Incomes
91 theses under this subject heading
Bağımlı çalışan kadının gelir artışının aile bütçesi açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada amaç, bağımlı çalışmaya başlayan kadınların aile bütçelerindeki yeri ve katkısı ,tekstil sektöründe çalışan kadınların finansal okuryazarlık düzeylerinin demografik özellikleriyle kıyaslanarak ve finansal okur yazarlık seviyelerinin yükseltilmesi için çözüm önerileri içermektedir. Araştırmada kadınların aile bütçelerinin yanı sıra sosyo-ekonomik hayatlarındaki değişimleri ve gelecek ile ilgili planlamalarını karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kadın ve aile üzerinden toplumun ve tarihi okumak birçok Araştırmacı için ilgi çekici olmuştur. Araştırmasını yaptığım konuda bağımlı çalışan kadınların aile bütçesindeki yeri ve katkısı amacıyla kadınların demografik özellikleri ve finansal okuryazarlıklarının belli testlerden geçirilerek gözlemlenmesi amaçlanmıştır. "En iyi bilgi yaşanılarak öğrenilen bilgidir" cümlesinden yola çıkarak oldukça ilgi alanım olan geleceği yetiştiren kadınların okuryazarlık düzeylerinin tespit edilerek hangi aşamada hangi düzeyde olduklarının tespit edilmesi ve bunun yanı sıra kazançlarının ne derece kullanabildiklerini , gelecek için ne kadar tasarruf yapabildikleri, çalışma hayatına girmeleri ile yeni harcamalar yapmaya başlamaları, harcamalarında kararlarını kendileri alıyorlar mı?, başta sosyal harcamaları olmak üzere harcamaları farklılaşıyor mu? Kadına yönelik devlet teşviklerinin olması İş yaşamında , kadınların istihdamını kolaylaştırmakta mıdır? Gibi sorulara cevap aranmıştır ve çalışma benim için çok öğretici olmuştur.
1845 (H. 1261) tarihli Temettü`at Defterlerine göre Hüdavendigâr Eyaleti Kütahya Kazası Armudili Nahiyesine Bağlı Sobran, Evran, Bayad, Ulu, Karacaviran, İnli Köylerinin iktisâdi ve içtimâi durumu
Tanzimat'ın ilanıyla birlikte Osmanlı vergi sistemi yeni bir döneme girerek herkesten gücü oranında ödeyecekleri temettü` vergisi usulü getirilmiştir. Bu vergilerin kaydedildiği defterlere temettü`at defterleri denmiştir.Osmanlı'nın 19. yy. sosyo-ekonomisi hakkında önemli verilere sahip temettü`at defterleri günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunmaktadır. Temett`at defterlerinin tasnif çalışmaları 1988'de tamamlanarak hizmete sunulmuştur. Bu defter kayıtları; vergi alınan topraklar, hayvan, sanat ve meslek gelirleri, kira gelirlerinden oluşmaktadır. Defter kayıtlarında dönemin nüfusu, iktisadi-ticari durumu, arazi yapısı ve zirai üretimi, hayvancılık faaliyetleri, sosyal yapılar gibi pek çok konuda veriler elde etmek mümkün.Yüksek lisans tez çalışması olarak bu defterlerden, Kütahya sancağına tabi Armudili kazasına bağlı aşağıdaki köylerin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır.ML.VRD.TMT. 8598 Sobran KöyüML.VRD.TMT. 8599 Evran KöyüML.VRD.TMT. 8600 Bayad KöyüML.VRD.TMT. 8601 Ulu köyüML.VRD.TMT. 8602 Karacaviran KöyüML.VRD.TMT. 8603 İnli KöyüAnahtar Kelimeler: Armudili, Gelirler, Kütahya, Reform, Vergiler.
Gelir dağılımının iyileştirilmesinde mikrokredilere kaynak oluşturabilecek finansal araçlar
Bilgi ve teknolojideki ilerlemeler ile birlikte enformasyon iletimindeki artış dünya gelir düzeyinde artış kaydedilmesini olanaklı kılmış ve geneli itibari ile refah seviyesine katkıda bulunmuştur. Ancak toplam gelirde elde edilen artış adaletli bir dağıtımın sağlanamaması nedeni ile zengin ? yoksul ayrımında gittikçe derinleşen bir uçurumun oluşmasına da engel olamamıştır.Bu çalışma, özünde dünya refah seviyesindeki artışın devamlılığını gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltarak sağlama olanağını konu edinmektedir. Bu sebeple yoksul kesimler için geliştirilen mikrokredilerin sermaye piyasalarının bir konusu haline getirilebilineceği düşünülmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde konu ile ilgili genel tanım ve kavramlara yer verilmektedir. İkinci bölümde mikrofinansman sektörünün gelişimine zemin hazırlayan etkenlere değinilmektedir. Son kısımda ise mikrofinans sektöründe finansman temininde finansal araçlardan yararlanılmasının gerekliliği üzerinde durulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Gelir, Gelir Dağılımı, Gelir Eşitsizliği, Yoksulluk, Kalkınma, Büyüme, Mikrokredi, Mikrofinans, Yatırım, Refah
Aracı kurumlarda kapsamlı gelirin raporlanması ve faaliyet sonuçlarına etkisinin incelenmesi
Sermaye piyasalarında aracılık faaliyetlerinde bulunan aracı kurumlar finansal raporlama esasları olarak Uluslararası Muhasebe Standartlarını benimsemiştir. Aracı kurumların faaliyet sonuçlarının raporlanması açısından değerlendirildiğinde bu durum geleneksel gelir tablosu uygulaması yerine kapsamlı gelir tablosu uygulamasına geçildiğini göstermektedir. Kapsamlı gelir tablosu uygulaması, dönem içinde raporlanan gelir ve gider kalemlerine ek olarak öz kaynaklarda raporlanan gerçekleşmemiş kazanç ya da kayıpların da gelir tablosuna ilave edilmesini gerektirmektedir. Bu uygulama aracı kurumların finansal performansını daha geniş bir bakış açısı ile değerlendirmeye imkan tanımaktadır. Kapsamlı gelir tablosu, dönem karı ya da zararı kalemine öz kaynaklarda raporlanan gerçekleşmemiş kazanç ya da kayıpların ilave edilmesi ile hesaplanan toplam kapsamlı gelir kalemi ile son bulmaktadır.Bu çalışmada, sermaye piyasalarının önemli oyuncularından biri olan aracı kurumların dönem karı ya da zararı kalemi ile toplam kapsamlı gelir kalemleri karşılaştırılarak kalemler arasındaki değişimler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, aracı kurumlar ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, aracı kurumların muhasebe sistemleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde gelir kavramı ve kapsamlı gelir kavramları ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise aracı kurumlarda kapsamlı gelirin raporlanmasına ilişkin uygulama örneğine yer verilmiş sonuçları yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Aracı Kurumlar, Uluslararası Muhasebe Standartları, Toplam Kapsamlı Gelir, Kapsamlı Gelir Tablosu.
Gelir tuzakları ve Türkiye'nin orta gelir tuzağına yakalanma riski
ÖZET GELİR TUZAKLARI VE TÜRKİYE'NİN ORTA GELİR TUZAĞINA YAKALANMA RİSKİ GEZER, Mesut Alper Yüksek Lisans Tezi, İktisat Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ercan YAŞAR Haziran, 2014, 155 sayfa Ekonomik büyüme bir ülkenin kişi başı gelirini arttırması şeklinde ifade edilmektedir. Ekonomik kalkınma ise ekonomik, siyasi ve toplumsal hadiseleri de içine alarak bir ülkenin gelişmişlik düzeyini ifade etmektedir. Gelir tuzağı ülkelerin gelir gruplarında uzun yıllar takılı kalması şeklinde ifade edilmektedir. Orta gelir tuzağı ise orta gelir düzeyine erişen ülkelerin yüksek gelir düzeyine erişememeleri şeklinde tanımlanmaktadır. Orta gelir tuzağı kavramı Solow-Swan büyüme modelinin kişi başı değer göstergelerinden türetilmiştir. Bu tezde gelir tuzakları ve orta gelir tuzağı kavramlarına yönelik bir teorik altyapı oluşturularak ülkelerin bu tuzaklara neden ve nasıl yakalandıkları sorularına cevap aranmıştır. Bu tuzaklara yakalanan ya da yakalanma riski olan ülkelerin nasıl kurtulabilecekleri gibi temel sorular bu tezin çalışma alanı içerisine girmektedir. Bu bağlamda belirli ülke örnekleri ele alınarak bu ülkelerin ekonomik göstergeleri ve gelişmişlik düzeyleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gelir Tuzakları, Orta Gelir Tuzağı, Ar-Ge, Beşeri Sermaye, Teknoloji Düzeyi, Bilgi-Yoğun, Katma Değer, Neo-Klasik.
Vergi gelirlerini belirleyen faktörlerin bölgesel analizi: Türkiye örneği
Devletin asli ve diğer görevlerini yerini getirebilmek amacıyla ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarının başında vergiler gelmektedir. Vergiler sadece bir kamu geliri olmayıp aynı zamanda siyasi, mali, sosyal ve iktisadi açıdan etki yaratan önemli bir araçtır. Bu açıdan devletin hem gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturan hem de ekonomik ve diğer sahalarda etkili bir role sahip olan vergi gelirlerinin hangi faktörlerden etkilendikleri ve belirlendikleri ülkeler açısından büyük önem arz etmektedir. Nitekim bir çok ekonomik olgu ya da olayın nedeni veya sonucu olan aynı zamanda devletin en önemli finansman aracı olan vergi gelirlerini Türkiye temelinde incelemek ve analiz etmek bu çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de vergi gelirlerini belirleyen faktörleri belirleyerek bu faktörlerin vergi gelirleri üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Bu kapsamda çalışmada Türkiye'de vergi gelirleri ve vergi gelirlerini etkileyen temel faktörler coğrafi görselleştirmeler ile incelendikten sonra panel veri yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz Türkiye'de veri kısıtı nedeniyle, 1990-2001 yılları arasında iller bazı temelinde, 2004-2011 yılları arasında ise 26 Kalkınma Bölgesi temelinde kategorize edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, Türkiye'de kişibaşına milli gelir düzeyi, sanayi sektörünün milli gelir içerisindeki payı, hizmetler sektörünün milli gelir içerisindeki payı ve ticari dışa açıklık derecesi vergi gelirlerini olumlu yönde etkilemektedir. Tam tersine Türkiye'de tarım sektörünün bölgesel açıdan verimli olarak vergilendirilmediği ve vergi gelirlerini negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Benzer şekilde kamu harcamaları da bölgesel açıdan vergi gelirlerini negatif etkilemektedir. Çalışmada ayrıca dağılım haritaları ve değerlendirmeler sonucunda, vergi gelirleri ve vergi gelirlerini belirleyen faktörlerin Türkiye'de bölgesel açıdan ciddi bir şekilde farklılaştıkları görülmektedir. Bunun yanında, dağılım haritalarındaki değerlendirmeler sonucunda kişi başına milli gelir düzeyi, sanayi ve hizmetler sektörünün milli gelir içerisindeki payı, ticari dışa açıklık derecesi, şehirleşme oranı, eğitim seviyesi ve demokrasi seviyesinin vergi gelirlerini pozitif yönde etkiledikleri, tam aksine tarım sektörünün milli gelir içerisindeki payı, enflasyon oranı, kamu harcamaları, nüfus yoğunluğu ve terörün ise vergi gelirlerini negatif yönde etkilediklerine dair önemli işaretler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi Gelirleri, Vergi Gelirlerinin Belirleyen Faktörler, Vergileme, Panel Veri Analizi, Bölgesel Vergi Analizi, Türkiye
Gelir dağılımı tasarruf ilişkisi: Türkiye'de hanehalkı tasarruflarının belirleyicileri
Hanehalkı gelir bölüşümünden pay alanlar içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple hanehalkı toplumdaki özel harcama, yatırım ve tasarruf kalemlerinde de belirleyici bir rol üstlenmektedir. Hanehalkının elde ettiği gelirin türü ve bu geliri ne şekilde kullandığı milli gelirin oluşumu için son derece önemlidir. Tez çalışmamız, hanehalkı tasarruflarının belirleyicilerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu'ndan sağlanan "Hanehalkı Bütçe Anketleri" kullanılarak 2002-2013 yılları arasındaki dönemi incelenmektedir. Anket verileri çoklu doğrusal regresyon ve lojistik regresyon modelleri ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, hanehalkı gelir türlerinden olan ücret-prim geliri, faiz ve kira geliri, emekli maaşı ve diğer maaşlar, hanehalkı tasarruflarını pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca, ikamet edilen konutun mülkiyeti, ikinci ev sahipliği, on bin liranın üzerinde yıllık kullanılabilir gelire sahip olmak, eğitim seviyesi gibi değişkenler de hanehalkı tasarrufları üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Buna karşılık hane büyüklüğü, otomobil sahipliği, geçici veya dönemlik istihdam, kırsal alanda yaşamak ise hanehalkı tasarruflarını olumsuz yönde etkileyen değişkenler olarak sıralanabilir. Anahtar Kelimeler: Hanehalkı, Gelir, Tasarruf, Gelir Dağılımı, Çoklu Doğrusal Regresyon, Lojistik Regresyon.
Belediye yönetimlerinin hizmet-gelir ve bütçesel yapılarının analizi (Kütahya Belediyesi örneği 1997 sonrası)
ÖZET Belediyeler beldenin ve belde halkının yerel nitelikli ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş, karar organları halk tarafından seçilerek oluşturulan yerel yönetim birimleridir. Belediyeler ile ilgili olarak hazırlanan bu çalışmanın birinci bölümünde belediyelerin kamu yönetimi yapısı içindeki yeri, yeniden yönetim ve merkezi yönetim kavramları; belediyelerin yasal konumu, tarihçesi, kuruluşu ve organları ele alınmakta, belediye organları ve belediye organlarının görevleri üzerinde ayrıntılı bir şekilde durulmaktadır. İkinci bölümde belediyelerin hizmet ve gelir bölüşüm yapıları incelenmektedir. Belediyelerin görevleri, belediyelerde mali yönetim kavramı ve belediyelerin gelirleri bu bölümün konulandır. Belediyelerin yüklendikleri hizmetleri yerine getirebilmesi için kendilerine tanınan bir takım gelirleri toplamaları gerekir. Bu bölümde belediyelerin gelir kaynaklan ve bunların toplanması, sınıflandınlması konusunda aynntılı olarak durulmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise 1991 yılına kadar belediyelerde uygulanan bütçe sistemi, olan klasik bütçe sistemi ile ilgili Kütahya Belediyesi 1990 yılı bütçesi ele alınarak incelenmiş, 1991 sonrası belediyelerde uygulanan program bütçe sistemi ile ilgili olarak Kütahya Belediye' sinin 1997 ve sonraki yıllara ait yedi yıllık bütçe ve kesin hesap cetvelleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Kütahya Belediyesi hizmet-gelir ve bütçe yapısı tüm yönleriyle analiz edilerek belediyelerin gelirlerinin belediye hizmetlerini karşılamaktan uzak olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Belediye, Belediye Organları, Gelir Bölüşümü, Hizmet Bölüşümü, Klasik Bütçe, Program Bütçe.
Adana ilinde hanehalkı gelir ve tasarruf eğilimlerinin incelenmesi
Ekonominin temelini oluşturan bireylerin, kendi gelirlerini nasıl kontrol ettiği çok önemli bir konudur. Bunun sebebi, ekonomide oluşan beklenmedik durumlara karşı bireylerin vereceği tepkinin ekonominin genelini etkileme özelliğindendir. Bundan dolayı, çalışmada Adana ili hanehalkının gelir eğilimleri, hanehalkı reisinin gelir kaynakları, hanehalkının toplam geliri, tasarruf eğilimleri ve tasarruflarını hangi yatırım araçlarına yönlendirdikleri incelenmiştir. Bu inceleme yapılırken Adana ilinde yaşayan ve değişik mahallelerden seçilmiş 1250 hanehalkı araştırmanın temel örneklemini oluşturmuştur.Gelir ve tasarruf eğilimlerinden önce, gelir ile bağlantılı kavramlar ve bu kavramlarla ilgili bazı teoriler de açıklanmıştır. Tüketim, tüketimin gelir ile ilişkisi ayrıca hanehalklarının tüketim davranışını anlamak için tüketim teorileri araştırılmıştır. Tasarruf, gelir ve tüketim ile ilgili yapılan ampirik çalışmalar incelenmiştir. Adana hanehalkının genel yapısı (eğitim, fiilen çalıştığı iş, sosyal güvenlik kurumu), gelir kaynakları, hangi oranda tasarruf yapıldığı ya da neden tasarruf yapılmadığı, tasarruf yapılması durumunda hangi araçları hangi amaçlar için tercih ettikleri hakkında bilgi verilmesi ve yorumlanması tez çalışmasının ana amacını oluşturmaktadır Bu amaca ulaşmak için Kasım 2007 ve Kasım 2008 verileri ayrı ayrı grafikler ve tablolarla karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır. Sonuç olarak ailelerin bir çoğu tasarruf yapamamaktadır. Yatırım amaçlı borçlanmaları az fakat tüketim amacıyla borçlanmaları fazladır. Aileler genelde çocuklarının geleceğini güvence altına almak için tasarruf yapmaktadırlar ve bu tasarruflarını değerlendirmede daha çok altını araç olarak kullanmaktadırlar. Tasarruf ve yatırım kararı alınırken daha çok eşler birlikte karar vermektedirler.Anahtar Kelimeler: Gelir Eğilimleri, Tasarruf Eğilimleri, Tüketim, Tasarruf, Yatırım
Bulanık doğrusal programlama ve yerel yönetimlerde bir bulanık hedef programlama uygulaması
Her sistem kendi bünyesi için en iyi sonucu hedefler. Belirsizlikler ve çeşitli kısıtlar altında bu hedefi gerçekleştirmeye çalışır. Belediyeler de belirli kısıtlar altında hedeflediği vergi gelirlerini toplamak isterler.Bu çalışmada İskenderun Belediyesi'ndeki vergi gelirlerinde hedeflenen değerlerdeki bulanıklık nedeniyle oluşacak sonuçlar bir üyelik derecesiyle açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmadaki modellemede Çok Amaçlı Karar Verme alanı içine giren Bulanık Hedef Programlama kullanılmıştır. Problemdeki kısıtların değişmesi durumundaki sonuçlar incelenerek hedef değerler ile ilgili öneri ve yorumlar yapılmıştır.
Vergilendirilebilir gelirin tespitinde vergi istihbaratının önemi ve işlevi
Bu çalışmada daha az vergi ödemek ya da hiç vergi ödememek amacıyla vergiye tabi gelirin gizlenmesi, bunun yöntemleri, geliri gizlemenin hukukî sonuçları ile gizlenen gelirin tespiti amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan vergi istihbarat faaliyetleri ve bunların sonuçları incelenmiştir.Türk vergi sisteminde kaynak ve net artış teorilerinin sentezi benimsenerek bütün gelirler kavranmaya ve vergilendirilmeye çalışılmaktadır. Beyan esasının geçerli olduğu ülkemizde mükellefler de doğal olarak vergiye karşı direnç algısıyla elde edilen gelirlerini gizlemeye çalışmaktadır. Devlet ile mükellef arasındaki bu çıkar çatışması ortamında, Gelir İdaresi hukuksal yaptırım gücü ile birlikte gelişen teknolojinin de imkânlarını kullanarak gizlenen geliri ortaya çıkarmak ve bunun üzerinden vergi almak çabası içerisindedir.Gerçek ve tüzel kişiler hakkında açık ya da gizli bilgilerin yürürlükteki mevzuat çerçevesinde toplanarak anlamlı bir bütünlük içerecek düzeyde ve vergi incelemesine done teşkil edecek şekilde analiz edilmesi süreci olarak tanımladığımız vergi istihbarat faaliyetleri sonucunda, vergi incelemelerinin verimliliğinin arttığı, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerde azalma sağlandığı ve mükelleflerin vergiye karşı dirençlerinin azalarak vergiye gönüllü uyum düzeyinin arttığı gözlemlenmiştir.
Determinants absolute and relative income hypothesis across twenty selected African countries
A number of studies have been conducted about income hypotheses in some African countries, the study determinants absolute and relative income hypotheses across twenty selected African countries from 1980 to 2015. This study tries to find out or verify whether the selected countries are in conformity to the Absolute and Relative Income Hypotheses as well as finding out whether interest rates, inflation rates, and exchange rates have a significant impact on consumption per capita. Fixed effects, Random effects, Hausman test and some Diagnostics tests were employed for the analysis of the data. The results indicated that Income per capita had a positive significant impact on Consumption per capita and marginal propensity to consume is smaller than one. Interest Rates, Inflation Rates, and Exchange Rates have a negative significant impact on Consumption. Relative Consumption was significantly affected by Relative Income but negatively. Finally, Demonstration effect was also discovered among the selected countries. It was concluded that the twenty selected African countries are in conformity to Absolute and Relative Income Hypothesis and the remain independent variables under study (interest rates, inflation rates, and exchange rates) have a significant impact on consumption per capita. With regards to the findings, policy makers of these countries were recommended to maintain a low level of interest rates, inflation rates and exchange rates due to the negative relationship they have with consumption. By undertaking this, it would promote consumption; an increase in consumption will induce more job opportunities; generating more revenue and taxes to the government.
Evcil hayvan sahiplik rolünün evcil hayvanlara yapılan harcamalara etkisinin incelenmesi
Evcil hayvan sahipliği asırlardır varlığını sürdüren büyük bir tarihe sahiptir. Tarih boyunca bu roller değişmiş ve günümüzde evcil hayvanlar ailemizin bir parçası haline gelmiştir. Değişen bu rollerle birlikte evcil hayvanlara yapılan harcamalar da değişiklik göstermiştir. Bu çalışmada, evcil hayvan sahiplik rolünün gıda, sağlık ve üründen oluşan evcil hayvanlar için yapılan harcamalar üzerinde oluşturduğu etkiyi araştırmak için kedi ve/veya köpek sahiplerine anket uygulanmıştır. Ayrıca hane halkı geliriyle evcil hayvanlara yapılan harcamalar arasındaki ilişki ve evcil hayvanın türünün sahiplik rolü üzerinde yarattığı farklılık da incelenmiştir. Verilerin analizinden elde edilen sonuçlara göre, beş ayrı sahiplik rolü (arkadaş, genişletilmiş benlik, meta, çocuk ve sorun) bulunmuştur. İleri araştırmalar evcil hayvanın türünün sahiplik rolü üzerinde farklılık yarattığını göstermiştir. Sonuçlar ayrıca sahiplik rolünün evcil hayvanlara yapılan harcamalar üzerinde fark oluşturmadığını göstermiştir. Hane halkı geliriyle evcil hayvanlara yapılan sağlık ve ürün harcamaları arasında ilişki bulunmuştur. Fakat gelirle gıda harcamasına yönelik bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar kelimeler: Evcil hayvan, evcil hayvan sahiplik rolü, evcil hayvan ürünleri,evcil hayvanlara yapılan harcamalar
Bütçe ve diğer değer yaratım mekanizmaları ile belediyelerin büyüyen ekonomik rolleri
Küresel sistem vurgusunun sıklıkla gündeme getirildiği, ekonomik ağların en küçük yönetim birimlerini teknolojik gelişmelerin getirileri ile etkileyebildiği günümüz dünyasında, ekonomik kalkınmanın ulusun yerel yönetsel birimleri ile birlikte gerçekleşebileceğine dair inanç güçlenmektedir. Dünyada ekonomik eğilimler kentleri ön plana çıkarırken Türkiye de bu eğilime dâhil olmaktadır. Türkiye'de yerel yönetimlerin, büyükşehir belediyelerinin öncülüğünde, ulusal kalkınmanın bütüncül bir eylemsellikle gerçekleşmesine katkı sağlayabilmeleri için politikalar geliştirilmektedir. Beş Yıllık Kalkınma Planları'nda sıklıkla yerel yönetimlerin güçlendirilmesi adına politikalar geliştirilmiştir. Yerel yönetimlerin bütününe dair bilgi edinme hususunda, büyükşehir belediyeleri yerel yönetimlerin ekonomik rollerine dair güçlü veriler sunabilmektedir. Çünkü büyükşehirlerin hem ekonomik hizmet ağları oldukça geniş hem de şirketleşme potansiyelleri oldukça güçlü durumdadır. Büyükşehirler nüfus ve ekonomik güçleri ile devasa ekonomik ağlara katılabilmektedir. Yurt içi ve yurt dışı borçlanma yoluna giderek, büyük ekonomik kaynak ihtiyacı olan projeler hayata geçirmektedirler. Çalışmada yerel yönetimlerden yola çıkılarak, büyükşehirler özelinde Türkiye'de yerel yönetimlerin ekonomik büyüklüklerine dair, ilgili kurum yayınları ve hukuksal mevzuatın değerlendirilmesi yolu ile veri setleri oluşturulması ve bütüncül bir tablo sunulması hedeflenmektedir.
Yüksek, orta ve düşük gelirli ülkelerde yaşam beklentisini belirleyen faktörlerin analizi: Panel veri yaklaşımı
Bu çalışmanın amacı; yüksek, orta ve düşük gelirli ülkelerde yaşam beklentisini etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Bu amaçla her ülke grubu için 10'ar ülke olmak üzere toplam 30 ülkenin 2000-2017 yılları arasındaki verileri incelenmiştir. Analiz için Eviews 9 Programı kullanılarak işsizlik oranı, kamu harcamaları içerisinde kamu sağlık harcamalarının oranı, bebek ölüm oranı ve CO2 emisyonu değişkenlerinin yaşam beklentisine etkisi panel veri ile analiz edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada diğer çalışmalardan farklı olarak beklenen yaşam süresine etki eden faktörler ayrı ayrı sınıflandırılmış, yaşam beklentisine etkileri açıklanarak değişken odaklı literatür taraması yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; yüksek gelirli ülkeler için yaşam beklentisinin belirleyicileri bebek ölüm oranı, CO2 emisyonu ve kamu sağlık harcamaları iken, üst orta gelir grubu ülkeler için yaşam beklentisinin belirleyeni kamu sağlık harcamalarıdır. Düşük gelir grubu ülkeler için yaşam beklentisini etkileyen faktör ise bebek ölüm oranıdır.
Yerel yönetimlerin gelirleri ve mali özerklik ilkesi
Ülkemizde Anayasanın 127. maddesine göre Belediye, İl Özel İdaresi ve Köy tüzel kişiliği yerel yönetim kuruluşları olarak kabul edilmektedir. İnsana en yakın özerk hizmet idaresi olan yerel yönetimlerin merkezi idare altında faaliyette bulunurken yaşadıkları en önemli sorun ekonomik özgürlüklerinin sınırlı olmasıdır. Mali özerkliği olmayanın idari özerkliği olamayacağından bu çalışmada Yerel Yönetimlerin Gelirleri ve Mali Özerklik İlkesi üzerinden sınırlı gelir kaynakları ve bu gelir kaynaklarının nasıl olabileceği incelenmiştir. Çalışmada Belediye, Büyükşehir Belediyesi, İl Özel İdaresi ve Köy için gelirler; öz gelirler, idareler arası transferler, borçlanmalar ve diğer gelirler olarak ayrı ayrı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Mali Özerklik, Gelir, Belediye, Vergi
Sosyal belediyecilik hizmetleri ve finansmanı: Ege Belediyeler Birliği örneği
1930'lardan sonra devletin sosyal alandaki rolü büyümüştür. 1980'lerden itibaren birçok alanda görev üstlenen devlet, üzerine aldığı sorumlulukların bir kısmını özel sektör, sivil toplum ve yerel yönetimlere devretmek istemektedir. Bu ve kentleşmenin yarattığı sosyal sorunlar nedeniyle yerel yönetimler, sosyal hizmetlerle ilgili yeni görevler yüklenmek durumunda kalmıştır. Bu anlamda sosyal belediyecilik, sosyal devlet anlayışının yerel yönetim düzeyindeki bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Ülkemizdeki sosyal harcamaların GSYH'ya oranı, merkezi düzeyde yetersiz, belediyeler düzeyinde yok denecek kadar azdır. Sosyal adalet, sosyal sermaye ve sosyal dışlanma gibi alanlarda iyi bir noktada olmayan ülkemizde belediyelerin eşitlik, sosyal içerme, sosyal uyum ve refahın adil paylaştırılmasıyla ilgili olumlu etkileri çok sınırlıdır. Yoksulluk, gelirin adil dağılımı ve işsizliğin önlenmesinde belediyelerin yerel girişimleri ve sosyal sermayeyi harekete geçirmesi beklenebilir. Ancak bu açıdan da ülkemizdeki belediyelerin etkin olmadığı söylenebilir. Kısaca sosyal belediyecilikle bağlantılı bu alanların yeterince gelişmediği görülmektedir. Sosyal belediyeciliğin yöneldiği kesimler ise kadınlar, yaşlılar, çocuklar, yoksullar, engelliler, işsizler, göçmenler gibi dezavantajlı kesimlerdir. Bu kesimlere yeterli hizmetin sunulabilmesi için belediyelerin mali özerkliklerinin ve kaynaklarının arttırılması, daha etkin ve verimli hizmet görme usullerinin geliştirilmesi gerekmektedir. İncelenen belediyelerde tespit edilen sosyal faaliyetlerin dezavantajlı kesimlerin yoksulluk, dışlanma gibi sosyal risklerini azaltmaya yetecek düzeyde olmadığı görülmüştür. Sosyal harcamaların bütçe içindeki payı düşüktür. Ayrıca sosyal harcamaların bütçeleştirilme sürecinde de önemli aksaklıklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Belediye, Sosyal Bütçe, Belediye Gelirleri
Genel olarak adalet teorileri ve Türkiye'de gelir dağılımı (1980'den günümüze)
Adalet, ilk insandan son insana kadar beraber yaşamada gerekli olan önemli bir ilkedir. Bu nedenle John Rawls adaleti tüm diğer değerlerin üzerinde görmüş, diğer değerlerin bir Arşimet Noktası olarak adalet ilkesiyle değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Gerçekten adalet ilkesi hemen her düşünür ve filozofun ilgisini çekmiş ve bu konuda teori geliştirmelerine neden olmuştur. Bu konuda düşünürler genelde iki kampa ayrılmış, bir kısmı adaleti "faydacı" bir yaklaşımla ele alarak kişinin çıkarını ve başarısını güvence altına alan yapıların adaletli yapılar olduğunu ileri sürerek adaleti "çıkar" ve "fayda"yla bağlantılı kılarken diğer kısmı adaletin 'tarafsızlık' cephesine vurgu yaparak adaleti ahlaki bir çerçeveye oturtup çıkar ve başarıdan bağımsızlaştırmaya çalışmıştır. Öte yandan adaletle ilgili tartışmalar bir taraftan adaletin kaynağının ne olduğu (İlahi mi, doğal mı, insani mi, prosedürel mi) konusunda yoğunlaşırken, diğer taraftan o ilkelerin gerçek hayata nasıl uygulanacağı konusuna yoğunlaşmıştır. Adalet tartışmalarında doğal olarak en yakıcı ve hararetli tartışmalar ülkede üretilen sosyal hasılanın sınıf, bölge ve bireyler arasında nasıl dağıtılacağı sorunu üzerinde olmaktadır. Buna genelde kısaca gelir dağılımı sorunu adı verilmektedir. Bu çalışmada, ilk olarak geçmişten günümüze "adalet nedir?" sorusu etrafında düşünce geliştiren filozoflarından "Platon"dan başlayıp çağımızın en önemli adalet teorisini geliştiren Amerikalı düşünür "John Rawls"a kadar geniş bir düşünürler silsilesini inceleyeceğiz. İzleyen bölümlerde ise 1980 sonrasında Türkiye'deki gelir dağılımını çeşitli başlıklar altında ampirik verilere dayanarak ele alacak ve gelişmeleri "adalet" kavramı çerçevesinde değerlendirmeye çalışacağız.
Göçün gelir ve tüketim kalıpları üzerindeki etkileri: Gaziantep'te ikamet eden Suriyeli göçmenler üzerine bir araştırma
Arap Baharı ile birlikte Ortadoğu ülkelerinde meydana gelen siyasal gelişmeler kısa sürede geniş bir etki alanına ulaşarak domino etkisi oluşturarak Suriye Arap Cumhuriyetini de etkilemiştir. Suriye Arap Cumhuriyeti yaşanan bu dönüşüm ikliminden 2011 yılından günümüze dek etkilenmiş ve etkilenmeye devam etmektedir. Bu iç savaştan dolayı ülke nüfusunun yaklaşık yarısı göç etmek zorunda kalmış ve başta komşu ülkeler olmak üzere çeşitli ülkelerde mülteci statüsünde yaşama tutunmak zorunda kalmıştır. Bu göç dalgası sonucu birçok insan yaşadığı evi, mahalleyi, kenti ve ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Göç sonrası ulaşmış oldukları ülke şartlarına ve yasalarına tabi olmak zorunda olan bu kişiler sahip oldukları sosyal statülerini, tüketim alışkanlıklarını, sosyal çevrelerini ve refah düzeylerini çoğu zaman geride bırakmak zorunda kalmışlardır. Bu çalışma kapsamında Suriye'de meydana gelen iç savaştan dolayı Gaziantep ilinde göç ile gelen Suriyeli doktorların kriz ve belirsizlik durumlarında tüketim kalıpları, davranışlarında ve tüketim kararlarında meydana gelen farklılaşmayı incelemek adına 12 farklı Suriyeli doktorla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniği ile mülakat yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen temel bulgu, kriz ve belirsizlik durumu sonucunda Suriyeli doktorların tüketim davranışı konusunda ortaya koymuş oldukları davranış biçiminde farklılaşma olduğu tespit edilmiştir.
Ailelerin gelir yönetimi ve tüketim harcamalarına ilişkin tutum ve davranışları
125 ÖZET Bu araştırma, farklı sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin gelir yönetimi ve tüketim harcamalarına ilişkin tutum ve davranışlarını ortaya çıkarmak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmaya veriler Ankara'da farklı sosyo-ekonomik düzeydeki semtlerde oturan 314 aileye anket uygulanarak toplanmıştır. Araştırma kapsamına alınan ailelerin yarıya yakını aylık 300.000.001 -600.000.000 TL. arasında gelire sahiptirler ve ailelerin yarıdan fazlası gelirlerini yeterli bulmamaktadır. Ailelerin sosyo-ekonomik düzeyi yükseldikçe gıda, giyim, konut, ulaşım ve haberleşme, kişisel bakım, kültür, eğitim, eğlence harcamalarının da önemli ölçüde arttığı görülmektedir. Araştırmaya alınan ailelerin yarıdan fazlasında harcama kararını kadın erkek birlikte verirken, harcamaları da birlikte yapmaktadır. Ailelerin büyük bir bölümü alışveriş öncesi piyasa araştırması yapmakta, yandan fazlası aylık harcama planı hazırlamaktadır. Ailelerin yarıdan fazlası kredi kartı kullanmakta ve hemen hemen tamama yakını borçlanmaktadır. Araştırmaya alınan ailelerde özellikle alt sosyo-ekonomik düzeydekiler gelirlerinin yetersizliğinden dolayı, tasarruf yapamazken, tasarruf yapan yarıdan fazla aile ise, tasarruflarını çoğunlukla döviz satın alarak değerlendirmektedir.
Petrol ihraç eden ülkelerin dış ticaret hadlerindeki değişmelerin gelir etkisi: Azerbaycan örneği
Günümüzde, petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarının ülke ekonomisi ve sosyal hayat üzerinde yarattığı etki bilinen bir gerçektir. Azerbaycan Cumhuriyeti, özgürlüğüne yakın bir geçmişte kavuşan ve sınırlı sayıda ülkelenin elinde olan petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahiptir. Zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olunması, Azerbaycan için bir taraftan avantaj olarak görülmekle beraber yanında bazı olumsuzlukları da taşıdığı bilinmektedir. Bu çerçevede, dış ticarette uluslararası rekabet gücünü gösteren değişkenlerden birisi olan dış ticaret hadleri ve dış ticaret hadlerinin gelir etkisi üzerine yapılmış olan bu çalışmada, Azerbaycan ın uluslararası ilişkilerinde petrolün rolü incelenmiştir. Bunun için, petrolün iktisadi gelişme surecindeki yeri, 1996-2011 yıllarını kapsayan dönemde, Nicholson ve Sachs-Dornbusch yöntemleriyle incelenmiştir. Bu dönem zarfında ülkede, 1996 yılından başlayan ekonomik gelişim süreçleri temel makroekonomik parametrelere dayanılarak detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Ayrıca, petrol ihracatının toplam ihracatı içinde önemli paya sahip olan; Venezuela, Kazakistan, Rusya Federasyonu ve Nijerya gibi ülkelerin de Nicholson yöntemiyle dış ticaret hadlerinin gelir etkisi hesaplanarak, Azerbaycanla karşılaştırma yapılmıştır. Diğer taraftan, Azerbaycan ekonomisinde sanayi çeşitlenmesinin olup olmamasının araştırılması da çalışmanın sonucları arasında yer almaktadır.
Hizmet sektöründe gelir unsurunun iş motivasyonuna ve aile içi huzura etkisi: Kastamonu Üniversitesi örneği
Bir hizmet sektörü kuruluşu olan üniversitelerde görev yapan akademik ve idari personelin gelirlerinin çalışanların iş motivasyonuna ve aile içi huzurlarına etkisini ölçme amacıyla gerçekleştirilen anket çalışmasına, Kastamonu Üniversitesi akademik ve idari personelinden 350'si katılmıştır. SPSS istatistik programı kullanılarak istatistik çözümlemeleri yapılan verilerin sonuçlarına göre, demografik değişkenlerden eğitim ile iş motivasyonu arasında anlamlı bir farklılık bulunmuş, ancak çalışanların iş motivasyonu ile cinsiyet, yaş, mesleki deneyim, personel statüsü ve ücret düzeyi arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yine eğitim ve gelir değişkenleri ile çalışanların maaş yetersizliği yaşamalarının oluşturduğu olumsuz durumlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırmaya katılan personelin büyük çoğunluğunun 26-45 arasında olduğu, eğitim düzeylerinin yine %91 gibi bir oranla lisans düzeyi ve üstünde olduğu görülmüştür. Anket çalışmasının verileri öncelikle SPSS 22 istatistik programında analize tabi tutulmuştur. Verilerin analizinde araştırmada kullanılan demografik özellikler için frekans tabloları ve diğer değişkenler için ise parametrik olmayan Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney U test teknikleri uygulanmıştır. Ayrıca veriler faktör analizi ve güvenirlik analizlerine de tabi tutulmuştur. Dört faktör altında toplanan araştırma sonuçlarına göre araştırmaya katılan personelin genel olarak kurumsal politikaların ve işleyişin iş motivasyonu üzerinde yüksek derecede etkisi olduğu, çalışanların gelirlerinde meydana gelebilecek düşüşlerin ailevi huzuru pek fazla etkilemediği, maaşa ek olarak verilecek ekonomik ödüllerin (prim, ikramiye vb.) çalışanın iş motivasyonunu arttırdığı, çalışanların yaptıkları işe göre aldıkları ücretin yetersiz bulunduğuna dair buna benzer bulgulara ulaşılmıştır.
UFRS'ye göre 18 gelecek aylara ait giderler ve gelir tahakkukları hesap grubunun bir firmanın piyasa değerine olan etkisi
Türkiye, küreselleşme ile birlikte ekonomik olarak dünya ülkeleri arasında önemli bir yer edinmiştir. Ulusal ve uluslararası yatırımcılar, Türkiye'deki halka açık şirketlerin finansal durumunu Borsa İstanbul (BİST)'dan yakından takip etmektedirler. Günümüzde artık finansal tablolarını uluslararası standartlara göre hazırlayan firmalar tercih edilir hale gelmiştir. Finansal tablolar, şirketin belli bir dönemdeki finansal durumunun gözler önüne serilmesini sağlamaktadır. Yatırımcılar, kredi açıcılar ve şirket sahipleri, şirketleri sektörel anlamda karşılaştırabilmek için aynı standartlardaki verilere ihtiyaç duymaktadır. Bu da uluslararası finansal raporlama standartlarının tüm ülkeler bazında uygulanmasını gerekli kılmıştır. Şirketler, finansal ve anlık durumunu gösteren finansal tablolarını uluslararası standartlara uygun şekilde düzenleyerek yatırımcı ve kredi açıcıların güvenilir, anlaşılır ve karşılaştırılabilir şirket bilgilerine ulaşması sağlanmıştır. Çalışmada; "Bir firmanın UFRS'ye göre Gelecek Aylara Ait Giderler ve Gelir Tahakkukları Hesap Grubunun firmanın piyasa değeri üzerindeki etkisinin araştırılması" amaçlanmıştır. Çalışmada araştırmanın örneklemini de oluşturan şirketlerin 7 yılı kapsayan hisse senetleri ile gelecek aylara ait giderleri arasındaki ilişki ayrı ayrı grafikler şeklinde oluşturulmuş ve yorumlanmıştır. BIST'te yer alan imalat sanayi firmalarının hisse senetlerine gelecek aylara ait giderler değişkeninin etkisi araştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda değişkenlerin grafik üzerinde lineer olarak karşılaştırması yapılarak ilgili değerlendirmeler ile ilgili ifadeleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye finansal raporlama standartları, gelecek aylara ait giderler ve gelir tahakkukları hesap grubu, piyasa değeri. 2020, 75 sayfa Bilim Kodu: .....
Suç gelirlerinin aklanması sürecinde bankacılık sisteminin rolü
Bu çalışmanın temel amacı; bankacılık sistemi yoluyla gerçekleştirilen aklama yöntemlerinin neler olabileceğini ortaya koymak, suçluların elde ettikleri suç gelirlerini bankaları kullanarak aklamasının önüne geçmek amacıyla bankaların almaları gereken önlemleri ele almak ve bu kapsamda Türk mevzuatında yer alan tedbirlerdeki eksiklikleri vurgulamaktır.Araştırmada kullanılan veriler çoğunlukla kütüphanedeki ve internetteki kaynaklardan, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Web Sitesinden ve Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force(FATF))'nün web sitesinden temin edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Suç geliri, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, MASAK, bankacılık sistemi, kimlik tespiti.