Hearing impaired
125 theses under this subject heading
2000'ler Türk sinemasında engelli kadınların alımlanması: Temsil, öznellik, kapsayıcılık
Bu tez, 2000'ler Türk sinemasında engelli kadın temsillerinin engellilik deneyimi olan kadınlar tarafından nasıl alımlandığına, engelli kadınların bu temsilleri yorumlarken ne gibi söylemlerle ilişkilendiklerine ve bu temsillere ne gibi duygusal tepkiler verdiklerine odaklanmıştır. Çalışma, temel olarak "Engelli kadınlar, engelli kadın temsilleri içeren filmleri nasıl alımlamakta ve engelli kadın temsillerine ne gibi düşünsel ve duygusal yanıtlar vermektedir?" sorusunu yanıtlamaya çalışmıştır. Çalışmanın örneklemi Neredesin Firuze (Ezel Akay, 2004), Vizontele Tuuba (Yılmaz Erdoğan, 2004), Beyza'nın Kadınları (Mustafa Altıoklar, 2006), Sadece Sen (Hakan Yonat, 2013), Benim Dünyam (Uğur Yücel, 2018), Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok (Onur Ünlü, 2022), Demir Kadın Neslican (Özgür Bakar 2022) filmlerinden oluşmuştur. Çalışmanın teorik yaklaşımı, Feminist Engellilik Çalışmaları ve Kültürel Çalışmalar yazınları içerisindeki kimlik, öznellik, beden, temsil, aktif izleyici üzerine tartışmalar tarafından biçimlendirilmiştir. Araştırma verileri, Ekim 2023 – Mart 2024 tarihleri arasında görme, bedensel ve mental engelli sekiz kadın katılımcı ile uygulanan derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Veriler, Janet Staiger'ın tarihsel materyalist yaklaşımını takip edilerek deneyimsel ve tarihsel bir bağlamda analiz edilmiştir. Tarihsel olarak kurulmuş aktif izleyiciler olarak engelli kadınların görüşlerine ve engellilik çalışmalarının sunduğu eleştirel perspektife dayanılarak engelli kadınlarla ilgili daha kapsayıcı uygulamalrı teşvik edecek anlamların neler olabileceği keşfedilmeye çalışılmıştır. Bulgular, kadınların temsilleri büyük ölçüde kendi deneyimleri ile ilişki içerisinde yorumladıklarını göstermiştir. Çoğunluğu engelliliği sosyal bariyerlerle ilişki içerisinde anlayan katılımcılar, filmleri bağımsız yaşam, sosyal katılım, faillik nosyonlarıyla ilişki içerisinde yorumlamıştır. Bu yorumsal çerçevede, incelenen filmlerde engelli kadınların yetersizlik, muhtaçlık ve bağımlılıkla ilişkilendirildiği, engelliliğin araçsallaştırıldığı, abartılı ve yüzeysel olarak resmedildiği, engelli kişilerin temsillerinde deneyimledikleri fiziksel ve sosyal baskıların dışarıda bırakıldığı ve güzelliğin engelli kadını normalleştirme aracı olarak kullanıldığı düşünülmüştür. Engelli kadınların görüşlerini dahil etmek, temsili olumlu/olumsuz ikileminin ötesinde ayrıntılı bir şekilde analiz etmeyi mümkün kılmıştır. Bu çalışma, engellilik ve engelli kadınlarla ilgili daha kapsayıcı politika ve pratikleri teşvik edecek temsillerin inşa edilmesi için içerik üretim ve performans süreçlerine engelli insanların görüş ve deneyimlerinin dahil edilmesini önermektedir.
Feminist sosyal hizmet perspektifinden fiziksel engelli kadınların annelik deneyimleri
Araştırmanın amacı, fiziksel engelli kadınların annelik deneyimlerinin keşfedilmesidir. Araştırma, Şubat 2021-Aralık 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırmada, feminist metodoloji temel alınmıştır. Araştırmanın öznelerine kriter örnekleme ve kartopu örnekleme yoluyla ulaşılmıştır. Araştırmanın öznelerini 0-18 yaş arası çocuğa sahip olan fiziksel engelli (ortopedik, görme ve işitme) kadınlar oluşturmaktadır. Araştırma, ortopedik engelli 6 kadın, görme engelli 7 kadın, işitme ve konuşma engelli 8 kadın olmak üzere toplam 21 kadının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın öznelerinden yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanan veriler, betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Verilerin analiz edilmesinde NVIVO 12+ nitel veri analizi yazılımı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, anne olan fiziksel engelli kadınlar sağlamcı bir toplumda engelli olmaktan ve ataerkil bir toplumda kadın olmaktan kaynaklanan baskıları kesişimsel bir şekilde deneyimlemektedirler. Annelik sürecinde fiziksel engelli kadınlar doğum bakım hizmetlerinin erişilebilir şekilde sunulmaması, kamusal alanların engelli kadınların gereksinimlerine göre düzenlenmemiş olması, bebek bakım ekipmanlarının evrensel tasarım ilkesine göre tasarlanmaması sebebiyle annelik pratiklerini gerçekleştirirken güçlükler yaşamaktadırlar. Öte yandan engelli kadın olarak annelik rolü yeterliliği üzerinden toplumsal baskılarla karşılaşmaktadırlar. Süreç içerisinde kadınların karşı karşıya kaldıkları baskıların ortadan kaldırılabilmesi için gerekli olan sosyal politikalar ve sosyal hizmetler yetersiz kalmakta, kadınlar kendi baş etme stratejileri ile güçlenmeye çabalamaktadırlar. Dayanışma, kadınların yaşadıkları güçlüklerle baş edebilmeleri ve öznel annelik deneyimlerini inşa edebilmeleri için önemli bir pratik olmaktadır. Araştırma, anne olan engelli kadınların güçlenmelerine katkı sağlayacak olan sosyal politikalar ve sosyal hizmetlere yönelik olarak feminist sosyal hizmet odağında önerilerle sonlandırılmıştır.
İşitme kayıplı yetişkin bireyler için bilgisayar tabanlı işitsel eğitim programının geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı; işitme kayıplı yetişkin bireylerin işitsel algı ve performansını artıracak bilgisayar tabanlı işitsel eğitim programının geliştirilmesi ve yetişkin normal işiten bireylere ve uzmanlara uygulanarak programın kullanılabilirliğinin değerlendirilmesidir. Geliştirilen işitsel eğitim programı fark etme, ayırt etme, tanıma, işitsel tamamlama, anlama, işitsel sıralama, fonolojik farkındalık, işitsel hafıza ve dikkat olmak üzere 9 modülden oluşmaktadır. Çalışmaya, normal işiten 40 yetişkin birey (25-35, 35-45, 45-55, 55-65 yaş aralığında) ve 9 uzman odyolog,1 yazılım mühendisi dahil edilmiştir. Tüm bireylere Bilgisayar Tabanlı İşitsel Eğitim Programı uygulanmış, programın kullanılabilirliğini ve memnuniyeti ölçmek için değerlendirme formu doldurtulmuş ve bireylerin her modül için ortalama performansları hesaplanmıştır. Değerlendirme formu analizi sonuçlarına göre tüm katılımcılar programın genel kullanılabilirlik düzeyini 5 üzerinden 4,40 olarak değerlendirmiştir. Memnuniyet faktörü katılımcılar tarafından ortalama 4,37 olarak değerlendirilirken; tasarım faktörü ortalama 4,62; kullanım kolaylığı faktörü ortalama 4,56; motivasyon faktörü ortalama 4,45 ve anlaşılabilirlik faktörü 4,67 olarak değerlendirilmiştir. Uzmanlar, genel olarak kullanılabilirliği ortalama 4,44 olarak değerlendirmiştir. Anlaşılabilirlik faktörü uzmanlar tarafından ortalama 4,63 olarak değerlendirilirken; tasarım ortalama 4,67; memnuniyet ortalama 4,00; kullanım kolaylığı ortalama 4,48, motivasyon faktörü ise ortalama 4,60 olarak değerlendirilmiştir. Gruplar arasında modüllerin ortalama performans değeri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Bireylerin eğitim durumuna göre işitsel sıralama modülü performans ortalamalarında anlamlı fark bulunmuştur(p<0,05). Bireylerin bilgisayar kullanma durumuna göre modül performans ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmamıştır(p>0,05). Bu sonuçlar programda kullanılan yönerge ve bilgilerin açık ve anlaşılır olduğunu, programda kullanılan renkler ve metinlerin rahat okunabildiğini, programın kullanımının kolay olduğunu, bireylerin programda kullanılan seslerden rahatsız olmadığını göstermektedir.
İşitme engelli ergenlerin benlik algıları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada işitme engelli ergenlerin benlik algıları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. İstanbul İl Merkezi Fatih ilçesinde bulunan eğitim kurumları ve özel rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan ergenlik dönemindeki 230 işitme engelli birey bu araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı (Statistical Package for Social Sciences) kullanılarak analiz edilmiştir. Cinsiyet, eğitim, özel eğitime devam etme süresi, okul öncesi eğitim alıp almama durumu, ailenin aylık geliri, anne-baba birliktelik durumu, çocuk sayısı, anne baba öğrenim durumu, işitme kaybının nedeni, türü, derecesi, kullanılan işitme cihazı türü, işitme cihazı kullanım süresi araştırmanın değişkenleri arasında yer almaktadır. Bu değişkenler benlik kavramı ve agresyon ölçeği alt boyutları ile karşılaştırılmıştır. Söz konusu karşılaştırmalarda kullanılan uygun istatistiksel yöntemi belirlemek için benlik kavramı, fiziksel agresyon, sözel agresyon, öfke ve saldırganlık boyutunda yer alan verilerin dağılımının normal olup olmadığı Kolmogorov– Smirnov testi ile araştırılmış ve dağılımların normal olduğu görülmüştür. Araştırmanın nicel değişkenleri arasında ilişkileri saptamak amacıyla da Korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güvenle, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmada agresyon ölçeğine ait alt boyutların birbirleriyle korelasyonları incelendiğinde ise fiziksel agresyon ile sözel agresyon arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmaktadır. Buna göre fiziksel agresyon eğilimi arttıkça, sözel agresyon eğilimi de artmaktadır.
İşitme engelli bireylerde görsel algı
İnsanoğlu dünyaya gözlerini açtığından itibaren öğrenmek ve uyum sağlamak için duyuları yardımıyla çevresiyle etkileşimde bulunarak algısal süreçlerde bulunur." Algılama, duyumsal bir bilgilenme olarak tanımlanırsa, beş duyu organı aracılığı ile duyma, tatma, görme, koklama, dokunma duyuları ve hissetme duygusu yardımı ile dış dünyadan bilgi edinilmesidir." (İnceoğlu, 2000, S.44). Hiç kuşkusuz Dünyayı algılama tüm duyuların etkileşimi ile gerçekleşir. Ancak görsel algılama diğer algılar içinde en etkili ve en güçlü olanıdır. Doğadaki sese dayalı iletileri alamayan işitme engellilerin, bu alandaki eksikliklerini giderme sorumluluğunu yüklenen en önemli duyu organının göz olduğuna karşı çıkmak güçtür. Çünkü," görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir." (Berger,1986) Bu tez çalışmasında duyu ve algı gelişimine ilişkin bilgiler verilerek, görsel algı kavramının öğrenmemiz üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ayrıca işitme engeli tüm yönleriyle araştırılarak tarihsel süreç içinde günümüze kadar olan gelişimi ve işitme engellilerin eğitimi ele alınmıştır. Görsel Sanatlar eğitiminin işitme engelliler üzerindeki olumlu etkileri ve görme duyusuna hitap etmesi açısından, bu eğitimin işitme engellilere olan faydaları araştırılmıştır. Araştırma, İstanbul'da bulunan İşitme engelliler okullarına ve özel eğitim kurumlarına gidilerek Görsel Sanatlar ve İşitme engelliler öğretmenleriyle görüşmeler şeklinde ve gözlem yapılarak yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Görsel algı, işitme engelliler, görsel sanatlar eğitimi, işitme engellilerin iletişimi.
Engelli bireyler için erişilebilir üniversite kampüs alanlarının tasarım stratejilerinin geliştirilmesi: İstanbul Teknik Üniversitesi kampüs örneği
Engelli bireylerin engellere takılmadan bağımsız gerçekleştirebildikleri kentsel hareketlilikler, bir toplumun tüm üyelerinin entegrasyonu için oldukça önemli olmaktadır. Yapılaşmış çevrede, engelli bireyin hareketliliklerini kısıtlayan pek çok engel bulunmaktadır. Bu nedenle engelli bireyler, kentsel alanlara kolay erişememektedir. Çözümlerin geliştirilmesi ve engellerin verimli biçimde ortadan kaldırılması için engelli bireylerin kentsel hareketlilikte karşılaştıkları tüm engellerin tanımlanması gereklidir. Tez kapsamında engelli bireylerin kent içindeki ve kampüs içindeki erişilebilirlikleri irdelenmiştir. Çalışmanın amacı, engelli üniversite öğrencilerinin kentsel yaşamda ve kampüs yaşamında karşılaştıkları fiziksel ve sosyal engellerin engelli öğrencilerin kendi tecrübelerine dayanarak analiz edilmesi, bunlara yönelik ilkeler ve stratejiler geliştirilmesi olmuştur. Çalışmada aynı zamanda, kentsel yaşamda ve kampüs yaşamında engelli öğrencilerin görünür olmalarının toplumsal farkındalık ve erişilebilir tasarımın bir araya gelmesi ile mümkün olacağı vurgulanarak bu alanda yapılacak çalışmalara katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Çalışmada, engelli üniversite öğrencilerinin kent içindeki, İstanbul Teknik Üniversitesi kampüsleri arasındaki ve İTÜ Ayazağa Kampüsü içindeki erişilebilirlik analizleri yapılmıştır. Bu analizler ile, engelli bireylerin kent içindeki ve üniversite kampüsü içindeki ihtiyaçları belirlenmiş, bu doğrultuda stratejiler geliştirilmiştir. Çalışmada, engelli bireylerin kent içi erişilebilirliklerini arttırmaları ve kentsel yaşama aktif biçimde katılmaları için gerekli olan sosyal ve fiziksel önlemler irdelenmiştir. Engelli birey ve yapılaşmış çevre ilişkisinin sosyolojik boyutunun tasarıma etkisinin irdelenmesi gerektiği yaklaşımıyla engelli bireylerin karşılaştıkları tüm fiziksel ve sosyal engeller bir arada belirlenmiştir. Bu yaklaşım, tez çalışmasının özgünlüğünü oluşturmaktadır. Tez çalışması, üç aşama üzerine kurgulanmıştır. Birinci aşamada, literatür taraması; ikinci aşamada, tümevarım yaklaşımıyla engelli bireylerin günlük kentsel yaşamdaki sorunlarını ortaya koyan anket ve derinlemesine mülakat çalışmaları; üçüncü aşamada, üç farklı düzeyde saha çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamanın birinci düzeyinde, kentin çeşitli noktalarından İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ayazağa Kampüsü'ne toplu taşıma ve yaya erişilebilirlik analizleri; ikinci düzeyinde, İTÜ Kampüsleri arasındaki toplu taşıma ve yaya erişilebilirlik analizleri; üçüncü düzeyinde ise İTÜ Ayazağa Kampüsü içindeki yaya erişilebilirlik analizleri yapılmıştır. Bu analizler ile İTÜ Ayazağa Kampüsü'nün kent içindeki erişilebilirlik düzeyleri tespit edilmiştir. Birinci aşama olan literatür taraması, gözleme dayalı araştırmalar ile sistematik bir araştırma olarak yapılmıştır. Kritik engellilik teorisi, literatür çalışmasında ana çerçeveyi oluşturmuştur. Tümevarım yaklaşımıyla gerçeklikleri betimleme ve anlama çalışmasıyla engelli bireylerin günlük kentsel yaşamdaki sorunları ortaya konmuştur. İkinci aşamada, İstanbul'da yükseköğrenim öğrencisi olan 100 engelli birey ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, veri analizleri ve gözlemler ile yorumlama gerçekleştirilmiştir. Yapılmış olan anket çalışması; temel bilgiler, kentsel yaşam ve kampüs yaşamı olarak 3 bölümü kapsamaktadır. Bu anket çalışması sonucunda, engelli öğrencilerin kentsel ve kampüs yaşamındaki, sosyal ve fiziksel erişilebilirlik durumları tespit edilmiştir. Anketler doğrultusunda, doğuştan ve sonradan engelli olan bireylerin kentsel yaşama katılım sıklıkları ve biçimleri, kent içi ve kampüs içindeki ihtiyaçları ve beklentileri irdelenmiştir. İkinci aşamanın derinlemesine mülakat çalışması bölümünde; kent içindeki ve kampüs içindeki tüm fiziksel, sosyal engellerin ve ihtiyaçların belirlenmesi, çalışmanın üçüncü aşaması olan saha çalışmalarının altlıkları olan matrislerin oluşturulması ve tasarım stratejilerinin geliştirilmesi için İTÜ öğrencisi ve/veya çalışanı olan 10 engelli birey ile gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamanın birinci düzey ve ikinci düzey erişilebilirlik analizlerinin çalışma altlığı olan matris, derinlemesine mülakat çalışmasına katılan engelli bireylerin belirlemiş oldukları erişilebilirlik kriterlerine ve literatürdeki erişilebilirlik kriterlerine dayanarak oluşturulmuştur. Üçüncü düzey erişilebilirlik analizinin çalışma altlığı olan matris ise, Londra Planlama Danışma Komitesi tarafından belirlenen 5C Yürünebilirlik Kriterleri'ne ve literatürdeki erişilebilirlik kriterlerine dayanarak oluşturulmuştur. Kent içi erişilebilirlikteki ilk engeli, kent içi ulaşımdaki sorunların oluşturduğu görülmüştür. Yaya yolları genişlikleri, kaldırım yükseklikleri, yaya yolu üzerinde hatalı konumlandırılan kentsel mobilyalar, araç park etme durumları ve bilgilendirme yetersizlikleri, engelli bireylerin yaya ulaşımlarında engel oluşturan unsurlar olmaktadır. Araca inme-binme esnasında araç ve platform arasındaki mesafe, araç biniş merdivenin rıht yüksekliklerinin fazla olması, araç içindeki yetersiz alanlar ve araç içi bilgilendirmenin yetersizliği, toplu taşıma aracı içerisinde engel oluşturan unsurlar olmaktadır. Kullanımda en çok zorluk yaşanan toplu taşıma aracı minibüs, en rahat kullanılan toplu taşıma aracı metro olarak tespit edilmiştir. Kampüsler arasındaki erişilebilirlik düzeylerinin belirlenmesi için yapılmış olan saha çalışmasında, İTÜ'nün kent içerisindeki kampüsleri arasında güçlü bir erişilebilirliğin olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu durum, aynı üniversitenin farklı kampüslerinde eğitim gören öğrenciler arasında tam entegrasyonun sağlanmasını engellemektedir. İTÜ Ayazağa Kampüsü yaya erişilebilirlik düzeyinin belirlenmesi için yapılmış olan saha çalışmasında, kampüsün farklı fonksiyon alanları arasında, engelli bireyler için optimum düzeyde güçlü bir erişilebilirliğin olmadığı ortaya çıkmıştır. Kampüsün yoğun kullanılan ve birçok fonksiyonu barındıran bölümlerinde erişilebilirliği arttırmak ile ilgili uygulamaların olduğu görülmekte iken kampüsün çeperlerine gidildikçe, fonksiyonların ve birimlerin azaldığı, arazi eğiminin giderek artmasının da etkisiyle erişilebilirliğin sağlanmadığı görülmektedir. Kentsel tasarım ile tüm kent kullanıcıları için demokratik eşit yaşam alanları yaratılabilir. Herkes için tam erişilebilirliği sağlamak için, erişilebilirlik kriterleri ve evrensel tasarım ilkeleri ulaşıma ve tüm kentsel mekânlara adapte edilmelidir. Erişilebilir kent ve erişilebilir kampüs, herkese eşit olanaklar sağlayarak kullanıcı merkezli çevreler ve sosyal adalet yaratmaktadır. Engelli bireylerin kent ve kampüs içinde bağımsız hareketliliklerini sağlamak için tüm kentsel tasarım uygulamaları, engelli bireyler için erişilebilirlik kriterleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmelidir. Çalışmanın bulguları, engellilik ve erişilebilirlikle ilgili çalışmalar yapan akademisyenlere, sivil toplum kuruluşlarına ve uygulamalarda önemli role sahip olan yerel yönetimlere rehber niteliğini taşımaktadır.
İşitme engelli bireylerin kültüre dahil olmalarını mümkün kılan araç ve kurumların sosyal antropolojik analizi
Çalışmanın amacı, işitme engelli bireylerin yaşadıkları kültüre nasıl dahil oldukları, bunun için geliştirilen araçların neler olduğu ve bu araçların işlevselliğinin anlaşılmasıdır. İnsanlar sürekli iletişim halindedir. İnsanlar kültürlerini, konuşarak, dinleyerek ve bulundukları toplumla iletişime geçerek öğrenir. Bu çalışmada, işitme engelli bireylerin yaşadıkları toplumun kültürüne dahil olmaları ve kültür aktarımının devamlılığı için oluşturulmuş araç ve kurumların işlevselliği araştırılmıştır. Çalışmanın örneklem grubu Van'da yaşayan "Van İşitme Engelliler, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği"ne üye olan işitme engelli bireyler, işitme engelli bireylerin aileleri, çevreleri ve öğretmenleridir. Araştırma, derinlemesine görüşme tekniği, katılarak gözlem tekniği kullanılarak yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda işitme engelli bireylerin kültüre dahil olmalarında ailenin, işaret dilinin, teknolojinin, eğitimin ve sivil toplum kuruluşlarının etkili olduğu tartışılmıştır.
Spor yapan ve yapmayan işitme engelliler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin akademik motivasyon düzeylerinin karşılaştırılması: (Van ili örneği)
Engelli kavramı; fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı, diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda, tam ve etkin bir şekilde topluma katılımı kısıtlanan, tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyleri ifade eder. Sayısız faydaları bünyesinde barındıran ve hem fiziksel hem zihinsel bakımdan bireylerin olgunlaşmasına katkı sağlayan sportif faaliyetlerin, engelli bireyler açısından ise özel bir anlamı bulunur. Bu çalışma, temel olarak; sportif faaliyetlerde bulunan ve bulunmayan işitme engelli olan ile işitme engelli olmayan öğrencilerin kaygı ve çekingenlik noktasındaki duygusal ihtiyaçlarının giderilmesinde sporun etkisinin olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki okularda, spor yapan ve yapmayan işitme engelliler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin akademik motivasyon düzeylerini karşılaştırmak amacıyla farklı okullarda okuyan öğrencilere anket formu uygulanmıştır. Çalışmada, Vallerand ve arkadaşları tarafından 1992 yılında Kanada'da geliştirilmiş, Türkçe uyarlanması Karagüven (2012) tarafından yapılmış Akademik Motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre: Spor yapan ve yapmayan öğrencilerin içsel motivasyon-başarı ve hareket alt boyut düzeyleri ile dışsal motivasyon, kendini ispat ve düzenleme düzeylerinde ise gelir durumlarına, boy dağılımlarına, kilo durumlarına göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Çalışma sonucunda sporun öğrenciler üzerinde büyük bir etkisi olduğu, sporun işitme engellilerin akademik motivasyonlarına olumlu katkılar sağladığı görülmüştür. İşitme engelli sporcuların spora katılım motivasyonlarının spor yapmayanlara göre yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın ardından farklı yaş ve engel türlerinde de yapılacak yeni çalışmaların, spora katılım ve kişileri bu yönde teşvik edecek aktivitelerin uygulanması bakımından değerli etkiler sağlayabileceği düşünülmektedir.
5. ve 8. sınıf işitme cihazı kullanan öğrencilerin yazılı anlatım becerilerinin incelenmesi ve kelime servetinin belirlenmesi
Bu çalışmada; Denizli Yeşilköy İşitme Engelliler Ortaokulu 5. ve 8. sınıf cihaz kullanan işitme engelli öğrencilerin yazılı anlatım becerileri ele alınmaya çalışılmıştır. Öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini belirlemek amacıyla uzmanların görüşleri doğrultusunda yazdırılacak konular belirlenmiştir. Çalışmada amaç işitme engellilerin yazılı anlatım beceri düzeylerini saptamak ve söz varlıklarını belirlemektir. Bu amaca yönelik olarak yazdırma çalışmaları yaptırılmış ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Öğrenci Bilgi Formu ve Yazma Çalışmaları ile elde edilmiştir. Türkçe öğretmeni ve akademisyenlerden oluşan uzmanların görüşlerine göre belirlenen konuların anlatıldığı videolar kullanılmıştır. Belirlenen konular her hafta bir Türkçe dersinde yazdırılmıştır. Elde edilen verilere içerik analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler iki Türkçe öğretmeni ve bir akademisyen tarafından değerlendirilerek geçerlik ve güvenirlik sağlanmaya çalışılmıştır.
Düşük gelirli ailelere mensup işitme engelli çocukların tedavisinin ve eğitiminin kıyaslanması
Amaç: Bu çalışma düşük gelirli ailelere mensup işitme engelli çocuklarının tedavisinin ve eğitiminin kıyaslanması ve etkili olabilecek etmenleri belirlemek amacıyla planlanmıştır. Araştırmada maddi durumu iyi işitme engelli ve maddi durumu iyi olmayan işitme engelli 9-17 yaş grubunda bulunan çocukların tedavi ve eğitim düzeylerini belirlemek, her iki gruptaki çocukların yaşı, cinsiyeti, ebeveynlerin öğrenim düzeyi, işitme engelin derecesi, cihaz kullanma durumu, eğitime başlama yaşı, ailenin maddi gelir düzeyi, çocuğun haftalık aldığı ders saati gibi değişkenlerin eğitim düzeyinde ve tedavi sürecinde farklılık yaratıp yaratmadığını ortaya koymak amacıyla yürütülmüştür. Yöntem: Araştırmaya İstanbul ilinde bulunan Rehabilitasyon merkezine devam eden işitme engelli çocuklar katılmıştır. Çalışma kapsamında araştırmaya 10 kız 10 erkek olmak üzere toplam 20 çocuk taramaya alınmıştır. Bu çalışmada 5 kız ve 5 erkek çocuk eğitim saati yüksek olan geri kalan 5 kız ve 5 erkek çocuk ise eğitim saati sabit olan çocuklardan seçilmiştir. Araştırmada 'Ders Veren Öğretmenlere Yönelik Gönüllü Onam Formu' ile 'Anne- Babalara Yönelik Gönüllü Onam Formu' kullanılmıştır. Çalışmaya işitme kaybı derecesi (hafif-orta-ileri) aynı olan çocuklar katılmıştır. Anket sorularına verilen cevaplar 7 puan üzerinden değerlendirilmiş ve yüksek puanlar daha fazla memnuniyeti göstermiştir. Bulgular: Anket uygulaması yapılan 8 saat ders alan çocuklar ile 8 saatten fazla ders alan çocuklar arasında dil gelişim, sosyal gelişim, motor gelişim gibi alanlarda istatiksel olarak anlamlı farklar saptanmıştır. Bu çalışma alınan ek derslerin çocukların gelişimsel özellerinkilerinde büyük etki yarattığı, ders saatlerinin daha sık olmasının çocukların özellikle dil gelişimlerinde olumlu etkiler yarattığı saptanmıştır. Sonuç: Bu araştırmanın sonucunda; aileye ve öğretmenlere uygulanan anketlerle ders saati standart olan işitme engelli çocukların ek ders alan işitme engelli çocuklardan eğitim seviyelerinin daha geride olduğu, alınan ek derslerin işitme engelli çocukların normal işiten akranlarıyla gösterdikleri gelişim seviyeleri aynı seviyede olmasa bile yakın seviyede seyrettiği sonucuna varılmaktadır. Çocukların ders saatlerinin artırılması tedavi ve eğitim sürecinde olumlu sonuçlar yarattığı bilgilerine varılmıştır.
Postlingual işitme kayıplı bireylerde işitme cihazı kullanımı öncesi, unilateral işitme cihazı kullanımı ve bilateral işitme cihazı kullanımının yaşam kalitesine etkisi
Doğuştan oluşabileceği gibi sonradan da oluşabilecek olan işitme kaybı, yetişkin bireylerin sosyal ve duygusal yönlerini etkileyebilir. Etkilenim ile birlikte kişi kendindeki engeli algılamaya başlar. İşitme kaybının rehabilitasyonunda kullanılan işitme cihazının amacı oluşan engelleri iyileştirmeye yöneliktir. Bu araştırmanın amacı unilateral ve bilateral işitme cihazı kullanan bireylerde algılanan işitme engeline bağlı olarak yaşamlarındaki sosyal ve duygusal etkilenimi incelemektir. Araştırma 18-65 yaş arası unilateral işitme cihazı kullanan 14 kadın, 22 erkek ve bilateral işitme cihazı kullanan 15 kadın, 12 erkek olmak üzere toplam 63 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Unilateral cihaz kullanan katılımcılara cihaz kullanmadan önce ve tek taraflı cihaz kullanırken; bilateral cihaz kullanan katılımcılara ise cihaz kullanmadan önce, tek taraflı cihaz ve çift taraflı cihaz kullanırken ki durumlarını göz önünde bulundurmaları istenerek "Yetişkinler için İşitme Engeli Ölçeği" doldurtulmuştur. Unilateral kullanıcıların cihaz öncesi sosyal puanı 27,94±14,24, duygusal puanı 32,06±15,51 ve toplam puanı 60±28,77 elde edilirken, tek taraflı cihaz kullanırken sosyal puan 19,94±15,69, duygusal puan 23,5±16,68, toplam puan 43,44±31,45 elde edilmiştir. Cihaz öncesi ile tek taraflı cihaz kullanımı arasında sosyal ve toplam etkilenim açısından anlamı ilişki bulunurken (p=0,023, p=0,045) duygusal etkilenim açısından anlamlı ilişki bulunamamıştır (p=0,098). Günlük kullanım süresi ile sosyal, duygusal ve toplam etkilenim açısından anlamlı ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Toplam kullanım süresi ile sosyal etkilenim açısından anlamlı ilişki bulunurken (p=0,038) duygusal ve ve toplam etkilenim açısından anlamlı ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Bilateral kullanıcıların cihaz öncesi sosyal puanı 32,59±16,05, duygusal puanı 35,33±17,23, toplam puanı 67,93±33,04, tek taraflı cihaz kullanımında sosyal puanı 29,04±14,79, duygusal puanı 33,41±16,49, toplam puanı 62,44±29,74, çift taraflı kullanımda ise sosyal puanı 19,11±15,61, duygusal puanı 24,67±16,67, toplam puanı 43,78±30,82 elde edilmiştir. Bilateral işitme cihazı kullanıcılarında cihaz öncesi ile tek taraflı kullanım arasında duygusal ve toplam etkilenim açısından anlamlı ilişki bulunurken (p=0,009, p=0,049) sosyal etkilenim açısından anlamlı ilişki bulunamamıştır (p=0,207). Tek taraflı kullanım ile çift taraflı kullanım arasında sosyal, duygusal ve toplam etkilenim açısından anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,001, p=0,009, p=0,003). Günlük kullanım süresi ve toplam kullanım süresi ile sosyal, duygusal ve toplam etkilenim açısından anlamlı ilişki bulunamamıştır (p>0,05).
İşitme engelli öğrencilerin okuma-yazma ve problem çözme becerileri arasındaki ilişki
Bu araştırmada; 6., 7. ve 8. sınıfa giden işitme engelli öğrencilerin okuma, yazma ve problem çözme becerileri arasındaki ilişki ile okuma, yazma ve problem çözme becerileri üzerinde etkisi olabileceği tahmin edilen öğrenci özelliklerinden işitme kaybı düzeyi, işitme eğitimi aldığı süre ve güncel eğitim durumu incelenmiştir. Araştırmada, okuma-yazma ve problem çözme becerileri arasındaki ilişki düzeyini belirlemek ve bu beceri düzeyi üzerinde etkisi olabilecek öğrenci özelliklerini değerlendirmek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden olan nedensellik karşılaştırılmalı araştırma biçimi kullanılmıştır. Araştırmaya toplam 30 işitme engelli öğrenci katılmıştır. Araştırma verileri, "Okuma Süresi Ölçme Aracı", "Yazma Süresi Ölçme Aracı ve "Problem Çözme Becerisi Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Öğrencilerin yanıtları yukarıda belirtilmiş olan ölçeklere göre puanlandırılmıştır. Araştırma bulgularında, işitme engelli öğrencilerin okuma becerileri ile yazma becerileri arasında pozitif yönde güçlü bir anlamlı ilişkinin var olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin okuma becerileri ile problem çözme becerileri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Yazma becerileri ile problem çözme becerileri incelendiğinde ise aralarında anlamlı herhangi bir ilişki olmadığı görülmüştür.
İşitme cihazı kullanan 2-7 yaş arası işitme engelli çocukların dil becerilerinin gelişimi
Bu çalışma, işitme cihazı kullanan 2 – 7 yaş arası çocukların dil becerilerinin gelişimini değerlendirmek amacı ile yapılmıştır Araştırma; gözlemsel, tanımlayıcı, kesitsel bir çalışmadır. Araştırma verileri tüm örneklem için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi K.B.B. Anabilim Dalı Odyoloji Birimi'ne başvuran, Özel Ege Artı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde, Özel Nefes Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde, Parlak Ufuklar Anaokulu'nda ve Neşe Erberk Anaokulu'nda bulunan çocuklardan elde edilmiştir. Değerlendirme için Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL) resimli kitap, TEDİL Uygulamacı Formu ve Olgu Rapor Formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan formlar, 2 - 7 yaş arasındaki işitme cihazı kullanan ve normal işitmeye sahip olan toplam 36 çocuğa uygulanmıştır. Hasta grubunda; işitme cihazı kullanan ve 2-7 yaş arasında olan çocuklar değerlendirmeye alınmıştır. Çalışma süresince özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine düzenli devam etmeyen, işitme cihazını düzenli kullanmayan ve işitme cihazının bakımının düzenli yaptırmayan çocuklar değerlendirmeye alınmamıştır. Kontrol grubunda ise çalışma süresince anaokulu eğitimi alan ve 2-7 yaş aralığı içinde olan çocuklar araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmaya katılan çocuklar, her grupta eşit sayıda çocuk olacak şekilde 2 gruba ayrılmıştır. Hasta grubu işitme cihazı kullanan çocuklardan, kontrol grubu ise normal işitmesi olan çocuklardan oluşmaktadır. Tüm çocuklar 2-7 yaş arasında bulunmaktadır. Araştırmaya katılan çocuklara çalışmanın başında Olgu Rapor Formu, TEDİL Resimli kitap ve TEDİL Uygulamacı Formu, çalışmanın 3. ve 6. aylarında ise TEDİL Resimli kitap ve TEDİL Uygulamacı Formu tekrar uygulanmıştır. Araştırmaya katılan tüm çocukların alıcı dil, ifade edici dil ve sözel dil test puanları incelenerek çocukların dil gelişimlerine yönelik veriler elde edilmiştir. Araştırmada işitme cihazı kullanan çocukların yaşlarının artmasının; alıcı dil 1, alıcı dil 2 ve alıcı dil 3, ifade edici dil 1, ifade edici dil 2 ve ifade edici dil 3 puan ortalamalarının test sonuçlarını olumlu etkilediği ve puan ortalamalarını değiştirdiği tespit edilmiştir. Sözel dil 1, sözel dil 2 ve sözel dil 3 puan ortalamaları açısından ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı ve puan ortalamalarını değiştirmediği gözlenmiştir. Araştırmada normal işitmesi olan çocukların yaşlarının artmasının; alıcı dil 1, alıcı dil 2 ve alıcı dil 3, ifade edici dil 1, ifade edici dil 2 ve ifade edici dil 3, sözel dil 1, sözel dil 2 ve sözel dil 3 puan ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı, test sonuçlarını olumlu etkilemediği ve puan ortalamalarını değiştirmediği gözlenmiştir. İşitme cihazı kullanan çocuklar ile normal işitmesi olan çocukların çalışmaya başlamadan önce, çalışmanın 3. ve 6. aylarında alıcı dil, ifade edici dil ve sözel dil puan ortalamaları karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiş ve işitme cihazı kullanan çocukların, normal işitmesi olan çocuklara göre alıcı, ifade edici ve sözel dil gelişiminin daha yavaş olduğu gözlenmiştir. Araştırmada 25 ay ve daha uzun süre işitme cihazı kullanan çocuklarda araştırmanın 6. ayındaki alıcı dil puan ortalamalarının, araştırmanın başında ve 3. ayında uygulanan testlerdeki alıcı dil puan ortalamalarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. 12-24 ay arası ya da 25 ay ve daha uzun süre işitme cihazı kullanılmasının, ifade edici dil ve sözel dil puan ortalamalarında değişiklik oluşturmadığı gözlenmiştir. Araştırmaya katılan hasta grubunun 1-24 ay arası ya da 25 ay ve daha uzun süre özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam ediyor olmasının alıcı dil ve sözel dil puan ortalamalarını değiştirmediği; ifade edici dil puan ortalamalarını ise yükselttiği gözlenmiştir. Araştırmaya katılan çocuklara uygulanan testler arasındaki sürelerin kısa olması ve araştırmadaki katılımcı çocuk sayısının kısıtlı olması nedeniyle bu çalışma sonucu hakkında kesin bir kanıya varılamamıştır. Testler arasında geçen sürenin arttırılıp katılımcı sayısının fazlalaştırılmasıyla araştırmanın daha ayrıntılı olarak yapılabileceği ve daha güvenilir sonuçlar elde edilebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İşitme cihazı, dil gelişimi, TEDİL.
Türkçe ve Türk işaret dili (TİD)'nde hikaye başlangıçları ve karakter tanıtımları: Dil kanalının farklı olması bize neyi gösterir?
The aim of the current thesis is to track the developmental patterns in learning to set the scene and introduce referents in narrations produced by hearing children acquiring Turkish and deaf children acquiring Turkish Sign Language (Türk İşaret Dili - TİD). While narrating events presented in visual modality as in picture stories, spoken language acquiring children need to translate them into sequential segments of verbal output following the linguistic structures of their language (Berman and Slobin, 1994). This is not the case for deaf children who acquire a sign language where space is used to describe events and linguistic structures bear visual resemblance to the real events. The data were collected from three age groups in TİD and Turkish: Younger children between 3;5-6;8 years, older children between 7;2-9;11, and adults. There were 10 participants in each age group in each language, thus a total of 60 people took part in the current study. The participants were asked to narrate a picture story (Balloon Story, Karmiloff-Smith, 1981) to a deaf or a hearing person depending on the language condition. All the data were annotated and coded by deaf and hearing research assistants for the linguistic elements used to set the scene at the beginning of the narration (i.e., who, where, what information for the first picture) and the use of explicit linguistic forms to introduce the referents (i.e., the boy, the balloon man, the balloon). The results of the analyses showed that TİD-signing and Turkish-speaking children reached the adult patterns in learning to use scene setting elements at similar ages: In both languages, older age children, but not younger age children, were similar to adults in how frequently they used different types of scene setting elements. As to referent introduction, even younger children in both languages were adult-like in making explicit referrals to different referents of Balloon Story. Turkish speakers, in general, used explicit referrals to the main and secondary animate and inanimate characters of the story more frequently than TİD signers, which could be an effect of modality or typological difference between two languages.
İşitme engelli kadınlarda sağlık okuryazarlığının genital hijyen davranışlarını ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmaya yönelik davranışlarını yordama durumunun incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı işitme engelli kadınların sağlık okuryazarlığının genital hijyen davranışlarını ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarda korunma davranışlarını yordama durumumun incelenmesidir. Gereç ve yöntemler: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Çalışmanın örneklemini üreme çağındaki işitme engelli kadınlar oluşturmuştur. Araştırma 141 işitme engelli kadın ile tamamlanmıştır. Veriler, "Sosyo-Demografik Bilgi Formu'', "Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği TSOY-32", "Genital Hijyen Davranışları Ölçeği" ve "Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunmaya Yönelik Davranışlar Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği TSOY-32'nin Alt Boyutları ile Genital Hijyen Davranışları Ölçeği Alt Boyutları ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunmaya Yönelik Davranışlar Ölçeği Alt Boyutları arasınaki ilişki Pearson korelasyon analiziyle incelenmiştir. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği TSOY-32'nin Alt Boyutlarının, Genital Hijyen Davranışları Ölçeği Alt Boyutları ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunmaya Yönelik Davranışlar Ölçeği Alt Boyutlarını yordama durumu çoklu doğrusal regresyon analiziyle belirlenmiştir. Bulgular: Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 ile Genital Hijyen Davranışları Ölçeği Toplam ölçek ve alt boyutları arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki, Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunmaya Yönelik Davranışlar Ölçeği toplam ölçek ve Bilgi ve Korunma alt boyutu arasında pozitif yönde, kuvvetli düzeyde ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki, tutum alt boyutu arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32'nin alt boyutlarının Genital Hijyen Davranışları Ölçeği toplam ölçek ve alt boyutlarını ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunmaya Yönelik Davranışlar Ölçeği toplam ölçek ve alt boyutlarını yordadığı bulunmuştur. Sonuç: İşitme engelli kadınlarda genital hijyen davranışlarına ve Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlara yönelik sağlık okuryazarlıklarını arttıracak stratejilerin geliştirilmesi önemlidir. Anahtar Kelimeler: Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyon; Genital Hijyen; İşitme Engelli Kadın; Sağlık Okuryazarlığı
Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinin web sitelerinin wcag 2.2 standartlarına göre erişilebilirlik analizi
Kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi, bilgiye ve hizmete erişimde zaman ve mekân sınırlarını kaldırsa da bu dönüşümün fırsat eşitliğine hizmet etmesi ancak "web erişilebilirliği" ile mümkündür. Bu çalışma, Türkiye'deki 30 büyükşehir belediyesine ait web sitelerinin erişilebilirlik düzeylerini WCAG 2.0, 2.1 ve güncel WCAG 2.2 standartları çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Total Validator aracıyla elde edilen teknik verilerin senaryo bazlı manuel testlerle desteklendiği karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın özgün bir boyutu olarak, uygulanan iki farklı test yöntemi arasındaki tutarlılık düzeyi Jaccard Benzerlik İndeksi ile analiz edilmiştir. Bulgular, belediye web sitelerinin WCAG standartları kapsamındaki "Seviye A" (Asgari Düzey) gerekliliklerini dahi tam olarak karşılayamadığını göstermektedir. Erişilebilirlik ihlallerinin özellikle "Algılanabilirlik" ve "İşletilebilirlik" ilkelerinde yoğunlaştığı; alternatif metin eksiklikleri, yetersiz renk kontrastları ve klavye ile kullanım sorunlarının en sık rastlanan hatalar olduğu belirlenmiştir. WCAG 2.2 standartları açısından ise, özellikle klavye odak görünürlüğünün belirginleştirilmesi ve hatalı girişleri önleyici mekanizmaların kullanımı noktasında belediyelerin henüz yeterli olgunluğa erişemediği görülmüştür. Otomatik ve manuel değerlendirme sonuçları arasında hesaplanan %40,2'lik Jaccard Benzerlik İndeksi, iki yöntem arasındaki örtüşmenin sınırlı düzeyde kaldığını ortaya koymaktadır. Bu oran, otomatik test araçlarının tek başına yeterli olmadığına ve manuel incelemelerle desteklenmesi gerektiğine dair literatürdeki görüşleri istatistiksel olarak doğrulamaktadır. Çalışma, belediyelerin dijital erişilebilirlik stratejilerini geliştirmeleri ve test süreçlerinde salt otomasyona dayalı yaklaşımlar yerine bütüncül değerlendirme yöntemlerini benimsemeleri açısından yol gösterici niteliktedir.
Doğal işitsel/ sözel yaklaşımla eğitim gören işitme engellilerde internet destekli öğretim ve Anadolu Üniversitesi'nde bir uygulama
/ J/fT-/ ÖZET Yüksek Lisans Tezi DOĞAL İŞİTSEL / SÖZEL YAKLAŞIMLA EĞİTİM GÖREN İŞİTME ENGELLİLERDE İNTERNET DESTEKLİ ÖĞRETİM ETKİNLİĞİ VE ANADOLU ÜNİVERSİTESİ' NDE BİR UYGULAMA ZEHRA NUR KAYA Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bilgisayar Mühendisliği Anabilim Dalı - Bilişim Danışman : Prof. Dr. Yaşar HOŞÇAN 2002, 78 sayfa Bu çalışmada, Doğal İşitsel / Sözel Yaklaşım ile eğitim gören işitme engellilerde, İnternet Destekli öğretimin başarısı ve kalıcılığı araştırılmıştır. Bu amaçla, Anadolu Üniversitesi lisans ve önlisans programlarında yer alan "SNT 155 Sanat Tarihi" dersinin uygulaması yapılmıştır. Tez içinde, öncelikle işitme engelli tanımları yapılmış, işitme engelinin çeşitleri üzerinde durulmuştur. İşitme engellilerin eğitim yöntemleri anlatılmış ve bu yöntemlerin içinde konumuz olan Doğal İşitsel/Sözel Yaklaşım açıklanmıştır. İzleyen bölümde, bilgisayar destekli öğretim çalışmalarından söz edilmiş, "İnternet Destekli öğretim" hakkında bilgi verilmiştir. Son bölümde ise gerçekleştirilen uygulamaya yer verilmiştir. Uygulamanın denekleri; Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulunda 2001-2002 eğitim - öğretim yılında okuyan öğrenciler içinden, doğuştan işitme kaybına uğramış, 4 yaş ve öncesinde cihazlandırılmış öğrencilerin arasından rasgele seçilmiştir. Toplam 23 öğrenci uygulamaya katılmıştır. Uygulama için öncelikle, araştırmacı tarafından WebCT yazılımı yardımıyla "Sanat Tarihi" dersinin "Mısır Sanatı, Mısır Mimarisi" konusu İnternet Destekli Öğretim etkinliği olarak oluşturulmuştur. Bu uygulamada sontest kontrol gruplu model kullanılmıştır. Uygulama gerçekleştirildikten sonra her iki gruba da ölçme aracı sontest olarak uygulanmıştır. 15 gün sonra ise öğretimin kalıcılığını ölçmek amacıyla sontest tekrar uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen başlıca sonuçlar şunlardır: "Doğal İşitsel / Sözel Yaklaşım" ile yapılan eğitimin "İnternet Destekli Öğretim" etkinliğine göre işitme engellilerde daha başarılı olduğu görülmüştür. "İnternet Destekli Öğretim" etkinliği, "Doğal İşitsel / Sözel Yaklaşım" ile yapılan eğitimden daha kalıcı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İşitme engelli, Doğal İşitsel/Sözel Yaklaşım, Bilgisayar Destekli Eğitim, İnternet Destekli Öğretim, WebCT.
Üniversite hazırlık sınıfı işitme engelli öğrencilerinin okuma sonrası soruları yanıtlamalarında 'soru-yanıt ilişkileri' stratejisinin kullanımı
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU ÜNİVERSİTE HAZIRLIK SINIFI İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİN OKUMA SONRASI SORULARI YANITLAMALARINDA "SORU YANIT İLİŞKİLERİ" STRATEJİSİNİN KULLANIMI Güzin İÇDEN Özel Eğitim Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2003 Danışman: Yard. Doç. Dr. Ümit GİRGİN Bu araştırmada; Anadolu Üniversitesi, Engeliler Entegre Yüksekokulu' nda mesleki eğitim alacak hazırlık sınıfı işitme engelli öğrencilerine okudukları metinlerden sonra sorulan soruların yanıtlanmasında, Soru Yanıt İlişkileri stratejisinin öğretilmesinin sorulara yanıt verme düzeylerini nasıl etkilediği; işitme engelinin derecesi ve geldiği eğitim ortamı ile yapılan strateji eğitimindeki başarı düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada, Soru Yanıt İlişkileri stratejisinin öğretiminin, işitme engelli öğrencilerin okuma sonrası sorulan soruları yanıtlama düzeylerini belirlemek üzere Bağıntısal ve Betimsel Araştırma Modeli kullanılmıştır. Araştırmaya Engelliler Entegre Yüksekokulu' nun hazırlık sınıflarına devam eden 28 öğrenci katılmıştır. Araştırma verileri strateji öğretimi öncesi ve sonrası okunan metinle ilgili, Soru Yanıt İlişkileri stratejisini oluşturan üç tür soruya verdikleri yanıtlar puanlanarak elde edilmiştir. Öğrencilerin okuma sonrası sorulan sorulara verdikleri yanıtları değerlendirmek için sorular zorluk derecelerine göre puanlanmıştır. Hazırlanan metinler ve yapılan puanlama ile ilgili alanda uzman üç farklı kişiden uzman görüşü alınarak geçerlik çalışması yapılmıştır. Toplanan verilerle ilgili yine alanda uzman iki uygulamacı eğitimci ile değerlendiriciler arası güvenirlik çalışması yapılmıştır. Araştırmanın uygulama güvenirliği, uygulamaya başlamadan önce araştırmacınınaraştırmayı yürütmeye yeterli hale gelmesi ve uygulamanın planlandığı gibi gerçekleştirilmesi için uygulamacının eğitimden geçirilmesi yöntemi ile yapılmıştır. Üniversite hazırlık sınıfı işitme engelli öğrencileriyle yapılan okuma sonrası sorulan yazılı soruların yanıtlanma düzeylerini arttırmaya yönelik olarak yapılan çalışmada; Soru Yanıt İlişkileri stratejisini oluşturan farklı soru türleri ve bu farklı türdeki soruların nasıl yanıtlanacağının öğretilmesi sonucunda, öğrencilerin soruları yanıtlama düzeylerinde anlamlı bir artış olduğu görülmektedir. 111
İşitme kayıplı çocukların ve normal işiten çocukların çalışma belleği ve kısa süreli bellek yönünden incelenmesi
İşitme kayıplı çocuklarda bilişsel süreçler, hem eğitim ile ilişkisi nedeniyle uygulamacılar için hem de işitme kayıplı bireylerin doğal deney koşulu sağlaması nedeniyle temel araştırmacılar için 100 yılı aşkın bir süredir merak konusu olmuştur. Ne var ki, çalışmaların daha çok zekaya yoğunlaştığı, bilgi işleme sürecinin merkezinde yer alan çalışma belleği (ÇB) ve kısa süreli bellek (KSB) gibi dinamik bilişsel süreçlerin göreli olarak daha az araştırıldığı ya da araştırılan süreçlerin, işitme kayıplı çocukların odyolojik ve eğitimsel özellikleriyle yeterince ilişkilendirilmediği görülmektedir. Ülkemizde ise sınırlı örneklemle gerçekleştirilen bir çalışma dışında, konuyla ilgili kapsamlı herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır.Bu çerçevede bu araştırmanın iki temel amacı vardır. İlk amaç, zeka ve yaş kontrol edildiğinde, ÇB bileşenleri ve KSB performansının işitme kayıplı çocuklar ile normal işiten çocuklar arasında ve işitme kayıplı çocukların kendi içinde çeşitli demografik, odyolojik ve eğitimsel değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamaktır. Araştırmanın ikinci amacı ise, normal işiten ve işitme kayıplı çocuklardaki ÇB ve KSB performansının demografik, bilişsel, odyolojik ve eğitimsel yordayıcılarının belirlenmesidir. Toplam 223 kişiden oluşan katılımcılar normal işiten çocuklar [N = 103] ve üç farklı eğitim ortamından gelen işitme kayıplı çocuklardır: (1) İşitme Engelli Çocuklar Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi [İÇEM; n = 62], (2) Kaynaştırma okulları [n = 27] ve (3) Ahmet Yesevi İşitme Engelliler İlköğretim Okulu [A. Yesevi İEİO; n = 32]. Katılımcılara sözel olmayan zekayı belirlemek için WÇZÖ-R Performans alt testleri; ÇB performansı için cümle-sayı uzamı (sözel), ters sayı dizisi (sözel) ve kağıt katlama (görsel-mekansal) görevleri; kısa süreli bellek için sayı dizisi (sözel) görevi uygulanmıştır.Birinci amaç kapsamında gruplar arası farklar, yaş ve zekanın kontrol edildiği çok değişkenli kovaryans analizi (MANCOVA); ikinci amaç kapsamında ÇB ve KSB performansının yordayıcıları çoklu regresyon analizi ile belirlenmiştir. MANCOVA sonuçları, genel olarak görsel-mekansal alanda gruplar arasında belirgin bir fark olmadığını, ancak sözel görevlerde ana ve alt gruplar arasında anlamlı farkların bulunduğunu göstermiştir. Bu bağlamda; (1) işitme durumuna göre normal işiten çocuklar işitme kayıplılardan, (2) işitme kayıplı çocukların eğitim ortamlarına göre İÇEM'e ve kaynaştırma okullarına devam eden çocuklar A. Yesevi İEİO'dakilerden, (3) yaş aralığına göre, normal işiten çocuklarda daha belirgin olmak üzere, büyük yaş grubundakiler küçük yaş grubundakilerden, (4) aile eğitimi ve okulöncesi eğitim alan işitme kayıplı çocuklar almayanlardan, (5) koklear implant ve işitme cihazını etkin kullanan çocuklar işitmeye yardımcı teknolojiyi etkin kullanmayanlardan yüksek performans göstermişlerdir. Hem normal işiten hem işitme kayıplı çocuklarda cinsiyete göre anlamlı fark saptanmamıştır. Ayrıca işitme kayıplı çocuklarda işitme kaybı derecesi ve işitme kaybı başlama zamanı görev performanslarında anlamlı bir farka yol açmamıştır. Çoklu regresyon analizi, normal işiten çocuklarda yaş ve zekanın, işitme kayıplı çocuklarda ise bu değişkenlere ek olarak cihazlandırma yaşı ve aile eğitimi süresinin özellikle sözel görevlerdeki varyansı açıklamaya çeşitli derecelerde anlamlı katkı yaptığını göstermiştir.Bulgular, sözlü dille iletişim kurmanın, işitmeye yardımcı teknolojiyi etkin kullanmanın ve erken eğitim (aile eğitimi ve okulöncesi eğitim) almanın işitme kayıplı çocuğun bilişsel süreçlerini -burada ÇB ve KSB performansını- desteklediğini öne süren alanyazınla tutarlıdır. Tüm bulgular ayrıntılı olarak tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bilişsel süreçler, çalışma belleği, işitme engelli çocuklar, işitme kaybı, kısa süreli bellek, normal gelişim gösteren çocuklar.
Çocuğu koklear implant adayı ebeveynlerin gereksinimlerine dayalı bilgilendirme programı geliştirilmesi
Çocuklarda 1990'larda başlayan ve günümüze yaklaştıkça artış gösteren koklear implant (Kİ) uygulamaları, Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı'nın ülkenin her yanında işlerlik kazanmasıyla birlikte hem daha geniş kitlelere ulaşmakta hem de çocuğun Kİ yaşı düşmektedir. Küçük yaşlarda ameliyat olmaları gereken çocuklar için bu kararı ebeveynleri vermektedir. Ebeveynler için tanı sonrası karar vermeyle başlayan Kİ süreci birbirini izleyen bir dizi aşamadan oluşmaktadır: aday değerlendirme, ameliyat, işlemcinin açılması, işlemcinin programlanması, cihazın teknik bakımı ve işitsel-sözel eğitim. Tüm bu süreç ebeveynlere son derece karmaşık gelmekte ve onları zorlamaktadır. Ebeveynlerin süreç boyunca karşılaşacakları zorlukların üstesinden gelebilmeleri için süreç hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmeleri gerektiği araştırmacılar tarafından tekrarlı olarak vurgulanmaktadır. Ne var ki, ulaşılabilen ulusal ve uluslararası alanyazında şu ana kadar ebeveynlerin süreçle ilgili bilgi gereksinimlerini karşılayacak gereksinim analizine dayalı, bütünlüklü, gerektiğinde bir grup ebeveyne aynı anda sunulabilen ve standart bir bilgilendirme programına rastlanmamıştır. Bu çerçevede araştırmanın temel amacı çocuğu Kİ adayı ebeveynlerin gereksinimlerine dayalı bilgilendirme programı geliştirmektir. Amacı gerçekleştirmek üzere araştırma süreci iki aşamalı planlanmıştır: (1) ebeveynlerin Kİ sürecindeki bilgi gereksinimlerini belirlemeye yönelik gereksinim belirleme aşaması ve (2) programın geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi aşaması. Yöntem olarak bu tür aşamalı çalışmalar için önerilen karma araştırma yönteminin tercih edildiği çalışmaya toplam 149 ebeveyn katılmıştır. Birinci aşama olan gereksinim belirlemede, Kİ ekip üyeleri (n = 6) ve çocuğu Kİ kullanıcısı olan ebeveynlerle (n = 7) nitel veri toplama tekniklerinden odak grup görüşme, farklı Kİ firma temsilcileri (n = 4) ile de yarı-yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler tümevarım anlayışıyla betimsel analize tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda bilgi gereksinimlerine ilişkin üç ana tema ortaya çıkmıştır: (1) Programın gerekliliği, (2) Programın yapısı ve (3) Programın içeriği. Programda nelerin olması gerektiğini işaret eden 3. temanın 12 alt teması ise şöyledir: işitme kaybının etkileri, Ki süreci, ameliyat aşaması, işitsel-sözel eğitim aşaması, işitme ve dil gelişimi, çocuğun genel gelişimi, Kİ cihazı, koruma gereksinimleri, yasal haklar, ebeveynlerin psikolojisi, diğer ebeveynlerin deneyimleri, gelecek tedavi/teknoloji olasılıkları. Bu aşamada ayrıca görüşmelerden elde edilen verilere dayanılarak geliştirilen Koklear İmplanta İlişkin Bilgi İhtiyaçları Anketi (KİBA) çocuğu Kİ kullanıcısı 100 ebeveyne uygulanmıştır. Anket sonuçlarına nicel betimsel analiz yapılarak bulgular nitel bulgular ile harmanlanmıştır. Çalışmanın ikinci aşaması program geliştirme, uygulama ve değerlendirmedir. Programın geliştirilmesinde Taba-Tyler Modeli referans alınmıştır. Model çerçevesinde program geliştirme ve alan uzmanları eşliğinde programın amaçları, içeriği, öğretim strateji, yöntem ve teknikleri belirlenmiştir. Dört ana modülden (Kİ süreci, Kİ ile gelişim, Kİ cihazı, ebeveyn deneyimleri) oluşan program araştırmacı tarafından çocuğu Kİ adayı 32 ebeveyne uygulanmıştır. Uygulanan programın etkililiği ön test-son test-izleme testi kontrol grupsuz deneysel desen ile değerlendirilmiştir. Bu bağlamda yapılan İlişkili Örneklemler İçin ANOVA ve Eşleştirilmiş Örneklemler İçin t-Testi sonuçları, ön test ile son test ve izleme testi arasında son test ve izleme lehine anlamlı bulunmuştur. Dolayısıyla geliştirilen programın, kullanılan deneysel desenin ve örneklemin sınırlılıkları dahilinde, etkili olduğu değerlendirilmiştir. Son olarak, programın sosyal geçerlik düzeyini belirlemek üzere ebeveynlere Bilgilendirme Programı Memnuniyet Anketi (BİPMA) uygulanmış ve ankete verilen yanıtlar programın sosyal geçerliğinin son derece yüksek olduğunu göstermiştir. Çalışmanın bulguları, çocuğu Kİ adayı ebeveynlerin Kİ sürecinin tüm aşamalarında çok çeşitli bilgilere gereksinim duyduğunu, analiz temelli bu gereksinimlerini gözeterek geliştirilen bilgilendirme programının ebeveynlerin gereksinimlerini karşılamada etkili olduğunu ve ebeveynlerin programdan memnuniyet duyduklarını göstermiştir. Bu yönüyle programın yeni araştırmalar için bir ilk adım olması umulmakta ve uygulamada önemli bir eksikliği giderme potansiyeli olduğu düşünülmektedir
İşitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevlerin incelenmesi
Durum çalışması olarak desenlenen bu araştırmanın amacı işitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevlerin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları takvim yaşı iki yaş dört ay olan işitme kayıplı bir çocuk, annesi ve iki kardeşidir. Araştırmanın verileri çeşitli bağlamlarda gerçekleşen doğal etkileşimlerin gözlemlerinin video kamera ile kayıtları, anne ile yapılan görüşmeler, araştırmacı günlükleri, ürünler ve belge incelemeler yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler süreç içerisinde ve sonunda araştırma sorularını cevaplayacak şekilde gerektiğinde betimsel, gerektiğinde tümevarımsal olarak analiz edilmiştir. Video kamera ile kayıt edilen gözlemler araştırmacılar tarafından daha önceden yapılmış olan iletişimsel işlev sınıflamaları temel alınarak oluşturulan işevuruk iletişimsel işlev tanımlamalarına göre betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları işitme kayıplı çocuğun çeşitli doğal bağlamlarda çeşitli iletişimsel işlevleri kullandığını göstermiştir. Çocuğun bu iletişimsel işlevleri sözel ve/veya sözel olmayan davranışlarla sergilediğini göstermiştir. İşitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevleri inceleyen bu araştırmanın ulusal alan yazına katkıda bulunacağı düşünülmektedir. İşitme kayıplı çocukların ailelerine ve öğretmenlerine çocuklardaki iletişimsel işlev kullanımı ile ilgili olarak yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, İletişimsel işlev, Anne çocuk etkileşimi.
İşitme kayıplı çocuğu olan bir ailenin aile eğitimi sürecinin incelenmesi
Bu eylem araştırmasının amacı işitme kayıplı çocuğu olan bir ailenin, aile eğitimi sürecinin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları işitme kayıplı bir çocuk, annesi ve eğitimci/araştırmacıdır. Araştırma verileri, aile eğitimi uygulamaları videoteyp kayıtları, anneyle yapılan görüşmeler, geçerlik güvenirlik komitesi ses kayıtları, araştırmacı günlükleri yoluyla toplanmıştır. Araştırma sürecinde toplam on aile eğitimi yapılmıştır. Aile eğitimi sürecinin incelenmesi için tüm aile eğitimlerinin genel dökümü yapılmış ve elde edilen verilere tümevarım analizi uygulanmıştır. Araştırmanın geçerliği, işitme kayıplı çocukların eğitimi alanında çalışan aile eğitimi uzmanı ve eylem araştırması uzmanı tarafından sağlanmıştır. Araştırma sürecinde eğitimci/araştırmacı tarafından gerçekleştirilen aile eğitimi uygulamaları, aile eğitimi uzmanı tarafından incelenerek uygulamada gözlenen sorunları çözmek amacıyla öneriler verilmiştir. Geçerlik-güvenirlik toplantısında veriler doğrulanmış ve yeni eylem planı yapılmıştır. Bu eylem planı çerçevesinde eğitimci-araştırmacı tarafından sonraki aile eğitimini planlamış ve uygulanmıştır. Araştırma sürecinde bu döngü sistematik bir şekilde sürdürülmüştür. Aile eğitimi sürecinin incelendiği bu araştırmanın bulguları aile eğitimi sürecinin; hazırlık, uygulama ve değerlendirme aşamalarında gerçekleştiğini göstermektedir. Eğitimler süresince etkili bir iletişim ortamı yaratmak amacıyla çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun oyunlar kullanılmıştır. Bu oyunlar süresince eğitimci annenin eğitime aktif katılımını sağlamaya çalışarak dil gelişimini desteklemeye yönelik stratejileri annenin kazanmasını hedeflemiştir. On seans eğitim sonrasında annenin çocuğun gelişimini destekleyen olumlu davranışlarında artış ve eğitimcinin aile eğitimi uygulamasında olumlu değişikler gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, Aile eğitimi, Doğal işitsel-sözel yöntem, Uygulama süreci.
Kaynaştırma uygulamalarına devam eden işitme kayıplı öğrencilerin sosyal uyumlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı kaynaştırma uygulamalarına devam eden işitme kayıplı öğrencilerin sosyal uyum düzeylerinin ve uyum düzeylerini etkileyen etmenlerin belirlenmesidir. Amaç doğrultusunda karma yöntem kullanılmış, araştırma açımlayıcı sıralı desen olarak desenlenmiştir. Araştırmanın ilk kısmında sınıfında işitme kayıplı öğrenci bulunan, ilkokulda sınıf ve İngilizce öğretmenlerine, ortaokuldaysa Matematik ve Türkçe öğretmenleriyle çalışılmıştır. Sonuçta 75 öğretmene ulaşılmış, öğretmenlerden Güçler ve Güçlükler Anketi ve Sosyal Beceri Derecelendirme-Öğretmen Formlarını doldurmaları istenmiştir. Araştırmanın ikinci kısmında, ilk kısmındaki veriler sonucunda belirlenen 20 öğretmen ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yürütülmüştür. Ölçeklerden ve görüşmelerden elde edilen sonuçlar, işitme kayıplı öğrencilerin sınıflarda gruba girememe, kavga etme ve yalnız kalma gibi uyum sorunları yaşadıklarını göstermektedir. Öğrencilerin gösterdikleri problem davranışlar ve sosyal yönden eksikliklerinin olması uyum sorunları yaşamalarına neden olmaktadır. Yaşadıkları bu uyum sorunları sonucunda kendilerini grubun dışında bırakmaktadırlar. Öğretmenler işitme kayıplı öğrencilerinin en az bir yakın arkadaşı olduğunu belirtseler de genellikle yalnız olduklarını ortaya koymaktadırlar.
Kaynaştırma ve genel eğitim öğretmenlerinin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanımlarının incelenmesi
Okuma yazma becerileri, sosyal yaşamda var olabilmek ve akademik başarı elde edebilmek için kazanılması gereken en önemli becerilerin başında gelmektedir. Erken çocukluk döneminde gelişmeye başlayan ilk okuma yazma becerileri gelecekteki okuma yazma becerilerinin temelini oluşturmaktadır. Erken çocukluk döneminde okuma yazma becerierinin aile bireyleri, okul öncesi ve ilkokul öğretmenleri tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Özellikle okul öncesi dönem, çocukların gelecekte okuma yazma becerilerini sorunsuz bir şekilde edinmelerini sağlayacak temel becerilerin gelişimi için kritik bir dönemdir. Okul öncesi eğitim döneminde başta sesbilgisel farkındalık (phonological awareness) olmak üzere kelime dağarcığı (vocabulary), anlama (comprehension), alfabeye ilişkin bilgi (alphabetic knowledge), görsel algı, yazı bilinci, dinleme ve konuşma gibi okuma yazmaya hazırlık becerilerinin çeşitli etkinliklerle geliştirilmesi gerekmektedir. Özellikle okul öncesi dönemde gelişimi başlayan sesbilgisel farkındalık becerileri, ilk okuma yazma becerilerinin edinimi ve gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Erken çocukluk döneminde başlayan ve yaşam boyu devam eden okuma yazma sürecinde öğretmenlere önemli sorumluluklar yüklenmektedir. Öğretmenlerden, erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ilk okuma yazma becerilerini çeşitli etkinliklerle geliştirmeleri ve öğretim programlarında bu etkinliklere yeterince zaman ayırmaları beklenmektedir. Bu bağlamda, bu araştırmanın amacı birinci ve ikinci sınıf öğretmenlerinin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini sınıfta ne kadar sıklıkla kullandıklarının değerlendirilmesidir. Eskişehir Merkez'e bağlı ilkokullarda gerçekleştirilen bu araştırmada, tekil ve ilişkisel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki ilkokullarda görev yapan birinci ve ikinci sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Eskişehir Merkez ilkokullarında görev yapan 142 birinci ve ikinci sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen "Sesbilgisel Farkındalığa ilişkin Öğretim Etkinliklerinin Kullanım Sıklığı Anketi" kullanılmıştır. Ankette 20 çoktan seçmeli ve 3 açık uçlu soru bulunmaktadır. Açık uçlu sorulara verilen yanıtların analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesi sonucunda, öğretmenlerin 104'ünün sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma sıklığının düşük olduğu, 38'inin yüksek olduğu belirlenmiştir. Sınıflarında işitme engelli kaynaştırma öğrencisi bulunan 16 öğretmenin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma sıklığının düşük olduğu belirlenmiştir. Bu bulgudan yola çıkarak, sınıfında işitme engelli kaynaştırma öğrencisi bulunan öğretmenlerin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini diğer öğretmenlerden daha az kullandıkları sonucuna ulaşılabilir. Ayrıca araştırmaya katılan öğretmenlerin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma düzeylerinde yaş, cinsiyet, hizmet yılı ve mezun oldukları üniversite açısından anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlar bağlamında, başta okul öncesi öğretmenleri olmak üzere özel eğitim ve ilkokul öğretmenlerinin okuryazarlığın geliştirilmesinde sesbilgisel farkındalığın önemine ilişkin bilinçlendirilmeleri gerektiği düşünülebilir. Ayrıca çocukların gelecekte iyi birer okuryazar olabilmeleri için öğretmenlerin sesbilgisel farkındalık becerilerine ilişkin yeterli bilgiye ve öğretim becerisine sahip olmaları gerekmektedir. Bu nedenle üniversitelerin sınıf öğretmenliği ve özel eğitim bölümü ders programları, sesbilgisel farkındalığın ve okuma-yazma becerilerinin önemini vurgulayacak şekilde zenginleştirilmelidir. Anahtar Sözcükler: Okuma-yazma becerileri, sesbilgisel farkındalık, öğretimsel etkinlikler, işitme engelli çocuk.