Government system
73 theses under this subject heading
Hükümet sistemlerinin yönetişim bağlamında karşılaştırmalı bir analizi
Devlet yönetiminde meşru otoritenin somut ifadesi olan hükümetin, ortaya çıkışından bu yana uzun bir dönüşüm yolculuğuna çıktığı ileri sürülmektedir. Hükümetin çeşitli evrimsel biçimleri ve özellikleri, bazen vatandaşların değişen beklentilerine ve karşılaştıkları zorluklara yanıt verememiştir. Zaman içinde devletin münhasır alanı, diğer aktörlerin ve paydaşların da dâhil olmasıyla ortak bir alan haline gelmiş ve 1980'lerden itibaren küreselleşmenin etkisi ile bir yönetişim çağı başlamıştır. Literatürde ise yönetişim bağlamında hükümet sistemlerinin etkinliği, tartışma konusu olmuş ancak bu tartışmalar teorik düzeyde kalmıştır. Bu konunun ampirik yönüne değinilmemesi literatürde bir boşluk yaratmıştır. Tez çalışması ile Dünya Bankası'nın 214 ülke için 1996-2021 yılları arasında rapor ettiği toplu ve bireysel altı yönetişim göstergesine dayanan verilerle hükümet sistemlerinin karşılaştırmalı bir analizini yaparak bu boşluğu doldurmak amaçlanmıştır. Bu araştırma kapsamında, Dünya Bankası yönetişim göstergeleri temel alınarak özellikle kuvvetler ayrılığına dayalı hükümet sistemleri, istatistiki analiz yöntemleri ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre yönetişim göstergelerinin hükümet sistemleri bakımından farklı değerler aldığı tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulguların literatüre katkısının yanında topluma da katma değer sağlaması beklenmektedir.
Yeni hükümet sistemi tartışmaları çerçevesinde cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin incelenmesi
Türkiye'de yaşanan gelişmelere bakıldığında, parlamenter yönetim sisteminin zaman zaman tıkandığı dönemler olmuştur. Bu duruma yol açan en önemli etkenler olarak siyasi krizlere neden olan koalisyonlar ve hükümetlerin güvenoyu alamamaları gösterilebilir. Bu tıkanıklar ekonomik, siyasi ve toplumsal açılardan olumsuzluklar yaratmaktadır. İşte bu durumların tekrarlanmaması için yıllardır Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Turgut Özal ve Süleyman Demirel gibi önemli devlet ve siyaset adamlarının gündeme getirdiği, ancak başarılı olamadığı parlamenter yönetim sistemi, 2017 yılında yapılan referandumla değiştirilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak adlandırılan yeni yönetim sistemi, dünyada yaygın şekilde uygulanan Amerika başkanlık sistemi ve Fransız yarı-başkanlık sistemlerine benzemekle birlikte, birbirlerinden ayrılan noktalar da bulunmaktadır. Bu farklılıklar, başkanlık modelini Türkiye'ye özgü hale getirmektedir. Bu farklılığın ortaya çıkmasında, Türkiye'nin sahip olduğu yapısal özelliklerin, hâkim olan siyasi, sosyal, kültürel faktörler ile tarihsel birikimlerin etkili olduğu söylenebilir.
Devlet yönetim sistemlerinin İslam hukuku bağlamında değerlendirilmesi
Bu çalışmada İslam hukuk literatüründe önemli bir yer tutan, imamet, siyasetü's-şer'iyye ve edebü'l-kadı başlıkları altında incelenen devlet yönetimi şekli ve tarihsel tecrübede ortaya çıkmış olan, genel hukuk anlayışına dayalı devlet yönetim şekilleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın giriş kısmında, tezin konusu, amacı ve önemine değinilmiştir. Birinci bölümde, devlet düzenini oluşturan kurallar anlamında genel hukuk teorisi ve İslam hukuku kavramı ile arasındaki ilişki ağı anlatılmakta, genel hukuk teorisine dayalı devlet anlayışı ve İslam hukukuna dayalı devlet anlayışı arasındaki benzerlikler ve farklılıklara değinilmiştir. İkinci bölümde, tarihsel süreçte ortaya çıkan, modern devlet yönetim sistemleri olarak günümüze kadar uygulana gelmiş devlet yönetim sistemleri fikirsel alt yapılarını oluşturan ideolojilere de yer yer değinilerek tanıtılmış ve İslam hukukundaki devlet yönetim sistemi ile karşılaştırmalı bir biçimde değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise sonuç ve öneriler ele alınmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Amerika Birleşik Devletleri başkanlık sisteminin siyasi temsil açısından karşılaştırmalı analizi
Günümüz dünyasında demokratik siyasal sistemler; genel olarak parlamenter sistem, başkanlık sistemi ve parlamenter sistem ile başkanlık sisteminin bir muhteliti olan yarı başkanlık sistemi olmak üzere üç ana biçim altında işlemektedir. Bu sistemler arasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD), başkanlık sisteminin tipik işleyişini temsil etmektedir. Amerikan siyasi sisteminin ana kaynağı ise 1787 Anayasasıdır ki bu Anayasa İki yüz yılı aşkın bir süredir yürürlüktedir. Hükümet sistemlerine ilişkin tartışmaların Türkiye'deki varlığı ise esasen 1876 Anayasası ile başlamış ve 2017 yılında kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişle söz konusu tartışmalar başka bir biçim kazanmıştır. Bu tezin konusu siyasal sistemler içerisinde önem arz eden ABD Başkanlık sistemi ile Türkiye'de uygulama alanı bulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin siyasi temsil açısından sahip olduğu unsurlardır. Bu çalışma, bilimsel araştırmalar sonucu açığa çıkan hükümet modellerini sistematik açıdan ele almaktadır. Bu çerçevede ABD ve Türkiye'nin hükümet modelleri, halkın sistem içerisinde nasıl temsil edildiği tartışması çerçevesinde detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve ABD Başkanlık sistemi kıyaslamaya tabi tutulurken yasama ve yürütme organlarının ilişki düzeni, bu ülkelerin devlet yapıları, siyasi parti sistemleri ve seçim sistemleri odağa alınarak bir analiz yapılmıştır.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bütçe hakkının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi
İngiltere'de 1215 yılında Magna Carta ile ortaya çıkan bütçe hakkı; "kamu gelir ve giderlerinin miktarı ve türünün belirlenmesi ve onaylanması" olarak tanımlanmaktadır. Bütçe hakkının süjesi olan halk bu hakkın kullanım yetkisini domgrafik koşullar nedeniyle kendi seçtiği temsilcilere devretmiştir. Bu bakımdan parlamentolar bütçe hakkına değil, bütçe yetkisine sahiptir. Yasama organının yürütme organı karşısındaki konumuna bağlı olarak etkinlik düzeyi değişen bu yetki, hükümet sistemleri açısından farklılık göstermektedir. 2017 Anayasa değişikliği ile parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesi dolayısıyla bütçe hakkı etkinliği Türkiye açısından da değişim göstermiştir. Çalışmanın birinci bölümünde bütçe ve bütçe hakkı kavramı ve bütçe hakkının tarihsel gelişimi incelenmiştir. Bütçenin hukuki niteliği ve bütçe hakkının unsurlarından hareketle bütçe hakkının etkinliğini artıran faktörlere ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur. Etkinlik kavramı çalışmada iktisadi açıdan kullanılmamaktadır. İkinci bölümde farklı hükümet sistemlerinden seçilen örnek ülkelerin bütçe hakkı etkinlikleri karşılaştırmalı olarak incelenerek söz konusu ülkelerin bütçe hakkı etkinliği artıran hususlar karşılaştırmalı olarak tespit edilmiştir. Üçüncü bölümde ise değişen hükümet sistemi ile birlikte değişim gösteren bütçe süreci ve bütçe sürecine etki eden yeni süjeler itibariyle etkilenen bütçe hakkı etkinliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur. Farklı hükümet sistemlerine sahip ülkelerdeki bütçe hakkı etkinliği ile karşılaştırmalı olarak yeni hükümet sisteminde bütçe hakkı etkinliğini sağlamaya yönelik çözüm önerileri ortaya konulmuştur.
2017 Anayasa değişiklikleri sonrası TBMM'nin yürütmeyi denetim araçları
Uzun tarihsel tecrübelere dayalı olarak gelişen siyasi iktidarın sınırlanması düşüncesi bugün liberal demokratik düzenin vazgeçilmez bir ilkesi haline gelmiştir. Sınırlı iktidar arayışına cevap verebilmek için anayasa yargısı ve idari yargı marifetiyle yasama ve yürütme organlarının gerçekleştirdiği işlem ve eylemler yargısal denetime tabi tutulmuştur. Diğer taraftan 20. yüzyıldan itibaren siyasal sistemdeki ağırlığı giderek artan yürütme organının denetimi sadece yargısal denetimle sınırlı tutulmamış yüksek temsil gücüne sahip bir kuruluş olarak parlamentolar da hükümetlerin demokratik siyasal denetimi konusunda önemli işlevler üstlenmişlerdir. Yasama organlarının yaptığı denetim parlamentoların toplumsal muhalefetin temsilcilerine ev sahipliği yapması nedeniyle çoğulcu demokratik düzenin gelişimine de katkı sağlamaktadır. Meclis, yürütme organını hem genel anlamda kanun yapma tekeli, hükümet bütçesini üzerindeki kontrol yetkisi ve ihtisas komisyonları aracılığıyla hem de daha özelde sahip olduğu klasik denetim araçları olan soru, genel görüşme, meclis araştırması ve soruşturması yoluyla denetleyebilmektedir. Böylece yasama erki hem hükümeti doğrudan denetleyerek hem de denetim faaliyeti sırasında oluşturduğu alternatif bilgi kaynaklarıyla kamuoyu oluşumunu katkı sunarak siyasi iktidarın hesepverirliğini ve şeffaflığını sağlamaktadır. Böylece kadim bir ihtiyaç olan siyasi iktidarın sınırlanarak keyfi davranışlarının önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu tez böylesi önemli bir fonksiyonu karşılama iddiasına sahip TBMM'nin denetim mekanizmalarını 2017 Anayasa değişikliği sonrası oluşan yeni hukuki düzlem ve yeni hükümet sistemi çerçevesinde incelemektedir. Çalışma neticesinde TBMM'nin denetim araçlarının etkinliğine ilişkin sorunlar sebepleriyle ortaya konulmuş ve çözüm önerileri getirilerek Meclisin denetim kapasitesinin geliştirilmesine katkı sunulması amaçlanmıştır.
Bürokrasi-siyaset ilişkilerinin parlamenter ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemleri üzerinden değerlendirilmesi (2002-2022)
Kamu yönetimi alanında en önemli ve temel tartışmalardan birini siyaset ve bürokrasi gibi devletin idari olarak işletilmesinde görevli kurumlar arasındaki ilişkilerin ne şekilde olduğu oluşturmaktadır. İlişkilerin boyutu hükümet sistemleri, yönetim biçimleri gibi birçok faktöre göre farklılık arz etse de genel olarak bürokrat ve siyasetçilerin birbirlerine üstünlük kurma ya da idari gücü daha fazla kendi elinde tutmaya dayanmaktadır. Bu iki önemli kurumun görev alanları anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik gibi mevzuatlar çerçevesinde belirlenmiş olsa da işlerlik noktasında keskin sınırlar çizilememektedir. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat dönemine kadar padişah, devletin yönetiminde mutlak iradeye sahip olarak yürütme, yasa koyma ve yargısal görevleri kendisine sadakatle bağlı "kul statüsü" anlayışına dayalı bürokratların yardımıyla üstlenmekteydi. Tanzimat'a kadar padişaha mutlak bağlılık arz eden bürokrasi, devlet idaresinde padişahın yanında ikinci bir güç olarak ortaya çıkamamıştır. Tanzimat Fermanı ile başlayan modernleşme ve sonrasında yürürlüğe giren Meşrutiyet Dönemleri bürokrasiyi ve bürokratları devlet yönetiminde önemli bir konuma getirmiştir. Bu durumun ortaya çıkışında hükümetlerin görev alanlarının artması, bilgi ve uzmanlığın ön plana çıkması, modern devlet yapılarının ortaya çıkışı ve "tekil irade" anlayışına dayalı yönetimlerin yerini demokrasiyle idare edilen yönetimlerin alması gelmektedir. Türkiye Cumhuriyeti birçok alanda olduğu gibi bürokratik anlayışı da Osmanlıdan devralmış ve kamu yönetimine dair birtakım geleneksel uygulamaları devam ettirmiştir. Kuruluş yıllarında tek parti yönetimi ve anlayışıyla birlikte bürokrasinin etkinliği fazlayken, Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle bürokratik etkinlik giderek azalmış ve siyasi iradeye bağlı hareket etmeye başlamıştır. Siyasal iradeyi tek partinin elinde tuttuğu dönemlerde bürokrasinin etkinliği azalırken koalisyonlar döneminde ise bürokratik etkinlik artmıştır. 2002 yılında tek başına iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, her zaman bürokrasinin idareyi yönlendiren bir unsur olmaktan ziyade iktidarın verdiği görevleri uygulayan ve kamuya hizmet eden bir araç olması için uğraşmıştır. 2002-2018 yılları arasında parlamenter hükümet sistemi döneminde siyasal iradede tek söz sahibi olan Adalet ve Kalkınma Partisi, bürokrasiyi tam anlamda kendine bağlı kılamasa da 2018 yılında yürürlüğe giren cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi modeliyle cumhurbaşkanının tüm üst düzey yöneticileri atama, görevden alma gibi görev alanlarında tam yetkili kılınması sonrasında bürokrasi siyasal iradeye bağlı bir unsur haline getirilmiştir. Bu çalışma Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Parlamenter ve cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dönemlerinde bürokrasinin ve bürokratik vesayetin siyasi irade eliyle nasıl ve ne şekilde dönüşüme uğradığı, siyasetin bürokrasiyi idari anlamda rakip olan bir konumdan kendisine bağlı hareket eden bir konuma nasıl getirdiğini ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Bürokrasi, Siyaset, İktidar, Türkiye'de Yönetim.
Hükümet sistemlerinin yönetsel başarı açısından incelenmesi: Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden beklentiler
Hükümet sistemlerinin yönetsel başarılarını, sadece hükümetin şekline bakarak belirlemek isabetli değildir. Çünkü yönetsel başarıda birçok faktör rol oynamaktadır. Bunun için hükümet sistemlerinin yönetsel başarılarında, hükümet sisteminin şekliyle birlikte; uygulandığı ülkenin sosyal, kültürel, siyasal ve jeopolitik yapısı da dikkate alınmalıdır. Öyle ise hükümet sistemlerinin şekli konusunda ısrarcı davranmak yerine; ülkenin yönetimini kolaylaştıracak, halkın refahını ve huzurunu temin edecek hükümet sistemini benimsemek ve benimsenen hükümet sistemini de ülkenin yapısına uydurarak uygulamak daha faydalı olacaktır. Hangi hükümet sistemi olursa olsun yönetsel olarak başarılı sayılabilmesi için; istikrarı, güvenliği, adaleti, şeffaflığı sağlamalıdır. Eğitim seviyelerini yükseltmeli, ekonomiyi güçlü hale getirmeli, hızlı kararlar alabilmeli, bilim ve teknolojiye gereken önemi vermelidir. Vesayeti ortadan kaldırmalı ve uluslararası arenada da güçlü bir konuma ulaşmalıdır. Türkiye; 24 Haziran 2018 tarihindeki seçimlerden sonra yeni bir hükümet sistemi olan "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi"ne geçmiştir. Bu yeni hükümet sistemi de beraberinde bir takım beklentileri de getirmiştir. Bu beklentileri de; "Topluma yönelik beklentiler", "Ekonomiye yönelik beklentiler", "Sisteme yönelik beklentiler", "İç ve dış siyasete yönelik beklentiler" şeklinde gruplandırmak mümkündür. Bu gruplandırmanın içeriği ile hükümet sistemlerinin yönetsel başarı kriterleri karşılaştırıldığında aralarında uyum olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hükümet Sistemleri, Yönetsel Başarı, Beklentiler.
Siyasal istikrar bağlamında Türkiye'de 1980 sonrası dönemde parlamenter hükümet sistemi uygulamaları
1215 tarihli Magna Carta Libertatum ile İngiltere'de başladığı kabul edilen Parlamenter Sistem dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır. İngiltere'de geleneklere bağlı olarak ortaya çıkan parlamenter sistem, başta Türkiye olmak üzere uygulandığı birçok ülkede, aynı istikrarı sağlayamamaktadır. Türkiye'de özellikle 1991-2002 arasındaki koalisyon dönemlerindeki hükümet istikrarsızlıklarının siyasal istikrarsızlığa sebep olması dolaylı olarak ekonomi, eğitim gibi diğer alanları da etkilemiştir. Demokrasiye karşı yapılan askeri darbeler, koalisyon dönemi hükümet bunalımları, 1994 ve 2001 yıllarındaki ekonomik krizler ile yaşanan bu olumsuz süreçler halk nezdinde parlamenter demokrasiye olan güveni de sarsmıştır. Türkiye'de parlamenter hükümet sisteminde yaşanan en önemli problemlerden birisi de cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki çift meşruluk sorunudur. Cumhurbaşkanı ile başbakan arasında yaşanan bu krizler farklı siyasi görüşe mensup olmalarından ziyade aynı partiye mensup yöneticiler arasında da sorun teşkil etmiştir. Bu da parlamenter sistemin en önemli siyasi çıkmazlarından biri olarak görülmektedir. Turgut Özal ile Yıldırım Akbulut, Süleyman Demirel ile Tansu Çiller, Ahmet Necdet Sezer ile Bülent Ecevit vs. arasında bu siyasi krizler yaşanmıştır. Bu çalışmayla Türk Siyasetindeki siyasi çıkmazlar, ekonomik krizler, askeri darbeler ile koalisyon dönemlerindeki hükümet istikrarsızlıkları üzerine değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Parlamenter Sistem, Siyasal İstikrar, İstikrarsızlık, Demokrasi, Koalisyon, kuvvetler ayrılığı
Cumhurbaşkanlığı sisteminin Türk kamu yönetimi üzerindeki etkisi
Bu çalışmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Türk kamu yönetimine ne gibi etkilerinin olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Uzun yıllardır Parlamenter Hükümet Sisteminin uygulandığı ülkemizde bu sistemin aksayan yönlerinin olduğu birçok sorunlara yol açtığı genellikle kabul edilen bir görüştür. Bu sistemden kaynaklanan sorunları gidermek için sistem içinde değişiklikler yapılmasını öneren bazı yaklaşımlar olduğu gibi yeni bir hükümet sistemine geçilmesini savunanlar da olmuştur. Tüm bu sistem tartışmaları en sonunda Başkanlık Sistemine çok yakın bir sistem önerisi olan ancak kendine özgü bazı tasarımları da içinde barındıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum ile uygulamaya geçmesiyle nihayete ermiş bulunmaktadır. Sert kuvvetler ayrılığına dayanan, yürütmenin tek başlı olarak tasarlandığı hükümet sisteminin siyasi, idari ve hukuki düzlem başta olmak üzere pek çok önemli değişimleri de beraberinde getirmesi kaçınılmaz gözükmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin çeşitli etkilerinin olabileceği alanlardan birisi de kamu yönetimi alanıdır. Yeni hükümet sistemine geçilmesiyle birlikte kamu yönetiminde politika belirleme, uygulama, örgütlenme ve işleyiş alanlarında ne gibi etkilerinin olduğu ya da olabileceği bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışma ile elde edilen sonuçlar neticesinde yeni hükümet sisteminin, kamu yönetiminin daha etkin, verimli, hesap verebilirlik düzeyi yüksek, politika belirleme süreçlerinin daha aktif olarak kullanılabileceği, denetimin daha kolay ve geniş bir alanı kapsayacak şekilde yapılabileceği bir alana evrilmesini kolaylaştıracağını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Hükümet Sistemleri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Cumhurbaşkanlığı, Kamu Yönetimi, Yönetim, Denetim
ABD başkanlık sistemi ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yapısal ve işlevsel olarak incelenmesi
Türkiye Cumhuriyeti siyasal hayatında genel bir perspektiften bakılınca yaşanan siyasi gerilimler, koalisyon hükümetleri ve devlet başkanı ile hükümet başkanı arasındaki siyasi çatışmalar dikkat çekmektedir. Bu duruma karşılık 1980'li yıllardan itibaren bu siyasi sorunların sebebi hükümet modeli olarak görülmeye başlamıştır. Daha sonraki süreçte iste hükümet istikrarını sağlamak amacı ile başkanlık sistemi hükümet modeline geçilme söylemleri gün yüzüne çıkmıştır. 1980 yılında Tercüman Gazetesi ve Yeni Forum Dergisi ile başlayan başkanlık sistemi tartışmaları Turgut Özal ile siyasete yansımış ve daha sonrasında Süleyman Demirel ve Recep Tayyip Erdoğan gibi siyasi liderlerde başkanlık sisteminden taraf olmuştur. Bu sebepten çalışmanın içeriği gereğince Türkiye'de yaşanan başkanlık sistemi tartışmaları Özal, Demirel ve Erdoğan (AK Parti) dönemleri ile ele alınmış ve bu konu siyasi liderlerin söylemleri ile desteklenmiştir. Buna ilaveten, başkanlık sisteminin model ülkesi olan ABD ile Türkiye'nin özgün hükümet modeli olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bu çalışmanın son bölümünde karşılaştırılmıştır. İki hükümet modeli arasında söz konusu olan karşılaştırma devlet erkleri bakımından yapısal ve işlevsel kıyaslamayı içermektedir. Bu çerçevede her iki model arasındaki yasama, yürütme ve yargı güçlerinin yapısal durumuna açıklık getirilmiş ve işlevsel olarak tanınan görev ve yetkileri karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Başkanlık Sistemi, Kuvvetler Ayrılığı Teorisi, Hükümet Örgütlenme Biçimleri
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri
Türkiye'de yapılan 16 Nisan 2017 referandumuyla Türk tipi başkanlık sistemi olarakda adlandırılan ve kendine özgü bazı farklı yönle bulunan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiştir. Türkiye'de 24 Haziran 2018 seçimlerinden itibaren Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi uygulanmaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin Türkiye'de yeni uygulanmaya başlanması nedeniyle bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bu çalışmada Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmaktadır. Bu kapsamda yetki devri sorunu, bürokrasinin hantallığı sorunu, Cumhurbaşkanlığı politika kurulları ve ofislerinin uygulamadaki etkinliği, kamu politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında politika kurulları ve ofislerle bakanlıklar arasında yaşanan koordinasyon sorunu, Cumhurbaşkanının iş yükü sorunu, bakanların Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uyum sağlayamama sorunu, bakanlıkların sayısının düşürülmesinden kaynaklı iş yükü sorunu, Cumhurbaşkanı yardımcı sayısının yetersizliği, milletvekili seçilme yaşının 18'e indirilmesi, TBMM'nin bilgi edinme ve denetleme yollarından yazılı soru önergeleri, TBMM'nin yasama işlevinin azalması, bakan yardımcıları arasında yaşanan koordinasyon sorunu ele alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden literatür taraması yöntemi ve yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi uygulanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kapsamında milletvekilleri, bakanlıkların üst düzey bürokratları, Cumhurbaşkanlığı teşkilatında yer alan kurum\kuruluş\başkanlıkların üst düzey bürokratları, başkent teşkilatındaki kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey bürokratları ve partilerin üst düzey yöneticileriyle görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulanmasından kaynaklı bazı sorunlar yaşandığı ve bu sorunların giderilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Çalışmanın teorik kısmında belirtilen sorunların yapılan uygulama araştırmasıylada varlığı ortaya çıkarılarak sorunların çözümüne yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Hükümet Sistemi, Parlamenter Hükümet Sistemi
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bakanlıkların yapılanması ve bir model önerisi
Kuvvetler ayrılığının keskin olup olmayışına göre temelde hükümet sistemleri üçe ayrılmaktadır. Bunlardan ilki sert kuvvetler ayrılığını benimseyen başkanlık sistemidir. İkincisi yumuşak kuvvetler ayrılığının benimsendiği, yürütme ile yasama arasındaki ayrımın çok net olmadığı parlamenter sistemdir. Üçüncüsü ise, devlet başkanının halk tarafından seçildiği başkanlık sistemi ile parlamenter sistemin türevi olan yarı başkanlık sistemidir. Ülkeler siyasal ve yönetsel ihtiyaçlarına uygun olarak bu hükümet sistemlerinden kendine uygun olanını ihtiyaçları doğrultusunda revize ederek uygulamaktadır. Uygulanan sistem de ülke kamu yönetiminin yapı ve işleyişine doğrudan etki etmektedir. Türkiye de yaklaşık 150 yıllık anayasal süreçte kendine uygun olan hükümet sistemi için hep bir arayış içinde olmuştur. I. Meşrutiyetin ilanı ile parlamenter sistemin, 1920'de meclisin açılması ile meclis hükümet sisteminin, 1924-1961 yılları arasında meclis hükümet sistemi ile parlamenter sistemi bünyesinde barındıran karma bir hükümet sisteminin,1961 anayasası ile "Westminster Modeli" olarak ifade edilen parlamenter sistemin, 2007 yılında yapılan referandum ile yarı başkanlık sisteminin uygulandığı ülkemizde 2018 yılından itibaren yeni hükümet sistemine geçilmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olarak adlandırılan bu yeni sistem ile kamu yönetiminde ciddi değişimler yaşanmıştır. Bu çalışmanın amacı Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bakanlık yapılanması ile daha önce uygulanmış hükümet sistemlerindeki bakanlık yapılanması arasındaki farklılık ya da benzerlikleri ortaya koymak ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde etkin ve verimli bir bakanlık yapılanmasının oluşturulabilmesi için bir model önerisi sunmaktır. Bu amaçla, nitel araştırma yöntemleri kullanılan çalışmada veriler ikincil kaynak taraması yöntemi ile toplanmıştır.
Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın güvenlik politikalarındaki rolü
Bu çalışmada, Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın güvenlik politikalarındaki rolü incelenmiştir. Dünyada yaşanmakta olan terör gibi güvenlik problemleri, devletlerin uygulamakta olduğu güvenlik politikalarının önemini artırmış bulunmaktadır. Bu nedenle bu politikaların gerek oluşturulması gerekse uygulanması noktasında etkili olan aktörler oldukça önemlidir. Ülkelerin uygulamış oldukları hükümet sistemleri de bu politikaları etkilemektedir. Hükümet sistemlerinde devlet başkanlarına ve Türkiye'de Cumhurbaşkanı'na güvenlik alanında verilen yetkiler onları bu politikaların oluşturulması ve uygulanması aşamalarında merkezi aktör konumunda bulundurmaktadır. Hükümet sistemlerindeki devlet başkanları ve Türkiye'deki Cumhurbaşkanı'nın bu rolünü ortaya koymak için başkanlık, yarı başkanlık, parlamenter hükümet sistemlerinden belirlenen ülke örnekleri ve Türkiye'de Cumhurbaşkanı'na güvenlik alanında verilen yetkiler incelenmiştir. Bu yetkiler incelenirken belirlenen ülke örneklerinde ve Türkiye'de anayasa, kanun vb. ilgili mevzuat esas alınmıştır. İncelenen yetkiler ülkelerdeki devlet başkanları ve Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın güvenlik politikalarında etkili bir rol oynadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Güvenlik, Güvenlik Politikaları, Cumhurbaşkanı, Hükümet Sistemleri.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde ortaya çıkabilecek olası sorunlar ve çözüm önerileri
Bu çalışmada, Türkiye'nin siyasi kültürü ve uygulamaları bağlamında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlatılarak ortaya çıkabilecek sorunların incelenmesi ve bu sorunların çözümüne dair önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır. Hızlı karar almanın yürütmenin güçlü olmasından geçtiği düşüncesiyle birçok ülke ABD'de başkanlık sisteminin uygulanmasıyla birlikte başkanlık sistemine geçmiştir. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerek güçlü yürütme ile birlikte istikrarsız hükümetler oluşmasını engellemek istemektedir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlatılırken dünya üzerinde uygulanan parlamenter sistem, başkanlık ve yarı-başkanlık sistemleri incelenerek bu sistemlerde ortaya çıkan sorunlar ışığında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemindeki sorun çıkarabilecek alanlara dair önerilerde bulunulmuştur. Çalışmada, ülkelerin istikrarlı yönetimler ortaya çıkarabilmeleri için siyasi kültürlerine uygun hükümet sistemi yapmaları gerektiği anlatılmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Türkiye için iyi bir sistemdir. Ancak sistemin düzenlenmesi ve uygulamasında ortaya çıkabilecek sorunlar giderilirse sistemin faydalı yönlerinden daha fazla istifade edilebilir. Bu çalışmada, hükümet sistemlerinin sorunsuz işleyebilmesi ve sorunlar karşısında çözüm üretebilmesi için şartlara göre revize edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Başkanlık Sistemi, Sorunlar, Çözüm Önerileri, Siyasi Kültür
Başkanlık sisteminden beklentiler ve Türkiye
Türkiye'de sistem değişikliği ile ilgili tartışmalar kapsamlı olarak 1980'li yıllarda başlamıştır. Farklı dönemlerde kimi zaman yoğunluğu artan bir şekilde devam eden bu tartışmalar özellikle başkanlık sistemi ve Türkiye'de uygulanabilirliği üzerinedir. Bu çalışma ile Türkiye'nin hükumet sisteminin başkanlık sistemi olması yönünde ortaya konulan gerekçelerin ve başkanlık sisteminin hangi oranda tatmin edici sonuçlar yaratacağının farklı görüşler çerçevesinde irdelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde siyasal sistem ve siyasal rejim ile ilgili kavramsal çerçeve açıklanmıştır. Kuvvetler ayrılığı teorisine göre hükumet sistemleri hakkında bilgi verilerek, parlamenter sistem ve yarı-başkanlık sistemi hakkında açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde başkanlık sisteminin genel çerçevesi çizilerek, sistemin prototipi ABD ve başarısız sonuçlar verdiği Latin Amerika ülkeleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Türk siyasal kültürünün başkanlık sistemi ekseninde karakteristiği ortaya konulmuştur. Ayrıca Türk anayasalarında yer alan hükumet sistemleri ile parlamenter sistemle ilişkilendirilen istikrarsızlık olgusu ortaya konulmuştur. Son bölümde ise başkanlık rejimini arzulayan kişilere ve onların dayandıkları gerekçelere yer verilmiştir. Ak Parti iktidarının Türk tipi başkanlık modelinin Amerikan tipi başkanlık sisteminden farkı ifade edilmiştir. Ayrıca başkanlık sisteminin Türkiye'de uygulanması durumunda ortaya çıkabilecek olası sonuçlar ve Türk siyasal sistemi için en ideal hükumet sistemi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kuvvetler Ayrılığı, Parlamenter Sistem, Başkanlık Sistemi, Siyasal Kültür, Siyasal Sistem, İstikrarsızlık, Demokrasi
Türkiye'de Cumhurbaşkanının konumu
Yasama ve yürütme kuvvetlerinin birbirlerinden ayrıldığı kuvvetler ayrılığına dayanan sistemler; parlamenter sistem ve başkanlık sistemi olarak ortaya çıkmış, daha sonra bunlara yarı başkanlık sistemi eklenmiştir. Devlet başkanı parlamenter ve yarı başkanlık sisteminde ikili yürütme yapısının bir tarafını, başkanlık sisteminde ise tek başına yürütme organını oluşturmaktadır. Devlet başkanının seçimi ve anayasal yetkilerine göre bu üç sistem karakterize edilmektedir. Devlet başkanının uygulamada anayasal yetkilerini nasıl kullandığı ise siyasal sistemin işleyişini göstermektedir. Buradan hareketle devlet başkanının konumunu belirleyen üç unsur tespit edilmiştir: Devlet başkanının seçimi, devlet başkanının anayasal yetkileri, devlet başkanının anayasal yetkilerini kullanması ve uygulamadaki durum. Bu üç unsur bir bütün halinde değerlendirildiğinde devlet başkanının güçlü ya da zayıf konumda olduğu ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de 1921 Anayasasında 1923 yılında yapılan değişiklikten, 1982 Anayasasında 2017 yılında yapılan değişikliğe kadar, Anayasalarımızda yürütme organı ikili yapıya sahip olmuştur. Devlet başkanı olan Cumhurbaşkanı, yürütme organının daha az yetkili tarafı şeklinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte, bu süreçte görev yapan Cumhurbaşkanlarının uygulamada anayasal yetkilerinin ötesinde güce sahip olabildikleri görülmüştür. 2017 Anayasa değişikliği ile ise ikili yürütme yapısı terk edilmiş ve Cumhurbaşkanı gerek anayasal yetkiler gerekse de uygulama açısından güçlü bir konuma sahip olmuştur. Bu çalışmada Cumhuriyet dönemi tüm Anayasalarımız dikkate alınarak Cumhurbaşkanının konumu açıklanmıştır. Aynı zamanda devlet başkanının anayasal yetkilerini ölçme yöntemi kullanılmış, 1961 ve 1982 Anayasası ile bu Anayasaların çağdaşı olan başka ülkelerin Anayasaları, devlet başkanlarının anayasal yetkilerine göre birbirleriyle karşılaştırılmıştır.
2007 Anayasa değişikliği sonrasında Türkiye'de hükümet sistemi arayışları
2007 Anayasa Değişikliğinden sonra Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi maddesinin anayasaya girmesi ile birlikte Türkiyede hükümet sistemi tartışmaları hız kazanmıştır. özellikle AKP hükümetinin 2012 yılında Anayasa uzlaşma komisyonuna "Türkiye için başkanlık sistemi" teklifini vermesi ile birlikte Türkiye için başkanlık sistemi tartışılmaya başlanmıştır. bu tezde 2007 Anayasa yapım süreci ve hükümet sistemlerinin Türkiye için uygulanabilirlikleri tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: BaĢkanlık sistemi, yarı- baĢkanlık, BaĢkanlık sisteminin Türkiye'de uygulanabilirliği
Kıbrıs anayasalarında hükümet sistemi: Kıbrıslı Türklerin anayasaları üzerine bir inceleme
Her devletin bir yönetim şekli bulunmaktadır. Anayasacılık akımının doğmasıyla birlikte yazılı anayasaların varlığı önem kazanmıştır. Bu anayasalar, kurdukları hukuk düzeni ile yasama ve yürütme organları arasında farklı şekillerde ilişkiler öngörmektedir. Bu ilişkiler sosyal bilimlerde hükümet sistemi olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada konu hükümet sistemleri açısından ele alınarak Kıbrıs tarihinde Kıbrıslı Türklerin taraf olduğu anayasalar incelenmektedir. Kıbrıslı Türkler Kıbrıslı Rumlar ile öncelikle 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'na taraf olmuş ve bu Anayasa kısa süre de olsa yürürlükte kalmıştır. 1974 Kıbrıs Harekâtından sonra Kıbrıs Türkleri 1975 Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasası'nı yürürlüğe koymuş ve bu Anayasa'nın çizdiği hükümet sistemi ile yönetilmiştir. 1983 yılına gelindiğinde ise Kıbrıslı Türkler self-determinasyon hakkı çerçevesinde bağımsızlıklarını ilan etmiş ve 1985 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası'nı hazırlamışlardır. Günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramayan 1985 Anayasası'nın kurmuş olduğu hükümet sistemi hâlâ bazı çevrelerde tartışılmaktadır. Çalışmamız Kıbrıslı Türklerin bu üç anayasasının öngördüğü hükümet sistemlerini inceleme gayesini taşımaktadır. Kıbrıs'taki hükümet sistemleri incelenirken konumuzun temelde bir anayasa hukuku çalışması olduğu göz ardı edilmeden, sınırlı bir ölçüde de olsa diğer hukuk dallarıyla dirsek temasında bulunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Hükümet Sistemleri, Kıbrıs, Anayasa, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası, 1975 Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasası, 1985 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası
Türkiye ve Güney Kore hükümet sistemlerinin yönetim yapısı bağlamında karşılaştırılması
Dünya üzerinde çeşitli hükümet sistemleri mevcuttur. Günümüzde en yaygın hükümet sistemleri; başkanlık sistemi, parlamenter sistem ve yarı başkanlık sistemidir. Türkiye parlamenter sistemle yönetilen bir ülke iken kendine özgü ve oldukça yeni bir hükümet sistemi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmiştir. Güney Kore başkanlık sistemiyle yönetilen bir ülke iken parlamenter sisteme geçiş yaşamış ve tekrar kendine özgü başkanlık sistemine geçmiştir. Kore Savaşı'ndan sonra "kardeş ülke" olan iki devlet ekonomik, siyasi, kültürel açıdan birlikte birçok faaliyet yürütmektedir. Bu çalışma ile de yönetsel açıdan mevcut ilişkiye bir yenilik getirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada ilk olarak devlet şekilleri ve hükümet sistemlerinin neler olduğu, ikinci olarak Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, üçüncü olarak Güney Kore Başkanlık Sistemi ve son olarak iki ülkenin karşılaştırılması yer almaktadır. Çalışma literatür taramasına dayalı bir nitel araştırmadır.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile parlamenter sistemde kamu politikası oluşumunun karşılaştırılması
Türkiye'nin siyasi tarihi incelendiğinde farklı hükümet sistemlerinin uygulandığını görülmektedir. Uzun süre uygulanan Parlamenter hükümet sisteminde zaman içinde politik istikrar sağlanamadığı durumlarla karşılaşılmıştır. Hangi hükümet sisteminin ülke şartlarına daha uygun olabileceği sorusu zaman zaman gündeme taşınmıştır. 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen Anayasa değişikliğini öngören referandum ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kabul edilmiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin ardından 9 Temmuz 2018 tarihinde Cumhurbaşkanının yemin etmesiyle birlikte fiilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmiştir. Önceki dönemlerde kamu politikalarının belirlenmesi sürecinde ana aktörler olan yasama ve yürütme organlarının yanına cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde politika kurulları ve ofisler de dâhil edilmiştir. Kamu politikalarının belirlenmesi, uygulanması ve değerlendirilmesinde cumhurbaşkanlığının etkinliği ve rolü artırılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de Parlamenter hükümet sisteminde ve cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kamu politikasının oluşumu ve süreci karşılaştırmalı olarak incelenecektir.
Türkiye'nin yeni hükümet sisteminin parti sistemine etkisi
Türkiye, 16 Nisan 2017 tarihinde halkoylaması yoluyla anayasa değişikliğine giderek yeni bir hükümet sistemi kabul etmiştir. Amerikan başkanlık sisteminin temel unsurlarına sahip; fakat bazı özellikleriyle "Türk tipi başkanlık sistemi" olarak adlandırılan bu yeni sistem, Türkiye'nin uzun yıllar tartışılan hükümet sistemi sorununda yeni bir döneme geçiştir. Sistemin başarılı olup olmayacağını zaman gösterecektir. Bu konunun anlaşılabilmesi için yeni hükümet sisteminde siyasal partilerin nasıl şekil alacağı ve parti sistemi yapısının nasıl etkileneceği önem kazanmaktadır. Nitekim Türkiye'nin geçmişinde yer alan siyasal sistem sorunları hükümet sistemi ile ilişkili olduğu gibi, parti sistemiyle de ilişkilidir. Çalışmamız hükümet sistemleri ve parti sistemleri arasındaki bu korelasyonun önemini dikkate alan bir yaklaşımla yeni hükümet sisteminin parti sistemini nasıl etkileyeceği sorunsalını ele almaktadır. Bu amaçla çalışmada belirtilen kavramların temel anlamları ve tarihsel boyutları irdelenmiş, Türkiye'nin siyasal tarihi incelenerek, oluşturulan argümanlar temellendirilmiştir. Bu bilgiler ışığında yeni hükümet sisteminin yapısı incelenmiş ve parti sistemini nasıl etkileyeceği, yeni dönemde partilerin ve siyasal yapının nasıl şekilleneceği bilimsel gerekçelerle ele alınmaya çalışılmıştır.
Türk tipi başkanlık sisteminin siyasal partilere etkisi
Türkiye'nin siyasi gündemini uzun yıllar boyunca meşgul eden hükümet sistemi tartışmaları, 1980 sonrası dönem dönem gündeme gelse de 2000'li yıllar sonrasında artarak devam etmiştir. Yaşanan bu tartışmaları yönlendiren ana unsur siyasi sistemin yapıtaşlarından olan siyasal partiler olmuştur. Bu çerçeve içerisinde çalışmada öncelikle hükümet sistemi kavramı ve hükümet sistemi uygulamaları ele alınmıştır. Dolayısıyla kuvvetler birliğine dayanan hükümet sistemlerinden; meclis hükümeti sistemi ve monarşik düzenler ile kuvvetler ayrılığına dayanan hükümet sistemlerinden; parlamenter sistem, yarı-başkanlık sistemi ve başkanlık sistemi incelenmiştir. Ardından siyasal partiler tanımlanarak, siyasal parti tipolojileri ve sistemleri incelenmiştir. Ele alınan bu kavramlar kapsamında hükümet sistemleri ile siyasal partilerin ilişkisine dair İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri özelindeki model ülke uygulamaları karşılaştırılmış ve Türkiye'deki siyasal parti olgusunun gelişimiyle birlikte partilerin hükümet sistemlerine bakışları irdelenmiştir. Daha sonra ise 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili genel seçimleri sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yer alan siyasal partiler dikkate alınarak, ilgili partilerin programları, seçim bildirgeleri ve kamuoyundaki parti söylemleri, başkanlık sistemine bakışları açısından incelenmiştir. Ayrıca siyasal partilerin Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçişin ardından söylem ve eylemleri çerçevesinde sisteme olan uyumları irdelenmiştir. Son tahlilde ise 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan anayasa değişikliğine ilişkin referandum sonucunda kamuoyunda "Türk Tipi Başkanlık" olarak ifade edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet sitemine geçişin ardından siyasal partiler üzerindeki etkisi tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Başkanlık Sistemi, Hükümet Sistemleri, Siyasal Partiler, Türk Tipi Başkanlık
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kamu yönetiminin örgütsel yapısı üzerindeki etkiler
Devletler uzun yıllardır belirli bir azınlık tarafından ve çoğunluğun isteklerini ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına yönetilmektedirler. Bu yönetimin etkin bir şekilde sağlanabilmesi, yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkinin iyi kurulabilmesi, başarılı ve istikrarlı bir yönetim sistemi arayışı geçmişten günümüze kadar ulaşan bir tartışma konusudur. Ülkelerin hangi hükümet sistemi ile yönetildiği ise yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkiyle anlaşılabilmektedir. Bu üç erk arasındaki ilişki hükümet sistemlerinin belirleyicisidir. Türkiye kısa bir dönem meclis hükümeti sistemi ile ardından ise uzun bir dönem parlamenter sistemi ile idare edilmiştir. 2017 yılında 1982 Anayasasında yapılan köklü değişikliklerin ardından ise 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş yapmıştır. Çalışmanın temel amacı ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde gerçekleşen değişimleri bütüncül bir anlayış ile ele alarak yapılacak sonraki çalışmalara ışık tutmaktır. Bu izlenim çalışmanın asıl konusunun işlenmesinin de en temel sebebidir. Kendine özgü̈ bir biçimde değişen ve tarihsel bir dayanağının bulunmadığı bir hükümet sistemini her yönü ile anlatmak imkansızdır. Keza böyle bir sistemin tam olarak anlatılabilmesi için belirli bir dönemin geçmesi gerekmekle birlikte sisteme yönelik eleştirilerin hukuksal anlamda bir zemine dayandırılması gerekmektedir. Çalışmada, konuyla ilgili literatür taranmış ve ardından ortaya çıkan bilgiler düzenlenmiş; konuyla ilgili daha önceden yapılmış olan çalışmalar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin uygulanmasının ardından Türk kamu yönetimi sistemine yansıyan somut değişiklikler analiz edilmiştir.