Internet addiction
282 theses under this subject heading
Yetişkinlerde hedonik açlık durumunun sosyal medya bağımlılığı ve obezite ile ilişkisinin araştırılması
Hedonik açlık fizyolojik olarak enerji ihtiyacı olmadan, tüketilen yiyecekten haz almayı amaçlayan iştah ve dürtü olarak tanımlanmaktadır. Hedonik açlık oluşumunda görsel uyaranlar önemli yer tutmaktadır. Görsel uyaranlarla en sık karşılaşılan yerlerden biri sosyal medyadır. Sosyal medyanın kişinin günlük aktivitelerini, aile ve arkadaş ilişkilerini etkileyecek düzeyde kullanımı sosyal medya bağımlılığını oluşturmaktadır. Bu çalışmada yetişkinlerde (n=327) hedonik açlık durumunun sosyal medya bağımlılığı ve obezite ile ilişkisi araştırılmıştır. Katılımcıların hedonik açlık durumları "Besin Gücü Ölçeği", sosyal medya bağımlılıkları "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu" kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların lezzetli besinlere karşı duyduğu isteği değerlendirmek amacıyla "Görsel Analog Skalası" kullanılmıştır. Katılımcılar BKİ değerlerine göre sınıflandırıldığında %8,6'sının (n=28) düşük kilolu, %62,4'ünün (n=204) normal aralıkta, %19,3'ünün (n=63) aşırı kilolu ve %9,7'sinin (n=32) obez grubunda olduğu belirlenmiştir. Obez bireylerdeki hedonik açlığın normal ve düşük kilolu bireylere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Besin gücü ve sosyal medya bağımlılığı arasında anlamlı pozitif orta düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Besin gücü ile kremalı pasta ve pastane ürünleri arasında anlamlı pozitif orta düzeyde; çikolata ve çikolatalı ürünler, cips, fastfood yiyecekler, patates kızartması, ekmek çeşitleri, makarna ve hamur işleri arasında anlamlı pozitif zayıf düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hedonik Açlık, Sosyal Medya Bağımlılığı, Obezite, BKİ
Ergenlerde fiziksel aktivite, serbest zamanda sıkılma algısı ve internet bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma farklı lise türlerinde öğrenim gören öğrencilerin katılımı ile ergenlerde fiziksel aktivite, serbest zamanda sıkılma algısı ve internet bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Öğrencilerin lise türlerine göre serbest zaman ve internet bağımlılığı farklılık göstermektedir. Bundan dolayı farklı lise türlerinde okuyan öğrencilerin serbest zamanda sıkılma algısı, fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı arasında farklılık olacağı beklenmektedir. Yapılacak ölçümlerle lise türlerine göre öğrencilerin serbest zamanda fiziksel aktivite ile internet bağımlılığı arasındaki farklılıkları hakkında bilgi sahibi olabileceklerdir. Bu çalışmanın ülkemizde örnek bir çalışma olarak literatüre katkı sağlaması beklenmektedir.
Bir tıp fakültesi öğrencilerinde internet bağımlılığı ile sosyal anksiyete ve dürtüsellik düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
İnternet kullanımı dijitalleşen dünyada hızla artmaktadır. İnternet bağımlılığı kavramı internetin halkın kullanımına sunulduğu ilk yıllarda ortaya çıkmasına rağmen günümüzde akademik anlamda sıkça dile getirilmekte ve potansiyel tehlikeleri vurgulanmaktadır. İnternet bağımlılığı interneti aşırı kullanma isteği, bu isteğin önüne geçilememesi ve sonuç olarak işlevselliğin bozulması ile karakterizedir. Bu çalışmanın amacı Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinde internet bağımlılığı düzeylerini ve internet bağımlılığı yaygınlığını ölçmek, internet bağımlılığının sosyal anksiyete ve dürtüsellik düzeyleri ile ilişkisini ortaya koymaktır. Kesitsel tipteki bu araştırmaya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğrenim gören 332 öğrenci dahil edilmiştir. Veri toplamada literatür eşliğinde hazırlanmış sosyodemografik bilgi formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği ve Barratt Dürtüsellik Ölçeği kısa formu kullanılmıştır. Katılımcıların %56'sını (n=186) kadınlar, %44'ünü (n=146) erkekler oluşturmaktaydı. Yaş ortalaması 21,6±2,71 idi. Katılımcıların %91'inin (n=302) herhangi bir psikiyatrik hastalığı bulunmazken; %9'unun (n=30) psikiyatrik hastalığı bulunmaktaydı. Katılımcıların %88,3'ü (n=293) ortalama internet kullanıcısı iken %11,7'si (n=39) riskli internet kullanıcısı idi. Katılımcıların Young İnternet Bağımlılığı Ölçek puanları ile Liebowitz Sosyal Kaygı ölçeği puanları ve Barratt Dürtüsellik Ölçek puanları arasında pozitif yönlü korelasyonlar saptandı. Cinsiyet açısından değerlendirildiğinde kadın katılımcıların sosyal anksiyete ve dürtüsellik puanlarının bazı alt boyutlarında erkeklere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı. İnternet bağımlılığını yordamaya yönelik kurulan lojistik regresyon modeline cinsiyet, dürtüsellik toplam puanı ve günlük internet kullanımı dahil edildiğinde varyansın %29,8'ini görülmüş olup modelde erkeklerin riskli internet kullanıcısı olma olasılığı kadınlara kıyasla 2,21 kat daha yüksek bulunmuştur. Ek olarak dürtüsellik ölçeğinden alınan her bir puanlık artışın riskli internet kullanıcılığına geçiş ihtimalini %18,9 oranında arttırdığı saptandı. İnternet bağımlılığına neden olan etkenler tam anlamıyla tanımlanmamıştır. Bağımlılığın tanımlanması, önlenmesi, eşlik eden hastalıkların değerlendirilmesi ve tedavi edilebilmesi için bu alana yönelik çalışmaların attırılması gereklidir.
İlkokul öğrencilerinin teknoloji kullanımı ile ilgili ebeveyn tutum ve görüşleri
Bu çalışmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin teknoloji kullanımı konusunda ebeveynlerin deneyimlerinin ve görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma ile çocukların teknoloji kullanımlarından kaynaklı karşılaşabilecekleri olumsuz durumlara dönük ebeveynlerin kaygıları, çocukların teknoloji kullanım durumlarının niteliği ile ebeveynlerle birlikte geçirdikleri süreleri arasındaki ilişki, ebeveynlerin teknoloji kullanımı ile ilgili eğitimcilerden beklentilerinin neler olduğu ortaya konulmaya çalışmıştır. Ebeveynlerin görüşlerini ve tutumlarını belirlemek amacıyla yürütülen bu çalışma karma yöntem yaklaşımı, açımlayıcı sıralı yöntemine göre desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları tabakalı amaçsal örnekleme yöntemiyle seçilen 326 ilkokul öğrencilerinin ebeveynlerinden oluşmaktadır. Nicel verilerin toplanılmasının ardından katılımcı grubundan gönüllülük esasına dayalı seçilen 24 ebeveynle görüşme yapılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak "Çocukların Teknoloji Kullanımıyla İlgili Ebeveyn Görüşleri" ölçeği, nitel veri toplama aracı olarak da yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan nitel veriler içerik analizi, nicel veriler ise betimsel ve çıkarsamalı istatistik yöntemleriyle çözümlenmiştir. Araştırmada ebeveynlerin, çocuklarının internet kullanımlarında kaygılı olduğu, internetin ahlaki açıdan riskler barındırdığı, güvenli internet ya da teknoloji kullanımında çocuklarını yönlendirme konusunda yeterli olmadıklarını düşündükleri, çocuklarının internet ya da teknoloji kullanımını denetlemede en çok başvurdukları yöntemin sınır koyma olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Buna ilave olarak ebeveynlerin okullarda çocuklara internet ya da teknolojik araç kullanımına ilişkin eğitimler verilmesini bekledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan bu sonuçlar doğrultusunda okullara ve ebeveynlere yönelik öneriler sunulmuştur.
Teknoloji bağımlısı olan çocukların sosyal hizmet gereksinimleri (Ankara - 22 Behmen İran Okulu örneği)
Bu çalışmanın amacı teknolojiye (internet, sosyal ağlar vs.) bağımlı çocukların sosyal hizmet gereksinimlerinin belirlenmesi, sosyal destek ve çocukların teknoloji bağımlılığını önleme, baş etme ve kurtulma sürecinde karşılanmamış ihtiyaçlarının giderilmesi için bir model geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda, teknoloji (internet, sosyal ağlar vs.) bağımlılığı olan öğrencilerden 3 çocuk bağımlı, 6 çocuk risk grubu içerisinde ve eşik grubunda da 5 çocuk olmak üzere toplam 14 katılımcı ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Teknoloji (internet, sosyal ağlar vs.) bağımlılığı olan öğrencilerin sosyal hizmet gereksinimlerinin tespiti için ve o gereksinimleri karşılamak için model geliştirmeye çalışılmıştır ve onların ihtiyaç duydukları (veya kendileri farkında bile olmadıkları gereksinimler) konuları ayrıntılı bir şekilde sosyal hizmet perspektifinden ve disiplinine uygun irdeleyebilme açısından araştırma nitel bir yapıda tasarlanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler; Teknoloji Bağımlısı Çocukların Bireysel Danışmanlık ve Bilgilendirme Gereksinimleri, Aileleri, Arkadaşları, Okul, STK'lar ve Devlet Tarafından Karşılaşabilecek Gereksinimleri, Teknoloji Bağımlısı Çocuklara Yönelik Sosyal Politikalar ve Sosyal Hizmet, Teknoloji Bağımlısı Çocuklar ve Yabancılık ve Teknoloji Bağımlısı Çocuklar ve Covid-19 Pandemisi olmak üzere dokuz ana tema üzerinden analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, teknoloji bağımlılığı olan çocukların ihtiyaçlarının giderilmesinde aile, okul, arkadaş, STK'lar ve devlet tarafından sunulan hizmetlerin yetersiz kalması ile birlikte kamu tarafından sunulan sosyal hizmet uygulamaları konusunda eksiklikler bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca teknoloji bağımlısı çocuklar yurtdışında bulunma ve eğitime devam etme durumunda (yabancılık) ve covid-19 gibi kriz döneminde farklı zor durumlar ile karşı karşıya kalabilir ve bu gereksinimleri kendisi, sosyal hizmet uzmlanları ve diğerleri (aile, okul, arkadaş, STK'lar ve devlet) tarafından karşılanması gerekmektedir. Teknoloji bağımlılığı olan çocuklar, ihtiyaçları (sosyal hizmet gereksinimleri) olduğunu ve ihtiyaçlarına yönelik hizmetlerin planlanması yönündeki taleplerini dile getirmiştir. Araştırma, bu talep ve öneriler doğrultusunda sosyal hizmetin teknoloji bağımlılığı olan çocuklarda bağımlılık öncesi, bağımlılık süreci ve bağımlılık sonrası süreçlerinde önerileri ile sonlandırılmıştır. Anahtar Sözcükler Sosyal Hizmet, Teknoloji Bağımlılığı, İnternet Bağımlılığı, Çocuklarda Bağımlılık, Çocuklarla Sosyal Hizmet, Yabancı Öğrenci Çocuklar, Covid-19 Pandemisi.
Yeni medya bağlamında internet ve sosyal medya bağımlılığı
İnternet kullanımı günümüzün vazgeçilmez alışkanlıklarından biri olmakla birlikte gündelik hayatı, çevre, aile ortamı, iş ve eğitim hayatımız gibi birçok alanda sosyal yaşamımızı oldukça kolaylaştıran bir olgu haline gelmiştir. İnternet hızlı iletişim ve etkileşim sağlayarak bilgiye kısa sürede ulaşma gibi birçok avantaj sağlamanın yanı sıra bilinçli kullanılmadığı takdirde toplumsal ve psikolojik birçok olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. Bu araştırmada, özellikle üniversite gençleri arasında internet ve sosyal medya bağımlılığının tanımı, bağımlılık düzeyleri incelenmiştir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin internet ve sosyal medya bağımlılık düzeylerini belirlemek amacıyla yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre katılımcıların tamamı internet kullanmakta %99,3'ü ise sosyal medya kullanmaktadır. Üniversite öğrencilerinin internet ve sosyal medya bağımlılıkları incelendiğinde, öğrencilerin %21,8'inin internet ve sosyal medya bağımlısı oldukları görülmektedir. Bunun yanı sıra öğrencilerin %56,5'inin internet bağımlılığı riski taşıdığı ve bağımlılıklarının eşik düzeyinde olması dikkat çekmektedir. Benzer şekilde öğrencilerin %58,6'sının sosyal medya bağımlılığı riski taşıdığı ve bağımlılıklarının eşik düzeyinde olması dikkat çeken diğer unsurdur. Anahtar Kelime: İnternet, İnternet Bağımlılığı, Sosyal Medya Bağımlılığı
Ergenlerde otantiklik, temel psikolojik ihtiyaçlar ve youtube kullanımının internet bağımlılığı ile ilişkisi
Bu araştırmanın temel amacı, ergenlerde youtube kullanımı, otantiklik ve temel pskolojik ihtiyaçlar ile internet bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Aynı zamanda Youtuber olmanın ergenlerde son zamanlarda neden bu kadar popüler olduğunu anlamaktır. Araştırmadaki katılımcılar İstanbul'da Beylikdüzü Kavram Temel Lisesi'nde okuyan 230 lise öğrencisi oluşmaktadır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Youtube Ölçeği, Otantiklik Ölçeği ve Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği kullanılan veri toplama araçlarıdır. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler SPSS-22 programı ile analiz edilmiştir. Gruplararası farkları belirlemek amacıyla Bağımsız Örneklem t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirmek amacıyla pearson korelasyonu kullanılmıştır. Değişkenlerin birbirini yordama gücünü elde etmek amacıyla Standart Çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre internet bağımlılığı yaygınlığı % 36.9 olarak bulunmuştur. Internet bağımlılığının cinsiyete, yaşa ve sınıf düzeyine göre anlamlı yönde farklılık göstermediği bulgusuna ulaşılırken internet günlük kullanım süresine göre anlamlı yönde farklılık gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır. Internet bağımlılığı ile otantiklik değişkeninin alt boyutlarında kendine yabancılaşma arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde ilişki ve internet bağımlığı ile otantik yaşama arasında negatif yönde anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Araştırmanın bulguları literatür penceresinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler : İnternet Bağımlılığı, Youtube Kullanımı, Otantiklik, Temel Psikolojik İhtiyaçlar
14-18 yaş arası ergenlerde sosyal medya bağımlılığı, bağlanma stilleri ve özdenetim arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 14-18 yaş arası ergenlerin sosyal medya bağımlılığı, bağlanma stilleri ve özdenetim düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu 14-18 yaş arası İstanbul'da öğrenim gören 235 kız ve 165 erkek olmak üzere toplam 400 ergenden oluşmaktadır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, Ergenlerde Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ve Ergenlerde Özdenetim Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Veriler Bağımsız Gruplar T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda sosyal medya bağımlılığı ölçeği puanları ve güvenli bağlanma stili puanları kızlarda anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Katılımcıların algılanan akademik başarı düzeylerine göre özdenetim becerilerinde anlamlı bir farklılık yokken sosyal medya bağımlılığı ölçeği puanları anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Algılanan akademik başarı düştükçe ergenlerin sosyal medya bağımlığı ölçeği puanlarının da arttığı tespit edilmiştir. Katılımcıların gelir durumlarına göre özdenetim becerilerinde anlamlı bir farklılık yokken sosyal medya bağımlılığı ölçeği puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Gelir durumu daha yüksek grubun sosyal medya bağımlılığı ölçeği puanlarının da yüksek olduğu saptanmıştır. Değişkenler arası ilişkilere bakıldığında ergenlerin güvenli bağlanma stili ve özdenetim becerileri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunurken, kaygılı ve kaçınan bağlanma stili ile sosyal medya bağımlılık ölçeği puanları arasında da pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Katılımcıların özdenetim becerileriyle sosyal medya bağımlılık ölçeği puanları, kaçınan ve kaygılı bağlanma stilleri arasında korelasyon saptanmamıştır. Güvenli bağlanma stili ile sosyal medya bağımlılığı ölçeği puanları arasında negatif yönlü ancak istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir ilişki olduğu görülmüştür. Bağlanma stilleri ve özdenetim sosyal medya bağımlılığı ölçeği ortalamasındaki varyansın %16'sını açıklamaktadır.
Ergenlerde internet bağımlılığının, okul öncesi dönem internet kullanımı, anne baba tutumları ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi
Bu araştırma ergenlerde internet bağımlılığının; okul öncesi dönem internet kullanımı, anne baba tutumları ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada ilk önce araştırmanın amacına uygun olarak belirlenen; çocuğun kullandığı ilk teknolojik aracın türü, interneti ilk kullanma yaşı, interneti ilk kullandığı yaştaki interneti kullanım süresi, okulöncesi eğitim alma durumu, hafta içi ve hafta sonu günlerinde interneti kullanma süresi değişkenleri üzerinden bulguların farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Daha sonra, anne baba tutumları değişkeni ile internet bağımlılığı değişkeni arasındaki ilişkide kişilik değişkeninin aracılık rolünü belirlemek amacıyla bir model ortaya konmuş ve bu model Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile test edilmiş ve test edilen model veri tarafından desteklenmiştir. Bu araştırmada; İstanbul'da lise düzeyinde eğitimlerine devam eden 14-18 yaş aralığındaki 333 genç ve ebeveynleri örneklemi oluşturmuşlardır. Bunun için ergenlere; "Öğrenci Bilgi Formu", "İnternet Bağımlılık Ölçeği", "Beş Faktör Kişilik Ölçeği (BFKÖ)" ve "Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği (LAABÖ) Ergen Sürümü", ebeveynlerine de, "Aile Bilgi Formu" ve "LAABÖ Anne Baba Sürümü" uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; çocuğun kullanabildiği ilk teknolojik aracın türü, interneti ilk kullanma yaşındaki interneti kullanma süresi ve okulöncesi eğitim alma durumu değişkenlerine göre; anne babalık tutumları, kişilik özellikleri ve internet bağımlılığı puanları arasında, tüm gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı ortaya çıkmıştır. Çocuğun interneti ilk kullanabilme yaşı değişkenine göre, LAABÖ ana baba sürümünde ve ergenler için baba sürümünde gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı, ergenler için anne sürümünde ise gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu, interneti ilk 3-6 yaş aralığında kullananların ortalamaları, 11-14 yaş aralığında olanların ortalamalarına göre anlamlı derecede yüksek, 7-10 yaş aralığında olan çocukların ortalamaları ile diğer grupların ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür. Çocuğun interneti ilk kullanabilme yaşına göre beş faktör kişilik ölçeği ve internet bağımlılığı ölçeğinde de gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı bulunmuştur. Çocuğun hafta içi ile hafta sonu ve tatillerde interneti kullanma süresi değişkenine göre LAABÖ ergenler için anne sürümü, ergenler için baba sürümü ve anne baba sürümünde ve kişilik ölçeğinde gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı bulunmuştur. Hafta içi interneti kullanma süresine göre internet bağımlılık ölçeğinde ise gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu, 0-2 saat ve 2-4 saat kullananların ortalamaları, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük, hiç kullanmayanların ve 4-6 saat kullananların ortalamaları ile diğer grupların ortalamaları arasında da anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Hafta sonu ve tatillerde interneti kullanma süresine göre internet bağımlılık ölçeğinde gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu ve farklılığın; hiç kullanmayanların ortalamalarının, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük, 0-2 saat kullananların ortalamalarının, 4-6 saat ile 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre ve 2-4 saat kullananların ortalamalarının, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Anne babalık tutumlarının, internet bağımlılığı üzerindeki etkisinin, kişilik özellikleri değişkeni tarafından sağlanıp sağlanmadığını ölçmek amacıyla kurulan modelde de kişilik özellikleri değişkeninin tam aracı olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Bilgisayar Bağımlılığı, İnternet Bağımlılığı, Anne Baba Tutumları, Kişilik
İnternet bağımlılığı ve siber zorbalığa maruz kalmanın sanal kaytarma bağlamında iş sonuçlarına olan etkisi: Beyaz yakalı insan kaynakları üzerine bir uygulama
Dünya'nın en önemli iletişim kuramcılarından Marshall Mcluhan "Dünya global bir köydür" mottosuyla günümüzde dünyanın gelmiş olduğu noktayı en güzel şekilde özetlemiştir. Şüphesiz ki "köy" ile kırsallıktan bahsetmemiştir. Burada, dijital dünyanın gelişimi ile birlikte, teknolojinin yönlendirdiği, insanların sosyal dış dünyadan kopup ekranlarla iletişim kurduğu yeni nesil elektronik yaşam formundan bahsetmiştir. Bu yaşam formu, sadece gündelik hayatı değil örgütsel yaşantıyı da etkilemiş durumdadır. Bu değişimle birlikte başkalaşan iş yapılış şekilleri beraberinde kolaylıklar getirdiği gibi, bu kolaylıkların yol açtığı sorunları da getirmiştir. Çalışmada verilerin analizi IBM SPSS 25.0 paket programı ve Eviews 10.0 sürümü kullanılarak yapılmıştır. Birinci aşamada, anketin ilk bölümünü oluşturan demografik ve genel bilgilere ilişkin yüzde ve sıklık dağılımları sunulmaktadır. Ayrıca, ölçeklere yönelik cevapların yüzde ve sıklık dağılımları ile ortalama cevap ve st.sapma değerleri sunulmuştur. İkinci aşamada, çalışmada kullanılan ölçeklere yönelik Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) yapılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliği için ayrıca Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) uygulanmıştır. Hipotezlerde tanımlanan ilişkilerin test edilmesi amaçlı yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Alt boyutlar arasındaki ilişkileri belirlemek amaçlı korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. YEM tahmin sonuçlarına göre; internet bağımlılığı arttığında siber zorbalığa maruz kalma artmaktadır. Siber zorbalığa maruz kalma arttığında iş sonuçları azalmaktadır. Sanal kaytarma değişkenin ılımlaştırıcı rolü belirlenmiştir. Sanal kaytarma arttıkça iş sonuçları artış göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Beyaz yakalılar, internet bağımlılığı, sanal kaytarma, Siber Zorbalığa Maruz Kalma, iş sonuçları
İnternet bağımlılığı ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide bilinçli farkındalığın aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, internet bağımlılığı ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide bilinçli farkındalığın aracı rolünün incelenmesidir. Aynı zamanda bu üç değişkenin, katılımcıların bazı demografik özelliklerine bağlı olarak farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 18-65 yaş aralığındaki 263 kadın ve 140 erkek olmak üzere toplamda 403 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla 'Demografik Bilgi Formu', 'İnternet Bağımlılığı Ölçeği', 'Yaşam Doyumu Ölçeği' ve 'Bilinçli Farkındalık Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizleri yapılırken SPSS 26 programı kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında Bağımsız Örneklem t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Pearson Korelasyon Analizi ve Bootstrap yöntemini temel alan regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, internet bağımlılığı puanlarının cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ve erkeklerin internet bağımlılığı puanlarının kadınların puanlarından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yaşam doyumu ve bilinçli farkındalık toplam puanlarının ise cinsiyete bağlı olarak farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca her üç değişkenin toplam puanlarının yaşa bağlı olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde, internet bağımlılığının yaşam doyumu ve bilinçli farkındalık ile anlamlı ve negatif bir ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Bilinçli farkındalık ile yaşam doyumu arasında ise anlamlı ve pozitif ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Analizin son aşamasında ise, bilinçli farkındalığın, internet bağımlılığı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide anlamlı bir aracılık rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır
9-11 yaş arası çocuklarda ekran kullanım düzeyleri ile ilişkili faktörler; Algılanan stres, yaşam doyumu, otomatik düşünceler
Bu araştırmada, 9 – 11 yaş arası çocukların ekran karşısında geçirdikleri süre ile algıladıkları stres, yaşam doyumları ve otomatik düşünceleri arasındaki ilişkiyi incelenmiştir. Araştırmada 9 – 11 yaş arası 852 çocuğa (498 kız 354 erkek) Kişisel Bilgi Formu, Ekran Kullanımı Belirleme Çizelgesi, Çocuklar İçin Yaşam Doyum Ölçeği Otomatik Düşünceler Ölçeği, Çocuklarda Algılanan Stres Ölçeği uygulanmıştır. Korelasyon ve regresyon analizleri ve karşılaştırma testleri yapılmıştır. Araştırmada çocukların büyük çoğunluğunun bilgisayar sahibi ve yarısından fazlasının akıllı telefonu ile tableti olduğu görülmüştür. Çocukların büyük çoğunluğunun sosyal medya hesabının olduğu görülmüştür. Sosyal medya kullanım düzeyi arttıkça hem okul hem tatil döneminde algılanan stres ve otomatik düşünceler puanı artmakta yaşam doyumu puanı da azalmaktadır. Mesajlaşma düzeyi arttıkça, algılanan stres ve otomatik düşünceler artmakta yaşam doyumu da azalmaktadır. Youtube üzerinden video izlemede de sonuçlar sosyal medya ve mesajlaşma kullanımında olduğu gibi gözlenmiştir. Okul günü TV izlemek düzeyleri ile yaşam doyumu ve otomatik düşünceler arasında, tatil gününde ise TV izleme ile algılanan stres ve otomatik düşünceler arasında fark gözlenmiştir. Algılanan stres ile; ekrandan dizi film izleme, sosyal medya kullanımı, mesajlaşma, Youtube üzerinden video seyretme arasında hem okul hem tatil gününde okul gününde tekli ve online oynama, tatil günü tekli oyun oynama ,tatil günü ekrandan gazete okuma ile arasında fark görülmüştür. Yaşam doyumu ile; ekrandan dizi film izleme, gazete dergi okuma, sosyal medya kullanımı, mesajlaşma, Youtube üzerinden video seyretme arasında hem okul hem tatil günü arasında okul günü TV izleme, okul günü tekli ve online oyun, tatil günü tekli ve online oyun arasında fark görülmüştür. Otomatik düşünceler ile; TV izleme, sosyal medya kullanımı, mesajlaşma, Youtube üzerinden video seyretme ile hem okul hem tatil günü ,okul günü ekrandan dizi film izleme, okul günü tekli ve online oyun, tatil günü tekli oyun tatil günü ekrandan ödev yapma düzeyleri arasında da fark görülmüştür.
İnternet oyun oynama bozukluğu, akılcı olmayan inançlar, başa çıkma stratejileri ve öz-denetim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Patolojik İnternet Kullanımının Bilişsel Davranışçı Modeli'ni temel alarak akılcı olmayan inançlar, başa çıkma stratejileri, öz-denetim becerisi ve İnternet Oyun Oynama Bozukluğu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Örneklem bağımlı (N=31) ve klinik olmayan (N=30) olmak üzere iki gruptan oluşmuştur. Bağımlı grup, Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi İnternet Bağımlılığı Kliniği'ne başvuran ve İnternet Oyun Oynama Bozukluğu tanısı alan, klinik olmayan grup ise Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne başvuran ve dahil edilme kriterlerini sağlayan 14-18 yaş aralığındaki ergen bireylerden oluşmuştur. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Kısa Formu, Akılcı Olmayan İnanç Ölçeği-Ergen Formu, Ergenlerde Öz-Denetim Becerileri Ölçeği ve Ergenler için Başa Çıkma Ölçeği uygulanmıştır. Veriler dört analiz ile değerlendirilmiştir. Temel değişkenleri demografik değişkenler açısından incelemek için karşılaştırmalı analizler, bağımlı ve klinik olmayan gruplar arasındaki olası farklılıkların tespiti için bağımsız gruplar t-testi, temel değişkenler arasındaki ilişkiler için korelasyon analizi ve son olarak, genel örneklem üzerinden temel değişkenler arasındaki yordayıcı ilişkileri incelemek için Çok Değişkenli Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Analizlerin sonuçlarına göre, internet oyun oynama bozukluğu dışında veya yanısıra psikiyatik bozukluğu olan katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyi ve başarısız öz denetimleri diğer katılımcılara göre daha yüksek bulunmuştur. İlgili bulguyu destekler nitelikte oyun oynama bozukluğu ve öz-denetimin düzenli ilaç kullanımına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Akılcı olmayan inançlar ve başa çıkma stratejileri demografik değişkenler açısından farklılaşmamıştır. Bu iki değişken için bağımlı ile klinik olmayan grupların karşılaştırılmasında da farklılık tespit edilmemiş olmakla birlikte internet oyun oynama bozukluğu düzeyi ve başarısız öz-denetim bağımlı grupta daha yüksek bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında modele dahil edilen öz-denetim becerilerinden başarısız öz-denetimin internet oyun oynama bozukluğunu önemli düzeyde yordadığına ulaşılmıştır. Diğer değişkenler ile benzer şekilde ilişki tespit edilmemiş olmasının olası nedenleri, sınırlılıklar ve doğurgular tartışma bölümünde ele alınmıştır.
Sosyal medya kullanımı eğı̇tı̇mı̇nı̇n kı̇şı̇ler üzerı̇ne etkı̇sı̇nı̇n ı̇ncelenmesı̇
Bu araştırmanın genel amacı klinik gözlemlerden ve araştırmalardan yola çıkarak, sosyal medya ve internet kullanımının psikolojik bakış açısı ile değerlendirmek ve nitelikli kullanımına dair kişilerin, ailelerin bilinçlenmesine yol açmaktır. Özellikle internet ve sosyal medya kullanımının aile ilişkilerine ve kişinin kendi iyi olma haline olumsuz etkilerinin azaltılması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evreni, İbn Haldun Üniversitesi Psikoterapi Merkezi'nin desteği ile ulaşılan İstanbul İli'nde ikamet eden yetişkinler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evreni temsil edecek nitelikte eğitimimize kayıt yaptıran ve katılmış olan 32 yetişkin oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara tek oturumdan oluşan üç saatlik bir eğitim verilmiştir. Çalışmada yetişkinlerin internet bağımlılığı düzeyini ölçmek için "Bapint Ölçeği" ve dijital oyun bağımlılığını tespit etmek için "Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği", ayrıca "Sosyal Medya Bozukluğu Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi aşamasında, SPSS 22 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veriler değerlendirilirken Two-Related-Samples-Test, Spearman Korelasyon gibi istatistiksel metotlar kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, katılımcılara eğitime katılmadan önce uygulanan ön test ve katıldıktan sonra uygulanan son testlerde internet, sosyal medya ve dijital oyun bağımlılık düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyal medya bağımlılığı ve yaşam doyumu ilişkisinde karakter güçlerinin aracılık rolünün incelenmesi
Sosyal medya bağımlılığı, son yıllarda yaygınlaşan bir bağımlılık türüdür ve bireylerin üzerinde olumsuz etkiler bırakabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, karakter güçlerinin sosyal medya bağımlılığı ve yaşam doyumu ilişkisindeki aracılık rollerini tespit etmektir. Araştırma kapsamında, kartopu örnekleme yöntemi ile internet üzerinden 248 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcılara, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (SMBÖ), Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) ve VIA Karakter Güçleri Ölçeği (VIA-120) uygulanmıştır. Korelasyon analizleri sonucunda, sosyal medya bağımlılığı arttıkça yaşam doyumu düzeylerinin azalığı bulunmuştur. Ayrıca, bireylerin merak, yaşam coşkusu, sevgi, şükran, umut, yaratıcılık, muhakeme, öğrenme aşkı, bakış açısı, cesaret, dürüstlük, azim, nezaket, sosyal zeka, liderlik, tedbirlilik, öz yönetim, güzelliğin değerini bilme ve maneviyat karakter güçleri düzeyleri arttıkça yaşam doyumu düzeylerinin de arttığı görülmüştür. Katılımcıların adalet, takım çalışması, affetmek, alçakgönüllülük ve mizah karakter güçlerinin ise yaşam doyumu düzeyleri ile ilişkili olmadığı tespit edilmiştir. Bireylerin cesaret, dürüstlük, azim ve yaşam coşkusu karakter güçleri düzeyleri azaldıkça sosyal medya bağımlılığı düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizleri sonucunda, bireylerin ekonomik durumlarının yüksek olmasının, evli olmasının, psikiyatrik tanı geçmişine sahip olmamasının, Instagram hesabı sahibi olmamasının, sevgi ve umut karakter güçlerinin kuvvetli olmasının yaşam doyumu düzeylerini yordadığı bulunmuştur. Aracılık analizleri sonucunda ise muhakeme, bakış açısı, cesaret, dürüstlük, azim, yaşam coşkusu, sevgi, tedbirlilik, öz yönetim ve umut karakter güçlerinin sosyal medya bağımlılığı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiye aracılık ettiği tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlığı ve yaşam doyumu ilişkisine aracılık eden karakter güçlerini tespit etmenin, sosyal medya bağımlılığına yönelik karakter güçleri temelli müdahale programları geliştirmenin ilk adımı olduğu düşünülmektedir.
Ergenlerde algılanan sosyal destek ve stres düzeyinin internet bağımlılığı ile ilişkisi
İnternet kullanımı arttıkça, faydalı internet kullanımı ve problemli internet kullanımı da artmaktadır. Ergenlik dönemi internet bağımlılığının gelişimi için riskli bir dönemdir. Bu araştırmanın amacı ergenlerde internet bağımlılığının sıklığını araştırmak, çeşitli sosyo-demografik değişkenlerin internet bağımlılığını yordayıcılığını tespit etmek ve algılanan sosyal destek ve stres düzeyinin internet bağımlılığı ile ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini, Özel Biltek Lisesi ve Özel Asfa Lisesinde okuyan ergenler oluşturmaktadır. Araştırmaya 14-18 yaş aralığında 281 ergen katılmıştır. Katılımcılara İnternet Bağımlılığı Ölçeği (İBÖ), Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ-R), Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve internet kullanımı ile ilgili soruları da içeren sosyo-demografik bilgi formu uygulanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, ergenlerde internet bağımlılığının sıklığı %0.7 bulunmuştur. Ergenlerin yaşları, cinsiyetleri ve gelir düzeylerinin internet bağımlılığıyla bir ilişkisi tespit edilmemiştir. Korelasyon analizlerinin sonucunda; ergenlerin algılanan sosyal destek ve algılanan stres düzeyleri ile negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Algılanan sosyal destek düzeyleri ve internet bağımlılığı arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Ergenlerin algıladıkları sosyal destek düzeyinin yüksek olması internet bağımlılığı geliştirme riski için koruyucu bir faktör olarak bulunmuştur. Algılanan stres ve internet bağımlılığı arasında ise pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Stres bağımlılık geliştirmek için bir risk faktörü olarak belirlenmiştir. Hiyerarşik regresyon analizinin sonuçlarına göre, yaş, cinsiyet ve gelir düzeyinin internet bağımlılığı ile herhangi bir ilişkisi bulunmamıştır. İnternet kullanım süresi ve algılanan sosyal destek düzeyi anlamlı bir şekilde modeli değiştirmiştir. Algılanan stres modeli anlamlı bir şekilde değiştirmiş olup, algılanan stres modele eklendikten sonra algılanan sosyal destek düzeyi anlamlılığını yitirmiştir. Hiyerarşik regresyon analizinin sonrasında yapılan aracılık analizinde algılanan sosyal destek düzeyi ve internet bağımlılığının ilişkisinde algılanan stres tam aracılık rolü olduğu belirlenmiştir. Ayrıca algılanan stres ve internet bağımlılığı ilişkisinde ise internet kullanım süresi ve eğlence amaçlı kullanımın kısmi aracılık rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Problemli ı̇nternet kullanımı, psı̇kolojı̇k esneklı̇k süreçlerı̇ ve yaşam doyumu ı̇lı̇şkı̇sı̇
Problemli internet kullanımı; çevrimiçi faaliyetlerde kontrolün yitirilmesi ve internetin hedeflenenden daha uzun süre ve net bir amaç olmaksızın kullanılmasını ifade eder. Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde problemli internet kullanımı, psikolojik esneklik süreçleri ve yaşam doyumu ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 18-35 yaşları arasında 218 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılara, Demografik Bilgi Formu, Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği (PİKÖ), Kabul ve Eylem Formu-II (KEF-II), Bağlamsal Benlik Ölçeği (BBÖ), Değer Odaklı Yaşam Ölçeği (DOYÖ) ve Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği (YYDÖ) uygulanmıştır. Veriler Spearman korelasyon analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis-H testi ve bootstrap tekniğini temel alan regresyon analizi aracılığıyla analiz edilmiştir. Analizden elde edilen bulgular, kadın katılımcılarda problemli internet kullanımının ve yaşantısal kaçınma düzeyinin anlamlı derecede fazla olduğunu göstermektedir. Korelasyon analizi bulgularına göre, problemli internet kullanımı ile kabul, bağlamsal benlik ve yaşam doyumu arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Ayrıca, yaşam doyumu ile kabul, bağlamsal benlik, değerlerle temas ve değer odaklı eylemler arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler mevcuttur. Aracı değişken analizi bulguları, problemli internet kullanımı ve yaşam doyumu ilişkisinde kabul ve bağlamsal benliğin aracı etkisinin bulunduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular, literatürde yer alan çalışmalar ışığında tartışılmıştır.
Beliren yetişkinlik döneminde siber zorbalık ve siber mağduriyetin internet bağımlılığı ve sosyal anksiyete ile ilişkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, beliren yetişkinlik döneminde siber zorbalık, siber mağduriyet, internet bağımlılığı ve sosyal anksiyetenin ilişkisinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmanın örneklemi 18-29 yaş arası, 307 kadın, 113 erkek olmak üzere 420 kişiden oluşmaktadır. Demografik Bilgi Formu, Yenilenmiş Siber Zorbalık Envanteri-II, Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği ve Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu tüm katılımcılara çevrimiçi olarak dağıtılmıştır. Toplanan data SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre sosyal anksiyete, internet bağımlılığı ve siber mağduriyet ile pozitif yönde ilişkilidir. Ayrıca sosyal anksiyetenin internet bağımlılığının aracı etkisi ile siber mağduriyeti yordadığı bulunmuştur. Siber zorbalık, internet bağımlılığı ve siber mağduriyetle pozitif yönde ilişkili bulunurken sosyal anksiyete ile aralarında anlamlı bir ilişki bulgulanmamıştır. Sonuç: Sosyal anksiyete puanı yüksek olan bireylerin internet bağımlılığı geliştirme oranı yükselmektedir. İnternet bağımlılığı ise bireyin siber zorbalığa maruz kalma ihtimalini artırmaktadır. Aynı zamanda siber zorbalık arttıkça internet bağımlılığı da artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Siber Zorbalık, Siber Mağduriyet, İnternet Bağımlılığı, Sosyal Anksiyete, Beliren Yetişkinlik
Sosyal medya bağımlılığı ve ilişki doyumu arasındaki ilişkide psikolojik sıkıntının aracı rolü ve sosyal karşılaştırma yöneliminin düzenleyici rolünün incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı sosyal medya bağımlılığı ve ilişki doyumu arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide psikolojik sıkıntı ve sosyal karşılaştırma yöneliminin olası aracı ve düzenleyici rollerini incelemektir. Sosyal medya bağımlılığı ve ilişki doyumu arasındaki ilişkiyi sosyal karşılaştırma teorisi çerçevesinde incelemek hedeflenmiştir. Yöntem: Araştırma verileri 18 yaş üzeri yetişkin, bir romantik ilişki içinde olan ve sosyal medya kullanan gönüllülerin katılımıyla çevrimiçi olarak toplanmıştır. Çalışma örneklemi 282 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada katılımcılara "Bilgilendirilmiş Onam Formu", "Sosyodemografik Bilgi Formu", "İlişki Değerlendirme Ölçeği", "Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği", INCOM-T Sosyal Karşılaştırma Yönelimi Ölçeği" ve "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu" sunulmuştur. Araştırma verilerinin analizi için bağımsız gruplar t-testi analizi, Pearson korelasyon analizi, doğrusal regreyon analizi ve PROCESS analiz yöntemi ile aracı etki analizi ve düzenleyici etki analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma bulguları sosyal medya bağımlılığının ilişki doyumunu negatif yönde yordadığını, sosyal medya bağımlılığının psikolojik sıkıntıyı (depresyon, anksiyete ve stresi) yordadığını, psikolojik sıkıntının ilişki doyumunu negatif yönde yordadığını ve psikolojik sıkıntının sosyal medya bağımlılığı ve ilişki doyumu arasındaki ilişkide aracı rol oynadığını göstermektedir. Bulgular sosyal karşılaştırma yöneliminin sosyal medya bağımlılığı ve ilişki doyumu arasındaki ilişkide istatistiksel olarak anlamlı bulunan düzenleyici bir rolü olmadığını göstermektedir. Herhangi bir değişkende cinsiyete göre farklılaşma olmadığı görülmüştür. Evli olan veya olmaya katılımcılar arasında yalnızca anksiyetenin farklılaştığı ve evli katılımcıların daha düşük anksiyete bildirdiği görülmüştür. Araştırma sonuçları çocuk sahibi olan bireylerin daha düşük ilişki doyumu bildirdiğini, daha düşük sosyal karşılaştırma yönelimine sahip olduklarını ve daha düşük anksiyete düzeyleri olduğunu göstermiştir. Katılımcıların yaşı ile ilişki doyumu, sosyal karşılaştırma yönelimi, sosyal medya bağımlılığı ve psikolojik sıkıntı arasında olumsuz bir ilişki bulunduğu görülmüştür. İlişki süresi ile sosyal karşılaştırma yönelimi, sosyal medya bağımlılığı ve anksiyete arasında olumsuz bir ilişki olduğu görülmüştür. Günlük sosyal medya kullanım süresi ile sosyal medya bağımlılığı ve sosyal karşılaştırma yönelimi arasında olumlu yönde ilişki olduğu görülmüştür. Sonuç: Sosyal medya bağımlılığının ilişki doyumunu olumsuz yönde yordadığı ve bu ilişkide psikolojik sıkıntının aracı rolü olduğunu görülmüştür. Sosyal karşılaştırma yöneliminin ise bu ilişkide düzenleyici bir rolü bulunamamıştır. Sonuçlar sosyal karşılaştırma teorisi çerçevesinde geliştirilen hipotezleri desteklememektedir. Bu ilişkiyi sosyal karşılaştırma teorisi perspektifinden inceleyen daha fazla araştırma gerekmektedir.
Türkiye ve Azerbaycan'daki üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada Türkiye ve Azerbaycan'daki üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılık düzeyleri incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın evreni Türkiye'de ve Azerbaycan'da okuyan üniversite öğrencileri olarak belirlenmiştir. Örneklem grubunun ise İstanbul Haliç Üniversitesi ve Bakü Devlet Üniversitesi öğrencilerinden uygun örnekleme yöntemiyle gönüllülük esasına dayalı olarak seçilmiştir. Araştırmada "Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada, Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği ile araştırmacı tarafından oluşturulan 38 farklı demografik sorunun ilişkisi incelenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 23 programı kullanılmıştır. Yaşanan ülkenin (Türkiye, Azerbaycan) ve akıllı telefon bağımlılık düzeyinin demografik değişkenlere göre farklılaşma durumuna bağımsız gruplar t testi ve ANOVA kullanılarak bakılmıştır. Araştırma neticesinde demografik form ile Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği arasında çok sayıda ilişkiye rastlanmıştır. Elde edilen sonuçlardan yola çıkılarak önerilerde bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığının siber zorbalık ve siber mağduriyet ile ilişkisi
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığı, siber zorbalık ve siber mağduriyet arasındaki ilişki ve bu değişkenlerin cinsiyet, yaş, bir günde kaç saat internet kullanıldığı, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, sosyal ağların daha çok hangi amaçlarla kullanıldığı gibi değişkenlerle ne derece fark gösterdiği araştırılmıştır. Araştırma 380 üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Verileri elde etmek için Young İnternet Bağımlılık Ölçeği (YİBÖ), Üniversite Öğrencileri için Yenilenmiş Siber Zorbalık Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Erkek öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeyleri kadın öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yaşa göre siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeylerinde farklılaşma tespit edilmemiştir. Baba eğitim durumuna göre öğrencilerin çevrimiçi olmaktan kaynaklanan sorunlar, çevrimiçi olmayı günlük hayata tercih etme ve çevrimiçi olma süresini artırma puanları anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Buna göre babasının eğitim düzeyi lise olan öğrencilerin internet bağımlılık puanları ortaokul olan öğrencilerden daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen diğer bir bulguya göre, 7 saat ve üstü internet kullanımı sağlayan öğrencilerin internette çevrimiçi olmayı günlük hayata tercih etme puanları anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. İnternet bağımlılığı, siber zorbalık ve siber mağduriyet arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyonel ilişkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığının saldırganlık ve benlik saygısı ile ilişkisinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında İstanbul ili, Haliç Üniversitesi öğrencilerinde internet bağımlılığının ile saldırganlık ve benlik saygısı ilişkisi incelenecektir. Katılımcıların sağlayacağı veriler doğrultusunda, araştırmanın amacı çerçevesinde değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmektedir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili, Haliç Üniversitesi'nde okuyan, 18-25 yaş arası 1350 öğrenci kapsamaktadır. Araştırmanın örneklemi, örneklem boyutu hesaplama yöntemi olan raosoft ile %95 güven aralığında belirlenmiştir. Buna göre araştırmanın örneklemini; İstanbul ili, Haliç Üniversitesi'nde okuyan, 18-25 yaş arası internet bağımlılığı olan öğrencilerden, bu araştırmayı kabul eden ve çalışma kriterlerine uyan 300 kişi oluşturmaktadır. Bu çalışma başvurunun onaylanmasının hemen ardından veri toplama işlemi ile başlatılacak olup, Ekim 2019'da başlayıp Aralık 2019 tarihinde bitirilmesi planlanmaktadır. Veri toplama araçları olarak Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği'nin kullanılması öngörülmektedir. Araştırmaya katılım için gönüllü onamı alınan katılımcılarla anket çalışması yürütülecektir. Anketlere yanıt verilmesi yaklaşık 15 dakika sürmektedir. Katılımcılardan toplanan verilerin istatistiksel analizleri için SPSS (Statistical Package fort he Social Sciences) 19.0 programı kullanılacaktır. Çalışmada elde edilecek bulgular ile ilgili psikolojik faktörlerin değerlendirilmesi, hem ileri çalışmaları hem de uygulayıcılara katkı sağlayabilecek gelişmeleri öngörmektedir. Üniversite öğrencilerinin genel özellikleri, tanımlayıcı istatistikler; kesikli değişkenler için sıklık ve yüzde, sürekli değişkenler için ortalama, standart sapma, medyan, minimum-maksimum değerleri verilecektir. Verilerin değerlendirilmesinde bağımlı değişkenlerin betimleyici istatistikleri verilecektir. Verilerin normal dağılıma uygun olup olmadığını ortaya koymak amacıyla 'Shapıro Wılk-w' testi uygulanacaktır. Normallik testi sonucunda dağılımın normal olması halinde parametrik testler; bağımsız gruplar için t testi, tek yönlü(ANOVA) testi, pearson korelasyon bağıntısı uygulanacaktır. Dağılımın normal olmaması halinde ise non-parametrik testler; mann-whitney u Testi, kruskal wallis, spearman'ın sıralı bağıntısı uygulanacaktır.
Çocukların problemli internet kullanımı ve depresyon düzeyleri ile annelerin psikolojik sağlamlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada çocuklarda problemli internet kullanımı ile depresyon düzeyleri ve annelerin psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma İstanbul ilindeki 384 üçüncü, dördüncü sınıf öğrencisi ve annesi ile yürütülmüştür. Çocuklara "Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği", annelere "Sosyodemografik Bilgi Formu, Aile- Çocuk İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, çocuklardaki depresyon ile annelerin psikolojik sağlamlıklarının çocukların problemli internet kullanımı ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada kadınların psikolojik sağlamlıkları, çocukların depresyon düzeyleri ve internet bağımlılıkları çeşitli değişkenlere göre farklılık göstermektedir. Elde edilen korelasyon ve regresyon bulguları sonucunda, annenin psikolojik sağlamlıklarının çocukların internet bağımlılıklarını negatif ve anlamlı olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Depresyonun ise internet bağımlılığını pozitif yönde anlamlı yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre devam eden pandemi sürecinde yapılan çalışmada çocuklarda artan internet kullanımı ile ilgili çalışma yapılmasının önemine, internet bağımlılığı değerlendirilirken depresyonun da göz önünde bulundurulmasına ve annelerin psikolojik sağlamlıklarının çocukların ruhsal iyi oluşlarındaki etkisine dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler: Problemli İnternet Kullanımı, Depresyon, Psikolojik Sağlamlık
Yetişkin bireylerde sosyal medya bağımlılığı, psikolojik dayanıklılık ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmalar düşük psikolojik dayanıklılığa ve benlik saygısına sahip kişilerin sosyal medya kullanımının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu araştırma ile yetişkin bireylerde sosyal medya bağımlılığının, psikolojik dayanıklılık ve benlik saygısı ile ilişkisinin araştırılması ve psikolojik dayanıklılık ve benlik saygısının demografik değişkenlere ek olarak yordayıcı gücünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 18-60 yaş arası 547 (256 kadın, 291 erkek) kişi gönüllü olarak dahil olmuştur. Psikolojik Dayanıklılığı ölçmek için Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, benlik saygısı için Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve sosyal medya bağımlılığı düzeyini belirlemek için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, SPSS-25 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma verilerinin normallik sınaması için Kolmogorov-Smirnov testi, basıklık (kurtosis) ve çarpıklık (skewness) katsayıları, Q-Q grafik, kutu-grafik ve histogram kullanılmıştır. Buna bağlı olarak, normal dağılım gösterdiği tespit edilen değişkenlerin analizinde Student t testi ve ANOVA Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Demografik değişkenler kontrol edildiğinde, psikolojik dayanıklılık ve benlik saygısının sosyal medya bağımlılığı üzerindeki yordayıcı gücünü incelemek amacıyla Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre düşük psikolojik dayanıklılık ve düşük benlik saygısı daha yüksek oranda sosyal medya bağımlılığı ile ilişkilidir. Demografik değişkenler kontrol edildiğinde bile, yapısal stil, aile uyumu, kendilik algısı, sosyal yeterlik ve benlik saygısının kişilerin sanal tolerans düzeyindeki farklılıkların % 9.2'sini anlamlı olarak açıkladığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: sosyal medya bağımlılığı, psikolojik dayanıklılık, benlik saygısı