Globalization

587 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Ölçek ekonomileri: Küreselleşme ve küresel rekabet gücü olguları ile etkileşimi (Türkiye otomobil sektöründe ölçek ekonomilerinin analizi)

DOKTORA TEZ OZU ÖLÇEK EKONOMİLERİ; KÜRESELLEŞME VE KÜRESEL REKABET GÜCÜ OLGULARI İLE ETKİLEŞİMİ (TÜRKİYE OTOMOBİL SEKTÖRÜ'NDE ÖLÇEK EKONOMİLERİNİN ANALİZİ) Çetin POLAT İktisat Ana Bilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Danışman: Prof. Dr. Necat BERBEROĞLU Firmalar, ülke ekonomileri ve dünya ekonomisi, herzaman bir değişim içinde olmuştur. Geçen 30-40 yıl içinde yaşanan değişim ve gelişmeler ülke ekonomilerini "Küreselleşme" adı altında birbirine oldukça yaklaştırmıştır. Küreselleşmenin yoğunlaştırdığı rekabet ortamı, firmaları ve ülkeleri, bu küresel ekonomik ortamda daha avantajlı duruma geçmek için çalışmalar yapma konusunda zorlamaktadır. Bunun içinde yapılması gereken, bilgiyi, teknolojiyi, geliştirmek ve iyi kullanmaktır. Günümüzde özellikle iletişim ve ulaşım teknolojilerinde gerçekleşen ilerlemeler, firmalara ve ülkelere, ulusal pazarlarını aşmaları ve dünya pazarlarına ulaşmalarında kolaylıklar sağlamaktadır. Böylece fırsatları iyi kullanarak, daha çok ve daha ucuza üretecek, daha çok satarak daha çok gelir elde edecek ve daha üst yaşam düzeylerine ulaşabileceklerdir. Bunu gerçekleştirebilen ve dünya ekonomisine hakim olan firma ve ülkeler, dünyanın dört bir yanma yayılmış, kitlesel üretim gerçekleştiren, çok sayıda ülkede on binlerce insan çalıştıran, neredeyse dünya ekonomisindeki ülkelerin yarısından daha fazlasının gayri safi milli hasılasını aşan milyarlarca dolar ciro ve kar elde eden dev ölçekli firmalar ve onların dahil olduğu ülkelerdir.n Bu yaşananlar, herzaman olduğu gibi günümüz ekonomik ve siyasi faaliyetlerim belirleyen rekabet ve küresel rekabet kavramlarını daha da önemli kılmıştır. Ulusal pazarın yetmemesi, dış pazarın cazibiyeti, ulusal ve küresel rekabet gücünü artırmak, piyasalara giriş engellerini aşmak, teknolojik yenilikleri hızlandırmak ve ölçek ekonomilerinden yararlanmak gibi nedenlerle, ülkede ve uluslararasında firmalar arası birleşmeler, ortak girişimler ve satın alma faaliyetleri artmıştır. Bu faaliyetlerin önemli amaçlarından biri, üretim ölçeğini genişletip maliyetlerde tasarruflar sağlayarak, ölçek ekonomilerinden faydalanmaktır. Büyüklüğün verdiği bir takım avantajlarla, uzmanlaşmayı ve iş bölümünü artırıp, çağın ve piyasanın gerektirdiği ileri üretim, yönetim, pazarlama yöntemlerini ve teknolojilerini kullanma imkanlarını elde eden, ülkesinin ve dünyanın üretim imkanlarını iyi kullanan firma ve kuruluşlar, pazarda herzaman avantajlı durumda olacakları şüphesizdir. Üretimde belli bir ölçeği yakalamış firmalar faaliyetlerini daha ucuza gerçekleştirerek, birim başına maliyetini minimum düzeye çekebilecektir. Küreselleşme ile birlikte yaşanan, birleşme, devralma ve ortak girişim faaliyetlerinin önemli amaçlarından biri de ölçek ekonomileri olduğu söylenebilir. Bu çalışmada Türk Otomotiv Sektörü'ndeki bir otomobil üreticisi firmanın otomobil üretiminde, üretim ve maliyet karşılaştırması yapılarak, ölçek ekonomilerini sağlayıp sağlayamadıkları araştırılmıştır. Buna göre yapılan üretim maliyet karşılaştırmasında, belirtilen ürünlerle ilgili olarak, üretim artışının gerçekleştirdiği yıllarda, ölçek ekonomilerinin sağlanarak ortalama üretim maliyetlerinde gözle görülür bir düşüşün sağlandığı, üretimin düştüğü yıllarda ise ölçek ekonomilerinin ortadan kalkarak yine gözle görülür bir şekilde ortalama üretim maliyetlerinde bir artışın ortaya çıktığı tespit edilmiştir.

KüreselleşmeOtomotiv sektörüRekabet+3
Çetin Polat
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme, kültür ve ulus devletin geleceği

Günümüz modern toplumu yaşadığı dönemi anlamlandırma adına bir kavram içine sokmaya çalışmaktadır. Miladi takvimin başlangıcından bu yana ilk çağ, orta çağ, yeni çağ gibi önemli tarihi olaylara göre bölümlere ayrılan dünya tarihi, günümüzde ise küresel çağını yaşamaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemenin sonucu olarak görebileceğimiz küreselleşmenin; kavramı, gelişimi, ekonomi, kültürel, toplumsal dinamikleri ve daha fazlası birçok boyuttan ele alınarak incelenmektedir. Bu doğrultuda küreselleşme denen olgunun siyasal boyuta yansımasının karşılığı ise ulus devlet üzerinden olmaktadır. Ulus devlet ve küreselleşme olgularına genellikle ekonomi yönlü bakılması bu olguların ortaya çıkışına, gelişimine ve geçirdiği değişimlere bir boyut odaklı bakılmasına neden olmaktadır. Bu anlamda her ne kadar göreceli bir kavram da olsa kültür; geçmişe dayanan kökleri ve dinamik yapısı ile hız ve ulaşılabilirliğin arttığı günümüz dünyasını anlamlandırma adına daha sağlam veriler sunmaktadır. Küreselleşmenin kültürel boyutunun önemi tam bu noktada mevcut olmakla birlikte ulus devlet yapılanmalarının geleceği açısından önem arz etmektedir. Çünkü küreselleşme, ulus üstü homojen bir kültür oluşturma amacı ile bütün farklı kimlikleri tek bir potada eritmeye çalışmaktadır. Öte yandan ise ulus devlet yapılanmalarındaki ulus kimliği yerine alt kimliklerin canlanmasına olanak sağlayarak çokkültürlü bir toplum yaratma çabası içinde görülmektedir. Bu doğrultuda bu çalışma küreselleşmenin kültürel boyutunun ulus devlet yapılanması açısından nasıl sonuçlar doğurduğu ve küreselleşmenin beslediği varsayılan kozmopolit ya da çokkültürlü bir topluma gebe olmanın ulusal devletler açısından nasıl bir etkiye sahip olduğu ortaya konmak için yapılmıştır. Çalışma, kapsamlı bir literatür taraması yapılarak ve birincil kaynaklara ulaşılmaya çalışılarak yapılmıştır.

HomojenlikKültürKüreselleşme+3
Rabia İrem Bozkır
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif bir üretim biçimi olarak kooperatifçilik: S.S Ovacık 94 Mah. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin dayanışma ekonomileri açısından incelenmesi

21. yüzyılın ilk çeyreği, "büyümenin sonuna" geldiğimize dair birçok kanıt ortaya koymaktadır. Açgözlülük, rekabet, bireysel hırs ve borç ile yürütülen küresel kapitalizm, amansız bir büyümeyle "hayali zenginlik" yaratmakta, eşitsizliği derinleştirerek, doğayı ve dünya toplumlarını tehdit etmektedir. Yoksulluk, savaş, suç, işsizlik, ırkçılık, açlık, her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Eşitsizliğin derinleşerek büyümesi, neo-liberal iktisadın bakış açısını yeniden sorgulamamıza ve alternatif yaklaşımlar üzerinde düşünmemize neden olmuştur. Bu durum sosyal ve politik teoride uzun süre göz ardı edilen dayanışma kavramının, tekrar hak ettiği ilgiyi görmesini sağlamıştır. Son yıllarda yaşanan yeni toplumsal hareketlerin kimlik ve emek mücadelelerindeki dirençli ve ortak tavrı, farklı dayanışma biçimlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı, neo-liberalizmin yıkıcı etkilerinin yeniden sorgulandığı ve buna bağlı olarak farklı dayanışma biçimlerinin ortaya çıktığı bir dönemde, alternatif üretim sistemleri tartışmasına dikkat çekmektir. Çalışma, alternatif üretim sistemleri arayışını, dayanışma ekonomileri tartışması üzerinden gerçekleştirmektedir. Bu bağlamda, dayanışma ekonomilerinin en önemli bileşeni olan kooperatifçilik hareketi öne çıkmaktadır. Türkiye'deki kooperatifçilik tartışması açısından, son zamanlarda dikkat çeken örneklerden biri, S.S. Ovacık. 94 Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifidir. Toplumsal faydayı ve dayanışmayı öne çıkaran uygulamaları nedeniyle, S.S. Ovacık 94 Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, dayanışma ekonomileri tartışması açısından önemli bir noktada durmaktadır. Çalışma, "Küresel kapitalist üretim biçimine karşı, alternatif üretim sistemi geliştirilebilir mi?" ana sorunsalına odaklanmaktadır. Çalışma, alternatifi dayanışma ekonomileri yaklaşımı ile S.S. Ovacık 94 Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi içinde aramaktadır. Anahtar Sözcükler: Dayanışma Ekonomileri, Kooperatif, Kooperatifçilik, Küreselleşme, Neo-liberalizm, S.S. Ovacık 94 Mah. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Tunceli

Dayanışma ekonomileriKooperatiflerKooperatifçilik+4
Mahir Can Göçer
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'nin enerji politikası

1980 yılında imzalanan 24 Ocak Kararları ile birlikte neoliberalizm ve küreselleşmenin hız kazanması ve 1973'de yaşanan Petrol Krizi sonucunda petrolün güvenilir bir enerji kaynağı olmaktan çıkıp enerji kaynaklarının çeşitlilik kazanmaya başlamasıyla birlikte 1980 sonrası Türkiye'nin enerji politikaları farklılaşmaya başlamıştır. Ülkede özel sektörün de enerji piyasalarındaki varlığı güçlenmiştir. Özellikle doğalgazın enerji karışımına girmesiyle birlikte ülkenin enerjide dışarıya bağımlılığı giderek artmış ve kömür ve hidrolik enerji gibi ülkede potansiyel anlamında bol miktarda bulunan kaynaklardan yeterli düzeyde fayda sağlanamamıştır. Özel sektörün de enerji piyasalarındaki etkisi giderek artmış, ancak özelleştirmeler genel anlamda liyakat temel alınarak yapılmadığından bu durum verimlilik artışlarını beraberinde getirmemiştir. Bu çalışmada 1980 sonrası Türkiye'nin uyguladığı enerji politikaları incelenirken; öncesinde enerji politikalarını etkileyen faktörler ve yenilenemeyen ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geçmişten günümüze tüketim, maliyet ve çevresel etkiler anlamında dünyadaki genel durumu okuyucuya sunulmuş ve elde edilen bulguların Türkiye'nin uyguladığı enerji politikalarının değerlendirilmesinde yardımcı olması amaçlanmıştır. Sonrasında ise Türkiye'nin enerji kaynak ve potansiyelleri verilerek, bu veriler ve dünyadaki gelişmeler ışığında Türkiye'nin gelecekte yenilenebilir ve yenilenemeyen kaynaklar bağlamında uygulayabileceği enerji politikaları tartışılmıştır.

1980 sonrası24 Ocak 1980 kararlarıEnerji+6
Ceyhun Turan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrasi yolunda bir adım olarak radikal demokrasi kuramları

Son zamanlarda giderek yoğunlaşan bir şekilde liberal demokrasilerin içine düştüğü krizden söz edilmektedir. Söz konusu kriz dolayısıyla liberal demokrasiler artık ihtiyaçlara tam manasıyla cevap verememektedir. Bu tezin amacı, öncelikle sorunun tespitini ve sorunun çözümlemesini yaparak buna yönelik çözüm arayışlarından radikal demokrasinin "müzakereci" ve "çekişmeci" versiyonunu incelemektir. Liberal demokrasinin temsil, katılım ve meşruiyet olmak üzere başlıca üç boyutta yaşadığı kriz analiz edilmiştir. Her iki kuram da katılımcı yaklaşımlar olmakla beraber, bu krizi aşmaya yönelmiş Jürgen Habermas'ın müzakereci demokrasisi kamusal alanda etkin bir iletişim yoluyla bireylerin siyasete aktif katılımını vurgular. Öncülüğünü Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe'un yaptığı çekişmeci demokrasi ise farklılıkların ve kimliklerin korunarak sisteme dahil olmalarını hedefler. Çekişmeci demokrasi, toplumsal hayatta ve siyasette çatışmanın, antagonizmanın sürekliliğine ve var olması gerekliliğine vurgu yapar. Radikal demokrasi kuramları başlığıyla incelenen müzakereci demokrasi ve çekişmeci demokrasi kuramları liberal demokrasiye tamamen yüz çevirmemiş, onun temel değerlerini kendi kuramlarıyla yoğurmuşlardır. Demokrasinin geliştirilmesinde ve derinleştirilmesinde (demokratikleştirilmesinde), aynı zamanda liberal demokrasinin de değerlerinden yararlanmayı hedefleyen radikal demokrasi kuramlarının temel savları incelenmiştir. Temsil ve katılım krizinin yanı sıra çoğulculuk ve kimlik kavramları da günümüzde önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmada bir taraftan temsil sisteminin olanakları ve sınırlılıkları ortaya konularak katılımı artıracak mekanizmalar, diğer taraftan çoğulculuk, fark ve kimlik kavramlarının demokratikleşmedeki önemi değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: liberal demokrasi, meşruiyet krizi, radikal demokrasi

DemokrasiDemokratik meşruiyetDemokratikleşme+3
Rabia Beyza Candan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde Türkiye'de yoksulluk sorunu

Bu tezin amacı, küreselleşme ile yoksulluk arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve küreselleşme süreci ile birlikte Türkiye'de derinleşen eşitsizlik ve yoksulluk sorununu rakamsal verilerle irdelemektir. 1980 sonrasında küreselleşme paralelinde gelişen piyasa ve rekabet odaklı iktisadi yapı, Türkiye'de yoksulluğu arttırıcı etkiler meydana getirmiştir. Sıcak paraya dayalı büyüme politikaları, ithalat odaklı üretim stratejisinin hâkim olması, dış ülkelerle yoğun ticari ve finansal ilişkilerin artması işgücü piyasalarını olumsuz yönde etkilemiştir. İşgücü piyasalarının esnekleşmesi ve üretimin yapısında ortaya çıkan değişimler sonucu reel ücretler ve istihdam kapasitesi önemli ölçüde düşmüştür. Üretim ve işgücü maliyetlerinin düşürülmesi gelir dağılımının bozulmasına yol açmıştır. Ayrıca neo-liberal dönüşüm süreciyle birlikte reel ekonomiden transfer ekonomisine geçilmesi, yurtiçi kaynakların üretken alanlarda kullanılamamasına ve gelir eşitsizliğinin artmasında etkili olmuştur. Teknolojideki devasa gelişmeler nitelikli işgücü talebini arttırarak, nitelikli ve niteliksiz işgücü arasındaki ücret farklılıklarının açılmasına neden olmuştur. Tarımsal istihdam olanaklarının azalması sonucu kırdan kente göçün artmasıyla bu durum daha da belirgin bir hâl almıştır. Diğer taraftan, yabancı ülkelerden gelen göçmenlerin etkisiyle kentlerdeki nüfus artmış ve kayıt dışı istihdam yaygınlık kazanmıştır. Özelleştirme ve taşeron uygulamalarının artması sendikaların etkinlik alanlarının büyük ölçüde daralmasına yol açmıştır. Küresel düzen, iktisadi dengeleri altüst etmiş ve ülke ekonomisinde bir işsizlik-yoksulluk sarmalı oluşmuştur. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Yoksulluk, İşsizlik, Gelir Dağılımı, Sendikalar

Gelir dağılımıKüreselleşmeSendikalar+2
Turgay Ceyhan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birlik ülkeleri örneği

Küreselleşme son on yıllarda büyüyen bir olgudur. Bu küreselleşmenin, özellikle gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümesine etkisi, çeşitli ampirik analizlerde ortaya çıkmıştır. Dünya ticareti ve doğrudan yabancı yatırımın %2'sinden azı ile Afrika küreselleşmenin dışında görünmektedir. Bu gözlemler, Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği (BAEPB) ülkelerinde ekonomik küreselleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisine bakmamıza neden oldu. Bu çalışma, 2000-2014 dönemini kapsayan bir panel seri çerçevesi kullanarak, küreselleşmenin BAEPB ülkelerinde kısa ve uzun dönemde ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Ekonomik küreselleşmenin etkilerini yakalamak için iki tahmin yöntemi kullanılır: kısa vadeli etkileri incelemek için sabit etkiler modeli ve uzun vadeli etkileri yakalamak için dinamik bir panel modeli. Elde edilen sonuçlar küreselleşmenin ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediğini ve kısa vadede de %10'luk bir anlamlı sahip olduğunu göstermektedir. Uzun vadede, ekonomik küreselleşme ekonomik büyüme üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir ve %5 anlamlıdır. Aslında, uzun vadede, ekonomik küreselleşmede %1'lik bir artış, ortalama olarak, %0.032 ile ekonomik büyümeyi artıracaktır. Bu sonuçlara dayanarak, yerel ekonominin uluslararası pazara açılmasının, BAEPB ülkeleri için uzun vadede daha üretken olduğuna karar verebilmektedir. Anahtar Sözcuükler: Küreselleşme, Ekonomik Büyüme, Sabit etkiler, GMM Sistem,BAEPB, Panel Veri.

Batı AfrikaBatı Afrika Devletleri Ekonomik TopluluğuBüyüme+4
Aymar Berenger Ismael Nana
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin küresel eğitim bilgi, deneyim ve uygulamaları

Küresel eğitimin amacı, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda sınırların belirginliğini giderek kaybettiği ve ülkeler arası etkileşimin hızla arttığı dünyada, bireyde hem yerel hem de evrensel değerler ve sorunlar karşısında bilinçli ve etkin bir biçimde var olabilmek için gerekli bilgi, beceri ve tutumları geliştirmektir. Bu açıdan düşünüldüğünde küresel eğitim, bireyleri toplumsal hayata duyarlı ve etkin vatandaşlar olarak hazırlamayı hedefleyen sosyal bilgiler dersi ile doğrudan ilişkilidir. Erken yaşta alınan eğitim, sonrasında oluşacak bilgi, deneyim ve değerleri büyük oranda etkileyeceğinden, ilköğretim aşamasında verilen Sosyal Bilgiler eğitiminin öğrencilerin ulusal ve evrensel değerlerle donatılmış bireyler olarak yetişmesine olanak tanıyacak biçimde yapılandırılması büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, etkili küresel eğitimin en önemli paydaşı öğrencileri küresel vatandaşlık kavramı ile tanıştıracak olan sosyal bilgiler öğretmenleridir. Bu çalışmanın temel amacı, sosyal bilgiler öğretmenlerinin küresel eğitimin temel kavramlarına ilişkin algılarını anlamak ve küresel eğitime dair bilgi, deneyim ve sınıf içi uygulamalarını hakkında fikir edinmektir. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde olgubilim deseni ile yürütülecek olan çalışmada, maksimum çeşitlilik örnekleme tekniği ile belirlenecek 4 sosyal bilgiler öğretmeni ile 4 ayrı yarı yapılandırılmış bireysel görüşme yapılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, 2012-2013 bahar döneminde görevde bulunan Sosyal Bilgiler öğretmenlerinden oluşmaktadır. Sosyal bilgiler öğretmenleri ile yapılacak olan yarı yapılandırılmış görüşmelere ek olarak inandırıcılığı arttırmak için katılımcı gözlem yoluyla bu öğretmenlerin sınıf içi uygulamaları gözlemlenmiştir. Görüşmeler, gözlemler ve araştırmacının günlüğünden elde edilen veriler NVivo 10 nitel veri analizi programı kullanılarak tümevarımsal analiz tekniği aracılığıyla çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Küresel Eğitim, sosyal bilgiler öğretimi programları, sosyal bilgiler öğretmenleri, öğretmen eğitimi

KüreselleşmeSosyal bilgiler dersiSosyal bilgiler eğitimi+4
Fatih Öztürk
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşmenin OECD ülkeleri üzerinde istihdama etkisi

Günümüzde bütün ülkelerin amacı ekonomik olarak gelişmek, dünyaya ayak uydurmak ve bunu sürdürmektir. Küreselleşme ülkeler arasındaki teknolojik, ekonomik ve sosyal sınırları kaldırarak dünyanın neredeyse tek bir ülkeden oluşmasını sağlamıştır. Zaman ilerledikçe gelişen teknoloji ve rekabet ülkeleri ister istemez bir etkileşim içine sürmüştür. Özellikle son yıllarda yaşanan gelişmeler küreselleşme olgusunun önem kazanmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada küreselleşmenin başladığı yıllardan günümüze özellikle son dönemlerde OECD üye ülkelerindeki küreselleşmenin istihdam üzerindeki etkileri incelenmektedir. Bu amaçla TUİK, OECD ve ILO verileri incelenmiş küreselleşmenin işgücü üzerindeki etkisi betimsel analiz yöntemiyle ortaya konulmuştur. Yapılan analiz sonucunda ortaya çıkan sonuçlar, bu alanda daha önce gerçekleştirilmiş ampirik çalışmalarla karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda küreselleşmenin belirtilen ülkelerdeki işgücüne hem olumlu hem de olumsuz etkileri gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, İstihdam, OECD

KüreselleşmeOECD ülkeleriİstihdam+3
Eray Karakaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel reklamcılıkta adaptasyon türlerı̇: Adaptasyon reklam uygulamalarına yönelı̇k etkı̇ araştırması

Literatürde adaptasyon reklamla ilgili yapılan çalışmalar, standardizasyon ve adaptasyon karşılaştırması üzerinedir. Adaptasyon reklamla ilgili herhangi bir sınıflandırma yapılmamış, dolayısıyla adaptasyon reklam sınıflarına yönelik bir tüketici etki araştırması gerçekleştirilmemiştir. Bu araştırma kapsamında önce adaptasyon reklam türlerini belirlemek, daha sonra adaptasyon reklam türlerine yönelik tüketici tutumunu ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, araştırma karma bir yöntem ile iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, reklam yaratıcıları ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek prodüksiyonel ve masaüstü olmak üzere iki adaptasyon reklam türü belirlenmiştir. İkinci aşamada ise, prodüksiyonel ve masaüstü adaptasyon reklamlar oluşturulmuş ve bir deneysel araştırma tasarlanmıştır. Deneysel araştırmada önce reklam katılımcılara gösterilmiş ve sonra katılımcılardan reklama yönelik tutum anketini cevaplamaları istenmiştir. Daha sonra anketi cevaplayan katılımcılarla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek, prodüksiyonel ve masaüstü adaptasyona yönelik tutumları ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre prodüksiyonel adaptasyon reklama yönelik tutumun, masaüstü adaptasyona yönelik tutumdan tüm değişkenlerde daha olumlu olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bir adaptasyon reklama yönelik tutumu, inandırıcılık, yaratıcı yapım uygulamaları öğeleri ve kültürel öğelerin etkilediği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Adaptasyon reklam,Küreselleşme,Adaptasyon,Küresel reklam stratejileri,Küresel reklamcılık

Glokal pazarlamaKüreselleşmeReklamlar+4
Emrah Gülmez
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşmenin ekonomik büyümeye etkileri: Afrika ülkeleri örneği

Bu çalışma küreselleşmenin Sahraaltı Afrika ülkelerinin ekonomik büyüme oranları üzerinde arttırıcı ya da azaltıcı bir etkisinin olup olmadığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla çalışmada Sahraaltı ülkelerinin 1990-2014 yılları veri seti kullanılarak ekonomik büyüme modeli oluşturulmuş ve bu ekonomik büyüme modellerine küreselleşme değişkeni olan KOF küreselleşme endeks değeri, ekonomik küreselleşme endeks değeri, politik küreselleşme endeks değeri ve sosyal küreselleşme endeks değeri değişkeni eklenerek bu değişkenlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi sınanmıştır. Dinamik panel veri analizi yöntemi ile yapılan ekonometrik analizde, modellerin tahmininde Arellano–Bover/Blundell–Bond dinamik panel veri tahmincisi kullanılmıştır. Bu tahminci GMM (Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi) tahmincisi olarak da bilinmektedir. Verilerin 36 Sahraaltı ülkesine ait olduğu çalışmada ekonometrik analize konu olan Afrika ülkeleri tüm Sahraaltı Afrika ülkeleri, düşük gelir seviyesine sahip ülkeler, alt orta gelir seviyesine sahip ülkeler ve üst orta gelir seviyesine sahip ülkeler olarak dörde ayrılmıştır. Elde edilen sonuçlar ise tüm Sahraaltı ülkelerinin sınandığı modelde ve düşük gelirli Sahraaltı ülkelerinin sınandığı modelde küreselleşmenin ekonomik büyümeye bir etkisinin olmadığı, alt orta gelir seviyesine sahip olan Sahraaltı Afrika ülkelerinde politik küreselleşmenin ekonomik büyümeyi arttırıcı yönde bir etkisi olduğu, üst orta gelir seviyesine sahip olan Sahraaltı Afrika ülkelerinde ise KOF küreselleşme endeksinin ve ekonomik küreselleşmenin ekonomik büyümeyi arttırıcı yönde etkisi olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Denilebilir ki ülkelerin gelir seviyeleri yükseldikçe küreselleşme ekonomik büyüme üzerinde etkili olmaktadır.

Afrika ülkeleriBüyümeEkonomik büyüme+2
Eylül Kabakçı Günay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Cittaslow Hareketi ve Seferihisar örneği; Tarım, emek, mülkiyet ilişkileri ve mekan bağlamında bir çözümleme

Küreselleşme ile birlikte değişen tarım, gıda, yemek, kent dünyanın birçok ülkesinde ve yerel birimlerde değişim ve dönüşümü beraberinde getirmiştir. Küresel kapitalizmin, sermayenin ve neoliberal politikaların önemli ölçüde etkili olduğu bu süreçte bireylerin ve toplumların yaşamları serbest piyasa koşullarına terk edilmiştir. Bu sürece karşı çıkan hareketler ise benzer dönemde farklı coğrafyalarda farklı tepkiler göstermişlerdir. Bu çalışmada küresel gıda ve tarım sermayesine karşı İtalya'da başlayan Slow Food hareketi ve kentsel düzlemde varlığını gösteren bağıl hareket olan Cittaslow hareketinin sosyo-ekonomik etkileri ele alınmıştır. Türkiye'de 2009 yılında başlayan hareketin Seferihisar ilçesi örneğinde sahip olduğu kriterler ve uygulamaları ile tarım, kadın emeği, mülkiyet ilişkileri ve mekân özelindeki etkileri ve dönüşümleri çözümlemek çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Hareketin Seferihisar'a gelişi ve bağıl projelerin uygulamaya konulması ile birlikte ilçede yaşanan tarımsal değişim, yerelde yaşayanların ekonomik hayatta yer alma süreçleri ve potansiyellerini ortaya çıkarmaları bağlamında önemlidir. Hareket, küçük kentler için küreselleşme ve sermayeye karşı yeni bir model ortaya koymaktadır. Bu süreçte mülkiye ilişkileri ve mekânda yaşanan dönüşümler ise özel önem gösterilmesi gereken kavramlardır.

EmekKüreselleşmeMekan+6
Serkan Çelik
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

The impact of national culture on self-leadership development

In the increasingly globalized market place, "leadership development", too, has become an "export" often in standardized forms. However, such globalized "exports" with "one solution fits all mindset" tend to disregard the factors that critically influence the effectiveness in leadership development, such as national culture. Therefore, new approaches and frameworks are needed to better understand and facilitate the effective self-leadership development in different cultural contexts, in other words the "glocalization" of leadership development. This research examines the effects of the national culture upon the "effectiveness" in self-leadership development in corporate context (comparing Turkish and Canadian mid-level managerial contexts within the ICT sector), with a view of improving the underlying theories, assumptions and practices of self-leadership development trainings. Given the opposing cultural dimension factor indices between Turkey and Canada, significant differences in self-leadership development outcomes were expected between these two cultural contexts. However, the data from the study shows that the differences were statistically insignificant, leading one to wonder, has the sectorial similarities (ICT in this case) has resulted in similar outcomes in both the cultural contexts selected for this research. This shows that contextual factors that can lead to different leadership development outcomes under differing national contexts are in tension with global trends that tend to cross national boundaries.

CanadaGlobalizationGlocalization+7
Suresh Gunaratnam
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaokul sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin küresel okuryazarlık yetkinliği: Ünye örneği

Bu araştırmanın amacı, içinde yaşadığımız küresel çağın bir gereksinimi olarak, küresel okuryazarlığın teorik modelini ortaya koymak ve bu modeli sosyal bilgiler dersine entegre etmektir. Araştırmada nitel ve nicel yöntemlerin birlikte ele alındığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca araştırma nitel verilerin öncelikli olduğu ve nitel verilerden nicel verilere bağlantı kurulan, keşfedici sıralı karma desen ile desenlenmiştir. Çalışmanın nitel bölümünde, alan yazından elde edilen betimsel temalar ve yürütülen teorik tartışmalar kapsamında, araştırmacı tarafından analitik temalar üretilmiştir. Söz konusu analitik temalar küresel okuryazarlığın yetkinlik alanlarını temsil eden teorik modeli oluşturmaktadır. Bu bağlamda küresel okuryazarlığın yetkinlik alanları; öğrenme alanları, temel perspektifler, temel beceriler ile tutum ve davranışlar olarak dört boyutlu olarak belirlenmiştir. Bu bölümde ayrıca, küresel okuryazarlığın eğitim ortamında geliştirilmesine ilişkin temel ilkeler ve anahtar öğretim yaklaşımları ortaya koyulmuştur. Ortaya koyulan teorik model kapsamında ise Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı (2018) değerlendirilmiştir. Öğretim programının küresel okuryazarlığa dair konulara, nicelik açısından önemli oranda yer verdiği görülmüştür. Bununla birlikte, küresel okuryazarlığın kazandırılması için geliştirilmeye açık bir yapı sunduğu düşünülmektedir. Çalışmanın nicel bölümünde ortaokul düzeyindeki öğrenciler için üç faktörlü ve 18 maddelik "Küresel okuryazarlık ölçeği" geliştirilmiştir. Daha sonra ilgili ölçek, Ordu'nun Ünye ilçesinde yer alan ve rastgele yöntemle belirlenen ortaokullarda eğitim gören 565 kişilik bir araştırma grubuna uygulanmıştır. Araştırma grubundan elde edilen sonuçlar kapsamında; Araştırma grubunda yer alan öğrencilerin cinsiyet değişkeni açısından ele alındığında, küresel okuryazarlığın bireysel yetkinlik ve küresel farkındalık boyutu açısından kız öğrenciler lehine, erkek öğrencilere kıyasla anlamlı sonuçlar bulunmuştur. Sınıf değişkeni açısından ele alındığında; 8.sınıf öğrencilerinin küresel okuryazarlık puanları tüm boyutlarda, 5.ve 6.sınıf öğrencilerine kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Anne eğitim durumu değişkenine göre, annesi yükseköğretim mezunu olan öğrenciler lehine olmak üzere, annesi daha düşük eğitim seviyesinde olan öğrencilere kıyasla anlamlı sonuçlar bulunmuştur. Hayatın çoğunun geçirildiği yerleşim yerine göre, hayatının çoğunu şehir merkezinde geçiren öğrenciler lehine, hayatının çoğunu kırsal yerleşim bölgesinde geçiren öğrencilere kıyasla, bireysel yetkinlik ve küresel yerel ilişkisi boyutlarında anlamlı sonuçlar bulunmuştur. Yurt dışında bulunma durumuna, göre yurt dışında bulunan öğrenciler lehine olarak, yurt dışında bulunmayan öğrencilere kıyasla küresel farkındalık boyutunda anlamlı sonuçlar bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Küresel dünya, Küresel okuryazarlık, Küresel okuryazarlık eğitimi, Küresel yetkinlik, Sosyal bilgiler eğitimi

Küresel okuryazarlıkKüreselleşmeOrdu-Ünye+4
Hakan Türk
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir gelecek inşası olarak egemenlik ve küreselleşme

Tezin ilk bölümünde egemenlik kavramının genel çerçevesi ele alınmakta, egemenliğin tanımı, güç-iktidar gibi bazı kavramlarla olan ilişkisi ve sınıflandırılması incelenmektedir. İkinci bölümde egemenliğin doğuşu ve gelişimi çerçevesinde mutlak egemenlikten sınırlı egemenliğe geçiş ve halk-ulus egemenliklerinin tarihsel arka planı incelenmektedir. Üçüncü bölümde ise küreselleşen dünyada egemenliğin nasıl bir hal aldığı, egemenliğin bölünmezlik ile devredilemezlik ilkelerinin küresel süreçteki aşınmaları incelenmektedir. Tüm bu incelemeler yapılırken çalışmanın ana eksenini; egemenliğin bir hakikat olmadığı, modern devlet anlayışı kapsamında tanrısız bir sistem tanımlayabilmek için zorunlu olarak ihtiyaç duyulan, bir anlamda tanrısız teolojinin tanrısal karşılığını oluşturmak için tasarlanan bir söylem olduğu düşüncesi oluşturmaktadır.

DemokrasiEgemenlikKüreselleşme+5
Muhammet Metin Adıgüzel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yerel yönetimler ve yönetişimin yerel yönetimlere eklemlenmesi: Yerel yönetişim

Kamu yönetimi, toplumsal değişimlerin baskısı altında ve o değişimlere karşılık gelecek çözümleri üretme ihtiyacı karşılığında, hem teorik hem de pratik alanda bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. 2. Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa ve ABD'de ortaya çıkan yeniden yapılanma çabaları, daha merkeziyetçi, birlikçi ve ulusal kalkınmayı öncelikli hedef gören yaklaşımların etkisi altında gelişti. Bu durum, kamu sektörünün toplumsal alanda başat aktör olarak toplumsal konularda etkili olduğu bir kamu yönetimi anlayışını öne çıkarmıştır ve buda yönetişimdir. Küreselleşme sürecinin tüm topluma hâkim olmasıyla ile birlikte temsili demokrasi kent yönetiminde etkisiz ve yetersiz bir unsur haline gelmiştir. Mevcut yönetim pratiklerinin farklı açılardan yetersiz olması nedeniyle, pratikte gelişen yeni arayışlar uygulamada etkili olmaya başlamış ve bu yeni gelişmeleri anlatmak için yönetişim kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Günümüz toplumlarında insanlar yönetenlerle aralarında durmadan açılan bir farkla yaşamaya çalışmaktadırlar. Devletin aşırı büyümesi her yere ulaşamamasına ve toplumun taleplerini yerine getirememesine başlamıştır. Demokrasi, ancak devlet ile toplum arasındaki bu uçuruma son verilerek gerçek hale getirilebilir. Yönetişim ile devlet-toplum uzaklığını aşmak amacıyla bir mekanizma kurulmaya çalışılmaktadır. Yönetişim, gelişmekte olan çağdaş bir yönetim yaklaşımıdır. Yönetişim, geleneksel yönetim sistemlerinin, hizmetlerde verimliliği sağlayamaması nedeniyle daha tercih edilen bir konumda yer alacaktır.

BelediyelerKamu yönetimiKüreselleşme+5
Mustafa Akyol
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarım sektörünün küreselleşmesi ve Türkiye'de tarımsal dönüşüm

Türkiye tarımının, 1980 sonrası geçirdiği dönüşüm yeni bir tarımsal yapının oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Bu yeni yapı, tarımsal üretimde kendine yeterli olmayı amaçlayan Cumhuriyet Türkiyesinin 1980 sonrasında benimsediği ihracata dayalı büyüme modeline uygun görünse de gıda güvenliğini olumsuz yönde etkilemiştir. Neoliberal politikaları uygulayan uluslararası ekonomik kurumlarla gerçekleştirilen işbirlikleri, tarım alanında faaliyet gösteren kamu kurumlarının özelleştirilmesini ve tarım sektörünü düzenleyen yasaların serbestleştirilmesini gerektirmiş, bu şekilde açılan alana da çok uluslu şirketler yerleşmiştir. Çokuluslu şirketler, girdilerden pazarlamaya, üretimden finansmana kadar tarımın her alanında faaliyet göstermekte ve faaliyet gösterdikleri piyasalardaki rekabetçi yapıyı değiştirmektedir. Çokuluslu şirketlerin tarımsal tedarik zincirlerinin ana unsuru haline gelmesiyle birlikte tarımsal piyasalar yoğunlaşmış, bu da özellikle küçük üreticilerin karşı karşıya kaldığı maliyet ve pazarlama sorunlarını daha da artırmıştır. Diğer yandan, tarımsal ticaretin uluslararası piyasalara açılması ithalat artışıyla sonuçlanmış, ithalat artarken ihracatın aynı hızda artmaması stratejik ürün gruplarında net dış ticaret açıklarına yol açmıştır. Tarım üreticileri maliyet artışları karşısında yeterince desteklenmediğinde oluşan arz açıkları ithalat ile kapatılırken, ihracat olanakları yeterince değerlendirilememektedir. Türkiye'nin tarımsal dış ticaret yapısına bakıldığında, gıda güvenliğine yönelik ürün gruplarında ithalat eğilimin arttığı, ihracatta ise meyve ve sebzenin öne çıktığı görülmektedir. Küreselleşme, beklendiği gibi yeni bir tarımsal işbölümü getirmiştir. Ancak, tarımsal ihracat gelirleri gittikçe artan ithalat talebini karşılamaya yetmemekte; başka bir deyişle, tarımsal net dış ticaret açık vermektedir.

DönüşümKüreselleşmeTarım ekonomisi+3
Ebru Kapdan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekleşen bir örgütsel değişim karşısında örgütsel bağlılığın sonuçlarının incelenmesi üzerine bir saha araştırması

Günümüzde küreselleşme nedeniyle yaşanan hızlı gelişmeler insan hayatını ve dolayısıyla da toplumu etkisi altına almıştır. Her şey hızla değişmekte, her gün bir diğerinden farklı olmaktadır. Yaşanan bu hızlı değişimden örgütler de etkilenerek bütün unsurlarıyla değişime maruz kalmış bulunmaktadır. Artık örgütlerin ayakta kalabilmeleri, örgütsel anlamda değişerek değişime ayak uydurabilmelerine bağlı hale gelmiştir. İşgörenlerin örgütsel bağlılığın sağlanması ve işten ayrılma niyetlerinin azaltılması için işlerini ve örgütlerini sevmeleri, maddi ve manevi anlamda tatmin olmalarını ve memnuniyet düzeylerinin yükseltilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı da gerçekleşen bir örgütsel değişimin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Tez dört ana bölümden meydana gelmiştir. Araştırmanın ilk bölümünde örgütsel değişim kavramı ikinci bölümde örgütsel bağlılık kavramı açıklanarak bu alanda yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde örgütsel değişimin örgütsel bağlılık üzerine etkileri ilişkilendirilmiştir. Son bölümde ise literatür taraması sonucu elde edilen bilgiler doğrultusunda bir kamu kurumu işgörenlerine anket tekniği kullanarak uygulama yapılmıştır. Söz konusu anket formlarından elde edilen veriler SPSS 24.0 programına kaydedilerek örgütsel değişimin örgütsel bağlılık üzerine etkileri analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rekabet, Örgütsel değiĢim, Örgütsel bağlılık

KüreselleşmeRekabetÇalışanlar+2
Zekiye Dalboy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşen dünyada devletin iktisadi rolü: Türk kamu maliyesi örneği

21. yüzyıla girerken, birey, toplum ve devleti farklı kavram, boyut ve derinlikteetkileyen degisim, dünyanın her bir kösesinde yasanmaktadır. ktisadi, siyasi, sosyal vekültürel sahalarda var olan sınırların ortadan kalkmaya basladıgı, kutuplasmaların terkedildigi, liberal yaklasımların hemen hemen her alanda ve her anlamda güç kazandıgı,bilisim, teknoloji ve enformasyonun hızla gelistigi, yasam formlarımızda büyükdönüsümler yasandıgı bu sürece, küresellesme adı verilmektedir.Küresellesme ile birlikte her alanda yasanan degisim, devletin görev, rol vefonksiyonlarında da kendini hissettirmektedir. Bu çerçevede, küresellesme ile birlikteüretim faktörlerinin uluslararası mobilitesinin artması, teknoloji ve iletisimde yasananhızlı gelismeler ve neo-liberal degerlerin yükselisi, devletlerin kamu mali yapılarını vekamu mali politikalarını derinden etkilemistir. Küresellesmenin devletlerin kamu maliyapılarına etkisi, kamu gelir ve giderlerinde yasanan degisimlerde, kamu idareleriarasından yasanan küresel rekabette ve devletlerin birbiri ardına gerçeklestirdikleri malireformlarda kendini göstermektedir.Bu çalısmada, küresellesmenin devletin iktisadi rolü üzerindeki etkisi, kamumaliyesi açısından incelenmistir. Bu baglamda küresellesmenin tanımı, tarihi gelisimive ulus devletler üzerindeki etkisi birinci bölümde ele alınmıstır. Küresellesmeninülkelerin kamu maliyelerine ve mali reformlar üzerine etkileri ikinci bölümdeaçıklanırken, son bölümde ise örnek ülke olarak seçilen Türkiye'de, küresellesmeninkamu maliyesine ve mali reformlarına etkisi ayrıntılı bir sekilde incelenmistir.

DevletEkonomiKüreselleşme
Sertan Yıldız
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çağımızın teorisyeni Jürgen Habermas'ın iletişim, siyaset ve modernlik anlayışı

İnsan tarihsel süreç içerisinde kendi varlığını ve sosyal birlikteliğini açıklamak adına, içinde yaşadığı sosyal dünya üzerine, süreç içerisinde elde ettiği deneyimlerden hareketle sosyal teoriler üretmiştir.Günümüz sosyal dünyasında insanın bu bilme etkinliği halen devam etmektedir. Sosyal bilim alanında insanın bu etkinliğine önemli katkılarda bulunan teorisyenlerden birisi de hiç kuşku yok ki Jürgen Habermas'tır.Habermas, son dönemde ortaya attığı İletişimsel Eylem Kuramı'yla, sosyal dünyanın merkezine insanın temel etkinliği olan dilden hareketle kavramsallaştırdığı rasyonel özneleri yerleştirir. Rasyonel özneler, onun iletişim, siyaset, modernlik kavramlarının da baş aktörleridir. Habermas, iletişim, siyaset, modernlik kavramlarıyla son derece tutarlı ve süreklilik arz eden teorik bir yapı oluşturmayı başarmıştır. Habermas'ın bu teorik yaklaşımının en önemli yönü ise, aktörleri ve onların rasyonel eylemlerini sosyal dünyanın üretiminde ve yeniden üretiminde temel güç olarak kavramsallaştırma eğilimidir. Habermas, bu teorik kurgusu ile aktörlere ve onların rasyonel eylemlerine yaptığı vurguyla, günümüz sosyal dünyasına ışık tutmayı başarmıştır.

EkonomiEşitlikKüreselleşme+2
Abdulkadir Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu yönetiminde etkinlik sağlama aracı olarak stratejik yönetim: Eskişehir Tepebaşı Belediyesi örneği

Dünyamız hızlı yaşanan bir değişim sürecine tanık olmaktadır. Küreselleşme, bilişim, iletişim, teknoloji alanlarındaki gelişmeler, ulus ? devletin gücünü yitirmeye başlaması, ulusal sınırları tanımayan bilgi akışı, serbest piyasa ekonomisi, rekabet ortamı, insanların talep ve beklentilerinin farklılaşması gibi nedenlerle örgütler yaşamlarını devam ettirebilmek için değişime ayak uydurmak zorunda kalmaktadırlar. Değişen koşullar ile örgütler geleceğe yönelik amaç ve hedeflerin tespit edilmesine, bu amaç ve hedeflere ulaşılabilmek için uygulanması gerekli işlemlerin belirlenmesine imkân sağlayan stratejik yönetim tekniğine yönelmişlerdir.Özel sektörde yaygın bir şekilde uygulama alanı bulan stratejik yönetim, kamu sektöründe de önem kazanmaya ve uygulanmaya başlamıştır. Dünyadaki geniş kapsamlı ve hızlı değişimden payını alan kamu yönetimi de değişim sürecinde mevcut yapısından kaynaklanan sorunları gidermek, işleyişini etkin ve verimli bir hale getirebilmek için stratejik yönetim tekniğine yönelmiştir. Değişim süreci tüm dünyadaki kamu yönetimlerini etkilediği gibi Türk kamu yönetimi de etkilemiştir. Türk kamu yönetiminde yeniden yapılandırma çalışmaları devam etmekte ve kamu hizmetlerinin etkin ve verimli sunulabilmesi için stratejik yönetim tekniğinin uygulanması öne çıkmaktadır. Kamu kuruluşlarının sürekli değişim içinde olan çevreyi kontrol edip, değişime uyum sağlamak ve uyumu sürdürülebilir duruma getirmek için stratejik yönetim tekniğine yönelmeleri ve stratejik yönetimin kamu sektörünün etkinleştirilmesi için kullanılan önemli bir araç olduğu iddiası çalışmaya konu olmuştur.Çalışmanın birinci bölümünde, kamu yönetiminde nasıl bir paradigma değişimi yaşandığı, ikinci bölümde; stratejik yönetimin gelişimi, özellikleri ve süreçleri incelenmiş, kamu yönetiminde stratejik yönetimin yeri, gerekliliği, yararları ve uygulama güçlükleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Türk kamu yönetimindeki değişim çalışmaları incelenmiş, Türk kamu yönetimindeki stratejik yönetim anlayışı ve stratejik yönetimin gelişimi ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; kamu kuruluşlarında stratejik yönetim uygulanmasına örnek bir kuruluş olarak bir kamu kuruluşu olan Tepebaşı Belediyesi incelenmiştir.

BürokrasiDeğişimEtkinlik+6
Seda Kudret
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim araçları ve yanlış bilinçlilik

Son dönemlerde, kitlesel iletişim üstüne yapılan çalışmaların arttığı görülmektedir.Sosyal bilimlerin ve özellikle sosyolojinin bu alana yüklediği önemin nedeni kitle iletişimaraçlarının yol açtığı toplumsal dönüşümlerdir.Bu çalışmada, kitle iletişim araçlarının neden olduğu toplumsal dönüşümleri anlamakiçin bu araçların kitlelerde yarattığı ?yanlış bilinçlilik? olgusuna merkezi bir önem verilmesigerektiği tartışılmaktadır. Yaşantımızın her alanına son yıllarda giriş yapan kitle iletişimaraçlarının ve bu araçlardan en etkilisi olduğunu düşündüğümüz televizyonun başta habervermek olmak üzere birçok işlevi vardır. Ancak, kitlesel iletişimin hem siyasi hem deekonomik anlamda bireyleri denetim altına almak amacıyla yanlış bilinç ürettiği de göz ardıedilmemelidir.Kitlelerde içinde yaşadıkları döneme ilişkin yanlış bilinç oluşturma olgusu sermayesınıfı için son derece önemlidir. Buradaki önem sadece sermaye sınıfının kitle iletişimaraçlarını kullanarak oluşturmayı hedeflediği yanlış bilinçlilik değildir. Aynı zamanda, siyasalalan da kitle iletişim araçlarını kullanarak seçmen kitlelerinde yanlış bilinçlilik yaratmayıhedeflemektedir.Bu çerçevede, siyaset ve ekonomi arasındaki bağlar irdelenerek Türkiye'deki kitleiletişim araçlarının gelişimi araştırılmaktadır. Bu araştırmanın da gösterdiği temel sonuçyanlış bilinçliliğin kitlesel iletişimle ilişkisinin kesinliği olmaktadır. Tüm budeğerlendirmelerin temeline ?kitle kültürü? ve ?kültür endüstrisi? kavramlarıyerleştirildiğinde, süreç daha anlaşılabilir bir görünüm kazanmaktadır. Türkiye'de kitleiletişim araçlarının gelişimi ve Türk medyasının holdingleşme süreci göz önüne alınarak kitlekültürü ve kültür endüstrisi eleştirilerinin bu süreci açıklayabildiği gerçeği ortayakonulmaktadır.

KitleKitle iletişim araçlarıKitle iletişim kuramları+6
Özkan Yüksel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu-batı bağlamında kentleşme sürecine ilişkin eleştirel bir yaklaşım

Kentler, tarih boyunca insanoğlunun askeri, ekonomik, siyasal ve entelektüel ilgisini çekmiş, onu anlamak, onun içerisinde yer almak ve dahası onu merak etmek arsında gidip gelen duygularla kentler inşa edip yıkmışlardır. Kentlerin etkileri, ona bakanda kendisini hayran bırakan özelliklerinde kendisini göstermektedir. Dünyanın yedi harikasının tümünün kentlerde olması bu açıdan tesadüf değildir.En yaratıcı fikirlerin ortaya atıldığı, en güzel binaların inşa edildiği mekânlar olan kentleri anlamak oldukça karmaşık ve zor bir süreçtir. Çalışmada kentler tarihsellikleri içerisinde yaşadıkları çelişkileri, gelişimleri ve mücadeleleri içerisinde ele alınmaktadır. Kent tarihi, siyasal bir açıdan ele alınan ve çifte standarda açık bir özellik göstermektedir. Bu çifte standardı üreten, batı merkezli modernist yaklaşımın uzantısı olarak değerlendirilebilir. Çalışma içerisinde kentleşme süreçlerinin anlatımında yalnız batı kentlerini kapsayan kısmı eleştirilmiş, doğu kentlerinin tarihsel gerçekliği ortaya konmaya çalışılmıştır.Kentlilik bilincinin oluşumu ve kentlerin siyasi karakteri, doğu batı ekseninde meydana gelen karşıtlığın hem nedeni hem de sonucu olarak ifade edilecektir. Çalışmada doğunun tarihsel konumu ve doğu kentlerine bakış bu bağlamda eleştirilerek, doğu kentlerinin özelliklerine değinilmiştir.İnsanoğlunun doğaya en büyük meydan okuması olarak kentler, zaferleri, yenilgileri, inanışları simgeleyen büyük bir imaj olarak, insanoğlunun tarihi kadar eski, yaşanılan zaman kadar güncel ve geleceği hayal etmek kadar fantastiktir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Kentleşme, Küreselleşme, Modernizm, Post-modernizm, Sanayi Devrimi, Oryantalizm.

DemokrasiEndüstrileşmeKentleşme+4
Hakan Uman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde serbest bölgelerin Türkiye dış ticareti üzerine etkileri

İnsanlar tarih boyunca dünya nimetlerinden ihtiyaçlarını karşılamak doğrultusunda en iyi şekilde faydalanma yarışına girmişler ve bu kapsamda ellerindeki üretim olanaklarıyla en çok çıktıyı elde etmek istemişlerdir. Belli bir noktada üretim imkanlarının azalması ama nüfusun artmaya devam etmesi ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapmak zorunda olan ülkeleri de başka kaynaklara yönlendirmiş ve günümüzde küreselleşmenin temelini oluşturan gelişmeler yaşanmıştır. Bu sisteme göre çevredeki kaynaklar ana kıtaya transfer edilmekte ve ana kıtanın ihtiyacı olan hammadde ve ara mamuller ile tüketime hazır ürünler ana kıtadaki ihtiyacı karşılamaktadır.Sonraki zamanlarda ana kıtada oluşan üretim fazlalıkları için yeni pazarlar aranmış ve yine bu sömürgeleştirilen ülkeler seçilmiştir. Bu da karşılıklı ticaret sistemlerinin oluşmasına katkı sağlamıştır. Ülkeler arası ticaretin gelişmesi ile hem küreselleşme yaygınlık kazanırken diğer taraftan da dış ticaret gelişmekte bunun sonucu olarak da ülke ekonomileri gelişim göstermiştir.Ülke ekonomileri globalleşen dünya ile birlikte kaynaklarını ve ekonomik etki alanlarını genişletmek için yeni yollar aramaya başlamışlardır. Bu amaçla işletmelerin ve uluslararası ticarette faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin hareket alanlarını genişletmek ve ülkelerarası ticareti geliştirmek için serbest bölgeler oluşturulmuştur.Bu çalışmada Globalleşme, Globalleşme açısından Serbest Bölgeler ve Serbest Bölgelerin Türkiye'deki durumu incelenmiştir.Birinci bölümde, genel olarak küreselleşme ve serbest bölge kavramlarına değinilmiştir. Bunların çeşitleri, nedenleri, tarihsel gelişimi ve etkileme kanalları incelenmiştir.İkinci bölümde Türkiye'deki serbest bölgelerin tarihsel gelişimi ve faaliyette bulunan serbest bölgeler incelenmiştir.Üçüncü ve son bölümde Türkiye'de faaliyette bulunan serbest bölgelerin ekonomiye etkileri ile serbest bölgelerin başarısını etkileyen faktörler değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Serbest Bölgeler, Dış Ticaret

KüreselleşmeOrganize endüstri bölgesiSerbest bölgeler+4
Tufan Yayla
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects