Developing countries

230 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

CDS primlerinin borsa endeksleri üzerine etkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir araştırma

Gelişen finansal piyasalar ve teknolojik yeniliklerle birlikte finansal araçların çeşitleri ve kullanım şekilleri de gelişmeye devam etmektedir. Kredi temerrüt swapları da bu gelişmeler neticesinde kredi riskine karşı bir koruma sağlayan önemli bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Kredi temerrüt swapları en temel kredi türev araçlarından biridir ve dayanak varlığın temerrüde düşmesi durumunda alıcısına bir sigorta sağlamaktadır. Ayrıca kredi temerrüt swapları (CDS) kredi riskinin bir göstergesi olarak kullanılmakta ve yüksek CDS primleri, yüksek riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle riskli kabul edilen şirketler ve ülkelerin elde edecekleri fonlar için karşılaşacakları maliyetlerde artacaktır. Bu durumda artan riskler potansiyel yatırımların önüne geçebilmektedir. Çalışmanın amacı CDS primlerinin borsa endeksleri üzerinde etkisinin tespit edilmesidir. Bu kapsamda ele alınan 9 gelişmiş ve 10 gelişmekte olan ülkeye ait CDS primleri ile borsa endeksleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Ayrıca Türkiye CDS primlerinin BIST endeksleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu doğrultuda CDS primleri ile gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ilişkinin tespit edilmesinde panel veri analizi kullanılmıştır. CDS primleri ile BIST endeksleri arasındaki ilişkinin saptanması için ise bir zaman serisi analizi olan ARDL sınır testinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan veri setine ilişkin zaman 2008-2021 yıllarını kapsamaktadır. Sonuç olarak; gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere ait borsa endekslerinin CDS primlerinden etkilendiği tespit edilmiştir. CDS primlerinde meydana gelen artışların borsa endekslerini düşürdüğü yani aralarında ters yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir diğer araştırma konusu olan CDS primleri ile BIST endeksleri arasındaki ilişkinin incelendiği analizlerin sonucunda ele alınan 21 endeksten 7 tanesinin CDS primlerinde meydana gelen değişikliklere duyarlı olduğu ve aralarında negatif yönlü, anlamlı bir ilişkinin varlığı ortaya koyulmuştur.

Borsa endeksiBorsa İstanbulCDS+3
Çağatay Mirgen
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Genç işsizliği sorunu:Türkiye-AB karşılaştırması

Eğitimli işsizlik günümüzde gençler arasında yaygınlaşan ve çözüm üretilmesi gereken önemli bir sorundur. Genel olarak işsizlik Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş AB üyesi ülkelerin veya pek çok gelişmiş dünya ülkelerinin de en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Türkiye OECD ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında diplomalı işsizlerin yüksek düzeyde olduğu bir ülke olarak dikkat çekmektedir. Türkiye'de işsizliğin azaltılmasında eğitimin rolü büyüktür. İşsizlik sorunu için yapılan çalışmalar, işsizliği bir miktar azaltmaya yönelik adımlar atılmasını sağlasa da işsizliğin tam olarak bir çözüme kavuşturulması sağlanamamıştır. İşsizlik konusunun gündeme gelmesinin sebebi işsizliğin toplumsal ve ekonomik etkileridir. İşsizliğin özellikle topluma olan ekonomik etkisi büyük önem taşımaktadır. Bir ülkenin gelişmişlik seviyesine bakılırken değerlendirilen en önemli ölçütlerden biri de eğitimdir. Eğitim tüm ülkeler açısından büyük önem taşımaktadır. Yapılan çalışmalar eğitim ile işsizlik arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Öyle ki eğitim, işsizlik riskini düşürerek ekonominin geneline olumlu bir katkıda bulunmaktadır. Eğitimle ilgili yanlış kararlar pek çok ciddi sonuçlara neden olabileceği gibi eğitime yapılan doğru yatırımlarda büyümeyi destekleyerek daha fazla iş potansiyeli yaratabilir. Çalışmada eğitim ile işsizlik arasındaki ilişki değerlendirilmiş olup, eğitimli genç işsizliğe neden olan faktörler ve ortaya çıkan ekonomik sosyal ve toplumsal sorunları ve bu sorunları önlemek için uygulanan ekonomi politikaları incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye ile Avrupa Birliği eğitimli işsizliğin karşılaştırmasına yer verilmiştir. ANAHTAR KELĠMELER: ĠĢsizlik, Genç ĠĢsizliği, Aktif ve Pasif Ġstihdam Politikaları.

Avrupa BirliğiGelişmekte olan ülkelerGelişmiş ülkeler+7
Hicran Çoban
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gelir eşitsizliğinin panel veri analizi

Gelir dağılımı ve gelir eşitsizliği konusu özellikle son yıllarda üzerinde çok durulan ve tartışılan konulardan biridir. Bu tezde öncelikle gelir dağılımı teorileri üzerinde durulmakta ve bu teoriler iktisadi okullar bağlamında açıklanmaya çalışılmaktadır. Ülkelerin gelir eşitsizliği trendleri incelendiğinde, gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler arasında gelir eşitsizliğinde yakınsama konusu gündeme gelmektedir. Ampirik analizde, gelir eşitsizliğinde yakınsama konusu üzerinde durulmakta ve son ekonometrik yöntemlerle hipotez test edilmektedir. Ekonomik teoriler ışığında yönlenen ampirik analiz kısmı da tezde savunulan hipotezi desteklemektedir. Ulaşılan sonuçlar ile birlikte, gelişmekte olan ekonomiler ve gelişmiş ekonomiler arasında gelir eşitsizliğinde yakınsama doğrulanmaktadır. İncelenen dönem için ampirik sonuçlar eşliğinde ülkelere özgü sonuçlara da yer verilmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gelir Dağılımı, Gelir Eşitsizliği, Yakınsama Hipotezi

EşitsizlikGelir dağılımıGelir dağılımı politikaları+4
Hatice Küçükkaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortalamaya dönme modelinin portföy yatırım stratejilerine etkisi: Gelişmekte olan ülkeler üzerine bir uygulama

Ortalamaya dönme modeli, hisse senedi fiyatlarının ortalama bir değeri olduğu ve fiyatların zaman boyunca mutlaka bu ortalama değere ulaşacağı varsayımına dayalı bir modeldir. Hisse senedi fiyatlarında ortalamaya dönme modelinin geçerliliğinde, geçmiş fiyatlara bakılarak cari ve gelecek fiyatlar tahmin edilebilmekte, bu da yatırımcıların en yüksek getiri elde etmelerini sağlayacak portföy yatırım stratejilerinin seçimine olanak tanımaktadır. Bu nedenle; ortalamaya dönme modelinin geçerliliğinde en iyi performans gösteren portföy yatırım stratejisinin seçimi, araştırmacıların ilgisini çeken konulardan biri olmuştur.Araştırmanın temel amacı; gelişmekte olan ülke borsalarında ortalamaya dönme modelinin geçerliliğini ve modelin geçerliliğinde en iyi performans gösteren portföy yatırım stratejisini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda 18 gelişmekte olan ülke borsa endeksinde ortalamaya dönme modelinin geçerliliği, 1995-2010 yılları arasına ait aylık verileri kullanarak panel veri regresyon yöntemi ile test edilmiştir. Ortalamaya dönme modelinin geçerli olduğu tespit edildikten sonra en iyi performans gösteren portföy yatırım stratejisinin hangisi olduğu, zıtlık, momentum ve satın al ve elde tut portföy yatırım stratejileri üzerinde araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, gelişmekte olan ülke borsalarının tamamında ortalamaya dönme modelinin geçerli olduğu ve modelin geçerliliğinde en iyi performansı zıtlık portföy yatırım stratejisinin gösterdiği bulgularına ulaşılmıştır. Zıtlık portföy yatırım stratejisi; menkul kıymetlerin önceki dönem getirilerine göre değer kaybetmeye başladığında satın alınıp değer kazanmaya başladığında açığa satılmasını öneren bir stratejidir. Ortalamaya dönme modelinin geçerli olduğu bir piyasada, yatırımcıların piyasanın genel eğiliminin zıttını yaparak getirisini artırması beklenmekte olup, bulgular literatürdeki çalışmaları destekler niteliktedir. Bu sonuç aynı zamanda gelişmekte olan ülke borsalarının zayıf formda bile etkin olmadığı anlamına gelmektedir. Çalışmanın bulguları yatırımcılar, finansal piyasalar ve akademik araştırmacılar açıaından büyük önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: Ortalamaya Dönme Modeli, Portföy Yatırım Stratejileri, Gelişmekte Olan Ülke Borsaları

BorsaGelişmekte olan piyasalarGelişmekte olan ülkeler+3
Yasemin Deniz Akarım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of governance on economic growth: Evidence from emerging countries

Emerging countries have achieved a significant improvement in annual growth and now constitute a considerable proportion of the world economy. These countries contain more than half of the world's population. For these reasons, studying the economies of these countries is a very important topic. This study aims to investigate the relationship between governance and economic development in emerging economies. Our research is based on the World Bank data for worldwide governance indicators of emerging economies from 2002 to 2018. The principal component analysis and generalized method of moments were applied to identify the relationship between the gross domestic product index as a dependent variable and the worldwide governance indicator as an independent variable and the foreign direct investment, inflation, and working-age population indicators as control variables. The experimental results showed that there was no significant relationship between governance and economic development. Based on these findings, it is emphasized that the countries in the sample should give more importance to governance. Keywords: Emerging market countries, Economic growth, Governance indicators, GMM, PCA

Economic growthEconomic effectEmerging markets+4
Hasan Almohammed
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türev ürün kullanımının banka riski ve performansına etkisi: Geçiş ülkeleri ile gelişmekte olan ülkeler örneği

Finansal türevler, sermaye piyasasının ve tezgahüstü piyasalarının verimliliğini artıran enstrümanlar olup, riskten korunma, spekülasyon ve arbitraj amacıyla kullanılmaktadır. Bankalar, finansal piyasanın riskine, belirsizliğine karşı korunma sağlamak ve geleneksel banka operasyonlarından elde edilecek gelirden daha fazla gelir elde etmek için finansal türevleri kullanmaktadırlar. Literatürde yapılan çalışmalarda daha çok gelişmiş ülkelerde türev kullanımının banka riski ve performansı üzerine etkisinin araştırıldığı ancak geçiş ve gelişmekte olan ülkelerde türev kullanımının banka riski ve performansı üzerinde durulmadığı görülmüştür. Bu doğrultuda bu tez çalışmasında geçiş ve gelişmekte olan ülkelerde türev kullanımının banka riski ve performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, geçiş ve gelişmekte olan ülkelerde türevleri kullanan ve sürekli faaliyet gösteren bankaların 2011-2018 yıllarına ait yıllık bilanço ve gelir tablosu verileri kullanılarak elde edilen verilerle iki örneklem oluşturulmuştur. Birinci örneklem 8 geçiş ülkesinde sürekli olarak faaliyet gösteren 50 bankadan oluşmaktadır. İkinci örneklem ise, 21 gelişmekte olan ülkede sürekli olarak faaliyet gösteren 181 bankadan oluşmaktadır. Çalışmada, bilanço ve gelir tablosundan elde edilen veriler kullanılarak panel veri regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, geçiş ülkeleri örnekleminde banka riskini temsil eden Z skoru ile türev ürünlerinin kullanımı arasında negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu ve türev ürünlerin kullanımının bankaların riskini azalttığını tespit edilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin örnekleminde ise, bu ilişkinin pozitif olduğu ve türev ürünlerin kullanımının bankaların riskini arttırdığı sonucuna varılmıştır. Her iki örneklemde banka performansını temsil eden aktifler karlılığı ile türev ürünlerinin kullanımı arasında herhangi bir ilişki bulunmuştur. Geçiş ülkelerinin örnekleminde banka performansını temsil eden riske göre düzeltilmiş kar ile türev ürünlerinin kullanımı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur ve türev ürünlerin kullanımının bankaların riske göre düzeltilmiş karını arttırdığı bulunmuştur. Gelişmekte olan örneklemde ise herhangi bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.

BankalarGelişmekte olan ülkelerPanel veri modelleri+4
Zekeriya Gül
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Jeopolitik riskler, politika belirsizliği, finansal stres ve borsa volatilite yayılımı: Gelişmekte olan ülkeler örneği

Bu çalışmada seçilmiş endeksler ile gelişmekte olan ülkelerin borsaları arasındaki ilişki incelenmektedir. Bu kapsamda çalışmada Brezilya, Hindistan, Rusya, Çin, Güney Kore, Güney Afrika ve Türkiye için Şubat 2003-Ocak 2020 aylık verileri, Meksika için ise Şubat 2003-Eylül 2019 aylık verileri kullanılmıştır. Çalışmada gelişmekte olan ülkeler için jeopolitik risk, politika belirsizliği, finansal stres ve borsa endeksleri arasındaki çift yönlü ilişkinin incelenmesinde nedensellik testleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda istatiksel açıdan anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarının bireysel yatırımcılara, politika uygulayıcılarına yol gösterici bilgiler sunması beklenmektedir.

Finansal stresFinansal stres endeksiFiyat hareketi+7
Gül Çelik
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde uygulanan vergi politikalarının yatırım kararlarına etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde maliye politikası amaçlarına ulaşma yolunda bir ara amaç olan toplam yatırım artışının, vergi politikasından nasıl etkilendiğini açıklamaktır. Bu nedenle öncelikle vergi politikasına, vergi politikasının etkilerine, yatırım kavramına ve yatırım kavramı ile vergi politikası ilişkisine yönelik teorik bir değerlendirme yapılmıştır. Ardından vergi politikası yoluyla bir ülkede yatırım artışını sağlayan, seçilmiş ülke örneklerine ve bu ülkelere ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur. Son olarak; gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye'de 2000 yılı sonrası yatırımları artırmaya yönelik uygulanan vergi politikalarına, bu politikalar neticesinde ülkede gerçekleşen Ar-Ge yatırımları ile sosyoekonomik verilere yer verilmiştir. Diğer ülkelerle karşılaştırmalı olarak bir değerlendirme yapıldığında; yüksek katma değerli üretim alanlarını geliştirecek olan Ar-Ge yatırımlarının öneminin Türkiye'de yeterince anlaşılamaması ve vergi politikası başarısını önemli ölçüde artıracak olan mali kuralların vergi sisteminde yer almaması, uygulanan yatırımları artırmaya yönelik vergi politikalarının kendinden bekleneni tam anlamıyla veremediğini göstermektedir. Bu sebeple vergi sistemi Ar-Ge yatırımlarını artıracak şekilde revize edilmeli ve bu işlem vergi politikası başarısını artırmanın yanında, kamu maliyesini de disipline edecek anayasal mali kurallara bağlı olarak gerçekleşmelidir.

Anayasal vergi politikasıArz yönlü vergi politikasıGelişmekte olan ülkeler+6
Ergün Pirsefa Yıldırım
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası sermaye hareketlerinin finansal gelişme sürecine katkısı ve ülke borsaları üzerindeki etkisi: Gelişmekte olan ülkeler örneği

Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde uluslararası sermaye hareketlerinin finansal gelişme üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Gelişmekte olan ülkeler, MSCI(Morgan Stanley Capital İnternational) endeksi tarafından belirlenen 21 ülkeden oluşmaktadır. Bu amaç için 1995-2018 yıllık veri ile model-1; 1996-2017 yıllık verileri ile model-2 oluşturulmuştur. Çalışmanın analiz sürecinde ilk olarak ülkelerin finansal verilerine ait tanımlayıcı istatistikler sunulmuş ve yorumlanmıştır. İkinci aşamada, LLC, IPS, CIPS panel birim kök testleri kullanılmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında model-1 ve model-2 için katsayı tahmini yatay kesit bağımlılığını dikkate alan Panel AMG(Augmented Mean Group) katsayı tahmincisi tercih edilmiştir. Çalışmanın son aşamasında heterojen paneller için geliştirilmiş olan Dumitrescu-Hurlin (2012) nedensellik testleri ile değişkenler arasında nedensellik ilişkileri irdelenmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde doğrudan yabancı yatırımlar ve GSHM, finansal gelişim endeksi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişkiye sahiptir ve aradaki ilişkide çift yönlü nedensellik bulunmaktadır. Portföy yatırımları ve ticari açıklık değişkenleri ile finansal gelişim endeksi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. İlave olarak, doğrudan yabancı yatırımlar ile piyasa kapitalizasyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişki olmakla birlikte değişkenler arasında çift yönlü nedensellik ilişki tespit edilmiştir. Diğer taraftan, Portföy yatırımları ile piyasa kapitalizasyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif bir ilişki tespit edilmiş ancak nedensellik bulunamamıştır. Ticari açıklık ve GSMH ile kurulan modellerde piyasa kapitalizasyonu üzerinde anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.

BorsaFinansal gelişmeGelişmekte olan ülkeler+5
Hakan Tatar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Seçili risk ve belirsizlik endeksleri ile gelişmekte olan ülke borsaları arasındaki ilişkiler: Ekonometrik bir uygulama

Küreselleşen menkul kıymet piyasalarının gelecekteki hareketlerinin tahmin edilmesinde çeşitli risk ve belirsizlik endeksleri gösterge olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Ekonomik Politika Belirsizlik (EPU), Finansal Stres (FSI), Jeopolitik Risk (GPR) ve Volatilite (VIX)'ten oluşan seçilmiş risk ve belirsizlik endeksleri ile Türkiye borsası (BIST100), Brezilya borsası (BVSP), Güney Afrika borsası (JTOPI), Rusya borsası (MOEX), Meksika borsası (MXX), Hindistan borsası (NIFTY50) ve Çin borsası (SSI)'den oluşan gelişmekte olan ülke borsaları arasındaki ilişkileri belirlemektir. Çalışmada, veri seti olarak 01.01.2003-31.12.2019 dönemi için VIX endeksinin günlük logaritmik verileri ve 01.01.2003-01.12.2019 dönemi için risk ve belirsizlik endekslerinin aylık logaritmik verileri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin analizinde, değişkenlerin düzeyde durağan mı yoksa birinci farkta mı olduğuna bağlı olarak ARDL sınır testi ve QRES kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki nedensel ilişkinin analizinde ise , farklı durağanlık düzeylerine sahip serilerin analizine olanak sağlayan Toda-Yamamoto nedensellik testi ve düzeyde durağan olan değişkenler için Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, seçili gelişmekte olan ülke borsaları ile risk ve belirsizlik endeksleri arasında kısa ve uzun dönemde iktisadi teoriye uygun istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca, bu çalışmanın sonuçları borsa yatırımcılarına, politika uygulayıcılarına ve diğer ilgili taraflara önemli bilgiler sunmaktadır. Anahtar kelimeler: VIX endeksi, QRES, ARDL, Toda-Yamamoto Nedensellik Testi, BİST100.

ARDLBorsaBorsa endeksi+6
Metin Yiğituşağı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Vadeli işlem piyasaları ve spot piyasalar arasındaki volatilite yayılımı: Gelişmekte olan ülkeler örneği

Bu çalışmanın amacı Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerin (Yunanistan, Hindistan, Güney Afrika, Polonya, Brezilya, Çin, Güney Kore, Malezya, Meksika) vadeli işlem piyasaları ile spot piyasaları arasındaki volatilite yayılımını incelemek üzere çeşitli ekonometrik modeller kurmaktır. Bu bağlamda Türkiye için Borsa İstanbul'da işlem gören spot ve vadeli BİST 30 endeksi ve diğer gelişmekte olan ülkeler için de ülkelerin spot ve vadeli işlem endeksleri 2012-2021 dönemlerine ait günlük veriler kullanılarak vadeli işlem piyasaları ile spot piyasaların getiri volatilitelerini açıklayan uygun modeller her ülke için ayrı ayrı kurulmuş ve bununla birlikte spot ve vadeli işlem piyasalarındaki volatilite ilişkilerin yönü tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada öncelikli olarak spot ve vadeli işlem endeksleri için birim kök testleri yapılmıştır. Bunu takiben zaman serisi analizi olan ARCH LM testine ve sonrasında GARCH ve EGARCH modellerine başvurulmuştur. GARCH modellerinde volatiliteye etki eden şoklar kalıcı bir etki oluşturmamış olup endekste meydana gelebilecek bir şokun endeksi uzun vadede etkilemediği ve kısa vadede ortadan kalktığı, EGARCH modellerinde ise negatif şokların pozitif şoklardan daha fazla etki ettiği görülmüştür. Her ülke için uygun volatilite modelleri seçildikten sonra, ülkelerin vadeli ve spot piyasa getiri volatiliteleri aralarında ilişki nedensellik testi ile yapılmıştır. Analizden elde edilen bulgular incelendiğinde, çalışmada yer alan tüm ülkeler için vadeli ve spot piyasa arasında çift yönlü volatilite ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada Türkiye ve örneklem içinde yer alan gelişmekte olan ülkelerin vadeli işlem piyasaları ile spot piyasalar arasındaki getiri volatilitesi günlük veriler kullanılarak ampirik olarak sınanmıştır. Bu analiz, vadeli piyasalarla ilgili hipotezlerin doğruluğunu test etmek ve ileriye dönük düzenlemelerde yardımcı olmak için yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar, vadeli işlem piyasalarının spot piyasalarla arasındaki ilişkiyi anlamak için önemli bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

EGARCH modelFiyat hareketiGARCH model+6
Bilge Apaydın
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişen ekonomilerde doğrudan yabancı yatırımlara dayalı teknoloji transferinin toplam faktör verimliliği üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Standart neoklasik teoriye göre, ülkeler arasındaki uzun vadeli büyüme oranlarındaki farklılıklar, yalnızca dışsal olarak verilen TFV büyüme oranlarındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Öte yandan, içsel büyüme teorisi, bir teknoloji transfer mekanizması olarak doğrudan yabancı yatırımın, sermaye birikimi üzerindeki etkisinden çok TFV üzerindeki etkisiyle uzun vadeli büyümeyi etkileyebileceğini savunmaktadır. İçsel büyüme teorilerinde, teknolojik ilerleme dışsal bir faktör olarak değil, araştırma, geliştirme ve yeniliğe yapılan bilinçli yatırımın bir sonucu olarak kabul edilir. Teknolojik gelişmeler, girdilerin daha verimli kullanılmasına ve mal ve hizmet üretmenin yeni yollarının yaratılmasına olanak sağlayarak TFV'yi artırmaktadır. Bu bilgiler ışığında, bu tezin amacı doğrudan yabancı yatırımların toplam faktör verimliliği üzerindeki etkilerinin gelişmekte olan ülkeler için incelenmesidir. Bu doğrultuda, doğrudan yabancı yatırımların, patent sayılarının, beşeri sermayenin, ticari açıklığın ve tüketici fiyat endeksinin toplam faktör verimliliği üzerindeki etkisi 1990-2019 periyodu ve 10 gelişmekte olan ülke (Brezilya, Çin, Endonezya, Hindistan, Meksika, Malezya, Filipinler, Tayland, Türkiye ve Güney Afrika) için panel FMOLS katsayı tahmincisi aracılığıyla incelenmektedir. Daha sonra, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi panel VEC Granger nedensellik testi aracılığıyla incelenmektedir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, uzun dönemde, teknolojik gelişimin, beşeri sermaye birikiminin ve ticari açıklığın faktör verimliliğine katkılarının olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Buna karşın, tüketici fiyat endeksindeki artışın faktör verimliliğini azalttığı tespit edilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın faktör verimliliğini arttırdığı görülmektedir. Son olarak, doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın, teknoloji transferi aracılığıyla faktör verimliliği üzerindeki etkisini gözlemlemek amacıyla, doğrudan yabancı yatırımlar ile teknolojik gelişimin faktör verimliliği üzerindeki bütünleşik etkisi incelenmiştir. Buradan elde edilen bulgu, yabancı yatırımlardaki artışın, teknolojik gelişimin faktör verimliliği üzerindeki pozitif etkisini tetiklediğine işaret etmektedir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıGelişmekte olan piyasalarGelişmekte olan ülkeler+4
Demet Oğuz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşmenin Türkiye'de ücret ve gelir eşitsizliğine etkileri

Bu tez, Türkiye'de küreselleşmenin ücret ve gelir eşitsizliği üzerindeki etkilerini incelemektedir. Geleneksel ticaret teorisi, ticari serbestleşme sonucu gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ) vasıfsız emeğin ücretinin olumlu yönde etkileneceğini ve vasıflı ve vasıfsız emek arasındaki ücret eşitsizliğinin azalacağını öngörür. Ancak yapılan çalışmalar birçok GOÜ'de ücret eşitsizliğinin arttığına işaret etmektedir.Bu çalışmada, neo-liberal dönemde Türkiye'de bölgesel ve sektörel eşitsizlik, bölgelerin ve sektörlerin eşitsizliğe yaptığı katkılar ayrıştırılarak analiz edilmiştir. Theil'in T istatistiğinden yararlanılarak yapılan sektörler ve bölgeler arası ücret eşitsizliği analizine göre bölgeler arası eşitsizlik 1980'li yıllarda artarken, 90'ların ortalarından itibaren düşüş trendine girmiştir. Bununla birlikte, 2009 yılındaki ücret eşitsizliği Türkiye'nin dışa açıldığı 1980 yılındaki ücret eşitsizliğine kıyasla daha yüksektir. Neo-liberal dönemde Türkiye'nin Batı ve Doğu bölgeleri arasındaki eşitsizlik azalmamıştır. Bir diğer bulgu, kriz yıllarında sektörler ve bölgeler arası ücret eşitsizliğinin artma eğiliminde olduğudur.Çalışmada ayrıca ticari serbestleşmenin bölgesel ücret ve gelir eşitsizliğine etkisi panel veri analizi ile araştırılmıştır. Ekonometrik model tahmin sonuçlarına göre, 2000'li yıllarda bölgenin dış ticaret hacmindeki artışın bölge içi imalat sanayi alt sektörleri arasındaki ücret eşitsizliği üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmazken, on bir ana sektör arasındaki ücret eşitsizliği üzerinde anlamlı pozitif etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca dış ticaret hacmindeki artış bölge içi gelir eşitsizliğini de artırmaktadır.

EşitsizlikGelir dağılımıGelişmekte olan ülkeler+2
Mürüvvet Akar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde firmaların sermaye yapılarının analizi: Türkiye ve Brezilya karşılaştırılması

Bu çalışmada sermaye yapısı teorileri incelenip gelişmekte olan ülkelerden olan Türkiye ve Brezilya'nın sermaye yapıları ampirik bir uygulama ile karşılaştırılmıştır. Uygulamada, BIST'da işlem görmekte olan 211 adet imalat sektörüne ait firma ile BOVESPA sanayi endeksine ait 79 firmanın verileri kullanılarak panel veri analizi yapılmıştır. Sonuç olarak varlık yapısı, karlılık, büyüklük ve büyüme fırsatları değişkenlerinde Türk ve Brezilya Şirketleri benzer yapıdadır. Likidite ve borç dışı vergi kalkanı konusunda farklılıklar mevcuttur. Ayrıca hem finansal dengeleme teorisi hem de finansman hiyerarşisi teorisini destekleyen sonuçlar ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Sermaye yapısı, Panel veri analizi, Türkiye, Brezilya

BrezilyaFinansal sermayeFirmalar+7
Can Demirdöven
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde sermaye yapısını etkileyen faktörler: Türkiye'de bir uygulama

Sermaye yapısı, işletme finansının en önemli konularından birisidir ve gelişmiş ülkelerde bu konuda çok sayıda ampirik çalışmalar yapılmıştır. Buna karşın, gelişmekte olan ülkelerde ve Türkiye'de yeterince çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile bu konudaki literatüre katkı yapmak hedeflenmektedir. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası' nda işlem gören imalat sektöründeki 66 firma (1992-2002 dönemi) için sermaye yapısını etkileyen faktörler, firmaya özgü değişkenler, finansal piyasalara özgü değişkenler ve makroekonomik değişkenler kullanılarak panel veri analizi yöntemi ile sulanmıştır. Firmaların büyüme oranları, bankacılık sektörünün gelişmişliği, enflasyon ve kurumlar vergisi oram, sermaye yapısı (borç/özsermaye) üzerinde pozitif etkiye; karlılık değişkeni ise negatif etkiye sahiptir. Bu sonuçlar, teori ve ampirik bulgularla tutarlıdır. Buna karşın borç/özsermaye oram, sabit varlıklar/toplam varlıklar oranından negatif, toplam kamu iç borç stoku/nominal gayri safı yurtiçi hasıla oranından pozitif olarak etkilenmektedir. Bu sonuçlar, ampirik bulgularla tutarlı değildir. Ayrıca hiyerarşi teorisi desteklenmekte ve firmaların büyüklüğü, sermaye yapısı üzerinde etkili olmaktadır. Anahtar Kelimeler : Sermaye yapısı, kaldıraç, finansman tercihi, firma teorisi, panel veri analizi.

Finansal kaldıraçlarFinansmanGelişmekte olan ülkeler+6
Songül Kakilli Acaravcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessEN

Kurumsal eşbiçimsellik, pazarlar, firma kaynakları ve gelişmekte olan ekonomilerde şirket gruplarının farklı iş kollarına girmesi: Türk şirket grupları üzerine bir çalışma

IV ABSTRACT INSTITUTIONAL ISOMORPHISM, MARKETS, FIRM RESOURCES, AND BUSINESS GROUP CORPORATE DIVERSIFICATION IN EMERGING ECONOMIES: A STUDY OF TURKISH BUSINESS GROUPS Bahattin KARADEMİR Ph.D. Thesis, Department of Business Supervisor: Prof. Dr. Hüseyin ÖZGEN Co-advisor: Prof. Dr. Richard N. OSBORN September 2004, 164 pages This study focuses on business group corporate diversification patterns of Turkish Business Groups. For the purposes of this study, three stream of works which are institutional-based, market-based, and resource-based view of the business groups are reviewed. The institutional-based view emphasizes role of institutions in the emergence and the functioning of the business groups. The market-based view emphasizes the role of markets in the emergence and the functioning of business groups. The resource-based view emphasizes role of organizational assets in the emergence and functioning of the business groups. In general research results provide support for the relationships between institutional context, markets, organizational resources, and business group corporate diversification. Diversification level of the business groups established in different institutional time periods varies due to the institutional settings differed between these periods. Business groups that have emerged after liberalization are less diversified than those that have been founded under state-domination. Diversification level of the business groups varies by the existence of a bank within the business group. Diversification level of business groups is positively associated with the size of business groups. Diversification level of business groups is directly associated with the time business groups are founded. Finally, implications of the research are discussed. Keywords: Business groups; Turkish Family Holdings; Business group corporate diversification; Emerging Economies; Turkey.

Family businessesFirmsEmerging markets+7
Bahattin Karademir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde finansal krizleri belirleyen faktörler ve uluslararası finans sistemi

m ÖZET GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE FİNANSAL KRİZLERİ BELİRLEYEN FAKTÖRLER VE ULUSLARARASI FİNANS SİSTEMİ Tolga KABAŞ Yüksek Lisans Tezi, İktisat Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Murat DOĞANLAR Ocak 2004, 126 sayfa 1990'lı yıllarda yükselen piyasaların zayıf kurumsal ortamlarında gerçekleşen fınansal serbestleşirle ve sermaye hesabı açılışı, spekülatif kısa-vadeli sermaye hareketleri ve demokrasinin vazgeçilmez iki unsuru şeffaflık ve sorumluluğun yeteri kadar uygulanmaması fınansal krizleri belirleyen faktörler arasında sayılmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin zayıf bankacılık düzenleme/denetleme sistemleri bankaların aşırı risk almasına ve bilançolarında yıpranmalara yol açmıştır. Bu yıllarda ulusal paralara yapılan spekülatif saldırılar zayıf bilançoları olan bankaların ve firmaların iflasına yol açarak fınans krizlerini oluşturmuştur. Kurumsal yapıları farklı olan gelişmiş ülkeler finansal krizlerden gelişmekte olan ülkeler kadar etkilenmemektedirler. 1997 Asya krizinden sonra uluslararası finans sisteminde reform çalışmaları başlamıştır. G-7 tarafından başı çekilen reform çalışmaları gelişmekte olan ülkelerin zayıf kurumsal alt-yapılarına odaklanmış krizlerin oluşumunda önemli bir faktör olan spekülatif sermaye hareketlerine karşı bir önlem düşünülmemiştir. Anahtar Kelimeler: Gelişmekte Olan Ülkeler, Finansal Krizler, Kısa Vadeli Sermaye Hareketleri, Zayıf Kurumlar, Bankacılık Düzenleme/Denetleme Sistemleri.

Finansal krizGelişmekte olan piyasalarGelişmekte olan ülkeler+5
Tolga Kabaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişme sürecinde dış finansman kullanımı ve Türkiye

Ekonomik kalkınmaGelişmekte olan ülkelerTürkiye+1
Harun Bal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde döviz kuru rejimi tercihi ve makro ekonomik performans

Döviz kuru rejimleri, gerek ülkelerarası ekonomik ilişkilerin temel belirleyicisi olması, gerekse ulusal piyasaları doğrudan etkilemesi nedeni ile uluslararası iktisat literatüründe sıklıkla tartışılan bir konudur. Küreselleşmenin artması ile birlikte, hem uluslararası mal ve hizmet ticaretinin hacmindeki genişleme, hem de sermaye piyasalarındaki serbestleşme döviz kurlarının önemini daha da arttırmıştır.Bu çalışmada, gelişmekte olan ülkelerde, döviz kuru rejim tercihi ve döviz kuru tercihinin makro ekonomik etkileri incelenmiştir. Öncelikle bu ülkelerde döviz kuru rejim tercihinde ?İki kutupluluk Hipotezi?nin geçerliliği olup olmadığı araştırılmıştır. 1990 sonrasında gelişmekte olan ülkelerde, serbest dalgalı döviz kuru rejim tercihinde artış göstermiştir. Ancak finansal serbestleşmede artış olmakla birlikte, ara rejimlerin uygulamadan kalktığı söylenemez. İkinci olarak döviz kuru rejim tercihinin makro ekonomik performans üzerindeki etkileri incelenmiştir. Döviz kuru rejim tercihinin büyüme, enflasyon ve dış ticaret üzerinde net bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.Ancak sabit kuru rejimlerinin gelişmekte olan ülkelerde kriz olasılığını arttırdığı söylenebilir.Son olarak gelişmekte olan ülkelerde rejim tercihine ilişkin Panel Probit analiz yapılmıştır. Analiz sonucunda Optimal Para Alanı'na ilişkin değişkenler, dışa açıklık hariç, teorik beklenti doğrultusunda etkide bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak enflasyon ve merkez bankası bağımsızlığının, döviz kuru üzerinde tercihler üzerinde önemli bir etkide bulunmadığı gözlenmiştir. Demokratikleşme, finansal derinlik ve dış borç yükü ise, dalgalı döviz kuru tercihini pozitif yönlü etkilediği tespit edilmiştir.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDöviz kuru rejimi+6
Rüstem Yanar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Tahvil ve hisse senedi piyasalarının ortak hareketi: Gelişmekte olan ülkeler üzerine bir inceleme

Tahvil Ve Hisse Senedi Piyasalarının Ortak Hareketi: Gelişmekte Olan Ülkeler Üzerine Bir İnceleme Modern portföy teorisi etkin bir portföy için risk ve getiri ilişkisini kurmada, birbirleriyle negatif korelasyona sahip yatırım araçlarından faydalanılmasının gerektiğini savunmaktadır. Finansal krizler ile ekonomik liberalizasyon süreçleri hisse senedi piyasaları arasındaki korelasyonu arttırmaktadır. Dolayısıyla yatırımcılar sabit faizli piyasalara yönelmektedir. Sabit faizli bir enstrüman olan tahviller ile hisse senetleri arasındaki korelasyon tespit edilmesi yatırımcılar için önemlidir. Finansal literatürde tahvil ve hisse senedi piyasaları arasındaki korelasyon kaliteye doğru kaçış (flight-to-quality) adı altında ifade edilmektedir. Bu tezin amacı gelişmekte olan Türkiye, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan ve Rusya ülkelerinin borsaları için kaliteye doğru kaçış hipotezini araştırmaktır. Çalışmada JP Morgan Emerging market veri tabanından Ekim 31, 2012 ile Ekim 11, 2016 dönemi kapsamında borsa serilerinin günlük frekanslı verilerle ilk olarak oynaklığı hesaplamak için GARCH ve GJR-GARCH modelleri, ikinci olarak zamana bağlı değişen korelasyon olup olmadığını bulmak için DCC-GARCH ve DCC-GJR-GARCH modelleri kullanılmıştır. Sonuç olarak gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi ve tahvil piyasaları arasında pozitif korelasyon bulunduğu için hipotez reddedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hisse Senedi, Tahvil, Kaliteye Doğru Kaçış, DCC-GARCH, DCC-GJR-GARCH

GARCH modelGelişmekte olan ülkelerHisse senetleri+3
Özlem Çavdar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde işletme gruplarının çeşitlendirme stratejisi ile performansı arasındaki ilişki

Hiç şüphesiz ki işletme grupları ve benimsedikleri stratejiler gelişmekte olan ülkelerde iş dünyasını anlamada önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı, çesitlendirme stratejilerinden ilişkili çeşitlendirme ve ilişkisiz çeşitlendirme ile işletme gruplarının performans değerlerinden ROA, ROS ve ROE arasında anlamlı farklılık olup olmadığının araştırmaktır. Araştırmada çeşitlendirme ölçüsü ile işletme grupları performans göstergeleri (ROA, ROS, ROE) arasındaki ilişkileri belirten bir model geliştirilmiştir. Bu modeldeki ilişkileri test etmek için İMKB'de (Turkish Business Groups), BSE SENSEX'de (İndian Business Groups), JSE'de (South-African Business Groups), BM&F Bovespa'da (Brazilian Business Groups), MİCEX-RTS'de (Russian Business Groups), KLCİ'de (Malaisian Business Groups) ve İDX (İndonesian Business Groups) kayıtlı olan 15 işletme grupların verileri elde edilerek Mann-U Whitney yöntemiyle analizler yapılmıştır. Toplanan verilerine göre, gelişmekte olan ülkelerde ilişkisiz büyüyen işletme grupların sayısı ilişkili büyüyen gruplarından daha fazla olduğunu anlaşılmıştır. Analizlerin sonuçlarından elde edilen bulugular bakıldığında, ilişkili ve ilişkisiz çeşitlendirme ölçüsü ile performans göstergeleri (ROA, ROS, ROE) arasında anlamlı bir farklılık olmadığı anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Çeşitlendirme stratejisi, Gelişmekte olan ülkeler, İşletme gruplar.

Gelişmekte olan ülkelerPerformansÇeşitlendirme+1
Hassan Moumın Ahmed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

IMF politikalarının gelişmekte olan ülkelerinin makroekonomik performanslarına etkileri

1944 yılında Uluslararası Para Sisteminin esaslarını belirleyen Bretton Woods anlaşması gereğince kurulmuş olan Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, özellikle gelişmekte olan ülkeler için vazgeçilmez bir finansman kaynağı olmuştur. IMF özellikle ülkelerin ödemeler dengesinde karşılaşmış oldukları açıkları finanse etme misyonunu üstlenirken, aynı anlaşma esnasında kurulmuş olan Dünya Bankası ise ikinci dünya savaşı sonrası ülkelerin yeniden yapılanmalarına ve kalkınmalarına yardımcı olacak kaynakları sağlama misyonunu üstlenmiştir.Bu tezde öncelikle IMF ile ilgili genel bir bilgi ve IMF'nin gelişmekte olan ülkeler açısından önemi anlatılacaktır. Daha sonra IMF'nin bu ülkelerde uygulamış olduğu politika uygulamaları ve IMF'ye yapılan eleştiriler üzerinde durulacaktır. Bununla beraber IMF'nin gelişmekte olan ülkelerdeki makroekonomik etkilerini ölçmeye yönelik önceden yapılmış olan çalışmalar ile ilgili literatür taraması, bu çalışmalarda kullanılan yöntemler ve IMF öncesi ve sonrası bu ülkelerdeki makroekonomik durum hakkında bilgi verilecektir. Uygulama bölümünde ise IMF politikalarının kişi başına gelir üzerindeki etkileri incelenecektir.Bu tezde en küçük kareler (EKK) yöntemi kullanılarak IMF politikalarının kişi başına gelir üzerindeki etkisi 1988-2007 yılları arasında IMF politikalarını uygulayan 24 gelişmekte olan ülke için ayrı ayrı incelenmiştir.IMF politikalarının kişi başına gelir (büyüme) üzerindeki etkileri yapılan analizin sonucunda şu şekilde özetlenebilir: i) 6 ülke (Cezayir, Çin, Mısır, Tayland, Ürdün ve Brezilya) için IMF politikalarının kişi başına gelir üzerinde negatif etkisi bulunmaktadır. ii) 9 ülke (Bolivya, Dominik Cumhuriyeti, Ekvator, Peru, Tunus, Bulgaristan, Romanya, Arjantin ve Meksika) için IMF politikalarının kişi başına gelir üzerinde pozitif etkisi vardır. iii) Diğer 9 ülkede (Fas, Ukrayna, Rusya Federasyonu, Türkiye, Macaristan, Güney Afrika, Şili, Uruguay, Venezüella) ise IMF politikalarının kişi başına gelir üzerinde bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak IMF programlarının kişi başına gelir üzerindeki net etkileri hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir.Genel olarak IMF programlarının makroekonomik değişkenler üzerine yaptığı etkiye bakıldığında bu etkinin ödemeler dengesi ve enflasyon üzerinde olumlu etkisinin olduğu diğer makroekonomik değişkenler üzerinde ise literatürde de olduğu gibi net bir etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Diğer bir deyişle genel olarak IMF programlarının etkileri üzerine genel bir uzlaşının olmadığı görülmektedir.

BüyümeGelişmekte olan ülkelerIMF+1
İlhan Öztürk
Çukurova University
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu açıklarının ekonomik, politik ve sosyal belirleyicileri: Gelişmekte olan ülkeler üzerine bir uygulama

Kamu açıkları günümüzde gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde karşılaşılan en önemli makroekonomik sorunların başında gelmektedir. Kamu açıkları, özellikle 1970' li yılların başlarından itibaren gelişmekte olan ülkelerde kronik bir sorun haline gelmeye başlamıştır. 1980'li yılların ortalarından bu yana mali reformlarda sağlanan önemli gelişmelere rağmen, birçok gelişmekte olan ülke tekrarlanan büyük bütçe açıklarıyla karşı karşıyadır.Kamu açıklarını açıklamaya yönelik ekonomi literatürü, iki temel konu üzerine odaklanmıştır. Bunlardan biri son zamanlarda kamu borçlarındaki birikim diğeri ise, bütçe açıkları ve kamu borçları konusunda ülkeler arasında gözlenen önemli farklılıklardır. Geleneksel ekonomik modeller bu durumu tek başına yeterli biçimde açıklamakta başarısız olmuştur. Bu nedenle, politik ekonomi yaklaşımı olarak bilinen yeni analitik çalışmalar mali politikaların özellikle de bütçe dengelerinin açıklanması konularında politik ve kurumsal faktörlerin rolünü vurgulamaktadır. Bu bağlamda, maliye politikası literatüründe mali sonuçlar üzerinde etkili olan politik ve kurumsal faktörleri açıklayan ve ampirik kanıtlar sağlayan teoriler giderek artmaktadır. Bununla birlikte mevcut ampirik çalışmaların büyük bir kısmı OECD ülkeleri üzerine yapılmıştırBu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik faktörlerin yanı sıra, politik ve kurumsal faktörlerin bütçe açıkları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu doğrultuda ülkemizinde içinde yer aldığı gelişmekte olan 33 ülke için yatay kesit analizi yardımıyla ampirik bir çalışma yapılmıştır. Elde edilen uygulama sonuçlarına göre dışa açıklık düzeyi, ekonomik büyüme oranı ve kişi başı milli gelir düzeyi gibi ekonomik faktörlerin yanı sıra ekonomik özgürlük düzeyi, hukuk sisteminin etkinliği, kamusal regülasyonların yükü, kamusal harcamalardaki savurganlık ve politik istikrar gibi politik ve kurumsal faktörlerin de bütçe açıkları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.Bu çalışmada yapılan ampirik analizler bütçe açıklarının farklı ekonomik ve politik kararların sonucu olarak ortaya çıktığını ve dolayısıyla ekonomik faktörler kadar politik faktörlerin de bütçe açıkları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler: Kamu Açığı, Gelişmekte Olan Ülkeler, Ekonomik ve Sosyal Faktörler, Politik Faktörler, Yatay Kesit Analizi.

Ekonomik faktörlerEkonomik sorunlarGelişmekte olan ülkeler+4
Aylin Koç
Çukurova University
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası borç krizi ve Türkiye borçlarının sürdürülebilirliği

Dış borçlanma özellikle ekonomik performansları düşük ve kaynak yetersizliğine sahip gelişmekte olan ülkelerin başvurduğu bir finansman yöntemidir. Gerek gelişmekte olan ülkelerin gerekse gelişmiş ülkelerin dış borçlanmaya giderek ülke ekonomilerine bir ivme kazandırma çabalarına yıllar boyunca rastlanmıştır. Ancak kimi ülkeler dış borçlanmayı etkin bir şekilde kullanırken, kimileri ise aynı etkinliği sağlayamamıştır.Bu çalışmada, dış borçlanma, Türkiye'nin dış borçlarındaki gelişmeler, dış borcun sürdürülebilirliği ve etkileri incelenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) 1970 sonrası dış borçlarındaki gelişmeler, borç krizinin nedenleri ve Türkiye'de 1970'li yılların sonlarında ortaya çıkan borç krizi, 1980 sonrası gelişmeler ve dış borç göstergelerindeki gelişmeler üzerinde durulmuştur.1989 yılında 32 sayılı karar ile Türk parası konvertibl (yabancı paralar karşısında sınırsız değiştirilebilir) duruma getirilmiştir. Bu kararla birlikte firma ve kuruluşların dövizle borçlanmalarına olanak sağlayan bir uluslar arası finansal serbestleşme dönemine girilmiştir. Yüksek reel faizler ve değerli TL, kısa vadeli sermayeye uluslar arası piyasalardan daha yüksek getiri olanağı sağlamış ve ülke yatırımlara dönüşmeyen, yüksek karlar elde edip kısa sürede yurt dışına kaçan spekülatüf sermaye akımına uğramıştır. Buna bağlı olarak 1989 sonrası özel sektörün dış borçlanması hızla artmıştır.Dış borçların sürdürülebilirliği kavramı, özellikle 1980'lerde çığ gibi büyüyen dış borç kullanım oranlarının, birkaç sanayileşmiş ülkenin sürekli olarak yaşadığı cari işlemler dengesi açıklarının ve GOÜ' lerin yaşadıkları dış borç krizlerinin etkisi ile önem kazanmıştır.Anahtar Kelimeler: Dünya Borç Krizi, Dış Borç Sürdürülebilirliği, Zamanlararası Geri Ödeme Yeteneği, Eş Bütünleşme, Birim Kök, Türkiye

Borç kriziBorçlanmaBorçlanma yönetimi+9
Ahmet Turgut Akkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects