığında ülkelerin tümünde öğrenciyle birebir görüşmenin alınan ilk önlem olduğu görüşü benzerlik göstermektedir. Disiplin sorununa karşı alınan önlemler açısından en kapsamlı önlemlerin İngiltere okullarında alındığı, Türkiye ve Fransa'da ciddi sorunlarda okul yönetiminin devreye girdiği ve yönetmelikle belirlenen disiplin kurallarının uygulandığı; Almanya'da ise öğretmen veli işbirliği ile sorunun giderilmeye çalışıldığı görülmektedir.13-Öğretmenlerin uyguladıkları disiplin yaptırımları konusunda benzer görüşler tespit edilmiştir. Okul disiplininde yaptırımlara bakıldığında araştırma kapsamındaki tüm ülkelerde uyarı cezasının bulunduğu, disiplin kururluna sevk etme, okul yönetimi ve disiplin kurulu tasarrufuyla kınama, okul değiştirme ve okuldan uzaklaştırma cezalarının verildiği görülmektedir. Fransa ve İngiltere'de ise bunların dışında, öğrenciyi köşede bekletme, yazı yazma, herkesin görebileceği bir yerde öğrenciyi oturtma gibi bazı farklı yaptırımların olduğu da görülmektedir.Çok tehlikeli ve şiddet içeren davranışlar için ise tüm ülkelerde ?okuldan uzaklaştırma? cezası verilirken İngiltere'de bu kapsamda öğrenciyi çocuk mahkemesine yönlendirme yaptırımının da uygulandığı görülmektedir.14-Disiplin yaptırımlarının uygulanması konusunda Türkiye'de, okul disiplin kurulunun öncelikle yetkili ve etkin olduğu, ciddi boyutta şiddet içeren davranışların ise il disiplin kuruluna sevk edilerek cezanın uygulandığı görülürken; Almanya, Fransa ve İngiltere'de ise okul düzeyinde velilerle işbirliği halinde önce iyileştirme çalışmalarının yapıldığı, eğer davranışta bir düzelme olmuyorsa yaptırımın uygulandığı görülmektedir.15-Araştırma kapsamındaki ülkelerin tümünde disiplin sorununda iyileştirme çalışmaları ve destek hizmetlerinin öncelikle okulların rehberlik servisleri tarafından yapıldığı görülmektedir. Ayrıca bu kapsamda sosyal etkinlikler ve veliler için düzenlenen bilgilendirme seminerlerinin yapıldığı da görülmektedir. Bu konuda en kapsamlı iyileştirme çalışmaları İngiltere'de görülmekte; buradaki okullarda istenmeyen davranışı düzeltme amaçlı özel bir iyileştirme ekibinin olduğu ve yıl boyunca çeşitli eğitim çalışmalarının yapıldığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Disiplin, Okul Disiplini, Sınıf Disiplini, Yasal Dayanak, Yaptırım, Önlem
Ortaokul görsel sanatlar dersinde açık hava eğitim uygulamaları: Bir durum çalışması
Açık havada eğitim (AHE); çoklu-duyusal deneyimleri vurgulayan, doğa, toplum ve bireysel çevreyi kapsayarak bütünleştirilmiş öğrenme yaklaşımını kullanan bir öğrenme ve öğretme etkinliğidir. Açık havada eğitim etkinliklerinde (AHEE) açık alanların kullanımı yoluyla bireyin; fiziksel, duygusal, bilişsel, sosyal ve ruhsal düzeyini yükseltmek amaçlanmaktadır. Bu bağlamda AHEE, birçok farklı disiplin için uygulanabilir öğrenme ve öğretme alternatifleri sunmaktadır. Sanat eğitimi de amaç ve uygulamaları bakımından AHEE ile benzerlik içeren bu disiplinlerden biridir. Bu araştırmada, AHEE ile gerçekleştirilen Görsel Sanatlar Dersi'nin uygulama sonuçlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda görsel sanatlar öğretiminin temel öğrenme alanları olan görsel iletişim, görsel eleştiri ve kültürel bilinç bağlamında öğrenme süreci gözlemlenmiştir. Nitel araştırma yöntemi ile çalışılan araştırmada durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma, 2015 – 2016 eğitim öğretim yılında ortaokul 5. sınıf öğrencileri ile Görsel Sanatlar Dersi'nde altı hafta süresince gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında sekizi odak olmak üzere toplam 21 öğrenci yer almıştır. Araştırmada veri toplama araçlarından odak öğrenciler ile yarı-yapılandırılmış görüşme, dış ve iç gözlemci alan notları, gözlemci yarı-yapılandırılmış gözlem formları, kamera kayıtları ile araştırmacı ve öğrenci günlüklerini içeren dokümanlar kullanılmıştır. Doküman, gözlem ve görüşme yoluyla toplanan veriler betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Veriler NVivo programı kullanılarak analiz edildikten sonra elde edilen bulgular, alanyazın ile ilişkilendirilerek yorumlanıp ve tartışılmıştır. Araştırmanın bulguları kapsamında elde edilen temalar: Görsel ifade, eleştirel ifade ve kültürel ifade olarak belirlenmiştir. Araştırma bulguları doğrultusunda elde edilen sonuçlara göre Görsel Sanatlar Dersi'nin açık havada eğitim etkinlikleri ile uygulanması sonucunda öğrenme alanları düzeyinde olumlu yansımaları tespit edilmiştir. Buna doğrultuda görsel ifade teması bağlamında, yaratıcı fikir geliştirme, iletişim kurma becerileri, bir bilgiyi başka bir durumun çözümünde kullanma, yansıtma yaparak sonuca ulaşma ve imgesel düşünme becerileri geliştirme yönünde anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Eleştirel ifade teması bağlamında, öz eleştiri yapma becerisi, farklı düşüncelere saygı duyma ve çözüm odaklı öneri sunma yönünde anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Son olarak kültürel ifade teması bağlamında, müze bilinci kazanma, Görsel Sanatlar Dersi dersine yönelik olumlu algı geliştirme ve çevre bilinci geliştirme yönünde anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Bu sonuçlar çerçevesinde Görsel Sanatlar Dersi için AHEE'nin kullanımının okul programları ve çevresel faktörler ile (öğretmen, veli, doğal alan) desteklenerek yaygın hale getirilmesi önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Görsel sanatlar öğretimi, Açık havada eğitim etkinliği, Aktif öğrenme.
Sosyal bilgiler öğretiminde sınıf dışı okul ortamlarının kullanılma durumları
Eğitim ve öğretim ortamları sınıf içi olabileceği gibi sınıf dışı ortamlardan da oluşur. Bu alanlar etkili bir şekilde kullanıldığında öğrenmenin kalıcılığına da büyük katkı sağlarlar. Üstelik 2004-2005 öğretim yılından başlayarak ilköğretim ve sosyal bilgiler dersi öğretim programında yapılandırmacı öğrenme yaklaşımının benimsenmesi nedeniyle sınıf içi kadar sınıf dışı okul ortamlarının da önemi artmaya başlamıştır. Bu bağlamda araştırmada, sosyal bilgiler öğretiminde sınıf dışı okul ortamlarının kullanılma durumları belirlenmeye çalışılmıştır. Tarama deseninde gerçekleştirilen araştırmaya Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenler katılmıştır. Bu kapsamda 20'si sosyal bilgiler, 20'si sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 40 öğretmenle görüşme yapılmıştır. Sınıf dışı okul ortamları açısından farklılık gösterebileceği düşünülerek devlet okulları yanında özel okullardaki öğretmenlere de başvurulmuştur. Verilerinin toplanmasında nitel veri toplama yollarından biri olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu doğrultuda görüşme formu geliştirilerek 2012-2013 öğretim yılında katılımcılarla görüşmeler yapılmıştır. Veriler, betimsel analiz tekniğinden yararlanılarak çözümlenmiştir. Araştırmada çeşitli bulgular elde edilmiştir. Öğretmenlerin eğitim ve öğretim için yararlanılabilecek sınıf dışı okul ortamları kapsamında en çok okul bahçesi, kütüphane, spor salonu, çok amaçlı salon, koridor, laboratuvar, sosyal bilgiler dersliğini dile getirdikleri görülmüştür. Sınıf dışı okul ortamlarını kullanma durumuna ilişkin görüşler incelendiğinde ders içeriğinin, zaman ve okulun fiziki yapısının uygunluğu gibi etmenlerin belirleyici olduğu anlaşılmıştır. Bu ortamlardan yararlanmama nedenleri arasında ise okulun fiziki yapısının elverişli olmaması, program yoğunluğu, planlama sorunu, zaman yetersizliği, öğrenci sayısının fazlalığı ve sınıf ortamının kendileri için yeterli donanıma sahip olması sayılmıştır. Sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenleri sınıf dışı okul ortamlarından sosyal bilgiler öğretimine yapabileceği katkılara ilişkin olarak çoğunlukla olumlu görüş bildirmişlerdir. Öğretmenler bu ortamların; öğrencilerde kalıcı öğrenmeler sağladığı, bilgiyi somutlaştırdığı, yaparak yaşayarak öğrenmelere olanak sunduğu, öğrencilerin sosyalleşmesini desteklediği ve ders dışı çalışmalara olanak sunduğunu belirtmişlerdir. Sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenlerinin sınıf dışı okul ortamlarının kullanımını engelleyen sorunlara ilişkin ifadelerinde benzerlikler saptanmıştır. Öğretmenler; okulların fiziki yapısının yetersizliği, öğrenci sayısının fazlalığı, zaman yetersizliği, program yoğunluğu, planlama sorunu gibi etmenlerin kendilerini sınırladığını düşünmektedir. Ayrıca öğretim programında ve öğretmen kılavuz kitaplarında bu ortamlara yönelik etkinliklerin düzenlenmemiş olması da bir başka sınırlılık olarak görülmektedir. Öğretmenlerin sınıf dışı okul ortamlarının sosyal bilgiler öğretiminde işlevsel bir biçimde kullanılmasına yönelik önerilerine bakıldığında bunların genelde sorunlara paralel oldukları söylenebilir. Özellikle okulların fiziki yapısının eğitim ve öğretimi zenginleştirecek bir biçimde tasarlanması, okullardaki öğrenci sayısının azaltılması ve programın hafifletilmesi dile getirilen başlıca önerilerdir. Anahtar Kelimeler: Sınıf dışı okul ortamları, sosyal bilgiler, sınıf öğretmeni, eğitim-öğretim ortamları
La Classe inversée dans les pratiques de l'enseignement du FLE
Taking account of learners' language and pedagogical needs as well as their autonomous learning are the priorities of the action oriented language teaching. However, modeling language courses by rigorously respecting the three classical pedagogical units (which consists in learning the same thing, in the same class and at the same time as the others) does not always allow language learners to progress at their own pace or to use their own strategies. It is therefore important to design learning contexts in such a way as to assure the personalization of the learning process and to reconcile the best parts of the face-to-face learning and the distance learning. The flipped classroom, which involves consulting the course content in advance and making more efficient activities such consolidation and production during the course time, is one of the hybrid models developed in this perspective. The present study was carried out in order to observe the effects of this model on the grammatical and lexical knowledge of the learners of French as a foreign language and to reveal their evaluations on the implementation of the model. In this study where we used both quantitative and qualitative methods, 20 learners enrolled in the preparatory classes in the academic year 2015-2016 received, during 8 weeks, contents to be treated at the home and at their own pace. By following the "single-group pre-test-post-test model", we administered a test to our sample before and after each intervention. As for the collection of qualitative data, we conducted semi-directed interviews with 10 learners following our experimentation phase. After comparing the pre-test and post-test results, we found a statistically significant improvement in the learners' knowledge included in the quantitative analysis. In the analysis of qualitative data, we consulted two specialists and identified the following themes: Learner's opinions on the flipped classroom, effects of the flipped classroom on learners' ways of learning, ways in which learners appropriate the flipped classroom, learners' opinions on videos, learners' opinions on continuation of the model, suggestions of learners for future practices of the model. Keywords: Blended learning, Flipped classroom, French as a foreign language, Autonomy, Learning strategies.
İlköğretim ikinci kademede branş derslik sistemi uygulamasına ilişkin idareci, öğretmen ve öğrenci görüşleri: Malatya ve Elazığ örneği
Araştırmanın temel amacı, İlköğretim ikinci kademede Branş Derslik Sistemi uygulamasına ilişkin idareci, öğretmen ve öğrenci görüşlerini alarak değerlendirmektir. Araştırmada nicel ve nitel metotların birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, tarama modeli, nitel boyutunda ise, durum çalışması deseni kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2011 ? 2012 eğitim-öğretim yılında Malatya ve Elazığ il merkezinde belediye sınırlarında bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi yedi ilköğretim okulu ve üç özel ilköğretim okulunda görev yapan idareciler, ikinci kademe öğretmenleri ve ikinci kademe öğrencileri oluşturmaktadır. Malatya il merkezi belediye sınırlarında altı adet resmi ilköğretim okulunda ve bir özel ilköğretim okulunda branş derslik sisteminin uygulandığı tespit edilmiştir. Elazığ'da ise bir devlet okulu ile iki özel okulda bu sistemin uygulandığını tespit etmiştir. Bu ilköğretim okullarının tamamına ulaşılarak 12 idareci ile görüşme yapılmış, 113 öğretmen ve 2221 öğrenciye anket uygulanmıştır. Bu okullardan birinde (Malatya-Mehmet Emin Bitlis İ.Ö.O.) öğretmenler anketleri doldurmak istemedikleri için, öğretmen anketleri dokuz okulda uygulanmıştır. Öğrenci anketleri ise okulların tamamında uygulanmıştır. İki okulun idarecileri görüşme yapmak istemedikleri için, idareci görüşmeleri sekiz okulda yapılabilmiştir.Araştırmada nitel verilerin toplanması amacıyla, idarecilere Branş Derslik Sistemine ilişkin görüşlerini almak için yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel verilerin toplanması için, öğretmen ve öğrencilere Branş Derslik Sistemine ilişkin görüşlerini almak üzere anketler uygulanmıştır.Araştırmada toplanan nicel veriler bilgisayar paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizlerinde, her bir madde ile ilgili olarak öğretmenlerin ve öğrencilerin görüşlerinin frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapmaları tablo halinde verilmiştir. Ayrıca öğretmenler için cinsiyet, mesleki kıdem, okul türü, devlet okulu öğretmenleri için eğitim türü (normal-ikili), branş derslik sistemi ile ilgili bir hizmet içi eğitime katılma durumlarına göre; öğrenciler için ise cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, devlet okulu ise eğitim türü (normal-ikili) göre branş derslik sistemi ile ilgili görüşleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığı istatistiksel tekniklerden bağımsız gruplar için t-testi ve tek faktörlü ANOVA, Scheffe (post Hoc) ile yoklanmıştır. Çalışmada nicel verilerin analizinde anlamlılık düzeyi p?.05 olarak alınmıştır. Görüşme yöntemiyle elde edilen nitel veriler betimsel analize ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Branş Derslik Sistemini uygulayan okullarda fotoğraflar çekilerek, çalışma içerisinde uygun yerlerde kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, genel anlamda öğretmenlerin branş derslik sistemine dair daha olumlu düşünceleri olduğu, buna karşılık öğrencilerin branş derslik sistemine dair olumsuz düşüncelerinin daha ön planda olduğu; devlet okulunda öğrenim gören öğrencilerin, özel okulda öğrenim gören öğrencilere göre branş derslik sisteminin olumsuz yönlerine daha çok vurgu yaptığı ortaya çıkmıştır. Özel okul idarecilerinin branş derslik sistemine dair görüşlerinin devlet okulundaki idarecilere göre daha olumlu olduğu; bazı devlet okulu idarecilerinin uygulamada karşılaşılan sorunlar nedeniyle branş derslik sistemi uygulamasından vazgeçmek istedikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca özel okullarda koridorlarda öğrenci dolaplarının olması, Branş Derslik Sistemini öğrencinin tüm gün sınıf sınıf çanta taşıdığı bir eziyet olmaktan çıkarmıştır. İlaveten, özel okullarda tam gün ve daha az sayıda öğrenciyle eğitim yapılması da branş derslik sistemi açısından bir avantajdır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Branş Derslik Sistemi, Eğitim Ortamları, İlköğretim okulları
Yeşil okul: Çevre, sağlık ve eğitime etkileri
Bu araştırmanın amacı yeşil okulun yapısal özelliklerini; çevreye, binayı kullananların sağlığına, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olan etkilerini ve eğitim yöneticilerinin yeşil okula yönelmeleri gerektirecek özellikeri belirlemektir.Bu amaçla yerli ve yabancı alanyazın taranmış ve yeşil okula ilişkin veriler alt problemlere yanıt olabilecek biçimde çözümlenmiştir. Var olan durum olduğu gibi ortaya konduğundan bu çalışma betimsel bir araştırmadır.Araştırmanın sonucunda yeşil okulların kaynak kullanımı ve çevreye olan olumsuz etkilerinin çok az olduğu, doğal aydınlatmadan faydalanması, sağladığı yüksek iç ortam hava kalitesi, akustik kalitesi, çevresel düzenlemesi ve kullanılan donanımların binayı kullananların sağlığına, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olumlu etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yeşil okulların yapısal özellikleri nedeniyle sağladığı kullanım kolaylığı, düşük doğal kaynak kullanımı ile çevreye duyarlılığı ve sağladığı maddi tasarruf, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olan olumlu etkileri nedeni ile okul yöneticilerinin yeşil okula yönelmeleri önerilmektedir.Anahtar Sözcükler: Okul Binası, Yeşil Okul, Okul Çevresi, Öğrenci Başarısı, Öğretmen Edimi