Mobile phone

142 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de faaliyet gösteren mobil operatörlerin pazar paylarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Küreselleşmenin getirdiği değişim ile insanların yaşam biçiminin yanında iletişim biçimlerinde de değişiklikler görülmektedir. Müşterilerin yeni teknolojilere ilgi ve taleplerinin her geçen gün artmasıyla mobil iletişim sektöründe hızlı bir değişim ve günden güne artan ihtiyaca yönelik gelişmeler yaşanmaya başlanmıştır. Telekomünikasyon sektöründe hizmet veren operatörler, gün geçtikçe büyüyen bu pazardan mümkün olduğunca fazla pay almaya çalışmaktadır. Türkiye'de mobil ses hizmetleri yaygın olarak birçok tüketici tarafından kullanılmaktadır. Türkiye'deki toplam GSM operatörü abone sayısı 15-64 yaş arası nüfustan fazladır ve ses hizmetlerinin penetrasyonu %90 seviyelerindedir. Bu çalışmada, Ocak 2008 ile Aralık 2012 arasındaki dönemde açıklanmış olan halka açık pazar verilerinden faydalanılmıştır. Veri setinde; abonelik düzeyleri, kullanıcı başına ortalama gelir (ARPU), ortalama sesli iletişim dakikası (MOU), müşteri kayıp oranları ve yatırım seviyeleri yer almaktadır. Çalışmada amaç mobil ses hizmetlerine olan talebi etkileyen faktörleri incelemektir. Daha farklı ülkelerde yapılmış çalışmalara benzer olarak 1994 yılında Berry`nin kullandığı Discrete-Choice Model'den faydalanılacaktır. Anahtar Kelimeler: Mobil telekomünikasyon; Pazar payı tahmini, Fiyat elastikiyeti; Ağ etkisi; Panel veri; Berry (1994) model

Cep telefonuFiyatMobil pazarlama+4
Merve Güven
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Fransızca ve Türkçede akıllı telefon bağlamında yeni sözcük kullanımına (Neolojizm) yapısal bir yaklaşım

Neoloji, dilbiliminin üç dalı ile ilgilidir: anlamsal yönüyle sözcükbilimi, yapısal yönüyle biçimbilimi, toplum tarafından kelimenin kabul ve kullanım süreçleriyle ilgili toplum dilbiliminin araştırma sahasına girer. Neolojinin konusu olan neolojizm ise; ortaya çıkan yeni bir gösterilen (anlam) için yeni bir gösterenin üretilmesi şeklinde tanımlanabilir. Gerçekten, bilim ve teknolojinin sürekli gelişmesi yeni kavramların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Hem dilsel ve hem de toplum dilsel boyutları olan bu hadisenin en iyi gözlemlenebileceği alan, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin günümüzde en hızlı ve yoğun olarak yaşandığı mobil teknolojileridir. Bu nedenle, bu çalışmada akıllı telefonlarını kullanma kılavuzları veri tabanı kabul edilerek Fransızca ve Türkçedeki neolojizmler yapı bakımından karşılaştırılmıştır. Çalışmada dilin içyapısına bağlı olarak Fransızca ve Türkçede sözcüksel anlamda değişimin nasıl gerçekleştiği, bununla birlikte toplum dilbilimsel etkenlerin dilin zenginleşmesine nasıl etki ettiği sorunsalına cevap aranmıştır. Çalışmada ilk olarak dilbiliminin iki yeni sahası olan neografya (yeni kelimenin sözlükleşme süreci) ve neoloji (yeni kelime yapma yöntemi) konuları ele alındıktan sonra, konunun kuramsal çerçevesi çizilerek, neolojizmin nedenselliği ve neolojizmlerin belirlenmesi ile ilgili bilimsel yaklaşımlar ve kuramlar değerlendirilmiştir. Nicel araştırma yönteminin benimsendiği bu çalışmada, veri tabanından elde edilen veriler, oluşturulan sayısal ispata dayalı araştırma modeli çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bunun için farklı dört telefon markasının (Samsung, Sony, Vestel, Wiko) kullanma kılavuzları veri tabanı kabul edilerek tespit edilen neolojizmlerin iki dildeki (Fransızca, Türkçe) yapısal ve sayısal durumları, çıkış sebepleri ile sözlükleşme sürecinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Elde edilen veriler, Türkçe neolojizmlerin Fransızca neolojizmlerden daha fazla olduğunu göstermektedir. Diğer taraftan, İngilizceden Fransızcaya ödünçlenen kelime sayısının İngilizceden Türkçeye ödünçlenen kelime sayısından daha az olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, her iki dilde kısmi ödünçlemelerin tam ödünçlemelerden daha fazla olduğu görülmektedir. İki veya daha fazla kelimenin bir araya gelmesiyle oluşturulan neolojizmler diğer türetme yöntemlerinden daha sık başvurulan bir biçim olarak karşımıza çıkmaktadır. Fransızca ve Türkçede sayısal olarak iki addan oluşan ve ad olan neolojizmler diğer türetme şekillerinden daha fazladır. Kendine özgü (diğer dillerde bulunmayan veya kullanılmayan) türetme şekilleri en fazla Fransızca kullanma kılavuzlarında tespit edilmiştir. İncelenen metinlerdeki neolojizmlerde İngilizce ve Türkçe yapısal benzerliğin Fransızca Türkçe yapısal benzerlikten daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Kelime sayısı açısından tek kelimeden oluşan en fazla neolojizm Fransızcada, iki kelimeden meydan gelen neolojizmler Türkçede, üç kelimeden oluşan en fazla neolojizmler İngilizcede saptanmıştır. İki dildeki neolojizmlerin durumlarının yapısal bağlamda ve sözlüğe giriş süreçleri olarak farklı olması birçok nedene bağlanabilir, fakat genel olarak dilin kendi içyapısı ve dışsal yani toplumsal nedenlerden dolayı bu farklılıkların meydana geldiğini söylemek mümkündür.

Cep telefonuFransızcaMobil teknoloji+3
Zehra Şafak
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel marka konumlandırmasında metin madenciliği yaklaşımı ile algılama haritalarının oluşturulması: Cep telefonu sektöründe bir uygulama

Algılama haritaları, işletmelerin stratejik pazarlama bağlamında marka konumlandırma kararları verirken marka ve rakiplerinin tüketici zihninde nerede ve nasıl konumlandığını en etkili şekilde gösteren görsel diyagramlardır. Algılama haritalarında yer alan markalar, tüketicilerden toplanan veriler ile konumlandırılmaktadır. Bunun için tüketicilerin algılama haritalarına konumlandırılacak markalar hakkında görüşlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Geleneksel pazarlama araştırması (anket, odak grup görüşmesi vb.) ile elde edilen bu veriler ile algılama haritaları kolaylıkla oluşturulabilmekteyken bu yöntemlerin zaman alıcı ve yönlendirici olması çoğu kez haritadaki marka konumlarını doğru bir şekilde yansıtmamaktadır. İşletmelerde dijital dönüşümün başlaması e-ticaret alanında da birtakım yenilikleri getirmiş, bu ortamlarda tüketicinin aktif rol oynamasına yol açmıştır. Bu sayede tüketicilerin çevrimiçi platformlarda ürün ve markalar hakkında yaptığı yorumların sayısında bir birikim meydana gelmiştir. Çevrimiçi platformlardaki tüketicilerin mal ya da hizmet deneyimine yönelik belirttiği görüşler, hem işletmeler hem de diğer tüketiciler için önemli bir kaynak haline gelmiştir. Bu çalışmada e-ticaret sitelerinde yer alan tüketici yorumlarının değerli bilgi kaynakları olduğu görüşünden hareketle algılama haritaları oluşturulmuştur. Cep telefonu sektöründe yer alan küresel markalar hakkında e-ticaret sitelerinden toplanan yorumlar metin madenciliği yöntemini de içine alan fikir madenciliği teknikleri ile incelenmiştir. Esasen çalışma, fikir madenciliği ve algılama haritaları tekniklerini birleştiren bir yöntem sunmaktadır. Çalışmada tüketici yorumları incelenen markalar arasında Huawei birçok özellik açısından olumlu düzeyde algılanmaktayken, iPhone'un ses ve işlemci özellikleri hariç rakiplerine göre kötü düzeyde algılandığı sonucuna ulaşılmıştır. Xiaomi kamera, performans, ekran özelliklerinde olumlu; ses, fiyat, tasarım özelliklerinde olumsuz düzeyde algılanmıştır. Oppo marka telefon modeli diğer özellikleri arasından fiyat ve performans ile ön plana çıkmaktayken kamera özelliği açısından kötü performans verdiği şeklinde görüşlere sahip olmuştur. Son olarak General Mobile marka telefon modeli tüm özellikler için tüketici zihninde ortalamaya yakın fakat rakiplerine göre yetersiz noktada konumlanmıştır. Fikir madenciliği (Duygu Analizi) yöntemiyle incelenen müşteri yorumlarından çıkan sonuç, algılama haritalarında kullanılan bu tekniğin şirketlerin yeni konumlandırma kararları vermesi ve etkili pazarlama stratejileri geliştirmesinde doğru bir sonuç verebileceğini göstermektedir.

Algılama haritalarıCep telefonuFikir madenciliği+3
Hale Tuğçe Altunay
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da bir grup ergen üzerinde cep telefonundan ayrı kalma korkusu (Nomofobi), bağlanma özellikleri, ruhsal ve davranışsal sorunlar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Nomofobi, bireylerin cep telefonlarıyla temaslarını kaybettiklerinde ortaya çıkan yoğun duygusal sıkıntı olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı bağlanma özellikleri, ruhsal ve davranışsal sorunlar ve nomofobi arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çalışma İstanbul'daki üç liseden gönüllü 819 ergen (%46 erkek, n = 379; % 54 kadın n = 440) ile yürütülmüştür. Katılımcılara uygulanan anketler, Nomofobi Anketi (NMP-Q), Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) ve Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteridir (EABE). Ergenler, NMP-Q puanlarına göre, nomofobinin hafif, orta ve ciddi derecesine göre gruplandırılmıştır. EABE ve GGA puanları tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile karşılaştırılmıştır. Kategorik değişkenler ki-kare testi ile karşılaştırılmıştır. Ölçekler arası ilişkiyi belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelayon Analizi yapılmıştır. Bağlanma puanlarının ve ruhsal ve davranışsal sorunların NMP-Q düzeylerinde öngörülebilirliği çok değişkenli doğrusal regresyon analizi ile test edilmiştir. Katılımcıların % 34.3'ü (n = 281) hafif, % 55.4'ü (n = 453) orta, % 10.4'ü (n = 85) ciddi nomofobi derecesinde çıkmıştır. Anne ve babanın bağlanma puanları anlamlı derecede düşük, yabancılaşma puanları ciddi nomofobi grubunda orta ve hafif derecede nomofobi grubuna göre anlamlı derecede yüksektir (p <0.05). Ergenlerin GGA toplam sorun puanları, davranış sorunları, duygusal sorunları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite alt ölçeği puanları ciddi nomofobi grubunda orta ve hafif derecedeki nomofobi gruplarına göre anlamlı derecede yüksek çıkmıştır (p <0.05). Korelasyon analizine göre, toplam NMP-Q skorlarının, ergenlerin GGA toplam sorun puanlarıyla (r = 225) pozitif korelasyon gösterdiği ve anne bağlanma toplam (r = -121) ve baba bağlanma toplam (r = -122) puanları ile negatif korelasyon gösterdiği ortaya çıkmıştır, EBAE (p <.0.01). Çoklu doğrusal regresyon analizinde ise, tüm alt ölçekler analiz edilmiş ve EABE'nin anne ve baba bağlanma toplam puanları, baba iletişim puanı (p <0.05) ve anne yabancılaşma puanı (p <0.05), nomofobi puanlarını önemli ölçüde etkilemektedir. GGA ergen toplam sorun puanı (p <0.05) ise nomofobi puanlarını önemli ölçüde etkilemede anlamlılığa yaklaşmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, hem akademik hem de klinik alanda nomofobisi olan ergenleri değerlendirirken bağlanma özelliklerine, ruhsal ve davranışsal sorunlara odaklanmanın önemli olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Cep telefonundan ayrı kalma korkusu(Nomofobi), Ruhsal ve Davranışsal Sorunlar, Ergenlik.

Ayrılık kaygısıBağlanmaCep telefonu+6
Büşra Bayrak
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite okuyan genç yetişkinlerin mobil telefon yoksunluğu korkusu (nomofobi) ile kişilik tipleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Günümüzde gelişen teknoloji, bazı bağımlılıkların hayatımıza girmesini sağlamıştır. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeyleri ile kişilik tipleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırma modeli, ilişkisel tarama modelidir. Araştırmanın örneklemi İstanbul Aydın Üniversitesi öğrencileri olarak belirlenmiştir. Araştırma 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde yapılmış olup, 3. ve 4. sınıf okuyan 300 üniversite öğrencisine ölçekler uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak, Yıldırım vd. (2015) tarafından uyarlanmış Mobil Telefon Bağımlılığı Ölçeği ve Tomrukçu (2008) tarafında uyarlanmış olan Beş Faktörlü Kişi Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-test, varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; Üniversite öğrencilerin nomofobik durumları ile dışa dönük kişilik puanları arasında pozitif zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=.232, p<.001). Üniversite öğrencilerin nomofobik durumları ile uyumluluk kişilik puanları arasında pozitif orta bir ilişki bulunmuştur (r=.461, p<.001). Üniversite öğrencilerin nomofobik durumları ile sorumluluk kişilik puanları arasında pozitif zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=.230, p<.001). Üniversite öğrencilerin nomofobik durumları ile duygusal denge kişilik puanları arasında negatif zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=-.2184, p<.001). Üniversite öğrencilerin nomofobik durumları ile gelişime açıklı kişilik puanları arasında pozitif zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=.255, p<.001). İlerideki araştırmalarda, nomofobinin ortaya çıkmasında kişilik özelliklerinin nasıl etkilediğine yönelik nitel araştırma yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Nomofobi, Akıllı Telefon Bağımlılığı, Kişilik, Bağımlılık

Cep telefonuKişilikKişilik tiplemeleri+2
Hatice Öz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessAR

تصميم تطبيق في الهاتف المحمول لتنمية المفردات اللغوية للدارسين الناطقين بغير العربية

The aim of this study is to facilitate learning and enhancing arabic vocabulary for non-Arabic learners through a mobile application. The study follows a descriptive approach in describing the arabic vocabulary applications, defining criteria, describing the components of the application, and the analytical approach for evaluating these applications and their analysis of the results of evaluation, in addition to the developmental approach of the researcher to design the application according to the general model of instructional systems design (ADDIE). The sample consisted of four applications for learning arabic vocabulary, which were chosen according to the criteria defined by the study. In order to design and evaluate these applications, the researcher developed a questionnaire for the study in order to identify the application design criteria for enhancing arabic vocabulary for non-Arabic learners. The questionnaire consisted of six axes, nine criteria and fifty eight indicators. The study also identified Vocabulary learning strategies of learning arabic vocabulary for non-Arabic learners. It also determined the criteria for the application design that is required to help non-Arabic speakers to learn arabic vocabulary easily, but the results of the study showed that the evaluated applications didn't meet these criteria, therefore the researcher developed a mobile application for enhancing arabic vocabulary for non-Arabic students, in addition to determining its components. According to these results, the study presented a set of recommendations such as: Facilitating learning, memorizing and enhancing Arabic vocabulary among non-Arabic learners through vocabulary learning applications. It also recommended developing other applications for learning vocabulary, sounds and sentence structures in addition to improving language skills of all levels in light of the standards prepared by the study. It also recommended the need for cooperation between educators and specialists in teaching Arabic to non-native speakers with the help of educational technology experts and educational application designers in building these applications. The study also suggested a number of ideas including: conducting evaluation studies for a greater number of applications according to the specified standards, and identifying the strengths and weaknesses of them as well as studying the effectiveness of the application in developing and enhancing the arabic vocabulary for non-Arabic learners with beginner level, in addition to learners and teachers attitude towards the application.

Abdulrahman Mohsen Mohammed Alhossaıny Hassan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of advertisement appeals on consumer purchasing intention of smartphones in Turkey

Advertising is a form of communication that attempts to influence the behavior of a defined target audience. Any message developed and placed with the ultimate intention of persuading a group to take a specific action (such as buying a product) can be considered an advertisement. There are different tactics that use for advertising like advertisement media, advertisement message, advertisement appeals, etc. In the current study focused on the advertisement appeal and its effects on the consumer purchasing intention in the smartphones market of Turkey. Most common type of advertisement appeals are emotional appeal, humor appeal, rational appeal, and fear appeal. All these factors formed the basis of this study where the effect of these factors was evaluated on the consumer purchase intention (consumer buying behavior) of smartphones market in Turkey. In order to do this research, the data was collected from smartphones users in Turkey. To analyze the relationship between dependent and four independent variables, structural equation model (SEM) and confirmatory factor analyze (CFA) were used in SPSS version 21 and SPSS AMOS version 22. The result of this research showed which fear and rational appeals in advertisement don't have any impact on the smartphones users' purchase intention in Turkey, whereas emotional and humor appeals have impact on the Turkish smartphones consumers purchase intention. Keywords: Advertisement appeals, Emotional appeal, Humor appeal, rational appeal, Fear appeal, consumer purchase intention.

Mobile phoneHumor appealEmotional appeal+7
Ahmad Saeıd Sadat
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Y kuşağının prototipik markalara karşı marka güveni ve marka farkındalığı üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı prototipik marka olarak belirlenen akıllı cep telefonu markasına ilişkin Y kuşağı kullanıcılarının marka güveni ve marka farkındalılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemek üzerine temellendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Y kuşağı ve prototipik markalar ikinci bölümünde marka güveni ve marka farkındalığı kavramları ele alınmıştır. Tüm bu kavramlar ile ilgili literatür çalışması gerçekleştirilmiş ve araştırmaya konu olacak temel özellikleri belirten başlıklar belirlenerek, araştırmanın amaçlarına yön verecek teorik içerik oluşturulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, Y Kuşağının Apple markalı cep telefonuna karşı marka güveni ve marka farkındalığı araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Y Kuşağı, Prototipik Marka, Marka Güveni, Marka Farkındalığı.

Cep telefonuFarkındalıkMarka+3
Elif Karagöz Üstün
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Cep telefonu kullanıcılarının mobil reklamlara karşı tutumlarını etkileyen faktörler üzerine bir araştırma

Teknolojinin her alanındaki ve mobil iletişimdeki hızlı gelişmeler ve değişmeler, aynı zamanda mobil pazarlamada da birçok yeniliğe sebep olmuştur. Mobil telefonların kullanımının yaygınlaşması ve mobil pazarlama yenilikleri eskiye göre tüketiciye daha kolay ulaşabilme sağlar. İşletmeler pazarlamada bu hızlı kanalı tüketicilere ulaşmak için tercih ederler. Ayrıca mobil pazarlama müşteri ilişkileri yönetimi açısından da önemli bir kanaldır.Elbette mobil pazarlamanın başarıya ulaşması için en önemli faktörlerden biri cep telefonu kullanıcılarının mobil pazarlamaya karşı tutumlarının nasıl olduğudur. Mobil reklamlara karşı tüketici tutumları nasıl oluşur? En önemli faktörler nelerdir? Demografik faktörler mobil reklamlara karşı tutumu etkiler mi?Bu çalışmada cep telefonu kullanıcılarının mobil reklamlara karşı tutumları araştırılmıştır. Önce kavramsal çerçeveyi hazırlanmış ve son olarak da hipotezler istatistiki açıdan test edilerek sonuçlara yer verilmiştir. Çalışmanın sonuçlarının mobil pazarlama uygulayan işletmelere yararlı olması umulmaktadır.

Cep telefonuMobil pazarlamaMobil reklam+3
Aybike Sert
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin problemli mobil telefon kullanımının utangaçlık ve sosyal anksiyete ile ilişkisinin incelenmesi

Genel olarak gelişim kuramcıları çocukluk yıllarından sonra gelişimin en önemli olduğu dönemin ergenlik yılları olduğu üzerinde birleşmektedirler. Günümüz de bilgisayar teknolojisinden sonra gelen cep telefonu teknolojisi, iletişim teknolojileri içinde en fazla gelişme gösteren mobil iletişim biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ergenlerde sosyal kaygı, utangaçlık ve problemli mobil telefon kullanımı arasındaki ilişkinin incelemesidir. Bu çalışmaya, 2013-2014 öğretim yılında İstanbul Başakşehir Anadolu Lisesi, 10. Sınıf'ta öğrenim gören öğrencilerinin tümü dâhil edilmiş, içerme ölçütlerine uyan 512 öğrencilik gruba sosyodemografik form, Problemli Telefon Kullanımı Ölçeği, Utangaçlık Ölçeği ve Ergenlerde Sosyal Kaygı Ölçeği uygulanmıştır. 239'u erkek, 261' kız toplam 500 öğrencinin sonucu geçerli kabul edilmiştir. Yapılan çalışma da ergenlerin mobil telefonu kullanım önceliklerin de sosyal paylaşımın (facebook, twitter) ilk sırada, doğrudan arama yapma, SMS gibi iletişim yöntemlerinin ikinci plan da olduğu belirlenmiştir. Erkek öğrenciler ikinci öncelik olarak oyunu tanımlamışlardır. Problemli Telefon Kullanımı Ölçeği sonuçları cinsiyetler arası, sınıf tekrarı olup olmaması, ebeveyn ile birlikte yaşama durumundan etkilenmediği ancak aile geliri düşük olanlarda ve sosyal paylaşımı daha fazla kullananlarda yüksek olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizlerinde her iki cinsiyette de utangaçlık skorları problemli telefon kullanımı ile ilişkili bulunurken, sosyal anksiyete ve yakın arkadaş sayısı ilişkili bulunmamıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğrenciler arasın da mobil telefon kullanımı oldukça yaygındır. Utangaçlık düzeyinin ve sosyal paylaşım sitelerini kullanımın utangaçlıkla ilişkili olduğu ancak doğrudan sosyal kaygının problemli telefon bağımlılığı ile ilişkili olmadığı saptanmıştır. Bu sonuçlardan ergenlerin mobil telefon kullanımı ile ilgili risk altında olduğu gözlemlenmiştir.

Cep telefonuErgenlerErgenlik+3
Sinem Deniz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Mobil uygulamaların grafik arayüzlerindeki ikonların incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, günümüz mobil uygulamalarının arayüzlerinde kullanılan ikonların, uygulamanın kullanımına etkilerinin incelenmesidir. Günümüz mobil uygulamalarında kullanılan ikonlar; soyutlama, renk kullanımı, çözünürlük ve birbirleri ile olan uyumları yönleri ile incelenmiş, arayüzün anlaşılabilirliği, okunabilirliği ve evrenselliğine etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma; mobil uygulamalar, mobil arayüzler ve grafik tasarım yönü ile ikonlara yönelik literatür taramasından oluşan bölümlerle birlikte, seçilen mobil uygulamaların arayüzlerinde kullanılan ikonların incelendiği uygulama bölümünden oluşmaktadır. Mobil Uygulamalar bölümünde mobil cihazların tanımı, mobil işletim sistemleri ve mobil cihazlar üzerinde kullanılan uygulamaların özellikleri açıklanmıştır. Mobil Arayüzler bölümünde grafik arayüzün tanımı, grafik arayüzün öğeleri ve ana arayüz öğeleri açıklanmıştır. İkonlar bölümünde ikonların tanımı, türleri, önemi ve kullanıcı üzerindeki etkileri açıklanmıştır. Uygulama bölümünde, rastgele yöntemle seçilen Android ve IOS uygulamalarının arayüzleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: İkon, mobil arayüz, mobil uygulama, grafik tasarım

ArayüzlerCep telefonuGrafik tasarımı+6
Leyla Artuk
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı cep telefon kullanıcılarının marka imajı ve marka aşkı arasındaki ilişkiler

Günümüzde artan rekabet ortamında, üreticiler ve tüketiciler için marka başlı başına çok önemli bir kavram haline gelmiştir. Marka aslında çok eskilere dayanmaktadır ve geçmişten bu yana birtakım araç gerecin birbirinden ayırt edilmesi için verilen semboller vardır ve bu markalama yöntemi antik çağa dayanmaktadır. Günümüze gelecek olursak insanlar marka ve markanın özellikleriyle daha da fazla ilgilenmektedirler. Özellikle teknoloji çağının ve sosyal medyanın yaygın olduğu zaman dilimi içinde markanın kendini ortaya koyması bir yandan zor iken bir yandan da kolay hale gelmiştir. Tüketiciler markaları artık daha yakından ve daha kolay bir şekilde tanıyabilmektedir böylelikle bu markalara ilgi, sempati ve birçok duyguyu barındırarak aşk duygusuna yakın bir bağ oluşturmaya başlamışlardır. Marka aşkı günümüzde daha yeni yeni ortaya çıkan bir kavram olmasına karşın ilerde daha çok duyulacak önemli kavramlardan biridir. Markaların imajı ise başlı başına önemli bir konudur çünkü markanın isminden çok yarattığı algı daha da önemlidir. Markayı ayırt edici kılan özelliklerinden biri tüketicilerde bıraktığı algıdır ve bunun devamlılığının sağlanabilmesi için bıraktığı olumlu geri dönüşler çok önemlidir. Burada marka imajının büyük bir etkisi ve görevi vardır. İki önemli kavram olan özellikle daha yeni yeni duyulmaya başlayan marka aşkı konusu ile marka imajı kavramı bu çalışmada ele alınmıştır. Bu araştırma, akıllı cep telefon kullanıcılarının marka imajı ve marka aşkı arasındaki ilişkilerini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Oluşturulan anketler, çalışan insanlar üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada tesadüfî oransız küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu evren içinden tesadüfi belirli sayıda ve farklı demografik özelliklere sahip kişiler değerlendirmeye alınmış ve örneklem grubu oluşturulmuştur. Araştırma örneklemin de 200 katılımcı hedeflenmiş 175 katılımcıya ulaşılmıştır. Marka aşkı ile marka imajı değişkenleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Marka, Marka Aşkı, Marka İmajı.

Cep telefonuMarkaMarka aşkı+1
Tuğçe Derin
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Do mobile money savings play a moderating role for financial inclusion in Ghana?

In recent years, financial inclusion has become one of the main concern for policy makers especially in emerging markets across the world. Researchers have expressed different opinions on the most effective way to achieve this goal. In this regard, one tool thus far, that has proven to be effective is mobile money for which African region leads the world. This study investigates the impact of mobile money on the savings behavior of users in Ghana in the light of the Life-Cycle-Hypothesis. Originality: Most studies in this field are based on the Technology Adoption Model (TAM) or its variants. We deviate from this approach to explore specifically the factors that influence the savings behaviour of mobile money users and the extent to which it helps people to save by conducting a questionnaire. To the best of our knowledge, this is the first study of this nature held for a West African country. Findings: The findings of the study reveal that mobile money has significant influence on the savings behavior of users in Ghana. The results also show that demographic attributes such as age, marital status, risk aversion, as well as the availability (access to) of formal financial institutions and products are the major drivers of savings behavior of mobile money users in Ghana. Practical Implications: The findings of the study will be of significant use to policy makers who seek to increase economic growth through financial inclusion. It will also serve as a guide to regulators of financial institutions and mobile network operators to create a fair level playing field to enable more people to reach financial services in a an easier and convenient way. Keywords: Mobile Money; Ghana; Africa; Financial Inclusion; Banking; Mobile Phone

BankingBanking sectorMobile phone+5
Mohammed Andanı Husseın
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the impact of mobile telecom service characteristics on consumer satisfaction in Uganda

The Servqual literature has been afloat in academics not until when there was need for a contextual study to be carried out. The need for a contextual study is to address country specific phenomenon's that have not been addressed by various studies in academia. Telecom companies have been in existence for a long-time enabling people to communicate even within different geographical locations. However, there has been a wide swing in the development and within subscription numbers in this sector because of some reasons. Given that this study is driven towards the context of Uganda, it is evident that there have been many telecom companies entering and leaving the country. Customer satisfaction is one of the odds that have placed these companies on the wall forcing many to either improve or rather prepare for an exit. For such reasons, the objective of this study is to analyse current practices and research regarding consumer buying behaviour, and to find out whether customers of mobile telecom services in Uganda are satisfied using Servqual model as an assessment tool. The study used quantitative survey with a sample of 511 respondents from Uganda. Data of this study was collected using an online survey method and analysed with SPSS version 21. Data was then empirically tested using regression modelling technique to test the model. The results from the analysis suggest that Servqual model positively influences customer satisfaction within the context of urban Uganda. The study also suggests that reliability, responsiveness, and empathy are highly ranked by those living in urban Uganda.

Mobile phoneService qualityCustomer satisfaction+3
Fawz Manyaga
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet ve akıllı telefon bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasındaki ilişkinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi

İnternet ve akıllı telefon bağımlılığı gelişen teknoloji ile birlikte psikoloji alan dizininde sıklıkla incelenen konuların başında gelmiştir. Sürekli internet ve akıllı telefon başındaki bireyler toplumdan uzaklaşmakta ve yalnızlaşmaktadır. Bu durum bireylerin kendilerine olan saygılarında da azalmaya neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı akıllı telefon ve internet bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlerce incelenmesidir. Bu amaçla yürütülen çalışmaya 137'si kadın ve 93'ü erkek olmak üzere 230 kişi katılmıştır. Katılımcılara içeriğinde; demografik veri formu, akıllı telefon bağımlılığı ölçeği, Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve UCLA (University of California, Los Angeles) Yalnızlık Ölçeği'nin bulunduğu anket formu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda akıllı telefon bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasında anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Aynı şekilde internet bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasında da anlamlı ilişki bulunmuştur. Diğer yandan katılımcıların ölçek puan ortalamalarının yaş, medeni durum, eğitim durumu gibi demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. İnternetin kişi için önemi, benlik saygısı puanı ve yalıtılmışlık hissi akıllı telefon bağımlılığı için yordayıcı faktörler olarak bulunmuştur. İnternet bağımlılığı için internetin kişi için önemi, benlik saygısı puanı, yaş ve yalıtılmışlık hissi yordayıcı özellik göstermektedir.

BağımlılıkBenlik saygısıCep telefonu+7
Mehmet Utku Tohumcu
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mobil telefon kullanım süresi ve ekran bağımlılığının kardiyovasküler risk faktörleri üzerine etkisi

Bu çalışmada mobil telefon kullanımı ve ekran bağımlılığının olumsuz faktörlerinin, kardiyovasküler sistem üzerine etkilerini araştırmak amaçlandı. Çalışmaya 18-35 yaş arası, İstanbul ilinde ikamet eden 61 katılımcı (kadın=32 erkek=29) dahil edildi. Çalışmamıza katılan bireylerin yaş ortalamaları 25'ti. Katılımcıların demografik bilgileri, hazırlanan sosyodemografik değerlendirme formu ile toplandı. Katılımcılar Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Form, Çoklu Ekran Bağımlılığı Ölçeği, Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği-Kısa Form, Framingham Risk Skoru Değerlendirmesi ölçeklerini doldurdular. Bireylerin son 3 ay içinde yaptırdıkları kan değerleri kaydedildi. Yapılan analizlerde, anketler arasındaki ilişki incelendiğinde Çoklu Ekran Bağımlılığı Ölçeği ile Günlük Ortalama Telefon Kullanım Süresi (p=0,009) ve Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (p=0,000) arasında anlamlı ilişki bulundu. Framingham Risk Skoru Değerlendirilmesi Ölçeğinin, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği, Çoklu Ekran Bağımlılığı Ölçeği ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçekleri ile arasında anlamlı ilişki yoktu (p>0,05). Çalışmamıza katılan bireylerin kan değerleri incelendiğinde, kolestrol düzeyleri ile Framingham Risk Skoru Değerlendirmesi arasında (p=0,000) ve LDL (Düşük yoğunluklu lipoprotein) ile Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi arasında (p=0,004) anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. Kan Değerleri ile Telefon ve Ekran Bağımlılığı arasındaki ilişkide anlamlı bir ilişki olmadığı bulundu (p>0,05). Kadın ve erkek katılımcıların anket değerlerinin karşılaştırılması incelendiğinde Framingham Risk Skoru Değerlendirmesi (p= 0,023) skorunda anlamlı fark bulundu. Çalışmamız sonucunda, mobil telefon kullanım süresi ve ekran bağımlılığının, kardiyovasküler risk faktörleri ve 10 yıllık kardiyovasküler risk üzerine etkisi bulunmamıştır.

Cep telefonuTeknolojik bağımlılık
Esra Coşkuner
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı telefon kullanımının spinal kinematikler, postür, ağrı, yürüyüş ve rahatsızlık hissi üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı akıllı telefon kullanımının spinal kinematikler ve yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri üzerine etkisi ile, postür, ağrı ve rahatsızlık hissi arasındaki ilişkiyi incelemekti. Çalışmaya 20 kadın, 22 erkek olmak üzere 42 sağlıklı birey dahil edildi. Katılımcıların spinal kinematikleri video-fotoğraf yöntemi ile, yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri GAITRite elektronik yürüme yolu ile, postür değerlendirmesi New York Postür Analizi ile, ağrı ve rahatsızlık hissi Cornell kas-iskelet sistemi rahatsızlık hissi ölçeği ile, yaşam kalitesi SF-36 kısa form ile, bireylerin akıllı telefon kullanım postürleri Akıllı Telefon Algısı Değerlendirme Ölçeği ile ve bireylerin akıllı telefon bağımlılığı Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ile değerlendirildi. Elde edilen verilere göre; bireylerin baş ve servikal bölge açıları ile torakal, torakolumbar ve lumbar bölge açılarının oturma pozisyonunda akıllı telefon kullanımından etkilenerek fleksiyon açısının arttığı gözlendi (p<0,005). Ayakta duruş pozisyonunda ve yürüyüşte baş, boyun ve torakal bölge fleksiyon açılarının arttığı ve akıllı telefon kullanımından etkilendiği gözlendi (p<0,005). Akıllı telefon bağımlılığı ile New York Postür Analizi arasında ilişki gözlenmezken (p>0,005), ağrı ve rahatsızlık hissi ile yorgunluk düzeyi ve fiziksel rol güçlüğünün akıllı telefon bağımlılığı ile ilişkili olduğu gözlendi (p<0,005). Akıllı telefon kullanımı esnasında değerlendirilen yürüyüşün zaman-mesafe karakteristiklerinden destek yüzeyi, tek destek süresi ve sağ çift destek süresinin akıllı telefon kullanımından etkilenmedi. (p>0,005). Elde ettiğimiz sonuçlara göre; telefon kullanımının yol açabileceği postür ve yürüyüş değişiklikleri ile fizyoterapistlere Çalışmamızdan elde ettiğimiz sonuçlara göre bireylere akıllı telefon kullanımı esnasında destekli sandalyelerde oturmalarını, telefon kullanırken kol altına destek almalarını önermekteyiz ve böylece baş aşağı postürün daha az miktarda olabileceğini ve ağrı gibi şikayetlerinin azalabileceğini düşünmekteyiz.

Akıllı telefonlarAğrıCep telefonu+4
Gülnihal Metin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ergenlerde riskli akıllı telefon kullanımı ve ilişkili etkenler

Bu çalışma çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniğine başvuran ergenlerde riskli akıllı telefon kullanımı ve ilişkili olabilecek değişkenlerin karşılaştırıldığı kesitsel bir çalışmadır. Çalışmaya 12-18 yaş arasında, toplam 165 ergen alınmıştır. Tüm ergenlere Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi - Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu DSM-5 (K-SADS-PL) psikiyatrik tanı görüşmesinin yanı sıra Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (ATBÖ), Türkçe Nomofobi Ölçeği (TNÖ), Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ), Çocuklar İçin Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği (BOBÖ), Çocuk ve Ergenler İçin Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği (SDDÖ), Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DDGÖ), Ebeveyn Duygusal Erişilebilirliği Ölçeği (EDEÖ), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (DSKE), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ), Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği (ÇDÖ), Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği (SKÖ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve Yaşam Kalitesi Ölçeği (YKÖ) uygulanmıştır. Çalışmaya katılan ergenlerin annelerine ise Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Türkçe Nomofobi Ölçeği (TNÖ), Erişkinler İçin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Kendi Bildirim Ölçeği (E-DEHB-KBÖ) ve Conner's Ebeveyn Değerlendirme Formu (CEDF) uygulanmıştır. Çalışmaya alınan ergenler ATBÖ puanı kesim noktası 100 olarak belirlenerek, yüksek bağımlılık riski olan grup (N = 72) ve düşük bağımlılık riski olan grup (N = 93) olarak ikiye ayrılmıştır. Ayrıca TNÖ puanı kesim noktası 60 olarak belirlenmiş, orta-yüksek nomofobik grup (N = 97) ve düşük nomofobik grup (N = 68) olarak ikiye ayrılmıştır. Yüksek bağımlılık riski olan grubun daha fazla psikopatoloji (duygudurum bozuklukları, majör depresif bozukluk, Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Karşıt olma karşı gelme bozukluğu) tanısı aldığı, daha fazla depresif ve kaygı belirtileri olduğu, daha yüksek dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtisi olduğu, daha fazla duygu düzenlemede güçlükler yaşadığı, daha düşük benlik saygısı, uyku ve yaşam kalitesi olduğu, internet bağımlılığının daha yüksek olduğu, aile ve arkadaş sosyal desteğinin daha düşük olduğu ve anne ve baba duygusal erişilebilirliğinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Yüksek riskli gruptaki ergenlerin ebeveynlerinin daha fazla depresif, kaygı ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtisi olduğu, daha fazla nomofobi düzeylerinin olduğu saptanmıştır. Orta-yüksek nomofobik grubun daha fazla psikopatoloji (duygudurum bozuklukları ve DEHB) tanısı aldığı, daha fazla depresif ve kaygı belirtileri olduğu, daha fazla duygu düzenlemede güçlükler yaşadığı, daha düşük benlik saygısı, uyku ve yaşam kalitesi olduğu, internet bağımlılığının daha yüksek olduğu ve baba duygusal erişilebilirliğinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Orta-yüksek nomofobik gruptaki ergenlerin ebeveynlerinin de daha fazla nomofobi düzeylerine sahip olduğu saptanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığı düzeylerini yordayan faktörler; nomofobi düzeyleri, depresif belirtiler, bilgisayar oyun bağımlılığı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri ve annenin duygusal erişilebilirliği olmuştur. Nomofobi düzeylerini yordayan faktörler ise akıllı telefon bağımlılığı düzeyleri, ebeveynin nomofobi düzeyleri ve annenin duygusal erişilebilirliği olarak saptanmıştır. Sonuç olarak akıllı telefon bağımlılığı ve nomofobi ile psikiyatrik belirtilerin ve tanıların ilişkili olduğu düşünülmektedir. Gelecekte yapılacak çalışmaların akıllı telefon bağımlılığı tanı kriterleri oluşturularak tekrarlanması daha genellenebilir sonuçlar açısından faydalı olacaktır. Anahtar sözcükler: Riskli akıllı telefon kullanımı, nomofobi, internet bağımlılığı, bilgisayar bağımlılığı, ergen.

Akıllı telefonlarBağımlılıkBilgisayar kullanımı+5
Yusuf Selman Çelik
Hacettepe University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite sınavına hazırlanan bireylerde duygu düzenleme, akıllı telefon bağımlılığı ve kaygı düzeyinin incelenmesi

Sınav döneminin getirdiği kaygıyla baş etmekte zorlanan ve duygu düzenlemede güçlük yaşayan öğrenciler kendilerini baskı altında hissetmekte ve çeşitli psikopatolojiler geliştirmektedirler. Aynı zamanda akıllı telefonlarındaki uygulamalar aracılığıyla yaşadıkları kaygılı ve stres verici koşullardan uzaklaşmak için akıllı telefonlarına daha fazla bağımlı hale gelmektedirler. Duygularını kendi kendine düzenlemekte zorlanan öğrencilerin kaygı düzeyleri ve bağımlılık düzeylerinin anlamlı ilişki içinde olacağı düşünülmektedir. Araştırmada nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu lise son sınıf ve liseden bir önceki yıl mezun olan toplam 223 üniversiteye hazırlık öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Sosyodemografik Veri Formu", "Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği", "Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği" ve "Sınav Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 22 programıyla yapılmıştır. Değişkenlere ait gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Farkın hangi gruplardan kaynaklandığını tespit etmek için posthoc Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U testi kullanılmıştır. İlişkilerin tespit edilebilmesi için Spearman korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmada kadınlar 159 (%71,30), erkekler 64 (%28) kişidir. Katılımcıların yaş ortalaması 17,78 ± 0,93'tür Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği puanları ile Duygu Düzenleme Ölçeği puanları arasında düşük düzey pozitif ilişki olduğu; Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ile Sınav Kaygısı Ölçeği arasında düşük düzey pozitif ilişki olduğu; Duygu Düzenleme Ölçeği puanları ile Sınav Kaygısı Ölçeği puanları arasında ise orta düzey pozitif ilişki tespit edilmiştir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+4
Haluk Ergeni
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin nomofobi düzeylerini etkileyen faktörler

Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin nomofobi düzeylerini; cinsiyet, sınıf düzeyi, gün içinde telefonla geçirilen süre, ekranı kontrol etme sıklığı, telefonda ağırlıklı olarak kullandıkları uygulama, cep telefonu kullanım amaçları, ebeveynlerinin gün içinde telefonlarıyla geçirdikleri süre, gelişmeleri kaçırma korkusu ve sosyal yabancılaşma değişkenleri açısından incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, devlet liselerinde öğrenimine devam eden 595 (313 kadın, 282 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu uygun örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Nomofobi Ölçeği, Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği ve Sosyal Yabancılaşma Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ele alınan problemlerin yapısına uygun olarak, SPSS programında, bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, kızların nomofobi düzeyi erkeklere göre daha yüksek, 12. Sınıfların nomofobi düzeyleri diğer sınıf düzeylerine göre daha düşük bulunmuştur. Telefonda geçirilen süre arttıkça nomofobi düzeyinin yükseldiği, telefon uygulamaları açısından Snapchat kullananların nomofobi düzeylerinin daha yüksek çıktığı, ebeveynlerinin cep telefonuyla geçirdikleri süre arttıkça, öğrencilerin nomofobi düzeylerinin yükseldiği sonucuna ulaşılmıştır. Ekranı kontrol etme sayısı, nomofobinin önemli bir yordayıcısı bulunmamıştır ve cep telefonu kullanım amaçlarıyla nomofobi puan ortalamaları arasında önemli bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Son olarak gelişmeleri kaçırma korkusu ve sosyal yabancılaşma düzeyi arttıkça, nomofobi düzeyinin yükseldiği saptanmıştır. Araştırmanın bulguları, alan yazın ışığında tartışılmış ve araştırmacılara, psikolojik danışmanlara, ebeveynlere ve karar vericilere yönelik öneriler sunulmuştur.

Akıllı telefonlarCep telefonuGelişmeleri kaçırma korkusu+4
Zeynep Öznur Ergin
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergen sağlığı ünitesine başvuran adolesan obezlerde kitle iletişim araç bağımlılıkları ve uyku düzeninin psikiyatrik semptomlarla ilişkisinin değerlendirilmesi

Çalışmaya Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ergen Sağlığı Polikliniğinde obezite veya kilo fazlalığı nedeniyle takip edilen, psikiyatrik hastalığı olmayan, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 12-20 yaş ergenler dahil edildi. Kontrol grubu ise benzer yaş gruplarında kronik hastalığı ve psikiyatrik hastalığı olmayan normal kilolu ergenlerdi. Çalışma Ocak 2018-Aralık 2019 tarihleri arasında yapıldı. Kişisel verilerin sorgulandığı bilgi formu ve ergenlerde geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış Yaşam Kalite Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği, Young İnternet Bağımlılık Ölçeği Kısa Formu, Epworth Uykuluk Ölçeği, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeğini içeren anket sonuçları değerlendirildi. Obez grubu: 67, fazla kilolu: 41 ve kontrol grubu:141 kişi (toplam 249) idi. Yaşları 12-20 yıl arasında ortalama: 16,02 yıl idi. Ankete katılanların %84'ünde evinde internet, %98 sinin ise cep telefonu vardı ve % 99.2 si akıllı telefon idi. Gün içerisinde en çok cep telefonuyla ilgilenenler fazla kilolu gruptu. Telefon değiştirme sıklığı birbirine yakın olup ortalama 3,35 yıl idi. Obezlerin %76,9'u, fazla kiloluların %90,2'si, normal kiloluların %81,2'si cep telefonlarını yatarken kapatmıyorlardı. Yaşam Kalite Ölçeği puanlaması açısından gruplar arasında farklılık yoktu (p>0,05). Kısa semptom envanteri açısından fazla kilolu grubun psikiyatrik semptomları daha belirgin bulundu ve en fazla obsesif grup idi. Kontrol grubu daha hostil, obezler daha fazla anksiyetik saptandı. Akıllı telefon bağımlılığı ölçeği puanı en yüksek fazla kilolular da olup bunu kontrol grubu ve obezler takip etti. İstatistiki olarak fark yoktu. Obezlerde ölçek puanı daha düşük saptandı. Obezlerin internet bağımlılığı puanı, fazla kilolulara ve kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0,05). Kontrol grubu, obezlere göre daha fazla gündüz uykululuk hali yaşamaktaydı (p<0,05). Obezler, uyku kalitesini diğerlerine göre daha iyi olarak bildirmekteydi. Uyku süreleri açısından fazla kiloluların %99'u günlük 7 saatten az uyuyorlardı (p<0,05). Kontrol grubunda günlük işlev bozukluğu obezlerden ve fazla kilolulardan yüksekti (p<0,05). Uyku bozukluğu göstergesi olan 5 puan üzeri değer; fazla kiloluların %81.5'inde, normal kiloluların %77'sinde, obezlerin %63'ünde görüldü. Fizik aktivite açısından ise obezlerin daha fazla fiziksel aktivite yapmaya çalıştıkları gözlendi (p<0,05). Akıllı telefon bağımlılık puanı, internet bağımlılık testi puanı ve uykuyu değerlendiren testler ile kısa semptom envanterinin bazı alt bölümlerinde korelasyon vardı. Anahtar Kelimeler: Akıllı telefon, internet, obezite, psikiyatrik semptomlar, uyku

Akıllı telefonlarBağımlılıkBelirti ve semptomlar+5
Yaşar Durmaz
Hacettepe University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı telefon kullanımı sırasında statik ve dinamik denge parametrelerindeki değişikliklerin incelenmesi

Orhan E., Akıllı Telefon Kullanımı Sırasında Statik ve Dinamik Denge Parametrelerindeki Değişikliklerin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Odyoloji Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2018.''Denge'' terimi düşmeyi önlemek için vücut postürünün dinamiklerini tanımlamaktadır. Fizyolojik olarak denge fonksiyonu, baş hareketleri sırasında görme alanının sabit tutulması ve yerçekimi alanında postürün kontrol edilmesi ile ortaya çıkan motor cevaplar sonucunda ortaya çıkar. Dengenin korunması ve sürdürülmesi için sensör sistemlerden görsel, vestibüler ve proprioseptif sistemlerin birlikte uyum içinde çalışması gerekmektedir. Birincil amacı telekomünikasyon olan akıllı telefonların oyun, internet, çevrimiçi topluluklara erişim ve portatif olması gibi birçok avantajı da bulunmaktadır. Bununla birlikte, akıllı telefon kullanımın oluşturabileceği görsel yorulmanın sürekliliği, somatosensör ağ ile birlikte vestibüler sistem ve postural kontrol sistemi üzerinde de negatif etki yaratabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, akıllı telefon kullanımının biyomekanik denge sistemine olası fizyolojik ve bilişsel etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya, gönüllülük esasına dayanarak denge problemi olmayan 18-25 yaş aralığında 25 sağlıklı genç yetişkin (10 erkek, 15 kadın) dahil edilmiştir. Bireylere, Duyu Organizasyon Testi (DOT), Adaptasyon Testi (ADT), Ritmik Ağırlık Aktarma (RAA), Dinamik Görsel Keskinlik Testi (DVA) ve fonksiyonel kısıtlama testleri (Tek Taraflı Duruş, Otur Kalk, Düz Yürüme, Tandem Yürüme, Adım Hızlı Dönme, Adım Yukarı Aşağı, Öne Hamle) uygulanmıştır. DOT Durum 1 ve Durum 4'te, Tandem Yürüme, Düz Yürüme ve Tek Taraflı Duruş test parametlrelerinde sonuçlar anlamlı elde edilmiştir (p<0.05). Akıllı telefon kullanımının postüral kontrol ve denge etkilerini farklı koşullarda (araç kullanırken, sanal gerçeklik ile vb) daha kapsamlı belirlemek, olası zorlukları ve kazaları önlemek açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Akıllı telefon, Dikkat, Denge, Postürografi, Vestibüler

Akıllı telefonlarCep telefonuDenge+5
Emre Orhan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akıllı telefon bağımlılığı envanteri-kısa formu'nun Türkçe'ye uyarlanması ve Ankara'nın Pursaklar ilçesi'ndeki liselerde öğrenim gören 10. sınıf öğrencilerinin akıllı telefon kullanma ve bağımlılık durumu

Bu araştırmada; Akıllı Telefon Bağımlılığı Envanteri-Kısa Formu'nun (SPAI-SF) geçerlik ve güvenirliğinin belirlenmesi ve Ankara'nın Pursaklar İlçesi'ndeki liselerde öğrenim gören 10. sınıf öğrencilerinin akıllı telefon kullanma durumları ve akıllı telefon bağımlılığı ile ilişkili bazı faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. İki aşamalı olarak yapılan bu araştırmanın ilk aşaması metodolojik tipte, ikinci aşama ise kesitsel tipte yürütülmüştür. Veriler Mayıs 2019'da onamları alınmış 16 lisede öğrenim gören 644 öğrencinin katılımıyla gözlem altında toplanmıştır. Araştırmada veriler "sosyo-demografik özellikler", "teknoloji ile ilgili özellikler", "akıllı telefon kullanımı ile ilgili özellikler" ve "internet kullanımı ile ilgili özellikler" olarak dört bölümden oluşan veri toplama aracıyla toplanmıştır. Veri toplamadan iki hafta sonra (20-24 Mayıs) test-tekrar test güvenirlik analizi için aynı örnekte yer alan, takma adları (nickname) belli, akıllı telefon kullanan ve tekrar test için gidildiğinde ulaşılabilen 109 öğrenci arasında SPAI-SF tekrarlanmıştır. İlk aşamada; "dil", "yüzey", "ölçüt" ve "yapı" geçerliği analizleri sonucu SPAI-SF'nin "geçerli" bir ölçek olduğu kabul edilmiştir. SPAI-SF'nin on maddelik dört alt boyutlu yapısı Türkçe formunda orijinaline uygun olarak doğrulanmıştır. SPAI-SF'nin güvenirlik analizlerinde hesaplanan Cronbach alfa değeri 0,853'tür. Ölçeğin alt boyutları için hesaplanan Cronbach alfa değerleri 0,589-0,745 arasında değişmektedir. Ayrıca yapılan test-tekrar test güvenirlik analizi sonucunda, test-tekrar test ölçek puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,68, p<0,001). Sonuç olarak, ölçeğin "güvenilir" bir ölçek olduğu kabul edilmiştir. Ergenlerde akıllı telefon bağımlılığının değerlendirilmesi amacı ile SPAI-SF'nin Türkçe formunun kullanılabileceği önerilmektedir. İkinci aşamada; öğrencilerin sosyo-demografik ve akıllı telefon kullanımı ile akıllı telefon bağımlılığı durumları arasındaki ilişki, geçerli ve güvenilir olduğu gösterilen SPAI-SF kullanılarak araştırılmıştır. SPAI-SF'den orijinalindeki kesme noktası olan 24 puan ve üstünde alan öğrenciler akıllı telefon bağımlısı olarak kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin yarısından fazlası (%59,9) kadındır ve yaşları 15-19 yaş aralığındadır. Katılımcıların yarısından fazlası meslek lisesinden (%50,9) olmak üzere; büyük çoğunluğu (%81,4) devlet okulunda öğrenim görmektedir. Katılımcılar ortalama dört yıldır akıllı telefon kullanmakta olup katılımcıların akıllı telefona sahip olma yaşı, ortalama 13'tür ve ortalama üç akıllı telefona sahip olmuşlardır. Günlük akıllı telefona ayırdıkları süre ise ortalama yaklaşık beş saattir. Öğrenciler ne kadar erken yaşta ilk akıllı telefonlarına sahip olmuşsa toplamda sahip oldukları akıllı telefon sayısı (r=-0,59, p<0,001) ve akıllı telefona günlük ayırdıkları süreler o kadar artmaktadır (r=-0,08, p=0,04). Öğrencilerin akıllı telefon kullanma yılı arttıkça akıllı telefona günlük ayırdıkları süreler de artmaktadır (r=0,14, p<0,001). Yapılan lojistik regresyon analizi sonucunda, akıllı telefon bağımlılığı ile kadın cinsiyet 1,7 kat, ailenin ilk çocuğu olmak 1,8 kat, zamanını internette geçirmek 2,1 kat, akıllı telefona günlük fazla zaman ayırmak 1,07 kat, ailesinde akıllı telefon kullanan kişi sayısı fazla olanlar 1,3 kat ve ebeveynlerinin kendisini karar alma sürecine katmadığını belirtmesiyle 1,5 kat ilişkilidir. Ayrıca okul dışındaki zamanını sporla geçirenler daha az akıllı telefon bağımlısıdır (p=0,007). Yapılan bu araştırma sonucunda ergenler arasında akıllı telefon bağımlılığı düzeyinin yaygın olduğu, bu konuda gereken önlemlerin alınmasının önemli olduğu düşünülmektedir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+3
Zeynep Devran Muharremoğlu
Hacettepe University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müşteri ilişkileri yönetimi uygulamalarının müşteri memnuniyeti ve sadakatine etkileri: Telekomünikasyon sektöründe bir uygulama

Günümüzün iş dünyasında büyük rekabetin nedeniyle, işletmeler bir yandan daha fazla pazar payı kazanmak ve daha fazla müşteriyi elde etmek, diğer yandan müşterilerini tatmin etmek ve sadık hale getirmek amacıyla farklı pazarlama stratejileri ve programları uygulamak için mücadele etmektedirler. MİY uygulaması, bir pazarlama stratejisi olarak son zamanlarda büyük önem kazanmıştır. MİY uygulaması sayesinde, işletmeler müşterilerine ilişkin bilgiye sahip olabilmekte ve müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamak ve onları memnun etmek için bu bilgiyi ürün/hizmetlerine aktarabilmektedir. Bu şekilde, işletmeler müşterileri ile uzun süreli bir ilişki kurabilmekte ve müşterinin marka değiştirmesine karşı engelleri oluşturabilmektedir. Bu çalışma Burkina Faso'nun telekomünikasyon sektöründe müşteri ilişkileri yönetimi uygulamalarının, müşteri memnuniyeti ve sadakatine etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmamızda MİY uygulamalarının 6 ana değişkeni incelenmiştir. Bunlar hizmet kalitesi, güven, ekonomik bağlılık, şikayet yönetimi, bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımı ve ilişkisel bağlardır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için Burkina Faso'nun üç cep telefonu operatörünün müşterileri üzerinde bir anket yapılmıştır. Bulgular hizmet kalitesi, güven, ekonomik bağlılık ve ilişkisel bağlar önemli ölçüde müşteri memnuniyeti ve sadakati ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Şikayet yönetiminin müşteri memnuniyetine etkisi olduğunu ancak müşteri sadakatine etkisi olmadığı bulunmuştur. Beklentilerimizin aksine, bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımının hem müşteri memnuniyetine hem de müşteri sadakatine hiçbir etkisi olmadığını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, bulgular müşteri sadakatinin önemli bir belirleyicisi olarak müşteri memnuniyetinin rolünü doğrulamıştır. Genel olarak, çalışmanın bulguları Burkina Faso'nun cep telefonu şirketlerinde müşteri memnuniyetini ve müşteri sadakatini arttırmada, müşteri ilişkileri yönetiminin öneminin çarpıcı bir gösterisini sunmuştur.

Cep telefonuMüşteri ilişkileriMüşteri ilişkileri yönetimi+3
Amelie Tassembedo
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00

Related subjects