Epistemology

110 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Animasyonların çocuğun epistemolojik gelişimine etkisi

Bu araştırmanın amacı; animasyon filmlerinde geçen bilgi türlerinin ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin bilgi türlerini öğrenme becerilerine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinin Oğuzeli ilçesinde bulunan ve tam gün eğitim veren bir devlet ortaokulunun 6. sınıfında öğrenim gören 70 öğrenciyle yapılan araştırma karma yöntem yaklaşımlarından iç içe gömülü desene göre modellenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin 24'ü animasyon filmlerinin izletildiği deney grubunda, 23'ü çocuk filmlerinin izletildiği plasebo grubunda, 23'ü ise Türkçe derslerinin müdahalesiz işlendiği kontrol grubunda bulunmaktadır. Araştırmada nicel verilerin yanında öğrenci ve araştırmacı deneyimlerine ilişkin nitel veriler de toplanmıştır. Bu araştırmada deneysel müdahale sürecine nitel veriler dâhil edilmiştir. Çalışmanın nicel boyutu ön test, son test, kalıcılık; deney, kontrol ve plasebo gruplu 3x3'lük yarı deneysel desene göre, nitel boyutu ise durum çalışmasına göre desenlemiştir. Araştırmanın nicel verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen Bilgi Türleri Ölçme Aracı ile nitel verileri ise Bilgi Cümlelerini Bilgi Türlerine Göre Değerlendirme Formu, Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu, Öğrenci ve Araştırmacı Günlüğü ile toplanmıştır. Deneysel işlem süreci ön test ve son testlerin uygulanmasıyla birlikte 12 hafta sürmüştür. Araştırmada deneysel işlemin bitimi ile son test uygulamasını takip eden 6. haftada kalıcılık testi uygulanmış ve ölçümleri alınmıştır. Tüm ölçme uygulamaları üç gruba da eş zamanlı bir şekilde uygulanmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizi SPSS 23.0 programı ile yapılmış, nitel verilerin analizinde ise içerik ve doküman analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, animasyon filmi izleyen öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında son test lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Deney, kontrol ve plasebo gruplarının son testlerinde deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Deney grubunun son test ve kalıcılık testi arasında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. İstatistiksel açıdan animasyon filmlerinin 6. sınıf öğrencilerinin bilgi türlerini öğrenmeleri konusunda anlamlı ve kalıcı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney grubundaki öğrencilerden uygulama sırasında öğrenci günlükleri ve sonrasında da görüşmeler yoluyla toplanan verilerden animasyon filmlerinin bilgi türlerini eğlenceli ve kalıcı bir şekilde öğretebildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Animasyon destekli öğretimDil öğretimiEpistemoloji+5
Sakine Hakkoymaz
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ders kitaplarında hayvanın epistemolojik yaratımı

Hayvanlar tüketim, giyim ve bilimsel araştırma alanlarında öldürülerek dönüştürülür; hayvanat bahçesi, "doğal yaşam" ve su parklarında kürate edilir; eğlence, spor ve gelenek adı altında muhtelif edimlere zorlanır. Hayvanın dönüştürülmesi temelde araçsallaştırılması antroposantrik rejimle ilişkiseldir. Bu rejimin yapısal ve kemikleşmiş faktörleri, toplumsal kurumların kökeninde aranmalıdır. Eğitim kurumunun bir materyali olan ders kitaplarının hayvanları tanımlama biçimleri, toplumsal hayatta insan hayvan etkileşiminin nasıl olması gerektiğini kuşaklara aktarır. Bu tezin konusunu ders kitaplarının üretip dolaşıma soktuğu hayvan tasavvuru oluşturur. Araştırma Türk eğitim sisteminin ilkokul seviyesindeki Türkçe, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri ders kitaplarıyla sınırlandırılmıştır. Ders kitapları hayvanı endüstriyel bir kaynak, proleter, öldürülebilir, sergilenebilir ve ticarileştirilebilir meta bedenler olarak formülleştirir. Bu formülasyon, kendi hayatının bir eyleyeni olan hayvanın öznelliğine son verir. Sosyoloji biliminde yürütülen çalışmalar, pek tabii çeşitli konuları ele almakla birlikte toplumda sınıfı, etnisitesi, cinsiyeti ve cinsel yönelimi gibi sebeplerden dolayı azınlık konumuna düşürülmüş ve ötekileştirilmiş bireylerin özne olma mücadelesini inceler. Türkiye'de sosyoloji bilimi altında yürütülen araştırmalar, yaşamın kıyısında dünyaya gelip hayatları boyunca sistematik şiddete maruz bırakılan hayvanları göz ardı etmiştir. Hayvanların öldürülmesi ve tahakküm altına alınması temelde onların nesne olarak görülmeleriyle ilişkiseldir. Bu çalışmada hayvanları nesneleştirici söylemlerin ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda; ders kitaplarının insanı yeryüzüne yönetici kılan arkaik öğretilerin ve bununla ilişkisel olarak doğa-kültür düalizminin etkisi altında olduğu saptanmıştır. Bunun yanında ders kitapları, devletin resmi hayvan politikasıyla paraleldir. Ders kitaplarının ürettiği söylemler hayvanları radikal bir biçimde imlemekte ve hatalı hayvan epistemolojileri üretip dolaşıma sokmaktadır.

Ders kitaplarıEpistemolojiHayvanlar+3
Nurseda Çetintürk
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretim stilleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretim stilleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma kapsamında ayrıca katılımcıların epistemolojik inanç düzeyleri ve benimsedikleri öğretim stillerinin cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, öğrenim seviyesi, mezun olunan fakülte, mezun olunan bölüm, görev yapılan okul türü, görev yapılan okulun sosyo-ekonomik düzeyi ve görev yapılan okulun Sosyal Bilgiler dersliğinin var olup olmadığı değişkenlerine göre ilişkisi incelenmiştir. Tarama yönteminin kullanıldığı araştırmada katılımcıların epistemolojik inanç düzeylerinin belirlenmesinde Schommer (1990) tarafından geliştirilen, Deryakulu ve Büyüköztürk (2002) tarafından Türk diline uyarlanmış "Epistemolojik İnanç Ölçeği" (EİÖ), katılımcıların öğretim stillerinin tespit edilmesinde ise Grasha (1996) tarafından geliştirilen, Üredi (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Öğretim Stili Ölçeği" (ÖSÖ) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan öğretmenlerin demografik özelliklerinin belirlenmesine yönelik olarak da Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmaya 2013-2014 eğitim öğretim yılında, Eskişehir ili sınırları içinde resmi ve özel okullarda görev yapan 202 Sosyal Bilgiler öğretmeni katılmıştır. Verilerin analizleri SPSS 20.0 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programıyla yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizleri sonucunda katılımcıların Öğrenmenin Çabaya Bağlı Olduğuna yüksek düzeyde inandıkları belirlenmiştir. Katılımcıların demografik özellikleri ile epistemolojik inanç düzeyleri arasında anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Katılımcılar en fazla Kolaylaştırıcı/Kişisel Model/Uzman öğretim stili grubunu benimsedikleri ve mesleki kıdem, mezun olunan fakülte ve görev yapılan okul türü değişkenleriyle öğretim stilleri arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile benimsedikleri öğretim stilleri arasındaki ilişkiye yönelik yapılan analizlerde ise tek doğrunun var olduğuna inanç boyutuyla uzman öğretim stili arasında düşük, otoriter öğretim stiliyle orta derecede pozitif ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kişisel model öğretim stili ile öğrenmenin çabaya bağlı olduğuna inanç boyutu arasında düşük ve negatif düzeyde istatiksel anlamda bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: İnanç, Epistemoloji, Epistemolojik inanç, Öğretim Stili, Sosyal Bilgiler Öğretimi

Bilimsel epistemolojik inançlarBranş öğretmenleriEpistemoloji+5
Murat Ekiçi
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Bilimin mahiyeti bağlamında Collins'in Felsefelerin Sosyolojisi

Yirminci yüzyılda bilimin mahiyetine ilişkin süregelen tartışmalarda felsefi çevrelerde birbirinden farklılaşan başlıca üç yaklaşım geliştirilmiştir. Genel olarak Pozitivist, İzafi ve Marksist geleneklere bağlanan bu yaklaşımlar, bilimin toplumsal boyutlarını soruşturan bilim sosyolojisi geleneklerinin de teşekkülünü sağlamışlardır. Bilimin mahiyetini tespit için bu yaklaşımların müktesebatının zemin olarak kullanılacağı bu çalışmada, bilimin mahiyetine ilişkin süregelen tartışmalara yeni soluklar katmaya namzet bir çerçeveye sahip olan çatışmacı bilim teorisi incelenecektir. Collins'in Felsefelerin Sosyolojisi isimli çalışması bu teorinin temel kavramlarını, Doğu ve Batı felsefi geleneklerine uygulanış biçimini ihtiva etmektedir. Ayrıca bu çalışmanın bağlamını teşkil eden bilimin mahiyetine ilişkin soruşturmalara da uygulanabilecek bir kapsayıcılığa sahip olan çatışmacı bilim teorisinin sunulduğu bu eserin müspet ve menfi yönleri, alternatif yaklaşımlarla mukayese edilerek sunulacaktır. Anahtar Kelimeler:Bilimin mahiyeti, bilim felsefesi, bilim sosyolojisi, bilim epistemolojisi, bilimin özerkliği, yerellik, çatışma teorisi, bilim teorisi, etkileşim merasimleri, tabakalaşma, kültürel sermaye, duygusal enerji, epistemik ağlar, makro yapı, mikro yapı.

BilimBilim felsefesiBilim sosyolojisi+4
Yakup Kalın
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel koçluk yöntemiyle öğretilen bilişsel farkındalık stratejilerinin altıncı sınıf sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin epistemolojik inançlarına, bilişsel farkındalık becerilerine, akademik başarılarına ve bunların kalıcılıklarına etkisi

Bu çalışmada, bilişsel koçluğa dayalı bilişsel farkındalık stratejileri temel alınarak yapılan öğretimin, epistemolojik inançlara, bilişsel farkındalık becerilerine ve akademik başarıya ve bunların kalıcılığına etkisi araştırılmıştır. Araştırma deneysel araştırma modellerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu deneme modeline göre desenlenmiştir. Çalışmada gruplar iki kontrol ve bir deney grubu desenine göre oluşturulmuştur. Araştırmacı deney ve ikinci kontrol gruplarının derslerine ilgili ünitede girmiş, birinci kontrol grubunun dersi sınıf öğretmenince yürütülmüştür.Araştırma 2007-2008 öğretim yılı bahar döneminde Adana İli Seyhan İlçesindeki yer alan İsmet İnönü, Celalettin Seyhan ve Töbank İlköğretim Okullarının altıncı sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada deney grubunda 20 öğrenci; birinci kontrol grubunda 25 öğrenci ve ikinci kontrol grubunda ise 25 öğrenci olmak üzere toplam 70 öğrenci, çalışma grubunda yer almıştır. Gruplar; ``Ülkemizin Kaynakları Başarı Testti'', ``Bilişsel Farkındalık Ölçeği'', ``Epistemolojik İnançlar Ölçeği'' ve ``SED'' ön test sonuçları dikkatte alınarak eşitlenmiştir.Araştırma süresince elde edilen veriler, SPSS 15.0 istatistik paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Verilerin aritmetik ortalamaları, standart sapmaları betimsel olarak verildikten sonra, tek yönlü varyans analizi (Anova) ve kovaryans analizleri (Ancova) ile korelasyon analizleri yapılmıştır.Sonuç olarak, başarı testinden elde edilen toplam, hatırlama, anlama ve üst düzey kazanım puanları açısından deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Başarı testi kalıcılık puanları açısından ise toplam, anlama, üst düzey kazanım puanları açısından deney grubu lehine anlamlı bir farklılık gözlenirken hatırlama puanı açısından ise birinci kontrol grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bilişsel farkındalık ölçeğinden elde edilen bulgulara bakıldığında, kendini denetleme, değerlendirme, farkında olma ve bilişsel stratejiler açısından deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Farkında olma boyutunda son test puanları açısında deney grubu ile birinci kontrol grubu ve deney grubu ile ikinci kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunurken birinci kontrol ve ikinci kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunamamıştır. Bilişsel farkındalık ölçeğinin kalıcılık puanları açısından ise farkında olma boyutunda deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunurken, bilişsel stratejiler ve değerlendirme boyutlarında deney grubu lehine anlamlı bir farlılık bulunamamıştır. Buna karşın ikinci kontrol grubu kendini denetleme boyutunda kalıcılık testinde anlamlı farklılaşma göstermiştir. Epistemolojik inançlar ölçeğine baktığımızda ise öğrenmenin çabaya bağlı olduğuna dair inanç boyutunda deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunamamıştır Öğrenmenin yeteneğe bağlı olduğuna dair inanç boyutundaysa deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Tek bir doğrunun olduğuna dair inanç boyutunda son test sonuçlarına baktığımızdaysa deney grubu lehine anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Deneysel desenin epistemolojik inançlar ölçeğinin kalıcılık üzerindeki etkisine baktığımızdaysa öğrenmenin çabaya bağlı olduğuna dair ve öğrenmenin yeteneğe bağlı olduğuna dair inanç boyutlarında deney grubu lehine anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Epistemolojik inanç ölçeği öğrenmenin yeteneğe bağlı olduğuna dair inançta kalıcılık açısından deney grubu ile birinci kontrol ve birinci ikinci kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Tek bir doğrunun olduğuna dair inanç boyutundaysa kalıcılık puanları acısından gruplar arasında anlamlı bir farklılaşma bulunamamıştır. Araştırmanın nitel bulgularına bakıldığındaysa bilişsel koçluk yöntemiyle öğretilen bilişsel farkındalık stratejisi uygulama adımlarıyla ilgili olarak deney grubundaki öğrenciler dersi olumlu değerlendirdiklerini, konuyu daha iyi anladıklarını ve bilişsel farkındalık becerilerini kazanıp diğer derslerde de uyguladıklarını belirtmişlerdir.

Bilişüstü beceriEpistemolojiSosyal bilgiler eğitimi+1
Özden Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

René Guénon'un bilgi teorisi

Bu çalışmada, yaşadığı dönemde Batı düşüncesinin insanı içine soktuğu çıkmazları eleştiren René Guénon'un bilgiye bakışı ele alınmıştır. Guénon'a göre insanın içine düştüğü çıkmaz, gerçek bilgiden uzaklaşmasının sonucudur. Ona göre, insan bu durumdan, doğruluğundan kuşku duyulmayan metafizik bilgi sayesinde kurtulur. Bu yüzden Batı düşüncesinin yeniden kendisini sorgulaması ve geleneğe yönelmesi gerekmektedir. Araştırmada Guénon'un Batı düşüncesinin bilgiye yaklaşımına eleştirilerinin yanında duyusal alanın dışındaki bilgi kaynaklarının gerekliliğine dair düşünceleri tespit edilerek değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Gelenek, René Guénon, Bilgi, Metafizik, Hakîkat, Doğu Düşüncesi, Batı Düşüncesi.

BatıBatı toplumuBilgi+5
Ali Özyurt
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Şemsüddin Semerkandî'de ontoloji ve epistemoloji bağlamında kelam-felsefe etkileşimi

Şemsüddin Semerkandî, Hanefî-Mâtürîdî kelam geleneğinde felsefî kelam yöntemini benimseyen ilk âlimdir. O, Semerkand'da doğmuş, muhtelif alanlarda birçok eser vermiş ve hicri 722 yılında vefat etmiştir. Semerkandî örnekleminde ontoloji ve epistemoloji bağlamında kelam-felsefe ilişkisini incelediğimiz bu çalışma giriş, sonuç ve üç bölümden oluşmaktadır: Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi ve kaynaklarının yanı sıra Semerkandî'nin hayatı ve ilmî kişiliği, kelam-felsefe ilişkisi, kelam ontolojisi ve kelam epistemolojisi konularında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Semerkandî perspektifinde varlık, mâhiyet, mevcûd ve bu kavramlara ilişkin problemler hakkında genel ontolojik kavramlar ve kuramlar incelenmiştir. İkinci bölümde arazlar başlığı altında Semerkandî'nin epistemoloji, teorik fizik, ahlak ve mantıksal kategoriler hakkındaki görüşleri analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde Semerkandî'nin cismânî ve rûhânî cevherler, cevher-i ferd ve psikoloji hakkındaki görüşleri değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise Semerkandî'de ontoloji ve epistemoloji bağlamında kelam-felsefe ilişkisi ortaya koyulmuştur.

EpistemolojiFelsefeHanefiler+7
Tarık Tanrıbilir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
11
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş rasyonalizmde bir portre: Gaston Bachelard

20. yy. başlarında gerçekleşen bilimsel devrim ve gelişmeler özellikle matematik ve fizikte yeni bir formda çağdaş rasyonalizmin ortaya çıkması rasyonalizmi derinlemesine etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı, çağdaş rasyonalizm krizinin Gaston Bachelardcı tanısını değerlendirmek ve Bachelard rasyonalizm kavramını analiz etmek ve değerlendirmektir. Çalışma konusu çağdaş rasyonalizm krizini analiz etme, çağdaş dönemdeki rolünü ve önemini göstermek için Bachelard rasyonalizm kavramını klasik rasyonalizm kavramıyla karşılaştırmaktır. Bu çalışmada, rasyonalite kavramı, rasyonalist olarak tanınan filozoflarla empirist filozoflar arasında bir diyalog kurularak sunulacak ve Bachelard'ın "Çağdaş Rasyonalizm" kavramı analiz edilip eleştirilecek ve felsefesinde öne sürdüğü yeni düşünceler ve kavramlar açıklanacaktır. Bu Çağdaş Bachelardcı Rasyonalizm yeni metoda ve kavramlara, yani, psikanaliz, epistemolojik kırılma, epistemolojik engel, bilimsel diyalektiğe dayanmaktadır. Bachelardcı rasyonalizmin yenilenme doğasını göstermek için, karşılaştırmalı ve analitik bir yöntem izlenmiştir. Sonuç olarak, Bachelard'ın içine düştüğü bazı çelişkilere rağmen çalışma Bachelard'ın çağdaş dönemindeki felsefesinin önemini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Rasyonalizm, Bilimsel Devrimler, Bilimsel Psikanaliz, Epistemolojik Kırılma, Epistemolojik Engel, Bilimsel Diyalektik.

Bachelard, GastonBilim felsefesiEpistemoloji+3
Abd Aljawad Kanjo
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de öğrenim gören yabancı uyruklu üniversite öğrencilerinin kişisel epistemolojileri ile öz değerlendirme ve öz yeterlik algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Türkiye?de öğrenim gören yabancı uyruklu üniversite öğrencilerinin kişisel epistemolojileri, öz değerlendirmeleri ve öz yeterlik algıları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu amaçla öncelikle, öğrencilerin kişisel epistemolojilerinin, öz değerlendirmelerinin ve öz yeterlik algılarının belirlenmesi; daha sonra, öğrencilerin kişisel epistemolojileri, öz değerlendirmeleri ve öz yeterlik algılarının yaş, sınıf, akademik başarı düzeyi değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi; son olarak çoklu regresyon analizleri yapılarak kişisel epistemolojiler, öz değerlendirmeler ve öz yeterlik algıları arasında anlamlı ilişki olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma verileri, Ankara ilinde bulunan özel ve devlet üniversitelerinde öğrenim görmekte olan çeşitli ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu öğrencilerden (N=180) kolaylıkla bulunabileni örnekleme yöntemi ile gönüllülük esasına dayalı olarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında Kıncal, Şahin ve Kartal (2010) tarafından uyarlama çalışması yapılan ?Epistemolojik İnançlar Anketi? (Chan ve Elliot, 2002, 2004), Gürbüz, Akkuş ve Sığrı (2010) tarafından uyarlama çalışması yapılan ?Temel Öz Değerlendirme Ölçeği? (Judge, Erez, Bono ve Thoresen, 2003), Yeşilay (1996) tarafından uyarlama çalışması yapılan ?Genel Öz Yeterlik Ölçeği? (Jerusalem ve Schwarzer, 1981) ve araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Verilerin analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi ve Çoklu Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bilgi ve bilme hakkındaki düşünce ve inançlarının (kişisel epistemolojilerinin) henüz tam olarak gelişmemiş/olgunlaşmamış çoğulcu aşamada olduğu, duruma göre olumlu ya da olumlu olmayan farklı epistemolojik anlayışlara sahip oldukları; öz değerlendirmelerinin duyuşsal faktörlerde olumlu düzeyde olmadığı, yeterlik ve kontrolün kendisinde olduğu boyutunda olumlu değerlendirmelere sahip oldukları; öz yeterlik algısında ise genel olarak orta düzeyin üstünde olumlu algılara sahip oldukları görülmüştür. Öğrencilerin, kişisel epistemolojilerinin yaş, sınıf ve akademik başarı düzeyi değişkenlerine göre farklılaştığı; öz değerlendirmelerin yaş düzeyi değişkeninde farklılaşmadığı, sınıf ve akademik başarı düzeyi değişkenlerinde farklılaştığı; öz yeterlik algılarının ise yaş ve sınıf düzeyi değişkenlerinde farklılaşmadığı, akademik başarı düzeyi değişkeninde farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda kişisel epistemoloji, öz değerlendirme ve öz yeterlik algıları arasında anlamlı ilişkiler olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kişisel epistemoloji, öz değerlendirme, öz yeterlik.

EpistemolojiEğitim psikolojisiYabancı uyruklu öğrenciler+6
Murat Erol
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Fârâbî'nin bilgi anlayışında metafizik etki

Fârâbî'nin bilgi anlayışının temelleri tasavvur ve tasdik ayrımına dayanmaktadır. Birbiri ile ilişki olmakla beraber aynı zamanda salt müfred ve bileşik maʾkûl ayrımından fazlasını ifade eden bu nüansın anlaşılması Fârâbî felsefesi içerisinde bilginin konumunu belirginleştirmeyi sağlamaktadır. Fârâbî'ye göre bilginin oluşumu için duyu, iç güçler, akıl, Faal Akıl ve rasyonel şartların bir arada uyumuna ihtiyaç vardır. Bu etkenler birer aşama olarak kabul edildiği zaman insan nefsinde önce kavramın ardından önermenin son olarak da gerekli koşulların temin edilmesiyle bilginin meydana gelmesi sağlanmaktadır. Bu çalışma, sınırları Fârâbî tarafından çizilen bilginin, elde edilişi sırasında gerçekleşen Faal Aklın metafizik etkisinin belirlenmesine yoğunlaşmaktadır. Bu doğrultuda duyulardan başlayan ve akılda sona eren süreç içerisinde her bir etkenin Faal Akılla ilişkisi incelenerek meselenin teorik çerçevesi ortaya konulmuştur. Bunun yanı sıra kavramların oluşumu, zihinde belirmeleri ve doğruluklarının nasıl sağlandığı incelenmiştir. Önerme boyutunda ise inanç, doğruluk, gerekçelendirme ve kesinlik üzerinden bilginin meydana gelmesinde metafizik etkinin yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Böylece Fârâbî'nin bilgi için belirlediği sınırlar göz önünde bulundurularak bir tanım elde edilmeye ve bunun üzerinden de bilginin, inanç noktasında birleşen bütün önermelerden hangi hususlarda ayrıştığı gösterilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak Fârâbî'nin bilgi anlayışında metafizik etkinin, kavramın akılda tümellik kazanması sırasında ortaya çıktığı ve bu anlamda etkinin kavramsal boyutta kalıp önermede herhangi bir tesirinin olmadığı vurgulanmıştır. Böylelikle zihinde kesin bilgi olarak bulunan burhanî kıyasın ilkeleri irdelenerek epistemolojik açıdan Faal Aklın, insan aklı ile ittisali sırasında gerçekleşen feyzin episteme anlamında bir bilgi olmadığı ortaya konulmuştur.

AkledilirlikBilgi felsefesiDin felsefesi+5
Muhammed Abdullah Haksever
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlana'da epistemolojik açıdan akıl

Bilginin nasıl ve nereden elde edildiği ve bilgiyi elde edebilmenin ölçütlerinin neler olduğu gibi epistemolojik problemler, tarih boyunca değişik yönlerden ele alınıp tartışılmıştır. Tasavvuf felsefesinin önemli şahsiyetlerinden biri olan Mevlana'nın bilgi teorisi bu açıdan incelenmeye değer bir konudur. Onun akla, filozoflara ve felsefeye dair getirdiği eleştiriler, birçok açıdan araştırmalara konu olmuştur. Biz de bu çalışmamızda, Mevlana'nın akıl, aşk ve bilgi hakkındaki düşüncelerini ve bu düşüncelerinin arka planını ele almaya çalışacağız. Bu perspektiften hareketle, çalışmamızın giriş bölümünde akıl ve bilginin yerinin ne olduğu ile ilgili bazı ilkçağ düşünürlerin yaklaşımlarına, Mevlana'nın yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi durumu, hayatı ve eserlerine çok kısa bir şekilde yer verilmiştir. Birinci bölümde akıl ve ilişkili olduğu bazı kavramların ne olduğunu ve aşkın kavramsal çerçevesi ile bu bağlamdaki bazı görüşler ele alınmıştır. İkinci bölümde, Mevlana öncesi bazı İslam düşünürlerinin bilgi teorisi ile ilgili düşünceleri; üçüncü ve son bölümde ise Mevlana'nın akıl ve aşk kavramları hakkındaki görüşleri, epistemolojik açıdan akla ve felsefeye olan eleştirisi, aşkın yerinin ve değerinin ne olduğu gibi konular ele alınmıştır. Genel olarak bakıldığında, Mevlana, epistemolojik bir yeti olarak akla olumsuz bir rol biçmektedir. Onun, bunun yerine önerdiği ve değerli gördüğü yöntem aşk yöntemi olup, bu husus çalışmamız boyunca çeşitli açılardan tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mevlana, İnsan, Felsefe, Metafizik, Aşk, Akıl, Bilgi.

AkılAşkBilgi+6
Nihat Kaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yapılandırmacı öğrenme ortamlarının bilimsel epistemolojik inançlara etkisi

Bu çalışmanın amacı, yenilenen fen ve teknoloji programıyla birlikte benimsenen yapılandırmacı yaklaşımın öğrencilerin bilim ve bilimsel bilgiye ilişkin felsefi bakış açılarını yani bilimsel epistemolojik inançlarını nasıl etkilediğini belirlemektir.Çalışmada, öğrencilerin içinde bulundukları yapılandırmacı öğrenme ortamları hakkındaki görüşlerinin ve bilimsel epistemolojik inançlarının belirlenmesinde tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara ili Altındağ ve Çankaya ilçesindeki yedi ilköğretim okulunun 8. sınıfında öğrenim gören 392 kız, 382 erkek toplam 774 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak; ?Bilimsel Epistemolojik İnançlar Ölçeği? ve ?Yapılandırmacı Öğrenme Ortamları Ölçeği? kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, tek faktörlü varyans analizi (One-Way ANOVA) kullanılmış ve Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır.Analiz sonuçları, yapılandırmacı öğrenme ortamları ile epistemolojik inançlar arasında pozitif bir ilişkinin bulunduğunu göstermiştir. Öğrenme ortamları yapılandırmacı yaklaşıma uyarlandıkça öğrencilerin bilimsel epistemolojik inançlarının geliştiği söylenebilir. Ayrıca kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre, Çankaya ilçesinde öğrenim gören öğrencilerin Altındağ ilçesinde öğrenim gören öğrencilere göre, fen ve teknoloji dersi notu yüksek olan öğrencilerin düşük olan öğrencilere göre daha gelişmiş epistemolojik inançlara sahip olduğu bulunmuştur. Anne ve baba eğitim durumu yükseldikçe, öğrencilerin bilimsel epistemolojik inançlarında artış gözlenmiştir. İnternet bağlantısına sahip olan öğrencilerin bilimsel epistemolojik inançlarının, internet bağlantısına sahip olmayan öğrencilere göre daha gelişmiş olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Bilimsel epistemolojik inançlar, Yapılandırmacı Öğrenme Ortamı

BilimBilimsel bilgiBilimsel davranış+10
Tuğba Islıcık
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Periyodik sistemin öğretim sürecinde oluşan rasyonel bilginin; üretimi, epistemolojisi ve metodolojisi

Bu çalışmada, kimya öğretmenlerinin ve öğrencilerinin öğretim sürecinde oluşturdukları söylemler temelinde, akıl yürütmelere dayalı bilgi üretimini nasıl gerçekleştirdiklerinin belirlenmesi ve bu bilgi üretiminin epistemolojik açıdan incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yaklaşımı ile durum çalışması yöntemine göre yürütülen çalışma 10.sınıf kimya öğretim programında yer alan ?Periyodik Sistem? ünitesinin öğretim süreci ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın grubunu Ankara ilinin farklı yerleşim merkezlerindeki farklı okullarda görev yapan 5 kimya öğretmeni ve öğretmenlerin dersini takip eden 15 öğrenci oluşturmuştur. 2009-2010 öğretim yılında yürütülen araştırmanın verileri derslerin video kayıtlı olarak gözlenmesinin yanı sıra, öğretmen ve öğrenciler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Elde edilen bu veriler içerik analizine tabi tutulmuştur.Periyodik sistemin öğretim sürecinde sınıf ortamında oluşturulan bilgi üretimine ilişkin felsefi bir zeminde yürütülen çalışmada bilgi üretiminin metodolojik ve epistemolojik niteliklerine yönelik sonuçlara ulaşılmıştır.Öğretim sürecinde metodolojik açıdan; çalışmada ?Bilgi Üretme Süreçleri, (BÜS)? adı altında yapısı tanımlanan süreçler ile bilgi üretildiği ortaya çıkmıştır. Bu süreçlerle oluşturulan bilgi üretiminde; öğretmen söylemlerinin şekillendirdiği a priori benimsenen bilgilerden yapılan formel nitelikte tümdengelim ve bu tümdengelimi farklı bir şekilde doğrulamak için yapılan tümevarımlara dayalı bir metodoloji söz konusudur. Bu metodolojide söz konusu a priorileri benimseme sürecinde olan ve bunlardan tümdengelim yapan öğrencilerin de katkısı vardır. Başka bir ifade ile bilgi üretiminin metodolojik yapısı genel olarak; ortak öncüllerden yapılan tümdengelimsel bir sürece dayandığı söylenebilir. Çalışmada tümevarım ve tümdengelim dışında özellikle anomalileri açıklamada geniş bir olanak sunma potansiyeline sahip ve bu açıdan Periyodik Sistemin öğretiminde de etkili yöntemler olabileceği görülen hipotetik-dedüktif ve retrodüktif yöntemlere ve bunlara bağlı bir metodolojiye rastlanmamıştır.Bilgi üretiminin söz konusu metodolojik özellikleri ile yakın bir ilişkisi olduğu ortaya çıkan epistemolojik özellikleri açısından ise; bilgi üretim sürecinde kullanılan akıl yürütme yöntemlerine bağlı olarak periyodik sistemin kendine has özellikleri çerçevesinde, kimyasal bilginin bilimsel niteliğinde a priorilik ve analitiklik gibi işlevsel değişimler oluştuğu gözlenmiştir. Diğer taraftan bu değişimlerle bağlantılı olarak indirgemecilik, totoloji ve nedensellik gibi uygun olmayan ve tartışmaya açık epistemolojik ilişkiler de ortaya çıkmıştır. Ayrıca periyodik sisteme yine akıl yürütmelere bağlı olarak farklı nedenlerle de olsa aksiyomatik bir sistem olarak yaklaşıldığı da belirlenmiştir. Bu süreçte öğretmenin öğrenci üzerindeki belirleyici ve yönlendirici özelliği de önemli bir noktayı oluşturmaktadır.Sınıf ortamında metodolojik ve epistemolojik açıdan böylesi bir bilgi üretim ortamı oluşmasının, bilimsel düşünme ve bilimin doğası anlayışları gibi fen eğitimi açısından önemli olan noktalarda ve özelde periyodik sistem-kimyasal bilgi olmak üzere bilimsel bilginin niteliğine uygun akıl yürütme becerilerini desteklemeyeceği görülmektedir. Ayrıca böylesi bir ortamın kimyasal içerik bilgilerini kazanılmasında karşılaşılan birçok sıkıntılı durum ile ilişkisi de kurulabilir. Bu genel çerçeveden bakıldığında fen ve kimya öğretiminde farklı boyutlardaki söz konusu kazanımlara ulaşmada akıl yürütmelerin bilim felsefesi zeminindeki yorumlarının bir değişken olarak ele alınması mümkündür. Bu noktada ise alternatif akıl yürütmelerin özellikle bilimsel epistemoloji ve metodoloji bağlamında ele alınması gerekli görünmektedir.Anahtar Kelimeler: Kimya eğitimi, Kimya felsefesi, Periyodik sistem, Periyodik tablo, Akıl yürütme yöntemleri, Bilgi üretimi, Epistemoloji ve Metodoloji

Akıl yürütmeBilgiBilgi üretimi+6
Davut Sarıtaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Lise fizik dersi öğretim programlarının Newton ve Kuantum paradigmaları perspektifinden değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, Lise 9-12. sınıflar fizik dersi öğretim programlarını, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi liselerde görev yapan fizik öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak, newton ve kuantum paradigmaları ekseninde değerlendirmektir. Araştırmada ayrıca, öğretmenlerin, sözü geçen programlar hakkındaki görüşlerine ek olarak, bilginin kaynağı ve elde edilmesine ilişkin görüşleri ile bu görüşlerin çeşitli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni, 2013–2014 eğitim-öğretim yılında, Adana, Bartın, Elazığ, Hatay, Kayseri, Malatya, Trabzon il merkezlerindeki resmi liselerde görev yapan fizik öğretmenlerini kapsamaktadır. Örneklem ise, evrende yer alan ve araştırma ölçekleri doldurmayı kabul eden toplam 290 fizik öğretmeninden oluşturulmuştur. Betimsel nitelikte ve tarama modelinde olan araştırmada, veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ölçekler ile elde edilmiştir. Bunlardan birincisi bilginin kaynağı ve elde edilmesine yönelik öğretmen görüşleri ölçeği; ikincisi ise, Lise 9-12. sınıflar fizik dersi öğretim programlarına ilişkin öğretmen görüşleri ölçeğidir. Araştırmada veriler, SPSS paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Verilerin çözümlenmesinde, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, "t" testi ve "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)"; Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri kullanılmıştır. Araştırmada, verilerin analizinden elde edilen bulgular ve bulgulara dayalı ulaşılan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenleri, epistemolojinin nesnel bilgi boyutunda bilginin kaynağı ve elde edilmesine ilişkin olarak; bilginin, deney ve gözlemle elde edildiği görüşündedirler. Öğretmenler, bilginin kaynağını ise sırayla, maddi evren, akıl ve deneyim olarak sıralamaktadırlar. Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenlerinin, epistemolojinin nesnel bilgi boyutunda, pozitivist ve newton paradigmasına yakın, nesnel bilgi anlayışına sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırmada, kıdemli fizik öğretmenlerinin, bilginin kaynağını deneyim olarak gördükleri, lisans mezunu fizik öğretmenlerinin, doktoralı olanlara göre, nesnel bilgi anlayışına daha yakın oldukları ve eğitim fakültesi mezunu fizik öğretmenlerinin, evrenin yapısı konusunda newton paradigmasına daha yakın görüşlere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenleri, epistemolojinin öznel bilgi boyutunda bilginin kaynağı ve elde edilmesine ilişkin olarak; öznel bilgi anlayışını benimsemekte ve evrenin yapısı konusunda ise kuantum paradigmasına yakın görüşlere sahiptirler. Bununla birlikte, epistemolojinin öznel bilgi boyutunda, kadın fizik öğretmenleri, yüksek lisans mezunu fizik öğretmenleri ile Anadolu Lisesinde görev yapan fizik öğretmenlerinin, öznel bilgi anlayışına daha yakın görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırmada, holistik bilgi boyutunda; katılımcı lise fizik öğretmenlerinin, epistemolojik olarak holistik bir anlayışa sahip oldukları saptanmıştır. Öğretmen görüşleri değişkenlere göre ele alındığında, kadın fizik öğretmenleri, Meslek Lisesinde görev yapan fizik öğretmenleri ile hizmet-içi eğitime katılmayan fizik öğretmenlerinin, holistik görüşe daha yakın oldukları belirlenmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin, hem nesnel hem de öznel bilgi anlayışlarını benimsemeleri ve newton ile kuantum paradigmalarının birisine taraf olmaktan kaçınmaları da, onların epistmolojik olarak holistik bilgi anlayışına sahip olduklarınını göstermektedir. Sonuç olarak, araştırmaya katılan lise fizik öğretmenlerinin, epistemolojik olarak newton veya kuantum paradigmalarından birine taraf olmak yerine, her iki anlayışa da yer veren "holistik" orta bir yolu benimsediklerinin işareti kabul edilmiştir. Öğretmenlerin epistemolojik olarak holistik bilgi anlayışına sahip olmaları, bilinçli bir tercih olabileceği gibi, konuyla ilgili bilgi yetersizliğine de bağlı olabilir. Ancak sebep ne olursa olsun, öğretmenlerin epistemolojik olarak holistik bilgi anlayışına sahip olmaları, hem nesnel hem de öznel bilgi anlayışına yer veren; newton kadar kuantum paradigmasından da izler taşıyan, Lise 9-12. sınıflar fizik dersi öğretim programının doğasına uygun şekilde uygulamabilmesi için önemlidir. Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenlerine göre, LFDÖP (Lise Fizik Dersi Öğretim Programı), temelde, ne sadece Newton ve ne de kuantum paradigmasına göre değil; her iki paradigma da dikkate alınarak geliştirilmiştir. Araştırmada, lisans mezunu fizik öğretmenleri de, doktora yapan fizik öğretmenlerine göre LFDÖP'dan daha fazla yararlanmata oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, Fen Lisesinde görev yapan fizik öğretmenleri, Meslek Lisesinde görev yapanlara göre, LFDÖP'nı kuantum anlayışına daha yakın bulmuşlardır. Araştırmada, LFDÖP öğelerine yönelik olarak, program kazanımlarının belirlenmesi konusunda, öğretmenlerin, holistik bir anlayışa sahip oldukları belirlenmiştir. Ancak araştırmaya katılan lise fizik öğretmenleri, MEB( Milli Eğitim Bakanlığı)'in program kazanımlarını belirlemesi ile bu sürece öğrenci katılımına da sıcak bakmadıkları söylenebilir. Öğretmenler, program kazanımlarının belirlenmesini, okul bazında ve öğretmen, yönetici ve velilerin katılımıyla gerçekleştirilmesi görüşüne katılmışlardır. Öğretmenler, LDFÖP Kazanımları için öngörülen süreyi yetersiz görmüşlerdir. Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenlerinin, LFDÖP içeriğine ilişkin olarak öznel bilgi anlayışına daha yakın oldukları belirlenmiştir. Öğretmenler, LFDÖP öğrenme-öğretme sürecinde, fizik derslerini, öğrenci odaklı, etkileşimli ve tartışmaya dayalı olarak işlemektedirler. Ancak öğretmenler, dersleri, öğrencilerin yaratıcılığını geliştirici ve kendi bilgilerini inşa edecek tarzda işletememektedirler. Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenleri, LFDÖP ölçme-değerlendirme öğesini, kısmen de olsa programın öngördüğü şekilde uygulamaktadırlar. Sonuç olarak araştırmaya katılan lise fizik öğretmenlerinin, epistemolojik olarak holistik bilgi anlayışına sahip olmaları, LFDÖP'nın uygulamadaki etkililiği bakımından önemli bir avantaj olarak görülebilir. Çünkü bir öğretim programının, gerek geliştirilme aşamasında gerekse uygulanma sürecinde epistemoloji çok önemli bir değişkendir. Nitekim öğretim sürecinin her aşamasının, gerek öğretmen gerekse öğrenenlerin epistemolojik inanç, görüş ve eğilimlerinden etkilendiği bilinmektedir. Dolayısıyla bu önemine binaen, MEB'in, LFDÖP'nın uygulamadaki etkililiğini artırmak üzere, fizik öğretmenlerini, epistemolojik bilgi, inançlar açısından geliştirecek önlemleri alma ve gerekli düzenlemeleri yapmasında yarar vardır. Anahtar Kelimeler: Ortaöğretim Fizik Öğretim Programı, Epistemoloji, Newton Paradigması, Kuantum Paradigması, Fizik Öğretmenlerinin Görüşleri, Program Değerlendirme.

EpistemolojiFizikFizik dersi+6
Ayşenur Kuloğlu
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar ile doğrulayıcı laboratuar yöntemlerinin fen ve teknoloji öğretmen adaylarının başarı, kavram yanılgısı ve epistemolojik inançları üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı; gelecek nesilleri yetiştirecek olan fen ve teknoloji öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusunda sahip oldukları kavram yanılgılarının belirlenmesi ve sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar yöntemi ve doğrulayıcı laboratuar yöntemi ile giderilmesi, epistemolojik inançlarının etkinlikler öncesi ve sonrası durumlarının belirlenmesi ve uygulanan ölçeklerden elde edilen başarı puanları ile kavram yanılgısı puanlarının epistemolojik inançlarla olan ilişkisinin belirlenmesidir.Bu çalışmada hedef evren Ankara ilindeki fen ve teknoloji öğretmenliği alanında eğitim veren devlet üniversitelerinin üçüncü sınıf öğrencileridir. Ancak çalışmadaki ulaşılabilir evreni ise Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi üçüncü sınıf fen ve teknoloji öğretmenliği öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemi kullanılarak deney grubunda 38 kontrol grubunda 40 olmak üzere toplam 78 fen ve teknoloji öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencilerinin katılımıyla oluşturulmuştur.Bu çalışma yarı deneysel bir çalışmadır. Deney grubuna sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar yöntemi uygulanırken, kontrol grubunda ise doğrulayıcı laboratuar yöntemi altı hafta süresince kullanılmıştır.Araştırmanın alt problemlerini sınamak için ön test ve son test olarak iki veri toplama aracı kullanılmıştır. Birincisi, KKT (FCI) testidir. Bu test üç aşamaya göre puanlandırılarak öğrencilerin başarı ve kavram yanılgısı puanları ortaya çıkartılmıştır. Ayrıca, ögretmen adaylarının epistemolojik inançlarını belirlemek için ise epistemolojik inançlar ölçeği kullanılmıştır.Çalışmanın sonucunda alt problemleri sınamak için ANCOVA, karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA, ilişkisiz örneklemler t-testi ve Pearson momentler çarpımı korelasyonu kullanılmıştır. Sonuçlar .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.Yapılan istatistikî analizler sonucunda, sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuarın yönteminin doğrulayıcı laboratuar yöntemine göre fen ve teknoloji öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusunda başarı, kavram yanılgısı ve epistemolojik inançlarına anlamlı bir katkı sağladığı görülmüştür. Ayrıca başarı ve kavram yanılgılarının epistemolojik inançlar ile anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Sorgulayıcı araştırma Yöntemi, Kuvvet ve Hareket, Kavramsal Değişim ve Epistemolojik İnançlar.

Aday öğretmenlerBaşarıEpistemoloji+14
Volkan Göksu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Beden eğitimi öğretmeni adaylarının epistemolojik inançları, akademik öz-yeterlikleri ve öğrenme yaklaşımları

Araştırmanın amacı, beden eğitimi öğretmeni adaylarının epistemolojik inançları, akademik öz-yeterlikleri ve öğrenme yaklaşımlarını bazı değişkenlere göre incelemek ve aralarındaki ilişkileri belirlemektir. Araştırmada, yöntembilim yaklaşımı olarak nicel ve nitel verilerin bütünleştirildiği karma araştırma yaklaşımı benimsenmiş, karma araştırma yaklaşımı desenlerinden açıklayıcı desen tasarımı kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, yedi coğrafi bölgeden 14 farklı üniversitede öğrenim gören 1086 (%63) erkek, 637 (%37) kadın olmak üzere toplam 1723 beden eğitimi öğretmeni adayı ve görüşme verilerinin toplandığı 14 beden eğitimi öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu yanında, nicel veri için epistemolojik inanç ölçeği, akademik öz-yeterlik ölçeği ve ders çalışma yaklaşımı ölçeği; nitel veri için ise görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasındaki anket verilerinin çözümlenmesinde istatistiksel yöntem olarak, t-testi ve ANOVA, Tukey çoklu karşılaştırma, tek faktörlü MANOVA, Pearson Korelasyon testi ve Regresyon Analizi kullanılırken; nitel aşamadaki görüşme yoluyla toplanan veriler ise içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Bulgular doğrultusunda beden eğitimi öğretmeni adaylarının epistemolojik inançlarının, akademik öz-yeterlik algılarının ve öğrenme yaklaşımlarının orta düzeyde olduğu görülmüştür. Epistemolojik inancın ÇBİ boyutunda, cinsiyet, sınıf, anne ve baba eğitim durumu değişkenleri; YBİ boyutunda yaş, sınıf, aile gelir durumu, anne ve baba eğitim durumu değişkenleri; TDİ boyutunda ise yaş, sınıf ve aile gelir durumu değişkenleri arasında farklılık görülürken; EİÖ boyutları ile akademik başarı arasında pozitif yönde düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Epistemolojik inanca yönelik görüşmelerde birinci sınıfta bilginin kolay elde edilebilir ve basit bir yapısının olduğuna inanan bireylerin, ilerleyen sınıflarda bilginin daha karmaşık bir yapıya sahip olduğu yönünde bir inanca sahip oldukları görülmüştür. Öğrencilerin bilginin kaynağına yönelik görüşlerinde farklılaşmalar görülürken bilginin kesinliği konusunda büyük bir çoğunluğunun şüpheci olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin, öğrenmenin nasıl gerçekleştiğine ilişkin görüşleri 4 ana temada gruplanmış, çoğunluğun öğrenmenin çaba vasıtası ile gerçekleşeceğini belirttiği görülmüştür. Akademik öz-yeterlik ile yaş, sınıf ve baba eğitim durumu değişkenleri arsında farklılık görülürken; akademik başarı ile arasında pozitif yönde düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Akademik öz-yeterliklerine yönelik görüşmelerde, birinci sınıf ve son sınıftaki öğrencilerin daha düşük akademik öz-yeterlik algısına sahip oldukları, son sınıftaki öğrencilerin KPSS nedeni ile okuldaki sorumluluklarını yeterince yerine getiremedikleri belirlenmiştir. Öğrenme yaklaşımlarının DY boyutu ile yalnızca yaş değişkeni arasında; YY boyutu ile aile gelir durumu, anne ve baba eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılık görülürken; ÖYÖ'nün DY boyutu ile akademik başarı arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki, YY boyutu ile akademik başarı arasında ise negatif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Öğrenme yaklaşımlarına yönelik görüşmelerde üçüncü sınıftaki öğrencilerin diğer sınıflardaki öğrencilere göre derin öğrenme yaklaşımını daha çok benimsedikleri, son sınıftaki öğrencilerin ise KPSS'den ötürü okuldaki ders ve sınavlara yeterince zaman ayıramadıkları belirlenmiştir. Bağımlı değişkenlerden epistemolojik inanç ve akademik öz-yeterlik arasındaki ilişkide, beden eğitimi öğretmeni adaylarının akademik öz-yeterlikleri arttığında, öğrenmenin çabaya bağlı olduğuna inançlarında düşüş, doğrunun değişebilir ve karmaşık bir yapıya sahip olduğuna inançlarında artış görülmüştür. Epistemolojik inanç ve öğrenme yaklaşımları arasındaki ilişkide, öğrenmenin yeteneğe bağlı olduğuna inanç ve tek bir doğrunun var olduğuna inanç boyutlarında yüksek epistemolojik inanca sahip öğrencilerin yüzeysel öğrenme yaklaşımını benimsedikleri görülmüştür. Akademik öz-yeterlik ve öğrenme yaklaşımları arasındaki ilişkide ise, yüksek akademik öz-yeterliğe sahip öğrencilerin, derin öğrenme yaklaşımlarında artış olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadaki bir diğer bulgu ise akademik öz-yeterlik ve öğrenme yaklaşımlarını yordamada epistemolojik inancın önemli bir rolü olduğudur. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi öğretmeni adayı, epistemolojik inanç, akademik özyeterlik,öğrenme yaklaşımı

Aday öğretmenlerBeden eğitimiBeden eğitimi ve spor dersi+7
Ceyhun Alemdağ
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Mâtürîdî'nin epistemoloji anlayışı

Ehl-i sünnet inancının iki ekolünden biri olan Mâtürîdîliğin kurucusu kabul edilen Ebû Mânsûr el-Mâtürîdî (333/944), Ebû Hanîfe'nin (150/757) Kelâma dair görüşleri temelinde İslâm itikadını savunmak ve Ehl-i sünnet inancını güçlendirmek adına gerek İslâm dışı akımlara gerekse Muʿtezile, Havâric ve Bâtınıyye gibi İslâmî mezheplere karşı ciddi bir mücadele vermiştir. İlme büyük bir ehemmiyet veren "Sâmânîler Devleti" (875-999) döneminde yaşayan Mâtürîdî, kendinden önce pek değinilmeyen bazı kelâmî konuları, kitaplarında ziyadesiyle ele almıştır. Fikirlerinin temeline akıl ve nakli koyarak kendine özgü istikamet belirlemiştir. Bu denli önemli bir fikir öncüsünün düşüncelerinin esasını teşkil eden epistemoloji anlayışının incelenmesi ehemmiyet arzetmektedir. İslam düşünce tarihinde etkin bir açılım yapan Mâtürîdî, ardından gelen âlimlere de bu yönde yol göstermesi bakımından değerli bir konumdadır. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Ehl-i sünnet kelamcıları arasında bilgi konusunu ilk defa müstakil bir bölüm olarak ele alan ve onun kuramsal çerçevesini belirlemeyi deneyen düşünürdür. O, bilgide kesinlik unsuruna dikkat çekmiş, taklitle elde edilen bilginin geçersizliğini vurgulamıştır. Mâtürîdî, dışımızdaki varlığın nesnel varlığına dikkat çekmiş ve ona ilişkin bilgimizden hareketle bilginin imkânını temellendirmiştir. Bilginin mahiyetinin ne olduğu, değeri ve kaynakları onun epistemolojisinin anlaşılmasında etkin rol oynar. Bilgi kaynaklarını havâssı selîme (duyular), haberi sadık (doğru haber) ve akıldan ibaret olarak kabul eden Mâtürîdî'ye göre bilgi vasıtalarının her birinin ayrı alanları (sınırları) vardır ve bunlar birbirlerinin vazifelerini yapamazlar. Bilgi elde edeceğimiz zaman bu kaynakların hiçbirini kapı ardına bırakamayız. Çünkü birinin elde ettiği bilgiyi diğeri elde edemez. Fiziki dünya ile ilgili konularda duyular, geçmişle ilgili bilgi kaynağımız haberlerdir. Duyu alanı dışında, gâible ilgili hususlar da bir düşünceye sahip olabilmek için ise ya istidlâle ya da Hz. Peygamber'in haberine ihtiyaç vardır. Bilginin türleri üzerinde de duran Mâtürîdî, "ilâhî bilgi" ve "beşerî bilgi" hususlarında ki anlayışını da ortaya koymuştur. Mâtürîdî, din anlayışı konusundaki denge güden tutum ve itidalli oluşuyla geniş kitlelere hitap edebilmiş ve günümüze kadar takip edilen âlimlerden olmuştur. Biz de akide gibi önemli bir konunun zayıf bir bilgi üzerine bina edilmemesi için hangi bilgi doğru bilgi kabul edilmelidir? Kelamcılar doğru bilgi nasıl temellendirmişlerdir? Gibi sorulara çözüm bulmak adına Mâtürîdî'nin bu konudaki görüşlerine başvurmayı uygun bulduk. Çalışmanın birinci kısmında bilginin tanımı ve oluşumu, ikinci kısmında, bilginin kaynakları ve üçüncü kısımda ise bilgi türlerini işleyerek, Mâtürîdî'nin epistemoloji anlayışının İslâm düşünce tarihi için ne kadar önem arzettiği hususu ele alındı.

EpistemolojiEpistemolojik inançlarKelam+3
Hayrunnisa Dağdelen
Gaziantep Islam Science and Technology University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme-öğrenme anlayışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın genel amacı; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme-öğrenme anlayışları arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, liselerde görev yapan öğretmenlerin epistemolojik inançları ile öğretme öğrenme anlayışları ortaya çıkarılmaya çalışılmış ve epistemolojik inançlarla öğretme öğrenme anlayışları arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Araştırmanın genel amacına bağlı olarak aşağıdaki alt amaçlara cevap aranmıştır: 1. Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının düzeyi nedir? 2. Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları; a) insiyet, b) kıdem, c) branş, d) öğrenim durumu, e) görev yapılan kurum türü ve f) görev yaptığı okul türü değişkenlerine göre değişmekte midir? 3. Lise öğretmenlerinin öğretme- öğrenme anlayışları nedir? 4. Lise öğretmenlerinin öğretme- öğrenme anlayışları; a. cinsiyet, b. kıdem, c. branş, d. öğrenim durumu, e. görev yapılan kurum türü ve f. görev yaptığı okul türü değişkenlerine göre değişmekte midir? 5. Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme öğrenme anlayışları arasında bir ilişki var mıdır? Araştırma betimsel nitelikte ve tarama modelindedir. Araştırmanın evreni, 2012–2013 eğitim-öğretim yılında, Trabzon İl merkezi ve ilçelerde toplam 112 lisede çalışan, yaklaşık 2670 öğretmeni kapsamaktadır Örneklem ise, gönüllük ve yansızlık kuralına göre seçilen ve ölçeği doldurmayı kabul eden 1581 öğretmenden oluşturulmuştur. Veriler, beşli likert türü maddelerin yer aldığı iki farklı ölçekle elde edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, "t" testi ve "Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova)"; Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Saptanan farkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için de Bonferroni Testi uygulanmıştır. Öğretmenlerin epistemolojik inançlar ile öğretme-öğrenme anlayışları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı (r) analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinden elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir: 1. Araştırmaya katılan lise öğretmenlerinin, epistemolojik inançların "bilginin kaynağı uzmandır ve öğrenme yetenek işidir" boyutunda gelişmiş epistemolojik inanca sahip oldukları, "öğrenme çabaya bağlı değildir" boyutunda güçlü bir inanç taşımadıkları, "bilgi tek ve kesindir" boyutunda ise pozitivist nesnelci inanca daha yakın durdukları tespit edilmiştir. 2. Araştırmada, epistemolojik inançların bazı boyutlarında cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenlerin lehine bulgular ortaya çıkmıştır. Epistemolojik inançların bazı boyutlarında, öğretmenlerin düşük kıdemlerde gelişmiş(sofistike) olan inançlarının kıdemleri arttıkça gelişmemiş(naif) inançlara doğru evrildiği görülmüştür. Öğretmenlerin epistemolojik inançları arasında branş değişkenine göre anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. 3. Araştırmada, lisans mezunu öğretmenlerle lisansüstü mezunu olan öğretmenlerin epistemolojik inançlarının, lisansüstü öğretmenlerin lehine, anlamlı düzeyde farklılaştığı anlaşılmıştır. Öğretmenlerin epistemolojik inançları arasında görev yaptığı kurum türüne göre ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. 4. Araştırmada, lise öğretmenlerinin yapılandırmacı öğrenme anlayışını benimsedikleri, geleneksel öğrenme anlayışı konusunda ise kararsız olduklarıanlaşılmıştır. 5. Araştırmada, kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere kıyasla yapılandırmacı öğrenme yaklaşımını daha çok benimsedikleri anlaşılmıştır. Geleneksel anlayış boyutunda ise cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Öğretmenlerin öğretme-öğrenme anlayışlarının yapılandırmacı anlayış ve geleneksel anlayış boyutlarında kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Buna göre, 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin, yapısalcı öğrenme anlayışını yüksek kıdemdeki öğretmenlere göre daha çok benimsedikleri, geleneksel öğrenme anlayışını ise benimsemedikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin yapılandırmacı ve geleneksel öğrenme anlayışları arasında branş değişkenine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. 6. Araştırmada, lisansüstü öğrenim gören öğretmenlerin lisans mezunu öğretmenlere göre yapılandırmacı öğrenme yaklaşımını daha çok benimsedikleri, öğretmenlerin öğrenme anlayışları arasında görev yaptıkları kurum türü ve okul türü değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. 7. Araştırmada, gelişmiş epistemolojik inanç ve öznel bilgi anlayışı ile yapılandırmacı yaklaşım arasında pozitif; geleneksel pedagojik anlayış arasında ise negatif bir korelasyon olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, liselerde görev yapan her branştaki öğretmenlerin gelişmiş epistemolojik inançlara sahip olmaları için çaba göstermesi, bu amaçla üniversitelerle işbirliği yaparak çalıştaylar, seminerler ve konferanslar düzenlemesi, eğitim fakültelerine epistemolojik tabanlı dersler eklenmesi, mevcut öğretmenlere hizmetiçi eğitimle epistemolojik inançlarının geliştirilmesi, üniversitelerin öğretmenlere yönelik lisansüstü kontenjanlarını artırmaları, alanda nitel, alan odaklı ve farklı bağlamdaki epistemolojik inançlar üzerine çalışmalar yapılması önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Epistemolojik inançlar, Öğretme-öğrenme anlayışı, Yapısalcı yaklaşım, Geleneksel yaklaşım, Lise öğretmenleri

EpistemolojiLise öğretmenleriÖğrenme+2
Salih Akyıldız
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin epistemolojik inançları ve değişime direnme tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin epistemolojik inançları ve değişime direnme tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu amaçla öncelikle öğretmenlerin epistemolojik inançları ve değişime direnme düzeylerinin belirlenmesi, daha sonra öğretmenlerin algılarının cinsiyet, kıdem ve branş değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. En son olarak korelasyon ve çoklu regresyon analizleri yapılarak epistemolojik inançlar ve değişime direnme arasındaki ilişkiler ele alınmıştır.Araştırma örneklemini Ankara İli merkez ilçelerindeki ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerden, basit tesadüfi örnekleme tekniği ile seçilmiş 256 öğretmen oluşturmaktadır.Araştırma verilerinin toplanmasında Schommer'in (1998) geliştirdiği ve Karhan (2007) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan ?Epistemolojik İnanç Ölçeği? ve Oreg (2006) tarafından geliştirilen ?Değişime Direnç Ölçeği? kullanılmıştır. Verilerin analizinde İlişkisiz Örneklemler t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi, Korelasyon analizi ve Çoklu Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda öğretmenlerin epistemolojik inançlarının kısmen gelişmiş epistemolojik anlayışa uygun yanları olmakla birlikte, daha çok geleneksel bilim anlayışına uygun düştüğü, öğretmenlerin değişime direnme tutumlarının düşük veya orta düzeyde olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar öğretmenlerin yeniliğe açık olduklarını ve değişime direnme düzeylerinin düşük olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerin epistemolojik inançlarının ve değişime direnme düzeylerinin bazı boyutlarda cinsiyet ve kıdem değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı buna karşın branş değişkenine göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Epistemolojik inançlar ile değişime direnmenin alt boyutları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, iki alt boyut dışındaki tüm alt boyutlar arasındaki ilişkilerin anlamlı olduğu görülmektedir. Yapılan regresyon analizi sonucunda epistemolojik inançların değişime direnmeyi açıkladığı sonucunda ulaşılmıştır.

DeğişimDeğişime dirençEpistemoloji+7
Cemile Bacanlı Kurt
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between university students' epistemological and foreign language learning beliefs

In this study, the relationship between epistemological and foreign language learning beliefs of university students in a Turkish university context was investigated. The study also analysed the students' beliefs regarding gender and field of study variables. In this regard, 157 males and 145 female freshmen studying at Şırnak University participated in the study. To collect data, the EBQ and the BALLI questionnaires and interviews were used. Descriptive statistics, frequencies, means, independent sample t-test to reveal the differences between the variables, and Pearson correlations were used to analyse the relationship between the participants' epistemological and FLL beliefs, while coding and content-analysis techniques utilized to analyse qualitative data. The results revealed that university students had sophisticated epistemological beliefs in terms of learning depends on effort and ability dimensions of the EBQ, while they were uncertain about one single truth dimension. The study also revealed that the participants held various beliefs related to foreign language learning. There was a significant and slight relationship between students' epistemological and FLL beliefs. The students' epistemological beliefs differed slightly regarding learning depends on ability dimension of the EBQ in favour of females, but they did not differ in terms of their FLL beliefs. The students of social science had more sophisticated beliefs in terms of learning depends on effort and ability dimensions than the students of hard science, but they had similar beliefs concerning one single truth dimension of the EBQ. Their beliefs only differed in terms of the nature of language learning dimension of the BALLI.

Study of languagesEpistemologyEpistemological beliefs+4
Mehmet Emin Munis
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Epistemically unjust disagreements: A study in non-ideal epistemology

The literature on the epistemology of disagreement aims to answer the question of how disagreeing agents should respond to an epistemic disagreement. Towards this aim, epistemologists of disagreement standardly focus on idealized cases in which the epistemically irrelevant factors are overlooked, such as race, skin color, ethnicity, age, gender, sexual orientation, etc. of the disagreeing agents to find the epistemically appropriate response, the response governed by the appropriate rational norms. This thesis aims to draw attention to the fact that standard approaches to the epistemology of disagreement fail to acknowledge the inextricably social character of disagreement. Epistemology of disagreement as a sub-branch of social epistemology is a discipline in which the intersubjective relationships are at the core of the knowledge validation processes. This means that non-ideal dimensions of social relationships have an effect on our epistemic considerations. To be able to show this, this thesis focuses on the misevaluations that are made by the disagreeing agents regarding each other's and their own epistemic abilities as a result of some identity prejudices and/or social norms and traditions. It will be argued that agents' underestimation or overestimation of theirs and each other's epistemic abilities as a result of prejudices creates a status injustice, which causes social, practical, moral, political as well as epistemic harms. In order to prevent status injustice and to respond to a disagreement appropriately, this thesis suggests that either moral norms together with rational norms, or an irreducibly intersubjective conception of rationality, should be adopted. Keywords: Epistemic disagreement, epistemic injustice, epistemic status, moral norms, rational norms, status injustice

InjusticeEpistemologyNormlar+2
Eylül Zeynep Başkaya
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Higher-order defeat, epistemic luck, and knowledge norm of belief

This thesis aims to explain why one would be wrong to stick to his belief upon learning that he has been cognitively unreliable during the reasoning whereby he formed the belief. I show that taking truth as a norm or a goal, which sets the standards of justification for belief, is untenable. For instance, on the one hand, those who take truth as the norm cannot give an explanation because they constrain epistemic reasons to evidential considerations. On the other hand, those who take truth as the goal are susceptible to trade-off objections against consequentialist and instrumentalist views in epistemology. However, I argue that a better explanation, which resides in theories that explain justification in terms of knowledge, does not face such problems. A wide range of accounts in these theories has it that epistemic justification requires being in a position to know the target proposition. By endorsing this requirement, I argue that learning about one's cognitive unreliability constitutes evidence that one is not in a position to know the target proposition because this evidence indicates that, under these conditions, one has no possible way to hold a non-accidental belief that would qualify as knowledge.

ReasoningEpistemic emotionsEpistemology+3
Talha Olğun
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Asimetrik bilgi kuramı : Kredi piyasası üzerine uygulama

Bu çalışmada, kredi piyasasında asimetrik enformasyon teorisi çerçevesinde asimetrik enformasyonun olması halinde Stiglitz-Weiss Modeli tarafından öne sürülen riskli portföy yapısı ve kredi tayınlaması olgusunun, imalat ve imalat dışı sektörlerde faaliyet gösteren firmaların kurumsal kredi piyasasında geçerli olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır.Yapılan Granger Nedensellik Analizi sonucunda, Stiglitz-Weiss Modeli tarafından öne sürülen kredi tayınlaması olgusunun, imalat ve imalat dışı sektörlerde faaliyet gösteren özel firmaların kurumsal kredi piyasasındaki tasfiye olunacak kredilerin toplam kredilere oranı tarafından etkilenmediği ve tayınlamanın piyasada geçerli olmadığı söylenebilir. Aynı zamanda tasfiye olunacak kredilerin toplam kredilere oranı, sektördeki her iki sektörde faaliyet gösteren firmaların kullanmış oldukları kredilerin toplam aktiflere oranı tarafından etkilenmektedir. Bu sonuç, ticari bankaların her iki sektörde faaliyet gösteren şirketlerin riskli yapıları hakkında elde ettikleri enformasyona duyarsız bir kredi plasman stratejisi izlediklerini göstermektedir. Bu strateji de firmaları, faaliyet gösterdikleri endüstride Ponzi finansmanı stratejisi izlemeye sevkedebilmektedir.Ayrıca; inşaat sektörü için tasfiye olunacak kredilerin toplam kredilere oranının, sektördeki firmaların finansal yapı rasyolarından etkilenmediği bulunmuştur. Fakat, uzun vadeli kredi kredi kullanım oranı, tasfiye olunacak kredi miktarından etkilenmektedir.Sonuç olarak, tekstil sektöründe tasfiye olunacak kredi oranları, sektör firmalarının kredilerinin aktiflere oranlarından etkilenmekte, fakat sektörün diğer finansal yapı oranlarından etkilenmemektedirler. Bu duruma tekstil sektörünün kur riskine çok açık bir sektör olması sebep olmuş olabilir.

Asimetrik enformasyonEpistemolojiKredi piyasası+2
Cenap Mengü Tunçay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Şîa kelamının bilgi kaynakları (Şerîf el-Murtazâ örneği)

Hilafet merkezli tartışmalar sonucunda tarih sahnesine çıkan Şîa, verdiği fiziksel ve fikirsel mücadeleyle bir şekilde varlığını sürdürmüş ve günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Diğer İslam mezheplerinden ilkesel anlamda ayrışan Şîa, bünyesinde barındırdığı çeşitli düşünce ve inançlarla kendisine has bir seyir takip etmiştir. İmâmet makamına yükledikleri ilâhî mana, mezhebin birçok fikir ve inancını derinden etkilemiştir. Kelam, inanç esaslarını inceleyen ilim olması hasebiyle bu etkiyi en fazla hisseden ilim dalı olmuştur. Şîa kelamının diğer İslam mezheplerinden köklü bir şekilde ayrışmasının nedenlerini epistemik temeller üzerinden anlamayı amaç edinen bu çalışma, mezhebin usûlî anlayışına yön veren en önemli şahsiyetlerinden biri olan Şerîf el-Murtazâ ekseninde sonuca gitmeyi hedeflemektedir. Şiî usûlî düşünceye yaptığı müstesna katkının yanında günümüze ulaşan eserlerinde bilgi bahislerini ele alan ilk müellif olması, bu tercihte önemli rol oynamıştır. Hayatının tamamını (d.355/966)-(ö436/1044) dönemin Abbâsî hilafetinin merkezi Bağdat'ta geçiren Murtazâ, köklü bir aileden gelmenin kendisine sunduğu imkânları Büveyhî hanedanı üyelerinin destekleri ile birleştirmiş ve elde ettiği gücü oldukça efektif bir şekilde kullanarak İmâmiyye kelamında köklü dünüşümlere kapı aralamıştır. O, etkisinde kaldığı Basra Mu'tezile'sinin rasyonalist düşünce sistemini Şîa kelamına kusursuz bir şekilde adapte etmeyi başarmıştır. Usûl ve kelam eserlerinde tavizsiz bir şekilde uyguladığı akılcı yöntem nedeniyle ilmî olmadığını düşündüğü birçok düşünceyi reddetme yoluna gitmiştir. İlmî olduğuna kanaat getirdiği idrak, akıl ve mütevatir haber eksenli bilgileri ise sisteminde yüceltmiştir. Murtazâ'nın Basra Mu'tezile'si âlimlerinden ödünç aldığı bu akılcı söylem, yetiştirdiği öğrenciler aracılığıyla Şîa'da yerleşmiş ve yaklaşık iki asır boyunca mezhebin hâkim düşüncesi haline gelmiştir. Anahtar Sözcükler Şîa, kelam, bilgi, Şerîf el-Murtazâ, akıl

AkılEpistemolojiKelam+4
Ahmet Akdeniz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects