Generations
213 theses under this subject heading
Y kuşağı e-ticaret kullanıcılarının elektronik ağızdan ağıza iletişimin satın alma davranışları üzerine etkisi
Ağızdan ağıza iletişim (WOM), tüketicilerin ürünler hakkında deneyimlerini, görüşlerini, önerilerini paylaştığı ve bu şekilde diğer tüketicileri etkilediği iletişim türünü ifade etmektedir. Elektronik ağızdan ağıza iletişim (e-WOM) ise bu iletişimin çevrimiçi platformlarda yorumlar, puanlamalar, değerlendirmeler yoluyla gerçekleştirilen dijital versiyonudur. Çevrimiçi platformlarda yapılan yorumlar ve değerlendirmeler, tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyen önemli faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle doğum yılları 1980 ile 1999 arasında bulunan ve dijital teknolojilerle büyümüş bir nesil olan Y kuşağının, diğer tüketicilerin deneyimlerini ve aktardıkları bilgileri önemsediği, bunları göz önünde bulundurarak satın alma kararları verme eğiliminde olduğu kabul edilmektedir. Bu çalışmada Y kuşağı tüketicilerin çevrimiçi alışverişlerinde e-WOM yönelimlerine odaklanılmış; bu kapsamda çevrimiçi bilgiye duyarlılık eğilimi, yorumların güvenilirliği, yorumların sayısı, elektronik ağızdan ağıza iletişim tutumu ve satın alma niyeti arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, çevrimiçi alışveriş yapan Y kuşağı tüketicilerini kapsayan bir örnekleme dayanmaktadır. Nicel araştırma yöntemi kullanılarak ve çevrimiçi anket yöntemine dayalı olarak 348 katılımcıdan veri elde edilmiştir. Veriler SPSS programında çözümlenmiş, çeşitli istatistiki analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, bilgiye duyarlılık ile yorumların güvenilirliği, yorumların sayısı ve e-WOM tutumu arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bilgiye duyarlılık arttıkça, tüketicilerin yorumları daha güvenilir bulma ve daha fazla yorum yapma eğilimleri artmaktadır. Güvenilir yorumlar, e-WOM tutumunu etkileyen önemli bir faktör olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca, daha fazla yorum yapıldıkça e-WOM tutumu ve satın alma niyeti de artmaktadır. Bu bulgular, Y kuşağı tüketicilerin satın alma kararları üzerinde ürün değerlendirmelerinin etkili olduğunu ve bu değerlendirmelere dayalı e-WOM tutumunun satın alma niyetlerini belirlediğini ortaya koymuştur.
Foodstagramming: Kuşaklar açısından değerlendirilmesi ve yiyecek içecek işletmesi tercihine etkisi
Web 2.0 teknolojisinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan sosyal medya, internetin yaygın olarak kullanımı ve akıllı mobil cihazlar sayesinde internete kolay erişilebiliyor olmasıyla birlikte milyonlarca kişi tarafından kullanılmaktadır. Özellikle Facebook ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında kullanıcılar sanal çevresiyle fotoğraf, video vb. birçok içerik paylaşabilmektedir. Son yıllarda sosyal medyada oldukça yaygın olan yemek fotoğrafı paylaşımı foodstagramming olarak adlandırılmaktadır. Sosyal medyada yemek fotoğrafı paylaşımıyla tüketiciler kendi yemek tercihlerini göstermenin yanında, çevresine restoran hakkında tavsiyede bulunmakta ve fikir önderliği yapmaktadır. Foodstagramming, aynı zamanda tüketicilere daha önce gitmemiş olduğu bir işletmeyi tanıma ve farklı yiyecek ve içecekleri keşfetme imkanı sağlamaktadır. Bu anlamda foodstagramming yiyecek ve içecek işletmelerinin tanınırlığı ve tercih edilmesi konusunda yarar sağlamaktadır. Bu araştırmanın ana amacı, foodstagrammingin yiyecek içecek işletmesi tercihi üzerine etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, aktif sosyal medya kullanıcısı olan ve sosyal medyada yiyecek içecek fotoğrafı paylaşımında bulunan 410 katılımcıdan anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Toplanan veriler istatistik paket programı yardımıyla "regresyon, korelasyon, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur. Analiz sonuçları foodstagrammingin yiyecek içecek işletmesi tercihi üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, foodstagrammingin yemek deneyimini zenginleştirme ve sosyal bağlantı kurma boyutlarının yiyecek içecek işletmesi tercihi üzerinde olumlu etkisinin olduğu ve özel anıları hatırlama boyutuna katılımın kuşaklar açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, araştırmaya katılan katılımcıların foodstagramminge katılım nedenlerine ve yiyecek içecek işletmesi tercihine ilişkin değerlendirmeleri ile demografik özellikleri arasında anlamlı farklılıkların bulunduğu tespit edilmiştir.
Mahremiyetin dönüşümü: Yeni medya perspektifinden kuşaklararası farklar
Bu araştırmanın amacı, geçmişten günümüze kadar gelen mahremiyet algısının yeni medya kaynaklı olarak kuşaklar arası değişim gösterip göstermediğini belirlemektir. Bu araştırmada, öncelikle nicel yaklaşımlar temel alınarak betimsel araştırma modeli ve nicel yaklaşımların veri toplama araç ve analiz şekillerinden faydalanılmıştır. Bu nedenle çalışma, anket tekniği ve buna paralel olarak içerik analizi yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan katılımcıların yeni medya kullanım durumlarına yönelik 37 soruluk anket formu aracılığı ile toplanmıştır. Araştırma X, Y ve Z kuşaklarını kapsayan 154 katılımcıyı kapsamaktadır. Araştırma gönüllülük esası alınarak gerçekleştirilmiş ve katılımcılara veri toplamadan önce detaylı bilgi aktarıldıktan sonra onayları alınmıştır. Veri analizinde, SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Betimsel analizler için aritmetik ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Betimsel analizlerinin yanı sıra cinsiyet değişkenine göre yeni medya kullanımlarına yönelik soruların yorumlanabilmesi için Bağımsız Gruplar (Independent Sample) T Test, iki veya daha fazla gruplara tek yönlü anova ve gruplar arası farklar için post-hoc testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara bakıldığında; katılımcıların %57,8'inin kadın, %42,2'sinin erkek olduğu görülmektedir. Yaş değişkenine göre değerlendirdiğimiz zaman katılımcıların % 35,1'i 15-25 yaşlarında, %72,1'i 26-40 yaşlarında ve %27,3'ü ise 41 ve üzeri yaşlarda olduğunu belirtmişlerdir. Katılımcıların %96,8'i yeni medya araçlarını aktif olarak kullandıklarını belirtirken; %3,2'si yeni medya araçlarını kullanmadıklarını beyan etmişlerdir. Sosyal medya kullanım sıklığı değişkenine göre sosyal medya kullanımlarına yönelik verilen cevaplarda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Cinsiyet değişkenine göre sosyal medya kullanımlarına yönelik sorulara verilen yanıtlar incelendiği zaman ise istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Tarihsel olarak bakıldığında; geçmişten günümüze kuşaklar arası mahremiyet algısının gerek gelişen teknoloji sebebiyle gerekse ağ toplumunun getirisi olan gösteriş kültüründen ötürü mahremiyet algısının bireylerde farklı anlamlara gelmesine sebep olmuştur. Bu nedenle, yeni medya bağlamında mahremiyet algısının kuşaklar arası dönüşüme uğradığını söyleyebiliriz.
Türkiye'de Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyonunun kuşaklararası karşılaştırması: İzmir örneği
İnsanlık tarihinin en eski olgularından biri olan göç ve göçmenlerin entegrasyonu sosyal bilimlerin uzun süredir çeşitli yönleriyle ele aldığı bir konudur. Entegrasyon sürecinin sadece bir kuşakla sınırlı olmadığı ve entegrasyonun birkaç kuşağı etkileyen dinamik bir süreç olduğu anlayışını temel alan kuşaklararası çalışmalar göç literatüründe geniş ve önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma, bu anlayış doğrultusunda 1989 Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyon sürecinin kuşaklararası dönüşüm ve aktarımını incelemektedir. 1989 Bulgaristan göçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı illerden biri olan İzmir ilinde göçmenlerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın hane üzerinden kuşaklararası bir karşılaştırmaya dayanması nedeniyle 15'er hane olarak toplamda 30 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular anlatı analizi ile incelenmiştir. Göçmenlerin kendi yaşam öykülerini ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışma ile göçmenlerin Türkiye'deki entegrasyonlarına ilişkin anlatılarının kuşaklararası aktarımı ortaya çıkarılmıştır. Çalışma bulguları kapsamında birinci kuşak göçmenlerin bir göçmen kimliği inşa ettiği ve bu kimliğe ilişkin bazı niteliklerin ikinci kuşağa aktarıldığı görülmüştür. Göçmenlerin Bulgaristan'daki yaşamlarından Türkiye'ye taşıdıkları kültürel değerlerle Türkiye'deki entegrasyonlarını sağlamaya yönelik anlatıların birleşerek bir entegre olma stratejisi ortaya çıkardıkları görülmüştür.
X ve Y kuşağı sağlık çalışanlarında tükenmişlik düzeylerinin incelenmesine ilişkin bir uygulama
Türkiye'de son yıllarda sağlık sektöründeki reformlar ve inovasyon süreci sağlık sektöründe hizmet kalitesini ve hastane yoğunluğunu etkilediği görülmektedir. Hastanelerde yoğunluğun artması, sağlık sektörü çalışanlarının iş yoğunluğunu ve çalışma performansını arttırmıştır. Büyük şehirlerde yaşamanın zorluklarına ek olarak sosyal hayat faaliyetleri ve iş yoğunluğu, sosyal bir meslek icra eden sağlık çalışanlarının motivasyonunu, çalışma performanslarını ve çalışma arzusunu olumlu ya da olumsuz etkilemektedir. Bu araştırma ile sağlık çalışanlarının X ve Y kuşak özelinde çalışma performansına etki eden faktörler belirlenerek, çalışanların performansını ve yaşam kalitelerini arttırmaya yönelik bulgular elde edilmek istenmektedir. Bu etkileşim her kuşakta farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda X ve Y kuşak sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyleri incelenecektir. Sağlık çalışanlarının kuşaklar arası özellikleri bağlamında tükenmişlik düzeylerini ortaya koyarak, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık çalışanlarının tükenmişliklerine etki eden faktörleri belirlemek ve bu faktörlerin etki düzeylerini saptamak amaçlanmıştır. Bu kapsamda araştırmanın birinci bölümünde alan yazın taranarak tükenmişlik kavramları ve kuşaklar açıklanmıştır. Daha sonra kuşaklar ve tükenmişlik ile ilgili yapılan yerli yabancı araştırmalar incelenmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde ise araştırmanın yöntemi ve gereçleri ortaya konulmuştur. Araştırmada nicel araştırma metedolojisi içerisinde ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma Ankara ilinde hizmet veren Atatürk Eğitim Araştırma hastanesi 2291 sağlık çalışanı evreninde, 266 örnekleminde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda X ve Y kuşaklarına (yaşa) göre tükenmişlik boyutlarının arasında anlamlı bir farkın olmadığı görülmektedir. Araştırma katılımcılarının tükenmişlik ile ilgili algıları benzerlik göstermektedir. Ancak Tükenmişliğin duygusal boyutu ile katılımcıların cinsiyet, çalıştığı birim, çalışma yılı, çalışma saati ve gelir durumları arasında anlamlı bir farkın olduğu bulunmuştur. Ayrıca çalışma saatleri ile kişisel başarı hissi arasındaki ilişkide de anlamlı bir fark bulunmuştur. Anahtar Kelimler: Sağlık Çalışanı, Kuşak, Tükenmişlik
Mimarların teknolojik inovasyona yaklaşımında kuşaklararası farklılıkların etkisinin araştırılması
Günümüzde teknoloji, inovasyon ve teknolojik inovasyon kavramlarının önemi mimarlık alanında da giderek artmaktadır. Mimarlık pratiği açısından teknolojik inovasyonun sağlayacağı avantajlardan fayda elde edebilmek için teknolojik inovasyonun kullanım düzeyi, kabul edilmesi, benimsenmesi ve yaygınlaşması sürecinin araştırılması ve bu sürece kuşak farklılıklarının etkisinin irdelenmesi gerekmektedir. Bu amaçla tez çalışmasında nicel (kantitatif) araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Tez kapsamında; katılımcıları tanıtıcı bilgiler, teknolojik inovasyonun; kullanım düzeyi, kabul edilmesi, benimsenmesi ve yaygınlaşması olmak üzere beş bölümden oluşan anket hazırlanmıştır. Araştırma soruları çerçevesinde üç adet hipotez oluşturulmuştur: Bunlar; (Hipotez 1) Y kuşağı, teknolojik inovasyonun iş süreçlerini kolaylaştırdığını düşünmekte ve bu araçları diğer kuşaklara göre daha yaygın şekilde kullanmaktadır. (Hipotez 2) BB ve X kuşağı teknolojik inovasyona olumsuz yaklaşmakta ve bu araçların maliyeti artırarak, iş sürecini zorlaştırdığını düşünmektedir. (Hipotez 3) Y kuşağının yönetici olduğu mimarlık ofislerinde teknolojik inovasyon araçlarına göreceli olarak daha çok yatırım yapılmaktadır. Araştırma sonucunda; Hipotez 1 reddedilmiş, Hipotez 2 kabul edilmiş, Hipotez 3 ise kısmen kabul edilmiştir. Yapılan araştırma göstermektedir ki; BB kuşağının teknolojik inovasyonun kullanımı, kabulü, benimsenmesi ve yaygınlaşmasındaki katkısı diğer kuşaklara oranla daha azdır. X kuşağının teknolojik inovasyonu kullanım düzeyi orta seviyelerde olmasına rağmen inovasyonu kabul etme, benimseme ve yaygınlaşması bakımından çekimser kalmayı tercih etmektedir. Z ve Y kuşağının ise teknolojik inovasyonu iyi düzeyde kullandığı, kabulü ve yaygınlaşması sürecinde etkili olduğu görülmektedir. Ancak firma sahibi/ortağı olarak X ve BB kuşaklarının mimarlık ortamında çoğunluğu oluşturması, Y Kuşağının teknolojik inovasyonun yaygınlaşması konusundaki etkisini azaltmaktadır. Yapılan araştırmanın sonuçları, teknolojik inovasyonun mimarlık ofislerindeki kullanım düzeyinin istenen seviyelere ulaşamamasını kısmen açıklamaktadır.
Z kuşağı ile ebeveynleri arasındaki iletişim sorunları
Bu çalışmada, diğer kuşaklardan farklılık gösteren Z kuşağının ebeveynleriyle olan iletişim düzeyleri çeşitli başlıklar altında belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılarak veriler elde edilmiştir. Z kuşağının ebeveynleriyle olan; ailevi ilişkiler, okul ve arkadaş çevresi ve bireysel özgürlükler faktörlerinden oluşan iletişim düzeylerini belirlemek için Adıyaman Üniversitesi Kâhta Meslek Yüksekokulu'nda eğitim gören 267 öğrenciye nicel araştırma yöntemi olan anket uygulanmıştır. Ayrıca, aynı örneklem grubundan yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle yedisi kadın, yedisi erkek olmak üzere toplam 14 öğrenci ile görüşme yapılarak, Z kuşağının ebeveynleriyle yaşadıkları iletişim sorunları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmış, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, Z kuşağının ebeveynleriyle iletişim düzeylerinin güçlü olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya dâhil edilen Z kuşağı bireylerinin ebeveynleriyle olan iletişim düzeyleri cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Kadınların ebeveynleriyle olan iletişim düzeyinin erkeklere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca, düzenli bir gelire sahip olmayan ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişim düzeylerinin, düzenli bir gelire sahip olan ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimlerinden daha düşük olduğu belirlenmiştir. Çalışmada Z kuşağının ebeveynleriyle olan iletişim problemlerini belirlemek ve araştırmayı detaylandırmak amacıyla yapılan betimsel analiz sonucunda, Z kuşağının ebeveynleriyle en fazla okul başarısı ile bu başarının başkalarıyla kıyaslanması ve geleneklere bağlılık konularında sorun yaşadıkları belirlenmiştir.
Endüstri 4.0 ve çalışmanın anlamı: Kuşaklar arası bir inceleme
Endüstri 4.0 kavramı 2011 yılında Hannover'da "Endüstri 4.0 Manifestosu" adıyla açıklanmıştır. Çalışmanın anlamı ve kuşaklar ise daha önce birçok kez üzerinde çalışmalar yapılmış kavramlardır. Literatür araştırması yapıldığında; Endüstri 4.0 ile birlikte yeniden şekillenen çalışma hayatı ile ilgili bir çalışma olmadığı için böyle bir çalışma tasarlanmıştır. Bu çalışmanın amacı; Endüstri 4.0, çalışmanın anlamı ve çalışma hayatından beklentiler ile ilgili bilgilerin, öngörülerin, atfedilen anlamların belirlenmesi ve kuşaklar arası karşılaştırılmasıdır. Tezin amacı doğrultusunda 6 hipotez oluşturulmuştur. Demografik sorular ile 3 ayrı ölçekten oluşan bir anket formu 435 kişiye uygulanmıştır. Yapılan araştırma IBM SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Ayrıca literatürde Endüstri 4.0 ile ilgili bir ölçek bulunmadığı için geliştirme çalışması yapılmıştır. Yapılan pilot uygulama sonuçları da IBM SPSS 22.0 programında değerlendirilmiş ve cronbach's alpha değeri 0,75 olarak bulunmuştur. Bu sonuçla birlikte ölçek araştırmaya dahil edilmiştir. Endüstri 4.0 Ölçeği'nin açımlayıcı faktör analizi (EFA) de incelenmiş ve açımlayıcı faktör analizi sonucunda, ölçeğin KMO (Kaiser-Meyer Olkin) değeri 0,714 ve Barlett'in Küresellik testi (Bartlett's Test of Sphericity) değerleri Χ²=1971.176, p<0,001 anlamlılık düzeyinde elde edilmiştir. Çalışmada çoklu bağımsız grup karşılaştırması için Kruskal Wallis testi ile değerlendirmeler yapılarak ikili karşılaştırmalarda Dunn testi kullanılmış ve sonuçları medyanlar üzerinden tartışılmıştır. İş hayatından beklenti ile işin anlamı kavramlarının kuşaklar arasındaki korelasyonunun incelenebilmesi için de, Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, kuşakların işin anlamı üzerindeki algılarında herhangi bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. X, Y ve Z kuşaklarının iş hayatından beklentileri ve X-Y kuşaklarının işe atfettiği anlam açısından da bir farklılık bulunamamıştır. Ancak Y kuşağı üyelerinin iş hayatından beklentileri ile işin anlamı arasında anlamlı pozitif zayıf korelasyon bulunmuştur. Son olarak, Endüstri 4.0 ile ilgili bilginin de kuşaklar arası bir farklılığı olmadığı, ancak robotik gelişmelerin X-Z kuşaklarında anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Z kuşağının akademik eğitimine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri
İlköğretimden ortaöğretime kadar örgün öğrenim gören öğrencilerin tamamının oluşturduğu Z kuşağının en belirleyici özelliği, sürekli çevrimiçi olan teknolojik cihazlarla olan etkileşimleridir. Teknoloji ile bu kadar iç içe bir hayat yaşayan Z kuşağının eğitim hayatında da bu etkileşim sürmektedir. Teknolojinin eğitim öğretime olumlu ve olumsuz etkilerinin araştırıldığı bu dönemde araştırmanın odak noktasını oluşturan Z kuşağının kişisel özelliklerinin ne olduğu, akademik başarılarının ne durumda olduğu ve nasıl artırılabileceği şeklindeki önemli sorulara cevap bulunması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninde hazırlanan çalışmanın çalışma grubunu ortaokullarda görev yapan 12 öğretmen ve 9 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar arasında geleneksel eğitim yöntemlerinin bu kuşak için anlamsızlaştığı, sürekli, hızlı ve değişken bir hayat yaşamalarının sonucu olarak sabırsız, hayatı hızlı yaşayan, dikkat eksikliği yaşayan bireyler olduğu, bu yüzden de akademik açıdan başarısız görüldüğü yer almaktadır. Bunun önüne geçmek için de öğretmenlerin teknoloji odaklı gelişim sağlamaları, müfredatın daha sade bir hale getirilmesi gibi çözüm önerileri sunulmuştur.
Farklı kültürlerde ebeveyn ve çocukların oyun algısına yönelik bir araştırma
Bu araştırmada farklı alt kültürlere sahip (Türk, Kürt, Türk/köy) düşük sosyo-ekonomik düzeydeki ebeveyn ve çocukların oyun hakkındaki algıları incelenmiştir. Araştırmada tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi doğrultusunda katılımcıların bir kısmı Mersin il merkezi Akdeniz İlçesinden sosyoekonomik düzeyleri ve etnik kökenleri dikkate alınarak belirlenmiştir. Diğer katılımcılarda Mersin il ve ilçe merkezine uzak olması dikkate alınarak yine tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi doğrultusunda Olukkoyağı Köyünden seçilmiştir. Çalışmanın örneklemi Akdeniz İlçesinde iki farklı etnik kökenden (Türk/Kürt) ve köyde yaşayan Türk ailelelerden her gruptan altı aile toplamda 18 aile ve 54 katılımcıdan oluşmaktadır. Çocuklar her grup için üç kız ve üç erkek olarak seçilmiştir. Araştırmada veri toplamak için Demografik Bilgi Formu ve yarı yapılandırılmış olarak Ebeveyn Görüşme Soruları ve Çocuk Görüşme Soruları kullanılmıştır. Katılımcıların görüşme sorularına verdiği cevaplar doğrultusunda toplanan veriler demografik bilgi formundaki bilgiler de dikkate alınarak içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları üç farklı kültürde, alt sosyoekonomik düzeyde ebeveyn ve çocukların oyun ile ilgili görüşlerinin kültürden çok bağlamın etkisine göre değiştiğini ortaya koymuştur. Çalışmada ebeveyn ve çocuklara beş boyutta (oyun algısı, ebeveynin oyuna katılımı, oyun mekânı, oyun materyali, oyun arkadaşı) sorular sorulmuş, bu sorular doğrultusunda ortaya çıkan bulgularda kültürden çok bağlamın etkisinin oluşması araştırma sonuçlarında her boyutta köy-şehir ayrımının tekrarlanmasına neden olmuştur. Çalışmada aynı kuşaktan farklı etnik kökenden gelen katılımcıların algılarında belirgin bir farklılaşmaya rastlanmazken, aynı etnik kökenden ebeveyn ve çocuklar arasında görüşlerin farklılaştığı görülmüştür. Kuşaklar arası algıların değişimi oyun etkileşimlerinde belirgin olarak gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Ebeveyn oyun algısı, çocuk oyun algısı, kuşaklar arası oyun, kültürler arası oyun
Tüketicilerin yaş kuşaklarına göre marka aşkı, marka faydası, marka kişiliği ve marka sadakati hakkındaki değerlendirmeleri
Marka literatürü incelendiğinde, marka ve marka kavramı ile ilgili tüketicilerin değerlendirmeleri ölçülürken genellikle gelir seviyelerine, sosyal çevrelerine, yaş gruplarına ya da meslek gruplarına göre bölümlendirildiği görülmektedir. Ayrıca marka ve marka kavramları ile ilgili zengin bir literatür olmasına karşın marka aşkı konusunda özellikle yerli literatürde sınırlı sayıda çalışma olduğu görülmektedir. Bu tezde tüketiciler yaş kuşaklarına göre bölümlendirilmiş ve marka aşkı, marka faydası, marka kişiliği, marka sadakati değerlendirmeleri incelenmiştir. Çalışma teori ve uygulama olmak üzere iki kısımdan oluşmuştur. Çalışmanın ilk iki bölümünde yaş kuşakları ve marka ile ilgili teorik bilgiler yer almaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde yaş kuşakları ile ilgili kavram ve teoriler anlatılmış, ardından yaş kuşağı kavramı açıklanmış ve yaş kuşaklarının özellikleri ile ilgili bilgi verilmiştir. İkinci bölümde marka konusu ayrıntılı olarak anlatılmış ve marka ile ilgili kavramlar açıklanmıştır. Son bölümde ise yapılan anket çalışması ve sonuçlarına yer verilmiştir. Tez, marka kavramı değerlendirmelerinde tüketicileri yaş kuşaklarına göre ayırmaktadır. Bu açıdan marka ve marka kavramı ile ilgili yapılan çalışmalara katkı sağlamaktadır. Ayrıca marka aşkı kavramının çalışmaya dâhil edilmesi de ilgili literatüre katkı sağlamıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre tüketicilerin yaş kuşaklarına göre marka kavramları ile ilgili değerlendirmeleri marka aşkı, marka faydası, marka kişiliği için farklılık gösterirken, marka sadakati için bir farklılık göstermemektedir. Anahtar Kelimeler: Yaş Kuşakları, Marka, Marka Aşkı, Marka Faydası, Marka Kişiliği, Marka Sadakati
Sosyal sorumlu tüketici davranışı ve bir uygulama
Tüketim sonucu oluşan çıktıların dünyaya olan etkisiyle tüketicilerin sorumlulukları artmıştır. Değişen ve çeşitlenen tüketim alışkanlıkları toplumu olumsuz etkilemektedir. Sosyal sorumlu tüketici davranışını ele alan bu tez çalışmasında ilk bölümde konu, ilgili kavramlarıyla açıklanmıştır. İkinci bölümde yapılan uygulamayla, tüketicilerin sosyal sorumluluk seviyelerinin demografik ve sosyo-ekonomik özellikler yönünden farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Çalışmada internet üzerinden tüketicilere anket uygulanmıştır. Türkiye'de yaşayan tüketicilerin yapılan analizler sonucunda sosyal sorumlu tüketici davranışı seviyeleri 4 faktör açısından incelenmiştir. Bu faktörler, (1)"Satın Alma ve Kullanımda Çevresel Etki (SKÇE)", (2)"Kurumsal Sosyal Sorumluluk Performansına Dayalı Satın Alma Davranışı (KSSP)", (3)"Tüketici Geri Dönüşüm Davranışı (TGD)" ve (4)"Geleneksel Satın Alma Kriteri (GSK)" şeklindedir. Ayrıca Tek Yönlü MANOVA analizi ile tüketicilerin yaş, cinsiyet, eğitim, araç sahibi olma ve memleketlerinin bulunduğu coğrafi bölge bilgisine göre tüketicilerin sosyal sorumluluk seviyelerinin farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sorumluluk, Tüketici ve Müşteri, Sosyal Sorumlu Tüketici Davranışı
Türkiye'deki tatlı tüketim alışkanlıkları: Y kuşağının (18-25 yaş arası) incelenmesine yönelik bir araştırma
Mutfak kültürü, yeme içme ve toplumun düzeni, yiyeceklerin diğer kültür elemanlarıyla ilişkisi, yemeklerin içine konan gıdalar gibi alt başlıkları kapsayan bir tanım olmakla birlikte, toplumu oluşturan bireyler tarafından kültür sonucunda öğrenilen, bir sonraki nesle aktarılan, beslenme davranışlarının tümünü kapsamaktadır. Tüketim alışkanlıkları da mutfak kültürüne paralel bir tanım içermektedir. Bir toplumda tüketilen gıdalar, sunum şekilleri, tercihler, yemek yeme adabı, tarih boyunca gelişen ritüeller, sanayileşme ve teknoloji gibi unsurlar tüketim alışkanlıklarının oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, foodie olarak nitelendirilen Y kuşağının tatlı tüketim alışkanlıklarını ölçmek amaçlanmıştır. Y kuşağının tatlı tüketim alışkanlıklarını ölçmek için 18-25 yaş arasındaki Y kuşağına mensup 390 bireye anket yöntemi uygulanmıştır. Anket verileri, Türkiye'de 2016-2017 döneminde İstanbul, Gaziantep, Konya illerinde ikamet eden katılımcılarla yüz yüze görüşülerek ve farklı bölgelerden insanların bulunduğu sosyal medya platformu (Facebook) üzerinden online olarak toplanmıştır. Y kuşağının kişisel özelliklerinin tatlı tüketim alışkanlıklarına etkisi Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Korelasyon Analizi ile ölçümlenmiştir. Y kuşağının demografik özelliklerinin tatlı tüketim alışkanlıklarına dağılımı, nerede, nasıl, ne zaman tatlı tükettiği, Y kuşağına mensup kişilerin tatlı tüketimine bakış açısı gibi sonuçlar anket sonucunda verilerin frekans ve yüzde dağılımlarının değerlendirilmesi ile elde edilmiştir. Çalışmanın sonunda Y kuşağının tatlı tüketim alışkanlıklarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde Y kuşağının geliri artıkça tatlının lezzetine daha da önem verdiği görülmektedir. Tatlıları sık tüketen Y kuşağı üyelerinin tatlının sunumuna dikkat ettiği tespit edilmiştir.
Kültürün Türkiye ve İngiltere'de yaşayan y kuşağı tüketici davranışları üzerindeki etkisi
Küresel açıdan gençler ve genç yetişkinler hem satın alma gücü hem de tüketim ile ilgili trendlere yön verme açısından, dünya ekonomisi üzerinde önemli güç ve etkiye sahiptir. Tüketici davranışları ile ilgili çalışmalar her ne kadar literatürde yoğunluk gösterse de gençlerin tüketim tercihlerine yön veren sosyal motivasyonları ve ülkeler arası farklılıkların etkisinin yeterince çalışılmamış konular arasında yer aldığı görülmektedir. Kültür ve tüketici davranışları arasındaki ilişkiler söz konusu olduğunda Hofstede'nin yapmış olduğu tanımlamalar ön plana çıkmaktadır. Bu çerçevede, çalışmada düşük bireycilik, yüksek güç aralığı ve yüksek belirsizlikten kaçınma puanına sahip Türkiye ile yüksek bireycilik, düşük güç aralığı ve düşük belirsizlikten kaçınma puanına sahip İngiltere'de yaşamakta olan Y kuşağı bireylerinin alışveriş motivasyonları (sosyal aidiyet ihtiyacı, eşsiz olma ihtiyacı, akran etkisine duyarlılık, moda/marka bağımlılığı, hedonik alışveriş, plansız satın alma) arasındaki farklılıkların tespiti amaçlanmaktadır. Bireylerin, tüketime yönelik sosyal motivasyonlarının belirlenmesi özellikle yöneticiler ve pazarlamacıların hedef pazar ile ilgili strateji geliştirmeleri açısından önem arz etmektedir. Araştırmada kapsamlı bir literatür taraması sonucunda, benzer araştırmalarda kullanılmış olan ölçekler, nicel araştırma yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma evrenini, Türkiye ve İngiltere'de yaşamını sürdüren toplam 314 Y Kuşağı bireyi oluşturmaktadır. Veriler, online ve yüzyüze anket tekniği vasıtasıyla toplanmıştır. Araştırma hipotezleri "Korelasyon" ve "Yapısal Eşitlik Modeli" analizleri kullanılarak test edilmiştir ve yapılan analizler sonrasında, daha önceden yapılan çalışmalara benzer neticelere ulaşılmıştır.
Değişen ve değişmeyen unsurlar: Gençliğin kültürü üzerine sosyolojik bir inceleme
Gençlik, bir toplumu anlamak için oldukça önemli bir sosyal kategoridir. Modernleşme hareketleriyle birlikte sosyal bir kategori olarak tartışılmaya başlayan gençlik, değişim için oldukça önemli bir insan kaynağı sunmaktadır. Kendinden önceki gelenek, değer ve inanış gibi kültürel pratiklere eklemlenerek kendine has gençlik kültürü meydana getiren kuşak, gençliği ve dönemi anlamanın kilit noktalarından biridir. Gelişmekte olan ülkelerin en önemli unsurlarından olan gençlik, toplumsal kalkınmanın mihenk taşlarındandır. Gençliği anlamanın yolu da kuşağı anlamaktan geçer ve kuşak tarih boyu inşa edilen olgudur. Bu bağlamda, kuşak kavramının kilit rol üstlenmesi ve gençlikte ortak bir dünya görüşü yaratması kuşağın temel özelliklerindendir. Kuşak içerisinde farklı gençlik kuşaklarının var olması kaçınılmazdır. Okuyan genç kuşakta bu çeşitliliğin bir parçasıdır. Kuşak içerisindeki kuşak kümelerinden biridir. Bu sebeple, farklı şehirlerden üniversite okumaya gelen öğrenci genç kuşak bu tez çalışması için oldukça önemlidir. Çünkü üniversiteler birden fazla kuşak kümesinin bir araya geldiği mekanlardır. Bu amaç doğrultusunda bu tezin verileri nitel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak oluşturulmuştur. Katılarak gözlem ve derinlemesine görüşme teknikleri kullanılarak kısmi bir gençlik kültürü aktarılmaya çalışılmıştır. İzmir'de üniversite okuyan 8 genç ile gerçekleştirilen görüşmelerde hayat hikayeleri toplanmış ve yorumlanmıştır. Aynı zamanda üniversite gençliğinin zaman geçirdiği sosyal mekanlarda alan araştırması yürütülmüştür. Bu tez yalnızca bir grup üniversite öğrencisini kapsamaktadır. Tüm genç kuşağı analiz etme gibi bir amaç taşımamaktadır.
Hedonik ve faydacı güdülerin müşteri tatminine etkilerinin y ve Z kuşakları açısından incelenmesi
Globalleşen dünyada teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemesi ve tüketicilere sunulan alternatiflerin artması sebebiyle bu rekabet ortamında firmaların bulundukları sektörde konumlarını korumak, pazar paylarını artırmak amacı ile tüketici davranışlarını gerçek anlamda analiz etmeleri, tüketicileri alışverişe yönlendiren nedenlere tam anlamıyla hakim olmaları gerekmektedir. Satın alma eylemini gerçekleştiren tüketicilerin seçtikleri ürün, hizmet ve markaları ne tür şartlarda ve hangi koşullarda satın aldıklarını bilmek satış ve pazarlama için en önemli kriterlerden biridir. Çünkü tüketiciler için alışveriş sadece ihtiyaç duyulan bir ürünün satın alınması değil, aynı zamanda satın alma gerçekleşmeden önce duygusal anlamda zevk alma, eğlenme ve iyi vakit geçirme faaliyeti olarak görülmektedir. Tüketicilerin alışverişlerdeki satın alma davranışlarının temelinde hem ihtiyaç karşılama hem de zevk alma isteğinin olmasını faydacı ve hedonik güdüleri belirler. Tüketici davranışları üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde, tüketim davranışlarının çoğunlukla "Hedonik" ve "Faydacı" sebepler üzerinden ele alındığı görülmektedir. Öte yandan, mevcut firmaların hedef kitlesini genellikle genç tüketiciler oluşturmaktadır ve en genç tüketici kuşaklar Y ve Z kuşaklarıdır. Bu kuşaklar, pazara yön veren ve pazarda en çok tüketim yapan tüketici gruplarıdır. Bu kuşakların satın alma davranışlarındaki beklentilerini oluşturan güdüleri bilmek ve bu güdülerin kuşaklara göre satın alma sonrası tatminlerine etkilerini nasıl değerlendirildiğini ortaya koymak firmaların geliştireceği pazarlama stratejileri açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı faydacı değerler, hedonik değerler, kuşaklar ve müşteri tatmini arasında anlamlı ilişkiler olup olmadığının ortaya çıkartılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle tüketici davranışları, kuşaklar, faydacı ve hedonik güdüler hakkında kavramsal incelemeler ve konu ile ilgili literatürde yer alan uygulamalı çalışmaların sonuçları kuramsal bölümde sunulmuştur. Çalışmanın uygulama aşamasında, Adana ilinde yaşayan 15-40 yaş aralığındaki Y ve Z kuşağının temsilcilerine anket çalışması uygulanmıştır. Araştırma hipotezleri çoklu regresyon analizi kullanılarak test edilmiştir. Elde edilen bulgular, Y ve Z kuşağında algılanan faydacı değerin müşteri tatmini üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisi olduğunu göstermektedir. Ancak, hedonik değer açısından bakıldığında, Z kuşağında algılanan hedonik değerin müşteri tatmini üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisi var iken, Y kuşağında böyle bir etkinin olmadığı tespit edilmiştir.
Kuşaklara göre, turistlerin destinasyon imaj algılarının, hatırlanabilir turizm deneyimleri üzerine etkisi, Kuşadası örneği
Hatırlanabilir turizm deneyimi yaşamak turistlerin tatil seçimlerine karar verirken etkilenecekleri önemli unsurlardan biridir. Turistlerin tatillerini geçirecekleri destinasyon tercihlerinin belirlenmesinde bir diğer önemli unsur ise destinasyon imaj algısıdır. Turizm soyut bir ihtiyaç olduğundan bireylerin seyahat süreçleri sona erdikten sonra geriye kalan tek şey o seyahate dair hafızalarında kalan izlerdir. Soyut bir ürün olan turizmin değeri de yaşanan deneyimlerle ölçülebilir. Turistlerin yaşadığı deneyim ne kadar hatırlanabilir olursa destinasyon imajı o kadar güçlü konuma gelir. Çünkü yaşanan olumlu deneyimler turistlerin destinasyonlar hakkındaki algılarını da olumlu yönde etkileyecektir. Olumlu hatıralarla sona eren her seyahat yeni bir seyahate referans olacaktır. Ayrıca farklı kuşaklarda yer alan bireylerin sahip olduğu deneyimlerde birbirinden farklıdır. Araştırmanın temel amacı, kuşaklara göre Kuşadası'nda konaklayan yerli veya yabancı turistlerin destinasyon imaj algılarının hatırlanabilir turizm deneyimi üzerine etkisinin ortaya konmasıdır. Araştırmanın alt amacı olarak ise turistlerin demografik özelliklerine göre destinasyon imaj algıları ve hatırlanabilir turizm deneyimleri arasında farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda veriler Kuşadası'nı ziyaret eden yerli ve yabancı 390 turiste uygulanan anketlerle elde edilmiştir. Araştırma sonucunda hatırlanabilir turizm deneyimlerinin kuşaklara göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmaya konu edilen kavramlar arasındaki ilişkinin anlaşılmasının ilgili alanlarda çalışan akademisyenlere ve destinasyon yöneticilerine faydalar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hatırlanabilir Turizm Deneyimi, Destinasyon İmaj Algısı, Kuşaklar
Sosyal medya kullanımının kuşaklara göre müşteri tercihleri üzerine etkileri: Konaklama işletmelerinde bir inceleme
"Sosyal Medya Kullanımının Kuşaklara Göre Müşteri Tercihleri Üzerine Etkileri: Konaklama İşletmelerinde Bir İnceleme" isimli bu çalışmanın amacı, sosyal medya kullanımının kuşaklar üzerinde etkisi ve konaklama işletmesi seçiminde tüketicilerin sosyal medyadan etkilenme düzeyinin belirlenmesidir. Bu çalışma ile sosyal medyada yapılan paylaşımların, potansiyel ziyaretçilerin konaklama işletmelerine yönelik tutumlarına etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, giriş ve sonuç bölümleri hariç olmak üzere, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, sosyal medya kavramı hakkında bilgi verilmiş, sosyal medyanın tarihsel gelişimi geçmişten günümüze incelenmiş ve sosyal medya uygulamaları işlevlerine göre sınıflandırılarak konaklama işletmeleri açısından önemine değinilmiştir. İkinci bölümde, kuşaklar ve tüketici davranışları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümünde ise, araştırmanın metodolojisi ve bulgulara yer verilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında Kuşadası'nda bulunan 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerinde konaklayan 409 misafire ulaşılarak anket formunu doldurmaları sağlanmıştır. Bu çalışmada konaklama işletmelerine yönelik tutumlar demografik faktörler bakımından farklılık gösterir mi, sosyal medya kullanımının kuşaklara göre etkilenme düzeyi var mıdır, sosyal medya kullanımı kuşaklar arasında farklılık gösterir mi, kuşakların sosyal medya üzerinden satın alma davranışında işletmelerin etkisi var mıdır gibi birçok soruya cevap aranmaya çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmanın sonuçlarına göre, turistlerin sosyal medyadan edindikleri bilgilerin konaklama işletmesi seçimlerini etkilediği ortaya çıkmıştır. Sessiz Kuşak ve Bebek Patlaması Kuşak grubunun paylaşımlara ilişkin tutum ve konaklama işletmelerine ilişkin tutumları arasında anlamlı ilişki olmadığı belirlenirken, X Kuşağının konaklama işletmelerine ilişkin tutumlarında çok zayıf bir ilişki belirlenmiştir. Y Kuşağının paylaşımlara ilişkin tutum ve konaklama işletmelerine ilişkin tutumlarında ise, yine çok zayıf bir ilişki ortaya çıkmıştır. Z Kuşağı ise paylaşımlara ilişkin tutumlarında zayıf bir ilişki söz konusu iken konaklama işletmelerine ilişkin tutumlarında anlamlı ilişki olmadığı tespit edilmiştir.
Beş faktör kişilik özellikleri ile iş değerleri ilişkisinin kuşaklar kapsamında analizi
Bireylerin kişilikleri ve iş değerleri iş yaşamını etkileyen önemli faktörlerdendir. Kişiliğin ve değerlerin bireylerin doğdukları ve yetiştikleri dönemde oluştuğu düşünüldüğünde; bu konuların kuşaklar açısından incelenmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmıştır. İş yerinde kuşaklar arası farklılıkları anlamak çalışanların ihtiyaçlarını karşılamanın ilk adımıdır. Her bir kuşağın farklı özellikleri olduğundan kurumlar da sistemlerini kuşakların beklentileri ve ihtiyaçlarına göre güncellemek durumundadır. Bu araştırmanın amacı, beş faktör kişilik özellikleri ile iş değerleri arasındaki ilişkinin kuşaklar kapsamında analizini gerçekleştirmektir. Bu doğrultuda ilk bölümde kuşak özelliklerine, ikinci bölümde kişilik konusuna ve beş faktör kişilik özelliklerine, üçüncü bölümde ise iş değerlerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde ise kuşaklar, kişilik özellikleri ve iş değerleri ilişkisinden bahsedilmiştir. Araştırmada Super'ın İş Değerleri Envanteri'nden ve Goldberg'in Beş Faktör Kişilik Envanteri'nden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, Türkiye'de yaşayan farklı kuşaklardan bireylerin öne çıkan kişilik özellikleri ve benimsedikleri iş değerleri saptanmış; aralarındaki ilişki analiz edilerek kuşakları yansıtan belirleyici değerlendirmeler ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçlarının kuşakların özelliklerini genel olarak desteklediği görülmüştür. Ayrıca kuşaklar kapsamında beş faktör kişilik özellikleri ile iş değerlerinin çoğu arasında pozitif yönde ancak düşük seviyede anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kuşaklar, Kişilik, Beş Faktör Kişilik, Büyük Beşli, İş Değerleri.
Farklı kuşak üniversite öğrencilerinin yaşlanma ve yaşlılığa yönelik algılarının değerlendirilmesi
Araştırma, Ege ve Akdeniz Üniversitelerinde eğitim görmekte olan öğrenciler ve aynı üniversitelerin kampüslerinde yer alan Tazelenme Üniversitesi öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Nicel bir araştırma olarak, genel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Gönüllülük esasına dayalı, 314 katılımcı ile gerçekleştirilen araştırmada yaşlanmaya ve yaşlılığa yönelik algı ölçeği ile birlikte araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik bilgi formu kullanılmıştır. Sosyal hizmet, toplumda kuşaklararası ilişkilerin güçlenmesinin yanında toplumdaki olumsuz yaşlılık algılarının da sonraki nesillere aktarımı önlenmesine yönelik düzenlemeler kapsamında yer alması gereken önemli bir disiplindir. Yaşam boyu öğrenme desteklenerek bireylerin hem aktif yaşlanması hem de yaşlanmaya yönelik algılarının da olumlu olarak etkilenmesi sağlanabilir.
Davranışsal iktisat perspektifinden tüketim harcamalarında sosyal medyanın etkisi: Y ve Z kuşakları üzerine bir analiz
Rasyonel insan modelinin tartışmaya açılmasıyla ortaya çıkan davranışsal iktisat akımı insanların tüketim kararları alırken bir dizi bilişsel ve çevresel faktörlerim etkisi altında kaldığını savunmaktadır. Davranışsal iktisatçılar yaptıkları birçok çalışmayla insan rasyonalitesinin sınırlı doğasını ortaya çıkarmıştır. İnternet teknolojilerinde yaşanan gelişmeyle birlikte ortaya çıkan sosyal medya, insanların sanal ağlar üzerinden etkileşimini hızlandırmıştır. Bu etkileşimle kullanıcılar sosyal medya platformları üzerinden reklamlar ve diğer kullanıcıların tarafından oluşturulan trendlerle sıkça karşılaşmaktadır. Bu durumun tüketicilerin harcama tercihleri üzerinde ne kadar etkili olduğu araştırmanın ana konusunu oluşturmuştur. Yapılan anket çalışması sonucunda elde edilen verilerle Y ve Z kuşağında yer alan tüketicilerin sosyal medyada yer alan reklamlar, marka, moda ve fenomenlere bakış açısı ile harcama tercihleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda sosyal medyada yaratılan moda akımları ve sosyal medyada tanıtılan markalar ile harcama tercihleri arasından ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca sosyal medyada tanıtılan markalara ilişkin bakış açısının Y ve Z kuşakları arasında farklılaştığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Davranışsal İktisat, Sosyal Medya, Kuşaklar
X-Y-Z kuşakları ve siyasal katılımda rol oynayan faktörler
Bu araştırmanın amacı Gaziantep ilinde ikamet eden bireylerin mensup oldukları kuşaklara göre siyasal katılım türlerinde, lidere bağlılık derecelerinde, siyasal bilgilenme sağladıkları kitle iletişim araçlarını kullanma sıklıklarında ve siyasal katılım düzeylerinde farklılık olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Ayrıca cinsiyet, gelir durumu ve eğitim durumu gibi demografik özellikler siyasal katılım düzeylerini farklılaştırmakta mıdır sorularına da yanıt aranmıştır. Çalışma Ocak-Nisan 2019 tarihlerinde üç farklı çalışma grubu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini Gaziantep Şehitkamil ve Şahinbey ilçelerinde yaşayan seçmenler oluştururken, bu evren içerisinden örneklem grubu ise 524 katılımcıdan oluşmuştur. Bu katılımcıların 138'i X kuşağı, 281'i Y kuşağı ve 105'i Z kuşağından oluşmaktadır. Veriler bir anket formu ile toplanmıştır. Formun ilk bölümünde katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin sorular, diğer bölümlerinde siyasal katılımına ve siyasal tercihlerine ilişkin sorular yer almaktadır. Verilerin analizinde hipotezlerin test edilmesi ve değişkenler arasında anlamlı farklılığın olup olmadığının tespit edilmesi maksadıyla Anova testi uygulanmıştır. Analiz sonucuna göre; kuşaklara göre siyasal katılım düzeylerinin genel olarak anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: X Kuşağı, Y Kuşağı, Z Kuşağı, Siyasal Katılım, Siyasal Katılımı Etkileyen Faktörler
Kuşakların iş görme anlayışı ile kültür değerleri arasındaki ilişki
İnsanların giderek daha fazla çok kültürlü kimliklere ve bilince sahip oldukları görülmektedir. Geert Hofstede, kültürlerin nasıl farklılaştığını incelemek için kültürel bir taksonomi yaratmıştır. Kültürel boyutlar hakkında yapılan bu çalışmalar, kültürler arası çalışmalar alanında bir paradigma olarak görülmüştür. Hofstede toplumsal düzeydeki kültür değerlerini belirlemek amacıyla beş boyutlu kültür değerleri ölçeğini geliştirmiştir. Bu ölçeği, Yoo, Donthu ve Lenartowicz (2011) bireysel düzeyde ölçümünü belirlemek amacıyla Bireysel Kültürel Değerler Ölçeği olarak uyarlamışlardır. Bu araştırmanın amacı, Bireysel Kültürel Değerler Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanması, kültür değerleri ile iş görme anlayışı ilişkisi, kültür değerlerinin iş görme anlayışına etkisi ve kuşaklara göre bu etkinin araştırılmasıdır. Araştırmada veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Anket formu, demografik bilgilere ilişkin sorular, Kültür Değerleri Ölçeği ve İş Görme Anlayışı Ölçeği olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri 2017-2018 tarihleri arasında İzmir ili içinde bulunan 3 eğitim ve araştırma hastanesinde kamu personeli olarak çalışmakta olan tıbbi, idari ve mali hizmetler çalışanlarına uygulanmıştır. Araştırma iki aşamada yürütülmüştür. İlk aşamada Kültür Değerleri Ölçeğinin geçerlilik ve güvenilirliği test edilmiştir. İkinci aşamada, Kuşakların İş görme anlayışı ile Kültür Değerleri Ölçeğinin arasındaki ilişki araştırılmıştır. Ölçek güvenilirlik ve geçerlilik çalışması için 125 çalışandan veri toplanarak analiz gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin güvenilirlik analizi sonucu elde edilen toplam ölçek Cronbach alfa değeri 0.804 olarak bulunmuştur. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda KMO testi % 80,4 (,804), beş faktör toplam varyansın %62'sini açıklamaktadır. Araştırmanın ikinci aşamasında 1445 çalışandan veri toplanmıştır. Kültür değerleri ölçeği için yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucu KMO =0.843; χ2(325) =21618.217, beş faktör toplam varyansın %59.79'unu açıklamakta olduğu ve toplam ölçek Cronbach alfa değeri 0.814 olarak bulunmuştur. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeği oluşturan 26 madde ve beş alt boyutun ölçek yapısıyla ilişkili olduğu belirlenmiştir ve χ2/df: 4.892, GFI: 0.928, CFI: 0.948, NFI: 0.936, RMSEA: 0.052, SRMR: 0.049 ve AGFI: 0.911 olarak görülmüştür. İş Görme Anlayışı Ölçeği için yapılan açımlayıcı faktör analizinde düzenlemeler sonucunda ölçekte 26 madde kalmıştır ve ölçeğin 4 alt boyutu olduğu belirlenmiştir. Bu faktörler toplam varyansın %43.983'ünü açıklamaktadır, KMO değerinin 0.897 olduğu, χ2(325) =9226.790 ve toplam ölçek Cronbach alfa değeri 0.708 olarak belirlenmiştir. Ölçekte bulunan Statü odaklı iş görme anlayışı analiz dışı kalmıştır. İş görme anlayışı boyutlarına yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonucuna göre; χ2/df: 4.930, GFI: 0.928, CFI: 0.873, NFI: 0.846, RMSEA: 0.052 olarak bulunmuş ve uyum indeksleri için kabul edilen değerlerin sağlandığı bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre kültür değerinin iş görme anlayışı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir etkisi olduğu ve kuşaklara göre bu etkinin anlamlı olduğu, bu etkinin en fazla bebek patlaması kuşağında olduğu görülmüştür. Kuşaklara göre kültür değeri ölçeği boyutları ve iş görme anlayışı boyutlarının puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür.
X, Y ve Z kuşaklarının iş değerlerinin incelenmesi: Özel sektör çalışanları üzerine bir araştırma
Günümüzde, çalışanların önemli bir kısmı çeşitli nedenlerle çalışma yaşamından daha geç ayrılmakta iken sürekli yeni katılımcılar da çalışma yaşamına dahil olmaktadır. Böylece farklı yaş gruplarından insanların aynı kurumda bir arada çalıştıklarına sıklıkla rastlanmaktadır. Bununla birlikte sosyal yaşamda olduğu gibi çalışma yaşamında da farklı yaştan bireylerin bakış açıları, beklentileri, öncelikleri, örgütsel bağlılık düzeyleri, iş memnuniyetleri, tercih ettikleri liderlik tipleri ve yönetim tarzları açısından tamamıyla benzer olmadıkları anlaşılmıştır. Bu durum ise farklı kuşakların yönetimi ile ilgili yönetim sorunlarını ve kurumlar açısından birtakım değişimleri gündeme getirmektedir. Bu çalışmada özel sektörde çalışmakta olan X, Y ve Z kuşaklarının iş değerlerini belirlemek ve farklı kuşakların yönetimi konusunda yöneticilere yol gösterici olmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Manhardt'ın İş Değerleri Envanteri'nden yararlanılmış ve nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket tekniği kullanılarak toplamda 502 kişiye ait veriler toplanmıştır. Aynı zamanda katılımcıların demografik özelliklerini ve bu demografik özelliklere göre iş değerlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla anket formunda demografik sorulara da yer verilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Kuşaklara; ikinci bölümünde İş Değerlerine yönelik teorik bilgiler; üçüncü ve son bölümde ise Araştırmanın Yöntemi başlığı altında verilerin analiz, bulgu ve yorumları yer almaktadır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 24.0 veri analiz programı kullanılmış olup araştırma hipotezleri Bağımsız İki Örneklem T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılarak test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda özel sektör çalışanlarının iş değerlerinin X, Y ve Z kuşakları arasında farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda cinsiyet, medeni hal, işten elde edilen aylık gelir ve çalışma yaşamında geçirilen toplam süre gibi demografik değişkenlere göre de özel sektör çalışanlarının iş değerlerinin farklılık gösterdiği saptanmıştır. Böylece araştırma sonuçlarının X, Y ve Z kuşaklarının genel özelliklerini ve iş değerlerini büyük ölçüde desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.