Privacy

109 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Mahremiyetin dönüşümü: Yeni medya perspektifinden kuşaklararası farklar

Bu araştırmanın amacı, geçmişten günümüze kadar gelen mahremiyet algısının yeni medya kaynaklı olarak kuşaklar arası değişim gösterip göstermediğini belirlemektir. Bu araştırmada, öncelikle nicel yaklaşımlar temel alınarak betimsel araştırma modeli ve nicel yaklaşımların veri toplama araç ve analiz şekillerinden faydalanılmıştır. Bu nedenle çalışma, anket tekniği ve buna paralel olarak içerik analizi yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan katılımcıların yeni medya kullanım durumlarına yönelik 37 soruluk anket formu aracılığı ile toplanmıştır. Araştırma X, Y ve Z kuşaklarını kapsayan 154 katılımcıyı kapsamaktadır. Araştırma gönüllülük esası alınarak gerçekleştirilmiş ve katılımcılara veri toplamadan önce detaylı bilgi aktarıldıktan sonra onayları alınmıştır. Veri analizinde, SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Betimsel analizler için aritmetik ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Betimsel analizlerinin yanı sıra cinsiyet değişkenine göre yeni medya kullanımlarına yönelik soruların yorumlanabilmesi için Bağımsız Gruplar (Independent Sample) T Test, iki veya daha fazla gruplara tek yönlü anova ve gruplar arası farklar için post-hoc testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara bakıldığında; katılımcıların %57,8'inin kadın, %42,2'sinin erkek olduğu görülmektedir. Yaş değişkenine göre değerlendirdiğimiz zaman katılımcıların % 35,1'i 15-25 yaşlarında, %72,1'i 26-40 yaşlarında ve %27,3'ü ise 41 ve üzeri yaşlarda olduğunu belirtmişlerdir. Katılımcıların %96,8'i yeni medya araçlarını aktif olarak kullandıklarını belirtirken; %3,2'si yeni medya araçlarını kullanmadıklarını beyan etmişlerdir. Sosyal medya kullanım sıklığı değişkenine göre sosyal medya kullanımlarına yönelik verilen cevaplarda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Cinsiyet değişkenine göre sosyal medya kullanımlarına yönelik sorulara verilen yanıtlar incelendiği zaman ise istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Tarihsel olarak bakıldığında; geçmişten günümüze kuşaklar arası mahremiyet algısının gerek gelişen teknoloji sebebiyle gerekse ağ toplumunun getirisi olan gösteriş kültüründen ötürü mahremiyet algısının bireylerde farklı anlamlara gelmesine sebep olmuştur. Bu nedenle, yeni medya bağlamında mahremiyet algısının kuşaklar arası dönüşüme uğradığını söyleyebiliriz.

DönüşümKuşak farklılıklarıKuşaklar+4
Ümran Sarıkan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Sosyal medya ve sosyal hayat: İstanbul ve Roma'da üniversite öğrencileri arasında çapraz durum çalışması

This study has been designed to explore the changes in social life of university students both online and in daily life due to the developments and wide usage of social media. Moreover, it was particularly chosen to be a comparative case study to examine whether the context affects these changes and to make the study more comprehensive. The study focused on issues such as relationships and communication with family, friends (close, far, romantic) and formal contacts on social media, privacy, the sharing culture and changes in daily life due to using social media. The study aims to contribute to the understanding of social change and transformation especially in social life brought about by using social media. The study was conducted as a comparative case study in which students from different departments of various public and private universities in Istanbul and Rome took part. Participants were chosen from undergraduate and graduate students who were between the ages of twenty to thirty and active users on at least one social media platform or application. Data were collected through semi-structured interviews with students. The findings of the study indicated that social media has different effects on various kind of relationships. Sharing is seen as a habitual, automatic, collective action. Sharing is believed to have evolved into 'showing' and serves different purposes. Tough they may be ground for serious debates and news, social media platforms are also spaces to have fun and to hang out. One important function of social media is the fact that it works like an archive which is easy to reach for users. Its positive and negative effects on daily life are observed to be almost equal. Privacy is still important, however, for certain platforms or content publicity can be preferred. The results in the two cases of the study were found to be very similar, there were only a small number of minor differences.

Daily lifePrivacySharing+6
Zeynep Bilgehan Can
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

Developing techniques for robustness of privacy-preserving distributed collaborative filtering

Success of collaborative filtering systems strongly depend on having adequate data. Due to customers' shopping habits and increasing number of e-commerce sites, data collected for referral purposes might be distributed among various sites. Therefore, especially for newly established companies, offering recommendation services might turn out to be a trouble, due to lack of qualified data. To overcome this challenge, collaboration of online vendors on distributed data while preserving privacy has become an important topic. Researchers have proposed several privacy-preserving distributed collaborative filtering schemes, which enable collaboration of online vendors, even the competing ones, on distributed data without jeopardizing privacy. However, such schemes have not been evaluated in terms of robustness against attacks. If manipulating the outcomes of privacy-preserving distributed collaborative filtering algorithms by injecting fake profiles is possible, shilling attacks might be an obstacle for collaboration. Online vendors, who are unsure of being subject to shilling attacks, might refrain from cooperation, even if they need it for offering more useful recommendation services to their customers. In this dissertation, robustness of state-of-the-art privacy-preserving distributed collaborative filtering schemes proposed for arbitrarily distributed data are analyzed against shilling attacks. A new attack strategy that can be applied on arbitrarily distributed data, and used in generation of distributed adaptations of formerly proposed attack models is outlined. Empirical studies show that attacks generated by the proposed strategy are effective in manipulating predicted outcomes, hence, despite privacy, these schemes are not resistant to attacks. The reasons of why existing shilling attack detection methods cannot be directly employed on arbitrarily distributed data are discussed. To protect these algorithms against attacks, distributed version of a well-known classification-based attack detection method is proposed, which can operate on arbitrarily distributed data. Real data-based experiments demonstrate that the proposed detection method is able to identify distributed attack profiles on arbitrary data with privacy. Moreover, the need for collaboration in detection of distributed attacks is exposed with experimental analyzes.

Distributed systemsPrivacyCooperation
Burcu Yılmazel
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencisi sosyal medya kullanıcılarının mahremiyet algısı

Mahremiyet kavramı, insanlığın topluluk hâlinde yaşamaya başladığı günden itibaren konuşulan ve tartışılan bir konudur. Tarihsel süreç boyunca kültüre ve zamana göre bağlamı değişen mahremiyet kavramı, günümüzde gerçek hayatın yanında sanal ortamlarda da önem taşımaktadır. 20. yüzyılın sonlarından itibaren kullanımı yaygınlaşan internet tabanlı iletişim teknolojileri, sanal ortamda yeni bir dünyanın inşasını beraberinde getirmiştir. Gerçek dünyanın kişi ve kurumları günümüzde sanal ortamda da temsil edilmektedir. Dolayısıyla gerçek dünyaya ait normların bir bölümü, sanal ortamdaki yaşantıyı da etkilemektedir. Mahremiyet ve kişisel verilerin güvenliği bu bağlamda tartışılan konulardır. Dünyanın geri kalanında olduğu gibi Türkiye'de de sosyal medya araçlarını yoğun olarak kullananlar genç bireylerdir. Peki, gençler mahremiyet kavramını nasıl anlamlandırmaktadır? Gençler sosyal medya araçlarını kullanırken mahremiyet konusunda bir kaygı duymakta mıdır ve bu konudaki genel eğilimi nasıl yorumlamaktadır? Bu ve benzeri sorulara cevap bulmak adına hazırlanan bu çalışmada 18 lisans ve yüksek lisans öğrencisi ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak görüşleri alınmış ve bu görüşler yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Mahremiyet, Kişisel veri, Sosyal medya, Yeni medya

Kişisel veriKişisel veriMahremiyet+6
İsmail Kaplan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada mahremiyet farkındalığı: Hitit Üniversitesi örneği

Yeni iletişim teknolojilerinin artmasıyla beraber sosyal medya, gücünü artırmış ve birçok değişim ve dönüşümü de beraberinde getirmiştir. Toplumsal hayatın içinde varlığını devam ettiren sosyal medya, aile kurumunu ve özel yaşamı da bünyesine dahil etmiştir. Sosyal medyada beğenilmek, takdir edilmek, beğeniyle izlenmek ve takip edilmek amaçlanmaktadır. Sosyal medya platformlarını düzenli şekilde kullanan bireyler, her anlarını kayıt altına alarak mahremiyetlerine zarar vermektedirler. Bu nedenle sosyal medya, bireylerin mahremiyet alanını sınırlamakta ve giderek bu alanı daraltmaktadır. Günümüzde mahrem olan durumlar, alanlar, geçmişten gelen ahlâki olgu ve değerler yok olmaya ve normalleşmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı; mahremiyet, mahremiyet ihlâli ve gözetleme kavramları çerçevesinde, öğrencilerin sosyal medya paylaşımlarını değerlendirmektir. Araştırmada, katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim, anne-baba birliktelik ve gelir durumu gibi sosyo-demografik değişkenlerin, sosyal medya kullanım pratiklerindeki mahremiyet algı ve farkındalıklarını ölçmek ve öğrencilere bu konuda öneriler sunmak amaçlanmıştır. Çalışmamızda anket yöntemi kulanılmıştır. Bireylerin sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili tutumlarını belirlemek amacıyla 390 öğrenci ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler, sosyal medyada yapılan paylaşımların mahremiyet kavramı doğrultusunda yaş, cinsiyet, eğitim, anne-baba birliktelik ve gelir durumu gibi sosyo-demografik boyutlarıyla incelenmiştir. Bu çalışmayla teknolojik gelişmelerin ve internetin yaygın kullanımıyla artan sosyal medyanın, bireylerin mahremiyet algı düzeylerinde oluşturduğu etki/ler ve mahremiyet algısındaki değişim ele alınarak kişilerin mahremiyet anlayışındaki dönüşümün resmi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de bu konuyla ilgili mevcut durum ile olası sonuçlar ortaya konmuştur. Bu çalışma, sosyal medya ve mahremiyetin tanımı, değerlendirilmesi, sınıflandırılması ve sosyal medya ile mahremiyet arasındaki ilişki faktörlerini ele almakta ve sosyal medya plaformlarının yaygın kullanımıyla zedelenen mahremiyet kavramına gereken önemin verilmesi, bu ihlâlinin önlenmesi ve bireylerin bu konuda farkındalığını arttırmak amaçlanmıştır. Çalışma, Türkçe olarak yayımlanmış önceki araştırmaların incelenmesini kapsayan alanyazın taraması şeklinde desenlenerek ulusal ve uluslararası dergiler, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) lisansüstü tez veri tabanı ve Google arama motoru aracılığıyla ilgili çalışmalara ulaşılmıştır.

GözetimHitit ÜniversitesiMahremiyet+1
Selin Altıntaş Var
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya uygulamalarında dijital mahremiyet farkındalığının ölçülmesi

İnternetin ve sosyal medya platformlarının hayatımıza girmesiyle her yaştan bireyin özel alanı olan mahremiyet kavramı yeni bir anlam daha kazanmaktadır. Sürekli gelişen, kendini yenileyen ve verilerle beslenen bir dünyada büyük verinin çılgın boyutlara ulaştığını söylemek mümkündür. Bu verilerin toplanması ve işlenmesi kişilerin mahremiyetlerini tehdit etmektedir. Bu durumun kişilerin mahremiyet algılarını değiştirerek "dijital mahremiyet" kavramını da literatürlerine eklediği görülmektedir. Bu değişim ve gelişim sosyal medya uygulamalarının kullanımıyla bireylerin dijital mahremiyet farkındalıkları ölçülmeye çalışılarak değişimin boyutları ortaya konulmaktadır. Araştırma bulgularına göre yapılan anket çalışmasıyla ve literatür taramasında incelenen çalışmalarla görülmektedir ki bireylerin yıllar içindeki dijital mahremiyet farkındalıkları gelişme göstermiştir. Bireyler her ne kadar dijital mahremiyetlerinin bilincinde hareket etmeye çalışsalar da yapılan paylaşımlar ve yıllar içinde oluşturdukları sanal kimlikleriyle her zaman tehdit altında kalabilirler. Çünkü internet üzerinde paylaşılan depolanan hiçbir veri kaybolmaz ve silinemez. Elde edilen verilerde dikkat çeken diğer bir nokta bekar, eğitim derecesi yüksek ve 18-25 yaş arası grupların dijital mahremiyetlerine diğer gruplardan daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Sosyal medya üzerinden iletişime geçtikleri kişi sayılarını ve niteliğini daha sınırlı tuttukları ve gizlilik/güvenlik ayarlarına önem verdikleri görülmektedir. Sonuç olarak yüz yüze ilişkilerin günümüzde yerini sosyal medya ilişkilerine bıraktığı bu dönemde bireylerin "karşı taraf/kişi ben ve hayatımdaki kişilerle ilgili ne kadar bilgiyi bilirse rahatsızlık duymam?" sorusunu kendilerine sorup verdikleri cevaba göre profillerini ve paylaşım türlerini gözden geçirmeleri yerinde olacaktır. İnternet ve sosyal medya üzerinden gelen tanınmayan ve güven duyulmayan kişileri arkadaş listelerinde tutmamak, yabancılardan gelen linklere tıklamamak ve üçüncü şahıslarla ilgili paylaşımlar yapmamak, konum servislerini etkin durumda tutmamak ne kadar zor olsa da bireylerin dijital mahremiyetlerini korumalarına katkı sağlayacaktır.

FarkındalıkLiteratür taramasıMahremiyet+2
Derya Kantar Özkes
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokullarında çocukların mahremiyet gereksinimine yönelik oyun mekânlarının tasarımı üzerine bir inceleme

Fiziksel çevrede mahremiyet gereksinime yönelik kullanım olanakların sağlanması, günümüzde eğitim ortamlarının tasarımında önem verilmesi gereken kriterlerden biri olarak ifade edilmektedir. Çeşitli araştırmalarda, mahremiyet gereksinime yönelik çalışmalar ışığında farklı mekânların tasarımında, belirtilen eksikliğin söz konusu olduğu belirtilmekte ve bu yönde çözümlerin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Ancak bu yöndeki uygulamaların genel olarak ihmal edilmesi de eleştirilmektedir. Çocukların mahremiyet ihtiyaçlarını karşıladığı sessiz oyun aktivitelerini gerçekleştirdikleri kişisel mekânların varlığı benliklerinin oluşmasını destekleyerek özgüvenlerini artırmakta ve gelişimleri üzerinde pozitif yönde etkili olmaktadır. Bu bağlamda çalışmada anaokullarında mahremiyet gereksinimlerine yönelik sessiz oyun mekânlarının tasarım alternatiflerini tanımlayabilmek ve anaokulu mekânlarının kullanıcısı olan çocukların bu alternatiflere ilişkin düşüncelerini öğrenebilmek amaçlanmaktadır. Böylece çocukların gereksinimlerine cevap veren, mahremiyet olanağı sağlayan sessiz oyun mekânlarının tasarımına katkı sağlayan bir değerlendirme sunabilmek hedeflenmektedir. Çalışmada çocukların sessiz oyun aktivitelerini gerçekleştirdikleri kişisel alanları mekânı tanımlayan unsurlar ile ilişkilendirilerek iç ve dış olmak üzere iki ayrı grup şeklinde kategorize edilmektedir. Tezin alan çalışması çocukların bireysel gereksinimlerine verdiği önemle bilinen Montessori yaklaşımın uygulandığı Bursa'da yer alan Özel Tuna Çakır Uluslararası Montessori Anaokulu öğrencilerinin katılımı ile gerçekleştirilmektedir. Çalışmada grup ve bireysel görüşmeler yapılarak, çocukların görüşme formunda belirtilen tasarımlara yönelik görüşleri incelenmektedir. Çocukların kendi gereksinimleriyle bağlantılı olarak tasarımları değerlendirebildikleri ve tercihlerini ifade edebildikleri görülmektedir. Bu kapsamda katılımcı bir yaklaşımın benimsendiği araştırmanın, okulöncesi eğitim mekânlarında, çocukların mahremiyet gereksinimine yönelik oyun alanlarının tasarım süreçlerine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Böylece okulöncesi eğitim mekânlarında bulunması önem taşıyan sessiz oyun mekânlarının çocuk gereksinimleri dikkate alınarak geliştirilmesi açısından tasarımcılara ışık tutan bir kaynak sunulacağına inanılmaktadır.

MahremiyetOkul öncesi eğitimOyun alanları
Nalan Sevinçli
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Filistin ve Ürdün Anayasaları çerçevesinde dijital mahremiyet hakkı: Niteliği, kapsamı ve mevcut anayasal güvenceler

Bu tez, dijital mahremiyet hakkının Ürdün ve Filistin'deki anayasal düzenlemesini ele almakta ve özellikle dijital mahremiyet hakkının gelişimi, yasal kapsamı, Ürdün ve Filistin anayasalarındaki ele alınışı ve iki ülke mevzuatının bu hakka tanınan anayasal güvencelere uygunluğu gibi çeşitli konuları incelemektedir. Ayrıca tezin önemi, dijital mahremiyet hakkı anlayışının yeni olmasından ve anayasa ile diğer mevzuat kapsamında bu hakkın konusunu düzenleyen açık ve net yasal metinlerin bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Bu durum, doğalarındaki benzerlikten dolayı özel hayat gizliliği hakkının genel kurallarını dijital mahremiyet hakkı için uyarlama ve örnek alma gerekliliğini doğurmaktadır. Zira günümüz dünyasında dijital mahremiyet hakkı, giderek daha önemli bir hale gelmektedir. Bu tezin ilk bölümü, dijital mahremiyet hakkı anlayışının gelişim tarihini sunarken, ikinci bölüm, bu hakkın Ürdün ve Filistin anayasal ve yasal anlamda ele alınmasını ve bunların karşılaştırılmasını incelemiştir. Üçüncü bölüm ise, Ürdün ve Filistin'de dijital mahremiyet hakkına tanınan anayasal güvenceleri analiz etmiş ve bu hakla ilgili yasaların Ürdün ve Filistin anayasalarının ilkeleriyle ne kadar uyumlu olduğu ele almıştır.

AnayasaFilistinKamu hukuku+5
Mahmoud W. M. Abunada
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim ve sosyal medya çağında din eğitiminin dönüşüm ve etkileri

İçerisinde bulunduğumuz iletişim çağının hiç şüphesiz en önemli unsuru internettir. İnternet aracılığı ile kullanıcılar tarafından üretilen, ortaya koyulan içeriklerin yine bu kullanıcılar tarafından paylaşıldığı sanal ağ, sosyal medya olarak tanımlanmaktadır. Sosyal medyanın etkileri sadece bireysel olgu ve düşüncelerin paylaşılması ile sınırlı kalmayarak geleneksel yaşamı, kültürü ve dini hayatı doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada hayatımızın her alanına aktif olarak yerleşmiş olan sosyal medyanın din eğitiminin dönüşümü üzerine etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın incelenme aşamasında nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması deseni kullanılmıştır. Öncelikle iletişim, medya, sosyal medya ve din eğitimi kavramları tanımlanmaya çalışılmış, devamında insanlığın iletişim tarihi ve sosyal medyanın hayatımıza dahil oluşuna, iletişim ve sosyal medya çağında dini eğitimin dönüşümüne ve sonrasında sosyal medyadaki dini dönüşüm ve algılara değinilmiştir. İlerleyen bölümlerde ise sosyal medyada mahremiyet sınırlarından bahsedildikten sonra tezin temel konusu olan iletişim ve sosyal medya çağında din eğitiminin nasıl olması gerektiği üzerinde durularak çalışma özetlenmeye çalışılmıştır.

Din eğitimiDönüşümMahremiyet+2
Ömer Faruk Yazar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rivayetler ışığında kadının aile içindeki yeri ve önemi

Bu çalışmada Peygamberimizin rivayetleri göz önünde bulundurularak, kadının, aile içinde eş ve anne olarak dikkat edeceği hususlardan çocuk terbiyesine, aile içerisindeki sırlardan mahremiyet kurallarına, çocuklar arasında ayrım yapılmamasından kız çocuklarının eğitimine, çocukların ihmal edilmemesinden sosyal hayatta konum alınmasına kadar pek çok görev ve sorumlulukları bulunan kadının aile içindeki yeri ve önemi ele alınmıştır. Bu çalışmada Peygamberimizin rivayetleri göz önünde bulundurularak, kadının, aile içinde eş ve anne olarak dikkat edeceği hususlardan çocuk terbiyesine, aile içerisindeki sırlardan mahremiyet kurallarına, çocuklar arasında ayrım yapılmamasından kız çocuklarının eğitimine, çocukların ihmal edilmemesinden sosyal hayatta konum alınmasına kadar pek çok görev ve sorumlulukları bulunan kadının aile içindeki yeri ve önemi ele alınmıştır. İlk insanın yaratılmasından itibaren kadın, gerek yaratılış, gerekse konumu açısından daima kendisinden bahsedilen bir varlık olarak tarihteki yerini almıştır. Modernleşme ve teknolojik gelişmelerle birlikte kadının toplum içerisindeki görev ve sorumlulukları giderek artmaktadır. Müslüman bireyin hayatının hiçbir alanında boşluk bırakmayan İslâm dini, nesillerin yetiştirilmesi konusunda merkezi bir konuma sahip olan kadının aile içindeki görev ve sorumluluklarıyla ilgili çeşitli düzenlemeler getirmektedir. Müslüman kadının aile içindeki yeri ve önemi konusunda en güzel örnek ise Hz. Peygamberin Kur'ânî bir yaşam tarzı sunan sünnetinin rehberliğidir. Zira insanlık tarihinde hiçbir kişi veya öğreti kadına Hz. Peygamberin "Cennet annelerin ayakları altındadır" hadîsinde kendisini bulan kutsal bir konum vermemiştir. Bundan dolayı modern düşüncenin kadına biçtiği rol ve feminist düşüncenin bu durumdan kendisine çıkardığı vaziyetten farklı olarak, İslâm Peygamberinin rivayetleri bağlamında kadının aile içindeki yerinin ne olduğunu anlamaya çalışmak, kadının yaratılış gayesinin gerçekliğine doğru yol almak olacaktır.

AileAnnelikHadis+4
Mehtap Yalçıntaş
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların doğum sırasındaki mahremiyet ile ilgili deneyim, görüş ve önerileri

Bu araştırma, kadınların doğum sırasındaki mahremiyet ile ilgili deneyim, görüş ve önerilerini belirlenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı olarak Aralık 2018 ve Aralık 2019 tarihleri arasında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin Obstetri Servisi'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya gelişi güzel örnekleme yöntemi (convenience sampling) ile 300 kadın alınmıştır (n=300). Araştırma verileri Tanıtıcı Bilgi Formu ve Deneyim, Görüş ve Öneri Belirleme Formu ile toplanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde ve ortalama) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 27,10±5,9'dur. Çalışmadaki kadınların %56,7'si İlkokul ve ortaokul mezunu ve %82,7'sinin ev hanımı olduğu, %20,7'sinin sağlık güvencesinin bulunmadığı belirlenmiştir. Araştırmadaki kadınların %58'sinin 2-3 gebe kaldığı ve %45,3'nün normal doğum yaptığı tespit edilmiştir. Kadınların, %76,7'sinin doğum salonunda yanlarında yakının bulunması ve %53,3'nün doğum eylemi süresince bağırma ya da istemsiz ses çıkarma ile ilgili deneyim yaşadığı belirlenmiştir. Doğum eylemi süresince kadınların %91,6'sının doğum salonunda mahremiyetin korunması, tamamının doğum salonunda fiziki ortam konusunda, %97,3'nün muayene sonuçlarının yüksek sesle paylaşılması ve %94,7'sinin doğum eyleminde bazı fiziksel durumlara ilişkin mahremiyet ile ilgili görüşlerinin olduğu saptanmıştır. Kadınların %47,3'ünün doğum salonunda fiziki ortam konusunda ve %25'inin doğum eylemi süresince ortamda bulunan kişilere ilişkin önerilerinin olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, kadınların doğum eylemi süresince genellikle mahremiyet kaybı yaşamadıkları, ancak mahremiyete ilişkin çok sayıda görüş ve öneri bildirdikleri sonuçları elde edilmiştir. Ebelerin hizmet sunumunda hasta mahremiyetine dikkat etmeleri, empatik yaklaşımda bulunmaları, mahremiyet hakkının insan hakkı olduğunu kabul ederek etik davranmaları ile kadın sağlığının geliştirilmesine ve kadınların pozitif doğum deneyimi yaşamalarına katkı sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Bakım, deneyim, doğum, ebelik, görüş, mahremiyet.

DeneyimDoğumDüşünce+4
Hilal Bal Şaraldı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vergi hukukunda mahremiyet hakkı

Devletin üstün konumda olduğu vergilendirme ilişkisinde, her ne kadar mükellefin ödevleri ağır bassa da, mükellefe idare karşısında bazı haklar da tanınmıştır. Çünkü devletin vergilendirme yetkisini kullanarak gerçekleştirdiği müdahaleler karşısında, mükelleflerin tamamen korunmasız kalması düşünülemez. Bu amaçla ortaya çıkan mükellef haklarından biri de mahremiyet hakkıdır. Hemen her ülkede olduğu gibi Türkiye'de de, idarenin mükellefler hakkında neredeyse sınırsız denebilecek boyutlarda bilgi toplama yetkisi bulunmaktadır. İdarenin sahip olduğu bu yetkiyi dengeleyen ve vergi mükellefini koruyan tek düzenleme ise, mükellefler için bir "hak", yükümlüleri için ise bir "yasak" teşkil eden vergi mahremiyetidir. Bu hak ile mükelleflere, vergi idaresinde bulunan gizli bilgilerinin başkalarıyla paylaşılmayacağı ve kullanılmayacağı güvencesi sağlanmaktadır. Çünkü bu bilgilerin gizli kalmasıyla, mükelleflerin maddi ve manevi pek çok menfaati korunmaktadır. Vergi mahremiyeti hakkı temel olarak kişinin sır alanını korumayı amaçlasa da, aynı zamanda bu hak ile vergi idaresinin güvenilirliğine de katkı sağlanmış olur. Son yıllarda, bilgi teknolojilerindeki ve kişisel verilerin korunması konusundaki gelişmeler ise her alanda olduğu gibi vergilendirme alanında da mahremiyetin önemini artırmıştır. Vergi mahremiyeti hakkının doğurduğu sır saklama yükümlülüğü bir sözleşmeden değil, kanundan kaynaklanmaktadır. Türk vergi hukukunda mükelleflerin mahremiyet hakkını gözeten başlıca hukuki düzenlemeler, Vergi Usul Kanunu'nun 5. maddesinde yer alan "vergi mahremiyeti" ile Amme Alacaklarının Tahsil Usulünün Hakkında Kanun'un 107. maddesinde yer alan "Sırrın ifşası" hükümleridir. Mahremiyet hakkının kapsamı ve bu hakkın ihlali durumuna bağlanan sonuçlar, bu hakla korunan kişilik değerleri bakımından oldukça önemlidir. Mükelleflerin vergi mahremiyeti hakkına yönelik farkındalığı ve idarenin bu hakka karşı saygılı yaklaşımı ise vergi sistemini olumlu yönde etkileyecek unsurlardır. ANAHTAR KELİMELER: Hak, Vergi mahremiyeti, Mükellef hakları, Özel hayatın gizliliği, Vergi mahremiyetinin ihlali

MahremiyetMükellef haklarıTürk vergi hukuku+4
Demet Akdeniz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Attribute inference over real-world online social networks: a comprehensive privacy analysis

Today, people can make interactions through online social networks (OSNs) that allow users to reveal and see their personal information, make connections with other users, and view the public information of other users through the connections. As such, OSNs are extremely popular and inevitable parts of people's daily lives today. As a result, OSNs have become attractive data sources for researchers from many disciplines including computer science to investigate privacy, security, and user behavior issues. However, studies that aim to make privacy analysis of Turkish OSN users are quite limited. In this thesis, a comprehensive privacy analysis of Turkish Facebook users was carried out due to the popularity of Facebook OSN. Different methods were used to infer users' private attributes including gender, kinship, and so on. Then the inferred attributes were used in the privacy risk analysis to show that users are at higher risk than they believe. Additionally, two natural language processing (NLP) tasks including sentiment analysis and named entity recognition have been performed as they can be utilized in privacy risk analysis. NLP and feature inference tasks were handled as sub-problems. In these tasks, various contributions were made to the literature, and some of them provided state-of-the-art results.

FacebookPrivacy
Önder Çoban
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Unutulma hakkı: Mahremiyet, veri gizliliği ve etik tartışmalar

Dijitalleşmeyle birlikte hem çevrimiçi ortamda geçirilen zaman hem de bu ortamda kişisel verilerin paylaşımı ve kontrolsüz dolaşımı hızla artmıştır. Bu durum da mahremiyetin, özel hayatın ve kişisel verilerin ihlali tartışmalarını beraberinde getirmiştir. İhlaller karşısında kişinin ihlale konu içeriğin silinmesini talep etme hakkı olarak adlandırılan unutulma hakkını kullanmak istemektedir. Unutulma hakkı bir yandan kişi hak ihlallerinin giderilmesine olanak sağlarken diğer yandan da kamu yararı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü tartışmalarını beraberinde getirmektedir. Bu durum unutulma hakkının sadece hukuki açıdan değil etik açıdan da incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu çalışmada temel olarak hukuk ve iletişim fakültelerinde çalışan akademisyenlerin internette unutulma hakkının etik şekilde kullanılmasıyla ilgili görüşlerinin ortaya çıkarılması ve görüşleri arasında disipliner farklılıklar bulunup bulunmadığının sorgulanması amaçlanmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen akademisyenlerle yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda elde edilen veriler temalar altında sınıflandırılarak sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre unutulma hakkına genel olarak kişi hak ve özgürlükleri, mahremiyetin ihlali, özel hayatın gizliliği, veri gizliliği, kişinin gündelik yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri çerçevesinde yaklaşılmaktadır. Dezavantajlı gruplar arasında yer alan çocukların unutulma hakkından yararlanması bir gereklilik olarak görülmektedir. Taleplere objektif yaklaşılması, her olayın kendi özelinde ve bağlamında değerlendirilmesi, haklar arasında denge kurulması, basın yayın kuruluşlarının ve diğer paydaşların da dahil edildiği bir kurul oluşturulması önerilmektedir.

EtikKişisel veriMahremiyet+4
Semih Kiver
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane öncesi acil bakım profesyonellerinin mahremiyete ilişkin görüşleri: Adana ili ölçeğinde bir çalışma

Hastane öncesi acil tıp kendine has özellikleri bulunan bir alandır. Oldukça dinamik olan bu alanda sınırları koymak da esasında pek mümkün değildir. Her an farklı bir olguyla farklı bir yer ve farklı bir zamanda karşılaşmak olanaklıdır. Alanın spesifikliği ise eldeki imkanlar ile zor şartlar altında hastaya müdahalede bulunmaktır. Monoton olmayan bu alanda yer alan acil sağlık profesyonelleri asli olan görevlerini yerine getirirken pek çok problemle de baş başa kalmaktadır. Etik ikilemler ve ihlaller ile karşılaşan sağlık profesyonelleri hasta için doğru ve yararlı olanı yapmak için bir çıkış aramaktadır. Çalışmamızın amacı, hastane öncesi alanda görev alan acil sağlık profesyonellerinin hasta mahremiyet konusundaki yaklaşımlarını belirlemektir. Bu amaçla Adana 112 İl Ambulans Servisi'nde aktif olarak görev yapan sağlık profesyonellerine yönelik tanımlayıcı bir araştırma yapılmıştır. Uygulanan veri toplama formunda demografik bilgilere ait 7, alana yönelik ise 17 adet ifade bulunmaktadır. Katılımcılardan bu ifadeleri benimseme derecelerine göre 0-10 arası puan vermeleri istenmiştir. Toplamda 500 adet katılımcının verileri değerlendirilmiştir. Genel olarak; hastane öncesi acil sağlık profesyonellerinin mahremiyet hakkını benimsediği, ancak hayati tehlikenin söz konusu olduğu durumlarda bu hakkın ikinci plana atılabildiği bulunmuştur.

Acil servis-hastaneAdanaGizlilik+3
Fadime Mandal
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel veri gizliliği ve dijital çağda mahremiyet: Sesli sanal asistanlar

Dijitalleşen dünyada kişisel verilerin gizliliği ve korunabilirliği, insan hakları konusunun en öncelikli güncel problemlerinden biri haline gelmiştir. Bireyin gündelik yaşantısının her anında kullanmasının artık zorunlu hale geldiği dijital teknolojiler, olumlu yanlarının yanı sıra bireyin mahremiyetine yönelik tehditler de oluşturmaktadır. Bu teknolojilerden biri olan sesli sanal asistanlar, ses tanıma ve doğal dil işleme gibi yapay zekâ destekli çalışma sistemleriyle kullanıcılarının sesli komutlarını algılayabilen ve yanıtlayabilen yazılımlardır. Cep telefonları ve ev tipi hoparlörler aracılığıyla hizmet sunabilen sesli sanal asistanlar, bu sayede kullanıcıların daima yanlarında bulundurdukları araçlar haline gelmişlerdir. Bu araçlar ihtiyaç çeşitliliğine bağlı olarak her gün daha fazla geliştirilmektedir ve bunun için kullanıcı verilerine ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada, sesli sanal asistanlar kişisel veri gizliliği yönünden incelenerek, bu teknolojinin kullanımı sırasında yaşanabilecek risklere vurgu yapılmıştır. Kişisel veriye yönelik riskler karşısında kullanıcıların bilinçlenmelerinin öneminden dolayı, çalışma kapsamında İletişim Fakültesi öğrencilerinin sesli sanal asistanlar ve kişisel veri gizliliğiyle ilgili algı, tutum ve farkındalıklarını ortaya koymayı amaçlayan görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerde elde edilen bulgular MAXQDA nitel veri analizi programı ile analiz edilerek kodlara ayrılmıştır. Çalışmanın sonucunda kullanıcıların veri gizliliğine dair bilgisi ile mahremiyet endişelerinin her zaman doğru orantılı olmadığı, kullanıcıların bilgileri olsa da mahremiyet ihlallerini kabul eden, akıllı teknolojileri benimseyen ve kullanmaya devam eden bir tutum benimsedikleri görülmüştür.

GizlilikKişisel iletişimKişisel veri+6
Elçin Köksalan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital toplumda ebeveynlik

Dijitalleşmenin ebeveyn ve çocuk üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkileri vardır. Mevcut çalışma dijitalleşmenin çocuğun değeri üzerine etkisine odaklanmıştır. Çalışmanın amacı, çocuğa ebeveynler tarafından atfedilen değerler ile ebeveynlerin sosyal medyada çocuklarına dair paylaşım yapmalarının altında yatan motivasyonlarının, fenomen anne\baba olma durumu, dindarlık ve eğitim değişkenlerinden etkilenip etkilenmediğini araştırmaktır. Çalışmada nicel veri toplama yöntemi olan anket tekniği kullanılmış ve veriler SPSS ile analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında ebeveynlerin çocuğa atfettikleri değer Kağıtçıbaşı'nın Çocuğun Değeri (2005, 2017) ölçeğiyle, sos-yal medya paylaşımlarının altında yatan motivasyon ise Duygulu (2019) tarafından hazırlanan sorularla ölçülmüştür. Verilerin tek yönlü Anova testi ile analizi sonucunda, dijitalleşmenin bir getirisi olan fenomen anne\baba olma durumunun çocuğun psikolojik değeri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Fenomen olma-yan babalarda ekonomik değer (Ort.= 1,87, SS=0,91) ve sosyal değer (Ort.=2,94, SS=0,93) verme eğiliminin en yüksek oranda olduğu saptanmıştır. Fenomen annelerin ise ekonomik değer (Ort.=1,33, SS=0,60) verme ve sosyal değer (Ort.=2,02, SS=0,74) verme eğiliminin en düşük oranda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal medyada ço-cuk mahremiyetini gözeterek çocuklarına dair görüntü paylaşmama oranı fenomen olmayan babalarda (%80) ve fenomen olmayan annelerde (%56) en yüksek düzeyde olduğu; istismar riski sebebiyle paylaşım yapmama oranı fenomen olmayan anneler grubunda (%28) ve fenomen anneler grubunda (%7,7) en yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. Çocuğun iradesini fenomen babaların (%50) ve fenomen annelerin (%46,2) daha çok gözettiği saptanmıştır. Sosyal medyanın çocuğu metalaştırma eğilimini ölçen maddeyi en yüksek oranda seçme eğiliminin fenomen olmayan babalar (%28,6) ve fenomen olmayan anneler (%16,2) gruplarında olduğu saptanmıştır. Dindarlık seviyesi çocuğa atfedilen değeri etkilemezken (p>0,05); sosyal medya kullanımı ve çocuklara dair görüntü paylaşmama nedenini etkilemektedir (p<0,05). Eğitim seviyesi ile çocuğun ekonomik ve sosyal değeri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0,05). Lise ve altı eğitim seviyesine sahip olan ebeveynlerde ekonomik değer (Ort.=1,96, SS=0,92) ve sosyal değer (Ort.=2,78, SS= 1,01) düzeyi en yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuğun Değeri, Paylaşananababalık (Sharenting), Mahremiyet, Tween, Dijital Ebeveynlik

Dijital toplumEbeveynlerEbeveynlik becerileri+3
Sebihat Tofan
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medyada mahremiyetin dönüşümü: Instagram'da özel alanın sembolik inşası

Bu çalışmada "sunumcular", "moda ve yaşam tarzcıları" ve "makyajcılar" şeklindeki 15 Instagram kullanıcı tiplemesinin sosyal medyadaki kullanım, tutum ve açıklamaları mahremiyet bakımından incelenmiştir. Toplumsal dönüşüm sürecinde Batı'da meydana gelen bir dizi değişiklik mahremiyete etki etmiştir. Yeni teknolojilerin gelişmesiyle toplumdaki değer, inanç ve norm sistemleri değişime uğramıştır. Çalışmada, mahremiyet çerçevesinde modern ve postmodern toplumdaki kamusal ve özel alan tartışmaları incelenmiştir. Ardından sembolik inşa, yeni medya teknolojileri, sosyal medya ve benlik ekseninde irdelenmiştir. Bu kapsamda, belgesel tarama tekniği ile betimsel istatistik ve tarama modelleri kullanılarak 682 Instagram paylaşımı SPSS programı ile analiz edilmiştir. Tiplemelerin mahremiyet ve Instagram kullanımları bakımından yapılan veri analizine göre mekân boyutu açısından kamusal alandaki paylaşımların (%57,2), özel alanda yapılan paylaşımlara (%30,8) ve yarı özel alanda yapılan paylaşımlara (%12) oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Etkinlik türünde en çok boş zaman etkinliği (%62,6) kategorisinde yapılan paylaşımlara rastlanılmıştır. İlişki türünde ise tiplemelerin yalnız bulunduğu görselleri, paylaştığı nesneleri ve manzara fotoğraflarını içeren ilişki yok (%63,5) kategorisinde en çok paylaşımda bulundukları belirlenmiştir. Toplamda 31 bin 418 yorumun incelendiği çalışmada %87,47 oranında olumlu yorum yapıldığı saptanmıştır. Tiplemelerin özelde kendi aralarında ve genelde ise diğer tiplemeler ile ortak sunum ve görünümlere sahip olduğu görülmüştür.

KendilikMahremiyetSosyal dönüşüm+4
Fatma Sena Yaman
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
10
Master'sOpen AccessTR

İslam hukukunda süt akrabalığı–problemler ve çözüm önerileri

Bu tez, İslam hukukunun önemli müesseselerinden biri olan süt akrabalığını, kavramsal, toplumsal ve hukuki boyutlarıyla ele almakta ve doğurduğu fıkhi, sosyal ve ahlaki sonuçları kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Araştırmada, süt akrabalığının evlenme engeli ve mahremiyet hükümleri gibi temel sonuçları detaylı bir şekilde ele alınmış; bu bağlamda Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleri başta olmak üzere klasik görüşler karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirilmiştir. Bu karşılaştırmada, mezheplerin birbirinden farklı yaklaşımları ifade edildiği gibi bunların teorik ve pratik yansımaları ile problemler karşısındaki işlevselliği de ortaya konmuştur. Modern tıptaki gelişmeler ve toplumsal değişimlerden ortaya çıkan mesele ve problemler, süt akrabalığı bağlamında incelenmiştir. Hamilelik dışında süt oluşumu, kasıtsız şekilde süt akrabalığı oluşumu ve farklı inançlara mensup bireyler arasındaki durumlar, inceleme konusu olan meselelerden birkaçı olup hem klasik literatür hem de modern hukuki ve sosyal bağlamda analiz edilmiştir. Bu analizde mezheplerin çözüm sağlayan yaklaşımlarına yer verilmiş; bunun yanı sıra bazı görüşlerin sorunları derinleştirdiği alanlar da tespit edilmiştir. Bu bağlamda, hem teorik çözüm önerilerinin hem de bu önerilerin pratikteki uygulanabilirliğinin tartışılması, çalışmaya ayrı bir derinlik kazandırmıştır. Tezin temel amacı süt akrabalığına ilişkin gerek klasikte incelenmiş olan gerekse güncel değişimlerle ortaya çıkan sorunlara çözüm önerileri geliştirmektir. İslam hukukunun maslahat ilkesine dayalı, aile ve toplumun muhafazasını sağlayacak bir yöntem benimsenmiştir. Bunun yanı sıra, klasik ve modern yaklaşımlar arasında bir köprü kurularak, bu müessesenin günümüz İslami toplumlarındaki yeri ve etkisinin daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir. Bu çalışma, toplumsal ve teknolojik gelişmelerin İslam hukukuna etkilerini göz önünde bulundurmakta, klasik fıkhi bilgiyi günümüz koşullarıyla harmanlayarak pratik ve uygulanabilir çözümler sunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca süt akrabalığı kavramının sadece hukuki değil, aynı zamanda toplumsal ve etik boyutlarını da vurgulamayı hedeflemektedir.

MahremiyetMezheplerProblemler+2
Meryem Ünal
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital gözetim ve mahremiyetin dönüşümü: "The Circle" örneği

Gözetim, geçmişten günümüze kişileri, toplulukları denetlemek ve belirli bir disiplin altında tutmak üzere gözetlenene ilişkin veri akışlarına yönelik bilgiye sahip olmayı sağlayan sistemli takip işlemidir. Dijitalleşme ve ağ teknolojilerinin artışı ile gözetim, izlenen kişinin de gözetleyen olarak aktif bir katılım sağladığı çift taraflı bir eylem halini almıştır. Dijital gözetim, hem toplum ve bireylerin verilerine küresel ve bölgesel asayiş için erişimin sağlandığı hem de fail olarak bireylerin internet teknolojileri aracılığıyla birbirini gözetleyebildiği bir izleme yöntemidir. Bu çalışma, gözetimin dijitalleşme ile değişen anlamını tarihsel bir perspektiften ele alırken sosyolojik olarak mahremiyet kavramının neyi ifade ettiğini ve bu kavramın dijital gözetime bağlı olarak yaşadığı anlam kaymasını incelemektedir. Çalışmanın ilk kısmı, Karl Marx ve Max Weber'in gözetime ilişkin düşünceleri ve Jeremy Bentham'ın panoptikon mimarisi modeli üzerinden gözetim kavramının açıklamasını sunarken bu doğrultuda Michel Foucault'nun gözetime ilişkin düşünce mirası da derinlemesine incelenmiştir. İkinci kısımda ise dijital gözetime ilişkin modellere ve Manuel Castells, Gilles Deleuze, David Lyon ve Zygmunt Bauman gibi düşünürlerin görüşlerine yer verilirken mahremiyet kavramının tarihsel süreçteki yeri, kamusal-özel alan, güvenlik ve risk bağlamında değerlendirilmiştir. Dijital gözetimin içsel ve dışsal boyutu, küresel ölçekte güvenlik stratejileri ve internetteki gözetim, bireysel ölçekte ise sosyal medya ve sanal kimlikler üzerinden açıklanmıştır. Güvenlik amaçlı dijital gözetim teknolojilerinin artışı ile kişisel mahremiyet alanlarının sınırlanması dışında sosyal medya ve sosyal ağlar üzerinden bireylerin kendi mahrem alanlarını açıkça teşhiri dikkat çekicidir. Bu bakımdan çalışmanın analiz kısmında ağırlıklı olarak bireylerin kendi rızası ile teknolojik bazda bir gösteriye feda ettikleri mahremiyetleri çözümlenmektedir. Çalışma, dijital gözetim ve mahremiyet ilişkisinin özünün kavranması amacıyla nitel araştırma olarak tasarlanmıştır. İçerik analizi kapsamında Çember (The Circle) kitap ve filmi incelenerek bireylerin mahrem alanlarının sosyal ağlar üzerinden sunumu açıkça örneklendirilmiş ve mahremiyetin dijital dünyadaki dönüşümü öyküdeki karakterler, teknolojik uygulamalar ve özlü sözler üzerinden ortaya konmuştur. Analiz sonucunda sosyal medya ve internet teknolojilerinin günlük hayattaki yerinin mahremiyetin anlamında bir değişime sebebiyet verdiği ve alenileşme hareketinin her şeyi bilme isteğini artırdığı gözlemlenmektedir. Linç kültürü ve toplumun birbirine yabancılaşmasını tetikleyen bu durum bireylerin kendi isteği ile hayatlarını bir gösteri nesnesine dönüştürmelerine de kapı aralamaktadır. Sonuçlar bağlamında dijital gözetimin mahremiyete olumsuz etkilerinin giderilmesi için sosyal medya ve internet teknolojileri hakkında toplumsal bilinçlenmenin oluşturulması ciddi bir önem arz etmektedir.

Elektronik dönüşümGözetimGüvenlik+6
Pelin Büyükgaga
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mahremiyet ve ınstagram mahremiyetinin insanın yaşam olgusuna etkileri

Mahremiyet kavramı insanlığın var oluşundan beri bir ihtiyaç ve tartışma konusu olagelmiştir. Ait olunan kültür veya zaman göre farklılık gösteren mahremiyet kavramı, teknolojik değişimler ve sanal mecraların bireylerin kullanımına sunulmasıyla birlikte bu alanda yaşanan değişimler ve dönüşümler yapılan çalışmalara konu olmuştur. Bireylerin sosyal ağlara olan ilgisinin beğenilmek, takdir görmek, dikkat çekmek, takip etmek ve edilmek gibi isteklerin karşılanma arzusundan kaynaklandığı olarak açıklanabilmektedir. Sosyal ortamlarda kendini teşhir etme ve teşhir edilenleri gözetleme davranışı bireyler arasında farklılık gösterebilmektedir. Fakat sosyal ağ kullanıcılarının bu ortamlarda neden niçin ne şekilde var oldukları farklılık gösterse de sanal ortamın kullanıcılara sunduğu alternatifler noktasında o ya da bu şekilde tüketici konumundaki bireyler ortak paydada birleşebilmektedir: gözetleme ve gözetlenme. Tüm bunlar ile birlikte mahremiyet anlayışlarında değişme, şeffaflaşma ve yok olma etkileri görülmektedir. Bu bireysel davranışların ve kişide uyandırdığı merak duygusunun, mahremiyet anlayışları üzerindeki etkileri, Instagram platformu üzerinden kişisel varoluş amaçlarını yönlendirme durumları dikkati çekmektedir. Tüm dünya gibi Türkiye'de de oldukça fazla kullanıcı olan sosyal medya araçlarından olan Instagram, bu çalışmada mahremiyet algısı üzerinden ele alınarak kullanıcıların Instagramı ne sıklıkla ve ne zamandır kullandığı, mahremiyet kavramının ne ölçüde bilindiği ya da bilinen ile olması gereken mahremiyet anlayışının neler olduğu üzerine yoğunlaşılmıştır. Fırat Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan öğrenciler ile yapılan anket çalışması, genel tarama modeli ve 5'li likert ölçeği ile ölçümlenmiş sorulara yanıt veren 412 katılımcıya uygulanarak görüşleri alınmış ve SPSS programı kullanılarak elde edilen veriler yorumlanmıştır.

GözetimMahremiyetSosyal medya+3
Özlem Dalkıç Örs
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya, kimlik ve mahremiyet: Geç ergen grupların sosyal medya kullanım alışkanlıklarının Elazığ örneğinde incelenmesi

Bu araştırmanın amacı kimlik, mahremiyet ve sosyal medya kavramları çerçevesinde 15-19 yaş geç ergen grupların sosyal medyadaki kimlik ve mahremiyet kullanım pratiklerini incelemektir. Yapılan çalışmada kimlik kavramı teorik boyutları ile ele alınarak kavramın tarihsel akış içinde nasıl tanımlandığı, günümüzde nasıl yorumlandığı ve bireylerin kimlik inşalarına etki eden önemli süreçlerin neler olduğu çeşitli kuramlar çerçevesinde ele alınmıştır. Örneklemini 15-19 yaş grubu geç ergenlerin oluşturduğu araştırmada, bireylerin kimliklenme süreçlerinin bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık dönemi olmak üzere sınıflandırıldığı ve bu sınıflandırmadaki en önemli dönemin ergenlik süreci olduğu belirtilmektedir. Bireyler ergenlik süreçlerinde yaşadıkları kimlik krizlerini başarılı bir şekilde atlattıklarında yetişkinliğe daha başarılı bir şekilde adım atmış olacaktır. Mahremiyet kavramının bireylerin hayatındaki yerine ve nasıl temsil edildiğine yönelik bulguların elde edildiği araştırmada özellikle ergen gençlerin mahremiyet tutumlarının daha çok aile kavramı üzerinden şekillendiği görülmektedir. Araştırma kapsamında yeni medya kavramı ve sosyal medya platformları ele alınıp bu kavramların bireylerin hayatına nasıl etki ettiği ve bireylerin kullanım alışkanlıklarını ne yönde etkilediği de tartışılmaktadır. 15-19 yaş grubu ergenlerin sosyal mecralardaki kimlik inşaları ve mahremiyet tutumları, ergen gençlerin ilk akıllı cihazlarını edinmeleri ardından başlamıştır. Yaş aralığı dikkate alındığında geç ergen yaş grubunun dijital yaşamın tüm kullanım pratiklerine sahip olduğu ve sosyal medya platformlarını bilinçli bir şekilde kullandıkları görülmektedir. Araştırma Elazığ ilinde yaşayan 15-19 yaş geç ergen grupları kapsamaktadır. Amaçlı örnekleme türlerinden kartopu örnekleme ile seçilen 30 kişiye görüşme formu yaklaşımına göre yarı yapılandırılmış bir form uygulanmıştır. Nitel veriler elde edilirken, betimsel araştırma deseni ve analizi benimsenmiştir ve bu kapsamda görüşme bulguları teorik çerçeve dahilinde betimlenmektedir. Araştıma bulgularından yola çıkılarak ergenlerin dijital yaşam ve temsillerinden hareketle sosyal medyadaki mahremiyet tutumları bilimsel bir çerçeve oluşturularak tartışılmaktadır.

ElazığErgenlerKimlik+4
Yagmur Mutlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Görünürlük uzamlarında kamusallık, denetim, mahremiyet: İstanbul örneğinde kameralı gözetimin sosyo-politiği

Kentsel mekânların kameralı gözetimi risk, korku ve yüksek suç oranları ile karakterize olan çağdaş kent yaşamının hayati bir bileşeni haline gelmiştir. Kameraların kent mekânlarındaki hızlı yayılımı, bazı kriminolojistler tarafından risk yönetimi stratejilerine dayalı yeni bir kriminoloji yaklaşımının göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme, kameraları bir suç önleme enstrümanı olarak seferber etme sürecinde neo-liberal kent yönetiminin gündeme getirdiği kimi gerekirliklerin rolünü dikkate alma yönündeki bir eğilimi de içermektedir. Küresel pazarın yatırımcıları ve tüketicileri için daha cazip bir uğrak haline gelme arayışında kent, güvenli ve istikrarlı bir yer olmaya zorlanmakta ve kameralar, bu türden mekânların gerçekliğinin değilse bile imajının üretilmesinde hayati bir fonksiyon yerine getirmektedir. Kentsel mekânların metalaşması sonucunu da doğuran bu sterilleştirme süreci, sahte kamusallıkların üretilmesinden de sorumlu tutulmaktadır. Kent yaşamına özgü karmaşıklığı yönetme ve farklılıkları bir arada tutma yetisinden yoksun olan çağdaş kent kamusallığı, bir türdeşleşme süreci ile karakterize olmaktadır. Bu durum da, kendi başına, kentsel mekânların kameralı gözetim ile denetlenmesi girişimini anlamlı hale getirmektedir.Bu çalışmada, kameralı gözetimin kent tecrübesi ve daha genelde kentsel kamusallık üzerindeki olası etkiselliğinin araştırılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın kuramsal hareket noktasını, yetkin ifadesini Panopticon'da bulan, bakış ile iktidarı özdeşleştirme eğiliminin eleştirel bir yeniden değerlendirmesi oluşturmaktadır. Söz konusu bağlamda, `bakışın idaresi' çalışmanın anahtar nosyonu olarak öne çıkmaktadır. Buradan hareketle, kamerada temsil olunan bakışın kentsel mekânlara dâhil olma ve bu mekânların haricine düşme biçimleri anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu amaca yönelik olarak gerçekleştirilen alan araştırmasında, İstanbul'da kameralarla gözetlenmekte olan kamuya açık 14 ayrı noktada 469 kişi ile görüşülmüştür. Alan araştırması sonucu elde edilen veriler kameraların mevcudiyetine ilişkin farkındalık, kameralarla gözetleniyor olmanın denetim ve mahremiyete ilişkin içerimleri, bir pratik olarak kameralı gözetimin söylemsel kuruluşu ve güvenlik retoriğinin bu bağlamdaki yeri gibi parametre ve sorunlar esas alınarak analiz edilmiştir.Bu veriler ışığında, kamerada cisimleşen bakışın idaresinde iki faktör özellikle önemli görülmektedir: kameraların anonimlikle karakterize olan mekânlarda konumlandırılmış olması ve güvenlik retoriği. Verilerin analizi; kameraların mevcudiyetinin ona atfedilen belli bir güvenlik işlevi üzerinden onaylandığını, kameraların risk ve güvenlik terimlerine de konu olabilecek anonim mekânlarda konumlandırılmasının uygun görüldüğünü, bununla birlikte kamerada cisimleşen bakışın her halükarda mekânın dışına düşme eğilimi taşıdığını ve özellikle veri güvenliği ile ilgili endişelerin cari olduğunu ortaya koymuştur. Bunlara ilaveten, suiistimal endişesi ile güvenlik retoriğinin görece naif olmayan bir alımlanışı arasında ve yine suiistimal endişesi ile yasal/hukuki düzenlemeye yönelik talepte bulunma arasında pozitif yönlü korelasyonlar saptanmıştır. Yasal/hukuki düzenlemeye yönelik taleplerin de kameraların mekânsal dağılımından ziyade görüntü verilerinin güvenliğine ilişkin olduğu görülmektedir. Mekânların anonimliği ve güvenlik retoriğinin yanı sıra, veri güvenliği ve verilerin kullanımını düzenleyen mekanizmaların da kamerada temsil olunan bakışın indirgenemez hariciliğinin telafisinde önemli bir işlev üstleneceği anlaşılmaktadır. Kamerada temsil olan bakışın kentsel mekânlara dâhil olması ve kent tecrübesinin bir bileşeni haline gelmesi, onun idare edilebilirlik kapasitesi ile ilgilidir.Anahtar Kelimeler: Kameralı gözetim, kentsel kamusallık, denetim, mahremiyet, bakışın idaresi, kentsel mekân, kent tecrübesi, güvenlik

DenetimDenetim alanıGözetim+12
Ayşe Mermutlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel değişim sürecinde giysi alışkanlıklarının mahremiyet açısından incenlenmesi (Kazakistan-Türkiye örneği)

``Kültürel Değişim Sürecinde Giysi Alışkanlıklarının Mahremiyet Açısından İncelenmesi'' için yapılan araştırmanın amacı; Ülkelerin kültürel değerlerin korunması, giysi alışkanlıklarının belirlenmesi, kültürün ve kültürel etkileşimin öneminin vurgulanması ve toplumların kendilerine ait giyim kültürünün ortaya çıkarılmasında mahremiyet kavramın ne derece etkili olduğunu belirlemektir.Araştırmanın evrenini, Kazakistan'ın Astana şehrinde ve Türkiye'nin Ankara şehrinde müslüman olan 22 ? 45 yaş arasındaki 768 ( Türkiye 384- Kazakistan 384) kadın oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına alınan 22-45 yaş arası olan kadınlara anket formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler önce herhangi bir değişkene bağlı kalmaksızın analize tabi tutulmuş frekans tabloları hazırlanmıştır. İkinci aşamada belirlenen alt problemlere ilişkin bazı değişkenler arasında ilişki olup olmadığını ölçmek amacıyla tek yönlü (ANOVA) varyans analizi sonuçları yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre;Mahremiyet etmenlere ilişkin olarak; Türkiye'li kadınlar Kazakistan'lı kadınlara göre daha fazla muhafazakâr görüş bildirmişlerdir. Türkiye ve Kazakistan'daki kadınların mahremiyet değerleri açısından giysi seçimlerini etkileyen faktörler, giyim tarzı, kadınların giyim anlamı, eğitim ve medeni durumları açısından farklılık gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye'de yaşayan kadınlar mahremiyet açısından giysi alışkanlıkları, tutumları ve davranışları günlük hayatlarında, iş yerlerinde, tatilde ve özel günlerinde açık tarzdaki giysileri hiçbir zaman giyinmediklerini ifade etmişlerdir. Kazakistan'da yaşayan kadınların günlük hayatlarında göğüs dekolteli (yakalı) ve sıfır kollu giysileri nadiren giyinmekte oldukları ortaya çıkmıştır. İş yerlerinde açık tarzdaki giysileri hiçbir zaman giyinmediklerini ve tatilde açık tarzdaki giysileri nadiren ve her zaman sıklığında giyindiklerini ifade etmişlerdir. Özel günlerde açık tarzdaki giysileri her zaman giyindikleri gözlenmişken sırt dekolteli ve kısa strapless (askısız) tarzındaki kıyafetleri hiçbir zaman giyinmedikleri sonucuna ulaşılmıştır.Sosyo-psikolojik ve İnanç etmenlerine ilişkin olarak; Her iki ülke kadınlarının sosyo-psikolojik ve inanç değerleri açılarından giysi alışkanlıkları, tutum ve davranışlarında benzer görüşlere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.Kültürel etmenlere ilişkin olarak; Türkiye ve Kazakistan'daki kadınların kültürel değerleri açısından giysi seçimlerini etkileyen faktörler, medeni durum, aylık geliri ve sosyal konumlarının açısından farklılık gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır.

KadınlarKazakistanKültür+3
Almagul Zhumagaziyeva
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00

Related subjects