Motion
57 theses under this subject heading
Sağlıklı bireylerde farklı frekanslarda tone burst ve chirp uyaranları ile elde edilen servikal vestibüler uyarılmış myojenik potansiyellerin karşılaştırılması
Çalışmamızda sağlıklı bireylerde farklı frekanslarda tone burst ve chirp uyaranları ile elde edilen cVEMP yanıtlarının saptanması ve bu bulguların karşılaştırılması hedeflenmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'nun 22.03.2016 tarihli ve 27/04 sayılı kararı ile etik kurul açısından uygun bulunmuştur. Çalışma, 19-65 yaş arası toplam 65 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmamıza herhangi bir otolojik, nörootolojik ve vestibüler sistem ile ilgili şikâyet ve hastalığı olmayan, normal dış kulak yolu ve timpanik membrana sahip, elektroakustik immitansmetri değerlendirilmesinde, orta kulak basıncı ±50 daPa sınırlarında ve TipA timpanograma sahip ve saf ses ortalaması 125-8000 Hz arasında 15 dB ve daha iyi olan bireyler dâhil edilmiştir. VEMP'in ilk pozitif (P1) ve onu takip eden negatif dalgasının (N1) latansları ve bu iki dalganın tepe noktaları arasında kalan P1-N1 amplitüdleri ve VEMP Asimetri Oranı (VAR) karşılaştırılmıştır. 500 Hz Tone burst uyaran için; P1 latans ortalaması 12.89 ± 0.81 (ms), N1 latans ortalaması 21.13 ± 1.65 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 104.99 ± 36.85 (µV)' dir. 500 Hz Frekansa-spesifik chirp uyaran için; P1 latans ortalaması 7,79 ± 0.86 (ms), N1 latans ortalaması 16.16 ± 1.67 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 129.32 ± 41.25 (µV)' dir. 1000 Hz Tone burst uyaran için; P1 latans ortalaması 11.72 ± 0.85 (ms), N1 latans ortalaması 19.54 ± 1.62 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 88.39 ± 29.65 (µV)' dir. 1000 Hz Frekansa-spesifik chirp uyaran için; P1 latans ortalaması 8.7 ± 0.88 (ms), N1 latans ortalaması 16.7 ± 1.75 (ms), P1-N1 amplitüd değeri 110.07 ± 35.77 (µV)'dir. İki farklı frekansta (500 ve 1000 Hz), chirp uyaran ile tone burst uyaran P1 (ms), N1 (ms) ve P1-N1 (µV) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışma ile her iki frekansta chirp uyaran ile tone burst uyarana kıyasla dalga latansları daha erken, amplitüdleri daha yüksek ve morfolojik açıdan daha net dalgalar elde edilmiştir.
Çağdaş Türk resim sanatında kuş imgesinin hareket bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada, resmin temelini oluşturan ve tasarım elemanları olarak da ifade edilen çizgi, biçim, ışık-gölge ve renk öğelerinin hareket ilkesi ile olan ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hareket ilkesi, Çağdaş Türk Resim Sanatı kapsamında kuş imgesini ön plana çıkaran sanatçıların eserleri üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Değerlendirmeye alınan eserlerdeki hareket ilkesi, resmin biçim elemanları göz önünde bulundurularak çözümlenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın ilk bölümünde, resmin biçim elemanlarının hareket ilkesi ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, tuval resminde hareketin oluşum biçimlerinin tarihsel serüveni, Fütürizm ve Op Art sanat akımları çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, Çağdaş Türk Resim Sanatında hareket olgusu, kuş temalı resimler bağlamında ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Resim Sanatı, Fütürizm, Optik Sanat, Kuş İmgesi, Hareket
Otizmli çocuklarda hareket eğitimi ve eğitsel oyun ile yaşam kalitesi ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma; otizmli çocuklarda hareket eğitimi ve eğitsel oyun ile yaşam kalitesi ilişkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya; Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 1'i kız, 12'si erkek toplam 13 çocuk katılmıştır. Çocuklara haftada iki gün, günde bir saat olmak üzere 14 hafta süre ile hareket eğitimi programı uygulanmıştır. Tanımlayıcı bir araştırma olup; bu çalışmada kişisel bilgi formu, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) ile Kaba Motor Gelişim Testi-II (TGMD II) testi kullanılmıştır. TGMD II testinin ön test son test karşılaştırmasında; Lokomotor puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 2 (1-10) iken hareket eğitimi sonrasında 7 (1-13) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Nesne kontrol puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 5 (1-13) iken hareket eğitimi sonrasında 10 (1-13) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. ÇİYKÖ ölçeğinin Ölçek toplam puanı ortancası (min-maks) hareket eğitimi öncesinde 64,13 (36,96-81,52) iken hareket eğitimi sonrasında 69,56 (40,22-92,39)'ya anlamlı olarak yükselmiştir. Fiziksel sağlık toplam puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 53,13 (31,25-81,25) iken hareket eğitimi sonrasında 68,75 (31,25-96,88) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Psikososyal sağlık toplam puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 60 (30,00-81,67) iken hareket eğitimi sonrasında 70 (45,00-95,00) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Sonuç olarak, uygulanan hareket eğitimi ve eğitsel oyun programının otizmli çocukların temel motor becerilerinde ve yaşam kalitesi düzeylerinde olumlu etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Eğitsel Oyun, Hareket Eğitimi, Otizm, Yaşam Kalitesi
Okul çağındaki pediatrik nörolojik hastaların mobilite seviyesinin katılıma etkisi
Okul çağındaki pediatrik nörolojik hastalarda mobilite seviyesinin katılım üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yaptığımız çalışmaya, yaşları 5-15 olan toplam 63 çocuk ve aileleri alındı. Katılımcılar İstanbul ili sınırları içerisindeki Özel Eğitim Kurumları ve çeşitli Fizik Tedavi Merkezlere devam eden hastalardan seçildi. Çocuklara ve ailelerine tarafımızdan hazırlanan bir Değerlendirme Anketi, uygun durumda olanlara gövde ve alt ekstremite kas kuvveti testlemeleri, Kaba Motor Fonksiyon Ölçeği, Fonksiyonel Mobilite Skalası, Pediatrik Veri Toplama Aracı, Modifiye Barthel İndeksi uygulandı ve cevaplar kaydedildi. Sonuçların analizi SPSS 18 programı kullanılarak, p<0,05 anlamlılık düzeyi kullanılarak yapıldı. Çalışmaya katılan çocukların çoğunun Serebral Palsi'li oldukları görülmüştür. Çalışmamızın sonuçları incelendiğinde, çocukların mobilite düzeylerinin katılım ile ilişkide olduğu (p<0.001), mobilite ile alt ekstremite kas kuvveti ile arasında (p<0.001), gövde kas kuvveti arasında (p<0,01) kuvvetli ilişkiler olduğu, okulda geçirilen sürenin de mobilite (p<0,01), katılım (p<0.001), bağımsızlık (p<0.001) ve kaba motor fonksiyon düzeyleri ile (p<0,05) ilişkide olduğu, çocukların kaba motor fonksiyon düzeylerinin katılım üzerinde etkili olduğu (p<0.001) ve çocukların alt ekstremite kas kuvveti ile katılım arasında (p<0.001), gövde kas kuvvetleri ile katılım arasında (p<0,01), ve bağımsızlık ile alt ekstremite kas kuvveti arasında (p<0.001), gövde kas kuvveti arasında (p<0,01) kuvvetli ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda okul çağındaki nörolojik hastalığa sahip çocukların mobilite seviyesinin katılımlarını etkilediği belirlendi. Ayrıca mobilite seviyesine bağımsızlık seviyesi, kaba motor düzeyi ve kas kuvvetinin de etkili olduğu, katılım düzeyine ise kaba motor fonksiyon düzeyi, kas kuvveti gibi faktörlerin etki ettiği ve çocukların okulda geçirdikleri sürenin mobilite, katılım ve bağımsızlık seviyelerinden etkilendiği ortaya çıkmıştır.
19. yüzyıl sonrası resim sanatında spor temalı eserlerde kompozisyon ve hareket
Bu araştırmada sanat ve spor ayrı disiplinlerde ele alınarak birbirleriyle nasıl etkileşime geçtikleri; eserler ve sanatçılar üzerinden görsellerle incelenmiştir. İki boyutlu yüzey üzerinde hareketin anlatımını kuvvetlendiren, destekleyen yöntemler araştırılarak, kompozisyon bütünlüğü içinde değerlendirilmiştir. Yüzey planlamasında hareket kavramı, sporcu figürleri ile ele alınarak kompozisyon kurguları örneklendirilmiştir. Spor ve sporcu temasını sanatçılar yaşadıkları döneme göre; mücadele, rekabet, hareket, denge, artistik değer gibi kavramları eserlerinde çeşitli kompozisyon ve benimsedikleri üslupla anlatmışlardır. Modern Olimpiyatların kurucusu olan pedagog tarihçi yazar Baron Pierre de Coubertin; daha sağlıklı bir nesille barışçıl bir dünya adına, sporun güzelliklerini ancak sanatçıların anlatabileceği fikrinden yola çıkarak sanatın olimpiyatlarda yer almasına önderlik etmiştir. Böylece spor temalı sanat eserleri, ilk kez 1912 yılında olimpiyat oyunlarına sanat yarışmaları adı altında dahil edilmiştir. Bu çalışmada, spor disiplininde resim sanatının nasıl somutlaştırıldığı örneklerle incelenmiştir. Hareket kavramı ve kompozisyon anlatımı üzerinden spor ve sanat arasındaki ilişki ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Hareket, denge, artistik, spor
İnteraktif sanatlarda mimari mekanın kullanımı
Bilişim Teknolojisinde yaşanan gelişmeler, günümüzde her alanda yaygın kullanım alam oluşturmuş ve etkisini göstermiştir. Bu gelişmelerin sanatsal mekanlardaki ilk etkilerinin I960' lı yıllarda ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu etkiler, sanatçıların teknolojileri kullanma eğilimi ve seyirciyi çalışmanın içine dahil etme çabalan ile kendini göstermektedir. Araştırmanın amacı, "İnteraktif Sanatlar'da mimarlığın rolü nedir?' sorusunun cevabını verebilmektir. Günümüze kadar interaktif sanatlar adı altında yapılan enstalasyon çalışmaları araştırılmış, ana dönemler kapsamında gerçekleştirilen yapıtların üzerinde durulmasına çalışılmıştır. Araştırma mekan kurgusunun düzeni açısından şu adımlarla sunulmuştur:. İnteraktif Enstalasyon tanımı ile ilişkili olan 1960'lı yıllardaki, Optik Sanat, Kinetik Sanat, önemli enstalasyon örneklerle saptanmıştır.. 1970'li yıllarda, bilgisayar teknolojisinin interaktif enstalasyonlarda kullanımı ve gelişen- teknolojinin mekan düzenlemesine etkileri sunulmuştur.. Günümüzde interaktif sanat çalışmaları ve ortaya çıkan mimari mekanlar karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda,. 1960 yılından sonra iletişim teknolojilerinin gelişimi ile interaktif sanatlar arasındaki değişimlerin paralellik gösterdiği tarihler belirtilmiş,. Sırası ile video, bilgisayar ve iletişim ağlarının interaktif sanatlarda kullanılmaya başlandığı dönemler ile, mekan değişimi ilişkileri üzerinde durulmuş,. İnteraktif enstalasyonlarda, tarihsel dönemlere göre teknoloji- mekan- kurgu karşılaştırması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: İnteraktif, Enstalasyon, Algılama, Hareket, Temas
İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin fen ve teknoloji konularını günlük hayat problemlerinin çözümüne transfer düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada, ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin fen ve teknoloji dersi kapsamındaki kuvvet ve hareket ünitesi konularını günlük hayat bağlamındaki problem çözümlerine transferleri incelenmiştir. Eylem araştırması şeklinde desenlenen araştırmanın örneklemini kritik durum örneklemesi yöntemiyle seçilen 33 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kuvvet ve Hareket Ünitesi Başarı Testi (KHÜBT)? ve ?Fen Bilgileri Transfer Testi (FBTT)? ile elde edilmiştir.Araştırma kapsamında elde edilen veriler iki aşamalı olarak ele alınmış, birinci aşamada öğrencilerin başarı testi ve transfer testi puanları arasındaki ilişkiye bakılmış, ikinci aşamada ise öğrencilerin fen ve teknoloji konularını günlük hayat problemlerinin çözümüne transfer düzeyleri belirlenmiştir.Araştırmada yapılan analizler sonucunda öğrencilerin başarı testi puanları ile transfer testinden aldıkları puanlar arasında pozitif yönde, anlamlı ve orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur.Araştırma kapsamında geliştirilen transfer düzeyleri , sıfır transfer, eksik transfer ve tam transfer olarak kategorize edilmiştir. Sekizinci sınıf öğrencilerinin fen ve teknoloji konularını günlük hayat bağlamına tam transfer düzeylerinin oldukça düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğrencilerin sıfır transfer yanında büyük oranda eksik transfer gerçekleştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
İnmeli hastalarda demografik bulgular ile hastalık özelliklerinin fonksiyonel durum, günlük yaşam aktiviteleri ve özürlülük düzeyi ile ilişkisi
İnmeli Hastalarda Demografik Bulgular ile Hastalık Özelliklerinin Fonksiyonel Durum, Günlük Yaşam Aktiviteleri ve Özürlülük Düzeyi ile İlişkisiAmaç: Bu çalışmada inmeli olguların demografik özelliklerinin, inme etyolojisi, inme süresi ve etkilenen hemisferin hastaların fonksiyonel durumları, günlük yaşam aktiviteleri, ambulasyon, mobilite ve özürlülük düzeylerine olan etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: 126 inmeli hastanın demografik özellikleri, inme risk faktörleri kaydedildi. Hastalar etyolojilerine, etkilenen hemisfere, yaşa, cinsiyete ve başvuru sürelerine göre gruplara ayrıldı. Ambulasyonları, mobilite düzeyleri, günlük yaşam aktiviteleri ve özürlülük düzeyleri değerlendirildi.Bulgular: Çalışmaya katılan inmeli hastaların % 48'inin kadın, % 52'sinin erkek olduğu ve % 77'sinin iskemik, % 23'ünün hemorajik kaynaklı inme olduğu belirlendi. İskemik ve hemorajik inmeli olgularda her iki grupta da en sık karşılaşılan risk faktörü hipertansiyon olarak saptandı. Hastaların fonksiyonel durum ve disabilite düzeyleri karşılaştırıldığında yaş, cinsiyet, etkilenen hemisfer ve hastalık süresine göre anlamlı farklılık bulunamadı. Fonksiyonel Ambulasyon Skala skorları ile Rivermead Mobilite ve Modifiye Barhel İndeksi skorları arasında güçlü pozitif, Modifiye Rankın Skala skoru arasında güçlü negatif ilişki saptandı. Rivermead Mobilite İndeksi ile Modifiye Barhel İndeksi skoru arasında çok güçlü pozitif, Modifiye Rankın Skala skoru ile arasında güçlü negatif ilişki saptandı. Brunnstrom evreleri ile hastaların ambulasyonları, günlük yaşam aktiviteleri, mobilite ve disabilite düzeyleri arasında yüksek korelasyon bulundu.Sonuç: Hastalarda ambulasyon, günlük yaşam aktiviteleri, mobilite ve disabilite düzeyleri açısından yaş, cinsiyet, etkilenen hemisfer ve hastalık süresine göre anlamlı farklılık bulunamadı. Fonksiyonel Ambulasyon Skalası ile Rivermead Mobilite İndeksi ve Modifiye Barhel İndeksi skorları arasında güçlü pozitif, Modifiye Rankın Skala skoru arasında güçlü negatif, Rivermead Mobilite İndeksi ile Modifiye Barhel İndeksi skoru arasında çok güçlü pozitif, Modifiye Rankın Skala skoru arasında çok güçlü negatif ilişki olduğu saptandı.Anahtar sözcükler: İnme, risk faktörleri, günlük yaşam aktiviteleri, ambulasyon, mobilite, disabilite
A comparative study of motion verbs used by Turkish EFL learners in their L1 and L2
For the last four decades, researchers have shown interest in motion events and their descriptions in typologically different languages. Talmy (1985, 2000) and his lexicalization patterns formed a ground for this interest. Slobin's (1996a) Thinking for Speaking hypothesis proposed that lexicalization patterns have certain consequences for the ways in which speakers express motion events as their choices and syntax structures might change by typological variations. Much of the research so far has focused on the expression of these events in first languages while less research has been conducted on foreign languages especially in terms of Turkish EFL learners. To fill this gap, this study aims to provide with an explanation to the problem of foreign language acquisition by limiting its scope to the semantic domain of motion within the definite language typology suggested by Talmy's verb-framed language vs. satellite-framed language typology and Slobin's thinking for speaking hypothesis as the theoretical framework. By classifying two languages namely English and Turkish according to their lexicalization patterns and making use of tasks that are specifically designed to elicit language production and language comprehension data, this study seeks the linguistic expression differences of motion verbs, compares the linguistic comprehension of motion verbs in these two languages and reveals the cross-linguistic effects on the linguistic expression of motion verbs when translated from English to Turkish and Turkish to English. While some results of the study are in line with Jackendoff's Universalist view (1990, 1996), some support Slobin's Thinking for Speaking hypothesis (1996a) as an extension of Whorf's linguistic relativity hypothesis (1956). These results present important implications about the perceptions and idiosyncratic lexicalization patterns of language learners in terms of their linguistic expression which could be used by language teachers in evaluating their students' language production and comprehension. Key Words: motion verbs, verb-framed languages, satellite-framed languages, lexicalization pattern, linguistic comprehension.
Kız adölesanlarda skapula stabilizasyon egzersizlerinin klavikula hareketliliğine etkisi
Elpeze G., Kız adölesanlarda skapula stabilizasyon egzersizlerinin klavikula hareketliliğine etkisi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimler Enstitüsü, Fizyoterapi Ve Rehabilitasyon Programı Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018. Çalışmamız sağlıklı bireylerde skapula stabilizasyon egzersizlerinin klavikula hareketliliğine etkisini araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya 37 birey katıldı. Bireyler rastgele yöntemle 2 gruba ayrıldı. Her iki grupda haftada 3 gün olmak üzere 8 hafta boyunca yaz okulu kapsamında uygulanan fiziksel aktivite programına alındı. Çalışma grubuna fiziksel aktivite programına ek olarak skapula stabilizasyon egzersiz eğitimi, kontrol grubuna ise yalnızca fiziksel aktivite programı uygulandı. Tüm bireyler çalışma öncesi ve sonrası eklem hareket açıklığı (Gonyometrik Ölçüm), kas kuvvet testi (Manuel Kas Kuvvet Testi), omuz abduksiyon ve elevasyonu sırasında klavikulanın açısal değişiklikleri (Video Analiz Yöntemi) ve üst ekstremite fonksiyonel durumu (Quıck Dash Türkçe) bakımından değerlendirildiler. Hem çalışma grubunda hem de kontrol grubunda üst ekstremite fonksiyonel durumunda artış görüldü. Çalışma grubunda egzersiz eğitimi sonrasında omuz skapular düzlem elevasyonu sırasında özellikle non-dominant taraf klavikula elevasyonunda, omuz abduksiyonu sırasında ise dominant ve non-dominant tarafta klavikula elevasyonunda artış görüldü.Çalışma grubunda fiziksel aktivite programı ile skapular stabilizasyon egzersiz eğitimi sonrası dominant tarafta hem klavikular protraksiyon hem de retraksiyon hareket açıklığında artış gözlemlendi, non-dominant tarafta klavikular protraksiyon artış gösterdi (p<0.05). Omuz kinematiğinin daha iyi anlaşılması açısından sternoklavikular (SK) eklemde meydana gelen klavikula hareketlerinin akromioklavikular (AK) eklemde gerçekleşen skapula hareketleri ile glenohumeral (GH) eklem hareketlerinin birlikte analiz edilmesi daha faydalı olabilir. Anahtar kelimeler: adölesan, skapular stabilizasyon egzersiz, biyomekanik, omuz, klavikula, hareket analizi, kinematik.
Takım ve bireysel sporcuların fonksiyonel hareket analizi, postür ve dinamik dengelerinin incelenmesi
Bu çalışma Adana ilinde farklı branşlarda aktif olarak yarışmalara katılan takım ve bireysel sporcuların fonksiyonel hareket analizi, postür ve dinamik dengelerini birlikte incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya gönüllü olarak takım sporları (n=59) ve bireysel sporlar (n=53) toplam 112 erkek sporcu katılmıştır. Çalışmaya katılan sporcuların yaş 19,02±1,36 yıl, vücut ağırlık 71,92±8,98 kg, boy ortalamaları 1,79±0,07 m, spor yaşları 6,50±2,48 yıl, haftalık antrenman sayısı 5,27±0,97 gün ve haftalık antrenman saati 12,01±2,61 saat olarak bulunmuştur. Çalışmada elde edilen verilerin normallik dağılımını belirlemek için Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik testler uygulanmıştır. Ortalamalar arasındaki farkların karşılaştırılmasında bağımsız t testi ve One Way ANOVA, iki kategorik grup arasındaki farklılığın karşılaştırılmasında da ki kare testi uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre takım ve bireysel sporcuların fonksiyonel hareket analizi, alt ekstremite Y dinamik denge, anterior postür analizi, dik duruştaki açı değerleri ve gövde fleksiyon-ekstensiyon açı sonuçları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Üst ekstremite Y dinamik dengede ise sadece medial yönde takım sporları (Basketbol) lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Lateral postür analizinde(postural asimetri) de takım sporları lehine sadece akromiyon (Voleybol) (p=0,04) ve trochanter majörde (Hentbol) (p=0,01) anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bu bulgular doğrultusunda, üst ekstremite Y dinamik denge ve Lateral postür analizlerindeki takım sporları lehine bulunan farklılığın, takım sporlarındaki branşların genellikle üst ekstremitenin aktif bir şekilde rol aldığı branşlar olmasından ayrıca bu branşlarda devamlı olarak oyun içerisinde yer değiştirme, aldatma yapma, ikili mücadelelere girme gibi faaliyetlerden dolayı ağırlık merkezinde değişme ve buna bağlı olarak da postural asimetrinin meydana geldiği söylenebilir. Sporculardaki postural asimetrinin, ilerleyen dönemlerde sakatlık, performans kaybı, hareket kısıtlılığı gibi bedenin sağlık ve performans parametrelerini olumsuz yönde etkileyebileceği göz önüne alınmalıdır. Bundan dolayı takım sporlarında yer alan sporcuların postural durumlarının takip edilerek, postüral yapılarında tespit edilecek sapmaların normal sınırlarına getirilmesi için gerekli düzeltici egzersiz (corrective exercise) programları oluşturulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Fonksiyonel Hareket Analizi, Postür, Dinamik Denge, Omurga Açıları, Postural asimetri.
Doğumda hareket ve pozisyon özgürlüğünün pasif doğum ile karşılaştırılması ve hormonlar üzerindeki etkisinin incelenmesi
Amaç: Doğumda hareket ve pozisyon açısından serbest bırakılan gebelerle, daha çok yatağa bağımlı rutin bakımı yapılan dolayısıyla pasif konumda kalan gebelerin doğum sonuçlarını ve hormon düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Deneysel tipte planlanan araştırma, 07.08.2019 ve 01.07.2020 tarihleri arasında yapılmıştır. Veriler Uşak Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde toplanmıştır. Çalışmaya toplam 90 kadın dâhil edilmiştir. Kadınlar rastgele üç gruba ayrılmıştır: Normal doğum masası grubu, dikey doğum masası grubu ve kontrol grubu. Bulgular: Katılımcıların vital bulguları, fetal kalp hızı ve uterus kontraksiyon süresi açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır (p<0,05). Kontrol grubunda indüksiyon uygulanma oranı ve VAS skoru ortalaması vaka gruplarına göre yüksektir (p<0,01). Kontrol grubu kadınların doğum konfor ve memnuniyet ölçekleri puanları her iki vaka grubundaki kadınlara göre anlamlı düzeyde düşük saptanmıştır (p<0,05). Dikey masa grubunda doğum sonrası oksitosin seviyesi kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubunda prolaktin düzeylerinde azalma saptanmıştır (p<0,05). Sonuçlar: Doğum eyleminde hareket ve pozisyon özgürlüğünün (dik pozisyonların) ağrı düzeyini ve indüksiyon ihtiyacını azalttığı; doğum konforunu, doğum memnuniyetini, doğum sonu oksitosin ve prolaktin hormon düzeylerini arttırdığı bulunmuştur. Ayrıca sırtüstü litotomi pozisyonundaki kadınlarda kan basıncının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, annelere bilgi verildiğinde ve desteklendiklerinde doğumda farklı pozisyonları kullanmaya istekli oldukları gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Doğum, hareket ve pozisyon, hormon, ebelik
Rüzgâr sörfü ve uçurtma sörfü sporcularının fonksiyonel performanslarının karşılaştırılması
Amaç: Rüzgâr sörfü ve uçurtma sörfü sporcuları üzerinde performans analizi yaparak, fonksiyonel performansları üzerinde incelemelerde ve değerlendirmelerde bulunmak. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, rüzgâr sörfü ve uçurtma sörfü sporcuları arasındaki fonksiyonel performans beceri ölçümü yapmak üzere tasarlanmış akut ve deneysel bir alan çalışmasıdır. 18-41 yaş arası ileri seviye 13 erkek rüzgâr sörfü ve 12 erkek uçurtma sörfü sporcusunun katıldığı çalışmada uygulanan ölçüm yöntemleri vücut kompozisyon ölçümleri, izometrik kuvvet dinamometre ölçümleri, derinlik sıçrama testi-reaksiyon hızı ölçüm yöntemi, Y denge testi ölçümü, FHG testidir. Elde edilen veriler SPSS 23 paket program kullanılarak istatistiksel olarak karşılaştırılmış iki grup arasındaki istatistiksel farklılıkları gözlemlemek için Man Withney U testi uygulanmıştır. Anlamlılık değeri p<0,05 olarak alınmıştır. Bulgular: Bu çalışmada yapılan fonksiyonel performans test veri analizleri sonucunda rüzgâr sörfü ve uçurtma sörfü sporcuları arasında vücut kompozisyonu ölçümleri, Y denge testi ve derinlik sıçrama testi-reaksiyon hızı ölçümü bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Ancak iki branş arasında rüzgâr sörfü sporcularında daha iyi olan sörf yaşı farkına (p<0.05) rağmen uçurtma sörfü sporcularının izometrik bacak kuvvet değerlerinin, FHG 6. testi omuz fonksiyonu hareketi ve ayrıca FHG testi toplam skor sonuçları bakımından iki branş arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre rüzgâr sörfü ve uçurtma sörfü sporcuları arasında fonksiyonel performans analizi bakımından iki branş arasında anlamlı farklılıklar olduğu bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Rüzgâr Sörfü, Uçurtma Sörfü, FHG, Reaksiyon Hızı, İzometrik Kuvvet, Y denge Testi, Fonksiyonel Performans testleri.
Elit karatecilerin iki farklı döner tekmesinin üç boyutlu kinematik analizi
Elit karatecilerin iki farkli döner tekmesinin üç boyutlu kinematik analiziniyapılmıştır. Bu çalışmanın amacı 3 boyutlu hareket analizi yöntemi kullanarak karate?de ki iki farkli döner tekmesinin (Giako ve kizami mavaşi gerinin) kinematik özelliklerini incelemektir. Karate sporcularının tarafından oluşturulan kinematik değişkenleri Yer değiştirme ile ilgili, doğrusal hız, alt gövde bölümlerinin ivmesi, öteleme, bacak ivme ve vertical yer tepki kuvveti analiz edildi. 21 elit seviye karate sporcusu iki farklı döner tekme tekniği incelenmiştir. Deneklerin yaşları 20 ile 26 yaş arasında değişmektedir. Hareketler saniyede 240 kare fotoğraf çekebilen 8 adet yüksek hızlı kameraya sahip "Phase Space" optik hareket yakalama sistemi ile kaydedilmiştir. Kaydedilen pozisyon bilgilerinden ayak bileği, diz ve kalça linear yerdeyişimi, hızları ve ivmeleri hesaplanmıştır. Ayrıca, kuvvet platformu kullanılarak karatecilerin yere uyguladıkları tepki kuvvetleri de hesaplanmıştır. Sonuçlar kizami Mavaşi Geri, Giako Mavaşi Geri kıyaslandığında daha büyük bir doğrusal hız oluşturulan görülmüştür. Benzer şekilde, kizami mavaşi geri, giako mavaşi geri'ye göre daha büyük doğrusal hızlanma oluşturmüşdur. Ayrıca, giako mavaşi geri Kizami mavaşi geri'ye göre daha büyük öteleme bacak ivme oluşturdu. Sonuç olarak, tüm kinematik değişkenler için sonuçlar tekme türünü çalışılan her bir faktörün büyüklüğü en önemli belirleyici olduğunu gösterdi. Ayrıca; bu teknik önemli ölçüde ortaya çıkan yer değiştirme, doğrusal hız, ivme ve öteleme bacak ivme etkileyebilir. Anahtar Kelimeler: Kizami Mavaşi Geri, Giyako Mavaşi Geri, Kinematik, 3D hareket analizi
5-6 yaş grubu çocuklara uygulanan Temel Hareket Eğitim Programının hareket becerilerinin gelişimine etkisi
Bu araştırmanın amacı, ( TGMD-2) Test of Gross Motor Development ?2'nin (Ulrich, 2000) uyarlama çalışmasını yapmak, 5-6 yaş grubu çocuklarına yönelik temel hareket eğitimi programının oluşturulması, uygulanması ve sonucunda bu programın 5-6 yaş grubu çocukların hareket beceri gelişimine etkisini ve cinsiyet-yaş değişkenlerinin motor gelişim üzerine etkisini incelemektir.Araştırma iki boyutlu olarak yürütülmüş, öncelikle TGMD-2'nin uyarlama çalışması için geçerlik, güvenirlik ölçütleri sınanmış ikinci olarak; temel hareket eğitim programının 5-6 yaş çocukları hareket becerilerine etkisi araştırılmıştır. TGMD-2'nin uyarlama çalışmasında rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 5-10 yaş grubu 480 çocuk örneklem grubunu oluşturmaktadır. İkinci aşama olan temel hareket eğitim programının etkisinin sınanması için 5 yaş grubu 60 çocuk (30 deney,30 kontrol) ve 6 yaş grubu 60 çocuk (30 deney,30 kontrol) ile araştırma yürütülmüştür. Ölçümler Büyük Kas Motor Gelişim Testi (BKMGT-2) ve Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testinin (BOMYT) denge alt testi ile yapılmıştır. 5-6 yaş grubu çocukların ön test uygulamaları sonunda deney grubuna haftada 2 gün 30 dakika olmak üzere 12 hafta süreyle Temel Hareket Eğitim Programı uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise bu eğitim verilmemiştir.TGMD-2'nin geçerlik güvenirlik çalışmasında iç tutarlık, test-tekrar test güvenirliği, bağımsız değerlendiriciler arası güvenirlik, içerik geçerliği, madde analizi, yapı geçerliği test edilmiştir. Araştırmada deneysel işlemlerden elde edilen verilerin analizinde Tek Faktörlü Kovaryans analizi (ANCOVA), ve yaş-cinsiyet değişkenlerinin etkisi için Tek Faktörlü Varyans analizi (ANOVA) ve regresyon yapılmıştır.Bulgularda, yaş gruplarına göre BKMG testinin alfa katsayıları .87 nin üstünde, ölçümler arası korelasyon katsayısı .85 in üzerinde ve değerlendiriciler arası korelasyon katsayısı .94 ün üzerinde bulunmuştur. BKMG Testi faktör analizi sonucunda ki karesi 230.00; sd: 53; RMSEA 0.069 bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda BKMG Testinin Türk çocukları için geçerli ve güvenilir olduğu söylenebilir.Temel hareket eğitim programına katılan ve katılmayan çocukların BKMGT-2 son test ortalama puanları ve çocukların denge beceri punları arasında anlamlı bir farkın olduğu bulunmuştur (p<.01]. Büyük kas motor becerisi son test puanları arasında yaşa göre anlamlı bir fark olduğunu görülmektedir [F(1,58)=103.743, p<.01]. Cinsiyet ise farklılık yaratmamaktadır. Yaşın ve cinsiyetin denge alt testinden alınan son test puanlarına etki ettiği görülmektedir. ( p<.01; p<.05).Bu bulgular ışığında çocukların hareket becerilerini geliştirmeye yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.
Sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar ile doğrulayıcı laboratuar yöntemlerinin fen ve teknoloji öğretmen adaylarının başarı, kavram yanılgısı ve epistemolojik inançları üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; gelecek nesilleri yetiştirecek olan fen ve teknoloji öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusunda sahip oldukları kavram yanılgılarının belirlenmesi ve sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar yöntemi ve doğrulayıcı laboratuar yöntemi ile giderilmesi, epistemolojik inançlarının etkinlikler öncesi ve sonrası durumlarının belirlenmesi ve uygulanan ölçeklerden elde edilen başarı puanları ile kavram yanılgısı puanlarının epistemolojik inançlarla olan ilişkisinin belirlenmesidir.Bu çalışmada hedef evren Ankara ilindeki fen ve teknoloji öğretmenliği alanında eğitim veren devlet üniversitelerinin üçüncü sınıf öğrencileridir. Ancak çalışmadaki ulaşılabilir evreni ise Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi üçüncü sınıf fen ve teknoloji öğretmenliği öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemi kullanılarak deney grubunda 38 kontrol grubunda 40 olmak üzere toplam 78 fen ve teknoloji öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencilerinin katılımıyla oluşturulmuştur.Bu çalışma yarı deneysel bir çalışmadır. Deney grubuna sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar yöntemi uygulanırken, kontrol grubunda ise doğrulayıcı laboratuar yöntemi altı hafta süresince kullanılmıştır.Araştırmanın alt problemlerini sınamak için ön test ve son test olarak iki veri toplama aracı kullanılmıştır. Birincisi, KKT (FCI) testidir. Bu test üç aşamaya göre puanlandırılarak öğrencilerin başarı ve kavram yanılgısı puanları ortaya çıkartılmıştır. Ayrıca, ögretmen adaylarının epistemolojik inançlarını belirlemek için ise epistemolojik inançlar ölçeği kullanılmıştır.Çalışmanın sonucunda alt problemleri sınamak için ANCOVA, karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA, ilişkisiz örneklemler t-testi ve Pearson momentler çarpımı korelasyonu kullanılmıştır. Sonuçlar .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.Yapılan istatistikî analizler sonucunda, sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuarın yönteminin doğrulayıcı laboratuar yöntemine göre fen ve teknoloji öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusunda başarı, kavram yanılgısı ve epistemolojik inançlarına anlamlı bir katkı sağladığı görülmüştür. Ayrıca başarı ve kavram yanılgılarının epistemolojik inançlar ile anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Sorgulayıcı araştırma Yöntemi, Kuvvet ve Hareket, Kavramsal Değişim ve Epistemolojik İnançlar.
Osteoartritli ve romatoid artritli hastalarda el eklemlerindeki hareket açıklığının ve kavrama kuvvetinin sağlıklı bireylerle karşılaştırılması
Osteoartrit (OA) dünyada ve ülkemizde en sık karşılaşılan eklem hastalığıdır. Romatoid artrit (RA) sinovyal enflamasyonla karakterize kronik, sistemik bir hastalıktır. OA'da ve RA'da el bileği ile el eklemleri ilk ve en sık etkilenen eklemlerdir. El eklemlerinin tutulumu, hastaların yaşam kalitesinde belirgin bir azalmaya yol açar. Bu çalışmada RA ve OA'nın el kavrama kuvveti ve eklem hareket açıklıklarının (EHA) sağlıklı bireylerle karşılaştırılması ile hastaların günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığının değerlendirilmesi amaçlandı.Tezimizi Fırat Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniğinde ve Romatoloji Polikliniğinde takip edilen, (30-60 yaşları arasında) Amerikan Romatoloji Birliği (ACR) kriterlerine göre RA tanısı konulmuş 62 kadın, 52 OA'lı kadın ve 52 sağlıklı kadın olmak üzere toplam 166 birey değerlendirmeye alındı. El kavrama kuvveti elektronik el dinamometresi, parmak kavrama kuvveti ise parmak dinamometresi ile ölçüldü. El bileği ve parmakların EHA ölçümleri için standart gonyometre ve parmak gonyometresi kullanıldı. El bileği çevresi ve çapı ile el uzunluk ölçümü standart antropometrik ölçüm aletleriyle gerçekleştirildi. Ayrıca çalışmaya alınanların tamamına sağlık değerlendirme anketi (HAQ) uygulanarak özürlülük düzeyi belirlendi.Çalışmamızda tüm olguların el ve parmak kavrama kuvvetleri, el bileği ve parmakların EHA ölçümleri ile el bileği çevre ve çap değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001). Hasta ve sağlıklı bireylerin el uzunluk ölçümünde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı (p>0,05). Tüm olguların HAQ skoru ile el ve parmak kavrama kuvveti arasında negatif yönde çok güçlü korelasyon bulundu.Sonuç olarak OA'lı ve RA'lı hastalarda anatomik bütünlüğün bozulması, EHA'nın, el ve parmak kavrama kuvvetlerinin azalması ve ağrı hastaların günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığını etkilemiştir.Anahtar Kelimeler: Osteoartrit, romatoid artrit, kavrama kuvveti, hareket açıklığı.
Sınıf öğretmeni adaylarının kuvvet ve hareket konusundaki kavram yanılgılarını belirlemeye yönelik dört aşamalı bir testin geliştirilmesi ve uygulanması
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının kuvvet ve hareket konusuyla ilgili kavram yanılgılarını belirlemeye yönelik dört aşamalı bir testin geliştirilmesi ve mevcut kavram yanılgılarının tespit edilmesidir. Araştırmada nicel araştırma modellerinden kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 öğretim yılı bahar döneminde Akdeniz Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesi Eğitim Fakültelerinin tüm seviye sınıflarında lisans eğitimi gören 565 sınıf öğretmeni adayı oluşturmuştur. Ölçüm aracı olarak önceki araştırmalar kapsamında kullanılmış üç aşamalı kuvvet ve hareket kavram yanılgısı testi dört aşamalı kuvvet ve hareket kavram yanılgısı testine dönüştürülmüştür. Testin geçerlik ve güvenirlik analizleri yeniden hesaplanmıştır. Verilerin analizinde, betimsel istatistik ve çıkarsamalı istatistik analizleri kullanılmıştır. Testin görünüş ve kapsam geçerlikleri uzman görüşü ile birlikte yanlış sebepli doğru ve doğru sebepli yanlış yüzde oranları ile teminat altına alınmıştır. Yanlış sebepli doğru değeri % ,70 ve doğru sebepli yanlış değeri % ,75 bulunmuştur. Yapı geçerliği için açımlayıcı faktör analizine başvurulmuştur. Dört aşamaya göre verilen doğru cevaplar üzerinden hesaplanan Cronbach- güvenirlik katsayısı ,555, kavram yanılgıları puanları üzerinden hesaplanan Cronbach- güvenirlik katsayısı ise ,818 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada uygulamaya katılan öğrenciler arasında yaygınlık düzeyi %10 ve üzerinde olan kavram yanılgıları önemli görülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre, öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusu ile ilgili kavramsal anlama düzeylerinin oldukça düşük olduğu ve dört adet önemli kavram yanılgısına sahip oldukları belirlenmiştir. Çıkarsamalı istatistik sonuçları, öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusu yanılgı puanlarının sınıf seviyesi ve cinsiyet açısından anlamlı farklılık gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Sonuçlar 3. sınıfların 4. sınıflara göre daha fazla kavram yanılgısına sahip olduğunu göstermiştir. Aynı şekilde erkeklerin kadınlardan daha fazla kavram yanılgısı sahip olduğunu göstermiştir.
Ritim, hareket ve şarkı öğretimi temelli müzik eğitiminin 7-11 yaş grubu çocuk yuvası öğrencilerinin sosyal gelişimleri üzerine etkisi (Afyonkarahisar ili örneği)
Bu araştırma; ritim, hareket ve şarkı öğretimi temelli müzik eğitimi alan 7-11 yaş grubu çocuk yuvası öğrencilerinin sosyal gelişimlerini incelemek ve bu çocuklar üzerinde oluşan davranış değişikliklerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma; Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nden alınan izinle gerçekleştirilmiştir.Araştırma öncesinde, 7-11 yaş grubu çocuk yuvası öğrencilerine verilecek müzik eğitim programının oluşturulması ve eğitmenlerin bu programı gerçekleştirmek üzere kendilerini geliştirmeleri için, çağdaş müzik öğretim yaklaşımlarından biri olan ?Orff-Schulwerk? yöntemi konusunda yurtiçi-yurtdışı kurslara katılımlarının sağlandığı ve benzer çalışmaların incelendiği bir hazırlık süreci geçirilmiştir.Araştırmanın evrenini, Afyonkarahisar İli Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı çocuk yuvaları, örneklemini ise, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Afyonkarahisar ili Bolvadin ilçesi Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı Bolvadin Mehmet Akif Ersoy Çocuk Yuvası 7-11 yaş grubu çocukları arasından deney ve kontrol grupları için rastgele seçilen 40 öğrenci oluşturmuştur.Elde edilen verilerin istatistiksel analizi; SPSS paket programı kullanılarak ?Bağımsız Örneklemler t Testi?, ?Eşli Örneklemler t Testi?, ?Wilcoxon İşaretli Sıra Sayılar Testi? ve ?İşaret Testi? kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada istatistiksel verileri desteklemek ve çocuk yuvası öğrencileri hakkında daha detaylı bilgi edinebilmek amacıyla görüşmeler yapılmış, burada da ?Yapılandırılmış Görüşme Modeli? kullanılmıştır.Araştırmada, Avcıoğlu tarafından hazırlanıp geliştirilen ?Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği?nin ?Temel Beceriler, İlişkiyi Başlatma Becerileri, Grupla İş Yapma Becerileri, Kendini Kontrol Etme Becerileri, Sonuçları Kabul Etme Becerileri? başlıkları altındaki beş alt ölçeği alınarak, 40 öğrencinin her biri için müzik eğitimi öncesi ve sonrasında çocukların yuvadaki bakıcı anneleri tarafından doldurulmuştur. Ayrıca, öğrencilerin müzik yaşamını öğrenebilmek amacıyla ?Öğrenci Tanıma Formu? hazırlanmış ve bu form da ön test aşamasında öğrencilerin yuvadaki bakıcı anneleri tarafından doldurulmuştur.Uygulanan ön test aşamasından sonra deney grubu öğrencilerine (20 öğrenciye) üç ay boyunca pazar günleri, üç saat süreyle ritim, hareket ve şarkı öğretimi temelli müzik eğitimi verilmiş, müzikli oyunlar oynanmış; cumartesi günleri de beğeni eğitimi adı altında ek dersler konulmuştur. Kontrol grubunu oluşturan öğrencilere müzik eğitimi ve ek dersler verilmemiş, bu öğrenciler yuva ve okuldaki genel eğitimlerine devam etmişlerdir.Üç aylık eğitimin sonunda, biri Bolvadin'de biri de Afyonkarahisar'da olmak üzere iki gösteri gerçekleştirilmiş ve ikinci gösteri sonrasında deney-kontrol grupları için son testler uygulanmıştır.Elde edilen verilerin işlenmesi ve yapılan görüşmeler sonucunda; ritim, hareket ve şarkı öğretimi temelli müzik eğitimi alan öğrencilerin, bu müzik eğitimini almayan öğrencilere göre ?uygun iletişim becerileri kullanma, sırasını bekleme, özgüven duygusu geliştirme, sonuçları kabul etme? sosyal davranışlarında daha fazla geliştikleri saptanmış ve elde edilen sonuçlara dayanarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Müzik Eğitimi, Orff-Schulwerk, Korunmaya Muhtaç Çocuk, Sosyal Gelişim.
Üstkavramsal faaliyetlerle zenginleştirilmiş kavramsal değişim metinlerinin fen bilgisi öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konularını anlamalarına etkisi
Bu çalışmanın amacı metinlerle karşılaştırıldığında üstkavramsal faaliyetlerle zenginleştirilmiş kavramsal değişim metinlerinin Fen Bilgisi öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusundaki kavramsal anlamaları üzerine olan etkisini ve bu etkinin kalıcılığını incelemektir. Ayrıca çalışmaya katılan Fen Bilgisi öğretmen adaylarının okudukları metinlere karşı tutumları ile çürütücü ve üstkavramsal faaliyetlerle zenginleştirilmiş kavramsal değişim metinlerini okuyan üçer öğretmen adayının metinleri okumadan önceki ve sonraki kavramsal anlamaları karşılaştırılmıştır.Çalışmanın örneklem grubunu 2008-2009 öğrenim yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı 3.sınıfta okuyan 99 öğretmen adayı oluşturulmaktadır. Bu araştırmada ön-test son-test yarı deneysel desen ve durum incelenmesinin kullanıldığı çoklu araştırma metodu kullanılmıştır. Rastgele atanarak oluşturulan üç gruptan birincisine düz (geleneksel) metinler, ikincisine çürütücü metinler ve üçüncüsüne ise üstkavramsal faaliyetlerle zenginleştirilmiş kavramsal değişim metinleri okutulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak kuvvet konuları testi ön-test, son-test ve metinlerin okutulmasından 4 ay sonra kalıcılık testi olarak ve okutulan metinlere karşı tutum ölçeği kullanılmış; durum incelemesi için seçilen öğretmen adayları ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır.Çalışmadan elde edilen bulgular ışığında, üstkavramsal faaliyetlerle zenginleştirilmiş kavramsal değişim metinlerinin Fen Bilgisi öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konularını anlamalarında etkili olduğu ve öğretmen adaylarında olumlu tutum oluşturduğu bulunmuştur.2010, 154 sayfaAnahtar Kelimeler: Kuvvet ve hareket, alternatif fikir, kavramsal değişim, üstakavramsal faaliyetler
Meşşai filozofları ile modern filozoflara göre zaman kavramının karşılaştırılması
Zaman kavramı, birçok felsefi sistemlerin ve İslam Filozoflarının ilgisini çeken bir konudur. Evrenin var oluşu ile yakından ilgili olan zamanı, tanımlanması gereken bir kavram olarak görmüşlerdir. Biz ise İslam Filozofları ve Batılı Filozoflar arasında zaman felsefesi anlayışlarından yola çıkarak hazırladığımız karşılaştırma ile zaman felsefesinin üzerinde durmaya çalışacağız.Anahtar Kelimeler: Evren, Zaman, Hareket, Mekân.
Fiziksel aktivite temelli oyunlar ile bilgisayar oyunlarının 9. sınıf öğrencilerinin fizik (Kuvvet, Newton'un hareket yasaları ve sürtünme kuvveti) başarısı ve bilimsel süreç becerileri düzeylerine etkisinin karşılaştırılması
Bu çalışmada Fiziksel Aktivite Temelli Oyunlar ve Dijital Oyunlar Yönteminin 9.sınf öğrencilerinin Fizik Dersindeki Kuvvet, Newton'un Hareket Yasaları ve Sürtünme Kuvveti Ünitesindeki akademik başarılarına ve bilimsel süreç becerilerine etkisi araştırılmıştır. Söz konusu araştırmada yarı deneysel desen kullanılmıştır. Ortaöğretim 9.sınıfa devam eden 3 ayrı sınıfın öğrencileri ile yürütülen bu çalışmada, Fiziksel Aktivite Temelli Oyunlar Yöntemi ile derslerin işlendiği 1.deney grubu 17 kız ve 10 erkek olmak üzere toplam 27 öğrenciden, Dijital Oyunlar ile derslerin işlendiği 2.deney grubu 17 kız ve 11 erkek olmak üzere toplam 28 öğrenciden, kontrol grubu ise 17 kız ve 11 erkek olmak üzere toplam 28 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak 30 maddelik Kavram Başarı Testi, 11 maddelik Açık Uçlu Soru Formu, 21 maddelik Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği ve 10 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış Mülakat Formu kullanılmıştır. Bu amaçla Kuvvet, Newton'un Hareket Yasaları ve Sürtünme Kuvveti Ünitesine uygun Fiziksel Aktivite Temelli Oyunlar ve Dijital Oyunlar belirlenmiştir. Uygulamalar başlamadan önce, güvenirlik (α=0.75) ve geçerliliği araştırmacı tarafından sağlanan Kavram Başarı Testi her üç gruba ön test olarak uygulanmış ve grupların puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>.05). Deneysel süreç başlamadan önce öğrencilerin kuvvet, Newton'un Hareket Yasaları ve sürtünme kuvveti kavram bilgisi açısından denk olduğu görülmüştür. Aynı zamanda çalışmaya dahil edilen gruplara Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği de ön test olarak uygulanmış ve bilimsel beceri puan ortalamalarının kontrol grubu lehine anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<.05). Yarı deneysel kontrol gruplu ön test-son test modeline göre yürütülen araştırmada, üç grupta 6 hafta ve haftada 2 saat olmak üzere toplam 12 saat kuvvet, Newton'un Hareket Yasaları ve sürtünme kuvveti konuları işlenmiştir. 1.Deney grubunda öğretim, Fiziksel Aktivite Temelli Oyunlar Yöntemi ile gerçekleştirilirken; 2.Deney grubunda ise Dijital Oyunlar Yöntemi ile öğretim faaliyetleri yürütülmüştür. Kontrol grubu olarak belirlenen sınıfta ise düz anlatım yöntemi ile dersler işlenmiştir. Bu araştırmada uygulamalar tamamlandıktan sonra üç gruba Kavram Başarı Testi, Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği son test ve Açık Uçlu Sınav Formu uygulanarak elde edilen veriler SPSS 20 Paket Programında analiz edilmiştir. Deney gruplarından rastgele seçilen 10'ar öğrenci ile yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılarak, nitel olarak da veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda deney grupları ve kontrol grubu öğrencilerinin Kavram Başarı Testi puan ortalamalarında anlamlı bir artış olduğu görülmüştür (p<.05). Gruplar arası karşılaştırmalara bakıldığında ise fiziksel aktivite temelli oyunlarla ders işlenen grup ile dijital oyunlarla ders işlenen grubun başarı puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Bununla beraber her iki deney grubunun kavram başarı son test puan ortalamaları ile kontrol grubu öğrencilerinin son test puan ortalamaları arasında deney grupları lehine anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<.05). Araştırmaya katılan öğrencilerin kuvvet, Newton'un Hareket Yasaları ve sürtünme kuvveti konularını yorumlama başarısını incelemek için her üç gruba da uygulanan açık uçlu testten elde edilen bulgulara göre, deney gruplarındaki öğrencilerin anlamlı olacak şekilde daha başarılı oldukları belirlenmiştir (p<.05). Araştırmanın sonunda, hem deney grupları hem de kontrol grubu öğrencilerine bilimsel süreç becerileri ölçeği son test olarak uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda deney gruplarının puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık görülmez iken her iki deney grubunun bilimsel süreç becerileri açısından kontrol grubu öğrencilerine göre daha başarılı oldukları saptanmıştır (p<.05). Araştırmanın sonunda, Fiziksel Aktivite Temelli Oyun ve Dijital Oyun Yöntemlerinin öğrencilerin cinsiyetine göre akademik başarı ve bilimsel süreç becerilerine etkisinin incelenmesi araştırılmıştır. Yapılan analizler ışığında hem başarı hem de bilimsel süreç becerileri açısından kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir (p>.05). Grupların kendi içlerinde başarı ve bilimsel süreç becerileri karşılaştırıldığında ise, sadece Dijital Oyun Yönteminin uygulandığı sınıftaki Açık Uçlu Sınavda kız öğrenciler erkek öğrencilere göre daha başarılı olmuş ve bu durumun istatistiksel bulgulara anlamlı bir şekilde yansıdığı tespit edilmiştir (p<.05). Araştırmada elde edilen bulgulardan hareketle Fiziksel Aktivite Temelli Oyun ve Dijital Oyun Yöntemi ile derslerin işlenmesi öğrencilerin akademik başarılarına ve bilimsel süreç becerilerine olumlu yansıdığını söylemek mümkündür. Dijital ve fiziksel aktivite olsun veya olmasın, uygulanan yöntemlerin oyun temelli olması ile deney gruplarındaki öğrencilerin oyunlarla eğlenerek öğrendikleri, fizik derslerine yönelik ön yargılarının kırıldığı ve artık fizik dersinden korkmadıkları gözlemlenmiştir. Öğrenciler bu yöntemler ile öğrendiklerini zihinlerinde somutlaştırabilme fırsatı da yakalayabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite Temelli Oyunlar Yöntemi, Dijital Oyun Yöntemi, Fizik Eğitimi ve Oyun, Oyun Tabanlı Öğrenme, Fizik Başarısı, Bilimsel Süreç Becerileri.
Hareketli çatıların yapısal özelliklerinin sistematik olarak incelenmesi
Hareketli çatılar, bir yapı çatısının tamamının veya bir kısmının hem açık hem de kapalı durumlarda kullanımının sağlandığı çatılardır. Geçmişten bu yana kullanılmakta olan hareketli çatı sistemlerinde, strüktür sistemi ana işlevden uzaklaşmamakta, aksine mekanın işlevine özellikle dış hava koşulları ve dış fiziksel etkiler yönünden avantaj sağlamaktadır.Bu avantajlarından dolayı hareketli çatı strüktürlerinin günümüzde kullanımı gelişen teknolojiyle birlikte her geçen gün artmaktadır. Bu çalışma tasarımcılara bu alanda sağlam bilgiler verebilmek amacıyla belirli bir sistematik çerçevesinde yapılmıştır.Tezin ikinci bölümünde hareketli çatıların tanımı yapılmış, hareketli çatı strüktürlerinin tarihçesinden bahsedilmiş ve hareket özelliklerine göre ana ve alt sınıflandırmalar yapılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde tablolar oluşturulmuş ve belirli bir sistematik içerisinde konuyla ilgili örnekler anlatılmıştır. Tezin dördüncü bölümünde ise, üçüncü bölümde anlatılan örnekler ayrıntılarıyla irdelenmiştir. Bu örneklerden elde edilen bilgiler daha kapsamlı ve karşılaştırmalı olarak grafiklendirilmiştir. Bu grafiklendirme neticesinde hareketli çatı sistemleri değişik nicel ve nitel özelliklere göre karşılaştırılmış ve istatistiksel sonuçlara ulaşılmıştır.
Yılan robotun öğrenme tabanlı adaptif hareket kontrolü
Yılan robotun gerçek dünyadaki potansiyel uygulamaları için oldukça önemli olan enerji verimli adaptif hareketi bu tez çalışmasında ele alınmıştır. Tekerleksiz bir yılan robot mekanizmasının göz önüne alındığı bu çalışmada simbiyotik organizma arama algoritmasına dayanan iki farklı çok amaçlı optimizasyon yöntemi kullanılarak yılan robotun enerji verimli hareketi için optimum yürüyüş parametreleri araştırılmıştır. Önerilen her iki yöntem ile tatmin edici kararlı sonuçlar elde edilirken hızlı baskın olmayan sıralamalı çok amaçlı simbiyotik organizma arama algoritmasının tek bir çalışmada daha çok çözüm üreterek Pareto cephesinde daha düzgün bir dağılım sağladığı görülmüştür. Önerilen yöntemin yılan robotunun farklı çevre koşullarındaki enerji verimli adaptif hareketi için optimum yürüyüş parametrelerini bulmadaki performansı, robotun hareket ettiği yüzeyin camdan ahşaba kadar oldukça geniş bir aralıkta değiştiği dokuz farklı ortamda test edilerek gösterilmiştir. Yılan robotun eklem yörünge kontrolü için geleneksel kontrol yöntemlerinden farklı olarak değişen çevre koşullarına uyum sağlama yetenekleriyle öne çıkan derin pekiştirmeli öğrenme tabanlı dört farklı denetleyici geliştirilerek yörünge takip performansları birbirleriyle ve PD denetleyici ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlardan transfer öğrenmenin, ajanın yakınsama hızını ve genelleştirme özelliğini iyileştirerek daha üstün bir performans sunduğu görülmüştür. Son olarak, yılan robotun enerji verimli hareketi için ikiz gecikmeli derin deterministik politika gradyanı algoritmasının kullanıldığı bir denetleyici ile hız kontrolü yapılarak biyolojik yılanların yürüyüş biçimlerine benzer adaptif yörüngeler üretilmiştir.