Kadınlar
2,225 theses under this subject heading
25-45 yaş arası menopoza girmemiş kadınlarda menopozla ilgili bilgi düzeyi ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmada menopoza girmemiş kadınlarda menopozla ilgili bilgi düzeyi ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile aralarındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu tez çalışması 01 Nisan 2020 - 01 Haziran2020 tarihleri arasında sağlıklı bayanlara online anket yoluyla WhatsApp ve Facebook üzerinden yapılmıştır. 42 soru ve 6 alt bölümden oluşan, tarafımızca hazırlanan anket ve SYBDÖII ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS Windows versiyon 24.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiş ve p < 0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 382 kişi katıldı. 119 'unun(%31,2) 25-29 yaş grubu, 243 'ünün(%63,6) üniversite mezunu, 257 'sinin(%67,5) evli ve 130 'unun(%34,1) çocuksuz olduğu görüldü. 348 'i (%91,1) menopozun normal bir durum olduğunu düşünüyordu. Menopozal bilgi seviyesinin eğitim düzeyi, yaş grubu, çocuk sayısı, meslek ve hane geliri ile ilişkili olduğu görüldü. Saptadığımız SYBDÖ puan ortalamaları orta düzeydedir(133,38±22,09). En yüksek puan manevi gelişim alt ölçeğinden (27,01±4,53), en düşük puan fiziksel aktivite alt ölçeğinden alındı (16,41±4,87). Yaş grupları ile manevi gelişim ve kişilerarası ilişkiler alt boyutları, meslek ile fiziksel aktivite, manevi gelişim, stres yönetimi ve kişilerarası ilişkiler alt boyutları, çocuk sayısı ile fiziksel aktivite ve beslenme alt boyutları, medeni durum ile stres yönetimi alt boyutu ve sigara içimi ile beslenme, manevi gelişim, kişilerarası ilişkiler ve stres yönetimi alt boyutları arasında anlamlı fark bulundu. Menopozal bilgi düzeyi ile SYBDÖ arasında kişilerarası ilişkiler alt boyutunda pozitif korelasyon saptandı (p<0,05; r=0,130). Sonuç: Çalışmamızın sonucunda menopozal bilgi seviyesinin sadece kişilerarası ilişkiler alt ölçeği ile korele olması, menopozal bilgi seviyesi yüksek kadınların sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının bir bakıma eksik kaldığını göstermektedir. Özellikle aile hekimlerinin birey merkezli ve kapsamlı yaklaşımları sağlıklı yaşam biçimi davranışları konusunda, belki de yetiştireceği çocuklarla toplumu şekillendirecek olan kadınları daha üst seviyelere taşıyabilir. Anahtar Kelimeler: Sağlıklı yaşam davranışları, Menopoz, Bilgi seviyesi
Kadınların bağlanma stilleri ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırma evli ve boşanmış kadınların bağlanma stilleri ile yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bu iki değişken, katılımcıların eğitim durumu, evlilik süresi, çalışma durumu ve gelir düzeyleri gibi sosyoekonomik değişken biçimleriyle ilişkili olarak incelenmiştir. Verilerin toplanmasında Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ve UCLA Yalnızlık Ölçeği ile birlikte Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır, ölçekler yüz yüze uygulanmıştır. Kartopu örneklem kullanılmıştır; katılımcıların 95'ievli ve 75'i boşanmış kadınlardan oluşmaktadır, toplam 170 katılımcı ölçeklere yanıt vermiştir. Verileri analiz etmek için çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, bağlanma stilleri ile evli ve boşanmış kadınların yalnızlık puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Kaçınan bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Güvenli bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasında da negatif bir ilişki bulunmuştur. Bulunan bir diğer olumlu ilişki ise kaygılı-kararsız bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasındadır. Sonuçlar araştırmanın amacına uygun olarak tartışılmıştır.
Kadın istihdamındaki kariyer engelleri: Kraliçe arı sendromu
Kadınların iş hayatında yaşadığı sorunların bir nedeni de kadın yöneticilerin diğer hemcinsi olan kadın çalışanlara karşı olan tutumlarıdır. Kraliçe Arı Sendromu olarak adlandırılan bu durum, kadın yöneticiler tarafından erkek tutumlarını benimseyerek, hemcinsleriyle olan rekabetini ortadan kaldırmaya çalışarak ve cinsiyet ayrımcılıklarını görmezden gelerek kadınlara karşı kullanmaktadır. Ayrıca başarısızlığının nedenini kadınların kendilerinde aramaları ve fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak için bireysel çaba göstermeleri gerektiğini savunurlar (Zel, 2002). Bir başka deyişle Kraliçe Arı Sendromu; kadın liderin, örgütünün en tepedeki tek iyi kadın olmayı arzu etmesi ve alt kademedeki hemcinslerinin zirveye tırmanma çabasını engelleme isteğidir (Korkmaz, 2014). Kraliçe arılar sadece hemcinslerinin hayatlarını karartmakla kalmaz, aynı zamanda sistematik olarak yetenekli olmalarını da engellemektedirler ve hatta dikkat çekici kadın adayların işe alımlarını ya da mevcut konumlarını bastırarak çalışma ortamlarına ulaşmaları sabote etmektedirler (McKoy, 2013). Bu çalışmada amaç kadınlar açısından kariyer engellerine (kraliçe arı sendromu) karşı, üst düzey yönetim kademelerine ulaşabilmesinde kullanılabilecekleri stratejileri değerlendirmektir. Anahtar Kelimeler: Kraliçe Arı Sendromu, Kariyer Engelleri, Kariyer Engellerini Aşma Stratejileri
Türk kültüründe kadının rolü ve Kırgız destanlarındaki yansımaları
Destanlar bir milletin kültürü, yaşam şekli ve olaylara/kişilere yaklaşımını gösteren en önemli edebi kaynaklardan biridir. Destanlar, dünya üzerinde yaşayan bütün Türk toplulukları için ayrı bir önem arz etmektedir. Arkaik dönemden itibaren Türk destanları, Türklerin yaşayış şekilleri ve günümüze kadar geçen süreçteki değişimlerini anlayabilmek açısından da eşsiz kaynaklardır. Arkaik destanlar, kahramanlık destanları, tarihi ve aşk destanları, mitsel-masalsı destanlar şeklinde çeşitleri bulunan destanlarımız, bir milletin tanınmasına da olanak sağlamaktadır. Kırgız Türklerinde ise daha çok sözlü edebiyat sahasında gelişme gösteren destanlar günümüze kadar ulaştırılmış değerli edebiyat ürünleridir. Söz konusu tez çalışmasında da Kırgız Türklerine ait olan beş destan ışığında kadınların Türk kültüründeki yeri anlatılmıştır. Tezin ilk bölümünde arkaik dönemden günümüze kadar geçen süre zarfında Türk kadınlarının aile, sosyoekonomik, kültürel ve siyasî hayat içindeki rolleri üzerine araştırma yapılmış ve Türk yaratılış destanı ile bağdaştırılarak verilmiştir. Türk mitolojisinde çok önemli bir yeri olan Ak Ana ve Umay Ana başta olmak üzere iyicil ve kötücül tanrıçalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Türk destancılık geleneği ve kadınlar ile ilgili destan motifleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca destanlarımızda görülen tipler hakkında da bilgiler sunulmuştur. Son bölümde ise beş Kırgız destanında yer alan kadın kahramanlar tespit edilmiş ve Türk kültüründeki rolü saptanmıştır. Tez çalışmasının sonunda yer alan ekler kısmındaki resimler ise tezde incelenen tanrıçaların ve destanlardaki kadın kahramanların mitolojide ne şekilde temsil edildiğini anlayabilmek adına verilmiştir.
Sosyal dışlanmanın evli olmayan kadınlar üzerindeki etkileri
İnsan sosyal bir varlık olduğu için sosyal ilişkiler içerisinde bulunmak istemektedir. Ancak bireylerin sahip olduğu yoksunluklar, bireylerin sosyal ilişkiler içerisinde bulunmasını ve bireylerin toplumla bütünleşmesini engellemektedir. Bu durumda bireyler sosyal dışlanma ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Sosyal dışlanma kavramı, 1970'lerde Fransa'da ortaya çıkmış ve hızla diğer Avrupa ülkelerini de etkisi altına almıştır. Sosyal dışlanma bireyin toplumla bütünleşmesini sağlayan sosyal, ekonomik, politik ve kültürel sistemlerden kısmen veya tamamen mahrum kalmasını ifade eden dinamik bir süreçtir. Sosyal dışlanma, bireyler açısından birçok olumsuzluk barındırmaktadır. Kadınlar da toplumsal yaşam içerisinde eşitsizlik ve ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar. Kadınların medeni durumlarındaki farklılıklar sosyal dışlanmanın boyutlarını belirlemektedir. Evlilik, çoğu zaman kadınlar için sosyal bir statü sağlarken evli olmayan kadınlar ise ekonomik ve sosyal haklara erişim konusunda çeşitli engellerle karşılaşabilmektedirler. Bu çalışma evli olmayan kadınların, sosyal dışlanmayı yaşamlarında ne şekilde deneyimlediklerini anlamayı amaçlamaktadır. Bu amaçla çalışmanın temelini oluşturan sosyal dışlanma ve evlilik kavramları ele alındıktan sonra Muğla'da yaşayan eşi vefat etmiş, eşinden boşanmış, hiç evlenmemiş ve resmi evlilik olmaksızın birliktelik yaşayan otuz iki kadınla derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşme sonuçları tablolar halinde analiz edilerek ve görüşme sonuçları yorumlanarak açıklanmıştır. Sosyal dışlanma sosyal politika alanında önemli sosyal sorunlardan biri haline gelmiştir. Bu yüzden sosyal dışlanmayla mücadele yöntemleri ve politikalarının oluşturulması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Dışlanma, Kadınlar ve Evlilik, Evli Olmayan Kadınlar, Muğla Alan Çalışması
Tarihsel değişim sürecinde iş ve aile yaşamında kadın: Muğla ili, bankacılık sektöründe çalışan çocuklu kadınlar üzerine bir inceleme
Ataerkil toplumlarda daha baskın olarak, kadının hane içerisinde yaşamış olduğu toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümü, kadının aile yaşamında eşitsizliklerin olduğunu göstermektedir. Hane içerisindeki eşitsizlikler kadının, iş yerinde yaşamış olacağı cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarını derinleştirmektedir. İş yerinin vermiş olduğu görevleri gerçekleştirdikten sonra hane içi görevleri için ikinci mesaisi başlayan kadın hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorgun düşmektedir. Ev işleri ve bakım sorumlulukları için harcayacak enerjisi kalamamaktadır ya da bunun tam tersi olarak; ev işleri, bakım görevlerini yerine getirirken yorgun düşen kadının iş yeri için harcayacak enerjisi kalamamaktadır. İş yerinin vermiş olduğu görevlerin yapımı sırasında zihni sürekli ev işleri ile meşgul olmakta ve kendini işe verememektedir. Cinsiyete dayalı ayrımcılık tutumları hane içerisindeki eşitsizliklerin yanı sıra iş yerlerinde de kadınların sıklıkla karşılaştıkları bir durumdur. Kadının erkek karşısında ikinci cinsiyet olarak algılanması ve yetersiz olarak düşünülmesi söz konusudur. Kadınlar iş yerlerinde işe alım, ücret, terfi, eğitim, izin ve rapor kullanımı, güdülenme, tayin, işten ayrılma ve taciz gibi birçok konuda cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarına maruz kalmaktadırlar. Gerek aile içerisindeki gerekse iş yerindeki eşitsiz tutumlar kadının iş ve aile yaşamını uyumlaştırma çabasında sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Son yıllarda bireylerin, özellikle kadınların iş ve aile yaşamını uyumlaştırmaya çalışmak devletin de stratejik planlarına konu olmuş ve bu konuda politikalar üretilmiştir. Kadının iş ve aile yaşamında uyumu yakalayabilmesi için toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıkların sona erdirilmesi ve eşitliğin sağlanması gerekmektedir. Bu durum bireylerin, iş yerlerinin ve devletin ortak çabası ile mümkün olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Çalışan Kadınlar, Aile, Çalışma Yaşamı, Toplumsal Cinsiyet, İş bölümü
1917-1941 yılları arası modern Türkmen şiirinde kadın teması
Türkmenistan köklü ve bir o kadar da geniş bir tarih ve kültür birikimine sahiptir. Bu birikimle süregelmiş olan Türkmen edebiyatı ağırlıklı olarak şiir türünde gelişim göstermiş ve değerli edipler yetiştirmiştir. Bu doğrultuda Modern Türkmen şiirinde kadın temalı eserleri tasnifleyerek bu çalışmamızı oluşturduk. Hazırlamış olduğumuz "1917-1941 Yılları Arasında Modern Türkmen Şiirinde Kadın Teması" başlıklı tezimiz Giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Türkmen adı ve Türkmen Tarihi (XIX-XX yy.) hakkında genel bilgiler verilmiştir. Çalışmamızın Birinci bölümünde; Türkmen edebiyatı tarihi oluşumu (XVIII-XIX-XX. yy.) ve dönem şahsiyetleri ile Modern Türkmen şiiri (1920-1940) ve dönem şahsiyetleri hakkında genel bilgiler verilerek kronolojik bir sırayla ve dönemsel olarak incelenmiştir. İkinci bölümde; Türkmen kadını hakkında kısa bir bilgilendirmeden sonra kadın temalı şiir örnekleri verilmiştir. Bu şiir örnekleri incelenirken özellikle İsmail Çetişli'nin Metin Tahlillerine Giriş-1, Mehmet Kaplan'ın Şiir Tahlilleri-1 ve Şiir Tahlilleri-2 kitaplarından faydalanılmış, dönemin sosyal ve siyasi açısından ele alınarak tasnif edilmiştir. Ek'de çalışmamızda kullandığımız şiirlere yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise yaptığımız araştırma ve inceleme sonucunda varılan netice üzerinde durularak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkmen Edebiyatı, Modern Türkmen Şiiri, Kadın, Bolşevik İhtilali.
Resim sanatında kadın figürü betimlemeleri
Bu araştırmada resim sanatında kadın figürü betimlemeleri ele alınmıştır. Araştırmanın konusu, bilinen insanlık tarihi içinde, insan eliyle yapılmış olması ve biricikliği bakımından sanat eseri olarak da görülen, bulunmuş ilk arkeolojik kadın formlarından, günümüz sanatına yansımış kadın figürlerine kadar geniş bir yelpazade değerlendirilmiştir. Seçilmiş örneklerde kadın figürünün, sanat eserlerine yansıtılmasının ardındaki toplumun sosyolojik, ekonomik ve politik durumları okunmaya çalışılmıştır. Bu araştırma için çeşitli bilimsel kitaplar, dergi ve internette yayınlanmış makaleler, yayınlanmış tezler, videolar ve müze web sayfaları taranmıştır. Araştırma beş bölüme ayrılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde, ilk insan inanışlarının sanatsal ürünü Venüs heykelciklerinden başlayarak Rönesansa kadar olan süreçte, sanatın daha çok dini inanışların somut olarak kendisini ifade etme durumunda ortaya çıkmış kadın figürleri üzerinde durulmuştur. Çıplaklık ile Nü arasındaki fark ikinci bölümde ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde 15. yüzyıldan itibaren, Reform hareketleri ve Karşı Reform hareketlerinin resim sanatını nasıl etkilediği tartışılmıştır. Ayrıca Protestan inancının geliştiği yerlerde yaşanan toplumsal değişim, kadın figürü üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde aydınlanma felsefesi ile sanayi devriminin oluşturduğu yeni toplumsal yapı ve yönetim biçimlerinin değişimi ele alınmıştır. Beşinci bölümde ise endüstri ve sanayi devriminin insanı yaşamak zorunda bıraktığı modern hayatın sanata yansıması ile postmodern sanatı oluşturan etkenler, kadın betimlemeleri referans alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın Figürü, Resim Sanatı, Anaerkil, Ortaçağ, Modernizim.
Türkiye'de Cumhuriyet öncesi-sonrası kadın'ın konumu ve baskıresim alanındaki varlıkları hakkında bir analiz
19. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa‟da ve Cumhuriyet Öncesi Türkiye‟sinde ataerkil bir yapı egemendi. Bu yapıya göre erkek, üst bir değer taşırken kadın, özel alana ait olarak görülüp hukuki ve sosyal hiçbir hakka sahip olmadan neslin devam etmesi için yaşayan bir varlık olarak konumlanmıştır. Osmanlı Devleti‟nde ise II. Meşrutiyet‟le beraber kadın haklarında birtakım düzenlemelere gidilmişse de kadının özgürleşmesi Cumhuriyet Rejimi ile mümkün olmuştur. İncelenen toplumlarda kadınlar, bilim, edebiyat ve diğer dallarda olduğu gibi sanat alanından da uzunca bir süre uzak tutulmuşlardır. Cumhuriyet Öncesi Türkiye‟sinde kadınlar için sanat eğitimi, Mihri Müşfik Hanım‟ın çabaları sonucunda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi açılana kadar çoğunluğu azınlık ve Levanten olan ailelerin kızlarına aldırdıkları özel derslerle sınırlı kalmıştır. Tuval sanatı, asıl olarak Cumhuriyet Dönemi‟yle gelişmeye başlamış, baskıresim ise askeriyeye hizmet etmek amacıyla kullanılan bir teknik olarak kalmıştır. Serbest sanat çalışmaları ise ilk defa Cumhuriyet Dönemi‟nde uygulanmaya başlamıştır. Ancak resim sanatı gibi hızlı bir gelişme sağlayamamıştır. Çünkü baskıresim sanatının uygulanabilmesi dönemin olanaklarına göre zordu. Ancak bazı sanatçıların özel çabaları sayesinde uygulanmaya başlandı ve olanakların artmasıyla da hem baskıresim sanatı önem kazandı hem de Türk kadın baskıresim sanatçıları sayıca artarak Türk baskıresim sanatında azımsanamayacak bir yere sahip oldular. Ancak literatürlerde Türk kadın baskıresim sanatçılarının birçoğunun adı bile geçmemektedir. Algılanan bu durum ise araştırmanın amacını oluşturmaktadır.
Avrupa Birliği eşiğindeki Türkiye'de girişimci kadın profili: Eskişehir örneği
İçinde bulunduğumuz bilgi çağının sihirli kelimesi "Girişimcilik", iyi anlaşıldığı ve içselleştirildiği kalkınmış ülkelerin kalkınmalarındaki en temel argümanlardan biridir. Özellikle kadın nüfusunun önemli bir oranının ev kadını diye tabir edilen ücretsiz ev işçisi konumunda olduğu Türkiye, iş hayatına katılmaya namzet önemli bir kadın nüfusu barındırmaktadır. Bu uyuyan devi uyandırmayarak ülkenin kayıp değerlerine yenilerini eklemek yahut uyandırarak işsiz ordusunu büyütmek olumsuzluk bakımından neredeyse eş anlamlıdır. Yıllardır Avrupa Birliği eşiğinde bekleyen Türkiye' nin günümüz bilgi çağında, Avrupa birliğindeki müreffeh yaşam standartlarını yakalayabilmesi ve tam anlamıyla bir sosyal devlet olabilmesi, diğer alternatif yol olan kadın girişimciliği önemseyip desteklemek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin 2023 vizyonuna katkı sağlamasıyla mümkün olacaktır. Bu çalışma ile Eskişehir ilindeki KOSGEB desteği alarak girişimciliğe adım atmış kadınlara uygulanan bir anket çalışmasının sonuçlarını irdeleyerek; kadınların girişimcilikle ilgili görüş, duruş ve vizyonlarının analiz edilmesi amaçlamıştır. Ayrıca, girişimcilik iklimi açısından Türkiye' deki en verimli illerden biri olan Eskişehir'deki bu çalışma ile Türkiye' nin Avrupa Birliği ile kıyaslanma amacı güdülmüştür. Yapılan bu çalışma, Eskişehir ilindeki kadın girişimcilerin durumu ile ilgili veri ve analizler sunmakta olup Türkiye genelini yansıtmamaktadır.
Mozart'ın Cosi Fan Tutte operasındaki kadın karakterlerin ses ve rol bakımından analizi
Bu çalışmanın ana amacı Mozart'ın Cosi Fan Tutte Operasındaki kadın karakterlerin ses ve rol bakımından analiz edilmesidir.Yapılan çalışmanın ilk bölümünde, besteci Mozart'ın hayatından kesitler sunulmuş, yaşadığı dönem olan Klasik Dönem müzik anlayışından bahsedilmiş, bu dönemi hazırlayan akımlara yönelik bilgiler aktarılmıştır. İkinci bölümde ise Cosi Fan Tutte Operasının konusu, türü ele alınmış, libretto yazarı Lorenzo Da Ponte'nin hayatından bölümler aktarılmış, operanın karakterleri açısından ayrılı bilgiye yer verilmiştir. Son bölümde ise operadaki kadın karakterlerin aryalarının her biri incelenmiş, müziğin notayla örtüşmesi analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mozart, Cosi Fan Tutte, Opera Buffa, Lorenzo Da Ponte, Fiordiligi, Dorabella, Despina, Aria
Facebook'taki marka sayfalarının kadınlar tarafından takip edilmesine yönelik kullanım ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde bir inceleme
Bu çalışmada, kitle iletişim araçlarını karşısında izleyici olarak konumlanan bireyin kendi ihtiyaç ve arzularını gidermek adına, bilinçli olarak medya tercihi yapışı ele alınmıştır. Tüketim toplumu tartışmaları bağlamında, bireyin izleyiciden tüketiciye dönüşme süreci ve reklamların bu amaca aracılığı tarihsel bir arka plan dahilinde tartışılmıştır. Yeni iletişim teknolojilerinin beraberinde gündelik yaşamın bir parçası haline gelen sanal ortamlar ve bu ortamların tüketici için konumlandırılışı, reklamcılık uygulamaları odağında irdelenmiştir. Kartopu örneklem yöntemi ile ulaşılan kadın internet kullanıcıların, çalışmanın amaç sorularından yola çıkılarak hazırlanan ankete verdikleri cevaplar Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı bağlamında değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Sosyal ağlar, reklamcılık, kadın tüketiciler, Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı
Türkiye'deki ulusal gazetelerin haber fotoğrafı seçiminde tercih öznesi olarak kadın fotoğraflarının feminist ideoloji çerçevesinde göstergebilimsel çözümlemesi
Kadının gazetelerde temsil ve sunuş biçiminin, gazetelerin kapak sayfalarında (1. sayfa) yer alan fotoğraflar üzerinden incelendiği bu çalışmada; gazetede yayınlanan fotoğraflar kadın ideolojisi çerçevesinde ele alınmıştır. Bu tez kapsamında kadın ideolojisinin tarihi, görüşlerin dayandığı temeller ve kadın hareketinin günümüzdeki konumu açıklanmaya çalışılmıştır. Göstergelerin yapıları oluşturduğu yapısalcı düşünce, fotoğrafların anlamlı metinlere dönüştürüldüğü göstergebilim tarihi gelişim süreci içinde değerlendirilmiş, göstergebilimin uygulama yöntemleri değerlendirilmiştir. Tez kapsamında gazetelerin kadına ne oranda yer verdiği, kadın fotoğraflarının hangi haberlerde daha sık yayınlandığı, kadınların fotoğraflardaki temsil biçimleri ile fotoğraf seçimlerinde kadın fotoğrafına yönelik bir tercihin olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada içerik analizi yönetimi ile göstergebilimsel çözümleme birlikte kullanılmıştır. Tiraj raporları uyarınca Türkiye'nin en çok satan 5 gazetesi (Hürriyet, Sabah, Posta, Habertürk ve Sözcü) taranmıştır. İçerik analizi ile elde edilen verilerde, kadının temsil biçimlerine ilişkin haber odaklı araştırmalarla benzerlik gösteren bulgulara ulaşılmıştır. Gazetelerdeki fotoğrafların, yarısına yakınında (%48,44) sadece erkeklerin bulunduğu, kadınların ise; ancak 5 fotoğrafın 1'inde (%18,35) yer alabildiği belirlenmiştir. Tezin niteliksel çözümlemesinde toplumun tamamını ya da hem kadınları hem de erkekleri ilgilendiren konularda içinde sadece kadın olanların kullanıldığıfotoğrafların göstergebilimsel çözümlemesi yapılmıştır. Alanyazındaki bilgiler ışığında ataerkil sistem ve onun geliştirdiği toplumsal cinsiyet rollerinin; kadının, toplum içindeki erkekle eşit bir varlık olarak değil de ikincil, yetersiz ve değersiz olarak görülmesine, annelik ve ev kadınlığı ile sınırlandırılmasına yol açtığı vurgulanmaktadır. Bu tezde de kadının, eşitsiz varlığının yanı sıra kadının basındaki temsilinin biçimsel açıdan sorunlu olduğu ortaya çıkmıştır. Yayınlanan az sayıdaki (%18,35) kadın fotoğraflarının, yüzde 25'i kadını cinsel nesne ya da haz nesnesi olarak gösteren fotoğraflardır. Kadının, erkekle; eşit bir varlık olarak temsil edildiği fotoğrafların oranı ancak yüzde 12,67'de kalırken, konuları itibariyle kadınların yer aldığı fotoğraflar genellikle; magazin haberleri ile asayiş ve 3. Sayfa ya da terör ve mülteci olaylarında yoğunlaşmaktadır. Sonuç olarak; içinde kadınlar yer aldığı fotoğrafların göstergebilimsel çözümlemesinin genel olarak belirli temsil biçimlerine ilişkin anlam ve yananlamlar içerdiği, siyaseti konu alan ya da bilim insanını vurgulayan hiçbir fotoğrafta kadınların olduğu fotoğrafların tercih edilmediği ortaya çıkmıştır. Göstergebilimsel çözümleme sonucunda kadınların tercih edildiği fotoğraflarda, kadının genel olarak; cinsel bir nesne veya haz aracı, eğlenceye düşkün, duygularını kontrol edemeyen ve mantıktan uzak, acının öznesi, çoğu zaman mağdur ya da mağdur yakını, anne veya fedakar kadın gibi toplumsal rolleri pekiştiren anlam ve yan anlamlar taşıdığı belirlenmiştir.
Kadınlarda pozitif psikolojik sermaye – kariyer algısı ilişkisi: Eskişehir ilindeki siyasi partiler örneği
Pozitif psikolojik sermaye bireylerin kim olduğu ve bireysel gelişimin ardından kim olabileceğini konu edinen bir kavramdır. İyimserlik, umut, dayanıklılık, öz-yeterlilik alt boyutlarını kapsayan pozitif psikolojik sermaye, örgütlerin ve bireylerin gelişimine büyük katkılar sağlayacak potansiyele sahiptir. Bu araştırmanın amacı siyasi platformda yer alan kadınların pozitif psikolojik sermayelerinin bileşenleri ile kariyer algıları arasında bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir. Buna ek olarak demografik değişkenlerin bu değişkenlerle olan ilişkisinin de değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Pozitif psikolojik sermaye ile siyasi parti üyesi kadınların kariyer gelişimlerini nasıl algıladıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla Eskişehir ilinde siyasi parti üyesi olan 135 kadın ile anket çalışması yapılmıştır. Psikolojik Sermaye Ölçeği ve kariyer algısını ölçmeye yönelik sorular kullanılarak yapılan araştırmanın verileri, istatiksel analizler yoluyla demografik değişkenler, pozitif psikolojik sermaye alt boyutları ve kariyer algısı arasındaki ilişkiler açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmaların sonuçlarına göre pozitif psikolojik sermayenin tüm alt boyutlarının; kadınların üyesi oldukları siyasi parti içindeki kariyer algıları ile pozitif yönlü ve orta şiddetli ilişkisi olduğu görülmüştür. Bununla birlikte söz konusu alt boyutların; kadınların genel olarak siyasi platformdaki kariyer algılarını etkilemediği gözlenmiştir.
Afganistan'da kadınlara yönelik şiddet üzerine sosyolojik bir inceleme
Afganistan farklı etnik gruplardan oluşmuş ve tarihsel olarak farklı siyasal, toplumsal ve ekonomik süreçlerden geçmiş bir ülkedir. Bu değişim süreci içinde kadınların durumu ve onlara yönelik şiddetin düzeyi, türü ve oranı da farklılaşmıştır. Bu çalışmanın temel amacı Afganistan'da kadınlara yönelik şiddeti sosyolojik olarak incelemektir. Bu inceleme şu sorular etrafında yapılmıştır: Tarihsel süreç içinde Afganistan'da kadınların toplumsal konumu nasıl değişmiştir? Bu değişime bağlı olarak Afganistan'ın farklı siyasal dönemleri içinde kadın yönelik şiddetin yönü ve boyutu nedir? Son dönemde Afganistanlı kadınlar toplumda ve aile içinde ne tür şiddete maruz kalmaktadır? Kadınların şiddete maruz kalma nedenleri nelerdir? Kadına yönelik şiddetle mücadelede gelinen durum nedir? Bu sorular feminist kuram çerçevesinde irdelenmiş ve ataerkillik kavramı temelinde analiz edilmiştir. Bu analiz birincil ve ikincil kitaplara, makalelere, dergilere, resmi raporlara, internet haber kaynaklarına ve araştrımacının tanıklık ettiği olaylara dayanmaktadır. Anahtar kelimeler: Ataerkillik, Şiddet, Kadın, Afganistan,
Kadın çalışanların kariyer engelleri: Eskişehir'de bir araştırma
Günümüz bilgi çağı örgütlerinde, insan gücü ile makine gücüne dayalı üretim yerini bilgiye dayalı güce bırakmıştır. Nitelikli entelektüel sermaye birikiminin sağlayacağı rekabet avantajı ile istihdamda cinsiyete dayalı ayrımcılığın giderek etkisini yitirmesi kadınların istihdam oranlarını arttırırken kadın yönetici oranlarında aynı olumlu etkiyi yaratmamıştır. Kadınların yönetici pozisyonlarına yükselememelerinin sebepleri çeşitli örgütsel, toplumsal ve bireysel kariyer engelleri ile açıklansa da konuya ilişkin etkili bir çözüm önerisi getirilmediği için aşılamayan kariyer engelleri ile düşük kadın yönetici oranları güncelliğini koruyan bir problem alanı olmaya devam etmektedir. Araştırma, kamu sektöründe çalışan kadınların üst düzey yönetim pozisyonlarına yükselirken karşılaştıkları kariyer engellerinin varlığını tespit etmek ve boyutlarıyla açıklamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kadın çalışanlar; tarihsel süreç, kuramlar ve kariyer engelleri alt başlıklarıyla açıklanmıştır. Türkiye'de ve Dünya'da kadın yöneticilerin durumu değerlendirilmiş ve kamu sektörü incelenmiştir. Araştırma kapsamında; Eskişehir ilinde kamu sektöründe faaliyet gösteren bir eğitim kurumunda görev yapmakta olan toplamda 200 erkek ve kadın yönetici ile çalışan üzerinde yapılan anket çalışmasında elde edilen verilerin istatistiksel analiz sonuçları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, kadın katılımcıların toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin algılarını içselleştirdikleri ve geleneksel bir tutum sergiledikleri bu konuda erkeklerin daha eşitlikçi bir tutum sergiledikleri tespit edilmiştir. Ayrıca ölçek boyutlarının tümüyle cinsiyet değişkeni arasında anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Kadın çalışanların, kadın yöneticilere yönelik tutum düzeylerinin olumsuz yönde olduğu tespit edilmiştir. Kadın yöneticilerin üst yönetim kademelerinde erkeksi davranışları benimsedikleri görülmüştür. Kadınların aile içi sorumluluklarından ötürü üst düzey yönetim kademelerine mesafeli durdukları ancak eğitim düzeyleri ve statüleri yükseldikçe kariyer gelişimlerine yönelik olumlu tutumlarının arttığı görülmüştür. Özellikle eğitim düzeyi düşük, bekar erkek çalışanların kadınların kariyer gelişimlerine karşı oluşturdukları olumsuz stereotipler tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kadın İstihdamı, Kadın Yöneticiler, Kariyer Engelleri, Toplumsal Cinsiyet, Çalışma Yaşamında Cinsiyet Eşitsizliği
Appearance management behaviors as the consequences of the beauty standards enforced by advertising a study of Turkish and Lebanese female university students
Several studies have examined the effects of the "beauty myth" that the media- in general and advertising in specific- has established and enforced in the international audiences' minds. Although here in my thesis study I do not disregard those effects, I focus more on the consequences of those effects, which are called AMBs (appearance management behaviors). Young women undergo a lot of AMBs to reach the proclaimed beauty myth. Some of these behaviors are considered daily acts such as using make-up products every morning to school or to work, or occasional such as dressing up for a date or a wedding party, and/or attending the gym on certain days of the week. On the other hand, other behaviors can lead to drastic changes on one's appearance such as eating disorders and cosmetic surgeries. Via this thesis research, an attempt is directed to study the AMBs in two countries; Turkey and Lebanon. Specifically, the study will be examining four of the AMBs; the use of makeup products, exercise as a way of losing weight, adapting to disordered eating behaviors and the forth aspect is undergoing cosmetic surgeries. Participants are female university students' with the age range of 18-28 years. I try through a survey questionnaire to study the extent of young females (in Turkey and Lebanon) realization of the beauty concept, and whether it is influenced by the beauty standards that advertising has been enforcing. In other words, the researcher will be studying the beauty definition(s) of the Turkish young females and in the Lebanese young females and whether the definition they have in mind is limited to the one presented by advertising. Female body image and social comparison theory and other interrelated aspects are also to be investigated in this thesis work. That is to add more clarification and avoid ambiguity to the study. Keywords: AMB, Advertising enforcement, Body-image, Social comparison, Makeup, exercise, Eating disorders, Cosmetic surgeries.
Mikro finansman ve mikro kredinin kadın yoksulluğunu azaltmadaki rolü ve Afganistan uygulaması
Çoğu kişiye göre, mikrofinans, çok yoksul ailelerin üretici faaliyetlere girişmelerine veya çok küçük işletmelerini büyütmelerine yardımcı olmak amacıyla onlara çok küçük meblağlarda kredi (mikrokredi) açılması ve verilmesi anlamına gelir. Bu çalışmada Afganistan'da mikro finansman sistemi ve mikro kredi alan kadınlar üzerinde nitel uygulamaya yer verilmektedir. Kadınların mikro kredi aldıktan sonra yaşadıkları ekonomik, sosyal, psikolojik değişimleri anlamaya yönelik olan uygulamada görüşme tekniği kullanılmaktadır. Nitel araştırma, Afganistan'da faaliyet gören MISFA'dan kredi kullanan kadınlar ile yapılmıştır. Araştırmada görülmüştür ki mikro kredi kullanan kadınlar kredi kullanmaya başladıktan sonra sosyal ve ekonomik olarak hayatlarında olumlu bir yönde değişiklik algılamaktadır. 10 kadın da mikro kredi kullanımının özgüven, değer artışı, psikolojik yoksulluktan kurtulmak, eşlerinden bağımsız hareket edebilmesi, temel ihtiyaçlar dışındaki istek ve ihtiyaçların karşılanması, psikolojik olarak kendisini iyi hissetmek, aile bütçesine katkıda bulunabilmeleri, ekonomik olarak eşlerinden bağımsız hareket edebilmeleri ve kimseye muhtaç olmadan yaşam sürebilmeleri gibi sebeplerden dolayı aldığını belirtmiştir. Anahtar Kelimeler: Yoksulluğun Azaltılması, Mikro Finansman, Mikrofinans Prensipleri, Mikro Kredi
Kadınlarda alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlığı değerlendirmede ölçüm aracı geliştirme ve kadınların alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlık düzeyinin belirlenmesi
Amaç: Bu araştırmanın birinci amacı, kadınlarda alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlığın belirlenmesine yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmesi, ikinci amacı kadınların alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlık düzeyinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, bir eğitim ve araştırma hastanesinde 11.01.2023-01.09.2023 tarihleri arasında 1247 kadın katılımcı ile metodolojik ve kesitsel olarak yürütülmüştür. Ölçeğin geliştirilme aşamasında kapsam geçerliği, AFA, DFA, madde ayırt edicilik ve güvenirlik analizleri kullanılarak psikometrik testleri yapılmıştır. Geliştirilen ölçekle kadınların davranışsal yatkınlık düzeyi yüz yüze görüşme tekniğiyle veri toplanarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, analizler ve parametrik testler NVIVO, SPSS 23.0 ve AMOS 24.0 programları kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Ölçeğin AFA sonucuna göre, ölçekte toplam varyansın %65,16'sını açıklayan ve faktör yükleri 0,609-0,894 arasında değişen beş alt boyutlu bir yapı elde edilmiştir. Araştırmanın DFA sonucunda modelin verilerinin kabul edilebilir uyum iyiliği değerleri içerisinde olduğu saptanmıştır. Ölçeğin güvenirliğine ilişkin; Cronbach Alpha katsayısı toplam ölçek için 0,983, alt boyutları için sırasıyla 0,943-0,946-0,939-0,919-0,875 bulunmuştur. Kadınların alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlık düzeyi puan ortalaması 3,74 ± 0,77'dir. Kadınların alt alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlık düzeyini yaş, öğrenim düzeyi, ekonomik durum, çalışma durumu ve üriner sistem/genital hastalık geçirmiş olma faktörleri etkilemektedir (her biri için; p<0,05). Sonuç: Çalışmada geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olan beş alt boyut ve 35 maddeden oluşan Kadınlarda Alt Üriner Sistem Enfeksiyonuna Davranışsal Yatkınlığı Değerlendirme Ölçeği geliştirilmiştir. Kadınların alt üriner sistem enfeksiyonuna davranışsal yatkınlığı düşük düzeydedir.
İnfertilite nedenine göre kadınlarda kafein tüketimi ve tercihnedenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Başlık: İnfertilite nedenine göre kadınlarda kafein tüketimi ve tercih nedenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi Amaç: Kadınlarda üreme sağlığı açısından risk faktörü olarak bilinen kafein tüketiminin sıklığı ve tercih nedenlerini belirlemek ile nedeni açıklanan ve nedeni açıklanamayan infertilite açısından ilişkisini saptamak amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma Medical Park Trabzon Karadeniz Hastanesi Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite Ünitesinde 1 Temmuz 2022 ile 30 Haziran 2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmacı, infertilite tanısı almış kadınlardan sözlü ve yazılı izin alarak yüz yüze görüşme tekniği kullanmıştır. Veriler, sosyo-demografik özellikleri belirleme formu ve kafein kullanımına özgü veri toplama formu ile toplanmış, IBM SPSS V23 ile analiz edilmiştir. Normal dağılıma uygunluk Shapiro-Wilk ve Kolmogorov-Smirnov testleri ile incelenmiştir. Gruplara göre kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında Ki-kare testi, Yates düzeltmesi ve Fisher-Freeman-Halton testi kullanılmıştır. İkili gruplara göre normal dağılmayan verilerin karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi ve üç ve üzeri gruplara göre normal dağılmayan verilerin karşılaştırılmasında Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Normal dağılmayan veriler arasındaki ilişki Spearman's rho korelasyon katsayısı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Kadınların kafein tüketim nedenlerine ilişkin bulguların dağılımları arasında anlamlı bir farklılık elde edilmiştir (p=0,001). Nedeni açıklanan infertil kadın grubunda "lezzet amacıyla" nedeni açıklanamayan infertil kadın grubunda ise "daha iyi hissetmek amacıyla" tüketildiği saptanmıştır. Her iki gruptaki kadınların günlük kafein kullanımları değerlendirildiğinde iki grup arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p=0,567). Sonuç: Kadınlarda üreme sağlığı açısından riskli davranışlarının anlaşılması ve bu davranışları etkileyen faktörlerin belirlenmesi, önleyici stratejilerin geliştirilmesi önem arz etmektedir. Anahtar kelimeler: İnfertilite, Kadın, Kafein, Risk faktörleri, Yaşam biçimi
Malatya merkez sağlık ocaklarında çalışan hekim, hemşire ve ebelerin şiddet deneyimleri ve kadına yönelik şiddetle ilgili tutum ve davranış düzeyleri
Kadına yönelik şiddet dünyada ve Türkiye'de gün geçtikçe artan bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırma sağlık ocaklarında çalışan personelin şiddete maruz kalma durumlarını ve sağlık personelinin kadına yönelik şiddet konusunda bilgi ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmış kesitsel bir çalışmadır.Çalışmanın evrenini; Malatya il merkezinde bulunan 28 merkez sağlık ocağında çalışan hekim, hemşire ve ebeler oluşturmuştur. Araştırma evrenindeki 541 kişiden 512`si araştırmaya katılmıştır. Verilerin toplanmasında; Tanıtıcı bilgi formu, ?Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek Formu? ve hemşire, ebe ve hekimlerin kadına yönelik şiddetle ilgili olarak tutum ve davranış düzeylerini belirlemek için Tutum formu kullanılmıştır.Katılımcıların; yaş ortalaması 33,6±6,4`tür. Çalışmaya katılanların; %81,8'i kadın, %18.2'si erkektir, Araştırmaya katılan kadınların %51,1'i, erkeklerin %54,8'i yaşamı boyunca en az bir kere şiddete maruz kalmıştır. Erkeklerin babaları tarafından daha fazla şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir. (P<0.05) Araştırma kapsamındaki hemşirelerin %58,7'si, ebelerin %53,1'i ve hekimlerin %49,5'i iş yaşamı boyunca hasta, yasta yakını ve kendi çalışma arkadaşı tarafından en az bir kere şiddet görmüştür. Çalışanların %77,1'i mezuniyet öncesinde kadına yönelik şiddet eğitimi almamıştır. Mezuniyet sonrasında ise personelin %31,6'sinin kadına yönelik şiddet eğitimi almadığı belirlenmiştir. Ebelerin %79,5`i, hemşirelerin %57,5`i ve hekimlerin %69,9'u mezuniyet sonrası kadına yönelik şiddet eğitimi almıştır. Hekimlerin %74,3`ü, hemşirelerin %73,2`si ve ebelerin %67,5`i kadına yönelik şiddet olayı ile karşılaşmış, %81,8'i bildirim yapacağını ifade etmiştir. Sağlık çalışanlarının kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımlarına ilişkin toplam ölçek puanı 18,6±3,7 olarak bulunmuştur. Katılımcıların ortalama14,7±3,2 tutum puanı aldığı saptanmıştır.Sonuç olarak; sağlık çalışanlarının kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımlamada yetersiz kaldıkları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Şiddet, kadın, tutum, hemşire, ebe
Aerobik egzersizin sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı, total oksidan ve antioksidan kapasite üzerine etkisinin incelenmesi
ÖZETAEROBİK EGZERSİZİN SEDANTER BAYANLARDA VÜCUT KOMPOZİSYONU, BAZAL METABOLİZMA HIZI, TOTAL OKSİDAN VE ANTİOKSİDAN KAPASİTE ÜZERİNE ETKİSİNİN İNCELENMESİBu çalışma 8 haftalık aerobik egzersizin sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı, toplam oksidan ve antioksidan kapasite üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı.Araştırmaya katılan 40 gönüllü, yaş ortalaması 40.30±4.47 olan kontrol grubu (KG) (n=20) ve yaş ortalaması 41.05±3.26 olan egzersiz grubu (EG) (n=20) olmak üzere random yöntemiyle iki gruba ayrıldı. Kontrol grubuna egzersiz yaptırılmazken, egzersiz grubuna 8 hafta süresince, haftada 3 gün, günde 1 saat aerobik-koş-yürü egzersizleri yaptırıldı. Tüm deneklerin çalışma öncesi ve sonrası vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı (BMH), toplam oksidan kapasite (TOK) ve toplam antioksidan kapasite (TAK) ölçümleri alındı. EG ve KG arasında yaş, boy ve kilo bakımından fark olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Mann ? Whitney U testi kullanıldı. Verilerin normal dağılıma uygun olup olmadığı Kolmogorov Smirnov testi ile incelendi. Ön test?son test değişiminin EG ve KG'ye göre karşılaştırılması için tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanıldı. Tüm istatistik analizler SPSS paket programında yapıldı ve anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alındı.Bulgulara göre kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), vücut yağ yüzdesi (VYY), yağsız vücut kitlesi (YVK), çevre ölçümleri, bel kalça oranı (BKO), segmental vücut kompozisyonu, deri kıvrımı kalınlığı, BMH, TAK ve TOK ölçümlerinin tümünde son test ölçümlerine göre EG lehine anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). VKİ değerinin EG' nda 29.62±3.78 kg/m2'den, 28.47±3.74 kg/m2'ye düştüğü tespit edildi ve ön test sonuçlarına göre EG' nda % 3.11 oranında azalma, KG' nda ise % 0.38 oranında artış olduğu saptandı. YVK değeri EG' nda 50.62±5.41 kg'dan 51.55±5.95 kg'a, BMH değeri 1308±201.8 kcal' den 1409±218.3 kcal' e yükseldi. TAK değeri EG' nda 2.10±0.01 ?mol' den, 2.35±0.06 ?mol' e çıkarken, KG' nda anlamlı bir değişim oluşmadı. TOK değerinde ise KG' nda 5.95±1.41 mmol' den 5.64±1.67 mmol' e düşerken, EG' nda 6.33±1.23 mmol' den 3.48±1.94 mmol' e düşerek anlamlı bir değişim tespit edildi (p<0.05).Sonuç olarak 8 haftalık, koş-yürü tarzı aerobik egzersizlerin, sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu parametrelerini olumlu yönde değiştirdiği, bazal metabolizmayı hızlandırdığı, toplam oksidan ve antioksidan kapasite değerlerini de anlamlı yönde değiştirdiği söylenebilir.Anahtar kelimeler: Sedanter Bayan, Aerobik Egzersiz, Vücut Kompozisyonu, Bazal Metabolizma Hızı, Toplam Oksidan Kapasite, Toplam Antioksidan Kapasite.
Türk kadınlarında farklı iskelet bölgelerinde kemik mineral dansitometresi
Osteoporoz kemik yoğunluğunu azalması ve kemik yapısının bozulması ile karekterize ilerleyici metabolik kemik hastalığıdır.Çift enerji X-ışını absorpsiyometre (DXA) kemik mineral yoğunluğu ölçümünde yaygın kullanılan güvenilir ölçüm tekniğidir.Çalışmamızın amacı: (i) lumbal vertebra, proksimal femur ve önkol arasında istatistiksel anlamlı T skoru farkı varsa saptamak, (ii) yeni iskelet bölgelerinde KMY normal aralığını belirlemektir. Çalışma 25-69 yaşları arasındaki 55 kadında yapıldı. Lumbal vertebra, sağ proksimal femur, non-dominant önkol, sol proksimal humerus, sol proksimal tibia ve sol distal femurun DXA kullanılarak KMY ölçüldü.Bütün gruplarda proksimal femurun bütün alt-bölgelerin T skoru total lumbal vertebra (L1-L4) T skorundan anlamlı farklı bulundu (p<0.0001). Fakat femur alt-bölgelerin kemik mineral yoğunluğu değerleri ile total lumbal vertebra (LT) değeri arasında korelasyon vardı (r= 0.436- 0.591). Normal populasyonda total lumbal vertebra (L1-L4) ortalama KMY değerine götüren lineer regresyon formülüyle yaş ile uyumlu herbir bölgenin ortalama KMY değeri ve yeni simüle edilmiş T skoru hesaplandı. Daha sonra, bütün alt-bölgelerde KMY'nin yeni ortalama ve standart sapma değerleri ile uyumlu, sol proksimal humerus, proksimal tibia ve distal femurda herbir alt-bölgenin yeni simüle edilmiş T skoru hesaplandı. Proksimal tibia alt-bölgelerinin yeni simüle edilmiş T skorları ile total lumbal vertebra T skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (p>0.05). Proksimal tibianın osteoporozda KMY ölçümü için ideal yeni bir değerlendirme alanı olduğunu düşünmekteyiz.Anahtar kelimeler: Kemik mineral yoğunluğu, Türk, kadın, T skoru, regresyon, korelasyon.
Aile işletmelerinde pay sahibi kadınların konumunun incelenmesi: Çorum örneği
Ülke ekonomileri içerisinde aile şirketlerinin payı dünyada olduğu gibi ülkemizde de artış eğilimindedir. Türkiye şirketlerinin neredeyse %90'ını oluşturan aile şirketlerinin, toplam üretim, istihdam ve ortaya konan toplam kazancın büyük bir bölümüne tekabül ettiği görülmektedir. Sahip olduğu yapısal özellikler itibariyle diğer şirketlerden farklı olan aile şirketlerinde yönetici tercihleri çoğunlukla erkek çocuklardan yana kullanılmaktadır. Türkiye'de iş hayatına giren kadınların sayısı gittikçe artmaktadır. Ancak yönetimde bulunan kadınların oranı incelendiğinde aynı artışın gerçekleşmediği görülmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de kadınlar yönetimde yetersiz temsil edilmektedir. Bu çalışmada, Çorum ilinde Aile şirketleri yönetiminde kadın hissedarların etkinliği araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'deki aile şirketlerinin ikinci ve üçüncü nesillere aktarılabilme oranının çok az olduğu, görüşme yapılan kadınların çoğunluğunun yönetimde olduğu, kadın olmalarından dolayı genel olarak bir sorun veya sıkıntı yaşamadıkları, çalışan kadın olmanın çok büyük bir ayrıcalık olduğunu maddi ve manevi yönden birçok katkısının olduğu, yönetimin bütün kademelerinde karar alma, planlama, organizasyon gibi birçok aşamada görev ve sorumluluk alabildikleri, aile büyüklerinin söz sahibi olması ve kararların bu doğrultuda alınmasından dolayı bazı sıkıntıların yaşandığı tespit edilmiştir.