Human

262 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Oğuz Atay'ın roman ve öykülerinde eşya-insan ilişkisi

Modern Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından Oğuz Atay, eserlerinde genel olarak kentlerde yaşayan, yalnız, hayata tutunamayan, aydın kişileri anlatmıştır. Atay, roman ve öykülerinde insanın kendisiyle ve çevresiyle olan ilişkilerini işlerken eşya-insan ilişkisine de sık sık değinir. Bu metinlerde genel olarak olumlu anlam taşımayan eşyalar karakteri sıkıntıya sokar, bunaltır ve karakterin kendini gerçekleştirmesini engeller. Bundan dolayı karakterler eşyaya yabancılaşır ve onunla hesaplaşır. Üç ana bölümden oluşan tezin birinci bölümünde Oğuz Atay'ın hayatı, edebî kişiliği ve eserleri verilmiştir. İkinci bölümde eşya-insan-kurmaca metin bağlamında kuramsal çerçeve ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Atay'ın Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan, Eylembilim romanları ile Korkuyu Beklerken adlı öykü kitabında eşya-insan ilişkisi incelenmiştir. İnceleme sonucunda Atay'ın eserlerinde karakterlerin eşya ile ilişkisini farklı işlevlerde ve rollerde ortaya koyduğu tespit edilmiştir. Bu eserlerde eşya; kurgu belirleme, psikolojik, atmosfer/karakter oluşturma ve tarihsel/sosyokültürel işlevlerde kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oğuz Atay, roman, öykü, eşya, insan.

Atay, OğuzEşyalarHikaye+5
Yusuf Bulut
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tefsirlerde teshîrin insan-kâinat ilişkisi bağlamında değerlendirilmesi

Allah Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'de gökte ve yerde bulunan tüm varlıkları insanın hizmetine sunduğunu bildirmektedir. "Hizmete verme, emre âmâde kılma, istifadeye sunma, boyun eğdirme" gibi anlamlara gelen teshîr, insanın kâinattaki konumunu ve ona yüklenen sorumlulukları vurgulayan önemli bir kavramdır. Kur'ân-ı Kerîm'de insana teshîr edilen varlıklardan söz edilmektedir. Bu varlıklar; güneş-ay, gece-gündüz, yıldızlar, bulutlar, uçan kuşlar, denizler-nehirler-gemiler, hayvanlar ve bitkilerdir. Ayrıca Allah Teâlâ, Enbiyâ ve Sâd sûrelerinde Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman'a bazı varlıkları musahhar kıldığını zikretmiştir. Bu varlıklar, Hz. Dâvûd için dağlar ve kuşlar, Hz. Süleyman için ise rüzgâr, şeytanlar ve cinlerdir. Kur'ân-ı Kerîm'deki teshîr âyetleri, bünyesinde insanın kâinat ile ilişkisini şekillendirecek yapı taşlarını ihtiva etmektedir. Zira insan, yerdeki ve gökteki tüm varlıkların kendisine musahhar kılındığını düşündüğünde, tüm bu kıymetli varlıkları bir hikmet ve plan dahilinde yaratan yüce bir yaratıcının olduğu ve her şeyin önemli bir amaç için kendisine emanet edildiği hakikatine sevk edilmektedir. İnsan, teshîr ile mümtaz bir konumda iken, aynı zamanda görev ve sorumluluklarının bilincinde bir hayat sürmesi beklenen ayrıcalıklı bir varlıktır.

TefsirVarlıkİnsan
Emine Aladoğan
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Queer ekoloji bağlamında; insan, doğa ve çağdaş sanat

"Queer Ekoloji Bağlamında: İnsan, Doğa ve Çağdaş Sanat" başlıklı bu çalışmanın temel meselesi, doğa ve insan arasındaki yüzyıllardır süregelen düalist yapının sanat tarihi, ekoloji, sosyoloji, felsefe gibi alanlardaki yansımalarını ve bu yansımaların sanat ile ilişkisini irdelerken, özellikle sanat tarihinden seçilmiş örnekler ve bu çalışma kapsamında üretilmiş olan çağdaş sanat eserleri ile bu ilişkinin katmanlarını açmaktır. Antik Yunan' dan da daha eskiye dayanan doğa/kadın, insan/doğa, insan/ötekiler vb. düalist düşüncenin izlerini süren bu çalışma, sanat eserleriyle ve sanat tarihiyle ilişkisinin geniş bir tablosunu çizer. Aynı zamanda, bu çalışmanın temel amacı olan; çağımızın en önemli tartışmaları/problemleri içerisinde yer alan doğa katliamı, çevre kirliliği, sömürü, tahakküm gibi meseleleri queer teori çerçevesinde ele alıp bahsi geçen ikilikler tablosuyla ilişkisini irdelerken gölgelere sinmiş olan erkek egemen sisteme karşı feminist, post feminist, LGBTİ+ hareketlerin de üzerinde çokça durduğu ayrılıkçı yapı queer teori bağlamında daha da derinlemesine tartışılmaktadır. Ekoloji alanı ve queer düşüncenin bir arada ele alınması ile yukarıda bahsi geçen düalist yapının kökleri daha görünür ve tespit edilebilir hale gelir. "İlkel çağlar" dan Antik Yunan' a, Orta Çağın karanlığından yirmi birinci yüzyıl aydınlığına dek şekil değiştire değiştire/kılıktan kılığa girerek süregelen cinsiyet ve doğa ikiliği ile ortaya çıkan ayrılıkçı, sömürgeci, tahakküm zihniyeti, insanlığın miras bıraktığı ilk sanat eserlerinden günümüze dek okunabilir. Bu çalışma, ekoloji, felsefe, sosyoloji, sanat tarihi, feminizm, LGBTİ+ hareketleri, queer teori gibi alanların alet çantasından aldığı kavramları, temelde ortak olan toplumsal cinsiyet tartışmalarını bir araya getirirken sanat tarihinde yer alan/almayan, sözü edilen/edilmeyen sanatçılar ve eserleri üzerinden düalist yapının, tahakkümün, bastırmanın, kapatmanın, dışlamanın genel bir röntgenini çekerken queer' in ekoloji alanı ile bir araya geldiği queer ekoloji yaklaşımı doğa, cinsiyet, tahakküm, sistem vb. meselelerin ortaya çıkardığı tablonun eleştirisini yaparak kökeninin izlerini takip eder. Yukarıda bahsi geçen düşünceler ve tartışmalar üzerinden bu çalışmada ele alınan sanat eserleri, eserlerin anlam katmanları ve sanatçıların kendi söylemleri ya da hayatları queer ekoloji bağlamında ele alınırken toplumsal cinsiyet/doğa ikiliği tarihsel olarak takip edilmiştir. Çağdaş sanat eserlerinde çokça tartışılan doğa/kadın, doğa/insan, insan/öteki, doğa/LGBTİ+ gibi düalist yaklaşımlara karşı ortaya çıkan söylemler bir araya getirilmiştir. Bu çalışmanın son bölümünde yer alan kişisel sanat çalışmaları ise günümüze kadar süregelen bu tartışmaların katmanlarını açarken bazen gösteren, bazen işaret eden, bazen de yeni söylemler yaratan, queer bakış açısı ile ekoloji, toplumsal cinsiyet, iktidar, birey ve toplum arasındaki sınırlarda gezinen ve bu sınırları zorlayan çalışmalardır.

DoğaEkolojiEkolojik sanat+6
Akın Demiral
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Terra sigillata ve tiffany vitray teknikleri ile doğayı dönüştürme

Bu sanat çalışmasında, Terra Sigillata ve Tiffany Vitray teknikleri kullanılarak doğal öğelerin sanat eserine nasıl dönüştürüldüğü incelenmektedir. Seramik sanatında, kil ya da sır gibi inorganik bileşenlerin pişirilmesiyle biçimler oluşturulurken, Tiffany Vitray tekniğinde renkli camlar kesilir ve bir araya getirilerek biçimler oluşturulur. Her iki teknik de doğal öğelerden esinlenerek; örneğin doğadaki hayvan biçimlerini, sanat eserine dönüştürmek için kullanılmaktadır. Bu tekniklerin kullanımı ile doğal öğelerin esiniyle sanat eserine nasıl dönüştürüldüğü ve sonuçta elde edilen eserlerin düşünsel alt yapısı ve teknik aşaması ele alınmaktadır. Bu kapsamda oluşturulan eserlerin seramik kısmında Terra Sigillata tekniği uygulamaları ön plana çıkmaktadır. Doğal öğeler, insanlık tarihi boyunca sanatın bir parçası olmuştur. Doğa, sanatçılar için sonsuz esin kaynağıdır. Terra Sigillata ve Tiffany Vitray teknikleri de doğal öğelerin esere dönüştürülmesinde sıkça kullanılmaktadır. Bu gibi teknikler yardımıyla birçok sanatçı doğanın güzelliğini yansıtmak, ölümsüzleştirmek ve doğal olanı kendi yorumlarıyla kalıcı hale getirmek istemiştir. Bu sanat çalışması raporunda da bu yaklaşım benimsenmektedir. Terra Sigillata ve Tiffany Vitray teknikleri ile doğal öğelerden esinlenerek çeşitli hayvan biçimleri yorumlanmaktadır. Sanat çalışması raporunda yer alan kişisel hayvan yorumlarıyla; hayvanların, üretim makinalarına dönüştürülmesine dikkat çekilmek istenmektedir. Bu nedenle besi hayvanları gözlemlenmiş ve incelenmiştir. Besi için yetiştirilen hayvan bedenlerinin, kullanılan teknikler yardımıyla esere dönüştürülmesi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Dönüştürme, Doğa, Hayvan, İnsan, Tiffany Vitray, Terra Sigillata

DoğaHayvanlarSanat eserleri+3
Kayahan Dönmez
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektronik belge yönetim sistemlerinin kullanılabilirlik ve insan – bilgisayar etkileşimi açısından değerlendirilmesi: Hacettepe Üniversitesi örneği

Bugünün dijital dönüşüm çağında kuruluşların ihtiyaç duyduğu verimlilik ve rekabet gücüne erişmeleri, kurumsal bilginin organizasyonunu sağlayan elektronik belge yönetim sistemleri olmadan mümkün değildir. Modern iş dünyasının can damarı olan elektronik belge yönetimi, standartlara uygun belge oluşturma, düzenleme, dosyalama, iş akışına uygun olarak imzaya ve dağıtıma çıkarma, yetkilendirme mekanizması ile belge gizliliğini koruma, zaman ve konumdan bağımsız olarak belgelere erişim sağlama, iş kurallarına göre arşivleme ve yaşam süresi dolan belgeleri imha etme süreçleriyle, kurumlardaki bilgi ve belge yönetimine sürat, güvenlik, maliyet, verimlilik bakımından önemli katkılar sağlar. Dünya genelinde onlarca elektronik belge yönetim sistemi, birçok yeni işlev ve özellik ile piyasaya sürülürken EBYS'lerde kullanılabilirlik özelliği, diğer tüm işlev ve özelliklerin verimli ve etkili kullanılabilmesini doğrudan etkilemektedir. Zira kullanıcı sistemi kullanarak mevcut işlerini daha az çaba ile gerçekleştiremediğinde sistemler atıl kalmakta ve iş verimliliği düşmektedir. Elektronik Belge Yönetim Sistemleri, yazılım geliştirme sürecinde, sertifikasyon sürecinde, yazılım satın alma kararı verilmeden önce ve yazılım kullanılmaya başlandıktan sonra belirli aralıklarla kullanılabilirlik bakımından test edilerek, kullanıcı profili, teknoloji ve iş kurallarına uygun olmayan özellikleri tespit edilmelidir. Oysa günümüzde halen EBYS seçim ve sertifikalandırma süreçlerinde kullanılabilirlik faktörü yetersiz temsil edilmekte, kullanıcı odaklı yazılım geliştirme ve kullanılabilirlik testleri yazılım geliştirme yaşam döngüsünde ihmal edilmektedir. Bu ihmalin sebebi, işlevsel kriterler kolayca formüle edilebilir iken, kullanılabilirlik hakkında gerekli yetkinliğe ve yeterli farkındalığa sahip olunmamasıdır. Bu tez çalışmasında 4 ayrı kullanılabilirlik değerlendirme yönteminin (Sezgisel Değerlendirme, Sunucu Log Analizi, Sunucu Logları ile Rota Analizi ve Kullanıcı Testi) EBYS üzerinde uygulanma teknikleri, yöntemlerin güçlü ve zayıf yönleri, yöntemleri daha verimli kılmak için öneriler, hangi test yöntemleri ile ne tür bilgilere ulaşılabileceği, bu bilgiler ile EBYS'lerin hangi açılardan iyileştirilebileceği, EBYS kullanılabilirliğini etkileyen faktörler ve farklı roller açısından kullanılabilirlik testlerinin getirdiği faydalar, Hacettepe Üniversitesi EBYS örneği üzerinden ortaya çıkarılmıştır. Sezgisel Değerlendirme yönteminde literatür taraması ile bir kullanılabilirlik kriter listesi geliştirilmiş, EBYS açısından önem arz eden 30 ekran bu kriterler ışığında 2 iterasyonda test edilmiştir. Sunucu Log Analizi yöntemi ile EBYS sunucusunda depolanan 29 günlük, 16 milyon erişim log kaydı ve 8064 hata log kaydı üzerinde gerçekleştirilen log analizleri sonucunda, istatistiksel kullanım bilgileri elde edilmiştir. Sunucu Logları ile Rota Analizi yönteminde, verinin temizlenmesi, sayfa adreslerinin kodlanması, kullanıcı oturumlarının tespiti, tüm oturumlardaki rotaların (URL dizilimlerinin) belirlenmesi ve tüm alt rotaların ortaya çıkarılması adımları izlenerek rotaların tüm oturumlarda görülme sıklığı belirlenmiştir. Kullanıcı Testi çalışması kapsamında, Sunucu Log Analizlerinin ve Sezgisel Değerlendirme çalışmasının işaret ettiği problemli işlem ve sayfalar için 5 deneyimli, 5 deneyimsiz 10 denek ile kullanıcı testleri gerçekleştirilmiştir. Test sırasında uygulanan görevler aracılığı ile kullanıcıların ara yüz kullanım performanslarını gösteren etkinlik ve verimlilik ölçümüne ilişkin çeşitli nicel bilgiler, video kaydı ve sesli düşünme tekniği ile nitel veriler elde edilmiştir. Araştırma sonucunda tüm bulgular bir araya getirildiğinde, belge yaratma ekranlarının sadelikten uzak olması ve yönlendirici olmaması, belge arama işleminin etkili olmaması, işlemleri gerçekleştirmek için gerekli bilgilere erişimin zor olması, dolaşım yeteneklerinin yetersizliği nedeniyle sistemde kaybolma hissi yaşanması, yönlendirici ve öğretici olmayan hata mesajları ve standart dışı işlem yapmaya müsaade eden yazılım tasarımı, EBYS kullanılabilirliğini en çok etkileyen, kullanıcıları en çok zorlayan faktörler olarak ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca EBYS kullanılabilirlik değerlendirmesi için bir model geliştirilmiş, bu model ile, EBYS kullanılabilirlik değerlendirmesi, EBYS hakkında karar destek bilgilerinin elde edilmesi ve EBYS kullanıcı eğilimlerinin izlenmesi olmak üzere 3 farklı kategoride test yöntemlerinden nasıl faydalanılabileceği açıklanmıştır.

Bilgisayar destekli bilgi sistemleriElektronik belge yönetimiHacettepe Üniversitesi+5
Sevgi Koyuncu Tunç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Travmanın insan ilişkileri üzerindeki etkisinin ikinci tekil ve ikinci çoğul şahıs üzerinden dil kullanımına yansıması

Bu çalışmada, travmatik deneyimlerin insan ilişkilerinde ikinci tekil ve ikinci çoğul sahış üzerinden dil kullanımına yansıması incelenmiştir. Çalışma için 83'ü kadın 18'i erkek toplam 101 katılımcının travmatik yaşantıları, anlatmış oldukları mutlu ve üzgün hikayeler üzerinden dil kullanımı ele alınmıştır. Katılımcıların dil kullanımına ilişkin sağladığı veriler "Dilbilimsel Analiz ve Sözcük Sayımı (Linguistic Inquiry and Word Count)" yazılımı ile incelenmiştir. Travmatik yaşantılara ilişkin veriler katılımcılara verilen "Travmatik Yaşantılar Ölçeği" ile toplanmıştır. Çalışmada katılımcıların kullandıkları tüm sözel ifadeler çözümlenmiş; sonucunda kendi yaşantılarından bahsederlerken ikinci tekil ve ikinci çoğul şahıs kullanımı arasında anlamlı ilişki bulunmuş ve bu doğrultuda araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda, üzgün olduğunu düşündükleri günü paylaşan katılımcıların mutlu olduğunu düşündükleri günü paylaşan katılımcılara göre travma yaşantıları sayısının daha fazla bildirildiği ve kendi yaşantılarından bahsederlerken ikinci tekil ve ikinci çoğul şahıs kullanımının daha fazla olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulguların, zamirlerin kullanımının kişilerin psikolojik belirtileri ile ilişkili bir unsur olabileceği ve özellikle travma ile mesafe, genelleme ve empati/hikayeleştirme kavramları arasındaki ilişkinin ele alınmasında kişilerin sen/siz ifadelerini kullanım sıklığı ile paralellik gösterdiği görülmektedir. İlerleyen dönemlerde yapılacak çalışmalar açısından söz konusu bulguların katkı sağlayabileceği düşünülmektedir

Dil kullanımıTravmaÖlçekler+2
Merve Beyhan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Imam al-Ghazali's understanding of human ontology and behavior

This study aims to scrutinize Imam Muhammad Al-Ghazali's (d. 1111) understanding of human ontology within a psycho-spiritual system as well as his explanation about the formation of human behavior. It also analyzes the spiritual formation of a human being with presenting certain spiritual constituents which are the reason-intellect ('aql), heart (qalb), spirit (ruh) and self (nafs). The heart, which is the subtle tenuous substance and the essence of the human beings according to Ghazali, is under the influence of both the interactions among these spiritual elements and the external factors like angels, demons and other human beings. Depending on the interactions and influences, this study investigates how and for what reason the psychological state of human beings changes based on the levels of the self (maratibu'l nafs). In light of this, it, then, presents the ideas of Ghazali about how behaviors of human beings are produced and about the motives behind the behaviors. For Ghazali, all the behaviors stem from the heart, so the state of the heart is the essential determinant in behaving in a certain way.

Religious philosophyGazaliOntology+3
Cemre Ateşçi
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative approach to the neurobiological basis of human will: Kant and al-Ghazali

This study aims to present both the neuroscientific findings on Human Will and its philosophical perspectives from the Civilisations of the West and Islam. It aims to cor-relate the philosophies of the concept Human Will with the Neuroscientific evidences deduced from human brain experiments. The central thesis of this research claims that the Neuroscientific perspectives on the issue of Human Will are compatible with the Human Will concepts of Kant and Al-Ghazali. This compatibility is argued for in order to frame a more informed conversation between Neuroscientists and Philosophers. This argument is contrary to the belief that the findings of Neuroscientific studies are in opposition to the transcendental connotations that are embedded in the works of Kant and Al-Ghazali.

GazaliKant, ImmanuelNeurobiology+2
Muhammad Yusoph Balındong Ramos
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta içkinlik felsefesi: İnsan ve hayvana posthümanist yaklaşım

Bu tez çalışmasında 21. yüzyıl sanat nesneleri içkinlik felsefesinin kavramları etrafında ontolojik, epistemolojik ve etik açıdan eleştirilmiştir. Hümanizmin yarattığı insan merkezciliğini eleştiren bu çalışma, tüm aşkınlıklara karşı varlığın içkinliğini savunan sanat nesnelerini Martin Heidegger'den Jacques Derrida'ya, Donna Haraway'den Bruno Latour'a kadar uzanan düşünürlerin kavramları ile tartışmaya açmıştır. Haraway'in yoldaş türler, birlikte-oluş, siborg gibi kavramları; Latour'un ağ-aktör teorisi ve Antroposen'e dair anlatıları; Deleuze ve Guattari'nin oluşu; Heidegger'in ontolojisi gibi felsefi nosyonlar tartışılmıştır. Geleneksel felsefenin süregiden insan merkezli perspektifini yıkan Seol Lee, Boris Labbé, Anicka Yi, Petrit Halilaj, Pierre Huyghe ve Anthea Hamilton adlı sanatçıların insan ve hayvan başta olmak üzere canlı yaşamını merkeze alan çalışmaları incelenmiştir. Bu sanatçıların, varoluşu rizomatik ağlarla birbirine bağlı failler olarak tanımladığı ve varoluşun bu faillerin kurduğu ittifaklar üzerinden anlaşılması gerektiğini savundukları iddia edilmiştir.

Batı felsefesiFelsefeHayvanlar+7
Ruken Aslan Sevim
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessAR

The meaning of human freedom according to sheikh Mohammed Saeed Ramadan Albouti

Bu tez Şeyh Muhammed Said Ramazan el-Butî'nin düşüncesindeki insan hürriyeti konusu etrafında dönmektedir. Bu, ihtiyar ve cebir adı altında eskiden beri kelam âlimlerinin araştırdığı bir konudur. Bu mesele etrafında görüşler çoğalmıştır. Her birinin kendine göre delilleri vardır. Ben bu tezde bu görüşlere, bu meselenin tarihine ve geçtiği aşamalara değindim. Davetçileri ve bu ilimle uğraşan kimselerin kalbini meşgul eden en önemli konulardan biri olduğundan bu konuyu araştırdım. Bu konulardan bazıları şunlardır: insan fiillerinin gerçek yaratıcısı kimdir, insan tüm tasarruflarında ve fiillerinde hür mü yoksa mecbur mu? Şeyh Butî'nin bu konuya değindiği metot gibi. Butî'nin değindiği tüm konulara değindim. Bu tezde Eş'arî ve Maturî olarak ehlisünnetve'l-cemaat'tan ve diğer kelamî mezheplerden görüşleri zikrettim. Butî'nin diyalektik, materyalizm ve komünizm görüşünde olan batı ve doğudaki şüphe ehline olan cevaplarını ve Müslümanların akidesiyle ilgili birçokfikhîictihadlarını da naklettim. Bu tezde, araştırmanın öneminin Müslümanları ilgilendiren herhangi bir konuyu açıklamada gizli olduğunu, Allah(cc) hakkında cebr ve zulüm gibişeyleri hiç düşünmemesi gerektiğini ortaya koydum. Nice insanlar var ki bilgilerinin azlığından dolayı kaza ve kader hakkında hayrete düşmüşler ve nice gruplar var ki Allah(cc)'ın sıfatlarını ve zatını yaratılmışların sıfatlarına kıyasladıkları için teşbih ve ta'tile girmişlerdir. Araştırmanın hedefi hürriyyetin gerçek manasını açıklamak, insanın hürriyyetini ve kerametini müdafaa etmek, insan iradesinin Allah iradesi önündeki gidişatını açıklamak ve hürriyet ve İslam'ın bu konudaki konumu hakkındaki problemleri açıklamaktır. Örneğin: tabir etme hürriyetinde İslam'ın konumu nedir? Mürteddin ölümünün vucübiyyeti karşısında şahsi hürriyyet nerede? Farklı grup ve taifelerden dolayı İslam'ın gölgesinde hürriyyet genişler mi? Şura sistemi hâkim için gerekli mi? Şeyh Butî'nin eserlerini okurken tüme varım yöntemine tabi oldum. Sonra onun görüşlerini, eserlerini, insan hürriyetiyle alakalı en önemli konuları arz ederken ve insan tüm fiillerinde hür mü yoksa bazı filleri yapmada mucber mi? gibi konularda onun tutumunu ince bir şekilde tahlil ettim. Bu araştırma bir mukaddime, bir temhid, iki bab, sonuç ve en önemli kaynakların listesinden oluşmaktadır. Mukaddime bölümünde örneğin konunun önemi, bu konuya iten sebepler, bu araştırmanın hedefleri, metodu, beklentileri, bu konu hakkında önceden yapılmış çalışmalar ve şeyh Butî'nin hayatı, fikri ve metoduyla alakalı çalışmalar gibi konulara değindim.

Murad Charif
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Poetry analysis within the scope of ecopoetry: The voice of nature in ecopoetry

Humankind has been in contact with nature since the beginning of his existence. Being vulnerable in the early stages of this relationship, humankind lived according to the rules of nature and in harmony with it. He attributed meanings to the natural phenomenon occurred around him for he had limited knowledge of what was happening. Nature was symbolizing an incredible power that was providing and giving him not only shelter but food as well. However, man increased his knowledge about nature each passing day, which led him to see himself as superior to nature and began exploiting nature as he wished. This increase led him to see himself as superior to nature and he began exploiting nature as he wished. The thought that man considered himself superior to nature formed the basis of ecological problems and it was the beginning of irreversible consequences of human destruction of nature for his own benefit, especially with the age of enlightenment's human-centered ideas and the subsequent industrial revolution. When humankind has realized that the exploitation of nature ultimately harms him, he has started to look for ways to compensate for the harm that he has done to nature. Literature has put forward the relation of humans with the environment in written works, and many writers have written numerous works in order to raise the environmental awareness of humans. As a result of this conscious raising, ecocritical theory and one of its sub-disciplines ecopoetry began to flourish all over the world. The purpose of this study is to study the emergence, origin, development, and status of ecopoetry a subset of ecocriticism. Furthermore, the aim of this study is to reveal a comprehensive review of ecocriticism. In the final chapter, I will try to analyze poems of various ecopoets through an ecopoetic perspective. Although ecocriticism has started to ensure its place in the literature of our country, as in the literature of many other countries, the fact that ecopoetry remains in the background and does not receive enough attention in the literary world is the main reason that led me to write this thesis about ecopoetry. Keywords: Ecocriticism, Ecopoetry, Nature, Human, Space, Place

NatureEcocriticismEcopoetry+4
Ahmet Özkan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Impact of interrelation of ecology and dystopia on fictionalization process: The Windup Girl and The Water Knife by Paolo Bacigalupi, and The Drowned World and The Drought by J. G. Ballard

Ecology and dystopia can be counted among the most reflective genres in literature through which reader have the opportunity to see the consequences of human deeds on nature manifestly. Even though they are commonly analyzed as different branches of literary works, they can be regarded as the parts of an intermingled unity since they portrait the possible incidents in the near future caused by human action. In addition to that the relationship between ecology and dystopia makes it possible to identify and classify the contemporary novel better. In fact, this identification and classification make it easier to observe the impacts of the careless activities of human-centered life on earth. In that respect, this thesis offers a wide examination on the field of ecology and an in-depth research on the dystopia. Furthermore, this work will contribute to the field with brief and clear information on ecology and dystopia and their impact on fictionalization process. In other words, this study aims to put forward significant information on the effects of the relationship between ecology and dystopia on contemporary narrative. The influences of this link on the fictionalization process of the contemporary novel will be illustrated through four novels; The Windup Girl and The Water Knife by Paolo Bacigalupi, and The Drowned World and The Drought by J.G. Ballard. Finally, these books will be handled under these subtitles; character; human and nature, and setting; time and place.

Bacigalupi, PaoloBallard, James GrahamDystopia+5
Fatma Karaman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessAR

الصحة النفسية في القرآن الكريم

Mental health is one of the most important issues that Islam is concerned with, as the stability of one's mental health leads to happiness in this world and the hereafter, and on the contrary, the deterioration of mental health leads to unhappiness in both worlds. Man is a being with a soul, mind, heart and body, and all these components play an important role in his life, one of which cannot be separated from the other. According to the Islamic perspective, the issue of human happiness or misery has been resolved, because no one who follows the guidance of Almighty Allah does not deviate or suffer, and mental health is included under this general divine rule.In addition to the above, the religion of Islam is endorsed by Allah Almighty for the people and has become complete and complete to encompass all aspects of a person's life, since God Almighty chose him as a caliph on earth and understood what he received from the Shari'ah for him to live a proper, carefree life. He gave a mind. This study aims to examine how a person's mental health is stabilized by the verses of the Qur'an and the hadiths of the Prophet, and to examine the most important main issues on this subject in a way that will benefit the reader, based on the sources and references written on mental health, and aims to provide a service. Keywords: Mental health, the Quran, the Sunnah of the Prophet, people, types of spirit, psychological disorders الصحة النفسية من أهم الموضوعات التي اهتم بها الإسلام، ذلك أن استقرار الصحة النفسية للإنسان يؤدي إلى سعادته في الدنيا والآخرة، وعلى النقيض من ذلك فإن تدهور صحته النفسية يؤدي إلى شقائه وتعاسته في الدارين. وما ورد في القرآن الكريم من الآيات المتعلقة بتنمية الصحة النفسية كثيرة متشعبة، ولكن يمكن دراستها عبر محاور رئيسية تندرج تحتها المسائل الفرعية المتعلقة بها، ولعل كثرة النصوص وتشعبها يعزى إلى كيان الإنسان، فإنه مخلوق له روح ونفس وعقل وقلب وجسم، وكل هذه المكونات تؤدي دوراً مهماً في حياته، بحيث لا يمكن فصل أحدها عن الآخر. إضافة إلى ما سبق فإن الدين الإسلامي الذي ارتضاه الله تعالى للناس وجاء كاملاً شاملاً لكل جوانب حياة الإنسان، كان الإنسان وما يزال هو الهدف الأول لتشريعه، سواء حياته في الدنيا أو مصيره في الآخرة. وهو الذي اختاره الله خليفة في الأرض، ووهبه عقلاً يفهم به ما يتلقاه من الشرع، من أجل أن يحيا حياة طيبة هانئة لائقة به. قضية سعادة الإنسان أو شقائه في منظور الإسلام محسومة منذ هبوط آدم عليه السلام إلى الأرض، ويكمن حسمها في أن من اتبع هدى الله تعالى فلا يضل ولا يشقى، والصحة النفسية مندرجة تحت هذا الحكم الإلهي العام. وجاءت هذه الرسالة لدراسة كيفية استقرار الصحة النفسية للإنسان وفق المنهج الإلهي، من خلال الآيات القرآنية، ودراسة أهم المسائل الرئيسة المتعلقة بهذا الموضوع، بالاستناد إلى المصادر والمراجع التي ألفت حول الصحة النفسية، لعلها تتحف نفعاً لقارئها، وتثري المكتبات الإسلامية بشيء جديد في هذا المجال. الكلمات المفتاحية: القرآن الكريم، الصحة، النفسية، النفس السوية، النفس الأمارة بالسوء، النفس المطمئنة، التربية الإسلامية.

Zhela Jalal Abdulrahman Al-naqshabandı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nietzsche ve Dostoyevski'de bilimci insan tasarımının reddi

İnsan varoluşu ve insanın ne olduğu problemi uzun zamandır felsefenin temel konusu olmuştur, olmaya da devam edecektir. Fyodor M. Dostoyevski (1821-1881) ve Friedrich Nietzsche (1844-1900) 19. yüzyılda düşünce, felsefe ve edebiyat hayatına büyük katkı sağlamış ve damga vurmuş iki önemli düşünürdür. Her ne kadar farklı şehirlerde, farklı ortamlarda yaşamış olsalar da hayatları boyunca insan ve insanın problemlerine dair düşüncelerini ortaya koymuşlardır. Her iki düşünürde insanı ele alırken zaman zaman benzer sonuçlara varmışsa da çoğunlukla insanı farklı biçimlerde ele almışlardır. Dostoyevski ve Nietzsche, temelde insan hayatının anlamını ve değeri problemi çerçevesinde, insanın kendisinde sahip olduğu olanakları nasıl en üst değere çıkaracaklarına dair teoriler üretmişlerdir. Dostoyevski için insanın kendi varlığını gerçekleştirmesinin yolu; insan sevgisi, merhameti ve kendisinden üstün olan yegâne güç olan Tanrı'ya inanmak ile dinine temiz bir kalple bağlanmaktır. Nietzsche açısından ise bu yol, insana toplum tarafından dayatılmış ve sorgulamadan kabul ettiği ahlaki ve dini değerlerin özünde değersiz olduğunu bilmesi ve bu değer yargılarından kurtularak kendi içinde bulunan gücü keşfetmek kaydıyla üstinsana ulaştırabilmesidir. Her iki düşünürün ortaklaştığını iddia ettiğimiz yanları, ikisinin de insanın kendini gerçekleştirmesine ve bunu dışsal bir otoriteden bağımsız yapması gerektiğine dair vurgularıdır. Bizim bu tezde göstermeye çalışacağımız şey tam da bu otoritenin ideolojik görünümlü bir bilim tasarımı olduğudur.

BilimBilim felsefesiDostoyevski, Fiodor Mihayloviç+5
Hediye Çelik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

5. sınıf sosyal bilgiler dersi insanlar, yerler ve çevreler öğrenme alanı kavramlarının öğretimine yönelik bir eylem araştırması

Bu araştırma beşinci sınıf sosyal bilgiler öğretim programında "İnsanlar, Yerler ve Çevreler" öğrenme alanında yer alan konu ve kavramlar hakkında öğrencilerin sahip oldukları ön bilgi tespit edilmesi, bu kavramların daha etkili ve kalıcı öğretimi üzerine etkinlik ve uygulamalar gerçekleştirilmesi, etkinlik ve uygulamaların kavram eğitimi üzerine etkisini gözlemlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada harita ve kavramları, yeryüzü şekilleri ve kavramları, iklim ve Türkiye'de Görülen İklim Tipleri ve Özellikleri, Nüfusun Dağılışını Etkileyen Faktörler konuları ve kavramları ile doğal afet kavramı ele alınmıştır. Bu araştırma nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Denizli ili Bekilli ilçesinde bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 16 beşinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin isimleri gizlenmiş ve araştırma içeriğinde kod isimlerle anılmışlardır. Araştırma kapsamında veri üretme aracı, kavram geliştirme aracı ve süreç destekleme aracı olarak zihin haritası, kelime ilişkilendirme testi, yarı yapılandırılmış görüşme kavram haritası, kavramsal değişim metni, odak grup görüşmesi, deney, gözlem, saha notları ve çeşitli etkinlikler hazırlanıp kullanılmıştır. 7 hafta süren araştırmada üretilen veriler ifadeye dayalı içerik analizine tabi tutulmuş, ilgili kavram için geliştirilen ölçütlerle kıyaslanarak bulgu ve sonuçlara dönüştürülmüştür. Araştırma ilgili konu ve kavram hakkında hazırlanan haftalık eylem planına göre gerçekleştirilmiştir. Haftanın ilk ders saatinde ön durum tespiti yapılmış, ikinci ders saatinde konu öğrenci grubu ile bir defa işlenmiş, üçüncü ders saatinde kavrama ilişkin etkinlik uygulanmış ve sonrasında son durum tespiti yapılmıştır. Eksik öğrenmeler tespit edildiğinde ek eylem planı hazırlanmış ve dördüncü ders saatinde ek etkinliklerle beraber uygulama gerçekleştirilmiştir. Tüm sürecin betimsel gözlemini yapabilmek için araştırmacı tarafından saha notları tutulmuş, her veri analizinden ve ek etkinliklerden sonra odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrenci grubunun haritaların çeşitlerine, Türkiye'de görülen iklimlere, çevrelerinde gördükleri belirgin yer yüzü şekillerine ilişkin kısmi ön bilgisi ve algısı vardır. İklim kavramını beşinci sınıf öğrencileri mevsimlerle karıştırmaktadır. Doğal afetleri isim olarak bilmekte ancak tanım yapamamakta, afetlerden korunma yollarını bilmemektedir. Araştırmaya konu diğer konu ve kavramlara ilişkin temel boyutlara ait öğrenci grubunun ön bilgisi çok az veya hiç yoktur. Süreç sonu son durum bulgularına göre öğrenci grubu harita kavramının haritanın elemanları temel boyutundan düzlem ve kuşbakışı görüntü alt boyutlarına, iklim kavramının iklimin etkileri temel boyutunun tüm alt boyutlarına, nüfusun dağılışına etki eden doğal faktörlerden toprak özellikleri, bitki örtüsü alt boyutlarına, beşerî faktörlerden madenciliğe ilişkin yeni öğrenmeler sağlayamamıştır. Öğrenci grubu yeryüzü şekillerinden koy, körfez, burun, yarımada, ada, boğaz, okyanus kavramlarını ise tanım olarak birbirine karıştırmıştır. Doğal afet tanımlarını eylem planı sonrası yapabilir düzeye gelseler de depreme karşı alınacak tedbirleri doğru bir şekilde ifade edememişlerdir. Öğrenci grubu ek eylem planı sonrası uygulanan etkinliklerle ilerleme sağlayamadıkları, kavram karmaşası yaşadıkları temel ve alt boyutları etkili bir şekilde öğrenip ilerleme sağlamıştır. Öğrenci grubu zihin haritası ve uygulama etkinlikleri gerçekleştirmeyi kendileri adına yararlı bulmuştur. Öğrenci grubunun en etkili öğrenme sağladığı uygulamalar ek etkinlik olarak yapılan sosyal bilgilere özgü deney ve gözlemler olmuştur.

Beşeri coğrafyaSosyal bilgilerSosyal bilgiler dersi+5
Emrah Urhan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessAR

ماهية الإنسان ووظيفته وعاقبته في علم الكلام(رسائل النور أنموذجا)

This research deals with the issue of man from the perspective of the science of islamic theology (kalam) which discusses the fundamentals of religion and answers the great questions concerning divinity , prophecies, and the unseens. This study is an attempt to find out the full picture about the nature of man, his duty, and his desteny after this worldly life. The researcher analyzesed one of the most important secholarly works in this age named Risale-i Nur (the letters of the light) wish has been written by the great scholar Said Nursi. He Has revived this science of kalam by including a section to it in addition to its important topics which can be called ( islamic humanities). He has provided an important treatment to the existential human issues with systematic approach and a holistic content. Key Words: Man. Nature of man. Duty of man. Desteny of man. islamic theology (kalam). Risale-i Nur. Bediuzzaman Said Nursi.

Yassine İbrahim Mahamat
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan-hayvan ikiliğinde tahakküm ilişkisi ve sanattaki görünürlüğü

Tahakküm "baskı ile hükmetme veya hüküm sürme" (Kılıçoğlu, Araz, Devrim, 1973, c.11, s.684) anlamlarına gelmektedir ve temeli doğrudan 'sahip olmak' ve 'mülkiyet' kavramlarına dayanmaktadır. Tahakküm ilişkisi; bir kişinin başka bir kişiyi kendi mülkü haline getirerek onun özgürlüğüne 'sahip' olması ve bu durumu dilediği gibi kötüye kullanmasını ifade eder. Fromm, 'sahip olmak' ve 'olmak' kavramlarının arasındaki farkı açıklar. 'Sahip olmak', insanın yaşamı boyunca her zaman daha fazlasını istemesi, her şeye sahip olma hırsıyla hükmetme, egemen olma arzusudur (2003, s.48). Ancak, sahip olmak eğilimindeki kişi hiçbir zaman yeterli şeye sahip olarak bir doyum içerisinde olamamaktadır. Sartre'ın düşünceleri de bu yöndedir: "sahip olmak arzusu kendi-içini dünya üstünde, dünyanın içinde ve dünya boyunca hedef alır" (2010, s.739). 'Olmak' ise sahip olmanın tam tersidir. Bu durumda kişi 'sahip olmak' arzusuyla her şeyi elde etmeye ve ona hükmetmeye çalışmaz. Hayvanlar üzerindeki tahakküm kapitalizmin ve endüstrileşmenin büyümesiyle geniş bir alana yayılmaktadır. Öyle ki günümüzde insanın hayvanlara hükmetme hakkının olduğu düşüncesi yaygın bir ideoloji haline gelmiştir. Bu nedenle, Singer, insanların büyük bir bölümünün türcü olduğunu belirtmiştir (2018, s.56). Birinci ve ikinci bölümlerde tahakküm üzerine yürütülen kuramsal analiz, sadece tahakküm altındaki canlının değil, aynı zamanda tahakkümü kuran kişinin de yıkıcı bir eylemle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Kişinin; sahip olmak eğilimli düşünceleri ile kurduğu tahakküm nedeniyle, dünyaya ve kendisine verdiği zarar dönüp dolaşıp yine kendisini bulmaktadır. Dolayısıyla, aslında kendi uyguladığı tahakküm ile kendisini de tahakküm altına almış olmaktadır. Tahakkümün nedenleri incelendiğinde; 'ölüm korkusu', 'yabancılaşma', 'kendini var etme', 'türcülük' ve 'insan-merkezcilik' gibi olgular ön plana çıkmaktadır. Bu olgular; üçüncü bölümde, seramik heykel, yerleştirme, fotoğraf, video, performans gibi sanat alanlarında yapılmış temsili örnekler üzerinden incelenmiştir. Kimi sanatçılar çalışmalarını hayvanları nesneleştirerek ya da hayvan sömürüsünden faydalanarak gerçekleştirirken, başka sanatçılar ise çalışmalarında hayvanların insanların çıkarları ve hizmeti için var olmadığı gerçeğinden hareketle, bu olguları eleştirmekte, dolayısıyla hayvanları araçsallaştırmamaya çalışmaktadır. Sonuç olarak, bu kuramsal ve sanatsal araştırmalar üzerinden elde edilen çıktılar dördüncü bölümde uygulanan sanat çalışmalarına aktarılmıştır. Buna göre; insan-hayvan ikiliğindeki tahakküm süreci – nasıl başladığından nasıl son bulduğuna kadar- sanatsal olarak işlenmeye çalışılmıştır. Kişinin kendi yarattığı tahakkümün işgali altında kalma durumu 'tavla' ve 'satranç' gibi oyunların dinamikleri ile tasvir edilmiştir. Tahakkümün evreleri video, seramik heykel ve enstalasyon gibi disiplinlerde uygulanmış sanat eserlerinde somutlaştırılmıştır. Böylece, özgürlüğü tek taraflı hale getiren ve nihayetinde kişinin kendisine geri dönen bir bumerang olarak kendi özgürlüğünü de baskı altına alan kendi yarattığı tahakküm, hayvan olgusunu ya da imgesini araçsallaştırmadan görünür kılınmaktadır.

HayvanlarSanatSanat eserleri+5
Meriç Kurt
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel çözümlemeler: Antroposen Çağında doğa insan ilişkisi

Doğa ve insan kavramları felsefe, bilim gibi birçok farklı alanlarda incelenmiştir. Ayrıca doğa ve insan arasındaki bağ eski çağlardan günümüze kadar gelmektedir. İnsan bilinen ilk tarihten itibaren yaşamını doğa içerisinde sürdürmeye çalışmıştır. Yaşadığı çevreyi tanıdıkça da doğada üstünlük kurabileceğini düşünerek bulunduğu yeri kendine göre değiştirmiştir. İnsan gelişmeye devam ettikçe doğayı değiştirmeye de devam etmiştir. Doğanın bu denli bozulması da günümüzde insan çağı olarak bilinen Antroposen çağına girdiğimizin bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Antroposen çağı, insanoğlunun gelişmesi ile dünyaya olan etkisinin en üst seviyeye çıktığı, yeni bir jeolojik çağdır. İnsanların doğaya bu denli karışmaları ise sanat alanında da kendini göstermektedir. Tezin genelinde insanın doğa üzerinde oluşturduğu tahribattan ve onun sanata yansımasından bahsedilmiştir. Doğanın insan ile arasındaki ilişkisi mağara resimlerinden bugüne kadar pek çok sanat alanında sanatçıların ilgi odağı olmuştur. Doğa içerisinde yaşamını sürdürmeye çalışan bir başka canlı türü olan hayvanlara da sanat alanında çokça yer verilmiştir. Özellikle hayvanların nesillerinin tükenmesi geri dönüşümü olmayan bir felaket olarak düşünülmektedir. Bu tezin amacı hayvan ve insan figürlerini resmederek; Antroposen çağında artan doğa tahribatı konusunu görsel olarak çözümlemektir. Doğanın kendi düzeninin dış faktörlerle bozulması üzerinde durulmuştur. İnsan olan ve insan olmayan arasındaki bağ hakkında bilim, sanat alanından ve onlara yardımcı alanlardan araştırmalar yapılmıştır. Araştırmalar doğrultusunda kelebek etkisi, Yedinci Kıta gibi kavramlarla doğa tahribatının görülmeyen ya da dikkat edilmeyen tarafların ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.

Antroposen ÇağDoğaResim sanatı+1
Beyzanur Doğan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hava taşımacılığında insan ticaretinin önlenmesine dair farkındalık oluşturmaya yönelik bir eğitim önerisi

İnsan ticareti suçu uzun yıllardır mücadele edilen sınıraşan bir suç türüdür. Bu suç çoğu zaman göçmen kaçakçılığı ile karıştırılmakta olup arasındaki ayrımın farkına çoğu zaman varılamamaktadır. Oysa ikisi birbirinden farklı kavramlardır. Kaçakçılık suçunda göçmenin rızası mevcutken insan ticaretinde mağdurun rızası bulunmamaktadır. Kaçak yöntemlerle ülke değiştiren kişilerin kaçakçılarıyla olan ilişkileri ilgili ülkeye vardıklarında ve ödemeyi yaptıklarında sonlanır. İnsan ticaretine konu olan mağdurlar ise götürüldükleri ülkede tacirleri tarafından çeşitli sebeplerle sömürülürler. Bu sömürü türlerinin başında cinsel sömürü ve emek sömürüsü gelmektedir. İnsan ticareti ile mücadele için devletler arasında imzalanan sözleşmeler bulunmaktadır. Devletler bu suça karşı kendi iç işleyişlerinde de çeşitli önlemler almakta, mağdurları korumaya yönelik programlar geliştirmektedir. Ayrıca mağdurların sevki sırasında kullanılan ulaşım yolu personellerini eğitmektedir. Havayolu taşımacılık sektörü çeşitli özellikleri nedeniyle insan tacirleri tarafından giderek daha fazla kullanılmaktadır. Bununla birlikte hava taşımacılığı, yolcuların check-in işleminden varışta pasaport kontrolüne kadar tüm süreç boyunca gözlem altında tutulması nedeniyle insan ticaretini tespit etmek ve müdahale etmek için birçok fırsat da sunmaktadır. Özellikle havayolu personelinin konu hakkında bilgi sahibi olması mücadele açısından çok önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı dünyada bir süredir havacılık personeline uygulanmakta olan ama henüz Türkiye'de mevcut olmayan insan ticareti farkındalık eğitimi için bir öneri sunmaktır. Çalışmada doküman analizi yöntemi ile veriler (havacılık otoritelerinin eğitimleri, bilimsel yayınlar, konuyu aydınlatabilecek olan çeşitli dokümanlar vs.) toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle bu veriler işlenmiştir. Sonuç olarak ise farkındalık oluşturmaya yönelik bir eğitimin insan ticaretini önleme yolunda önemli katkılar sağlayacağı kanısına varılmıştır.

Emniyet tedbirleriEğitimFarkındalık+6
Melike Dündar
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Silüet-insan kavramı üzerine görsel ve yazınsal araştırmalar

Bu tez, silüet, silüet-insan kavramı üzerinden sanatçının çevreyi ve çevreyle olan ilişkisini tanımlaması sürecini incelemeyi amaçlamaktadır. Tezde bireysel bakış açısına göre kültürel ve çevresel faktörlerin etkisiyle olgunlaşan insandan yola çıkarak "silüet" oluşumunun nasıl gerçekleştiği üzerinde durulmuştur. Silüete dönüşüm olarak nitelendirilen bu durumda insan, siyasal, sosyal ve çevresel etkileri içeren olumsuz yönlendirmelere maruz kalmaktadır. Bu yönlendirmeler tez içerisinde, iktidar, mekân, kitle kültürü, popüler kültür ve göç başlıkları altında açıklanmış ve sanatçının silüet-insan kavramıyla kurduğu dolayım üzerinden tanımlanmıştır. Tez içerisinde, bireysel sanat anlayışı üzerinden edinilen bilgiler doğrultusunda sosyal, politik aktörlerin birey üzerinde uyguladığı yönlendirmeler konusu ile baş başa kalındığında silüet ve silüet-insan kavramı ile yüz yüze kalındığı ileri sürülmektedir. Silüetler; sanatçıya göre yok olma ve yeniden doğma arasında yer alan bir biçimin ifade edilme şeklidir. İnsan ile bağını kopardığı düşünülen silüetin insandan ayrı bir otorite kurduğu ve kendi otonom kurgusunu sağladığı düşünülmektedir. Nesnel dünyayla bağını koparan silüet, kendi gibi olmaktan yoksun, duygusuz, uykulu bir tembellikle kendini boşluğa teslim etmiş insandan oluşmuş ve sanatçı tarafından tanımlanması sırasında bir dizi değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Değerlendirme sırasında, silüetlerin yaratılmasında ve devamlılığında önem arz eden etken maddelerin diğer sanatçıların bakış açıları üzerinden değerlendirmelerine de yer verilerek farklı dolayımlar üzerinden silüet, silüet- insan kavramı incelenmiştir. Bireyin içine çekildiği olumsuz bir durum olarak nitelendirilen silüet-insan kavramından kurtulmanın yolunun mevcut durumun olumsuzluğunun kavranması gerektiği bilgisine değerlendirmeler sonucunda ulaşılmıştır. Olumsuzluğu kavramanın ardından ilk eylem iradi olarak gerçekleşeceği ve irade beraberinde kaygı ve cesareti de getirerek silüet halinden kurtulmayı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Silüet, silüet-insan, yönlendirmeler, kimlik, gölge

GölgeKimlikResim sanatı+3
Gamze Emirdağı
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Automatic captioning translation: Human names

YouTube is a popular website on which audiovisual content can be consumed and shared online. YouTube provides its users with an automatic captioning service which creates captions for their videos along with an auto-translate service which translates the captions into any preferred language out of 109 languages including Turkish. These services tend to produce inadequate output. In this study, proper nouns and human names have been examined within the scope of automatic captioning translation from English to Turkish. With this aim, data excerpts from a YouTube video were selected on an exemplary basis to be analyzed in terms of speech recognition and machine translation perspectives via the concept of translation adequacy and translation strategies. The analysis demonstrated several striking findings with regard to YouTube's automatic captioning translation and their implications were evaluated via Relevance Theory within the scope of Audiovisual Translation.

NounsSubtitle translationAudiovisual translation+6
İhsan Onur Yiğit
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Platon ve Freud'da insan, ruh ve uygarlık

İnsan yaşamı ve eylemleri, düşünce tarihinde her zaman önemli bir konu olarak ele alınmıştır. Öyle ki, insanın nasıl bir canlı olduğunu bilmek, toplumsal yaşamı anlamak ve insanlığın kurduğu uygarlığı ele almak bakımından elzemdir. Bu yüzden birçok düşünür, insan davranışlarını açıklayabilmek için uğraşmış ve bu bağlamda insan ruhu üzerine düşünceler üretmiştir. Platon, insanın içgüdülerine ve arzularına rağmen, toplumda uyum içinde yaşayabileceğini düşünmektedir. Freud ise insanı, doğası gereği bencil olan, hazza ulaşmaktan başka bir amacı olmayan bir canlı olarak düşünmekte; uygarlığı ise insanı sınırlayan, içgüdülerini bastırmaya zorlayan, hoşnutsuzluk veren bir yapı şeklinde tanımlamaktadır. Buna rağmen iki düşünür de insanı açıklayabilmek adına, birbirlerine oldukça yakın ruhsal yapılar oluşturmuş ve uygarlığı bir araya getiren ve gelişmesini sağlayan nedenler söz konusu olduğunda benzer açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu çalışmanın amacı, Platon ve Freud'un insan ve ruh üzerine olan düşüncelerini incelemek, benzerliklerini ve farklılıklarını saptamak ve bu görüşlere bağlı olarak ulaşılan uygarlık tasarımlarını karşılaştırmaktır.

ErosFreud, SigmundHaz+7
Mecit Gökalp Çuhacı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kant'ın pratik felsefesinde beden problemi

Bu çalışma, Kant'ın pratik felsefesinde akıl ve beden kavramını ele alışından hareketle "beyaz erkek" bedenlerinden farklı bedenleri temsil eden hayvan, kadın ve siyahi bedenlerinin, Kant'ın pratik felsefesinde nasıl konumlandırıldığını eleştirel bir okumayla ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Kant öncesi felsefede akıl ve beden arasındaki ilişkinin ele alınışı doğrultusunda farklı bedenlerin nasıl konumlandırıldığı, Kant'a zemin oluşturması bakımından; Platon, Augustinus, Descartes ve Hobbes'un düşünceleri doğrultusunda araştırılacaktır. İkinci bölümde Kant'ın ahlak, hukuk ve politika alanlarında bedeni nasıl konumlandırdığı akıl kavramıyla karşılaştırmalı bir şekilde serimlenecektir. Üçüncü bölümde Kant'ın beden ve aklı pratik felsefesinde konumlandırış biçimi doğrultusunda hayvan, kadın ve siyahilerin Kant'ın pratik felsefesinde nasıl konumlandırıldığı araştırılacaktır. Bu sayede Kant'ın, pratik felsefesinin evrenselliğini şüpheye düşürebilecek bir yanının olup olmadığı tartışılacaktır.

Ahlak felsefesiAkılBeden+7
Bükem Özçeri
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Resimde insan ve doğa ilişkisi

İnsanlık tarihi insanın ilk varoluşundan itibaren doğa ile yan yana olmuştur. Dünya oluşumunun içerisinde diğer canlılarla beraber varlığını gösteren insan tıpkı başka canlılar gibi doğaya karşı bir uyum sağlamıştır. Daha sonra ise insan diğer varlıklardan farklı olarak düşüncelerini ortaya koyarak doğaya karşı üstünlüğünü kısmen de olsa sağlamıştır. İnsanın doğayı tanımaya başlaması varoluşu süresince yeni buluşlar bulmasına ve devrim niteliğinde keşifler yapmasına sebep olmuştur. Yani insan her zaman doğayla iç içe olmuş ve doğayı tanıyarak varlığını daha da güçlendirmiştir. İnsanın doğayla ilişkisi sanat alanında bile ilk çağlardan itibaren kendisini göstermiştir. Zamanla insanın farklı ve gelişen ihtiyaçları sanat alanında da kendini göstermiştir. Sanat çalışmaları bazen büyüsel anlamlar taşıyan semboller olmuş bazen de süs ve yazı diline dönüşmüştür. Sanat kimi zaman güçlerin yanında yer almış kimi zaman da toplumsal ifadeyi yansıtmıştır. Sanat her zaman doğayla olan ilişki varlığını sürdürecektir. Çünkü insan doğayla her zaman yaşayacak ve bu etkileşim var olduğu sürece insanın doğayala irtibatı bilim ve sanat anlamında kendini gösterecektir. Bu tezin konusu, insanın doğayla ilişkisini kişisel yorumumlarla görselleştirmektir. İnsan doğası gereği tıpkı doğa gibi bazen hüzünlü bazen de sıcak ve umutlu olmuştur. Bu uyum ve benzerliği yansıtmak ve bunu görsel formlarla resimlendirmek bu tezin ana hedefi olmuştur.

DoğaResim sanatıİnsan+1
Fereshteh Ghavanloo
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00

Related subjects