Elections
263 theses under this subject heading
Türk milletvekillerin Yunan meclisinde Müslüman Türk toplumunu temsili (1821-1964)
Bu tez, Yunanistan'ın kurulduğu 1830 yılından 1964 yılına kadar Müslüman-Türk toplumunun Yunan parlamentosundaki Türk milletvekilleri tarafından temsilini incelemektedir. Bu milletvekillerinin toplumun haklarını nasıl savunduklarına, mensubu oldukları ülkenin siyasi ortamında nasıl hareket ettiklerine ve azınlık haklarının korunmasına nasıl katkıda bulunduklarına odaklanmaktadır. Çalışma, bu Türk milletvekillerinin Yunan parlamentosundaki yasama faaliyetlerini ve meclis konuşmalarını incelemekle kalmıyor, aynı zamanda uluslararası anlaşmalar ve ulusal mevzuat çerçevesinde azınlık hakları söylemini şekillendirmedeki daha geniş rollerini de analiz etmektedir. Batı Trakyalı Türk milletvekillerinin Türk azınlığın kültürel, dini ve eğitim haklarının savunulmasında önemli bir rol oynadığı 1923-1967 yılları arasındaki döneme özellikle dikkat çekilmiştir. Milletvekillerinin çabaları, Yunanistan ile Türkiye arasında gelişen siyasi ilişkiler bağlamında ele alınmakta, Lozan Antlaşması gibi uluslararası anlaşmaların milletvekillerinin eylemlerini ve Yunan hükümetinin Türk azınlığa yönelik politikalarını nasıl etkilediği vurgulanmaktadır. Meclis tutanakları, arşiv belgeleri ve tarihi anlaşmaların derinlemesine analizi de dahil olmak üzere nitel araştırma yöntemlerini kullanan tez, Türk milletvekillerinin çok yönlü mücadelelerini ortaya koymuştur. Bu mücadeleler sadece hukuki ve siyasi değil, aynı zamanda Batı Trakya Türk toplumu için daha geniş kimlik koruma sorunlarını da yansıtmaktadır. Dahası, araştırma, bu milletvekillerinin çabalarının daha geniş Yunan- Türk ilişkilerini nasıl etkilediğini, çoğu zaman iki ulus arasında bir köprü veya çekişme noktası haline geldiğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, ulusal siyasette azınlık temsilinin anlaşılmasına katkıda bulunmakta ve önemli siyasi zorluklar karşısında eşit haklar ve kültürel koruma arayışlarına odaklanarak Yunanistan'daki Türk azınlığın kendine özgü tarihsel dinamiklerine dair içgörüler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Azınlık Hakları, Batı Trakya, Batı Trakya Türkleri, Müslüman Türk Toplumu, Türk-Yunan İlişkileri, Türk Milletvekilleri, Yunan Parlamentosu
1950 seçimlerinde Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısının, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti'nin seçim kampanyalarına etkisi
Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nde çok partili siyasal sisteme geçiş denemesi yapılmış ancak bu denemeler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. II. Dünya Savaşı sonrasında tüm dünyada zihinsel ve toplumsal açıdan yaşanan değişimler Türkiye'yi de etkilemiş ve çok partili siyasal sistem nihayetinde başarılı olmuştur. Milli Kalkınma Partisi 1945 yılında, Demokrat Parti ise 1946'da kurulmuştur. Çok partili siyasi sistem büyük bir dönüşümün başlangıcı olmuştur. Küresel çapta yaşanan ekonomik krizler ve toplumsal yapıdaki sorunlar iktidar değişimine zemin hazırlamıştır. Türkiye'de çok partili siyasi sistemin başlaması ile birlikte sosyoekonomik yapısındaki değişimler, 1950 yılında Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçim kampanyalarını etkilemiştir.
Siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının seçim afişlerine yansıması: 2002 Türkiye genel seçimlerinde DSP, ANAP, MHP ve AK Parti örnekleri üzerinden bir inceleme
Ortaya çıkışı Antik Yunan'a dek dayanan seçimler, demokratik rejimlerde yöneticileri belirleme ve ülke yönetiminde karar alma bağlamında önemli bir araçtır. Günümüzde artan nüfus ve genişleyen ülke sınırları nedeniyle doğrudan demokrasi uygulaması neredeyse imkânsız bir hal almıştır. Bunun sonucunda temsili demokrasi modeli uygulamasına geçilmesiyle birlikte, halkı temsil görevini üstlenmek amacıyla siyasi partiler ortaya çıkmıştır. Bu siyasi partiler halkın oylarını alarak yönetimde söz sahibi olabilmek adına seçim dönemlerinde bazı propaganda ve seçim çalışmaları yürütmektedirler. Yürütülen bu çalışmalarda çeşitli propaganda ve reklam araçları kullanmaktadırlar. Afiş de bu araçlardan bir tanesidir. Afişler kitle iletişimin bu kadar gelişmediği zamanlardan bu yana kullanılan ve günümüzde de hala en sık tercih edilen araçlar arasındadır. Afişler verilmek istenen mesajın en kısa yoldan sunulmasına katkı sağlamaktadır. Afişlerde kullanılan ifadelerde ya da sembollerde bulundukları dönemin izlerini görmek mümkündür. Tezde bu yaklaşımdan hareketle siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, seçim dönemlerinde siyasi partiler tarafından kullanılan seçim afişlerine yansıması üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ana amacı, siyasi partilerin seçimlerde propaganda aracı olarak kullandığı reklam afişlerinin göstergebilim metodu çerçevesinde incelenmesi suretiyle; Türkiye'de oluşan siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, seçim afişleri hazırlanırken ne derece dikkate alındığı ve afişlerde yer alan sloganlara, görsellere, metinlere ne derece yansıtıldığının analiz edilmesidir. Çalışmada Türkiye örneklemi içerisinde, 2002 Genel Seçimlerine katılan siyasi partilerden Demokratik Sol Parti, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere üç parti; 2002 Genel Seçimleri öncesindeki koalisyon hükümetini oluşturan siyasi partiler olmaları sebebiyle çalışmada yer alırken; Adalet ve Kalkınma Partisi ise 2002 Genel Seçimlerini kazanan siyasi parti olması sebebiyle çalışmada yer almıştır. Çalışma neticesinde, siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, siyasi partiler tarafından seçim afişleri hazırlanırken dikkate alındığı ve afişlerde kullanılan sloganlarla, görsellerle ve metinlerle önemli derecede bağlantılı olduğu sonucuna varılmıştır.
İki darbe arası demokrasi bilinci ve yapılan genel seçimler (27 Mayıs 1960 – 12 Eylül 1980)
Türkiye Cumhuriyeti'nde 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan, 12 Eylül 1980 darbesiyle biten dönem; kaosun, istikrarsızlığın, koalisyonların ve daha birçok darbe girişiminin yaşanmış olduğu uzun ve karmaşık bir dönemdir. Bu dönemde ülke; sağ ve sol kutuplaşması ile karşı karşıya kalmış, anarşi çatışmaları artmış ve büyük ekonomik krizler yaşamıştır. 27 Mayıs darbesinde Demokrat Parti tasfiye edilmiş ve ülkenin yönetimi askerlerden oluşan Milli Birlik Komitesi'ne (MBK) geçmiştir. MBK kendi içinde askeri vesayetten yana olan ve olmayanlar olarak ikiye ayrılmıştır. Askeri vesayeti savunan grup MBK'nin içinden uzaklaştırılmış ve böylece seçimlere giden yol açılmıştır. MBK bu süre zarfında bilim heyetini toplamış ve heyetin hazırladığı 1961 Anayasası halk oyuna sunularak kabul edilmiştir. Yeni partiler kurulmuş ve sonrasında yapılan ilk genel seçimlerde tek başına iktidara gelebilecek oyu hiçbir parti alamamıştır. Bunun üzerine koalisyon hükümetleri kurulmuştur. 1965 seçimlerine gelindiğinde Adalet Partisi tek başına iktidara gelebilecek oy almıştır. Böylece 12 Mart 1971 muhtırasına kadar ülkeyi AP yönetmiştir. Muhtıradan sonra ilk genel seçimler 1973 yılında gerçekleşmiştir. Burada ön plana çıkan CHP, iyi bir oy oranı almış olsa da seçim sisteminin getirmiş olduğu durumdan dolayı tek başına iktidar olamamıştır. Böylece Milliyetçi Cephe hükümeti kurulmuştur fakat bu MC hükümeti de ülkedeki sağ - sol çatışmalarını, artan öğrenci olaylarını ve kaos ortamını yok edememiştir. 1977 seçimlerinde de CHP yine tek başına iktidara gelebilecek bir oy almış, fakat seçim sisteminden dolayı yine iktidar olamamıştır. İki güçlü parti CHP ve AP'nin uzlaşma yolu bulup koalisyon kuramaması neticesinde tekrardan MC hükümeti kurulmuş ve bu süreç 12 Eylül 1980 darbesine giden yolu açmıştır. Çalışmamızda kaynak çeşitliliğine dikkat edilmiş ve yardımcı bilim dallarından yararlanılarak farklı bakış açıları geliştirilmiştir. Döneme ait gazeteler ve arşiv belgeleri de taranarak çok yönlü bir araştırma esas alınmıştır. Çalışma giriş ve altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde demokrasi kavramının tarihsel gelişimi ve Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyet'ine yenileşme hareketleri ile seçimler ele alınmıştır. Birinci bölümde genel olarak seçim sistemleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde; 1961 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, üçüncü bölümde; 1965 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, dördüncü bölümde; 1969 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, beşinci bölümde; 1973 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları, altıncı bölümde; 1977 seçimlerine giden süreçte yaşanan olaylar, seçim kampanyaları, seçim sistemi ve seçim sonuçları ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler Osmanlı, Türkiye, Seçim, Hükümet, Koalisyon, MBK, Kaos, Anarşi, Sağ ve Sol çatışmaları, Ekonomik kriz, Muhtıra, Darbe, Anayasa
Belediyelerin seçimle işbaşına gelmiş organlarının organlık sıfatını kaybı ve bu kararların denetimi
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 127 inci maddesinin dördüncü fıkrası çerçevesinde mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatlarını kaybetmelerine ilişkin denetim yargı yoluyla gerçekleştirilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca konu ile ilgili yargısal denetim faaliyetini yürütmekle görevlendirilmiş yargı makamı Danıştay'dır. Türkiye'de mahalli müşterek ihtiyaçların karşılanması ve yerel demokrasi açısından önemli bir yere sahip belediyelerin seçilmiş organları ise belediye meclisi ve belediye başkanı olarak belirlenmiştir. Belediyelerin seçilmiş organlarının her mahalli idare seçimi sonrasında yenilenmesi ve seçilen kişilerin değişkenlik göstermesi, belediye meclislerinin feshine veya belediye başkanlarının düşürülmesine ilişkin çeşitli gerekçeler içeren yeni talepleri de ortaya çıkarmaktadır. Bu taleplere yönelik Danıştay tarafından verilen her yeni karar ise belediyelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kaybı konusunu usul ve esas açısından yeniden şekillendirmektedir. Tezde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası uyarınca idari teşkilatlanmaya hâkim olan ilkeler ve bu kapsamda belediyeler ele alındıktan sonra, belediyelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kaybı sebepleri ve usulü görevli yargı makamı olan Danıştay'ın kararları çerçevesinde incelenmiştir. İnceleme sonucunda konu ile ilgili olarak verilen bazı kararlar arasında tutarsızlıklar tespit edilmiştir. Bu tutarsızlıkların ana nedeninin ise mahkeme tarafından yorum yoluyla doldurulması beklenen ve muğlak ifadeler içeren kanuni düzenlemeler olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yerinden Yönetim, Mahalli İdareler, Belediyelerin Seçilmiş Organları, Belediye Meclisi, Belediye Başkanı, Organlık Sıfatının Kaybının Yargısal Denetimi
Etnik pazarlamanın siyasal iletişimde kullanımı: 2015 genel seçimlerinde AK parti ve HDP kampanyalarının karşılaştırılması
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünya nüfusunun hızlı bir şekilde artması ile birlikte etnik grupların nüfus oranlarında da artış meydana gelmiştir. Teknolojinin de hızlı gelişimiyle iletişim, haberleşme, ulaşım, eğitim gibi hayatın birçok alanında meydana gelen değişimler ile birlikte insanların ihtiyaçları çeşitlenmiş ve pazarlama kavramı da önemini artırmıştır. Pazarlama anlayışı geliştikçe farklı stratejiler ortaya çıkmıştır. Siyasal pazarlama ve buna bağlı olarak etnik pazarlama kavramı kendisini göstermeye başlamıştır. İlk olarak ticari manada ortaya çıkan etnik pazarlama, siyasal pazarlama ile birlikte seçim kampanyalarında kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle, etnik grupların yoğun olduğu toplumlarda etnik pazarlama da yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye'de iktidar partisi olan AK Parti ve Kürtleri temsil ettiğini iddia eden HDP, 2015 genel seçimlerinde yoğun bir şekilde Kürt seçmene karşı etnik pazarlama stratejileri kullanarak, seçim sonuçlarında başarıya ulaşmaya çalışmışlardır. Bu çalışma, siyasal iletişim bağlamında seçim kampanyalarının içerisinde etnik pazarlama kullanımını göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda, etnik pazarlamanın siyasette kullanılmasıyla birlikte seçmenlerin "oy verme" davranışları üzerinde nasıl bir etki yarattığına dikkat çekilmiştir.
Türkiye'de genel ve yerel seçimler arasındaki ilişki (2002-2015 dönemi)
Bu çalışmada ilk olarak Türkiye'deki idari teşkilatın nasıl örgütlendiği üzerinde durulmuş sonrasında, merkezi ve yerel idare yapıları kısaca açıklanmaya çalışılmış ve bu idari yapıların seçimle oluşturulan organları, tarihsel bir süreç izlenerek anlatılmıştır. Ayrıca bu idari teşkilat içinde kamu hizmetini sunacak kişilerin ve yönetim organlarının belirlenmesinde son derece etkili olan seçimlerin dünyadaki ve ülkemizdeki, tarihi arka planına değinilmiş ve seçimlerin demokrasi ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye'de 2002-2015 yılları arasında yapılan genel ve yerel seçimler, siyasal partilerin propaganda faaliyetleri, 2002, 2007, 2011, 2015 milletvekili genel seçimleri ile 2004, 2009, 2014 yerel seçimleri incelenerek araştırılmıştır. Bu araştırmada 2002-2015 döneminde yaşanan gelişmeler özetlenmiş; ve bu dönemde yapılan genel ve yerel seçimler, sırasıyla seçim öncesi ve sonrası siyasal durum, partilerin kampanya dönemlerinde yapılan propaganda çalışmaları ve seçim sonuçları incelenerek ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada genel ve yerel seçimler arasındaki etkileşim, seçmenin oy tercihi üzerinden belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Genel Seçimler, Yerel Seçimler, Seçmenler, Siyasal Partiler
Yerel yönetimlerde halkın yönetime katılımı ve kent konseyi kurul ve organlarının seçimle belirlenmesi
Bu tezin amacı, cumhuriyet rejiminin en önemli araçlarından biri olan ve Antik Yunan'dan başlayarak, günümüze kadar birçok aşamadan geçen demokrasi kavramının en önemli uygulamalarından biri, halkın yönetime doğrudan katılımının yerel yönetimler ayağının ve sivil halk meclisleri olan kent konseyinin günümüz yerel yönetimlerindeki rolünün açıklanmasıdır. Öncelikle, demokrasi kavramının gelişmesinin tarihsel süreci anlatılmalı ve Türkiye'de ilk yerel yönetim uygulamalarının tahlili yapılmalıdır. İlk belediye teşkilatımız olan 6.Daire ve bu ilk yerel yönetim deneyimimizin oluşmasına neden olan Tanzimat Dönemi ve bu dönemin siyasi aktörlerinin demokratik ve katılımcı bir yerel yönetim oluşturma çabalarının incelenmesi gerekmektedir. Söz konusu çabalar cumhuriyet rejimiyle birlikte, yerel yönetimlerde gerçekleşecek olan reformların dayanak noktasını oluşturacaktır. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesini sağlayan 1930 tarihli ilk belediye kanunumuz ve artan nüfus ve sanayinin gelişmesiyle meydan gelen özel yönetim birimi büyükşehir belediyeleriyle tanışmamız ve üyelik sürecindeki aday ülkelerle imzaladığı yerel özerklik şartının uygulanmasını kolaylaştıran 5393 sayılı Belediye Kanunu başta olmak üzere Türkiye yerel yönetimlerinin kırılma noktaları incelenmeden, günümüz yerel yönetimlerinin tahlili yapılamaz. Türkiye'de belediyecilikte devrim niteliğinde bir deneyim yaşatan, halkı yönetime katmanın ötesine halkı ve kentte yaşayan tüm kesimleri yönetimin başlıca unsuru haline getiren Fatsa bağımsız belediye başkanı Fikri SÖNMEZ, bilinen adıyla Terzi Fikri'nin, siyasi ve toplumsal mücadelesi ve bugünün demokrasi mücadelesine ışık tutan halk meclisleri demokratik yerel yönetimlere tartışılmaz katkılar sunmuştur. Bu uygulamaların temsilcilerinin devlet otoritelerince engellenmesi ve Terzi Fikri'nin askeri bir darbeyle cezaevine atılması ve yaşamının bir hücrede son bulması da tartışılması gereken başka bir konudur. Terzi Fikri'nin halk meclisleriyle kıyaslanamayacak ölçüde olan ve AB ile imzaladığımız yerel özerlik şartının doğurduğu kent konseyi idarecileri ve belediye yöneticileriyle yapılan görüşmeler ve farklı kent konseyi çalışmalarının incelenmesi sonucunda kent konseylerinin yasal düzenlemelerden yoksun ve uygulamalara farklılık gösteren bir yapıda olduğu gözlemlenmiştir. Kent konseylerini belediyenin resmi organı haline getirecek ve kentli bireyleri konseye katacak bir model öngörülmüş, önerilen kent konseyinin hangi usul ve esaslarla işleyeceği, en alt birimlerinin çalışma düzenine kadar açıklanmakla birlikte, sözü edilen model tezin ana konusunu oluşturmaktadır.
2015 Azerbaycan ve Türkiye seçim kampanyalarında kadın kimliği üzerine bir araştırma: Adalet ve Kalkınma Partisi ve Yeni Azerbaycan Partisi örneği
Teknolojik çağda yaşamımızın bir çok avantajı olduğu herkes tarafından kabul edilir bir gerçektir. Özellikle internet ve sosyal medyanın her yerde karşımıza çıkması bu durumu kanıtlar niteliktedir. Değişen bu düzeye ayak uydurmak ve rekabet ortamından başarılı bir şekilde çıkmak kurum ve kuruluşlar için önemli bir etkendir. En iyi yönetim biçimi olarak bilinen ve toplumun tüm bireylerine cinsiyet ayrımı yapmaksızın, eşit hakların tanınması gerektiğini savunan demokrasinin en önemli ünitelerinden birisi siyasal partilerdir. Siyasal partiler bir ülkenin kalkınmasında veya tam tersi çökmesinde önemli bir etken olarak bilinmektedir; bir siyasal parti bir ülkenin imajıdır ve faaliyette bulunduğu ülkenin durumu onun sorumluluğundadır. Doğal olarak, bir ülkedeki demokrasi şartlarının yerine getirilmesi, özellikle iktidarda bulunan siyasal partinin üzerine düşmektedir. Bu çalışmada AKP ve YAP partilerinin 1 Kasım 2015 tarihinde, Azerbaycan ve Türkiye'de gerçekleştirilen genel seçimlerde kadınlara ve kadın milletvekili adaylarına yönelik kampanya ve çalışmaları, ayrıca her iki partinin kadın kollarının kadınların siyasal katılımına yönelik ne gibi çalışmalar yaptığı araştırılmaya çalışılmıştır. Bu nedenle AKP Kadın Kolları ve YAP Kadın Kolları yetkilileri ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen mülakatlar sonucunda, kadın kollarının amacı, genel olarak, seçimler zamanı partilere oy verilmesinde kadınların desteğini kazanmak ve görevli oldukları partilerin toplumda olumlu imajını oluşturmak olduğu görülmüştür. Ayrıca, 1 Kasım 2015 genel seçimleri döneminde basında kadınlara yönelik yer alan haberler analiz edilmiştir. Aynı zamanda, kadınların siyasal katılımındaki engelleri belirlemek amacıyla, her iki ülkeden toplamda 400 kişinin katıldığı online anket çalışması yapılmıştır. Anketin sonucunda, siyasal katılımdaki engeller, kadınların ekonomik özgürlüğünün olmaması, eğitim durumunun düşük olması, kadınların aile sorumlulukları, toplum tarafından siyasetin kadın işi olmaması düşüncesi gibi engellerin olması belirlenmiştir.
1980 den günümüze var olan siyasi partilerin seçim afişlerinin incelenmesi ve uygulamalar
1980 den günümüze siyasi partilerin kullanmış oldukları afişler incelenip değerlendirilmesi, Afiş nedir, afişi oluşturan temel unsurların neler olduğu ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Afişlerden yola çıkarak, toplumun algısının nasıl etkilendiğinin ortaya konulması, afişte yer alan görsel ve sözsel öğelerin anlamı, seçmen üzerindeki etkileri, partilerin kendilerini halka nasıl sunduğu ve nelere vurguda yapıldığı ve afişlerin seçime etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Bu araştırmada 1980 den günümüze genel seçimlerde mecliste temsil edilen ilk üç partinin seçim afişleri örnek alınmıştır. Afişte yer alan sözel ve görsel unsurların ve verdiği mesajların incelemesine başlanmadan önce siyasi partilerin parti programları, kurumsal kimlik çalışmaları incelenmiştir. Afişin Sanatı seçimlere ve seçmene katkısı açısından ele alınmışdır. Yine afişlerle ilgili değişik çalışmalara da başvurulmuştur. Afişlerle ilgili bilimsel kaynakların taraması yapıldı. Görsel bilimlerle ilgili uzman kişilerin görüşüne başvuruldu. Siyasi parti temsilcileri ile ilgili seçimlerde kullandıkları afişlerle ilgili fikir teatisinde bulunuldu. Afiş ne amaçlanarak tasarlanmıştır? Partilerin seçim afişlerinin sözel ve görsel unsurları incelendiğinde seçimlere nasıl bir katkısı olmuş ve ortaya nasıl bir sonuç çıkmışdır? Siyasi partilerin seçim afişleri incelendiğinde kültürel altyapısı, Türk mitolojisi ve İslam gelenekleri etrafında şekillenen bir anlayışı ifade edip etmediği incelenmiştir. Afişin muhatap olduğu toplumun değerleriyle ne derece uyum gösterip, göstermediği analiz edildiği gibi afişin ideolojik mesajları afişi yayınlayan siyasi partinin temel siyasi yelpazesine uygunluğu araştırmanın konuları içinde yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Parti, Seçim Afişi, Siyasal İletişim, Sembol, amblem, Temsil,
Reframing through simultaneous interpreting: The 2020 US Presidential debates in the shadow of a pandemic
The U.S. Presidential Debates are one of the most followed TV shows being interpreted live in many countries as well as in Turkey. The year 2020 was noteworthy in the sense that the debates were held in the shadow of a pandemic. Along with that, the tumultuous environment with overlapping talks of the candidates received a great deal of attention. In Turkey, this year's debates were interpreted live on TV with the new working conditions shaped by the precautions due to the pandemic. It is against this background that this study aims to examine how the 2020 American presidential debates are reframed through simultaneous interpretation on television. Against this backdrop, recordings of the simultaneous interpretation of the debates were obtained from 2 news outlets. Furthermore, in-depth interviews with the interpreters of the Presidential Debates were corroborated with the real interpreting instances. Through interviews, working conditions and preparation process of the interpreters will be analysed as well as their decisions pertaining to the interpretation of the debates. As a result, the data and the interviews will be scrutinized in the light of Framing Theory to shed light on the question how the simultaneous interpretation of the presidential debates were (re)framed and the interpreters become (re)framers. Correspondingly, the results prove that along with working conditions and preparation processes framing the simultaneous interpretations, interpreters as well (re)frame the debates with the decisions and strategies they adopt.
Popülist söylem aracı olarak sosyal medya: 2019 Yerel Seçimlerinde belediye başkan adaylarının twitter kullanımları
21.yüzyılda yükselişe geçen popülizm kelime manası olarak halkçılık anlamına gelse de, toplumu iki zıt kutba ayırarak biz-onlar sınıflandırması temelinde karşımıza çıkan bir olgudur. Popülizmde biz, iyi olanla; onlar, kötü olanla özdeş hale getirilmektedir. Toplumun bu şekilde kutuplara bölünmesi ve bir grubun ötekileştirilmesi birçok demokratik ülkede olduğu gibi Türkiye için de potansiyel bir durum teşkil etmektedir. Bu bağlamda, elinizdeki çalışma popülizmin söylem biçimlerinin gözlemlenebildiği bir ülke olan Türkiye'de, yerel seçimler bağlamında popülist unsurların tespit edilmesi amaçlanmış; bu çerçevede adayların sosyal medya gönderileri üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışma yapılırken nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve söylem analizi tekniğinden faydalanılmış; Şen & Altın (2020) ve Engesser ve arkadaşlarının (2017) kullandığı yöntemden faydalanılmıştır. Sosyal medyadan metinsel olarak elde edilen bulgular, popülist unsurların Türkiye siyasetinde aktif bir şekilde var olduğunu göstermektedir. Sadece bu bulgulardan yola çıkarak siyasilerin popülist olarak tanımlanması güç olsa da söylemlerinde tespit edilen popülist unsurların varlığı popülizme olan meyili ortaya çıkartmaktadır.
Seçmen davranışı ve seçmen davranışı üzerinde etkili olan faktörlerin incelenmesi: İstanbul ili örneği
Demokratik rejimle yönetilen ülkelerde seçmenlerin amacı, isteklerinin gerçekleşmesi ve kendilerine yakın olan siyasi partilerin, lider ve adayların başarılı olup toplumu yönetmesi için oy kullanmaktır. Siyasi partilerin amacı ise, minimum harcama ile maksimum oy alarak iktidar olmaktır. İktidara gelinebilmesi için; seçmenlerin istek ve ihtiyaçlarının doğru tespit edilmesi, bu istek ve ihtiyaçların karşılanması için uygulanan politikaların doğru stratejiler ile ortaya koyulması, seçmenlere ne şekilde ulaşılacağı ve onların nasıl ikna edileceğinin tespit edilmesi, başarıyı elde etmek için en uygun yöntemin ne olduğu ve ne şekilde uygulanacağı ve sayılan tüm bu hususların seçmenleri nasıl ikna edeceği konularıyla siyasal pazarlamanın ilgilendiği değerlendirilmektedir. Siyasal pazarlama; siyasilerin, en yüksek oy potansiyeline ulaşmak ve seçimlerin kazananı olmak için kullandıkları tekniklerin tümü olarak ifade edilmektedir. Siyasi arenada pazarın tüketicisi konumunda olan seçmenlerin, oy verme davranışlarında önemsedikleri değişkenlerin, günümüzde eskiye göre daha çok farklılaştığı ve boyutlarının değişkenlik gösterdiği görülmektedir. İstanbul'daki seçmenlerin davranışlarını etkileyen faktörlerin ortaya koyulması amacını taşıyan bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın uygulama kısmında, bahsi geçen faktörlerin, seçmenlerin oy verme davranışları üzerindeki etkisini tespit etmek üzere, İstanbul ilinde seçmen yeterliliğine sahip olan 450 katılımcıdan elde edilen anket bilgileri doğrultusunda, SPSS 25 istatistiksel analiz programı kullanılmış, sosyo demografik ve ekonomik bilgiler ve anket soruları ile ilgili analizler yapılmış olup, ardından anket soruları ile siyasal pazarlama iletişimi faaliyetleri, bireylerin aile ve yakın çevreleriyle ve seçmen memnuniyeti ile bağlantılı olacak şekilde, seçmenlerin oy verme davranışlarını etkileyen faktörlere ilişkin yorumlar ve çıkarımlar yapılmıştır. Çalışma, bulguların değerlendirilmesi ve gelecek çalışmalara yönelik önerilerle tamamlanmıştır. Araştırma bulgularının İstanbul'da yaşayan seçmenlerin oy verme davranışlarının çeşitli istatistikler ve analizler sonucuyla nasıl ve ne şekilde değiştiğini ortaya koyarak, bu seçmenlerin oy verme davranışlarını etkileyebilecek stratejiler konusunda, siyasilere ve siyasal propaganda yöneticilerine yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
2019 yerel seçimlerinde İstanbul adaylarının sosyal medya kullanımının analizi: Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım'ın Twitter paylaşımlarının karşılaştırılması
Günümüze kadar gelen ve hala devam etmekte olan teknolojik gelişmeler hayatımızın her alanına etki etmekte ve bizi bir değişim içine sokmaktadır. Bu değişimin etkileri ve dönüşüm süreci çalışmanın ilk bölümünde pazarlama açısından ele alınmaktadır. Pazarlamanın dijitalleşmesi ile tüketicilere ulaşım ve iletişim de evrimleşmektedir. Bu evrimleşme dijital platformların kullanılmasına ve sosyal medyanın da ön plana çıkmasına yol açmaktadır. Günümüzde hem reklamlar daha kolay yapılabilmekte hem de tüketicilerin geri dönüşleri daha hızlı alınıp iletişim kurulabilmektedir. Teknolojik gelişmelerin etkisiyle siyasal iletişim çalışmalarında da farklılıklar yaşanmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde siyasal pazarlama ve siyasal iletişim sürecinin nasıl işlediğini, teknolojiden nasıl etkilendiği ele alınmaktadır. Teknolojinin gelişmesi siyasal liderlerin de bu teknolojiden yararlandığı bir süreci hazırlamaktadır. Önceleri kitle iletişim araçlarının kullanılmasıyla ulaşılabilirliği arttıran teknoloji şimdilerde sosyal medya platformlarının kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Bu sayede siyasal liderler sosyal medyadan seçim çalışmalarını yürüterek karşılıklı etkileşimden yararlanarak daha etkili iletişim kurabilmektedir. Özellikle Twitter gibi düşüncelerini direkt ifade edebildikleri platform günümüzde yürütülen siyasal faaliyetlerin sunumu ve liderlerin kendini ifade edebilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde araştırmanın ana konusu da olan 2019 yerel seçimlerinde, İstanbul adaylarının sosyal medyayı seçim sürecinde nasıl kullandıkları ve seçime olan etkisi incelenmektedir. İstanbul adaylarından yalnızca Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu'nun Twitter hesapları dikkate alınmaktadır. Adayların sosyal medya kanallarından yalnızca Twitter platformu incelemeye alınmaktadır. Adayların 2019 yılında hem 31 Mart yerel seçim için hem de seçimin yeniden tekrar etmesiyle 23 Haziran'daki yerel seçim için Twitter üzerinden yürüttükleri seçim çalışmaları ele alınmaktadır. Adaylar iki seçim dönemi için de Twitter hesaplarından seçmene vaatlerini sunmakta, programlarını duyurmakta, gündem oluşturan hashtagleri kullanarak daha çok kitleye hitap etmektedir. Bunun yanı sıra paylaşımlarına gelen beğeni, yorum ve hesaplar tarafından yeniden paylaşımla (retweet) seçmen üzerinde ne kadar etkili oldukları ve ne kadar kişiye ulaştıkları gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Pazarlama, Yerel Seçim, Siyasal İletişim, Siyasal Pazarlama, Sosyal Medya, Twitter
İslâm Hukukunda devlet başkanlığı seçimi
"İslâm Hukukunda Devlet Bakanlığı Seçimi" adındaki bu tezimiz bir giriş ve beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümü araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntem ve sınırlılıklarından meydana gelmektedir. Araştırmamızın birinci bölümümde devlet başkanlığı ile ilgili konular kavramsal çerçevede ele alınmaktadır. "Seçim", "bey'at" ve aralarındaki benzer ve farklılıklar da kısa bir şekilde işlenmektedir. İkinci bölümde Hulefâ-i Raşidîn Dönemi'ndeki halifelerin devletin başına geçme usûllerine değinilmektedir. Üçüncü bölümde İslâm hukukunda devlet başkanlığı ile ilgili meseleler, Kur'ân-ı Kerime, Sünnette ve sahâbe uygulamalarına dayandırılarak klasik ve çağdaş hukukçuların görüşleri çerçevesinde işlenmektedir. Bu bölümde devlet başkanının gerekliliği üzerinde durulmakta ve çağdaş siyasî akımların etkisi neticesinde fukahânın bu konudaki farklı görüşleri ve tavırları ele alınmaktadır. Ayrıca bey'atin mahiyeti, meşruîyyeti, hukukî boyutu ve çeşitleriyle beraber şûrânın mahiyeti, hükmü, alanı ve şûrâ heyeti üzerinde ayrıntılı bir şekilde durulmaktadır. Akabinde de devlet başkanının seçim yöntemleri açıklanmaktadır. Dördüncü bölümde gününüzde uygulamakta olan "Başkanlık", "Yarı Başkanlık" ve "Parlamenter" gibi çağdaş sistemler ve bu sistemlerin seçim yöntemleri ele alınmaktadır. Son bölümde ise İslâm hukuku açısından çağdaş devlet başkanlığı seçimi değerlendirilmektedir. Bununla beraber İslâm'daki seçim usûlleri, çağdaş seçim şekilleriyle mukayese edilmekte ve aralarındaki benzerlik ve farklılıklara değinilerek konu bitirilmektedir.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve Türkiye'de seçim ittifakları
16 Nisan 2017 tarihinde halkoyuna sunularak kabul edilen anayasa değişikliği ile Türkiye'de uygulanan hükûmet sisteminde değişiklik yapılarak, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiştir. İttifak düzenlemesiyle getirilen yeniliklerden partilerin seçimlere ittifak yaparak girmelerine imkân sağlanması olumlu bir gelişmedir. İttifak yapan siyasi partilerin ülke geneli seçim barajı için ittifakın toplam oyları ile hesaplanması da aynı şekilde olumlu bir gelişme olup, yüksek seçim barajı engelinin siyasi partilerin elbirliği ile aşmaları bağlamında temsilde adalet ilkesine de aykırılık taşımamaktadır. Yeni hükümet sisteminin hayata geçmesiyle sonuçlanan; bu sürecin dünyada yaşanan yürütme erkinin giderek yasama erkinden bağımsızlaştırılması eğilimine de uygun olarak işlediği düşünülmektedir. Sistemin başarılı olup olmayacağını zaman gösterecektir. Bu konunun anlaşılabilmesi için yeni hükümet sisteminde siyasal partilerin nasıl şekil alacağı ve parti sistemi yapısının nasıl etkileneceği önem kazanmaktadır. Nitekim Türkiye'nin geçmişinde yer alan siyasal sistem sorunları hükümet sistemi ile ilişkili olduğu gibi, parti sistemiyle de ilişkilidir.
1946-1954 Bitlis seçimleri
Türkiye Cumhuriyeti'nde muhalefet mekanizmasının henüz yerleşmemiş olmasından kaynaklı demokrasinin sancılı bir dönemden geçmesi ile gerekli olan çok partili yaşam deneyimleri Demokrat Parti ile nihai sonuca ulaşmıştır. Türkiye açısından önemli bir gelişme olan ve daimi muhalefetin sağlanmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi ile Demokrat Parti arasında geçen siyasi çekişmeler, ülkede olduğu gibi Bitlis siyasi hayatına yansımıştır. Bu araştırmadaki temel amaç, siyasi tarihimizde ve çok partili yaşama geçişte büyük bir öneme sahne olan seçimlerin 1946-1954 yılları arasında Bitlis'e yansıması ele alınmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılan çalışma, gerek Bitlis'te gerekse bölge açısından partilerin faaliyetlerini gün ışığına çıkarmaktadır. Bu çalışma 1946-1954 dönemlerini kapsayan Bitlis basınının önemli gazeteleri ve arşiv belgeleri taranarak gerçekleştirilmiştir. İlin önemli yazılı basın kaynaklarından Bitlis Gazetesinden elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırma çerçevesi Bitlis ilinde yayınlanan yerel gazete, seçim süreçleri hakkında yayınlanmış haber ve basın bildirileri ve araştırmacının yorumundan oluşmaktadır. Çalışma kapsamında 1946-1954 yıllarında yayına devam eden gazeteler incelenmiş olup, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivinden yararlanılmıştır. Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm "1946 Bitlis Seçimleri", ikinci bölüm "1950 Bitlis Seçimleri" ve üçüncü bölümde de "1954 Bitlis Seçimleri" başlığıyla incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bitlis, Seçim, 1946, 1954, Siyasi Hayat
Şırnak'ta seçmen davranışı (1973-2019)
Bu çalışma, 1973-2019 yılları arasında Şırnak il genelinde seçmen davranışlarını konu edinmektedir. Bu bağlamda 1973'ten 1990 yılına kadar ilçe statüsünde olan Şırnak genelindeki (milletvekilliği, referandum) seçimleri incelendikten sonra, 1990 ve 2019 yılları arasında ise il statüsünde olan Şırnak'ın genel (milletvekilliği, referandum ve cumhurbaşkanlığı) seçimleri ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiştir. Siyasal aktörlerin yaş, cinsiyet, doğum yerleri, eğitim durumları ve aday oldukları siyasi partiler, il genelinde siyasi parti tercihleri, seçimlere katılım oranları, oy kaymaları, partilerin konumlandığı siyasi yelpazeler, seçmen tercihlerini yönlendiren toplumsal ve politik ortam gibi konular kritize edilip seçmen davranışı correspondence analiz yöntemi ile anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Ayrıca 2014 ve 2019 yerel seçimleri Şırnak merkez ve tüm ilçelerin seçim sonuçları üzerinden, seçmen davranışlarında yaşanan değişim ve dönüşümler, seçmen tercihlerini yönlendiren yerel ve ulusal politik ortam ile özgün dinamikler bütüncül bir perspektifle anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Özetle Şırnak seçmeni 1973'ten 2000'li yıllara kadar gerçekleşen genel seçimlerde sosyolojik yaklaşım modelinin ön gördüğü şekilde seçmen davranışında bulunurken, 2000'den 2019 yılına kadar ise sosyo-psikolojik yaklaşım modeline göre siyasal pratiklerde bulunmuştur. Son olarak 2019 yerel seçimlerinde Şırnak seçmen davranışları rasyonel yaklaşım modeli ile açıklanabilmektedir
Serbest Cumhuriyet Fırkası Akdeniz teşkilatlanması ve faaliyetleri
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı 'nın yıkıcı ekonomik ve toplumsal sonuçları Türkiye'nin kendine has ekonomik, toplumsal ve iç güvenlik sorunlarını bir derece daha ağırlaştırmıştır. Buna karşın İsmet Paşa iktidarı artan huzursuzluklara karşı ekonomik ve sosyal politikalar geliştiremediği için halk tarafından içten içe eleştiriliyordu. Ülkenin; boğucu gündeminden sıyrılması, ekonomik ve sosyal buhranın aşılması için farklı bir bakış açısı gerekliliği ortaya çıkarmıştır. Modern Türkiye yolunda hükûmete muhalefet edebilecek bir partinin gerekliliğini arzusu içinde olan Mustafa Kemal; 1930 yılında artan toplumsal ve ekonomik huzursuzlukları bertaraf etmek amacıyla yakın arkadaşı Ali Fethi Bey'i (Okyar), Paris Büyükelçiliğinden istifa ettirerek Cumhuriyet tarihimizin ikinci muhalefet partisi olan Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurdurmuştur. Fethi Bey'in(Okyar) liderliğinde kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası, Mustafa Kemal'in önerisi ile kurucu kadrolarını tamamlayarak 1930 Belediye Seçimlerinden kısa bir süre öncesinde yurdun çeşitli bölgelerinde teşkilatlanma çalışmalarına başlamış ve teşkilatlanma yapabildiği yerlerde 1930 Belediye Seçimlerine katılmıştır. Bu kapsamda Serbest Cumhuriyet Fırkası Akdeniz Bölgesinin 1930 yılında dört önemli kenti olan Adana, Antalya, İçel (Silifke) ve Mersin'de de teşkilatlanarak belediye seçimlerine katılmıştır. Öte yandan çok partili yeni siyasi düzen karşısında iktidarı elinde bulunduran CHF'nin yeni partiye bakış açısı ve rekabetçi ortama karşı tutumu da merak konusu olmuştur. Yapılan bu çalışmanın amacı; Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın Akdeniz teşkilatlanması ve faaliyetleri sırasında, Adana, Antalya, İçel (Silifke) ve Mersin'de yaşayan halkın yeni partiye karşı sergilediği yaklaşımı ortaya koymak olduğu gibi, 1930 Belediye Seçimlerinin yapıldığı dönemde tek parti olarak iktidarı elinde bulunduran CHF'nin merkez ve yerel teşkilatlarının, Akdeniz'de Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın teşkilatlanma ve faaliyetleri karşısında geliştirdiği yaklaşımı ortaya koyarak, CHF'ye karşı muhalefet görevini üstlenen Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın söylem ve eylemlerini, dönemin arşiv belgelerini, siyasi nutuklarını, meclis konuşmalarını ve gazetelerini tarayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kısa sürecek çoğulcu demokrasiye geçiş denemesi yolunda yaşadığı sancılı sürece ışık tutmaktır.
Elit teori bağlamında Hakkari milletvekilleri
Köken olarak "seçme", "seçilme" anlamlarına gelen Elit sözcüğünün kullanımı 17. yüzyıla denk gelse de 20. yüzyıl da yaygınlık kazanmıştır. Vilfredo Pareto, Gaetano Mosca gibi aydınların geliştirdikleri teori başta olumsuzluk atfeden bir terim olmasına rağmen kendisini geliştirmeyi başarmıştır. Bu çalışma da, kolektif güçlerin, modernleşme hızının yavaş olduğu Hakkari'de etkilerinin olup olmadığı üzerinde durulmuştur ve özellikle çok partili yaşama geçişle birlikte toplumsal yaşamın önemli bir belirleyicisi olan, Hakkari ve çevresinde iki farklı konfederasyona sahip aşiretler özellikle çok partili yaşama geçişle birlikte bölge üzerindeki etkisini gözle görülür şekilde göstermiştir. Aşiretlerin rolü siyasi partilerin de dikkatini çekmiş ve adaylarını belirlemede etkili olmuştur. Ancak aşiretlerin herhangi bir ideolojiyi desteklemediklerini zamanla değişen koşullara bağlı olarak siyasi partileri desteklediklerini söylemek mümkündür. Aşiretlerin bölge üzerindeki etkileri, nasıl büyüdükleri, siyasi parti seçimlerinde aşiretlerin rolü ve günümüze olan etkileri yapılan görüşmelerle aydınlatılmıştır.
Cumhuriyet Döneminde Uşak'ta siyaset ve siyasetçiler (1923-1980)
Çalışmada, Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte tek partili dönem başta olmak üzere çok partili döneme geçiş ve demokratikleşme süreci siyasi partiler, seçimler, milletvekilleri ve yerel yönetimler düzeyinde ele alınmıştır. Önceleri Kütahya'ya bağlı bir ilçe iken 1953 yılı itibarıyla vilayet olan Uşak'taki siyasi yaşam detaylarıyla incelenmiş ve şehir genelinde vuku bulan siyasi faaliyetler objektif bir şekilde aktarılmıştır. Çalışmanın ana kaynağını Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, TBMM Arşivi ve Kütüphanesi, Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Uşak Belediyesi Arşivi, Oğuz Ersoy Özel Arşivi, Alâattin Ergönenç Özel Arşivi ile dönemi yaşayan veya bir şekilde bilgi sahibi olan kişilerle yapılmış söyleşiler oluşturmaktadır.1923 ile 1980 yılları arasında yaşanan siyasi gelişmelerin Uşak'taki etkileri ve Uşak'ta yaşanan önemli olayların ülke siyasetindeki yankıları çalışmanın içeriğini oluşturan diğer konulardır.Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Dönemi, Siyaset, Seçimler, Siyasi Partiler, Uşak, Uşak'ta Siyasetçiler.
Siyasal pazarlamada adayların marka kişiliği: 2019 Yerel Seçimleri Uşak ili örneği
Tüketim ve marka süreçlerini belirli kılan ürün ve hizmet kavramları hızla artan rekabet ile birlikte, markanın önemini günbegün arttırmaktadır. Bu sebeple, gereksinimlerimizin hızla değiştiği ve arttığı küreselleşen dünyada, marka olgusu toplumsal hayatın her alanında varlığını ve önemini hissettirmektedir. Pazarlamadan aktif bir şekilde yararlanan siyaset kavramı etki altına alma ve tercih edilme noktasında bu disiplinin birçok alanına dahil olmaya başlamıştır. Bu bağlamda ortaya çıkan siyasal pazarlama kavramı siyasi yaşamın parçası olanlar için önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyasal süreç propaganda ile başlamış iletişim ve profesyonelleşme ile gücünün daha da pekiştirmiştir. Siyasal pazarlama uygulamaları gün geçtikçe önemini arttırırken marka kavramı da siyasal pazarlama alanında yer edinmeye başlamıştır. Siyasi hayattaki figürlerin birer marka olarak kabul edilmesiyle birlikte marka kişilikleri incelenmiş, marka kişiliği değerleri siyasal marka sürecinde yer almaya başlamıştır. Tezin amacı, 2019 yerel seçimlerinde adaylıkları bulunan dört partinin her adayının marka kişiliklerini incelemek ve seçmenin algı ve tutumunu araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, 18 yaş ve üzeri Uşak il merkezinde yaşayan ve kararsız olan seçmenlere yüz yüze anket uygulanmıştır. Sonuçlar, SPSS 23.0 ve AMOS 23 istatistik programları ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, hem marka kişilik ölçeğine göre belediye başkan adaylarına yönelik algı ve tutumlar arasında hem de seçmen açısından adaylara yönelik algı ve tutumlar arasında anlamlı bir etki olduğu belirlenmiştir.
Concentration of executive power and government responsiveness: examining pledge-policy congruence under the Justice and Development Party (AKP) rule
The main purpose of this thesis is to shed light upon the effect of institutional change on the responsiveness of an elected government to its electoral mandate. Examining pledge-policy congruence across policy domains, it is intended to elucidate how agenda congruence between proposed electoral pledges and subsequent government actions varies under different institutional arrangements. In order to do so, this thesis focuses on periods of the governing Justice and Development Party (Adalet ve Kalkınma Partisi, AKP) covering approximately six legislative tenures over more than twenty years. Using a novel data set, it is found that excessive dominance of the executive power in the hands of a popularly elected president decreases government incentive to respond to its electoral mandates between elections.
Türkiye'de sosyal medyanın seçimler üzerindeki etkisi: 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Twitter örneği
İnsanlık yirmi birinci yüzyılın en büyük itici gücü olan teknolojinin omuzlarında yükselen ağ toplumu gerçeğiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Enformasyon çağı toplumlarını bir araya getiren dijital dünyanın sosyal medya platformları bugün iletişimin en yaygın kullanıldığı alanlardır. Bu çalışma da kültürlerin buluşması ve sosyal etkileşimin yakınlaşmasıyla global/ küresel bir köye dönüşen dünyada siyasi aktörlerin iletişimi sosyal medya üzerinden ele alınmıştır. Araştırmada küresel ölçekte iletişimin geldiği noktada sınırları ortadan kaldıran küreselleşme açılımlarının iletişime etkileri, siyasal iletişimin dönüşümü, sanal ortamlarda nasıl karşılık bulduğuna yer verilmiştir. Konunun gelişimi açısından iletişim, siyaset, medya ve küreselleşme gibi kavramların tanım ve tarihi süreçlerine değinilmiştir. Türkiye'de siyasal iletişim bağlamında sosyal medyanın seçimler üzerindeki etkisi, özellikle adaylar ve seçmen açısından en yoğun etkileşimin yaşandığı 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yansımaları, son olarak sosyal medyanın en aktif mecrası olan Twitter analizleri verilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında detaylı bir literatür taraması yapılmış ve ilgili kaynaklara dayanarak birinci ve ikinci bölüm oluşturulmuştur. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise adayların Twitter hesaplarını incelenerek araştırmanın kapsadığı 9-24 Haziran 2018 tarihlerinde seçimler ile ilgili atılan tweetlerin içerik analizi yapılmıştır.