Autonomy

135 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Namık Kemal Üniversitesi öğrencilerinde serbest zaman motivasyonunun ve temel psikolojik ihtiyaçların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma üniversite öğrencilerinin serbest zaman motivasyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlarını cinsiyet ve serbest zaman türüne göre farklılığını belirleyip; temel psikolojik ihtiyaçların serbest zaman motivasyonunu ne düzeyde öngördüğünü ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, bu çalışmada Serbest Zaman Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (SZTPİÖ)'nin geçerlik ve güvenirliği de test edilmiştir. Çalışmaya lisans düzeyinde eğitim gören 18-30 yaş aralığında 157 kadın (Xyaş=20.27±1,34 yıl), 180 erkek (Xyaş= 21.01±1.49 yıl) toplam 337 üniversite öğrencisi (Xyaş= 20.66±1.47 yıl) gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada katılımcılara "Serbest Zaman Motivasyon Ölçeği (SZMÖ)" ve "Serbest Zaman Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (SZTPİÖ)" kişisel bilgi formu ile birlikte yüzyüze uygulanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik analizi (ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde), açımlayıcı faktör analizi, güvenirlik analizi, çok yönlü varyans analizi (MANOVA) ve Standart Çoklu Regresyon Analizi istatistik analiz yöntemleri kullanılmıştır. Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği'nden serbest zamanlarda temel psikolojik ihtiyaçlar ölçeği olarak uyarlanan SZTPİÖ' nin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak, araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde katılımcıların serbest zaman motivasyonlarının dışsal düzenleme alt ölçeğinde cinsiyete göre farklılık bulunurken; katılımcıların serbest zaman temel psikolojik ihtiyaçlarının alt boyutları arasında cinsiyete göre fark bulunmamıştır. Serbest zaman türlerine göre katılımcıların serbest zaman motivasyonlarında farklılık bulunmazken; serbest zaman özerklik ve yeterlik ihtiyaçlarında serbest zaman türlerine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Ayrıca bulgular özerklik, yeterlik ve ilişkili olma temel psikolojik ihtiyaçlarının serbest zaman motivasyonunun alt boyutlarını anlamlı birer yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Bulgulardan elde edilen sonuçlara göre erkeklerin kadınlara nazaran serbest zaman etkinliklerine daha dışsal sebeplerle katıldığı; serbest zamanlarında kitap okuyanların, spor yapan ve müzik dinleyen öğrencilerden daha az özerklik ihtiyacını giderdiği; spor yapanların ise kitap okuyan öğrencilere göre bu etkinlikte daha fazla yeterlik ihtiyacını giderdiği bulunmuştur. Katılımcıların serbest zaman etkinliklerine bilmek, uyaranı hissetmek, özdeşim ve dışsal nedenlerle katıldıkları zaman özerklik ihtiyacının arttığı; motivasyonsuzluk yönünde bir katılım sergilediklerinde ise özerklik ihtiyacının azaldığı; bilmek ve başarmak gibi nedenlerle katıldıkları zaman yeterlik ihtiyacının arttığı; özdeşim, belirlemek ve dışsal nedenlerle katıldıkları zaman ilişkili olma ihtiyacı arttığı; motivasyonsuzluk yönünde bir katılım sergilediklerinde ise ilişkili olma ihtiyacının azaldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Serbest zaman motivasyonu, özerklik, yeterlik, ilişkili olma, üniversite öğrencileri

MotivasyonPsikolojiPsikolojik ihtiyaçlar+6
Güvenç Güneş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışları ile öğretmenlerin özerklikleri arasındaki ilişki: Siirt ili örneği

Okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışları ile öğretmelerin özerklik davranışları arasındaki etkileşimi belirlemek amacıyla Siirt ilinde bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Alan çalışması 2019-2020 eğitim öğretim döneminde yapılmış olup yüz yüze anket tekniği ve kolayda örnekleme yöntemi tercih edilerek 500 öğretmene ulaşılmıştır. Anketleri analiz etmek için SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Bu kapsamda okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışlarının ve öğretmenlerin özerklik düzeylerinin ne aşamada olduğu, aralarındaki ilişkinin hangi yönde olduğu ve bu düzeyin öğretmenlerin demografik özellikleri açısından farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda okul yöneticilerinin okulda görünerek, öğretime harcanan zamanı kontrol ederek, öğrenmeyi teşvik ederek, mesleki gelişimi destekleyerek, okul için hedefler koyup bu hedefleri paylaşarak, öğretimsel liderlik davranışlarında bulundukları tespit edilmiştir. Ancak okul yöneticilerinin kısmen öğretmenleri teşvik ettikleri, öğretimi denetleyip değerlendirdikleri ve öğrenci başarısını takip ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte öğretmenlerin, öğretme süreci ve öğretim programını uygulama gibi konularda, özerk olduklarını düşündükleri belirlenmiştir. Ancak öğretmenlerin mesleki iletişim ve gelişim konularındaki özerklik düzeylerinin orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, öğretimsel liderlik davranışlarının ve öğretmenlerin özerklik düzeylerinin kişisel özelliklerine göre farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmada okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışları ve öğretmenlerin özerklik düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu kapsamda okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışları ile öğretmenlerin özerklik düzeyleri arasında pozitif ve zayıf bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca öğretimsel liderlik davranışlarının öğretmenlerin özerklik düzeylerini etkilediği belirlenmiştir.

LiderlikOkul yöneticileriÖzerklik+2
Cihat Ay
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Transisyonel bakım modeli: Açık kalp cerrahisi geçiren yaşlı hastalarda fonksiyonel bağımsızlık düzeyi ve yaşam kalitesi üzerine etkileri

Çalışma açık kalp cerrahisi geçiren yaşlı hastalarda Transisyonel Bakım Modeli doğrultusunda verilen hemşirelik bakımının; hastaların fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri, yaşam kalitesi ile hastaneye tekrarlı başvuru ve yatış oranları üzerine etkilerini değerlendirmek amacıyla randomize, kontrollü müdahale çalışması olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Sağlık Bakanlığı- Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fakülte Ünitesi Kalp-Damar Cerrahisi Kliniği'ne açık kalp ameliyatı olmak için yatan 60 ve üzeri yaş grubundaki hastalar ile Kasım 2017- Aralık 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışma örneklemini bilgisayar destekli randomizasyonla seçilmiş 32 müdahale ve 32 kontrol olmak üzere toplam 64 hasta oluşturmuştur. Müdahale grubunda yer alan hastalara, kliniğe yatışlarından taburculuk sonrası dokuz haftaya kadar Transisyonel Bakım Modeli temel alınarak bakım verilmiştir. Model kapsamında müdahale grubunda yer alan hastaların aldığı hizmetler, multidisipliner iş birliği ile bakımını, taburculuk sonrası dört ev ziyaretini ve hasta/yakınının gereksinimleri doğrultusunda verilen telefonla danışmanlık hizmetlerini içermiştir. Kontrol grubunda yer alan hastalar standart bakım hizmetlerini almışlardır. Verilerin toplanmasında tanıtıcı bilgiler formları, Otonomi Değerlendirme Ölçeği, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Taburculuk Sonrası Hastaların Hastaneye Tekrarlı Başvuru İzlem Formu kullanılmıştır. Araştırma verileri, hastanın kliniğe kabulünün ilk günü ile hastanın hastaneden taburculuğundan sonra 9. hafta ve 6. aylarında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Ki-Kare kullanılmıştır. Çalışmada müdahale grubunda yer alan hastaların taburculuk sonrası 9. hafta izlemlerindeki Otonomi Değerlendirme Ölçeği puan ortalamalarının ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği alt boyutları puan ortalamalarının kontrol grubunda yer alan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ayrıca kontrol grubunda yer alan hastaların taburculuk sonrası izlem sürecinde (6 ay) hastaneye tekrarlı başvuru ve yatış oranlarının müdahale grubunda yer alan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Çalışmada Transisyonel Bakım Modeli kapsamında sunulan bakım hizmeti uygulamalarının hastaların fonsiyonel bağımsızlık düzeylerini ve yaşam kalitesi düzeylerini arttırdığı; hastaların taburculuk sonrası hastaneye başvuru ve tekrarlı yatış oranlarını azaltmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, Transisyonel Bakım Modeli'nin cerrahi işlem geçirecek olan yaşlı hasta grubunun hemşirelik bakım uygulamalarında kullanılması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Transisyonel Bakım Modeli, kalp cerrahisi, hemşirelik bakımı, otonomi, yaşam kalitesi, yaşlı birey.

Cerrahi-kardiyovaskülerFonksiyonel analizFonksiyonel özellikler+6
Simge Çoşkun
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yerel yönetimler ve demokrasi ilişkisi

Yerel yönetimler ve demokrasi arasında birçok noktada pozitif ilişkiler mevcuttur. Yerel yönetimlerin yerel halk tarafından seçimle işbaşına getirilmiş olması, her şeyden önce demokratik karakterlerini göstermektedir. Yerel halka en yakın yönetim birimleri olması, bu kurumları yerel halkın katılımına elverişli hale getirmektedir. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki ilişki yetki genişliği ile sağlanır. Yerel yönetimler sağlanan yetki genişliği ile karar alma ve uygulama işlemlerini yürütmektedir. Demokratik kültürün ve imkanların geliştiği ülkelerde yerel yönetimlerin işlerliği ve özerkliği daha geniş bir alana sahiptir. Bu durum yerel halkın yönetime ve alınan kararlara etkin katılımını, aynı zamanda kaynakların yerel yönetim tarafından verimli kullanılmasını hızlandırmaktadır. Yerel yönetimlerin yetki alanının gelişmesi ve özerk duruma gelmeleri demokratikleşme açısından önemli bir durumdur.

DemokrasiYerel yönetimlerÖzerklik
Müge Özbek
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hukuki düzenlemeler ışığında büyükşehir belediye meclisi: Mardin örneği

İlk köy organizasyonlarından günümüz devletlerine kadar geçen süre zarfında insanlık birçok yönetim modeli belirlemek suretiyle gelişimini devam ettirmiştir. Yönetimlerin örgütlenmeleri bulundukları toplum yapısı, tarih, kültür, sosyal ve ekonomik durumlarına göre farklılık arz etmektedir. Türkiye'de ve dünyanın birçok ülkesinde devletler vatandaşlarına hizmet götürmek amacıyla merkezi ve yerel yönetimler şeklinde teşkilatlanmak suretiyle görev paylaşımı yoluna gitmektedirler. Merkezi ve yerel yönetimler arasındaki ilişki yetki genişliği ile sağlanmaktadır. Yerel yönetimler halkın mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılayan hukuk düzeni içinde meydana gelmiş kuruluşlardır. Demokrasinin yaygınlaşması, küreselleşme, Türkiye'nin Avrupa Birliğine giriş süreci gibi etmenlerden dolayı yerel yönetimler güçlendirilerek geliştirilmek suretiyle, yerel halkı yönetimin temel bileşeni haline getirilmeye çalışılmaktadır. Yerel yönetimlerin özerk yapısı Anayasa ve kanunlar çerçevesinde belirlenmiştir. Mardin Büyükşehir Belediyesi ve diğer yerel yönetim organizasyonlarında yer alan eş başkanlık uygulamaları iki kişinin başkanlık yapma durumudur. Eş başkanlık yönetmeliklerinin hukuksal altyapısını düzenlemeden uygulamaya koymak hizmet faaliyetlerinin aksamasına sebep olacaktır. Yerel yönetimlerin yetki alanında yaşayan vatandaşların hizmetlerden memnuniyeti yönetimlerin temel başarı kriteridir.

Belediye meclisiBelediyelerHukuki işlemler+6
Mehmet Cüneyt Aksoy
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde temel psikolojik ihtiyaçlar irrasyonel inanışları ile mükemmeliyetçilik ve sınav kaygısı arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı ergenlerde üç temel psikolojik ihtiyaç olan özerklik, yeterlilik, ilişkili olma ihtiyaçları hakkındaki irrasyonel inanışların mükemmeliyetçilik ve sınav kaygısı arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın evrenini kolaydan örneklem yöntemiyle seçilmiş İstanbul'da yaşayan, 13-18 yaş arası 206 katılımcı oluşturmaktadır. Ergenlerin sınav kaygısına ilişkin veriler "Westside Sınav Kaygısı Ölçeği", mükemmeliyetçiliğe ilişkin veriler "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği", ergenlerin öz belirlenim kuramındaki temek psikolojik ihtiyaçlarına ilişkin irrasyonel inanışlarını ölçmek için "Akılcı Duygucu Öz Belirlenim Ölçeği" ve demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre sınav kaygısı ile özerklik, ilişkili olma ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Hatalardan endişe duyma, davranışlardan kuşku duyma, ebeveynsel eleştiri ile sınav kaygısı, özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları, ilişkili olma ihtiyacı irrasyonel inanışları ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ebeveynsel beklentiler ile özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre ebeveynsel beklenti puanı arttıkça özerklik ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları puanları da artmaktadır. Kişisel standartlar ile yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Tertip/düzen ile özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre tertip/düzen puanı arttıkça özerklik ihtiyacı irrasyonel inanış puanları azalmaktadır. Temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin irrasyonel inanışların mükemmeliyetçiliğe etkisine bakıldığında yeterlilik ihtiyacı ile ilgili irrasyonel inanışların mükemmeliyetçiliğin tertip/düzen alt faktörü dışında diğer beş faktörünü etkilediği bulgusu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sınav Kaygısı, Mükemmeliyetçilik, Özerklik İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları, İlişkili Olma İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları, Yeterlilik İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları

Akılcı olmayan inançlarErgenlerMükemmeliyetçilik+3
Elif Demirci
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt güvenlik iklimi, iş özerkliği, duygusal zeka, akıllı sadelik, kişilik tipleri arasındaki ilişkiler ve bir araştırma

Günümüz rekabetçi ortamı, sağlık kurumlarında örgütsel davranış modellerini çok önemli bir konu haline getirmiştir. Bir başka ifade ile, örgüt yönetimleri özellikle insan kaynakları alanında önemli bir yer tutan güncel yaklaşımlara yönelmektedir. Güncel yaklaşım olarak özellikle, örgüt güvenlik iklimi, iş özerkliği, duygusal zeka, akıllı sadelik ve kişilik tipleri benzeri değişkenler bir miktar fark yaratmaktadır. Tez çalışmasında, örgüt güvenlik iklimi, iş özerkliği, duygusal zeka, akıllı sadelik ve kişilik tipleri değişkenleri arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Tezin birinci bölümünde tez çalışmasının giriş kısmı yer almaktadır. İkinci bölümünde ise araştırma değişkenlerine ilişkin detaylı bir literatür araştırmasına yer verilmiştir. Bu bölümde değişkenler tanıtılmış ve değişkenlere ilişkin çalışmalara yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, hastane çalışanlarının katılımı ile yapılan araştırma analizlerine yer verilmiştir. Bu bölümde, araştırma modeli, araştırma hipotezleri ve seri analizleri detaylı bir biçimde yer almaktadır. Son bölümde ise araştırma sonuçları yer almaktadır.

Akıllı sadelikDuygusal zekaGüvenlik iklimi+6
Bilge Avcıoğlu Ay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İş yaşamında temel psikolojik ihtiyaçların duygulanım, anksiyete ve depresyon ile ilişkisi

İş yaşamı, insanlar üzerinde duygusal etkileri olabilen ve belirli psikolojik sorunların oluşumuna yol açabilen bir ortamdır. İş yaşamına dair yürütülmüş geçmiş çalışmalar aracılığıyla, anksiyete ve depresyonun, iş ortamında oluşabilecek önemli sorunlardan olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda, bir kişilik boyutu olarak tanımlanan pozitif ve negatif duygulanımın iş doyumu ve stres gibi değişkenler ile ilişkili olduğu, alanyazındaki güncel çalışmalar tarafından bulgulanmıştır. Bundan hareketle, bu araştırma, çalışan ve çalışmış bireylerde; motivasyon ve duygusal iyi oluşu farklı bir temele dayandıran Öz Belirlenim Kuramı'na dayalı Temel Psikolojik İhtiyaçların tatmin düzeyi ile duygudurum, anksiyete ve depresyon arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma örneklemini, geçmişte bir işte çalışmış veya şu anda çalışıyor olan, 18-67 yaş aralığındaki 246 katılımcı oluşturmaktadır. Tüm katılımcılar, demografik form, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (TPİÖ), Kısa Semptom Envanteri (KSE), ve İş Ortamında Duygusal İyi Oluş Ölçeği'ni (İDİÖ; Job-related Affective Well-being Scale) doldurmuşlardır. Yapılan analizler sonucunda yetkinlik, özerklik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının depresyon, anksiyete ve duygulanım ile anlamlı düzeyde ve güçlü birer ilişki içinde bulundukları görülmüştür. Bunun yanında temel psikolojik ihtiyaçların duygulanımı önemli ölçüde yordadığı bulgulanmıştır. Negatif duygulanımdaki varyansın %11'ini yetkinlik, %8'ini özerklik ve %9'unu ilişkili olma ihtiyacı açıklarken, pozitif duygulanımdaki varyansın %25'ini yetkinlik, %13'ünü özerklik ve %16'sını ilişkili olma ihtiyacı açıklamaktadır. Bulgular alanyazındaki çalışmalar ile kıyaslanarak tartışılmış ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.

AnksiyeteDepresyonDuygulanım+5
Ezgi Timuroğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 ile teknoloji bağımlılığı ilişkisinde iş özerkliğinin rolü

Günümüz rekabetçi ortamı, işletmelerde orta kademe yöneticilerinim Endüstri 4.0, bağımlılık ve iş özerkliği bakımından algıları anket yoluyla ölçülmüştür. Tez araştırmasında bu değişkenler araştırılmıştır. Tez çalışmasının birinci bölümünde, problemin tespiti, çalışmanın amacı, araştırmanın metodolojisi ve tez ünitelerinin planı verilmiştir. Tez çalışmasının ikinci bölümünde, Endüstri 4.0 ile ilgili bir literatür araştırmasına yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, iş özerkliği ve bağımlılık incelenmiştir. Özellikle Endüstri 4.0 ile ilişkili varsayılan teknoloji bağımlılığı, internet bağımlılığı, bilgisayar bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığına yer verilmiştir. Tezin dördüncü bölümünde, literatür çalışması yapılan değişkenlerin ölçekleriyle tasarlanan anketin kolayda örnekleme yoluyla uygulanması ve bu uygulama ile elde edilen verilerin istatistiki analizlerine yer verilmiştir. Sonuç olarak araştırma bulgularından yola çıkarak, hipotezler test edilmiş, seçilmiş değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, İş Özerkliği, teknoloji bağımlılığı, internet bağımlılığı, bilgisayar bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığı

BağımlılıkEndüstri 4.0Teknolojik bağımlılık+2
Derya Kutlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn özerklik desteği ölçeği'nin Türkçeye uyarlama çalışması

Bu çalışmanın amacı Soenens ve diğerleri (2007) tarafından geliştirilen Ebeveyn Özerklik Desteği Ölçeği'ni (Parental Autonomy Support Scale) Türkçeye uyarlamak ve ölçeğin geçerlik, güvenirlik analizlerini yapmaktır. Çalışmada, ölçekte iki alt ölçek olarak kullanılan bağımsızlığın teşvikine karşılık irade işleyişinin teşviki kavramsallaştırılmış ve Türk kültürüne ne düzeyde uygun olduğu incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 14-18 yaşları arasında İstanbul'da çeşitli bölgelerde lisede okuyan 438 öğrenciden oluşmaktadır. Ölçeğin Türkçe çevirisi; psikolog, İngilizce öğretmeni ve iki dilli (bilingual) olan kişilerden oluşmak üzere toplam on iki kişinin katılımıyla (İngilizce-Türkçe, Türkçe-İngilizce) dil eşdeğerliği sağlanarak yapılmıştır. Ebeveyn Özerklik Desteği Ölçeği'nin yapı geçerliğini ve faktör yapısını incelemek için doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Ölçeğin sahip olduğu İrade İşleyişinin Teşviki ve Bağımsızlığın Teşviki faktörlerinin güvenirlik analizleri için Cronbach's Alpha ve Guttman Split-Half katsayıları incelenmiş ve sırasıyla .80 ve .79; .65 ve .60 katsayıları elde edilmiştir. Ölçeğin Cronbach's Alpha ve Guttman Split-Half katsayıları ise sırasıyla .80 ve .63 olarak saptanmıştır. Ayrıca Bağımsızlığın Teşviki ile İrade İşleyişinin Teşviki alt boyutlarının (r= .65) istenilen ve anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır.

EbeveynlerTürkçe uyarlamaÖlçek geliştirme+4
İpek Öykü Gözükara
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyotropik ve otonomik kişilik özelliklerine sahip yetişkinlerin stresle başa çıkma tarzı ve ruhsal belirtiler arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde sosyotropik ve otonomik kişilik özellikleri ile stresle başa çıkma tarzları ve ruhsal belirtiler arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim yılında İstanbul ilinde çeşitli sınıflarda öğrenim görmekte olan 146 üniversite öğrencisi dahil edilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında Sosyotropi-Otonomi Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ve Ruhsal Belirti Tarama Ölçeği kullanılmıştır. Öğrencilerin kişilik özelliklerini tanımlanmasında Sosyotropi-Otonomi Ölçeği, stres verici olay ile karşılaştıklarında kullandıkları baş etme tarzlarını belirlemede Stresle başa çıkma tarzları ve ruhsal semptomlarını tanımlamak için Ruhsal Belirti Tarama Ölçeğinden yararlanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin demografik özellikleri hakkında bilgi edinmek için araştırmacı tarafından geliştirilen bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında man whitney-u testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında kruskall whallis testi kullanılmıştır. Kruskall whallis testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı olarak man whitney-u testi testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında spearman korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Stresle başa çıkmada sosyotropik kişilik özelliğine sahip öğrencilerin çaresiz yaklaşımı ve otonomik kişilik özelliğine sahip öğrencilerin kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve boyuneğici yaklaşımı daha çok kullandıkları saptanmıştır. Sosyotropik kişilik özellikleriyle somatizasyon, okb, kişilerarası duyarlılık, depresyon, ankisyete, hostalite, fobik anksiyete, paranoid düşünce, psikotizim ve ek maddeler (uyku- iştah bozuklukları ve suçluluk) gibi ruhsal belirtiler arasında pozitif yönde ilişki saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyotropi, otonomi, stresle başa çıkma, ruhsal belirtiler

Kişilik özellikleriPsikolojik belirtilerSosyotropik özellik+5
Tuğba Balık
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet bağımlılığının yordayıcıları olarak sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve duygu düzenleme güçlüğü

Problemin tanımı: Bu çalışmanın amacı internet bağımlılığının sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri, duygu düzenleme güçlüğü ve yaşam doyumu ile ilişkilerinin incelenmesidir.Yöntem: Araştırmanın örneklemi basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen 185'i kadın, 337'si erkek olmak üzere 522 erişkin internet kullanıcısından oluşmaktadır. Veri toplama aşamasında Sosyo-Demografik Veri Formu, Sosyotropi-Otonomi Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans dağılımları oluşturulmuş, Bağımsız Örneklem T- Test, One Way ANOVA, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve Spearman's rho analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Bulgularımıza göre internet bağımlılığı düzeyinin kadınlara oranla erkeklerde anlamlı düzeyde yüksek olduğu ve tüm katılımcılar arasında yaşın artması ile anlamlı düzeyde azaldığı görülmektedir. Sosyotropi kişilik özelliklerinin erkeklerde anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir. Otonomi kişilik özelliklerinin ise evli olmayan ve lisansüstü eğitim düzeyine sahip bireylerde anlamlı düzeyde yüksek olduğu gözlenmiştir. Duygu düzenleme güçlüğü ile yaş arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre internet bağımlılığı ile sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve duygu düzenleme güçlüğü arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu gözlenmiştir. Yaşam doyumu ile internet bağımlılığı arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Duygu düzenleme güçlüğünün sosyotropi kişilik özellikleri ile arasında pozitif, yaşam doyumu ile arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Sonuç: Bu bulgular doğrultusunda bireylerin duygu düzenleme alanında yaşadığı güçlüklerin artmasının ve yaşam doyumlarının azalmasının internet bağımlılık düzeylerinin yordayıcısı olduğu söylenebilmektedir. Bunun yanında sosyotropik kişilik özelliklerine sahip bireylerin duygu düzenleme alanında güçlükler yaşadıkları ve yüksek sosyotropi-otonomi kişilik özelliklerine sahip bireylerin internet bağımlılıklarının daha fazla olduğu ileri sürülebilir. Bu araştırma bulgularına göre ortaya çıkan sonuçlar ile internet bağımlılığında sosyotropi-otonomi kişilik özelliklerinin ve duygu düzenleme güçlüğünün klinik yaklaşımdaki önemi vurgulanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri, internet bağımlılığı, duyguları düzenleme güçlüğü, yaşam doyumu.

BağımlılıkBilgisayar kullanımıDuygu düzenleme güçlüğü+6
Ceren Feyza Budak
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik doyumunun sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve problem çözme becerisi ile ilişkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı evli bireylerin evlilik doyumlarının sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve problem çözme becerisi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu yolla, evlilik doyumunu etkileyen kişilik özellikleri ve evlilikte problem çözme becerileri incelenerek, toplumun en küçük yapıtaşı olan aile kurumundaki problemlere etkili müdahaleler geliştirebilmek hedeflenmiştir. Yöntem: Bu araştırma www.docs.google.com bağlantısı yolu ile 18 yaş ve üzeri, okur-yazar, evli ve 269'u kadın 131'i erkek olmak üzere toplam 400 birey ile yapılmıştır. Araştırmada sırasıyla 'Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu' ile başlanmış, daha sonra sırası ile 'Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu', 'Evlilikte Uyum Ölçeği', 'Sosyotropi-Otonomi Ölçeği', 'Evlilikte Problem Çözme Ölçeği' ve 'Beck Depresyon Ölçeği' uygulanmıştır. Araştırmada ilk olarak normallik varsayımı sınanmıştır. Verilerin normallik sınamasında Kolmogorov-Smirnov testi ve eğiklik-basıklık değerleri incelenmiştir. Analizler sonucunda toplam puanların dağılımının normal olmadığı görülmüş ve parametrik olmayan testler tercih edilmiştir. Araştırmada ikili gruplar arasındaki farkı incelemede, Mann Whitney U, araştırma değişkenlerinin arasındaki ilişkiyi incelemek için ise Spearman's rho korelasyon analizi uygulanmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS.22 (Statistical Package for Social Science) paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan katılımcıların 269'u (%67,3) kadın, 131'i (%32,8) erkektir. 106'sı (%26,5) lise mezunu ve alt düzeyinde, 294'ü (%73,5) üniversite mezunu ve üzerindedir. 116'sının gelir durumu (%29) iyi ve 284'ünün (%71) orta ve altı gelir düzeye sahiptir. Araştırmaya katılan bireylerin evlilikte problem çözme becerisi ile evlilikte uyum, otonomi toplam ve kişisel başarı alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bu sonuca göre evlilikte problem çözme becerisi arttıkça evlilikte uyum puanı da artmaktadır. Evlilikte uyum ile sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç: Araştırmanın bulgularına göre; kişinin evlilikte problem çözme becerisi arttıkça evlilikte uyum puanının da arttığı görülmüş olup, bireylerin evlilik hayatında problem çözme becerilerinin önemi belirlenmiştir.

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+4
Tuğçe Kayış
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin etik liderlik özellikleri ile öğretmenlerin özerklik davranışları arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda okul müdürlerinin etik liderlik özellikleri ile öğretmenlerin özerklik davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim- öğretim yılı içinde Van ilinin üç ilçesindeki (Edremit, Saray, Özalp) resmi ortaöğretim okullarında görev yapan 795 öğretmen oluşturmuştur. Tarama modeline göre yapılan çalışmada Basit seçkisiz örneklem yöntemiyle belirlenmiş 215 öğretmen çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda, okul müdürlerinin etik liderlik özellikleri ile öğretmen özerklik davranışları arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek için 44 madde ve 4 boyuttan oluşan "Etik Liderlik Ölçeği" ile 17 madde ve 4 boyuttan oluşan "Öğretmen Özerkliği Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin etik liderlik algıları yüksek bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin "öğrenim durumu, branş, okulda çalışma süresi, mesleki kıdem, okul türü, okul müdürüyle çalışma süresi, çalıştıkları ilçenin statüsü, medeni durum" değişkenlerine göre etik liderlik algılarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Fakat "cinsiyet, yaş" değişkenlerine göre etik liderlik algılarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, öğretmen özerkliği toplam ölçek puanına ilişkin algıları yüksek düzeyde çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin "okul türü, görev yapılan ilçenin statüsü" değişkenlerine ilişkin öğretmen özerkliği algılarında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin etik liderlik ve öğretmen özerkliği toplam ölçek puanlarına ilişkin algıları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Araştırmada, etik liderlik ile öğretmen özerkliği arasında pozitif doğrusal bir ilişki saptanmıştır. Buna göre, etik liderlikteki artış öğretmen özerkliğindeki artışın %12,9'unu açıklayabilmektedir. Anahtar sözcükler: etik, etik liderlik, özerklik, öğretmen, öğretmen özerkliği

Etik liderlikMesleki özerklikMüdürler+6
Emre Bayat
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin özerklik algısının ortaöğretim öğrencilerinin dönem sonu başarı puanını yordama gücü

Araştırmanın amacı, öğretmenlerin özerklik algısının ortaöğretim 11. sınıf öğrencilerinin dönem sonu başarı puanını yordama gücünün ve öğretmenlerin özerklik algısının okul türü ve alan türüne göre farklılaşma durumunun incelenmesidir. Nicel araştırma yöntemlerinden yordayıcı desen ve tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın çalışma gruplarını, Malatya ilinin Battalgazi ve Yeşilyurt merkez ilçelerinde MEB'e bağlı ortaöğretim kurumlarının 11. sınıfında öğrenim gören 3005 öğrenci ve bu okullarda görev yapan 230 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada öğretmenlere ilişkin veriler, tez danışmanı ve araştırmacı tarafından geliştirilen Öğretmen Özerkliği Algı Ölçeği'nden elde edilmiştir. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, Cronbach Alpha güvenirlik katsayıları ve madde-toplam puan korelasyon değerlerinin hesaplanmasıyla ölçek, 11 madde ve üç faktörden (sınıfta özerklik, okulda özerklik, mesleki özerklik) oluşmuştur. Ölçeğin faktörlere göre Cronbach Alpha katsayıları 0.70-0.79 ile 0.68-0.78 arasında; madde-toplam puan korelasyon değerleri ise 0.41-0.74 ile 0.35-0.72 arasındadır. Öğrencilerin verilerini ise 2020-2021 Öğretim Yılı birinci dönem sonu başarı puanı oluşturmuştur. Çoklu regresyon analizine göre Sınıfta Özerklik, Okulda Özerklik, Mesleki Özerklik değişkenleri birlikte öğrencilerin dönem sonu başarı puanındaki değişimin %7'sini açıklamıştır. Okulda Özerklik değişkeni öğrencilerin dönem sonu başarı puanını yordarken; Sınıfta Özerklik ve Mesleki Özerklik değişkenleri yordamamıştır. Kruskall-Wallis H testi bulgularına göre öğretmenlerin Okulda Özerklik algılarında okul türüne göre anlamlı farklılık varken; Sınıfta Özerklik ve Mesleki Özerklik algılarında anlamlı farklılık yoktur. MANOVA testi bulgularına göre öğretmenlerin Sınıfta Özerklik algılarında alan türüne göre anlamlı farklılık varken; Okulda Özerklik ve Mesleki Özerklik algılarında anlamlı farklılık yoktur. Araştırma bulgularının araştırmacılara, program geliştirme uzmanlarına, politikacılara, öğretmen yetiştiren kurumlardaki eğitimcilere ve ilgili paydaşlara ışık tutması beklenmektedir.

AlgıBaşarıMalatya+5
Derya Karadeniz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Relationship between parental psychological control and adolescencent behavioral problems: the mediator role of different types of autonomy

Adolescence is a restructuring period which includes significant changes such as gaining new cognitive abilities, development of identity, increase in autonomy and decrease in dependency to parents. These developmental changes, specifically heightened need for autonomy may invalidate previous parenting practices such as parental control. The aim of the present study was to examine the mediating roles of different types of autonomy which are Emotional Autonomy and Self-Determination Autonomy (Self-Determination) in the relationship between maternal psychological control and behavioral problems in adolescents. The sample of the research consists of 121 female and 79 male participants. 200 adolescents recruited from 9th and 10thgrade of four public high schools in Tekirdağ. The results of mediation analyses indicated that both emotional autonomy and self-determination mediated the relationship between psychological control and anxiety for females as well as relationship between psychological control and depression for both gender. Besides, just self-determination mediated the relationship for psychological control and anxiety for males. However, results showed that only emotional autonomy mediated the relationship between psychological control and hostility for both gender.

Behavioral disordersBehavioural attitudeEmotional autonomy+5
Melike Serttaş
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin öğretimi planlama ve uygulamada özerklik algısı ve beklentileri üzerine bir araştırma

Öğretmenlerin dışarıdan bir denetimin baskısı olmaksızın, eğitim faaliyetleri için kararlar alıp uygulayabilmesi öğretmen özerkliğinin varlığına işarettir. Ancak ders kazanımları ve içeriklerinin merkezi bir otorite tarafından belirlendiği ve öğrencilerin merkezî bir sınavla değerlendirildiği Türk eğitim sistemi, öğretmenlere ancak sınıf-içi faaliyetlerde sınırlı bir özerklik alanı sağlamaktadır. Ülkemizdeki öğretmen özerkliği araştırmaları daha çok yönetsel boyutlarda incelenmiş olup, öğretmenlerin öğretimi planlama ve uygulama süreçlerindeki rolleri ve özerklikleri fazlaca incelenmemiştir. Bu araştırmada, ülkemizde öğretmenlerin öğretimi planlama ve uygulama sürecindeki özerklik algıları incelenerek, eğitim reformları için öğretmen özerkliğini destekleyici strateji ve hedefler belirlenmesi yolunda öneriler sunabilmek amaçlanmıştır. Çalışmada "Öğretmenlerin öğretimi planlama ve uygulama sürecinde özerklik algısı ve özerklik ihtiyacı nedir?" sorusuna yanıt aranmıştır. Bu araştırmada karma araştırma desenlerinden sıralı açıklayıcı desen işe koşulmuştur. Veri toplama aracı olarak İdeal Öğretim Programı Tercihleri ve Öğretim Programı Deneyimleri Anketi, Öğretmen Özerklik Ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutundaki örneklemi, 2017-2018 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı kamu ve özel kurumlarda görev yapmakta olan, basit seçkisiz örnekleme yoluyla belirlenmiş 422 öğretmen oluşturmaktadır. Nitel veriler için, öğretmen özerkliği ölçeğine göre, özerklik algı düzeyi birbirinden farklı olan (yüksek, orta ve düşük) 10 öğretmenle görüşme yapılmıştır. Nicel verilerin çözümlenmesinde yüzde-frekans ve varyans analizi; nitel verilerin çözümlenmesi için ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin genel özerklik algı düzeyinin orta seviyenin biraz üstünde olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcıların özerklik algı düzeyleri yaş, görev yapılan öğretim kademesi, mesleki kıdem ve haftalık ders saati değişkenlerine göre farklılık gösterirken; cinsiyete, çalışılan okul türüne (devlet okulu- özel okul), katılımcıların eğitim durumu ve branşına göre değişmemektedir. Öğretmenlerin özerklik algısının en yüksek olduğu boyut öğretimi planlama ve uygulama süreciyken, en düşük olduğu boyut ise mesleki gelişimdir. Öğretmenlerin ideal bir öğretim programından beklentisi öğretim sürecinin tüm adımlarını ayrıntılı bir şekilde sunup, aynı zamanda süreçte öğretmene esneklik ve uyarlama imkânları ile değişiklik yapabilme hakkı da vermesidir. Öğretmenlerin öğretim programında yaptığı değişikliklerin; "sürenin dışına çıkmak", "yeni etkinlik veya materyal geliştirmek", "içerik sırasında değişiklik yapmak", "yüzeysel işlemek" ve "konu atlamak" olarak tespit edilmiştir. Öğretim programlarının öğretmenlere eğitim durumları açısından sağladığı özerklik incelendiğinde, öğretmenlerin sınıf-içi faaliyetlerinde ve karar almada oldukça özerk olduğu sonucu ortaya çıkarken; katılımcıların öğretim programlarının hazırlanması aşamasında en fazla söz hakkı sahibi olmak istediği öğretim programı öğesi içeriktir. Katılımcıların bu konudaki önerisi ise, öğretmenleri sürece dahil etme yöntemlerinin çeşitlendirilmesi gerektiği yönündedir. Toplantılar, kurullar, online anketler yoluyla daha fazla görüş belirtmek isteyen katılımcılar, öğretim programının hazırlık sürecinin, öğretmenler uzmanlar ve pedagogların kolektif çalışmasıyla şekillendirilmesini önermiştir. Anahtar kelimeler: Öğretmen özerkliği, program özerkliği, özerklik algısı, karma yöntem

Mesleki özerklikPlanlamaÖzerklik+4
Meryem Tokgöz Can
Ege University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin mesleki öz-yeterlik, özerklik ve iş memnuniyeti açısından yordanması

Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin mesleki öz yeterlik, özerklik ve iş memnuniyeti ile mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Avrupa tarafında görev yapan 546 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Örneklemin belirlenmesinde uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Öğretmenlerin tükenmişlik düzeyini belirlemek için Maslach Tükenmişlik Envanteri-Eğitimci Formunu İnce ve Şahin (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan formu kullanılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı olmak üzere üç boyutun bulunduğu 22 maddeden oluşan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmen öz yeterlik algılarını belirlemek için Tschannen-Moran ve Woolfolk Hoy (2001) tarafından geliştirilen "Teachers' Sense of Efficacy Scale" (TSES-Öğretmen Öz yeterlik Ölçeği)' nin Çapa, Çakıroğlu, Sarıkaya (2005) tarafından Türkçeye uyarlanan formu kullanılmıştır. Ulaş ve Aksu (2015) tarafından geliştirilen 18 maddelik Öğretmen Özerklik Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmen iş memnuniyeti düzeyini belirlemek için Skaalvik ve Skaalvik (2010) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Yerdelen (2013) tarafından yapılan 3 maddeden oluşan ölçek kullanılmıştır. Çalışmada uygulanan çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçları; sınıf öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerini yordayıcı değişkenlerin (mesleki öz yeterlik, özerklik ve iş memnuniyeti) anlamlı bir şekilde yordamadığını ve yordama gücünün manidar olmadığını göstermiştir.

Mesleki yeterlilikSınıf öğretmenliğiTükenmişlik duygusu+4
Beytullah Güllü
Ege University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlılarda dinapeni ile otonomi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dinapeni ve otonomi düzeyi geriatrik sendromlar arasında yer almaktadır. Bu çalışma Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ve Geriatri Polikliniklerine başvuru yapan 65 yaş ve üzerindeki bireylerde dinapeni ile otonomi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kesitsel tipte bir araştırmadır. Evren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ve Geriatri Polikliniklerine başvuru yapan 65 yaş ve üzeri bireylerdir. Araştırma için örneklem seçimi yapılmadan, polikliniklere başvuru yapan 100 hastaya ulaşılması amaçlanmış, Eylül-Kasım 2015 arasında başvuru yapan 183 yaşlı çalışmaya alınmıştır. Çalışmanın verilerini toplamak amacıyla yaşlı tanıtım formu ve Otonomi Değerlendirme Ölçeği (ODÖ) kullanılmıştır. Bağımlı değişken; otonomi değerlendirme ölçeği değerlendirme puanlarıdır. Bağımsız değişkenler; yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, kronik hastalık varlığı, çoklu ilaç kullanımı, özürlülük varlığı, özürlülükte yardımcı araç kullanma durumu, dinapeni, yürüme hızı ve beden kitle indeksi (BKİ)'dir. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından, poliklinikte, yüzyüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Veriler yüzde, ortalama, standart sapma, ki-kare testi ve t testi ile çözümlenmiştir. Çalışmaya katılanların ortalama yaşı 72.5±6.5 (min-max: 65-91) yıl olup, %52.5'i (n=96) kadındır. ODÖ'ye göre %53.6'sının bağımlı grubunda olduğu görülmektedir. ODÖ puan ortancası -5.5 (min:-41, maks:0), günlük yaşam aktiviteleri (GYA) alt boyut ortancası -5.0 (min:-40, maks:0), iletişim alt boyut ortancası 0.0 (min:-3, maks:0) ve zihinsel fonksiyonlar alt boyut ortancası -1.0 (min:-4, maks:0) olarak bulunmuştur. Yaşlılarda dinapeni görülme sıklığı ise %61.7 olarak saptanmıştır. Olguların %55.7'sinin yürüme hızının düşük olduğu bulunmuştur. Araştırmaya katılanların kas gücü ortalaması 22.15±9.32 kg (min:4, maks:45.9) ve yürüme hızı ortalaması 0.9±0.4 m/sn (min:0.5, maks:3.25) olarak bulunmuştur. Otonomi durumu ile yaş arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0.02) (p<0.05). Ayrıca, 75 ve üstü yaş grupta yer alan yaşlıların otonomisinin (%67.9) anlamlı olarak daha düşük olduğu bulunmuştur. Otonomi durumu ile cinsiyet arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p=1.00) (p>0.05). Ölçüm sonuçları yaşlı erkeklerde otonominin (%55.2) kadınlardan daha düşük olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, dinapeni varlığı otonomi durumunu anlamlı olarak etkilemekte ve azaltmaktadır (p=0.00) (p<0.05). Dinapenik olguların %40'nın (n=28) otonomi durumunun riskli olduğu (otonominin azaldığı) görülmektedir. Anahtar kelimeler: Yaşlı, otonomi, fonksiyonel durum, dinapeni

Fonksiyonel özelliklerGeriatriKas kuvveti+4
Dilek Doruk Kondakcı
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerine yönelik özerklik desteği eğitim programının etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerine yönelik olarak geliştirilen Özerklik Desteği Eğitim Programı'nın, ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin motivasyon ve algılanan özerklik desteği düzeylerine etkisinin incelenmesi, öğrencilerin bu süreçteki yaşantılarının öğrenilmesi ve bu eğitim programının etkililiğine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin alınmasıdır. Araştırmada, tekrarlı ölçüme dayanan nicel veri ile süreci içeren nitel veri birleşiminden oluşan karma modelden yararlanılmıştır. Araştırma İzmir ilinde bir özel okulda yürütülmüştür. Çalışma grubunu, deney grubunda dört ve kontrol grubunda dört olmak üzere sekiz sınıf öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında öğrenim gören 114 ilkokul 4. Sınıf öğrencisi (Yaş ort.=9, ss.=.48) oluşturmuştur. Araştırma kapsamında nicel ölçüm amacıyla deney ve kontrol grubundaki tüm öğrencilere Eğitimde Motivasyon Ölçeği ve Öğrenme İklimi Ölçeği dört aşama halinde boylamsal olarak uygulanmıştır. Deney grubu öğretmenlerine 3 gün süren Özerklik Desteği Eğitim Programı uygulanmış, ardından toplamda altı konsültasyon oturumu gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nitel verilerini, deney grubu öğrencilerinden bir dönem boyunca toplanan günlükler ve deney grubu öğretmenleri ile eğitim programı sonunda gerçekleştirilen bireysel görüşmeler oluşturmuştur. Nicel verilerin analizinde tekrarlı ölçümler için varyans analizi (Repeated Measures ANOVA); nitel verilerin analizinde günlükler için bağlantı (olumsallık) analizi, bireysel görüşmeler için ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada öğrenci ölçümlerinden elde edilen nicel bulgular deney ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılaşma bulunamadığını göstermektedir. Nitel verilerin analizinde, günlüklerden elde edilen veriler ihtiyaç doyumu, sınıf iklimi ve motivasyon değişkenleri arasındaki karşılıklı ilişkiler açısından Öz-Belirleme Kuramı'nı doğrulayan bir örüntüye işaret etmektedir. Özerklik, yeterlik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının doyumunun olumlu sınıf iklimi ve içsel motivasyonla ilişkili olduğu bulunmuştur. Özerklik, yeterlik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının doyurulmamasının ise olumsuz sınıf iklimi ve dışsal motivasyonla ilişkili olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerle yapılan bireysel görüşmelerin analizinde, "Katkı" ve "Öğretme-Öğrenme Süreci" olmak üzere iki kategori elde edilmiştir. Katkı kategorisi öğretmene katkı, öğrencilere katkı ve gereklilik olmak üzere üç tema altında toplanmıştır. Öğretme-öğrenme süreci kategorisi altında ise eğitimin yürütülüşü, uygulama zorlukları ve öneriler olmak üzere üç tema yer almıştır. Öğretmenler bireysel görüşmelerde, eğitim programının öğretmenlik yaklaşımı ve davranışları açısından yararlı olduğunu, programın aday öğretmenlerle gerçekleştirilmesinin daha etkili sonuçlar alınmasını sağlayabileceğini ifade etmiştir.

Eğitim programlarıMotivasyonSınıf öğretmenleri+3
Duygu Kandemirci
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

A strong value-neutral theory of autonomy

Manipulation and oppressive socialization are among the most serious issues of the contemporary debates on autonomy. Procedual theories of autonomy focus on the way our beliefs are formed and don't rule out or necessitate having certain norms for autonomy to obtain. In this sense, procedural theories are content-neutral. However, these theories are limited to an analysis of our mental structure and preference formation. Thus, they lack analytical tools to account for the relation between autonomy and social phenonmena like oppressive socialization. Substantive theories, on the other hand, associate heteronomy in such cases with the presence or absence of certain norms and values, albeit in problematic ways. While substantive theories bite the bullet and approach the problem of oppressive socialization in a more serious way, they do it at the expense of losing value-neutrality and defining autonomy in an arbitrary way. In this work, an alternative social theory of autonomy is propounded in order to explicate the problem of oppressive socialization in the context of autonomy. By employing the method of ''via negativa'', a definition of autonomy is reached by showing what it shouln't be. Various works of philosophers like Gerald Dworkin, Harry Frankfurt, John Christman, Natalie Stoljar, Sigurdur Kristonsson are criticized in order to reach an alternative which doesn't have their common defect, namely epistemic individualism, a concept further developed within the context of autonomy by Peter Nelsen. In this context, indispensability of a power relations oriented analysis for a social theory of autonomy is stressed. While content-neutrality is preserved, it is demonstrated that achieving various degrees of autonomy is mainly determined by social conditions and attainment of these conditions may require radical social change. This is how a strong content-neutral approach, a seeming oxymoron is turned into a plausible theory.

Epistemological egoSocial changeAutonomy
Ozan Güreli
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Demokratik özerklik'in mekansal tahayyülü ve siyaseti: Beyoğlu'nda bir mahalle meclisi deneyimi

This thesis studies Kurdish Movement's Democratic Autonomy Project both in the ways that it is articulated in textual materials and materialized in the organizational forms of the movement, as well as in the manner in which it is undertaken and put into action in Hacıahmet neighborhood, Beyoğlu. I argue that the neighborhood assembly experiment/experience in a western city of Turkey differs from the ones in Kurdish cities particularly due to different relations with the space. Migration stories, longing for place of origin, relations with the city space, and attachments to the Kurdish community define the frames of local politics and bring about conflicting forms of engagements with the space. These conflicts lead the emergence of a space of struggle for both nation state and the Kurdish movement. I trace the implementations of the self-governmental project in Hacıahmet on the basis of daily encounters with the apparatuses of nation state. I also explore the shifts in discourse of the Kurdish Movement with a textual analysis. While the movement de-centralizes and transforms itself into a complex unity of organizations via horizontal interactions with other movements (left, gender, ecological, or geographically; Syria, Iran, Iraq) it also de-centralizes and localizes mode of politics with the inauguration of assemblies. The assembly proposes new forms of attachments with space, Kurdish community and also non-Kurdish communities by deconstructing existing centralized and vertical mode of doing politics and reconstructing new ones.

DemocracyDemocratic attitudeDemocratization+7
Cansu Bakar
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Etik, politik ve retorik bakımdan yüce tartışmaları

Immanuel Kant Yargı Gücünün Eleştirisi adlı kitabında yüceyi "onunla karşılaştırma içinde başka her şeyin küçük olduğu şey" olarak tanımlar. Bu tezin amacı yüceyi etik, politik ve retorik bakımdan tartışmaktır. Bunun için ilk önce, yüce etik bakımdan tartışılırken Shaftesbury Kontu'nun doğru ya da yanlış duygusu, Hutcheson'ın çeşitlilikte tekbiçim ve Burke'ün kendini koruma tutkusu kavramları ve bunların Kant'ın ahlâk yasası, düşünümlü yargılar, koşulsuz buyruklar, dinamik ve matematik yüce ile özerklik kavramlarına dönüştürülmesi incelenecektir. Özellikle, özerklik kavramının Saf Aklın Eleştirisi'nde negatif özgürlük olarak koyutlanırken Pratik Aklın Eleştirisi'nde olumlu pozitif olarak türetilmesi açıklanacaktır. "Aydınlanma Nedir?" makalesindeki özerklik kavramı ile Aydınlanma arasında bağlantı kurularak Foucault'nun Aydınlanma projesinin tamamlanıp tamamlanmadığına dair görüşleri, Aydınlanmanın eleştirel tutumla eşleştirilmesi ve bu tutumu örnekleyen flanör ve dandy tarzları arasındaki karşılaştırma ile etik tartışması tamamlanacaktır. Politik bakımdan tartışmada, önce Kant'ın beğeni yargılarının genel geçerliği üzerinden insanın doğaya yüklediği amaçlar olan beceri ve terbiye kültürü açıklanıp hem Hume'un eleştirmen kavramı hem Kant'ın dâhi kavramının terbiye kültürü ile çelişkili olduğu gösterilecektir. Ardından Sigmund Freud'un Eros ile Thanatos içgüdüleri arasındaki gerilim sonucunda ortaya çıktığını öne sürdüğü kültürün huzursuzluğu; yüceltme, suçluluk duygusu ve vicdanla ilişkilendirilecektir. Kitleyi oluşturan kişilerin kendi arasında ve liderle olan psikolojik ilişkisi de aynı içgüdüler üzerinden açıklandıktan sonra Marcuse'nin bu ilişkileri yeniden yorumlarken kullandığı ruh kavramı ile kültürün olumlayıcı karakterinin çözümlemesi yapılarak politik tartışma tamamlanacaktır. Retorik bakımdan tartışmada ise, Longinus'un yücenin beş kaynağı olarak tanımladığı ruh soyluluğu, şiddetli duygular, figürlerin düzgün inşası, seçkin söyleyim ile sözcüklerin ağırbaşlı ve soylu bireşiminden yola çıkılacaktır. Auerbach'ın seçkin stil ile figura sözcüğü arasında kurduğu üslup özellikleri, figürlerin düzgün inşasını örneklerken Bakhtin'in monoglossia ile heteroglossia, monolojik söylem ile diyalojik söylem kavramları arasındaki ayrımlar üzerinden seçkin söyleyim açıklanacaktır. Daha sonra, diyalojik söylemin örneği olarak Platon'un Sofist diyaloğundaki öykünmenin (mimesis) sözde bilgi oluşturduğu önermesi ele alınarak sözcüklerin ağırbaşlı ve soylu bireşimini örnekleyen yüksek kültürün seçkin stilin üslup özellikleri ve monolojik söylemiyle ruh soyluluğuna öykünen bir retorikten ötesi olmadığı belirtilecektir.

Auerbach, ErichEmpirizmKant, Immanuel+3
Mert Erçetin
Mimar Sinan Fine Arts University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Motivation, autonomy, and perceptions of Iraqi students in learning English: Exploring the relationship and implications

There have been few studies that examined motivation and autonomy and their influence on learning English in Iraq. The main reason for conducting this study is to examine Iraqi students' level of motivation and autonomy, the correlation between them, and investigates student's perceptions of their motivation and autonomy in language learning. Using a mixed-methods approach, there were quantitative and qualitative phases, the participants in the qualitative phase numbered (N=260), while in the qualitative part, there were (N=30) participants. The findings reveal high levels of motivation among Iraqi students, indicating their enthusiasm for improving their English language proficiency. Students demonstrate a moderate level of autonomy in their learning. Nevertheless, the study establishes a positive correlation between motivation and autonomy, emphasizing their interconnectedness in language learning. Qualitative analysis unveils students' strategies for maintaining motivation, including problem-solving and goal-setting, which empower them to overcome challenges and achieve learning goals. Promoting learner autonomy is emphasized, urging educators to adopt innovative teaching methods that foster independent and autonomous learning. Key Words: Motivation, Autonomy, Iraqi students, students' Perceptions.

IraqIraqiMotivation+5
Ghazı Seger
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects