Interaction
221 theses under this subject heading
Sanat ve grafik tasarımda disiplinlerarası etkileşim, fotoğraf ve resimleme etkileşimi ve uygulamaları
Tarihsel süreçte, tıpkı insanlığın geçirdiği evreler gibi, sanat, sürekli gelişim ve dönüşüm içerisindedir. Hızla gelişen makineleşme süreci ile, sosyal, ekonomik dönüşümler sanatçıya yeni açılımlar sağlanmıştır. Fotoğraf, fotomekanik baskı işlemleri gibi icatların bulunması, Kübistlerin deneysel arayışları sayesinde kolaj ve asamblaj tekniğinin bulunması, Dada, Pop, Kavramsal Sanat gibi akımların doğmasına, sanatçının kendi yeteneğini daha belirgin bir biçimde ifade etmesini sağlamıştır. Bu süreçle birlikte sanatta deneysel arayışlar ve disiplinlerarası etkileşimler söz konusu olmaya başlamıştır. Sanatta disiplinlerarası etkileşim fotoğraf ve resim sanatında da görülmüştür. Bu çerçevede fotomontaj, fotokolaj, kolaj ve asamblaj gibi tekniklerle fotoğraf ve resim sanatının disiplinlerarası etkileşimine dayanan yapıtlar ortaya çıkmıştır. Fotoğraf ve resimleme tekniği birlikte kullanıldığında anlatım açısından yeni bir etki ve boyut kazanmaktadır. Diğer sanat dallarında görülen disiplinlerarası etkileşim grafik tasarımda da ortaya çıkmış, fotoğraf ve resimleme (illüstrasyon) arasında da söz konusu olmuştur. Bu araştırmada, fotoğraf ve resimleme sanatının etkileşimi çerçevesinde yeni deneysel arayışlara gidilmiş; uygulanan resimlemelerde, kâğıt, çıta, kumaş, iplik gibi malzemeler kullanılarak anlatıma yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu malzemelerle yaratılan üç boyutlu etki ile çeşitli duyu ve duygulara hitap ederek beslenme, barınma ve sevgi gibi hayvan hakları konusunda farkındalık yaratılmak hedeflenmiştir.
İlk okuma yazma öğretiminde akran işbirliği
Kişiler ve toplumlar arası iletişimin temel kaynağı olan dil, bireylerin yaşadıkları ortama uyum sağlamalarında en etkili araç rolündedir. Bireylerin düşünmesini, etkileşimde bulunmasını ve kendini ifade etmesini sağlayan dil becerileri, bireylere kazandırılması gereken en temel becerilerdir. Dil becerileri önce ailede sonra da okulda kazandırılmaktadır. Aileden sonra dil becerilerinin kazandırıldığı ve ana dili öğretiminin yapıldığı yer olan okul ortamında, çocukların akranlarıyla ve öğretmenleriyle kurduğu etkileşimler, onların dil becerilerinin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Sosyal etkileşimle gelişen dil becerileri arasında yer alan okuma ve yazma, ilkokulda ilk okuma yazma öğretimi ile başlamaktadır. İlk okuma yazma öğretimiyle çocuklar, yaşadığı dünyayı algılama, kendi duygu ve düşüncelerini yazıyla ifade etme becerisi kazanmaktadırlar. Türkçe öğretiminin temelini oluşturan ilk okuma yazma öğretimiyle çocukların ana dilini öğrenmeleri, dil becerilerini geliştirerek okul yaşamındaki başarılarını artırmaları ve yaşamları boyunca gerekli olan nitelikli okuryazar bireyler olarak yetişmeleri sağlanmaktadır. Çocukların ilk okuma yazma öğretimi kapsamında birinci sınıfta akranlarıyla kurduğu etkileşimler, sosyal becerilerinin gelişmesinin yanı sıra okuma ve yazma becerilerinin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. İlk okuma yazma öğretiminde akranların işbirliğine dayalı etkinliklerin gerçekleşmesi, çocukların kendi sosyal çevresinde öğrenme yaşantıları kazanmasına yardımcı olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilk okuma yazma öğretimi sürecinde akran işbirliğinin nasıl gerçekleştiğini ortaya koymaktır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından doğal inceleme yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. İlk okuma yazma öğretiminin, bir öğretim yılını kapsayan uzun bir süreç olması nedeniyle ve bu süreçte gerçekleşen akran işbirliğinin doğal ortamda daha net gözlemlenebilmesi amacıyla doğal inceleme yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma, 2013-2014 öğretim yılı boyunca Eskişehir ilindeki bir ilkokulun birinci sınıf şubeleri arasından belirlenen bir sınıfta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını; araştırma kapsamında belirlenen okulun birinci sınıfında öğrenim gören öğrenciler, bu öğrencilerin velileri ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın temel verileri gözlem yoluyla toplanmıştır. Yapılan gözlemler; öğretmen, veliler ve öğrencilerle yapılan görüşmeler, alan notları ve dokümanlardan elde edilen verilerle desteklenmiştir. Gözlem verileri video kaydıyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise ses kaydı yoluyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen gözlem verileri ve alan notları tümevarım analizi yoluyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise tümdengelim analizi yoluyla çözümlenmiştir. Dokümanlar, araştırma verilerini destekleyici veriler olarak ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerden, sınıf ortamında gerçekleşen akran işbirliği, öğrenciler arasında gerçekleşen akran öğretimi ve yetişkin desteği veren öğretmenin akran işbirliğini destekleme durumu olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına dayalı kimi sonuçlar şöyle sıralanmıştır: • Öğrenciler, akran işbirliğini en sık olarak yardımlaşma biçiminde gerçekleştirmişlerdir. Arkadaşlarının yardım istemesiyle ya da yardım istenmeden yapılan akran işbirliği, akranlar arasındaki iletişimi artırmıştır. • Arkadaşının yanlışını belirtme biçiminde gerçekleşen akran işbirliğinde öğrenciler, arkadaşlarının okuma ve yazma alanındaki hatalarını bularak düzeltmelerini sağlamışlardır. • Öğrenciler ilk okuma yazma etkinliklerini, arkadaşlarının yanına giderek birlikte yapmışlardır. Bu tür akran işbirliğinde öğrenciler, kendilerine yakın buldukları akranlarıyla etkileşime geçmişlerdir. • Öğrenciler, diğer arkadaşlarının yaptığı çalışmalara bakarak birbirleriyle etkileşim kurmuşlardır. Akranlar, verilen görevleri tamamlamada gerçek anlamda zorluk yaşadıklarında ya da kendisini diğer akranlarıyla karşılaştırmak amacıyla birbirlerinin çalışmalarına bakmışlardır. • Öğrenciler okuma ve yazma kapsamında verilen çalışmaları, akranlarıyla tartışarak ve bilgilerini birbirleriyle paylaşarak tamamlamışlardır. Akranlar bu süreçte yanlış bildiği konuları, akranlarıyla etkileşimi sonucunda yeniden gözden geçirmişlerdir. • Öğrenciler, okuma yazma etkinlikleri öncesi ve sonrasında eşyalarını paylaşmışlardır. Bu durum, akranların verilen görevlere hazırlanma ve öğrenme sorumluluğu kazanmalarında etkili olmuştur. • Öğrenciler yapılan etkinliklerde birbirlerine öneriler getirerek akran işbirliğini gerçekleştirmişlerdir. Bu öneriler arasında; akranların etkinliklere ilişkin ek bilgiler vermesine ve ortaklaşa yapılan görevleri daha farklı bir biçimde yapmalarına ilişkin öneriler yer almaktadır. • Araştırmada akran işbirliğinin okuma ve yazma alanında, yazılı materyalleri okumaya çalışma ve dikte çalışmalarında yapılan yanlışları düzeltme biçiminde çalışmalar gerçekleşmiştir. • Öğrenciler dersin dışında teneffüs aralarında tahtaya yazdıklarını arkadaşlarına okutma, yazdıkları sözcüklerdeki yanlışları belirtme ve arkadaşlarına öğretmen rolünde tahtada okuma ve yazma yaptırma biçiminde akran işbirliğine yönelik paylaşımlar gerçekleştirmişlerdir. • Araştırmada, akran işbirliğinin oluşmasını engelleyen yarışma ve çatışmaya dayalı durumlar da ortaya çıkmıştır. Akranlar, kimi okuma ve yazma etkinliklerinde birbirleriyle rekabete girerek yarışmışlardır. Ayrıca kimi zaman birbirleriyle etkileşim içindeyken çatışma durumları ve anlaşmazlıklar yaşamışlardır. • Akranlar arasında akran öğretimine dayalı etkileşimler gerçekleşmiştir. Düzey olarak birbirinden farklı akranlar, diğer akranlarına okuma yazma öğretme çalışmaları yapmıştır. Akran öğretimi bağlamında sınıf öğretmeni, okuma ve yazma bakımından yeterli düzeyde olan öğrencilere öğretmen rolü vermiştir. • Araştırmada sınıf öğretmeni, ilk okuma ve yazma kapsamında etkili bir yetişkin desteği sağlarken; akran işbirliğini destekleyici etkinliklere yer vermemiştir. • İlk okuma yazma öğretiminde yetişkin desteği ev ortamında, veliler tarafından da gerçekleştirilmiştir. Veliler, çocuklarına ödev yaptırarak yetişkin desteği sağlamışlardır. Anahtar Sözcükler: Akran İşbirliği, İlk Okuma Yazma Öğretimi, Ses Temelli CümleYöntemi, Türkçe, Sınıf Öğretmenliği
Prematüre / düşük doğum ağırlığı olan çocuğa sahip anneler ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin çocuklarıyla olan etkileşimlerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi
Bu araştırmanın amacı gelişimsel gerilik riski altındaki prematüre / düşük doğum ağırlığı (DDA) olan çocuklar ve annelerinin normal gelişim gösteren çocuklar ve anneleri arasındaki (1) etkileşim davranışlarını betimlemek, (2) anne etkileşim davranışlarının kendi içindeki ilişkilerini ve çocukların etkileşim davranışlarını anlamlı bir şekilde etkileyen anne davranışlarının neler olduğunu, (3) prematüre / düşük doğum ağırlığı ile doğan çocuk-anne çiftlerinin etkileşimsel davranışlarının normal gelişim gösteren çocuk-anne çiftlerininkinden farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkartmaktır. Araştırma Tekirdağ ili sınırları içindeki yaşları 10-29 ay arasındaki 10 prematüre / DDA ile doğan anne-çocuk çifti ve 10 normal gelişim gösteren anne-çocuk çifti ile gerçekleştirilmiştir. Ailelerden randevu alındıktan sonra evlerine gidilmiş ve veri toplama amacıyla demografik bilgi formu kullanılarak annelerden çocuk ve anne hakkında bilgi toplanmış ve anne-çocuk çiftlerinin serbest oyun etkileşimi video kaydına alınmıştır. Ziyaret edilen her evde çocukların gelişim ve ilgilerine uygun olabilecek oyuncak ve materyaller standart olarak kayıt öncesinde hazırlanmıştır. Araştırmacı 20 dakika boyunca müdahale etmeksizin yapmış olduğu kaydın ilk 5 ve son 5 dakikasını değerlendirmeye almamış, arada kalan 10 dakika Ebeveyn Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV) ve Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV) ölçekleri kullanılarak araştırmacı ve ikinci bir kodlayıcı tarafından çözümlenmiştir. Kodlayıcılar arasındaki güvenirlik oranı % 90 olarak bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS paket programı 21. versiyonundan yararlanılarak analiz edilmiştir. Anne etkileşim davranışlarının kendi içindeki ilişkilerini ve çocukların etkileşim davranışlarını etkileyen anne davranışlarının neler olduğunu ortaya koymak için parametrik olmayan korelasyon analizi seçeneklerinden Kendall's tauTesti kullanılmıştır. Her iki gruptaki çocuk-anne çiftlerinin etkileşimsel davranışlarının farklılık gösterip göstermediğini bulmak için Bağımsız Örneklemler Mann Whitney U Testi'nden yararlanılmıştır. Bunun yanı sıra, anne- çocuk etkileşim davranışlarını betimlemek için de frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma hesapları yapılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen istatistiksel analizler sonucunda anne-çocuk çiftlerinin etkileşimsel davranışları betimlenmiş; annelerin kendi içindeki etkileşim davranışları ve çocuk davranışları üzerinde anlamlı ilişkileri olan anne etkileşim davranışları açıklanmış; prematüre/düşük doğum ağırlığı ile doğmuş olan çocuk ve anne çiftleri ile normal gelişim gösteren çocuk-anne çiftlerinin etkileşim davranışlarında farklılık olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Anne - çocuk etkileşimi, düşük doğum ağırlığı ile doğan çocuklar, prematüre
Çok ileri dereceli işitme kayıplı çocuğu olan işiten bir annenin etkileşim davranışlarının aile eğitimi bağlamında incelenmesi
Bir eylem araştırması olan bu araştırmanın amacı, çok ileri dereceli işitme kayıplı bir çocuğun annesinin etkileşim davranışlarının aile eğitimi bağlamında incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları çok ileri dereceli işitme kayıplı bir çocuk, onun annesi ve aile eğitimlerini yürüten öğretmen/araştırmacıdan oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, aile eğitimleri bağlamında anne-çocuk etkileşimlerinin videoteyp kayıtları, anneyle yapılan görüşmeler, izleme toplantıları ile geçerlik güvenirlik toplantıları ses kayıtları ve araştırmacı günlükleri yoluyla öğretmen/araştırmacı tarafından toplanmıştır. Toplamda sekiz aile eğitimi yapılmıştır ve annenin etkileşim davranışlarını incelemek amacıyla anne-çocuk etkileşimine ayrılan on dakikalık bölümlere tümevarım analizi uygulanmıştır. Annenin etkileşim davranışlarında değişikliklerin incelenmesi amacıyla da, ikinci, dördüncü, altıncı ve sekizinci aile eğitimlerinde anne-çocuk etkileşimi bölümlerinin temsili videoteyp kaydı olmasına karar verilmiştir. İşitme kayıplı çocukların eğitimi ve araştırmaları alanında çalışan aile eğitimi uzmanı ile eylem araştırmaları uzmanı, bu araştırmanın geçerliliğini sağlamışlardır. Aile eğitimlerinin uygulanmasında hazırlık ve uygulama aşamaları, annenin etkileşim davranışlarında ve uygulamada görülen problemlerin çözümü aşamaları aile eğitimi uzmanı tarafından izlenmiş ve uygulamaya yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. Aile eğitimi uzmanının değerlendirmeleri ve geçerlik güvenirlik toplantıları sonucunda eylem planları ortaya çıkmıştır. Öğretmen/araştırmacı bir sonraki aile eğitimini bu eylem planına göre planlamış ve uygulamasını yapmıştır. Bu döngü sonucunda ortaya çıkan veriler yine bu döngü çerçevesinde eleştirel bir şekilde yorumlanmıştır. Aile eğitimi uygulamalarında oluşturulan ortam ve uygulama biçimi kuramsal çerçevesini sosyal etkileşim ve sosyo-kültürel tarihsel gelişim kuramlarından almaktadır. Bu sebeple, aile eğitimi uygulamaları da yine aynı kuramlardan beslenen doğal/işitsel sözel yaklaşım ve aile merkezli yaklaşım ilkeleri çerçevesinde yürütülmüştür. Sistematik ve döngüsel olarak, annenin etkileşim davranışlarının incelendiği bu eylem araştırmasında yürütülen aile eğitimleriyle birlikte annenin etkileşim davranışlarında olumlu gelişmeler meydana gelmiştir. Annenin işitme kayıplı çocuğuyla olan etkileşiminde, etkileşimi olumsuz etkileyen davranışlarının azaldığı, etkileşimi destekleyen davranışlarının arttığı görülmüştür. Aile eğitimi bağlamında gerçekleştirilen bu araştırmanın, anne-çocuk etkileşimi ve aile eğitimiyle ilgili ulusal ve uluslararası alan yazına katkıları olacağı düşünülmektedir. Aynı zamanda, Türkiye'de işitme kayıplı çocukların aile eğitimleri uygulaması alanında çalışan uygulamacı ve araştırmacılara yararlı olabilir. Anahtar sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, anne-çocuk etkileşimi, aile eğitimi, erken müdahale
Blogalan kullanıcılarının blogalan deneyimlerine ve etkileşimlerine yönelik algısı
Bu çalışmanın temel amacı blog yazarlarının ve kullanıcılarının blogalan deneyimini nasıl algıladığı ile birlikte bloglarda etkileşimi hangi araçların artırdığını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda 18 blog yazarı ve 251 blog kullanıcısının demografik özellikleri, İnternet ve blog kullanım alışkanlıkları, bloglarda etkileşim amacıyla kullandıkları araçlar ve uygulamalar irdelenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada nitel ve nicel veri toplama yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Blog yazarları ile çevrimiçi görüşme yapılırken blog kullanıcılarına çevrimiçi anket uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre blog yazarlarının ve kullanıcılarının blogalanı büyük oranda bilgi ve deneyim paylaşım alanı olarak algıladığı; buna ilave olarak, blog kullanıcılarının eğlenmek/vakit geçirmek için blogları ziyaret ettiği açığa çıkmıştır. Blog yazarları ve kullanıcıları, yoğun olarak e-posta ve toplumsal ağlar aracılığıyla etkileşim kurmakta; blog kullanıcıları blog içeriğine yorum yazarak ve içeriği toplumsal ağlarda paylaşarak içeriğe katkı sağlamaktadır, içeriği geliştirmektedir. Bununla beraber araştırma sonuçları, blogalanda görsel ve video paylaşımı, sayfa tasarımı, hipermetinselliğin etkileşim üzerinde olumlu etkileri olduğuna işaret etmektedir. Anahtar sözcükler:Blogalan, blog, etkileşim, Web 2.0, yeni medya, toplumsal ağ
Bağlantıcı kitlesel açık çevrimiçi derslerde etkileşim örüntüleri ve öğreten-öğrenen rollerinin belirlenmesi
Bu doktora tez çalışmasının amacı bağlantıcı kitlesel açık çevrimiçi derslerde (KAÇD) etkileşim örüntülerini ve öğreten-öğrenen rollerini belirlemeye çalışmaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada karma araştırma yöntemi ve sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Ayrıca veri toplama ve analiz amacıyla sosyal ağ analizi, görüşme, gözlem ve doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırma bulguları bağlantıcılık, rizomatik öğrenme ve sosyal ağ kuramı bağlamlarında yorumlanmıştır. Araştırmanın demografik bulgularına göre, bağlantıcı öğrenme ortamlarında öğrenenlerin zaman ve mekan bağlamında küresel çapta dağıtık oldukları, çoğunun İngilizce konuşulan ülkelerden katılım gösterdiği, öğrenenlerin %89'unun düşük bağlamlı kültürlerden %11'inin ise yüksek bağlamlı kültürlerden olduğu gözlenmiştir. Katılımcıların çoğunun bir nedenle eğitim alanıyla ilgili veya yükseköğretimde öğrenci veya öğretmen olan bireyler olduğu saptanmıştır. Demografik bulgular KAÇD'larda çeşitliliğin birçok boyutta mevcut olduğunu göstermektedir ve bu bulgular KAÇD'ler için "küresel mega sınıf" ifadesini doğrular niteliktedir. Bağlantıcı kitlesel açık çevrimiçi dersler etkileşim örüntüleri bağlamında incelendiğinde birleşik-sıkı bağları olan bir ağ örüntüsü yapısı gözlenmiştir. Bu türdeki ağ yapısında yer alan düğümler kendi aralarında ve alt-gruplar arasında köprü görevi gören önemli bağlar oluştururlar. Bu ağ yapısındaki öğrenenler sıklıkla iletişime geçme eğilimindedirler ve ortak ilgi alanına sahiptirler. Bu ağ türleri genellikle iletişim ve etkileşimin bir girdap gibi merkeze doğru yoğunlaştığı ve farklı öğrenenleri farklı zaman dilimlerinde içerisine çeken birkaç tane yoğun ve/veya yoğun bir biçimde birbirlerine bağlı alt-gruplardan oluşurlar. Araştırma bulguları ayrıca bağlantıcı öğrenme ortamlarının iletişim ve etkileşim kurmak için az sayıda adım gerektirdiğini, öğrenme ağının Küçük Dünya Fenomeni ve Küresel Köy kavramlarını doğrulayan bir yapısı olduğunu göstermiştir. Azalan öğrenen sayısına ters orantılı bir şekilde ağ yoğunluğu değerinin arttığı gözlenmiş ve öğrenme ağında yoğun etkileşimin olduğu görülmüştür. Düğümlerin derece merkeziliği dağılımı incelendiğinde uzun kuyruk ve güç yasasına uygun bir dağılım gözlenmiş ve bağlantıcı ağların ölçekten bağımsız ağlar olduğu bulunmuştur. Bilginin üretimi ve tüketimi bağlamında öğrenenlerin 80/20 kuralı, 90-9-1 kuralı ve Pareto Yasasındakine benzer bir şekilde hareket ettikleri görülmektedir. Öğreten ve öğrenen rollerinin belirlenmesine yönelik yapılan analiz ve çözümlemelerde toplam 25 rol belirlenmiş, ortaya çıkan rollerden 12 tanesi öğreten, 11 tanesi öğrenen ve 2 tanesi öğreten-öğrenen ortak rolü olarak tanımlanmıştır. Ortaya çıkan roller incelendiğinde öğreten ve öğrenen arasındaki sınırların bulanıklaştığı, öğrenme sürecindeki sorumluluğun hem öğreten hem de öğrenen tarafından paylaşıldığı görülmektedir. Öğreten rolleri öğrenme sürecini kolaylaştırmaya yönelik roller iken, öğrenenlerin öz becerilerini kullanmaya yönelik rolleri üstlendikleri görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kitlesel açık çevrimiçi ders, KAÇD, öğreten rolleri, öğrenen rolleri, etkileşim örüntüleri, bağlantıcılık, rizomatik öğrenme, sosyal ağ kuramı, sosyal ağ analizi, karma araştırma yöntemi, karma sıralı açıklayıcı desen, açık ve uzaktan öğrenme, uzaktan eğitim, açıköğretim. Anahtar kelimeler: Kitlesel açık çevrimiçi ders, KAÇD, öğreten rolleri, öğrenen rolleri, etkileşim örüntüleri, bağlantıcılık, rizomatik öğrenme, sosyal ağ kuramı, sosyal ağ analizi, karma araştırma yöntemi, karma sıralı açıklayıcı desen, açık ve uzaktan öğrenme, uzaktan eğitim, açıköğretim.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar ve babalarının etkileşimsel davranışlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklar ve babalarının etkileşimsel davranışlarının incelenmesidir. Araştırma, OSB olan çocuklar ile babalarının etkileşimsel davranışlarının incelenmesine yönelik betimsel ve ilişkisel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 30 OSB olan çocuk-baba çifti oluşturmaktadır. Çalışmada baba ve çocuklara ilişkin demografik veriler, bilgi formu ile toplanmıştır. Baba-çocukların etkileşimleri ise 15-25 dakikalık serbest oyun bağlamında video kaydına alınmıştır. OSB olan çocuk ve babalarının etkileşimsel davranışlarını analiz etmek amacıyla Ebeveyn Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV; Diken, 2009) ile Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV; Diken, 2009) kullanılmıştır. Araştırma sonuçları; hem babaların OSB olan çocuklarıyla olan etkileşimlerinde, ortadan düşük düzeye doğru etkileşimsel davranışlar sergilediklerini ortaya koymuştur. Babaların duyarlı-yanıtlayıcı olma ve duygusal ifade edici olma davranışları arttıkça, çocukların etkileşimsel davranışları olumlu yönde artarken, babaların başarı odaklı-yönlendirici olma davranışları arttıkça çocukların etkileşimsel davranışları azalmıştır. Ayrıca araştırmada babaların eğitim ve yaş gibi demografik özellikleri ile çocukların etkileşimsel davranışları arasında ilişki bulunmuştur.
Seramik sanatının bir etkileşim aracı olarak değerlendirilmesi ve yeni önermeler
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar, gelişen üretim yöntemleriyle hayatın birçok alanında kullanılan seramik, insan hayatında önemli bir yere sahiptir. Seramik, tarih boyunca kullanım eşyalarının yanı sıra oyun, tören, tapınma ve iletişim amaçlı çeşitli objelerin yapımında kullanılmış, oyun ve oyuncak yapımında insanın öğrenme, eğlenme ve tapınma gibi güdülerine de yüzyıllar boyunca cevap vermiştir. Doğada kolay bulunan, kolay şekil alan, pişirilerek dayanıklı hale getirilen çamur, insanın kendini rahat ifade edebildiği bir malzeme olarak, farklı medeniyetlerde farklı oyuncaklara dönüşmüştür. Arkeolojik bulgulara göre çamur, zamanla artan çeşitliliğiyle tarih boyunca birçok oyun nesnesinde kullanılmıştır. Ait olduğu çağın özelliklerini yansıtan bu oyuncaklar, zaman içinde form, biçim, malzeme ve üretim şekli yönünden zenginlik kazanmıştır. Çağımızın gelişen endüstri ve teknoloji olanakları, oyuncak yapımında çamur dışında farklı malzemelerin kullanımını da gündeme getirmiştir. Günümüzde çağın gereksinimleri ve koşulları nedeniyle üretimi azalan ve yaygın olmayan seramik oyuncaklara, esin kaynağı olarak çağdaş sanatta rastlanmaktadır. Farklı sanat dallarında oyun ve oyuncağa yüklenen anlamlar, sanatçının oyun ile sanat arasında bağ kurduğunu ve çamurun oyun ve oyuncak malzemesi olabileceğini gösterir niteliktedir. Bu araştırmanın konusu, insan hayatında tarih öncesi çağlardan günümüze kadar önem taşıyan seramik oyuncakların, seramik sanatında bir etkileşim aracı olarak irdelenmesidir. Bu bağlamda seramiğin sanatçı üzerinden, oyun ve oyuncak kavramlarıyla ilişkisi, literatür taraması ve sanatçı görüşmeleri ile incelenmiş olup; çağdaş seramik sanatındaki eserlerle örneklendirilip, seramik oyuncaklara izleyici etkileşimi açısından yeni öneriler sunulmuştur. Araştırmanın sonucunda geçmiş dönem oyun ve oyuncaklarının sosyal etkileşimi canlı tuttuğu ve seramik sanatının da bu etkileşime katkı sağladığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Seramik, Oyun, Oyuncak, Etkileşim, Çağdaş Sanat
Turist rehberlerinin paket turlarda kullandıkları izlenim yönetimi tekniklerinin kişisel etkileşim kalitesi üzerine etkisi
Paket turların en önemli bileşenlerinden olan turist rehberleri, turizm endüstirisinin vazgeçilmez elemanlarındandır. Turist rehberleri, bir destinasyonu, bir bölgeyi ya da bir ülkeyi temsil eden, temsil ettiği yerin kültürü, tarihi ve sosyal yaşamı ile ilgili bilgileri aktarma gibi önemli bir role sahiptir. Bu kapsamda; turist rehberleri, turistlerle en fazla zaman geçiren, onlarla aynı ortamı paylaşan ve doğal olarak en fazla etkileşim halinde olan kişilerdir. Bu yüzden sergilemiş oldukları davranışlar, turist rehberlerinin turistlerle olan etkileşim kalitesini belirlemektedir. Bu araştırmanın amacı, paket turlarda turist rehberlerinin kullandığı izlenim yönetimi tekniklerinin, turist-rehber etkileşim kalitesini etkileyip etkilemediğini belirlemektir. Bu kapsamda; amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak, Eskişehir'de ikâmet eden eylemli turist rehberlerinin turlarına katılan 445 turiste yüz yüze anket uygulanmış ve yapılan analizler sonucu elde edilen faktörler Kendini Sevdirme, Kendini Övme, Yardım İsteme, Otoriter Olma ve Etkileşim Kalitesi şeklindedir. Sonuç olarak, paket turlarda turist rehberlerinin kullandığı izlenim yönetimi tekniklerinin, kişisel etkileşim kalitesini tek başına etkilemediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Turist Rehberi, İzlenim Yönetimi, İzlenim Yönetimi Teknikleri, Kişisel Etkileşim Kalitesi, Eskişehir Rehberleri
Yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanlarının sahip olduğu duygusal zekânın, örgütsel sessizlik ve duygusal emek davranışları ile etkileşimi üzerine bir çalışma: Anadolu Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi örneği
Çalışanlar sahip olduğu ve organizasyonlara katkı sağlayabilecek bilgi, fikir ve düşünceleri paylaşmak yerine sessiz kalmayı tercih edebilmektedir. Sessizliğin yarattığı kayıplar ise artan bir biçimde açığa çıkmaktadır. Bu sebeple sessizlik sorunsalını çözebilecek farklı çözüm önerileri araştırmalara konu olmaktadır. Öte yandan çalışma yaşamında duygusal becerilerin ve sergilenen duyguların etkilerinin önemi de gün geçtikçe daha fazla anlaşılmaktadır. Bu çalışmanın amacı Anadolu Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim elemanlarının sergilediği duygusal zekâ, duygusal emek ve sessizlik davranışlarının etkileşimini incelemektir. Özellikle organizasyonlar için büyük bir problem olan sessizlik davranışını azaltabilecek faktörler araştırılmaktadır. Bu amaçla duygusal zekâ ve duygusal emek faktörlerinin sessizlik üzerinde azaltıcı bir etkiye sahip olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışma neticesinde bu değişkenler ve alt boyutları arasında farklı düzeylerde pozitif ve negatif ilişkilerin bulunduğu ortaya konulmuştur. Duygusal emek sessizliği azaltmamaktadır. Hatta duygusal emeğin alt boyutu olan yüzeysel duygusal emek, örgütsel sessizliğin alt boyutu olan kabullenici sessizliği arttırmaktadır. Duygusal zekâ sessizlik türlerinden bazılarını azaltıcı etkiye sahiptir. Duygusal zekâ, örgütsel sessizliğin alt boyutları olan kabullenici ve savunmacı sessizliği azaltmaktadır. Son olarak duygusal zekâ, örgütsel sessizliğin alt boyutu olan korumacı sessizliği arttırmaktadır.
Hicrî III. Asırda Mu'tezile-Şia etkileşimi
Erken dönemde teşekkül etmiş olan iki mezhebin arasındaki etkileşimi incelediğimiz bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın genel çerçevesi, takip edilen yöntem ve çalışma esnasında kullanılan kaynaklar giriş bölümünde verilmiştir. Tezde Mu'tezile ve Şia arasındaki ilişkiler ve bunun neticesinde, çoğunlukla Şia'nın Mu'tezile'den etkilendiği fikrî yönler ispat edilmeye çalışılmıştır. Mu'tezile ve Şia, çalışmanın iki öznesi olduğu için, teşekkül süreçleri konumuz açısından önem arzetmektedir. Bu sebeple, birinci bölümde söz konusu iki mezhebin ortaya çıkışları, mezhepleşme aşamaları ve temel esasları çerçevesinde teşekkül süreçleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise kuruluşundan hicrî üçüncü asrın sonuna kadar Abbasîlerin genel durumu kısaca ifade edilmiş, daha sonra bu dönemde Mu'tezile ve Şia'nın Abbasî iktidarı ile ilişkilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Özellikle her iki mezhebin iktidar tarafından, çoğu zaman aynı dönemlerde ve aynı muamelelere muhatap olmaları, çalışmanın konusu açısından önemlidir. Siyasetin mezhepler üzerindeki etkileyici rolü, ikinci ve üçüncü asırlarda da belirleyici olmuş ve bu durum birçok açıdan Mu'tezile-Şia ilişkilerinin gelişmesinde etkili olmuştur. Üçüncü bölümde ise, iki mezhep arasındaki etkileşim erken dönemden itibaren incelenmiştir. Özellikle mihne süreci ve sonrasındaki durumları ve aralarındaki ilişkinin gelişimi, mezhepler tarihi ilkeleri çerçevesinde kronolojik olarak takip edilmeye çalışılmıştır. Yine son bölümde tespit edilebildiği kadarıyla Mu'tezile ve Şia arasındaki etkileşimin hangi konularda olduğu ve fikirlerinin süreç içerisindeki değişimi ortaya konmuştur. Anahtar Kavramlar: Mu'tezile, Şia, Mezhep, Siyaset, Etkileşim
Reel efektif döviz kuru ile petrol fiyatları arasındaki ilişkinin analizi ve bir uygulama denemesi
Bu çalışmanın amacı, Reel Efektif Döviz Kuru, Reel Faiz Farkı, Verimlilik Farkı ve Petrol Fiyatı (Brent Petrol) değişkenleri arasındaki uzun dönemli ilişki olup olmadığını belirlemektir. Bu tez çalışmasında 2009Q01-2021Q03 dönemini kapsayan üç aylık veriler kullanılmıştır. Bu çalışmada reel efektif döviz kurunu belirleme yaklaşımları incelenmiştir. İncelenen yaklaşımlardan Kapsanmamış Faiz Oranı ve Balassa Samuelson Etkisi yaklaşımları benimsenmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişki olup olmama durumunu belirlemek amacıyla Johansen Eşbütünleşme Analizi yapılmıştır.Değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu ve uzun dönemde birbirini etkiledikeri tespit edilmiştir. Etki – Tepki (Impulse – Response) Fonksiyon grafiği ile değişkenlere 1 standart sapmalık şok verildiğinde reel efektif döviz kurunun nasıl tepki vereceği incelenmiştir. Balassa – Samuelson Etkisi anlamlı bir şekilde işlediği sonucuna varılmıştır. Reel Faiz Farkı, Verimlilik Farkı ve Petrol Fiyatı (Brent Petrol) değişkenlerinin Reel Efektif Döviz Kurunun Granger nedeni olduğunu belirlemek amacıyla Granger nedensellik analizi yapılmıştır ve üç değişkeninde Reel Efektif Kurunun Granger nedeni olduğu tespit edilmiştir.
Bursa ilinde Deveci armudu bahçelerinin toprak verimliliği ve bitki besleme durumları
Bursa ilinde deveci armudu yetiştirilen yirmi bahçenin verimlilik durumlarını toprak, bitki ve meyve analizleri ile belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bahçelerden Eylül ayında iki derinlikten (30 ve 60 cm) toprak ve bitkilerden yaprak ve meyve örnekleri alınarak besin elementi analizleri yapılmıştır. Elde edilen değerler sınır değerlerle karşılaştırılarak bitkilerin beslenme durumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Toprakların orta kireçli, orta bünyeli ve hafif tuzlu sınıfına girdikleri tespit edilmiştir. Toprakların pH ortalamalarının derinliğe göre 8,12– 8,42 arasında değiştiği ve hafif alkali sınıfına girdikleri görülmüştür. Toprakların organik madde içerikleri ilk derinlikte ortalama % 2,21, ikinci derinlikte ise % 1,06 olarak belirlenmiştir. Toprak örneklerinin ilk derinlikte ortalama % 0,125 azot (N), 34,45 mg kg⁻¹ fosfor (P), 147,70 mg kg⁻¹ potasyum (K), 4160 mg kg⁻¹ kalsiyum (Ca), 241,54 mg kg⁻¹ magnezyum (Mg), 92,35 mg kg⁻¹ sodyum (Na), 17,55 mg kg⁻¹ demir (Fe), 20,37 mg kg⁻¹ bakır (Cu), 2,09 mg kg⁻¹ çinko (Zn), 6,63 mg kg⁻¹ mangan (Mn) ve 0,55 mg kg⁻¹ bor (B) içerdiği belirlenmiştir. Bahçelerden alınan yaprak örneklerinin ortalama % 2,08 N, % 0,15 P, % 1,26 K, % 1,58 Ca, % 0,29 Mg, % 0,10 Na, 105,22 mg kg⁻¹ Fe, 10,74 mg kg⁻¹ Cu, 46,16 mg kg⁻¹ Zn, 198,52 mg kg⁻¹ Mn ve 25,77 mg kg⁻¹ B içerdiği belirlenmiştir. Meyve örneklerinde N, P, K, Mg, Na, Cu, ve Mn yeterli seviyenin üzerinde, Ca, Fe, Zn ve B az ve fazla olarak tespit edilmiştir. Üreticilerin deveci armudu üretiminde toprak analizi yaptırmadan gübre uyguladıkları, dengesiz gübreleme sonucu bitki besleme sorunlarının ileride artarak verimde azalmaların yaşanabileceği sonucuna varılmıştır.
Design and development of variable stiffness actuator for legged robot
Nowadays, the number and variety of robotic systems that live together with humans to facilitate human life are increasing day to day. In the literature, this relationship is called robot-human and robot-environment interaction. The most important situation/problem is the safety of the robot, human or environment during the interaction. In recent years, trying to solve this issue, new types of actuators are designed. One of these actuator types is passive actuators also named mechanical actuators. They offer promising results. Also they are possible to use in legged robots. Legged robots are systems designed to be used in unknown environmental conditions. Due to their working environment, legged robots interacting with the environment can cause harm to themselves and the environment. In this thesis, it is mentioned about the design of an actuator to make the mobility of legged robots versatile. The designed actuator is light, compact, cheap and fast, which provides an advantage for legged robots. Also it will be able to adjust the flexibility of the robot.
Asya ve Avrupa sermaye piyasaları arasında etkileşim ve belirsizliklerin rolü
Hisse senedi piyasalarının entegrasyonu uluslararası yabancı sermaye yatırımları ve piyasa etkinliği açısından çok önemlidir. Hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyonun piyasalar arası getiri ve oynaklık yayılımları üzerinde önemli etkisi vardır. Bu nedenle hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon ve uzun dönem ilişkisinin bilinmesi küresel yatırımlar, uluslararası portföy yönetimi ve risk değerlendirmesi için önemlidir. Dolayısıyla hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon derecesi ve uzun dönem ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmak yatırımcılara piyasada oluşacak risklerden korunmada yardımcı olmaktadır. Çalışmada 2006-2021 dönemini kapsayan Borsa İstanbul ile çalışma kapsamında incelenen Asya, Avrupa, iki önemli ABD borsaları, belirsizlik endeksleri ve VİX endeksi arasındaki eşbütünleşme derecesi, getiri ve oynaklık yayılımı incelenmiştir. Borsa İstanbul ile şeçilmiş Asya, Avrupa ve ABD hisse senedi ve belirsizlik endeksleri arasındaki uzun dönem ilişkisi 2006-2021 dönemine ait 192 aylık kapanış verisi kullanılarak ARDL (Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model) modeli ile araştırılmıştır. Borsa İstanbul ile gelişmiş ve gelişmekte olan Asya, Avrupa ve ABD borsaları arasındaki getiri ve oynaklık yayılımı ise 2006 - 2021 dönemini kapsayan borsaların günlük logaritmik getiri verisi kullanılarak GARCH modelleri ile araştırılmıştır. Veriler finance.yahoo, investing.com ve policyuncertainty.com veri tabanlarından temin edilmiştir. Çalışmada ARDL sınır testi sonuçlarına göre Borsa İstanbul ile AEX (Hollanda), DAX (Almanya), DJI (ABD), GSPC (ABD), N225 (Japonya), N100 (Euronext Paris), KS11 (Güney Kore), Niffty50 (Hindistan), SZSE (Çin) ve WİG100 (Polonya) hisse senedi piyasalarının uzun dönemde eşbütünleşik olduğu bulunmuştur. GARCH modelleri tahmin sonuçlarına göre ise analiz kapsamında incelenen çoğu hisse senedi piyasasının Borsa İstanbul üzerindeki etkisinin istatiksel olarak anlamlı ve pozitif bulunmuştur. Ayrıca Borsa İstanbul'un oynaklığının asimetrik yapıda olduğu, oynaklık ve oynaklık kalıcılığının yüksek olduğu bulunmuştur. Bunların dışında kötü haber ve negatif şokların Borsa İstanbul'un oynaklığı üzerinde iyi haber ve pozitif şoklardan daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir
Sanat müzelerinde etkileşimli alanlar
Çağdaş müzecilik anlayışının benimsenmesiyle beraber, nesne odaklı yaklaşım yerini izleyici odaklı yaklaşıma bırakmıştır. İzleyici odaklı yaklaşım, müze ve çevresinde değişimlere yol açmış, izleyiciyi ön planda tutan etkinlik ve uygulamalar yapılmıştır. Teknolojik gelişmeler ve sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişle yaşanan toplumsal dönüşümler de, bu değişimleri desteklemiştir. Müzelerin toplumsal rolünün ve toplumla kurduğu ilişkinin zamanla değişmesi ve teknolojik gelişimin olanakları, sergileme yöntem ve tekniklerini etkileyerek sergilerin yapısını değiştirmektedir. Sergileme alanlarının da değişime uğradığı ve izleyicilere yönelik etkileşimli galerilerin ve alanların oluşturulduğu görülmektedir. Oluşturulan etkileşimli galeri ve alanlarda, süreç ve süreçte edinilen bilgiler ön plana çıkmaktadır. Tezle, fiziksel bağlamda sanat müzelerinin etkileşimli alanlarındaki sergilemenin anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, sanat müzeleri etkileşimli alanlarının doğası hakkında ve daha spesifik olarak hedef kitle için sanat nesnesinin dönüştürülmesi, yorumlanması, ve sunulmasıyla ilişkili sanat müzelerinin etkileşimli alanlarının sergi tasarım stratejileri hakkında veriler toplamak hedeflenmiştir. Tez kapsamında, sanat müzelerinde etkileşimli galeriler ve sergi alanlarına yönelik çalışmalar ve yaklaşımlardan yola çıkılarak anket yöntemiyle saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonunda etkileşimli galeri ve alanların çoğunlukla aile ve çocukları hedef aldığı, eğitimsel ihtiyaçlarla düzenlendiği ve müze koleksiyonuyla ilişkili olmak üzere bilginin aktarılması ve deneyimin sağlanması için çeşitli sergileme yöntem ve tekniklerin kullanıldığı anlaşılmıştır.
İkinci yabancı dil olarak İngilizce öğreniminin birinci yabancı dil ile dilbilgisi bakımından etkileşimi
Bu çalısmada, ikinci yabancı dil olarak ngilizce ögreniminin, birinci yabancı dil ile dil bilgisi bakımından etkilesimi arastırılmıstır. Arastırma, Galatasaray Lisesindeki bir sınıfta bulunan ögrencilerin, yazılı metinlerde yapmıs oldukları yanılgıların incelenmesi ile yürütülmüstür. Elde edilen bulgular dogrultusunda diller arası etkilesimin sebepleri ve bu sebeplerin yüzdelik oranları sunulmustur. Nitel veri toplanan bu çalısmada arastırmaya katılan dört gönüllü ögrenciye iki ay süresince farklı zamanlarda altı defa derste islemis oldukları bir kitap üzerinden bilestirme sınavı uygulanmıs ve bu uygulamadan elde edilen toplam 24 girdide bulunan 124 yanılgı çözümlenmistir. Tüm veriler yorumlamacı bir yaklasımla çözümlenmistir. Arastırmanın sonuçlarına göre katılımcıların yaptıkları yanılgılarda Fransızcanın etkisi görülmüstür. Dört katılımcıdan elde edilen 124 yanılgının Fransızca etkilesimli yanılgı sayısı oldukça fazladır (%56). Türkçe ile etkilesimden dogan yanılgı sayısı ise Fransızcaya kıyasla düsüktür (%3). Diger (bilgi eksikligi, dikkatsizlik, asırı genelleme v.b.) kaynaklı yanılgılar da Fransızcaya kıyasla (%41) azdır. Fransızca etkilesimli yanılgılar da çesitlerine göre incelenmistir. Bu yanılgılar Fransızcadan sözcük aktarımı (%71) ve kural aktarımı (%29) kaynaklı olarak tespit edilmistir. Elde edilen bulgular degerlendirildiginde, yanılgı çözümlemesi ile katılımcıların gerçeklestirdigi hataların kaynakları bulunmustur. Çokdilde egitimi destekleyen kurumlarda ögrenim gören ögrencilerde diller arası etkilesim kaynaklı yanılgıların ortaya çıkabilecegi yargısına varılmıstır.
İnteraktif sanatlarda mimari mekanın kullanımı
Bilişim Teknolojisinde yaşanan gelişmeler, günümüzde her alanda yaygın kullanım alam oluşturmuş ve etkisini göstermiştir. Bu gelişmelerin sanatsal mekanlardaki ilk etkilerinin I960' lı yıllarda ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu etkiler, sanatçıların teknolojileri kullanma eğilimi ve seyirciyi çalışmanın içine dahil etme çabalan ile kendini göstermektedir. Araştırmanın amacı, "İnteraktif Sanatlar'da mimarlığın rolü nedir?' sorusunun cevabını verebilmektir. Günümüze kadar interaktif sanatlar adı altında yapılan enstalasyon çalışmaları araştırılmış, ana dönemler kapsamında gerçekleştirilen yapıtların üzerinde durulmasına çalışılmıştır. Araştırma mekan kurgusunun düzeni açısından şu adımlarla sunulmuştur:. İnteraktif Enstalasyon tanımı ile ilişkili olan 1960'lı yıllardaki, Optik Sanat, Kinetik Sanat, önemli enstalasyon örneklerle saptanmıştır.. 1970'li yıllarda, bilgisayar teknolojisinin interaktif enstalasyonlarda kullanımı ve gelişen- teknolojinin mekan düzenlemesine etkileri sunulmuştur.. Günümüzde interaktif sanat çalışmaları ve ortaya çıkan mimari mekanlar karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda,. 1960 yılından sonra iletişim teknolojilerinin gelişimi ile interaktif sanatlar arasındaki değişimlerin paralellik gösterdiği tarihler belirtilmiş,. Sırası ile video, bilgisayar ve iletişim ağlarının interaktif sanatlarda kullanılmaya başlandığı dönemler ile, mekan değişimi ilişkileri üzerinde durulmuş,. İnteraktif enstalasyonlarda, tarihsel dönemlere göre teknoloji- mekan- kurgu karşılaştırması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: İnteraktif, Enstalasyon, Algılama, Hareket, Temas
Endüstri devrimi sonrasında teknoloji mimarlık etkileşimi
Mimaride kullanılan teknik tarih boyunca mimarinin en önemli öğelerinden biri olmuştur. Özellikle 18. yüzyılda başlayan endüstrileşme süreci ve bu yüzyıl sonlarındaki sanayii devriminden sonra, yeni mimari elemanların kullanılması ve bunlar için geliştirilen teknikler mimarlık alnında köklü değişikliklere neden oldu. Bu dönemlerdeki Aydınlanma felsefesinin de etkisiyle manevi kimliğinden sıyrılan dünyada yeni bir dünya kuruldu Geleneksel mimarlık kavramları tekrar gözden geçirilmeye başlandı Yeni mimarlık teorilerinin oluşumu ve yeni yapım teknolojileri ile mimarlık dünyası daha önce yaşanmamış bir değişime sahne oldu. 18. yüzyıldaki rasyonel düşünceler, bilim ve teknolojinin ön plana çıkmasına neden oldu Bu gelişmeler mimarlık alanında, teknolojinin gerek düşüncede gerek uygulamada vurgulanması ile sonuçlandı Amacım teknolojinin mimari anlam üzerindeki yaratıcı etkilerini ortaya çıkarmaktır. Özellikle yoğun teknolojik değişimlerin yaşandığı 19. yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl ortamında bu etkinin nasıl geliştiğini araştırmaktır. Bunu yaparken teknoloji ve mimarinin etkileşiminden doğan ilgi çekici durumları göz önüne sermektir. Teknoloji ile mimarlık arasındaki ilişki karmaşık bir ilişkidir. Birbirleriyle etkileşim içinde olan birçok bileşenden oluşmaktadırlar. Bu ilişkiyi oluşturan ve mimarlıkta önemli yeri olan bazı kavramlar ele alınacaktır. Bu kavramların incelenmesi, bugünün mimarlığı ile teknoloji arasındaki ilişkiyi anlamak için temel meydana getirecektir. Yüzyıl içindeki teknoloji ve mimarlığın değişimleri incelenerek ikisi arasındaki ilişkinin özellikleri hakkında bir fikir edinilmiş olunacaktır. I
مقارنة القصة العربية وتأثيرها في القصة العربية (النقاد أنموذجا) دراسة مقارنة
Arabic literature influenced the literature of many nations, and that influence still exists in the words and behaviors that those literatures inspired by it. And this led to the linking of literature to Arabic literature. It was connected to that nation by the Arabs' means of war and commerce. From time to time, the Arabs established their dominance over them and spread their religion. Thus, the supremacy of the Arabs led to the spread of the Arabic language, which was taught over the years in those countries, and some of which were still taught; The spread of Islam was another long-term factor; The supremacy and influence of Arabic literature remained for a long time because Arabic literature developed and other literatures fell behind. The story is a narrative literary art and is considered one of the arts of Arabic literature. And we always see it on a certain context, prosir or poem expressed by the person in two ways: narrative or fairy tale. And unreal events or facts, and some of them are real, honest, and their purpose is to entertain or advise and guide. Comparative literature examines the phenomenon of interaction and influence between Arabic literature and other literatures such as French literature, Persian literature, German literature and other Western literatures. It also demonstrates the importance of this influence in developing national literature, developing social convergence between people and nations, and keeping it free from the singularity and racism that was common at that time. From the Umayyad period to the modern era, translation played a major role in the development of story art and played an important role in the development of this art and its transfer to the West and other nations. Due to the mixing of Arab culture with foreign cultures such as Persian, Assyrian, Greek and Indian, the perceptions of writers expanded during the Umayyad and Abbasian periods; this is seen as a result of the mixing of races. Thus, the author has a specific goal, as well as the method of processing the spirit of pleasure and enjoyment within the recipient, which is similar to those found in the modern age. Topics covered by both stories: It was diverse, in Arabic and Western, and one of them was the so-called (myth) story told from the language of the animal, a story of moral and educational quality, told in a unique literary language. Keywords: Arabic story, Western story, influence and interaction, comparative literature.
L2 influence on L1 collocational knowledge: The case of Turkish in the USA
In this study, Collocational Knowledge of 22 Turkish Immigrants in the USA were investigated. 12 of these immigrants were 1st generation immigrants, 10 of them were 2nd generation immigrants. 14 Turkish people living in Turkey formed the control group.All 1st generation immigrant participants have lived in the second language setting for at least 10 years to ensure enough contact with the mainstream language, the minimum age of arrival was set as 12 and they were all graduates of high education. 2nd generation immigrants were 12 and older and they were all born to Turkish parents.The aim of the study was to identify whether second language influence could be seen on the collocational usage in the first language. Collocational knowledge was chosen as the item to investigate because lexicon is claimed to be the most vulnerable area in mind and any sign of change in that area reflects the influence instantly.The data was collected through naturalistic use of Turkish, biodata forms, Multiple Choice Test, Translation Task and Cloze Tests were applied. The results were compared with some sociolinguistic factor that might be related with the performance levels. These sociolinguistic factors were age of arrival, length of residence and identity.As a conclusion of this study, it was found out that the lexicon of the immigrant group was affected from the second language. 1st generation immigrant results were close to control group while the difference between 2nd generation immigrant group and the control group was immense. Age of arrival and definition of the identity were not observed to be related with the performance levels in three tasks. However, there was a decrease as the length of residence increases.
Okul öncesinde okul, sınıf ve akran kültürüne etnografik bakış
Bu araştırma, okulöncesinde okul, sınıf ve akran kültürünün betimlenmesi ve bu kültürler arası etkileşim ve iletişimin nasıl olduğunun anlaşılması amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma Kahramanmaraş merkez ilinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda 20 öğrenci, öğretmen, stajyer ve okul personelinden (idari, temizlikten ve yemekten sorumlu) oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada etnografik yaklaşım tercih edilerek kültürler gözlenmiştir. Bu süreç boyunca araştırmacı okul içerisinde katılımcı gözlemci olarak verilerini gözlem, görüşme, doküman analizi ve araştırmacı günlüğünü kullanarak toplamıştır.Elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Betimsel analizde toplanan veriler bütünsel bir şekilde ortaya konulurken, içerik analizinde ham veriler sistematik kodlama işlemine tabi tutulmuştur.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul kültürü, okulun fiziksel ve sosyal özelliklerinden oluşarak içerisinde gizli ve farklı kültürler barındırmaktadır. Sınıf kültürü ise sınıfın fiziksel özelliklerinden şeklini alırken, öğretmen ve öğretmenin sınıf içindeki uygulamaları da kültürün şekillenmesideki diğer öğelerdendir. Akran kültüründe, çocukların birbiriyle olan ilişkileri kültürün çekirdek kısmında bulunmakta ve özellikle erkek çocukların tercih ettikleri spiderman, ben ten, savaş oyunları bu kültürün doğasını oluşturmaktadır. Bu üç kültürün birbiriyle olan etkileşiminde okul kültürünün sınıf kültürünü şekillendirdiği, bu şekillenme sonucu oluşan sınıf kültürünün biçiminin ise akran kültürünün oluşumuna yön verdiği ve sınıf kültürü ile akran kültürünün çatıştığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi, Okul Kültürü, Sınıf Kültürü, Akran Kültürü
A comparative study of compliments and compliment responses in Turkish and American English regarding form and function
As one of the most common social phenomena, Compliment Speech Events have been the subject of much research in pragmatics. Since Speech Event production in a target language is important in pragmatic and communicative competence, studies conducted about Speech Events should assist teachers in practical classroom usage. Unfortunately comparative studies have been underestimated in terms of importance, especially ones concerning Turkish Compliments. Therefore the purpose of this study is to compare Compliment Speech Events of Turkish and American English both quantitatively and qualitatively. The data of this study was collected from 50 Turkish and 50 American English Compliment Speech Events using the Field Method. The interactions were analyzed based on the conventions of Conversational Analysis. The analysis involved a description of the structural and the functional aspects of Compliment Speech Events in both languages. Furthermore, it dealt with a two level analysis in the functional category, which viewed the contents of Compliment Speech Events as Discourse Acts on a higher level and Speech Acts realizing Discourse Acts on a lower level. As a conclusion of this study, it was asserted that there are 2 main categories in the structural aspect of Compliment Speech Event in both languages. These are Adjacency Pairs, which fall into Plain and Complex categories. The functional aspect of the analysis suggested that there are 5 different pairs in Turkish and 6 different pairs in American English in terms of Discourse Acts as Adjacency Pairs. On the other hand, Speech Acts realizing Discourse Acts varied greatly when compared in both languages. In light of the findings of this research, the implications of the study for ELT have been discussed.Keywords: Discourse, Interaction, Speech Events, Speech Acts, Adjacency Pairs, Compliments, Compliment Responses, Communicative Competence.
Tüketicilerin satın alma kararında online ürün yorumlarından etkilenme düzeyinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Tüketicilerin satın alma kararını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Ağızdan ağıza pazarlamanın uzantısı olan online yorumlar da bu faktörlerden biridir. Online yorumlar; ağızdan ağıza pazarlamanın elektronik ortamda gerçekleştirilmesidir. Online yorumlara başvuran tüketiciler ürün bilgisi, deneyim ve memnuniyet gibi kriterleri karşılaştırma hakkı kazanırlar. Bu araştırma ürüne yönelik online tüketici yorumlarının satın almaya etkisini araştırmak üzere hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda online yorumlara ve satın alma davranışına dair teorik çerçeveye yer verilmiş ve veri toplama amacıyla anket çalışması yapılmıştır. Bu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde e ticaret ve e tüketim kavramı üzerinde durulmuştur. Gerekli kavramsal tanımlamalar ve açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde elektronik ağızdan ağıza pazarlama ve online yorum kavramları incelenmiştir. Üçüncü bölümde gerekli ön testler yapılmış, oluşturulan modelle ilgili sayısal veriler açıklanmıştır. Veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini kolayda örneklem yöntemine göre belirlenen 505 katılımcı oluşturmaktadır. Anket çalışmasıyla toplanan verilerin değerlendirilmesi için SPSS STATISTIC 21 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda online ürün yorumlarının tüketici satın alma kararını etkilediği ve tüketicilerin online alışveriş sıklıkları arttıkça web sitesinin özellikleri ve yorumun özelliklerinin satın alma kararları üzerinde daha etkili olduğu bulunmuştur.