Mobbing
245 theses under this subject heading
İşyerinde psikolojik taciz
Son yıllarda dünyada ve ülkemizde çalışma yaşamında öne çıkan psikososyal risklerden birisi işyerinde psikolojik tacizdir. İşyerinde psikolojik taciz işyerindeki işveren ya da diğer çalışanlar tarafında mağdura karşı mağduru yıldırmak amacıyla yapılan süreklilik arz eden sistematik psikolojik saldırılardır. Psikolojik saldırıdan anlaşılması gereken mağduru rahatsız etmeye yönelik hakaretlerden küçük düşürücü sözlere kadar mağdura karşı yapılan her türlü olumsuz söz, tutum ve davranıştır. İşyerinde psikolojik taciz, işyerinde ayrımcılık ve cinsel taciz gibi çeşitli kavramlarla benzerlik gösterse de bazı unsurları açısından bu kavramlardan farklıdır. Türk Hukukunda işyerinde psikolojik taciz kavramı öncelikle yargı kararlarına konu olmuş daha sonra çeşitli yasal düzenlemelerde doğrudan yer almıştır. İşyerinde psikolojik taciz ile işçinin iş sözleşmesi çeşitli yönlerden ihlal edilmektedir. İşyerinde psikolojik taciz işverenin gözetme borcuna veya eşit davranma borcuna aykırı davranışları sonucunda meydana gelebilecektir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güveliği Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre işveren işyerinde psikolojik tacize karşı her türlü önlemi almalıdır. İşverenin bu yasal yükümlüklerini ihlal etmesinin çeşitli hukuki sonuçları olacaktır. İşyerinde psikolojik taciz nedeniyle mağdur işçi, işverenden çeşitli tazminat ve alacak taleplerinde bulunabilecektir. Yine işyerinde psikolojik taciz oluşturan fiiller suç oluşturuyorlarsa failler ceza alabileceklerdir. İşyerinde psikolojik tacizin ispatı konusunda yasal düzenlemelere ve yargıtay içtihatlarına göre mağdur işçiye çeşitli ispat kolaylıkları tanınacaktır.
Türkiye'de iş ahlakı ve mobbing uygulamaları
Bu çalışma kapsamında ahlak kavramı, önemi ve sosyal ilişkilerdeki önemi ele alınacaktır. Bu bağlamda ahlak ile birey ilişkisi, ahlak ile toplum ilişkisi, ahlaki gelişim teorileri, iş ahlakı, iş ahlakı teorileri ve iş ahlakına uygun olmayana davranış modelleri mercek altına alınacaktır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise mobbing olgusu ve tarihsel gelişiminin incelenmesi beklenmektedir. Bu kapsamda mobbing türleri, mobbing kavramına benzer kavramlar, süreç ve kademeleri, mobbing'e ortam oluşturan etkenler ile mobbing kavramında taraf olgusunun ele alınması beklenmektedir. Bölüm III kapsamında iş ahlakı ve mobbing ilişkilerinin işletme verimine etkileri incelenecek olup Bölüm IV kapsamında Türkiye'deki mobbing olgusu spesifik olarak incelenecektir.
Mobbing'in çalışanlara ve motisvasyonlarına etkileri: Bir kamu kuruluşunda uygulama
Günümüzde mobbing kavramı işletmeler açısından önem arz etmektedir. Mobbing bir kişinin mevki, güç ya da otorite gibi nedenlerle çalışma arkadaşlarına, astlarına veya üstlerine sergilemiş olduğu olumsuz davranışlardır. Bu davranışlar kişileri işten soğutmaya, yanlış yapmaya, başarılarını engellemeye ve özgüvenlerinde kayıplar yol açmasına yöneliktir. Dünyada ve ülkemizde mobbing kavramı son yıllarda daha da önemli hale gelmiştir. Artan rekabet ortamı içerisinde işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri adına verimliliklerinin yüksek olması gerekmektedir. İşletme bünyesinde yaşanabilecek mobbing olgusu verimliliğin oluşmasında en büyük engeldir. Mobbinge maruz kalan kişi kendini yetersiz görmekte ve huzursuz bir ruh haline girmektedir. Maruz kaldığı davranışlar onun verimliliğini etkilemekte ve işletmeye sağladığı katkıda gerek süreci yavaşlatması gerek hatalı işlerin gerçekleşmesi konusunda etkin olmaktadır. Kişinin mobbing sonrası sergilediği davranışlar çalışma ortamında da yankı bulmakta ve diğer kişilerde de tedirginlik ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan bu tedirginlik sonucunda ise işletme içi motivasyon düşmekte ve yapılan işlerde bireysel verimlilik düşmektedir. Bireysel verimliliğin düşmesi ise işletme verimliliğin düşmesinde temel sebeptir. Bu çalışma ile mobbingin kişilerin motivasyonlarına, kişinin benliğine ve işletmeye etkileri araştırılmaktadır. Mobbing ve motivasyon olgularının sebepleri, mobbinge maruz kalınması durumunda yaşanması muhtemel sonuçlar çalışma ile birlikte ele alınmaya çalışılmaktadır. Çalışma mobbinge farkındalık oluşturmak ve mobbinge karşı önlem almak amacıyla önem arz etmektedir. Çalışmada anket yöntemi ile toplanmış veriler sonucunda ortaya çıkan durum belirtilecek ve hem işletmeler hem de kişiler açısından hem motivasyon hem mobbing konusunda öneriler sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Motivasyon, İşletme
Covid-19 pandemisinde hekim ve hemşirelerde mobbing ve tükenmişlik: Tekirdağ'da bir üniversite hastanesi örneği
Bu çalışmanın amacı Tekirdağ ilinde bulunan bir üniversite hastanesinde hizmet veren hekim ve hemşirelerin COVID-19 döneminde mobbing algısı, tükenmişlik düzeyi ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması 25 Mayıs-25 Ağustos 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde yüz yüze görüşme yöntemi ve çevrimiçi programlar aracılığıyla toplamda 151 hekim ve hemşire ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyo-demografik özellikler ve COVID-19 ile ilişkili sorular bulunan kişisel bilgi formuna ek olarak, Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış iki ölçek kullanılmıştır. Bu Ölçekler; 1. Mobbing algısını ölçmek için Leymann Mobbing Ölçeği (LMÖ) ölçeği, 2. tükenmişlik düzeyini belirlemek amacıyla Maslach Tükenmişlik Ölçeği'dir (MTÖ). Çalışmanın yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığı, çalışmanın yürütüldüğü kurumu ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Girişimsel Olmayan Çalışmalar Etik Kurulu izinleri ve çalışmaya dahil olanların onayları alınmıştır. Verilerin analizi için IBM SPSS 26.00 programı kullanılmıştır. Çalışmaya katılanların %58,9'u kadın, yaş ortalaması 35±10 idi; %49,7'i yüksek lisans ve üzeri eğitime sahipti, %54,3'ü hemşire, %38,4'ü akademisyendi. Katılımcıların çoğunluğu, pandemi koşullarında çalışma koşullarının kötü yönde değiştiğini (%53,0), iş yükünün arttığını (%62,3), hastalığa karşı korku ve endişenin duyulduğunu (%86,1) belirttiler. Çalışma grubundan %83,07'si mobbing davranışına maruz kaldığını, %17,93'ü hiç mobbinge maruz kalmadığını ifade etti. Katılımcıların LMÖ ortalama puanı: 4,64±0,47 idi. Katılımcılar, en çok (%79,31) Mobbing Ölçeği "İletişim Biçimini Engelleme" alt boyutuna (3,85±1,05 ortalamayla "hakkımda dedikodu yapıldı" maddesi) en yüksek mobbing ifadesi; en az (%30,34) "Sağlığa Yönelik Saldırılar" alt boyutuna ve 4,94±0,22 ortalamayla "cinsel tacize uğradım" maddesine maruz kaldıklarını ifade ettiler. MTÖ duygusal tükenmişlik alt boyutu ortalaması 14,93±8,50, duyarsızlaşma alt boyutu ortalaması 6,00±4,42 ve kişisel başarı alt boyutu tükenmişlik ortalaması 13,37±6,93 olarak hesaplandı. Bu değerler katılımcıların düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıklarını göstermektedir. Çalışma grubunun yarısından fazlasının COVID-19 kaynaklı yaşamlarının olumsuz etkilendiği, büyük çoğunluğunun mobbinge maruz kaldığı algısı yaşadığı; grubun düşük düzeyde de olsa tükenmişlik yaşadıkları ancak bunun dışında COVID-19 kaynaklı ortaya çıkabilecek hem mesleki hem sosyal hem de yakın sosyal çevrelerinde kimi olumsuzluklar yaşadıkları saptandı. Bu doğrultuda COVID-19 pandemisi gibi toplumsal olağan dışı durumlara karşı hazırlıklı olmak ve sağlık çalışanlarına sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Tükenmişlik, COVID-19, Üniversite Hastanesi, Sağlık Çalışanları
İş sağlığı ve güvenliğinde psikososyal tehlike ve riskler
Günümüzde iş sağlığı ve güvenliğinin psikososyal boyutu giderek önem kazanmaktadır. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nunda psikososyal tehlike ve risklerin belirlenmesi ve önlenmesi konusuna yeterince önem verilmediği görülmektedir. Literatürde psikososyal tehlike ve risk ayrımı tam olarak yapılamamakla beraber kavramlar iç içe geçmiş durumdadır. Psikososyal faktörlerin iş sağlığı ve güvenliğindeki öneminin net olarak anlaşılamaması, çalışma ortamındaki sorunların gözlemlenmesi ve çözüm bulunması açısından, yetersiz kalınmasına neden olmaktadır. Bir iş yerinde sağlıklı bir çalışma ortamı oluşabilmesi için, bu tehlike ve risklerin, önlenmesi ve belirlenip ortadan kaldırılması zorunludur. Psikososyal tehlike ve psikososyal riskler; stres, depresyon, intihar ve ölüm gibi sonuçlara neden olabilmekte ve işletmenin örgütsel işleyişini bozabilmektedir. Bu çalışmada literatürde, iç içe geçmiş olarak görülen ve bazen birbirinin yerine kullanılan psikososyal tehlike ve risk kavramlarının ayrımının net bir biçimde yapılıp, iki kavram arasındaki farkların ortaya konması amaçlanmıştır. Uygulama kısmında ise, Mersin ilinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın şantiyesinde anket çalışması yapılarak, çalışanların psikososyal tehlike ve risk kavramları hakkındaki bilinç düzeylerini ölçmek ve farkındalık oluşturmak hedeflenmiştir. İstatistiksel analizlerin yapılmasında SPSS Paket programı kullanılmıştır.
Rehberlik öğretmenlerinin mobbinge maruz kalma düzeyleri ile örgütsel sinizm algıları arasındaki ilişki (Bitlis ili örneği)
Bu araştırma, Bitlis ilinde çalışan rehberlik öğretmenlerinin mobbinge maruz kalma düzeyleri ile örgütsel sinizm algıları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla ilişkisel tarama modelinde yapılandırılmış bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Bitlis ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kamu eğitim kurumlarında görev yapan 179 rehberlik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, Cemaloğlu (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Olumsuz Davranışlar Ölçeği, Kalağan (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Örgütsel Sinizm Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde istatistik paket programından yararlanılmıştır. Fark testleri ve korelasyon testleriyle veriler çözümlenmiştir. Araştırmada, rehberlik öğretmenlerinin mobbinge maruz kalma düzeyi; görev ve sosyal ilişkiler alt boyutunda ve olumsuz davranışlar toplam puanında çok düşük düzeyde çıkmıştır. Rehberlik öğretmenlerinin örgütsel sinizm ve duyuşsal sinizm algılarının düşük düzeyde, bilişsel ve davranışsal sinizm algılarının ise orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin mobbinge maruz kalma düzeyleri ile örgütsel sinizm algıları arasında anlamlı, orta ve yüksek düzeyde pozitif yönlü ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Örgütsel Sinizm, Rehberlik Öğretmeni
Psikolojik şiddetin hemşirelerin iş doyumu üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı hemşirelerin uğramış oldukları psikolojik şiddetin iş doyumları üzerine olan etkiyi araştırmaktır. Yapılan birçok çalışmada hemşirelerin uğramış oldukları şiddetin sonuçları görülmekte ve şiddet sonrasında iş doyumlarında olan azalma neticesinde kurumunda etkilendiği görülmektedir. Bu çalışma bir devlet hastanesinde çalışan 234 hemşireye anket uygulanarak yapılmış tanımlayıcı bir araştırmadır. Veri toplamasında Kişisel Veri Formu, Psikolojik Şiddet Ölçeği (PŞÖ), İş Doyumu Ölçeği (İDÖ) kullanılmıştır. İstatistiksel analiz için SPSS 23.0 for Windows programı kullanılmıştır. Değerlendirme sonuçlarının tanımlayıcı istatistikleri; kategorik değişkenler için sayı ve yüzde, sayısal değişkenler için ortalama, standart sapma, minimum, maksimum olarak verilmiştir. Bu çalışmada, hemşirelerin %59,8'i kadın, %50,4'ü evli, %51,3'ü 26-35 yaş arasında, %34,6'sının çocuğu bulunmakta, %56,8'i lisans mezunu, %57,7'si sigara kullanmakta, %16,7'si sürekli ilaç kullanmakta ve %35'i yaşantısından memnun olarak elde edilmiştir. Bu çalışmada hemşirelerin %36,3'ü mesleği isteyerek seçmiş, %55,1'i mesleği değiştirmek istemekte, %83,8'i gece-gündüz karışık vardiya düzeninde çalışmakta, %54,7'si her zaman uyku problemi yaşamakta olduğu tespit edilmiştir. PŞÖ toplam ve alt boyutlarının ortalaması 93,3±26,1, İş Tatminin ortalaması 50,4±11,3' tür. Çalışmada kullanılan ölçekler Shapiro-Wilk normallik dağılım testi ile incelenerek, İş tatmini ile PŞÖ toplam ve alt boyutu puan dağılımlarının normallik göstermediği tespit edildi (p<0,05). Önceki dönemlere göre sağlık çalışanlarına uygulanan her türlü şiddet olaylarının büyük ölçüde artış gösterdiği ve alınan önlemlerin yetersiz olduğu literatürde var olan çoğu çalışmadan elde edilen ortak bir sonuçtur. Bu çalışmada, hemşirelerin cinsiyet değişkeninin 'İş tatmini' toplam, 'İç tatmin've 'Dış tatmin' alt ölçek boyutları ve 'Kişinin itibarı', 'Kendini gösterme ve iletişim oluşumu', 'Sosyal ilişkiler', 'Kişinin sağlığı' ile 'Kişinin yaşam kalitesine ve meslek durumu' alt ölçek boyutları arasındaki anlamlı fark bulunmamıştır. PŞÖ toplam ölçek boyutu puanları ise erkek hemşirelerde kadın hemşirelere göre daha fazla bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hemşire; Psikolojik şiddet; İş Doyumu
İstanbul'daki özel hastanelerde çalışan hemşirelerin mobbing ve tükenmişlik sendromu düzeylerinin tespitine yönelik bir araştırma
İnsan kaynakları yönetiminde mobbing ve tükenmişlik önemli iş psikolojisi konuları arasında yer almaktadır. Sağlık sektöründe özellikle hemşireler olmak üzere insan kaynaklarının mobbing ve tükenmişlik durumları üzerine yapılacak çalışmalar önem arz etmektedir. Bu araştırmada İstanbul' da ki özel hastaneler de hemşirelerin mobbing ve tükenmişlik (duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı) düzeylerini açıklamak amaçlanmıştır. Ayrıca araştırmada mobbing ve tükenmişlik düzeylerinin cinsiyete, medeni duruma, çalışılan tıp bilimleri alanına, yaşa göre anlamlı farklılıklar gösterip göstermediğini belirlemek de amaçlanmıştır. Araştırma İstanbul' daki özel hastanelerde çalışan hemşireler üzerinde yapılmıştır. Araştırma kapsamında 320 hemşireye ulaşılmıştır. Araştırmada hemşirelerin % 52,94'ü ölçüm araçlarındaki soruların tamamına yanıt vermiştir. Veri analizinde tek yönlü varyans analizinden faydalanılmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, mobbing tanımı ve uygulamaları açıklanmaktadır. İkinci bölümde tükenmişlik sendromunun tanımı ve içeriği açıklanmaktadır. Üçüncü bölümde ise çalışma yaşamında mobbing ile tükenmişlik sendromu düzeylerinin tespitine yönelik bir uygulamadır. 320 anketin 22 tanesi eksik ve hatalı bilgiden dolayı elenmiştir. Analizlerin sonucunda mobbing ve tükenmişlik sendromu düzeylerinin çok yüksek olduğu görülmüştür.
Çalışma yaşamında mobbing ve iş tatmini arasındaki ilişki: Kamu kuruluşunda bir uygulama
Mobbingin varlığı iş hayatıyla beraberinde olmasına rağmen ülkemizde son 20 yıllık bir süreçte hissedilen ve tanımı tam olarak yapılmasa da farklı isimlerle literatürde yer almıştır. Sosyal sorunların artmasıyla ortaya çıkan, rekabetin hayli fazla olduğu işletmelerde kişiler arasındaki kutuplaşmasının ve güç mücadelelerinin artması, çalışanın iş yükü ve stresi seviyelerin yükselmesi, kurumlardaki birden bire yapılan değişiklikler ve yasaların yetersiz kalmasıyla, günlük çatışmaların aksine sürekli ve sistematik tutumlarla örgütün iklimini zedeleyerek çalışanlar üzerinde ruhsal ve psikolojik sorunlarla ortaya çıkan bir sorundur. Globalleşmenin sonucunda ortaya çıkan rekabetin, çalışanlarda ısrarcı bir biçimde baskı yaratarak, onları rahatsız eden, korku salan mobbing olgusu ve buna bağlı olarak iş tatmini azalmasıyla çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır. İş tatminin azalmasıyla personel devri ve devamsızlık gibi durumların yönetimler için önemli boyutlara ulaşmakta; toplumun, örgütün ve bireyin sağlık ve refahı için söz konu konularla mücadele etme zorunluluğu önem kazanmıştır. Bu tez çalışmasında, mobbing ile iş tatmini arasından ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, mobbing tanımı ve uygulamaları açıklanmaktadır. İkinci bölümde iş tatmini tanımı ve içeriği açıklanmaktadır. Üçüncü bölümde ise çalışma yaşamından mobbing ile iş tatmini arasındaki ilişkiye yönelik uygulamadır. Bu amaçla, İstanbul ilinde kamu kuruluşunda faaliyet gösteren hizmet sektöründe 310 çalışana anket uygulanmıştır. Analizlerin sonucunda mobbing ile iş tatmini arasında negatif yönlü güçlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mobbing, ĠĢ Tatmini, Psikolojik ġiddet
Meslek lisesinde çalışan öğretmenlerin tükenmişlikleri ile maruz kaldıkları yıldırma davranışlarının incelenmesi: Beykoz örneği
Bu araştırmada mesleki eğitim kurumlarında çalışan öğretmen ve yöneticilerin maruz kaldıkları yıldırma davranışları ile mesleki tükenmişlikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve çözüm önerileri getirmek amaçlanmıştır. Araştırma İstanbul ili Beykoz İlçesindeki meslek liselerinde görev yapan 251 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin tükenmişlik durumlarını ölçmek için "Piers - Herrisen Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmıştır. Maruz kaldıkları yıldırma davranışları için "İş Yerinde Yıldırma Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Öğretmenlerin maruz kaldıkları yıldırma davranışları ve mesleki tükenmişlikleri, cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sayısı, eşin çalışması, eğitim durumu, branş, mesleki kıdem ve okuldaki kıdem değişkenlerine göre değerlendirilmiştir. Verileri analiz etmek için t testi ve One-Way-ANOVA kullanılmıştır. Ayrıca maruz kalınan yıldırma davranışlarının tükenmişlik üzerine etkisi incelemek için regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin maruz kaldıkları yıldırma davranışlarının mesleki tükenmişlikleri üzerinde olumsuz etkisi olduğu belirlenmiştir. Demografik özelliklerden çocuk sayısı arttıkça öğretmenlerin maruz kaldıkları yıldırma davranışlarının artığı tespit edilmiştir. Evli olan öğretmenlerin bekar olanlara göre daha fazla yıldırmaya maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Eğitim durumu arttıkça öğretmenlerin tükenmişliklerinin arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca kültür dersi öğretmenlerinin meslek dersi öğretmenlerine göre tükenmişlik durumlarının daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin mesleki tükenmişliklerinde maruz kaldıkları yıldırma davranışlarının etkili olduğu, fakat tükenmişliği, maruz kalınan yıldırma davranışları ile açıklamanın yeterli olmadığı ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: 1. Psikolojik Yıldırma 2. Yıldırma 3. Duygusal incinme 4. Tükenmilik 5. Stres 6. Kültür Dersi 7. Meslek Dersi
Sınıf öğretmenlerinin maruz kaldıkları yıldırma davranışları, algıladıkları sosyal destek ve mesleki iş doyumları arasındaki ilişki
İş hayatında faal olarak çalışanları etkileyen birçok etken bulunmaktadır. Bu etkenlerden işyerinde yıldırma, iş doyumu ve algılanan sosyal destek her örgütte görev yapan bireyler üzerinde etkili olmaktadır. Okullarda görev yapan öğretmenler de zaman zaman etkileşimde bulundukları insanların kasıtlı, sistemli olumsuz davranışlarına maruz kalmaktadırlar. Okullarda yıldırmaya maruz kalan öğretmenlerin, üretkenlik ve yaratıcılık yeteneklerinin olumsuz etkilendiği, mağdur öğretmenlerin işlerine yoğunlaşamadıkları düşünülmekte ayrıca yıldırma sonrasında öğretmenler, sağlık sorunları, ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu araştırmada birçok araştırmaya konu olan yıldırma, sosyal destek algısı ve iş doyumu kavramları aynı çerçevede ele alınmış olup, aralarındaki ilişkinin bulunup bulunmadığı araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma tarama modelindedir. Araştırma evrenini, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında MEB'e bağlı ve İstanbul ilinde bulunan resmi ilkokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde Random yöntemi kullanılmıştır. İlden 30 okul seçilmiş, bu okullarda ulaşılan 580 gönüllü personele anket uygulanmıştır. Bu anketlerden 153 tanesi geçersiz olduğu için 427 tanesi kullanılmıştır. Bu araştırma için gerekli verilerin toplanması amacıyla araştırmacı, alan yazını taramış ve yabancı ülkelerde konu ile ilgili yapılan araştırmaları incelemiştir. Bu inceleme sonunda, çeşitli kaynaklardan yararlanarak anket şeklinde bir veri toplama aracı hazırlanmıştır. Araştırmada verileri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Mobbing Ölçeği, İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmanın bağımsız değişkenleri yıldırma davranışları, sosyal destek algıları ve bağımlı değişkeni iş doyumudur. Uygulama alanındaki bireylerin anketlere verdiği cevaplar SPSS programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Anketin güvenilirlik düzeyini saptamak amacıyla Cronbach's Alpha güvenilirlik ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, araştırmanın amacı doğrultusunda çeşitli istatistik analizler (Korelâsyon, t testi, ANOVA ) kullanılarak ve konuya ilişkin uzman desteği alınarak yorumlanmıştır. Bulgular, sosyal destek ile yıldırma davranışı arasında negatif bir ilişki ortaya çıktığını göstermektedir. İş doyumu ve sosyal destek arasında pozitif anlamlı bir ilişki vardır. Öğretmenlerin iş doyumlarında sosyal destek ve yıldırmanın belirleyici rol oynadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler 1. Yıldırma 2. İş doyumu 3. Sosyal destek 4. Öğretmen 5. Eğitim
İstanbulda bulunan ortaokul kurumlarında görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada, ortaokullarda görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma)yaşama düzeyleri ve bu düzeyin örgütsel bağlılık düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda İstanbul'un Anadolu ve Avrupa yakasında 14 ilçede bulunan resmi ve özel ortaokullarda görev yapan toplam 145 görsel sanatlar öğretmenine, kişisel bilgiler, olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık ölçekleri uygulanarak, öğretmenlerin olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık puanlarının demografik özellikleriyle olan ilişkisi ve olumsuz davranış uygulanma düzeyinin örgütsel bağlılıklarına etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda; ortaokul kurumlarında çalışan Görsel Sanatlar öğretmenlerinin yıldırma eylemlerine maruz kalma düzeylerinin düşük olduğu (%30),mobbing'e uğrayan öğretmenlerin, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme düzeylerinde düşüş yaşandığı, Görsel Sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeylerinin okul türü, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem, görsel sanatlar öğretmenliğindeki kıdem ve eğitim durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda anlamlı bir fark göstermeyip eşit düzeyde yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinde okul türüne göre, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Öğretmenlerin mobbing (yıldırma) ölçek puanları ile örgütsel bağlılık puanları arasındaki ilişki incelendiğinde; yıldırma ile örgütsel bağlılık alt boyutlarından uyum arasında anlamlı bir fark olmamakla birlikte mobbing ve örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılık alt boyutları kendi içinde değerlendirildiğinde ise; uyum ile özdeşleşme ve içselleştirme arasında anlamlı bir fark olmakla birlikte, özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.
İnsan kaynakları yönetiminde şirket yöneticilerinin çalışanlarına uyguladığı mobbingin çalışanlar üzerindeki etkileri ve bu etkilerin giderilmesi
Mobbing kelimesi ilk kez, bir takım hayvanın ortak davranışını tanımlamak için kullanılmıştır. Bir süre sonra ise küçük yaşlardaki bir takım çocuğun, genellikle tek bir çocuğa karşı olan yıkıcı ve yıldırıcı hareketleri mobbing olarak nitelendirilmiştir. Mobbing kavramı 1980'lerden sonra özellikle çalışma hayatı ve eğitim alanında, paydaşların birbirleri üzerine baskı kurma, engelleme vb durumları gönüne alarak yapılan çalışmalar sonucunda ortaya atılmış bir kavramdır. Rekabetin hızla geliştiği bir dünyada, bireylerin ekip çalışmalarında dahi bir diğerinin önüne geçme çabası, diğerlerini engelleme, kendi görüşlerini etkili kılma amacıyla yaptıkları eylemlerin olumsuz bir yansımasıdır. Bu çalışmada, şirketlerde yaşanan mobbing olgusunun özellikle üst yöneticilerin altındaki elemanlarına uyguladığı mobbingin etkilerine, derecesine ve bu etkilerin giderilmesine, giderilmediği taktirde zararlarının boyutuna değinilmeye çalışılmış olup bir nebzede olsa bilimsel bir katkı da bulunulmaya çalışılmıştır. mobbing kavramının çalışma hayatında bireyleri nasıl olumsuz etkileyerek çalışma performanslarını düşürdüğü sorgulanmaktadır. Bunun için lojistik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerden rastgele seçilen 10 bireyin mülakat tekniği uygulanarak verdiği görüşler doğrultusunda bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmada, işyerinde mobbinge maruz kalan insanların çalışma isteklerinin ve performanslarının azaldığına ilişkin sonuçlara ulaşılmıştır. Bu sonuçların ortaya çıktığı şirketlerin sayısının artması durumunda ekonomiye etkilerine de değinilmeye çalışılmıştır.
İş hayatında uygulanan mobbingin çalışanlar üzerindeki etkileri: Bir uygulama çalışması Türk bilişim sektörü
Sanayi devriminden itibaren devamlı gelişen dünyamız birçok yenilik ve farklılığa ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle teknolojik çalışmalarla birlikte insanların yaşam kalitesi artmakta ve hayat kolaylaşmaktadır. Devamlı değişim ve gelişim sirkülasyonu içerisinde zaman zaman olumsuz durumlar gözlemlenmektedir. Çalışma saatlerinin uzun olması, rekabetin artması ve yoğun iş temposu, stres ve baskı ile birlikte işgören kendine zaman ayıramayacak duruma gelmekte ve psikolojik yönden zarar görmektedirler. Çağımızın en büyük tehlikesi olan psikolojik şiddet kavramını iyice anlamak gerekmektedir. Psikolojik şiddet davranışları hedef olarak seçilen birey veya bireylere karşı sistematik olarak doğrudan veya dolaylı yollarla uygulanan, mağdurun kişiliğine, mesleki hayatına ve sağlığına zarar vermek için yapılan kasıtlı ahlaka aykırı tutum ve davranışlardır. Bu çalışmanın amacı, İstanbul'da bilişim sektöründe çalışan personellerin bulundukları işletmede maruz kaldıkları psikolojik şiddet davranışlarının verimliliklerini ne derece etkilediğini ve işten ayrılmalara etkisini tespit etmektir. Ayrıca mobbingi önlemeye yönelik stratejilerin gelişmesi bakımından işverenlere, yöneticilere, insan kaynaklarına, sendika ve derneklere ve kanuni düzenlemelere yararlı olacağı arzu edilmektedir. Mobbing davranışları bilişim sektöründe çalışan personellere, fiziksel ve ruhsal açıdan zarar verdiği gibi görev ve sorumluluklarını yerine getirmesini engellemektedir. Akıl gücü ile işleyen stres ve baskının yoğun görüldüğü bilişim sektöründe meydana gelen psikolojik şiddet davranışlarını saptamak için bu araştırmanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Çalışma teorik olarak anlatıldıktan sonra araştırmanın uygulama kısmında anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması demografik değişkenler, mobbing ve verimlilik soruları ile üç bölüm 38 sorudan oluşmaktadır. Ankete katılanlar birinci bölümde yaş, cinsiyet, eğitim durumu, kıdem, çalışma hayatında geçen süreye yönelik sorular, ikinci bölümde sosyal ilişkilere yönelik, itibarlarına yönelik, mesleki konumlarına yönelik, sağlıklarını tehdit eden davranışlara yönelik sorulara, üçüncü bölümde ise çalışanların işe yönelik davranışları ve performansları ile ilgili sorulara yanıt vermişlerdir. Mobbingi ölçmek için LIPT Questionnaire (Leymann Inventory of Psychological Terror) ölçeği kullanılmış olup beşli likert tipinde hazırlanmıştır. Araştırma bulgularına göre; işyerinde uygulanan psikolojik tacizin verimlilik ile doğrudan ilişkisi saptanmıştır. Buna ek olarak bilişim sektöründeki kadın çalışanlar psikolojik şiddetle daha çok karşılaşmakta ve bunun neticesinde çalışma verimlerinde ciddi düşüşler görülmektedir. Ayrıca verimliliğin kıdem ile doğru orantılı olduğu tespit edilmiştir. Verim kaybı en çok 1-3 yıl, en az 10 yıl ve üzeri çalışanlarda yaşandığı gözlemlenmiştir. Yaş faktörü ile verimlilik arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular, mobbing uygulamaları karşısında genç çalışanların yaşlı çalışanlardan daha çabuk etkilendiği ve verimliliklerini yitirdiklerini sonucunu göstermektedir. Bu durumun sebebi olarak özellikle çalışanların yaşlarına paralel olarak sahip oldukları tecrübenin etkili olabileceği düşünülmektedir.
İlkokulda görev yapan okul yöneticisi ve öğretmenlerinin mobbinge (psikolojik şiddete) maruz kalma düzeyleri
Bu araştırmada, ilkokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin, çalışma ortamında maruz kaldıkları yıldırma eylemlerinin düzeyi, özellikleri ve kimler tarafından uygulandığı incelenmiştir. Araştırma örneklemi, İstanbul ilinin üç ilçesinde bulunan, 10 ilkokulda görev yapan 155 öğretmen ve yöneticiden oluşmuştur. İlkokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin maruz kaldıkları yıldırma eylemleri ile ilgili veriler, beşli Likert sistemiyle hazırlanmış bir anket ile toplanmıştır. Veriler SPSS veri analiz programında işlenerek, aritmetik ortalama, Mann Whitney ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, İlkokullarda görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerinin maruz kaldıkları yıldırma eylemlerinde, gruplar arasında en çok farkın ortaya çıktığı değişkenler, yaş, kıdem, medeni hal ve görevdir. Bu değişkenlere göre ortaya çıkan sonuçlar; 29-34 yaş arasında çalışanların diğer yaş gruplarına oranla, 6-10 yıl arasında görev yapan çalışanların diğer kıdem aralıklarına göre ,bekarların evli çalışana göre,yöneticilerin öğretmenlere oranla daha fazla yıldırma eylemlerine maruz kaldığı tespit edilmiştir. İlkokullarda meydana gelen yıldırma eylemlerinin çoğunluğunun erkekler tarafından uygulanmaktadır. Yıldırma uygulayan kişilerin yaş aralıklarının ise 36-48 yaş aralığında olduğu tespit edilmiştir.Ankete cevap veren katılımcıların %38,1'i farklı çekincelerden dolayı bu konuda bilgi vermemiştir.
Mobbing, örgütsel bağlılık ve iş tatmininin işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Bir tekstil firması örneği
Sürekli gelişen teknoloji, büyük bir hızla gerçekleşen küreselleşme sonucu bütün işletmeler yoğun bir rekabet içinde olup, bu yarışta geride kalmamak için kendilerini sürekli geliştirmek, son teknolojileri işletmelerine uygulamak zorundadır. Ancak bu yarışda başarılı olmak isteyen işletmeler öncelikli olarak kurum içinde sağlıklı, iletişimi kurabilen, çalışanlarının iş doyumuna önem veren ve sürekli öğrenen örgüt yapılarını kurmaya özen göstermelidir. 1980'li yıllardan sonra, bir çok araştırmaya konu olan mobbing (yıldırma) kavramı bu noktada önem arz etmektedir. Zira, mobbingin var olduğu örgüt yapılarında sağlıklı iletişimin kurulması, işgörenlerin iş doyumuna ulaşıp örgütsel bağlılıklarının artması söz konusu olmayacaktır. Yapılan birçok araştırma göstermiştir ki; işletmelerin verimliliği işgörenin motivasyon ve örgüte olan bağlılığı ile doğru orantılıdır, işgörenin motivasyon ve örgütsel bağlılığı arttıkça işteki verimi ve iş tatmini artmaktadır. Bu tez çalışmasınd öncelikle mobbing kavramı ele alınmış olup sırası ile örgütsel bağlılık ve iş tatmini konuları irdelenmiştir.Çalışmanın son bölümünde ise bir uygulamaya yer verilmiştir; İstanbul'da faaliyet gösteren bir tekstil firmasında rastgele seçilen departmanlardaki işgörenlere dört ayrı ölçek olmak üzere toplam 68 soruluk bir anket uygulanmıştır.Anket uygulanan katılımcı sayısı 215 olup geçerliliği test edilmiş toplam 201 katılımcı ile SPSS for Windows 22.00 ve AMOS22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır, kullanılan ölçeklerle ilgili güvenilirlik analizleri yapılmış ve cronbach's alpha değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca ölçekler arası ve alt boyutlarda oearson korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmada kullanılan 4 adet ölçeğin AMOS programında ise doğrulayıcı faktör analizleri ayrı ayrı gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda; mobbinge uğradığnı düşünen işgörenin işten ayrılma niyeti artmaktadır, işgörenlerin örgütsel bağlılık düzeyi, işten ayrılma niyetlerini etkilediği görülmüştür.
Öğretmenlerde psikolojik güçlendirme, yıldırmaya (Mobbing) maruz kalma ve örgütsel ses verme/sessizlik davranışları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırma, öğretmenlerde psikolojik güçlendirme, yıldırmaya (mobbing) maruz kalma ve örgütsel ses verme/sessizlik davranışları arasındaki ilişkileri ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Edirne merkez ve Uzunköprü İlçesinde görev yapan ilköğretim ve lise öğretmenlerinin gönüllülük ve esasına dayalı katılım gösterdiği anket yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama aracında, Van Dyne' in geliştirdiği tek boyutlu örgütsel ses verme ölçeği, tek boyutlu Luxembourgmobbing ölçeği ve Spreitzer' in geliştirdiği dört alt boyuttan oluşan psikolojik güçlendirme ölçeğine ilişkin sorular yer almaktadır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21.0 kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde ölçeklerin iç tutarlılık güvenilirliğini ölçmek için kullanılan Cronbach Alfa katsayı değerleri hesaplanmıştır. Faktör Analizi ve güvenilirlik katsayıları hesaplandıktan sonra değişkenler arası korelasyon katsayıları hesaplanmıştır ve son olarak çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; psikolojik güçlendirme ile örgütsel ses verme arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu, mobbing ve örgütsel ses verme arasında ise istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğu ortaya konmuştur.
İşletmelerde toplam kalite yönetimi anlayışının mobbing üzerindeki etkisinin araştırılması ve bir uygulama
Hızla ilerleyen teknolojik değişim ve küreselleşme beraberinde yoğun bir rekabet ortamı getirmiştir. İşletmelerin böylesi bir ortamda faaliyetlerini ve varlıklarını sürdürebilmesi için, üretmiş oldukları ürün veya hizmetler ile müşteri istek ve ihtiyaçlarını karşılamak durumundadırlar. Bu yüzden de yönetimsel arayışlar giderek hızlanmış ve farklı araştırmalar üzerinde yapılan çalışmalar hız kazanmıştır. Bu yeniliklerin başında ise "Toplam Kalite Yönetimi (TKY)" yer almaktadır. TKY, bir işletmenin her faaliyetinde mevcut kalitenin artmasını ve faaliyetlerin her kademesinde oluşması muhtemel hataların önlenmesini hedeflemektedir. Küreselleşme ile birlikte iş yaşamındaki koşulların sürekli olarak değişmesi, ekonomik ve sosyal koşulların iş çevresinde yapısal değişimine neden olmaktadır. Bu değişim ile birlikte rekabetin artması iş ortamında bireyin ilişkilerini güçleştirmektedir. Psikolojik nedenlerle gerilimli ve çatışmalı bir ortam yaratan, iş huzurun bozulmasıyla çalışanların verimini olumsuz yönde etkileyen mobbing; özellikle son yıllarda karşımıza çıkan ve genellikle dile getirilmeyen bir kavram olmuştur. Mobbing literatürümüzde yeni bir kavram olmasına rağmen aslında çalışma hayatının başlaması ile birlikte devam eden bir işyeri hastalığıdır. Mobbing olgusu; sadece bireylere değil aynı zamanda örgütlere, topluma ve ülke ekonomisine de çok büyük zararlar vermektedir. Bu çalışmada işletmelerde Toplam Kalite Yönetimi (TKY) anlayışının mobbing üzerindeki etkisi ortaya konulmaya çalışılmaktadır. 350 kişinin katılımcı olduğu araştırmada toplam kalite yönetiminin, mobbingi pozitif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca toplam kalite yönetimi ortalama değerinın cinsiyete, eğitim durumuna, pozisyona ve kurumdaki çalışma süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği ve buna göre kadınların değerlerinın, Yüksek lisans-Doktora değerlerinın, Müdür-Müdür yardımcısı değerlerininve 16 yıl ve üstü değerlerinindaha yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kalite, Toplam Kalite Yönetimi, Mobbing, Psikolojik Yıldırma
Sağlık sektöründe üst yönetimin mobbing algısı üzerine nitel bir araştırma
Mobbing ; işyerinde psikolojik taciz , yıldırma , zorbalık veya işyerinde duygusal taciz olarak çeşitli kavramların ifade ettiği ; bir çalışanın ya da bir araya gelmiş birkaç kişinin hedef seçtikleri başka bir çalışana görevinin yapamaz hale getirerek işten kaçırtmak amacıyla uygulanan ve süreklilik arz eden etik dışı davranışlardır. Bu davranışların en fazla zarar verdiği kişi şüphesiz hedeftir. Hedefle birlikte , örgütün ekonomik ve sosyolojik gelişimine ve çalışanın sosyal çevresine yadsınamaz derecede olumsuz etkileri olduğu yapılan araştırmalarca da anlaşılmaktadır (Davenport,2014:115,132 ve Leymann,1996:173-174). Bugün bu sorunun iş hayatında çok sık rastlanan bir durum haline geldiği ve günümüz şartları düşünüldüğünde etik dışı bir olgunun 21.y.y. 'da iş hayatını olumsuz etkilemesinin kabul edilemez olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda mücadele etmek aslında bu olgunun ortaya çıkmasına imkan sağlayan etkenlerin kontrol altında tutulması yani olgunun önlenmesi konusunda çalışmalar yapmaktır. Dolayısıyla kamu veya özel kuruluşların insan kaynakları politikaları bu konuyu gözeterek düzenlenmeli ve örgüt kültürleri bu ilkeyi kapsar doğrultuda oluşturulmalıdır. Bu çalışmada mobbing olgusunun tanımı, süreç içersinde nasıl geliştiği , nedenleri ve sonuçları araştırılmış , mobbing olgusunu oluşturan hususlar açıklanmıştır. Avrupa ve Amerika kıtası ile birlikte Türkiye'deki durumu ele alınmış ve birkaç örnek olay derlenerek durumun önemine dikkat çekilmek istenmiştir. Sağlık kuruluşlarının yapısal durumu ile çalışanların sorunlarına değinilmiş ve bu sorunların mobbing olgusuna nasıl yol açabileceklerine değinilmiştir. Son olarak derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak sağlık kuruluşlarında yöneticilik görevini üstlenen kişilerle , kendilerinin mobbing olgusunu nasıl algıladığı , konuyla ilgili bilgilerinin ne düzeyde olduğu ve hangi çalışmalar yapıldığı noktasında görüşmeler yapılmıştır. Araştırmayla ilgili bulgular ve sonuçlar açıklanmıştır. Bu doğrultuda amacımız mobbing olgusu konusunda farkındalık yaratmak ve görüşmeler ışığında var olan eksiklik ve yanlışlıklarımızın neler olduğunu görerek bu noktalara açıklık getirmektir. Anahtar Kelimeler : Mobbing, İşyerinde Psikolojik Taciz, Yıldırma, İşyerinde Zorbalık, İşyerinde Manevi Taciz, Sağlık Kuruluşlarında Mobbing
Kat hizmetleri departmanında çalışanların maruz kaldığı mobbingin örgütsel bağlılığa etkisinin belirlenmesi 4-5 yıldızlı oteller örneği
Bu çalışmanın amacı otel işletmelerinin kat hizmetleri departmanında çalışan personellerin maruz kaldıkları mobbingin örgütsel bağlılıklarına etkisini incelemektir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de faaliyet göstermekte olan 4 ve 5 yıldızlı otel işletmeleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da faaliyet göstermekte olan 4 ve 5 yıldızlı otel işletmeleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında oluşturulan anket formları kolayda örneklem metoduyla 299 kat hizmetleri personeline yüz yüze iletişime geçerek doldurtulmuştur. Araştırma verileri SPSS istatistik programından faydalanılarak analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçları incelendiğinde mobbing ölçeğine ait alt boyutların duygusal bağlılık üzerinde ters yönlü anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mobbing ölçeğine ait iletişime yönelik saldırıların devam ve normatif bağlılığı üzerinde ters yönlü anlamlı bir etkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Ancak mobbing ölçeğinin diğer alt boyutlarının devam ve normatif bağlılığı üzerinde ters yönlü anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür.
Ameliyathane hemşirelerinde mobbing ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma hastanelerde önemli bir yeri olan ameliyathane hemşirelerinin mobbinge maruz kalma durumlarını, mobbingin yarattığı etkileri, mobbinge verilen tepkileri ve tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini İstanbul Üniversitesi hastanelerinde çalışan 112 hemşire oluşturdu. Veriler demografik özellikler anket formu, mobbing ölçeği ve tükenmişlik ölçeği kullanılarak, Aralık-2017 / Mart-2018 tarihleri arasında toplandı. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS programında analiz edildi. Hemşireler; verdikleri kararların ve önerilerin eleştirilerek reddedildiğini, yaptıkları işin değersiz ve önemsiz görüldüğünü, başkalarının yanında küçük düşürücü mobbing davranışlarıyla karşılaştıklarını belirtti. İş yerinde mobbing davranışlarına maruz kalan (ortalama skor > 1 olanlar ) hemşirelerin %42,85 olduğu saptandı. Hemşirelerin; yapılan düşmanca davranışları hatırladıklarında şiddetli üzüntü duydukları, işlerine karşı bağlılıklarının azalması, sürekli stresli ve yorgun hissetmeleri ve baş ağrılarının olması mobbingin yarattığı etkilerdir. Mobbingle karşılaşan hemşirelerin eleştiri almamak için işine daha çok özen gösterdiği, hemşirelerin mobbing davranışlarıyla karşılaşma sıklığının lise mezunlarında (2.00±1.08), meslekte 16-20 yıl aralığında çalışanlarda (1.36±1.11), steril-sirküle (1.04±0.80) ve sterilizasyon (1.31±1.32) hemşirelerinde, çalıştığı birimden memnun olmayanlarda (1.52±0.76), çalışma arkadaşlarıyla sorun yaşayanlarda (1.31±0.86) yüksek olduğu saptandı. Çalıştığı birimden memnun olmayan, ekonomik durumu yetersiz olan, çalışma arkadaşlarıyla sorun yaşayan hemşirelerde toplam tükenme puan ortalamaları daha yüksek bulundu. Toplam tükenmişlik ortalamaları incelendiğinde; hemşirelerin %23.2'sinde herhangi bir tükenmişlik durumu olmadığı, %23.2'sinin bir tükenmişlik durumu içinde olduğu ve %11.6'sının ise acilen yardım gerektiren bir tükenmişlik durumu içinde olduğu saptandı. Araştırma sonuçları, hemşirelerin mobbing davranışları ile karşılaşma sıklığı ile tükenmişlik düzeyleri ve tükenmişliğin tüm alt boyutları arasında, istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönde kolerasyon olduğunu gösterdi.
Bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile mobbing deneyimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, hizmet sektöründe çalışan bireylerin; psikolojik sağlamlık düzeyleri ile mobbing deneyimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, 18-66 yaş arası 152 yetişkin bireyden, online platformda veri toplanmıştır. Araştırmada, Sosyodemografik Bilgi Formu, Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (Basım ve Çetin, 2011), Mobbing Ölçeği (Çögenli ve Asunakutlu, 2014) kullanılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin normal dağılım varsayımını karşılama durumu incelenmiştir. Bu incelemede, araştırma verilerine yönelik çarpıklık ve basıklık değerleri referans alınmıştır. İkili olan grupların karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem t Testi, grupların ikiden fazla olmasıyla birlikte homojenlik göstermemesi durumunda karşılaştırılmaları için parametrik analiz yöntemlerinden ANOVA (Tek Yönlü Varyans Analizi) veya non parametrik analiz yöntemlerinden Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Ayrıca, psikolojik sağlamlık ile mobbing deneyimi arasındaki ilişkiyi ortaya koymak üzere Pearson Korelasyon Analizi ve psikolojik sağlamlık bağımsız değişkeninin, mobbing deneyimi bağımlı değişkeni üzerindeki etkisinin ölçülmesi amacıyla Regresyon Analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda; mobbing ile psikolojik sağlamlık arasında, negatif yönde, zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte, psikolojik sağlamlığın, mobbingi negatif yönde, anlamlı düzeyde yordadığı saptanmıştır. Cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, gelir durumuna göre genel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yaş ve çalışma yılı değişkenlerine göre, mobbing ve psikolojik sağlamlık düzeylerinde veya alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular ilgili yerli ve uluslararası araştırmalar ile tartışılmıştır. Gelecekte gerçekleştirilecek psikolojik sağlamlık ve mobbing konularıyla ilgili araştırmalara yol gösterici bir nitelikte olduğu söylenebilmektedir.
İlkokullarda görev yapan öğretmenlerin yıldırma yaşantıları ile yöneticilerin etik liderlik davranışları arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algıları ile yıldırma yaşantılarının ilişkisinin belirlenmesidir. Bu çerçevede sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algılarını etkileyen etmenler ve yıldırma yaşanmasına neden olan davranışlar araştırılarak alan yazına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırma evreni 2018-2019 eğitim öğretim yılında Adana Çukurova ilçelerinde çalışan 698 sınıf öğretmenidir. Bu evren içerisinde 333 öğretmene ulaşılmıştır. Bu araştırmada ilkokullardaki sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algılarını belirlemek için Yılmaz (2005) tarafından kullanılan Etik Liderlik Ölçeği (ELÖ) kullanılmıştır. Yıldırma davranışlarının sıklığını belirlemek için ise Einarsen ve Raknes, (1997) tarafından geliştirilen Cemaloğlu (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Olumsuz Davranış Ölçeği (ODÖ) kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken tanımlayıcı analiz olarak; yüzde, standart sapma, varyans, aritmetik ortalama ve frekans değerlerinden; non parametrik testlerde ise Kruskal Wallis ve Mann Whitney U ve korelasyon analizi için Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyonu (Spearman's Rank Order ) ndan yararlanılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin okul yöneticilerini etik lider olarak görme düzeyleri oldukça yüksektir. Okullardaki olumsuz davranış (yıldırma) yaşama düzeyi ise düşüktür. Öğretmenlerin etik liderlik algıları yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Fakat okulda çalışma süresi değişkenine göre öğretmenlerin etik liderlik algıları arasında anlamlı farklılık vardır. Olumsuz davranış (yıldırma) düzeyi yaş, cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem ve okulda çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Fakat eğitim düzeyi değişkeni ile olumsuz davranış yaşama sıklığı arasında anlamlı bir farklılık olduğu gözlenmiştir. Araştırma sonucunda etik liderlik ve yıldırma davranışları arasında negatif yönde ve orta düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kamu kurumlarının personel devir hızında mobbing'in etkileri: Örnek bir uygulama
Günümüzde teknoloji alanında ortaya çıkan yenilikler, iĢletmelerin, kurum ve kuruluĢların arasındaki farkların azalmasını beraberinde getirmektedir. Bedeli karĢılığında her kesimin bilgiye ve teknolojiye ulaĢabilmesi, bu veriler ile aynı sonuca ulaĢacağı anlamına gelmemektedir. Teknoloji ve iletiĢimin kullanımının yaygınlaĢması ile birlikte bilgiye ulaĢmanın kolay hale geldiği günümüzde, iĢletmeleri birbirinden ayıran en önemli unsurlardan biri, yetiĢmiĢ iĢgücü olarak karĢımıza çıkmaktadır. Kendi alanında yetiĢmiĢ ve tecrübe sahibi çalıĢanlara sahip olmak her kurum ve kuruluĢun istediği bir durum olmasına karĢın, farklı farklı sebeplerden ötürü iĢten ayrılmalar meydana gelir ve ne yazık ki, yetiĢmiĢ iĢgücünü kaybetmiĢ olmak iĢletmeleri- kurumları negatif yönde etkileyebilmektedir. ÇalıĢanların iĢten ayrılmasına neden olabilecek kiĢisel ve önlenemez nedenlerden ötürü (askerlik, evlilik, doğal afetler vs.) iĢten ayrılmaların yanı sıra, mobbing de iĢten ayrılma sebepleri arasında son derece önemli sebeplerden bir tanesidir. Bu çalıĢmada Ekim 2017 – Nisan 2018 tarihleri arasında, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile Hakkari Üniversitesinin personel devir hızları hesaplanmıĢ, çalıĢan 183 akademik ve 181 idari personelin mobbing algıları 70 sorudan meydana gelen bir anket yardımı ile ölçülmeye çalıĢılmıĢtır. Akademik ve idari personel grupları birbiri ile t-testi yardımı ile karĢılaĢtırıldıktan sonra, gruplar kendi içlerinde çeĢitli faktörlere göre alt sınıflara ayrılarak ANOVA testine tabi tutulmuĢ ve alt sınıflar arasındaki fark tespit edilmeye çalıĢılmıĢtır. Elde edilen veriler ıĢığında mobbing algılarının iĢten ayrılma noktasında ne kadar etki ettiği belirlenmeye çalıĢılmıĢtır. Elde edilen sonuçlara göre, çalıĢanların mobbing algılarının yüksek olduğu ancak bu yüksek seviyedeki mobbing algılarının iĢten ayrılma düĢüncesi üzerinde istatistiki anlamda etki etmediği, mobbing nedeniyle iĢten ayrılma seviyesine gelinmediği tespit edilmiĢtir. Akademik kadrodaki çalıĢanların mobbing algılama seviyelerinin idari personelden daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir. Akademik personelin mobbing algı seviyeleri değerlendirildiğinde yüksek lisans mezunu ve doktora mezunu grupları arasında fark olduğu, yüksek lisans mezunlarının mobbing algı seviyelerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiĢtir.