History education
117 theses under this subject heading
Cumhuriyet Dönemi lise tarih ders kitaplarında II. Mahmut imajı
Bu çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye'de büyük değişimlerin yaşandığı XIX. yüzyılın başında tahta çıkan ve padişahlığı süresince içte ve dışta birçok zorluklara maruz kalan II. Mahmut'un, ortaöğretimde okutulan tarih ders kitaplarındaki imajını ortaya koymaktır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışmasından, veri toplama tekniği olarak doküman incelemesinden ve verilerin analizi ve yorumlanmasında betimsel analizden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi, Türk Tarih Tezi Dönemi, Hümanist Dönem, Türk-İslâm Sentezi Dönemi ve Yapılandırmacı Eğitim Dönemi olmak üzere beş kategori altında incelenmiştir. Çalışma; Giriş, Kavramsal Çerçeve, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Tartışma ve Sonuç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda II. Mahmut imajının, Osmanlı Devleti'nin dağılma dönemindeki diğer bazı padişahlar kadar olumsuz olmadığı, özellikle Hümanist Dönemden itibaren olumlu olduğu tespit edilmiştir. II. Mahmut, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ve Türk Tarih Tezi Dönemlerinde daha çok Osmanlı Devleti'nde, merkeziyetçi idare sistemini kurmaya çalışan, "müstebit, aydınlanmacı münevver" bir padişah olarak anlatılırken; Hümanist Dönemden itibaren ıslahatçı bir padişah olarak anlatılmıştır. Bu çalışma kapsamında incelenen tarih ders kitaplarında, II. Mahmut dönemi siyasî olayları içerisinde en çok Sırp Yunan isyanlarına yer verildiği tespit edilmiştir. Yunan İsyanı'na bu kadar geniş yer verilmesine karşın, isyan sırasında meydana gelen Türk katliamına çok az yer verildiği tespit edilmiştir. Ders kitaplarında milliyetçi azınlık isyanlarından sonra ikinci olarak Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu olay hakkında, incelenen tarih ders kitaplarında görüş farklılıklarının var olmadığı ve hemen hemen bütün olayın olumlanarak Vak'a-i Hayriye olarak aktarıldığı görülmüştür. II. Mahmut döneminin diğer önemli olgusu olan ıslahatlara, ders kitaplarında, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ile Türk Tarih Tezi Dönemi'nde az yer verilirken; Hümanist Dönemden itibaren, II. Mahmut'un ıslahatçı yönünün öne çıkarılmasıyla beraber, geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu dönemin önemli siyasî olaylarından Mısır Meselesi'nin ders kitaplarında geniş olarak yer verilen dördüncü olay olduğu ortaya konulmuş ve olayın tarih anlayışları dönemlerinde geçirdiği değişim ortaya konulmuştur. Yine II. Mahmut döneminin önemli figürleri olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Alemdar Mustafa Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Halet Efendi'nin ders kitaplarındaki imajlarının değişimi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarih Eğitimi, Tarih Öğretimi, Tarih Ders Kitapları, Padişah II. Mahmut
Mesleki ve teknik anadolu liselerinde tarih öğretiminin, öğretmen görüşlerine göre problemleri ve çözüm önerileri (Van örneği)
Bu çalışma, Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde Tarih öğretiminin Öğretmen Görüşlerine Göre Problemlerini (Van Örneği) tespit etmeyi ve tespit edilen problemlere çözüm önerileri getirmeyi amaçlamaktadır. Van il merkezinde bulunan farklı türlerdeki meslek liselerinde görev yapmakta olan toplam 50 tarih öğretmeni çalışma alanı içerisinde yer almaktadır. Meslek liselerindeki tarih öğretiminin problemlerini Van İli'nden hareketle tespit edebilmek amacıyla öğretmen görüşlerine başvurulmuştur. Bu amaçla hazırlanan anket meslek liselerinde görev yapan tarih öğretmenlerine uygulanmıştır. Veriler elde edildikten sonra, sonuçlar SPSS (Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı) Paket İstatistik Programıyla değerlendirilmiştir. Literatür taramasıyla ortaya konulan ve anketten çıkan çözüm önerilerinin meslek liselerinde tarih öğretiminin problemlerinin çözümüne katkı sağlaması ümit edilmektedir. Kamuoyunda son yıllarda sıkça gündeme gelen 'Meslek Liselerinin Eğitim-Öğretim Problemleri' konusuna, acaba 'Tarih Öğretiminin Problemleri' nelerdir? Sorusuyla yaklaştığımız bu araştırma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde problemin durumu, tarih öğretimi, araştırmanın amacı, problem cümlesi, alt problemler, sayıltıları, sınırlılıklar ve tanımlar; ikinci bölümde konuyla ilgili araştırmalar yer almaktadır. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi, modeli, evreni, örnekleminin yanı sıra, araştırmada kullanılan veri toplama aracı ve verilerin analizi; dördüncü bölümde bulguların nasıl analiz edildiği konularına yer verdik. Beşinci bölümde tartışma ve sonuç kısmına, altıncı bölümde ise önerilere yer verilmiştir. Üçüncü Bölümde araştırmanın bulguları ve bu bulgulardan elde ettiğimiz bilgilerin yorumlanması, son bölümde ise sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler Mesleki Eğitim, Tarih Öğretimi, Tarih Öğretmeni, Problem durumu.
İlköğretim sosyal bilgiler öğretmenlerinin ders içi yerel tarih konusundaki faaliyetleri Uşak ili örneği
Bu çalışma Milli Eğitim Bakanlığı'nın Sosyal Bilgiler dersinde yer alan yerel tarih konularının İlköğretim Sosyal Bilgiler öğretmenleri tarafından anlatılıp anlatılmadığını bulmak amacıyla yapılmıştır.Araştırmada ilk etapta kısa bir şekilde Sosyal Bilgiler dersinin tanımı ve amacı açıklanmıştır. Daha sonra yerel tarih, yerel tarihin gelişimi, faydaları ve sınırlılıkları, İlköğretim Sosyal Bilgiler dersinde yer alan yerel tarih konuları üzerine yoğunlaşılmıştır. Yerel tarih konularının öğretimi ve işlenişi konusunda İlköğretim Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin görüşlerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır ve İlköğretim Sosyal Bilgiler öğretmenlerine uygulanmıştır.Araştırma kapsamında Uşak ili merkez ve ilçelerinde görev yapan 123 Sosyal Bilgiler öğretmeninden 15 Sosyal Bilgiler öğretmenine yarı yapılandırılmış mülakat uygulanmıştır. Araştırmaya katılan Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin mülakat sorularına verdikleri cevaplar kodlama yoluyla kategorilere ayrılarak analiz edilip yorumlanmıştır.Bu tez konusu Uşak Üniversitesi BAP. Koordinasyon Birimi tarafından 2012/TP008 nolu proje olarak desteklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yerel Tarih, Sosyal Bilgiler Dersi, İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenleri, Eğitim.
Ortaöğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi öğretim programının değerlendirilmesi (2018)
Bu araştırmada 2018 Ortaöğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Öğretim Programının gerçekleştirilme durumu hem ders kitabı hem de programın uygulayıcıları olan öğretmen boyutunda ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Bu kapsamda araştırmanın birinci bölümünde öğretim programın yapısı, programın dört temel unsuru olan hedefler, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve değerlendirme bakımından incelenmiş ve önceki programlarla mukayesesi yapılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde yeni öğretim programına göre hazırlanan ders kitapları genel özellikleri ve programın temel unsurları açısından incelenmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersini veren tarih öğretmenlerinin öğretim programı ile ilgili görüşleri yine programın unsurları doğrultusunda incelenmiştir. Araştırma sonuçları, yeni öğretim programında dersin sınırlarının önceki programlara göre genişletildiğini, bu değişikliklerin kazanım sayısının azaltılmasına ve Atatürkçülük ile İlgili Konuların çıkarılmasına rağmen yeni kazanımların eklenmesi ve toplam ders saati süresinin değişmemesi ile konuların işlenişine sınırlılıklar getirdiğini göstermiştir. Bu sınırlılıklar ders kitaplarında mevcut konularda sayfa azaltılması ile konuların sunumunda eksiklikler şeklinde olmuştur. Konuların çeşitlenerek sayısının fazlalaşması ancak sürenin değişmemesi ise öğretimdeki uygulamasına genel amaçlar ve kazanımların gerçekleştirilmesinde, içeriğin sunumunda derinlikte ve kullanılan öğretim yöntemlerinde sınırlılıklar şeklinde yansımıştır. Öğretim programında dersin genel amaçlarının bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanlara yönelik olsa da kazanımların yalnızca bilişsel alanda ve büyük oranda alt düzey düşünme becerileri ile belirtilmesi ders kitaplarına konu metinlerinin daha çok bilgiyi aktarmaya yönelik, konu metni dışında kullanılan yöntem ve tekniklerin ise duyuşsal ve psikomotor alanları da geliştirmeye yönelik olması şeklinde yansımıştır. Öğretmenler de kazanımlarda bilişsel alan vurgusu yaparak duyuşsal ve psikomotor alanlardaki gerekliliği belirtmişlerdir. Öğrenme-öğretme sürecine ilişkin kullanılabilecek birçok yöntem ve teknik yeni öğretim programında kazanım özelinde verilmeyip somut örnekler ile sunulmamış olsa da programda belirtilmiştir. Programda belirtilen bu yöntemler ders kitaplarında miktar ve çeşitlilik açısından zengin şekilde ele alınmış, ilgili konularda ders içi ya da ders dışı etkinlikleri olarak kullanılmıştır. Ancak öğretmenler öğretimde birden fazla yöntem ve teknik kullandıklarını ifade etse de ders saati süresinin yetersiz oluşu ve konuların fazla oluşu gerekçesiyle öğretimde düz anlatım yöntemine yöneldiklerini açıklamışlardır. Son olarak, yeni öğretim programında diğer derslerin yeni öğretim programları ile ortak olarak yazılan değerlendirme sürecinde süreç ve sonuç odaklı yöntemlerin birlikte kullanımı ile çeşitliliği teşvik ettiği, bu olguların ders kitaplarında farklı miktarlarda dikkate alındığı tespit edilmiş, öğretmenlerin de çeşitli değerlendirme yöntemlerini bir arada kullandığı, ancak öğretim programında bu yöntemlere ilişkin somut örneklerinin sunulması gerektiği de ifade edilmiştir. Çalışmada öğretim programının yapısı, ders kitapları ve öğretimdeki uygulaması boyutlarındaki sınırlılıkların yeni öğretim programının tam olarak gerçekleştirilme durumunu olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Mirât-ı Târîh-i Osmânî
Rüştiye mekteplerine tarih dersleri konulmasının ardından sistemli bir tarih ders kitabı lüzumu görüldü. Bu ihtiyaç üzerine Aziz, Sami ve Şevki Beyler, Osman Gazi'den başlayıp II. Abdülhamid devrine kadar yaşamış olan bütün padişahları konu alan Mirât-ı Târîh-i Osmânî adlı ders kitabını kaleme almışlardır. Bu çalışma giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde esere kısaca değinilmiştir. Birinci bölümde Mirât-ı Târîh-i Osmânî'nin transkripsiyonu, ikinci bölümde eserin değerlendirilmesi ve bazı konuların mukayesesi yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e tarih ders kitabı yazarları, tarih eğitimcileri ve eserleri üzerine bir araştırma
Tanzimat, Osmanlı Devleti'nde 1839-1876 yılları arasındaki döneme verilen isimdir. Tanzimat Dönemi'ndeki yenilik anlayışı, etkilerini bugüne kadar sürdürmesi bakımından önemlidir. Bu dönemde ülkede yeniliklere ihtiyaç duyulması, halkın eğitilmesinin öneminin daha iyi anlaşılması ve bunun devletin sorumluluğu ve önemli bir görevi olarak görülmesi, Avrupa devletlerinin ülke üzerindeki baskısı gibi nedenlerle eğitim alanında yenileşme konusunda önemli adımlar atılmıştır. Eğitimin iyileştirilmesinin devletin çöküşünü engelleyebilecek bir yol olarak görülmeye başlanması ve eğitimin bilim olarak kabul edilip eğitim bilimiyle ilgili kitapların yazılmaya başlanması da bu adımların atılmasında destekleyici olmuştur. Tanzimat Dönemi, tarih bilimi ve tarih eğitimi açısından da son derece önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Osmanlı Devleti'nin bütününde görülen Batılılaşma çabaları ve modernleşme hareketlerinden tarih anlayışı ve tarih yazıcılığı da önemli ölçüde etkilenmiştir. 1877-1922 yılları arasını kapsayan ve Osmanlı Devleti'ni derinden etkileyen Meşrutiyet Dönemi'nde iç ve dış meselelere, askeri alanda alınan birçok yenilgiye ve çok büyük boyutlara ulaşmış mali sıkıntılara şahit olunmaktadır. Dönemin devlet adamları, aydınları, eğitimcileri, vatansever tüm fertleri devletin olumsuz gidişatını değiştirebilmek ve dağılmasını engelleyebilmek gayesiyle üstün bir çaba sarf etmiş, vatanına ve milletine karşı hissettiği sorumluluk bilinciyle ömrünü toplum yararına büyük ve önemli hizmetlerle geçirmiştir. Bu gidişatı değiştirebilmenin en etkili yolunun eğitim alanında yapılacak yenilikler olduğu konusunda toplum, yöneticiler ve aydınlar hemfikirlerdi. Yine eğitim alanında olduğu kadar tarih, tarih anlayışı ve tarih yazımına dair de çok önemli ve değerli gelişmeler yaşanmıştır. Fransız İhtilali sonrasında dünyaya yayılan milliyetçilik akımı, bu yüzyılda devletleri ve milletleri kendi geçmişini ve köklerini araştırmaya yöneltmiş, bu doğrultuda tarihin önemi günden güne artmış ve tarih, bilim olarak kabul edilmiştir. Takvimler 23 Nisan 1920'yi gösterdiğinde ise Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip olan Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş Türk milleti egemenliğini ilan etmişti. Anadolu'daki işgallere karşı çıkan milletimiz durdurulmak istendiyse de bunda başarılı olamamışlardı. Yeni kurulan devletin, cumhuriyetin ve büyük zorluklarla kazanılan bağımsızlığımızın devamı için yine en önemli rollerden birisi eğitime düşmekteydi. Özellikle de tarih dersleri ve tarih ders kitapları: Cumhuriyetimizi ve devletimizin bağımsızlığını koruyacak, devletine ve milletine bağlı nesilleri yetiştirecek güce ve etkiye sahip olması nedeniyle büyük öneme sahipti. Bu dönemde de tarihe, tarihçilik anlayışına, tarih eğitimine, tarih ders kitaplarına dair önemli çalışmalar yapılmış ve Türk Gençliğiyle birlikte halkın da tarihini öğrenmesine çok büyük önem verilmiştir.
Tarihi romanlar ve gerçeklik (Öğretmen ve öğrenci görüşleri)
Bu çalışma, tarih derslerinde öğretim materyali olarak kullanılan ve dersin verimliliğine katkı sunmak amacı içeren tarihi romanların, öğretmen ve öğrencilerin görüş ve inançlarına dayanarak gerçeklik algısını ortaya koymaktadır. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya ilk olarak ayrıntılı literatür taraması ile başlanmıştır. Daha sonra veri toplama aracı olarak hazırlanan anketler uygulanmıştır. Hazırlanan anketler 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Konya ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan 61 öğretmen ve 350 öğrenci tarafından uygulanmıştır. Öğrenciler 9. 10. 11. ve 12. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre tarihi romanlar tarih dersini somutlaştırmakta ve öğrencinin derse olan ilgisini artırmaktadır. Araştırmada ankete katılan öğretmenlerin %98 oranındaki 60 kişinin tarihi romanların derslerde öğrenme sürecine verimli katkı sağladığı yönünde görüş belirttiği, katılımcı öğrencilerden %87 oranında 304 kişinin tarihi romanların Tarih dersine karşı ilgisini artırdığı yönünde görüş belirtikleri tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra %69 oranındaki 242 öğrenci ise tarihi roman okurken o dönemin özelliklerini hemen araştırıp öğrenmeye çalıştıklarını belirtmişlerdir. Yine başka bir soruda %89 oranındaki 311 öğrenci tarihi romanlar Tarih ders konularını anlamamda yardımcı oluyor ifadesinde bulunmuştur. Anket sonuçları katılımcı öğretmenlerin %95 oranındaki 58 kişinin tarihi romanların tarihi olayların gerçekliğine olumlu katkı sağladığına inandıklarını göstermektedir. Ayrıca ankete katılan katılımcı öğrencilerden %94 oranında 329 kişinin tarihi romanların konularının gerçek zamana dayalı olaylardan alındığı görüşüne inandıkları ve %95 oranında 333 öğrencinin tarihi romanlardaki olayların gerçek mekânlarda meydana geldiğini düşündükleri görüşü tespit edilmiştir. Tarihi romanların kültürel değerlerin korunmasında yardımcı olup olmaması hakkında %97 oranında 59 öğretmenin yardımcı olduğuna dair görüş belirttiği görülmüştür. Aynı zamanda öğretmenlerden %95 oranında 58 kişinin de tarihi romanların uygarlık tarihinin korunmasına yardımcı olduğu yönünde görüşleri bulunmaktadır. Katılımcı öğretmenlerin %98'lik gibi büyük bir oranına tekabül eden 60 kişinin tarihi romanların toplumsal hafızanın yeni nesillere aktarılması konusunda yardımcı olduğu görüşünde bulunduğu anket sonuçlarında görülmektedir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde tarihi romanların gerçekliği yansıttığı ortaya çıkmıştır. Tarihi romanlar öğrencilerin mekân ve zaman algısını geliştirmekte ve tarih dersi müfredat konularını daha kalıcı olarak öğrenmelerine yardımcı olmaktadır.
II. Meşrutiyet Dönemi ibtidai mekteplerinde okutulan bir tarih ders kitabı örneği (Çocuklara Tarih-i Osmani)
Bu çalışmada İhsan Şerif Saru'nun 1915 (R. 1331) senesinde kaleme almış olduğu "Çocuklara Tarih-i Osmani" adlı ders kitabı incelenmiş ve bu çerçevede ibtidai mekteplerdeki tarih öğretimi ele alınmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak "Çocuklara Tarih-i Osmani" adlı ders kitabı okunmuş ve içerik incelemesi yapılmıştır. Sonrasında çeşitli kaynaklar kullanılarak bir doküman analizi yapılmıştır. Yapılan analiz neticesinde, ibtidai mekteplerde gösterilen tarih öğretiminin zaman içindeki değişimi ortaya konmuştur. II. Meşrutiyet Dönemi'nde değişen müfredata bağlı olarak ders kitaplarında da önemli değişiklikler yapılmıştır. Tarih dersi de bu değişikliklerden etkilenmiştir. Bu döneme kadar tarih ders kitaplarında yenilgilerden bahsedilmezken II. Meşrutiyet Dönemi ile yenilgilerin de anlatıldığı daha tarafsız bir anlatım sağlanmıştır. Daha önceleri tarih ders kitaplarında Osmanlıcılık vurgusu yapılırken bu dönemde kitapların milli bir bakış açısıyla yazıldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, İhsan Şerif Saru'nun 1915 yılında yazmış olduğu "Çocuklara Tarih-i Osmani" ders kitabını inceleyerek II. Meşrutiyet Dönemi'nde tarih öğretiminin nasıl yapılmak istendiğini anlamlandırmaya çalışmaktır. Çalışmamızın öncelikle Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan Tanzimat Dönemi'ne kadar, Tanzimat döneminde, II. Abdülhamid döneminde ve II. Meşrutiyet Dönemi'nde ilköğretimde tarih öğretimi incelenmiştir. Sonrasında, incelemiş olduğumuz kitabın yazarı olan İhsan Şerif Saru'nun hayatı ve eserlerine kısaca değinilmiştir. Daha sonra ise "Çocuklara Tarih-i Osmani" adlı ders kitabı analiz edilmiştir. Biz yaptığımız bu çalışma ile bir dönemin ders kitaplarına ışık tuttuğumuza inanıyor ve geçmişimizde okutulmuş olan bir tarih ders kitabını günümüze taşımanın sevincini yaşıyoruz.
Lise Cumhuriyet tarihi ders kitaplarında Türk- Arap ilişkileri (1923- 2007)
Ülkelerin dış politikalarında diğer ülkelerle tarihleri boyunca kurdukları iyi veya kötü ilişkiler, yaşanılan dönemleri ve gelecek dönemlerin şekillenmesini etkilemektedir. Bu etkilenmeleri topluma bir başka deyişle yeni yetişen nesillere aktarmanın en önemli araçlarında biriside ?Tarih Eğitimi?dir. Ülkemizin de tarih süreci içerisinde iyi veya kötü etkileşimde olduğu devletler ve toplumlar yaşanılan coğrafya ve jeopolitik konum itibariyle hayli fazladır. Dolayısıyla tarih ders kitaplarımızda bunlardan etkilenmektedir. Bu çalışmada bunlardan bir tanesi örnek olarak seçilerek hazırlanmıştır. Ülkemizde 1923-2007 yılları arasındaki liselerde okutulan Cumhuriyet Tarihi Ders Kitaplarında Türk-Arap ilişkileri incelenmiştir. Yaklaşık 1350 yıllık dini ve coğrafi ortaklık üzerine kurulu ilişkilerin tarih kitaplarımızda yer almaması ve onları etkilememesi olanaksızdır. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşananlar ve daha sonra yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dış politikasında yer alan konular çalışmanın ağırlıklı kısmını oluşturmaktadır.Çalışmanın sonucunda ise Türk-Arap ilişkilerinin tarihsel süreçte ne şekilde olduğu, gelişiminin ve yaşanan sorunların Lise Cumhuriyet Tarihi ders kitaplarına yansıdığı ve etkilediği ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan sonuçta şu da dikkat çekmektedir ki; kitapların çoğu konumuzla ilgili bölümlerde yetersizdir. İlişkilerin yoğunlaştığı o yıllarda benzer sorunlar yaşanan devletlere göre daha az önem ve yer verilmiştir. Konuların sunumunda destekleyici unsurlara çok fazla dikkat edilmemiştir. Konuların anlatımı farklı kitaplarda benzerlikler göstermektedir.
Tarih ve sosyal bilgiler öğretmenlerinin öğretimde ve mesleki etkinliklerinde interneti kullanmaya yönelik görüş ve davranışları
Toplumlar, eğitim ihtiyaçlarını karşılamak, eğitim faaliyetlerini amaçlarına uygun olarak yürütmek amacıyla geleneksel olandan modern olana doğru bir gidiş seyretmiştir. Evrensel değerlerin bireyler tarafından öğrenilmesi, bireylerin kendisinden beklenen işlevleri yerine getirebilmeleri için birtakım kaynaklara ihtiyaç duyulmuştur. Bu kaynaklar eğitimin niteliğinin artırılmasında kullanılacak teknolojik gelişmeler ve bu teknolojik gelişmeleri eğitim ortamına taşıyacak fiziksel yeterliliklerin zenginleştirilmesidir. Teknolojik ilerlemeler bireyin yaşantısını pratikleştirecek bilgi ve donanımı kullanabilecek seviyeye ulaşmasını gerektirmektedir.Eğitim ve öğretim kurumlarında teknolojinin kullanımını kolaylaştıran en önemli araçlardan birisi Internet'tir. Hayatımızın her alanında ihtiyaç duyduğumuz bu paylaşım alanı her geçen gün önemini hissettirerek yaşamımızın bir parçası haline gelmektedir. Internet'in dünyada ve ülkemizde eğitim alanında da kullanılmasıyla eğitim kalitesinde artış sağlanmıştır. İşbirliği yaparak, görüşleri paylaşarak öğrenmeyi kolaylaştıran ve bireyin sosyalleşmesinde çok önemli bir konuma sahip olan Internet her alanda olduğu gibi tarih ve sosyal bilgiler öğretiminde de kullanılmaktadır. Internet yoluyla öğretmenler ve öğrenciler farklı öğretim yöntemlerini paylaşabilme imkânı bulmaktadırlar.Eğitimde Internet kullanımının birtakım sınırlılıklarının ve risklerinin olduğu düşünüldüğünde eğitimde Internet'i kullanan bireylerin teknoloji eğitimlerinin yüksek seviyede olması kaçınılmaz bir beklentidir.Bu araştırma ilköğretim sosyal bilgiler öğretmenleri ve ortaöğretim tarih öğretmenlerinin öğretimde Internet'i kullanmaya yönelik tutum ve davranışlarını incelemektedir. Araştırma 2009- 2010 eğitim-öğretim yılında Çanakkale merkezinde resmi ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan sosyal bilgiler ve tarih öğretmenlerini kapsamaktadır. Veriler, öğretmenlerin kişisel bilgilerini içeren beş sorudan oluşan birinci bölüm, öğretmenlerin genel Internet kullanımına ilişkin özellikleri ölçmeye yönelik yedi sorudan oluşan ikinci bölüm ile öğretmenlerin eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin görüşlerini içeren otuz bir soruluk üçüncü bölümden oluşan araştırmacı tarafından geliştirilmiş bir anket ile toplanmıştır. Verilerin analizinde cinsiyete, öğretmenlerin branşına, görev yapmakta oldukları okul türüne, mezun oldukları okul ve eğitim düzeylerine göre farklılıklar t- testi; mesleki kıdem, mezun oldukları okul türü, görev yapmakta oldukları okul ve Internet kullanma eğilimlerine göre farklılıklar ise tek yönlü varyans analizi (one- way ANNOVA-F testi) tekniği kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma bulguları tarih ve sosyal bilgiler öğretmenlerinin eğitim öğretim faaliyetlerinde ve mesleki yaşamlarında Internet'i sıklıkla kullandığını göstermektedir. Öğretmenler, öğretim etkinliklerini planlamak, hazır eğitim dokümanlarına ulaşmak, yazılı değerlendirme soruları edinmek, medyayı takip etmek gibi amaçlarla Internet'i kullanmaktadırlar. Bu amaçlar doğrultusunda MEB'e ait web sitelerinin, ansiklopedik bilgi veren web sitelerin, medya kurumlarının web sitelerinin, öğretmen paylaşım sitelerinin tarih ve sosyal bilgiler öğretmenleri tarafından sıklıkla kullanıldığı görülmüştür. Ancak öğretmenlerin kendi hazırladıkları dokümanları Internet ortamında meslektaşlarıyla paylaşma tutumunu sergilemedikleri görülmüştür. Öğretmenlerin cinsiyet, branş, mesleki kıdem, çalıştıkları okul türü ve eğitim düzeyi gibi kategorik özelliklerindeki farklılıklarına karşılık derslerinde ve mesleki yaşamlarında Internet'i farklı sıklıklarda olsa kullandıkları araştırmanın bulguları arasındadır.
Ortaöğretim öğrencilerinin Çanakkale Savaşları ve öğretimine ilişkin biliş ve algılama düzeyleri
Modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin doğduğu yer olan Çanakkale, yaklaşık yüz yıldır dillerden düşmeyen bir destandır ve daha yüzlerce yıl bu destanın dilden dile aktarılması için, genç kuşakların bayrağı devralması gereklidir.Küreselleşen dünya, kültürlerin birbirine karışarak yozlaşmasına neden olmakta ve yeni nesillerde, milli duyguların yavaş yavaş kaybolmasına ortam hazırlamaktadır. Dolayısıyla devletler, çoğu kez, halkın milli duygularını kamçılamak için, kahramanlık hikâyelerini kullanmaktadırlar. Türk devleti de, yakın geçmişimizde meydana gelmiş olan Çanakkale Savaşlarını bu bağlamda değerlendirmektedir.Bu çalışmanın amacı, Çanakkale Savaşları'nın, gelecekteki yüzümüz olan orta öğretim öğrencilerine, olması gerektiği şekilde öğretilip öğretilmediğini araştırmak, eğer öğretilemiyorsa bu sorunun nereden kaynaklandığını belirlemeye çalışmaktır. Çalışma, öğrencilerin Çanakkale Savaşları hakkında bilgisini ölçmek, okul yönetiminin ve tarih öğretmeninin konuya yaklaşımını belirlemek ve öğrencilerin Çanakkale Savaşları'na karşı bakış açısı, ilgi ve tutumunu belirlemek amacıyla, üç ana grup altında toplanmıştır.Tarama modeline dayalı olarak desenlenen bu çalışmada, Ankara, Van, Batman, Rize, Denizli, Isparta, Kırklareli, Çanakkale illeri ve bu illere ait ikişer ilçe örneklem olarak alınmıştır. Anadolu Lisesi, Genel Lise ve Meslek Lisesi olmak üzere üç farklı okul tipinde öğrenim gören toplam 1914 öğrenciye ulaşılmıştır.Araştırma sonucunda, Çanakkale Savaşlarıyla ve yapıldığı zamanla ilgili öğrencilerin bilgilerinin yetersiz olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin asıl sorununun kronolojiyle ve neden sonuç ilişkisinin kurulamamasıyla ilgili olduğu ve bu yetersizliğin Meslek Liselerinde, Anadolu ve Genel Liselere oranla daha da yükseldiği görülmüştür.Çanakkale şehitlerini anma törenlerinin, okullarda yeteri kadar önemsenmediği, müfredat programında Çanakkale savaş alanlarına gezi düzenlenmesi özellikle belirtilirken, yapılma oranı en düşük etkinlik olduğu saptanmıştır. Ayrıca tarih öğretmenlerinin çağdaş eğitim metotlarını uygulamada yetersiz kaldıkları görülmüştürAraştırma sonucunda, öğrencilerin Çanakkale Savaşları'nın önemiyle ilgili algılarının olumlu olduğu , fakat Çanakkale'den uzaklaşıp doğuya doğru gidildikçe, bilgi ve algılarında olumsuz yönde değişmelerin arttığı görülmüştür.
Temel eğitim kurumlarında illüstrasyonun eğitim materyali olarak kullanımı (Tarihte kurulan 16 Türk devletinin illüstrasyonlu materyal örneği)
Türk Ulusu oldukça köklü bir geçmişe sahiptir. Bu köklü geçmişi oluşturan ise farklı zamanlarda kurulmuş ve önemli başarılara imza atmış olan bağımsız Türk devletleridir. Bu devletler milli eğitim müfredatında yer almakta ve kademeli olarak ders kitaplarında okutulmaktadır. Tarihte kurulan 16 Türk devleti konusunun, öğrencilere daha iyi anlatılabilmesi ve bu konuda yeteri kadar eğitim materyalinin olmamasından dolayı bu çalışma yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı: Temel eğitim kurumlarında ortak tarih bilincini pekiştirmek için tarihte kurulmuş 16 Türk devletinin illüstrasyonlu eğitim materyallerinin tasarlanmasıdır. Bu çalışma ile 16 Türk devletinin, tasarlanan illüstrasyonlarla somutlaştırılması ve temel eğitim kurumlarında eğitim materyali olarak akılda kalıcılığı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırma nitel tarama modelinde desenlenmiş olup araştırmanın uygulama aşamasında elde serbest çizim tekniklerinden, grafik tasarım programları ile çizim ve dijital boyama yöntemlerinden yararlanılarak uygulama çalışmaları yapılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde materyal tasarımına, ikinci bölümde materyal tasarımında illüstrasyonun kullanımına ve özelliklerine, üçüncü bölümde ise uygulama çalışmalarına ve yapım aşamalarına yer verilmiştir. Bu araştırma kapsamında 16 adet illüstrasyonlu eğitim materyali tasarımı yapılmıştır. Bu tasarımların, farkındalık oluşturmasına ve konunun kavranmasını kolaylaştırmasına dikkat edilmiştir. Yapılan çalışmalarda illüstrasyonların yanı sıra haritalara, teorik tarihsel bilgilere ve bunları destekleyecek vektör ve grafiklere yer verilmiştir. Bu çalışma 16 Türk devletinin (Büyük Hun, Batı Hun, Avrupa Hun, Ak Hun, Göktürk, Avar, Hazar, Uygur, Karahanlı, Gazneli, Büyük Selçuklu, Harzemşah, Altınordu, Büyük Timur, Babür ve Osmanlı İmparatorlukları) illüstrasyonlarını kapsamaktadır.
Sosyal bilgiler dersi kapsamında yer alan tarih konularının öğretiminde teknoloji kullanımı
Bilgi çağında, bilgi miktarı hızla artmaktadır. Günümüzün artan bilgi miktarı, bir yandan öğrenciye daha az zamanda daha fazla bilgi öğretmek, diğer yandan da bilgiye nasıl ulaşılacağını göstermek gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu gerekliliklerin karşılanması noktasında, eğitim için sürekli yeni olanaklar ortaya koyan teknolojinin eğitimde etkin olarak kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, sosyal bilgiler dersi kapsamında yer alan tarih ünitelerinin öğretimi sırasında teknolojik araçların kullanılma durumlarını araştırmaktır. Bu amaçla araştırmanın birinci bölümünde, sosyal bilgiler öğretim teknolojilerinin kavramsal çerçevesi açıklanmaktadır. İkinci ve üçüncü bölümlerde, araştırmanın yöntemine ve bulgulara yer verilmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri; ?Sosyal Bilgiler Dersi Kapsamında Yer Alan Tarih Konularının Öğretiminde Teknoloji Kullanımı? konusuna dayanan ?Öğretmen Anketi? ve öğretmen anketine eşlenik olarak hazırlanmış ?Öğrenci Anketi? yoluyla alınmış ve anketlerde 5?li Likert tipi ölçek kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar yorumlanmış, sosyal bilgiler dersi kapsamında yer alan tarih konularının öğretimi sürecinde teknolojik araçların kullanılmasına yönelik olarak, alan içi iyileştirme çalışmaları ve daha ileride yapılacak çalışmalar için çeşitli öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Tarih Üniteleri, Öğretim Teknolojileri, Sosyal Bilgiler Öğretim Teknolojileri.
Yükseköğretim resim-iş eğitimi ve tarih bölümü öğrencilerinin eleştirel düşünme becerileri arasındaki farklılıklar
Değişen dünyada hayatımızı her alanda etkileyen gelişmeler bireylerin sahip olmaları gereken bilgi ve becerilerde bu yönde farklılaştırmıştır. Bu gelişmelere ayak uydurabilmenin bir yolu da eleştirel düşünme becerileri gibi yaşadığımız yüzyılda kazanılması gerekli olan beceriler ile mümkün olacaktır. Bu araştırmada, görsel sanatlar eğitimi alan ve almayan yükseköğretim öğrencilerinin eleştirel düşünme beceri düzeylerini ortaya koyarak, onların eleştirel düşünme becerilerinin öğrenim görmekte oldukları bölüme göre anlamlı fark oluşturup oluşturmadığının saptanması ve değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ve alt boyutları ile cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi gibi değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma, 2018 – 2019 Öğretim yılı bahar yarıyılında, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı ve Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, birinci ve dördüncü sınıf düzeylerinde öğrenim gören öğrencileri kapsamaktadır. İlişkisel tarama modeline göre yapılandırılan bu çalışmada, öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerini ölçmek amacıyla Robert H. Ennis, Jason Millman ve Thomas N. Tomko tarafından geliştirilen "Cornell Eleştirel Düşünme Testi Düzey Z" (CEDTDZ) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerinin düşük olduğu ve öğrenim görmekte oldukları bölüme göre istatiksel açıdan anlamlı bir fark göstermediği anlaşılmaktadır. Resim İş Eğitimi Anabilim Dalı birinci ve dördüncü sınıf düzeyleri arasında eleştirel düşünme beceri düzeyleri bakımından anlamlı bir fark görülmemiştir. Öğrencilerin eleştirel düşünme beceri düzeylerinde cinsiyetin ve sınıf düzeyinin etkili olmadığı görülürken yaş değişkeni karşılaştırmasında 25-30 yaş aralığı lehine farklılık görülmüştür. Sonuçlara göre öğretim programlarının öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri geliştirilmesine destek olacak nitelikte yapılandırılmasının önemi ortaya çıkmaktadır.
Ahmed Midhat Efendi'nin Tedrîs-i Târîh-i Edyân isimli eserinin transkripsiyonu
Bu Çalışmada Ahmed Midhat Efendi'nin Tedrîs-i Târîh-i Edyan isimli eseri transkribe edilmiş ve Tarîh-i Edyân adı altında yazılmış diğer eserlerle karşılaştırmalı bir değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın konusu olan eser Ahmed Midhat Efendi'nin Dâru'l-Fünûn'da verdiği Târîh-i Edyân derslerinde okutulmak üzere ders kitabı olarak 1911 yılında kaleme alınmıştır. Osmanlı'nın son dönemlerinde Dinler Tarihi alanında, Batılı örneklerine kıyasla, yazılan ilk eserlerden kabul edilen bu eser, ihtiva ettiği konular bakımından alanında önemli bir yere sahiptir. 326 sayfadır. Umûmiyyât ve Husûsiyyât isimli iki ana bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde Dinler Tarihi'nin öneminden, hocanın ve talebenin hazırlıklarından, din fikrinin oluşumu ve gelişim süreçleri gibi konulardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise Fetişilik'ten başlanarak Budizm'e kadar her din özel başlıklar altında incelenmiştir. Ahmed Midhat Efendi'nin bu eserini takib eden süreçte Tarih-i Edyân adında üç eser daha karşımıza çıkar. Bu üç eser; Mehmed Esad'ın Tahlîlî ve Tenkîdî Târîh-i Edyân'ı, Mahmud Esad Seydişehrî'nin Târîh-i Edyân'ı ve M. Şemseddin Günaltay'ın Târîh-i Edyân'ıdır. Tezimizin üçüncü bölümünde bu eserlerin karşılaştırmalı bir değerlendirmesi yapılacaktır.
Tarih eğitiminde tarihsel film ve dizilerin kullanımı ve sosyal bilgiler dersi tarih üniteleri için öğretim programı temelli bir materyal kılavuzu geliştirme çalışması
Formal eğitimde öğrenme içeriği bütünüyle temsilî niteliktedir ve öğretmenlerin başlıca işlevi, gerçekliği, temsilleri aracılığıyla somutlaştırarak sunabilmektedir. Bu bağlamda iletişim, iletişimi oluşturan yazılı, görsel ve sözel dil ve iletişime derinlik ve boyut kazandıran görsel-işitsel eğitim teknolojileri parçası olduğumuz medya çağında öğretmenlerin vazgeçilmez meslekî araçları arasında yer almıştır. Ancak bir dizi finansal, hukuksal, idarî ve teknik gerekçeler ve bu gerekçelerin beslediği çeşitli önyargılar nedeniyle başta sinema ürünleri olmak üzere görsel-işitsel öğretim materyal ve teknolojilerinin dünya genelinde yaygın ve kurumsallaşmış bir kullanım alanı bulduğu söylenemez. Bu araştırma Türkiye'deki sosyal bilgiler öğretmenlerinin tarih öğretimi ile ilgili konulardaki bilgi ve farkındalık düzeylerini, film ve dizi kullanımına yönelik tutumlarını ve bu konudaki olumlu ya da olumsuz görüş ve önerilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç çerçevesinde, araştırmaya katılan öğretmenlere konuyla ilgili genel nitelikli ve tek yanıt gerektiren anket formu uygulanmış ve yanı sıra her öğretmen ile ayrı yarı yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler araştırma sorularının yer aldığı kategorilere göre kodlanıp yorumlanmış ve dile getirilen sorun ve engellerin aşılmasına yönelik çözümler önerilmiştir.
Tarih öğretmenlerinin uzaktan eğitim sürecinde teknoloji kullanım düzeylerinin incelenmesi: Çorum ili örneği
Dünyanın değişen şartlarına ayak uydurma mücadelesi olan teknoloji, her geçen gün gelişmekte bu gelişme de kaçınılmaz bir şekilde eğitimi ve eğitim anlayışını etkilemektedir. 2020 yılında dünyanın genelini etkisi altına alan Covid-19 pandemi dönemi ile başlayan uzaktan eğitim süreci de eğitim ve teknoloji ilişkisinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışmadaki amaç tarih branşında görev yapan öğretmenleri farklı değişkenler yönünden teknoloji kullanım düzeylerini incelemektir. Bu amaçla Çorum ilinde 2022-2023 eğitim öğretim yılında farklı ortaöğretim kurumlarında görev yapan 91 tarih öğretmenine Bayraktar (2015) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Eğitim Teknolojisi Kullanım Düzeylerini Belirleme Ölçeği" uygulanmış; bu uygulama ile toplanan veriler SPSS İstatistik Programı vasıtası ile çözümlenmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda tarih öğretmenlerinin teknoloji kullanım düzeylerinin incelenmesi ana problemi üzerinden teknoloji okuryazarlığı, derse teknoloji entegrasyonu, sosyal etik ve yasal hükümler ve iletişim olmak üzere ölçeğin dört alt boyutu analiz edilmiştir. Tarih öğretmenlerinin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, teknoloji alanında eğitim, yerleşim merkezi, okul türü değişkenlerine göre teknoloji kullanım düzeyi betimsel analiz, aritmetik ortalama, standart sapma, ilişkisiz örneklemler t testi, tek faktörlü gruplar arası varyans analizi ile ortaya koyulmuştur. Genel değerlendirilme sonunda öğretmenlerin; teknoloji okuryazarlığı alt boyutunda orta düzeyde olduğu; derse teknoloji entegrasyonu alt boyutunda iyi düzeyde olduğu, sosyal etik ve yasal hükümler alt boyutunda çok iyi düzeyde, iletişim alt boyutunda iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak öğretmenlerin özellikleri farklılaşmakta bu duruma bağlı olarak teknoloji kullanımı farklı boyutlarda değişkenlik göstermekte olup uzaktan eğitimde verimliliği etkilediği düşünülmektedir. Çalışmada elde edilen sonuçlar üzerine önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde "İstiklâl Yolu"nun öğretimi: (Mevcut ders kitapları, öğretmen ve öğrenci görüşleri ve çağdaş yayınlar ışığında yeni bir etkinlik paketi tasarımı)
Çalışmada 2015 – 2016 Eğitim Öğretim döneminde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokul ve liselerde okutulmakta olan Sosyal Bilgiler dersi ile Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürkçülük derslerinde "İstiklâl Yolu" konusuna yer verilmesinin, milli duyguları pekiştirebileceği düşünülerek tarih eğitimine kazandırılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda "İstiklâl Yolu" konusu ile alakalı 2015 – 2016 eğitim-öğretim dönemine ait mevcut ders kitapları ile birlikte tamamlanmış ve tamamlanma aşamasındaki çağdaş yayınlar incelenmiş olup, "İstiklâl Yolu'nun" öğretiminde kullanılabilecek bölümler tespit edilmeye çalışılmıştır. Konu ile alakalı olarak Ankara, Kalecik, Ilgaz, Kastamonu, Küre, Seydiler ve İnebolu'da saha çalışması ile röportaj çalışması yapılmıştır. Yapılan bu tespitlerin yanında öğretmen ve öğrenci görüşleri alınarak "İstiklâl Yolu" konusunun ders kitapları içerisinde kullanılması amaçlanmıştır. Çalışmada tarih eğitiminin yanı sıra Tarih öğretimine katkıda bulunan yerel tarih, okul dışı tarih öğretimi ve müze öğretimi konularına da yer verilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda okutulan 2015–2016 eğitim-öğretim dönemine ait Sosyal Bilgiler ile Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürkçülük ders kitapları incelenmiş olup "İstiklâl Yolu" konusunun mevcut kitaplarda yer almadığı, yer alan kitaplarda ise eksiklikler olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada yer alan diğer bölümde ise çağdaş yayınlarda "İstiklâl Yolu" konusu incelenmiş olup, tasarlanacak Etkinlik Paketi doğrultusunda çağdaş yayınlarda yer alan bu konuların mevcut ders kitaplarında ne şekilde kullanılabileceği tespit edilmeye çalışılmıştır. Hazırlanacak yeni Etkinlik Paketinin etkisinin arttırılabilmesi adına, öğretmen ve öğrenci görüşlerinin alınmasına yönelik anket çalışmaları yapılmıştır. Yapılan bu anket çalışması Çankırı'da bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokul ve liselerden 2'si Devlet Okulu, 2'si Özel Okul olmak üzere 4 okulda 240 öğrenciye ve Çankırı Merkezde görev yapan 40 Sosyal Bilgiler ve Tarih öğretmenine uygulanmış betimsel bir çalışmadır. Anketlerden çıkan sonuçlara göre yeni Etkinlik Paketi tasarımı gerçekleştirilmiştir. İstiklâl Yolunda yaşanmış olan hatıralar canlı tanıkların dilinden aktarılmaya çalışılmış, bunun için "İstiklâl Yolu" içerisinde yer alan bölgelerde alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Alan araştırması sonucunda elde edilen veriler, yeni Etkinlik Paketi tasarımında değerlendirilmiştir. 2015-2016 eğitim öğretim döneminde okutulan mevcut ders kitapları, çağdaş yayınlarla birlikte öğretmen ve öğrenci görüşleri ışığında hazırlanan yeni Etkinlik, Sosyal Bilgiler ve İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde öğretmen ve öğrencilerin istifadelerine sunulmuştur. Konu, mevcut ders kitaplarının ve çağdaş yayınlarının incelenmesinin yanında yapılan saha çalışması ve röportaj çalışmaları ile desteklenmiştir. Tasarlanan Etkinlik hakkında öğretmen ve öğrenci görüşleri alınarak Sosyal Bilgiler dersleriyle İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde "İstiklâl Yolu" konusuna sağladığı faydalar objektif olarak aktarılmıştır. Yapılan bu çalışmanın sonucunda tarih eğitimine katkı sağlaması açısından değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tarih Eğitimi, Yerel Tarih, İstiklâl Yolu, Ders Kitapları, Çağdaş Yayınlar, Öğrenci Görüşleri, Öğretmen Görüşleri, Yeni Ünite Tasarımı
Yenilikçi tarih öğretiminde arkeolojinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı sosyal bilimlerin içerisinde yer alan arkeoloji biliminin tarih ve sosyal bilgiler ders öğretimlerinde yenilikçi ve yapılandırmacı bir yaklaşım ile değerlendirilmesi sürecinden meydana gelmektedir. Bu ders içerikleri ve müfredat programlarında arkeoloji temelli konu, kavram ve kazanımlarının ne derece var olduğu; arkeolojinin tarih ve sosyal bilgiler derslerindeki etki alanı ele alınmıştır. Tarih ders içerikleri ve öğretim programlarında arkeoloji disiplinin yansımaları üzerinde durularak geleneksel eğitim yaklaşımlarının aksine yenilikçi tarih öğretim yaklaşımlarında arkeolojinin daha fazla yer dinmesinin gerekliliği aktarılmaya çalışılmıştır. Ders içeriklerindeki arkeoloji konu kavram ve kazanımların varlığının kalıcı tarihsel öğrenmeye etkisi açıklanmıştır. Tarih ve arkeoloji disiplinlerinin sınıf ortamı, okul dışı mekânlarda birlikte ele alınmasının kanıt temelli öğrenmeler üzerindeki etkileri eğitim öğretim boyutları ile aktarılması amaçlanmaktadır. Araştırma ile ilgili yurt içi ve dışındaki kaynaklar, belgeler, verilerle doküman analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler belirli düzlemde taranarak arkeoloji vurgusunun tarih ve sosyal bilgiler derslerinde daha fazla yer verilmesinin öğrencilerin tarihi ve geçmişi kalıcı öğrenmeler ile sağlayacağı gerekliliğini ortaya koymuştur. Türkiye'de, İngiltere ve Almanya'nın Thüringen eyaletlerindeki tarih ve sosyal bilgiler ders içeriklerindeki arkeoloji vurguları karşılaştırılıp yenilikçi tarih yaklaşımı doğrultusunda incelenmiştir. Tarihsel imgelemin arkeoloji etkinlik ve çalışmaları ile derslerdeki kalıcılığı üzerinde durulmuştur. Yenilikçi tarih öğretim programlarında arkeoloji ekseninin ve etki alanının geniş varlığı sonucunda öğrencilerde tarihsel öğrenmenin, tarihi değerleri korumanın, ulusal ve küresel tarihten yararlanmanın, tarihi bilince küçük yaşlardan başlanarak derinden sahip olma yolunda kalıcı izli öğrenmeler kazandırıldığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Arkeoloji, Tarih, Tarih Öğretimi, Yapılandırmacı Yaklaşım
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının 7. sınıf sosyal bilgiler dersi tarih kavramlarına ilişkin kavram yanılgılarının tespiti
İletişimin en temel unsurlarından olan kavramlar, kimi zaman bireyler tarafından bilimsel anlamının dışında kullanılıp yanılgı içerebilmektedir. Bu kavram yanılgılarıyla hem gündelik hayatta hem de eğitim öğretim ortamında sıklıkla karşılaşılabilmektedir. Bu çalışma ile sosyal bilgiler 7. sınıf ders kitabında yer alan tarih disiplinine ait 19 adet kavram kullanılarak sosyal bilgiler dördüncü sınıf öğretmen adaylarının bu kavramlara yönelik yanılgı durumu ölçülmüştür. Bu çalışmada nicel araştırma desenlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni Ege Bölgesi'nde yer alan üç devlet üniversitesinde öğrenim gören dördüncü sınıf sosyal bilgiler öğretmen adaylarıdır. Veriler, 2018-2019 eğitim yılının bahar döneminde bu üniversitelerde derslere devam eden 108 adet öğrenciden toplanmıştır. Veriler toplanırken araştırmacı tarafından geliştirilen üç aşamalı teşhis testi (Tarih Kavramları Yanılgı Testi) kullanılmıştır. 19 adet kavramın her biri için kavram yanılgısı yoktur, kavram yanılgısı vardır, bilgi eksikliği vardır şeklinde kategorik sınıflandırma yapılmış ve öğrencilerin üç aşamalı sorulara verdiği yanıtların kombinasyonu MS Excel ve SPSS'te düzenlenmiştir. Böylece öğrencilerin kavram yanılgı durumları tespit edilerek üniversiteler arası karşılaştırma yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının meslek yaşamlarında öğretecekleri kavramlara, bilimsel anlamda ne düzeyde sahip oldukları ortaya çıkarılmıştır. Buna göre en fazla yanılgıya sahip olunan kavramlar Kil Tablet, Ahilik, Pisagor'dur. 'Kavram yanılgısı yoktur' kategorisinde en yüksek orana sahip olunan kavramlar ise Lonca, Matbaa, Pusula, Rönesans'tır. Bununla birlikte en fazla bilgi eksikliğine sahip olunan kavramlar ise Vakıf, Kubbealtı ve İbn Sina olmuştur. Ayrıca üniversiteler arası kavram yanılgı durumu karşılaştırılmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkarak gelecekte yapılabilecek çalışmalar için araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Tarih dersinde teknoloji kullanımına örnek: Etkileşimli ünite tasarımı
Bu araştırmada, karekod barkodlar aracılığıyla etkileşimli hale getirilen tarih ders kitabının lise 12. sınıf öğrencilerinin "Atatürkçülük ve Türk İnkılâbı" ünitesindeki konularının öğrenimine ve tarih dersinde teknoloji kullanımına yönelik tutumlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Adana ili sınırları içerisinde bulunan alt sosyoekonomik düzeyde bir devlet okulunda yapılmıştır. Araştırmada ön test - son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmış, barkodlu etkileşimli ünitelerin etkililiğini sınamak için deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Araştırmada 32'si kontrol grubu ve 33'ü deney grubu olmak üzere toplam 65 öğrenci yer almıştır. Araştırma verileri toplanırken öğrencilerin tarih konularındaki başarılarını ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan 25 soruluk "Akademik Başarı Testi"; teknoloji tutumlarını ölçmek amacıyla Yavuz ve Coşkun (2008) tarafından hazırlanmış ve gerekli izin kendisinden alınarak söz konusu bu tutum ölçeği tarih dersinde teknolojiye yönelik tutumlarına ilişkin şeklinde uyarlanarak beşli likert tipindeki 19 maddelik "Tarih Dersine Yönelik Teknoloji Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Dersler kontrol grubunda mevcut öğretim programına uygun şekilde anlatılmış, deney grubunda ise tasarlanan etkileşimli ünite kapsamında konular içerisine yerleştirilen karekod ile tabletlerin seçilen ünitedeki konuyla ilgili görsel ve işitsel materyalleri açması sağlanarak işlenmiştir. Araştırma kapsamındaki konular işlenmeden önce ve sonra ölçekler kontrol ve deney grubu öğrencilerine ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırmada verileri analiz etmek için IBM SPSS (Statistical Packet for Social Sciences) 22.0 programı kullanılmıştır. Tutum ölçeğinden ve akademik başarı testinden ortaya çıkan veriler t-testi ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda etkileşimli ünite tasarımı kullanımının öğrencilerin akademik başarılarında varolan mevcut öğretim programındaki yöntemlere göre daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında akademik başarıya etki büyüklüğü değeri 0.67 (orta düzeyde) olarak bulunmuştur. Öğrencilerin tarih dersinde teknolojiye yönelik tutumlarında ise deney grubu öğrencilerinin ölçeğin alt boyutlarının tamamında tutum puanlarının daha yüksek çıktığı ölçülmüş; fakat bu farklılığın istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Etkileşimli Ünite, Teknoloji Destekli Tarih Eğitimi, Karekod, QR Kod ile Eğitim, FATİH Projesi, EBA
Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi dersinin uzaktan eğitim yoluyla verilmesi konusunda öğrenciler ve öğretim elemanları ne düşünüyor? Tek durumlu bir örnek olay çalışması
I. Dünya Savaşı sonrasında ülkesi parçalanan Osmanlı Devleti'nin yerine kurulan Genç Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranlar, çağdaş, demokratik ve milli bir devlet kurmayı amaçlamışlardır. Bu amaçla daha devletin kuruluş aşamasında siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanda büyük yenilikler yapmışlardır. Cumhuriyeti kuran kadro Mustafa Kemal önderliğinde Cumhuriyet rejiminin gerektirdiği insan tipini yetiştirmek amacıyla başta öğretim birliğini sağlamış, harf devrimini gerçekleştirmiş ve kara cahilliği yok etmek amacıyla millet mekteplerini yürürlüğe koymuştur. Yine bu kadro cumhuriyetin modernleşme ideolojisini halka yaymak amacıyla 1932'de halk evlerini kurarak taşraya kadar halkı bilinçlendirmek ve cumhuriyet rejiminin gerektirdiği bilinçli, çağdaş bireyler yetiştirmeye çalışmışlardır. Bir yandan bu tür çalışmalar yapılırken diğer yandan da Türk devriminin hangi aşamalardan geçerek gerçekleştiğini, diğer ülkelerde gerçekleşen devrimler ile karşılaştırmalı olarak ortaya koymak ve Atatürkçü düşünce sistemini yeni yetişen gençlere ve halka yaymak amacıyla İnkılap Tarihi dersleri devreye sokulmuştur. İnkılap Tarihi dersleri klasik tarih dersi niteliğinden çok öte bir ders olarak düşünülmüştür. Günümüzde ortaöğretim ve üniversitelerde okutulan İnkılap Tarihi derslerinin temeli 1925'e kadar gitmektedir. Nitekim üniversite reformu sonucu Darülfünun yerine oluşturulan İstanbul Üniversitesinde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk ders dönemin Milli Eğitim Bakanı (Maarif Vekili) Yusuf Hikmet Bayur tarafından verilmiştir. Dersin sistemli olarak verilmesi, 1934-1935 Eğitim-Öğretim yılından itibaren başlamıştır. Dersin sorumluluğu 1942'den itibaren Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine bağlı olarak kurulan Türk İnkılap Tarihi Enstitüsüne verilmiştir. Diğer yandan 14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidara gelen Demokrat Parti 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle iktidardan uzaklaştırılmıştır. 1960 darbesinden sonra ders ''Türk İnkılap Tarihi'' ve ''Türkiye Cumhuriyeti Rejimi'' ismini almıştır. Sonraki yıllarda dünyadaki konjonktüre bağlı olarak 1968 hareketinden etkilenerek dersin adı ''Türk Devrim Tarihi'', Kenan Evren önderliğinde yapılan 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında da dersin ismi bir kez daha değiştirilerek ''Türk İnkılap Tarihi'', 1981'de ''Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi'' olmuştur. Günümüzde ön lisans ve lisans programlarına kayıt olan tüm yükseköğretim öğrencileri bu dersi almak zorundadır. Ders, dersi veren öğretim elemanları ve dersi alan öğrenciler tarafından başlangıç aşamasındaki aynı heyecanı ve hevesi taşımasa da ders varlığını devam ettirmektedir. Günümüzde üniversite rektörleri ve dersin bağlı olduğu kurumlar (Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığı gibi) kişiler dersin uzaktan ya da yüz yüze verilmesinde doğrudan etkili olmaktadır. Nitekim başta bazı devlet üniversiteleri ve vakıf üniversiteleri olmak üzere dersleri sanal ortamda ve uzaktan eğitim yoluyla verilmektedir. Diğer yandan derse daha sahip çıkan üniversitelerde ise, ders yüz yüze yapılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Ege Bölgesinde 1992'de kurulmuş olan bir kamu üniversitesinde sanal ortamda uzaktan eğitim yoluyla yürütülen Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi derslerinin öğrenci ve öğretim elemanı görüşleri temelinde değerlendirilmesidir. Bu çalışmanın amacı, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersinin bu üniversitede dersi yürüten 8 öğretim elemanı ile derse katılan 105 öğrencinin görüşlerini alarak dersin uzaktan yürütülmesinin 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılını temel alarak değerlendirilmesidir. Betimsel desende tasarlanan bu nitel çalışmada, veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Çalışma grubu amaçlı örneklem türlerinden maksimum çeşitlilik tekniği ile belirlenen 105 öğrenci ve 8 öğretim elemanı olmak üzere 113 katılımcıdan oluşmaktadır. Görüşmelerden elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulardan çıkardığımız sonuçlardan bazıları şu şekildedir; Öğrencilerin yarıdan fazlasının(F:65) ders materyalleri ile konu özet ve videoları izlemedikleri saptanmıştır. Görüşmeye katılan öğrencilerin (F:16)'sı dersi izlediğini ve ders materyallerini yeterli bulduğunu dile getirirken, 24 öğrencinin izlediği ancak yeterli bulmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin büyük bir kısmı (F:99) Öğretim elemanına hiçbir soru sormadığı belirlenmiştir. Geriye kalan öğrencilerin büyük bir kısmı ise dersle ilgili değil özlük hakları ile ilgili sorular sordukları belirlenmiştir. Öğrencilerin büyük bir kısmının (F:77) dersi yüz yüze işlemenin daha iyi olacağı düşüncesinde olduğu belirlenmiştir. Yüz yüze eğitime taraftar olmayan öğrenciler ise bunun gerekçesi olarak maddi anlamda tasarruf sağladığı nedeniyle yüz yüze yapılmasının uygun olmadığını saptamıştır. Görüşmeye katılan 105 öğrenciden elde edilen verilere göre öğrencilerin %65'nin dersten verim almadığı belirlenmiştir. Çalışmaya katılan 8 öğretim elemanının görüşlerinden elde edilen bulgulardan hareketle, şu sonuçlar saptanmıştır. Buna göre; görüşmeye katılan 3 öğretim elemanı uzaktan eğitim uygulamasının üniversite yönetimi tarafından uygun görüldüğünü belirtmiştir. Bu bulgulardan hareketle üniversite yönetimi özellikle yakın çevrede bulunan üniversitelerdeki yönetimin siyasi gelişmelerden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan 2 öğretim elemanın elde edilen bulgulara göre üniversitede öğrenci sayısının artması buna paralel olarak yeterli sınıfın olmaması uzaktan eğitim uygulamasına geçilmesindeki faktörlerden biri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenci ve öğretim elemanlarından elde ettiğimiz verilere göre, AİİT dersi uzaktan eğitim yoluyla değil, yüz yüze sınıf ortamında görsel ve yazılı materyallerin daha da geliştirilerek verilmesi belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Sanal Sınıf, Uzaktan Eğitim, Etkileşimli Sınıf, Nitel Araştırma, Yükseköğretim.
Dini çoğulculuk açısından imam hatip liselerinde okutulan karşılaştırmalı dinler tarihi dersinin incelenmesi (Adana örneği)
Dini çoğulculuk tartışmaları, dinin mahiyetine dair anlayışların farklılaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Daha sonra dini çoğulculuk meselesi felsefi ve teolojik zeminlerde tartışılmıştır. Bu tartışmalar neticesinde, dinlerin ve bu dinlerin mensuplarının birbirilerine bakışını yansıtan ve dinlerin hakikat iddiaları bağlamında üç paradigma ortaya çıkmıştır. Bunlar, dini dışlayıcılık, dini kapsayıcılık ve dini çoğulculuk paradigmalarıdır. Bir de dinlerin doğruluklarını ve yanlışlıklarını söz konusu etmeksizin, dinleri mevcut çokluğunu gerek teorik düzeyde gerekse tarihsel süreç içerisinde makul gören ve dinlerin yaşama hakkını kaçınılmaz olduğunu ileri süren, aynı zamanda dini farklılıkların bir arada yaşamasını savunan dini çeşitlilik/çokluk paradigması vardır. Biz bu çalışmamızda dini çoğulculuk hakkında teorik bilgiler verdikten sonra, Dini çeşitlilik/çokluk hakkında yaptığımız anket çalışması ile İmam Hatip Liselerinde okutulan Karşılaştırmalı Dinler Tarihi dersinde, diğer dinler hakkında verilen bilgilerin öğrenciler üzerinde nasıl bir tutum ve davranış değişikliğine neden olduğunu anket uygulamasından elde ettiğimiz veri ve bulguların yorumlanması çalışmamızın ana temasını oluşturmuştur. Küreselleşme ve göçle beraber dinlerin yakınlaşması zemini oluşmuştur. 20. Yüzyılda çeşitli sebeplerle değişik Batı ülkelerine göç eden farklı din mensupları dini çoğulculuk meselesini hem mahiyetini hem de sınırlarını genişletmiştir. Bu mesele sadece teolojik açıdan değil, aynı zamanda siyasi ve sosyal açıdan da tartışılmaya başlanmıştır. Özellikle küreselleşme ile birlikte insanların başka inanç sahipleriyle daha kolay karşılaşmaları ve modern teknolojinin sağladığı imkânlar sayesinde insanlar başka inanç ve kültürlere daha hızlı ulaşabilmeleri ve onlar hakkında detaylı bilgiler elde etmelerini kolaylaştırmıştır. Aynı zamanda dini çoğulculuk tartışmaları teolojik anlamda dinler arası diyalogun da zeminini hazırlamıştır. Ayrıca dinlerin, dünya barışına katkı sağlaması için dünyamızın yüz yüze olduğu açlık, ayrımcılık, sosyal ve ekonomik adaletsizlikler, baskı ve zulüm, çevre kirliliği ve temel insan hakları ihlalleri gibi insanlığın ortak sorunlarına çözümde insanlığa yeni çözümler sunmasıdır. Ulus devletler, dinlerin varlıklarını devam ettirmeleri ve bu dinlerin nesilden nesile aktarılması için eğitim programları geliştirmişlerdir. Bu programlarda farklı dinlerin bir arada yaşaması için çoğulcu yaklaşım teorileri ön plana çıkmıştır. Ülkemizde de farklı mezhep, din, inanç, ideoloji veya dünya görüşlerine mensup insanların barış içerisinde bir arda yaşayabilmesi, bu farklılıklardan kaynaklanan sorunların çözülmesi, uzlaşı ve diyalog zemininde farklılıkları zenginlik ve gelişim vesilesi sayan bir anlayışın geliştirilmesi için eğitim anlayışının gerekli olduğu, ayrıca İslam dinin kendi içindeki farklı yorumlarına ne kadar yer verdiği veya ne kadar objektif olduğu, dünyadaki farklı dinlerin eğitim sistemimizdeki programlarda ne kadar yer verildiği ve ne kadar objektif anlatıldığına dair Türk Milli Eğitim sistemi içinde farklı dinlerin programları üzerinde durulmuştur. Türk Milli Eğitim sistemimizde İslam dini ve diğer dinlerin öğretilmesi için iki ders bulunmaktadır. Bunlardan biri İlk ve Ortaöğretim'de zorunlu ders olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders konularında yer alan farklı dinlerin öğretilmesi, bir diğeri ise İmam Hatip Lisesi son sınıfta okutulan Karşılaştırmalı Dinler Tarihi dersidir. Bu iki ders ülkemizde farklı dinler hakkında bilgi veren temel kaynaklardır. Anahtar kelimeler: Dini Çoğulculuk, dini çeşitlilik, küreselleşme, göç, dinler arası barış, dinler arası diyalog, din eğitimi programları.
4. sınıf sosyal bilgiler dersinde tarih konularının aktif öğrenmeye dayalı etkinlik temelli öğretiminin tarihsel düşünme becerisinin gelişimine ve akademik başarıya etkisi
Daha sonra doldurulacaktır