Educational environment
66 theses under this subject heading
Sosyal bilgiler öğretiminde sınıf dışı okul ortamlarının kullanılma durumları
Eğitim ve öğretim ortamları sınıf içi olabileceği gibi sınıf dışı ortamlardan da oluşur. Bu alanlar etkili bir şekilde kullanıldığında öğrenmenin kalıcılığına da büyük katkı sağlarlar. Üstelik 2004-2005 öğretim yılından başlayarak ilköğretim ve sosyal bilgiler dersi öğretim programında yapılandırmacı öğrenme yaklaşımının benimsenmesi nedeniyle sınıf içi kadar sınıf dışı okul ortamlarının da önemi artmaya başlamıştır. Bu bağlamda araştırmada, sosyal bilgiler öğretiminde sınıf dışı okul ortamlarının kullanılma durumları belirlenmeye çalışılmıştır. Tarama deseninde gerçekleştirilen araştırmaya Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenler katılmıştır. Bu kapsamda 20'si sosyal bilgiler, 20'si sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 40 öğretmenle görüşme yapılmıştır. Sınıf dışı okul ortamları açısından farklılık gösterebileceği düşünülerek devlet okulları yanında özel okullardaki öğretmenlere de başvurulmuştur. Verilerinin toplanmasında nitel veri toplama yollarından biri olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu doğrultuda görüşme formu geliştirilerek 2012-2013 öğretim yılında katılımcılarla görüşmeler yapılmıştır. Veriler, betimsel analiz tekniğinden yararlanılarak çözümlenmiştir. Araştırmada çeşitli bulgular elde edilmiştir. Öğretmenlerin eğitim ve öğretim için yararlanılabilecek sınıf dışı okul ortamları kapsamında en çok okul bahçesi, kütüphane, spor salonu, çok amaçlı salon, koridor, laboratuvar, sosyal bilgiler dersliğini dile getirdikleri görülmüştür. Sınıf dışı okul ortamlarını kullanma durumuna ilişkin görüşler incelendiğinde ders içeriğinin, zaman ve okulun fiziki yapısının uygunluğu gibi etmenlerin belirleyici olduğu anlaşılmıştır. Bu ortamlardan yararlanmama nedenleri arasında ise okulun fiziki yapısının elverişli olmaması, program yoğunluğu, planlama sorunu, zaman yetersizliği, öğrenci sayısının fazlalığı ve sınıf ortamının kendileri için yeterli donanıma sahip olması sayılmıştır. Sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenleri sınıf dışı okul ortamlarından sosyal bilgiler öğretimine yapabileceği katkılara ilişkin olarak çoğunlukla olumlu görüş bildirmişlerdir. Öğretmenler bu ortamların; öğrencilerde kalıcı öğrenmeler sağladığı, bilgiyi somutlaştırdığı, yaparak yaşayarak öğrenmelere olanak sunduğu, öğrencilerin sosyalleşmesini desteklediği ve ders dışı çalışmalara olanak sunduğunu belirtmişlerdir. Sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenlerinin sınıf dışı okul ortamlarının kullanımını engelleyen sorunlara ilişkin ifadelerinde benzerlikler saptanmıştır. Öğretmenler; okulların fiziki yapısının yetersizliği, öğrenci sayısının fazlalığı, zaman yetersizliği, program yoğunluğu, planlama sorunu gibi etmenlerin kendilerini sınırladığını düşünmektedir. Ayrıca öğretim programında ve öğretmen kılavuz kitaplarında bu ortamlara yönelik etkinliklerin düzenlenmemiş olması da bir başka sınırlılık olarak görülmektedir. Öğretmenlerin sınıf dışı okul ortamlarının sosyal bilgiler öğretiminde işlevsel bir biçimde kullanılmasına yönelik önerilerine bakıldığında bunların genelde sorunlara paralel oldukları söylenebilir. Özellikle okulların fiziki yapısının eğitim ve öğretimi zenginleştirecek bir biçimde tasarlanması, okullardaki öğrenci sayısının azaltılması ve programın hafifletilmesi dile getirilen başlıca önerilerdir. Anahtar Kelimeler: Sınıf dışı okul ortamları, sosyal bilgiler, sınıf öğretmeni, eğitim-öğretim ortamları
La Classe inversée dans les pratiques de l'enseignement du FLE
Taking account of learners' language and pedagogical needs as well as their autonomous learning are the priorities of the action oriented language teaching. However, modeling language courses by rigorously respecting the three classical pedagogical units (which consists in learning the same thing, in the same class and at the same time as the others) does not always allow language learners to progress at their own pace or to use their own strategies. It is therefore important to design learning contexts in such a way as to assure the personalization of the learning process and to reconcile the best parts of the face-to-face learning and the distance learning. The flipped classroom, which involves consulting the course content in advance and making more efficient activities such consolidation and production during the course time, is one of the hybrid models developed in this perspective. The present study was carried out in order to observe the effects of this model on the grammatical and lexical knowledge of the learners of French as a foreign language and to reveal their evaluations on the implementation of the model. In this study where we used both quantitative and qualitative methods, 20 learners enrolled in the preparatory classes in the academic year 2015-2016 received, during 8 weeks, contents to be treated at the home and at their own pace. By following the "single-group pre-test-post-test model", we administered a test to our sample before and after each intervention. As for the collection of qualitative data, we conducted semi-directed interviews with 10 learners following our experimentation phase. After comparing the pre-test and post-test results, we found a statistically significant improvement in the learners' knowledge included in the quantitative analysis. In the analysis of qualitative data, we consulted two specialists and identified the following themes: Learner's opinions on the flipped classroom, effects of the flipped classroom on learners' ways of learning, ways in which learners appropriate the flipped classroom, learners' opinions on videos, learners' opinions on continuation of the model, suggestions of learners for future practices of the model. Keywords: Blended learning, Flipped classroom, French as a foreign language, Autonomy, Learning strategies.
İlköğretim ikinci kademede branş derslik sistemi uygulamasına ilişkin idareci, öğretmen ve öğrenci görüşleri: Malatya ve Elazığ örneği
Araştırmanın temel amacı, İlköğretim ikinci kademede Branş Derslik Sistemi uygulamasına ilişkin idareci, öğretmen ve öğrenci görüşlerini alarak değerlendirmektir. Araştırmada nicel ve nitel metotların birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, tarama modeli, nitel boyutunda ise, durum çalışması deseni kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2011 ? 2012 eğitim-öğretim yılında Malatya ve Elazığ il merkezinde belediye sınırlarında bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi yedi ilköğretim okulu ve üç özel ilköğretim okulunda görev yapan idareciler, ikinci kademe öğretmenleri ve ikinci kademe öğrencileri oluşturmaktadır. Malatya il merkezi belediye sınırlarında altı adet resmi ilköğretim okulunda ve bir özel ilköğretim okulunda branş derslik sisteminin uygulandığı tespit edilmiştir. Elazığ'da ise bir devlet okulu ile iki özel okulda bu sistemin uygulandığını tespit etmiştir. Bu ilköğretim okullarının tamamına ulaşılarak 12 idareci ile görüşme yapılmış, 113 öğretmen ve 2221 öğrenciye anket uygulanmıştır. Bu okullardan birinde (Malatya-Mehmet Emin Bitlis İ.Ö.O.) öğretmenler anketleri doldurmak istemedikleri için, öğretmen anketleri dokuz okulda uygulanmıştır. Öğrenci anketleri ise okulların tamamında uygulanmıştır. İki okulun idarecileri görüşme yapmak istemedikleri için, idareci görüşmeleri sekiz okulda yapılabilmiştir.Araştırmada nitel verilerin toplanması amacıyla, idarecilere Branş Derslik Sistemine ilişkin görüşlerini almak için yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel verilerin toplanması için, öğretmen ve öğrencilere Branş Derslik Sistemine ilişkin görüşlerini almak üzere anketler uygulanmıştır.Araştırmada toplanan nicel veriler bilgisayar paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizlerinde, her bir madde ile ilgili olarak öğretmenlerin ve öğrencilerin görüşlerinin frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapmaları tablo halinde verilmiştir. Ayrıca öğretmenler için cinsiyet, mesleki kıdem, okul türü, devlet okulu öğretmenleri için eğitim türü (normal-ikili), branş derslik sistemi ile ilgili bir hizmet içi eğitime katılma durumlarına göre; öğrenciler için ise cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, devlet okulu ise eğitim türü (normal-ikili) göre branş derslik sistemi ile ilgili görüşleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığı istatistiksel tekniklerden bağımsız gruplar için t-testi ve tek faktörlü ANOVA, Scheffe (post Hoc) ile yoklanmıştır. Çalışmada nicel verilerin analizinde anlamlılık düzeyi p?.05 olarak alınmıştır. Görüşme yöntemiyle elde edilen nitel veriler betimsel analize ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Branş Derslik Sistemini uygulayan okullarda fotoğraflar çekilerek, çalışma içerisinde uygun yerlerde kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, genel anlamda öğretmenlerin branş derslik sistemine dair daha olumlu düşünceleri olduğu, buna karşılık öğrencilerin branş derslik sistemine dair olumsuz düşüncelerinin daha ön planda olduğu; devlet okulunda öğrenim gören öğrencilerin, özel okulda öğrenim gören öğrencilere göre branş derslik sisteminin olumsuz yönlerine daha çok vurgu yaptığı ortaya çıkmıştır. Özel okul idarecilerinin branş derslik sistemine dair görüşlerinin devlet okulundaki idarecilere göre daha olumlu olduğu; bazı devlet okulu idarecilerinin uygulamada karşılaşılan sorunlar nedeniyle branş derslik sistemi uygulamasından vazgeçmek istedikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca özel okullarda koridorlarda öğrenci dolaplarının olması, Branş Derslik Sistemini öğrencinin tüm gün sınıf sınıf çanta taşıdığı bir eziyet olmaktan çıkarmıştır. İlaveten, özel okullarda tam gün ve daha az sayıda öğrenciyle eğitim yapılması da branş derslik sistemi açısından bir avantajdır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Branş Derslik Sistemi, Eğitim Ortamları, İlköğretim okulları
Yeşil okul: Çevre, sağlık ve eğitime etkileri
Bu araştırmanın amacı yeşil okulun yapısal özelliklerini; çevreye, binayı kullananların sağlığına, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olan etkilerini ve eğitim yöneticilerinin yeşil okula yönelmeleri gerektirecek özellikeri belirlemektir.Bu amaçla yerli ve yabancı alanyazın taranmış ve yeşil okula ilişkin veriler alt problemlere yanıt olabilecek biçimde çözümlenmiştir. Var olan durum olduğu gibi ortaya konduğundan bu çalışma betimsel bir araştırmadır.Araştırmanın sonucunda yeşil okulların kaynak kullanımı ve çevreye olan olumsuz etkilerinin çok az olduğu, doğal aydınlatmadan faydalanması, sağladığı yüksek iç ortam hava kalitesi, akustik kalitesi, çevresel düzenlemesi ve kullanılan donanımların binayı kullananların sağlığına, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olumlu etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yeşil okulların yapısal özellikleri nedeniyle sağladığı kullanım kolaylığı, düşük doğal kaynak kullanımı ile çevreye duyarlılığı ve sağladığı maddi tasarruf, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olan olumlu etkileri nedeni ile okul yöneticilerinin yeşil okula yönelmeleri önerilmektedir.Anahtar Sözcükler: Okul Binası, Yeşil Okul, Okul Çevresi, Öğrenci Başarısı, Öğretmen Edimi
Ses yalıtımı yapılmış bir okulda ortamın akustik kalitesinin değerlendirilmesi: Bir durum çalışması
Son yarım asır eğitim yapılarında ses ve gürültüye kamuoyunun ve akustik bilimcilerin ilgisi giderek artmaktadır. Öğrenme ortamlarında gürültünün yarattığı olumsuz koşullar başta öğrenci ve öğretmenler olmak üzere toplumun çok geniş bir kesimini etkilemektedir. Bu nedenle okulların akustik koşulları ile yakından ilgilenenler arasında pedagoglar, psikologlar, akustik danışmanlar, eğitim kurumları ve aynı zamanda sigorta kurumları sıralanmaktadır. Yapılan araştırmalar öğrenci ve öğretmenlerin okulda yoğun Bu yüksek lsans tezi, TÜBİTAK 1001 programı tarafından desteklenen 114K738 nolu "Okulda Gürültü Kirliliği: Nedenleri, Etkileri ve Kontrol Edilmesi" projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. olarak gürültü kirliliğine maruz kaldığını ortaya koymaktadır. Yoğun gürültüye maruz kalma, okuduğunu anlama, bilişsel işlem yapabilme becerisi, dikkat süresi ve bilgilerin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarımını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Gürültü konuşmaları maskeleyerek ve konuşmanın anlaşılabilirliğini düşürmekte, okul iklimini bozmakta, öğrenci ve öğretmenleri işitsel, ruhsal ve fiziksel açıdan olumsuz etkileyerek, daha çabuk yorulmaya ve derse olan ilginin azalmasına yol açmaktadır. Ülkemizde eğitim yapılarında gürültü ve akustik ne yazık ki, tasarım aşamasında ele alınan bir konfor parametresi olmamıştır. Bu çalışmada ses yalıtımı yapılmış bir okulun akustik paremetreleri (ses düzeyi, reverberasyon süresi), okuldaki paydaşların okulun işitsel konforu hakkındaki görüşlerini ve araştırmacı gözlemlerine dayalı olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma, durum çalışması desenlerinden, bütüncül tekli durum çalışması deseni çerçevesinde yürütülmüştürr. Akustik paremetre verileri, gözlem ve görüşme verileriyle desteklenmiştir. Araştırmada dört öğretmen, bir müdür ve müdür yardımcısından oluşan altı kişilik bir çalışma grubu belirlenmiştir. Çalışma grubunu belirlerken, nitel araştırma örneklemlerinden tipik durum örneklemi seçilmiştir. Araştırmanın veri toplama sürecinde, araştırmacı tarafından yarı-yapılandırılmış gözlem ve görüşme formları kullanılmıştır. Katılımcıların görüşlerini ortaya koyabilmek için görüşmeler yazıya dökülmüş ve tematik olarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizleri sonucunda akustik konfor parametrelerinden arka plan gürültü düzeyi 33-36 dB(A) aralığında bulunmuştur. Bu bulgular yönetmelik sınır değeri olan 39 dB(A) altındadır. Okul öğrenci, öğretmen, yönetici ve diğer personel tarafından aktif kullanılırken ölçülen gürültü düzeyi 34-55 dB(A) aralığında ölçülmüştür. Bina kullanılırken ölçülen bu değerler, literatürde yapılan araştırmalarla karşılaştırıldığında oldukça düşük gürültü düzeyleridir. Reverberasyon (çınlanım) süresi ise dersliklerde 0.9 sn, koridorlarda vii 1.55 sn, yemekhanede ise 0.7 sn ölçülmüştür. Ölçülen bu değerler yönetmelik sınır değerlerine oldukça yakındır. Bu sonuçlardan seçilen okulun akustik konfor açısından iyi örnek teşkil edecek nitelik taşıdığını görülmektedir. Yapılan görüşmelerde yönetici ve öğretmenler okulun işitsel konforundan oldukça memnuniyet duydukları anlaşılmaktadır. Daha önce çalıştıkları okullar ile karşılaştırma yaparak bir öğretmen, okulun akustik ortamını "emsal kabul etmez" şeklinde tasvir etmiştir. Araştırmacının okulda yapmış olduğu gözlemleri, okul içinde genel bir sükûnet ve sakinlik atmosferi hâkim olduğu şeklindedir. Dışarıdan okul binasına giriş yapıldığında, kulağa gelen ses basınç düzeyinde ciddi bir düşme hissedilmektedir. Ders aralarında zil kullanılmadığı, bunun yerine arka fonda iletişimi olumsuz etkilemeyecek düzeyde dinlendirici müzikler çaldığı tespit edilmiştir. Yapılan gözlemlerde okulun tamamının asma tavan üzeri akustik panel ile kaplanmış ve yerler linolyum ile döşenmiş olduğu görülmüştür. Gözlem ve görüşme verilerinden, okulun işitsel konforunun öğretmenlerin ve yöneticilerin okula olan aidiyet duygusu ve çalışma motivasyonunu olumlu yönde etkilediği çıkarımına ulaşılmıştır. Aahtar Sözcükler: İşitsel konfor, okul akustiği, okulda gürültü, öğrenme ortamı, reverberasyon
Okullarda demokratik eğitim ortamının gerçekleşmesine yönelik öğretmen algıları
Bu araştırmada öğretmen algılarına göre sınıf içerisinde demokratik eğitim ortamının ölçütlerinin gerçekleşme düzeyi, bu düzeye etki eden faktörler ve bu ölçütlerin gerçekleştirilmesine engel olan problem kaynakları incelemiştir. Bu inceleme sürecinde tekil ve karşılaştırma türü ilişkisel tarama modelleri kullanılmıştır. Araştırma nicel ve nitel yöntemlerin beraber kullanıldığı, karma metot tasarımına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 1091 öğretmen oluşturmuştur. Araştırma verileri araştırma kapsamında geliştirilen Demokratik Eğitim Ortamı Ölçeği, anket ve açık uçlu bir sorunun yer aldığı soru formu ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin demokratik eğitim ortamı ölçütlerini genel olarak ve karar alma ile eğitim programı-öğretim alt boyutları bakımından çoğu zaman; öğretmen-ilişkiler alt boyutu bakımından ise her zaman gerçekleştirdiklerini algıladıklarını ortaya çıkmıştır. Araştırmanın diğer sonuçlarına göre eğitim kademesi, lise türü ve branş değişkenleri demokratik eğitim ortamı ölçütlerinin genel olarak ve tüm alt boyutlar bakımından gerçekleştirilme düzeylerinde anlamlı biçimde farklılaşmaya neden olmaktadır. Bununla birlikte demokratik eğitim ortamı ölçütlerinin gerçekleştirilme düzeyinde okulun ortalama sınıf mevcudunun genel olarak ve eğitim programı-öğretim alt boyutu bakımından; mezun olunan kurum türünün genel olarak ve karar alma ile eğitim programı-öğretim alt boyutları bakımından; demokratik eğitimle, demokrasi eğitimiyle ve insan hakları eğitimiyle ilgili HÖE ya da HİE alma durumunun genel olarak ve karar alma ile eğitim programı-öğretim alt boyutları bakımından; kişilerarası ilişkilerle ilgili HÖE ya da HİE alma durumunun ise genel olarak ve eğitim programı-öğretim alt boyutu bakımından anlamlı bir farklılaşmaya neden olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda sınıf içinde demokratik eğitim ortamı ölçütlerinin gerçekleştirilmesine engel olan problem kaynakları önem sıralamasına göre "fiziki alt yapı ve eğitim teknolojilerinden kaynaklı problemler", "aile kaynaklı problemler", "eğitim politikaları kaynaklı problemler", "öğrenciyle ilgili problemler", "eğitim/öğretim programları kaynaklı problemler" ve "öğretmen kaynaklı problemler" olarak saptanmıştır. Bu problem kaynaklarının ise eğitim kademelerine göre farklılaşmadığı ancak her kademe için problem kaynaklarının öncelik sıralamasının değiştiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Demokratik eğitim, demokratik eğitim ortamı, demokratik eğitim ortamı ölçeği, eğitim programı, öğretim, karar alma, öğretmen, sınıf içi ilişkiler
İstanbul ili Beyoğlu ilçesindeki lise öğretmenlerinin empatik davranma eğilimlerinin sınıfın sosyal atmosferine etkisi
Bu araştırmada, lise düzeyinde eğitim yapan kurumlarda görevli öğretmenlerin empatik davranma eğilimlerinin, sınıfın sosyal atmosferine etkisi incelenmiştir. Araştırma, 43 öğretmen ve 1213 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Öğretmenlerin % 44'ü erkek, % 56'sı kadındır. Öğrencilerin %43'ü erkek, %57'si kızdır. Öğretmenlerin empatik davranma eğilimlerini ölçmek için Dökmen (1990) tarafından geliştirilen Empatik Beceri Ölçeği (E.B.Ö) A formu kullanılmıştır. Sınıf ortamının olumluluğunu ölçmek için Moss ve Trickett (1974) tarafından geliştirilen Sınıf Ortamı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilere regresyon istatistiksel analizleri kullanılarak elde edilen bulgular aşağıda verilmiş olan şekliyle özetlenebilir: 1- Öğretmenin empatik davranma eğiliminin, öğrencinin öğretmenden gördüğü desteği açıklamada yeterli etkiye sahip olduğu görülmüştür. Öğretmenin empatik davranma eğilimi, öğrencinin öğretmenden gördüğü destek üzerinde %.10 oranında etkilidir. Başka bir deyişle, öğrencilerin öğretmenden gördükleri desteğe ilişkin varyansın.10'unun, öğretmenin empatik davranma eğilimi ile açıklanabileceği anlaşılmaktadır. 2- Öğretmenin empatik davranma eğilimi, öğretmenin sınıftaki kuralları öğrenciye açıkça ifade etmesinde etkiye sahiptir. Öğretmenin empatik davranma eğilimi, sınıftaki kuralların açıklığı üzerinde %0.7 oranında etkilidir. Sınıftaki kuralların açıklığına ilişkin varyansın.07' sinin, öğretmenin empatik davranma eğilimi ile açıklanabileceği anlaşılmaktadır. Öğretmenlerin gösterdikleri empatik davranma eğilimlerinin, öğrencilerin sınıf etkinliklerine katılımları, öğrencilerin birbirlerine karşı hissettikleri yakınlık derecesi, öğrencilerin aynı amaca birlikte yönelmeleri, öğrenciler arasındaki rekabet ortamının oluşması, sınıf düzeninin oluşturularak korunması, öğretmenin sınıf içerisinde kuralları uygulamadaki kararlılığı, öğrencilerin sınıf içi yaratıcılıkları üzerinde etkisinin olmadığı saptanmıştır. n
Öğretim elemanlarının öğrenme ve öğretme ortamlarında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu tez çalışması; Gaziantep Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu öğretim elemanlarının öğrenme ve öğretme ortamlarında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Betimsel özellikte olan bu çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; öğretim elemanlarının kişisel bilgileri ve öğrenme-öğretme ortamlarında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeyleriyle ilgili maddelerden oluşan ve geçerlikgüvenirlik çalışmaları yapılan bir ölçek kullanılmıştır. Ölçek, Yabancı Diller Yüksekokulun'da görev yapmakta olan 77 öğretim elemanına uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS Standard Statistics 22.0 for Mac paket programı ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretim elemanlarının bilişsel farkındalık stratejilerinin alt boyutlarını genel olarak kullandıkları fakat ders vermekte oldukları birime ve ders verdikleri sınıflardaki öğrenci sayısına göre bilişsel farkındalık stratejilerinin bazı alt boyutlarını kullanma düzeylerinde farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Birinci sınıflarda ders vermekte olan öğretim elemanlarının bazı stratejileri hazırlık sınıflarında ders vermekte olan öğretim elemanlarına göre daha az oranda kullandıkları sonucuna ulaşılmış, mesleki kıdem, cinsiyet ve mezun olunan bölüm değişkenlerine göre ise öğretim elemanları arasında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeylerinde farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaokullardaki eğitim ortamlarının düşünme dostu sınıf özellikleri açısından incelenmesi
Bu araştırmada, ortaokullardaki eğitim ortamlarının düşünme dostu sınıf özelliklerini taşıma düzeylerinin öğrenci görüşlerine göre çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ortaokullardaki eğitim ortamlarının düşünme dostu sınıf özelliklerini taşıma düzeyi, düşünme becerilerini geliştirici öğretmen ve öğrenci davranışları ile düşünmeyi engelleyici öğretmen ve öğrenci davranışları açısından ele alınmıştır. Çalışmada ele alınan değişkenler ise; okulun sosyo-ekonomik düzeyi, sınıf düzeyi, cinsiyet, anne ve baba eğitim düzeyi, aile geliri, akademik başarı, kulüp çalışmalarına katılım ve serbest zaman etkinlikleridir. Nicel araştırma desenlerinden tarama modelinde betimsel bir çalışma olan bu araştırma, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki 6 ortaokulda; 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya 943 öğrenci katılmıştır. Veriler Doğanay ve Sarı (2012a) tarafından geliştirilen "Düşünme Dostu Sınıf Ölçeği" (DDSÖ) ve Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla elde edilmiştir. DDSÖ "Düşünmeyi Geliştirici Öğretmen Davranışları", "Düşünmeyi Geliştirici Öğrenci Davranışları" ve "Düşünmeyi Engelleyici Davranışlar" boyutlarından oluşan toplam 30 maddelik bir ölçme aracıdır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler incelenmiş, ayrıca bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Bulguların anlamlı olup olmadığının değerlendirilmesinde .05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmış, varyans analizlerindeki karşılaştırmalarda Scheffe F ve LSD testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğrencilerin sınıflarının düşünme dostu oluş düzeyini ortanın üstünde, olumlu algıladıkları görülmüştür. Değişkenler açısından bakıldığında elde edilen bulgular sonucunda alt sosyo-ekonomik düzeydeki okullarda öğrenim gören öğrenciler lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür. Sınıf düzeyine göre ise; sınıf düzeyi yükseldikçe DDSÖ puanlarının düştüğü tespit edilmiştir. Buna göre 5., 6., 7. ve 8. sınıflarda 5. sınıflar lehine olan bir sonuç ortaya çıkmıştır. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla sınıflarını daha çok düşünme dostu olarak algıladıkları görülmüştür. Anne-baba eğitim düzeyleri açısından anlamlı farklar bulunmamıştır. Ailelerin gelir düzeylerine göre Düşünmeyi Geliştirici Öğrenci Davranışları boyutunda aile geliri yüksek olan öğrenciler lehine anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Düşünmeyi geliştirici davranışların akademik başarısı yüksek olan öğrencilerde yüksek; düşünmeyi engelleyici davranışların da akademik başarısı düşük olan öğrencilerde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kulüp çalışmalarına katılımın düşünmeyi geliştirici davranışlarda anlamlı fark yarattığı görülmüştür. Serbest zamanlarında kitap/gazete okuyan, ders çalışan ve arkadaşları ile sohbet/tartışma yapan öğrencilerin yaptıkları bu etkinliklerin sıklıkları arttıkça düşünmeyi geliştirici davranış puanlarının arttığı; sıklık azaldıkça da düşünmeyi engelleyici davranış puanlarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Televizyon izleme ve internette zaman geçirme değişkenleri açısından sıklık arttıkça DDSÖ puanlarının düştüğü ortaya çıkmıştır. Serbest zamanlarını arkadaşları ile gezerek değerlendirme ölçümler üzerinde fark yaratmamıştır. Arkadaşlarıyla oyun oynama sıklığının artması ile DDSÖ puanlarında da hafif artışlar olmuştur. Para kazanmak için okul dışındaki zamanlarda bir işte çalışma sıklığı arttıkça DDSÖ puanlarında düşüş görülmüştür. Serbest zamanlarında anne ve babasına yardım ederek zaman geçiren öğrenciler, sınıf ortamlarını düşünme dostu olma bakımından daha olumlu algılamaktadırlar. Araştırmada ulaşılan bu sonuçlara bağlı olarak uygulamaya ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Düşünme, düşünme dostu sınıf ortamı, düşünmeyi geliştirici davranışlar, düşünmeyi engelleyici davranışlar, ortaokul.
Okul öncesi çağdaki çocukların ev ortamından eğitim ortamına geçiş sürecinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi çağdaki çocukların ev ortamından eğitim ortamına geçiş sürecini çocukların dahil olup katkıda bulundukları köy, aile, okul ve ürettikleri akran kültürlerine bakarak anlamak ve bu süreçteki kültürel unsurların rolünü ortaya çıkarmak amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Kahramanmaraş ilinin merkeze bağlı bir köyünde gerçekleşen araştırmaya katılımcı olarak köy halkı, Eylül (2014) ayında okul öncesine geçiş yapan yirmi bir çocuk, dört farklı aile, iki öğretmen ve okul personeli dahil olmuştur. Etnografik yöntemin kullanıldığı araştırmada veriler yedi ay süresince katılımcı gözlemci rolüyle toplanmış ve bu süreçte görüşme, gözlem, doküman analizi, araştırmacı günlüğü gibi teknikler kullanılmıştır. Elde edilen ham veriler betimsel ve içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Betimsel analizde toplanan veriler sistematik şekilde ortaya konulurken, içerik analizinde kavramsal düzeyde yeni anlamlar oluşturulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre çocukların içerisinde bulundukları sosyo kültürel yapı okul öncesine geçiş sürecini şekillendirmiştir. Bunlardan köyün fiziksel yapısı, toplumsal sorunları ve gerçekleştirilen işbirlikli eylemleri okula geçiş süreciyle direkt bağlantısı bulunurken, köyde var olan inanç sistemi ve erkek egemen yapı örtük bir ilişkiyi kapsamıştır. Ailelerin aşırı korumacı yaklaşımı ve çocuklarıyla kurduğu ilişki biçimi ise çocukların okul içerisinde kurduğu sosyal ilişkilerde belirleyici olmuştur. Diğer yandan evde çocuklara sunulan uyarıcılar, büyük kardeşin varlığı ve yaşam şartları çocukların okul geçişindeki koşulların hazırlanmasında önemli bir rol oynamıştır. Okul kültürünü oluşturan fiziki yapı, diğer kültürlerle kurulan ilişkiler, geçiş sürecinde izlenen stratejiler, sınıf yönetimi ve eğitim programı gibi unsurlar ise çocukların okulu sevme ve adapte olma sürecini biçimlendirmiştir. Son olarak okuldan önce akran kültürü içerisine dahil olabilen ve kendinden yaşça büyük çocuklarla oyun kurabilen akranlar okula geçiş sürecinde zorluk yaşamamışlardır.
Sosyal ağların öğrenme-öğretme ortamında kullanımı ve öğretmenlerin mesleki gelişimindeki rolü
Bu çalışmada, sosyal ağların öğrenme - öğretme ortamında kullanılması ve öğretmenlerin mesleki gelişimindeki rolü araştırılmıştır. Öğretmenlerin mesleki olarak kendilerini yenilemeleri ve geliştirmeleri önemlidir. Mesleki gelişimin farklı uygulamaları bulunmaktadır. Günümüzde mesleki gelişim için informel ortamlar kullanılmakta, bilgi teknolojileri önemli fırsatlar sunmaktadır. Sosyal ağlar ise mesleki gelişim açısından kullanılabilecek elverişli ortamlardan biridir. Öğretmenler sosyal ağlar sayesinde bilgi, beceri ve yetkinliklerini artırma imkanına sahiptir. Araştırmada nicel ve nitel verilerin sıralı olarak toplanıp analiz edildiği karma yöntem (sıralı dönüşümsel tasarım) kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri, 2016/2017 eğitim-öğretim yılında Nevşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ortaokullarda görev yapan 258 branş öğretmeninden elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak iki farklı araç kullanılmıştır. Nicel verilerin toplanmasında için araştırmacı tarafından geliştirilen form kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracında katılımcıların kişisel bilgilerinin yer aldığı bir bölüm ve araştırma problemi için toplanması istenen verilerin elde edilmesini sağlamak üzere hazırlanmış 3 faktör ve toplamda 24 maddeden oluşan bir ölçek kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanması için araştırmacı tarafından geliştirilen ve 8 açık uçlu sorunun yer aldığı yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ölçeğin geçerliği için öncelikle uzman görüşü alınmış ve daha sonra açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler frekans, yüzde değerleri, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t testi ve varyans analizi testi ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında öğretmenlerin sosyal ağları kullanma konusunda aktif oldukları, sosyal ağ gruplarında paylaşılan verilere, içeriğe ulaşma, inceleme ve içeriğe katkıda bulunma eğiliminde oldukları görülmüştür. Öğretmenler, sosyal ağlarda kendi branşları ile ilgili öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma, mesleki anlamda ise güncel konuları takip etme davranışı içerisinde oldukları görülmüştür. Görüşme yapılan öğretmenler sosyal ağların mesleki gelişimlerine katkı sağladığını belirtmektedirler. Ayrıca sosyal ağlar sayesinde kendileri de öğrenme-öğretme ortamına çeşitli aktarımlar yaptıklarını ifade etmişlerdir. Araştırma bulgularına dayanarak, öğretmenlerin sosyal ağ gruplarından olumlu yönde qetkilendikleri ve mesleki gelişimlerine katkı sağladığı ortaya çıkmıştır.
Operation of power in classroom interaction in the EFL context
There is a great number of studies on classroom interaction adding to the naturalistic portrayal of classrooms as social places. Although these studies have clarified a wide range of aspects of classroom interaction in English as a Second Language (SLA) and English as Foreign Language (EFL) settings, there are numerous aspects that have not been searched enough in these settings. One of these aspects is the power mechanism in the classroom. Power, as a structure embedded in the fibre and fabric of everyday life, is inescapable in the classrooms as well, for these sites are social places in which complex relationships (including power relationships), meanings and practices are co-constructed dynamically. Inspired by the scarcity of research on power in the classroom in Turkey, this study aims to explore power at an English preparatory school at a Turkish university. The study has been designed to analyse teachers' and students' discursive strategies in terms of power construction within the classroom interaction. Therefore, it aims to arrive at meanings about power based on the frequency distribution of student and teacher-initiated exchanges, the discourse patterns in these exchanges, the forms and functions of discourse acts that are found in students' and teachers' initiation moves as well as teachers' turn allocation strategies. The data for the study were collected through audiotaped and video-recorded teacher-student interaction in five classrooms at total. The data were analysed by adopting Discourse Analysis approach through descriptive statistics and by analysing the excerpts from data on a turn-by-turn basis. The findings of the study revealed that in the classrooms under investigation in English lessons there was the abundance of teacher-initiated exchanges and related to discourse patterns, it was also found that Initiation by teachers, Response by students and Follow-up by teachers (IRF) was the prevalent structure. On the other hand, when discourse acts and their functions were taken into consideration, the abundance of elicitations and directives in teacher initiations uncovered the fact that teachers are dominant in classroom discourse. Yet, when looking at the discourse acts and their functions in student- initiations, it was seen that students had a say in the classroom. Furthermore, when looking at the excerpt analyses it was seen that student used power mechanisms such as providing initiations, follow-ups, interruptions and corrections for other participants' remarks. While overall results indicated that teachers dominate the classroom discourse, it was seen that classroom power was dynamic and negotiated by students and teachers.
Öğretmenlerin EBA, Morpa Kampüs, Okulistik benzeri eğitim ortamları kullanımının Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli 2 ile açıklanması
Bu araştırma ile öğretmenlerin EBA, Morpa Kampüs, Okulistik benzeri eğitim ortamları kullanımının Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli 2 (TKKBM-2) çerçevesinde incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılı Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerinde bulunan ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise rasgele seçilmiş farklı okullarda görev yapan farklı branşlara sahip 376 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma nicel yaklaşım çerçevesinde bir betimsel tarama çalışmasıdır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli 2 (TKKBM-2) ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucu öğretmenlerin eğitim durumları, platform kullanma süresi ve hizmetiçi eğitim alıp almama durumlarının TKKBM-2'nin alt boyutları ve sosyal öğrenme platform kullanımı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte öğretmenlerin cinsiyet, branş, yaş, çalıştıkları kurum, hizmet süresi ve teknoloji kullanım yeterlilik durumlarında TKKBM-2'nin bazı alt boyutları üzerinde anlamlı etkisinin olduğu bulunmuştur. Ayrıca alışkanlık, hedonik motivasyon, sosyal etki ve kolaylaştırıcı koşullar değişkenlerinin davranışsal niyetin anlamlı yordacıları olduğu ve davranışsal niyetin bu değişkenlerle anlamlı ilişkisini belirleyen dört modele ulaşılmıştır. Alışkanlığın tek başına davranışsal niyetin %36'sını açıkladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eğitim Bilişim Ağı , Okulistik, Morpa Kampüs, Teknoloji Kabul ve Kullanım, Davranışsal Niyet
KÜLTÜREL DEĞERLERİ KORUMAYA YÖNELİK OKUL ORTAMINA İLİŞKİN ÖĞRETMEN VE VELİ GÖRÜŞLERİ
Bu araştırma Kastamonu'da 2012-2013 eğitim öğretim yılında kültürel değerleri korumaya yönelik okul ortamına ilişkin öğretmen ve veli görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Kastamonu ili merkez ilçesindeki ilkokullarda görev yapan 119 sınıf öğretmeni ve 925 ilkokul öğrencisinin velisi katılmıştır. Araştırma tarama modelindedir. Öğretmenlerin ve velilerin demografik bilgilerini almak için "Kişisel Bilgi Formu"nun kullanıldığı araştırmada, araştırmacı tarafından oluşturulmuş 36 maddelik tek faktörlü bir ölçme aracı olan "Kültürel Değerleri Korumaya Yönelik Okul Ortamına İlişkin Öğretmen ve Veli Görüşleri Anketi" ile veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde bağımsız grup t- testi, tek yönlü varyans analizi (One- way ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, lisans ve MYO mezunu olan velilerin diğer eğitim düzeyindeki velilere göre kültürel değerlere yönelik okul ortamını daha fazla istedikleri, benzer şekilde kamu personeli meslek grubuna giren velilerin diğer meslek grubu velilere göre daha kültürel bir eğitim ortamı istedikleri görülmüştür. Ayrıca genç yaştaki öğretmenlerin daha kültürel değerlere yönelik bir eğitim ortamı istedikleri görülürken, benzer şekilde lisans mezunu olan öğretmenlerin iki yıllık eğitim enstitüsü mezunu öğretmenlere göre daha kültürel bir eğitim ortamı istedikleri bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kültürel Değerler, Öğretmen ve Veli Görüşü, Eğitim Ortamı, Okul Ortamı
Fizik proje çalışmalarına katılan lise öğrencilerinin fizik dersine karşı tutumlarındaki gelişmeler
Bu çalışmanın amacı, fizik proje çalışmalarına katılan lise öğrencilerinin, fizik dersine yönelik tutumlarındaki gelişmeleri, nitel araştırma metotları temelinde araştırmaktır. Araştırma Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Ankara ili Altındağ ilçesindeki özel bir okulda öğrenim gören 9,10 ve 11.sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Çalışmada, öğrencilerle, sekiz ay süren, proje tabanlı öğretimi temel alan fizik projeleri üretilmiştir.Araştırmada nitel araştırmalar için çeşitleme metodu kullanılmıştır. Öğrencilerle beraber bir çalışma alanı oluşturulmuş ve kişi- alan gözlemi yapılmıştır. Araştırmada, katılımlı ve katılımsız gözlemde bulunulmuştur. Fizik proje çalışmaları öncesinde öğrencilere, fizik dersine yönelik tutum ölçeği ön test olarak uygulanmıştır. Uygulamadan sonra ise aynı test, süreç sonunda, kamera kayıtlı grup-odak görüşmeden önce yeniden uygulanmıştır. Fizik dersine yönelik tutum anketinden elde edilen veriler SPSS veri analiz programıyla yorumlanmıştır. Proje çalışmalarının ortalarında öğrencilere, nitel araştırma temelli, yarı yapılandırılmış, açık uçlu sorular içeren el yazılı mülakat formu uygulanmıştır. Proje çalışmalarının bitiminde, öğrencilerle, kamera kayıtlı, yarı yapılandırılmış, açık-uçlu sorular yoluyla grup-odak görüşme yapılmıştır. Çalışma sürecinde gözlemlenen durumlar yorumlanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz yoluyla irdelenmiştir.Çalışma sonunda görülmüştür ki, fizik proje çalışmaları, öğrencilerin fizik dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde geliştirmiştir.
Güzel sanatlar liselerinin eğitim amaçları ve eğitim ortamına spor liselerinin etkisinin resim ve müzik öğretmenleri tarafından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, GSL'nin SL ile birleştirilmesi durumu ile ortaya çıkan GSSL'nin amaçları, eğitim ortamı, resim-müzik derslerinin özel eğitim amaçlarının SL'nin etkisinin resim-müzik öğretmenleri tarafından nasıl değerlendirildiği üzerinedir Bu amaç doğrultusunda, birleştirmenin doğruluğunu ortaya koymak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda birleştirilmiş ve birleştirilmemiş okullarda çalışan resim-müzik öğretmenlerinin görüşlerinin arasında anlamlı fark olup olmadığına bakılmıştır. Araştırmanın Bağımlı değişkeni olarak, GSSL'nin eğitim amaçları, resim-müzik eğitiminin özel amaçları, ulaşma düzeyine ilişkin görüşleri ve fiziki ortama ilişkin tespitleri, bağımsız değişkenler ise cinsiyet, mezun olduğu öğretmen yetiştirme kurumu, kıdem, yaş, çalıştığı okul türü alınmıştır.Araştırmanın örneklemi, Türkiye'nin mevcut yedi bölgesinden (Adana, Adıyaman, Aksaray, Amasya, Antalya, Bolu, Çorum, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, Kars, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Kütahya, Mersin, Niğde, Samsun, Şanlıurfa, Tokat) seçilen 24 GSSL'nin resim-müzik öğretmeni olarak çalışan 279 öğretmenden oluşmuştur. Örneklemin seçiminde seçkisiz örnekleme yöntemlerden tesadüfü (random) örnekleme tekniği kullanılmıştır.Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanmış GSL ile SL'nin birleştirilmesine ilişkin resim-müzik öğretmenlerinin görüşlerinin alındığı anket kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS (Statistical Package for Social Science) for Windows 11.5 paket programı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin dağılımlarının normal olup olmadığı Shapiro Wilk testi kullanılarak, Varyansların homojenliği Levene testiyle ve Faktör Analizi kullanılarak tek boyutluluk varsayımı incelenmiştir. Ayrıca ölçeklere verilen puanlar arasındaki istatistiksel farkın olup olmadığının tespiti için Mann Whitney U testi, ikiden fazla bağımsız grupların karşılaştırılması için de Kruskal Wallis testi, Kruskal Wallis test istatistiği sonucunun farklılığının hangi gruptan kaynaklandığının tespiti içinde Conover çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, GSSL eğitim amaçları ile resim müzik eğitiminin özel amaçlarına ilişkin puanları arasında güçlü bir korelasyon olduğu, eğitim ortamı puanları arasında yeterli seviyede korelasyon olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.Elde edilen bulgular, GSSL eğitim amaçlarına SL etkisi için resmi öğretmenleri arasında kıdem grubuna göre, müzik öğretmenlerinde okul türüne göre, resim öğretmenlerinin puanlarının müzik öğretmenlerinden daha yüksek olduğu, resim eğitiminin özel amaçları için okul türüne göre, eğitim ortamı bakımından resim öğretmenlerinin yaş ve cinsiyetlerine göre anlamlı bir fark olduğu bulgularına ulaşılmıştır.Ulaşılan bu bulgular ışığında, Güzel Sanatlar Liselerinin Spor Liseleriyle birleştirilmesine ilişkin deneysel çalışmalar yapılmasının ve MEB tarafından yapılan birleştirmenin, GSSL resim ve müzik öğretmenleri bakımından olumlu sonuçlar taşımadığının, bu sebepten dolayı birleştirmenin tekrar ele alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Görsel Sanatlar Eğitimi, Güzel Sanatlar ve Spor Liselerinin Birleştirilmesi, Güzel Sanatlar Liseleri.
İlköğretim birinci kademe eğitim yapılarının biyoharmolojik uygunluk değerlerinin deneysel olarak değerlendirilmesi Elazığ ili örneği
Eğitim yapıları; insanların, yaşamları süresince kendi yararları doğrultusunda her türlü ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayarak oluşturdukları en önemli mekanlardan biridir. Bu nedenle eğitim yapıları, ülkenin geleceğine yön verecek bireylerin yetiştirilmesini sağlayan ve toplumsal yapının temelini oluşturan mekanlardandır.Eğitim yapılarının kullanıcılarından olan yöneticiler ve öğretmenler, geleceğe yön verecek olan öğrencilerini yaşama hazırlarken temiz, konforlu ve güvenli dolayısıyla da sağlıklı bir şekilde düzenlenmiş bir mekan ile onların daha başarılı bir öğrenme gerçekleştirecekleri bir çevre sağlamış olmalıdırlar. Bu doğrultuda canlıların yaşam sürecinde oluşmuş her türlü doğal ve yapay fiziki çevre ile bu fiziki çevrenin kullanıcıları arasındaki uyumu inceleyen, çözüm önerileri üreten ve bunları uygulamaya aktarmada etkili olan biyoharmoloji bilimi, eğitim binalarında fiziki ortamın tasarımından düzenlenmesine kadar her aşamada çözüm önerileri sunmaktadır.Bu yüksek lisans tezinde ilköğretim birinci kademe eğitim yapılarının fiziki ortam unsurları biyoharmoloji açısından incelenerek, biyoharmolojik uygunluk değerleri saptanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, Elazığ kent merkezinde bulunan 3'ü devlet, 2'si özel okul olmak üzere toplam 5 ilköğretim okulunun boyutsal (sınıfların alanı, hacmi), kimyasal (oksijen, karbondioksit, karbonmonoksit, partikül-parçacık miktarı: temiz oda) ve fiziksel özellikleri (ortam sıcaklığı, bağıl nem, ışık miktarı, gürültü düzeyi ile elektriksel alan düzeyi) deneysel olarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular ve literatür taraması sonucu saptanan veriler, TS EN ISO14644 ve Biyoharmolojik Uygunluk Değerleriyle karşılaştırılmıştır. Buna göre, ilköğretim binalarının mevcut kapasitesi ve buna bağlı olarak yapısal özellikleri itibarıyla etkili bir eğitim ortamına elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Biyoharmoloji, Eğitim Yapıları, İlköğretim, Fiziki Çevre,Huzur Kriterleri
Developing an effective learning environment in an EFL classroom
Assessment has always been a very crucial part of language education, for both teaching and learning. Summative and formative assessments are the two major kinds of assessment used in EFL classrooms and serve different purposes. Although they are used for different purposes, the main focus of assessment is effective teaching and effective learning. There have been various studies on both summative and formative assessments such as; the affects of summative and formative assessment, students' and teachers' perceptions on assessment, using feedback, and the affects of feedback. Unfortunately, although both assessment forms are used in Preparatory Schools in Turkey; there have not been any studies on creating an effective learning environment using both formative and summative assessments as a tool at a Preparatory School of a university. Therefore the purpose of this study is to investigate general attitudes and feelings of the students on assessment and how to create an effective learning environment using the conditions that were suggested in the literature while using both summative and formative assessments as a tool. The participants of this study were the students of Çağ University Preparatory School. The study was conducted with 20 students, 11 females and 9 males. The study has been designed as a case study in which action research and qualitative research designs were used. Interviews, students' diaries, researcher's observations and notes were used as a tool to collect the data. Before starting the action research, students were not motivated; they were stressed and had negative attitudes and feelings towards assessment. With the help of the conducted study, they became aware of their weaknesses and strengths, motivated, and gained some positive attitudes towards assessment.
EFL teachers' self-reported perceptions and practices towards positive classroom environment in online education
Creating a positive learning environment is one of the most important factors in online education. This study aims to investigate the EFL teachers' self-reported perceptions and self-reported practices of positive classroom environment in online education, correlation between the teachers' self-reported perceptions and practices of positive classroom environment, and if there are significant differences between the teachers' self-reported perceptions and practices in online education in terms of gender and years of teaching experience. The participants of the study were 94 EFL teachers, working in different schools in a town in Kahramanmaraş province. A survey based research model was adopted to collect quantitative data using convenience sampling, and a single focus group interview was administered with five volunteer teachers to collect qualitative data to support the survey findings. As the data collection tool, The Classroom Environment Questionnaire for Online Teaching was developed by the researcher, particularly based on the study by İnözü and Şahinkarakaş (2016). In addition, independent sample t-tests were applied to identify EFL teachers' perceptions and practices for the sake of a positive classroom environment in online teaching. Correlation analysis was conducted to determine whether EFL teachers' self-reported perceptions correlated with their self-reported practices of positive classroom environment. Furthermore, the independent sample t-tests was used to identify the effects of gender and class size and ANOVA was used to identify teachers' experience of teaching in relation to teachers' perceptions and practice of positive online teaching environment. T-test was also used to determine the effects of gender and student number and ANOVA was used to find out the effects of teaching experience on the perceptions and practice of teachers in creating positive online teaching environment. Finally, one-way ANOVA test was run to observe whether there is a significant difference in teachers' perceptions in terms of these variables. The results indicate that there is a moderately positive correlation between EFL teachers' self-reported perceptions and their self-reported practices of positive classroom environment. While a statistically significant difference was recorded in terms of gender variable, no significant difference was observed in terms of the class size and teaching experience in EFL teachers perceptions of positive classroom environment.
The attitudes of English language learners' toward flipped classroom model
The present study examined the attitudes of English Language Learners in Flipped Classroom and provided detailed information about their views on the pre-class learning materials and activities utilized in this flipped classroom experience. The study also aimed to investigate the benefits and drawbacks of the model. Lastly, the study also looked at English Language Learners' attitudes about the pre-class learning experience and materials. The present study followed a pre-experimental One Group Pretest-Posttest research design. There was a four-week intervention of flipped classroom implementation between the pre-test and the post-test. To obtain these aims to benefit sequentially from both quantitative and qualitative data collection methods. The study was conducted with 133 English language learners at the School of Foreign Languages at Çağ University. The participants of the study were selected through purposive sampling for collecting quantitative data and through simp random sampling for collecting qualitative data. The participant students had hybrid education for a whole year at Çağ University. The results indicated that English Language Learners' attitudes toward the FC model were mostly negative. However, The participants were more positive about in-class applied activities, experiential learning, peer learning, and group learning after FC experience. On the other hand, the problems they faced were mainly about the absence of immediate feedback from the teacher and the workload of pre-class preparation. It was discovered that the student and instructors should be prepared for flipped education in modest increments, and the curriculum should be meticulously designed to accommodate flipped education.
Teaching English as a foreign language to university students in a more brain compatible classroom
This study aims to determine the benefits of university students learning English in a more compatible classroom where they are psychologically and physically more comfortable than the traditional classroom. This study comprises of four chapters, and the first chapter offers a background to the study. Also in this chapter the aim and scope of the study, and the methods are given. In the second chapter the literature review is presented. The structure and function of the brain is given and a classroom and applicable methods to it is briefly given. Chapter three deals with the research methodology and the data analysis, and presents a discussion of the results. Chapter four is the conclusion section and a brief summary of the study is presented.
Sevgi pedagojisine yönelik eğilimler ölçeğinin Türkçe'ye uyarlanması ve sınıf öğretmenlerinin sevgi pedagojisine yönelik eğilimlerinin incelenmesi
Eğitim ortamlarının güven dolu, nitelikli ve işlevsel olmasının ön koşullarından biri sevgidir. Sevgi dolu bir eğitim ortamı oluştururken, öğretmenin öğrencisine ve mesleğine olan sevgisinin düzeyi ve bu sevgiyi eğitim ortamında ne düzeyde kullandığı önem arz etmektedir. Öğretmenlerin eğitim ortamında sevgiyi ne düzeyde kullandığını belirlemek amacıyla Loreman'ı (2011) temel alarak, Yin ve diğ. (2019) tarafından geliştirilen "Sevgi Pedagojisine Yönelik Eğilimler Ölçeği (SPYEÖ)" bu noktada önemli bir yol gösterici olabilir. Bu çalışmada SPYEÖ'nün Türkçe diline uyarlanması ve sınıf öğretmenlerinin sevgi pedagojisine yönelik eğilimlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ilinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçiminde tesadüfi olmayan örnekleme çerçevesinde kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Kartopu örneklemede; araştırmacı ulaşabildiği kişiler üzerinden başka kişilere ulaşır. Çalışmada Diyarbakır ilinde görev yapan 609 sınıf öğretmenine ulaşılmıştır. Çalışma ölçek uyarlama süreci ve sınıf öğretmenlerinin sevgi pedagojisine yönelik eğilimlerinin incelenmesi olarak iki aşamada yürütülmüştür. Sevgi Pedagojisine Yönelik Eğilimler Ölçeği uyarlama sürecinde; her iki dili iyi düzeyde bildiği varsayılan üçer kişiden oluşan iki farklı çeviri ekibi tarafından orijinal form Türkçe diline çevrilmiş ve alan uzmanları tarafından incelenerek gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Ortaya çıkan Türkçe ölçek, geri çeviri tekniği ile İngilizce'ye çevrilmiştir. Geri çeviride oluşturulan ölçek ile orijinal İngilizce ölçek iki farklı İngilizce öğretmeni tarafından karşılaştırılmıştır. Uzmanların fikir birliği ile Türkçe'ye çeviri süreci sona ermiştir. Dil eşdeğerliğini test etmek amacıyla iki dile hâkim olduğu varsayılan 28 İngilizce öğretmenine 15 gün arayla ölçeğin orijinali ve Türkçe'ye çevrilmiş hali verilmiş ve ayrıca dil eşdeğerliği formu ile ölçeğin dil eşdeğerliğinin sağlandığı görülmüştür. Ardından 54 sınıf öğretmeni ile yapılan pilot çalışmada ölçeğin iç tutarlılığını gösteren Cronbach's Alpha değerinin α= .91 (p<.05) olduğu belirlenmiştir. Bu değerler ölçeğin ilk formunun yeterli iç tutarlığa ve güvenirliğe sahip olduğunu göstermektedir. Pilot uygulama sonrasında 609 sınıf öğretmeni ile asıl uygulama yapılarak elde edilen veriler ile ölçeğin güvenirlik ve geçerlilik analizleri yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliğini test etmek için yapılan cronbach alfa (iç tutarlılık) katsayısı α= .93 ve toplam madde korelasyon değerlerinin r= .40 ile r= .70 olduğu tespit edilmiştir. Ölçek geçerliğini test etmek için ise yapı geçerliği çalışmaları kapsamında açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri incelenmiştir. AFA sonucunda toplam varyansın %65,54'ünü açıklayan altı faktörlü bir yapı elde edilmiştir. AFA sonucunda ortaya çıkan altı faktörlü yapı, DFA ile test edilmiş ve uyum indekslerinin anlamlı olduğu görülmüştür (χ2=997.736, df=353, p=.00). DFA'dan elde edilen modelde, gözlenen değişkenler ile gizil değişkenler arasındaki madde yük değerlerinin .40 ile .88 arasında değiştiği ve t değerlerinin anlamlı olduğu görülmüştür. SPYEÖ için hesaplanan diğer uyum indeksleri; NFI değeri .911, GFI değeri .85, AGFI değeri .82, CFI değeri .93 ve RMSEA değeri, .073 şeklindedir. AFA'da elde edilen sonuçlar ve DFA'da elde edilen uyum indeksleri, ölçeğin orijinal haliyle aynı modeli göstererek Türkçe formunun geçerlik kazandığı söylenebilir. Yapılan analizlerle Türkçe formunun ülkemiz literatüründe geçerli ve güvenilir bir şekilde kullanılabileceği doğrultusunda önemli sonuçlar elde edilmiştir. SPYEÖ'ye verilen cevapların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi sürecinde verilerin analizi için SPSS istatistik paket programı kullanılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin sevgi pedagojisine yönelik eğilimlerini incelemek için betimsel istatistiklerin (frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma vb.) yanında İlişkisiz Örneklemler için t Testi (Independent Samples t Test), tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis-H testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular sonucunda öğretmenlerin sevgi pedagojisine yönelik eğilimlerinin boyutlar bazında incelendiğinde en yüksek tutum puanlarının pedagojik nezaket boyutunda, en düşük tutum puanlarının ise affetme boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Toplam puan ortalamalarına bakıldığında öğretmenlerin tutum puan ortalamalarının oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Çeşitli değişkenler açısından bakıldığında öğretmenlerin cinsiyetine, yaşına, çocuk sahibi olma durumuna, medeni durumuna, eğitim düzeyine ve öğretmenlik mesleğini isteyerek tercih etme durumlarına göre tutumlarında anlamlı farklar olduğu görülmüştür. Bunların dışında öğretmenlerin tutumlarının mezun olunan fakülte türüne, mesleki deneyimlerine göre ve çalıştığı okulun yerleşim yerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.
Uyarlanabilir zeki web tabanlı matematik öğrenme ortamının tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada, ortaöğretim matematik öğretim programı 11. sınıf ders konularından permütasyon-kombinasyon-binom açılımı ve olasılık konularının öğrenimi ve öğretimi için yenilikçi web tabanlı öğrenme ortamı tasarlanmış, uygulanmış ve değerlendirilmiştir. UZWEBMAT adı verilen Görsel-İşitsel-Kinestetik öğrenme stilleri temelinde bireyselleştirilmiş uyarlanabilir zeki web tabanlı eğitim sistemi olan bu ortamın tasarlanmasında yapılandırmacı yaklaşım esas alınmıştır. Yarı deneysel desen kullanılarak yapılan çalışmada deney ve kontrol grupları oluşturulmuş ve çalışmanın örneklemini 11. sınıf öğrencisi 108 kişi ile iki öğretmen oluşturacak şekilde bir tasarım oluşturulmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin UZWEBMAT'ı değerlendirmeleri ölçeği, başarı testleri ve mülakat formları kullanılmıştır. Başarı testlerinden elde edilen nicel veriler istatistiksel analizlere tabi tutulurken, ölçekten elde edilen nicel veriler frekanslar ve yüzdelikler belirlenerek sunulmuştur. Öğrenci ve öğretmenlerden elde edilen nitel veriler ise içerik analizine tabi tutulmuştur. Başarı testleri ile öğrencilerin akademik başarıları karşılaştırılırken, ölçek ve mülakatlar ile öğrencilerin bu ortama ilişkin görüş ve düşünceleri derinlemesine ortaya konulmuştur. Öğretmen mülakatları ile de öğretmenlerin bu ortama ilişkin görüş ve düşünceleri derinlemesine incelenmiştir.Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre daha başarılı olduğu görülmüştür. Diğer taraftan ölçek ve mülakatlardan elde edilen sonuçlar da göstermiştir ki öğrencilerin ve öğretmenlerin bu ortama ilişkin görüş ve düşünceleri çok büyük ölçüde olumludur. Yapılan çalışmanın sonuçları, bu tür öğrenme ortamlarının eğitim sistemi içerisinde yaygınlaştırılmasının öğrencilerin bireysel öğrenmelerindeki gerekliliğini ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Uyarlanabilir Zeki Web Tabanlı Öğrenme Ortamları, Bireyselleştirilmiş e-öğrenme, Bireysel Öğrenme Farklılıkları, Öğrenme Stilleri, Ortaöğretim Matematik Öğretimi
Kavram karikatürleri ile zenginleştirilmiş matematik öğrenme ortamlarından yansımalar
Bu araştırmada, matematikte bazı kavramlarla (sayı kümeleri arasındaki ilişkiler, mutlak değer, köklü sayılar) ilgili yanılgıları gidermede kavram karikatürleri ile zenginleştirilmiş öğrenme ortamının etkililiğini, oluşturulan öğrenme ortamının öğretmen ve öğrenci rollerinde nasıl bir değişime neden olduğu ve öğrencilerin bu öğrenme ortamı ile ilgili görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler:Kavram karikatürleri, Kavram yanılgıları, Öğretmen-Öğrenci Davranışları.