International migration

567 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Zorunlu göç kapsamında Hatay'da bulunan Suriyeli öğrencilere yönelik Türkçe öğretimi, toplumsal uyum ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin öğretmen görüşlerinden hareketle incelenmesi

Bu çalışma Suriye'de yaşanan iç karışıklıklardan sonra zorunlu olarak Türkiye'ye göç eden ve Türkiye'nin birçok yerine dağılan Suriyelilerin en yoğun olduğu illerin başında gelen Hatay'da gerçekleştirilmiştir. Hatay, coğrafi konumu itibariyle Türkiye'nin en güneyinde ve Suriye'ye sınır olarak en yakın iller arasında yer almaktadır. Bu coğrafi yakınlığa ek olarak Suriye ile tarihsel, kültürel, komşuluk ve akrabalık bağı bulunması nedeniyle de Suriye nüfusunun diğer illere göre daha yoğun olan bir bölgedir. Bu tezin amacı, ülkelerinden zorunlu olarak göç eden ve Hatay'a yerleşip burada eğitim gören ilkokul ve ortaokul düzeyi Suriyeli öğrencilere yönelik başta Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi ve toplumsal uyum çalışmaları olmak üzere eğitim-öğretim faaliyetlerini konuyla ilgili belgelerden, gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası projelerden, dokümanlardan ve alanda elde edilen verilerden hareketle analiz edilmeye çalışmaktır. Bununla birlikte eğitim gören Suriyeli öğrencilerin ve bu öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda görevli öğretmenlerin eğitim sürecinde yaşadıkları olası güçlükleri öğretmen görüşlerinden hareketle tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda sahada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler gözlem, görüşme ve doküman analizi teknikleriyle elde edilmiştir. Ayrıca araştırma durum tespiti desenlerine göre tasarlanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'de Suriyeli öğrencilere yönelik uygulanan eğitim politikalarından birinin Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine dahil edildiği; Hatay özelinde bakıldığında bunun birebir uygulandığı; Suriyeli öğrencilerin bulunduğu okullardaki öğretmenlerin birçoğunun konuyla ilgili hizmet içi eğitimler aldığı; alınan eğitimlerin daha çok uygulamaya dönük olması gerektiği; Suriyeli öğrencilerin başta Türkçe öğrenimi olmak üzere birtakım güçlüklerle karşılaştığı; öğretmenlerin ders anlatımlarında farklı yöntem ve tekniklerle görsel materyalleri kullandığı ve bu durumun olumlu yönde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim faaliyetleriGöçlerHatay+7
Taner Özçellik
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerde adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hatay ili örneği

Göç, bireylerin ait olduğu yerlerden kopmasına ve alışık olmadıkları yeni bir ortamla etkileşime girmesine sebep olmaktadır. Bu etkileşim çok boyutlu olacağı için karşılaşılacak çeşitli sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Bu anlamda göçmenler karmaşık bir sorun zincirinin ortasında kalabilmektedir. Bu çalışmanın ele aldığı konu Suriyeli göçmenlerin yaşayacakları psikososyal problemler göz önüne alınarak bu bireylerin adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Hatay ilinin Antakya, Reyhanlı ve Altınözü ilçelerinde yaşayan 18 yaş üstü okuma-yazma bilen 150 Suriyeli göçmenden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlere Kişisel Bilgi Formu, Adil Dünya İnancı Ölçeği (ADİÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; elli altı yaş ve üzeri bireylerin genel adil dünya inancı puanların diğer yaş gruplarından daha yüksektir. Eğitim durumlarına göre, lise mezunu olan katılımcıların hem kişisel hem de genel adil dünya inancının diğer eğitim düzeylerine sahip katılımcılara göre daha düşük olduğu saptanmıştır. Katılımcıların medeni durumlarına göre, evli katılımcıların psikolojik iyi oluşlarının bekar ve boşanmış katılımcılara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Son olarak, Suriyeli göçmenlerin psikolojik iyi oluşları ile kişisel ve genel adil dünya inançları arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki olduğu görülmüştür.

Adil dünya inancıGöçlerGöçmenler+5
Yusuf Doğru
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmen çocukların 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilmesi: Hatay örneği

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 2011 yılından itibaren ülkemize giriş yapmış olan göçmen çocuklarında korunmasıyla ilgili bir yasadır. Bu yasa çerçevesinde ihmal ya da istismara uğramış çocuklara danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma gibi tedbirler uygulanmaktadır. En fazla göçmen barındıran illerin başında gelen Hatay İli, söz konusu kanun kapsamındaki uygulamalara da bir manada merkez olmuştur. Bu sebeple çalışmamızda Hatay İlinde bulunan göçmen çocuklara danışmanlık, eğitim, barınma, bakım ve sağlık tedbirlerinin ne oranda sağlanabildiği üzerinde durulmuştur. Bu meyanda hem Türkiye genelinde hem de göçmen nüfusun yoğun olduğu diğer illerde yapılan uygulamalar değerlendirilmiştir. Hatay ilindeki çocukların topluma sosyal uyumu ve kayıp nesil olmamaları konusunda neler yapılabileceği hususunda öneriler getirilmesi ve saha çalışmalarında kullanılabilecek analizler yapılması tasarlanmıştır. Yapılan genel değerlendirmede ise Çocuk Koruma Kanunu kapsamında göçmen çocuklara da uygulanan tedbir kararlarının göçmen çocukların kayıp nesil olmamaları, eğitim almaları ve aileleri ile sosyal uyumu üst düzeyde gerçekleştirmeleri için kritik bir öneme sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Kanunun uygulanmasında göçmen çocuklar özelinde yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğu ve yeni sosyal politikaların gerektiği düşünülmektedir.

GöçlerGöçmenlerHatay+7
Bora Tolga Aras
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de göç politikalarında değişim, kurumsallaşma ve yaşanan sorunlar

Göç konusu kısa ve uzun vadede Türkiye'nin temel meseleleri ve değişen öncelikleri arasında en önemli gündemlerinden birini oluşturmaktadır. Yakın dönemde göçlerin önemli ölçüde artış göstermesi, Avrupa Birliği uyum süreci ve özellikle 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun kabul edilmesiyle birlikte göç konusu kamu yönetimi disiplininin önemli çalışma alanlarından biri haline gelmeye başlamıştır. Bu konuda yapılan çalışmalarda -özellikle son dönemde- önemli bir artış gözlenmesine rağmen göç politikaları alanındaki değişimleri Cumhuriyet öncesi dönemle ilişkili bir şekilde ele alan, aynı anda mevcut göç politikalarındaki sorunları açıklayan, göçmen ve mültecilerin hak ve hizmetlerden ne ölçüde yararlanabildiklerini inceleyen yeterli bir çalışma örneği olduğu söylenemez. Bu nedenle çalışmada, Türkiye'deki göç politikalarının tarihsel süreçteki değişimi, kurumsallaşma ile ilişkili gelişmeler ve göç politikaları alanında gözlemlenen sorunlar araştırılmaktadır. Çalışmanın genel olarak amacı, göç politikalarının tarihsel süreçteki değişimini inceleyerek günümüz göç politikalarına dair bütüncül bir bakış açısı sunmaktır. Bu çerçevede birinci bölümde, çalışmaya temel oluşturacak bir arka plan geliştirmek amacıyla göçün kavram, teori ve politika boyutlarına odaklanılmıştır. İkinci bölümde, Geç Osmanlı Dönemi'nden 1980'lere uzanan süreçte göç örüntüleri, göç politikaları ve kurumsallaşmada meydana gelen değişim üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümün konusunu 1980'lerden itibaren göç örüntülerinde ve buna bağlı olarak göç politikalarında nasıl bir değişim gerçekleştiği sorusu oluşturmaktadır. Dördüncü bölümde, öncelikle göç yönetiminde ve kurumsallaşmada yeni dönemde meydana gelen değişiklikler ve bu alanda faaliyetlerde bulunan aktörlerin rolleri ele alınarak göç yönetim sisteminin ayrıntılı bir incelemesi yapılmaktadır. Ardından göç politikaları alanında öne çıkan sorunların neler olduğu araştırılmakta ve belirlenen sorunlara yönelik bazı çözüm önerileri sunulmaktadır. Sonuç olarak, göçle ilgili politikaların ve kurumsallaşmanın son döneme özgü olmadığı, bu alana ilişkin politikalarda çeşitli içsel ve dışsal dinamiklere bağlı olarak tarihsel süreçte önemli değişiklikler yaşandığı ve göç politikaları alanının bazı sorunları ihtiva ettiği vurgulanmıştır.

Göç politikalarıGöç yönetimiGöçler+2
Ilgın Barut
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin uluslararası göç yönetimine güvenlik bağlamında bir bakış

Birçok alanın ortak öznesi durumunda olan göç özellikle son dönemde dünya gündeminin en üst sıralarında yer almaktadır. Bu sebeple sahip olduğu coğrafyasıyla dünyanın en eski topluluklarına ev sahipliği yapmış olan Türkiye için de göç hareketleri kaçınılmaz olarak gündemin öncelikli konularından biri haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin göç politikalarını incelemek ayrıca oluşturulan söylemlerin vatandaşların göçmen algısı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu çalışma, güvenlik meselesinin devlet ya da vatandaş güvenliğine indirgenmemesi gerektiği ayrıca göçmenlerin bir güvenlik meselesi haline getirilmesi yerine onların toplumla uyumunun sağlanmasıyla ancak toplumsal güvenliğin sağlanabileceği hipotezine dayanmaktadır. Bu çalışma yaygın olanın aksine göçün devlet güvenliğinin yanında göçmen güvenliğiyle olan ilişkisinin ortaya konması açısından önemlidir. Bu amaçla çalışmada ilk olarak Türkiye'nin uluslararası göç politikalarının tarihsel gelişimine yer verilmiş ayrıca Türkiye'nin göç yönetiminde yer alan yasal düzenlemelerle uluslararası iş birliklerine değinilmiştir. İkinci olarak güvenlik kavramının tarihsel oluşumuna ve kullanıldığı alanlara yer verilmiş, göçün güvenlikle ilişkisini ortaya koymak amacıyla Kopenhag Ekolünün güvenlik anlayışından yararlanılmıştır. Son olarak üçüncü bölümde ise Türkiye'de göç ve güvenlik ilişkisi, göçün güvenlikleştirilmesi ve göçmenlerin güvenliği gibi başlıklara yer verilmiş ayrıca güvenlik söylemi üzerinde göçmen algısı ortaya konmuştur.

Göç politikalarıGöçlerGüvenlik+5
Elif Tosun
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya'da yaşayan üçüncü nesil Türk kökenli bireylerde kimlik algısı

Bir aidiyet sorunu olan kimlik, içinde bulunduğu toplumsal ve kültürel ilişkilerin ve ayrıca geçmişten günümüze ortaya çıkan tarihsel durum ve süreçlerin tamamından etkilenerek kendini inşa eder. Bu bağlamda önemli kültürel ve toplumsal sonuçları olan göç süreçlerinin kimliğin inşasında oynadığı büyük rol, yadsınamaz bir gerçektir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselişe geçen uluslararası göç de hem göç alan hem de veren ülkeler için kayda değer toplumsal ve kültürel sonuçlar doğurmuş; bunun yanı sıra kimlik tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Bu çalışmanın amacı; 1961 yılından itibaren Almanya'ya yönelik Türk işçi göçü hareketinin öngörülmeyen bir sonucu olarak bugün Almanya'da yaşayan, eğitim gören ve bu toplumun bir parçası olan Türk kökenli üçüncü nesil bireylerin sahip olduğu kimlik algısını araştırmaktır. Kimlik inşasında ön koşul, her zaman bir "öteki"ne duyulan ihtiyaçtır. Hiçbir kimlik aidiyeti, kendisinden farklılıklarının bulunduğu ve aynı zamanda asgari düzeyde benzerliklerde buluştuğu bir Öteki olmadan var olamaz. Dolayısıyla, Almanya'da yaşayan Türk kökenli bireylerin kendi kimliklerini inşa etmesinde de Öteki önemli bir yer taşımıştır. Ancak günümüzde üçüncü neslin, kendileri için Öteki olan Alman kimliğini, bu ülkeye ilk göçü gerçekleştiren akrabalarının aksine, kendilerinden tamamen farklı bir noktada konumlandırmadığı; kimliklerini inşa sürecinde Alman kimliğine de yer verdikleri gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk işçi göçü, uluslararası göç, ulusötecilik, transnasyonalizm, kimlik.

AlmanyaDış TürklerKimlik+7
Aslıhan Yurdakul
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan hakları sorunu olarak "göç" ve "göçen kadın" Almanya örneği

Yaşanılası bir dünya için elzem olan ve felsefenin temel disiplinleri arasında yer alan insan hakları ve etik konularının günümüzde maalesef göz ardı edildiği, yeterince benimsenmediği ve bu nedenle de pek çok alanda insan haklarının ihlal edildiği görülmektedir. Son yıllarda Suriye ve Ukrayna'daki savaşlar, Türkiye'de depremler gibi doğal afetler nedeniyle zorunlu ya da iş, eğitim, aile birliği gibi isteğe bağlı nedenlerle özellikle uluslararası göçün artması, göç sürecinde yaşanan insan hakları ihlalleri, kadın ve çocukların karşılaştığı zorluklar ve çoklu kırılganlıkları, göç sonrası uyum sürecindeki yanlış ya da eksik uyum politikaları "göç" ve "göçen kadın" sorunlarını insan hakları ve etik sorunlar bağlamında ele almayı gerekli kılmıştır. Türkiye'den ve dünyadan çeşitli nedenlerle en fazla göç edilen ülkelerden biri olarak kabul edilen Almanya, uyguladığı göç ve uyum politikaları nedeniyle dikkat çeken ülkelerin başında gelmekte ve neredeyse "insanca yaşam" sürülebilecek ülkerin en başında gelmektedir. Gelişmiş olarak kabul edilen ve sosyal hukuk devleti olan Almanya'da özellikle göçte karşılaşılan etik ve insan hakları sorunlarının tesbiti ve sonrasında nasıl giderileceği konusunda çözümler üzerine daha ayrıntılı çalışılmıştır. Bu çalışmada da, birinci bölümde öncelikle felsefi bir sorun olmakla "göç" kavramı başta olmak üzere, göçmen, sığınmacı, mülteci gibi kavramlar ile göçün nedenleri, Almanya'da mevcut göç durumu, kadın ve çocukların bu mevcut durumlarıdaki sorunları ele alınmak istenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, etik, insan hakları ve insan onuru kavramlarına, göç sürecinde karşılaşılan insan hakları ihlalleriyle bağı kurularak yer verilmiş, göçün neden bir etik ve insan hakları sorunu olduğu, göçmen ve mülteci kadınların maruz kaldıkları muameleyle de ilişkilendirilerek ele alınmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise, göç ve göçen kadınların göç nedeniyle karşılaştıkları etik ve insan hakları sorunlarının neden ortaya çıkıp neden aşılamadığı, neye ihtiyaç duyulduğuna yer verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Çoklu Kırılganlık, Etik, Göç Etiği, Göç, Göçmen, Göçün Feminizasyonu, İnsan Hakları, İnsan Onuru, Kırılganlık, Mülteci.

Beyin göçüKültürel feminizmSosyal kırılganlık+3
Peri Banu Nemutlu Ertike
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Kore'ye göçün nedenleri ve Güney Kore halkının Asyalı göçmen algısı

1990'dan itibaren çok sayıda göçmen özellikle çalışmak ve evlenmek üzere Güney Kore'ye göç etmeye başlamıştır. Kore'deki eğitim sisteminin gelişimiyle birlikte Koreli kadınlar köyden kente göç ederken ülke genelinde de eğitimli insan oranı hızla yükselmiştir. Bu durum, düşük ücretli göçmen işçilerin, mavi yakalı işlerde çalışmak istemeyen Korelilerin yerine istihdam edilmesine, kente göç eden Koreli kadınların yerini de göçmen gelinlerin almasına neden olmuştur. Böylece Güney Kore, çokkültürlü bir toplum olma yolunda ilk adımı atmış ve çokkültürlülük "damunhwa (다문화)", akademik tartışmalarda, yazılı ve görsel basında, hükümetin yeni politikalarında yerini almıştır. 51 milyonluk nüfusun henüz % 3'ünü oluşturan göçmenlere yönelik politikaların hızla hayata geçirilmesiyle, çokkültürlü aileleri desteklemek amacıyla 200'ü aşkın kültür merkezi, 42 göçmenlik ofisi ve şubesi gibi kurumlar açılmıştır. Öte yandan hükümetin çalışmaları Koreliler tarafından yeterli görülmezken, tehdit algısı nedeniyle göçmenlere yönelik ayrımcı tutum ve davranışlar ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda tezde, göçün boyutu daraltılarak Asya ülkelerinden (Çin, Japonya, Kuzey Kore, Endonezya, Kamboçya, Vietnam, Filipinler, Tayvan ve Tayland) Güney Kore'ye 1990'dan günümüze kadarki göçün nedenleri ve Güney Korelilerin Asyalı göçmen algısı, tutum ve davranışları birinci ve ikinci elden verilerle harmanlanarak incelenmiştir.

AlgıAsyaGöçler+6
Gül Sevi Üçüncü
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği liderlerinin yeni göçmen dalgası politikalarının söylem analizi: Almanya, İngiltere ve Fransa örnekleri

Küreselleşmenin etkisiyle günümüzde Avrupa Birliği gibi ulus üstü siyasi birlikler olarak tanımlanabilecek yapıların ulus devletlerin ürettiği politikaların önüne geçtiği, bir ideal ve amaç uğruna bir araya gelerek politikalar ürettiği görülmektedir. Avrupa Birliği'nin temel değerleri olarak görülebilecek olan "Avrupa Vatandaşlığı" ve "serbest dolaşım hakkı" ulus üstü birliklerin ortaya koyduğu politikaların en etkin örneklerindendir. Bu noktada bu üretilen politikaların ortak ideal çerçevesinde olumlu iklim içinde karşılıklı çıkarlar dahilinde ortaya konulduğu unutulmamalıdır. "Avrupa Vatandaşlığı", "Avrupa İdeali", "serbest dolaşım hakkı", "özgürlük" ve "çok kültürlülük" gibi Avrupa Birliği'nin şiddetle desteklediği olguların Birlik üyesi devletlerin çıkarlarıyla çeliştiği noktada ne tür değişim ve dönüşümlere uğrayacağı önemlidir. Kökeni 1950'lere dayanan Avrupa Birliği, Avro ortak para bölgesi ve serbest dolaşım hakkı gibi ortak politikalar üretse de 1990'larda Avrupa'nın ortasındaki Sırp-Boşnak Savaşı'nda ortak bir dış politika ve güvenlik politikası ortaya koyamamıştır. Bu sürecin hemen ardından dağılan Sovyetler Birliği ülkelerinden ve Orta Doğu'daki istikrarsızlıklardan kaçanlar için Avrupa Birliği'nin Batı kanadı cazibe merkezi olmuştur. Bu nedenle Avrupa Birliği göç konusunda ortak politikalar üretme çabası içerisine girmiştir. Bu noktada göç olgusu Birlik üyesi devletlerin ulusal çıkarlarıyla çelişmeye başlamıştır. Özellikle Avrupa Birliği'nin Yunanistan, Bulgaristan ve İtalya gibi doğu ve güney sınırları üzerinden Birliğe giren göçmenlerin oluşturduğu kargaşa ortamı Birlik içerisinde görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Suriye Savaşı'nın ortaya çıkardığı göç dalgasının Avrupa Birliği sınırlarına dayanmasıyla birlikte Avrupa Birliği'ne liderlik eden Almanya, Fransa ve İngiltere'nin iç ve dış politika söylemleri hatta Birliğin öncelik verdiği özgürlük ve çok kültürlü politikalara dair söylemler değişmeye başlamıştır. Liderlerin söylemlerindeki değişiklikler Avrupa Birliği'nin göçmenlere karşı geliştirdiği politikalarda ve hukuksal düzenlemelerde de değişikliklere neden olmuştur. Bu çalışmada Avrupa Birliği'ne yön veren Almanya, Fransa ve İngiltere liderlerinin Suriye Savaşı'nın sonucunda ortaya çıkan göç dalgasına dair 2015-2016-2017 yıllarına ait söylemlerinin analizleri Reuters'in resmi internet sitesinde yayınladığı haberlerin yorumlanması ile yapılmıştır. Liderlerin söylemleri temelde söylem analizi tekniğiyle incelenmiştir. Aynı zamanda içerik çözümlemesi tekniğinden de faydalanılmıştır.

Avrupa BirliğiAvrupa ParlamentosuEleştirel söylem çözümlemesi+7
Abdulhalik Kürşat Arık
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum halkı gözüyle göçmenler

İnsanlık tarihi kadar eski bir kavram olan göçün, sadece göçmene değil göç edilen bölgedeki yerli halk üzerine de etkileri mevcuttur. Göç oranlarının artışında küreselleşmenin yanı sıra 2011 yılında Suriye'de başlayan ve halen devam eden iç savaşın etkisi de oldukça fazla olmuştur. Savaşta yüzbinlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarcası da vatanından ayrılarak göç etmek zorunda kalmıştır. Bu göçlerin çoğu hedef veya transit ülke olarak Türkiye'ye yapılmıştır. Ülke geneline dağıtılan göçmenler, bulundukları bölgeleri sosyal, kültürel, dini ve ekonomik açılardan etkilerken bir yandan da ev sahiplerinin yeni algılar kazanmasını sağlamıştır. Bütün bunların yanı sıra yabancı toplumların bir araya gelmesiyle de çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin hemen hemen her şehrine olduğu gibi Çorum'a da göçler meydana gelmiştir. Ele alınan bu çalışmada Çorum halkının, il merkezinde bulunan çeşitli ırk ve kökenden göçmenlere karşı tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda nitel yöntem kullanılarak yerli halk ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular deskriptif (tanımlayıcı) araştırma deseni ile analiz edilmiştir. Çalışmamızda Çorum halkının, il merkezinde bulunan göçmenlere karşı dini, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel tutumlarına yer verilmiştir. Bu bağlamda katılımcıların büyük bir kısmının göçmenleri geldikleri ülkeye göre değerlendirdiği anlaşılmış olup bu durum önyargının farklı boyutlarıyla açıklanmıştır. Özellikle son on yıldır Suriye eksenli göç hareketleri halk nezdinde bir "Suriyeli" algısı açığa çıkarmıştır. Bu durum bazı kesimler tarafından acıma ve merhamet etme gibi duygularla karşılık bulurken çoğu kişi bu gruba nefret içerikli söylemlerle yaklaşmaktadır. Hatta Suriyeli olmayan Arap göçmenler de bu gruba dahil edilmektedir. Yerli halka göre, göçmenlerin kültür ve yaşam tarzları tamamen farklı olduğu için uyum sağlamaları oldukça zor olacaktır. Bakış açıları farklı olsa da çoğunluk diye tabir edebileceğimiz bir kesim göçmenlerin Çorum halkına uyum sağlayamadığını belirtmiştir. Uyum sorununun ise göçmenlerle yerli halk arasındaki iletişimi etkilediği gözlemlenmiştir.

Din sosyolojisiGöçlerGöçmenler+5
Hayrunnisa Dokuyucu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Entegrasyon ve ötekileşme bağlamında ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerinde kimlik ve din: Hessen (LDK) örneği

Son yüzyılın ikinci yarısından sonra sanayileşmenin artması ve İkinci Dünya Savaşı'nın etkisi ile birlikte ortaya çıkan çalışan insan gücü eksikliğini gidermek isteyen ülkeler; diğer ülkelerden işçi alımına gitmiş, Türkiye'den de Almanya'ya işçi göçü böylelikle başlamıştır. Almanya'ya yalnız gelen Türk işçileri, aile birleşimi sonrası misafir işçi kimliğinden sıyrılarak kendi kültür ve değerleri ile yaşayan bir toplum kimliği oluşturdular. Bu durum, Türk ailelerini öteki olarak bulunmanın yanında dini, etnik ve ailevi kimliklere olan aidiyetleri korumanın zor olduğu bir ortama alışmak zorunda bırakmıştır. Türkler; ailevi bağların güçlü, dini hayatın da etkin yaşandığı bir ortamdan yabancı, hâkim kültür içerisine gelerek bir kimlik ve kültür karmaşası yaşadılar. Bundan dolayı da uyum ve ötekileşme gibi sorunsallar ile karşılaştılar. Din ve aile gibi kurumların kimlikleri bütünleştirici ve inşa edici etkisi sayesinde bu problemleri aşmaya çalışmışlardır. Bu çalışmanın konusu, Almanya'da yaşayan ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerinin kimlik ve din algılarını entegrasyon ve ötekileşme bağlamında araştırmaktır. Bu nedenle Almanya'nın Hessen eyaletine bağlı Lahn Dill Kreis bölgesinde yaşayan ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerini kapsayan bu çalışma nitel araştırma yöntemine uygun olarak ''fenomenoloji'' deseni üzerinden yürütülmüştür. Bu nedenle ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' yaklaşımı üzerinden, 56 kişi ile mülakatlar gerçekleştirilerek çalışmanın verileri elde edilmiştir. Türk ailelerin her iki kuşağı da etnik, dini ve ailevi kimliklerini genel anlamda korumuşlardır. Ailevi bağların korunmaya çalışılması, Türkiye ile iletişimin bir sebep ile devam etmesi ve kimliklerin özgürce yansıtıldığı cami gibi mekânlara olan ilgi, gelecek açısından umut verici gözükmektedir. Ancak Türklerin uyum için özverili olmasına rağmen gördükleri etnik ve dini ayrımcılığın; dini yaşamlarını, kimlik algılarını ve Almanya'ya olan uyum süreçlerini olumsuz etkilemiştir.

AileAlmanyaBütünleşme+7
Muhammed Özdemir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Göçmenlere yönelik eğitim politikalarının entegrasyona etkisi: Türkiye ve Almanya örnekleri

Bu araştırma, çeşitli nedenlerle Türkiye'ye göç eden Suriyeliler ve Almanya'ya göç eden Türkiyelilerin göç ettikleri ülkelerde gördükleri eğitimin entegrasyon sürecine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Göç, isteğe bağlı ya da zorunlu hangi sebeple gerçekleşmiş olursa olsun sonrasında yaşanan süreçler ciddi benzerlik göstermektedir. Zira göç sonrasında ev sahibi ve göç eden toplumlar bir şekilde etkileşime girerek yeniden bir toplumsal uyum dengesi sağlamak durumunda kalmaktadır. Uyum dengesinin yeniden sağlanması sürecine eğitimin etkisinin anlaşılmaya çalışıldığı bu çalışmada, Türkiye ve Almanya'dan toplam 30 katılımcıyla yarı yapılandırılmış mülakat yöntemiyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Salgın şartlarından dolayı görüşmelerin çoğu Whatsapp programı aracılığıyla görüntülü olarak uzaktan yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda oluşturulan yazılı metinlerden temalar oluşturulmuş ve veriler analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda göçmenlerin yaşamlarında karşılaştıkları en temel sorunlardan birinin dil sorunu olduğu ve bu sorunun ancak nitelikli bir eğitim süreciyle aşılabileceği tespit edilmiştir. Bununla birlikte refah düzeyi yüksek bir ülke olan Almanya'daki Türkiye kökenli göçmenlerin göç ettikleri ülkeden memnuniyetlerinin oldukça yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Almanya'nın uzun yıllardan beri göç ülkesi olmasından dolayı göçmenlere dönük eğitim, sağlık ve sosyal hizmet imkanlarını geliştirme konusunda ciddi mesafe aldığını göstermektedir. Öte yandan Türkiye'deki Suriye kökenli göçmenlerin göç ettikleri ülkeden genel olarak memnun olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Türkiye'nin göçmenlere yönelik politikalarını yeni yeni oluşturmaya çalışan bir ülke olduğunu ve bu konuda henüz yolun başında olduğunu göstermektedir.

AlmanyaBütünleşmeEğitim politikaları+6
Yusuf Uslu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum Alaca'da Afgan çobanlar: Kültürel farklılık ve uyum

Göç, yıllar boyu savaş ve çatışmanın hâkim olduğu Afganistan için süreklilik arz eden bir olgudur. Tarih boyunca çeşitli ülkelere göç eden Afgan halkının göç ettiği ülkelerin içerisinde Türkiye'de yer almaktadır. Özellikle son dönemde Afgan göçmenlerin Türkiye'yi ilk sırada tercih ettiği görülmektedir. Bu çalışma Afganistan'dan Türkiye'ye yasa dışı yollarla giriş yapmış ve Çorum'un Alaca ilçesine yerleşmiş Afgan çobanların, gelinen bölgedeki yerli halk ile kültürel farklılık ve uyumlarını ortaya koymaktadır. Çalışma, Alaca merkez ve köylerde bulunan 15 Afgan çoban ve 23 Türk katılımcı ile derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Afgan çobanların göç güzergahları ve bu süreçte yaşanılan zorluklar, göç öncesi ve sonrası göçmen dayanışma ağlarının rolü, gelinen yere uyum sağlamada yerli halkın Afgan çobanlara tutumu, Afgan çobanların yapmış olduğu çobanlık mesleğinin uyum sürecine etkisi, kaçak olmalarından dolayı Alaca'da karşılaştıkları zorluklar, dil bilmenin avantajları ve dil sorununa yönelik çözümler, Afgan çobanların Alaca kültürüne bakışı ve yerli halkın Afgan çobanların kültürel değerlerine tutumu analiz edilmiştir. Afgan çobanların birçoğunun gelinen yere kolay uyum sağladıkları ancak kaçak olmalarından kaynaklı sağlık, ulaşım, barınma alanında birtakım sorunlarla karşı karşıya kaldıkları görülmüştür. Karşılaşılan bu sorunların, Alaca'nın küçük bir yerleşim yeri olması ve yanında çalıştıkları kişilerin nüfuz gücü ile aşılmaya çalışıldığı tespitler arasındadır. Tespitler arasında Türk kültürü ve Afgan kültürünün benzer olmasından kaynaklı Afgan çobanların birçoğunun kendisini Türk kültürüne daha yakın gördüğü ve Türk kültürel değerlerine önem verdikleri ortaya çıkmıştır. Yanı sıra Afgan çobanlar kendi kültürlerini gelinen bölgede yaşatmaya çalışmaktadır. Alaca halkının kültürel farklılıklara olumlu yaklaşımı Afgan çobanlarla kültürel çatışmaların önüne geçmektedir. Bu durum Alaca'nın çok kültürlü yapısından kaynaklanmaktadır. Ayrıca çok kültürlü yapı Afgan çobanların yerel halk ile iletişimini ve kültürleşme süreçlerini kolaylaştırmaktadır.

AfganlılarGöçlerKültür+6
Tansu Aktaş
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Faslı gelinler: Sosyo-kültürel uyum açısından Alaca örneği

Bu çalışma Faslı kadınların Türkiye'ye evlilik yoluyla göçünü analiz etmektedir. Çalışmanın alana dayalı kısmı, Çorum'un Alaca ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Faslı gelinler ve ilgili yerel katılımcılarla derinlemesine görüşmeler yapılmış, kültürel uyum ve farklılıklara yönelik süreçler ortaya konmaya çalışılmıştır. Fas'tan Türkiye'ye gelin olarak gelen Faslı kadınların; Alaca'ya gelmelerinde etkili olan evlilik motivasyonları, geliş şekilleri, evliliğin beklentilerini karşılayıp karşılamadığı, kültürel uyumları, dil öğrenme durumları, Türk aile yapısına ilişkin düşünceleri, karşılaştıkları zorluklar ve uyum sağlama konusunda geliştirdikleri stratejileri, görüşmeler sonucundaki bulgularla anlamlandırılmıştır. Araştırma kapsamında 15'i Faslı 15'i Türk olmak üzere toplam 30 katılımcıyla yüz yüze ve çevrimiçi derinlemesine görüşme tekniği ile mülakatlar yapılmıştır. Çalışma sonucunda tezin amacına uygun, alana katkı sunacak bazı yorumlara ulaşılmıştır. Bunlar arasında öne çıkanları şu şekilde sıralamak mümkündür. (1) Faslı kadınların Türk erkeklerle dört farklı yolla evlendikleri ortaya çıkmıştır: komisyoncu aracılığıyla, akrabaların tavsiyesiyle, arkadaş tanıştırmasıyla ve internetten birbirini bulmayla gerçekleşen evlilikler. (2) Faslı kadınların Türk erkeklerle evlenmelerinde temel motivasyonlarının: daha iyi yaşam koşullarına sahip olma isteği, sosyal hareketlilikten kaynaklı imkânlara erişim kolaylığının umulması ve daha özgür/rahat davranılacağı düşüncesi olduğu görülmüştür. Bazı Faslı gelinler açısından "aşk ve sevgi" gibi gerekçeler olsa da genel olarak Faslı gelinlerin temel motivasyonlarının ekonomik olduğu anlaşılmaktadır. (3) Faslı gelinlerin Türk kültürüne yönelik ilgilerinin artmasında Türk dizilerinin etkileri belirgindir. (4) Yanı sıra Türkiye'yi tercih etme nedenlerinden biri de ortak dini değerlerdir. Faslı gelinlerin özellikle yaşadıkları uyum sorunlarını aşmak için geliştirdiği stratejilerinin, benzer dini inanç ve kültürel kodlara dayandırmaları konunun ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. (5) Faslı gelinler Alaca'da bazı sorunlar yaşasalar da Türkiye'de yaşama konusunda istekli görünmektedirler.

EvlilikFasGelin+7
Fatma Karaçizmeli
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenler karşısında siyasi partilerin söylemleri ve yerel yönetim uygulamaları: Çorum, Amasya ve Sinop Belediyelerinin faaliyetleri

2011 yılı ile birlikte Suriye'de başlayan çatışma ve baskı ortamı milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkilemiştir. Bu doğrultuda insanlar öncelikli olarak komşu ülkelere oradan da farklı ülkelere göç etmişlerdir. Komşu ülke konumunda olan Türkiye, Suriye 'de yaşanan bu olumsuz duruma kayıtsız kalmamış ve sınır kapılarını açmıştır. Bu durum milyonlarca insanın Türkiye sınırlarına gelmesiyle sonuçlanmıştır. Böylelikle merkezi yönetimin göç sürecindeki rolü değişmiş, yerel yönetimlere düşecek görevler artmıştır. Onun için yerel yönetimler göç yönetimine dair sürece dahil edilmek istenmiş ancak maddi ve yasal düzenleme eksiklikleri süreci olumsuz etkilemiştir. Diğer yandan Türkiye'ye gelen Suriyeli göçmenler AKP, CHP ve MHP'nin politikalarında yer bulmaya başlamıştır. Belediyelerin göç yönetimini de etkileyen bu politikalar; Sinop, Amasya ve Çorum belediyelerinde farklı uygulamalara ve söylemlere neden olmuştur. Bu doğrultuda oluşturulan çalışma Çorum, Amasya ve Sinop Belediyelerinin Suriyeli sığınmacılara yönelik uygulamalarını ve söylemlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Sosyal uyumUluslararası göçZorunlu göç
Turgut Döven
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Balkan Savaşları'nın Balkanlar'dan Anadolu'ya Türk göçü üzerine etkisi

Yarımadadaki ilk Türk varlığı, Hunların 4. yüzyılda bölgeye gelmesiyle başlamış ve daha sonraki yüzyıllarda Avarlar, Bulgarlar, Vardar Türkleri, Peçenekler, Uzlar, Kumanlar-Kıpçaklar gibi Türk kavimleri bölgeye göç etmiştir. Balkanlar'a kuzeyden gelen bu Türk kavimlerinden sonra 13. yüzyılda Anadolu'dan Selçuklu Türkleri ve onları takiben de 14. yüzyıldan itibaren Osmanlı Türkleri gelmeye başlamıştır. 1361'de Edirne'nin fethinden sonra Balkan topraklarına doğru genişleyen Osmanlı Devleti, Balkanlar'da kurulmuş ve bir Balkan İmparatorluğu olarak doğup gelişmiştir. Anadolu gibi Balkanlar da Türklere vatan olmuştur. 19. yüzyılda Balkan Müslümanlarının yeni milliyetçilik akımı ile katliama uğramaları 1821 Yunan ayaklanmasıyla başlamış ve Yunan ulus devletinin kurulması diğer Balkan milletleri için örnek teşkil etmiştir. 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, Osmanlı İmparatorluğu yüzyıl boyunca Balkanlar'da isyanlarla mücadele etmiştir. Balkan Savaşı'na hazırlıksız yakalanan Osmanlı İmparatorluğu, Balkan devletleri karşısında beklenmedik bir yenilgiye uğramıştır. Doğu Sorunu'nun bir hedefi ve bu siyasi düşüncenin bir sonucu olan Balkan Savaşı'nda, Rumeli'nin tamamına yakın kısmı çok kısa bir süre içerisinde elden çıkmıştır. 17. yüzyıl sonunda Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'da toprak kaybetmesiyle başlayan göçler, Avrupa'daki topraklardan geri çekilmenin devam etmesi ile hızlanmıştır. Balkanlar'da yeni ulus devletler yaratılırken bir engel olarak görülen Müslümanlar ya katliama uğramış ya da göç etmeye zorlanmışlardır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında ve sonrasında yaşanan göç ve katliamların benzerleri Balkan Savaşı sürecinde de yaşanmıştır. Balkan Savaşları sonunda Türkler, Anadolu ile birlikte vatan olan ve bazı bölgelerinde çoğunluğu oluşturdukları Balkanlar'da azınlık durumuna düşmüşlerdir. Anahtar Kelimeler: Balkanlar, İsyanlar, İskân, Balkan Savaşları, Mezalimler, Göçler.

Balkan TürkleriBalkan savaşlarıBalkanlar+4
Hacer Zorlu Uğur
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası göç kavramı çerçevesinde Türkiye'de göç yönetimi

Tarih boyunca savaşlara, barışlara, birçok yıkım ve yeni oluşumlara sahne olan dünyamız gittikçe önemi artan bireysel ve kitlesel göç hareketlerine de sahne olmaktadır. Hem göç alan hem de göç gönderen ülkelerin ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal yapılarını etkileyen uluslararası göç, uluslararası işbirliği içerisinde yönetilmesi gereken önemli bir konudur. Uluslararası göç ile dil, din, kültür gibi konularda birbirinden farklı yapıya sahip bireylerin aynı ortamı paylaşmasıyla beraber iletişim ve uyum gibi sorunlar ortaya çıkmakta ve toplumsal denge bozulmaktadır. Bu çerçevede her ülkenin, kendi yarar ve öncelikleri doğrultusunda göç politikası geliştirmesi önemlidir. 18. yüzyılın son çeyreğinden günümüze kadarki tarihi süreç içerisinde geniş bir coğrafyaya ve zengin bir etnik yapıya sahip olan Osmanlı Devleti ile onun halefi olan Türkiye Cumhuriyeti birçok kitlesel göç hareketiyle karşı karşıya kalmıştır. Türkiye, ulus-devlet kuruluşunun temellerinin atıldığı ilk yıllarda Türk soyundan ve Türk kültüründen olanların göçüyle başlayan ve küreselleşmenin etkisi, komşu ülkelerde meydana gelen iç karışıklıklar ve Avrupa Birliği ile müzakerelerin başlaması sonucu yabancıların göçüyle devam eden göç hareketlerini iskân politikaları, mübadeleler ve göç kanunları gibi çeşitli araçlarla yönetmeye çalışmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde uluslararası göç konusu ele alınırken, ikinci bölümde 18. yüzyıldan günümüze kadar Türkiye'ye yapılan göçler anlatılmış ve son bölümde Türkiye'nin göç yönetimi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Göç, Göç Yönetimi, Göç Politikaları, Türkiye'nin Göç Yönetimi

GöçlerUluslararası göçUluslararası ilişkiler+2
Nevin Akdoğan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

ILO ve ILO normları açısından göçmen işçilerin ayrımcılığa karşı korunması

İnsanlık tarihi ile bağlayan göç hareketleri günümüzde de varlığını sürdürmekte, yaşanan küreselleşme ile beraber giderek de artış göstermektedir. Küreselleşme sadece göç hareketlerini arttırmakla kalmamış, bunun yanında göç nedenleri ve türlerinin de çeşitlenmesine neden olmuştur. Bununla birlikte artan göç hareketliliğine paralel olarak, dünya genelinde göçmen sayısında da artış yaşanmış ve göçmenlerin karşı karşıya kaldığı sorunlar da giderek artmıştır. Bu yüzden göç olgusu, dünyada önemli bir sosyal politika sorunu olarak görülmeye başlanmış ve tüm dünya ülkelerinde en önemli gündem konularından biri haline dönüşmüştür. Artan göç hareketliliği ile göç alan ülkelerde göçmen işçilerin ayrımcılığa maruz kaldığı ve yerel işçiler ile eşit hak ve fırsatlarla çalıştırılmadıkları göç gündem maddelerinin başında gelmektedir. Bu sebeplerin yanında göçmen işçilerin, göç alan ülkelerin çalışma mevzuatları tarafından yeterli korunmaması da onların uluslararası düzeyde geçerliliği ve bağlayıcılığı olan kurallarla korunması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Göçmen işçilerin maruz kaldıkları ayrımcı uygulama ve politikalara karşı, ILO'nun geliştirmiş olduğu koruma yöntemleri ve kabul etmiş olduğu uluslararası düzeydeki normatif düzenlemelerinin incelendiği bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde göç ve göçmen işçi ile ilgili kavramsal çerçeveye yer verilmiş, bunun yanında göçün nedenleri, göçün türleri de başlıklar halinde incelenmiştir. İkinci bölümde ILO'nun göçmen işçilere ve onların maruz kaldıkları ayrımcılığı engellemeye yönelik kabul ettiği normlar başlıklar halinde açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise ILO'nun göçmen işçilere yönelik politikalarına yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Göç, ILO Normları, Eşitlik, Adalet, Ayrımcılık, Temel İnsan Hakları

AdaletAyrımcılıkEşitlik+6
Bilgehan Gökinci
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerin kültürel kimliklerini inşa etme süreci: Gaziantep örneği

21. yüzyıl, araştırmacılar tarafından göçler çağı olarak nitelendirilmektedir. Dünyanın küresel hale gelmesi birçok sosyal olguyu etkilerken, göç olgusunu da etkilemiştir. Bulunduğumuz bu çağda göçler dünyanın dört bir yanına farklı nedenlerle yapılmış ve yapılmaya devem etmektedir. Bu konunun küresel bir anlam kazanması, araştırmacıların bu konuya ilgisini daha da artırmıştır. Göç konusunda literatüre bakıldığında birçok araştırmanın var olduğunu görülmektedir. Göç ve göçmenlik birbirine bağlı ayrılmaz bir ikilidir. Göçmenler ile ilgili önemli bir husus olan kültür ve kimlik, araştırmacıların ilgi odağı olmuştur. Kültürel kimlik göçmenlerin göç ettiği ülkelere kendileriyle birlikte götürdükleri en önemli manevi değerleridir. Göçmenler bu kültürel kimlikleri hedef alanda nasıl korudukları ve kültürel kimliklerine bağlı kalıp kalmadıklarını öğrenmek için bu araştırma yapılmıştır. Bu çalışmada Gaziantep Üniversitesinde öğrenim gören Suriyeli göçmen öğrencilerin kültürel kimliklerini ve yeni bir yerleşim yerinde kültürel yapılarını nasıl devam ettiklerini öğrenmek, araştırmanın amacı olmuştur. Araştırma sahasında nicel ve nitel desenler birlikte kullanılmıştır. Araştırma sonucunda göçmenlerin kültürel kimliklerine bağlı oldukları ve kültürel kimlik güçlerinin yüksek olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar sözcükler: Göç, Göçmen, Kimlik, Kültür, Kültürel Kimlik

GaziantepGöçlerGöçmenler+7
Çetin Sak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye olayları sonucunda oluşan göçün güvenlik stratejilerine etkileri

Göç olgusu yüzyıllardır uygarlıkların sürekli karşılaştığı ve çoğu zaman ciddi sonuçlara sebep olan olayları ifade eder. Pek çok sebepten dolayı yaşanan bu durum çeşitlerine göre ayrıldığı gibi etki alanlarına göre de ayrılmaktadır. Yüzyılımızda yaşanan ve en son göç olan Suriye göçü özellikle sınır komşularını etkilemiştir. Suriye ile sınır komşusu olan ülkelerden biri de Türkiye'yedir. Milyonlarca Suriyeli iç savaşın zorunlu kıldığı bu durum nedeniyle Türkiye'ye göç etmiştir. Uluslararası çapta yankı bulan bu durum sadece Türkiye'yi değil sınır komşusu olsun olmasın birçok ülkeyi etkilemiştir. Suriyeli göçü, sınır komşuluğu ve Avrupa üzerine geçiş konumunda olması dolayısıyla en çok Türkiye toplumunu etkilemiştir. Göçün getirmiş olduğu en büyük sorun ise göç edilen yerde güvenlik kaygısına sebep olmasıdır. Sınır güvenliğinin kaygısının yaşandığı bu savaş durumu göçle birlikte Türkiye içinde ekonomi, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlarda kaygı yaratmıştır. Ve göç olgusu bütünüyle her alanda değişimlere sebep veren bir hale gelmiştir. Sonuç olarak bu çalışma Suriye iç savaşının sebep olduğu göçü ele almakta ve göç edilen toprakların mülteciler karşısında izledikleri politikaları ele alarak göç olgusunun etki ettiği dinamikleri açıklamaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriye, Mülteci, Güvenlik, Türkiye

Göç politikalarıGöçlerGüvenlik+7
Alattin Nasan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geride kalan kadının gözünden göç deneyimi: Halfeti örneği

Bu çalışma, yurtdışına göç eden erkeklerin geri bıraktıkları kadınların günlük deneyimleri üzerine yoğunlaşmıştır. Kadınların göç sürecini nasıl deneyimlediğine, karşılaştıkları zorluklara, göç deneyimine bağlı olarak değişen kadınlık ve erkeklik algılarına, toplumsal cinsiyete bağlı aile içi iş bölümüne bakışlarına dair hazırlanan görüşme formu doğrultusunda sorular sorulmuştur. Elde edilen veriler betimsel analiz ve tematik kodlama ile birlikte işlenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucu görüşme yapılan 14 kadının günlük deneyimlerine dayanmaktadır. Çalışma sonucunda göç sürecinin gelişimi, karar alımda kadının dahil edilmesi gibi faktörler değişkenlik gösterse de sonraki süreçlerde gelişen manzaralar benzerlik göstermiştir. Şöyle ki; göç sonrasında hane tipinin değişip/ değişmemesi, kadının kamusal alana çıkışı, eril tahakkümün görünmez eli olarak söylenti ve dedikodular kadının sıkıntı çektiği en temel başlıklara örnek mahiyetindedir. Kadının geride kalmışlık, bırakılmışlıklarına karşın geliştirdikleri stratejiler çalışmanın ilgilendiği bir diğer konudur. Çalışmada kadınların toplumdaki eril tahakküme karşı kimliklerini yeniden yapılandırmak zorunda oldukları görülmüştür. Sonuç itibariyle yaşanan göç sonucunda rıza gösterse de göstermese de mağdur olan kadın olmaktadır. Cinselliği bastırılmış, duygusallığın yok olduğu, toplumsal baskının her daim hissedildiği evlilik bir tecrit hücresine dönüşmüştür. Bu kadar psikolojik vakanın yaşanırlığı da bir tesadüf olmaktan çıkmıştır.

DeneyimEvlilikGöçler+6
Jiyan Erdogan
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ulus ötesi göçe katılan Antakyalı ailelerde kadınların göç deneyimi ve kendilik algısı

Türkiye coğrafi konumu itibariyle göç süreçlerine tarih boyunca tanıklık etmiştir. Türkiye'den yurt dışına işgücü göçü 1960'lı yıllarda başlamıştır. Göç hareketlerine de daha çok erkek nüfus katılırken kadınların göç süreci ise düzensiz göçlerle ya da aile birleşimi yoluyla olmuştur. Bu çalışmada Hatay ili Antakya ilçesinden göçü deneyimleyen ailelerde eşleriyle göç etmeyip köken ülkede kalan kadınların deneyimlerine odaklanılmıştır. Çalışmada bulgular ulus ötesi göç kuramı bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları Hatay ili Antakya ilçesinde yaşayan eşi ulus ötesi göçe katılmış kendisi çocuklarıyla köken ülkede kalan 17 kadınla yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Kadınlara kapalı ve açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu esnek bir biçimde uygulanmıştır. Çalışmada köken ülkede çocuklarıyla kalan kadınların günlük yaşam deneyimleri, kamusal alana katılımı, aile içinde değişen ebeveynlik rolleri ve kadınların kendilik algılarına odaklanılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise ulus ötesi göç deneyimlerinin aile içerisindeki rolleri de şekillendirdiği bu süreçte iletişim unsurunun ve gelişen teknolojinin önemli bir yere sahip olduğu saptanmıştır. Kadınların kamusal alandaki aktifliklerinin ise eşlerinin yokluğunda artma eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlik rollerinin de şekillendiği ancak yine de büyük bir değişimin yaşanmadığı anlaşılmaktadır. Kadınların eşleri olmadan köken ülkede başarabildikleri doğrultusunda ise olumlu kendilik algıları olmuştur. Kadınların toplumsal cinsiyete dair algı ve kanaatlerin de farklılaştığı belirlenmiştir. Antakya ilçesinde yaşanan bu göçmenlik durumu kentte farklı bir iş kolu olarak devam etmektedir.

Aile içi ilişkilerAntalyaBenlik algısı+5
Yağmur Eski
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyelilerin sosyal uyumunda yerel yönetimlerin etkisi: Şahinbey Belediyesi örneği

Suriye'de 2011 yılında başlayan hükümet karşıtı protestolar, Suriye rejiminin protestoculara verdiği şiddetli tepki ile bir iç savaşa dönüşmüştür. Bugüne kadar devam eden çatışmalar yaklaşık 400 bin kişinin ölümüne ve 6,5 milyona yakın insanın başta Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak gibi komşu ülkelere olmak üzere diğer ülkelere göç etmesine neden olmuştur. Türkiye, Suriye'deki iç karışıklıktan en çok etkilenen ülkelerden biridir. İç savaşın patlak vermesinden bu yana 3614.108 Suriyeli Türkiye'ye sığınmıştır. Ülkelerinde iç çatışmaların hedefi olan ve bu iç çatışmadan kaçmak zorunda kalan Suriyeli göçmenleri 1 kucaklayarak güvenli ve anavatan olma çabasında 1 Türkiye, ülkeye giren çok sayıda Suriyeli göçmeni kabul eden bir konumdadır. Türkiye'de sayıları giderek artan Suriyeli göçmen sayısı 3.6 milyon civarında, sadece geçici koruma altında kayıtlıdır. Bunun yerine Bu tezin amacı Suriyelilerin sosyal uyumunda Şahinbey Belediyesinin faaliyetleri incelemektir. Bu doğrultuda öncelikle tezle ilgili kavramlar açıklandıktan sonra Şahinbey Belediyesinin Suriyelilerin sosyal uyumunda yapmış olduğu faaliyetler incelenmiştir. Tez betimsel ve tarihsel araştırma yöntemi ile hazırlanmış olup belgeye dayalı analiz yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Suriye, göç, sosyal uyum, yerel yönetim

BelediyelerGaziantep-ŞahinbeyGöçler+4
Aydın Sığırtmaç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Residential mobility of Syrians living in Gaziantep

Since 2011, many academic studies have been conducted with Syrian refugees living in Turkey. However, both the scope and the number of studies with urban perspective remain limited. While the issues of spatial separation, ghettoization, place belonging and spatial integration came to the fore in the literature, residential mobility is still an unexplored area. The aims of this study are to reveal how the Syrians living in Gaziantep spread to metropolitan residential areas, how, how often, for what reasons, and when they move among different residential areas. For these purposes, a survey was applied to 2280 Syrians residing in 174 neighborhoods of Şahinbey and Şehitkâmil districts. In order to show and analyze the distribution of Syrians in urban residential areas, Moran's I and Monte-Carlo simulation indices as spatial autocorrelation methods were calculated within, as well as descriptive methods. The other studies in the literature, found out that the Syrian influx into cities has increased the residential mobility of the locals, and segregated regions have emerged. The dissimilarity index was calculated in order to determine whether the Syrian refugees and the locals live in Gaziantep together or in separate residential regions. Poisson regression model was used to understand whether the time spent in Gaziantep and the size of the household have effects on the mobility behaviors of Syrians. Finally, in order to reveal the spatial mobility patterns, a network analysis was carried out using two different clustering methods, one based on the public appraisal of the land and the other based on the ratio of Syrian refugees to the total neighborhood population. According to the findings, the distribution of Syrians living in Gaziantep is not random and ethnic enclaves have been formed. When the city is analyzed as a whole, spatial segregation is not high. It is revealed that 60 percent of the sample has been living in the first neighborhood they settled in Gaziantep after migration, while the mobile households move among neighborhoods in the same income group and towards neighborhoods with a low Syrian rate.

GaziantepMigrationsRefugees+6
Murat Kaya
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00

Related subjects