Villages
67 theses under this subject heading
XIX. yy. ortalarında Hüdavendigar Eyaleti Domaniç Kazasına bağlı Burhanlar, Fıranlar, Göçebe, Güney, Karamanlar, Kozcağız, Kozluca, Omerler ve Yörgüç köylerinin sosyo-ekonomik yapısı (Temettuat Defterlerine göre)
Osmanlı Devleti'nin ıslahat ve yenilik hareketleri tarihi içerisinde Tanzimat dönüm noktası olmuştur. Ekonomik alandaki düzenlemeler ile maliyeyi merkezileştirme, vergilerin halkın kazancına göre aracısız olarak toplanması, vergi çeşitliliğinin azaltılması hedeflenmiştir. Mükelleflerin yeni vergilerini tespit için halkın kazançlarının, mal ve hayvanlarının sayımı yapılarak temettuat defterleri hazırlanmıştır. H. 1260/61 yıllarında hazırlanan bu defterler yerleşim yerlerinin demografik, sosyal ve ekonomik durumlarının tespit edilmesinde en değerli kaynak olmuştur. Bu çalışma Hüdavendigar Eyaleti Domaniç kazasına bağlı Burhanlar, Fıranlar, Göçebe, Güney, Karamanlar, Kozcağız, Kozluca, Ömerler ve Yörgüç köylerinin 1844-1845 tarihli temettuat defterlerinin incelenmesiyle ortaya çıkmıştır. Defterlerin transkripsiyonu yapılarak elde edilen veriler tablo ve grafikler eşliğinde değerlendirilmiştir. XIX. yüzyıl ortalarında Domaniç kazasına bağlı 9 köyün ekonomik yapısı tamamen tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır. Halkın yıllık gelirlerinin % 83'ünü tarım gelirleri oluşturmaktadır. Tarım faaliyetleri daha çok halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik geçimlik tarım şeklinde yapılmaktadır. Mevcut arazinin % 52.4'ü ekili olup % 95 oranında tahıl ekimi yapılmaktadır. Tarımın yanında kereste ve kürek ticareti ile hizmetkârlık, çobanlık ve orakçılık gibi tarım işçiliğinden de gelir elde edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Domaniç, Tarım, Hayvancılık, Temettuat, Vergi, Meslek, Ekonomi,
Büyükşehir belediyelerinde yasal dönüşümün köy yönetimlerinin mahalleye dönüşmesi üzerindeki etkisi
Günümüzde küreselleşme ile birlikte idari paradigma değişmekte ve idarede yeni değerleri ortaya çıkarmaktadır. Bu paradigma değişimleri idari sistem içinde yerel idarelerin önemini giderek artırmaktadır. Sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan demografik yapıdaki değişmeler ve nüfus artışı gibi etmenler yerel idareler içinde önemli bir yer teşkil eden mevcut büyükşehirlerin daha da büyümesine sebep olmuştur. Büyükşehirlerde ortaya çıkan düzensiz ve plansız gelişmeleri önlemek ve şehir alanlarındaki yerel ihtiyaçlara cevap vermek adına Türkiye'de 1980'li yıllarda büyükşehir idare sistemi kurulmuştur. Büyükşehir belediye idare sisteminde günümüze değin önemli yasal ve yapısal değişiklikler yapılarak diğer yerel yönetimler açısından da yeni düzenlemeler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de büyükşehir idare sisteminin ortaya çıkışı ve önemi ile köylerin idari yapısı incelendikten sonra, 2012'de 6360 sayılı Kanunla büyükşehir idare sisteminde yapılan değişiklikler ve büyükşehir belediyesi kurulan illerde köylerin mahalleye dönüşmesinin olumlu ve olumsuz etkilerinin neler olabileceği açıklanmış, yapılması gereken yasal ve yapısal değişiklikler konusunda öneriler getirilmiştir. Türkiye'de büyükşehir belediyesi kurulan illerde köylerin mahalleye dönüşmesiyle ortaya çıkan yeni görünümü yansıtmak amacıyla örnek bir köyde köy idarecilerinin ve köy sakinlerinin, köylerinin mahalle olması hakkındaki değerlendirmelerine de yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda elde edilen veriler ışığında ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel İdareler, Büyükşehir İdare Sistemi, Büyükşehir Belediyeleri, Köyler, Mahalleler
Kütahya'nın Gireği nahiyesine bağlı Ballıbaba, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin ve Pınarbaşı köylerinin sosyo-ekonomik durumu (Temettuat Defterine göre)
İkinci Mahmud döneminde yapılan köklü reformlardan sonra Tanzimat'ın ilanı ile birlikte vergiler konusunda da düzenlemeler yapıldı. Tanzimat dönemine kadar gerek Gayrimüslimlerden gerek Müslümanlardan çeşitli isimler altında farklı vergiler tahsil ediliyordu. 1839 yılında Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nun ilan edilmesiyle beraber tebaanın hukuki, sosyal ve ekonomik açıdan eşitliği kabul edilmiş ve vergilerde düzenleme yapılarak tek bir vergi alınması ilkesi benimsenmiştir. Verginin tahsili için önce tebaanın gelirlerinin bilinmesi gerekliydi. Bu maksatla 1844-1845 yıllarında "temettü" sayımları (halkın mal ve hayvanlarının sayımı, gelir ve giderlerinin tespiti) yapıldı. Bu sayımlara dayanarak köy veya mahallelerde yaşayan insanların gelirleri ve verecekleri vergi miktarları da belirlendi. Bu çalışma Kütahya'nın Gireği Nahiyesine bağlı Ballıbaba, Kureyşler, Göynükören, Karadiğin ve Pınarbaşı köylerinin temettuat defterlerinin değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Defterlerin çevirisi yapılmış ve ortaya çıkan veriler tablo ve grafiklerle değerlendirilmiştir. 19. yüzyıl ortalarında Kütahya'nın Gireği Nahiyesine bağlı beş köyün genel olarak tarım ve hayvancılıkla uğraştığı görülmektedir. Zirai faaliyetler ve hayvancılık ticari faaliyetten öte halkın gündelik ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir.
Kütahya Emet yöresi ağzı (inceleme, metinler, sözlük)
Kütahya Emet Yöresi Ağzı adlı bu inceleme, Emet ilçesi ve köylerinde yaşayan insanların ağız özelliklerini, burada kullanılan dilin söyleyiş açısından yazı dilimizden farklı yönlerini ele alan bir çalışmadır.Bu çalışma, dört bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde araştırma yöresinin tarihî, coğrafî ve kültürel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir.İkincibölümde, Emet'e bağlı 37 köyün 16'sından toplanan metinlerin ses bilgisi açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir.Üçüncü bölümde, yine Emet ve Emet'e bağlı 37 köyün 16'sından toplanan metinlerin şekil bilgisi açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir.Dördüncü bölüm ise yöreden toplanan metinler ve özellikle bu yöre halkı tarafından kullanılan kelimelerin bir araya getirilmesiyle oluşan sözlük kısımlarından oluşmaktadır.Türk dili, kaybolmaya yüz tutmuş yöresel ağız yapısı ve birbirinden farklı ifade zenginliği ile diğer tüm dillerden ayrı bir yapıya sahiptir. Bu araştırmada da yöresel ağızlardan biri incelenerek Türk dilinin zengin yapısının gün yüzüne çıkartılması amaçlanmıştır.
Yerel yönetimlere seçilmiş organların organlık niteliklerini kaybetmeleri
Anayasanın 127. maddesinin 4. fıkrası organlık sıfatının kazanılmasıyla alakalı itirazların çözümü ve kaybetmelerine ilişkin denetimin yargı yoluyla yapılacağı belirtilmiştir. Anayasadaki bu düzenlemeye paralel olarak 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. maddesinde Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar, hükmüne yer verilmiştir. Organlık niteliklerinin kaybediliş şekli olan düşürme veya fesih işlemlerinin yargı denetimine tabi tutulması değil, düşürme ve fesih işlemlerinin bizzat yargı tarafından yapılması söz konusudur. Bu çalışmada, yerel yönetimlerin seçilmiş organlarının düşürülmeleriyle alakalı bir takım eksiklikleri, yargı kararları ışığında ortaya koymaya çalışdı. Çalışmada konu iki bölümde incelenmiş olup, birinci bölümde genel olarak yerel yönetimlere değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise yerel yönetimlere seçilmiş organların düşürülme durumları işlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, İl Özel İdaresi, Köy, Belediye, Görevden Düşürme.
XIX. yy. ortalarında Kütahya'nın Gümüş nahiyesine bağlı Dere, Enne, Gümüş, Ortaca, Sekiviran ve Yoncalı köylerinin sosyo - ekonomik yapısı: Temettuat ve nüfus defterine göre
Osmanlı Devleti'nin 3 Kasım 1839 Tanzimat Fermanı ile kendini yenilemeye gitmesi devlet genelinde büyük değişimleri beraberinde getirmiştir. Bu değişimler hem sosyal hem kültürel hem de ekonomik alanda olmuştur. Vergi sistemindeki değişiklik de bunlardan birisidir. Vergi sistemindeki bir takım değişiklikler ile halk rahatlamış ve herkes kendi gelirine göre vergi vermeye başlamıştır. Genel olarak "Temettuat Vergisi" adı altında alınmaya başlanan bu vergi Temettuat defterlerinde kayıt altına alınmıştır. Temettuat defterleri vergi toplama amaçlı tutulan defterlerdir. Aynı zamanda bu defterlerde şahısların tarlası, bahçesi, hayvanatı ve tarım ürünleri ile ilgili bilgi bulmak da mümkündür. Bu defterler tutulduğu dönemin sosyal ve ekonomik durumu hakkında bilgi verdiği için önemlidir. Temettuat defterleri günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunmaktadır. Yüksek lisans tez çalışmamızda bu defterlerden, Kütahya Sancağına tabi Gümüş kazasına bağlı Dere, Enne, Gümüş, Ortaca, Sekiviran, Yoncalı köylerinin transkripsiyonu ve değerlendirmesinin yanı sıra, nüfus defterlerinin de incelemesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Temettuat, Kütahya, Gümüş Kazası, Dere, Enne, Gümüş, Ortaca, Sekiviran, Yoncalı, Nüfus Defteri, Sosyal ve Ekonomik Yapı.
Biga sancağına ait 4948, 4951, 15988, 15990, 15991 numaralı Temettuat Defterleri'nin transkripsiyon ve değerlendirilmesi
Yapılan araştırmanın amacı H.1260 tarihli 4948, 4951, 15988, 15990, 15991 numaralı Temettuat Defterleri'ne göre Avine kazasına bağlı köylerin sosyal ve ekonomik yapısını incelemektir. Temettuat Defterleri esas alınarak hazırlanan bu araştırmada, Avine kazasına bağlı köyler ve bu köyler çerçevesinde kırsal kesimin 19. yüzyıl ortalarındaki sosyo-ekonomik durumu ile ilgili genel bir sonuç çıkarılması amaçlanmıştır.Çalışmanın içeriği, Tanzimat Dönemi Osmanlı vergi sistemi, Temettuat Defterlerinin ortaya çıkış süreci, defterlerin kayıt altına alınması ve özellikleri, defterlerde geçen yöre olan Avine'nin (günümüzde Çanakkale ilinin Yenice ilçesi) nüfus, sosyal ve ekonomik yapısını tahlil ve tetkik etmeyi ve transkripsiyonu içermektedir. Temettuat Defterlerindeki bilgileri tablo ve grafikler yaparak konuyu daha anlaşılır hale getirmeye çalıştık.İncelediğimiz köylerde yaşayan halkın tipik bir Anadolu yerleşim yerinin özelliklerine sahip olduğu görülmektedir. Halkın sadece Müslümanlardan oluştuğu, orta yaş grubuna mensup insanların çoğunlukta olduğu, mesleklerinin kısmen kaydedildiği, kadın isimlerine kısmen ulaşılabildiği görülmüştür. Halkın temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Halkın sahip olduğu emlak, tarla, bağ, büyükbaş, küçükbaş, yük-binek hayvanları ve arıları ile gelir-gider durumu karşılaştırılarak incelenmiştir. Yerel tarih açısından önemli kaynaklardan birisi olan Temettuat Defterleri, sahip olduğu zengin içerik ile ait olduğu bölgenin özellikle ekonomik potansiyelini gözler önüne sermesi bakımından önem arz ederken, günümüz sosyo?ekonomik yapısı ile de bir karşılaştırma imkânı vermektedir. Araştırmamız bölgesel olmakla birlikte Çanakkale il genelinin sosyo-ekonomik profilinin çıkarılmasında, yapılan araştırma, yardımcı kaynak olacaktır.
Türkiye'de planlı dönem öncesi kırdan kente göç olgusu ve kentleşme
Tarihsel süreçte uzunca bir dönem insanlığın temel yaşam alanlarını oluşturan kırsal alanlar, geleneksel toplumdan sanayi toplumuna geçişle birlikte kentlerin sahip olmaya başladığı avantajlı konumlarının bir getirisi olarak kentlere göç vermeye başlamışlardır. Dünyada kır ve kent dengesinin değişmeye başladığı bu gelişmeyle birlikte sanayinin filizlenmeye başladığı kentler, her geçen gün kırlardan daha fazla işgücü talep etmeye başlamış ve böylece kırsal dünyadan kentsel dünyaya giden yolun kapıları aralanmıştır. Bununla birlikte, göçün kırlardan kentlere doğru olan şekilsel yapısı tüm ülkelerde benzer olarak gerçekleşmişse de içerik bakımından gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kentleşmenin farklılaştığı kabul edilmiştir. Bu iki kategoride ortaya çıkan farklılaşma ise kırdan kente göç sürecine tarımsal üretim ilişkilerinde yaşanan dönüşümün mü, yoksa sanayinin gelişiminin mi yön verdiğinin belirlenmesiyle açığa kavuşmaktadır. Türkiye bağlamında bu soruya cevap aramak için yola çıkan çalışma, planlı dönem öncesinde kırdan kente göç hareketlerinin ve kentleşme olgusunun ortaya çıkmasında rolü olan temel dinamiklerin neler olduğunu ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu yapılırken, Osmanlı'dan Cumhuriyet'in ilanına ve oradan da 1950'lere kadar olan süreçte ağırlıklı olarak kırda yaşayan nüfusun, hangi gelişmelerle birlikte kente göç etmeye başladığının anlaşılmasına odaklanılmıştır. Bu amaçla tarihsel süreklilik içerisinde dönemsel olarak kentsel gelişme dinamikleri ele alınmış, özellikle 1950 öncesi son on yılda yaşanan gelişmelerin kırsal alanlarda göçü hazırlayıcı yönleri ortaya koyulmaya çalışılmış ve hızlı kentleşmenin başladığı 1950'li yıllarda tarımsal yapı, ulaşım ve sanayi politikalarının kentleşme sürecine olan etkileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırdan Kente Göç, Kentleşme, Planlı Dönem Öncesi, Sanayi Devrimi, Kentleşme ve Sanayileşme Sürekliliği.
Hoş ve Akmezra (Elazığ-Merkez) köylerinin beşeri ve iktisadi coğrafyası
Hoş ve Akmezra Köyleri, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümündeki depresyon zincirleri içerisinde yer alan Uluova'nın kuzeydoğu kısmında yer almaktadır. Hoş Köyü kuzeyde Beydoğmuş, doğuda Kıraç, güneyde Akmezra (Sahil Önü) ve batıda Sedeftepe köyleri ile çevriliyken, Akmezra ise kuzeyde Hoş Köyü ve Sedeftepe, doğuda Kıraç, batıda Yurtbaşı merkez sınırları ve güneyde Keban Baraj Gölü ile çevrilidir. Yaklaşık olarak 20,8 km2'lik alana sahip olan araştırma sahasının 14,3 km2'si Hoş Köyü'ne 6,5 km2'si ise Akmezra Köyü'ne aittir. Hoş Köyüne ilk yerleşme Osmanlı Devleti döneminde XVI. Yüzyıla denk gelen bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Akmezra ise çok yeni bir yerleşme olmakla birlikte ilk yerleşmenin 1972-1973 aralığında gerçekleştiği ve müstakil bir muhtarlık yapılanmasının 1984 yılında gerçekleşerek Yurtbaşı Beldesine bağlı kırsal bir mahalle olarak kuruluşunu tamamladığı bilinmektedir. Araştırma sahamızda Hoş Köyünün bulunduğu mevki 1100 metre yükseltiye sahipken Akmezra 875 metre yükseltiye sahiptir. Erozyon olgusuna ve ilkbahar döneminde görülen sel vakalarına rastlanan sahada her iki durum yerleşik bulunan halkın sorunları arasında yer almaktadır. Sahanın temel geçim kaynağı olan tarım ile ilgili en önemli sorunları sulama, aşırı ilaçlama ve tarım arazilerinin taşlılığıdır. Hoş Köyünün nüfusu 2019 yılı itibariyle 353, Akmezra'nın nüfusu ise 393'tür. Nüfus gelişim sürecine baktığımız zaman ülkemiz kırsal kesiminde görülen nüfus kaybının araştırma sahamız içinde çoğu dönemde geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Her iki köyümüzde de yerleşme tarihleri boyunca göçe bağlı nüfus kaybı söz konusu olmuştur. Keban Baraj Gölünün alanını doldurmasından sonra göç alan durumuna gelen her iki köyümüzde daha sonraki dönemlerde nüfusunu artırmak veya korumak noktasında başarısız olmuştur. Bu çalışma Hoş ve Akmezra kırsal yerleşmelerinin, nüfusunun mekânsal dağılımında meydana gelen değişiklikleri, sebepleriyle birlikte ortaya koymanın yanında sahanın iktisadi faaliyet yapısıyla ilgili mevcut durumu ortaya çıkarmak, problemlerine yönelik tespitlerde bulunmak ve çözüm önerilerinde bulunmak amacını taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Beşeri Coğrafya, İktisadi Coğrafya, Hoş, Akmezra, Tarım, Hayvancılık
9 no'lu Kütahya Şer'iyye Sicili (1812–1813 m. / 1227–1229 h.)
Çalışma konusu olarak seçtiğimiz 9 No'lu Kütahya Şer'iyye Sicili, hicri 1227-1229/miladi 1812- 1813 yıllarına ait Kütahya ve çevresinde hukuka intikal etmiş mahkeme kayıtlarını ihtiva eder. Çalışmamızda miras-tereke, resmi yazışmalar, vakıflar, naiblik müessesesi, vekil tayini gibi mahkeme kayıtlarının transkripsiyonu, değerlendirilmesi ve tasnif edilmesi yer almaktadır. Bilindiği gibi şer'iyye sicilleri mahkeme kararı demektir. Osmanlı döneminden günümüze kadar intikal eden bu kararlar, toplumun sosyal, siyasi ve ekonomik yapısı hakkında bize bilgi verir. Örneğin; sicillere kaydedilmiş bilgilere bakarak halkın yapısını ve ikili ilişkilerini, miras ve tereke kayıtlarına bakarak ekonomik yapıyı, merkezden gönderilen kararnamelere bakarak merkezi idare ile taşra arasındaki ilişkilerin muhtevasını öğrenebiliriz. Bu belgeler üzerinde daha fazla çalışılması ve bu çalışmaların kamuoyuna sunulması, Osmanlı toplumundaki bilinmeyen ya da eksik kalan konulara açıklık getirecektir. Defterde, Kütahya ve çevresinden mahkemeye intikal eden olayların her biri müsbet ya da menfi bir karar halinde sonuçlanmıştır. Sonuçlanan bu kararların bir kısmının altında "Şuhudu'l-hal" denilen ve o bölgenin ileri gelenleri arasından seçilen, aralarında önemli hukukçuların da yer aldığı şahitlerin olması bahsedilmesi gereken önemli bir konudur. Ayrıca cinayet ve hırsızlıkla ilgili kayıtların olmaması ya da çok az olması, halkın o dönemde bu konulardaki titizliğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kütahya, Şer'iyye Sicili, Kütahya'nın Mahalleri, Kütahya'nın Köyleri, 1812,1813.
Diyarbakır'ın Eğil ilçesi ve köylerinde ilköğretim kademesinde görev yapan öğretmenlerin benlik saygıları, çatışma stilleri ve empati düzeylerine ?barış eğitimi? programının etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Diyarbakır'ın Eğil İlçesi ve köylerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlere uygulanan ?Barış Eğitimi? programının, öğretmenlerin benlik saygılarına, çatışma stillerine ve empati düzeylerine etkisini incelemektir.Araştırmanın örneklemini Diyarbakır İli'nin Eğil İlçesi ve köylerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okullarında 2008?2009 öğretim yılında görev yapan öğretmenlerden yansız random yöntemi ile 30 kişi deney grubu ve 30 kişi kontrol grubu olmak üzere 60 kişi oluşturmuştur.Araştırmada, Benlik Saygısı Ölçeği, Çatışmaya Tepki Ölçeği, Empati Eğilim Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan ?kişisel bilgi formu? kullanılmıştır. Araştırma sürecinde deney grubuna ön test, 12 haftalık barış eğitimi ve son test, kontrol grubuna ön test ve son test uygulanmıştır. Bu yönü ile çalışma deneysel modeldedir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler SPSS 13.00 programında ¬¬t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi olarak 0.05 alınmıştır.Araştırmanın sonucunda deney ve kontrol grupları arasında benlik saygısı(0,043), kendilik kavramının sürekliliği(0,043), insanlara güvenme(0,032), eleştiriye duyarlılık(0,023), depresif duygulanım(0,050), kişiler arası ilişkilerde tehdit hissetme(0,010), tartışmalara katılabilme derecesi(0,025), empati düzeyi(0,005), problem çözme(0, 023) becerisinde anlamlı artış görülürken kavgacı tutum(0,043) ve pazarlıkçı olma(0,043) boyutlarında ise anlamlı azalma olduğu belirlenmiştir(p?0,05). Kontrol grubu verileri incelendiğinde öntest ve sontest puanlarının ortalamaları arasında anlamlı bir fark oluşmamıştır.Anahtar Kelimeler: Barış Eğitimi, Benlik Saygısı, Empati, Çatışma Stilleri
Mersin merkez ve köylerinde kirkitli düz dokuma geleneği
Araştırma konusu olarak; Mersin İli ve Merkez köyleri Kirkitli Düz Dokuma Geleneği alınmıştır. Mezitli, Kale, Fındıkpınarı, Emirler, Eskiköy, ve Tepeköy'de yapılan bu araştırmada kirkitli düz dokumaların günümüzdeki durumu anket ve bilgi formlarıyla, fotoğrafları çekilerek belgelenmiştir.Araştırma V bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmayla ilgili problem ele alınarak, el sanatları açısından önemi vurgulanmıştır. El sanatlarımızın toplum yaşamının ihtiyaçları doğrultusunda, üretim biçimlerinden kaynaklanan kültürel ürünler olduğu anlaşılmaktadır. Yine bu bölümde araştırmanın amacı, önemi ve sınırlılıkları ve varsayımlar açıklanmıştır.İkinci bölümde araştırmanın modelinden evren, örneklem, verilerin toplanması ve verilerin analizinden söz edilmektedir. Araştırma aşamasında uygulanan yöntemlerin neler olduğu hakkında bilgilendirme yapılmıştır.Üçüncü bölümde Kavramsal Çerçeve kısmında araştırma ile ilgili konular genelden özele doğru sıralanarak açıklanmıştır. Mersin İli'nin tarihsel gelişimi, coğrafi durumu, kültürel ve sanatsal özellikleri ile araştırmaya konu olan Kirkitli düz dokumaların tanımı ve tarihçesine, sınıflandırılmasına, Kullanılan araç ve gereç özellikleri ile motif ve kompozisyon özelliklerine yer verilmiştir.Dördüncü bölümde araştırma bölgesinde anket ve inceleme yapılan köylerde kirkitli düz dokuma yapan bireylerin yaşları, meslekleri, öğrenim durumları, dokuma tekniklerini öğrenme yaşlarına ve öğrendikleri kaynağa ilişkin bilgiler verilmiştir. Bunun yanında bireylerin bildikleri dokuma teknikleri, motif detay özellikleri, dokuma yapma süre ve amaçları açıklanmıştır. Ayrıca bu bölümde bireylerin sosyal güvenceleri incelenmiştir. Mersin ili merkez ve köylerinde kirkitli dokumacılıkta kullanılan araç, gereç özellikleri ve yörede uygulanan dokuma teknikleri, verilen kurslar, eğitim süreleri ve kurslarda uygulanan dokuma teknikleri incelenmiştir.Dokuyucuların pazarlama, üretimin azalması, dokumadan kaynaklanan rahatsızlıklar gibi sorunları ve Mersin ili kirkitli düz dokumaları motifleri, fotoğrafları, bezeme konuları, kompozisyon özellikleri bilgi formlarıyla ayrıntılı olarak yine bu konu başlığı altında verilmiştirBeşinci bölümde sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Kaynakça ile ekler araştırma konusu içerisinde yerini alarak tez konusu tamamlanmıştır.
Taşımalı ilköğretim uygulamasının öğrencileri taşınan yerleşim birimlerindeki köy halkı ve velilerin görüşlerine göre incelenmesi(Ankara ili Haymana ilçesi örneği)
Bu araştırmanın amacı Taşımalı İlköğretim Uygulamasının öğrencilerinin tamamı taşınan köylerde oturan köyün ileri gelenleri (Muhtar, Aza, İmam), köy halkı ve öğrenci velileri tarafından nasıl algılandığına ilişkin görüşlerini ortaya koyup, bu görüşleri analiz edip yorumlayarak uygulamaya ilişkin olumlu algılanan boyutların geliştirilmesi ve olumsuz görüş oraya konulan boyutlara ilişkin ise karar mercilerine olumsuzluğu ortadan kaldırmaya yönelik ışık tutmaktır.Araştırmanın evrenini 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Ankara'nın Haymana İlçesinde öğrencilerinin tamamı taşınan (okulu kapalı) 36 köy/köy altı yerleşim biriminde oturan; köy ileri gelenleri (Muhtar, Aza, İmam), köy halkı ve öğrenci velileri oluşturmaktadır.Çalışma grubunda bulunan 14 köy ve köy altı yerleşim biriminde bulunan 128 öğrenci velisi, köy ileri gelenlerinden 35 kişi ve köy halkından 73 kişiye araştırmanın amacına uygun bilgi toplamak amacı ile geliştirilen anket uygulanmıştır.Araştırmanın bulguları değerlendirildiğinde köy ileri gelenleri, köy halkı ve öğrenci velilerine göre; köyde okulun olmaması okulun çevreyi aydınlanması görevinin taşıma merkezi okullar tarafından yerine getirilmediği, uygulamanın sosyal yoksunluğa sebep olduğu ve öğrencilerin taşındıkları okullarda sosyal-kültürel faaliyetlere yeterince katılamadıkları yönünde görüş belirtmişlerdir.Uygulamanın öğrencileri taşınan köylerde özellikle öğrencilerin taşınması boyutunda katılımcılar kaygılandıklarını ve uygulama dolayısı ile insanların köylerinden göç etmek durumunda kaldıkları yönünde görüş belirtmişlerdir.Köyde okulun açılması yönündeki beklentilere dönük ifadelere katılımcıların önemli bir çoğunluğu olumlu görüş belirterek köylerinde okulun açılmasına yönelik isteklerini ortaya koymuşlardır. Uygulamaya ilişkin açık uçlu soruya taşımalı eğitim uygulamasının birleştirilmiş sınıf uygulamasından daha iyi olduğu ve çocukların bu şekilde daha iyi eğitim gördükleri yönündeki görüşlerine rağmen köy okulunun açılmasını istemeleri kayda değer bir bulgu olarak ortaya çıkmıştır.Katılımcılar uygulama yöntemlerine ilişkin olarak özellikle öğrencilerin servis araçlarında ayakta gelip-gitmek durumunda kalmaları ve servis şoförlerinin öğrencilere hal ve hareketleri ile iyi örnek olmamaları konusunda sorun olduğu yönünde görüş belirtmişlerdir.
Cumhuriyet Dönemi'nde köye öğretmen yetiştiren kurumlar ve eğitim programlarının değerlendirilmesi
Araştırmada, Cumhuriyet döneminde ve öncesinde köye öğretmen yetiştirme alanındaki gelişmeler ve köy öğretmeni yetiştiren okullar olan Köy Muallim Mektepleri, Köy Eğitmen Kursları, Köy Öğretmen Okulları, Köy Enstitüleri'nin; tarihsel gelişimleri, teşkilat ve idari yapıları, öğretmenleri, öğrencileri, okul binaları ayrı başlıklar altında incelenmiştir. Aynı zamanda bu okullarda uygulanan öğretim programları program geliştirme süreçlerinden; genel hedefler, derslerin içerikleri, öğrenim yaşantıları ve sınama(ölçme ? değerlendirme) durumları açısından değerlendirilmiştir. Araştırmada tarihsel yöntemler kullanılarak literatür taramasına dayalı betimlemeler yapılmıştır.Bu çalışma, belge incelemesine dayalı bir araştırmadır. Bu nedenle bilgiler, tarama yöntemi ile arşiv, kütüphane, kitap, dergi ve kurumlardan sağlanan; ilgili araştırmalar, kanun, yönetmelik ve genelgeler, raporlar ve çeşitli dokümanlardan elde edilmiştir.Bu çalışma sonucunda, Osmanlı ve Cumhuriyetin erken dönemlerinde öğretmen yetiştirmenin önemli bir sorun olduğu görülmüştür. Öğretmen yetiştirme sorunu, II. Meşrutiyet ve Cumhuriyetin ilk yıllarında toplumun büyük bölümünün köylerde yaşadığı gerekçesiyle, yoğunlukla köye göre öğretmen yetiştirme çalışmalarıyla çözülmeye çalışılmıştır. Köye öğretmen yetiştiren bu kurumlar; kuruluş aşamaları, yapıları ve uyguladıkları öğretim programlarıyla Türk eğitim tarihinde önemli bir yere sahip olmuşlardır.Köy öğretmeni yetiştirmeyi amaçlayan Köy Muallim Mektepleri, Köy Eğitmen Kursları, Köy Öğretmen Okulları ve Köy Enstitüleri'nde uygulanan öğretim programları öğretmen adaylarının, şehir yaşamından uzak, köyün doğal ortamında yetiştirilmeleri görüşü doğrultusunda hazırlanmıştır. Bu programlarda genel kültür dersleri yanında tarım ders ve uygulamaları ile sanat derslerine ve atelye çalışmalarına geniş bir yer ayrılmıştır. Eğitim ve öğretim etkinliklerinin işe ve üretime dayalı olarak yürütüldüğü görülmektedir. Ancak, Köy Enstitüleri'nin programı 1947 ve 1953 yıllarında yenilenerek bazı değişiklere uğratılmıştır. Köy Enstitüleri 1947 programıyla, özellikle öğretmenlik formasyonu ile ilgili dersler olmak üzere; genel kültür, tarım ve sanat alanlarındaki bazı derslerin amaç ve yöntemlerinde değişiklikler yapılarak, ders konuları daha kuramsal ve akademik olarak belirlenmiştir. Köy Enstitüleri 1953 programı ile genel kültür derslerinin çoğunun klasikleştirildiği, tarım ders ve uygulamalarının azaltılarak daha kuramsallaştırıldığı görülmüştür.
Köyde yaşayan ailelerin üretim ve tüketim davranışlarının incelenmesi
Kente yakın köylerde köy aiesinin üretim ve tüketim davranışarının ev ekonomisi boyutunda değişiminin incelenmesi.
Üçüncü hizmet bölgesinde görev yapan öğretmenlerin problemlerine ilişkin bir sözlü tarih araştırması (1995-2005)
Öğretmenlik geçmişten bu güne en önemli kamusal görevlerden ve meslek alanlarından biri olarak bilinmektedir. Bu meslek toplumsal hayatın devamında ve insanların bir arada yaşamasında gerekli bilgi ve davranışları kazandırmada önemli bir payı vardır. Öğretmenlik mesleği bu öneminden bir şey kaybetmeden varlığını sürdürmektedir. Ancak değişen dünya şartları ve insanlık durumlarıyla birlikte eğitim, öğretim ve öğretmenlik anlayışları değişmektedir. Bu nedenle, öğretmenlik mesleğinde sorunların güncel gelişmeler doğrultusunda belirlenmesi ve bu şartlar doğrultusunda çözüm önerilerinin üretilmesi önemli bir gerekliliktir. Öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili öncelikli olarak yapılması gereken, bu sorunların sağlıklı bir şekilde tespit edilmesidir.Bu güne kadar akademik araştırmaların imkanları doğrultusunda yapılan öğretmen sorunlarının tespitinde daha çok literatür tarama ve anket teknikleri kullanılmıştır. Ancak bunun yanında önemli ve etkili bir yöntem daha vardır ki bu da sözlü tarihtir. Bu yöntem sayesinde sorunlar doğrudan görüşme ile tespit edilir. Fakat sözlü tarih yöntemi öğretmen sorunlarını ortaya koymada pek kullanılmamaktadır.Türkiye'de en fazla sorun yaşayan öğretmenlerin başında, zorunlu hizmet bölgesi sayılan Üçüncü Hizmet Bölgesi'nde çalışan öğretmenlerin geldiğini söylemek mümkündür. Bu sorunları ise, şu şekilde sıralanabilir: Köylerde genellikle tek öğretmen olarak görev yapmaları, güvenlik, iklim koşulları, köylerdeki okulların fiziki şartlarının kötü olması, birçok köyde öğretmenlerin kalacağı lojmanın bulunmaması, ulaşım ve temel ihtiyaçlarının giderilmesinde güçlüklerle karşı karşıya kalınması, özellikle ücra bölgelerdeki öğrencilerin eğitimleri konusunda velilerinin duyarsız olmaları ve öğrencilerin Türkçeyi konuşamamaları ve anlayamamalarıdır. Bu problemlerin içinde en önemlilerini, öğretmenlerin görev yaptıkları yerlerde kendilerini güvende hissetmemeleri ve özellikle öğrencilerle yaşadıkları dil problemi oluşturmaktadır.Bu bölgede görev yapan öğretmenlerin problemlerini tespit ederken, sözlü tarihin sağladığı imkânlar doğrultusunda onlarla yapılan birebir görüşmeler yapmak önemli bir yöntem kabul edilebilir. Sözlü tarih, ülkemizde yeni kullanılmaya başlayan bir yöntem olup bireylerin hatıralarıyla ilgili olarak yapılan ve kaydedilen sözlü görüşmelerden elde edilen bilgilerin yorumlanmasıyla ortaya konulan çalışmalardır.Belirtilen amaç ve yöntem çerçevesinde yapılan bu araştırmada, 1995-2005 yılları arasında Üçüncü Hizmet Bölgesi'nde görev yapan öğretmenlerin mesleki ve meslek dışı sorunlarını belirlemek hedeflenmiştir.Bu araştırma sonucunda, öğretmen sorunlarının çeşitlilik gösterdiği ve bu sorunlara gereken çözüm önerilerinin bulunamadığı önemli bulgular olarak ortaya çıkmıştır. Genellikle öğretmenler kendi sorunlarını kendileri çözmeye çalışmaktadırlar. Öğretmenler öğrenci ve velilerle iletişim kurmakta zorlanmaktadırlar. Ayrıca bu bölgede terör sorununun olmasından dolayı kendilerini güvende hissetmemektedirler.
Bilecik merkez ilçe kırsalında suç (2010-2014) ve suçların dağılımı
Mekânsal alanların yaşam kalitesinin yükseltilmesi, suç ve suçlulukla daha etkin bir mücadele ve öngörü ile suç olgusunun makul bir seviyede tutulması daha yaşanabilir bir ortam oluşmasını sağlayacaktır. Bunu sağlamanın başında suç ve suçluluğu iyi anlamak gelmektedir.Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan çok çeşitli çalışmalarla suç olgusu kontrol altına alınmaya çalışılmakta, suçun ortadan kaldırılmasının mümkün görünmemesine bağlı olarak yaptığımız çalışmalara benzer yapılan araştırmalarla suç önleme stratejileri geliştirilmektedir. Yapılan çalışma sonucu oluşacak doğru analiz ve değerlendirmeler ile hayalini kurduğumuz toplumu yaratmak çokta zor değildir. Dünya hızla değişirken insanlar mekânlar arasında hızla yer değiştirmekte, bu değişimin etkilerinden biriside suç ve suçluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde de bu değişimin getirisi olarak, özellikle kentleşme beraberinde ikincil, türdeş olmayan ve insanların yabancılaştığı bir ortam yaratmış, suç mekanizmalarının barınmalarını kolaylaştırmış, beraberinde getirdiği, kültürel yozlaşma, ekonomik, hukuksal, sosyal baskı ve yetersizlikler sonucunda suç eğilimi tetiklenmiştir.Bu çalışmada, suç olgusunun Bilecik ili Merkez İlçe kırsalında incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada ki kırsal alan suçluluğu 2010-2014 yıllarını kapsayan beş yıllık dönemde özellikle İl Jandarma Komutanlığının verileri dikkate alınarak yapılmıştır. Çalışmada özellikle suç tasniflerinin tamamı ele alınmış, kırsalda suç türlerinin ön plana çıktığı, yoğunlaştığı mekânlar incelenmiştir. Çalışma sonucunda Merkez İlçe kırsalında genel olarak asayiş suç tasniflerinden kişilere karşı ve mala karşı suçların, sanayi fonksiyonunun ve yol ağının ön plana çıktığı alanlarda yoğunlaştığı görülmektedir. Suçların yoğunlaştığı alanların mekânsal özelliklerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bu çalışma ile suçun önlenmesi, güvenlik algısının kırsalda güçlendirilmesi ve güvenliğin sağlanmasına katkı sağlanacaktır. Bilecik Merkez İlçe kırsalında suç ve suçluluğu ele alan tez, altı bölümden oluşmaktadır.Çalışmanın başlangıcında suç kavramları üzerine giriş yapılmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde; çalışmanın amacı, kapsamı ve sınırlılıkları üzerinde durulmuştur.Çalışmanın ikinci bölümünde; verilerin toplanması, kaynaklar ve sürecin anlatılması sağlanmıştır.Çalışmanın üçüncü bölümünde; suça bakış ele alınmış, çeşitli görüşlere yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde; Bilecik Merkez İlçe kırsalında şehirsel ve kırsal suçlar ele alınmış, mekânsal anlamda ön plana çıkanlar incelenmiş, suç olgusu analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde Bilecik Merkez İlçe kırsalında suçların dağılışı ele alınmış, ön plana çıkan suçlar yıl, ay, gün ve saatlere göre dağılışları yapılarak incelenmiş, suç mekân ilişkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonuç kısmında kırsal suçun genel anlamda değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Suç, Bilecik, Kırsal, Mekân, Jandarma, Köy.
Kırsal kesimde yaşayan kadınların mesleki eğitim ihtiyacı
Bu araştırma kırsal kesimde yaşayan kadınların mesleki eğitim ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma, Çorum iline bağlı Mikrohavza Projesi için seçilmiş merkeze uzak 5 köy ile, merkeze yakın 5 köyde 12 ay boyunca yaşayan 14 yaş ve üzeri yaşlardaki kadınlar üzerinde yürütülmüştür. Araştırma örneklemini oluşturan 193 kadından Mikrohavza Projesi için seçilmiş merkeze uzak köylerde yaşayan 103 kadın 1. grubu, merkeze yakın köylerde yaşayan 90 kadın da 2. grubu oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına alınan kadınların yaşlarının çoğunlukla 30-49 yaş aralığında yer aldığı, kadınların ve eşlerinin çoğunluğunun ilkokul mezunu olduğu ayrıca sosyal güvencesi olan kadınların ve evli olanların oranının hemen hemen iki grupta da birbirine yakın olduğu saptanmıştır. Kadınların geçim kaynaklan incelendiğinde, 1. gruptakilerin çoğunluğunun sebzecilikle ve meyvecilikle, 2. gruptakilerin çoğunluğunun ise tarla bitkileri ve büyükbaş hayvancılıkla geçimlerini sağladıkları tespit edilmiştir. Kendilerine ait toprağı olan kadınların oranının düşük olduğu görülürken, bağ-bahçesi, tarlası ve serası olanların oranının 1. grupta daha fazla olduğu saptanmıştır. Kadınların hayvan varlıkları incelendiğinde ise, 2. gruptakilerin % 67,8 oranla büyükbaş hayvan varlığı oranının 1. gruba göre, 1. gruptakilerin % 49,5 oranla kümes hayvan varlığı oranının 2. gruba göre fazla olduğu bulunurken (p < 0,001), hayvanların bakımını % 68,1 oranla evin hanımının üstlendiği, özellikle bu durumun 2. grupta daha fazla oranda olduğu görülmüştür. Kadınların ve ailelerinin % 85,0 oranla tarımsal ürün elde ettiği ve % 52,6 oranla tarımsal aracının olduğu, bunun da % 90,1 oranla traktör olduğu, sadece 2, gruptaki kadınların ve ailesinin % 30,9 oranla süt sağım makinesine sahip oldukları saptanmıştır. Araştırma kapsamına alınan her iki grupta da sebzeciliğe olan ilgi oranlarının birbirine yakın olduğu görülürken, 1. grupta meyveciliğe, arıcılığa ve seracılığa olan ilginin 2. gruba göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Kadınların tarım ve hayvancılık dışında kalan zamanlarında üretime yönelik olarak % 66,3 oranla örgü-dantel yaptıkları, % 44,6 oranla da konserve, reçel, turşu,vb. yapımıyla uğraştıkları ve bu işleri ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapanların oranının çoğunlukta olduğu saptanmıştır. Araştırma kapsamına alınan kadınların büyük bir kısmının şu anda yörelerinde yapılmakta olan el sanatlarından en çok oya yaptıkları, iletişim ve medya araçlarından da en çok televizyonu takip ettikleri bulunmuştur. Yine kadınların büyük bir çoğunluğunun hem tarım ve hayvancılıkla ilgili, hem de tarım ve hayvancılık dışında kalan zamanlan için kurs istedikleri görülmüştür. Kurs almak isteyen kadınların çoğunluğu kursu uzmanlardan, köyde uygulamalı olarak ve % 59,6 oranla İl Tarım Müdürlüğü, % 56,3 oranla da Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından kurs verilmesini istedikleri tespit edilmiştir.
Köy idaresine ilişkin hukuki düzenlemelerde yetersizlikler
Ülkemizin idari yapısına baktığımızda, köy idaresinin, mahalli idareler bölümünde yer alan en küçük idari birim olduğunu görürüz. Kastamonu sancağının Taşköprü ayanını yerine burada sözü geçen kişiler arasından mütesellim tarafından iş başına getirilerek başlayan köy idaresinin tarihi gelişimi, günümüzde tüzel kişiliğe haiz kamu gücünü kullanan bir biçime dönüşmüştür. Yönetim yapılan farklılıklar gösteren ülkelere bakıldığında bu halkın seçtiği ihtiyar meclisi ile köy muhtannca kanunlarla belirlenmiş, zorunlu ve isteğe bağlı köye ile koruculara devlet memuru statüsü tanınarak devlet idaresinin mini bir kopyası oluşturulmaya çalışılmıştır. Köy idaresinin yasal dayanaklarının başında gelen köy kanunu zamanın en demokratik ve sosyal gerçeklere uygun bir kanun olarak çıkarılması ve uygulanması beklenmesine rağmen köy idaresinin yöneticilerinin yeterli eğitim ve kültür düzeyine eriştirilmemesi mali ve teknolojik imkanlarının yeterli olmaması, kaynakların dağılımında bir takım aksaklıkların giderilmesi nedeniyle bu kanunda beklenen amacın gerçekleşmesini önemli ölçüde olumsuz yönde etkilemiştir. Bu sebeple köy idaresi yüzünden en küçük mahalli hizmetlerin bile merkezi idare tarafından yerine getirilmesinin beklenmesine neden olmuştur. Zaman içerisinde değişen devlet yönetimi anlayışına uygun olarak devlet, hizmet götüren değil, mahalli idareler tarafından sosyal gerçeklere uygun tespit edilen ihtiyaçların yine mahalli idareler tarafından halka götürülmesinde planlayan konumda olmasını sağlayacak önlemler alınması gerekir. Bu önlemler arasında mahalli idarelere mali kaynak yaratıcı düzenlemeler getirilmesi, bu idarelerin teknik ve idari personelinin kalifiyeleşmesini destekleyip imkanların yaratılması sayılabilir.
Yeni büyükşehir düzenlemelerinin köylere sosyo-ekonomik yansıması: Şanlıurfa örneği
Geçmişten günümüze insan yaşamını etkileyen en önemli parçalardan biri de siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan gündelik hayata fazlası ile nüfuz eden yerel yönetimler olgusudur. Dünyada ve ülkemizde gün geçtikçe artan nüfusla ve küreselleşmenin etkisi ile yere yönetimlerin önemini arttırmıştır. Bu sebeple Avrupa Birliği tarafından hazırlanan Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı yerel yönetim birimleri açısından hayati önem arz etmektedir. Bu şart sonrasında ülkemizde merkezin taşraya bakış açısında yönetim açısından olumlu gelişmeler yaşanmıştır. 1984 yılında İstanbul'da ve Ankara'da Büyükşehir Belediyesi kurulması ile birlikte şehirlere ve taşradaki yaşayan vatandaşlara verilen hizmetin türü, kalitesi, hızı, niteliği gibi özellikleri değişmiştir. Günümüzde ise sayısı otuz olan Büyükşehir Belediyeleri bir şehrin ve özellikle kırsal kesimin ihtiyaçlarında her türlü desteği veren en önemli birim olmuştur. Faydaları olduğu kadar eleştirilere de neden olan Büyükşehir Belediyeleri her yerde hizmette aynı kaliteyi verememekte olduğu bilinmektedir. Bu tez çalışmamda 2012 yılı sonrası yeni büyükşehir düzenlemelerinin Şanlıurfa kırsalındaki mahalleye çevrilmiş olan köylerine sosyal ve ekonomik açıdan yansımaları araştırılmıştır. Elde edilen bulgulara ilişkin çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.
Köy ve kent okullarında öğrenim gören ilköğretim II. kademe öğrencilerinin görsel sanatlar dersine ilişkin tutumlarının karşılaştırılması
Günümüzde kentlerde yaşanan ekonomik, teknolojik ve kültürel gelişmelerin sanat eğitimine yansıyarak, öğrencilerin kendilerini ifade etmelerinde çeşitli bakış açılarının kazandırıldığı görülmektedir. Bu durum her türlü imkânı kendi bünyesinde barındıran kentsel eğitim hayatının yanında, bu tür gelişmelerden çok fazla nasibini alamayan köy okullarının da, sanat eğitimindeki sorunlarının belirlenmesi ve kent okullarında olduğu gibi nitelikli birer eğitim yuvaları haline getirilmesi sorununu beraberinde getirmiştir. Köy ve kent okullarında öğrenim gören öğrencilerin sanat eğitiminde karşılaştıkları sorunların belirlenmesi, bireyin yaşadığı sosyal çevreye uyumunu kolaylaştırarak, hayata bakış açısını yönlendiren tutumları hakkında bir durum tespiti yapmayı gerektirmektedir. Bu amaçla yürütülen çalışmada, köy ve kent gibi birbirinden farklı iki ortamda öğrenim gören öğrencilerin, Görsel Sanatlar dersine ilişkin tutumları arasında nasıl bir ilişki olduğu probleminden yola çıkılmıştır. Tarama modeline göre gerçekleştirilen çalışmada, nicel ve nitel araştırma yaklaşımları kullanılmıştır. Nicel veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ve 24 sorudan oluşan geçerliği ve güvenirliği saptanmış, Görsel Sanatlar Dersi Tutum Ölçeği (GSDTÖ) ile elde edilmiştir. Ölçek, üçü köy üçü de kent olmak üzere örnekleme seçilen 6 İlköğretim okulunda toplam 436 öğrenciye uygulanmıştır. Nicel veriler, t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Nitel veriler ise, araştırmacı tarafından geliştirilen ve 8 sorudan oluşan bir görüşme formu ile örneklem dâhilindeki okullarda görev yapan 6 Görsel Sanatlar dersi öğretmenine uygulanmış ve sürekli karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; köy okulu öğrencilerinin, yaşadıkları sosyoekonomik ve kültürel olumsuzluklara rağmen, kent okulu öğrencilerine göre, daha olumlu bir tutuma sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Kent okullarında öğrenim gören öğrencilerin, Görsel sanatlar dersine ilişkin tutumlarının aile, çevre ve yapılan sınavlar doğrultusunda şekillendiği ve bu faktörlerin öğrenci tutumunu büyük ölçüde etkilediği belirlenmiştir. En dikkat çekici sonuçlardan biri ise, kent okulu öğrencilerinin Görsel Sanatlar dersini sevilen dersler arasında görmemeleri ve diğer derslerle yaptıkları kıyaslamada, sanatı önem ve öncelik sırasına almaktan kaçınmış olmalarıdır.Anahtar Kelimeler: Görsel Sanatlar Dersi, Tutum, Köy okulu, Kent okulu
Anadolu köy seyirlik oyunlarının gösteri danslarına dönüştürülmesinde yöntem önerisi ve bir uygulama örneği
Anadolu Köy Seyirlik oyunlarının kökenleri, yüzyıllar öncesi bolluk törenlerine ve doğanın canlandırılması gibi doğa kültlerine dayanır. Bu kaynakların yanında Asya ve Anadolu kültürü, eski uygarlıklar ve İslamiyet seyirlik oyunlarını önemli ölçüde şekillendirmiştir. Bu kaynaklardaki törensel ve büyüsel kalıntılar günümüze kadar sürüp gelmiştir. Bazı oyunlarda ise bu tören ve büyü kalıntılarına rastlanmamaktadır. Bu tür oyunlar, köy yaşamından masallardan, efsanelerden ve günlük olaylardan doğmuştur.Günümüzde bazı seyirlik oyunların içinde barındırdığı ritüel uygulamalar ve inançların ancak izleri günümüze kadar ulaşabilmiş ve bugün, Türk köylüsünün kentleşme, ulaşım ve iletişim olanakla¬rının gelişmesiyle bu izler ne yazık ki varlıklarını olduğu gibi koruyamamıştır. İnançların ve oyunlardaki işlevlerin değişmesiyle seyirlikler büyük ölçüde değişikliğe uğramış ve bu uygulamalar eğlence işlevine dönüşmüşlerdir.Anadolu Köy Seyirlik oyunları, genellikle anonim olup, dans ve müziğe dayalı geleneksel oyunlardır. Göstermeci tiyatro ve açık biçim özellikleri taşıyıp, doğaçlama ve taklide dayanır. Oyunda oyuncu, seyirci ayrı olabildiği gibi aynıdır da. Seyirci çoğunlukla oyunun içindedir. Ak-kara karşıtlığı, ölüp, dirilme ve kız kaçırma temaları ve anlatım motifleri çok kullanılır. Seyirlik oyunlar, bolluk, bereket, üreme, evlilik, cinsellik, esnaflık, hayvancılık ve göç gibi sosyal konuları kendi kültürel yaşamından alan geleneksel tiyatro örnekleridir.Bu çalışmada, Anadolu Köy Seyirlik oyunlarının öz ve biçim açısından yapısal değerlendirilmesi, tiyatral ve dramatik özelliklerine göre sınıflandırılması ve bu kapsamda, Bertolt Brecht'in ?epik tiyatro? ve Richard Wagner'in ?ortak sanat yapıtı? kuramı ile ?gösterge bilim? tekniğinden yararlanılarak seyirlik oyunların gösteri danslarına dönüştürülmesi üzerine bir yöntem önerisi sunulmaktadır.
6360 sayılı kanunun kapatılan köylere/yeni mahallelere etkisi: Aydın örneği
6360 sayılı Kanunun yerel yönetim sisteminde idari yapılanma, belediyelerin mali yapısı, yerel halkın siyasete katılımı, kamu hizmetlerin sunumunda ve yerel yönetim birimlerinin sorumluluk alanı gibi birçok konuda önemli ve köklü değişikliğe neden olmuştur. 6360 sayılı Kanun kapsamında 16 olan büyükşehir belediye sayısı 30'a yükselmiş, büyükşehir belediye sınırları içerisindeki belde belediyelerin ve köylerin tüzel kişiliği kaldırılarak birer mahalleye dönüştürülmüştür. Türk yerel yönetim sisteminde köklü geçmişi olan İl Özel İdareleri de kapatılarak yerine Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı kurulmuştur. Büyükşehir belediye sınırlarını il sınırı olarak belirlenmiş böylelikle bir bütünlük sağlamayı amaçlamışlardır. 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir belediye statüsü kazanan Aydın'da bu önemli değişim ve dönüşüm hareketinden etkilenmiştir. İl sınırları içerisinde yer alan 490 köy ve 36 belde belediyesi kapatılarak mahalleye dönüştürülmüştür. Araştırmamız kapsamında 490 köy içinden 100 eski köy/yeni mahalle muhtarıyla anket çalışması yapılmış, toplanan veriler SPSS 16 Statistics programı ile değerlendirilmiş, 6360 sayılı Kanunla köylerin kapatılması yerine yeni mahalleler kurulmasının idari, hizmet ve yönetimsel olarak olumsuz bir gelişmeye neden olduğu hipotezi test edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Yerel Yönetim, Büyükşehir Belediyesi, 6360, Kapatılan Köyler
Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir'in 1950-1960 yılları arasındaki köy romanlarında halk kültürü unsurları
Bu çalışmada "Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir'in 1950-1960 Yılları Arasındaki Köy Romanlarında Halk Kültürü Unsurları " incelenmiştir. Öncelikle giriş bölümünde halk kültürü açıklanmış, 1950-1960 yıllarındaTürk romanının gelişim süreci genel hatlarıyla anlatılmış ve Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir tanıtılmıştır. Birinci bölümde Yrd. Doç. Dr. Caner Işık'ın "Halkbilim Ürünleri Sınıflandırılması" ve Dilaver Düzgün'ün "İlk Köy Romanlarımızda Halk Kültürü Unsurları" adlı çalışmalarından faydalanılarak oluşturulan sınıflandırma verilmiştir. İkinci bölümde Yaşar Kemal'in 1950-1960 yılları arasındaki köy romanlarında, Teneke, İnce Memed 1 tespit edilen halk kültürü unsurları yukarıdaki sınıflandırmaya uygun olarak alt başlıklarla ve ayrıntılı olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde Orhan Kemal'in söz konusu tarihlerde yazılmış tek köy romanı olan Bereketli Topraklar Üzerinde romanında tespit edilen halk kültürü unsurları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, Kemal Tahir'in Sağırdere, Körduman, Rahmet Yolları Kesti, Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu romanlarında yer alan halk kültürü unsurları yine alt başlıklarla ve ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çeşitli araştırmacılarımızın kitapları ve makaleleri esas alınarak halk kültürü teriminin bilimsel çerçevesi sağlamlaştırılmaya çalışılmıştır. Ayrıca, yazarların romanlarında önemli yer tutan halk kültürü unsurlarının doğru biçimde ele alınabilmesi için halkbilimi çalışmalarından yararlanılmış ve köy romanlarının toplumsal ve tarihsel süreçlerle sıkı bağı göz önünde bulundurularak, yakın tarihimizle ilgili geniş bir inceleme yapılmıştır. Sonuç kısmında ise, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir'in romanlarında halk kültürü ile ilgili tespit ettiğimiz özellikler, ulaştığımız yargılar, karşılaştırmalar da yapılarak özlü bir biçimde ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: Halk Kültürü, Köy Romanı, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir