Boron

109 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kontrplaklarda tutkal karışımına ilave edilen boraksın mekanik özelliklere ve formaldehit emisyonuna etkisi

Bu çalışmada; boraksın kontrplaklarda mekanik özelliklere ve formaldehit emisyonuna etkisi araştırılmıştır. Kontrplak örnekleri, tutkal karışımlarına belirli oranlarda boraks pentahidrat ilave edilerek, üre-formaldehit tutkalı ile üretilmiştir. Hazırlanan üç katlı kayın ve kavak numuneler üzerinde mekanik deneyler yapılmıştır. Ayrıca formaldehit emisyonunda meydana gelen değişimler de belirlenmiştir.Kontrol numunelerinin ve tutkal karışımlarına boraks ilave edilerek üretilen deney örneklerinin, eğilme ve çekme makaslama direnci değerleri arasında belirgin farklar tespit edilmemiştir. Formaldehit emisyonu değerlerinde ise azalmaların meydana geldiği görülmüştür.

BorEmisyonEğilme dayanımı+2
Hüseyin Yeşil
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Bor madeninin pazarlanmasına yönelik stratejiler

Doğal kaynakların ve enerji kaynaklarının dünya coğrafyasında dengesiz dağılmış olması, bu kaynaklar üzerindeki uluslararası çekişmeyi de beraberinde getirmektedir. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler sonucu, 21. yüzyılın önemli kaynaklarından biri olarak tanımlanan bor madenine olan talep ve bor madeni ürünlerinin kullanımı son zamanlarda hızla artmaktadır. Bu bağlamda bor madeni, dünyanın önemli bir stratejik kaynağı haline gelmiştir.Ancak bor madenleri üzerinde çeşitli spekülasyonların oluşturulması, buna mukabil bu maden hakkında yeterince bilimsel araştırmanın yapılmayışı beraberinde bir takım tereddütler doğurmuştur. Nitekim, bazı bilim adamları ve kuruluşlar bor madeninin Türkiye'nin en önemli madeni ve enerji ihtiyaçları açısından kurtuluşu olduğunu savunurken, bazı çevreler, bora hak ettiğinden fazla değer verildiğini iddia etmektedirler. Dolayısıyla bu alanda yapılacak olan bilimsel çalışmalar, bu madenin gerçek değerinin belirlenmesinde etkili olacaktır.Ön araştırmalarımıza göre; dünya bor rezervlerinin en büyük kısmı ülkemizde bulunmasına rağmen, ülkemiz bu madenden rezerv büyüklüğü oranında pazar payı elde edememektedir. Yeterli pazar payı elde edemediği gibi, teknolojik alt yapı yetersizliklerinden dolayı, bu madeni uç (rafine) ürünlere dönüştürememektedir. Bu nedenle iç piyasa ihtiyaçlarını karşılayamadığı gibi, dünya piyasasında ekonomik değeri yüksek uç ürünler pazarını da diğer ülkelere bırakmaktadır.Dünya bor rezervlerinin %74'ten fazlasına sahip olması nedeniyle, dünya bor piyasasında stratejik bir konuma sahiptir. Madencilik sektörünün en kıymetli madeni konumundaki bu rezervden ülkemizin gerektiği kadar faydalanabilmesi için, istikrarlı bir yapı içinde kalıcı ve uzun vadeli bir politika izlenmesi gerekmektedir.

BorCevherDoğal kaynaklar+2
Süleyman Karaca
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Eti Maden Kırka Bor İşletmesi atıklarından rubidyumun kazanılması

Dünyadaki önemli bor yataklarının Türkiye, ABD ve Rusya'da olduğu bilinmektedir. Dünyada toplam 1176 milyon ton B2O3 olup, bu rezervin % 72,2'si Türkiye'dedir. Ülkemizde her yıl bor mineralleri üretimi sırasında 600000 ton atık ortaya çıkmaktadır. Atıkların iyi değerlendirilmesi bir ülkenin gelişmişliğinin göstergesidir. Çalışmanın hedefleri arasında bor endüstri atıklarının oluşturduğu çevre kirliliğinin giderilmesi ve bu atıkların en iyi şekilde değerlendirilmesi vardır. Böylece hem atık durumda bulunan bu potansiyel kaynaklar ülke ekonomisine kazandırılmış olacak hem de çevre kirliliği önlenmiş olacaktır. Etibor Kırka Boraks İşletmesinin üretime başlamasından günümüze kadar 1000000 ton'a yakın tesis atığı gölette toplanmıştır.Rb metali gramla satılmakta ve birim fiyatları metalin saflığına göre değişmektedir. Yüksek fiyatından ve ticari olarak az bulunan metal olmasından dolayı ABD'de yıllık tüketimi 1 metrik tonu nadiren aşmaktadır ve tüm dünyadaki tüketimi belki de bunun iki katıdır. Bor atıklarında 1000 µg/g Rubidyum varlığı çalışmamıza yön göstermiştir. Çalışmamızın amacı Eti Maden Kırka Bor İşletmesi Atıklarından rubidyumun kazanılmasıdır. Rubidyumun bor atıklarından kazanılmasında işe önce rubidyumun çözeltiye geçirilmesiyle başlanmıştır. Bu işlem için eritiş yöntemi uygulanmıştır. Sonraki aşama rubidyumun kazanılmasında engel teşkil eden elementlerin ayrılmasıdır. En son aşamada Rubidyum RbSnCl6 olarak çöktürülüp, tespit edilmiştir.

Bor
Ayşegül Türk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Borlu çimentoların teknik özellikleri üzerine melasın etkisi

Dünya bor rezervlerinin önemli bir kısmı Türkiye'dedir. Bilindiği gibi bor minerali cam, seramik, tararı, metalürji, nükleer ve temizlik gibi sanayi alanlarında kullanılmaktadır. Bor ve türevlerinin üretimi sonucunda önemli miktarda atık oluşmaktadır. Bu atıkların başka bir sanayi dalında katkı maddesi olarak kullanımı,hem ekonomik açıdan hem de çevre kirliliğinin engellenmesi açısından önemlidir. Ayrıca atıkların hepsi öğütülmüş madde olduğundan enerji tasarrufu da sağlamaktadır. Son yıllarda bor atığı, termik santral taban külü ve uçucu külünün katkı maddesi olarak çimento harcına katılmasıyla ilgili çalışmalar yapılmış, verimli sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda bor atığının %5 oranında kullanımının uygun olduğu ve taban külü ve uçucu külün %5-15 arasında kullanılabileceği bulunmuştur. Özellikle taban külü ve uçucu külün çimentonun eğilme ve basınç dayanımlarını artırdığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada portland çimentosuna katkı maddesi olarak Bandırma Borik Asil İşletmesi atığı, Seyitömer Termik Santrali uçucu külü ve Kütahya Şeker Fabrikası melası kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, portland çimentosu üretiminde kullanılan doğal âlçıtaşı yerine borik asit üretim atıklarının kullanılabilirliği ve bu atıkların değişik oranlarda uçucu kül ile birlikte kullanıldığında çimentonun fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisini incelemektir. Ayrıca beton mukavemeti üzerine şeker fabrikası şeker üretim atığı olan melasın etkisi incelenmiştir. Bulunan sonuçlar standartlarla karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Basınç dayanımı, bor, çimento, eğilme dayanımı, şeker melası, taban külü, uçucu kül.

Basınç dayanımıBorMelas+3
Bengü Ertan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Bor madeninin stratejik açıdan incelenmesi

ÖZET Günümüzde işletmelerin ticari faaliyetlerindeki en önemli gelişme ve değişme dış pazarlarda yaşanmıştır. İşletmelerin dış pazarlarda daha etkin olabilmesi için stratejik ürünler üretmesi gerekir. İşletmelerin, dış pazarlara girme konusundaki politikalarını düzenlemeleri gerekir. Dış pazarlarda rekabet etmek, yeni pazarlar bulmak, pazar payım korumak ve arttırmak, mal ve hizmet kalite kontrolü, fıyatlandırması gibi pazarlama faaliyetlerinin akılcı ve sistemli bir şekilde işletme tarafından yapılması için yönetim stratejilerinin geliştirilmesi gereklidir. Bor ürünleri çağımızın modern teknolojisinde seçkin bir yere sahiptir. Endüstri, ziraat ve ulaştırma ile, kısaca birey ve toplum çalışmalarının her kesiminde insanlığın en zorlu gereksinimlerine cevap veren bor ürünleri gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Türkiye sahip olduğu bor mineralleri rezervinin büyüklüğü ve nitelikleri itibariyle dünyada birinci sırada yer almaktadır. Konunun öneminden ötürü, 1 978 yılında çıkarılan 2172 sayılı yasa ile, bor cevherlerinin değerlendirmesinde bir kamu kuruluşu olan Etibor A.Ş. tek yetkili kılınmıştır. Etibor A.Ş.'nin uzun yıllardır yürüttüğü arama, üretim, zenginleştirme, pazarlama ve araştırma faaliyetleri ile bor ürünleri, ülkemizdeki toplam maden ihracatı içersinde önemli bir paya sahip duruma gelmiştir. Bor madeni dünya pazarında stratejik bir ürün haline gelmektedir. Dünyanın en büyük bor rezervlerine sahip olan Türkiye aym oranda pazar payına değildir. Bu çalışmada, Türkiye'deki bor madeni stratejik açıdan incelendi. Yönetim stratejilerinin nasıl daha etkin ve verimli hale getirebilmesi üzerine, Eti Holding A.Ş. ve Emet Eti Bor A.Ş. 'deki yöneticilerle görüşmelerde bulunuldu. Bunun sonucunda, Türkiye dünya bor pazarındaki payım arttırabilmesi için, şu anki yönetim stratejilerini gözden geçirmesi, pazarlama ve satış stratejilerini değiştirmesi gerekir. Ayrıca, rafine bor ürünleri üretmeli ve bunun için yeni teknolojiler, geliştirmelidir.

BorBor mineralleriMaden işletmeleri+7
Ömer Altaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Emet-Hisarcık Bor Madeni havzasındaki suların incelenmesi

Türkiye'deki zengin bor madeni bölgelerindeki (Kütahya-Emet-Hisarcık) sularda bor ve ağır metal kirliliği araştırılmıştır. İnsan ve çevre sağlığını tehdit edebilecek ağır metal (Fe, Mn, Cu, Ni, Cr, Co, Pb, Zn, Al) konsantrasyonları saptanmamıştır. Ancak kabul edilebilir değerlerin üzerinde bor konsantrasyonları tespit edilmiştir. Emet-Hisarcık Bor Madeni havzasındaki kaynaklardan alınan suyun uzun süreli kullanımı kronik bor toksikliği açısından çok önemlidir. Bu çalışmada sulardaki bor ve ağır metal konsantrasyonları ICP-OES spektrometresi kullanılarak incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Bor, ICP-OES, Su.

BorSu
Neslihan Karaman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Pamukta (Gossypium hirsutum L. ) yaprağa bor uygulamlarının verim ve lif kalitesine etkisi

Bu çalışma, 2002 yılında Çukurova Bölgesi koşullarında yaprağa bor uygulamalarının pamuğun verim ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütiitaüştür. Bor uygulamaları, her uygulamada 0.15, 0.30, 0.45 ve 0.60 kg/ha olmak üzere taraklanma, ilk çiçeklerime ve çiçeklerime doruğu dönemlerinde yapılmıştır. En yüksek koza sayısı 0.90 kg/ha bor uygulamasında, en düşük koza sayısı ise kontrolda oluşmuştur. Koza kütlü pamuk ağırlığı ve çırçır randımanında, sırasryla, 1.80 ve 0.90 kg/ha bor uygulamaları ile önemsiz artışlar elde edilmiştir. Bor uygulaması koza ağırlığında kontrole oranla önemli düzeyde artışa yol açmıştır. En yüksek koza ağırlıkları 0.45 ve 1.35 kg/ha bor uygulamalarından elde edilmiştir. Bor uygulamaları ile kütlü pamuk ve lif veriminde önemli artışlar olmuştur. Gerek kütlü pamuk gerekse de lif veriminde düşük dozda (0.45 kg/ha) bor uygulamaları kontrolden farksız verim vermiştir. Bor uygulamalarının lif kalite özelliklerinde önemli etkisi gözlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Pamuk, yaprak gübrelemesi, bor, verim, lif kalitesi.

BorGübrelemeLif kalitesi+3
Abdulveli Yıldırım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarında toprağa uygulanan gyttja'nın buğdayın büyümesi ve yeşil aksam bor ve çinko konsantrasyonu üzerine etkisi

Topraklardaki Zn eksikliği ve B toksisitesinin tahıllarda önemli verim azalmalarına yol açtığı bilinmektedir. Sözkonusu problemlerin en önemli nedenlerinden biri olarak topraktaki organik maddenin azlığı ileri sürülmüştür. Bu bilgilerden hareketle, organik madde içeriği çok yüksek olan (yaklaşık % 50) Gyttja'nın Zn noksanlığı ve B toksisitesine sahip topraklarda yetiştirilen tahıllarda bitkinin kuru madde verimine ve yeşil aksamındaki B ve Zn konsantrasyonları üzerine olan etkisini belirlemek için sera koşullarında denemeler gerçekleştirilmiştir. Sera denemeleri farklı düzeylerde B toksisitesi ve Zn eksikliğine sahip topraklarda değişik oranlarda Gyttja (% 0.0, % 1.0, % 2.5, % 5.0, % 10.0 ve % 20.0), Zn (0 ve 5 mg Zn kg-1toprak) ve B (0, 25 ve 50 mg B kg'1 toprak) uygulayarak yürütülmüştür. Sera denemesinden elde edilen sonuçlar, Gyttjanın B toksitesine ve Zn noksanlığına sahip toprakta uygulama dozlarına bağlı olarak kontrol uygulamasına göre, bitkinin kuru maddesinde % 25 ile % 97 arasında verim artışları sağladığını göstermiştir. Sözkonusu artışların Zn noksanlığına sahip toprakta olmadığı belirlenmiştir. Gyttja uygulamasıyla bitkinin kuru madde ve dane verimini arttırması yeşil aksamdaki B konsantrasyonunu azaltmasından, kısmen de Zn konsantrastyonunu yükseltmesinden kaynaklandığı bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, B toksisitesinin ve Zn noksanlığının olduğu alanlara Gyttja uygulanmasıyla bitkisel üretimin iyileştirilebileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler : Gyttja, Bor Toksisitesi, Çinko Noksanlığı, Buğday

BorBuğdayGidya+3
M. Atilla Yazıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Çinko eksikliği ve bor toksisitesi gösteren topraklarda gyttja uygulamasının buğdayın büyümesi ve çinko bor konsantrasyonları üzerine etkisi

Çinko eksikliği Dünyada ve Türkiye'de topraklarda çok sık rastlanılan bir mikroelement sorunudur.Günümüzde özellikle Orta Anadolu Bölgesinde tahıl üretim alanlarında Zn eksikliğinin yaygın olduğu ve bunun bitkisel verimi önemli bir şekilde sınırlandırdığı belirlenmiştir.Çinko eksikliğinin bu denli yaygın olmasının ana nedenlerinden biri olarak topraktaki organik madde içeriğinin çok düşük olması gösterilmektedir.Çinko gübrelemesine alternatif olarak topraklara yapılacak uygun bir organik madde gübrelemesinin bitkilerin Zn beslenmesini iyileştirebileceği ve organik madde de bulunan fenolik hidroksil (OH) grupların bazı topraklarda yüksek miktarlarda bulunan B'u bağlayarak, onun bitkiler üzerine toksik etkisini azaltabileceği güçlü bir olasılıktır.Bu nedenle,bu çalışmada, Zn eksikliği gösteren Eskişehir-Sultanönü toprağı ile hem Zn eksikliği hem de B toksisitesi gösteren Konya-Çomaklı toprağı,test bitkileri olarak Zn eksikliğine duyarlı olan Kunduru (makarnalık buğday) ve dayanıklı Dağdaş (ekmeklik buğday) çeşitleri kullanılmıştır.Deneme başlangıcında denemede kullanılan saksıların yansı sera koşullarında inkübasyona bırakılmış ve 3 hafta sonra tüm saksılar, organik madde içeriği yüksek olan gyttja materyali ve Zn uygulamasına tabii tutulmuştur. Deneme sonucunda, gyttja uygulamasının, Zn eksikliği gösteren Sultanönü toprağında beklenen şelat etkisi görülmemiş aksine gyttja uygulamasının, çeşitlerin kuru madde miktarı ve Zn içeriklerinde azalmaya neden olduğu görülmüştür.Bor toksisitesi gösteren Çomaklı toprağında ise gyttja uygulaması olumlu sonuçlar vermiştir.Özellikle gyttja ile Zn'nun birlikte uygulandığı koşullarda yeşil aksamın kuru madde miktarı artmış,B konsantrasyon ve içeriklerinde ise azalma kaydedilmiştir.

BorBuğdayGidya+2
Hatun Barut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Titanyum-bor topaklarının incelenmesi

Bu çalışmada, nötr TiBn (n=1-15), tekerlek TiBn0,±1 (n=8-11) ve kafes TiBmHn (m=4-12 ve n?m) topaklarının muhtemel kararlı geometrileri Yoğunluk Fonksiyonu Teorisi ile incelendi. Hesaplamalarda B3LYP fonksiyoneli ve 6-311++G** baz seti kullanıldı. Atom başına bağlanma enerjisi, ayrışma enerjisi, ikinci enerji farkı, HOMO-LUMO enerji aralığı, Ti atomu üzerindeki yük, atomlar arası bağ uzunlukları, iyonlaşma potansiyelleri ve elektron ilgileri üzerinden analizler yapıldı. Elde edilen sonuçlar saf Bn ve diğer metal-Bn çalışmalarıyla karşılaştırıldı.

BorTitanyum
Muhammed Akar
Yozgat Bozok University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı metal borürlerin sentezi

Bu çalışmada, direkt magnesiyotermik indirgeme ile açık hava da iyi verimle LaB4 ve LaB6 karışımı ve GdB6 sentezlenmiştir. Magnezyum, bor(III) oksit ile lantan(III) oksit reaksiyonu 700 oC'de kül fırınında gerçekleştirilmiştir. CrB alkali metal borhidrür ile indirgeme reaksiyonu ile tetrahidrofuran (THF) ve metil alkol (MeOH) çözücüleri içerisinde gerçekleştirilmiştir. Numunelerin morfolojilerinin ve yapılarının karakterizasyonu için X-ışınları kırınımı (XRD) ve Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) analizleri kullanılmıştır. X-ışınları kırınımı analizleri LaB4 ve LaB6 karışımı, GdB6 ve CrB'ün sentezlendiğini göstermiştir. LaB4 ve LaB6 karışımı için iki tip nano ölçekte tel varlığı ve GdB6 için bir tip nanotelin varlığı tespit edilmiştir.

BorBor mineralleriBor oksit+5
Umut Koyuncu
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Magnezyotermik indirgeme ile EuB6 sentezi

Bu çalışmada, açık havada direkt magnezyotermik indirgeme ile nano ve mikro ölçekli EuB6 sentezlenmiştir. Yöntem sıcaklığı ve reaksiyon süresine göre optimize edilmiştir. Çalışmada hammadde olarak Eu2O3 ve B2O3, indirgen madde olarak da magnezyum metali kullanılmıştır. Reaksiyonlar kül fırınında farklı sıcaklık ve sürelerde açık havada gerçekleştirilmiştir. Optimum sıcaklık ve reaksiyon süresi 600oC ve 4 saat olarak belirlenmiştir. Ürünler X-ışınları kırınımı (XRD) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile analiz edilmiştir. XRD analizleri ile saf EuB6'nın sentezlendiği ispat edilmiştir ve numunelerin morfolojilerinin ve yapılarının karakterizasyonu için SEM analizleri kullanılmıştır. X-ışınları kırınımı analizleri saf EuB6'nın sentezlendiğini göstermiştir. Elde edilen EuB6 numunesinin nano ve mikro ölçekte heterojen morfolojide olduğu görülmüştür.

Bor
Esra Aydın
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Titanyum azot topakları ve bor katkılanması

Bu çalışmada Ti-B-N topaklarının çeşitli yapıları Yoğunluk Fonksiyonu Teorisi ile incelendi. Hesaplamalar için B3LYP fonksiyoneli ve 6-311++g** baz seti kullanıldı. ByN6-y (y?6), (BN)y (y?12), Tix (x ? 8) ile N2 katkılı kompleksleri çalışıldı. Ti1ByNz (y,z?6) topakları ayrıntılı olarak incelendi. Bu sistemler için yapı ve enerji analizleri gerçekleştirildi. Ayrıca Ti1ByNz (y,z?6) topakları için N, 2N, N2, N+N2 ve 2N2 ayrışma kanalları araştırıldı.

BorTitanyum
Nur Elmas
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Karbonmonoksit bağlı platin katkılı bor hidrürlerin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, CO bağlı platin katkılı bor hidrürlerin yapı ve enerji özellikleri araştırıldı. Çalışma sürecinde PtxBy(CO)m (m≤ x+y=2-6) kompleksleri incelendi. Topaklara H atomu bağlanarak hidrojen tutma kabiliyetleri araştırıldı. Hesaplamalar Yoğunluk Fonksiyonu Teorisi (YFT) ve B3LYP Karma Fonksiyonel Teorisi kullanılarak CEP 121-G baz seti ile yapıldı. Topakların nokta grupları, elektronik durumları, toplam enerjileri, ortalama atom başına bağlanma enerjileri, HOMO (En Yüksek Seviyedeki Dolu Orbital) ve LUMO (En Düşük Seviyedeki Boş Orbital) enerjileri ile HOMO-LUMO enerji aralıkları, CO-etkileşme ve H-etkileşme enerjileri, bağ uzunlukları, elektron transferleri, titreşim frekansları hesaplandı. Platin katkılı bor alaşımlarına CO molekülü bağlamanın hidrojen tutma yeteneği üzerine etkisi incelendi.

BorHidrojenKarbonmonoksit+2
Nejla Özbey
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı bor bileşiklerinin COVİD-19 hücre girişinde rolü olan transmembran serin proteaz 2 (TMPRSS2) üzerine etkisinin akciğer fibroblast hücrelerinde incelenmesi

Amaç: Bor bileşikleri bor sitrat ve bor malatın MRC-5 akciğer fibroblast hücre hattı üzerinde gen düzeyinde SARS Koronavirüs 2 [SARS-CoV-2]'nin hücre girişinde önemli rolü olan Transmembran Serin Proteaz 2 [TMPRSS2]'ye olan ve anti-enflamatuvar yolak üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bor bileşiklerinin MRC-5 hücre hattındaki sitotoksik etkisi 3-4,5-dimetil-tiyazolil-2,5-difeniltetrazolyum bromür [MTT] yöntemi ile ölçülmüştür. Hücreleri stimüle etmek için tümör nekroz faktör-α [TNF-α] kullanılmış ve gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu [RT-PCR] ile gen ekpresyon düzeyleri ölçülmüştür. Elde edilen veriler Microsoft Excel programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: MTT analizinde kullanılan konstantrasyonların hiçbirinde, normal sağlıklı fibroblast hücre hattı olan MRC-5 hücrelerine, bor bileşiklerinin herhangi bir negatif veya toksik etkisi görülmemiştir. • Bor sitrat ve Bor malat TMPRSS2'yi inhibe etmiştir. Bor malat ACE2'yi inhibe ederken, Bor sitrat uygulamasında önemli bir değişiklik olmamıştır. TNF-α ile indüklenen hücrelerde bor sitrat ve bor malat bileşiklerinin her ikisinin de CatS ve CatB gen seviyesini inhibe ettiği bulunmuştur. • Bor sitrat ve bor malat bileşiklerinin IL-1𝛽 ile IL-1𝛼 gen ekpresyon seviyelerini inhibe ettiği ve IL-6 gen ekpresyon seviyesini arttırdığı görüldü. Bor malatın ve bor sitrat NFκB-p50 ekpresyonunu artırdığı fakat NFκB-p65, IκB gen ekpresyon düzeylerini azalttığı saptanmıştır. • Sonuçlar: S protein aracılıklı hücre füzyonunun engellenmesinde bor malatın, bor sitrata göre daha etkili olabileceği anlaşılmaktadır. Yeni çalışmalar ile ACE2 inhibitörünün potansiyelinin değerlendirilmesi önerilir. Covid-19 pandemisi ile mücadelede bor malat ve bor sitratın potansiyel ajanlar olabileceği düşünülmüştür

Antiinflamatuar ajanlarBorBor bileşikleri+5
Serap Yildirak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi toplulaştırma çalışmalarında toprak derecelendirmesine bor varlığı etkisinin değerlendirilmesi

Arazi toplulaştırma çalışmalarında arazi değerlendirmede üst toprak tekstürü, derinlik, eğim ve diğer toprak özellikleri kriter olarak kullanılmaktadır. Aydın ili gibi toprakların bor içeriği yüksek olan alanlarda bor elementi üretimi sınırlayıcı bir özellik olarak etki etmektedir. Bu çalışmada Aydın'da seçilmiş bir toplulaştırma alanında toprakların bor içeriklerinin arazi değerlendirmede diğer toprak özellikleri içerisinde bir kriter olup olmayacağının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Belirlenen toplulaştırma alanından parsel bazında alınan toprak örnekleri fiziksel ve kimyasal analizleri yapılarak sonuçlandırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çalışma alanı topraklarının Bor kapsamları beklenilenin altında bulunmuştur. Bu nedenle Bor içerikleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Toprak ve Arazi Sınıflaması Standartları Teknik Talimatı ve İlgili Mevzuatta öngörülen Bor sınır değerleri esas alınarak simüle edilmeye çalışılmıştır. Analizlerden elde edilen veriler ile simülasyon için atanan Bor değerleri, arazi değerlendirmede kullanılarak Bor içeriğinin etkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır.Sonuç olarak bor içeriği borsuz, hafif borlu, orta borlu ve yüksek borlu sınıflarında incelenerek derecelendirmede parsel ortalama değerleri belirlenmiş, bu değerlerin ise yüksek borlu parsellerde azaldığı görülmüştür.

Arazi toplulaştırmasıBorDerecelendirme
Ferhat Baydar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

LixBy nano yapıların teorik olarak Li-ion bataryalar için incelenmesi ve hidrojen depolama kabiliyetlerinin incelenmesi

Bu çalışmada farklı atom sayılarına sahip LixBy (x=1-5,y=1-5) nano yapıların kararlı geometrileri hidrojen depolama kabiliyetlerini ve Li-ion bataryalar için incelemesi Yoğunluk Fonksiyonel Teorisi (DFT) ile araştırılmıştır. Hesaplamalarda yoğunluk fonksiyonel teorisi PBE metodu kullanılmış ve tüm hesaplamalar Gaussian09 paket programı, Quantum-ESPRESSO paket program, Chemcraft, Vesta, XCrySDen programlarını kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen yapıların kararlı geometrileri, atom başına bağlanma enerjileri (Eb ) , bağ uzunluklar, HOMO-LUMO enerji farkları, enerjideki ikinci farkları (∆2E), ayrışma enerjileri (∆𝐸), total enerjileri (ET ), fermi enerjileri (EF ), durum yoğunlukları (DOS), Bant yapıları hesaplandı.

BorHidrojen depolanmasıLityum+2
Ali Özkurt
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Potasyum tetrafloroborat (KBF4) bileşiğinin zımpara üretiminde katkı maddesi olarak kullanılması ve ürün performansına olan etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmada, kaplanmış aşındırıcı endüstrisinde bor ve bileşiklerinin kullanımı incelenmiştir. Bor ve bileşiklerinin özellikleri, avantajları ve dezavantajları detaylı olarak araştırılmıştır. Alaşım elementi olarak bor ve bileşiklerinin kullanımı yaygındır. Bor ve bileşikleri malzemelerin fiziksel, kimyasal, mekanik ve metalürjik özelliklerini olumlu yönde arttırdığı tespit edilmiştir. Reçine karışımına farklı oranlarında potasyum tetrafloroborat, KBF4 partikülleri ilave edilerek üretilen zımpara malzemelerinin farklı karıştırma hızları ve sürelerinde abrasiv aşınma davranışları incelenmiştir. Ayrıca, üretilen kompozit zımpara malzemelerin performans test çalışmaları yapılmıştır. Test sonuçları incelendiğinde, KBF4 içeren kompozit zımpara malzemelerin aşınma değerinin KBF4 içermeyen kompozit zımpara malzemelerin aşınma değerlerine göre oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. KBF4 kullanılarak üretilen zımpara malzemesinin performansı %14,4'ten %30,6'ya kadar artmıştır.Borlama işlemi ile de malzemelerin yüksek sertlik, yüksek aşınma direnci, düşük sürtünme katsayısı, yüksek korozyon direnci gibi özellikler kazanmaktadır. Bor ve bileşiklerinin kaplanmış aşındırıcı endüstrisinde yaygın olarak kullanılması için, örnekleri ile birlikte öneriler sunulmuştur.Sonuç olarak, dünya bor ve bileşikleri rezervlerinin yaklaşık % 72'si Türkiye de bulunduğundan bu kaynağın katma değere dönüşümü için kamu ve özel sektöre tavsiyelerde bulunulmuştur.

BorBor bileşikleriZımpara
Tuğba Cengiz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bor(B) uygulamalarının mısır bitkisinin gelişimi ve bazı kalite özellikleri üzerine etkisi

Bitkilerde borun (B) generatif kısıma taşınmasında sorunlar olduğu birçok literatür çalışmasında ortaya konmuştur. Borun özellikle taneye taşınmasındaki rolünü belirlemek için sera koşullarında mısır bitkisi ile yürütülen bu çalışmada, değişik uygulama metodu (kontrol, toprak, yaprak, toprak+yaprak) ile artan dozlarda B uygulamaları (0,1,2.5,10,20 mg kg-1 ve 300 mg L-1) yapılmıştır. Mısır bitkisinin farklı büyüme dönemlerinde (V3, V6, V9, V10 ve tane oluşum dönemi) hasat gerçekleştirilmiştir. Çalışmada uygulamaların, klorofil düzeyi (SPAD değeri), kuru madde verimi, yeşil aksam ve tanede B konsantrasyonu, bitkisel parametreler, yeşil aksam ve tanede N konsantrasyonu üzerine etkisi belirlenmiştir. Ayrıca uygulamaların özellikle bitkinin tanede nişasta ve ham protein miktarı, çiçekte çiçek tozu canlılık ve üretim miktarları gibi bazı kalite parametreleri üzerine etkisine de bakılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilere göre, değişik uygulama metodları ile artan dozlarda B uygulamasının yeşil aksam SPAD değeri, kuru madde verimi, B konsantrasyonu ve azot konsantrasyonu üzerine etkisinin %1 seviyesinde istatistiki olarak önemli olduğu belirlenmiştir. Bu bilgilere ilave olarak, yeşil aksam B konsantrasyonlarının kontrole göre (B0) artan dozda B uygulaması ile arttığı, en yüksek artışların toprak+yaprak kombinasyon uygulamalarında olduğu saptanmıştır. Bitkinin büyümesiyle birlikte yeşil aksam B konsantrasyonunda artış saptanmış ve en yüksek B konsantrasyon artışının V10 döneminde örneklenen koçan yaprağında olduğu belirlenmiştir. Ayrıca tane B konsantrasyonunda B0'a uygulamasına göre en belirgin artış oranın %62 ile TB20+YB ve %55 ile TB10+YB uygulamalarında, azot konsantrasyonunda %38 ile TB2.5 uygulamasında, nişasta oranında %13 ile YB uygulamasında artış olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bor, uygulama metodları, verim-kalite parametreleri, çiçek tozu canlılık düzeyleri ve üretim miktarları

BorKalite özellikleriVerim özellikleri+1
Mine Kıllıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek tünel koşullarında farklı bor uygulama metodlarının kavun yetiştiriciliğinde beslenme, verim ve meyve özellikleri üzerine etkisi

Çalışma Mersin ili Tarsus ilçesinde tünel sera koşullarında kavun yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı Özel Bahşiş Köyünde yürütülmüştür. Bölgede yaygın yetiştiriciliği yapılan Balkovan kavun çeşidi üç farklı bor (B) uygulama metodu ile test edilmiştir. Bor uygulama metodları topraktan, yapraktan ve toprak+yapraktan B uygulamalarının kombinasyonu şeklinde yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirildiğinde farklı B uygulama metodlarının kavun bitkisinde; meyve verimi, meyve ağırlığı, meyve yüksekliği, meyve çapı, meyve eti kalınlığı, çekirdek evi yüksekliği, çekirdek evi çapı, suda çözünür kuru madde verimi (SÇKM) üzerine etkisi olmadığı belirlenmiştir. Buna karşılık pomolojik özelliklerden biri olan kabuk kalınlığı üzerine istatistiksel olarak kontrol uygulamasına göre en önemli anlamlı farkın ise toprak+yaprak uygulamasında ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Topraktan ve yapraktan yapılan B uygulamalarının çiçek tozu üretim miktarını önemli düzeyde artırdığı belirlenmiştir Yüksek tünel koşullarında farklı B uygulama metodlarının meyve eti, meyve kabuğu ve meyve tohumu B konsantrasyonlarını arttırdığı görülmüştür. Farklı B uygulamalarından bağımsız ortalama B konsantrasyonu meyve etinde 20.0 mg kg-1 , meyve kabuğunda 37.1 mg kg-1 ve meyve tohumunda e ise 6.7 mg kg-1 olarak belirlenmiştir. Farklı B uygulama metodlarının meyve eti B konsatrasyonunu kontrol uygulamasına göre topraktan, yapraktan ve toprak+yapraktan B uygulamaları ile sırasıyla%39 %58 ve %52 oranında arttırdığı belirlenmiştir. Meyve kabuğu B konsantrasyonundaki artışın kontrol uygulamasına göre topraktan, yapraktan ve toprak+yapraktan B uygulama metodları ile sırasıyla %24, %33 ve %14 oranında olmuştur. Farklı B uygulama metodlarının meyve tohumu B konsantrasyonu üzerine etkisi, kontrol uygulamasına göre topraktan, yapraktan ve toprak+yapraktan B uygulaması ile sırasıyla %38, %29 ve %31 oranında artış olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Tarsus, kavun, bor, besin elementi, kalite

Besin elementleriBorKalite+2
Derya Özer Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Su ve yem kaynaklı borun Nil tilapia (Oreochromis niloticus)'larının büyüme performansı ve kan parametreleri üzerine etkisinin araştırılması

Bu çalışmada farklı iki kaynaktan gelen (su ve yem kaynaklı) borun nil tilapia yavrularının büyüme performansları ve kan parametreleri üzerine etkilerinin araştırması amaçlanmıştır. Bu amaçla 12,51g ortalama ağırlığa sahip nil tilapia yavruları beş farklı grupta (%0, %0,01, %0,05, %0,10) oranlarında yemlerine ve su ortamına (Lc50 / 20) boron katılarak beslenmiştir. Deneme grupları içinde %0,05 oranında boron katılarak beslenen grup bireyleri diğer tüm gruplardan önemli düzeyde daha yüksek büyüme değerine (32,28±0,25) ulaşmışlardır (P<0.05). Çalışmada en iyi yem değerlendirme performansı 1,15 ile %0,05 lik boron destekli yemle beslenen gruptan elde edilirken en yüksek FCR suya boron katılan gruptan elde edilmiştir (P<0,05).

Besleme yöntemleriBorTilapia+2
Mustafa Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bor stresine maruz kalmış buğday bitkisine eksojen nitrik oksit (NO) ilavesinin fizyolojik etkilerinin incelenmesi

Türkiye, özellikle Batı Anadolu Bölgesi, dünyadaki Bor (B) rezervlerinin % 61'ine sahiptir ve bu bölgedeki B toksisitesi tarım alanlarını etkileyen önemli bir problemdir. Türkiye'de önemli bir tarım ürünü olan buğday da bu bölgelerde yetişmekte ve B toksisitesinden oldukça etkilenmektedir. Nitrik oksit (NO), bitki büyümesi, gelişmesi ve farklı hücre içi süreçlerde rol alan önemli bir sinyal molekülüdür. Bu tez çalışmasında, 10 mM B stresi uygulanan Bezostoya (B hassas) ve Kutluk 94 (B dayanıklı) buğday türlerine farklı konsantrasyonlarda Sodyum Nitroprussid (SNP) (NO donörü) eklenerek, NO'nun iyileştirici etkileri araştırıldı. Bunun için her iki buğday türünde; gövde ve kök uzunlukları, ağırlıkları, % elektrolitik iletkenlik (%EL), Malondialdehit (MDA), Prolin, Hidrojen Peroksit (H2O2) içerikleri, Glutatyon Peroksidaz (GPX), Glutatyon Redüktaz (GR), Glutatyon S Transferaz (GST), Nitrat Redüktaz (NR) enzim aktiviteleri, Düşük Molekül Ağırlıklı Organik Asit içerikleri (LMWOA), metal içerikleri, Poliamin (PA) içerikleri, Sistein, Redükte Glutatyon (GSH), Okside Glutatyon (GSSG), Fitoşelatin (PC2) içerikleri ve Nitrat Redüktaz enzimine ait gen ekspresyon düzeyleri analiz edildi. Bor stresiyle birlikte buğday bitkisinin her iki türünde de gövde, kök ağırlıklarında azalmalar elde edildi. On mM bor derişimine 0,2 mM SNP ilave ettiğimizde Bezostoya ve Kutluk 94 buğday gövde ağırlıklarında sırasıyla %64 ve %103 oranlarında artışların olduğu gözlendi. Bezostoya ve Kutluk 94 buğday gövdelerinde H2O2 içeriğinde 10 mM bor stresinde kontrol grubuna göre sırasıyla %102 ve %70 oranında artış elde edildi. On mM bor derişimine 0,2 mM SNP ilave edildiğinde Bezostoya ve Kutluk 94 buğday türlerinde H2O2 içeriğinde sırasıyla %13 ve %23 oranında azalmalar elde edildi. GPX aktivitesi Bezostoya ve Kutluk 94 buğday türü gövdelerinde 10 mM bor konsantrasyonuyla birlikte kontrol gruplarına göre sırasıyla %33 ve %14 oranında azaldı. Bor stresine 0,2 mM SNP ilave edildiğinde enzim aktivitesinde sırasıyla %32 ve %9,8 oranında artışlar elde edildi. Bezostoya ve Kutluk 94 buğday gövdelerinde 10 mM bor stresinde NR enzim aktivitelerinde kontrol grubuna göre sırasıyla %57,43 ve %25,76 oranında azalmalar gözlendi. 10 mM bor konsantrasyonuna 0,2 mM SNP ilave ettiğimizde NR enzim aktivitesi Bezostoya ve Kutluk 94 buğday türlerinde sırasıyla %220,67 ve %70,33 oranında arttı. Bezostoya gövdelerine 10 mM bor uyguladığımızda kontrol gurubuna göre benzoik, malik, oksalik asit içeriklerinde sırasıyla %49, %36, %40 oranında, Kutluk 94 türünde ise %19, %16, %23 oranında azalmalar elde edildi. Ortama ilave edilen SNP konsantrasyonlarından 0,2 mM'da benzoik, malik, oksalik asit düzeyleri Bezostoya türünde %118, %42, %90, Kutluk 94 türünde ise %22, %54, %39 oranında arttı. Hem Bezostoya hem de Kutluk 94 buğday türlerinin kök ve gövdelerinde 10 mM bor ilavesiyle bor içeriklerinde artış gözlendi. Kutluk 94 buğday gövdelerinde 10 mM bor stresli ortama 0,1, 0,2 ve 0,5 mM SNP ilave edildiğinde bor içerikleri %12, %40 ve %32,5 oranında azaldı. Poliamin içeriklerinde 10 mM bor stresinde kontrol grubuna göre Bezostoya buğday türünün gövdelerinde putresin, spermidin ve spermin içeriklerinde sırasıyla %60,47, %27,24 ve %68,57, Kutluk 94 buğday türünde ise %46,94, %24,27 ve %37,39 oranında artışlar elde edildi. Bor stresi ortamına ilave edilen SNP, stresten dolayı artan poliamin miktarlarını azalttı. Ancak en iyi cevap 0,2 mM SNP konsantrasyonundan elde edildi. Kutluk 94 türü köklerinde, sistein, GSH ve GSSG oranları 10 mM bor konsantrasyonunda kontrol grubuna göre %38,80, %31,06 ve %52,87 oranında azalırken Bezostoya buğday türünde ise %39,60, %41,87 ve %56,89 oranında azaldı. Bezostoya buğday türü gövdelerinde 10 mM bor stresinde kontrol grubuna göre PC2 içeriği %94,49 oranında artış gösterdi. Bu artış Kutluk 94 buğday türünde %80,44 olarak bulundu. On mM bor stresine 0,1, 0,2 ve 0,5 mM SNP uyguladığımızda Bezostoya türünde PC2 içeriklerinde sırasıyla %19,02, %36,42 ve %51,60 oranında azalmalar elde edilirken Kutluk 94 türünde bu oranlar %22,98, %39,35 ve %45,08 olarak bulundu. NR enzimine ait RT- PCR sonuçlarına göre enzimin ekspresyon oranı, gövdelerde kontrol grubuna göre değişim, 10 mM bor ilavesiyle Bezostoya türünde 4,5 kat, Kutluk 94 türünde 2,6 kat oranında azaldı. Ortama 0,2 mM SNP ilave edilmesiyle NR enzim ekspresyonunda 10 mM bor stresine göre Bezostoya ve Kutluk 94 gövdelerinde sırasıyla 10,57, 6,65 kat oranında artışlar elde edildi. Bu sonuçlar, NO'nun, B stresine karşı buğday bitkisinin büyümesi ve gelişmesinde hayati önem taşıyan birçok metabolik süreçte iyileşmelere neden olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, B toksisitesinin problem oluşturduğu buğday tarımının yapıldığı alanlarda, NO'nun bitkiye dışarıdan uygulaması ile bitkideki stresin negatif etkileri ortadan kaldırılabilir.

BorBuğdayGlütatyon+3
Hafize Dilek Tepe
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bor türevlerinin benign prostat hiperplazisi (bph) üzerine etkilerinin araştırılması

Benign prostat hiperplazisi (BPH) erkeklerde en sık görülen benign adenom olup mesane çıkımında tıkanıklığa neden olmaktadır. BPH, prostat büyümesi ve kronik enflamasyon ile ilişkili önemli klinik semptomlara yol açan kompleks bir sendromdur. Erkeklerin yaklaşık % 40'ı hayatları boyunca bu hastalığa yakalanma riski taşımaktadırlar. BPH histolojik olarak prostat epitel ve stromal hücrelerin aşırı derecede çoğalması ile tanımlanmaktadır ve proliferasyonda, farklılaşmada, apoptoz ve senesensteki değişiklikleri içeren kompleks hücresel değişimler sonucu meydana gelmektedir. Bor ve türevlerinin anti-enflamatuvar ve immün yanıt düzenleyici özellikleri nedeniyle, kronik enflamasyon ve hücre proliferasyonu ile karakterize edilen BPH gibi hastalıkların tedavisinde potansiyel olarak kullanılabileceği öngörülebilir. Bununla birlikte gerek epidemiyolojik gerekse hayvan ve laboratuvar çalışmalarından borun anti-proliferatif etkilerine ek olarak anti-kanserojen bir özelliğe de sahip olduğu görülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın en önemli çıkarımlarından birisi BPH–Bor maruziyeti ilişkisinin daha ileri boyutta irdelenmesi gerekliliğidir. Bor ve türevlerinin hücre sinyalizasyon sistemini etkilemesi ya da birçok biyokimyasal süreçte rol oynayan bir olayın oluşumunu ve/veya aktivitesini etkilemesi, BPH hücrelerinin büyümesini ve enflamasyonu engelleyecek bir hedef molekül olma olasılığını artırmaktadır. Dolayısıyla epidemiyolojik çalışmaların yanısıra, ilginin bor bileşiklerinin BPH hücrelerinin çoğalmasını engelleyecek, anti-proliferatif etkisini gösterecek hücresel ve moleküler çalışmalara çevrilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda çalışmamızda BPH-1 hücre hattında bor türevlerinin apoptoz ve DNA hasarı üzerine etkilerinin moleküler açıdan değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlk olarak BPH-1 hücre hattının üreme kinetiğine bakıldı ve BO (Bor Oksit), BA (Borik Asit) ve DPB (Disodyum Pentaborat Dekahidrat) maddelerinin sitotoksisite denemeleri yapıldı. DPB etkin sonuç verdiği için bu kimyasalla diğer denemelere devam edildi. En iyi sonucu DPB verdiği için bu kimyasalla devam edildi. Daha sonra DPB'ın DNA hasarı üzerine etkisi, Western Blot yöntemi ile pH2AX, pATM ve ATM antikorları aracılığıyla değerlendirildi. Aynı zamanda immunofloresan yöntemiyle de pH2AX ve pATM odak sayıları ile DNA hasarı miktarları ölçüldü. Bor ve türevlerinin BPH-1 hücre hattinda apoptoz üzerine etkileri ise, yine Western Blotlama yöntemiyle, p53, p-P53, PARP, kaspaz-3, kaspaz-9 antikorlarının düzeylerine bakıldı. Bu tez çalışmamız çerçevesinde ilk kez DPB uygulamasıyla BPH-1 hücre hattında apoptotik hücrelerin ve DNA hasarına uğramış hücrelerin zamana ve doza bağımlı olarak arttığı belirlenmiştir.

ApoptozisBorBor bileşikleri+5
Elif Soya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bor madeninin Türkiye ekonomisi açısından yeri ve önemi: Ampirik bir değerlendirme (1980-2014)

Doğal kaynaklar üretimin gerçekleşmesi için gerekli olan dört temel faktörden biridir. Günümüzde ülkelerin geliştirdiği teknolojik ilerleme ile birlikte doğal kaynakların işlevselliği de paralel olarak artış göstermektedir. İlerleyen teknoloji ile birlikte yeraltından çıkarılması zor olan bor madeni, bir çok üretim alanında aranılan bir kaynak haline gelmiştir. Bor madeninin, işlenerek sadece yüksek teknoloji gerektiren alanlarda değil, günlük hayatta da yerini alması, Türkiye ve dünya ekonomisi için önem taşımaktadır. Bu çalışmada, kullanım alanları gittikçe artmakta olan bor ürünlerinde, dünya bor rezervlerinin üçte ikisi gibi önemli bir bölümüne sahip olan Türkiye'nin dünya bor madeni piyasasındaki yeri ve önemi araştırılmıştır. Bu nedenle Türkiye ve dünyada bor madeni ürünleri araştırılmış, kullanım alanları karşılaştırılmış ve girdi olarak kullanıldığı ürünler ortaya konulmuştur. Yapılan çalışma sırasında belirlenen dönem içinde, bor madeni ve ürünlerinin yıllara göre gelişimi ele alınarak incelenmiştir. Bu sırada dünya piyasasında Türkiye'nin yeri tablo ve şekillerle karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Son olarak Türkiye'de bor madeni ekonomisi SWOT analizi yapılarak güçlü-zayıf yönleri ile fırsatlar-tehditler maddeler halinde belirlenerek açıklamaları yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bor madeni ekonomisi, Türkiye ekonomisi, Bor rezervleri, Bor üretimi.

BorTürk ekonomisi
Aliye Yüksel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects