Hearing impaired
109 theses under this subject heading
Çocuğu koklear implant adayı ebeveynlerin gereksinimlerine dayalı bilgilendirme programı geliştirilmesi
Çocuklarda 1990'larda başlayan ve günümüze yaklaştıkça artış gösteren koklear implant (Kİ) uygulamaları, Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı'nın ülkenin her yanında işlerlik kazanmasıyla birlikte hem daha geniş kitlelere ulaşmakta hem de çocuğun Kİ yaşı düşmektedir. Küçük yaşlarda ameliyat olmaları gereken çocuklar için bu kararı ebeveynleri vermektedir. Ebeveynler için tanı sonrası karar vermeyle başlayan Kİ süreci birbirini izleyen bir dizi aşamadan oluşmaktadır: aday değerlendirme, ameliyat, işlemcinin açılması, işlemcinin programlanması, cihazın teknik bakımı ve işitsel-sözel eğitim. Tüm bu süreç ebeveynlere son derece karmaşık gelmekte ve onları zorlamaktadır. Ebeveynlerin süreç boyunca karşılaşacakları zorlukların üstesinden gelebilmeleri için süreç hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmeleri gerektiği araştırmacılar tarafından tekrarlı olarak vurgulanmaktadır. Ne var ki, ulaşılabilen ulusal ve uluslararası alanyazında şu ana kadar ebeveynlerin süreçle ilgili bilgi gereksinimlerini karşılayacak gereksinim analizine dayalı, bütünlüklü, gerektiğinde bir grup ebeveyne aynı anda sunulabilen ve standart bir bilgilendirme programına rastlanmamıştır. Bu çerçevede araştırmanın temel amacı çocuğu Kİ adayı ebeveynlerin gereksinimlerine dayalı bilgilendirme programı geliştirmektir. Amacı gerçekleştirmek üzere araştırma süreci iki aşamalı planlanmıştır: (1) ebeveynlerin Kİ sürecindeki bilgi gereksinimlerini belirlemeye yönelik gereksinim belirleme aşaması ve (2) programın geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi aşaması. Yöntem olarak bu tür aşamalı çalışmalar için önerilen karma araştırma yönteminin tercih edildiği çalışmaya toplam 149 ebeveyn katılmıştır. Birinci aşama olan gereksinim belirlemede, Kİ ekip üyeleri (n = 6) ve çocuğu Kİ kullanıcısı olan ebeveynlerle (n = 7) nitel veri toplama tekniklerinden odak grup görüşme, farklı Kİ firma temsilcileri (n = 4) ile de yarı-yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler tümevarım anlayışıyla betimsel analize tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda bilgi gereksinimlerine ilişkin üç ana tema ortaya çıkmıştır: (1) Programın gerekliliği, (2) Programın yapısı ve (3) Programın içeriği. Programda nelerin olması gerektiğini işaret eden 3. temanın 12 alt teması ise şöyledir: işitme kaybının etkileri, Ki süreci, ameliyat aşaması, işitsel-sözel eğitim aşaması, işitme ve dil gelişimi, çocuğun genel gelişimi, Kİ cihazı, koruma gereksinimleri, yasal haklar, ebeveynlerin psikolojisi, diğer ebeveynlerin deneyimleri, gelecek tedavi/teknoloji olasılıkları. Bu aşamada ayrıca görüşmelerden elde edilen verilere dayanılarak geliştirilen Koklear İmplanta İlişkin Bilgi İhtiyaçları Anketi (KİBA) çocuğu Kİ kullanıcısı 100 ebeveyne uygulanmıştır. Anket sonuçlarına nicel betimsel analiz yapılarak bulgular nitel bulgular ile harmanlanmıştır. Çalışmanın ikinci aşaması program geliştirme, uygulama ve değerlendirmedir. Programın geliştirilmesinde Taba-Tyler Modeli referans alınmıştır. Model çerçevesinde program geliştirme ve alan uzmanları eşliğinde programın amaçları, içeriği, öğretim strateji, yöntem ve teknikleri belirlenmiştir. Dört ana modülden (Kİ süreci, Kİ ile gelişim, Kİ cihazı, ebeveyn deneyimleri) oluşan program araştırmacı tarafından çocuğu Kİ adayı 32 ebeveyne uygulanmıştır. Uygulanan programın etkililiği ön test-son test-izleme testi kontrol grupsuz deneysel desen ile değerlendirilmiştir. Bu bağlamda yapılan İlişkili Örneklemler İçin ANOVA ve Eşleştirilmiş Örneklemler İçin t-Testi sonuçları, ön test ile son test ve izleme testi arasında son test ve izleme lehine anlamlı bulunmuştur. Dolayısıyla geliştirilen programın, kullanılan deneysel desenin ve örneklemin sınırlılıkları dahilinde, etkili olduğu değerlendirilmiştir. Son olarak, programın sosyal geçerlik düzeyini belirlemek üzere ebeveynlere Bilgilendirme Programı Memnuniyet Anketi (BİPMA) uygulanmış ve ankete verilen yanıtlar programın sosyal geçerliğinin son derece yüksek olduğunu göstermiştir. Çalışmanın bulguları, çocuğu Kİ adayı ebeveynlerin Kİ sürecinin tüm aşamalarında çok çeşitli bilgilere gereksinim duyduğunu, analiz temelli bu gereksinimlerini gözeterek geliştirilen bilgilendirme programının ebeveynlerin gereksinimlerini karşılamada etkili olduğunu ve ebeveynlerin programdan memnuniyet duyduklarını göstermiştir. Bu yönüyle programın yeni araştırmalar için bir ilk adım olması umulmakta ve uygulamada önemli bir eksikliği giderme potansiyeli olduğu düşünülmektedir
İşitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevlerin incelenmesi
Durum çalışması olarak desenlenen bu araştırmanın amacı işitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevlerin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları takvim yaşı iki yaş dört ay olan işitme kayıplı bir çocuk, annesi ve iki kardeşidir. Araştırmanın verileri çeşitli bağlamlarda gerçekleşen doğal etkileşimlerin gözlemlerinin video kamera ile kayıtları, anne ile yapılan görüşmeler, araştırmacı günlükleri, ürünler ve belge incelemeler yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler süreç içerisinde ve sonunda araştırma sorularını cevaplayacak şekilde gerektiğinde betimsel, gerektiğinde tümevarımsal olarak analiz edilmiştir. Video kamera ile kayıt edilen gözlemler araştırmacılar tarafından daha önceden yapılmış olan iletişimsel işlev sınıflamaları temel alınarak oluşturulan işevuruk iletişimsel işlev tanımlamalarına göre betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları işitme kayıplı çocuğun çeşitli doğal bağlamlarda çeşitli iletişimsel işlevleri kullandığını göstermiştir. Çocuğun bu iletişimsel işlevleri sözel ve/veya sözel olmayan davranışlarla sergilediğini göstermiştir. İşitme kayıplı bir çocuğun çeşitli bağlamlarda kullandığı iletişimsel işlevleri inceleyen bu araştırmanın ulusal alan yazına katkıda bulunacağı düşünülmektedir. İşitme kayıplı çocukların ailelerine ve öğretmenlerine çocuklardaki iletişimsel işlev kullanımı ile ilgili olarak yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, İletişimsel işlev, Anne çocuk etkileşimi.
İşitme kayıplı çocuğu olan bir ailenin aile eğitimi sürecinin incelenmesi
Bu eylem araştırmasının amacı işitme kayıplı çocuğu olan bir ailenin, aile eğitimi sürecinin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları işitme kayıplı bir çocuk, annesi ve eğitimci/araştırmacıdır. Araştırma verileri, aile eğitimi uygulamaları videoteyp kayıtları, anneyle yapılan görüşmeler, geçerlik güvenirlik komitesi ses kayıtları, araştırmacı günlükleri yoluyla toplanmıştır. Araştırma sürecinde toplam on aile eğitimi yapılmıştır. Aile eğitimi sürecinin incelenmesi için tüm aile eğitimlerinin genel dökümü yapılmış ve elde edilen verilere tümevarım analizi uygulanmıştır. Araştırmanın geçerliği, işitme kayıplı çocukların eğitimi alanında çalışan aile eğitimi uzmanı ve eylem araştırması uzmanı tarafından sağlanmıştır. Araştırma sürecinde eğitimci/araştırmacı tarafından gerçekleştirilen aile eğitimi uygulamaları, aile eğitimi uzmanı tarafından incelenerek uygulamada gözlenen sorunları çözmek amacıyla öneriler verilmiştir. Geçerlik-güvenirlik toplantısında veriler doğrulanmış ve yeni eylem planı yapılmıştır. Bu eylem planı çerçevesinde eğitimci-araştırmacı tarafından sonraki aile eğitimini planlamış ve uygulanmıştır. Araştırma sürecinde bu döngü sistematik bir şekilde sürdürülmüştür. Aile eğitimi sürecinin incelendiği bu araştırmanın bulguları aile eğitimi sürecinin; hazırlık, uygulama ve değerlendirme aşamalarında gerçekleştiğini göstermektedir. Eğitimler süresince etkili bir iletişim ortamı yaratmak amacıyla çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun oyunlar kullanılmıştır. Bu oyunlar süresince eğitimci annenin eğitime aktif katılımını sağlamaya çalışarak dil gelişimini desteklemeye yönelik stratejileri annenin kazanmasını hedeflemiştir. On seans eğitim sonrasında annenin çocuğun gelişimini destekleyen olumlu davranışlarında artış ve eğitimcinin aile eğitimi uygulamasında olumlu değişikler gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, Aile eğitimi, Doğal işitsel-sözel yöntem, Uygulama süreci.
Kaynaştırma uygulamalarına devam eden işitme kayıplı öğrencilerin sosyal uyumlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı kaynaştırma uygulamalarına devam eden işitme kayıplı öğrencilerin sosyal uyum düzeylerinin ve uyum düzeylerini etkileyen etmenlerin belirlenmesidir. Amaç doğrultusunda karma yöntem kullanılmış, araştırma açımlayıcı sıralı desen olarak desenlenmiştir. Araştırmanın ilk kısmında sınıfında işitme kayıplı öğrenci bulunan, ilkokulda sınıf ve İngilizce öğretmenlerine, ortaokuldaysa Matematik ve Türkçe öğretmenleriyle çalışılmıştır. Sonuçta 75 öğretmene ulaşılmış, öğretmenlerden Güçler ve Güçlükler Anketi ve Sosyal Beceri Derecelendirme-Öğretmen Formlarını doldurmaları istenmiştir. Araştırmanın ikinci kısmında, ilk kısmındaki veriler sonucunda belirlenen 20 öğretmen ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yürütülmüştür. Ölçeklerden ve görüşmelerden elde edilen sonuçlar, işitme kayıplı öğrencilerin sınıflarda gruba girememe, kavga etme ve yalnız kalma gibi uyum sorunları yaşadıklarını göstermektedir. Öğrencilerin gösterdikleri problem davranışlar ve sosyal yönden eksikliklerinin olması uyum sorunları yaşamalarına neden olmaktadır. Yaşadıkları bu uyum sorunları sonucunda kendilerini grubun dışında bırakmaktadırlar. Öğretmenler işitme kayıplı öğrencilerinin en az bir yakın arkadaşı olduğunu belirtseler de genellikle yalnız olduklarını ortaya koymaktadırlar.
Kaynaştırma ve genel eğitim öğretmenlerinin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanımlarının incelenmesi
Okuma yazma becerileri, sosyal yaşamda var olabilmek ve akademik başarı elde edebilmek için kazanılması gereken en önemli becerilerin başında gelmektedir. Erken çocukluk döneminde gelişmeye başlayan ilk okuma yazma becerileri gelecekteki okuma yazma becerilerinin temelini oluşturmaktadır. Erken çocukluk döneminde okuma yazma becerierinin aile bireyleri, okul öncesi ve ilkokul öğretmenleri tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Özellikle okul öncesi dönem, çocukların gelecekte okuma yazma becerilerini sorunsuz bir şekilde edinmelerini sağlayacak temel becerilerin gelişimi için kritik bir dönemdir. Okul öncesi eğitim döneminde başta sesbilgisel farkındalık (phonological awareness) olmak üzere kelime dağarcığı (vocabulary), anlama (comprehension), alfabeye ilişkin bilgi (alphabetic knowledge), görsel algı, yazı bilinci, dinleme ve konuşma gibi okuma yazmaya hazırlık becerilerinin çeşitli etkinliklerle geliştirilmesi gerekmektedir. Özellikle okul öncesi dönemde gelişimi başlayan sesbilgisel farkındalık becerileri, ilk okuma yazma becerilerinin edinimi ve gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Erken çocukluk döneminde başlayan ve yaşam boyu devam eden okuma yazma sürecinde öğretmenlere önemli sorumluluklar yüklenmektedir. Öğretmenlerden, erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ilk okuma yazma becerilerini çeşitli etkinliklerle geliştirmeleri ve öğretim programlarında bu etkinliklere yeterince zaman ayırmaları beklenmektedir. Bu bağlamda, bu araştırmanın amacı birinci ve ikinci sınıf öğretmenlerinin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini sınıfta ne kadar sıklıkla kullandıklarının değerlendirilmesidir. Eskişehir Merkez'e bağlı ilkokullarda gerçekleştirilen bu araştırmada, tekil ve ilişkisel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki ilkokullarda görev yapan birinci ve ikinci sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Eskişehir Merkez ilkokullarında görev yapan 142 birinci ve ikinci sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen "Sesbilgisel Farkındalığa ilişkin Öğretim Etkinliklerinin Kullanım Sıklığı Anketi" kullanılmıştır. Ankette 20 çoktan seçmeli ve 3 açık uçlu soru bulunmaktadır. Açık uçlu sorulara verilen yanıtların analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesi sonucunda, öğretmenlerin 104'ünün sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma sıklığının düşük olduğu, 38'inin yüksek olduğu belirlenmiştir. Sınıflarında işitme engelli kaynaştırma öğrencisi bulunan 16 öğretmenin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma sıklığının düşük olduğu belirlenmiştir. Bu bulgudan yola çıkarak, sınıfında işitme engelli kaynaştırma öğrencisi bulunan öğretmenlerin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini diğer öğretmenlerden daha az kullandıkları sonucuna ulaşılabilir. Ayrıca araştırmaya katılan öğretmenlerin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma düzeylerinde yaş, cinsiyet, hizmet yılı ve mezun oldukları üniversite açısından anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlar bağlamında, başta okul öncesi öğretmenleri olmak üzere özel eğitim ve ilkokul öğretmenlerinin okuryazarlığın geliştirilmesinde sesbilgisel farkındalığın önemine ilişkin bilinçlendirilmeleri gerektiği düşünülebilir. Ayrıca çocukların gelecekte iyi birer okuryazar olabilmeleri için öğretmenlerin sesbilgisel farkındalık becerilerine ilişkin yeterli bilgiye ve öğretim becerisine sahip olmaları gerekmektedir. Bu nedenle üniversitelerin sınıf öğretmenliği ve özel eğitim bölümü ders programları, sesbilgisel farkındalığın ve okuma-yazma becerilerinin önemini vurgulayacak şekilde zenginleştirilmelidir. Anahtar Sözcükler: Okuma-yazma becerileri, sesbilgisel farkındalık, öğretimsel etkinlikler, işitme engelli çocuk.
Çok ileri dereceli işitme kayıplı çocuğu olan işiten bir annenin etkileşim davranışlarının aile eğitimi bağlamında incelenmesi
Bir eylem araştırması olan bu araştırmanın amacı, çok ileri dereceli işitme kayıplı bir çocuğun annesinin etkileşim davranışlarının aile eğitimi bağlamında incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları çok ileri dereceli işitme kayıplı bir çocuk, onun annesi ve aile eğitimlerini yürüten öğretmen/araştırmacıdan oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, aile eğitimleri bağlamında anne-çocuk etkileşimlerinin videoteyp kayıtları, anneyle yapılan görüşmeler, izleme toplantıları ile geçerlik güvenirlik toplantıları ses kayıtları ve araştırmacı günlükleri yoluyla öğretmen/araştırmacı tarafından toplanmıştır. Toplamda sekiz aile eğitimi yapılmıştır ve annenin etkileşim davranışlarını incelemek amacıyla anne-çocuk etkileşimine ayrılan on dakikalık bölümlere tümevarım analizi uygulanmıştır. Annenin etkileşim davranışlarında değişikliklerin incelenmesi amacıyla da, ikinci, dördüncü, altıncı ve sekizinci aile eğitimlerinde anne-çocuk etkileşimi bölümlerinin temsili videoteyp kaydı olmasına karar verilmiştir. İşitme kayıplı çocukların eğitimi ve araştırmaları alanında çalışan aile eğitimi uzmanı ile eylem araştırmaları uzmanı, bu araştırmanın geçerliliğini sağlamışlardır. Aile eğitimlerinin uygulanmasında hazırlık ve uygulama aşamaları, annenin etkileşim davranışlarında ve uygulamada görülen problemlerin çözümü aşamaları aile eğitimi uzmanı tarafından izlenmiş ve uygulamaya yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. Aile eğitimi uzmanının değerlendirmeleri ve geçerlik güvenirlik toplantıları sonucunda eylem planları ortaya çıkmıştır. Öğretmen/araştırmacı bir sonraki aile eğitimini bu eylem planına göre planlamış ve uygulamasını yapmıştır. Bu döngü sonucunda ortaya çıkan veriler yine bu döngü çerçevesinde eleştirel bir şekilde yorumlanmıştır. Aile eğitimi uygulamalarında oluşturulan ortam ve uygulama biçimi kuramsal çerçevesini sosyal etkileşim ve sosyo-kültürel tarihsel gelişim kuramlarından almaktadır. Bu sebeple, aile eğitimi uygulamaları da yine aynı kuramlardan beslenen doğal/işitsel sözel yaklaşım ve aile merkezli yaklaşım ilkeleri çerçevesinde yürütülmüştür. Sistematik ve döngüsel olarak, annenin etkileşim davranışlarının incelendiği bu eylem araştırmasında yürütülen aile eğitimleriyle birlikte annenin etkileşim davranışlarında olumlu gelişmeler meydana gelmiştir. Annenin işitme kayıplı çocuğuyla olan etkileşiminde, etkileşimi olumsuz etkileyen davranışlarının azaldığı, etkileşimi destekleyen davranışlarının arttığı görülmüştür. Aile eğitimi bağlamında gerçekleştirilen bu araştırmanın, anne-çocuk etkileşimi ve aile eğitimiyle ilgili ulusal ve uluslararası alan yazına katkıları olacağı düşünülmektedir. Aynı zamanda, Türkiye'de işitme kayıplı çocukların aile eğitimleri uygulaması alanında çalışan uygulamacı ve araştırmacılara yararlı olabilir. Anahtar sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, anne-çocuk etkileşimi, aile eğitimi, erken müdahale
Kaynaştırma ortamında eğitim alan ı̇şitme engelli öğrencilere destek özel eğitim hizmeti sunan eğitimciye yönelik mentörlük sürecinin ı̇ncelenmesi
Öğretmenlikte mesleki gelişim; öğretmenlerin bilgi, beceri, değer ve tutumlarının gelişimini destekleyen, etkili öğrenme ve öğretme ortamlarının gelişimini sağlayan bir süreçtir. Öğretmenlerin meslek yaşamı boyunca hızlı ve sürekli gelişen akademik ve teknolojik yeniliklere uyum sağlayabilmeleri için planlı ve sistematik olarak yürütülen mesleki gelişim çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Son yıllarda, bu ihtiyaçlar sonucu sürekli mesleki gelişim kavramının ortaya çıktığı ve bu doğrultuda farklı düzenlemelerin bulunduğu bilinmektedir. Bu düzenlemelerden biri öğretmenlere yönelik mentörlük hizmetidir. Bu doğrultuda, ülkemizde özel eğitim öğretmenlerinin kuramsal bilgilerini ve öğretmenlik uygulamalarını geliştirmeye yönelik sunulan mentörlük hizmetinin, eğitim uygulamalarının niteliğini arttıracağı düşünülmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de kaynaştırma uygulamaları hızla yaygınlaşmaktadır. Bu araştırma sonuçlarının, destek özel eğitim hizmetlerinde çalışacak öğretmenlere sunulan mentörlük hizmeti uygulamalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, kaynaştırma ortamında eğitim alan işitme engelli öğrencilere destek özel eğitim hizmeti sunan eğitimcinin mesleki gelişimine yönelik mentörlük sürecinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, destek özel eğitim hizmeti sunan eğitimciye yönelik mentörlük sürecinin nasıl gerçekleştirildiğine, mentörlük sürecinin paydaşlara katkılarına ve sürece yönelik katılımcıların görüşlerine odaklanılmıştır. Araştırma, mentörlük sürecinin sistematik, yansıtıcı ve döngüsel bir bakış açısıyla incelenmesi amacıyla eylem araştırması şeklinde desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları mentör olarak araştırmacı, destek eğitim odası öğretmeni, genel eğitim okulunda ilkokul dördüncü sınıfa giden işitme engelli iki öğrenci, tez danışmanı, işitme engellilerin eğitimi alanında uzman üç öğretim üyesinden oluşan geçerlik komitesi üyeleri ve genel eğitim sınıf öğretmenidir. Araştırma verileri; öğretmenin destek özel eğitim hizmetlerine yönelik uygulamaları, mentör ve öğretmenin görüşme kayıtları, geçerlik komitesi toplantıları kayıtları kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca veri toplama sürecinde; ders planları, araştırmacı günlüğü, arşiv belgeleri ve toplantı tutanaklarından yararlanılmıştır. Veriler, araştırma sürecinde ve sonrasında araştırmacı ve geçerlik komitesi üyeleri tarafından sistematik ve eleştirel bir şekilde analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; sürecin hazırlık, pilot uygulama, eşgüdümlü çalışma ve gelişim aşamalarından oluştuğu ortaya çıkmıştır. Hazırlık aşamasında, işitme engelliler öğretmeninin kaynaştırma ortamında çalışması bağlamında yeterlikleri alanyazından yola çıkılarak gözden geçirilmiştir. Hazırlık aşamasının ardından gerçekleşen pilot uygulama aşamasında, hem mentör hem de destek hizmet sunacak öğretmen ile sorunlar ve gereksinimler belirlenmiştir. Sonraki aşamada, mentör ile öğretmenin uygulamaları eş zamanlı gerçekleşmiştir. Bu son aşamada, mentörün planlamaya bakış açısını zenginleştirme, odaklanacağı geri bildirimleri seçme, stratejilere yönelik geri bildirim verme açısından gelişim gösterdiği ortaya çıkmıştır. Destek hizmet sunan öğretmenin ise destek özel eğitim hizmetini planlama, uygulama ve değerlendirme alanlarında gelişim gösterdiği görülmüştür. Araştırma bulgularından yola çıkılarak kaynaştırma ortamlarında görev yapacak öğretmenlerin mesleki gelişim süreçlerinin, bireysel gereksinimlere odaklı bir şekilde desteklenmesi gerektiği önerilebilir. Ayrıca mesleki gelişim yaklaşımı olarak mentörlük yeterliklerinin belirlenerek uygulamaların yaygınlaşmasına yönelik düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Mesleki gelişim, mentörlük, destek eğitim odası öğretmeni, işitme engelli öğrenci, kaynaştırma, eylem araştırması.
İşitme yetersizliği olan ilkokul öğrencilerinin kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme süreçlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, işitme yetersizliği olan ilkokul düzeyindeki öğrencilerin Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM) tarafından yürütülen kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme süreçlerini incelemektir. Betimsel olarak desenlenen araştırma sürecinde 14 uzman ve 6 aile ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veriler tümevarım analizi ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda uzmanların görüşlerine ilişkin 6, ailelerin görüşlerine ilişkin 8 temaya ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, uzman ve ailelerin işitme yetersizliği olan öğrencilerin kaynaştırma ortamlarında eğitim almaları ile ilgili olumlu görüşlere sahip olduklarını göstermiştir. Ancak uzman ve aile görüşleri karşılaştırıldığında, uzmanlar eğitim ortamına yönlendirme sürecinde RAM'ın önemli bir rolü olduğunu ve ailelerin de bu sürecin bir paydaşı olduğunu belirtirken aileler ise RAM'ın rolü hakkında bilgi sahibi olmadıklarını ve bilgilendirmeye ihtiyaç duyduklarını dile getirmişlerdir. RAM uzmanları bu süreçte yaşadıkları sorunları Eskişehir ilindeki Özel Eğitim Hizmetleri'nin genel işleyişinden kaynaklanan sorunlar, yasal düzenlemeler ve uygulamalar arasındaki farklılıklardan kaynaklanan sorunlar ve en önemlisi RAM'da ve kaynaştırma ortamında yaşanan sorunlar olarak ifade etmişlerdir. Araştırmaya dahil olan aileler en çok RAM hakkında bilgilendirilmeye ihtiyaç duyduklarını belirtirken uzmanlar ise işbirliği halinde çalışma ve eğitsel değerlendirme sürecinin daha nitelikli hale getirilmesi gerektiği ile ilgili önerilerde bulunmuşlardır. Araştırma sonuçlarına göre uygulamalara yönelik olarak süreç ile ilgili aile, uzman ve diğer paydaşlara yönelik olarak işlevsel ve uygulanabilir bir klavuzun geliştirilmesi önerilebilir. RAM'da kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme sürecini yürüten uzmanların mesleki gelişimlerini artırmaya yönelik faaliyetlerin yürütülmesi gerektiği söylenebilir. İşitme yetersizliği olan öğrencilerin kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme kriterlerinin belirlenmesi yönlendirme sürecini daha sistematik hale getirebilir. İleri araştırmalara yönelik olarak araştırmacının da yer aldığı daha geniş katılımlı, öğrencinin de izlenebileceği vaka çalışmaları gerçekleştirilebilir. Bu çalışma sadece Eskişehir ilindeki RAM uzmanları ve 6 aile ile yapılan görüşmelere dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında Türkiye'deki RAM'larda kaynaştırma ortamlarına yönlendirme süreçlerinin işleyişiyle ilgili ve aile katılımının daha fazla olduğu nicel araştırmalar gerçekleştirilebilir. Böylece kaynaştırma ortamlarına yönlendirme ve yerleştirme sürecinin etkililiğinin daha derinlemesine değerlendirilebileceği söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Kaynaştırma ortamları, İşitme yetersizliği olan öğrenciler, Rehberlik Araştırma Merkezi, Yönlendirme, Yerleştirme.
İşitme kayıplı çocuğu kaynaştırmaya devam eden ebeveynlerin sorunlarının ve gereksinimlerinin belirlenmesi
Son yıllarda ülkemizde kaynaştırma uygulamaları hem özel eğitimi hem de genel eğitimi ilgilendiren önemli bir eğitimsel olgu olma niteliği göstermektedir. Bunun doğal sonucu olarak özel gereksinimli öğrencilerin genel eğitim sınıflarında yaşıtlarıyla birlikte eğitilmeleri gerektiği savunulmakta, eğitim uygulamalarının arttığı görülmektedir. Böylece özel gereksinimli öğrencilere akranlarıyla eşit eğitim fırsatı sağlanacağı, bu eğitimde başarılı olacakları ve kazanacakları yaşantılarla topluma uyum sağlamalarının daha kolay olacağı belirtilmektedir. Bu nedenle dünyada ve Türkiye'de işitme kayıplı çocukların eğitiminde kaynaştırma uygulamalarının yaygınlaştığı görülmektedir. Kaynaştırma uygulamalarında hem ebeveynlerin hem de çocuklarının bazı sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Bu anlamda araştırmada Eskişehir ili merkez ilçelerinde işitme kayıplı çocuğu ilkokul ve ortaokula devam eden ebeveynlerin kaynaştırma uygulamalarına ilişkin sorunlarının ve gereksinimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede nitel veri toplama teknikleri ve nicel veri toplama aracının birlikte kullanılması planlanmıştır. Çalışmada derinlemesine bilgi elde edilebilmesine olanak sağlayan nitel araştırma tekniği olan yarı yapılandırılmış görüşme (n=14) yapılmış ve elde edilen verilerin tümevarım yaklaşımıyla analizi yapılmıştır. Bunun sonucunda ebeveynlerin sorunları ve gereksinimlerine ilişkin 6 ana tema ortaya çıkmıştır. Bunlar sırasıyla (1) kaynaştırmanın aileler için anlamı, (2) kaynaştırma uygulamasında yaşanan sorunlar, (3) kaynaştırma uygulamalarının olumlu yönleri, (4) kaynaştırma uygulamalarının başarısını etkileyen faktörler, (5) ailelerin gereksinimleri ve (6) ailelerin beklentileri ve önerileridir. Bunun yanı sıra toplamda 35 alt temaya ulaşılmıştır. Veriler hem sorun ve gereksinim belirleme verisi hem de görüşme sonrası geliştirilen anket formunun dayanağı olarak kullanılmıştır. Görüşme verilerine, alan yazına, uzman görüşüne dayalı olarak hazırlanan İşitme Kayıplı Çocuğu Kaynaştırmaya Devam Eden Ebeveynlerin Sorunlarını ve Gereksinimlerini Belirleme Anketi aracılığı ile Eskişehir merkez ilçelerinde çocuğu kaynaştırmaya giden 59 ebeveynden 52'sine uygulanmıştır. Anket sonuçlarına nicel betimsel analiz yapılarak bulgular nitel bulgularla birlikte verilmiştir. Böylelikle daha geniş örnekleme ulaşma olanağı doğmuş, nitel verinin nicel teknikle elde edilmiş veriyle desteklenme olasılığı da olmuştur. Mevcut çalışmanın bulgularında işitme kayıplı çocuğu kaynaştırmaya devam eden ebeveynlerin kaynaştırma uygulamaları boyunca çeşitli sorunlar yaşadıkları ve çok çeşitli gereksinimleri olduğu görülmüştür. Örneğin ebeveynlerin en çok kaynaştırma eğitiminde öğretmenlerle ve destek eğitimin olmayışından sorunlar yaşadığı ayrıca yasal hakları ve işitme kayıplı çocuğunun eğitimi konusunda bilgilendirmeye gereksinim duyduklarını belirtmişlerdir. Son olarak da devletten, okul yönetimi ve öğretmenlerden beklentilerini belirtip, sorunların üstesinden gelinmesine ve diğer özel gereksinimli çocuğu olan ya da olmayan ebeveynlere yönelik önerilerde bulunmuşlardır. Sonuç olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın özellikle kaynaştırmanın uygulandığı okullarda hem ebeveynlere hem de kaynaştırma öğrencisine yönelik destek hizmetlerin sağlanabileceği düzenlemeler yapmasının kaçınılmaz olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Özel eğitim, Kaynaştırma, İşitme kayıplı çocuklar, İşitme engellilerin eğitimi, Ebeveynlerin sorunları ve gereksinimleri.
İşitme engelli kaynaştırma öğrencilerinin okuma becerilerinin formel olmayan okuma envanteri ile değerlendirilmesi
İşitme engelli kaynaştırma öğrencilerinin okuma becerilerinin Formel Olmayan Okuma Envanteri (FOOE) ile değerlendirilmesini amaçlayan bu araştırma betimsel model olarak desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Eskişehir il merkezlerinde bulunan işitme engelli 13 kaynaştırma öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri öğrenci bilgi formları FOOE kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları işitme engelli kaynaştırma öğrencilerinin öğretimsel düzeyde bir öyküyü okuduklarında okuduğunu anlatmada ana olayların çoğunu anlatabildiklerini, ana fikirden bahsedebildiklerini ve karakterlerin çoğu hakkında bilgi verebildiklerini ancak bazı olayların anlatımında zorlandıklarını göstermektedir. Öğrencilerin soru-cevap becerileri ile ilgili olarak soruda bulunan ipuçlarını kullanabildikleri ve stratejileri kullanarak sorulara cevap verebildikleri ancak bazı soruları cevaplandırmakta zorlandıkları görülmektedir. İşitme engelli kaynaştırma öğrencilerinin okuma becerilerinin FOOE ile değerlendirilmesini amaçlayan bu araştırmanın alan yazına katkıda bulunacağı düşünülmektedir. İşitme engelli öğrencilerin öğretmenlerine okuma becerilerinin değerlendirilmesi ile ilgili olarak yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: İşitme engelli öğrenciler, Okuduğunu anlatma, Soru-cevap.
Rehberlik ve araştırma merkezlerinde tanı, değerlendirme ve izleme süreçlerinin incelenmesi: İşitme kayıplı çocuklar örneği
Bu çalışmanın amacı RAM'larda işitme kayıplı çocukların tanı, değerlendirme ve izleme süreçlerinin işleyişinin belirlenmesidir. Süreçlerin işleyişine ek olarak RAM'ların uygulamaları arasında farklılık olup olmadığı, olası farklılıkların ise nedenleri incelenmiştir. Nitel-betimsel desenle yürütülen araştırmada RAM'larda işitme kayıplı öğrencilerin tanı, değerlendirme ve izleme süreçlerinin ayrıntılı olarak incelenmesi ve var olan durumun açıklanması için nitel veri toplama tekniklerinden biri olan yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırma Eskişehir merkez ilçeleri olan Tepebaşı RAM ve Odunpazarı İbrahim Kurşungöz RAM'da gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Tepebaşı RAM'dan 7, Odunpazarı İbrahim Kurşungöz RAM'dan ise 6 öğretmen olmak üzere toplam 13 öğretmen katılmıştır. RAM süreçlerinin özel eğitimin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesinde önemli bir unsur olduğu bilinmektedir. İşitme kayıplı çocukların eğitim öğretim süreci içerisinde bu basamaklardan olabildiğince doğru şekilde yararlanmaları halinde eğitim öğretim sürecinin niteliğinin artacağı öngörülebilir. Dolayısıyla bu çalışmayla RAM süreçlerinin işleyişi incelenerek yaşanan sorunlar tespit edilmiştir. Bu sorunlardan bazıları hastane ve RAM arasındaki gerçekleştirilemeyen işbirliği, işitme kayıplı çocukları değerlendirme formlarındaki yetersizlik, materyal eksikliği, değerlendirmeye uygun fiziksel şartların sağlanamaması, izleme sürecinin yıllık raporlarla yürütülmeye çalışılması şeklinde örneklendirilebilir. Bu örneklere dayanarak RAM süreçlerindeki sorunların giderilmesi gerekliliği ortaya konulmuştur. Anahtar sözcükler: Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM), Tanı, Değerlendirme, İzleme, İşitme kayıplı çocuklar.
Kaynaştırma ortamında bulunan işitme kayıplı öğrenci için bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme sürecinin incelenmesi: Bir eylem araştırması
Tam katılım ve fırsat eşitliği sağlanarak işitme kayıplı öğrencilerin kaynaştırma uygulamalarında nitelikli eğitim almalarının ön koşullarından biri, eğitim öğretim sürecinin bireyselleştirilmesidir. Bu doğrultuda araştırmada, kaynaştırma okullarında eğitim alan işitme kayıplı öğrencilere yönelik Bireyselleştirilmiş Eğitim Program'larını (BEP) geliştirme sürecini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma, eylem araştırması şeklinde desenlenmiştir. Araştırma Eskişehir merkez ilçesi Odunpazarı'nda Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir okulda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları ise destek eğitim odasında (DEO) bulunan iki destek eğitim öğretmeni, 4. sınıf genel eğitim öğretmeni, rehber öğretmen, özel eğitimden sorumlu okul müdür yardımcısı, 4. sınıfa devam eden işitme kayıplı öğrenci ve öğrencinin ailesidir. Araştırmada veri toplama araçları olarak katılımcı bilgi formu, yarı-yapılandırılmış görüşme, video kayıtları, saha notları, araştırmacı günlüğü ve belgeler kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler sistematik analiz yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen araştırmadan elde edilen bulgulardan işitme kayıplı öğrencinin performans düzeyini belirleme, BEP hazırlama, BEP uygulama ile izleme ve değerlendirme faaliyetlerinin ekip çalışmasına dayalı yürütülmesi gerektiğinin ne kadar önemli olduğu bir daha görülmüştür. Ancak süreçte BEP ile ilgili gerçekleştirilen aşamaların her birinde işbirliği, BEP ve sınıf uygulamalarının paralelliği, materyali ve öğretimi uyarlamada, her bir paydaşın BEP ile ilgili rol ve sorumluluklarını yerine getirmede sorunlar ortaya çıktığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Kaynaştırma, Bireyselleştirilmiş eğitim programı, Destek özel eğitim hizmetleri, Eylem araştırması, İşitme kayıplı öğrenci.
İşitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu meslek lisesi kaynaştırma uygulamalarının fizik dersi bağlamında incelenmesi
İBu araştırmanın amacı işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu meslek lisesi kaynaştırma uygulamalarının fizik dersi bağlamında incelenmesidir. Araştırma durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmaya katılanlar, üç fizik dersi öğretmeni, iki rehber öğretmen, bir okul yöneticisi, işitme yetersizliği olan üç öğrenci ve ebeveynleri, üç normal işiten öğrenci ve ikisinin ebeveynidir. Araştırma verileri saha gözlemleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve belge inceleme ile toplanmıştır. Veriler araştırma süreci sonunda çeşitli analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiş olup, meslek lisesinin özellikleri, meslek lisesinde gerçekleştirilen fizik öğretimi, meslek lisesinde gerçekleştirilen kaynaştırma eğitimi ve meslek lisesinde işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu kaynaştırma sınıflarında fizik dersinin uygulanması temalarına ulaşılmıştır. Meslek lisesinin özelliklerine ilişkin bulgular incelendiğinde, sınıflarda işitme yetersizliği olan öğrencilere uygun fiziksel ortamların sağlanamadığı, okula TEOG sınavı sonrasında daha çok akademik düzeyi düşük öğrencilerin geldiği, işitme yetersizliği olan öğrencilerin de buna dahil oldukları, psikolojik ve ailevi sorunlar yaşayan öğrencilerin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ancak lise sonrasında özellikle işitme yetersizliği olan öğrencilere ilişkin işletmelerde özel gereksinimli personel çalıştırma zorunluluğu, meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş ve E-KPSS ile devlet memurluğuna girme haklarının bulunduğu ifade edilmektedir. Meslek lisesinde gerçekleştirilen fizik öğretimine ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde öğretmenlerin derslerini yönetmeliklere uygun biçimde planladıkları ve haftalık ders saati sayısının düşük olduğunu düşündükleri belirlenmiştir. Ayrıca derslerini çoğunlukla doğrudan anlatım yöntemi, soru-cevap ve ödev verme stratejileri kullanarak ve problem çözme etkinliği desenleyerek yürüttükleri sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan okulda laboratuvar bulunmadığı, derslerde deney yapılmadığı, öğretim materyali olarak çoğunlukla resmi ders kitabından yararlandıkları ifade edilmektedir. Değerlendirme sürecinde ise yine yönetmeliklerde yazılı olan sayıda sınav yaptıkları ve sınavlarda farklı türde sorular sordukları belirlenmiştir. Son olarak öğretmenler tarafından özellikle normal işiten öğrencilerin akademik düzeylerinin çok düşük olduğu ifade edilmiştir. Meslek lisesinde gerçekleştirilen kaynaştırma eğitimine ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde katılımcıların genel olarak kaynaştırma eğitimine ilişkin olumlu tutum içinde oldukları ve okullarda belirli düzeyde kaynaştırma ekibi oluşturulduğu belirlenmiştir. Ancak katılımcılar teorik olarak kriterlerin belirlenmiş olmasına rağmen özellikle sınıflardaki özel gereksinimli öğrenci mevcudu, cihaz kontrolü ve bakımı, özel gereksinime yönelik ortam düzenlenmesine ilişkin sorunlar yaşandığını vurgulamışlar ve önerilerde bulunmuşlardır. Katılımcıların üzerinde durduğu diğer sorunlar kriterlerine uygun BEP desenlenmediği ve destek eğitim hizmetlerinin ise hiç sağlanmadığı olmuştur. Ayrıca hem rehber hem de fizik öğretmenlerinin işitme yetersizliği olan çocukların eğitimi konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve konuya ilişkin hizmetiçi eğitim çalışması yapılmadığı belirlenmiştir. Meslek lisesinde işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu kaynaştırma sınıflarında fizik dersinin uygulanmasına ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde fizik öğretiminin planlanma, uygulama ve değerlendirme süreçlerinde işitme yetersizliği olan öğrencilere özel bir çalışmanın yapılmadığı, zaten öğretmenlerin de konuya ilişkin bilgilerinin olmadığı, öğrencilerin derse katılımının olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca işitme yetersizliği olan öğrencilere göre ise özellikle öğretmenlerin sözel anlatımları sırasında dersi takip etme konusunda zorluk yaşadıkları, zaman zaman gürültü nedeniyle duymakta zorlandıkları, sadece tahtaya yazılan bilgileri defterlerine geçirebildikleri ifade edilmiştir. Diğer taraftan akranları ile iletişim kurdukları ve özellikle derste kaçırdıkları konulara ilişkin işbirliği yaptıkları belirlenmiştir Anahtar Sözcükler: İşitme yetersizliği, Fizik öğretimi, Kaynaştırma, Mesleki eğitim, Durum çalışması.
Aile eğitimine devam eden işitme kayıplı çocuk babalarının babalık deneyimlerine ilişkin algılarının incelenmesi
Görüngübilim çalışması olarak desenlenen bu araştırmanın amacı aile eğitimine devam eden işitme kayıplı çocuk babalarının babalık deneyimlerine ilişkin algılarının incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları aile eğitimine devam eden, 0-3 yaş aralığında çok ileri dereceli işitme kayıplı çocuğu olan yedi babadır. Araştırma verileri yarı-yapılandırılmış görüşmeler, yansıtmalı araştırmacı günlükleri ve doküman incelemesi teknikleriyle toplanmıştır. Görüşme verileri yazıya dökülmüş ve kodlanmıştır. Görüngübilim yöntemi analizi yoluyla 91 kod, 13 alt-tema ve 5 temaya ulaşılmıştır. Araştırma bulguları; babaların rol, görev ve sorumluluklarını genellikle normal işiten çocuk babalarıyla benzer şekilde algıladığını, fakat çocuklarının kullandığı işitme teknolojilerinin ve bakımlarına ilişkin ekonomik durumların önemini farklılık olarak vurguladıklarını göstermektedir. Bunun yanında babaların çocuklarının gelecekleriyle ilgili kaygılarını ve buna bağlı desteklerini dile getirdikleri görülmektedir. Ayrıca babaların çocuklarının devam ettiği aile eğitimi programına ilişkin olumlu bakış açılarına sahip oldukları ve faydalı olduğuna inandıkları ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan aile eğitimi programlarına yönelik memnuniyetlerinin yanında babalar, aile eğitimlerinin çalışma takvimleri düşünülerek daha uygun zamanlarda gerçekleştirilmesi, çocuklarının eğitimleriyle ilgili daha fazla bilgilendirilmek, diğer ailelerden destek almak istedikleri ve psikolojik rehberliğe ihtiyaç duydukları bulgular arasındadır. Bu araştırmanın işitme kayıplı çocuk babalarının deneyimleri ve algılarıyla ilgili alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca ilgili alanda çalışan uzmanlara, öğretmenlere ve ailelere babalar konusunda yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Babalar, İşitme kaybı, Babalık deneyimi, Görüngübilim.
Farklı duyguları tanımada ciddi serbest zamana katılımın ve işitme engelinin rolü (kişilik ve duygusal zeka boyutlarıyla)
Bu çalışmanın amacı; serbest zamana ciddi olarak katılan işitme engelli milli sporcularla (amatör); spor yapmayan engelli bireyler (halk), profesyonel engelsiz bireyler (profesyonel) ve spor yapmayan engelsiz bireyler (halk) ile kişilik ve duygusal zeka boyutları açısından duygu tanımlamaları arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklem grubunu; 18-24 Temmuz 2016 tarihinde Samsun ilinde düzenlenen İşitme Engelliler Dünya Şampiyonasına katılmış olan ve dövüş sporlarında mücadele eden toplam 64 milli sporcu (Xyaş=26,15+/-2,86), İzmir Karşıyaka İşitme Engelliler Dayanışma Derneğine üye olan 55 sedanter işitme engelli birey (Xyaş=28,76+/-4,23), Kütahya-Afyon-Eskişehir ve İzmir illerinde ikamet eden ve dövüş sporlarında en az 2 yıl milli düzeyde mücadele etmiş 60 milli sporcu (Xyaş=24,25+/-1,24) oluşturmuştur. Son olarak sedanter normal bireylerin örneklem grubunu da son 2 yıldır düzenli olarak spor yapmayan 52 birey oluşturmuştur (Xyaş=21,36+/-2,12). Seçilen tüm örneklem kolayda örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Çalışmada Somer, Tatar ve Korkmaz (2001) tarafından geliştirilmiş ve Tatar (2005) tarafından kısa formunun geçerliği ve güvenirliliği yapılmış olan 5 Faktör Kişilik Envanteri, Schutte ve arkadaşları (1998) tarafından geliştirilen ve Tatar ve arkadaşları (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Schutte Duygusal Zeka Ölçeği ve SuberLap 5 ile dizayn edilen POFA testi ölçme aracı olarak kullanılmıştır (177, 169, 191). Veriler Windows Excel'de düzenlenmiş ve SPSS 22.0 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda ciddi serbest zamana katılan engelli milli sporcuların normal engellilere ve normal işiten sedanterlere oranla duyguları tanıma noktasında daha başarılı olduklarını, engelli milli sporcuların duyguları tanıyarak tepki verme hızlarının engelli sedanterlere göre oldukça yüksek olduğunu, profesyonel sporun duyguları tanıma noktasında önemli bir değişken olduğunu, duyguların tanımlanması noktasında farklı gruplarda bireylerin kişilik ve duygusal zeka boyutlarından etkilendiğini, farklı duyguların farklı gruplarda tanınması noktasında duygusal zekanın ve kişilik özelliklerinin rolünü ve farklı duyguların benzer duygularla karıştırıldığı bulgularına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları, bize engellilerin spor ortamındaki yetilerini spor yapan engelliler vasıtasıyla göstermiştir. Duyguları tanıyarak renkli tuşlar yoluyla bu duyguları hatırlamak engellilerin görsel hafızalarının yüksek olduğunun da bir göstergesidir. İşitme engellilerin katılmış oldukları rekreatif faaliyetler; sağlıklı bireylerin sahip olduğu kişilik özelliklerine, duygusal zeka düzeyine ve onun paralelinde ki bazı kazanımların sağlanmasına neden olmuştur. Engellilerin sağlıklı sedanter bireylerden bile daha başarılı bir şekilde duyguları tanımlamış olmaları onların bu yetilerini spor ortamında daha geniş çaplı kullanmalarının yolunu açabilir.
Sporun işitme engellilerin sosyalleşmesi üzerine etkisi
Yapılan bu araştırmanın amacı, sporun, işitme engelli öğrencilerin sosyalleşmesi üzerinde etkisinin ne yönde olduğunu ortaya koymaktır.İşitme engellilik ve bu kişilerin sosyalleşme süreçleri, günümüzde oldukça ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle yapılan bu araştırmada, spor yapan ve spor yapmayan işitme engellilerin sosyalleşme düzeyleri incelenerek, sporun işitme engelli kişilerin sosyalleşmesi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırma kapsamında, Afyon Karahisar İşitme Engelliler İlköğretim Okulu (n=30), Kütahya İşitme Engelliler İlköğretim Okulu (n=30) ve Eskişehir Ahmet Yesevi İşitme Engelliler İlköğretim Okulunda (n=40) okuyan, yaşları 10 ila 17 arasında değişen, 47'si spor yapan ve 53'ü spor yapmayan olmak üzere toplam (n=100) işitme engelli öğrenci üzerinde anket yapıldı.Anket verilerine, SPSS 17.0 for Windows paket programı ile frekans, crosstabulation ve ? =0.05 anlamlılık düzeyinde Ki-kare analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre spor yapan işitme engelli öğrencilerle spor yapmayan işitme engelli öğrencilerin sosyalleşme düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Yine araştırma sonuçlarına göre spor yapan işitme engelli öğrencilerle spor yapmayan işitme engelli öğrencilerin sporla sosyalleşme düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Araştırma sonuçlarına göre işitme engelli kişilerin sosyalleşmesinde spor etkili bir sosyalleşme aracı olarak kullanılabilir.
İşitme engelli çocuklarda core (gövde) stabilizasyon egzersizlerinin solunum kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve postural kontrol üzerine etkisi
İşitme engelli (İE) çocuklarda yapılan çalışmalar; bu çocuklarda motor gelişimde gecikmeler, hareketlerin koordinasyonunda azalma, hipotoni, yaşıtlarına göre düşük kardiyorespiratuar seviye ve düşük musküler endurans gibi bir takım sorunlardan bahsetmektedir. Literatür incelendiğinde İE çocuklarda solunum fonksiyonlarının ve postural kontrolün değerlendirildiği çalışmalar ile karşılaşmaktayız. Ancak bu çocuklarda solunum kas kuvvetini değerlendiren çalışmaya rastlanmamıştır. Ayrıca bu çocuklarda tek başına uygulanan core (gövde) stabilizasyon egzersizlerinin solunum kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve postural kontrol üzerine etkileri araştırılmamıştır. Bu nedenle core stabilizasyon eğitimin İE çocuklarda solunum kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve postural kontrol üzerine etkilerini araştırmak amacıyla bu çalışmayı planladık. Çalışma kapsamında yaşları 9-15 yaş aralığında olan prelingual sensörinöral işitme kaybı tanısı almış 30 İE çocuk randomize şekilde çalışma ve kontrol gruplarına ayrıldı. Tüm olgulara solunum fonksiyon testi (SFT), solunum kas kuvveti ölçümü, "Biodex Balance System® (BBS)" cihazı ile postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duyusal entegrasyonu testleri ve Denge Hata Puanlama Sistemi (DHPS) uygulandı. Kontrol grubuna herhangi bir eğitim verilmezken, çalışma grubuna birinci seviyede; stabil bir yüzeyde yapılan statik kontraksiyon eğitimi, ikinci seviyede; stabil bir yüzeyde yapılan dinamik eğitim, üçüncü seviyede; stabil olmayan bir yüzeyde yapılan dinamik ve dirençli eğitimden oluşan core (gövde) stabilizasyon eğitim protokolü uygulandı. Sekiz haftanın sonunda değerlendirmeler tekrarlandı. Veri analizi için SPSS v.20 programı kullanıldı. Niteliksel değişkenlerin analizi χ2-testi ile yorumlandı. Niceliksel verilerin dağılım özelliklerine göre grup içi karşılaştırmalarda Paired Sample T-test ya da Wilcoxon testi; gruplar arası karşılaştırmalarda ise Independent Samples T-test ya da Mann Whitney U testi kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Sekiz haftalık eğitim sonrasında çalışma grubunda zorlu vital kapasitede (FVC) ve tepe ekspiratuar akım hızında (PEF), maksimum inspiratuar basınçta (MIP), maksimum ekspiratuar basınçta (MEP), BBS'nin postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duyusal entegrasyonu testlerinin tüm parametrelerinde anlamlı gelişmeler elde edildi (p<0,05). DHPS'nin düz zemin 'çift bacak', 'tek bacak', 'tandem' duruş ve köpük zemin 'çift bacak' ve 'tandem' duruş parametrelerinde anlamlı iyileşmeler sağlandı (p<0,05). Hiçbir eğitim verilmeyen kontrol grubunda ise solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, BBS ve DHPS'de ilk ölçüm ve son ölçüm arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Testlerin gruplar arası karşılaştırmasında ise solunum fonksiyonlarına ait parametrelerde gruplar arasında anlamlı fark görülmezken, solunum kas kuvveti ölçümünde MEP değerinde çalışma grubu lehine anlamlı fark bulundu (p<0,01). BBS'nin gruplar arası karşılaştırmasında postural stabilite testinin; 'genel' ve 'anterior/posterior', stabilite limitleri testinin; 'genel', 'sola', 'geriye/sola' ve 'geriye/sağa' parametrelerinde, dengenin duyusal entegrasyonu testinin; 'gözler açık/kapalı düz zemin', 'gözler kapalı köpük zemin' ve 'kompozit skor' parametrelerinde çalışma grubu lehine anlamlı artış saptandı (p<0,05). DHPS'nin gruplar arası karşılaştırmasında ise 'genel toplam skor'da çalışma grubu lehine anlamlı fark gözlendi (p<0,01). Literatürde sağlıklı ve hasta popülasyonlarında core stabilizasyon eğitiminin, solunum kas kuvveti ve solunum fonksiyonlarına ve postural kontrol üzerine olumlu etkisi olduğu bildirilmektedir. Çalışmamızın sonuçlarına göre, İE çocuklar için de benzer olumlu etkilerin olabileceği, core stabilizasyon egzersizlerinin ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan çocuklarda solunum kas kuvvetini, solunum fonksiyonlarını ve postural kontrolü iyileştirdiği gözlenmiştir. Çalışmamızdan elde ettiğimiz sonuçların ışığında, bu çocukların rehabilitasyon programlarına core stabilizasyon egzersizlerini kapsayan bir eğitimin dahil edilmesi yararlı olacaktır.
Türkiye'de bulunan işitme engelliler ortaokullarında müzik eğitimi ve karşılaşılan temel sorunlar
Bu araştırmanın temel amacı, Türkiye'de bulunan İşitme Engelliler Ortaokullarında verilen müzik eğitimini inceleyerek müzik eğitimi sürecinde yaşanan sorunları tespit etmektir. Müzik eğitimi sürecinde yaşanan sorunlar, işitme engelli öğrencilerin derslerine giren müzik eğitimcilerinin görüşlerine dayalı olarak tespit edilmiştir. Araştırma nitel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'de MEB'e bağlı toplamda 30 adet işitme engelli ortaokullarında çalışmakta olan müzik eğitimcileri oluşturmaktadır. Yaklaşık 20 adet müzik öğretmenine ulaşılırken bazı okullarda müzik öğretmeni olmadığı anlaşılmıştır. Çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanan veriler betimsel analiz ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Veriler tema ve alt temalara ayrılarak kodlamalarıyla birlikte tablolaştırılarak verilmiştir. Elde edilen bulgulara dayanarak Türkiye'de bulunan İşitme Engelliler Ortaokullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin eğitim sürecinde yaşadıkları sorunlar tespit edilmiştir. Öğrenciler ile iletişim kurmada işaret dili bilmemenin yarattığı sıkıntılar ve işitme engelli öğrencilerin müzik eğitimi için farklı yöntem ve tekniklerin çoğaltılması gerekliliği gibi önemli hususlar saptanmıştır. Tezin sonunda ise elde edilen sonuçlar tartışılarak bazı çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: işitme engeli, müzik eğitimi, işitme engellilerde müzik eğitimi, müzik eğitimi sorunları, beden müziği
Kemiğe implante işitme cihazı kullanan hastalarda yaşam kalitesi ve işitme sonuçlarımız
ÖZET Kemiğe İmplante İşitme Cihazı Kullanan Hastalarda Yaşam Kalitesi ve İşitme Sonuçlarımız Amaç: İletim tipi işitme kaybı hem erişkin, hem de pediatrik hasta grubunda yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren ve sık görülen bir problemdir. Bu hastaların işitme rehabilitasyonunda konvansiyonel işitme cihazları, orta kulak operasyonları ve kemiğe implante işitme cihazları (KİİC) gibi yöntemler kullanılmaktadır. Bu çalışmada, uzun yıllardır güvenli ve etkin bir şekilde yapılan kemiğe implante işitme cihazı ve softbandın yaşam kalitesi üzerine etkisi, odyolojik sonuçları, oluşan komplikasyonların sıklığı, türleri ve bu komplikasyonlara yaklaşım yöntemlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Çukurova Üniversitesi, Kulak-Burun-Boğaz Anabilim Dalı bünyesinde Ocak 2005 ve Eylül 2013 arasında iletim veya miks tip işitme kaybı sebebiyle KİİC tatbik edilen veya softband cihaz kullanan hastalar araştırmaya alındı. Çalışmada herhangi bir çıkarma kriteri kullanılmadı. Hastaların odyolojik sonuçları KİİC ve softband uygulamasından önce saf ses odyometri ile sonrasında ise serbest alan odyometri ile belirlendi. Hastaların fonksiyonel kazançları cihaz öncesi hava yolu işitme eşiklerinden, cihazlı işitme eşiklerinin çıkarılması ile hesaplandı. Hasta memnuniyetini ölçmek amacıyla Uluslararası İşitme Cihazları Değerlendirme Envanteri Türkçe Versiyonu (IOI-HA-TR) ve Glasgow Erişkin ve Çocuk Değerlendirme Testleri (GDT) yapılıp, sonuçları istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Toplam hasta sayısı 34 olarak saptandı. Bu hastaların 23 tanesinde KİİC tatbiki yapılırken, kalan 11 hastada softband cihaz kullanıldı. Kemiğe implante işitme cihazı kullanan hastaların fonksiyonel kazançları 500 Hz'de 31,3 dB, 1000 Hz'de 45,5 dB, 2000 Hz'de 44,5 dB, 4000 Hz'de preop 44,3 dB olarak bulunmuştur. KİİC kullanan erişkin hastaların GDT skorları toplamda 27,6 olarak bulundu. GDT alt ölçeklerinden genel sağlıkta 35,8, sosyal sağlıkta 39,8, fiziksel sağlıkta 34,2 sonuçları elde edildi. Pediatrik grupta ise toplamda 41,6, alt ölçeklerden emosyonel alt ölçekte 51,4, sosyal alt ölçekte 30,0, eğitsel alt ölçekte 47,1, vital alt ölçekte 32,0 sonuçları elde edildi. IOI-HA-TR skorları ise KİİC kullanan hastalarda 25,22, softband kullananlarda ise 26,45 olarak bulundu. Komplikasyon olarak, KİİC kullanan 2 hastada (% 8,7) osseointegrasyon problemi görülürken, 11 hastada (% 47,8) hafif-orta derecede cilt reaksiyonları gözlendi. Sonuç: Kemiğe implante işitme cihazı, iletim tipi işitme kaybında düşük komplikasyon oranları ile güvenilir ve etkin bir terapi yöntemidir. Odyolojik başarısı yanında, yaşam kalitesine de olumlu katkısı mevcuttur. Cihazların tam etkinliklerinin anlaşılabilmesi amacıyla daha uzun süreli ve daha geniş hasta içeren çalışmalara da ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: İşitme Cihazı; Softband; Osseointegrasyon; Yaşam Kalitesi
İşitme engelli sporculara uygulanan 8 haftalık pliometrik antrenmanın denge ve koordinasyon üzerine etkileri
Bu çalışma işitme engelli sporculara uygulanan 8 haftalık pliometrik antrenmanın denge ve koordinasyon üzere etkilerini belirlemek amacıyla yapılmış deneysel bir çalışmadır. Bu çalışmanın evrenini Ali Süzer Özel Eğitim Meslek Lisesi işitme engelli 12 kız ve 12 erkek lisanslı voleybolcu öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışma için Etik Kurul izni alınmıştır. İşitme engelli voleybol deney grubu sporcuları yaş ortalama değerleri19,08± 1,62 yıl, boy 177,50± 5,07 cm., vücut ağırlığı ortalama değerleri olarak ise72,70± 8,28 kg. olarak tespit edilmiştir. İşitme engelli voleybol kontrol grubu sporcuları yaş ortalama değerlerini ise17,75± 1,28 yıl, boy ortalama değerlerini 175,75± 5,59 cm., vücut ağırlığı ortalama değerlerini ise 59,11± 9,71 kg. olarak tespit edilmiştir. Deney ve kontrol grubu belirlenirken Random yöntem kullanılmıştır. Deney grubuna haftada 3 gün 30'ar dakikalık pliometrik antrenman uygulanmıştır. Pliometrik antrenman voleybol antrenmanı öncesi uygulanmıştır. Kontrol grubu ise normal voleybol antrenmanına devam etmiştir. İstatistiksel analizler SPSS 16.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. İstatistiksel sonuçlar %95 güven aralığında ve p<0.05 anlamlılık düzeylerinde değerlendirilmiştir. Grupların ön test ve son test ölçümleri normal ve homojen dağılım göstermesi sebebiyle aralarındaki anlamlılık için Paired Samples T-Testi uygulanmıştır. Deney grubu ile kontrol grubu arasındaki farklılığın analizi için Independent Samples T-Testi uygulanmıştır. Yapılan pliometrik antrenmanlar sonucunda deney ve kontrol grubu için statik denge ölçüm parametrelerinin ön test ve son test farklarının ortalama değerleri karşılaştırılmasında overal stability R. medial lateral R. ve overal stability L. değerlerinde anlamlılık bulunmuştur (p<0.05). Anterior posterior R. anterior posterior L. medial lateral L. ortalama değerleri karşılaştırılmasında ise anlamlılık bulunmamıştır(p>0.05). Sonuç olarak yapılan pliometrik antrenmanlar işitme engelli voleybolcuların özellikle statik dengeleri üzerinde olumlu bir etki yaptığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler:Voleybol,Pliometrik Antrenman, Denge, Performans
Uluslararası spor organizasyonlarının kentler üzerine etkisi (23.işitme engelliler olimpiyatları Samsun örneği)
Günümüzde, Dünyanın başka bölgelerinde olduğu gibi Türkiye'de de büyük ölçekli etkinliğe ev sahipliği yapma eğilimi, özellikle markalaşma, tanıtım, pazarlama ve yatırım fonlarını, yerel ve bölgesel kalkınmanın bir aracı olarak kullanılmasıyla artmıştır. Bu strateji sanayisizleşme sorunu yaşayan ülkelerde kentsel ve bölgesel kalkınmanın önemli bir aracı haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, uluslararası spor organizasyonlarının düzenlendiği şehre sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerinin belirlenmesidir. Bu amaçla, uluslararası spor organizasyonlarının kentler üzerine etkisine yönelik yerel halk tarafından sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerini algılamaları araştırılmıştır. Ölçekte yer alan ifadelerin faktör analizi yapılarak yedi alt boyuta ayrılmıştır. Çalışmanın evren içerisinden örneklem büyüklüğü ± 0.05 örnekleme hatası ile 520 olarak belirlenmiştir ve yerel halka 520 adet anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, yüzde, frekans, bağımsız örneklemler için t-testi, korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, uluslararası spor organizasyonlarının kentler üzerine etkisine yönelik yerel halk tarafından sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerini algılamalarını belirlemek amacıyla ekonomik yararlar boyutu ile araştırmaya katılan yerel halkın meslek, gelir durumu ve turizm altyapısının gelişimi boyutu ile yerel halkın meslek ve gelir durumları; şehrin imajını geliştirme ve sağlamlaştırma boyutu ile yerel halkın cinsiyetleri; çevresel ve kültürel koruma boyutu ile yerel halkın yaşları; sosyal ve çevresel problemler boyutu ile yerel halkın gelir durumları arasında farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca, turizm altyapısının gelişimi boyutu ile şehrin imajını geliştirme ve sağlamlaştırma boyutu ve ekonomik maliyet boyutu ile turizm altyapısının gelişimi boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Spor, Olimpiyat, Uluslararası Spor, Spor Organizasyonları, Spor Oyunları.
İşitme engelli öğrencilerin Ay'ın evreleri ve oluşumu konusunda kavram değişimlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarda altıncı sınıfta öğrenim gören işitme engelli öğrencilerin Ay'ın evreleri ve evrelerin oluşum sebepleri konusundaki kavramsal anlama düzeylerini belirlemek ve bilgisayar destekli sorgulamaya dayalı öğretim yönteminin işitme engelli öğrencilerin kavramsal değişimlerine etkisini incelemektir. Araştırma 2016-2017 eğitim öğretim yılında, Adana ilinde bulunan bir yatılı işitme engelliler devlet ortaokulunda gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda dördü kız biri erkek toplamda beş tane altıncı sınıf öğrencisi yer almıştır. Öğrencilerin kavramsal anlama düzeyini öğrenebilmek için ön görüşmeler yapılmıştır. Daha sonra bilgisayar destekli sorgulamaya dayalı öğretim ve modellerle öğretimin ardından öğrencilerin kavramsal değişimlerini ortaya çıkarabilmek amacıyla son görüşmeler yapılmıştır. Öğrencilerin kavramsal anlama seviyeleri araştırma süresince elde edilen veriler ışığında belirlenmiş kategorilere göre gruplandırılmıştır. Analizler sonunda Ay'ın Evreleri konusunda sahip olunan kavramsal anlama düzeyleri belirlenmiştir. Öğretim öncesi kavram yanılgıları çoğunlukta iken öğretim sonrasında kavram yanılgılarında azalma, bilimsel kavramalarda artış görülmüştür. İleride yapılacak olan benzer çalışmalarda da daha farklı öğretim yöntemleri denenebilir.
Dans etkinliklerinin öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceriye etkisi: İşitme engelli bireyler üzerine bir çalışma
Yapılan çalışmada işitme engelli bireylere uygulanan bir dans etkinliğinin, bu bireylerin öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceri düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle alan yazında engellilere ilişkin yapılan öz yeterlik, özgüven ve sosyal beceri araştırmaları literatür taraması yöntemiyle elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise dans etkinliğinin etkisini ölçmek amacıyla Karşıyaka Dayanışma İşitme Engelliler Derneği'nde bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi, 18 yaş ve üzerindeki 30'u deney grubu, 30'u kontrol grubu olmak üzere toplam 60 işitme engelli üniversite öğrencisinden meydana gelmiştir. Örnekleme alınan katılımcılar gönüllü örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Çalışmada ön test-son test modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak Özevin-Tokinan ve Bilen (2008) tarafından geliştirilen Beden Dili ve Dansa İlişkin Öz-Yeterlik Ölçeği, Özevin (2006) tarafından geliştirilen Özgüven Ölçeği ve Riggio (1986) tarafından geliştirilen Sosyal Beceri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ise Kolmogorov-Smirnov Testi, ile Paired Sample T Testi ve bağımsız örneklem T Testi kullanılmıştır. Çalışma bulgularına göre deney grubunda yer alan işitme engelli bireylerin dans etkinliği öncesi ve sonrasındaki sosyal beceri, özgüven ve öz-yeterlik düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Dans eğitimi sonrasında deney grubu ile kontrol grubu arasındaki sosyal beceri, özgüven ve öz yeterlik düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunurken (p<0.05), çalışma sonucunda deney grubuna ilişkin sosyal beceri, özgüven ve öz-yeterlik düzeylerinin pozitif yönde artış gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca engelli bireylerin yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceri düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0.05).
İşitme engelli tüketicilere yönelik tutundurma faaliyetleri üzerine bir uygulama
Bu çalışmada işletmelerin tutundurma faaliyetlerinin, dezavantajlı tüketiciler olan işitme engellilere ne kadar ulaştığı ve bu faaliyetlerin etkinliği araştırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak işitme engellilerle yüz yüze anket yapılmış, toplanan veriler IBM SPSS Statistics 23 ile analiz edilmiştir. Analiz edilen veriler doğrultusunda işitme kaybı derecesi ile işitme cihazı kullanımı arasında ilişki olduğu saptanmıştır. İşitme engelli bireylerin tutundurma faaliyetlerinin yeterli bulunması işitme cihazı kullanma, internet iletişim kanalı kullanma ve konuşarak iletişim kurabilme durumuna göre farklılık gösterdiği gözlemlenmiştir. Eğitim durumuna göre de farklılık gösterdiği söylenebilmektedir. Tutundurma faaliyetlerinin yeterli bulunması yaşa ve cinsiyete göre farklılık göstermemektedir.