Privacy

133 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Algılayıcı ağlarda gözlemlenememe olgusunun doğrusal programlama ile incelenmesi

Geniş uygulama alanlarına sahip olan algılayıcı ağlar, çok işlevsel ve kullanışlı olmalarına rağmen gözlemlenememe (İng. unobservability) açısından yeterli bir yapıya sahip olmadıkları görülmektedir. Bu yapılarından dolayı gözlemlenememe çok hassas bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Algılayıcıların enerjilerini iyi bir şekilde kullanmaları yaşamsal öneme sahiptir. Bu tez çalışması kapsamında bir algılayıcı ağın yaşam süresinin verilen gözlemlenememe kısıtları altında doğrusal programlama ile eniyilenmesi incelenmiştir.

Doğrusal programlamaGizlilikGüvenlik+1
Mustafa Mikail Özçiloğlu
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Anlamsal konum bilgilerinin yayınlanmasında mahremiyetin sağlanması

Mobil cihaz teknolojilerindeki gelişme ile birlikte insanların konumları içerde veya dışarıda birkaç metrelik kesinlikle hesaplanabilmektedir. Bu ilerleme ile birlikte konum tabanlı servislerin kullanımı önemli boyutlara ulaşmış ve bu servislerle yapılan konum paylaşımı, mahremiyet sorunlarını beraberinde getirmiştir. Konum paylaşımı sırasında gönderilen koordinat değerlerinden kolaylıkla kişinin bulunduğu anlamsal konum bilgisinin çıkarılabilmesi kişinin davranışları hakkında bilgi vermesi sebebiyle her zaman istemeyeceği bir durumdur. Bu tezde konum mahremiyeti sağlama tekniklerinin çözmeye çalıştığı iki problem için çözüm önerilmiştir. Birinci problemde, kullanıcıların konum tabanlı servislerle yapmış oldukları konum paylaşımı sırasında mahremiyeti sağlamak amacıyla, insanların farklı mahremiyet gereksinimlerine göre yeni bir gizlenmiş bölge hesaplama yöntemi geliştirilmiştir. Bu yöntemde gizlenmiş bölgeler anlamsal konumlar, yol ağı kısıtı ve hız tabanlı atakları dikkate alarak oluşturulmuştur. İkinci problem konum-zamansal veri tabanlarının yayınlanması sırasında ortaya çıkmaktadır. Kullanıcıların belli bir süre içerisinde bulundukları anlamsal konum serilerinin yayınlanması sırasında, kullanıcı kimliklerinin gizlenmesi mahremiyeti sağlamada yetersiz kalmaktadır. Bu sebeple genel olarak kullanılan genelleştirme yönteminin yanı sıra sırasal verilere özel sıra esnekleştirme tekniğinin beraber kullanılması önerilmiştir.

MahremiyetYerleşim
Emre Yiğitoğlu
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel alan hareketliliğinde anonim konum paylaşımı

GPS donanımlı mobil cihazlar günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olmaya başladı. Bunun sonucu olarak kullanıcılarına konum tabanlı servis (KTS) sağlayan sosyal ağların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. KTS'ler tarafından sunulan ortak bir servis, konum güncelleme servisidir. Konum güncellemeleri coğrafik düzlemdeki gerçek konumu göstermesi sebebiyle, konum tabanlı servis üzerinden yapılan konum güncellemeleri mahremiyet sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Bu tezde, insan hareketliliği uygulamaları için kentsel alan hareketliliğinde konum mahremiyeti korumalı konum güncellemesi problemi çalışılmış ve çözümü için veri-merkezli bir çatı önerilmiştir. Tezin ilk bölümünde, kullanıcıların konum mahremiyet profillerine göre ̧sehir ağı üzerinde efektif bir perdelenmiş bölge hesaplama yöntemi geliştirilmiş ve bunu uygulayan bir hareketlilik modeli önerilmiştir. Sonrasında hız tabanlı saldırılar dikkate alınarak ilgili konum mahremiyet modelleri önerilmiş ve konum mahremiyet ihlali yaratan konum güncelleme isteklerini engelleyen algoritmalar geliştirilmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise, birlikte bulunma olasılığı olan kullanıcı gruplarına yönelik ortak konumlandırma saldırıları detaylandırılmış ve konum bilgilerinin oluşturabileceği çıkarım kanalları dikkate alınarak ek bir mahremiyet modeli önerilmiş, bu modele göre konum mahremiyetini koruyan algoritmalar geliştirilmiştir. Tez kapsamında konum k-anonimliği, konum mahremiyetini korumak için kullanılmış ve paylaşılan konumun konum mahremiyetini koruması için en az k adet düğüm içermesi olarak düşünülmüştür. Ayrıca, tez çalışması kapsamında simüle verisetleri ve yörüngeler üretilmiş, önerilen hareketlilik modelini ve algoritmaları gerçekleştiren kampsamlı deneysel çalışmalar yapılmış ve sonuçları da sunulmuştur.

KonumKonum tabanlı hizmetlerKonumlandırma+2
Ozan Berk Bitirgen
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal medyada omniptikon gözetim ve mahremiyet

Günümüzde teşhir ve röntgencilik eksenli bir iletişimin gerçekleştiği sosyal medya araçlarının, Türk toplumu tarafından yoğun olarak kullanımlarının, onların mahremiyeti üzerinde belki de şu ana kadar ki en yıkıcı etkiyi yaptığı görülmektedir. Sosyal medya araçlarının herkesin herkesi kontrol ettiği omniptik ortamında, teşhir ve röntgenlemeye dayalı bireyler arasındaki simetrik iletişimin, bir de bu araçların sahipleri ve siyasal iktidarlar tarafından varlıklarının devamlılığı için sürekli ve asimetrik bir şekilde gözetlenmesi, çok yönlü bir mahremiyet kaybını gündeme getirmektedir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, Türk toplumu içerisinde farklı özelliklere sahip olan X,Y,Z kuşağının, sosyal medya araçları üzerinde, teşhircilik ve röntgencilik tutumlarını, bu teşhirciliğin ve röntgenciliğin gerçekleştirilme nedenlerini, bu araçlar üzerinde, sosyal medya şirketlerinin ve yabancı istihbarat servislerinin gerçekleştirdiği gözetim karşısında farkındalıklarını ve farkındalığa sahiplerse eylemlerini ortaya çıkarmak olmuştur. Bu araştırma, kuşakların ilgili konudaki algılarını, tutumlarını, eylemlerinin nedenlerini, farkındalıklarındaki zayıflıkları inceleyip mevcut literatürü geliştirmesi ve zenginleştirmesi bakımından önem taşımaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim kullanılmıştır. Araştırma, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem ve maksimum çeşitlilik örneklem ile belirlenen, her kuşaktan 9 Erkek-9 Kadın olmak üzere toplamda 54 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubundan veri toplamada ise standartlaştırılmış açık uçlu görüşme yaklaşımı benimsenmiştir. Elde edilen verilerin analiziyse MAXQDA analiz programıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde ise betimsel analiz yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma neticesinde; tüm kuşakların teşhir ve röntgenleme kültürünü içselleştirdiği, mahremiyeti algılayış, yaşayış ve başkalarının mahremine yaklaşım şeklinin, dönüşüme uğradığı görülmüştür. Aynı zamanda, kuşakların çoğunluğunun sosyal medya araçları üzerindeki iktidar gözetiminin farkında olduğu söylenebilse de yine çoğunluğun eylemsizliği ile bu gözetimin risklerini tam olarak kavrayamadığı da görülmektedir.

GözetimMahremiyetSosyal medya+1
Muhammet Emin Sözkesen
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bellek ve yeniden inşa: Şimdi ve burada

Günümüz sanatında bellek kavramı, bireysel kimlik arayışlarını biçimlendiren unsurların başında gelmektedir. Sanat aracılığıyla bellekte değişip dönüşen geçmiş deneyimlerimiz, bugünde yeni bir okuma sunmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, var olduğumuz sürece canlı kalan bellek kavramının süreçlerini irdelerken, aynı zamanda zihnimizin gizil odalarını keşfettikçe ortaya çıkan farklı anlatım biçimlerini sorgulamaktır. Çalışmanın birinci bölümünde geçmiş zaman kavramı bir arayış biçimi olarak incelenmiş, zihnimizin mahremiyet alanı olan belleğin depolama ve yeniden inşa etme rolü bağlamında kavranmaya çalışılmıştır. Bellek aracılığıyla üretilen sanat eserinin; deneyimler, dramatik bağlantılar, tarihsel ve toplumsal belirleyicilerle ilişkileri kurularak yeni verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Nostalji olanaklarının algılanan geçmiş imgesi üzerindeki diyaloğu sorgulanıp, biçime dönüşen üslubu tartışmaya açılmış; anımsamanın bireysel ve kolektif deneyim süreçleri, felsefi yansımaları ve psikolojik etmenleri sorgulanmıştır. İkinci bölümde ise şimdi ve burada duyumsanan ve ifadeye ihtiyaç duyan imgenin mekandan ayrı düşünülemeyen yapısı ve anımsamanın kaçınılmaz biçimi olan unutma eylemi farklı bakış açıları ve yapıt örnekleri bağlamında kavramsal bir çerçevede incelenmiştir. Tüm bu araştırmalar doğrultusunda üretilen çalışmalar imge-mekan-zaman bağlamında sorgulanmaya açılmıştır.

BellekGüncel sanatMahremiyet+7
Rabia Uluşanver
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada çocukların meta olarak kullanılması: Instagram anneleri örneği

Günümüzde gelişen ve yaygınlaşan iletişim teknolojileri iletişim ve bilgi alma yollarını çeşitlendirmiştir. İletişim araçları yalnızca iletişim aracı olmaktan sıyrılıp kullanıcıların çeşitli ihtiyaçlarını karşılayan ve onlara sanal yaşam alanları sunan mecralar haline gelmişlerdir. Sosyal medya bu sanal mecralardan en önemlisidir ve farklı sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlar, sosyal medyada mahremiyetin dönüşümü, dijital emek ve kullanıcı içeriğinin sömürülmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında, gündelik hayatın önemli ve vazgeçilmez bir parçası olan sosyal medya araçlarından İnstagram çalışma evreni olarak seçilmiştir. İnstagram'da fenomen olan 13 İnstagram annesiyle yapılan derinlemesine görüşmelerin analiziyle, İnstagram kullanıcılarının eğilimleri neler olduğu ortaya koyulmuştur.Buradan yola çıkarak,İnstagram annelerinin bu platformu hayatlarında önemli bir yere koydukları ortaya çıkmıştır .Ayrıca İnstagram, katılımcı annelerimizin sosyalleşmeden bilgi almaya varan çeşitli ihtiyaçlarına cevap veren bir konumdadır. Katılımcı annelerin bu platformda paylaştıkları içeriklerin binlerce takipçiyle paylaşması bir mahremiyet sorununa neden olmamaktadır. Katılımcı annelerimiz İnstagram'da dijital emek neticesinde ürettikleri içerikleri bir değer olarak görseler de buna tatmin edici maddi bir karşılık alamamaktadırlar.

Dijital emekKamusal alanMahremiyet+5
Ayşe Eroğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta mahremiyet alanı olarak "oda" kavramı

Bu tezin temel amacı, mahrem alan ve oda kavramı ilişkisini, farklı sanatsal disiplinlere ait başlıklar altında ve sanat eserleri üzerinden çözümlemelerle sunmaktır. İlk olarak geniş anlamda mahremiyet kavramı tanımlanmıştır. Mahremiyet kavramının yaşanılan dönemin özelliğine göre farklılıklar gösterdiği ve sanata yansımaları anlatılmıştır. Mahremiyetin ifşasına psikolojik ve sosyolojik açıdan örnekler verilmiştir. Daha sonra, oda kavramına genel anlamı yanında, "öznel alan, beden, bilinçaltı, iç uzam" tanımları eklenerek genişletilmiştir. Bu çalışmada daha çok, sanatın mahrem alan konusunu nasıl ele aldığı, sanatçıların bu durumdan nasıl etkilendiği, mahremiyet kavramının mekân kavramıyla birlikte nasıl anlamlandığı ve mahremiyetin ihlali durumları, sanat eserleri üzerinden ele alınmıştır. Genel anlamda, mahremiyet ve öznel alan olarak oda kavramından hareketle, farklı sanatsal disiplinlerden sanatçılara ve onların eserlerine karşılıklı bir bakış sunulmuştur.

GüvenMahremiyetOdalar+1
Gülçağ Konçe
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Vito Acconci'nin çalışmalarında mahremiyet kavramının sorunsallaştırılması

Birey olarak sanatçı, topluluk olarak izleyici bulundukları mekan-zamanın koşullarından etkilenirler. Burada duyarlılık sanatsal pratiğin ve eleştirinin olanağı olur. Sosyal konulara yönelen bir sanatçı değil, sosyal çevrenin kaçınılmaz etkide bulunduğu yaratıcı ve alımlayıcı önemlidir. Sanat-yaşam arasındaki yakınlık-uzaklık ilişkisi, kavramsal sanatın izlerinin başladığı 20.yy.'ın başlarında temsil sorununu, sanatçının kendi kurgusunun parçası olduğu tanıklıklar içinden dönüştürerek yeni bir yaratım dilini direk sanat sahnesinin merkezine yerleştirdi: Bedenin kullanımı. Alan ve mekan kavramlarının herkese açık yapısıyla, etkileşim, karşılıklılık ilişkisi sanatın kavramsal çerçevesinin oluşmasında etkili olmuştur. Buradan hareketle özel-kamusal arasındaki sınır ilişkisi 60'lı yıllarda yapılan performanslarla dikkat çeker. Kamusal mekanda özel olanın içerik olarak kullanılması mahremiyet kavramının en doğrudan kullanımına işaret ederken, sanatçılar tersine bir kabulle kendi bedenlerini kamusal mekanın bir parçası; mobilya, çizgi, renk, vb. gibi algılayarak kendilerini bu kavramın doğrudan parçası yapmışlardır. Vito Acconci mahremiyet kavramını sorunsallaştırırken, izleyiciyi kurguladığı sahneye hem davet eder, hem de parçası kılar: Yüzleşme. Acconci aslında bütün sanatsal çalışmalarında bu yüzleşmeyi kullanmış, toplumu sorunların merkezine yerleştirmiştir. Gelenek kavramı sıradan anlamının yanında bir ifade dili, düşünce olarak kullanmıştır. Acconci de ilginç olan bedeni bir eşik noktasında tutarak kabullenmeyle-reddetme arasındaki gerilimi kendisinden izleyiciye değil, izleyiciden kendisine yöneltmesidir. İlk dönem işlerinde mahremiyetini dolaysızca sahneleyen Acconci, mekanı galeri içinden dışarıya taşıyarak mimariyi, yapı öğelerini mahremiyetin sınır algısına yerleştirerek sosyal-politik konuları dolaylı bir dille eleştirmiştir. Anahtar Kelimeler: Performans Sanatı, Beden, Kamusal Mekan, Özel Mekan, Mahremiyet

Acconci, VitoBedenKamusal mekanlar+4
Funda Arslan Yılmaz
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İnfertilite tanısı alan kadınlarda mahremiyet algısı ölçeği'nin geliştirilmesi

Araştırma; infertilite tanısı alan kadınlarda mahremiyet algısının belirlenmesine yönelik bir ölçme aracı geliştirmek amacıyla metodolojik bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması, iki aşamada yürütülmüştür. Birinci aşamada; nitel araştırma yöntemi ile gözlem ve derinlemesine bireysel görüşmelerden elde edilen veriler kullanılarak ölçek madde havuzu oluşturulmuştur. Nitel veriler; Aralık- Haziran 2020 tarihleri arasında, "Yarı Yapılandırılmış Gözlem Formu" ve "İnfertilite Tanısı Alan Kadınlar İçin Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılarak Hacettepe Üniversitesi Tüp Bebek Ünitesi, Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi ve Gürgan Klinik Tüp Bebek Merkezi'nde toplanmıştır. İkinci aşamada, nicel araştırma yöntemi kullanılarak "İnfertilite Tanısı Alan Kadınlarda Mahremiyet Algısı Ölçeği'nin" geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Nicel veriler, Nisan-Eylül 2021 tarihleri arasında, "Tanıtıcı Özellikler Formu" ve araştırma kapsamında geliştirilen "İnfertilite Tanısı Alan Kadınlarda Mahremiyet Algısı Ölçeği" ile Gürgan Klinik Tüp Bebek Merkezi'nde toplanmıştır. Ön uygulama için ölçek formu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tüp Bebek Ünitesi'nde tedavi görmekte olan 30 gönüllü kadına uygulanmıştır. Ön uygulama sonrası son şekli verilen ölçek ile Gürgan Klinik Tüp Bebek Merkezi'nde tedavi görmekte olan 150 kadından veri toplanmış ve bu verilere açımlayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucu oluşan ölçek ile 150 kadından tekrar veri toplanmış ve ölçeğin doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda 37 maddeli ölçeğe son hali verilmiştir. Ölçeğin güvenirlik kanıtını artırmak üzere 70 kişilik yeni bir çalışma grubuna 3 hafta arayla ölçek iki kez uygulanmıştır. Faktör analizi sonrası maddelerin faktör yüklerinin 0,30 ile 0,87 arasında olduğu ve ölçeğin toplam varyansın %45,188'ini açıklayan özdeğeri 1,00'in üzerinde olan tek faktörlü bir yapıya sahip olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi bulgularına göre; ölçeğin tek faktörlü yapısının geçerli ve model-veri uyumunun yeterli düzeyde olduğu saptanmıştır. Ölçeğin madde toplam puan korelasyonlarının 0,339 ile 0,809 arasında değiştiği, ölçeğin toplam Cronbach's alfa katsayısının 0,949 olduğu ve bu değerlerin iç tutarlılık için yüksek güvenirlikte olduğu bulunmuştur. Test-tekrar test sonuçlarına göre; İnfertilite Tanısı Alan Kadınlarda Mahremiyet Algısı Ölçeği'nin zamana karşı değişmediği görülmüştür. Sonuç olarak; ölçeğin, infertilite tanısı alan kadınların mahremiyet algısının belirlenmesinde geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: İnfertilite, kadın, mahremiyet, ölçek, geçerlilik, güvenilirlik

AlgıGüvenilirlik ve geçerlilikKadınlar+4
İlknur Atasever
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Obstetri ve jinekoloji ameliyatı olan hastaların ve onlara bakım veren hemşirelerin mahremiyet hakkındaki farkındalık ve tutumları

Bu araştırma, obstetri ve jinekoloji ameliyatı olan hastaların ve onlara bakım veren hemşirelerin mahremiyete ilişkin farkındalık ve tutumlarının değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışma, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum kulesinde Aralık 2020-Haziran 2021 tarihleri arasında obstetri ve jinekoloji ameliyatı olan 75 hasta ve onların bakımını yapan 112 hemşire ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri, hemşireler için "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Mahremiyet Ölçeği", hastalar için "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Hasta Mahremiyeti Farkındalık ve Tutum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel analizinde Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, t-testi ve One-Way ANOVA testi kullanılmıştır. Hemşirelerin mahremiyet ölçeği toplam puan ortalaması 4,47±0,53, hastaların ölçek toplam puan ortalaması ise 3,55±0,63 bulunmuştur. Çalışmada hemşirelerin mahremiyete ilişkin farkındalık/özen durumları yüksek/çok yüksek bulunmuştur ve hemşirelerin neredeyse tamamı hasta mahremiyetini ihmal etmediğini ifade etmiştir. Hastaların yarısından fazlası orta ya da yüksek düzeyde mahremiyet ihlali deneyimlediğini ifade etmiştir. Hemşirelerin öğrenim durumuna, Hasta Hakları Yönetmeliğini (HHY) okuma, kurs, eğitim gibi etkinliklere katılma ve mahremiyeti anlamlandırma durumlarına göre mahremiyet ölçeği puanları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Hastaların yaş, öğrenim düzeyi, daha önce hastaneye yatma deneyimi, tek kişilik odada kalma, HHY'ni okuma durumlarına göre ölçek puanları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Çalışma bulguları, hastaların ve hemşirelerin mahremiyete ilişkin farkındalık ve tutumlarında farklılık olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, hemşirelerin ve hastaların mahremiyete ilişkin farkındalık ve tutumlarının karşılaştırıldığı farklı cerrahi kliniklerde daha geniş örneklemle çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hasta mahremiyeti, mahremiyet, hasta, hemşirelik

Bakım verenlerCerrahi-kadın doğumFarkındalık+4
Simay Soyer
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat pratiklerinde politik bir nesne olarak beden ve iktidar

Yüksek Lisans Tez Çalışma raporu olarak sunulmakta olan bu araştırması Michel Foucault'nun egemen, disiplinci ve biyo-iktidar modellerinden temellenerek, iktidarın beden üzerindeki etkilerini incelemektedir. Aynı zamanda tarihsel inceleme yöntemiyle yapılan bu çalışma, tarihöncesi dönemden, 21.yüzyılın ilk çeyreğine kadar beden ve iktidar arasındaki ilişkiyi analiz ederek, sanat tarihinden örneklerle birlikte tartışmaktadır. Neolitik dönemle birlikte insanın dünyaya yayılımı başlaması sonucunda, doğaya karşı güç istenci açığa çıkmaktadır. İnsanlık genel olarak birçok konuda birbirinden farklılaşarak, birbirine karşı güç elde etme arzusu taşıyarak, iktidarın temelini oluşturmaktadır. İktidar kavramı kapsamında anaerkil sistemden, ataerkil sisteme geçişe değinilerek Michel Foucault'nun iktidar modellerine zemin oluşturulmaktadır. Egemen iktidar modelinde, yaşam ve ölüm hakkı üzerinden bedenle bağı kurulmaktadır. Disiplinci iktidar modelde gelişen Panoptikon ilkesiyle iktidar, bireyi beden ve özne olarak ayrıştırmakta ve denetim, gözetim mekanizmalarıyla da bedene tahakküm göstererek, bireyin davranışlarını ve düşüncelerine erişmeye çalışmaktadır. Aynı zamanda bu modelle birlikte ön plana çıkan özneleştirme pratikleri de tartışılmaktadır. Biyo-iktidar modeldeyse nüfusun keşfiyle rakamlar üzerinden değerlendirilen yaşam, bir iktidar nesnesi haline gelmektedir. Yaşam ve beden üzerinde işleyen bu modelde, iktidar materyalist bir konumda yer almaktadır. Böylece hukuksal olmaya son vererek, beden ve hayat gibi gerçek nesnelere odaklanmaktadır. Biyo-iktidar model yasaklama getirmemektedir. Bu iktidar modelde akılsallığın liberalizm olmasıyla gelişen iktidar mekanizmaları, bireye özgürlüğü temsil ederek, onun davranışlarını ve düşüncelerini yönetmektedir. Bu süreçle şekillenen "Sanat Pratiklerinde Biyopolitika" başlığı altında iktidar mekanizmalarının temelini oluşturan beden, mahremiyet, yaşam ve ölüm kavramları sanat tarihinde kronolojik bir biçimde incelenmektedir. Post-moderne kadar incelenen sanat tarihindeki örneklerle, Foucault'nun iktidar modellerinin ilişkisi kurulmaktadır. Bu incelemelerle dünyanın da bir disiplin mekanizmasına dönüşerek, beden üzerindeki etkisi tartışılmaktadır. Aynı zamanda raporda yer alan kişisel sanat çalışmaları, iktidar modellerine ve iktidarın bedene uyguladığı tahakkümlere karşı bir direnç göstergesinin temsili olmaktadır. Bu doğrultuda formları oluşturan malzemeler başta seramik çamuru olmak üzere sakız, balmumu ve köpük silikon kullanılarak şekillenmekte; beraberinde video, fotoğraf ve etkileşime açık disiplinler arası bir tutum ortaya koymaktadır.

BedenBiyoiktidarFaucault, Michel+5
Emin Köseoğlu
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük veri teknolojisi çağında kullanıcı verilerinin gizlilik ve mahremiyetine ilişkin sosyolojik analiz

21. yüzyılın bilgi ve iletişim teknolojileri, dijital kullanıcı verilerini teknik bir araç olarak kullanmakta ve gelişmiş veri analiz teknolojileri ile endüstriyel üretimi daha verimli ve etkin bir hale getirmeyi hedeflemektedir. Büyük veri teknolojilerinin, internet kullanıcıları üzerinde sürekli bir gözetim sağlaması ve kullanıcılar tarafından üretilen verilerin analizinden yapılan çıkarımlar yolu ile gizlilik ve mahremiyete ilişkin endişeler yaratması söz konusudur. Veri zengini ulus-ötesi şirketler ve devletler ile internet kullanıcıları arasındaki güç eşitsizlikleri ise bu endişeleri bireysel düzeyden, toplumsal düzeye taşımaktadır. Özellikle hedefli reklamcılık ve davranışsal profilleme gibi tekniklerin kullanıcıları belirli özelliklerine göre kategorilendirme işlevleri, mevcut toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirme ve yeni eşitsizlik biçimleri üretme tehditi taşımaktadır. Veri teknolojilerinin gelişim aşamalarına dair bir özet sunan ve bu teknolojilerin içerdiği tehlikeleri, kapitalizmin süregelen ve yeni dinamikleri ile bağlantısı dahilinde analiz eden bu çalışma, 307 kişi ile yapılan bir anket uygulamasını içermektedir. Anket, katılımcıların kişisel ve davranışsal verilerine ilişkin temkinlilik ve endişe düzeylerini, internet kullanım alışkanlıklarını, dijital becerilerini, veri gizliliği ihlallerine ilişkin farkındalık düzeylerini ölçen sorulardan oluşmaktadır. Örneklem 3 farklı teknolojik uzmanlık düzeyini içerecek şekilde, Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji, Felsefe ve Bilgisayar Mühendisliğinden öğrenciler ile Hacettepe Teknokent'teki teknoloji firması çalışanları arasından seçilmiştir. Bulgular, veri gizliliğine verilen önem, gizlilik endişeleri ve veri paylaşımına ilişkin farkındalık başlıkları altında değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, katılımcıların günlük internet kullanma sıklıkları arttıkça davranışsal ve hassas verilerine ilişkin endişe duyma olasılıklarının da arttığı bulunmuştur. Kullanıcıların davranışsal verilerine ilişkin tutumları, günlük internet kullanma sıklıklarına ve katılımcıların uzmanlık seviyesine göre farklılık göstermektedir. Çevrimiçi profillemeye ilişkin farkındalığın, katılımcılar arasında yaygın olduğu ancak çevrimiçi davranışlarına ilişkin verilerini gizli tutma alışkanlığının yaygın olmadığı keşfedilmiştir. Katılımcıların, dijital verileri kullanılarak kim olduklarına dair gerçeğe dair çıkarımlar yapılamayacağını düşünme eğiliminde oldukları bulgusu bir önceki bulguyu desteklemektedir. Bulgular genel olarak değerlendirildiğinde, katılımcıların veri teknolojilerinin profilleme kapasitesi hakkında bilgi düzeylerinin düşük olması durumunda, davranışsal veri gizliliklerini sağlayamadıkları fark edilmektedir.

Büyük veriDijital emekDijital okuryazarlık+6
Seda Perihan Oflas
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin sağlık kayıtlarında güvenlik, gizlilik ve mahremiyet uygulamalarına ilişkin görüşleri

Bu çalışma sağlık kayıtlarında güvenlik, gizlilik ve mahremiyet (SKGGM) uygulamalarını etkileyen faktörler ve çözüm önerilerine ilişkin hemşire görüşlerinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve tanımlayıcı-fenomenolojik olmak üzere sıralı açıklayıcı tasarımda gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın nicel bölümü tanımlayıcı araştırma olarak tasarlanmıştır. 272 hemşire örneklemde yer almıştır. Veriler Ekim-Aralık 2019 tarihlerinde "Tanıtıcı Bilgiler Formu" ve "Sağlık Kayıtlarının Güvenlik, Gizlilik ve Mahremiyetine İlişkin Hemşire Görüş Formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Çalışmanın nitel bölümü tanımlayıcı-fenomenolojik araştırma olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın örnekleminde 21 hemşire yer almıştır. Veriler Aralık 2019 tarihinde odak grup görüşmesi yöntemiyle "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Soruları" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi için yapılan içerik analizinde verilerin kavramlaştırılması ve temaların ortaya çıkarılması sağlanmıştır. Nicel bulgulardan elde edilen başlıca sonuçlar; hemşirelerin şifre güvenliğine yeteri kadar uymadığı, günlük işleyişte hasta bilgilerinin gizliliğinin ve mahremiyetinin sağlanması için gerekli tüm tedbirleri almadıkları yönündedir. Hemşirelerin yarıya yakını çalıştıkları hastanede SKGGM'nin sağlanması açısından hemşirelerin birincil derecede sorumlu olduğunu düşünmektedir. Hemşirelerin çalıştıkları kurumda sağlık kayıtlarının güvenliğinin sağlanması konusunda yaşlarına, kurumdaki süreye, çalıştıkları kliniğe ve eğitim alma durumlarına göre farklılık vardır. Gizliliğinin sağlanması konusunda çalıştıkları pozisyona ve eğitim alma durumuna göre farklılık vardır. Mahremiyetinin sağlanması konusunda çalıştıkları kliniğe ve eğitim alma durumlarına göre farklılık vardır. Görüşmelerden elde edilen sonuçlar, hemşirelerin sağlık kayıtlarının güvenliğinin sağlanmasıyla ilgili olarak erişim güvenliği, fiziki güvenlik ve idari güvenlik konularına, gizliliğin sağlanmasında ise sağlık çalışanlarının davranışlarına odaklandıklarını göstermektedir. Hemşireler sağlık kayıtlarının mahremiyetinin sağlanmasıyla ilgili olarak kurumsal düzenlemeler, hastane çalışanlarının davranışları ile hasta/hasta yakınlarının davranışları konularına odaklanmışlardır. Hemşirelere göre SKGGM'nin sağlanması için öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemeler yapılması, etik anlayışının güçlendirilmesi, çalışanların eğitim alması, teknolojinin uygun kullanımına ilişkin düzenlemeler ve kontrolünün sağlanması, yönetsel düzenlemelerin yerine getirilmesi ve olay bildirim sisteminin sağlık kayıtları detayında özelleştirilmesi önemlidir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda yönetici hemşireler, sağlık kuruluşları, meslek örgütleri ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

GizlilikGüvenlikHemşireler+5
Gamze Karaköse
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları

Bu çalışmada 5237 sayılı TCK'da yer alan devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ele alınmıştır. Çalışmamızın ilk bölümünde gizlilik, sır, gizli bilginin konusu, güvenlik kavramları ile gizli bilginin süjesi olarak istihbari bilgilerin, bilimsel bilginin, özel hayata veya kişisel verilere ilişkin bilgilerin, soruşturmanın, devletin ekonomik mahiyet taşıyan bilgilerin gizliliği ele alınmıştır. Bu bölümde ayrıca şeffaflık kavramı ve kavramın gelişimi, kamu yönetiminde şeffaflık, son olarak da gizli bilginin konusu olarak güvenlik kavramı ve kavramın tarihi ele alınmıştır. Çalışmamızın 2. bölümünde devlet sırrı kavramı ve kavramın ortaya çıkışına ilişkin tarihsel süreç ele alınmış, gizli bilgiye devlet sırrı hüviyetinin kazandırılması yöntemi, sır kategorileri, devlet sırrı gerekçesiyle temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına yer verilmiştir. Ayrıca yine bu bölümde bilgi edinme hakkı, mahremiyet hakkı, hukuk devleti, adil yargılanma hakkı açısından devlet sırrı kavramı incelenmiştir. 3. bölümde devlet sırrı kavramına yer veren TCK dışındaki mevzuata değinilmiştir. Bu hükümlerden bazıları sır kavramını temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması veya ceza muhakemesindeki süreçler bakımından, bazıları ise ticari sır, meslek sırrı, bankacılık sırrı olarak ele almıştır. Sonraki bölümde devlet sırrı açısıdan mukayeseli hukuktaki durum, anayasal boyut, bilgi edinme hakkı, kişisel verilerin korunması gibi farklı perspektiflerden detaylandırılmaya çalışılmıştır. 5 ve 6. bölümlerde çalışmanın konusu oluşturan suçlar; korunan hukukî değer, unsurları, suçun özel görünüş biçimleri, soruşturma, kovuşturma, yaptırım ve zamanaşımı alt başlıklarında incelenmiştir. Son bölümde ise, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilâtı Kanunu perspektifinden irdelenmiştir.

CasuslukDevletDevlet sırları+5
Uğur Arslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda veri sorumlusu kavramı

Veri koruma hukukunun temel amacı, verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini önlemek ve bu veriler üzerinde gerçekleştirilen bütün işlemlerin hukuka uygunluğunu sağlamaktır. Avrupa'da 1950'lerde kişisel verilerin önemi ve korunmasına dair farkındalık gelişmeye başlamış ve bu farkındalık düzeyi "Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü" ("General Data Protection Regulation" / "GDPR")'nün 2016 yılında kabul edilmesi ile zirve yapmıştır. Bu düzenleme, günümüz dünyasında büyük yankı uyandırmış ve özellikle dev teknoloji firmaları veri koruma otoriteleri tarafından açılan soruşturmalarla yüzleşmek zorunda kalmıştır. Dünyada veri koruması alanındaki gelişmeleri takiben, Türkiye'de ise 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ("KVKK") ancak 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 7 Nisan 2018 tarihinden itibaren ise Türk veri koruma otoritesinin uygulamalarının da yaygınlaşması ile veri sorumluları, KVKK kapsamında getirilen yükümlülüklere uyum sağlayabilmek için çalışmalar yapmakta ve geç de olsa uyum süreçlerini başlatmış bulunmaktadır. Bu sayede, veri sorumluları ve işleyenler, üstlendikleri hukuki ve cezai sorumluluğun da etkisiyle, KVKK altındaki yükümlülüklerini yerine getirmektedir. Tezimiz ise, bu açıklamalar ışığında iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, "kişisel veri kavramı, kişisel verilerin korunması hakkı, kişisel verilerin korunmasının fonksiyonu" ve "kişisel verilerin korunması hakkının normatif temelleri" irdelenmekte; ikinci bölümde ise tezimizin başlığını oluşturan "Türk hukukunda veri sorumlusu kavramı" tüm yönleriyle değerlendirilmektedir.

GizlilikHukuka uygunlukKanunlar 6698 sayılı+6
Mesut Halıcıoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gözetimin yeniden üretildiği bir alan olarak yeni medya ve mahremiyet algısındaki değişim: Kosova örneği

Teknolojinin gelişmesi ve yeni medyanın kendimizi ifade edebilmek için sunduğu imkanlar, mahremiyet kavramını bir değişime ve dönüşüme uğratırken; aynı anda insanların güvenliği adına yeni gözetim araçlarını geliştirdiği görülmektedir. Gözetim ve mahremiyet algıları hayatımızda her zaman var olmuştur ancak iletişim teknolojilerinin ilerlemesi ile sürekli değişim ve gelişme göstermiştir. Kamusal ve özel yaşam ekseninde düşünülünce bu iki alanın birbiriyle sürekli etkileşim ve çatışma içinde olması, özellikle sosyal paylaşım ağlarının bireylerin mahremiyet alanına ihlali değerlendirilirse gözetim ve mahremiyet algısı üzerine daha fazla durmamız gerekmektedir. Bu çalışma, Kosova'da interneti ve sosyal araçları yoğun olarak kullanan gençlerin, gözetimin yeniden üretildiği bir alan olarak yeni medya ve mahremiyet algısındaki değişimini incelemeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda 18 lisans ve lisansüstü Hasan Prishtina Üniversitesi öğrencileri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve bu öğrencilerin görüşleri alınıp değerlendirilmiştir.

GözetimKosovaMahremiyet+4
Flora Hajdarmataj
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada gözetim: Facebook veri politikasına yönelik kullanıcıların gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalığı üzerine bir araştırma

Gözetim, geçmişten günümüze kadar panoptik yapısından dönüşüm geçirmiştir. Panoptikon, mekân ve zaman sınırlamasına bağlıdır, bedene yöneliktir ve zorlayıcı bir yapısı vardır. Post panoptik gözetim ise dijital ortamlarda gerçekleştiği için zaman ve mekân sınırlamasından bağımsızdır. Post panoptik gözetimin odak noktası bedenler değil onlardan elde edilen verilerdir ve gözetlenenler, gözetime gönüllü bir şekilde katılırlar. Gözetim sosyal medyada "veri gözetimi" olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal medya platformları içinde en çok kullanıcı sayısına sahip olan Facebook'tur. Facebook, kullanıcılardan elde ettiği verileri reklamcılık faaliyetleri için kullanmakta ve bu şekilde sermaye birikimini gerçekleştirmektedir. Facebook sitesinde veri ilkesini, çerez ilkesini ve hizmet koşullarını açıklamaktadır. Facebook'a kaydolmak, kullanım şartları ve gizlilik politikalarını kabul etmek anlamına gelmektedir. Facebook'un kullanıcılar hakkında topladığı veriler ise çok geniş bir alana yayılmaktadır. Messenger mesaj içerikleri, Instagram kullanım davranışları, WhatsApp hesap bilgisi, cihaz bilgisi ve üçüncü taraf ortaklardan elde edilen veriler toplanan verilere dahildir. Bu çalışmada kullanıcıların Facebook Veri Politikasına yönelik gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalıkları araştırılmıştır. Araştırma sonucunda kullanıcıların gözetim farkındalıklarının düşük, gizlilik endişelerinin ise yüksek olduğu bulunmuştur. Gözetim farkındalıkları ve gizlilik endişeleri farklı değişkenler temelinde karşılaştırılmış ve anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır.

FacebookFarkındalıkGizlilik+3
Burçin İvren
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyokültürel, ekonomik ve siyasi boyutlarıyla yeni medyada mahremiyetin dönüşümü: Facebook örneği

Tarihsel ve kültürel olarak çeşitli anlamlara gelen ve tartışmaya açık bir kavram olan mahremiyet, 'yalnız kalma hakkı'ndan 'toplumsal ilişkilerin sınırlı koşullarına ilişkin müzakere etme kapasitesi' ve 'bireyin hakkındaki bilgilere erişimi denetleme hakkı'na kadar birçok anlam içermektedir. İnsan haklarının vazgeçilmez bir parçası olan mahremiyet hakkı, teknolojik gelişmeler ve yeni iletişim araçlarının insan hayatına entegre olmasıyla birlikte farklı şekillerde ve daha önce hiç olmadığı kadar çok sayıda ihlal edilmektedir. Söz konusu iletim araçları içerisinde özellikle yaygınlığı ve etki alanı göz önüne alındığında internet, bu ihlale zemin hazırlayan en önemli ortam konumunda olmaktadır. Zaman ve mekan mefhumunu ortadan kaldıran ve dünyayı küçük bir bilgisayar ekranına ya da telefona sığdıran bu sanal ortam bireye sınırsız bir özgürlük vaadi vermiştir. Birey ise, bu özgürlük illüzyonuna kapılarak kendisine dair ne varsa hiç sorgulamadan bu sanal ortama aktarmıştır. Ev adresini, telefonunu, ailesini, kimlik bilgilerini, kimi zaman en mahrem anılarını, evinin içini hatta yatak odasını dahi bu sanal ortamda hem diğer bireylerin hem de devlet ve ticari şirketlerin gözetimine açmıştır. Gerek dijimodern çağın getirmiş olduğu teknolojik imkanlar, gerek toplum yapısında yaşanan tefessüh, gerek devletin ve ticari şirketlerin toplumu gözetim altına alma eylemleri, gerekse de insanların her zamankinden daha çok görülme ve görme arzusu, mahremiyetin belki de asla telafisi olmayacak şekilde dönüşmesine ve yitirilmesine neden olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'de yaşayan insanların, yeni medyanın hayatlarına girmesiyle mahremiyet anlayışlarında bir değişimin yaşanıp yaşanmadığını ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda yüz yüze anket yöntemiyle Kasım 2015 - Ocak 2016 tarihleri arasında anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasının evrenini Türkiye'de yaşayan 15 yaş ve üzerindeki yaklaşık 53 milyon kişi (30 milyon Facebook kullanıcısı) oluşturmaktadır. Tabakalı örnek yöntemi ile seçilen 15 yaş ve üzerindeki 5000 Facebook kullanıcısı ise çalışmanın örneklemini teşkil etmektedir. Çalışmanın analiz kısmında, katılımcıların mahrem bilgilerini ne oranda paylaştıkları, devlet ve özel şirketler tarafından izlendiklerinin ne oranda farkında oldukları ve mahremiyetlerinin ihlal edildiğinin bilincinde olup olmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların demografik özellikleri ile mahremiyetlerini paylaşmaları farklı değişkenler temelinde karşılaştırılmış ve anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mahremiyet, Yeni Medya, Dijimodernizm, Gözetim, Facebook.

FacebookGözetimMahremiyet+3
Sefer Kalaman
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The organization of white-collars in Istanbul: Intimacy, labor and politics

This thesis aims to analyze the recent mobilization of white-collars in Istanbul after the 2008 economic crisis, by placing it within the context of the institutionalization of a precarious labor regime for lower level managerial workers. Following the organization of white-collars around Plaza Eylem Platformu (Plaza Action Platform), I analyze the production of knowledge about corporations by and among lower level managers; together with the managerial tools and mechanisms, which attempt to count, accumulate and/or manage affective economy of laboring in corporations. By depicting the managerial control mechanisms in corporations and their interventions in the affective states of workers, I argue that the managerial mechanisms (Human Resources Management apparatus in particular) displacing the control in corporations onto the social relations at work, attempt to capture affective investments of workers in their labor through penetrating the intimate relation they establish with their work. Finally, I analyze the formation of white-collars' political subjectivity in the meetings and workshops of the platform which are taken to be a new channel in the affective economy of laboring where workers publicize the hidden working conditions, share their intimate relations to laboring mediated by the human resources techniques and construct a new 'intimate' space among workers against the management.

White collarEmetional laborLabour+7
Mehmet Fatih Tatari
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

A privacy paradox: The power of technological surveillance and its effect on information technology usage behavior

Thanks to developing technologies, reaching information has become easier and the big data concept started to be used in various fields. Today, almost all of the technologies which are used widely, such as the internet, mobile phones, computers and smart TVs, are capable of collecting and storing data. The data gathering activity is a routine process for almost all private companies and governments, which can result in incidents of exploitation and misuse. Moreover, some sociological impacts, which include self-censorship and changing perceptions, are considered one of the results of increasing information privacy concerns. The aim of this thesis is to contribute to the literature by investigating the multidimensionality of information privacy concerns. For this purpose, a survey was conducted with 641 participants to measure the relationship between information privacy concerns with regard to news, regulations, user agreements, public beliefs and perceptions. Additionally, the association between information technology (IT) usage behavior and the dimensions of the information privacy concerns are examined. According to the analysis of survey data, demographic differences are important in terms of privacy concerns. News and regulations are highly associated with privacy concerns, but security perception is only related to the data collection dimension. Another finding of the research is that there is not a significant relationship between the information privacy concerns and IT usage behavior, except general IT tools.

Information securityInformation technologyPrivacy+3
Emre Rençberoğlu
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrim içi sınavlarda uygulanabilecek kimlik doğrulama şemalarına ilişkin öğretim elemanı ve üniversite öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesi

Dijitalleşmeye giden dünyada eğitim süreçlerinde de büyük dönüşümler yaşanmaktadır. Sadece öğrenme süreçlerinde değil, ölçme değerlendirme süreçlerinde de özellikle çevrim içi ortamlarda büyük yenilikler oluşmaktadır. Bu çevrim içi sınavlara erişim için çeşitli kimlik doğrulama faktörlerine bağlı kimlik doğrulama şemaları kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı çevrim içi sınavlarda uygulanabilecek kimlik doğrulama şemalarına ilişkin öğretim elemanı ve üniversite öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma 2022-2023 eğitim yılında gerçekleştirilmiştir. Çalışma 9 farklı üniversitede, 9 farklı bölümde görev yapan öğretim elemanları ile gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte çalışma 7 farklı üniversitenin, 8 farklı bölümünde öğrenim gören öğrencilerin katılımından oluşmaktadır. Bu doğrultuda 10 öğretim elemanı ve 8 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Çalışma öncesinde katılımcılara konuya ilişkin bir video- animasyon izletilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Bilgi güvenliği unsurlarına göre değerlendirilen kimlik doğrulama şemalarının tercih edilme durumları incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda öğretim elemanlarının verdiği yanıtlara göre kullanılabilirlik için yaygın kullanılan kimlik doğrulama şeması parola olarak belirlenmiştir. Öğretim elemanları gizlilik için sırasıyla parola, tek kullanımlık şifre ve fiziksel aygıtı, güvenlik için yüz tarama ve parmak izi şemalarını tercih etmişlerdir. Yapılan araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin verdiği yanıtlara göre kullanılabilirlik için yaygın kullanılan kimlik doğrulama şeması parola olarak belirlenmiştir. Tercihler gizlilik için sırasıyla parola, tek kullanımlık şifre ve fiziksel aygıt olmuştur. Güvenlik için yüz tarama ve parmak izi olmuştur. Verilen yanıtlar bilgi güvenliği unsurları (kullanılabilirlik, gizlilik, güvenlik) bakımından değerlendirildiğinde elde edilen sonuçlar parola ve tek kullanımlık şifre gibi yaygın kullanılan kimlik doğrulama şemalarının, kimlik hırsızlığıyla mücadele etmek ya da güvenliği sağlamak için yeterli olmadığı yönündedir. Bu tür kimlik doğrulama şemalarının kolay bir şekilde unutulabilir, kaybolabilir, tahmin edilebilir, çalınabilir ve paylaşılabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Biyometrik faktöre bağlı kimlik doğrulama şemaları güvenlik bakımından yüksek güvenliğe sahip olsa da yaygın kullanımı nedeniyle kullanıcılar için birtakım endişeler taşımaktadır. Bu tür sistemlerin yaygınlaşması kullanıcıların biyometrik faktöre bağlı kimlik doğrulama şemalarını benimseyebilmeleri için güvenirlik kazanılabilir ve sistemlere entegre edilerek denemelerde bulunulabilir. Bunun sonucunda çevrim içi sınavların, sınava girecek öğrenci tarafından gerçekleşmesiyle ölçme değerlendirme sonuçlarının güvenirliği artırılabilir.

Bilgi güvenliğiGizlilikGüvenlik+6
Canan Battal
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

A framework for a nation-wide electronic health vault with a secure multi-cloud hybrid model

The thesis starts with the introduction of the topic. After that it describes what cloud computing is and its various types that can be implemented. We adopt a multi-cloud hybrid system with an Infrastructure as a service approach. Third part gives details about electronic records that replaced the paper-based records in medical institutions. We are designing a system that could store both electronic healthcare records and personal healthcare records together. Fourth part explains what Health Information Exchange is, what could be the benefits coming from it and some efforts that have been put until now. Fifth part states the interoperability requirement in order to develop a full integrated systems and standardizations in medical community. Sixth part examines different papers written in the literature about healthcare clouds and what distinguishes them from each other. It tries to determine characteristics of each framework and implementation. Seventh part clarifies the methodology followed while writing this thesis. It reveals how the dimensions that helped in developing the framework has been established. Eighth part defines the new framework of the healthcare cloud system, states how the data privacy will be protected against internal and external threats. It explains how confidentiality, integrity and availability is provided in each phases of the data journey. This chapter also gives a high level illustration of the topology that could be used while implementing. Ninth and the final chapter is giving the results of the research and concludes the work done by stating the limitations and possible future works.

Cloud computingBig dataE-health+6
Halil Emre Gönen
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimlerin hasta mahremiyeti kapsamında sır saklama yükümlülükleri ve cezai sorumlulukları

Bu çalışmada, hekimlerin hasta mahremiyetinden doğan sır saklama yükümlülükleri ve bu kapsamdaki cezai sorumlulukları incelenmiştir. İlk bölümde, mahremiyet kavramına değinmeden önce insan hakları, sağlık ve hasta hakları inceleme altına alınmıştır. İkinci bölümde ise mahremiyet kavramına değinilerek, özellikle kişisel sağlık verileri detaylıca incelenerek Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'ndaki eksiklikler eleştirilmiştir. Üçüncü bölümde, hekimlerin sır saklama yükümlülüklerine yer verilerek, söz konusu yükümlülüğün istisnai halleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde, sır saklama yükümlülüğünün ihlali halinde hekimin Türk Ceza Kanunu nezdinde hangi cezai sorumluluklarının meydana gelebileceği üzerinde durulmuş ve Türk Ceza Kanunu'nun 135,136,137,138. maddelerine değinilerek birtakım eleştiriler getirilmiştir. Son bölümde ise, HIV/AIDS hastalarının mahremiyet haklarına yer verilmiş ve hastalığın eşe/eş adayına bildirimine ilişkin hekimleri etik ikilemde bırakan bağlayıcı düzenlemelerin eksikliğine değinilmiştir.

Cezai sorumlulukDoktor-hasta ilişkileriDoktorlar+5
İlayda Karaçay
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım kliniklerinde çalışan hemşirelerin hasta mahremiyetine ilişkin bilgi düzeyinin değerlendirilmesi

Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan bu araştırma; 15 Nisan – 15 Haziran 2018 tarihleri arasında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi, yoğun bakım kliniklerinde görev yapan hemşirelerin hasta mahremiyetine ilişkin bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, yoğun bakım biriminde çalışan ve araştırmaya gönüllü katılmayı kabul eden 105 hemşire oluşmaktadır. Çalışmada elde edilen veriler anket formuyla toplanmıştır. Kullanılan anketler iki bölümden oluşmakta, ilk bölümde kişisel bilgi formu ikinci bölümde ise Hasta Mahremiyeti Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS (23.0) paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılımı sağlamaması nedeniyle non parametrik testlerle analizler yapılmıştır. Çalışma sonucunda; Hasta hakları bildirgesini okuyan hemşirelerin mahremiyet ölçeği kişisel bilgi güvenliği /özel hayatın gizliliği alt boyut puan ortalamasının, okumayanlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Hastanede mahremiyet ihlal ve takip sistemlerinin kurulması, kurumsal ve sağlıkta kalite standartları gereğince hasta güvenliği kapsamında hasta hakları ve mahremiyet eğitimlerinin sürdürülmesi önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Hemşire, Yoğun Bakım, Hasta, Mahremiyet

Bilgi düzeyiHemşirelerHemşirelik+4
Gülseren Karabey
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00

Related subjects