Incomes
113 theses under this subject heading
Futbolda gelir yönetimi
Günümüz dünyasında futbol hem bir eğlence aktivitesi hem de gittikçe büyüyen bir pazar durumundadır. Yayın ve reklam gelirleri, sponsorluk anlaşmaları, gişe ve lisanslı ürün gelirleri, oyuncu transfer giderleri, futbolcu ve menajer ücretleri futbolun artık endüstriyel bir sektör konumuna geldiğinin göstergesidir. Futbol pazarının parasal hacminin büyümesi futbol otoritelerini de harekete geçirmiş ve rekabet eşitliğini korumak adına finansal fairplay adıyla bir takım kısıtlayıcı kurallar hayata geçirilmiştir. Böylelikle kulüplerin gelir ve giderlerini kontrol altına alması gerekliliği ayrı bir önem kazanmıştır. Türk kulüplerinden bazıları da bu nedenle çeşitli cezalar almışlar ve bazı uluslararası turnuvalardan men edilmişlerdir. Bu çalışmada Türkiye Süper Lig'de mücadele eden kulüplerin gelirlerini artırmaları için izleyebilecekleri yöntemler araştırılmış, futbol sektöründe henüz kullanım alanı bulan gelir yönetimi yöntemlerinden de faydalanarak bu amaca yönelik bir uygulama yapılmıştır. Bu çalışmada öncelikle Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın son beş sezonda iç sahada oynadıkları karşılaşmaların doluluk oranları ile bunlara etki eden faktörler analiz edilmiştir. Daha sonra analiz sonuçları göz önüne alınarak mevcut doluluğun sabit kaldığı durumda gelirlerin maksimize edilmesi amacıyla gelir yönetim modeli olan EMSR-b'nin uygulanmasına karar verilmiştir. Uygulama sonucunda bu yöntemle stadyum gelirlerinin artırılabileceği sonucuna varılmıştır.
Yeni açılan küçük ölçekli yerel bir konaklama işletmesine gelir yönetimi uygulaması
Günümüz piyasası ve rekabet koşullarında birçok işletme, gelirlerini ve karlılıklarını maksimize edebilmek için gelir yönetimi uygulamaktadır. Özellikle sabit kapasiteye ve esnek talebe sahip olan hizmet sektöründeki firmalar için başta gelir artışı olmak üzere birçok fayda sağlayan gelir yönetiminin sıklıkla kullanıldığı sektörlerden biri de konaklama sektörüdür. Gelir yönetimi uygulamaları genellikle büyük ölçekli zincir otellerde gözlemlenirken; literatürde yer alan gelir yönetimi kapsamındaki çalışmalarda da çoğunlukla uzun süredir faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli otellerin gelir yönetimi uygulamaları incelenmektedir. Buradan yola çıkılarak, bu çalışma kapsamında, yeni faaliyete geçmiş olan 39 odalı küçük bir konaklama işletmesi için literatürde var olan gelir yönetimi modellerinden esinlenerek yeni bir gelir yönetimi modeli geliştirilmiştir. Bu otelin verilerinden ve özelliklerinden yola çıkılarak geliştirilen model, otelde adım adım uygulanmaya başlamıştır. Uygulaması henüz tamamlanmamış olan model; mevcut oda satış sayısı verileriyle geliştirilen gelir yönetimi modeli uygulanmış olsaydı varsayımına dayanarak test edilmiştir. Yapılan testte; hali hazırda günlük ortalama 16 oda satmakta olan otelin, mevcut fiyatlandırma politikası ile hedeflediği kara ulaşmak için satması gereken günlük ortalama oda sayısı 20 olarak hesaplanmaktayken; gelir yönetimi sistemi uygulanmış olsaydı 16 oda satarak hedeflediği kara ulaşmış olacağı sonucuna varılmıştır.
Causal effects of education on the behaviour of parents toward their children
The research question is whether there is a causal impact of parental education on the behaviors of parents toward their children. The goal, in particular, is to investigate how the education of parents affects their punishment styles. The methodology that is used is the Fuzzy Regression Discontinuity Design. The 1997 education reform is used as an instrumental variable. The results indicate that maternal education raises the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not giving pocket money and slapping. The negative impacts of maternal education on the usage of punishment are presented. The outcomes for region categorization reveal that there is a positive correlation between maternal education and the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not buying what children want, and slapping in high-income regions. But, the probability of beating, punishments, not talking with them, not letting them see friends, and banning the children from the internet was lower among mothers with more education and living in high-income regions. The findings are checked for household income level, labor force participation, and the exclusion of the 1986 birth cohort. The outlines of this research are as follows. Chapter I is the introduction section. In chapter II, education, parental education, and child discipline methods are described. Then, the identification problem and its solution are explained. In chapter III, the data, methodology, and model are offered. In chapter IV, the findings are presented. Chapter V is the conclusion section of the research.
Türkiye'deki çalışma sürelerinin mutluluğa ve gelire etkisi ve dünya ülkeleri ile karşılaştırılması
Bu çalışmada çalışma süreleri, mutluluk ve gelirin iktisadi ilişkileri incelenmiştir. Çalışma sürelerinin mutluluğa ve gelire etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. İktisatta gelirin yanı sıra son dönemlerde refah da önemli bir yer kaplamaktadır. Bu yüzden mutluluğa sebep olan gelir ve gelire bağlı olarak ne kadar kendine boş zaman ayırdıkları incelenmiştir. Çalışmada gelirin mutluluğa etkisi olduğu kesin olarak ortaya çıkmıştır. Kişinin tükettiği zaman kendini mutlu hissediyor mu ? Kişi boş zamanında gelir kazanmadığı bir zaman dilimi ama tükettiği zaman önemlidir. Gelir mutluluk için gerek koşul ama yeter koşul değil. Bu kavramlar ikinci bölümde ikili ikili incelenerek arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölümde de veriler incelemiş, Türkiye'nin diğer ülkeler arasındaki yeri saptanmış ve dünya ülkeleri ile karşılaştırılması yapılmıştır.
Türkiye'de mantar endüstrisinin e-ticaretle yarattığı gelir ve istihdam etkileri
Ülkemizin önemli bir gelir kaynağı haline gelebilecek mantar yetiştiriciliği, uygun ortam oluşturulduğunda yıl boyunca ürün alınan karlı bir tarım alanı olabilecektir. E-ticaret, küreselleşen dünyada geleneksel pazarlama yöntemlerinin dışında daha fazla kitleye satış imkânı sunmayı kolaylaştıran bir yapıya sahiptir. E-ticaret, mantar endüstrisinin ürünlerinin gelir ve istihdamını olumlu yönde etkileyecektir. Bu çalışmada; Türkiye'de mantar endüstrisinin e-ticaret ile yarattığı gelir ve istihdam etkilerinde ithalatı, ihracatı, ekonomisi, üretim ve pazarlamadaki rolü, üretiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri hakkında çalışılmıştır. Bölgeler arası mantar endüstrisinin gelişmişlik farkları, devlet desteklerinde yer alan kalkınma ajansları üzerine çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de mantar endüstrisinin e-ticaret ile yarattığı gelir ve istihdam etkileri hakkında genel olarak ve işletmelere yönelik bir alan çalışması yapılarak mantarın e-ticaret ile piyasada yarattığı gelir ve istihdam etkileri incelenmiştir.
Evaluation of taxation in Afghanistan in comparison to Turkey
Tax is an effective way for influencing the behaviours of buyers. This is both an advantage, on account of utilizing Taxes to discourage, or encourage to support the utilization of some goods, additionally a disadvantage as a consequence of the negative motivation impacts that redistributive taxes creates. The support for Tax may be absolutely powerful, when taxation is welfare making strides. Anyway, when the support for tax strategy is in light of contemplation of correspondence countries, the optimal of such tax gets to be more an issue of qualities. It is a also well-established fact that the government bureaucracy in many developing countries is large, difficult to understand, non-transparent and time-conamounting, Afghanistan is also among those countries which experiments a huge bureaucracy, especially in collecting taxes however, procedures sometimes have little to do with how firms or individuals actually go about when dealing with the government bureaucracy. Also a comparison between two countries at different stages of development is always a difficult task. Indeed, drawing lessons from one country does not mean a simple application of procedures that have proved to be successful in a foreign land. In fact, taxation may play the central role in building and sustaining the power of states, and shaping their ties to society. However, is not to claim that taxation is an unambiguously and universally positive activity; much depends on the way in which states and the societies either achieve or fail to negotiate revenue generation. There are only a very limited number of instruments at a government's disposal when it tries to stimulate long-run growth, and one of these instruments is tax system. That is why it's very important to analyze the way in which taxation influence economic growth. This problem is especially vital for the countries suffering very low growth (Afghanistan is among them). Unfortunately, there was no significant change in Afghanistan tax system during past 30 years but the present system needs changing badly, because it lacks both economic efficiency and social equity. Keywords: Taxation, Afghanistan Taxation Policy,Turkey Taxation Policy,Income and Expense Evaulation,GDP and Tax effection in Income.
Hastanelerde gelir ve talep
Bu araştırmanın amacı incelenen hastanede PET CT cihazının kullanımının ve talep tahmininin bilimsel hesaplamalar kapsamında tespit edilmesidir. Araştırmanın kapsamını İstanbul'da faaliyet göstermekte olan özel bir hastanenin PET CT ünitesi oluşturmaktadır. Veriler kurumun süreç performans ve iş geliştirme departmanından alınmıştır. Departmana ait bilgiler PET CT ünitesi sorumlusu ile görüşülerek alınmıştır. Araştırmaya konu olan PET CT cihazına yönelik talep tahmini uygulaması çalışmasında, öncelikli olarak PET CT cihazına yönelik kullanım kapasitesi ve çalışma dereceleri işgücü durumuna göre değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda PET CT cihazına yönelik olarak gerçekleştirilen işlemler tablolar halinde sunulmuştur. Cihazın net olarak hizmet verdiği süreler, arıza, işgücünün çalışma saatleri ve tatil durumları gibi kıstaslar dikkate alınarak hesaplanmıştır. PET CT cihazına ilişkin kullanım oranları belirlenmiş ve çalışma derecesi fiili kapasite ve pratik kapasite oranlaması kapsamında tespit edilmiştir. PET CT cihazına yönelik kapasite şartları kapsamında sağlık hizmetlerine yönelik hesaplamalarda sıklıkla kullanılan en küçük kareler yöntemi (EKKY) kullanılmıştır. Regresyon modeli kapsamında öncelikle verilere ilişkin grafikler verilmiş ve sonrasında model oluşturulmuştur. Toplam olarak 07/2016 – 06/2017 tarihleri arasında 1740 saat yani 104400 dakikalık zaman çalışılmıştır. 07/2017-06/2018 dönemi itibariyle PET CT adedi ve toplam geliri önceki yıllara göre artış göstereceği tespit edilmiştir. PET CT adettin bir önceki döneme göre %28, PET CT geliri %15 artış olacağı öngörülmektedir.
Gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerin vergi adaleti açısından değerlendirilmesi (Türkiye-OECD karşılaştırması)
Devletlerin kamusal harcamalarını finanse etmekte başvurduğu en önemli yöntemlerden birisi vergilerdir. Ekonominin sürdürülebilir şekilde büyümesi ile kaynak dağılımı ve gelir dağılımında vergilerin önemi çok büyüktür. Bireylerin vergisel olarak ödeme gücünün tam ve yerinde olması adaletli bir vergileme açısından beklenen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolaylı ve dolaysız olarak ayrışan vergilerde dolaysız yani gelir ve kazançlar üzerinden alınan vergilerin ve bu vergilerin kişilerin ödeme gücündeki yerinin sosyoekonomik açıdan önemli olması da bilinen bir unsurdur. Bu çalışmada Türkiye' de ve OECD üyesi ülkelerde dolaysız vergi kategorisinde yer alan gelir ve kazançlar üzerinden alınan vergilerin adil bir vergilemede yeri nedir, ne olmalıdır, bunlara ilişkin tespit, karşılaştırma ve değerlendirmeler ele alınarak sonuca ulaşılmaya çalışılacaktır.
Türk vergi sisteminde ücret gelirlerinin vergilendirilmesinin vergilemede adalet ilkesi açısından değerlendirilmesi ve bir model önerisi
Çalışmamızda özetle; vergilendirmede adalet ilkesinin öneminden hareketle Türk Vergi Sistemi'nde ücret gelirlerinin vergilendirilmesinin adil olup olmadığı, tespit edilen veriler ışığında karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Çalışmamızın birinci bölümünde literatür taraması yapılarak, adalet ve vergi adaleti kavramlarının teorik ve yasal temelleri araştırılmıştır. Sonrasında yine aynı bölümde vergi adaletini ilgilendiren teorik diğer kavramlar üzerinde durulmuş, tarih boyunca uygulanan tekniklerden bahsedilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ücret gelirlerinin ülkemizde nasıl vergilendirildiği konusunda yasal düzenlemelere yer verilerek mevcut uygulama incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise Türkiye'de vergi gelirlerinin en önemlilerinden olan Gelir Vergisi'nin büyük oranda ücret geliri elde edenlerden kaynakta kesinti yoluyla alındığı ortaya konulmuş, ücret geliri elde edenlerin aslında en düşük gelir düzeyinde yer alan kesim olduğundan bahsedilmiştir. Devamında dolaylı vergilerin ağırlığından hareketle ücret geliri elde edenlerin üzerindeki vergi yükünün bir hayli fazla olduğu kanıtlanmış, OECD ülkeleri ile karşılaştırılarak çağdaş vergi sistemlerinde olması gerektiği gibi yeni bir model önerisinde bulunulmuştur. Ayrıca vergilendirmede adaleti engelleyen sorunlar da ortaya konularak çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur. Sonuç ve öneriler kısmında ise çalışmamızın üçüncü bölümündeki verilerden hareketle neler yapılması gerektiği anlatılmış, netice itibariyle Türkiye'de gelir vergisi tarifesinin yeniden oluşturularak emek geliri elde edenler ile sermaye geliri elde edenlerin ayırma kuramı doğrultusunda birbirlerinden farklı şekilde vergilendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu noktada Almanya'da uygulanmakta olan gelir vergisi tarifesinden hareketle asgari ücretin yıllık toplam tutarı üzerinden %0 oranında vergi alınması, bir başka anlatımla ücretli çalışanların elde etmiş olduğu gelirin yıllık asgari ücretin tutarı kadar olan gelirlerinin vergi dışı bırakılması gerektiği savunulmuştur. Ayrıca vergilendirmede adaleti engelleyen diğer sorunlardan da bahsedilmiş ve genel olarak dolaysız vergi gelirlerinin artırılması ile buna bağlı olarak dolaylı vergilerin ağırlığının düşürülmesine yönelik çeşitli çözüm önerileri de sunulmuştur.
The impact of external public debt on per capita income: In the case of common market for Eastern and Southern Africa (COMESA)
This study examines the relationship between external public debt and real per capita income growth of Common Markets for Eastern and Southern African countries (COMESA). The study uses panel data covering the period between 1990-2018. We applied dynamic random effect, dynamic fixed effect, and generalized method of moments (GMM) models. Following the literature, we focus on variables of real per capita income (as a proxy for growth), gross general government debt, short-term external debt stock, external debt stock (% of GNI), external debt stock guarantee, long-term external debt stock, gross capital formation as an instrument for physical capital, labor force, real inflation rate, trade openness, external debt service, and debt service percentage of export. Our explanatory variables are gross government debt, short-term external debt stock, external debt stock (% of GNI), external debt stock guarantee, long-term external debt stock, debt service percentage of export, and external debt service, while the rest are used as control variables. Data come from the World Bank Development Indicators (WDI) and the International Monetary Fund (IMF). Keywords: Budget Deficits; COMESA; Dynamic Panel; Economic Growth; Gross Debt; GMM
Freedoms of the air and effects of 5th freedom implementation at Ankara Airport
The purpose of this thesis is to analyze the Civil Aviation Regulations, and to prove that the more a market is liberalized, the better chance it has to grow. Many civil aviation authorities are strict regarding airlines of third-party countries in order to protect their own market and to support their flag carrier. However, it is possible to use third-party countries' airlines in order to grow the market and while supporting their own flag carrier. Unproductive airports and Flight Information Regions might be used to set the market in motion. This thesis contains six chapters. After Introduction and Literature Review the third chapter contains the definition of Air Freedoms. Chapter four contains the Study Methodology. In the fifth chapter, the Civil Aviation Authority Singapore, which has one of the most liberalized regulation policies, has been evaluated. The positive and negative effects of implementing the model of Singapore, at the Ankara Airport which has a capacity of 25M passenger per year has been determined. For data and statistics figures from IATA have been collected. The last part contains the conclusion. For this research, quantitative methods have been used, along with the descriptive method.
Türkiyede bölgesel tüketim ve gelir dinamikleri: Panel veri analizi
Examining regional consumption and income dynamics has become increasingly important in recent years. Regional income and consumption disparities are used to create regional economic policies because the reduction of these disparities is a crucial step for economic development. The rapid progress of the scientific and technological developments in communication technologies and the promotion of the air, land and marine transportation in recent years have increased the interactions among households at the regional level. Thus, the differences in consumption and income among households have been changing. This thesis thus aims to test whether there are any differences in consumption and income among the 26 NUTS-2 regions in Turkey, then to identify the determinants of the differences and finally to examine the direction in which these differences evolve over time. For this purpose, demand elasticities are estimated at the regional level for each group of goods and service, then regional convergence analyzes is tested. The price and income elasticities for 12 groups of goods and service for 26 NUTS-2 level regions covering the period 2005-2013 are estimated using the Almost Ideal Demand Model(Deaton & Muellbauer, 1980) in the linear form. Elasticities are obtained for the expenditures on food, alcohol, clothing, shelter, furniture, health, transportation, communication, recreation, education, restaurant and other goods and service using geographically weighted panel regression (Bruna & Yu, 2013; Yu, 2010) technique. The technique considers both time dependence (effect) and spatial dependence and is superior to other traditional regressions because it takes into account spatial autocorrelation, spatial heterogeneity, and individual heterogeneity. Our findings show that the income elasticity of demand is inelastic for shelter expenditure, whereas transportation expenditure, furniture expenditure and health expenditure are quite elastic. The elasticities of food expenditure, clothing expenditure and communication expenditure differ between the east and the west of the country. Alcohol expenditure, restaurant expenditure, and recreation expenditure also vary from region to region. It should be noted, however, that elasticities of food expenditure, clothing expenditure and communication expenditure do not show a systematic pattern. Counterintuitively, the elasticity of education expenditure does not also show a systematic pattern among the regions. The price elasticity of demand is similar for all regions in terms of shelter expenditure, furniture expenditure and health expenditure. The elasticities of all other remaining expenditures show significant differences among all regions. The price elasticities of food and clothing expenditure vary systematically between the eastern and western regions as income elasticities. However, the price elasticity of alcohol expenditure, recreation expenditure and restaurant expenditure do not differ systematically across all regions. Contrary to expectations, the price elasticities of education expenditure, health expenditure, transportation expenditure and communication expenditure differ significantly among all regions. The convergence in the expenditures on food, alcohol, clothing, shelter, furniture, health, transportation, communication, recreation, education, restaurant and other goods and service as well as income is tested using four different approaches. Firstly, the convergence of the 12 goods and service groups and income for 26 NUTS-2 level regions is tested by employing spatial dynamic panel regression model approach(Lee & Yu, 2010) and the dynamic panel quantile regression model(Galvao, 2011) based on the Neoclassical growth model(R. J. Barro & Sala-i-Martin, 2004). Then the presence of convergence clubs is examined by using the convergence clubs approach(Hobijn & Franses, 2000) applying the unit root test and clustering algorithms. Finally, convergence is tested by the distribution approach (Quah, 1996) based on the kernel density functions. Our findings from these four convergence analyzes present that the differences in terms of food expenditure, clothing expenditure and health expenditure, which have low income and price elasticities and high share in budget, are gradually decreasing among all of the regions. However, neither convergence nor divergence are not found in furniture expenditure, shelter expenditure, recreation expenditure, restaurant expenditure and education expenditure, which have partly high income and price elasticities.
Sosyal sermaye ve beşeri sermayenin bireysel ekonomik getirisi: Eskişehir ili örneği
Sosyal sermayeyi, insan ilişkilerinin; sosyal ağlar, normlar ve güvene dayalı kaynakları olarak tanımlamak mümkündür. Bu kaynaklar bireylerin; bilgiye, fikirlere, fırsatlara, finansal sermayeye, güce, güvene ve işbirliğine ulaşmasını kolaylaştırmaktadır. İktisadın önemli kavramlarından bir tanesi olan beşeri sermaye ise insana yönelik yatırımlar ile bireylerin sahip olduğu bilgi, beceri, yetenek ve niteliklerin bireysel, sosyal ve ekonomik refah yaratılmasını kolaylaştırması olarak tanımlanabilir. Bu çalışmada sosyal sermaye ve beşeri sermayenin, ekonomik getirilerinin teorik boyutta ele alınması ve bireysel gelir düzeyi üzerindeki etkilerinin ekonometrik tahmin yöntemiyle ortaya konulması amaçlanmıştır. Ekonometrik analizde kullanılan Mincer tipi yarı logaritmik kazanç denkleminde, sosyal sermayeyi güven, normlar ve sosyal ağlara katılım değişkenleri, beşeri sermayeyi ise eğitim düzeyi ve iş deneyimi değişkenleri temsil etmektedir. Ekonometrik analizde, Eskişehir İli kent merkezinde yapılan anket çalışmasından elde edilen veriler kullanılmıştır.
Faydalanma ilkesi ve belediye gelirlerinin 6360 Sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilmesi
Kamusal hizmetlerin, görev ve sorumluluk alanlarının yerel yönetimler ve merkezi yönetim arasında paylaşılması, kamu kaynaklarının da yönetimler arası paylaşımını gerektirmektedir. Yerel yönetimlerin mali kaynakları merkezi bütçe gelirlerinden aktarılan paylar ve yerel yönetimlerin öz gelirlerinden oluşmaktadır. Bir yerel yönetim birimi olarak belediyelerin öz gelirlerinin önemli bir kısmı faydalanma ilkesi çerçevesinde elde edilen gelirlerden oluşmaktadır. Belediyeler, öz kaynakları ile kamusal harcamalarını karşılamakta yetersiz kalmakta, bu nedenle merkezi yönetimden yerel yönetimlere pay aktarılmaktadır. Bu kapsamda yerel yönetimlerin idari ve mali yapılanmalarına yönelik kanuni düzenlemelerin sonuncusu 6360 Sayılı Kanun'dur. Kanun, yerel yönetimlerde büyükşehir belediyelerinin arttırılmasını ve yerel yönetimlerin mali kaynaklarına ilişkin düzenlemeleri içermesi nedeniyle önemlidir. Çalışmanın amacı; belediyelerin faydalanma ilkesi çerçevesindeki gelirlerinin 6360 Sayılı Kanun öncesi ve sonrası gelişimini, belediyelerin mali yapısında meydana getirdiği değişiklikler çerçevesinde değerlendirmektir. Çalışmanın sonucunda, belediyelerin faydalanma ilkesi çerçevesinde elde ettikleri gelirlerde 6360 Sayılı Kanun sonrası, merkezi yönetim genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylar benzeri bir artış gözlendiği ancak yetersiz kalması nedeniyle merkezi yönetime bağımlılıklarının artarak devam ettiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel yönetimler, Belediye Gelirleri, 6360 Sayılı Kanun, Faydalanma vergileri.
The effect of revenue diversification on the general budget in Iraq for the period (1980 -2022)
The Iraqi economy is characterized by major structural imbalances, including the imbalance of the state's general budget due to unilateral sources of income, as the revenue side of the budget was based almost entirely on one resource in financing the state's general budget, which is crude oil, and they neglected other sources, especially taxes and fees. As the abundance of revenues from the oil sector neglected the importance and role of other revenues, and thus the estimate of the state's general budget became dependent mainly on expected oil, which makes the economy vulnerable to external fluctuations resulting from fluctuations in the oil market as well as internal changes represented in the conditions and quantity of domestic production of crude oil. The research aimed to measure and analyze the impact of the diversity of public revenues (oil revenues, tax income, tariff revenues) on the efficiency of the work of the public budget in Iraq for the period (1980-2022) using the ARDL model. The study concluded that there is a positive and significant impact of oil revenues, on the general budget in the long run. Also the study concluded that there is a positive but not significant impact of tax income and tariff revenues on the general budget in the long run in the long run, and that there is a significant and positive impact of the oil revenues , tax income ,and tariff revenues on the general budget in the short term
İşçi gelirlerinin Türkiye ekonomisi'ne olan etkileri
1Bu çalışmada 1963-2018 yılları arası Türkiye'ye gelen işçi dövizlerinin Türkiye ekonomisine olan katkıları araştırılmaktadır. İlk iki bölümde, göç nedenlerinden bahsedilmiş, göçmen işçilerin Dünya üzerindeki dağılımına ve işçi gelirlerini belirleyen mikro ve makro etkilere değinilmiştir. Üçüncü bölümde, Türkiye'deki işçi gelirleri tarihsel perspektifte incelenmiş, işçi gelirlerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Son bölümde de yapısal kırılmalı eşbütünleşme yöntemi ile yapısal kırılmaları dikkate alan Gregory-Hansen eşbütünleşme yöntemleri ve Toda Yamamoto Nedensellik Analizi kullanılarak analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışma bu yönden analiz yapılan ilk çalışma olma özelliğine sahiptir. Yapılan eşbütünleşme testi sonucunda %10 anlamlılık düzeyinde eşbütünleşik ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan nedensellik testinde işçi dövizleri ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü ancak negatif bir ilişki, yatırımlar ile ekonomik büyüme arasında ise tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur.
Beş yıldızlı otellerin gelir yönetimi uygulama yöntem ve düzeyleri
Gelir yönetimi; doğru zamanda ve doğru fiyata, doğru envanterleri, doğru müşteriye satan bir iş uygulamasıdır. Bu araştırmanın amacı, beş yıldızlı otellerin gelir yönetimi uygulamalarında kullandıkları yöntemleri ve uygulama düzeylerini belirleyerek uygulanan yöntemlerin pratikte hangi düzeyde uygulayabildiklerini tespit etmektir. Bu amacı gerçekleştirmek için, beş yıldızlı otellerde üst düzey görev yapan sekiz yöneticiye, 11 açık uçlu sorudan oluşan, yarı yapılandırılmış mülakat uygulanmıştır. Araştırmada, nitel veriler içerik analizine tabi tutularak kodlar oluşturulmuştur. Nitel analizler sonucunda; gelir yönetimi uygulamaları, misafir profillerinin otellerde yaptıkları harcama ve rezervasyon yaptırma alışkanlıklarının, doğru anlaşılması ve analiz edilmesi ile yapılmaktadır. Otellerin beklediği talepler doğrultusunda makul öngörülerde bulunabilmek ve bu öngörüleri hesaplarken, gerçekleşmiş rezervasyonlar, geçmiş rakamlar, gelecek rezervasyon potansiyelleri, hava ve mevsim raporları, pazardaki iş yoğunluğu, özel gün takvimleri gibi pazarı etkileyecek unsurları göz önünde bulundurmaktadırlar. Gelir yönetimi bilgi sistemlerinin topladığı veriler, otel rezervasyon sistemine detaylı raporlarla sunulmaktadır. Bu raporlar sayesinde gelir yöneticileri fiyat belirlenmesi konusunda aldıkları kararlarla geliri ve kârlılığı artırabildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gelir yönetimi uygulamaları, Otellerde kârlılık, Oda fiyatlandırması
Orta Afrika ülkelerinde ortak para alanının ticaret ve gelir üzerindeki etkileri
Avrupa Para Birliğinin doğuşu ile birlikte, ekonomik ve parasal birliklere olan ilgi artış göstermiştir. Nitekim bu birliğin ortaya çıkardığı faydaların görülmesi sonucunda, yeni para birlikleri alanlarının kurulmasına yönelik düşünceler çoğalmıştır. Para birlikleri, üye ülkelerin kendi para politikalarını uygulanmamalarını ve döviz kurunu makroekonomik ayarlamaların bir aracı olarak kullanmamaları beraberinde getirmektedir. Ancak diğer taraftan uluslararası işlemlerin maliyetini düşürerek ticareti ve açıklığı teşvik etmektedir. Bu çalışmanın amacı; Orta Afrika Ülkelerinde ortak para alanını inceleyerek CEEAC ülkelerinin CEMAC'a dahil olduklarında ortaya çıkacak ticaret ve büyüme etkilerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ticaret yerçekimi modeli ve büyüme denklemi modeli kullanılmıştır. Elde edilen bulgular para birliğinin ticareti artırırken; büyümeyi olumsuz şekilde etkileyeceğini göstermiştir
Analyzing revenue increase in mobile games through update releases
The mobile gaming industry has seen significant growth in the past decade, and casual puzzle games have been at the forefront of this growth. These games are free and easy to play, making them a popular source of entertainment for many. Developers frequently release updates to their games to improve the gaming experience and add new features, leading to an increase in revenue generated from mobile games. This study consists of three parts. The first part explores the history of the game industry from its earliest years, while the second part examines the mobile gaming industry and investigates the common features of successful puzzle casual games. The factors that played a key role in the growth of these games are determined in this section. In the final section, the revenue growth of two specific mobile games, Merge Mansion and Gardenscapes, is analyzed through four update releases. The study collects data from the official websites of these games and calculates revenue growth by comparing revenue before and after the updates. The findings of this study provide insight into the revenue growth of mobile games through update releases and can be valuable for game developers looking to create effective updates that increase revenue.
Okul gelirlerinin ortaöğretimden yükseköğretime geçişteki etkisi
Bu araştırma, eğitim hakkı ve eğitime erişim süreçlerini etkileyen etmenler ile fırsat ve olanak eşitliği ilkesi bağlamında yapılmıştır. Bu bağlamda; ortaöğretimden yükseköğretime geçiş sürecini etkilediği öngörülen, okul aile birliği gelirlerinin ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sağlanan cari ödeneklerin Ankara'nın ilçelerindeki ortaöğretim okulları düzeyinde dağılım oranlarıyla, bu okullarda okuyan öğrencilerin yükseköğretime yerleşim oranları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Ankara ilinin ilçelerindeki kamu ortaöğretim okulları oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında; Milli Etiğim Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden 2018, 2019 ve 2020 öğretim yıllarında cari ödenekler ve okul aile birliği gelirlerine ilişkin veriler, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nden (ÖSYM) de aynı yıllara ait yükseköğretime geçiş sayılarına ilişkin veriler alınmıştır. Araştırmada karma bir analiz süreci kullanılmıştır. Bu bağlamda nicel verilerin analizleri kapsamında; elde edilen veriler normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan (non-parametrik) testlerden Kruskal Wallis H Testi kullanılmış ve değişkenler arasındaki farkın anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Nitel analizler kapsamında ise; uzman görüşleri alınarak görüşme soruları oluşturulmuş, görüşme formunun araştırmanın amacına hizmet edip etmediği başka bir ifadeyle kapsam geçerliliği sağlanmıştır, ses kayıtları iki farklı zaman diliminde çözümlenerek hesaplanan uyuşum yüzdesi ile araştırmanın güvenirlik oranı belirlenmiştir. Uygun örnekleme yoluyla seçilen okul müdürleri ile görüşmeler yapılmış ve görüşme sonucu ulaşılan veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre Ankara'daki ilçelerdeki ortaöğretim okullarının okul aile birliği gelirleri arasında anlamlı farklar bulunduğu ve bu farkların ortaöğretimden yükseköğretime geçiş oranlarını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürleri ile yapılan görüşmelere göre ise, ilçeler arasında ve aynı ilçe içinde yer alan okullar arasında, ailelerin sosyoekonomik düzeyleriyle, yükseköğretime geçiş oranları açısından anlamlı farklılıklar oluştuğu belirlenmiştir. Ayrıca okul müdürleri tarafından; ailelerin sosyoekonomik ve kültürel düzeylerinin, öğrencilerin yükseköğretim program türlerine yönelme konusunda da etkili olduğu ve özellikle Liselere Giriş Sınavı (LGS) yoluyla başarılı öğrencilerin seçildiği okulların üniversiteye geçişte üstünlük sağladığı yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür. Sonuç olarak; eğitim hakkı, eğitime erişim ve eğitimde olanak eşitliği gibi ilkelerin, gelir dağılımı, sosyoekonomik ve sosyokültürel değişkenlerle ilişkisi, eğitimin tüm aşamalarını kapsayan nitel ve nicel araştırmalar yoluyla incelenmiştir. Bu bağlamda; okullar ve bulundukları bölgeler arasında oluşan gelir farklılıklarını azaltmak için ödeneklerin dağıtılmasında sınırlığı olan (dezavantajlı) bölgelere öncelik sağlanması önerilmiştir. Ayrıca kamu eğitim politikalarının; en temel insan haklarından birisi olan eğitimin, bireyin tam ve yetkin bir insan olarak gelişebilmesini engelleyen tüm toplumsal ve ekonomik etmenleri azaltan tutarlı, bütüncül ve eşitlikçi bir bakış açısıyla yeniden yapılandırılmasının yararlı olacağı değerlendirilmiştir.
A study on the primary components of income: A case of Turkey
The objective of this study is to analyze the effects of social, economic, and individual factors on individual earnings. This research study is motivated by Becker's Human Capital Model and Mincer's studies on wage models. The empirical analyses are conducted on a unique micro data set compiled by Turkish Statistical Institute's (TURKSTAT) in 2011, named Household Budget Survey and Income Distribution. The data set covers an effective sample size of 9,918 households and 37,121 individuals who are interviewed by TURKSTAT periodically. First, basic wage models are studied and then, these models are enriched by adding a gender effect. The findings indicate that the males earn more than females with similar characteristics, which confirm the existence of gender wage gap among economically active Turkish population. Moreover, vocational high school graduates perform economically better than other high school graduates. The study reveals other significant relationships between the earnings of economically active population and the primary determinants of income that are included in the models. Keywords: Wage Differentials, Mincer Wage Equation, Human Capital Theory
Türkiye'de sosyal yardımların sosyal refah üzerindeki etkisi
Toplumların ve ülkelerin bireyleri sosyal ve ekonomik risklere karşı korumak için geliştirdikleri sosyal koruma sistemi, sosyal güvenlik, sosyal hizmet, sosyal transfer ve sosyal yardım uygulamaları olmak üzere farklı kurgulanmıştır. Ülkelerin siyasi, ekonomik ve sosyal yapılarına göre değişkenlik gösteren sosyal koruma sistemi uygulamalarından sosyal yardımlar, ortak amaç olarak yoksulluğu, yoksunluk ve çeşitli sebeplerden kaynaklanan refah kaybını önlemeyi benimsemişlerdir. Ancak sosyal yardımların birçok ülkede hiçbir katkı alınmadan verilmesi, ekonomik etkinlik tartışmalarına yol açmıştır. Sosyal yardımların finansman kaynağının kamu olması ve kaynağın temel refah göstergesi olan ülke gelirinden sağlanması, sosyal yardımlar ve gelir ilişkisinin araştırılmasını gerekli kılmıştır. Türkiye'de sosyal yardımların kurumsallaşma sürecinin yakın bir geçmişi olmasına rağmen, sosyal yardımların ekonomide önemli bir maliyet oluşturduğu algısı yerleşmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de 2002 yılından sonra kurumsallaşma sürecine giren sosyal yardımların ülkede kişi başı gelir üzerindeki etkisi tahmin edilmeye çalışılarak, sosyal yardımların uzun dönemde ekonomik üretimde nasıl bir etkisinin olduğu araştırılmıştır. Sosyal yardımların kişisel refah üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif olduğu bulunan çalışmada, üretim fonksiyonunda yer alan işgücü ve sermaye değişkenlerine eğitim, sağlık ve sosyal yardımları temsil eden değişkenler eklenmiştir. EKK yöntemiyle analiz edilen ekonometrik modelde, sosyal yardımların refah üzerindeki anlamlı ve pozitif etkisine karşın, sağlık ve eğitim göstergelerini temsil eden değişkenlerin refah üzerindeki pozitif etkisinin daha fazla olduğu bulunmuştur. Sosyal yardımların eğitim ve sağlık alanında çeşitlenerek verilmesi, kişisel refahın artışında güçlü bir katkı sunacaktır. Anahtar Kelimeler: Sosyal yardımlar, refah, ekonomik büyüme, gelir, sosyo-ekonomik eşitsizlik
Gelir kavramı ve Türk Vergi Hukukunda gerçek gelir
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ GELİR KAVRAMI VE TÜRK VERGİ HUKUKUNDA GERÇEK GELİR M. Erkan ÜYÜMEZ Mali Hukuk Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ağustos 1998 Danışman: Prof. Dr. Fethi HEPER Kamu harcamalarının finansmanında önemli bir yer tutan gelir vergisi, geliri vergilendirmektedir. İktisat ve muhasebe gibi bilim dallarının da çalışma alanına giren gelir kavramı, gelir vergisi bakımından da önemli bir inceleme alanını oluşturmaktadır. Gelir tanımının, vergi hasılatını doğrudan, vergi yükünü dolaylı olarak etkileyebilmesi, gelir kavramının önemini göstermektedir. Vergileme bakımından gelir kavramının önemli niteliklerinden birisi, gelirin gerçek olması ilkesidir. Kural olarak gelir vergisi, geliri gerçek miktarı üzerinden vergilendirmektedir. Ancak hem bazı yasal düzenlemeler hem de ekonomide yaşanan enflasyonun etkileri nedeni ile bu kuralın dışına çıkılabilmekte, gelir gerçek miktarı üzerinden vergilendirilememektedir. Genel olarak, gelir vergisinde gelir kavramının incelendiği bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, gelir kavramı çeşitli bilim dalları ve Türk Gelir Vergisi bakımından çeşitli yönleriyle ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise Türk gelir vergisinde, gelirin gerçek olması ilkesi ve gerçek gelirin saptanması konulan ile gelirin gerçek miktarı üzerinden vergilendirilemediği haller incelenmektedir. Sonuç bölümünde ise, çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılarak, önerilerde bulunulmaktadır.
Türkiye'de sosyo-ekonomik faktörlerin özel okul tercihine etkileri: Hane halkı ve iller düzeyinde analiz
Eğitim hem bireysel hem de toplumsal faydanın sağlanması açısından oldukça önemlidir. Daha iyi eğitimli insanlardan oluşan toplumlar kalkınmanın sağlanması açısından daha avantajlı konumdadır. Eğitim ilk olarak kamu okullarında başlasa da eğitimin piyasalaşması ile özel okullar dünyada eğitim sisteminin önemli bir parçası haline gelmiştir ve ebeveynlerin okul seçiminde alternatifleri artmıştır. Bu çalışmada 2010-2020 yılları arasında hem iller düzeyinde hem de hane düzeyinde özel okul tercihinin belirleyicileri incelenmiştir. Yasal düzenlemeler, sosyo-ekonomik durum (gelir, eğitim, istihdam), bölgesel farklılıklar, eğitim hizmetleri gibi değişkenlerin okul tercihine etkisi ekonometrik yöntemlerle araştırılmıştır. İller düzeyinde ortaöğretim seviyesinde yapılan analizde sabit etkili model, Driscoll-Kraay sabit etkili model ve genelleştirilmiş momentler yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre iller düzeyinde gelir, kadının okullaşma oranı, hane büyüklüğü, öğrencilere verilen eğitim-öğretim desteği, dershanelerin kapatılması ve büyükşehirlerin özel okul tercihi üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi vardır. Hane halkı düzeyinde yapılan analiz için ise "Türkiye İstatistik Kurumu- Yaşam Memnuniyeti Mikro Veri Seti" kullanılmıştır. Analizde Sıfır yığılmalı negatif binom regresyon model ve logit model kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, gelir, eğitim düzeyi, hane büyüklüğü, çalışma durumu ve eğitim hizmetlerin memnuniyet değişkenlerinin özel okul tercihine etkileri istatistiksel olarak anlamlıdır.