United States of America

682 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

2000'li yıllarda ABD dış politikasında İran

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dış politikasında İran ile ilişkilerdeki ilk resmi gelişme; 1856 yılında imzalanan "Dostluk ve Ticaret Anlaşması" olmuştur. Ancak, İran ile bu anlaşmayla başlayan diplomatik ilişkiler ABD'nin dönem itibariyle benimsediği izolasyonist politikalardan dolayı süreklilik göstermemiş, ABD'nin İran politikası ancak ABD'nin Ortadoğu siyasetine daha çok müdahil olmaya başladığı 1950'li yıllarla birlikte gelişmeye başlamıştır. 1950'lerde dünya petrol üretiminin Basra (Fars) Körfezi'ne kaymasıyla birlikte ABD dış politikasında İran'a yönelik ilgi de artmıştır. 1953 yılında dönemin İran Başbakanı Muhammed Musaddık'a yönelik askeri darbe, iki ülke ilişkileri açısından dönüm noktası olmuş, Musaddık sonrası Şah Rıza Pehlevi yönetimiyle birlikte 1979 yılındaki rejim değişikliğine kadar İran, ABD'nin Ortadoğu'da iyi ilişkiler kurduğu müttefiklerinden biri olmuştur. 1979 yılındaki İran İslam Devrimi iki ülke ilişkilerinin gergin bir hal almasına ve diplomatik ilişkilerin askıya alınmasına neden olmuştur. 1979 sonrası resmi ilişkiler kesilmiş olsa da ABD dış politikasında İran, o tarihten sonra da ABD başkanlarının izlediği dış politikalarda özel önem taşıyan ülkelerden biri olmuştur. 2000'li yıllara gelindiğinde ise ABD başkanları; İran nükleer programı, bölgesel güvenlik meseleleri, insan hakları konuları, diplomatik girişimler ve uluslararası politika dinamikleri gibi bir dizi faktöre bağlı olarak İran'a yönelik dış politikalarını şekillendirmişlerdir. Örneğin George W. Bush, "Önleyici Savaş Doktrini" çerçevesinde İran'ı "Şer Ekseni"nde ilan edip, İran'a yönelik sert bir tutum benimserken; diplomasi ve müzakereye önem veren Barack Obama ise "değişim" söylemi ile İran'a yönelik ılımlı bir politika izlemiştir. Obama sonrasında Donald Trump İran ile ilişkilerde George W. Bush gibi sert bir politika benimserken; Joe Biden ise Obama gibi diplomasi ve müzakere söylemlerini benimsemiştir. Bu bağlamda çalışmada, 2000'li yıllarda ABD yönetimlerinin izledikleri İran politikalarının Başkanlara bağlı olarak bir değişim gösterip göstermediği ve ABD yönetimlerince İran politikaları belirlenirken hangi hususların bu politikaların belirlenişinde etkili olduğunun ortaya konulması amaçlanmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleriİran
Uğur Zenginer
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tehdit ve dış politika: Obama dönemi ABD'nin Çin politikası (2009-2016)

Bu çalışma devletlerin dış politika davranışlarını nasıl belirlediği konusu üzerine odaklanmaktadır. Bu bağlamda çalışmada iki hipotez iddia edilmiştir. İlk hipotez olarak devletlerin dış politika davranışlarını tehdit algılamaları çerçevesinde belirlediği vurgulanmıştır. Bunun sonucu olarak tehdit algılayan devletlerin tehdit unsuru oluşturan devlete karşı realist dış politika davranışına başvurduğu iddia edilmiştir. İkinci hipotez olarak ülke içi değişkenlerin de devletlerin dış politika davranışlarını şekillendirdiği ve ülke içerisindeki dış politika yürütücülerinin pozisyonlarının uyumlu olmasının sistemik etkilere karşı belirli bir dış politika davranışını kolaylaştırdığı iddia edilmiştir. Çalışmada iddia edilen hipotezleri test etmek için vaka analizi yöntemine başvurulmuş ve ABD'nin Çin'e karşı dış politika davranışı incelenmiştir. İlk vaka olarak, Obama döneminde Çin'in aşamalı olarak artan askeri harcamaları ve modernizasyonu incelenmiştir. İkinci vaka olarak Çin'in aynı dönem içerisindeki bölgesel egemenlik iddiaları incelenmiştir. İncelenen vakalar sonucunda 2008 sonrası dönemde Çin'in dış politika davranışlarının ABD tarafından tehdit olarak algılandığı ve ABD'nin Çin'e karşı realist bir dış politika davranışı olarak çevreleme stratejisine başvurduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tehdit, Dış Politika, Dış politika yürütücüsü, ABD, Çin

Amerika Birleşik DevletleriObama, BarackTehdit+3
Orhan Çifçi
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The US demand for defense spending: An empirical investigation for the post-cold war era

Based on Smith (1989)'s neoclassical framework, the US demand for defense spending as a share of GDP (defense burden) is estimated by employing a relatively newly developed method called Me-boot rolling windows analysis using quarterly BEA and SIPRI data for the Post-Cold War times. While institutional inertia plays an important role in determining the US defense burden in general, there is no conclusive result concerning the growth rate since positive, negative, and insignificant effects were all observed for different time periods. The US defense burden was found to be well correlated with the price ratio of defense goods to civilian goods during times of high military mobilization probably due to the increasing demand for defense goods. The price effect in Smith's original theory that has been omitted in previous empirical studies due to data unavailability was, thus, confirmed. Both Russian and Chinese defense burdens were found to be important determinants of the US defense decisions after the 2nd millennium. However, since the implementation of the US new Asia-Pacific rebalance policy in 2012, no significant result was reported concerning the Russian threat while there was evidence towards a rising rivalry between the US and China in great extent. This, in turn, suggests that the US military policy follows its foreign policy closely in a very dynamic way.

United States of AmericaMilitary expendituresDefence+1
Furkan Tüzün
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin kritik dönemeçleri

Bu tezin amacı, Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin kurumsallaşmaları sürecinde karşılaştıkları meydan okumalar ile birlikte gelen kritik dönemeçleri ayrıntılı bir şekilde incelemektir. Bu tez, Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin yapısal değişimlerinde etkili olan faktörlere odaklanmaktadır. Tezde öncelikle Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin tarihine değinilmiş, ardından bu servislerin geçtikleri kritik dönemeçler ve bu kritik dönemeçlere neden olan etkenler ele alınmıştır. Kritik dönemeçlerin kurumsal yapılar üzerindeki etkileri incelendikten sonra, kritik dönemeçler sonrası kurumların yapısal durumları incelenmiştir. Son olarak, günümüzdeki kurumsal yapılar mercek altına alınmış ve son durumları irdelenmiştir. Bu tezde, birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. Birincil kaynak olarakCIA ve eski istihbarat çalışanlarının belgeleri kullanılmıştır. Gelişmelerin kronolojik bir sıraya sahip olmasının sağladığı kolaylıkla kırılma noktalarının arasındaki neden- sonuç ilişkisi net bir şekilde ortaya koyulmuştur. Kurumların tarihlerine belirtilen kaynaklar vasıtasıyla yaklaşıldığında, istihbarat kurumlarının, ulusal güvenliği sağlama açısından tehdit önceliklerine, uluslararası sisteme ve teknolojiye duyarlı olarak yapısal değişimler yaşadıkları görülmektedir. Bununla birlikte, kurumların yapısal değişimleri ve icra tarzlarında devlet adamlarının yaklaşımlarının etkili olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstihbarat, Kritik Dönemeçler, İstihbarat Teşkilatları, Soğuk Savaş, Terörizm

Amerika Birleşik DevletleriCIAKGB+4
Cem Tuna Aksu
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Başarılı güvenlikleştirmeden başarısız güvenlik-dışılaştırmaya: 2001-2017 yılları arasında ABD yönetimlerinin İran nükleer programı'na yönelik politikası

Bu tez 2001-2017 yılları arasında ABD Yönetimi'nin İran Nükleer Programı'na yönelik güvenlikleştirme politikasını söylem analizi ve süreç takibi yöntemleriyle kapsamlı şekilde analiz etmeyi hedeflemiştir. Bu amaçla; öncelikle Bush ve Obama başkanlıklarındaki sekizer yıllık dönemlerde İran Nükleer Programı'na yönelik baskın politikanın ne olduğu, ardından güvenlikleştirmenin veya güvenlik-dışılaştırmanın kim tarafından, ne amaçla, hangi koşullar altında, nasıl ve hangi sonuçlarla gerçekleştirildiği sorularına cevap aranmıştır. Kopenhag Okulu'nun ortaya attığı Güvenlikleştirme Teorisi'ni ve bu teoriye sonradan yapılan katkıları dikkate alarak yürütülen analiz sonucunda Bush döneminde güvenlikleştirme hamlesinin iç hedef kitleye yönelik başarılı ve dış hedef kitleye yönelik kısmen başarılı şekilde sonuçlandırıldığı tespit edilmiştir. 2013 yılında hem ABD hem İran tarafında yaşanan önemli değişimler nedeniyle Obama'nın birinci ve ikinci dönemleri ayrı ayrı incelenmiştir. Birinci dönemde Obama Yönetimi'nin Bush Yönetimi'nden devraldığı güvenlikleştirmeyi başarılı şekilde sürdürdüğü ve uluslararası desteğini artırdığı görülmüştür. İkinci dönemde Obama Yönetimi politikasını tersine çevirmiş ve İran'la diplomatik bir çözüme ulaşabilmek için hedef kitlesi ABD Kongresi olan bir güvenlik-dışılaştırma hamlesi başlatmıştır. Varılan nükleer anlaşmaya rağmen ABD Kongresi İran'ı nükleer bir tehdit olarak görmeye devam etmiş ve güvenlik-dışılaştırma hamlesi başarısız olmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriGüvenlikleştirmeNükleer güç+6
Şeyda Güney Kayım
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A neoclassical realist explanation of over-commitment:The case of American Foreign Policy toward Iraq after 9/11

The last few decades had shown the explanatory power of neoclassical realism on foreign policy analysis. The neoclassical realist theory of over-commitments suggests that domestic political factors can divert the FPEs from deciding with the sole consideration of systemic pressures. It is observed that states do not always act in line with the impositions of external factors and sometimes make more commitment than the dictation of the systemic stimuli. This thesis proposes three sub-hypotheses to explain the anomaly of over-commitment. This thesis argues that prestige seeking, interest group penetration (state capture) and coalition logrolling behaviors have the potential of diverting foreign policy decisions by intervening to the foreign policy making processes. The thesis applies the case study method to test the theory mentioned above. American foreign policy toward Iraq after 9/11 appears as the most likely scenario. This is due to the visibility of all the above mentioned domestic political factors during the period of 9/11 and the Iraq war of 2003.

Event of September 11thUnited States of AmericaIraq+3
Sinan Demirdüzen
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Silahlı insansız hava araçları kullanılarak gerçekleştirilen ulus-aşırı silahlı çatışmalarda devletin hukuki sorumluluğu

Bu tezde, ulus-aşırı silahlı çatışmalar sırasında bir devletin Silahlı İnsansız Hava Araçlarını kullanarak kendi ülke sınırları dışında gerçekleştirdiği operasyonlar nedeniyle hukuki sorumluluğu konusu incelenmiştir. Bu çerçevede, çalışmada öncelikle Silahlı İnsansız Hava Araçlarının ortaya çıkışı, literatürde yer bulmasına neden olan unsurlar ve bu araçların çalışma kapsamındaki yeri ifade edilmiştir. Çalışmanın odaklandığı ana nokta, Silahlı İnsansız Hava Araçlarının devletler tarafından ulus-aşırı silahlı çatışma olarak kavramsallaştırılan ve uluslararası hukukta yer bulan yeni silahlı çatışma türü kapsamında kullanımı ve bu kullanımın hukuksal açıdan ortaya çıkardığı sorunlardır. Bu sorunlar ise çalışmada uluslararası hukukun bir alanı olarak "sorumluluk" kavramı etrafında incelenmiştir. Dolayısıyla, normatif yönü ağırlıklı olan çalışmada, konunun uluslararası hukuktaki "sorumluluk" açısından ne ifade ettiği, sorumluluğun şartları, sorumluluğu ortaya çıkaran nedenler, sorumluluğu kaldıran nedenler ve telafi yolları açıklanmıştır. Olgusal boyutta ise ABD'nin 2001 ve 2019 yılları arasında Afganistan, Pakistan ve Yemen'de gerçekleştirdiği Silahlı İnsansız Hava Aracı operasyonları ele alınmıştır. Bu ülkelerdeki somut olay incelemelerinin "sorumluluk" açısından ortaya çıkardığı sonuçlar tahlil edilmiştir. Böylece, normatif düzenlemelerin somut olaylarda nasıl karşılık bulduğu tespit edilmeye çalışılıp, bulgular çalışmanın sonuç bölümünde tezin vargıları olarak ortaya konulmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriHukuki sorumlulukSilahlı insansız hava araçları+5
Olcay Özkaya
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya platformlarının devlet yönetimine müdahalesinin analizi

Bu yüksek lisans tez çalışması kapsamında, sosyal medya platformlarının devlet yönetimine müdahalelerinin analizi yapılmıştır. Siyasal düşünce tarihinde görüldüğü gibi, devletler doğası gereği imperium alanlarını koruma refleksine sahiptir. Bu durum, imperium alanını korumak isteyen devletin sosyal medya platformları ile güç mücadelesine girmesine neden olmaktadır. 6 Ocak 2021 ABD Kongre Baskını sürecinde dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın maruz kaldığı sosyal medya sansürü bu durumu gözler önüne sermektedir. Trump'ın sansüre maruz kalması, Twitter'dan çekilen veriler ile ifade edilmiştir. Devletler ile sosyal medya platformları arasında güç mücadelesinin derinleşmesinin doğurabileceği olası senaryolar değerlendirilmiştir. Bu bağlamda güç mücadelesini engellemek amacıyla her iki aktörün çıkarlarının korunabileceği, verimli bir iletişimin kurulabileceği, çok paydaşlı katılımın sağlanabileceği, norm ve davranış ilkelerinin belirlenebileceği özel bir yönetişim modeli önerilmiştir. Küresel Sosyal Medya Yönetişim Modeli devlet ve sosyal medya arasındaki güç mücadelesini engelleme, birey hak ve özgürlüğünü koruma kapasitesi olduğunu ortaya konmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriBaskı gruplarıDevlet idaresi+5
Mehmet Emre Berk
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Reinvestigating the state debate during the energy transition in the USA

This thesis examines the role of the American state during the energy transition process. Immanuel Wallerstein claimed that, since 1968, the American power weakens. Wallerstein showed that despite the American State's strategies for preventing the decline in American power in capitalism historically, its hegemony continues to be eroded. The energy transition process could be an opportunity for the United States of America (USA) for reinforcing its hegemony. The USA's economy is largely based on fossil fuel supplies, but, in the last decades, the share of renewable energy sources in electricity production increased significantly. Although there has been a continuous energy transition in the USA, there were different approaches in the USA's government policy regarding rising conflicts among different producers and consumers during the energy transition in the last decade. These different approaches stem from the role of state in responding to the conflicts between the fractions of the capitalist class. In this research, I analyzed the actors of the American state and their different approaches to demonstrate the role of state in the on-going power struggle in capitalism during energy transition within the case of the USA historically. The USA's energy transition is mostly occurred in the electricity generation sector, and the change in relations of production observed in the electricity generation sector. Thus, I focused particularly on the electricity sector to investigate the policies of the state, which promote its hegemony, support some fractions of the capitalist class and punish some fractions of the capitalist class. I used Historical Materialist Policy Analysis to examine the discourses of the Obama Administration, the Trump Administration, the Biden Administration, and the Democrats and the Republicans in the Congress about the energy transition between 2008 and 2021 by acknowledging the continuities and changes in the historical position of the state within the context of the State Debate in Marxist studies.

United States of AmericaStateEnergy+6
Ersel Yusuf Alemdar
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Trump dönemi Amerikan güvenlik politikasında NATO'nun araçsallaştırılması

Bu yüksek lisans tezinde, ABD ve NATO arasındaki ilişki kapsamında, Trump döneminde ABD güvenlik politikasında NATO'nun bir araç olarak kullanılması, Neoklasik Realizm bağlamında incelenmektedir. ABD güvenlik politikasının öncelikleri ve amaçları ile NATO'nun politikaları tahlil edilmiştir. Bu bağlamda, 2017 yılında yayınlanan ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi ile 2020 yılında yayınlanan NATO 2030 Raporu karşılaştırılmış ve iki politika belgesi arasındaki benzerlikler ortaya konmuştur. "NATO, Trump Döneminde askeri, siyasi ve ekonomik açıdan Amerikan güvenlik politikasında bir araç olarak kullanılmıştır." görüşü hipotezi oluşturmaktadır. "2017 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi ve NATO 2030 Raporu belgelerinde yer alan temel politika konularından hareketle, Trump Dönemi ABD güvenlik politikasında NATO, askeri, siyasi ve ekonomik açıdan bir araç olarak nasıl kullanılmıştır?" sorusu temel araştırma sorusu olarak belirlenmiştir. Bu tezde, nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi ve süreç takibi yöntemleri kullanılmış ve söz konusu iki belge karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Bunun sonucunda, ABD'nin dış politika sürecinde NATO'yu bir araç olarak kullandığı ve NATO'yu doğrudan etkilediği belirlenmiştir. Öte yandan NATO'nun da ABD ile benzer politikalar benimseyerek ortak hareket etme arzusu içinde olduğu anlaşılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriAskeri ittifakGüvenlik politikaları+6
Hüseyin Adatepe
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The Cold War period, propaganda war: "The movie front"

This thesis aims to analyze the ideological and cultural conflict that took place between the United States of America and the Union of Soviet Socialist Republics by focusing on the propaganda activities executed through film and cinema. In a bipolar international system, establishing a cultural and ideological hegemony is a critical element for both survival and winning the hearts and minds of the people. Main categories such as the role of intelligence services, and relationship between propaganda, culture, identity, and decision-making are analyzed with the aim of understanding the initial effect and aim of the political propaganda messages. In each category, definitions, and perspective attached to the respective concepts, and fields are analyzed to establish the connection between them and the cinema.

United States of AmericaFilmCulture+5
Ahmet İlke Şerbetçi
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1990 sonrası dönemde Rusya'nın Doğu Avrupa'daki askeri aktivizminin ABD'nin tehdit algısına etkisi: Tehdit dengesi teorisinin test edilmesi

Bu çalışma 1990 sonrası dönemde Rusya'nın Doğu Avrupa'daki askeri aktivizminin ABD'nin tehdit algılamasını nasıl etkilediğini tehdit dengesi teorisini test ederek incelemektedir. Araştırma sorusu Rusya tarafından Kırım'ın 2014'te ilhak edilmesinin ABD'nin tehdit algısını nasıl etkilediği ile Rusya'nın Ukrayna'yı 2022'deki işgalinin ABD'nin tehdit algısını nasıl etkilemekte olduğu şeklinde iki alt araştırma sorusuna ayrılmıştır. Birinci bölümde realist paradigmanın 2022 yılında Ukrayna'nın işgaliyle tekrardan hakim konumuna kavuştuğu savunulmuştur. İkinci bölümde klasik uluslararası ilişkiler teorilerinin bu askeri aktivizmi açıklamadaki yetersizlikleri belirtilmiştir. Üçüncü bölümde bu eksiklikleri gideren tehdit dengesi teorisi açıklanmıştır. Toplam güç ve saldırgan güçteki temel eğilimler indeks ve veri tabanları aracılığıyla ölçülmüştür. Coğrafi yakınlık ve saldırgan niyet değişkenleri de nitel veri kaynakları aracılığıyla incelenmiştir. Dördüncü bölümde 2008-2014 arası dönemde Rusya'nın toplam ve saldırgan gücünde artış gözlemlenmiştir. 2015-2022 arasında toplam güçte düşüş gözlemlenirken saldırgan gücünde artış gözlemlenmemektedir. Algılanan saldırgan niyette ise birkaç gelişme dolayısıyla her iki dönemde de artış gözlemlenmiştir. Coğrafi yakınlık sabit olarak alınmıştır. Tehdit seviyesi artışlarının akabindeki dengeleme davranışları üzerinde durulmuştur. Bu çalışma, algılanan tehdit seviyesindeki değişikliklerin ABD'nin Rusya dış politikasını nasıl yürüttüğü konusunda merkezi bir rol oynadığı argümanını desteklemektedir.

Amerika Birleşik DevletleriDoğu AvrupaRusya+3
Göktuğ İstemikaan Turgay
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

ABD kongresinde Türkiye tartışmalarının savunma sanayi transferine etkisi: 2001-2022

Savunma sanayi, devletlerin egemenliğini sürdürmesi ve milli güvenliğin sağlanmasında askeri gücün tamamlayıcısıdır. Bu durum savunma sanayi yönetimini devletlerin savunma stratejisinin ve dış politikasının önemli bir unsuru haline getirmektedir. ABD politik sisteminde yetkilendirme ve bütçe yasalarını oluşturmada yetkili Kongre, savunma politikaları ve savunma sanayi yönetimi kararlarının belirlenmesinde öncelikli etkiye sahiptir. Türkiye'nin ana tedarikçisi ABD ile yaşadığı savunma sanayi tedariki problemlerinin saptanması bu tez çalışmasının başlangıç noktasını oluşturmaktadır. 2001-2022 dönemi ABD Kongresinde Türkiye aleyhine konuların içeriği, çeşitliliği ve miktarının tespit edilmesini sağlamak için Kongredeki Türkiye aleyhine söylem ve yasa önerilerinin taranması ile bir veri seti oluşturulmuştur. Böylece ABD yasama organında Türkiye aleyhine konuların çeşitliliği ve miktarı arttıkça, ABD Başkanı ve yürütme organının görüşü fark etmeksizin, Türkiye'ye savunma sanayi transferine ilişkin konularda olumsuz karar verildiği ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular neticesinde gerçekleşen çeşitli olaylar ve krizler nedeni ile Türkiye karşıtlığının en çok olduğu 2019 yılının bir yığılma dönemi niteliği gösterdiği tespit edilmiş, bu dönemde Türkiye'ye savunma sanayi transferinde aleyhte kararlar alınmasının görece kolaylaştığı gözlemlenmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriAmerika Birleşik Devletleri KongresiAskeri savunma+7
Öznur Albayrak
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The European Union's energy security policy: Transition from Russian natural gas to the United States LNG

The European Union (EU) is dependent on Russian natural gas due to its high demand. The dynamics of energy relations between the EU and Russia have changed after the 2022 Russia-Ukraine War. In the context of energy supply security policies, the EU aims to reduce its dependence on Russian natural gas and diversify energy suppliers. During this period, there has been an increased demand for Liquefied Natural Gas (LNG) from the United States(US) as an alternative energy source. This thesis argues whether or not US LNG can be a long-term energy alternative over Russian natural gas for the EU. It examines the political, economic, and technical rationales of US LNG and Russian pipeline natural gas with the context of EU energy supply security through comparative analysis. The findings highlight that the technical infrastructure requirements, the installation process, and the high financial investment required to utilize US LNG lead to challenges for sustainable energy imports. Furthermore, it is predicted that increased demand for US LNG may create a new area of energy dependency for the EU. Therefore, completely abandoning Russian natural gas does not offer a long-term solution. Instead, this thesis advocates balancing the EU's natural gas energy demand between Russia and the US. Keywords: European Union Energy Security, Natural Gas, Russian Pipeline Natural Gas, US Liquefied Natural Gas

United States of AmericaEuropean UnionNatural gas+3
Zehra Uğurlu Oflazca
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Myth or truth? An analyses over North Korean nuclear deterrence capability and the real policy of the USA about Northeast Asia

The fear of nuclear North Korea has been a serious problem for the world since 2006 when they exploded their nuclear weapon. Although North Korea always considers their nuclear weapon is for protection of their home-land, USA and its allies in the Far-East Asia thinks the other way. Only China seems to be close to North Korea. China and Russia have always been close allies for North Korea and USA has fought to de-nuclearize North Korea given that North Korea has the capability to strike against USA and her allies by using nuclear weapons and ballistic missiles. Given that USA has deployed THAAD system in Japan and South Korea against North Korean nuclear thread, South Korea and Japan enjoys the US military protection. The probability of a nuclear war has been a perennial fear among the states. After the nuclear bombings of Nagasaki and Hiroshima at the end of WW2, states have started to act more meticulous about nuclear arming and development of nuclear power. Among the states, North Korea has been seen as an enemy nuclear state by USA and its allies given that North Korea has the ability to start an unwanted nuclear war. But there will be severe consequences if a nuclear war breaks out. Therefore, not a single state in the world would want to be the cause of a nuclear destruction.

United States of AmericaSouth KoreaJapan+7
Kemal Murat Yetkin
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

ABD'nin Afganistan müdahalesi; Ülkedeki güven açığı ve istikrarsızlığın analizi

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin 1989 yılında Afganistan'dan çekilmesinin ardından farklı etnik grupların iktidar mücadelesi başlamıştır. Bu mücadeleden sonuç alınamaması üzerine patlak veren iç savaş ve Taliban'ın 1996 yılında Afganistan'ın yaklaşık yüzde 90'ı üzerinde hakimiyet kurmasına kadar devam etmiştir. Ancak bu durum kurumsallaşmış devlet yapısının tam anlamıyla yok olmasına sebebiyet vermiştir. Taliban'ın iktidarda olduğu süreçte ise ülkede modern devlet yapısının varlığından bahsetmek mümkün değildir. Amerika Birleşik Devletleri'nin 2001 yılında Afganistan'a yaptığı askeri müdahalesiyle birlikte, ülkede Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin işgalinden beri süren istikrarsızlığı daha da derinleştirmiştir. Bu çalışmada; Afganistan'da devam eden istikrarsızlık, güven açığı, Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgeye müdahalesi ve etkilerinin analizi yapılmıştır. Afganistan'da yıllardan beri süren istikrarsızlığın derinleşmesine sebebiyet veren faktörlerin neler olduğu sorusunun cevabı aranmaktadır. Afganistan'daki etnik çatışmalar ülkede var olan istikrarsızlığın temelini oluşturuyor. Ülkede Sovyetler'in işgali sonrası başlayan etnik çatışmalar büyük kutuplaşmalara yol açmıştır. Kutuplaşmalar egemen güçlerin müdahale edebilmeleri için bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Ayrıca etnik çatışmalar ülkede güçlü bir merkezi devletin egemen olması yönünde ciddi engellere yol açmıştır. Bu nedenle Afganistan'da yolsuzluk ve uyuşturucu ticareti yapan örgütlerin güçlenmesi de istikrarı olumsuz etkilemektedir. Afganistan ile Pakistan arasındaki var olan sınır sorunu da Afganistan'daki merkezi etnik grubun, sınır ötesindeki kabileleri kendi soydaşları olarak gördüklerinden dolayı sınır hattında anlaşmazlıklar yaşanıyor. Bu anlaşmazlıklar ülkedeki mevcut sorunu daha da derinleştirmektedir. Geliştirilen argümanlara göre Afganistan'da Federal devlet sisteminin uygulanması, Çokkültürcülük izlenimine giden yolların serbest olması, Pakistan ile sınır sorunun BM ve/veya İslam İşbirliği Teşkilatı gözetiminde çözülmesi ve yabancı aktörlerin ülkeyi terk etmeleri, istikrarsızlığı aşmanın yollarıdır

AfganistanAfganistan SavaşıAmerika Birleşik Devletleri+3
Abdul Khabir Mokhtari
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Jeopolitik kayma kavramı çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun Arktik bölge politikaları

Bu çalışmada son yıllara kadar uluslararası ilişkiler gündeminde marjinal konumda olan Arktik bölgesinin değişen jeopolitik konumu jeopolitik kayma çerçevesinde ele alındıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun bölgeye yönelik politikaları incelenmiştir. Jeopolitik kayma; coğrafi bölgelerin jeopolitik ve jeostratejik değişimler sonucunda uluslararası politikadaki konumunun değişmesi olarak edilmektedir. Arktik bölgesi; yer altı maden kaynakları, balıkçılık ve dünyada keşfedilmemiş hidrokarbon kaynakları bakımından oldukça zengindir. Arktik bölgesi küresel ısınmadan en fazla etkilenen bölgelerden biridir. Arktik bölgesindeki buzulların erimesi ile birlikte var olduğu tahmin edilen yüksek miktarlardaki hidrokarbon kaynaklara ulaşımın kolaylaşması, geleneksel deniz rotalarına kıyasla zaman ve ekonomik maliyet yönünden daha cazip yeni ulaşım yollarının ortaya çıkması gibi faktörler nedeniyle bölgenin yakın gelecekte jeopolitik önemi artacaktır. Arktik bölgesinin yaşadığı bu jeopolitik kayma sürecinde bölge içi ve dışından birçok uluslararası aktör bölgeye yönelik politikaları güncellemektedir. Çalışma, giriş bölümüyle beraber üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde teorik çerçeveyi, ikinci bölümde Arktik bölgesinin tarihi, coğrafi sınırları ve aktörlerini, üçüncü bölümde ise ABD ve Rusya'nın bölge politikaları incelenmiştir. Sonuç bölümünde de elde edilen veriler neticesinde genel değerlendirmeler yapılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriArktik OkyanusuEnerji+3
Harun Karagöl
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Barış Harekatı sonrası uygulanan Amerikan ambargosunun Türk ekonomisi üzerindeki etkileri

Akdeniz bölgesindeki coğrafi konumu açısından büyük önem taşıyan Kıbrıs, tarih boyunca birçok devletin ilgi odağı olmuş ve bu sebeple çekişmelere yol açmıştır. Yunanistan'ın Helen İmparatorluğu'nu kurma hayali, adada yaşayan Rumları harekete geçirmiş ve Türklere yönelik katliam girişimlerini başlatmıştır. 1974 yılında Türkiye, ada üzerindeki hakimiyetini sürdürebilmek ve Rumlarla Türkler arasındaki gerginliğe son vermek amacıyla Kıbrıs Barış Harekatı'nı düzenlemiştir. Harekatta ABD tarafından temin edilen silahların kullanılması ile, bu durumun 1961 yılında imzalanan Dış Yardımlar Kanunu'na aykırı olduğu gerekçe gösterilmiş ve Türkiye'ye karşı silah ambargosu kararı alınmıştır. ABD yardımlarıyla temin edilen savunma sanayii ihtiyaçlarının ambargoyla kesintiye uğraması, Türkiye'nin mutlak bağımlılığını gözler önüne sermiş ve yeni gelişmekte olan Türk ekonomisini oldukça olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışmada, Kıbrıs ile ilgili siyasi gelişmeler, II. Dünya Savaşı sonrası ABD'nin yapmış olduğu yardımlarla Türk ekonomisinde oluşan dışa bağımlılık ve ambargo dahilinde ortaya çıkan ekonomik bunalım üzerinde durulmuştur. Çalışmanın amacı, ABD'nin uygulamış olduğu ambargo ile Türk ekonomisindeki gelişmeleri ortaya koymak ve bu alanda yapılan çalışmalara katkı sağlamaktır.

AmbargoAmerika Birleşik DevletleriBarış harekatı+6
Ömer Çetinbeş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyılda Amerika'da baskı resimde toplumsal eğilimler

Baskı Resim, grafik ve resmin bir yan dalı olarak kabul edilse de oldukça eski bir geleneğe sahip olmasının yanı sıra; deneyselliğe açık, uyarlanabilen, geliştirilebilen yapısı ile anasanat dalı olarak zaman içinde kendine yer edinmiş özgün bir sanat disiplinidir. Fotoğrafın ortaya çıkışına kadar kendi içinde geleneklerini koruyarak yüzyıl boyunca tasvir, reprodüksiyon, kopya etme ve çoğaltma aracı olarak görsel kültürün ve toplumsal belleğin oluşumunda önemli bir mirasın taşıyıcısı olmuştur. Baskı resim sanatçıları ise: Bu görsel ve estetik kültürün oluşumunu sağlayan, tarihe tanıklık eden ve toplumsal olayları eleştirel bir bakış açısıyla gerçekçi, zaman zaman sıra dışı imgelemlerle yansıtan protest üslupları ile baskı resim sanatını zamanın ötesine taşımışlardır. Bu yapısı ile baskı resim kültür ve sanat tarihinde sanatçıların yanı sıra toplumunda odak noktası olmayı her yüzyılda sağlamıştır. Endüstri Devrimi ve sonrasında toplumsal bilinçlenme hemen hemen her alanda varlığını gösterirken sanattaki yansıması, toplumun ihtiyaçlarını gözeterek savunuculuk ve çözüm arayışları temelinde olmuştur. I. Dünya Savaşı sonrasında bütün dünyayı etkileyen, toplumsal değişimlere sebep olan özellikle sanayileşmiş ülkelerde yıkıcı etkileri olan Büyük Buhran döneminin ardından II. Dünya Savaşı'nın yaşanması sanata ve sanatçılara derinden etki etmiştir. Savaşın ağır ve travmatik bir sonucu olarak Avrupa kıtasından Amerika Birleşik Devletleri'ne göçlerin başlaması; farklı kültürden insanların bir araya gelmesi, işsizlik, barınma gibi toplumsal açıdan birçok sorunu beraberinde ortaya çıkarmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında, New York'ta düzenlenen İzlenimci, Fovist, Post-Empresyonist ve Kübist sanatçıların eserlerinden oluşan "Armory Show Sergisi" Modern Amerikan sanatı ve sanatçıları açısından Avrupa sanatının tanınması ve anlaşılması için bir dönüm noktası olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri'nde göçlerle birlikte siyasi, ekonomik ve toplumsal alanlarda yaşanan büyük değişimlerin sebep olduğu çöküşten kurtulmak için 'Yeni Düzen' olarak yürürlüğe giren bir dizi yerli program oluşturulmuştur. Bu program çerçevesinde 'Federal Sanat Projesi' adı altında grafik sanatlar atölyeleri kurulmuştur. Sanat atölyelerinin kuruluşu ile birçok sanatçıya yeni istihdam alanları oluşturularak iş imkanı sağlanmıştır. 1940 sonrasında Amerika Birleşik Devletleri'nde kısıtlı sanatsal faaliyetler, Avrupa'dan göç eden sanatçılarla hareketlenmiş, sanatın merkezini Paris'ten New York'a taşımıştır. İkinci Dünya savaşı sonrası Paris'te bulunan Atölye 17'nin Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınması ile Avrupalı ve Amerikalı sanatçıların işbirliği içerisinde çalışmalarının önü açılmıştır. Bu gelişmenin ardından Universal Limited Art Editions'da farklı alanlarda eser üreten sanatçıları bir araya getirilerek şiir ve baskı resimden oluşan özgün bir sanat koleksiyonu oluşturmuştur. Bu galerilerin yürüttüğü öncü çalışmalar ve sergiler ile sanat faaliyetlerine ilgi artmış baskı resim önemli bir gelişim göstermiştir. Pop Art'ın ortaya çıkışı ve önem kazanması ile birlikte tüketim kültürüne dikkat çekilerek popüler kültür imgeleri sunulmuş, gündelik yaşamda kullanılan en basit nesneleri, kitlesel medya ve televizyon/medya figürlerinin baskı resimde de bir ifade aracı haline gelmesine yol açmıştır. 20. yüzyılda yaşanan gelişmeler baskı resim sanatının gündelik hayatın her alanına girmesine katkı sağlamıştır. Sanatçılar içinde bulundukları dönemin düşünce yapısını etkileyecek şekilde topluma yön vermesi açısından da önemli roller üstlenmişler, toplumsal mesajlarını geniş kitlelere aktarma fırsatını bulmuşlardır. Sosyal açıdan gelişen bu süreç ile birlikte baskı resim sanatının teknik gelişimi açısından deneysel ve özgün çalışmalar değişimlerin doğuşuna ve modern sanatın ortaya çıkmasına zemin oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Amerika, Baskı resim, Toplumsal, Sanat

20. yüzyılAmerika Birleşik DevletleriAmerikan sanatı+2
Seda Nur Yıldız
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Contemporary interventions and regionalism: The cases of Ukraine and Venezuela

The international domain is characterized by diverse interventionist policies, wherein conflicts that escalate beyond the control of a nation often attract external intervention from neighbouring states, regional powers, or the broader international community. Such interventions, sanctioned under Chapter VII of the United Nations (UN) Charter by the Security Council, can range from military actions to non-forceful measures. However, interventions frequently occur both with and without formal authorization, driven by the foreign policy priorities of the intervening actors and the perceived urgency of the conflict. In the contemporary global environment, major powers increasingly leverage their regional influence either to mediate regional disputes or justify intervention in the internal affairs and external engagements of specific states. The 21st century has witnessed a pronounced trend among great powers to shape their foreign policy strategies around their regionalist roles. This thesis seeks to scrutinize the interventionist behaviours of regional great powers, focusing on the recent cases of Ukraine and Venezuela. It aims to dissect the dynamics of regionalism as it pertains to interventionism, providing a comparative analysis of US interventionism and regionalism in Venezuela, and Russian interventionism and regionalism in Ukraine. By examining these contemporary cases, it endeavours to elucidate the interplay between regionalism and interventionism, highlighting both similarities and differences in the approaches and impacts of these regional superpowers.

United States of AmericaRegionalismIntervention+4
Özlem Bengisu Deniz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Soğuk Savaş Dönemi'nde jeopolitik: Türkiye ve Afganistan örnekleri

Batı'nın uluslararası sistemde üstünlüğü ele geçirmesiyle birlikte geri kalan toplumlar, Batı'da yaşanan gelişimi yakalamak için uzun süren bir mücadeleye girişmiştir. Türkiye ve Afganistan, bu doğrultuda, Batı'da başlayan dönüşümü yakalayabilmek için modernleşme deneyimi yaşamışlardır. Mustafa Kemal'in emperyalizme karşı başlattığı Millî Mücadele'nin başarıya ulaşması ve büyük bir modernleşme projesini hayata geçirmesi Afganistan'daki modernleşme hareketlerine de ilham vermiştir. Son birkaç yüzyıldır sömürgeci devletlerin tehditleriyle karşı karşıya kalan her iki ülke Soğuk Savaş Dönemi'nde Sovyet tehdidine maruz kalmışlardır. Türkiye, izlediği politikalarla Sovyet tehdidini bertaraf etmiş; Afganistan ise Sovyet işgaline maruz kalmıştır. Her iki ülkenin de önemli jeopolitik konuma sahip olması çalışma konusu olarak bu konunun seçilmesinde etkili olmuştur. Çalışmamızda önemli bir jeopolitik konuma sahip olmanın ülkelere her zaman avantaj sağlayıp sağlamadığı sorusuna cevap aranmaktadır. Jeopolitikle ilgili yapılan çalışmalarda jeopolitiğin ülkelere sunduğu fırsatlar üzerinde durulmaktadır. Ancak önemli bir jeopolitik konuma sahip olmak ülkeler için her zaman iyi bir fırsat olmayabilmektedir. Önemli bir jeopolitik konuma sahip olan Afganistan, tarih boyunca büyük güçlerin rekabetine maruz kalmış ve savaşların odağı hâline gelmiştir. 19. yüzyıldaki İngiliz-Rus rekabeti ve 20. yüzyıldaki Amerika Birleşik Devletleri (ABD) - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) rekabeti Afganistan'ın istikrarsız olmasına sebebiyet vermiştir. Soğuk Savaş Dönemi, Türkiye'nin jeopolitiği, Afganistan'ın jeopolitiği gibi konularda ayrı ayrı çalışmalar yapılmış olsa da diğer araştırmalardan farklı olarak bu çalışmada Türkiye ve Afganistan örnekleri üzerinden jeopolitik kavramı bütüncül ve karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde jeopolitik kavramının kavramsal ve kuramsal çerçevesi ele alınmış ve önemli jeopolitik teoriler irdelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ABD ve SSCB ekseninde gelişen Soğuk Savaş Dönemi ele alınmış ve bu dönemde kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve Varşova Paktı gibi kuruluşlar incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde jeopolitik teoriler çerçevesinde Soğuk Savaş Dönemi'nde Türkiye ve Afganistan örnekleri jeopolitik, ekonomik ve siyasi faktörler üzerinden ayrı ayrı incelenmiş ve sahip oldukları jeopolitik konumlarının ülkelere sunduğu tehdit ve fırsatları değerlendirilmiştir.

AfganistanAmerika Birleşik DevletleriJeopolitik+4
Hakan Yılmaz
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

ABD'DEKİ Türk öğrencilerinin yazılı anlatımlarındaki yazım-noktalama yanlışları ve anlatım bozukluklarının tespiti

ABD'de yaşayan Türk çocuklarının ana dilde (Türkçe) yazdıkları metinlerdeki yazım-noktalama yanlışlarını ve anlatım bozukluklarını tespit etmeye yönelik yapılan bu çalışma tarama modelindedir. Çocuklardan belli başlı konulardaki düşüncelerini ana dilde ifade etmeleri istenmiştir. Veriler belge tarama yoluyla elde edilmiştir. Bu çalışmada; toplanan verilerdeki yazım yanlışları, noktalama işaretlerinin yanlış ve eksik kullanımı gibi yanlışlar üzerinde durulmuş ve anlatım bozuklukları incelenmiştir. Çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında ABD'nin Ohio, Kaliforniya ve Georgia, eyaletlerinde yaşayan 8-16 yaş arası 50 Türk öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğrencilerin yazılı anlatımlarında ikinci dilin (İngilizce) etkisinden kaynaklı yazım yanlışları, alfabe farklılığından kaynaklı yazım yanlışları, noktalama yanlışları, konuşma dilinin yazı diline yansımasından kaynaklı yazım yanlışları ve anlatım bozuklukları tespit edilmiştir. Yazılı anlatımlarda anlatılmak istenen konu için sınırlı sayıda kelime kullanılmış, yazmaktan kaçınılmış ve tam olarak anlatılmak istenen konu ifade edilememiştir. Çalışmanın sonunda ABD'de yaşayan Türk çocuklarının yazma becerilerinin geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriAnlatım bozukluklarıNoktalama işaretleri+7
Buse Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Financializaton and US hegemony: A critical approach to contemporary debates

Hegemony has been the subject of heated debate among theorists from different perspectives in the international political economy literature since the 1970s. In this study, we aim to make a critical evaluation of contemporary hegemony debates, predicated on the analysis of Giovanni Arrighi, who explained the evolution of the international capitalist system with hegemonic transitions based on systemic cycles of accumulation, following the World System Theory developed by Immanuel Wallerstein in the 1970s. In his analysis of systemic cycles of accumulation, launched out in his study The Long Twentieth Century: Money, Power and the Origins of Our Age, published in 1994, Arrighi claims that the cycles of accumulation to which successive hegemonic leadership in the world economy are subject, initiate with real (material) expansion and at a particular stage are superseded by financial expansion. Accordingly, the financial expansion stage foreshadows hegemonic transitions in the international capitalist system and marks the autumn of the current hegemonic power. This study investigates whether the financialization process began in the 1970s, signs the end of the US hegemony that emerged after 1945, as advocated by Arrighi. Therefore, the first chapter of the study clarifies how and from which aspects the concept of hegemony is characterized by theorists from different International Relations and International Political Economy schools. In the second chapter, money and finance phenomena have been discussed since the birth of the modern capitalist system to reveal the nature of financialization. In the third chapter, the US hegemony is interrogated in particular. It is emphasized that, contrary to Arrighi's argument, financialization can be considered a process that consolidates the US hegemony. Finally, in the fourth chapter of the study, an answer is sought as to whether China can be the next hegemonic power by resting on a critical reading of the same theoretical framework. This question is discussed regarding the current academic debate involving various authors, notably Arrighi, who argue that the world's economic-political center of gravity has shifted to the East. Key Words: Hegemony, Financialization, US Hegemony, Hegemonic Cycles, Neoliberalism.

United States of AmericaFinancializationHegemony+2
Betül Sarı Aksakal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet'in seyyahları: Türk aydınının gözünden Avrupa'ya bakmak (1923-1960)

Türklerin yüzyıllardır süregelen Avrupa'yı tanıma çabası, Cumhuriyet dönemi ile zirvesine ulaşmış ve bizatihi devletin öncülüğünde Batılı kurumlar, alışkanlıklar ve sosyal düzen Türkiye şartlarına uyarlanmaya çalışılmıştır. Askeri, siyasi ve mali bakımdan örnek alınan Batılı devletlere İmparatorluk döneminden başlayarak yapılan gezilerle de modernleşmenin kutup yıldızları mesabesinde görülen memleketler ve milletler yerinde gözlemlenerek her alandaki usulleri idrak edilmeye uğraşılmıştır. Cumhuriyet döneminde hız kazanan Batı'yı tanıma çabası, tersine bir oryantalizm, garbiyatçılık ve Türklerin Batı'yı Osmanlı İmparatorluğu'nu kurtarma gailesinden münezzeh surette keşfetmesi süreci olarak nitelendirilebilir. Keşif sürecinin mühim basamaklarından biri olan geziler ve yolculuk sırasında kaleme alınan seyahatnameler, Türk aydınlarının zihnindeki Batı imgesinin anlaşılması bakımından net örnekler ortaya koymaktadır. 1923-1960 yılları arasında Almanya, Fransa, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri üzerine yoğunlaşan geziler sırasında kaleme alındığı tespit edilen otuz bir farklı seyahatname vasıtasıyla Türk aydınlarının Batı'yı nasıl gözlemlendiği ve üzerlerinde nasıl bir etki bıraktığı sorusu Türk düşünce tarihinin dikkate değer bir mevzusudur.

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAydınlar+7
Mehmet Mert
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects