Terrorism

233 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Afganistan

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra savaş suçlularının yargılanması için Nüremberg ve Tokyo Uluslararası Askeri Ceza Mahkemeleri galip devletler tarafından kurulmuştur. Bu mahkemeler galip devletler tarafından kurulduğu için birtakım eleştirilere maruz kalsa da uluslararası hukukun gelişmesi konusunda sağladığı katkılar neticesinde günümüzde hukukçular tarafından olumlu gözle bakılmaktadır. Bu çalışmada, iki mahkemenin ardından Eski Yugoslavya ile Ruanda ve diğer ad hoc niteliğine sahip uluslararası ceza mahkemelerinin BMGK'nin aldığı kararlarla kurulmuş olması, UCM'nin kurulma sürecinin hızlanmasına neden olmasıyla beraber önemli rol oynadığına değinmektedir. Aynı zamanda UCM'nin bağımsız, evrensel ve daimi olmasına ve içerdiği suçları işleyen kişiler hakkında ve tabi oldukları ülkelerde sürdürmüş olduğu davalara da yer verilmektedir. Diğer yandan Afganistan'da Sovyetler Birliğiyle yaşanan çatışmalar, bitmeyen iktidar kavgası ve 11 Eylül terör saldırılarından sonra gündeme gelen gelişmeler ele alınmasıyla birlikte Taliban'ın tekrar hükümete karşı başlattığı silahlı mücadeleri ve çatışmalar sırasında taraf olan bütün taraflar tarafından işlenen ağır suçlar incelenmektedir. Bu amacı göz önünde tutarak, Afganistan UCM'nin bir taraf ülkesi olarak Savcılık Bürosu tarafından öne sürdürülen ön incelemeler karşısında barış ve adaletin sağlanması için hukuki yükümlülüğü gözden geçirilmektedir. Aynı zamanda Afganistan'da barış, güvenlik, istikrarın neden sağlanamamasına ilişkin ve hükümet kurumlarına devam eden yolsuzluğa değinilmeye çalışılmaktadır. Anahtar Sözçükler: Uluslararası Ceza Mahkemesi, Roma Statüsü, Afganistan, Taliban, 11 Eylül Terör Saldırısı ve ABD.

11 Eylül 2001 olayıAfganistanTaliban+3
Khangul Rahımı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de narko terörizm ve uluslararası düzeyde uyuşturucu ile mücadele

Terörizm ve terör olayları ülkeler açısından farklılıklar gösterse de birçok ülke için tehlike ve tehdit unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Terör olayları ilk olarak insanoğlunun var oluşu ile birlikte Habil ve Kabil kardeşlerinin birbirleri ile olan mücadeleleri ilk örnek olarak sunulabilir. Toplumlar oluştukça devlet yapıları ortaya çıktıkça terör olguları bağımsızlık mücadeleleri bir takım iç savaş ve yıkımlara neden olmuştur. Bu çalışmada terörizm, terör örgütleri ve ülkemizde faaliyet te bulunan narko terör yapısı incelenmeye çalışılmıştır. Dünya'da ve ülkemizde üretimi bir şekilde gerçekleşen veya transit güzergâh üzerinde olan ülkemiz coğrafyası kullanılarak geçişi sağlanan uyuşturucu maddelerine karşılık nasıl ve ne şekilde önlem alınacağı üzerine durulmaya çalışılmıştır. Ülkemizde uyuşturucu ile mücadele kapsamında adli kolluk görevi bulunan Emniyet teşkilatı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın yapmış olduğu hem kendi birimlerince hem de ortaklaşa koordineli bir şekilde bu mücadelede ele geçirilen ürünlerin yakalamaları incelenmiş olup; eksik yanları ele alınarak daha hızlı ve etkin yakalama önerileriyle sonuçlandırılmıştır. Uyuşturucu ile mücadele noktasında sadece ülkemiz kendi organları ile değil uluslar arası düzeyde Avrupa devletleri ve diğer Dünya devletleri ile koordineli bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir. Ülkeler arası oluşturulan anlaşmalar ile uyuşturucu ile mücadele noktasında hızlı ve etkili müdahaleleri ile etkinlikleri artırmaya çalışılmaktadır.

Kolluk örgütleriNarkotik suçlarNarkotikler+3
Canan Altıntaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de terörizm ve terörist profili

Terörizm insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Mağduriyet algılamaları ile toplumun farklı kesimlerindeki eşitsizlik anlayışına bağlı hak arama yöntemi olarak terörizm ve şiddet, sorunlara çözüm bulmak adına sıkça başvurulan yöntem olmuştur. Ortaya koyduğu korku sayesinde de varlığını sürdürmüştür. Terörizm son yıllarda devletlerin karşılaştıkları en önemli sorunların başında gelmiştir. Ulusal veya bölgesel düzeyde başlayan terör faaliyetleri gelişen teknoloji ile birlikte uluslararası bir nitelik kazanarak devletlerin tek başına üstesinden gelebilecek boyutları aşmış bulunmaktadır. Terörizm öznel ve nesnel açıdan sürekli değişim geçiren, kendisini yenileyen dinamik bir yapıdır. Durağan kalıplar içerisine hapsedilerek tanımlama ve terörizm ile mücadele edilemez. Terörizm ile mücadelede hukuki çerçeveye bağlı kalınarak ABD ve AB tarafından hazırlanan terör örgütleri listelerinin objektif ve genişletilerek hazırlanması önemlidir. Terörizm mağduru ülkelerde kendi terörist örgütlerini bu listelere aldırma mücadelesi içerisinde olmalıdır. Terörizm sadece güvenlik sorunu olarak algılanmamalıdır. Güvenlik sorunu yanında sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları olan büyük bir sorundur. Bu nedenle terörizmi doğuran ve besleyen siyasal ve kültürel zeminin çok iyi tahlil edilmesi ve ortaya konulması gerekmektedir. Terör hareketlerinin temelinde sosyal, psikolojik, siyasal ve ekonomik faktörlerin etkili olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır. Terör örgütleri toplumdaki farklılıkları ve sorunları kullanarak kendi propagandalarıyla kitleleri motive ederek, örgütlerine eleman ve yaptıkları eylemlere taban kazandırabilmektedirler. Propaganda taktik metotlarını kitle iletişim araçları ile profesyonelce kullanarak kendilerine ve eylemlerine meşruiyet kazandırma çabası içerisinde bulunmaktadırlar. Terörizm ile mücadele kapsamında son zamanlarda terörist ile mücadele yanında terörist profili çalışmaları yapılmaktadır. Çok yeni olan bu teknik terör sorununu anlamada ve sorunun çözümüne yönelik sağlıklı politikalar üretmede büyük önem taşımaktadır. 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında dünya genelinde çok tartışılan El Kaide terörünün Türkiye uzantısı ve yapılanmalarının profili bu çalışma ile incelenmeye çalışılarak, örgütle mücadele ve çözüm yöntemlerine katkı sağlayacak doğru tespitlere ulaşabilmek amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Terör, Şiddet, Propaganda, Medya, Profil.

Kişilik profilleriKişilik özellikleriTerör+4
Kadir Esen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Terörizmin finasmanı ile mücadelede finansal istihbaratın rolü

Bilgi teknolojilerindeki gelişmeler, toplumsal hayatın birçok alanında olduğu gibi finansal piyasalarda da birtakım yenilikler meydana getirmiştir. Söz konusu yenilikler, ticari hayata ve finans sektörüne hız, kolaylık, düşük maliyet, vb. avantajlar sunmakla birlikte, çeşitli suç örgütleri yanında terör örgütleri açısından da cazip araçları ortaya çıkarmıştır. Özellikle 11 Eylül 2001 terör saldırılarından sonra önem kazanan terörizmin finansmanı ile mücadele konusu, terörizmle mücadele sürecine yeni bir anlayış sunmuş; mücadelenin yönünü, teröristlerin elimine edilmesinden, terör örgütlerinin finansal kaynaklarının yok edilmesine çevirmiştir. Terör örgütleri açısından, finansal kaynaklar hayati önem taşımaktadır. Yasal ve yasal olmayan yöntemlerle finansman sağlayan terör örgütleri, elde ettiği fonları çeşitli yöntemlerle transfer edebilmekte; böylece eylemlerini ve örgütsel varlıklarını devam ettirebilmektedir. Bu kapsamda, önceden beri karapara aklama başta olmak üzere çeşitli suç gelirleriyle mücadele etmekte başvurulan finansal istihbaratın çalışma alanı, terörizmin finansmanı ile mücadeleyi de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Terörizmle mücadelede, özellikle de terörizmin finansmanı ile mücadelenin ne derece önemli olduğu ve bu süreçte finansal istihbaratın nasıl katkı sunduğu konularını araştırmak üzere yürütülen bu çalışmada, terörizmle mücadelede bilgi ve tecrübe sahibi uzman ve akademisyen şahıslara uygulanan yarı biçimsel mülakat yöntemiyle elde edilen veriler, betimsel sistematik analiz yöntemiyle incelenmektedir. Elde edilen sonuçlara göre, terörizmin finansmanı ile mücadelenin çok önemli bir işleve sahip olduğu, ancak bu konuda henüz ulusal ve uluslararası alanda yeterli seviyede koordinasyon ve işbirliğini içeren bir eşgüdümün bulunmadığı zamanların olabildiği, bunda terörizmin tanımının net olarak yapılmamasının da etkili olduğu, finansal istihbarat alanında faaliyet gösteren kamu görevlilerinin muhasebe ve finansman konuları başta olmak üzere çeşitli bilgi birikimleri, tecrübe ve kişisel bazı özellikler doğrultusunda daha faydalı olabileceği, finansal istihbarat birimlerinin daha esnek, dinamik, özerk, proaktif ve multi-disipliner bir yapıda faaliyetlerini yürütmelerinin daha başarılı sonuçlar doğurabileceği gibi sonuç ve değerlendirmelere ulaşılmıştır.

Ekonomik istihbaratFinansmanTerör+2
Mehmet Özgür Altun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Arap medyasında 15 Temmuz Darbe Girişimi

Medya, çağımızda kalabalık kitleleri yönlendirilebilen önemli bir güçtür. Medya, yeri geldiğinde devletlerinin ideolojik aygıtı olarak da görev yapmaktadır. 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde de yaşanan olaylar farklı medya kuruluşlarında farklı yaklaşımlarla sunulmuştur. Arap dünyası çok geniş bir coğrafya olduğu için Arap ülkelerindeki yüzlerce medya kuruluşlarında tek bir bakış açısı görmek doğal olarak mümkün değildir. Biz tezimizde internetten Arapça yayın yapan bazı internet haber sitelerinin 15 Temmuz darbe girişimine yaklaşım tarzlarını ele aldık. Bu kapsamda BBC Arabic, el-Ehrâm, Arabic 21, el-Cezire, el-Âlem, el-Arabiyye gazeteleri taranarak oluşturduğumuz bu çalışma bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde FETÖ yapılanmasının tarihsel sürecine değinilmiş, birinci bölümde başarısız darbe girişiminin ilk 24 saati ve beraberindeki ilk birkaç haftasında yaşananların söz konusu haber sitelerindeki yansımaları ele alınmıştır. İkinci bölümde, darbe sonrası bir aylık süreç irdelenmiş, bu bağlamda OHAL, kamu kurumlarının terörle bağlantılı unsurlardan temizlenmesi, işkence iddiaları ve darbe girişimi ile doğrudan ya da dolaylı olanların yargılanması, üçüncü bölümde Arap ülkelerindeki belli başlı medya mensuplarının ve yöneticilerin darbe girişimine dair yorumları ve değerlendirmeleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde konu ile alakalı farklı değerlendirmeler içeren 30'a yakın köşe yazısı yer almıştır. Sonuç bölümünde ise çalışma sonucunda elde edilen veriler maddeler halinde sıralanmıştır.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAraplarAskeri müdahale+3
Ayla Sunar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde terör korkusu ve güvenlik algısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Terörizm insanlarda korku atmosferi yaratmak için planlanan şiddet veya şiddet tehdidi olarak belirtilmiştir. Terör eylemlerinin amacı hasar, yaralanma ve can kaybı gibi kısa dönemde kendini gösteren etkilerinden ziyade toplumda yaşayan bireyler üzerinde oluşan uzun dönemli psikolojik etkilerdir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin terör korkusuna ilişkin algıladığı boyutları belirlemek ve bu boyutların algılanma düzeylerini ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada üniversite öğrencilerinde terör korkusu ve güvenlik algısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Gaziantep'te eğitim gören 328 üniversite öğrencisine anket uygulanmıştır. Araştırma kapsamında üniversite öğrencilerinin terör eylemlerine ilişkin ''güvenlik algısı' ve '' terör korkusu'' olmak üzere iki farklı algıya sahip oldukları görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin terör korkusu ve güvenlik algılarının kısmen yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlara göre tüm boyutlarda cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ortalamalara bakıldığında erkeklerin güvenlik algısı düzeyinin kadınlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Kadınların da terör korkusu düzeyinin erkeklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Lisansüstü öğrencilerinin, lisans öğrencilerine göre terör korkusunu daha yüksek düzeyde algıladıkları görülmüştür. Ayrıca orta düzey geliri olan katılımcıların diğer katılımcılara göre daha düşük düzeyde terör korkusu algıladıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra anne ve babayla yaşayan katılımcıların, eş ve çocuklarla yaşayan katılımcılara göre daha yüksek düzeyde güvenlik algısına sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Daha önce bir terör eylemine şahit olmuş kişilerin böyle bir duruma şahit olmamış kişilere göre daha yüksek düzeyde terör korkusu ve daha düşük düzeyde güvenlik algısı yaşadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca herhangi bir yakını terör eylemlerinde akrabası veya yakını mağdur olmuş kişilerin terör korkusunu nispeten daha yüksek düzeyde, güvenlik algısını da nispeten daha düşük düzeyde algıladıkları görülmüştür. Sonuç olarak terör olgusunun üniversite öğrencilerinin olumsuz bir şekilde etkileyerek tedirginlik oluşturduğu görülmüştür. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kolluk kuvvetlerinin koruyucu ve önleyici operasyonları sayesinde bu öğrencilerin kendilerini güvende hissettikleri de anlaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle üniversite öğrencilerinin terör ve güvenlik algıları incelendiği bu çalışmada öğrencilerin terör korkusu orta düzeyde ve yüksek eğilimli olduğu görülmüştür. Ancak terörle mücadele kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin aldığı önlemler ve güvenlik tedbirlerinin de öğrencilerin güvenlik algısını bir o kadar artırdığı sonucu elde edilmiştir.

GüvenlikKorkuTerör+3
Ebru Apaydın Erdem
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Emperyalizm ve terörizm ilişkileri; Orta Amerika ve Güney Amerika örneği

Emperyalizm, bir ulusun diğeri tarafından ekonomik ve bazen askeri kontrolünün meşruiyetini destekleyen ideolojik bir terim iken, sömürgecilik, emperyalizm ideolojisinden gelen ve esas olarak bir grup insanın yeni bir ülkeye yerleşmesiyle ilgili bir uygulama biçimidir. Bugün sömürgecilik sona ermiş gibi görünse de, Amerika gibi Batılı uluslar, diğer ulusların kalıcı ekonomik sömürüsü yoluyla zenginliklerini ve güçlerini artıran emperyal eylemlere katıldıkça, emperyalizm hala devam etmektedir. Terör, şiddet içeren ve bu özelliğiyle siyasetin en korkunç yöntemidir. Terör, planlama, uygulama ve sonuçları itibariyle insanlık tarihinde acılara, afetlere ve gözyaşına neden olmuştur. Tüm bu olumsuz sonuçlara rağmen terör günümüzde emperyalist devletler tarafından bir siyaset biçimi olarak aktif olarak kullanılmaktadır. Bölgesel ve küresel hegemonya kurmak isteyen emperyalist güçler, terörizmi açık ya da örtülü olarak kullanmakta ve desteklemektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı; Orta Amerika ve Güney Amerika ülkelerinin günümüzde yaşamış oldukları iç çatışmalar ve terör faaliyetlerinin, bölgedeki egemen güçler tarafından nasıl kullanıldığını ülke örnekleri üzerinden incelemektir. Çalışmada Peru, Şili, Meksika, Kolombiya ve Venezuela ülkelerinde faaliyette bulunan terör örgütleri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, emperyal güçlerin politikaları sonucunda, hedef ülkelerde istikrarsızlaşmaların olduğu görülmüştür.

Amerika Birleşik DevletleriEmperyalizmGüney Amerika ülkeleri+5
İsmail Çakmak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşının bölge halkına etkileri ve çözüm önerileri (Suriye'de Arap Baharı)

Ortadoğu'nun gidişatını tüm yönleriyle değiştiren bir kriz olarak tanımlanan Arap Baharı, 2011 yılından itibaren Arap ülkelerinde halkın ayaklanmalarına neden olarak ülkedeki birçok liderin ve yönetimin devrilmesine neden olmuştur. Halkın başlatmış olduğu bu ayaklanmalar büyüyerek devam ederek iç isyanlara dönüşmüştür. 7 yıldır bir türlü sonlandırılamayan iç isyanların en kanlı sahneleri ise Suriye'de yaşanmıştır. Ortadoğu'da tüm ezberleri bozan Suriye iç savaşı, bölgedeki terör örgütlerinin durumdan istifade ederek bölgedeki toprakları işgal etmelerine neden olmuştur. 2013 yılından itibaren Suriye iç savaşına dâhil olan terör örgütleri arasında Irak Şam İslam Devleti (İŞİD) ve Ad-Dawlah Al- İslamiyah Fil Irak Wa Ash-Sham (DEAŞ) gibi gruplar yer almaktadır. İŞİD terör örgütü bölgede kısa sürede yükselişe geçerek, jeopolitik olarak öneme sahip olan bölgeleri hâkimiyeti altına almayı başarmıştır. İŞİD terör örgütünün önemli liderlerinden olan Ebu Bekir El Bağdadi, 2014 yılında İslam Devleti'nin kurulduğunu açıklayarak halifeliğini ilan etmiştir. İŞİD'in hâkimiyetinde olan bölgelerde zamanla toplumsal sorunlar yaşanmakta olup, terör örgütünün yapmış olduğu şiddetsel yönetimle sonucunda yaklaşık 14 milyon insan bölgeden göç etmek zorunda kalmıştır. Anahtar Sözcükler: İŞİD, Ortadoğu, Suriye, Terörizm, Türkiye

Arap BaharıSavaşSuriye+4
Abdulhannan İbiş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

TE-SAT raporları çerçevesinde Avrupa Birliği'nin terörizm olgusuna bakışı

Bir olgu olarak terörizm, insanlık tarihi kadar eskidir. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi (DTM) ve Pentagon binasına yönelik düzenlenen terör saldırıları ile birlikte terörizm, küresel bir boyut kazanmıştır. 1960 ve 1970'li yıllardan itibaren ise bu olgu, hem Avrupa hem de Avrupa Birliği (AB) için de ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamıştır. Bu olgu, tüm insanlık için küresel bir tehdit olarak günümüzde de varlığını sürdürmeye devam etmektedir. 11 Eylül saldırılarından önce, AB ve üye devletleri, terör tehditlerine karşı tam anlamıyla hazırlıklı değillerdi. Ancak, 1990'lı yıllardan sonra AB üye devletleri arasında terör konusunda iş birliği ve koordinasyonu sağlamak amacıyla AB tarafından "Avrupa Birliği Kolluk Kuvvetleri İş Birliği Ajansı (Europol)" kurulmuş ve bu kurum, 1999 yılında tam anlamıyla faaliyete geçmiştir. AB, Madrid (2004) ve Londra (2005) terör saldırılarının ardından yeni, potansiyel ve küresel terör tehditleriyle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bu tür tehditlerin üstesinden gelebilmek için AB bir araç olarak çeşitli stratejiler, programlar, planlar ve belgeler geliştirmiştir. AB'nin terörle mücadele politikalarındaki temel araçlarından biri ise, Europol tarafından 2007 yılından itibaren yayımlanan "Terörizm Durum ve Eğilim Raporları (TE-SAT Raporları)" olmuştur. Bu Yüksek Lisans Tezinin amacı, AB'nin terörizme bakış açısını TE-SAT Raporları çerçevesinde ortaya koymaktır. Bu Raporlar, AB'nin yıllık terörizm durumunu ve eğilimlerini göstermek için AB üye devletleri ve diğer ilgili aktörler tarafından sağlanan nitel ve nicel verilerden oluşmaktadır. Bu Raporlar'ın terörle mücadeledeki kilit rolü, Europol'ün AB'nin terörle mücadele politikaları özelindeki iş birliği ve koordinasyon işlevini yansıtmasıdır.

Avrupa BirliğiAvrupa güvenlik sistemiGüvenlik+7
Burak Adıyaman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

ASALA terörü ve Türk diplomatları

Bu tez çalışmasının temel amacı, ASALA terör örgütünü tüm boyutlarıyla incelemek olmuştur. ASALA terör örgütü Ermeni meselesinden ayrı düşünülemeyeceği için genel Ermeni terörü içinde ASALA'nın farkları ve özellikleri araştırılmıştır. Çalışmanın hazırlanması esnasında özellikle Türk – Ermeni ilişkileri üzerindeki hakim literatür taranmış ve temel metodoloji olarak, değerlendirme kısmı ve tezin tüm bölümlerinde sonuç elde etmek, genel yorumlar yapma argümanı kullanılmıştır. Bu bağlamda kavramsal bir çerçeve oluşturmak için tezin birinci kısmında terör, terörizm kavramları üzerinde durulmuş, Ermeni meselesi Ayastefanos Antlaşması'ndan 1915 olaylarını kapsayacak şekilde genel olarak açıklanmıştır. Çalışmanın bu kısmında, ikinci kısmında muhtevaya girilerek açıklanacak olan ASALA terör örgütünün tam olarak anlaşılması için Ermeni komita hareketleri ile genel Ermeni terörü üzerinde de ayrıntıyla durulmuştur. Tezin ikinci kısmında ise ASALA'nın diğer Ermeni terör hareketlerinden farklarını ortaya koymak ve özelliklerini araştırmak amaçlanmıştır. Bu noktada ASALA terör örgütünün kuruluşu, yapısı, diğer Ermeni terör örgütlerinden farkları, gerçekleştirdiği eylemler, PKK terör örgütü ve ulus-devletler ile ilişkileri belirtilmiştir. Çalışmanın bu kısmında Ermeni terörüne kurban verilen Türk şehitleri üzerinde durulmuş ve 20. yüzyılın son çeyreğinde yaşanan Ermeni terör olaylarının ilki ve sonuncusu üzerinde ayrıntılı çalışma yapılmış ve özellikle ölümle sonuçlanan eylemler ve bu eylemlere karşı tepkiler ele alınmıştır. Çalışma, ASALA özelinde olan ancak genel bir terörizm analizi de içeren değerlendirme bölümü ile sonlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Terör, Terörizm, Ermeni Sorunu, ASALA, Şehit Diplomatlar

ASALAErmeni sorunuErmeniler+4
Soner Demir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Terörizmin az gelişmişliğe etkisi: Türkiye ve Nijerya'nın karşılaştırılmalı analizi

Bu araştırmada Türkiye ve Nijerya özelinde terörizmin az gelişmişliğe etkisi araştırılmıştır. Terörizmin az gelişmişliğe etkisinin her bölgede aynı olup olmadığı sorusu üzerinden hareket eden bu çalışma aynı zamanda ülkelerin siyasi, sosyal ve ekonomik yapılanmasının terörle mücadelede ki etkisinin üzerine odaklanmıştır. Terörizmin türlerinin arasında yıkıcılık açısından oluşan farklılıklar da ayrıca sorgulanmıştır. Bu çalışmanın iddiası hangi türü olursa olsun terörizmin aynı olumsuz etkiyi ortaya çıkardığı yönündedir. Çalışmanın ilk aşamasında konu ile ilgili kaynaklar taranarak, literatür taraması yapılmıştır. İkinci aşamada ise 2014-2022 yılları arasındaki Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaşanan olaylar, birebir gözlemler ve basından toparlanan gerçek olaylar üzerinden analiz edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda terörizmin az gelişmişliğe net bir şekilde etkisi olduğu, oluşan etkinin ülkenin geneline yayılması ya da bir bölgede sınırlı kalmasının mümkün olduğu bu durumada ülkenin siyasi , sosyal ve ekonomik yapısının neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada örnek olarak seçilen dini istismar eden terör örgütü olan Boko Haram ve etnik yapıyı istismar eden terör örgütü olan PKK'nın terörizmin iki farklı türünün temsilcisi olmasına rağmen etki ettiği alanlarda aynı olumsuz etkileri oluşturduğu tespit edilmiştir. Terörizmin hangi türü olursa olsun etki ettiği alanda oluşturduğu etki aynıdır. Sosyal, siyasal ve ekonomik durumu bozduğu aşikardır.

Boko HaramPKKTerörizm
Hakan Kavuncu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-kültürel strateji ve projelerin PKK ile mücadelede etkisi

Türkiye yaklaşık 30 yıldır ulusal güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı ve bölücü terörle mücadele etmektedir. Bu mücadelede her iki taraftan kaç kişinin öldüğü, kaç kişinin yaralandığı ve maliyetinin ne olduğu net olarak bilinmemektedir. Terörle mücadelede başarı için ortaya konan kavramlar ve stratejiler uygulamada ne kadar karşılığını bulduğu ise tam bir tartışma konusudur. Terörle mücadele adına son yıllarda özellikle sosyo-kültürel alanlarda bölge halkına yönelik çalışmalar dikkati çekmektedir. Bu çalışmada, günümüze kadar sosyo-kültürel alanda ayrılıkçı ve bölücü terörün önlenmesi maksadıyla ortaya konmuş projeler; raporlar, istatiksel veriler, üst düzey devlet yetkililerinin yazılı ve sözlü beyanları ışığında analiz edilmiş, başarı durumları belirlenmiş ve bu alanda yapılması gereken projeler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma neticesinde terörü önlemeye yönelik ortaya konan sosyo-kültürel projelerin terörü önlemede olumlu yönde etkili olduğu ancak tek başına yeterli olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Terörle mücadele, Strateji, Sosyo-Kültürel

PKKProjelerSosyokültürel etki+6
Mesut Yeşilyurt
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareket çalışmaları ve siyasal şiddet analizi: Hamas örneği

Şiddet literatürü üzerine yapılan bir tarama, kolektif siyasal şiddet analizi için bütüncül bir paradigmatik yaklaşımın ve metodolojinin söz konusu olmadığını göstermektedir. Bu durum araştırmacıların, genellikle, siyasal şiddetin farklı türlerinden birine odaklanarak vakaya özgü yaklaşımlar geliştirmesinden kaynaklanmakta ve netice olarak da kolektif siyasal şiddet analizinde kullanılacak bütüncül bir çerçevenin geliştirilmesini engellemektedir. Bu çalışma, mevcut literatürün eksikliklerini ve sınırlılıklarını geride bırakmaya yardımcı olacak yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu savunmaktadır. Kaynak Mobilizasyonu ve Yeni Toplumsal Hareketler yaklaşımlarının siyasal fırsat yapıları, çerçeveleme süreci, kaynak mobilizasyonu, örgütsel hareketlilik stratejileri, harekete katılım ve kimlik inşası süreçleri gibi kavramsal ve metodolojik araçlarıyla, kolektif siyasal şiddet analizi için gerekli olan bütüncül yaklaşıma katkı sunabileceği savunulmaktadır. Bu yaklaşım, farklı zamansal ve mekânsal koşullarda ortaya çıkan kolektif siyasal şiddetin daha iyi anlaşılabilmesi için gereklidir. Ayrıca çalışmanın vaka analizi olarak, varsayılandan daha karmaşık bir örgütlenme sunan ve mevcut literatürün analizde yetersiz kaldığı Hamas örneği seçilmiştir. Anahtar kelimeler: Kolektif siyasal şiddet, toplumsal hareket çalışmaları, eleştirel terörizm çalışmaları, radikalleşme, Hamas

Hamas örgütüHamas örgütüOrtadoğu+5
Kasım Timur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlenme ve terörizm bağlamında Lozan Barış Konferansı'nda Ermeniler ve sonrasında Ermeni diasporasının faaliyetleri

Bu çalışmamızda, Lozan Anlaşması'nın imzalanması ile hukuken sona eren Ermeni sorununun yaklaşık elli yıl sonra sözde soykırım iddiaları ileri sürülerek terör yoluyla tekrar canlandırılması ele alınmıştır. Ve bu canlandırılmada dünyanın dört bir tarafına dağılmış diaspora Ermenilerinin etkisi incelenmiştir. Ayrıca sonuç çıkarma ve yorumlar yapma temel metodoloji olarak benimsenmiştir. Bu çerçevede ilk olarak terör ve terörizm kavramları hakkında genel bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Aynı bölümün devamında tarihi bir perspektif açısından Ermeni sorunu, Ermenilerin örgütlenmesi ve Ermeni terör hareketleri ele alınmıştır. Daha sonraki bölümde Lozan Konferansında Ermeni sorunu ve bu sorunun Ermeniler hakkında hiçbir hüküm yer almayacak şekilde sonuçlanma süreci anlatılmıştır. Son bölümde ise Ermeni diasporası, örgütlenme ve terörizm bağlamında çalışılmıştır. Bu süreçte sözde soykırım iddialarından hareketle Türkleri hedef alan Ermeni terörü, Ermeni diasporası adıyla yaptığı olaylar, gelişmeler ve sonuçlar açıklanmaya çalışılmıştır.

ASALADiasporaErmeniler+5
Bünyamin Çap
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Terör örgütlerinin algı yönetimi faaliyetleri, PKK örneği

Türkiye'de terörizm uzun yıllar ülke gündemini meşgul etmiş ve halen de etmektedir. Ülke enerjisini terörizme harcayarak siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda hedeflerinin gerisinde kalmıştır. Türkiye'nin terörle mücadelesi güvenlik boyutunda etkili düzeydedir ancak terörle mücadelede çok boyutlu ve etkin mücadeleyi sürekli kılamaması nedeniyle terör, Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Terörizmin değişen dünya şartlarına göre nasıl bir değişim ve dönüşüm geçirdiği, iletişim ve teknolojiden yararlanma kabiliyetleri, propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerini kullanma biçimleri ele alınmıştır. PKK/KCK Terör örgütü özelinde terörizmin psikolojik boyutu ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada PKK/KCK Terör örgütü hakkında temel bilgilere yer verilmiş, ayrıntılara girilmemiştir. PKK/KCK Terör örgütünün propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerindeki amacı, stratejileri, araç ve yöntemleri ele alınmıştır. Nitel ve Nicel araştırma yöntemleri ile ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. PKK/KCK Terör örgütü ile ilgili olarak alan çalışmalarından örnek olay/durum/tutumlarla, algı yönetimi faaliyetlerinin toplumsal hayata yansımaları ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Pkk, Terör, Propaganda, Algı Yönetimi

Algı yönetimiPKKPropaganda+5
Hilmi Telci
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

IŞİD Terör Örgütü'nün Türkiye'ye yönelik propaganda faaliyetleri ve yabancı teröristler

Günümüzde kavramsal olarak tanım sorunu yaşayan terörizmin varlığını devam ettirebilmesi adına yaşadığımız yüzyıla özgü bir takım yöntemler belirlediği dikkat çekmektedir. Özellikle bilgi teknolojileri çağında yaşadığımız düşünüldüğünde İslami referanslı radikal terör örgütlerinin gelişen teknolojiyle birlikte etkinlik alanlarını sanal ortamlara taşıdıklarını görmekteyiz. İşte bu bağlamda IŞİD'in dijital dünyayı Türkiye merkezli propagandasını oluşturması bakımından nasıl kullandığına dikkat etmek gerekmektedir. Çünkü terör örgütlerine insan kaynağı akışını sağlayan temel argüman propagandadır. Günlük hayatta sıkça kullandığımız sosyal medya bir zaman sonra terör örgütlerinin elinde çok tehlikeli bir silah haline dönüşebilmektedir. Bu bağlamda örgütün Türkiye propagandasını internet ortamında yayınladığı ve içeriğini modern kültür kodlarına göre dizayn ettiği 7 sayılık dijital Konstantiniyye Dergisi oluşturmaktadır. Örgütün dergi içeriğinde referans aldığı temel İslami kavramlardan olan cihat, hicret, şehitlik düşünüldüğünde karşımızda selefi ideolojinin yansımalarıyla sistematize olmuş bir terör örgütünün yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Bütün bunların yanında örgütün önemli bir seviyede insan kaynağını oluşturan yabancı teröristlerin radikalleşme süreçleri üzerinde de bu propaganda yönteminin son derece önemli olduğu söylenebilir. Sorunun doğru analiz edilerek çözümün de bu bağlamda geliştirilmesi tıpkı çilingir misali kilidin yapısına uygun anahtar üretilmesi bakımından önemlidir.

IŞİDKonstantiniyye dergisiPropaganda+7
Özkan Dede
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

PKK'nın hâkimiyet stratejisinde şiddet kullanımı

Terör ve terörizm genel olarak baskı ve korku ile güvensizlik atmosferi oluşturarak halkı siyasi otoriteyekarşı caydırmaya çalışmaktır. Bu güvensizlik ortamında hem açık amaçlarını hem de gizli amaçlarına ulaşabilmek için şiddet kullanımını tercih eden bu tip illegal organizasyonlar hem halka hem de siyasi otoriteye karşı bu yöntemi kullanmaktadır. Bu açıdan bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin uzun yıllardır karşı karşıya kaldığı terörizm faaliyetleri birçok olumsuz sonuçlara sebep olmuştur. Terör örgütü PKK'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik yapısını, birlik beraberliğini, ekonomisini ve huzur ortamını hedef alan birçok eylemi olmuştur. Örgüt zaman içerisinde bu tür terör eylemlerini gerçekleştirerek silahlı mücadelenin yanında siyasallaşma çabasının da olduğugörülmektedir. Örgüt silahlı eylemler ve baskılar neticesinde baskı altında tuttuğu bölge halkının desteğini alarak siyasi anlamda amaçlarına ulaşmaya hedeflemiştir. Terör örgütü bu siyasallaşma sürecinde ortaya çıktığı coğrafyanın etnik anlamda temsilcisi olduğunu öne sürerek Kürt kökenli vatandaşları etkisi altına almaya çalışmıştır.

BiyoterörEgemenlikPKK+5
Mahmut Arslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta İslam Devleti Örgütü'nün (IŞID) çıkış ve yayılmasının sebepleri: 2003-2017

Sovyetler Birliği'nin Afganistan'a müdahale ettiği 1980'lı yıllar, Selefilik gibi İslam'ın en radikal yorumu ile hareket eden cihadi örgütlerin ortaya çıktığı dönem olarak nitelendirilmektedir. Bu dönemde birçok Selefi grup ve örgütler tarafından önce Sovyetler Birliği'ne daha sonra A.B.D. ve Batılı ülkelere karşı küresel bir cephe oluşturularak cihat adına savaş ilan edilmiştir. Daha sonra bu küresel cepheye liderlik yapan El Kaide terör örgütünün kurucusu Usame bin Ladin'in yardımı ile günümüzde dünyanın en tehlikeli ve aykırı terör örgütü konumuna gelen ve IŞİD olarak da bilinen İslam Devleti örgütünün 1999 yılında kuruluşunun ilk adımı atılmıştır. Dünyada tek bir Müslüman devletin dahi olmadığı inanışına sahip olan ve yeniden hilafeti öncelikle Ortadoğu'da daha sonra da tüm dünyada canlandırmayı amaçlayan IŞİD, 2003 Irak işgali sonrasında bölgede kendini göstermesiyle birlikte, 2011'de ve ardından devam eden süre içinde, Irak'ın batı bölgelerinde ve Suriye'nin doğusunda geniş bir coğrafyayı işgal edip bu alanlarda hilafeti ilan etmeyi başardı. Ayrıca IŞİD gerçekleştirdiği işgaller neticesinde insan gücü, askeri yeterlilik, mali kaynaklar ve propaganda yönünden yalnızca hâkim olduğu bölgelerde değil aynı zamanda tüm dünyaya korku salan bir tehdit unsuru haline gelmiştir. Bu çalışma, Irak Devleti'nin siyasi tarihinde önemli bir dönem olan 2003'ten 2017 yılına kadar IŞİD'in hilafet ilan ettiği sürece kadar geçen zaman dilimini inceleyerek yerel koşulların örgütün ortaya çıkması, güç unsurlarını bünyesinde toplaması ve yayılmasında oynadığı rolün önemini analiz etmektedir. Bu bağlamda, örgütün yapılanma süreci anlatıldıktan sonra 2003'te ABD'nin Irak'ı işgal ederek Saddam rejimini ortadan kaldırılmasıyla yaşanan istikrarsızlık ortamında Baasçıların kamu kurum ve kuruluşlarından el çektirilmesi,2006-2007 yılları arasında mezhepsel savaşların meydana gelmesi, Sünnilerin siyasal süreçten uzaklaştırılması, 2011 yılında IŞİD'in güç ve otorite boşluğunu avantaja çevirerek Irak ve Suriye'de yükselmesi ve yayılmaya başlaması, Baasçı subayların örgütün yönetim kadrolarında bulunmalarının rolü ele alınarak tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: IŞİD, İslam Devleti, Irak, Suriye, Mezhep, Mezhepsel Savaş, Terör, Terörizm.

IŞİDMezheplerTerör+2
Sarkan Salman Abubaker Abubaker
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1973'ten günümüze katliama maruz kalan Türk diplomatları ve bu katliamların Türk basınına yansıması

1973'ten başlamak üzere 1994 yılına kadar dünyanın çeşitli ülkelerindeki Türk temsilciliklerine ve diplomatlarına yönelik saldırılar olmuştur. Çoğunluğu Ermeniler tarafından düzenlenen bu saldırılar neticesinde birçok değerli Türk diplomatı hayatını kaybetmiştir. Bu çalışmada, "Ermeni Meselesi"nin Türk diplomatlarının katledilmeleri temelinde gündemde tutulması, şehit diplomatlar ve katliamların Türk basınına yansımaları ele alınmıştır. Araştırmada, saldırıların başladığı 1973'ten sona erdiği 1994 yılı aralığında yayımlanan, döneminin gazeteleri incelenmiş, 1973 saldırısının ilk saldırı olması sebebiyle basında geniş bir şekilde yer aldığı görülmüştür. Türk kamuoyu tarafından ilk kez karşılaşılan bu saldırıya gereken hassasiyet ve tepki gösterilmiş, ancak gösterilen bu hassasiyet ve tepki sonraki süreçte giderek azalmıştır. Türk kamuoyunun bu genel tutumu Türk basınına da yansımış ve Türk basınında da saldırıların olağan bir hale geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1973, Ermeni Meselesi, Diplomat, Katliam, Türk Basını.

BasınCumhuriyet tarihiDiplomasi+7
Ali Dalkılıç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Terör örgütlerinin sosyal medyayı kullanımı: IŞİD örneği

Bu tez, terörizm kavramı ve terör örgütleri hakkında bilgiler vererek terör örgütlerinin interneti ve sosyal medyayı hangi amaçlar doğrultusunda nasıl kullandıklarını açıklamayı amaçlamaktadır. İnternetin terör örgütlerine sunduğu avantajları ve terör örgütleri tarafından internet kullanımının devletlerin güvenliğine etkisini de incelemektedir. Teknolojinin her geçen gün gelişmesi, her alanda olduğu gibi bilimsel çalışmalarda da yenilenme ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Son yirmi yılda gerçekleşen bu teknolojik değişim, sağladığı avantajları bir yana, sayısız sorunu da beraberinde getirmiştir. İletişim teknolojisinin en modern hali ise sosyal medya olarak karşımıza çıkmaktadır. Otoriter devletler, terörist örgütler ve muhalif aktörler kendi gündemlerini oluşturmak, rakiplerine veya düşmanlarına karşı içerikler üretmek amaçlarıyla sosyal medya ortamından yararlanmaktadır. Bu eylemleri gerçekleştirmek konusunda ön plana çıkan ise terör örgütü Irak ve Şam İslam devleti olmuştur. Irak ve Şam İslam Devleti'nin medya stratejileri ve sosyal medya platformlarını etkin olarak kullanışı; Batılı devletleri radikalleşme ve radikalleştirme potansiyelini anlamlandırmaya itmiştir. Irak ve Şam İslam Devleti'nin bozguna uğratılmasına rağmen sosyal medya üzerinden propagandanın ve eleman temin etmenin mümkün olması ulusal ve uluslararası güvenliği tehdit etmesi nedeniyle yaratacağı potansiyel tartışılmaya devam etmektedir. Örgütlerin propagandalarını ve bireyleri radikalleştirme sürecini bu kanallar üzerinden yürütmesi, uzun vadede tartışılması gereken bir konudur. Irak ve Şam İslam Devleti'nin dünyanın farklı bölgelerinden yüzlerce kişiyi örgüte dahil etmesi, küresel anlamda elde ettiği başarıyı göz önüne sermektedir. Bu bağlamda, durum Irak ve Şam İslam Devleti'nin başarısının arkasındaki nedenleri araştırmayı zorunlu kılmıştır.

IŞİDSosyal medyaTerör+4
Nur Şima Özden
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Terörı̇zm ve aı̇le araştırmalarının kesı̇şı̇mı̇: Sı̇stematı̇k bı̇r lı̇teratür taraması

Bu çalışma, 2000-2024 yılları arasında yayınlanan 33 hakemli çalışmanın sistematik bir literatür taramasından yola çıkarak radikalleşme, terörizm ve terörle mücadele süreçlerinde ailenin çok yönlü rolünü araştırmaktadır. Terörizmde ideolojinin, siyasi şikayetlerin ve küresel yapıların rolü kapsamlı bir şekilde araştırılmış olsa da, hem risk hem de koruyucu bir faktör olarak ailenin etkisi akademik literatürde nispeten az çalışılmış ve parçalı kalmıştır. Bu araştırma, ailenin radikalleşmeye katılımı ve terörle mücadele ve radikalleşmeyi azaltma çabalarındaki potansiyeli ile ilgili tekrar eden temaları, kavramsal çerçeveleri ve pratik çıkarımları belirlemek için nitel bir meta-sentez yaklaşımı kullanarak bu boşluğu ele almaktadır. NVivo 12 aracılığıyla tematik kodlama kullanılarak dört ana kategori sentezlenmiştir: (1) Radikalleşmede Ailenin Rolü, (2) Terörle Mücadele ve Radikalleşmeden Uzaklaşmada Ailenin Rolü, (3) Terörizm veya Radikalizmi Etkileyen Aile Faktörleri ve (4) Radikalleşmeyi Önlemede Aile. Bu kapsayıcı kodlar içerisinde, ideolojinin nesiller arası aktarımı, duygusal travma, toplumsal cinsiyet dinamikleri, ebeveynlik uygulamaları, ulus ötesi marjinalleşme ve nesiller arası iyileşme gibi alt temalar, ailelerin radikalleş(tir)me yörüngesini etkilediği merkezi mekanizmalar olarak ortaya çıkmıştır. Bulgular, ailelerin bu süreçlerde yekpare aktörler olmadığını ortaya koymaktadır. Bazı bağlamlarda, özellikle nesiller arası şikayetlerin, otoriter ebeveynliğin veya duygusal ihmalin hüküm sürdüğü durumlarda, aşırılık yanlısı ideolojiler için kuluçka görevi görmektedirler. Diğer durumlarda ise aileler, özellikle duygusal kabul, iletişim ve toplumsal katılımın mevcut olduğu durumlarda, dayanıklılık ve yeniden bütünleşme aracıları haline gelirler. Aile aynı anda hem bir kırılganlık alanı hem de bir direnç mekanizması olabilir. Bu ikirciklilik, ailenin risk ya da koruyucu faktör olarak basitleştirilmiş ikiliğine meydan okumakta ve rolünün daha ilişkisel, kesişimsel ve dinamik bir şekilde anlaşılmasını gerektirmektedir. Bu araştırmanın önemli bir katkısı, radikalleşmenin duygusal ve psikososyal boyutlarına vurgu yaparak, aşırıcılığa giden bireysel yörüngelerin genellikle sadece ideolojik inançlar tarafından değil, ailesel kopuşlar, çözülmemiş travma ve kimlik ve aidiyet arayışı tarafından yönlendirildiğini göstermesinde yatmaktadır. Benzer şekilde, başarılı terörle mücadele stratejileri, aileleri gözetim veya zorlama araçları yerine iyileşme, güven ve ahlaki netlik alanları haline gelmeleri için desteklediklerinde en etkili olanıdır. Bu çalışma aynı zamanda, yeterli yapısal veya duygusal destek sağlamadan aileleri radikalleşmeyle mücadele çabalarında araçsallaştırma yönündeki politika eğilimini de eleştirmektedir. Aileleri dönüştürücü potansiyele sahip karmaşık, yaşanmış alanlar olarak kabul eden travma-bilinçli ve toplum-köklü yaklaşımlara doğru bir kaymayı savunmaktadır. Bu nedenle, aile yalnızca radikalleşmenin gerçekleştiği bir bağlam olarak değil, daha geniş terörizm ve dayanıklılık ekolojisinde aktif, gelişen bir aktör olarak anlaşılmalıdır. Bu araştırma, akademik ve politika tartışmalarında aileyi merkeze alarak, şiddete varan aşırıcılıkla mücadelede daha insan merkezli ve sosyal temelli bir yaklaşım sunmaktadır.

AileRadikalleşmeTerörizm
Moch Hısyam Putra
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin 2015-2020 yılları arasında Suriye'nin kuzeyine gerçekleştirdiği askeri operasyonların kuvvet kullanma hukuku bağlamında değerlendirilmesi

Küreselleşen dünyada birçok yeni tehdit ortaya çıkarken eski tehditler de etkisini artırarak devletler için bir sorun olmaya devam etmektedir. Güncel dünya düzeninin ve uluslararası siyasetin en sarsıcı tehditlerinden olan uluslararası terörizm, hem devletler hem de bireyler için tehdit düzeyini giderek artıran bir sorundur. Devletler, uluslararası örgütler ve diğer aktörler uluslararası terörizmle etkin yollar aracılığıyla mücadele etmektedir. Özellikle devletler, hem tek başlarına bir aktör olarak hem de uluslararası örgütler aracılığıyla uluslararası terörizmle birlikte mücadele etmektedirler. Terörizm kavramının ortak bir tanımı dahi yapılamamışken terörizmle mücadele konusunda aktörlerin de doğal olarak farklı fikirleri mevcuttur. Devletler uluslararası terörizmle mücadelede egemenliklerini, vatandaşlarını ve topraklarını korumak için askeri operasyonlar gerçekleştirmekte ve bunu hukuki gerekçelere dayandırmaktadırlar. Zira bir devletin uluslararası arenada gerçekleştirdiği tüm faaliyetlerin temelinde hukuka uygunluk yatmaktadır. Bu bağlamda kuvvet kullanma hukukunun tartışmalı doğası da incelenmesi gereken diğer bir önemli konu olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle devletlerin gerçekleştirdiği sınır ötesi askeri operasyonların hukuki zeminleri de kuvvet kullanma hukuku bağlamında incelenmelidir. Bu hususta terörizmle mücadele kapsamında askeri harekât gerçekleştiren ülkelerden biri olan Türkiye, Suriye'nin kuzeyine beş askeri operasyon gerçekleştirmiştir. Bu kapsamda Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyine gerçekleştirdiği beş askeri operasyonun hukuki zeminlerinin araştırılması bu tezin temelini oluşturmaktadır. Tezin Türkiye'nin gerçekleştirdiği bu beş askeri operasyonun hukuki zeminine katkı sunması amaçlanmaktadır. Gerçekleştirilen bu beş operasyonun kuvvet kullanma hukuku bağlamında değerlendirilmesi ve operasyonların hukuki zeminlerinin araştırılması Türkiye'nin gelecekte uluslararası arenadaki faaliyetlerine de katkı sağlayacaktır.

Askeri harekatlarKuvvet kullanmaKuzey Suriye+7
Simay Sultan Doğan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele: Basel Anti-Para Aklama (AML) Endeksi çerçevesinde bir değerlendirme

Küreselleşme, hızlı gelişen ve değişen finans piyasası, teknolojik ilerlemeler yeni aklama türlerini ortaya çıkarmış, suç örgütleri her geçen gün faaliyetlerini arttırarak toplumları ve ülkeleri tehdit eder boyutlara gelmiştir. Bu durum ülkelerin ekonomik istikrarsızlıklarının yanında; yozlaşma, yolsuzluk, adaleti sağlayamama, kaynakların etkin kullanılamaması ve gelir adaletsizliğine de neden olarak ülkelerin kalkınmasında büyük engel teşkil etmektedir. Günümüzde genel olarak ortaya koyulan çalışmalar ve gündeme gelen konular kara para aklama ve terörizmin finansmanının sadece ekonomik bir konu olmadığını göstermektedir. Bu nedenle aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadelede ekonomik olarak alınacak önlemlerin yanında hukuk, özgürlük, şeffaflık, yolsuzluk gibi konularda da önlemler alınarak mücadelenin yürütülmesi beklenmektedir.

FinansmanKara paraKara para aklama+3
Yusuf Yeşilkaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Terörizm ve istihbarat etkileşimsel dönüşüm

Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle 1990'lı yıllardan itibaren terörizm basit bir kavram ve olgu olmaktan çıkarak küresel ve siyasi bir aktöre dönüşmüştür. Küreselleşme olgusu terörizmi küresel bir güce dönüştürmüş, bunun karşısında ise istihbarat küresel bir misyona, vizyona ve stratejiye sahip olmak durumunda kalmıştır. Bu durumun sonucu olarak 'terörizm ve istihbarat' kavramları küresel terörizm olgusunun güç kazanmasıyla beraber birbirinden ayrılmaz bir yapıda faaliyet göstermeye başlamıştır. Bu faaliyetlerin sonucunda istihbarat ile terörizm arasında döngüsel bir diyagram ortaya çıkmıştır. Terörizm ruhu, mantalitesi, dinamikleri itibariyle bütün klasik istihbarat algılarını ve yaklaşımlarını adeta yerle bir etmiş, istihbarat devrimi kaçınılmaz bir süreç olarak ortaya çıkmıştır. İstihbaratın bu dönüşüm sürecinin her aşamasında bilim ve teknolojinin etkileri görülmüş; araştırma, geliştirme ve inovasyon faaliyetleri ağırlık kazanmıştır. Bu çalışma ile terörizmin etkisiyle istihbaratın yaşadığı dönüşüm sürecinin tüm dinamiklerinin ve bileşenlerinin analiz edilerek sürecin anlamlandırılması amaçlanmıştır. Böyle bir çalışmanın ülkemiz istihbarat disiplinine akademik derinlik katacağı, istihbarat disiplinin gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: terörizm, istihbarat, küreselleşme, teknoloji, analiz.

EtkileşimEtkileşimsel analizEtkileşimsel yöntem+4
Azem Bulut
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects