New Turkish literature

735 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi (1953-1957) inceleme-dizin

Bilindiği gibi 1950'lerin başında Türkiye'deki siyasi ortam köklü şekilde değişir. Bu değişim toplumun pek çok alanı gibi kültür, sanat ve edebiyat ortamlarını da etkilemiştir. Örneğin çok partili dönemin başlaması ile sanat ve edebiyatta çok sesliliğin geliştiği ifade edilebilir. Özellikle genç kesimin çıkardığı çok sayıda dergi bu ortamı zenginleştirir. Ancak çıkan dergilerden pek çoğu da kısa sürede kapanır. Böyle bir ortamda İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi Mehmet Kaplan öncülüğündeki geniş kadrosu ile edebiyat ve fikir dünyasında dikkat çeker. Mümtaz Turhan, İbrahim Kafesoğlu, Ahmet Kutsi Tecer, Sait Faik Abasıyanık, Âsaf Hâlet Çelebi, Tarık Buğra gibi sanat ve bilim alanının önemli isimleri derginin kaliteli içeriğinde pay sahibidir. Buna rağmen derginin akademik ortamda günümüze dek gözden kaçırıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul Sanat ve Edebiyat, Kasım 1953'ten Şubat 1957'ye dek otuz dokuz sayı devam eder. Bu dönemde, ülkenin hemen her alanda tesiri altında kaldığı koşulsuz Batılılaşma fikrine alternatif getirmeye çalışır. Türk-İslam-Batı sentezi şeklinde ifade edilebilecek düşüncesini yalnız teklif etmekle kalmaz. Düşünce ve sanat alanındaki yazılı ve görsel metinleri ile bu yaklaşımı tatbik eder. Bu sayede İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi, Türkiye'nin modernleşme sürecinde izleri görülen söz konusu sentez teorisine Cumhuriyet sonrası dönemde canlı, yenilenmiş ve incelemeye değer bir örnek sunar. Anahtar Kelimeler: İstanbul Sanat ve Edebiyat, Mehmet Kaplan, Mümtaz Turhan, 1950'lerde edebiyat ortamı, Turgut Atasoy.

DergilerEdebi eserlerEdebiyat dergisi+4
Fatih Akbay
TOBB Economics and Technology University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Okay ve eserleri

Orhan Okay edebiyat tarihçiliği ve tenkitçiliğinin yanında önemli bir akademisyen ve düşünce adamıdır. Vefatına kadar geçen süre zarfında Yeni Türk edebiyatı alanına önemli bilimsel çalışmaların yanı sıra yüzlerce makale, tenkit ve denemeler, hatıra metinleri kazandırmıştır. Akademisyenliğinin dışında üretken bir yazar olan Orhan Okay, Nurettin Topçu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan gibi önemli isimlerden etkilenmiştir. Hocası Mehmet Kaplan'dan edindiği metodik tutuma bağlı kalarak bilimsel çalışmalarını şekillendirmiştir. Kaleme aldığı bilimsel metinler ve sanat verimleri okuyucular üzerinde tesir meydana getirirken, dil ve üslûp özellikleriyle de ayrıca dikkat çekerler. Akademik sahada şimdiye kadar yapılan çalışmalarda Orhan Okay'ın genellikle biyografisinin ve eğitim anlayışının incelendiği görülmektedir. Buna karşılık onun bilim ve sanata dair eserleri ve makaleleri özel olarak incelenmemiş; etkilendiği düşünür ve hocalar, yaşadığı değişim ve kırılmalar detaylı bir şekilde ele alınmamıştır. Yaptığımız çalışmada Orhan Okay'ın biyografisinin yanı sıra bilim ve sanat çalışmaları esas alınmış, onlar üzerinde yoğunlaşılmıştır.

Edebi eserlerOkay, OrhanTarihçilik+2
Seda Nur Uzel
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi edebiyat dergilerinde edebiyat eleştirisi (1928-1940)

Edebiyat eleştirisi, Tanzimat Dönemi'yle birlikte Türk edebiyatına giren bir tür olarak edebî faaliyetlerin değişim ve gelişimini besleyen bir alan olmuştur. 19 ve 20. yüzyılda çıkan edebiyat dergileri, edebiyat dünyasının canlılığını yansıtan panoramik bir görüntü sunmaktadır. Dolayısıyla edebî yönelişlerin en uygun şekilde takip edebileceği ortam edebiyat dergileridir ve edebiyat dünyasının gelişiminde eleştirinin etkisi çok önemlidir. 1928-1940 yılları arasında çıkarılan edebiyat dergileri üzerinden inceleme yapılmasının sebebi ise 1928 yılında Harf İnkılabı'nın gerçekleştirilmesi ve 1940 yılına kadar çok hareketli toplumsal ve edebî hayatın varlığının eleştiri türüne de yansımış olmasıdır. 1940 yılıyla incelemenin sonlandırılmasının sebebi ise İkinci Dünya Savaşı'nın toplumsal, ekonomik etkisinin yanında edebiyatta büyük kırılmaların başlangıcı oluşudur. Bu çalışma kapsamında 1928-1940 yılları arasında çıkarılan başlıca edebiyat dergileri üzerinden roman, şiir, tercüme ve eleştiri türleri üzerine yapılan tenkit içerikli yazılar incelenmektedir. Ayrıca bu çalışmada münekkitlerin üzerinde tartışmaya değer gördükleri bazı yazar ve şairler hakkındaki düşünceleri değerlendirildikten sonra münekkitlerin ve dönemin tenkit üslubu üzerinde durulmaktadır. Bu çalışmayla Cumhuriyet Dönemi'nin edebiyat sahasındaki yansımaları ve edebiyat eleştirisinin gelişimi ile özellikleri hakkında genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılmaktadır.

Cumhuriyet DönemiDergilerEdebi eleştiri+3
Şeyma Dayı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

2000'ler dönemi Türk hikâyesine panoramik bakışlar

Türk edebiyatında 1980 darbesiyle birlikte kendi kabuğuna çekilen hikâye türünün, doksanların ikinci yarısından itibaren bazı açılımlara sahne olduğu dikkati çekmektedir. Doksanlardan günümüze uzanan süreçte özellikle de 2000'lerde hikâye alanında büyük değişmelerin yaşandığı, alan üzerinde çalışan hemen her eleştirmenin ortak kanaatidir. Nitekim "hikâye patlaması" ile Türk hikâyeciliğinde yepyeni bir döneme girilir. 2000'lerde yaşanan hikâye bolluğunu ve hikâyelerdeki değişimi, tek bir etkenle izah etmek yeterli değildir. Dolayısıyla 2000'ler dönemi Türk hikâyesi üzerine, önceki çalışmalardan daha kapsamlı bir okuma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılan çalışmada 2000'li yıllarda önemli hikâye ödüllerini kazanan, hikâye dergilerinde yetişen ve ilgili türün gelişimine eleştirel çalışmalarıyla da katkıda bulunan hikâyecilerin eserleri üzerinde durulması uygun görüldü. 2000'ler hikâyesinin ruhunu temsil ettiği düşünülen on iki hikâyecinin eserlerine, anlatıcı hikâye karakterlerinin bakış açısı merkeze alınarak bir değerlendirme gerçekleştirildi. Ayrıca dönem içinde yaygın olan postmodern hikâye yönelimlerinin bütünlükçü bir bakış ile tespiti hedeflendi. Böylelikle, 2000'li yıllardaki hikâye atmosferinin ve ortak hikâye yönelimlerinin toplu bir panoraması çizildi. Anahtar Kelimeler: 2000'ler, Postmodern, Hikâye, Anlatıcı Karakter, Bakış Açısı.

AnlatıcıBakış açısıPostmodernizm+2
Sevimnur Menekşe
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Daniel Defoe'nun Moll Flanders ve Namık Kemal'in İntibah romanlarında günahkar kadın temsilleri

Gender studies emerged in the 1980s and 1990s and gender began to be discussed in greater detail in academia. Gender studies is an interdisciplinary field focusing on women, gender identity, and representations in general. Women who live in patriarchal societies and are exposed to unfair attitudes have begun to think about their identity, purposes in their life, expectations from life, and their status in community. Society determines whether a woman is moral and immoral. This thesis examines fallen women representations, their features and their literary, religious, and historical backgrounds by providing literary and mythological examples. Mahpeyker is a fallen woman character in the novel İntibah which Namık Kemal wrote in 1876 and is one of the first example of Turkish novel that shows how fallen women are viewed by the society. To understand fallen women's point of view, Moll, a fallen woman character in the novel Moll Flanders, which Daniel Defoe wrote in 1722, was examined. This thesis explores how and why a woman is called a fallen or femme fatale by male-oriented societies in literary works.

Defoe, DanielWomenComparative literature+6
Zeynep Esra Altuntaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yahya Kemal Beyatlı'nın "Kendi Gök Kubbemiz" adlı şiirinde kelime grupları

Kelimeler, bireyler arasındaki iletişimin temelini oluşturan unsurlardır. Bu unsurlar yazılı ve sözlü iletişimin gelişmesiyle varlıklarını günümüze kadar sürdürmüşlerdir. Fakat iletişimin gelişmesiyle kelimeler, duygu ve düşünceyi ifade etmekte yetersiz kalmıştır. Bu yüzden insanlar kelime gruplarını kullanmak durumunda kalmışlardır. Bu çalışmamızda Yahya Kemal Beyatlı'nın "Kendi Gök Kubbemiz" adlı şiir kitabındaki kelime grupları incelenmiştir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Yahya Kemal Beyatlı'nın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde kelime grupları hakkında genel bilgiler verilmekle beraber araştırmacıların görüşleri açıklanmış ve görüş farklılıkları belirtimiştir. Üçüncü bölümde şiirdeki kelime grupları çözümlenerek değerlendirilmiştir.

Beyatlı, Yahya KemalDilbilgisiDilbilim+5
Zafer Korkmaz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Naki Tezel'in "Türk Masalları" adlı kitabının çocuk edebiyatının temel ilkeleri bakımından incelenmesi

Masal türü, halk edebiyatı alanında çocuk eğitimine katkıları ile ön plana çıkan ürünlerden biridir. Masalların çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından incelenmesi, son yıllarda birçok araştırmacının akademik araştırma alanlarından biri olmuştur. Bu araştırmada ünlü masal araştırmacısı Naki Tezel tarafından derlenmiş masallardan oluşan "Türk Masalları" adlı eserin biçim ve içerik özellikleri çocuğa görelik ilkesi başta olmak üzere çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada, örneklem grubunda yer alan ve Naki Tezel tarafından derlenerek "Türk Masalları" adlı kitapta toplanan elli dört adet masal, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Masalların çözümlemesi; tasarım ve içerik özellikleri başlıkları altında gerçekleştirilmiştir. Tasarım özellikleri bölümünde masalların kapak, sayfa, punto, resim, boyut nitelikleri ele alınmış; içerik özellikleri başlığında masallar konu–kurgu, izlek– tema, ileti, dil ve anlatım, eğitsel ve yazınsal ilkeler karakter ve çevre özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Çözümlemeler çerçevesinde Naki Tezel'in "Türk Masalları" adlı VI eserinde yer alan masalların genel olarak çocuk okurlara okuma alışkanlığı kazandırabilecek ve estetik zevk verecek nitelikte olduğu fakat bazı masalların gerek tasarım gerekse de taşıdığı eğitsel değerler açısından çocuğa görelik prensibine ters düştüğü tespit edilmiştir.

EdebiyatEğitimMasallar+6
Erhan Kılıçaslan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ayfer Tunç'un romanlarında kullanılan anlatım teknikleri

Türk edebiyatında tahkiye geleneği, Tanzimat'tan önce sözlü edebiyata dayanmaktadır. Tanzimat edebiyatı ile 'tahkiye geleneği' 'anlatma sanatı'na dönüşmüş ve daha sonra modern anlamda 'anlatım tekniği' halini almıştır. Romancılar, kurgusal metinlerini oluştururken en az konu kadar anlatılanı aktarma şekline de özen göstermişlerdir. Özellikle modern çizgide roman yazma geleneğinin gelişmesinden sonra anlatım tekniklerinin kullanılması oldukça yaygınlaşmıştır. Ayfer Tunç, roman yazma tekniğini yaygın olarak tercih eden yazarlardan biridir. Şu ana kadar altı roman yazan Tunç, eserlerinin hepsinde bilinçli olarak anlatım tekniklerini kullanmıştır. Bu çalışmada Tunç'un Kapak Kızı, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi, Yeşil Peri Gecesi, Suzan Defter, Dünya Ağrısı, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura romanlarında kullanılan anlatım teknikleri örneklerle açıklanmaktadır. Tunç; romanlarındaki olay örgüsünü, gelişi güzel ya da klasik bir üslupla aktarmaktan ziyade farklı biçimlerle okura sunmayı benimsemektedir. Çalışma, iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadar Türk edebiyatında roman merkeze alınarak 'tahkiye geleneği'nde ve 'anlatma sanatı'nda meydana gelen değişiklikler ile modern anlatım tekniklerinin gelişme süreci açıklanmıştır. Birinci bölümde, Ayfer Tunç'un hayatı, edebi kişiliği, eserleri yer almaktadır. İkinci bölümde, anlatım teknikleri açıklanmıştır. Her başlıkta ele alınan 'anlatım tekniği'i teorik olarak açıklandıktan sonra roman metinlerinden örnekler verilerek sağlam bir zemine oturtulmuştur. Sonuç kısmında ise Ayfer Tunç'un eserlerinde kullandığı anlatım tekniklerinin hangileri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tahkiye Geleneği, Ayfer Tunç, Anlatım Teknikleri, Postmodernizm

Anlatım teknikleriPostmodernizmRoman+3
Beşir Erdem Gönüllü
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatında diriliş ekolü ve Ali Haydar Haksal

"Türk Edebiyatında Diriliş Ekolü ve Ali Haydar Haksal" adlı bu çalışmada birçok şair ve yazarı etkileyen ve edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bırakan Sezai Karakoç'un, Diriliş Dergisi etrafında oluşturduğu kitlenin günümüze kadar oluşturduğu ekol ve bu ekole bağlı olan Ali Haydar Haksal'ın şiirlerindeki Diriliş ve Sezai Karakoç'un etkileri kanıtlanmaya çalışıldı. Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Diriliş ekolünün kurucusu Sezai Karakoç'un hayatına, sanat ve edebi anlayışına yer verilmiştir. Bu çerçevede kapsamlı bir dünya tasavvuru olan Diriliş düşüncesinin medeniyet, inanç ve sanat gibi alanlara dair bakış açısı ele alınmıştır. İkinci bölümde Türk edebiyatında Diriliş ekolü incelenerek Diriliş dergisi üzerinde yoğunlaşılmıştır. Diriliş ekolünün genel çerçevesi çizildikten sonra bu ekolün etkilediği önemli isimler üzerinde durulmuştur. Bu isimlerden Diriliş ekolünün genel çerçevesine bağlı kalarak farklı oluşumlar içine girenler de ayrı olarak ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Diriliş ekolünün günümüz gençleri üzerinde etkin rol oynayan Ali Haydar Haksal'ın şiirleri ve poetikası Diriliş bağlamında incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sezai Karakoç, Diriliş, Ekol, Dergi, Ali Haydar Haksal

DirilişHaksal, Ali HaydarTürk edebiyatı+1
Kübra Özkan Solmaz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ferit Edgü'nün kısa hikâyelerinde söz dizimi incelemesi

Bu çalışma, Ferit Edgü'nün öykülerinin dil ve üslubunu söz dizimi bakımından incelemeyi ve sonuç olarak yazarın dili hakkında değerlendirmelerde bulunmayı amaçlamaktadır. Edgü'nün "Leş toplu öyküler" eserinin incelenmesi Türkçenin sözdizimsel işleyişinin betimlemesine katkı sağlayacaktır. Çalışmanın kapsamını Edgü'nün 1953-2002 yılları arasında yazdığı öykülerini içeren "Leş toplu öyküler" kitabı oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda belge inceleme ve fişleme yöntemi ile kelime gruplarının sınıflandırılması ve adlandırılması, cümlede yüklem, özne, nesne, zarf tümleci, yer tamlayıcı ögeleri belirleyen kıstasların neler olduğu üzerinde durulmuştur. Cümleler, yüklemine, anlamına, unsurlarının sıralanışına göre gruplara ayrılıp Ögelerine ayrıldıktan sonra kelime grupları kendi içerisinde tasnif edilip cümle içerisindeki kullanışları dikkate alınarak incelemelerde bulunulmuştur. Giriş bölümünde tezin konusu, amacı ve önemine değinilmiş ve sonrasında Ferit Edgü'nün hayatı, sanat anlayışı ve eserleri ele alınmıştır. Kelime Grupları bölümünde söz konusu gruplar hakkında bilgi verilmiş, bu gruplar ele alınırken cümlede hangi görevle kullanıldıkları öykülerden örneklerle gösterilmiştir. Cümle bölümünde, cümlelerin sınıflandırılması konusunda bazı araştırmacıların görüşlerine yer verilip, cümleler türüne, yerine, yapılarına ve anlamlarına göre değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise Ferit Edgü'nün dili ve üslubu hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç olarak, Ferit Edgü'nün gelecekteki insanın kaygılarına yer verirken biçimsel ve dilsel olarak zengin bir anlatım tekniğinden yararlandığı görülmüştür. Yapıtlarında ses, biçim, anlatım, kurgu biçimsel ve dilsel kaygıların kendine has olması, olay ve durumları anlatırken gereksiz tek bir sözcük kullanmaması ve yapmacıklıktan uzak durması Edgü'nün dilinin öne çıkan biçimsel özelliklerindendir.

Dil bilgisiDil bilimEdgü, Ferit+4
Betül Eği
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumcu gerçekçi Türk romanında mekân (1940-1980)

Dünyaya yön veren düşüncelerden biri olan Marksizm, sanat alanında da etkili olmuştur. Marksizm'e göre sanat üst yapının bir ürünüdür. Üst yapı ürünü olan sanat, toplumun asıl dinamik kitlesi olan proletaryanın eğitilmesinde ve devrimci bilince ulaştırılmasında önemli bir yere sahiptir. Bu anlayış çerçevesinde özellikle SSCB'de ortaya çıkan ve kendini toplumcu gerçekçi olarak tanımlayan sanat anlayışı, Marksizm'in güdümünde olmuştur. Güdümlü bir sanat anlayışı olan toplumcu gerçekçiliğin ürünlerinden olan roman da bu anlayış çerçevesinde şekillenmiştir. Ülkemizde özellikle II. Dünya Savaşı sonrası toplumcu gerçekçi anlayış edebî hayatımızda önemli bir yer teşkil etmiştir. Bu çalışmamızda Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi romanda mekânın nasıl şekillendiği incelenmiştir. 1940-1980 yılları arasındaki belirlenen toplumcu gerçekçi romanlar incelenmiş, bu romanlardaki mekânın daha iyi anlaşılması için yazarın kısa biyografisi ve edebî anlayışı da ortaya konmuştur. Romanda olayı şekillendiren, romanın ana unsurlarından bir öge olan mekân, toplumcu gerçekçi anlayışta da güdümlü bir şekilde kullanılmıştır. Sömürü mekânları ön plana çıkarılmış; işçi, köylü ve halk tabakasının sıkıntılarını daha iyi anlatacak mekânlar seçilmiştir. Mekân içinde sıkışan insanlar bir bilinmezliğe doğru yola çıkmış veya umutlu bir gelecek için mücadele verilen mekânlar içinde tasvir edilmiştir. Bu romanlarda mekân olgusunun dönemin sosyo-ekonomik durumundan etkilendiği görülmektedir. 1940'lı yıllardan sonra başlayan köy, sonrasında sanayileşme ve şehir hayatı beraberinde gecekondulaşma gibi sosyal problemleri meydana çıkaran mekânların toplumcu gerçekçi romanda mekân olarak kullanıldığı görülmüştür. Bu çalışmada incelenen romanlarda mekân kullanımı, mekânın toplumcu gerçekçi anlayıştaki özellikleri ve şekillenişi tespit edilmeye çalışılmıştır.

Edebi eserlerMekanRealizm+4
Yunus Nasır
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ferit Edgü'nün romanlarında söz varlığı

Ferit Edgü çok okunan ve okur sayısı gün geçtikçe artan yazarlarımızdandır. Edgü, edebiyatımızda minimal (küçürek) roman ve öyküleriyle ön plana çıkmış bir yazardır. Eserlerinde daha çok yalnızlık ve yabancılaşma konularını işlemiştir. Varoluşçu felsefenin etkisiyle yazılarını kaleme alan Edgü, bilinç akışı tekniğine çok sık başvurmuştur. Bu da onun roman ve öykülerine düşsel bir nitelik katmıştır. Sıra dışı bir anlatım tekniği ve dili olan Edgü hakkında birçok makale, tez çalışması ve yazı yazılmıştır. Sadece bu bile yazarımızın çok benimsendiğini ve okunduğunu gösterir. Bu tez çalışması Ferit Edgü'nün romanlarını söz varlığı açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Yazarın romanlarıyla ilgili herhangi bir söz varlığı çalışması yapılmamış olması bu çalışmayı önemli kılmaktadır. Bu nedenle çalışmamızın kapsamı yazarın romanlarıyla sınırlı tutulmuştur. Edgü'nün roman türünde yazdığı "Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı", "O/ Hakkâri'de Bir Mevsim" ," Kimse" ve "Yaralı Zaman" adlı eserlerinin söz varlığı açısından incelenmesi yazarın eserlerindeki dili anlamamıza ve Türkçe'nin söz varlığını belirlemesine katkı sağlayacaktır. Bunun için Edgü'nün romanlarının söz varlıkları doküman incelemesi ve fişleme yöntemiyle belirlenmiş ve bu veriler tablo halinde sunulmuştur. Birinci plandaher romandaki söz varlıklarının geçtiği cümleler tespit edilmiş daha sonra her söz varlığı kümesi için tablolar oluşturulup tablolarda söz varlıklarının sıklık ve sayfa sıraları gösterilmiştir. Yapılan bu çalışmalar neticesinde Edgü'nün romanlarının çok zengin bir söz varlığına sahip olduğu, yazarın eserlerini az sözcük kullanarak yazdığı halde Türkçeyi çok ustaca kullandığı görülmüştür.

Dil bilgisiDil bilimEdgü, Ferit+4
Fevzi Doğan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Mithat Efendi'nin romanlarında çocuğa görelik ilkesi ve erdemler

Geçmişten günümüze çocuk eğitimi konusunda yüzbinlerce eser kaleme alınmıştır. Bu eserlerin önemli bir kısmını ise, çocuk hikâye ve romanları oluşturur. Çocuk konusuna önemle yer veren yazarlardan birisi de Ahmet Mithat Efendi'dir. Ahmet Mithat Efendi, her eserinde okuyucusuna mesaj olarak, alınması gereken bir ders vermek ister. Bu mesajlarını bazen kahramanları vasıtasıyla bazen de kendisi bir yazar olarak vermeye çalışır. Kimi zaman da tercihi okuyucuya bırakır. Yine erdemli insan yetiştirmek her toplumda önemsenen bir konudur. Bu öneminden dolayı son yıllarda bu alanda birçok akademik çalışma yapılmıştır. Bu sahada bizim de bir katkımız olsun diye Ahmet Mithat Efendi'nin bir kısım romanlarındaki Erdem konusu bu açıdan incelemeye tabi tutulmuştur. Romanlarda tespit edilen erdemler, çocuğa görelik olarak da değerlendirilmiştir. Konunun kapsamı da göz önünde bulundurularak Ahmet Mithat Efendi'nin on romanı temel alınmıştır. İncelemeye esas alınan romanlar şunlardır: Felatun Bey ile Rakım Efendi, Hüseyin Fellâh, Paris'te Bir Türk, Acâyib-i Âlem, Diplomalı Kız, Bahtiyarlık, Dürdane Hanım, Vah, Hayret, Demir Bey yahut İnkişaf-ı Esrar. Bu çerçevede tezimizin konusu Ahmet Mithat Efendi'nin Romanlarında Çocuğa Görelik İlkesi ve Erdemler olarak belirlendi. Çalışma, Ön Söz ve Girişten sonra iki bölüm, sonuç ve önerilerden oluşmaktadır. Ön Sözde çalışmanın amacı belirlenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde tezin amacı, önemi, materyal ve yöntemi konusunda kısaca bilgiler verilmiştir. Burada yine çalışmanın sağlam bir temele oturması için "Öncesinde Yapılmış Olan Akademik Çalışmalar" alt başlığıyla bu sahada önceden yapılmış olan tüm akademik çalışmalara da bir başlık açılarak onlar hakkında da kısaca bilgiler verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünün üst başlığı "Kavramsal Çerçeve"dir. Alt başlıklarda ise "Ahmet Mithat Efendi ve Roman", "Çocuk Kitaplarının Taşıması Gereken Özellikler", "Romanların Çocuk Eğitimine Katkısı" ve "Çocuğa Görelik İlkesi" yer almaktadır. Hem giriş kısmında hem de bu bölümde çalışmanın teori kısmı oluşturulmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci kısmının üst başlığı "Erdemler ve Çocuğa Görelik" şeklinde oluşturulmuştur. Eser incelemesi kısmındaki bu bölümde, Erdemler ve Çocuğa Görelik genel başlığı altında elde edilen asıl malzeme tasnif edilip tahhlil edilmiştir. Erdemler ve çocuğa görelik konusu; Adalet, Azim, Cömertlik, Paylaşma, Dayanışma, Kardeşlik, Yardımlaşma, Dostluk, Dürüstlük, Güven, Ahlaklı Olma, Saygı, Sevgi ve Vefa şeklinde bir tasnife tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular bu başlıklar çerçevesinde yorumlanmıştır. Yine bu tasnifte yer alan kelime ve kavramların anlam ve önemine de kısaca değinildikten sonra bu konuların, incelemeye esas alınan romanlarda, nasıl işlendiği tespit edilip irdelenmiştir. Sonuç ve öneriler kısmında ise elde edilen tüm bulgular vurgulanmış ve bu konuda yapılması gerekenler de birer öneri olarak tüm akademik camianın dikkatlerine sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat, Roman, Hikâye, Edebiyat, Çocuğa Görelik, Erdem, Eğitim.

Ahmed Mithad EfendiEdebi eserlerErdem+6
Ömer Timur
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Namık Kemal ve Süleyman Nazif'in şiirlerinde vatan mefhumu

Namık Kemal ve Süleyman Nazif'in vatan mefhumuna bakış açılarının şiirlerinde olan yansımalarının ele alınacağı bu çalışmada bu iki güçlü şairin hususi hayatlarından başlayarak aldıkları eğitim, mizaçları - manevi dünyaları ve bunlara tesir eden hususlar, savundukları fikirler, dâhil oldukları topluluklar, "vatan" odaklı şiirlerinden bölümler ve bunlara dair açıklamalar şeklinde ele alınacaktır. Çalışmanın planı bu şekilde oluşturulurken Kemal'in, Nazif üzerinde oluşturduğu tesir de gözler önüne serilmeye çalışılacaktır. Tabii bütün bu çalışmaların odağında hep vatan mefhumunun bu iki şairimizde uyandırdığı izlenimler, düşünceler olacaktır. Namık Kemal'in, Süleyman Nazif'ten daha önce yaşamış olmasından ötürü çalışmanın her aşamasında Namık Kemal önce olacaktır. Başlangıçta Kemal ve Nazif'in hususi hayatları aile ve eğitimleri odaklı incelendikten sonra edebiyatımızdaki yerleri, Kemal'in Nazif üzerindeki etkileri aktarılırken, son bölümde ise yine vatan odaklı şiirlerinden karşılaştırmalı parçalar ve bunların açıklanması ve yorumlanması şeklinde bir yol izlenecektir.

Namık KemalSüleyman NazifTürk edebiyatı+3
Soner Yıldız
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşar Kemal'in romanlarında mitolojik ve fantastik unsurlar

Toplumcu-gerçekçi edebi akımın Türk edebiyatındaki en önemli isimlerinden biri olan Yaşar Kemal'in eserleri, birçok açıdan incelenmiştir. Ancak yapılan literatür araştırmasında yazarın romanlarını, mitolojik ve fantastik açıdan inceleyen müstakil bir çalışmanın yapılmadığı saptanmıştır. Bu bağlamda, araştırmada Yaşar Kemal'in romanlarındaki mitolojik ve fantastik unsurlar tespit edilmeye çalışılmış ve bunların romanlarda nasıl işlendiği ortaya konulmuştur. Yazarın tüm romanları incelenerek oluşan bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Genel bir girişten sonra birinci bölüme geçilmiştir. Birinci bölümde mitolojinin ve fantastiğin genel çerçevesi çizilerek bu iki kavramın edebiyatla ilişkisi belirtilmiştir. İkinci bölümde yazarın hayatı ve edebî kişiliği, mitoloji ve fantastik bağlamında beslendiği kaynaklar aktarılmıştır. Üçüncü bölümde incelemeye tabi tutulan romanlardaki mitolojik unsurlar alt başlıklar halinde verilmiştir. Dördüncü bölümde ise romanlarda saptanan fantastik unsurlar detaylı olarak açıklanmıştır. Tezin bu kısmında, fantastikle yakından ilişkili olan büyülü gerçekçilik (İng. magical realism) kavramına da değinilmiştir. Çalışmanın sonunda Yaşar Kemal'in folklordan beslenen bir yazar olarak mitolojik ve fantastik unsurları romanlarında yeniden yorumlayarak kullandığı tespit edilmiştir.

Fantastik ögelerKemal, YaşarMitoloji+3
Mustafa Sevinçer
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sanatında aydınlanma eleştirisi ve aydınlanma diyalektiğinin çöküşü

Aydınlanma kavramsal olarak 18. yüzyıla dayansa da kökenleri insanın doğa ile mücadelesine kadar uzanır. Modern dönemde Aydınlanma kavramına yönelik eleştiriler de temelde Aydınlanmanın kavramsal mahiyetinden ziyade psikotarihsel kökenleri üzerinedir. Bu çalışma, Aydınlanmanın psikotarihsel kökenlerinin izini sürmek için konuyu mitten modern döneme kadar uzanan çerçevede ele alır. Vardığımız nokta, modern dünyada Aydınlanmanın çöküşünün temel sebebinin onun kendi diyalektiğini oluşturan psikotarihsel kökenlerde yattığı ve bu sorunların 20. yüzyılda bir dizi modernlik krizi ortaya çıkardığıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sanatına baktığımızda ise karşımıza başlangıç, yükseliş ve çöküş şeklinde ilerleyen bir panorama ortaya çıkar. Başlangıç kısmındaki imgeler mitik bir evren algısına tekabül ederken yükseliş kısmındaki imgeler mitten kopan Aydınlanmacı özneye tekabül etmektedir. Tanpınar'ın sanatının temel gerilim hattı da mit ve Aydınlanma arasında yaşanılan gerilim ve bu gerilimin insan ve varlık arasında açmış olduğu mesafedir. Çöküş kısmındaki imgeler ise insan ile varlık arasında açılan mesafenin artık kapatılamaz olduğunu ve yükseliş dönemi imgelerinin yıkıma girdiği bir izlek ortaya koyar. Yükseliş kısmındaki imgelerin tekabül ettiği anlamların çöküşe girmesi de dolaylı olarak bizlere Aydınlanma diyalektiğinin çöküşünü gösterir. Çalışmamızın temel amacı da Ahmet Hamdi Tanpınar'da Aydınlanma sorununun yalnızca yerel sosyolojik bir bağlamda değil, aynı zamanda evrensel olarak Aydınlanma diyalektiğinin çöküşü bağlamında işlendiğini ortaya koymaktır.

AydınlanmaDiyalektikEleştiri+4
Özgür Soydinç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatında yeraltı romanlarına mekân bağlamında bir bakış

İnsanların dünya üzerinde yaşadığı değişim ve dönüşümler, sanatsal faaliyetlere belirli bir birikime ulaştıktan sonra yansımaktadır. Teknolojinin ve ulaşımın önemli düzeyde gelişmesi dünyanın bir ucunda yaşanan bir hareketliliğin benzer bir şekilde başka bir nokta da karşılığını bulabilmesinde etkili olmaktadır. Bu durumun örneklerinden biri, üst kültüre yönelik bir karşı hareket olan yeraltı anlayışında da görülmektedir. Bireylere etki eden dışsal faktörler, düşünce dünyalarında değişime neden olmuş ve bunun sonucunda dünyadaki farklı bölgelerde aykırı bir tavır olarak nitelendirebileceğimiz yeraltı anlayışı ölçüsünde yazılan ve bir tür olarak değerlendirilebilecek birikime ulaşan bir anlayış doğmaya başlamıştır. Bu anlayışın doğmasında dünyada 1950'lerden itibaren etkili olmaya başlayan Rock müziğin tetikleyici bir unsur olarak değerlendirilebileceği görülmektedir. Etkiler sınırlı bir alanda kalmamıştır. Beat kuşağı, bu etkilerin edebiyata yansıması olarak değerlendirebilecek bir anlayışı imlemektedir. Türkiye'de ise dünyada daha önceden etkili olmuş bu hareketlilik, 1980'lerin siyasal, ekonomik, kültürel ortamının etkisi ile kendine yer açmıştır. Bu etkiler müzik yayınlarının artışının yanı sıra fanzinlerle birlikte edebiyatın farklı bir çizgiden, başka bir ifade ile üst kültürün dışında kalan bir dil ile kendine yer bulmasına sebep olmuştur. Türk yeraltı romanının seksenlerden itibaren gelişmeye başladığı görülmektedir. Kültürle kuvvetli bir ilişkisi olan mekânın alt-kültürleri, karşı kültürleri ön plana alarak yazılan yeraltı romanlarında görünümlerini ele almak sosyo-kültürel ve psikolojik çıkarımlar yapmamıza olanak sağlamaktadır. 1990- 2020 arasında yazılmış seçilen romanlarda hem mekân çeşitliliğinin ne ölçüde olduğu ve çeşitliliğin hangi mekânlarda ağırlık kazandığı sorgulanmış hem de edebi esere mekânın hangi bağlamlarda derinlik kazandırdığı ortaya konulmaya çalışılmıştır.

AltkültürKarşı kültürKentsel mekan+7
Büşra İlayda Çevik
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tiyatro yazınında Başar Sabuncu

"Türk Tiyatro Yazınında Başar Sabuncu" başlıklı bu yüksek lisans tezinin amacı, 1962-2001 yılları arasında dramaturg, oyuncu ve yazar olarak sanat hayatını etkin bir şekilde sürdüren, çağdaş Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden Başar Sabuncu'nun eserlerinden hareketle yazarın, Türk tiyatrosuna sağladığı yazınsal katkıyı ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda yazarın eserleri yapısal ve tematik olarak incelenip tasnif edilmiş, ardından tümevarım yöntemiyle yazarın metin yazarlığına dair değerlendirme ve tespitlere ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, Dünya tiyatrosu ve Türk tiyatrosundaki eğilimlerle karşılaştırılmış, böylece Başar Sabuncu'nun benimseyip dâhil olduğu tiyatro dairesi belirlenmiştir. Başar Sabuncu'ya ait on iki eser üzerine yapılan incelemelerden hareketle yazarın tiyatro anlayışı açıklanmıştır. Yazın hayatının ilk dönemlerinde hem absürt tiyatro metinleri kaleme almış hem de toplumcu gerçekçilik akımını Marksist bir estetikle yansıtmış olan yazar, epik tiyatro türünde oyun yazmış, çağdaş tiyatro hareketlerini ve biçimlerini de takip ederek yazın hayatının son döneminde yazdığı eserlerinde postmodern eğilimlere yakınlığını göstermiştir. Türk tiyatrosunun kendi dönemi içerisinde gösterdiği yaygın eğilimleri de yakından takip ettiği ve bu eğilimler içerisinde eserler ürettiği görülmektedir. Biyografik türde kaleme aldığı tek eseri bunun bir örneğini teşkil etmektedir. Başar Sabuncu, Türk tiyatro yazını içerisinde toplumcu bakış açısının tiyatromuza girmesinde etkin rol oynayan yazarlardan biri olmuş, dünya edebiyatında gelişen tiyatro hareketlerini yakından takip etmiş, yabancı tiyatro edebiyatları hakkındaki geniş bilgisiyle önemli klasikleri postmodern kurgulama teknikleriyle dilimize ve sahnemize aktarmıştır. Bu anlamda Başar Sabuncu'nun, Türk tiyatro yazını içinde ve Türk tiyatro yazını için çok yönlü, aydın ve özgün bir sanatçı olduğu saptanmıştır.

Absürd tiyatroEpik tiyatroModern tiyatro+6
Devrim Özbek
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyıl Türk şiirinde hayvanlar (1859-1910)

"19. Yüzyıl Türk Şiirinde Hayvanlar (1859-1910)" ismini taşıyan bu tezde yenileşme dönemini kapsayan 1859-1910 yılları arasında yer alan seçilmiş yazarlar ve seçilmiş şiirlerden hareketle dönemden döneme sanatçıdan sanatçıya değişen hayvan imgelemi, yorumu ve kullanımı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada 19. yüzyıl Türk şiirinde adı geçen hayvanların, hangi nitelikleriyle ele alındıklarını belirlemek amaçlanmıştır. 1859-1910 yılları arasında Tanzimat, Ara Nesil ve Servet-i Fünûn dönemi yazarlarının şiir kitapları incelenmiştir. Çalışmada belirtilen dönem aralığında yer alan seçilmiş sanatçıların şiir kitaplarında geçen hayvanlar olabildiğince tespit edilmiştir. Bu aşamada hayvanların açık isimle geçmesi esas alınmıştır. Tespit edilen hayvan isimleri mitolojik hayvanlar dışarda bırakılarak taksonomi esas alınarak tasnif edilmiştir. Hayvan isimlerinin geçtiği şiirler yakından okuma yöntemiyle ele alınmıştır. Tez giriş ve sonuç bölümleri dışında taksonomiye dayalı olarak dört bölümden oluşmaktadır. Hayvanların fiziksel özellikleri, beslenme ve üreme şekilleri, göç alışkanlıkları, doğal yaşam alanları ve yuva şekilleri, insanlarla olan ilişkilerine dair bilgilere yer verilmiştir. Tezin 1. Bölümünde Kuşlar genel başlığı altında Türk şiirinde geçen kuş türleri ele alınmıştır. 2. Bölümde Memeliler genel başlığı altında tasnif edilmiş, 3. Bölümde Balıklar, Sürüngenler ve Böcekler ele alınmıştır. 4. Bölüm de Mitolojik Hayvanlara ayrılmıştır. Bu genel başlıklar altında hayvanların sosyal kültürel durumlara ilişkin konumları, mitolojiler ve ilahi dinlerdeki yerleri işaret edilmiş, yer yer Halk şiiri ve Divan şiiri geleneğindeki izlerine değinilmiş dolaysıyla bu dönem Türk şiirindeki yansımaları da gösterilmiştir. 19. yüzyıl Türk Hayvanların mecaz, sembolik, alegorik ve romantik tabiat algısına ve gerçek tabiat algısına bağlı olarak hayvanların kullanıldığı görülmüştür. Modern şiirde yaşanan değişimler, çalışmamızın konusu olan şiirlerde kullanılan hayvanlar üzerinden ortaya konmuştur.

19. yüzyılServet-i Fünun edebiyatıTanzimat edebiyatı+3
Elif Çağla Attaroğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafya merkezli okuma ışığında Kemal Bilbaşar'ın romanlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada Kemal Bilbaşar'ın romanları edebiyat ve coğrafya ilişkisi çerçevesinde eserlerin mekânlarını coğrafya olarak geniş bir kapsamda ele alan coğrafya merkezli okuma yöntemi ile incelenmiştir. Bu incelemelerde yazarın romanlarında hangi coğrafyaları mekân olarak işlemeyi tercih ettiği, bu tercihinde yaşam deneyimlerinin etkisinin ne ölçüde olduğu, işlenen coğrafyaların hangi yönleriyle ele aldığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde edebiyat ve coğrafya disiplinlerinin arasındaki bağlantılar açıklanmış, coğrafya merkezli okuma yönteminin ana hatlarına ve bu alanda yapılan belli başlı çalışmalara değinilmiştir. Birinci bölümde eserlerde yansıtılan mekânın zihinde nasıl algılandığına denilip ardından yazarın çeşitli nedenlerle bulunduğu coğrafyaları merkeze alarak yaşam öyküsünün anlatıldığı hayat coğrafyası yazılmıştır. İkinci bölümde coğrafya biliminin araştırma alanları esas alınarak romanlarda yer alan fiziki ve beşerî coğrafya unsurları tespit edilmiş, yazarın hayat coğrafyası ile bağlantıları kurularak tespit edilen unsurların romanlardaki işlevleri incelenmiştir. Sonuç bölümünde Kemal Bilbaşar'ın romanlarında işleyeceği mekânları seçerken hayat deneyiminden büyük ölçüde yararlandığı, yaşayarak deneyimlemediği coğrafyalara ilişkin bilgileri de o coğrafyalar hakkında yaptığı araştırmalar neticesinde edinerek kurguladığı tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Kemal Bilbaşar'ın romanlarında geniş coğrafi bölge çeşitliliği olduğu, işlediği coğrafyaları fiziki ve beşerî unsurları ile bir bütün olarak ele almaya gayret gösterdiği, hayat coğrafyasından izlere romanlarında sıklıkla yer verdiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler Coğrafya merkezli okuma, Kemal Bilbaşar, mekân, hayat coğrafyası, edebiyat coğrafyası, roman

Türk dili ve edebiyatıYeni Türk edebiyatı
Helin Güler
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sevim Burak Edebiyatı'nda "kültürel özne" ve "öteki" kavramının tezahürlerinin incelenmesi ve bir örnek eserde reji uygulaması

Bu sanat çalışması raporunda, yazdığı toplumsal arka planlı bireysel öyküleriyle ve yenilikçi sanat anlayışıyla 1950-1970 yılları arasında Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'nın dikkat çeken isimlerinden biri olan Sevim Burak'ın renkli dünyasına ayna tutulmuş, "İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar" adlı oyunu seçilerek reji uygulaması yapılmıştır. Bu inceleme boyunca kendimize çizdiğimiz yol ise "kültürel özne" ve "öteki" kavramlarının Burak'ın örtük anlatımında kendini gösteren tezahürlerini takip etmek olmuştur. Burak'ın metinlerinde yer alan dışlanmış, ötekileşmiş karakterlerin duyulmayan sesleri, dilin kırılmasıyla, parçalanmasıyla eserlerinde görünürleşip hissedilmektedir. Gerçeğin düşten ayırt edilemediği, zaman ve uzamın belirsizleştiği, geçmiş ve geleceğin iç içe geçtiği eserler ortaya koyan Burak, yaşadığı düzeni böyle eleştirmiş ve ortaya çıkardığı yapıtlarla "öteki"nin temsili olmuştur. Burak'ın sanatının tüm bu öze ve biçime ilişkin özellikleri göz önünde bulundurulduğunda şunu söyleyebiliriz ki yazarın serbest bir bilinç akışıyla meydana getirdiği dili anlamak, oyunlarında kullandığı kültürel metaforları çözümlemekten ve kendi yaşamının yansımaları olan eserlerinin tümünü birlikte değerlendirmekten geçer. Biz de çalışmamız boyunca yazarın sıra dışı dili aracılığıyla "öteki"nin görmezden gelinen sesini açığa çıkarmayı ve bu görünürlüğü reji uygulamamıza yansıtmayı hedefledik. Sanat çalışması raporumuzun odak noktasını oluşturan "İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar" oyununun hem teorik, hem de uygulamalı çalışmasını yaparak, yazarın kendini kolay kolay ele vermeyen dünyasını çözümlemeye çalıştık. Bu yolda hareket noktası olarak benimsediğimiz psikanalitik yaklaşım ise bize her kaybolduğumuzda yolumuzu buldurmuş, hem öz hem de biçim anlamında yaratıcılığımızı desteklemiştir.

Burak, SevimModern tiyatroTiyatro oyunları+4
Berfu Aydoğan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sevilay Saral'ın oyunlarında feminist tiyatro'nun izleri

XVIII.yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan feminist hareket, kendi içinde farklı zamanlarda üç koldan yürütülmüştür. İlk feminist hareket Birinci Dalga, ikinci feminist hareket İkinci Dalga,üçüncü feminist hareket ise Üçüncü Dalga adını almaktadır. Bu üç hareket de kadınların farklı sorunlarına yönelmiş olsa da hepsi aynı amacı gütmektedir. 1970'li yıllarla birlikte feminizmin farklı türlere ayrıldığı görülmektedir. Bu türler arasında liberal feminizm, radikal feminizm, materyalist feminizm, sosyalist feminizm, lezbiyen feminizmi, radikal lezbiyen feminizmi ve Marksist feminizm bulunmaktadır. Türkiye'de ise feminist hareket 1980'li yıllarda ortaya çıkmış, 1990'lı yıllardan sonra akademikleşmeye başlamıştır. Feminist Tiyatro teorisi, feminist hareketle bağlantılı olarak yürütülmüştür. Feminist Tiyatro teorisi birkaç tiyatro teorisinden beslenmektedir. Feminist Tiyatro, kadınların sorunlarını sahneden insanlara özellikle de kadınlara duyurmayı amaçlamıştır. Feminist Tiyatro'ya İngiltere öncülük etmiştir. İngiltere'de birçok feminist oyun yazarı bu tiyatro kuramının gelişmesine katkı sağlamıştır. Türkiye'de Feminist Tiyatro genç oluşumlu bir tiyatrodur. Türkiye'de kurulan ilk Feminist Tiyatro topluluğu Tiyatro Boyalı Kuş'tur. Bu topluluğun dışında Kadınların Sahnesi, Tiyatro Öteyüz gibi tiyatro toplulukları da bulunmaktadır. Bu topluluklardan biri olan Boğaziçi Üniversitesi Gösteri Sanatları Topluluğu bünyesinde olan Kadınların Tiyatrosu Sevilay Saral'ın yazmış olduğu birçok oyunu sahnelemiştir. Sevilay Saral, Türkiye'de Feminist Tiyatro'nun öncüsü konumundadır. Saral'ın Yedi Kadın, Bir Kadın Uyanıyor, Beş Kadın, Kadın Masalları, Uykudan Önce, Düş Dostları, Kadın Doğum ve Otobüs adlı oyunları bulunmaktadır. Bu tezde Saral'ın bu oyunları Feminist Tiyatro teorisi kapsamında incelenmiştir.

Feminist sanatFeminizmSaral, Sevilay+4
Beste Erdemoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şathiyenin uyumsuzluk kuramı bağlamında değerlendirilmesi

Tasavvufî Türk Halk Edebiyatı, halkın inanış, ibadet ve bu bağlamdaki dünya görüşü çevresinde şekillenmiş bir edebiyat şubesidir. Bu alanda yazılan eserler okuyucusuna Tanrı sevgisini, peygamberi rehber edinmeyi, ahiret inancını, ibadet etmenin feyzlerini, yaratılışın mükemmeliyetini, hakikate ulaşmanın yollarını, erdemi öğütler. Türklerin İslamiyet'i kabul etmesiyle ilk eserlerini veren bu edebiyat sahasında, temel düşüncenin okuyucuya kolayca ulaşması için sade, açık ve anlaşılır bir dil kullanılır. Tasavvufî Türk Halk Edebiyatı sahasındaki eserler temel aldığı konulara çoğunlukla ciddi ve ağırbaşlı bir üslupla yaklaşır. Şathiye nazım türü ise mukaddes kabul edilen konulara mizahî yaklaşımıyla bilinir. Çalışmamızda Tasavvufî Türk Halk Edebiyatı nazım türlerinden şathiye nazım türü konu edinilmiştir. Mizah, bilim insanlarınca tarih boyunca gizemli ve ilgi çekici bulunmuş bir alandır. Bir durum, olay, söz ya da davranış karşısında verilen düşündürücü, güldürücü tepkidir. Mizahın fizyolojik belirtisi olan gülmenin nasıl oluştuğu, hangi durumların gülmeye engel olduğu gibi sorular mizah kuramlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Mizah kuramlarından uyumsuzluk, 'Şathiyenin Uyumsuzluk Kuramı Bağlamında Değerlendirilmesi' başlıklı çalışmamızın temel yaklaşımını teşkil etmektedir. Çalışmamızda Tasavvufî Türk Halk Edebiyatı nazım türlerinden şathiyenin taşıdığı mizahî unsurlar, uyumsuzluk kuramı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışmamız Tasavvufî Türk Halk Edebiyatının temel konularından olan şathiyeye modern bir yaklaşım yeni bir bakış açısı geliştirmek amacındadır. Bu minvalde, çalışmada farklı dönem ve coğrafyalarda yaşamış şairlerin en bilinen ve en güçlü mizah unsurları taşıyan şathiyeleri örneklem metodu ile bir araya getirilmiştir. Şathiyenin, mizah kuramlarından uyumsuzluk bağlamında değerlendirilerek türün bu açıdan analiz edilebilirliği saptanmıştır.

Kaygusuz AbdalMizahTasavvuf edebiyatı+6
Fatma Akın Çelebi
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aytül Akal ve Susan Taghdı̇s 'in çocuk hı̇kâyelerı̇ üzerı̇ne karşılaştırmalı tematı̇k bı̇r ı̇nceleme

Aynı kültür ve medeniyet dairesinin iki büyük mensubu olan Türkler ile İranlılar uzun ve köklü tarihleri boyunca birçok açıdan etkileşim içinde olmuşlardır. Bu iki ülkenin bin yılı aşkın bir süredir komşu olmaları hasebiyle ortak medeniyet paydalarının diğer milletlere nazaran çok daha fazla olduğu açıkça ortadadır. Bugüne kadar tarihî, sosyolojik, siyasi ve askerî alanlarda ve nihayet ana konumuzu teşkil eden edebiyat alanında bu iki komşu ülke üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar hak ettikleri düzeye ulaşmamıştır. Mutlaka yapılması gereken ve bizim de tezimizin omurgasını oluşturan karşılaştırmalı edebiyat çalışmaları iki milletin birbirini daha yakından tanıması, ortak tarihlerine yönelmesi ve geleceklerinin inşasında nasıl tavır alacaklarının tayininde özellikle iki toplumun hangi ortak değer ve olgulara sahip olduklarının tespit edilebilmesinde hayati önem taşımaktadır. Edebiyatın toplumları etkileme, değiştirme ve yönlendirme işlevleri göz önüne alındığında yukarıda bahsedilen ihtiyacı giderme fonksiyonunun en çok ya da en etkili şekilde edebiyat aracılığıyla yapılabileceği kuşkusuzdur. Edebiyatın tartışmalı alanlarından biri olan çocuk edebiyatı da yukarıda bahsedilen kültürel karşılaştırılmaların yapılabilmesi açısından yeterli malzemeyi sunmaktadır. Bu itibarla tezimizin ana konusunu, TEDA programı kapsamında bazı eserleri Farsçaya çevrilen Türk yazarı Aytül Akal ile TOP programı kapsamında bazı eserleri Türkçeye çevrilen İranlı yazar Susan Taghdis'in hikâyelerinin incelenmesi oluşturmaktadır. Tezin amacı, iki yazarın hikâyelerini karşılaştırmak; yazarların eserlerinden hareketle çocuk edebiyatına yükledikleri işlevi tespit edip kıyaslamak; aynı zamanda Türkiye ve İran sahası çocuk edebiyatını bu iki örnek üzerinden tematik açıdan bir incelemeye/değerlendirmeye tabi tutmaktır. Ayrıca konunun daha iyi ortaya konması adına karşılaştırmalı edebiyat ve çocuk edebiyatı konularının genel bir çerçevesi çizilerek literatürleri hakkında bilgi verilecektir. Aynı dönemde yaşayan, Türk ve İran toplumlarının benzer kültürel ve sosyolojik değişimlerine şahit olan, ülkelerinin çocuk edebiyatı alanında önde gelen isimlerinden olan bu iki kadın yazarın hayatları, sanat anlayışları ve kendi ülkelerinin modern edebiyatındaki yerleri de tespit edilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler Çocuk Edebiyatı, Karşılaştırmalı Edebiyat, Türk Edebiyatı, İran Edebiyatı, Aytül Akal, Susan Taghdis, Tema.

Fars edebiyatıHikayeKarşılaştırmalı değerlendirme+7
Farnaz Rahımzadehasl
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects