Game addiction
98 theses under this subject heading
Erken ergenlik döneminde dijital oyun bağımlılığı, akran ilişkileri, serbest zaman aktivite düzeyi arasındaki ilişkisinin incelenmesi
Erken ergenlik dönemindeki bireyler henüz yetişkin sorumluluğuna sahip olmadıklarından serbest zaman aktivitelerine daha çok zaman ayırabilmektedir. Akranlarının dahil olduğu veya etkilediği serbest zamanlar tercihe bağlı şekilde dijital oyun oynayarak geçirilebilmektedir. Çağımızın en etkili bağımlılıklarından birisi olabileceğine ihtimal verilen dijital oyun bağımlılığı bireylerin oyun oynamadan duramadığı, gerçek hayattan kopma noktasına geldiği tehlikeli bir durumdur. Bu ilişkiler bağlamında çalışmamızda erken ergenlik döneminde dijital oyun bağımlılığı, akran ilişkileri ve serbest zaman aktivite düzeyi arasındaki ilişkileri ölçümlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi; 2021-2022 eğitim-öğretim yılı Koç Ortaokulu 6. ve 8. sınıf öğrencilerinden basit seçkisiz örneklem yöntemiyle gönüllülük esasına göre elde edilen 413 öğrenciden oluşmaktadır. Veriler; "dijital oyun bağımlılığı", "akran ilişkileri" ve "serbest zaman aktivite düzeyi" ölçeklerinin demografik sorularla birleştirilerek uygulanmasından elde edilmiştir. İlişkisel tarama modeli kurularak veriler SPSS 22 paket programıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgularda serbest zaman aktivite düzeyi cinsiyete göre anlamlı farklılaşmazken, dijital oyun bağımlılığında erkekler lehine farklılık belirlenmiştir. Akran ilişkilerinde ise kızlar lehine koruma, yakınlık ve yardım alt boyutlarında anlamlı farklılık görülmüştür. Serbest zaman aktivite düzeyi ile dijital oyun bağımlılığı arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Yaş ile serbest zaman aktivite düzeyi; dijital oyun bağımlılığı ile akran ilişkileri arasında negatif yönde ilişki kurulmuştur. Serbest zaman aktivite düzeyi akran ilişkilerini pozitif yönde ve anlamlı etkilerken; serbest zaman, akran ilişkileri ve dijital bağımlılık arasında anlamlı ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Değişkenlerden elde edilen birçok sonuç diğer çalışmalarla kıyaslanarak yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Erken Ergenlik, Akran İlişkileri, Dijital Oyun Bağımlılığı, Serbest Zaman
Ergenlerde internet bağımlılığının, okul öncesi dönem internet kullanımı, anne baba tutumları ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi
Bu araştırma ergenlerde internet bağımlılığının; okul öncesi dönem internet kullanımı, anne baba tutumları ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada ilk önce araştırmanın amacına uygun olarak belirlenen; çocuğun kullandığı ilk teknolojik aracın türü, interneti ilk kullanma yaşı, interneti ilk kullandığı yaştaki interneti kullanım süresi, okulöncesi eğitim alma durumu, hafta içi ve hafta sonu günlerinde interneti kullanma süresi değişkenleri üzerinden bulguların farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Daha sonra, anne baba tutumları değişkeni ile internet bağımlılığı değişkeni arasındaki ilişkide kişilik değişkeninin aracılık rolünü belirlemek amacıyla bir model ortaya konmuş ve bu model Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile test edilmiş ve test edilen model veri tarafından desteklenmiştir. Bu araştırmada; İstanbul'da lise düzeyinde eğitimlerine devam eden 14-18 yaş aralığındaki 333 genç ve ebeveynleri örneklemi oluşturmuşlardır. Bunun için ergenlere; "Öğrenci Bilgi Formu", "İnternet Bağımlılık Ölçeği", "Beş Faktör Kişilik Ölçeği (BFKÖ)" ve "Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği (LAABÖ) Ergen Sürümü", ebeveynlerine de, "Aile Bilgi Formu" ve "LAABÖ Anne Baba Sürümü" uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; çocuğun kullanabildiği ilk teknolojik aracın türü, interneti ilk kullanma yaşındaki interneti kullanma süresi ve okulöncesi eğitim alma durumu değişkenlerine göre; anne babalık tutumları, kişilik özellikleri ve internet bağımlılığı puanları arasında, tüm gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı ortaya çıkmıştır. Çocuğun interneti ilk kullanabilme yaşı değişkenine göre, LAABÖ ana baba sürümünde ve ergenler için baba sürümünde gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı, ergenler için anne sürümünde ise gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu, interneti ilk 3-6 yaş aralığında kullananların ortalamaları, 11-14 yaş aralığında olanların ortalamalarına göre anlamlı derecede yüksek, 7-10 yaş aralığında olan çocukların ortalamaları ile diğer grupların ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür. Çocuğun interneti ilk kullanabilme yaşına göre beş faktör kişilik ölçeği ve internet bağımlılığı ölçeğinde de gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı bulunmuştur. Çocuğun hafta içi ile hafta sonu ve tatillerde interneti kullanma süresi değişkenine göre LAABÖ ergenler için anne sürümü, ergenler için baba sürümü ve anne baba sürümünde ve kişilik ölçeğinde gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı bulunmuştur. Hafta içi interneti kullanma süresine göre internet bağımlılık ölçeğinde ise gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu, 0-2 saat ve 2-4 saat kullananların ortalamaları, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük, hiç kullanmayanların ve 4-6 saat kullananların ortalamaları ile diğer grupların ortalamaları arasında da anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Hafta sonu ve tatillerde interneti kullanma süresine göre internet bağımlılık ölçeğinde gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu ve farklılığın; hiç kullanmayanların ortalamalarının, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük, 0-2 saat kullananların ortalamalarının, 4-6 saat ile 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre ve 2-4 saat kullananların ortalamalarının, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Anne babalık tutumlarının, internet bağımlılığı üzerindeki etkisinin, kişilik özellikleri değişkeni tarafından sağlanıp sağlanmadığını ölçmek amacıyla kurulan modelde de kişilik özellikleri değişkeninin tam aracı olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Bilgisayar Bağımlılığı, İnternet Bağımlılığı, Anne Baba Tutumları, Kişilik
İnternet oyun oynama bozukluğu, akılcı olmayan inançlar, başa çıkma stratejileri ve öz-denetim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Patolojik İnternet Kullanımının Bilişsel Davranışçı Modeli'ni temel alarak akılcı olmayan inançlar, başa çıkma stratejileri, öz-denetim becerisi ve İnternet Oyun Oynama Bozukluğu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Örneklem bağımlı (N=31) ve klinik olmayan (N=30) olmak üzere iki gruptan oluşmuştur. Bağımlı grup, Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi İnternet Bağımlılığı Kliniği'ne başvuran ve İnternet Oyun Oynama Bozukluğu tanısı alan, klinik olmayan grup ise Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne başvuran ve dahil edilme kriterlerini sağlayan 14-18 yaş aralığındaki ergen bireylerden oluşmuştur. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Kısa Formu, Akılcı Olmayan İnanç Ölçeği-Ergen Formu, Ergenlerde Öz-Denetim Becerileri Ölçeği ve Ergenler için Başa Çıkma Ölçeği uygulanmıştır. Veriler dört analiz ile değerlendirilmiştir. Temel değişkenleri demografik değişkenler açısından incelemek için karşılaştırmalı analizler, bağımlı ve klinik olmayan gruplar arasındaki olası farklılıkların tespiti için bağımsız gruplar t-testi, temel değişkenler arasındaki ilişkiler için korelasyon analizi ve son olarak, genel örneklem üzerinden temel değişkenler arasındaki yordayıcı ilişkileri incelemek için Çok Değişkenli Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Analizlerin sonuçlarına göre, internet oyun oynama bozukluğu dışında veya yanısıra psikiyatik bozukluğu olan katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyi ve başarısız öz denetimleri diğer katılımcılara göre daha yüksek bulunmuştur. İlgili bulguyu destekler nitelikte oyun oynama bozukluğu ve öz-denetimin düzenli ilaç kullanımına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Akılcı olmayan inançlar ve başa çıkma stratejileri demografik değişkenler açısından farklılaşmamıştır. Bu iki değişken için bağımlı ile klinik olmayan grupların karşılaştırılmasında da farklılık tespit edilmemiş olmakla birlikte internet oyun oynama bozukluğu düzeyi ve başarısız öz-denetim bağımlı grupta daha yüksek bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında modele dahil edilen öz-denetim becerilerinden başarısız öz-denetimin internet oyun oynama bozukluğunu önemli düzeyde yordadığına ulaşılmıştır. Diğer değişkenler ile benzer şekilde ilişki tespit edilmemiş olmasının olası nedenleri, sınırlılıklar ve doğurgular tartışma bölümünde ele alınmıştır.
Oyun bağımlılığı, bağlanma stilleri, oyun motivasyonu ve duygu düzenleme arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı oyun bağımlılığı, bağlanma stilleri, duygu düzenleme stratejileri ve oyun motivasyonları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Erzurum'da çeşitli liselerde okuyan 12-19 yaş aralığındaki 351 öğrenci araştırmanın örneklem grubunu oluşturmaktadır. Katılımcıların %49.6'sı (174) kız öğrencilerden ve % 50.4'ü (177) erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Ergenler için Oyun Bağımlılığı Ölçeği Kısa Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Oyun Motivasyonu Ölçeği, Duygu Düzenleme Anketi verilmiştir. Veriler analiz edilirken erkek ve kız öğrencilerin oyun bağımlılığı açısından karşılaştırmak için Bağımsız Gruplar t-testi kullanılmıştır. Farklı oyun tiplerini oyun bağımlılığı açısından kıyaslamak için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılmıştır. Bağlanma stilellerinin oyun bağımlılığını yordayıcı özelliklerini incelemek için Çoklu Doğrusal Regresyon kullanılmıştır. Duygu düzenleme stratejisinin oyun bağımlılığını yordayıcı özelliğini incelemek için Basit Doğrusal Regresyon uygulanmıştır. Oyun motivasyonları ile oyun bağımlılığı arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre kaçıngan bağlanma stili ve saplantılı bağlanma stilinin oyun bağımlılığını yordadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte bastırma duygu düzenleme stratejisi oyun bağımlılığını yordamaktadır. Ayrıca, bilişsel duygu düzenleme stratejisi ile oyun bağımlılığı arasında negatif ilişki bulunmuştur. Oyun motivasyonları ile oyun bağımlılığı arasında pozitif ilişki bulunmuştur. Ayrıca, erkek olmak, uzun süre oyun oynamak ve çok oyunculu oyunlar oynamanın oyun bağımlılığı için risk faktörleri oldukları bulunmuştur. Bu çalışmanın sonuçları çoğunlukla literatürle uyumlu bulunmuştur. Çalışma, oyun bağımlılığını anlama konusunda bağlanma stilleri, duygu düzenleme ve oyun motivasyonları ile bilişsel, davranışsal bakış açıdan açıklayarak literatüre katkı sağlamaktadır.
Ergenlerde algılanan ebeveyn tutumu ve duygusal zeka arasındaki ilişkide, dijital oyun bağımlılığının aracı rolünün incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ergenlik dönemindeki algılanan anne-baba tutumları ile duygusal zekâ arasındaki ilişkide, dijital oyun bağımlılığının aracı (medyatör) etkisinin bulunup bulunmadığını araştırmaktadır. Ek olarak, katılımcıların algılanan ebeveyn tutumları, duygusal zekâ düzeyi ve dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşma durumu incelenmiştir. Araştırmaya 14-18 yaş aralığında olan 478 lise öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Sosyodemografik Bilgi Formu, Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (DOBÖ-7), Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu (EQ-i (YV)) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre yapılan regresyon analizi sonucunda, ergenlerin algıladığı kabul/ilgi alt boyutu ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkide dijital oyun bağımlılık düzeyinin kısmi aracı etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında ise, ebeveyn tutumunun kategorik bir değişken olması ve regresyon analizine sokulamaması dolayısıyla katılımcıların dijital oyun bağımlılığı ve duygusal zekâ düzeylerinin ebeveyn tutumlarından ne derece etkilendiğini görmek adına ANCOVA analizi yapılmıştır. Sonuca göre, dijital oyun bağımlılık düzeylerine göre düzeltilmiş duygusal zekâ seviyeleri ile ebeveyn tutumları arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur. Diğer bir deyişle demokratik ebeveyn tutumuna sahip ergenlerin duygusal zekâ seviyelerinin diğer tutumlara göre daha yüksek, otoriter ebeveyn tutumuna sahip ergenlerin duygusal zekâ düzeylerinin ise diğer ebeveyn tutumlarına göre daha düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: ergenlik dönemi, ebeveyn tutumları, duygusal zekâ, dijital oyun bağımlılığı
Geç ergenlik dönemindeki bireylerde ebeveyn duygusal erişilebilirliği ile oyun bağımlılığı arasındaki ilişkide duygu düzenlemenin aracı rolünün incelenmesi
Bu araştırma, son ergenlik dönemindeki bireylerin ebeveyn duygusal erişilebilirliği ile oyun bağımlılığı arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğü ve alt ölçeklerinin aracı etki rolünü incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmanın örneklemi 18-21 yaş aralığındaki 537 ergen katılımcıdan oluşurken, katılımcılardan elde edilen veriler Ebeveyn Duygusal Erişilebilirliği Ölçeği, Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Kısa Formu ve Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu aracılığıyla çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmanın temel hipotezlerini analiz etmek ise basit regresyon ve çoklu doğrusal hiyerarşik regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, hem annenin (β= -,072, B= -,024, SS= ,014, p=0,86) hem de babanın (β= -,061, B=-,019, SS= ,013, p=0,14) duygusal erişilebilirliği puanları ile oyun bağımlılığı puanları arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün tam aracı etkisi bulunmuştur. Aynı zamanda, duygu düzenleme güçlüğünün farkındalık (B= -,040, SS= ,015, p=0,007), netlik (B= -,045, SS= ,015, p=0,002), kabul (B= -,041, SS= ,015, p=0,005), dürtü kontrolü (B= -,039, SS= ,015, p=0,007); amaçlar (B= -,056, SS= ,015, p=0,000), stratejiler (B= -,033, SS= ,014, p=0,025) alt ölçeklerinin oyun bağımlılığı ile annenin duygusal erişilebilirliği arasındaki ilişkide kısmi aracılık ettiği bulunmuştur. Buna ek olarak, farkındalık (B= -,037, SS= ,014, p=0,006), netlik (B= -,034, SS= ,014, p=0,012), kabul (B= -,034, SS= ,014, p=0,014), dürtü (B= -,031, SS= ,013, p=0,009), amaçlar (B= -,035, SS= ,013, p=0,009), stratejiler (B= -,027, SS= ,014, p=0,047) alt ölçeklerinin oyun bağımlılığı ile babanın duygusal erişilebilirliği arasındaki ilişkide kısmi aracı rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, araştırma ebeveynlerin duygusal erişilebilirliği ile oyun bağımlılığı ilişkisinin duygu düzenleme güçlükleri aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Bu anlamda elde edilen bulgular, ebeveyn rolünün önemi ortaya koyarak oyun bağımlılığı ile ilişkili tedavi ve önleyici müdahale planlarına katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Oyun bağımlılığı, Dijital bağımlılık, Duygu düzenleme, Duygusal erişilebilirlik, Ergenlik
Yetişkinlik dönemi oyun bağımlılığının yalnızlık algısı, sosyal destek, öfke kontrolü ve zihinsel dayanıklılık ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı yetişkin bireylerde algılanan sosyal destek, yalnızlık algısı, öfke kontrolü ve zihinsel dayanıklılığın oyun bağımlılığını ne derece yordadığını incelemektir. Araştırmaya katılanların yaş aralığı "18-66" arasında olup 93 kadın (%27,2), 249 erkek (%72,8) olmak üzere 26,42 yaş ortalaması ile 342 kişiden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında Ucla Yalnızlık Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu, Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği ve Oyun Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılar Demografik Bilgi Formu doldurmuştur. Elde edilen verilerin analizi için "Bağımsız Örneklemler T-Testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)", "Korelasyon Analizi", "Post Hoc Scheffe Testi", "Post Hoc LSD" ve "Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; oyun bağımlılığı puanları arttıkça sosyal destek algısının azaldığı, öfke kontrol düzeyinin azaldığı görülmektedir. Oyun bağımlılığı ile yalnızlık algısı ve zihinsel dayanıklılık arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Yalnızlık algısı arttıkça zihinsel dayanıklılık ve sosyal destek algısının arttığı; yalnızlık algısı arttıkça öfke kontrol güçlükleri yaşandığı; zihinsel dayanıklılık arttıkça sosyal destek algısının artmakta olduğu; zihinsel dayanıklılık azaldıkça öfke kontrol güçlükleri yaşandığı; sosyal destek algısı azaldıkça öfke kontrol güçlükleri yaşandığı saptanmıştır. Yalnızlık algısı, zihinsel dayanıklılık, sosyal destek algısı ve öfke kontrolü puanlarının oyun bağımlılığı üzerinde % 27 oranında bir etkisi olduğu görülmüştür. Kadınların oyun bağımlılığı puanlarının erkeklere göre daha yüksek olduğu bulgulanmıştır.
Dijital oyun bağımlılığı ile saldırganlık eğilimi ve sosyalleşme arasındaki ilişkinin incelenmesi
Dijital oyun bağımlılığının çeşitli psikolojik etkilere sebep olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, bireylerdeki dijital oyun bağımlılık düzeyinin saldırganlık eğilimi ve sosyal kaygı, algılanan sosyal destek, yabancılaşma sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişkisini incelemektir. Bu amaçla 18 – 30 yaş aralığındaki kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 370 genç yetişkine Sosyo Demografik Bilgi Formu, Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Buss- Perry Saldırganlık Ölçeği (BPSÖ), Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Dean Yabancılaşma Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda yaş faktörünün dijital oyun bağımlılıyla negatif yönde anlamlı bulunmuştur. Cinsiyet ile dijital oyun bağımlılığı düzeyi incelendiğinde erkek olmak ile dijital oyun bağımlılığı düzeyi arasında anlamlı ve yüksek düzeyde ilişkili bulunmuştur. Evinde bilgisayar bulunma durumu ile dijital oyun bağımlılığı düzeyinin belirginlik, dayanıklılık ve durum değiştirme boyutlarında evinde bilgisayar olan genç bireylerin dijital oyun bağımlılığı düzeyleri, bilgisayarı olmayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Dijital oyun bağımlılığı ile yabancılaşma düzeyi ve sosyal yalıtılmıştık boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Dijital oyun bağımlılığı düzeyi ile algılanan sosyal destek düzeyi ve aile alt boyutu arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeyi ve kaçınma, kaygı boyutları arasında pozitif ve anlamlı ilişki saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılığı ve saldırganlık; fiziksel saldırganlık, öfke, düşmanlık ve sözel saldırganlık alt boyutları arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Bu çalışmanın dijital oyun bağımlılığı konusunda alanyazına katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Ortaokul ve lise çağındaki 12-17 yaş çocuklarının ebeveynleriyle olan ilişkilerinin internet oyun oynama bozukluğuna etkisi
İnternet ve oyunlar günümüz dünyasında ulaşılabilirliği çok kolay bir konuma gelmiştir. Bu ulaşılabilirlik birçok olumsuz duruma yol açabiliyor. Bu olumsuz durumlardan ise en çok etkilenenler çocuklar ve ergenler oluyor. Bu araştırmanın amacı 12-17 yaş arasındaki çocukların ebeveynleriyle olan ilişkilerinin internet oyun oynama bozukluğu ile ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bulunan resmi olarak okuyan öğrenciler ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Bu evrenin içinden 160 öğrenci ve 160 ebeveyn seçilmektedir. Araştırmada katılımcılar Sosyo-demografik Form, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği(İOOB) ve Ebeveynin Çocuğuyla İletişimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, minimum, maksimum gibi tanımlayıcı istatistiklerden faydalanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik testlerden faydalanılmıştır. Bağımsız 2 grubun ortalamaları karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t testi, 2'den fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA) testi sonucu kullanılmıştır. ANOVA testinde grup farklılıkları için varyans homojenliği sağlanıyorsa Tukey HSD, sağlanmıyorsa Tamhane çoklu grup karşılaştırma testi kullanılmıştır. Ölçeklerin ilişki analizinde Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik analizinde Cronbach's alpha katsayısı kullanılmıştır. Tüm test sonuçları 0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.
Orta çocukluk dönemi çocukların bağlanma stilleri ile bilgisayar oyun bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada 3, 4, 5 ve 6. sınıf öğrencilerinin bilgisayar oyun bağımlılığı ile çocukların bağlanma stilleri arasındaki ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla 2020-2021 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Kadıköy ilçesinde bulunan Özel Atacan Eğitim Kurumları'nda öğrenim gören 150 öğrenciyeölçekler uygulanmıştır. Araştırmada Sosyodemografik Veri Formu, Kerns Güvenli Bağlanma Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar II Envanteri ve Çocuklar için Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler bilgisayar ortamına aktarılarak IBM SPSS 25.0 yardımıyla çözümlenmiştir. Orta çocukluk dönemi çocukların bağlanma stilleri ile bilgisayar oyun bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesinde Pearsonkorelasyon testi ile araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda, çocukların bağlanma stilleri ile bilgisayar oyun bağımlılığı arasında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Bulgulara göre, çocuklar için bilgisayar oyun bağımlılığı ölçeğinin dört alt boyutu olan bilgisayarda oyun oynamaktan vazgeçememe ve engellendiğinde rahatsız olma, bilgisayar oyununu hayalinde yaşatma ve gerçek hayatıyla ilişkilendirme, bilgisayar oyunu oynamaktan dolayı görevlerini aksatma, bilgisayar oyunu oynamayı başka etkinliklere tercih etme kerns bağlanma ölçeği ile negatif yönlü ve orta derece bir korelasyon ilişkisi içinde olduğu yani güvenli bağlanmada azalma olduğu ortaya çıkmıştır. Diğer yandan kaygı ve kaçınma alt boyutlarıyla da pozitif yönlü bir ilişki olduğu, kaçınma düzeylerinde artış olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: bilgisayar oyun bağımlılığı, bağlanma stilleri, orta çocukluk dönemi, güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma, kaçıngan bağlanma.
18-25 yaş arasındaki bireylerde çevrimiçi oyun oynama bağımlılık düzeyleri ile karanlık üçlü kişilik özelliği arasındaki ilişkide aleksitiminin aracı rolü
Bu araştırmada 18-25 yaş arasındaki bireylerin çevrimiçi oyun oynama bağımlılık düzeyleri ile karanlık üçlü arasındaki ilişkide aleksitiminin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmaya 487 katılmış ancak dışlama kriterleri doğrultusunda 400 katılımcının verileri analiz edilmiştir. Katılımcılara ''Demografik Bilgi Formu'', ''İnternette Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği Kısa Formu (İOOBÖ-KF)'', ''Karanlık Üçlü Kişilik Özelliği Ölçeği'' ve ''Toronto Aleksitimi Ölçeği'' uygulanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 25 istatistik programından yararlanılmıştır. Bu doğrultuda yapılan analizlerde Pearson Korelasyonu, Bağımsız Örneklemler T Testi, ANOVA ve Brown-Forsythe testleri uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Pearson Korelasyon analizinden yararlanılmış olup korelasyon analizlerinde İOOBÖ-KF ile anlamlı ilişkiye sahip bağımsız değişkenler modele eklenerek Çoklu Lineer Regresyon analizi yapılmıştır. Son olarak ise aracılık analizi için AMOS programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda günlük ortalama oyun oynama süresi ile çevrimiçi oyun oynama bağımlılığı ve karanlık üçlü arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Günlük ortalama oyun oynama süresi ile Karanlık Üçlü Kişilik Özelliği alt boyutları olan Makyavelizm ve Psikopati arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunurken Narsisizm ile anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Aleksitimi ve Karanlık Üçlü Kişilik Özelliklerinin, çevrimiçi oyun oynama bağımlılığı ile pozitif yönde anlamlı bir ilişkisi saptanmıştır. Tüm bunlara ek olarak aleksitiminin, çevrimiçi oyun oynama bağımlılık düzeyleri ile karanlık üçlü arasındaki ilişkide kısmı aracılık rolü olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular tartışılmış ve sonraki araştırmalar ve uygulamalara yönelik öneriler sunulmuştur.
Anne baba tutumlarının ilköğretim 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı üzerindeki etkisi
Bu araştırma, ilköğretim 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin algıladıkları anne baba tutumları ile bu öğrencilerin dijital oyun bağımlılıkları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde özel bir okulun ilkokulundan 144 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında, Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Oyun Oynama Alışkanlıkları Bilgi Formu, Çocuklar İçin Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği ve Ana-Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre; dijital oyun bağımlılığı toplam puanı ile anne-baba tutum algısı toplam puanı ve psikolojik özerklik boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, anne-baba tutum algısı toplam puanı ile dijital oyun bağımlılığı toplam puanı ve oyun süresinde tolerans gelişimi ve oyuna yüklenen değer, dijital oyun oynamaya yönelik aşırı odaklanma ve çatışma boyutları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Dijital oyun bağımlılığı toplam puanında ve yoksunluğun psikolojik/fizyolojik yansıması ve oyuna dalma, bireysel ve sosyal görevlerin/ödevlerin ertelenmesi, oyun süresinde tolerans gelişimi ve oyuna yüklenen değer, dijital oyun oynamaya yönelik aşırı odaklanma ve çatışma alt boyutlarında erkeklerin bağımlılık düzeyinin kızlardan anlamlı düzeyde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Oyun süresinde tolerans gelişimi ve oyuna yüklenen değer alt boyutunda annesi lise mezunu olan çocukların puanı, annesi üniversite mezunu olan çocukların puanından anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Oyun süresinde tolerans gelişimi ve oyuna yüklenen değer alt boyutunda ekonomik durumu çok iyi olan çocukların puanı, ekonomik durumu orta ve iyi düzeyde olan çocukların puanından anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Bireysel ve sosyal görevlerin/ödevlerin ertelenmesi alt boyutunda dövüş oyunları oynayan çocukların puanı, diğer türlerde oyunlar oynayan çocukların puanından anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anne Baba Tutumu, Ebeveyn Tutumu, Dijital Oyun, Dijital Oyun Bağımlılığı.
Dijital oyun bağımlılığı ve sosyal medya kullanımı: Lise öğrencileri üzerine bir alan araştırması
Bilgisayar ve internetin yaygınlaşmasına bağlı olarak her geçen gün daha da önemli hale gelen dijital oyun bağımlılığı özellikle çocuk ve ergenler üzerinde ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bununla birlikte dijital oyun bağımlılığına yönelik çalışmaların istenilen düzeyde olmadığı gerçeğinden hareketle bu araştırmada lise öğrencilerinde dijital oyun bağımlılığını etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Uşak ilinde faaliyet göstermekte olan dört adet lisede öğrenim görmekte olan 479 öğrenci çalışmaya dâhil edilmiştir. Nicel araştırma modeline göre tasarlanan çalışmada ilişkisel tarama yönteminden faydalanılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi neticesinde erkek öğrencilerin "dijital oyun oynamaya yönelik aşırı odaklanma ve çatışma", "oyun süresinde tolerans gelişimi ve Oyuna Yüklenen Değer" ve "bireysel ve sosyal görevlerin/ödevlerin ertelenmesi" düzeylerinin ve aynı zamanda dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin kız öğrencilerden anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0.05). Yaşça daha küçük olanların, evinde internet bağlantısı olmayanların DOB düzeylerinin daha yüksek olduğu, ancak gruplar arasındaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı tespit edilmiştir (p>005). Kanyon Koleji öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin Anadolu Lisesi öğrencilerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışma neticesinde ayrıca çoğunlukla savaş ve strateji oyunları oynamayı tercih eden öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin çoğunlukla spor ve yarış oyunları ve bulmaca ve zekâ oyunları oynayanlardan anlamlı şekilde yüksek olduğu (p<0.05) görülmüştür. Sosyal medya tutumları üzerinde etkili olan faktörlerin cinsiyet, okul türü, kendine ait bilgisayara sahip olup olmama durumu, boş vakitleri değerlendirme şekli ve günlük ortalama oyun oynama süresi olduğu tespit edilmiştir.
Çevrimiçi oyun bağımlılığı düzeyinin sosyal fobi ve sosyal görünüş kaygısıyla ilişkisi
Araştırmanın amacı, üniversite öğrenim gören öğrencilerin çevrimiçi oyun bağımlılığı düzeyleri ile sosyal fobi ve sosyal görünüş kaygısının ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklem grubunu Eylül- Kasım tarihleri arasında sosyal medya (Facebook ve Twitter) üzerinden anket dağıtılarak seçilen; 186'sı kadın, 264'ü erkek, 450 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmaya toplam 600 kişi katılmış, 150 kişi yaş kriterlerine uymamaları, anket sorularını eksik doldurmaları ve "Çevrimiçi oyun oynuyor musunuz?" sorusuna hayır cevabını vermeleri sebebiyle çalışmaya dahil edilmemişlerdir. Yapılan çalışmada, öğrencilerin demografik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla Kişisel Bilgi Formu, çevrimiçi oyun bağımlılığı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla Çevrimiçi Oyun Bağımlılığı Ölçeği, sosyal fobi düzeylerini belirlenmesi amacıyla Liebowitz Sosyal Fobi Ölçeği ve sosyal görünüş kaygısı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA) ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Regresyon kullanılarak, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkene etkisi görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; erkek katılımcıların kadın katılımcılara göre çevrimiçi oyun bağımlılığı düzeyinin daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların oyun bağımlılığı ile yaş, kilo, boy değişkeni arasındaki ilişkiye bakıldığında negatif yönlü ve zayıf seviyede ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Oyunda geçirilen süre ile çevrimiçi oyun bağımlılığı arasında anlamlı fark bulunmuştur. Gelir düzeyi ile çevrimiçi oyun bağımlılığı arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Eğitim seviyesi değişkeniyle çevrimiçi oyun bağımlılığı ve alt boyutları arasındaki ilişkiye bakıldığında; aksaklık boyutuyla çevrimiçi oyun bağımlılığı düzeyi arasında anlamlı fark bulunamamış, ekonomik kazanç ve başarı alt boyutlarında anlamlı farka rastlanmıştır. Çevrimiçi oyun bağımlılığı, sosyal fobi ve sosyal görünüş kaygısıyla ilişkisine bakıldığında iki değişkenle de orta düzeyde pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Sosyal görünüş kaygısı ile sosyal fobi arasında ile yüksek derecede pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir.
Ergenlerde çevrimiçi oyun ve sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin öz yeterlik ve riskli davranışlar bakımından incelenmesi
Teknolojinin ilerlemesiyle beraber internet kullanımı beklenilen sınırların çok ötesinde bir artış göstermiştir. Günümüzde teknolojinin içine doğan ve hali hazırda ergenlik döneminde olan çocuklar arasında internet kullanımının ne denli sık ve yaygın olduğu çok açık bir şekilde görülmektedir. Özellikle çevrimiçi oyun ve sosyal medya ergenler arasında sıkça kullanıldığı bilinen internet bağlantılarıdır ve bağımlısı olan genç sayısının giderek arttığı gözlemlenmektedir. İnternet bağımlılığının neden olduğu düşünülen birçok faktörden söz edilebilir. Yapılan bu araştırmanın amacı 14-17 yaş arasındaki belirli bir grup ergende çevrimiçi oyun ve sosyal medya bağımlılığı düzeyini belirlemek ve belirlenen bağımlılık düzeyi ile ergenlik döneminde önemli rol oynayan riskli davranışlar ve öz yeterlik düzeyleri arasında nasıl bir ilişkinin olduğunu incelemektir. Çalışmanın örneklemi, İstanbul ilinde bulunan bir Anadolu Lisesinde öğrenim gören 14-17 yaş arasındaki 80 ergenden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan gönüllü katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Çevrimiçi Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Çocuklar için Öz-Yeterlik Ölçeği, Riskli Davranışlar Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlara göre; çevrimiçi oyun bağımlılığı ile sosyal medya bağımlılığı arasında istatistiksel olarak pozitif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin çevrimiçi oyun bağımlılıkları artarken sosyal medya bağımlılıklarının da arttığı sonucu elde edilmiştir. Benzer şekilde öğrenciler arasında çevrimiçi oyun ve sosyal medya bağımlılık düzeyleri arttıkça riskli davranış düzeylerinin de arttığı sonucu elde edilmiştir. Öte yandan karşıt bir biçimde çevrimiçi oyun ve sosyal medya bağımlılıkları arttıkça öz yeterliliğin ise düştüğü saptanmıştır.
Üniversite öğrencilerinde çevrimiçi oyun bağımlılığı ve akademik erteleme davranışı arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin oyun bağımlılıkları ile akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma 413 (194 kadın, 219 erkek) üniversite öğrencisi ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri çevrimiçi oyun bağımlılığı ölçeği ve akademik erteleme ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın normallik dağılımını sağlayıp sağlamadığı ise Skewness ve Kurtosis değerlerine bakılarak verilerin normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Akademik erteleme davranışı ve çevrimiçi oyun bağımlılığı değişkenleri arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının anlaşılması amacıyla Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Akademik erteleme davranışı ve çevrimiçi oyun bağımlılığı değişkenleri ile demografik bilgi formu ile elden katılımcılara ait demografik bilgiler cinsiyet, sınıf düzeyi ve gelir olmak üzere incelenmiştir. Araştırmanın iki değişkeni arasındaki ilişki incelendiğinde ise akademik erteleme davranışı ile çevrimiçi oyun bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Akademik erteleme davranışı ile çevrimiçi oyun bağımlılığı arasında negatif yönde zayıf bir ilişki vardır. Çevrimiçi oyun bağımlılığının, akademik erteleme davranışını yordama gücünü ortaya çıkarmak amacıyla yapılan basit regresyon analizi sonucunda çevrimiçi oyun bağımlılığının akademik erteleme davranışını yordama gücü istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Araştırmada kullanılan istatistiksel analizler ise Hiyerarşik Regresyon Analizi (Pearson, Parçalı veya Spearman), Parametrik testler (T testi, OneWayAnova) veya Nonparametrik Testler (Wilcoxon İşaretli Sıra Testi ve Mann Whitney U) olarak sıralanabilir. Sonuç olarak, akademik erteleme davranışı ile çevrimiçi oyun bağımlığı arasında negatif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur. Çevrimiçi oyun bağımlılığının, akademik erteleme davranışını yordama gücü istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Çevrimiçi oyun bağımlılığı, akademik erteleme davranışının toplam varyansının %5'ini açıklamaktadır.
Okul öncesi dönem çocukların dijital oyun bağımlılık eğilimi ve oyun türlerine göre saldırganlık yönelimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocukların dijital oyun bağımlılık eğilimi ve oyun türlerine göre saldırganlık yönelimlerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'un Sultangazi ilçesinde bulunan anaokullarına devam etmekte olan 5-6 yaş grubu 249 çocuk ve anne-baba oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", çocukların saldırganlık yönelimini ölçmek amacı ile " 36-72 Aylık Çocuklara Yönelik Saldırganlık Yönelim Ölçeği" dijital oyun bağımlılık eğilimini ölçmek amacıyla "Dijital Oyun Bağımlılık Eğilimi Ölçeği" ve çocukların oyuncak tercihlerini öğrenebilmek için araştırmacı tarafından önceki çalışmalar incelenerek hazırlanmış olan "Çocukların Tercih Ettiği Oyun Türleri Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen verilere göre, Dijital Oyun Bağımlılık Eğilimi geneli ile çatışma, sürekli oynama ve hayata yansıtma alt boyutları cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği, erkeklerin Dijital Oyun Bağımlılık Eğilimi geneli ile çatışma, sürekli oynama ve hayata yansıtma alt boyutları düzeyleri kızlardan anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. Başkalarına yönelik fiziksel saldırganlık ve nesnelere/eşyalara yönelik saldırganlık düzeyleri cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermekte ve bu saldırganlık düzeyleri erkeklerde daha yüksek olduğu görülmektedir. Saldırganlık yönelim ölçeğin geneli ile başkalarına yönelik fiziksel saldırganlık, başkalarına yönelik ilişkisel saldırganlık, kendine yönelik saldırganlık alt boyutlarının ailenin gelir durumuna göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği görülmüştür. Dijital oyun bağımlılık eğilimi ölçeği geneli için; minyatür oyuncak tercih edenlerin dijital oyun bağımlılık eğilimi genel düzeyi, bebekler, güncel kahramanlar, manipülatif oyuncaklar, elektronik oyuncaklar, şiddet içerikli oyuncaklar ve müzikli oyuncaklar tercih edenlerin dijital oyun bağımlılık eğilimi genel düzeyinden anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılık eğilimi ölçeği genelinin saldırganlık yönelim ölçeği geneli ile %26,9 düzeyinde, başkalarına yönelik fiziksel saldırganlık ile %32, başkalarına yönelik ilişkisel saldırganlık ile %17, nesnelere/eşyalara yönelik saldırganlık alt boyutu ile %25,9 düzeyinde pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmaktadır.
Ergenlerin dijital oyun bağımlılığı ve sosyal medya tutumlarının siber zorbalık tehlike düzeylerine etkisinin incelenmesi
Gündelik yaşamımızın her alanında yer alan internet, kolay, hızlı ve evrensel özellikte olması sebebiyle dijital oyun bağımlılığını ve siber zorbalık tehlike düzeylerini etkileyebilmektedir. Bu durum özellikle ergenlik dönemindeki bireyleri içinde bulundukları sosyal, duygusal ve fiziksel değişimlerle beraber olumsuz etkileyebilmektedir. Bu çalışma ergenlerin dijital oyun bağımlılığı ve sosyal medya tutumlarının siber zorbalık tehlike düzeylerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında İstanbul ilinin Ataşehir ve Sultanbeyli ilçelerine bağlı iki ortaokulda 7. ve 8. sınıf düzeyinde eğitim gören 460 öğrenciden Covid-19 nedeniyle kapalı olan sınıflar dışında kalan 231 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada, Otrar ve Argın tarafından geliştirilen Sosyal Medya Tutum Ölçeği, Hazar ve Hazar tarafından geliştirilen Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Kavuk Kalander, Bulu ve Keser tarafından geliştirilen Siber Zorbalık Tehlike Düzeyleri Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi neticesinde, cinsiyet değişkeni düzeyleri arasında Siber Zorbalık Tehlike Düzeyi Ölçeği toplam puanı bakımından anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p=0.030<0.05). Buna göre, kızların Siber Zorbalık Tehlike Düzeyi Ölçeği'nden aldıkları puan ortalamasının erkeklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yani, kızların erkeklere göre daha fazla siber zorbalığa maruz kaldığı söylenebilmektedir. Sosyal Medya Tutum Ölçeği öğretmenlerle ilişki alt boyut puanı bakımından günde 1-2 saat oyun oynayanların, 5-6 saat oyun oynayanlara göre daha az öğretmenlerle ilişki kurduğu söylenebilmektedir. Sosyal Medya Tutum Ölçeği sosyal izolasyon alt boyut puanı bakımından 1-2 saat oyun oynayanların 5-6 saat oyun oynayanlara göre daha düşük puan aldığı, dolayısıyla 5-6 saat oyun oynayanların 1-2 saat oyun oynayanlara göre daha fazla sosyal izolasyon yaşadığı söylenebilmektedir. Sosyal Medya Tutum Ölçeği toplam puanı ile Çocuklar İçin Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği toplam puanı arasında anlamlı, pozitif yönde ve zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yani, dijital oyun bağımlılığı arttıkça sosyal medya tutumunun da artacağı söylenebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Siber zorbalık, ergen, sosyal medya, bağımlılık, dijital oyun
Genç yetişkinlerde çevrimiçi oyun bağımlılığı düzeyinin depresyon, aile bağlılığı ve demografik özelliklerle olan ilişkisinin incelenmesi
Günümüzde insanların bağımlılıkları giderek artış göstermekte ve yalnızca madde bağımlılığı olarak değil birçok farklı alanda görülen bir ruh sağlığı sorunu haline gelmektedir. Araştırmada bu kapsamda çevrimiçi oyun bağımlılığı ele alınmıştır. Çevrimiçi oyun bağımlılığı kişinin sosyal, psikolojik, ekonomik ve bilişsel olmak üzere hemen her alanda bir durumla ilişkisi ile ortaya çıkan bir bağımlılık şekli olarak ele alınır. Bu kapsamda araştırmada çevrimiçi oyun bağımlılığı ile genç yetişkinlerde depresyon, aile bağlılığı ve demografik değişkenler açısından ilişkiye odaklanılmıştır. Buna göre çalışmaya 139 kadın ve 205 erkek katılmıştır. Araştırmada Çevrimiçi Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri ve Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada oyun bağımlılığının depresyon ile olan ilişkisi anlamlı bulunmuştur. Buna göre oyun bağımlılığı depresyonu yordayıcı bir etkiye sahiptir. Ancak araştırmada diğer değişkenler arasında anlamlı bir fark yoktur. Ebeveyne Bağlanma, Beck Depresyon Ölçeği cinsiyet değişkenini üzerinden kıyaslandığında ölçeklerden alınan ortalama puanların arasında anlamı düzeyde bir farklılığın olmadığı saptanmıştır. Ebeveyne Bağlanma, Arkadaşa Bağlanma, Beck Depresyon Ölçeği, Aksaklık alt boyutu eğitim durumu değişkenini üzerinden kıyaslandığında ölçeklerden alınan ortalama puanların arasında anlamı düzeyde bir farklılığın olmadığı saptanmıştır. Ebeveyne Bağlanma, Arkadaşa Bağlanma, Beck Depresyon Ölçeği medeni durum değişkenini üzerinden kıyaslandığında ölçeklerden alınan ortalama puanların arasında anlamı düzeyde bir farklılığın olmadığı saptanmıştır.
İstanbul-Sofya üzerinden dijital oyun bağımlılığı değerlendirmesi: Üniversite öğrencileri arasında bir karşılaştırma örneği
Teknoloji insan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Geliştirilen makine ve sistemler insan hayatına dahil oldukça rutinleri, yapıları da değiştirmektedir. Toplumsal hayat üzerinde gerçekleşen bu değişim ve dönüşüm hareketi de dinamik bir araştırma alanıdır. Sosyal bilimler her dönem toplum yapısını farklı perspektifler geliştirerek irdelemektedir. Araştırma nesnesi toplum olsa da itici güç sürekli değişmektedir. Bilgisayar, internet ekseni üzerinde süregelen çalışmalar her zaman avantaj ve dezavantajları bakımından bulanık sonuçlar doğurmaktadır. Son yıllarda neredeyse her yapının, alışkanlığın dijital versiyonu ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri de "oyun oynama" davranışıdır. Araştırma konusu olan dijital oyunlar görüntüde masum bir alternatif olarak görünse de içerdiği unsurlar bakımından bir tehdit unsurudur. Dijital oyunlarda oyun içinde geçirilen süre, bu deneyimin verimliliğe etkisi bakımından bir bağımlılık tehdidi oluşturmaktadır. Bağımlılık davranışı aileden aileye, şehirden şehre dahi değişmektedir. Kapsamı genişletmek gerekirse görüntüde neredeyse aynı coğrafya üzerinde yaşayan gençler farklı oran ve etmenlerle oyun oynamaktadır. Araştırma, sınır komşusu olan ve gerek coğrafi gerek kültürel-ticari aktarımlarda bulunan Türkiye ve Bulgaristan arasındaki dijital oyun oynama davranışını bağımlılık kapsamında değerlendirmektedir. Verimlilik ve oyun oynama süresi ekseninde kullanıcılar üzerindeki etkileri irdeleyen çalışma betimleyici bir çalışmadır. Araştırmaya Türkiye'yi temsilen İstanbul Bulgaristan'ı temsilen Sofya'dan 100'er üniversite öğrencisi dahil edilmiştir. Küme örnekleme yöntemiyle oluşturulan gruplara dijital oyun oynama süreleri, oyun satın alma davranışları, oyun oynamanın sosyal ve akademik yaşam üzerine etkilerini saptayıcı anket soruları yöneltilmiştir. Doğrudan karşılaştırma yapabilmek adına katılımcı sayıları eşitlenmiştir. Teknolojinin gelişimi, dijitalleşme alanları iki ülke bakımından önce tarihsel açıdan açıklanmış veriler ışığında dijital oyun oynama davranışı sosyolojik perspektiften karşılaştırılmıştır.
E-spor oyuncularının algıladıkları sosyal destek, aile iklimi ve yetişkin bağlanma stillerinin oyun bağımlılığı üzerine etkisi
Bu araştırma e-Spor oyuncularının algıladıkları sosyal destek düzeyinin, aile iklimlerinin ve yetişkin bağlanma stillerinin oyun bağımlılığı üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yeni bir meslek ve eğlence alanı olarak görülen e-Spor olgusunun içinde bulunan gençlerin bu faaliyetleri gerçekleştirirken biyo-psiko-sosyal sağlıklarının korunması ve sürdürülmesi önem taşımaktadır. Bu bağlamda e-Spor oyuncularının problemli oyun oynama davranışlarına yol açacak etkenlerin belirlenmesi ve uygun müdahaleler geliştirilmesi önem taşımaktadır. Nicel araştırma yöntemi ve ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen bu araştırmada, Ankara'da bulunan 11 üniversitenin e-Spor topluluklarına üye olan 211 e-Spor oyuncusu Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Aile İklimi Ölçeği, İlişki Ölçekleri Anketi ve Oyun Bağımlılığı Ölçeği'nden oluşan soru formunu doldurmuştur. Katılımcılardan elde edilen veriler SPSS 17 (Statistical Package for the Social Sciences) yazılımı ile analiz edilmiştir. Verilerin homojen dağılıp dağılmadığı test edilmiş, homojen dağılan verilerde parametrik testler, homojen dağılmayan verilerde non-parametrik testler kullanılmıştır. Oyuncuların neredeyse her gün, yaklaşık 2-4 saat oyun oynadığı, yarısından fazlasının oynadıkları oyun üzerinden gelir elde ettiği ve oyunla ilişkili videoları izlediği görülmüştür. Oyuncuların oyun oynama motivasyonları sırasıyla eğlenmek, vakit geçirmek, bu alanda çalışma/gelir elde etmek, stres atmak/sorunlardan uzaklaşmak, rekabet etmek, oyun oynamayı sevmek, sosyalleşmek, alışkanlık olarak oynamak, başarı hissini deneyimlemekten oluşturmaktadır. Oyuncuların büyük çoğunluğu problemli oyun oynama davranışına sahiptir. Gamer türü oyuncular progamer türü oyunculara göre Oyun Bağımlılığı Ölçeği'nden yüksek puan almışlardır. Daha uzun süre ve sık oyun oynayan, daha uzun süre video izleyen oyunculara daha az sürelerde oyun oynayan ve daha az sürelerde video izleyen oyunculara göre Oyun Bağımlılığı Ölçeği'nden yüksek puan almışlardır. Algıladıkları sosyal desteği düşük olan, olumlu aile iklimi bulunmayan, güvenli bağlanma stiline sahip olmayan oyuncular Oyun Bağımlılığı Ölçeği'nden yüksek puan almışlardır. Oyuncuların oyun bağımlılığını yetişkin bağlanma stillerinin yordadığı ancak aile iklimlerinin ve algıladıkları sosyal desteğin yordayıcı olmadığı bulunmuştur.
Ebeveyn medya aracılığı stilleri ile oyun oynama bozukluğu arasındaki ilişkide kaçış motivasyonun aracılık rolü
Bu araştırma kısıtlayıcı aracılık stillerinin oyun oynama bozukluğuyla ilişkisini, kaçış motivasyonu aracılığıyla incelemeyi ve çevrimiçi oyun motivasyonları ile ebeveyn aracılık stillerini ölçen iki ölçeği Türkçeye uyarlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın deseni yordamaya dayalı korelasyoneldir ayrıca bir ölçek uyarlama çalışmasıdır. Araştırmanın grubunu, çoğunluğu Ankara ilinde yaşayan ve ortaokul 5., 6., ve 7. sınıflarında öğrenim gören, uygun örnekleme yoluyla seçilmiş 501 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Çevrimiçi Oyun Motivasyonları Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Medya Aracılığı Ölçeği ve İnternette Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi, R programlama dili ile RStudio 1.4 derleyicisi üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında uyarlanan ve kullanılan ölçeklerin geçerlik analizleri için doğrulayıcı faktör analizi yapılmış; güvenirliği test etmek için Cronbach alfa ve Mcdonald omega katsayıları hesaplanmıştır. Araştırma verileri normal dağılmadığı için doğrulayıcı faktör analizlerinde ki-kare testine Satorra-Bentler düzeltmesi uygulanmış ve aracılık etkisini değerlendirmek için bootstrap güven aralıkları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ölçeklerden elde verilerin geçerlik ve güvenirlik katsayılarının yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, aracılık testi özerkliği destekleyerek kısıtlayıcı stilin negatif yönde, kontrolle kısıtlayıcı stil ve tutarsız kısıtlayıcı stilin ise pozitif yönde oyun oynama bozukluğuna dolaylı etkisi olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları öz belirleme kuramının açıklamaları ışığında tartışılmıştır. Uygulama ile kuramsal alanda öneriler sunulmuştur. Bu araştırmanın gelecek araştırmalar için kapsamlı ve ekonomik ölçekler sunması, ebeveynlik becerilerine ilişkin kuramsal ve uygulama alanına katkı sağlaması, çocuklarda oyun oynama bozukluğu risk ve koruyucu faktörlerini anlamaya yardımcı olması beklenmektedir.
Lise öğrencilerinin internet bağımlılığı, dijital oyun bağımlılığı ve sosyal medyaya yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Sosyal medya, oyun ve dolayısı ile internetin öğrencilerin eğitim yaşantılarını etkilediği düşünüldüğünde öğrencilerin internet ve dijital oyun bağımlılık durumlarının, sosyal medyaya yönelik tutumlarının bilinmesi, üçünün birbiri ile ilişkisinin ortaya konması kurulacak eğitim politikaları ve işe koşulacak platformların işlerliği açısından önemlidir. Bu nedenle, çalışmada lise öğrencilerinin internet bağımlılığı, dijital oyun bağımlılığı ve sosyal medyaya yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında İzmir ili Bornova ilçesi sınırları içinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaöğretim okullarında okuyan 9. ve 11. sınıf öğrencilerini kapsayan toplam 1268 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplamak için araştırmacı tarafından hazırlanmış Kişisel Bilgi Formu, Kutlu, Savcı, Demir, ve Aysan (2016) tarafından geliştirilen "Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu", Yalçın Irmak ve Erdoğan (2015) tarafından geliştirilen "Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği Türkçe Formu", Otrar ve Argın (2015) tarafından geliştirilen "Sosyal Medya Tutum Ölçeği" uygulanmıştır. Demografik bilgilere göre katılımcıların sadece %4'ü sosyal medya kullanmamaktadır. Kullananlar ise sosyal medyaya bağlanmak için mobil telefonları tercih etmektedir. En çok kullanılan sosyal medya siteleri sırasıyla Youtube, Instagram, Snapchat, Facebook'dur. Öğrenciler interneti en çok eğlence, sohbet, sosyal medya sitelerini ziyaret ve paylaşım amaçlı kullanmaktadır. Oyun oynayanların %41'i sosyal medya hesabı gerektirmeyen oyunlar oynarken %41'i hiç oyun oynamamaktadır. Lise öğrencileri arasında aksiyon, macera, strateji oyunları tercih edilmektedir. Oyunlar mobil aygıtlar üzerinden oynanmaktadır. Lise öğrencilerinin sosyal medyaya yönelik tutumları yüksek ve olumludur. Sosyal medyaya yönelik tutum cinsiyete göre kızlar lehine, sınıfa göre 9. sınıf öğrencileri lehine ve okul türüne göre Anadolu lisesi öğrencileri lehine değişiklik göstermektedir. Lise öğrencilerinin internet ve dijital oyun bağımlılığı puanları yüksek değildir. İnternet bağımlılığı puanları sınıf, cinsiyet ve okul türü değişkenlerine göre değişmemektedir. Oyun bağımlılığı puanları sınıf ve okul türüne göre anlamlı farklılık göstermezken cinsiyete göre erkekler lehine farklılaşmaktadır. İnternet kullanım süresi arttıkça sosyal medyaya yönelik tutum, internet bağımlılığı ve dijital oyun bağımlılığı puanları da pozitif yönde artmaktadır. Araştırmada internet bağımlılığı ile sosyal medyaya yönelik tutum ve internet bağımlılığı ile oyun bağımlılığı arasında düşük oranda ilişki olduğu saptanmıştır. Sosyal medyaya yönelik tutum ile oyun bağımlılığı arasında ise ilişki bulunamamıştır. Bu araştırmada öğrencilerin sosyal medyaya yönelik tutum, internet ve oyun bağımlılıklarının birbiri ile ilişkilerinin incelenmiş olmasının, lise öğrencilerinin bu üç değişkene ilişkin durumlarını incelemek isteyen uygulayıcılar ve araştırmacılar için yararlı olacağı düşünülmektedir.
Öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programının dijital oyun bağımlılığı ve dürtüsellik üzerine etkisi: Deneysel bir çalışma
Gerçekleştirilen çalışmanın amacı araştırmacı tarafından tasarlanan öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programının dijital oyun bağımlılığı ve dürtüsellik üzerindeki etkisini incelemektir. Bu doğrultuda araştırmada 2x3'lük split-pilot ismi verilen deney ve kontrol gruplu öntest-sontest-izleme testi ölçümlü karışık desen kullanılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda eğitim-öğretim görmekte olan 7. ve 8.sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kısa Öz-Kontrol Ölçeği, Barratt Dürtüsellik Ölçeği ve Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği ile toplam 258 öğrenciden toplanmıştır. Toplanan veriler analiz edildiğinde öz-kontrol ile dijital oyun bağımlılığı arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Aynı şekilde öz-kontrol ile dürtüsellik arasında da istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Dijital oyun bağımlılığı ile dürtüsellik arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Deney grubuna araştırmacı tarafından hazırlanan öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programı uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Araştırmanın bulguları, öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programına dahil edilen katılımcıların öz-kontrol puanlarının arttığını, dijital oyun bağımlılığı puanlarının ve dürtüsellik puanlarının azaldığını göstermektedir. Yapılan analizlerde ulaşılan sonuçların 2 ay sonra uygulanan izleme testlerinde de devam ettiği ve kalıcılığın sağlandığı görülmüştür. Deney ve kontrol gruplarının son-test karşılaştırılmasında benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Deney grubuna ait öz-kontrol son-test puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek çıktığı fark edilmiştir. Deney grubuna ait dürtüsellik son-test puanlarının da kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük çıktığı görülmüştür. Ancak deney grubuna ait dijital oyun bağımlılığı son-test puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı bir farklılık içermediği tespit edilmiştir. Aynı şekilde deney ve kontrol gruplarının izleme testlerinde de benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Deney grubuna ait öz-kontrol izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek çıktığı fark edilmiştir. Deney grubuna ait dürtüsellik izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük çıktığı görülmüştür. Ancak deney grubuna ait dijital oyun bağımlılığı izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ulaşılan analiz sonuçları öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programının deney grubu katılımcılarının öz-kontrol düzeyini artırdığını, dijital oyun bağımlılığı düzeyini ve dürtüsellik düzeyini düşürdüğünü göstermektedir.