Hip joint

70 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Total kalça protezi uygulanan hastaların kemik yoğunluk ölçümü ve femur rezeksiyon materyalinin histopatolojik sonuçlarının korelasyon açısından değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı; ilk olarak tek taraflı koksartrozu olan hastalarda bilateral yapılan proksimal femur Dexa sonuçlarında artroz olan taraf ile normal tarafa kıyasla kemik mineral yoğunluğunda meydana gelen farklılıkları saptamaktı. İkinci olarak koksartroz olan proksimal femurda hangi bölgelerin daha fazla etkilendiğini ortaya çıkarmaktı. Son olarak da Total Kalça Artroplastisi (TKA) sonrasında alınan femur baş-boyun ve femoral ward örneklerinin histomorfometrik ölçümlerinin yapılarak elde edilen Dexa sonuçları ile korelasyonunu ortaya çıkarmaktı. İzlenen Methodoloji: Haziran 2021'den Ocak 2023'e kadar Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında TKA uygulanan 30 hasta dahil edildi. Hastaların bilateral proksimal femur Dexa ölçümleri Total ve bölgesel (femur boynu, trokanterik, intertrokanterik ve ward üçgeni) olarak yapıldı. Ölçümler artroplasti ameliyatından 2 hafta önce yapıldı. Proksimal femur baş ve boyun dahil olacak şekilde TKA sırasında çıkartıldıktan sonra femur başı, femur boynu ve femoral ward bölgelerinden 1 cm x 2 cm kemik numuneleri her bölgeden 3 adet olacak şekilde toplam 9 adet örnek alındı. Örnekler üzerinde histomorfometrik inceleme ile trabeküler kalınlık, trabeküler uzaklık, trabekül volümü/kemik volümü (% olarak), trabekül sayısı değerleri ortaya çıkartıldı. Normal dağılım olup olmadığının belirlenmesi için normalite testleri kullanıldı. Bilateral Dexa sonuçlarının değerlendirilmesi için Bağımlı Örneklem T- Testi kullanıldı. Histomorfometrik sonuçların ipsilateral Dexa sonuçları ile korelasyonu için Pearson korelasyon testi yapıldı. Araştırmanın Bulguları: Çalışmanın ilk aşamasında femur boyun ve femoral ward bölgesinde normal ve artroz olan kalça eklemi Dexa sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulundu. Bu verilerin güvenilirliğini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan koksartroz olan kalça ekleminin histomorfometrik değerlendirilmesinde femur boyun ve femoral ward bölgelerinde oluşan KMİ ve KMY artışının ölçülen parametrelerle korelasyon gösterdiği bulundu. Bu bölgelerde trabeküler kalınlık artışı, trabeküller arası mesafede azalma, trabekül sayısında azalma saptandı. Ayrıca trabekül kalınlığındaki artışın femoral ward bölgesinde daha fazla olduğu, trabeküller arası mesafede azalmanın ise femur boyun bölgesinde daha fazla olduğu diğer elde edilen sonuçlardır. Osteoartrit olan kadınlarda erkeklere göre histomorfometrik ölçümler değerlendirildiğinde düşük KMY, KMİ, T skoru ile sonuçlanan bulgular elde edildi. Araştırmanın Sonuçları: Osteoartritin kemik yapısında gerçekleştirdiği değişiklikler sürekli araştırılan bir konudur. Çalışmamızda koksartroz olan kalça ekleminde femur boyun ve femoral ward bölgesinde KMİ ve KMY'nun anlamlı derecede arttığı saptandı. Bu bölgelerin histomorfometrik incelemesinde osteoartrit bulgularının olduğu aynı bölgelerle korelasyon gösterdiği bulundu. Ayrıca makroskobik kemik kalitesini değerlendirme yöntemi olan Dexa'nın mikroskobik kemik değerlendirme kriteri olan kemik histomorfometrisi ile korele olduğu sonucuna ulaşıldı. Koksartrozda osteoartrit etkilerinin tam olarak ortaya çıkartılması için geniş vaka serili ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

ArtroplastiFemurHistopatoloji+5
Abdullah Heysem Doğan
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Total kalça protezi ameliyatı geçiren hastalara klinik vaka yönetici hemşire modeli uygulamasının hasta memnuniyeti açısından değerlendirilmesi

Total kalça protezi ameliyatı geçirecek olan hastaların hemşirelik süreci yönetimi "Klinik Vaka Yönetici Hemşireliği Modeli" kullanılarak yapılabilir. Araştırma; klinik vaka yönetici hemşire modeli uygulaması ile hemşirelik hizmeti verilen kalça protezi ameliyatı geçiren hastaların memnuniyetlerini belirlemek amacı ile 15 Ekim 2017 - 01 Mart 2018 tarihleri arasında Adana Özel Ortopedia Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Servisi-1 ve Ortopedi ve Travmatoloji Servisi-2'de yatan 46'sı deney 46'sı kontrol grubu olmak üzere 92 hasta ile yürütüldü. Deney grubuna "Klinik Vaka Yönetici Hemşireliği Modeli" kullanılarak hemşirelik hizmeti, kontrol grubuna ise rutin klinik uygulamalar doğrultusunda hemşirelik hizmeti verildi. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, Hastanın Hemşirelik Bakımını Algılayışı Ölçeği (HHBAÖ) kullanıldı. Veriler yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Veriler, SPSS 17.0 programında t-testi, ki-kare testi ve tek yönlü varyans analizi testi ile değerlendirildi. Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 47,83 ± 10,81 yıl (min.: 25-maks.: 65) olarak tespit edildi. Araştırma kapsamındaki hastaların % 65,2'sini (n=60) kadın, 34,8'ini (n=32) erkek oluşturdu. Hastaların % 31,5'i (n=29) üniversite mezunu, % 30,4'ünü de (n=28) ortaöğretim mezunları oluşturdu. Araştırmaya katılan hastaların % 78,3'ü (n=72) evliydi. Hastaların % 67,4'ü (n=62) ekonomik gelirlerinin giderlerinden az olduğunu ve % 87'si (n=80) daha önce hastanede yattığını belirtti. Araştırmamızda klinik vaka yönetici hemşire modeli uygulaması ile bakım verilen hastaların HHBAÖ'ye göre memnuniyet puanı ortalamasının 73,9 ±3,6 olduğu, rutin klinik uygulamalar doğrultusunda verilen hemşirelik bakımından memnuniyet puanı ortalamasının 64,5 ±11,8 olduğu saptandı. Sonuç olarak total kalça protezi ameliyatı geçiren, klinik vaka yönetici hemşireliği modeli ile bakım verilen hastaların memnuniyet düzeylerinin (73,9), rutin klinik uygulamalar doğrultusunda hemşirelik hizmeti verilen hastaların memnuniyet düzeyinlerinden (64,5) daha yüksek olduğu tespit edildi. Fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,001, p<0,05). Anahtar Kelimeler: Hemşirelik; hasta memnuniyeti; total kalça protezi; vaka yönetimi.

Hasta memnuniyetiHemşirelerHemşirelik+3
Emel Yılmaz
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Total kalça artroplastisi sonrası fizyoterapist kontrolünde ev temelli egzersiz programı sonuçlarının incelenmesi ve kontrol grubu ile karşılaştırılması

Şahinoğlu D., Total Kalça Artroplastisi Sonrası Fizyoterapist Kontrolünde Ev Temelli Egzersiz Programı Sonuçlarının İncelenmesi ve Kontrol Grubu ile Karşılaştırılması, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Protez-Ortez ve Biyomekani Programı, Doktora Tezi, Ankara, 2023. Bu çalışmanın amacı total kalça artroplastisi uygulanan bireylerde, ev temelli egzersizin ağrı ile ilişkili faktörler, postüral kontrol ve erken dönem fonksiyonel parametreler üzerine etkisini incelemektir. Çalışmaya 44 kalça osteoartritli birey dahil edildi. Bireyler çalışma grubu (n=23) ve kontrol grubu (n=21) olarak kura çekme yöntemi ile randomize edildi. Çalışma grubunda bulunan bireyler altı hafta boyunca kişiye özel planlanmış ev temelli egzersiz programı ile takip edildi. Kontrol grubunda bulunan bireyler ise egzersiz eğitim broşürü verilerek takip edildi. Çalışma grubunda bulunan bireylerin egzersiz programı iki haftalık aralıklarla kontrol edilerek egzersiz programında düzenlemeler yapıldı. Tüm bireyler ameliyat öncesinde, ameliyattan 2 hafta sonra ve ameliyattan 12 hafta sonra değerlendirilerek verileri kaydedildi. Eklem hareket açıklığı inklinometre ile, kas kuvveti el dinamometresi ile, eklem pozisyon hissi hedef açıyı bulma testi ile, ağrı görsel ağrı skalası ile, bacak boyu uzunluğu mezura ile ve son olarak Q açısı gonyometre ile ölçüldü. Bunların dışında Tampa kinezyofobi ölçeği, Oxford kalça skoru ve uluslararası fiziksel aktivite ölçeği kullanıldı. Fonksiyonel performansın değerlendirilmesi için süreli kalk yürü testi uygulandı. Dengenin değerlendirilmesi için ise dört adım kare testi ve son olarak postüral kontrolün değerlendirilmesi için tetrax postürografi cihazı kullanıldı. Elde edilen verilerden yapılan analiz sonrasında çalışma grubu ile kontrol grubu arasında ağrı, denge, postüral kontrol, kinezyofobi, eklem pozisyon hissi, kas kuvveti, fiziksel aktivite, fonksiyonel seviye ve fonksiyonel endurans parametrelerinde düzelme gözlendi (p<0.05). Her iki grupta da tüm parametrelerde iyileşme gözlendi (p<0.05). Fonksiyonel parametrelerde meydana gelen bu düzelme ile çalışmamızın sonucunda total kalça artroplastisi sonrasında fizyoterapist kontrolünde kişiye özel planlanan ev temelli egzersiz programı bireylerin optimum sürede güven içerisinde ve verimli bir şekilde toplum içerisindeki rollerine geri dönebilmesini sağlamıştır.

ArtroplastiAğrıDenge+5
Dilek Şahinoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kısaltmalı kalça artroplastisi yapılan gelişimsel kalça displazili hastaların uzun dönem sonuçlarının değerlendirilmesi

Gelişimsel kalça displazisi (GKD), çocukluk döneminde uygun tedavi edilmez ise erişkinlerde kalça ağrısına ve sekonder osteoartrite neden olan önemli bir hastalıktır. Özellikle yüksek kalça dislokasyonu olan hastaların tedavisi erişkin yaşta zorluklar içermektedir. Bu çalışmada Crowe 4 yüksek kalça dislokasyonu tanısıyla, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda subtrokanterik femur kısaltma osteotomisi (SFKO) ile birlikte total kalça artroplastisi (TKA) uygulanmış hastaların operasyon öncesi ile sonrası klinik ve radyolojik sonuçlarının karşılaştırılması, klinik sonuçları etkileyebilecek değişkenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza 1995-2018 yılları arasında GKD sekeli tanısıyla SFKO ile TKA yapılan 62 hastanın 77 kalçası dahil edildi. Hastaların demografik ve klinik bulguları, cerrahi komplikasyonları, Harris kalça skoru (HKS) ve unutulmuş eklem skorları (UES) hastane kayıt sisteminden retrospektif olarak değerlendirildi. Radyolojik olarak, hastaların pre-operatif ve post-operatif dönemde bakılan pelvis, kalça ve ekstremite uzunluk grafileri incelendi. Bu grafiler değerlendirilerek hastaların evrelemesi, rotasyon merkezi değişimi ve ekstremite boy farkı hesaplandı. Takip sürecindeki komplikasyonlar not edildi. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi IBM® SPSS versiyon 25 yazılımı kullanılarak yapıldı. Ameliyat yaşı ortalaması 45.39±9.96, ortanca takip süresi 190.6 ay (60.2-297.5 ay) olarak hesaplandı. Hastaların preoperatif HKS 32.55 (25.3-73.8)'ten son kontrolde 94 (70.55-99.85)'e yükselmesi ile cerrahi öncesi ve sonrası aksama düzeyi arasındaki fark anlamlı olarak tespit edildi. (p<0.001) Son kontrolde UES'nun ortanca değeri 91.66 (58.3-100) bulundu. UES ve son kontrol HKS arasında güçlü pozitif korelasyon olduğu görüldü. (r=0.632, p<0.001) Takip süresi boyunca sağkalım %86.4 (%95 CI: 69.4-103.4) olarak tespit edildi.Çalışmamız sonucunda proksimal 1/3 hidroksiapatit kaplı stemler ve plak fiksasyonu kullanılarak oblik subtrokanterik femur kısaltma osteotomisi yapılan total kalça artroplastisinin hastaların klinik ve fonksiyonel skorlarını önemli ölçüde arttıran başarılı ve sağ kalımı yüksek olan bir cerrahi teknik olduğu değerlendirildi. Anahtar Kelimeler: Gelişimsel kalça displazisi, subtrokanterik osteotomi, kalça artroplastisi

ArtroplastiKalçaKalça eklemi+4
Ozan Tuncay
Hacettepe University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gelişimsel kalça displazili hastaların tedavisinde pelvipeal alçılama ve rijit abdüksiyon ortezi uygulamalarının klinik ve radyolojik sonuçları

Amaç: Bu çalışmada, 4-15 ay yaş aralığındaki asetabular displazili hastalarda rijit abdüksiyon ortezi ve pelvipedal alçılamanın klinik ve radyolojik sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Bu çalışma, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde Kasım 2021-Mart 2023 tarihleri arasında 4-15 ay yaş aralığında Ortoloni ve Barlow testleri negatif olan 41 hastanın 71 kalçası dahil edilerek yapıldı. 21 hastanın 37 kalçası rijit abdüksiyon ortezi ve 20 hastanın 34 kalçası pelvipedal alçılama ile tedavi edildi. Hastaların IHDI, Tönnis ve asetabular indeks ölçümlerine tedavi öncesi ve sonrası bakıldı. Gruplar arasındaki tedavi yanıtları karşılaştırıldı. GKD olup 15 aydan büyük olan hastalar, Serebral palsi (n=3), konjential anomali (n=2), Ortolani veya Barlow'u pozitif olan (n=18), takipten çıkan (n=5), çalışmaya katılmayı kabul etmeyen (n=4), abdüksiyon kısıtlılığı nedeniyle addüktor tenotomi uygulanan (n=2) hastalar çalışma dışı bırakıldı. Bulgular: Hastaların IHDI sınıflamasına göre tedavi öncesi gruplar arasında anlamlı fark olmayıp tedavinin 3. ayında iki grup arasında IHDI sınıflamasına göre tedavi yanıtında istatiksel olarak alçı grubu lehine anlamlı fark vardı (P=0,039). Hastaların Tönnis sınıflamasına göre tedavi öncesinde gruplar arasında anlamlı fark saptanmayıp tedavinin 3. ayında gruplar arasında 3. ayda tedavide alçı grubu lehine anlamlı bir fark vardı (P=0,027). Alçı grubunda hastaların AI ortalaması 35,82±2,71 (minimum-maximum: 32-41) ve ortez grubundaki hastaların AI ortalaması 36,54±3,49 (minimum-maximum:32-47) idi. Gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (P=0,34). X Hastaların tedavi sürecinde 3. ayda yapılan radyolojik incelemede; alçı grubunda AI ortalaması 29,17±3,45 (minimum-maximum: 23-37) ve ortez grubunda AI ortalaması 30,08±3,91 (minimum-maximum:23-39) idi. Gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (P=0,31). Hastaların tedavi sürecinde 6. ayda yapılan radyolojik incelemede; alçı grubunda AI ortalaması 24,11±38,4 (minimum-maximum: 17-22) ve ortez grubunda AI ortalaması 25,67±3,17 (minimum-maximum:19-33) idi. Gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (P=0,06). Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda asetabular displazisili Ortoloni ve Barlow testleri negatif olan 4-15 aylık hastalarda kullanılan kapalı redüksiyon eşliğinde pelvipedal alçılama ve rijit abdüksiyon ortezinin tedavide etkili olduğu sonucuna ulaştık. Pelvipedal alçılama yapılan hastalar ile rijit abdüksiyon ortezi kullanılan hasta grubu karşılaştırmasında Tönnis ve IHDI sınıflamasına göre pelvipedal alçı ile takip edilen hastalarda ilk 3 aylık tedavide istatiksel olarak anlamlı fark saptadık. Pelvipedal alçı grubu ve rijit abdüksiyon ortezi kullanılan hasta gruplarının tanı ve tedavi takibinde kullanılan AI ölçümüne göre gruplar arasında anlamlı fark saptamadık. Anahtar Kelime: Gelişimsel Kalça Displazisi, Asetabular Displazi, Açık Redüksiyon, Pelvipedal Alçılama, Rijit Abduksiyon Ortezi

AsetabulumKalça eklemiKalça çıkıkları+2
Rıdvan Varol
Harran University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gelişimsel kalça displazisi bulunan hastalarda pavlik bandajı kullanımının kapalı redüksiyon başarısına etkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Pavlik bandajı kullanımı sonrası redüksiyon elde edilemeyip kapalı redüksiyon ve pelvipedal alçı uygulaması yapılan hastalarda pavlik bandajına uyumunun kapalı redüksiyon başarısı üzerine etkisini araştırmaktır. Aynı zamanda pavlik bandajı kullanmayıp direk kapalı redüksiyon uygulanan hastalar ile pavlik bandajı kullanan hastaların tedavi sonuçlarını karşılaştırmaktır. Materyal ve Metod: Bu çalışmada, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde 2020 Ocak ve 2021 Haziran tarihleri arasında Kapalı Redüksiyon uygulanan GKD hastalarının tıbbi kayıtları retrospektif olarak incelendi. Belirlenen tarih aralığında kliniğimizce tedavi ve takibi yapılan, 12 aydan önce kapalı redüksiyon uygulanan hastalar çalışmaya dahil edildi. Dışlama kriterleri uygulandıktan sonra direk kapalı redüksiyon kararı alınan ve pavlik bandajı kullanımı sonucunda başarı elde edilemeyince kapalı redüksiyon uygulanan Toplamda 106 hasta tespit edildi. Düzenli kontrollere gelmeyen hastalar takipten çıkarılınca çalışmaya 87 hastanın 148 kalçası dahil edildi. Hastaların KR öncesi çekilen pelvis AP grafilerinde Asetabuler İndeks (Aİ) değeri ve IHDI derecesi ölçüldü. KR sonrası 3. ayda alçı çıkarılınca Aİ, 6. ayda ise Aİ ve IHDI derecesi ölçüldü. Bir yıl içinde redüksiyon kaybı olup ek cerrahi prosedür gereken hastalar "başarısız" olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastalarımızın 8'i erkek, 79'u kadındı. 6 tanesinde izole sağ taraf 18 tanesinde sol taraf ve 63 tanesinde bilateral tutulum mevcuttu. 87 hastanın 65'inde(%74,7) kundaklama öyküsü mevcuttu. Hastalarımızın 39 tanesinin (%44,8) ebeveynleri arasında akrabalık ilişkisi mevcuttu. 32 tanesinde (%36,8) ailede GKD öyküsü mevcuttu. KR uygulanan148 kalçanın 136 kalçası (%91,9) "başarılı" olarak değerlendirildi, 12 kalça (%8,1) ise işlem sonrası 1 sene içinde redüksiyon kaybı olup açık redüksiyon ihtiyacı olduğu için "başarısız" olarak değerlendirildi. Gruplara göre baktığımızda ise hiç pavlik kullanmayan 66 kalçadan 4'ü (%6,1), uygun kullanmayan 26 kalçadan 6'sı (%23,1) ve uygun kullanan 56 kalçadan 2 'si (%3,8) başarısız sayıldı. Çalışmaya dahil ettiğimiz hastalarımızda 88 kalça IHDI 2,43 kalça IHDI 3 ve 17 kalça IHDI 4 olarak sınıflandırılmıştı. Gruplara göre başarısız olan kalça sayısı sırasıyla 3,1 ve 8'di. IHDI 2 olan kalçalarda %3,4 IHDI 3 olan kalçalarda %2,3 ve IHDI 4 olan kalçaların %47 başarısız olarak değerlendirildi. Sonuç: Bu çalışma ile pavlik bandajının uygun kullanılmaması ve uzun süreli kullanılmasının KR başarısını düşürdüğünü tespit ettik. Pavlik bandajını hiç kullanmayan grup ile uygun kullanan grubun KR başarısı arasında anlamlı bir fark olmaması da KR başarısına olan etki açısından pavlik bandajının hiç kullanılmamasının yanlış kullanılmasından daha sağlıklı olduğu sonucuna vardık. Anahtar Kelime: Pavlik bandajı, Kapalı redüksiyon, pavlik bandajı uyumu, displazi

Kalça eklemiKalça çıkıklarıRetrospektif çalışmalar+1
İbrahim Tekpınar
Harran University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gelişimsel kalça displazisine sekonder koksartroz nedeniyle yapilan total kalça artroplastisinin diz eklemi üzerine etkileri

Amaç: Bu çalışmanın amacı, gelişimsel kalça displazisine (GKD) sekonder koksartroz nedeni ile total kalça artroplastisi (TKP) uygulanmış hastaların orta-uzun dönem takiplerinde TKP'nin alt ekstremite biyomekaniği, koronal plan dizilimi ve diz üzerindeki etkilerini incelemek ve diz ekleminde meydana gelen postoperatif biyomekanik değişiklikleri radyolojik ve fonksiyonel olarak değerlendirmektir. Yöntem: Toplam 108 kalçanın 74'ü tek taraflı, 34'ü çift taraflı TKP uygulanmış hastalardan oluşmaktadır. Kalçalar ayrıca Crowe tipine (1-2 düşük, 3-4 ileri displazi) ve kullanılan femoral komponent çeşidine göre kategorize edildi. Hastaların ortalama takip süresi yaklaşık 4 yıldı (1-10). Radyolojik değerlendirmeler, mekanik ve anatomik lateral distal femoral açı (mLDFA, aLDFA), mekanik medial proksimal tibial açı (mMPTA), diz eklem hattı uyum açısı (JLCA), pelvik eğim (PE), bacak uzunluk farkı (BUF), Q açısı, femoral ofset (FO), kalça-diz-ayak açısı (HKA), diz mekanik aks deviasyon oranı (DMADO), femur mekanik-anatomik aks arası açı (FMAA), diz Kellgren-Lawrence (KL) evresi ve tibiotalar açı (TTA) ölçülerek gerçekleştirildi. Fonksiyonel değerlendirmeler, Görsel Analog Skala (VAS), Harris Kalça Skoru (HKS), Diz Cemiyeti Skoru (KSS), Oxford Diz Skoru, Diz Yaralanma ve Osteoartrit Sonuç Skoru (KOOS) ve Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC) ile yapıldı. Bulgular: 57 düşük ve 51 ileri displazisi olan kalça değerlendirildi. İleri displazi grubunda ameliyat sonrası mMPTA, BUF ve değişimi, Q, HKA açısı ve değişimi, DMADO, diz KL evre farkı anlamlı olarak daha yüksekken ameliyat öncesi ve sonrası FMAA ise daha düşüktü. Ameliyat sonrası en düşük mLDFA ve FMAA; en yüksek HKA açısı ve PE konik protezde bulunurken en yüksek mLDFA, FO ve FMAA; en düşük PE, HKA açısı kama protezde bulunmuştur. Lakin, Crowe tipine ve femoral komponent tipine göre klinik sonuçlar açısından anlamlı fark yoktur. Ameliyat sonrası tüm hastalarda anlamlı olarak kalça ve diz VAS azalırken, HKS, KSS, KOOS, Oxford Diz Skoru ve WOMAC skoru artmıştır. Sonuç: İleri displazisi olan hastalarda orta-uzun dönemde TKP sonrası dizde valgus yönelimi artarken, düşük displazisi olan hastalarda bu yönelim zamanla düzelmektedir. Konik femoral komponent valgus hizalanmasını artırabilirken, kama komponent daha stabil bir mekanik aks sağlamaktadır. Postoperatif dizdeki radyolojik değişiklikler orta-uzun dönemde fonksiyonel sonuçlara yansımamaktadır. Anahtar Sözcükler: Gelişimsel Kalça Displazisi, Koksartroz, Total Kalça Artroplastisi, Diz Biyomekaniği, Koronal Plan Dizilimi, Femoral Protez, Valgus Hizalanması, Mekanik Aks Değişiklikleri, Radyolojik Değerlendirme, Fonksiyonel Sonuçlar

Diz eklemiKalça eklemiOsteoartrit-kalça+1
Muhammed Yusuf Afacan
İstanbul University-Cerrahpaşa
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Femur bilgisayarlı tomografisi kullanılarak femoral anteversiyon ölçümü

Bu çalışmada, proksimal femur bilgisayarlı tomografilerinde belirlenen anatomik yapılar yardımı ile femur anteversiyon açısının ölçülüp ölçülemeyeceği araştırılmıştır. Kadavralardan elde edilmiş 61 kuru femur kemiğinin bilgisayarlı tomografisi çekilmiştir. Literatürde femur anteversiyonu ölçümünde kullanılan standart teknik (posterior kondiler aks ile caput femoris ve collum femoris orta noktalarını birleştiren izdüşümsel çizgi arasındaki açı) ile femur kemiklerinin anteversiyon açıları belirlenmiştir. Bilgisayarlı tomografi aksiyel kesitlerinde trochanter major ve trochanter minor yapılarının caput femoris ve collum femoris santral noktalarını izdüşümsel olarak birleştiren aksa göre retroversiyon açıları ölçülmüştür. Ayrıca bu anatomik yapıların aksiyel kesitlerde en belirgin kesimlerini izdüşümsel olarak birleştiren intertrokanterik aks belirlenmiştir. Epicondylus femoris medialis ve lateralis yapılarının en belirgin noktalarını birleştiren transepikondiler aks belirlenerek posterior kondiler aks ile arasındaki açı değerleri ölçülmüştür. Yapılan ölçümlerde femur anteversiyon değerlerinin ortalaması 9,4° (-8° ile 19° arası) bulunmuştur. Posterior kondiler aks ile transepikondiler aks referans alınarak yapılan femur anteversiyon ölçümleri arasında korelasyon saptanmamıştır. Trochanter major retroversiyon açıları ortalaması 13,3° (7° ile 21° arası), trochanter minor retroversiyon açıları ortalaması 54,8° (40° ile 78° arası) olarak bulunmuştur. İntertrokanterik aks ile posterior kondiler aks arasında korelasyon saptanamamakla beraber trochanter minor retroversiyonu ˂50° olan femur kemiklerinde posterior kondiler aksla intertrokanterik aks arasındaki açının -3° ile +3° değerleri arasında olması arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (P=0,029). Femur retroversiyonu görülen kemiklerde trochanter major retroversiyonun da oransal olarak arttığı saptanmıştır. Bu çalışma; distal kesitler kullanılmadan sadece proksimal femur bilgisayarlı tomografisi kullanılarak femur anteversiyon ölçümü yapılabileceğini ve trochanter major retroversiyonu ile femur retroversiyonunun ilişkili olduğunu göstermektedir Anahtar Kelimeler: Femur, femur anteversiyonu, trochanter major, trochanter minor, posterior kondiler aks

AnatomiAnatomik özelliklerArtroplasti+6
Erkan Sabri Ertaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişimsel kalça displazili bireylerde core stabilizasyon eğitiminin yürüyüş, denge, kas kuvveti, fonksiyonlar, hareket korkusu ve yaşam kalitesi üzerine olan etkilerinin incelenmesi

Ateş Numanoğlu E. Gelişimsel Kalça Displazili Bireylerde Core Stabilizasyon Eğitiminin Yürüyüş, Denge, Kas Kuvveti, Fonksiyonlar, Hareket Korkusu ve Yaşam Kalitesi Üzerine Olan Etkilerinin İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi, Doktora Tezi, Ankara, 2019. Bu çalışma gelişimsel kalça displazili (GKD) erişkin bireylerin fizyoterapisinde konvansiyonel fizyoterapi (KF) tedavi yöntemine ek olarak kullanılan Core Stabilizasyon (CS) eğitiminin ağrı, basınç-ağrı eşiği, kalça eklem hareket genişliği, kas kuvveti, denge ve yürüme parametreleri, kalça fonksiyonları, hareket korkusu ve depresyon düzeyi üzerindeki etkilerini incelemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya GKD tanısı almış yaşları 20-60 yıl arasında değişen toplam 16 birey dahil edilmiştir. Bireyler KF Grubu (n=8) ve CS Grubu (n=8) olarak ikiye ayrılmıştır. Her iki gruba haftada 3 gün, 6 hafta süre ile klasik fizyoterapi (hotpack, germe-gevşetme teknikleri ve kuvvetlendirme eğitimi) uygulanmış; CS Grubuna bunlara ek Core Stabilizasyon eğitimi uygulanmıştır. Gruplardaki bireylerin tedavi öncesi ve 18 seanslık tedavi sonrası fiziksel özellikleri sorgulanmış; ağrı şiddetleri (Sayısal Analog Skalası), basınç-ağrı eşikleri (algometre) eklem hareket açıklıkları (gonyometre), kas kuvvetleri (dijital dinamometre), denge (Bertec) ve yürüme (GaitRite) parametreleri değerlendirilmiştir. Ayrıca bireylerin kalça fonksiyonları "Harris ve HOS Kalça Skorları" ile, yaşam kaliteleri "Nothingham Sağlık Profili" ile, hareket korkuları "Tampa Kinezyofobi Ölçeği" ile, depresyon düzeyleri "Beck Depresyon Envanteri" ile sorgulanmıştır. Tedavi sonrası her iki grupta değerlendirilen tüm parametrelerde anlamlı gelişmeler görülmüştür (p≤0,10). Grupların birbiri ile karşılaştırılmasında ise bazı bölgelerden alınan basınç ağrı eşik şiddeti (İliopsoas, rektus femoris, priformis, gluteus medius kasları, iliotibial bant ve addüktör tendon); internal rotasyon hareket açıklığı; kalça fleksör, abdüktör, eksternal rotatör kas kuvveti; denge ile ilgili stabilizasyon limiti ve Harris Kalça Skoru CS Grubu lehine anlamlı bulunmuştur (p≤0,10). Sonuç olarak basınç-ağrı eşik şiddeti ve denge üzerine daha etkili olması, kalça kaslarında kuvveti daha fazla arttırması ve kalça fonksiyonlarında daha fazla gelişme sağlaması nedeni ile GKD' li bireylerin rehabilitasyonunda KF uygulamalarına ek olarak CS eğitimi uygulanmasının tedavinin etkinliği arttıracağı kararına varılmıştır.

DengeFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+7
Esra Ateş Numanoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Total kalça artroplastili hastalarda yapay eklemi unutabilme becerisinin kinezyofobi ve fonksiyonel performansla ilişkisi

Özçadırcı A., Total Kalça Artroplastili Hastalarda Yapay Eklemi Unutabilme Becerisinin Kinezyofobi ve Fonksiyonel Performansla İlişkisi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ortopedik Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Programı, Yüksek Lisans Tezi, 2019. Bu çalışmanın amacı, total kalça artroplastili (TKA) hastalarda yapay eklemi unutabilme becerisinin kinezyofobi ve fonksiyonel performansla ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya 40-65 yaşları arasında cerrahinin üzerinden 1-3 yıl süre geçmiş 57 gönüllü TKA'lı birey dahil edildi. Bireylerin ağrıları Vizüel Analog Skalası ile değerlendirildi. Kalça normal eklem hareketi (NEH) gonyometre ile değerlendirilirken; kas kuvveti ise el dinamometresiyle değerlendirildi. Alt ekstremite uzunluk ölçümü için mezura kullanıldı. Yapay eklemi unutabilme becerisinin değerlendirilmesi için Unutulan Eklem Skoru (UES-12), fonksiyonel performansın değerlendirilmesi için 6-Dakika Yürüme Testi (6 DYT), hareket etme korkusunun değerlendirilmesi için Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ) kullanıldı. Son olarak fonksiyonel durumun hasta perspektifinden değerlendirilmesi için Oxford Kalça Skoru (OKS) kullanıldı. Çalışmanın sonucunda UES-12 ile TKÖ arasında negatif yönde orta kuvvette (r=-0,571; p<0,001), UES-12 ile 6 DYT mesafeleri arasında pozitif yönde orta kuvvette ilişki bulundu (r=0,408; p<0,001). Aynı zamanda UES-12 ile OKS arasında ise negatif yönde iyi derecede korelasyon vardı (r=-0,613; p<0,001). Ayrıca bireylerin sağlam ve protezli taraf kalça abduksiyon kas kuvveti ve diz ekstansiyon kas kuvveti arasında sağlam taraf lehine bir fark bulundu (p<0,05). Protezli ve sağlam taraf kalça NEH açıklıklarında ise adduksiyon hariç diğer hareket açıklıklarında sağlam taraf lehine anlamlı bir fark bulundu (p<0,05). Sonuç olarak TKA'lı bireylerin yapay eklemi unutabilme becerisinin kinezyofobi ve fonksiyonel performansla ilişkili olduğu bulundu. Bu sonuçlara göre; TKA'lı bireylerin cerrahi sonrası hareket etme korkularını azaltmayı, fonksiyonel performansını ve normal eklem hareket açıklıklıklarını artırmayı hedefleyen fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları yapılırken kişinin yapay eklem farkındalığının da göz önünde bulundurulmasının gerekliliği ve rehabilitasyon programına yapay eklem farkındalığını azaltmaya yönelik uygulamalar eklenmesi görüşüne varıldı. Anahtar Kelimeler: Artroplasti, Kalça, Kinezyofobi, Farkındalık, Fonksiyonel Performans.

ArtroplastiFarkındalıkHareket korkusu+3
Aykut Özçadırcı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Parsiyel kalça protezi uygulanan hastalarda abdominal masajın boşaltım aktivitesi ve solunum fonksiyon testleri üzerine etkisi

Bu araştırma, parsiyel kalça protezi (PKP) uygulanan hastalarda abdominal masajın boşaltım aktivitesi ve solunum fonksiyon testleri (SFT) üzerine etsini belirlemek amacıyla yapıldı. Tek merkezli, prospektif, iki kollu (1:1), randomize kontrollü deneysel klinik araştırmanın örneklemini Eylül 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin ortopedi ve travmatoloji kliniğine yatan, PKP uygulanan 78 hasta oluşturdu. Randomizasyonla çalışma ve kontrol grubuna atanan hastalardan çalışma grubuna (n=39) PKP sonrası sabah ve akşam öğünlerinden en az 30 dakika sonra, 15 dakika abdominal masaj uygulandı. Kontrol grubuna (n=39) ise rutin hemşirelik bakımı uygulandı. Araştırmada veriler, PKP öncesi, sonrası ilk akşam, 1., 2. ve 3. günlerde abdominal masaj uygulama öncesi ve sonrası, Boşaltım Aktivitesi Formu ve Solunum Fonksiyon Testi Formu (FVC, FEV1, FEV1/FVC) kullanılarak değerlendirildi. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistikler, Pearson-χ2 testi, bağımsız gruplarda t-testi ve Man Whitney U testi kullanıldı. Araştırmada, çalışma ve kontrol grubundaki hastalar karşılaştırıldığında; çalışma grubundaki hastaların PKP sonrası 1. gün akşam, 2. gün sabah abdominal masaj uygulamasından önce ve sonra intraabdominal basınç (İAB) değeri ortalamalarının kontrol grubundan anlamlı olarak daha düşük olduğu belirlendi (p<0,05). Çalışma grubundaki hastaların PKP sonrası ilk akşam ve 1. gün sabah-akşam uygulamadan önce ve sonra, 2. gün sabah-akşam ve 3. gün sabah uygulamadan sonra bağırsak sesleri ortalamalarının kontrol grubundan anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Çalışma grubundaki hastaların bağırsak seslerinin geri dönüş zamanının ve ilk defekasyona çıkma zamanının kontrol grubundan anlamlı olarak daha düşük olduğu belirlendi (p<0,05). Çalışma grubundaki hastalara PKP sonrası 1., 2. ve 3. günlerde kontrol grubundan anlamlı olarak daha az laksatif uygulandığı tespit edildi (p<0,05). Çalışma ve kontrol grubundaki hastalar karşılaştırıldığında; çalışma grubundaki hastaların PKP sonrası 1. ve 2. gün sabah-akşam, 3. gün sabah FVC değeri ortalamalarının; PKP sonrası 2. gün sabah-akşam FEV1 değeri ortalamalarının kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Araştırma; PKP uygulanan hastalara hemşireler tarafından uygulanan abdominal masajın İAB'ı, laksatif kullanım sayısını azaltırken; bağırsak seslerini, STF değerlerini arttırdığını ve bağırsak seslerinin geri dönüş zamanı ile ilk defekasyon zamanını kısalttığını ortaya koydu.

AbdomenBağırsak hareketleriBağırsak sesleri+7
Canan Kanat
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sakroiliak eklem disfonksiyon olan sağlıklı bireylerde yüksek hız düşük amplitüdlü (HVLA) manipülasyon ve miyofasyal gevşetme tekniğinin performans üzerine etkisinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı sakroiliak eklem disfonksiyon olan sağlıklı bireylerde yüksek hız düşük amplitüdlü (hvla) manipülasyon ve miyofasyal gevşetme tekniğinin performans üzerine etkisinin karşılaştırmaktır. Araç ve yöntemler: disfonksiyon varlığına bakılabilmesi için katılımcılara 6 adet klinik tanı testi uygulandı. En az 3 tanesinin pozitiflik verdiği katılımcılar çalışmaya dahil edilerek Grup I (n=14); yüksek hızlı düşük amplitüdlü (HVLA) spinal manipülasyon, Grup II (n=14); foam roller germe, Grup III (n=14); kombine yüksek hızlı düşük amplitüdlü (HVLA) spinal manipülasyon-foam roller germe ve Grup IV (n=14); sham manipülasyon - kontrol olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Uygulama öncesi katılımcılara ağrı değerlendirmesi için VAS skalası, esneklik değerlendirmesi için Baseline (Otur- Uzan Eriş Sehpası) Sit And Reach, dikey sıçrama performansları ve çoklu sıçrama testleri için Optojump Next sistemi, kas kuvveti ölçümü için MicroFet2 dijital el dinanometresi kullanılmıştır. Uygulamalar fizyoterapist tarafından yapıldıktan sonra akut olarak tekrar ölçüm alınmıştır. Bulgular: çalışma gruplarının performans parametrelerinde kontrol grubuna göre istatistiksel olarak daha anlamlı artış gösterdiği görüldü (p<0,05). Tedavi öncesi ve performans parametreleri ve ağrı değerleri her iki grupta da istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Çözüm: her 4 grupta da performans iyileşmeleri görülmekle birlikte en yüksek değişim genellikle HVLA+Miyofasyal gevşetme grubuna aitti. Sonuçların geneline bakıldığında HVLA+Miyofasyal gevşetmenin tedavi protokolünde kombine kullanılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: HVLA, Miyofasyal Gevşetme, Sakroiliak Eklem Disfonksiyonu, Optojump Next, Performans

AğrıFasyaKalça eklemi+4
Ecem Pehlivanoğlu
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Revizyon kalça artroplastisinin etyolojisi ve maliyet etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada Ankara Üniversitesi Ankara Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı bölümünde ameliyat olan primer ve revizyon kalça artroplastisi vakalarının nedenlerini, bu hastaların maliyet profillerini karşılaştırmayı ve hastanede kalış süresi, ek hastalıklar, septik ve aseptik revizyon oranlarının maliyete etkisini değerlendirmeyi hedefledik. Gereç ve Yöntem: Ocak 2017- Aralık 2022 yılları arasındaki hastanemizde opere edilen Sosyal Güvenlik Kurumu ameliyat kodlarından P612480 (kalça revizyon artroplastisi, total) ve P612470 (kalça artroplastisi, asetabular liner değiştirilmesi, total), P612471 (kalça asetabular revizyonu, parsiyel), p612472 (kalça femoral stem revizyonu, parsiyel) ve P12340 (kalça eklem total protezi) no'lu kod girilen hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Revizyon kalça artroplastisi (RKA) yapılan 205 hasta ve primer total kalça artroplasti (PTKA) yapılan 737 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastanemizin bilgi işlem sistemindeki faturalama bölümünden hastaların bilgilerine ve revizyon ve primer kalça artroplasti operasyonlarındaki maliyet dokümantasyonuna ulaşılmıştır. Bulgular: 6 yıldaki revizyon vakalarının median maliyeti 15069,77 türk lirası (TL) iken, primer kalça artroplastilerinde bu miktar 8716,47 TL ve bu oran istatiksel açıdan anlamlıydı (p˂0.001). Yıllara göre karşılaştırıldığında ise her yılda revizyon vakalarının maliyetleri daha fazla olmakla birlikte istatiksel olarak anlamlılık değişiklik göstermekteydi (2017 için p:0.335, 2018 için p˂0.001, 2019 için p˂0.001,2020 için p˂0.001,2021 için p:0.238, 2022 için p˂0.001). Septik sebepler ile aseptik sebepler arasında (p˂0.001) ve periprostetik kırıklar ile aseptik sebepler arasında (p:0.02) maliyet açısından anlamlı derecede fark çıkmıştır. Sonuç: Revizyon kalça artroplastisinin, primer total kalça artroplastisine göre mali yükü daha fazladır. Bu nedenle preoperatif riskleri saptamak ve artroplasti ömrünü arttırmak önemlidir. Bu çalışmanın mali konuda bilinç yaratması, ulusal kayıt sisteminin geliştirilmesine yardımcı olmasını umuyoruz.

ArtroplastiHastanede yatış süresiKalça+3
Orhun Eray Bozkurt
Ankara University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Elektif primer total diz ve kalça artroplastisi öncesinde yapılan rutin enfeksiyon taramasının sonuçlarının değerlendirilmesi

Bu retrospektif çalışmanın amacı unikondiler diz, total diz, total kalça artroplastisi cerrahileri öncesi preoperatif değerlendirmede rutin olarak uygulanan idrar ve burun kültürlerinin ve tam idrar tetkiki taramasının periprostetik enfeksiyonu tespit etmede ve önlemede etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmaya yerel etik kurul onayı alındıktan sonra Pamukkale Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda 01.01.2015 - 01.01.2021 tarihleri arasında diz veya kalça eklem osteoartriti tanısı nedeniyle elektif unikondiler diz artroplastisi, total diz artroplastisi veya total kalça artroplastisi cerrahisi geçirmiş, uygun kriterleri karşılayan 650 hasta dahil edildi. Hastaların preoperatif tam idrar tetkik, idrar ve burun kültür sonuçları hastane yazılım sistemi üzerinden kaydedildi. Hastalar telefonla sorgulanarak periprostetik enfeksiyon gelişiminde hastaya bağlı risk faktörleri ve demografik veriler toplandı. Elde edilen veriler SPSS 28.0 yazılımı kullanılarak analiz edildi. Tüm analizlerde p değeri < 0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Çalışmaya dahil edilen 650 hastanın 136'sı (%20.9) erkek, 514'ü kadındı (%79.1). 9 hastada periprostetik enfeksiyon saptandı. Periprostetik enfeksiyon etkeni patojen bakteriler çift aşamalı revizyon cerrahilerinde alınmış kültürlerde üreyen etkenler olarak kaydedildi. Sonuç olarak erkek cinsiyet periprostetik enfeksiyon gelişimi için anlamlı bir risk faktörü olarak bulundu. Preoperatif dönemde alınan idrar kültürü, burun kültüründe izole edilen bakteriler, tam idrar tetkikindeki lökosit ve nitrit değerleri ile periprostetik enfeksiyon gelişimi arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Bu tetkiklerin preoperatif taramada periprostetik enfeksiyonu tespit etmede ve önlemede etkisinin olmadığı gösterilmiştir.

ArtroplastiDiz eklemiEnfeksiyonlar+5
Eray Ütebey
Pamukkale University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik kalça ağrısının, femoral ve obturator sinirin artiküler dallarına konvensiyonel radyofrekans termokoagülasyon uygulanması ile tedavisi

Çalışmamızda, kronik kalça ağrısı olan hastalarda femoral ve obturator sinirin artiküler dallarına ultrasonografi ve floroskopi rehberliğinde radyofrekans termokoagülasyon işlemi uygulanması ve bu işlemin kronik ağrı, kalça fonksiyonu ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerinini araştırmayı amaçladık. Çalışmaya, 3 aydan uzun kalça ağrısı olan 48 hasta dahil edildi. Hastaların; demografik özellikleri, vücut kitle indeksi, ek hastalık, kalça ağrısı süresi, kalça ağrısı tanısı, kullandığı analjezikler, SAS skoru, WOMAC skoru, SF-12 puanı, komplikasyonlar kaydedildi. İşlem sonrası 1.ay, 3.ay ve 6.ay hastaların SAS, WOMAC ve SF-12 puanları kaydedildi. İstatistiksel analizler için SPSS 21.0 programı kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık için p değerinin 0,05'den küçük olması koşulu aranmıştır. Hastaların %60,4'ü kadın, %39,6'sı erkektir. Kalça ağrısı %77,1 oranında osteoartrit, %12,5 oranında postop kalça ağrısı, %8,3 oranında malignite, %2,1 oranında avasküler nekroza bağlıydı. SAS skoru bazal dönemde 9,0(6,0-10,0), birinci haftada 2,0(,0-8,0), birinci ayda 4,0(,0-9,0), üçüncü ayda 5,0(,0-10,0), altıncı ayda 5,0(,0-10,0) bulunmuş ve SAS skorunda işlem öncesine göre anlamlı şekilde azalma görülmüştür (p <0,001). WOMAC indeksi bazal dönemde 64,5(5,2-95,8), birinci ayda 32,3(1,0-88,5), üçüncü ayda 43,2(,0-96,9), altıncı ayda 46,9(5,2-95,8) bulunmuş ve istatiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı görülmüştür (p<0,001). SF12-FBÖ puanı bazal dönemde 42,2(20,6-70,3), birinci ayda 45,7(18,6-65,0), üçüncü ayda 43,7(22,8-59,7), altıncı ayda 44,9(24,0-60,6) bulunmuş ve postoperatif dönemde anlamlı şekilde arttığı görülmüştür (p<0,001). SF12-MBÖ puanı bazal dönemde 41,5±12,7, birinci ayda 45,0±10,7, üçüncü ayda 43,3±9,6, altıncı ayda 42,7±10,1 bulunmuş, işlem sonrası anlamlı düzeyde değişmediği görülmüştür (p=0,115). İlaç kullanımın birinci aydan sonra istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı görülmüştür (p=0,042). İşlem sonrası bir hastada 24 saatten sonra kendiliğinden iyileşen motor defisit gelişmiştir. Kronik kalça ağrısında femoral ve obturatuar sinirin artiküler dallarına radyofrekans termokoagülasyon uygulamasının 6 aya kadar ağrıda azalma, kalça fonksiyonlarında iyileşme ve yaşam kalitesinde iyileşme sağlamada etkin bir tedavi olacağını düşünmekteyiz.

AğrıFemoral sinirKalça+3
Sevilay Şimşek Karaoğlu
Aydın Adnan Menderes University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Total kalça protezi ameliyatlarında traneksamik asit uygulamasının kanama ve kan transfüzyonu üzerine etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada; total kalça protezi ameliyatı planlanan hastalarda insizyondan önce uygulanacak olan traneksamik asitin (TA) kanama, kan transfüzyonu, fibrin yıkım ürünleri ve böbrek fonksiyonları üzerine etkisini araştırmayı amaçladık. Yöntem: Etik kurul onayı alındıktan sonra, total kalça protezi ameliyatı geçirecek olan ASA I-III, 18-75 yaş arası 90 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışma randomize ve çift kör olacak şekilde yürütüldü. Operasyon öncesi hastalardan hemoglobin (Hgb), hematokrit (Hct), trombosit sayısı (Plt), INR, aktive edilmiş parsiyel tromboplastin zaman (aPTT), fibrinojen, D-dimer, kan üre azotu (BUN), kreatinin çalışıldı. Fasya iliaka kompartman bloğu (FİKB) ve spinal anestezi uygulandı. Cerrahi başlamadan önce Grup 1'e 30 mg/kg (max 2,5 g) TA verilirken Grup 2'ye 15 mg/kg (max 1,2 g) dozunda verildi. İntraoperatif ve postoperatif kanama miktarı kaydedildi. İntraoperatif ve postoperatif verilen kan ürünleri kaydedildi. Postoperatif 0., 1., 2. ve 6. saatlerde hastalardan tekrar kan örnekleri alındı. Bulgular: Demografik veriler, intraoperatif ve postoperatif kan transfüzyonu, Hgb, Hct, Plt, fibrinojen, D-dimer, kreatinin, BUN bakımından gruplar arasında fark yoktu. Grup 2'deki INR sonucu diğer gruba göre daha yüksek iken Grup 1 hastalarında aPTT 6. saatte daha yüksek bulundu. Grupiçi istatistiklere göre, her iki grupta da postoperatif 6. saatteki Hgb, Hct ve Plt değerleri preoperatif değerlere göre istatistiksel olarak daha düşük tespit edildi. Grup 1'in postoperatif 6. saateki; INR ve aPTT değerleri preoperatif değerlere göre istatiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek tespit edildi. Grup 2'nin postoperatif 6. saateki; INR değeri preoperatife göre istatiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek tespit edildi. Sonuç: Kalça protezi cerrahisinde kanama kontrolü sağlamada etkin olan TA'nın preoperatif 15 mg/kg ve 30 mg/kg dozlarında kullanımı postoperatif 0., 1., 2. ve 6. saatlerdeki takiplerde kanama ve kan transfüzyonu miktarını her iki grupta benzer şekilde azaltmıştır. Anahtar Kelimeler: Kalça protezi, traneksamik asit, kanama, kan transfüzyonu

HemorajilerKalçaKalça eklemi+4
Filiz Şaşmaz
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Retrospektif çalışma: Crowe 3-4 gelişimsel kalça displazisinin erişkin yaş tedavisinde total kalça protezi uyguladığımız; subtrokanterik kısaltma osteotomisi yapılan ve yapılmayan hastaların karşılaştırılması

Amaç: Crowe 3 ve 4 gelişimsel kalça displazisi(GKD) hastalarında, subtrokanterik kısaltma osteotomisi(STO) yapılarak ve yapılmadan total kalça protezi(TKP) uygulamalarımızın klinik ve radyolojik sonuçlarının karşılaştırılması. Gereç ve Yöntem: 2010-2020 yılları arasında, 18 yaş üzeri GKD tanısıyla kliniğimize başvuran, TKP uygulanan 46 hastanın 59 ameliyatı değerlendirildi. STO uygulanan ve uygulanmayan hastalar olarak iki gruba(24 STO'lu, 35 STO'suz) ayrıldı. Bu hastalar Harris Kalça Skoru(HKS), Oxford Kalça Skoru(OKS), Vizüel Analog Skala(VAS), bacak boy eşitsizlikleri, siyatik araz, siyatalji, Trendelenburg bulgusu, hastane yatış süresi, kanama miktarı, eritrosit süspansiyon ihtiyacı, enfeksiyon, debridman, revizyon, dislokasyon, fraktür, osteoliz, gevşeme, osteotomi hattında kaynamama, heterotopik ossifikasyon ve pelvik oblisite açısından gruplar arasında kıyaslandı. Bulgular: Çalışmamızda, yumuşak doku gevşetmelerini takiben, genel anestezi ve kas gevşetici altında, traksiyon ile kalça rotasyon merkezinin gerçek asetabuluma redükte edilebilirliği değerlendirildi, STO uygulanıp uygulanmamasına karar verildi. Çalışmamızda kullanılan metotla Crowe, Hartofilakidis ve Eftekhar sınıflandırmalarının önerileri karşılaştırıldı, istatistiksel anlamlı ilişki saptanmadı. Femoral stem seçimleri, Dorr sınıflandırmasının preoperatif önergeleri ve peroperatif yapılan femoral tutunumlara göre verildi. Elde edilen peroperatif implantasyon ile Dorr sınıflandırmasıyla elde edilen preoperatif seçimlerimiz kıyaslandı, birbirleriyle anlamlı şekilde ilişkiliydi. Pelvik oblisitenin iki grupta da azaldığını görmekteyiz. Gruplar arasında VAS ve HKS sonuçlarında anlamlı fark saptanmamıştır. OKS'de ise, STO uygulanmayanların sonuçları anlamlı düzeyde daha iyidir. STO uygulanmayan grupta hastane yatış süresi, kanama miktarı ve kan ürünleri ihtiyacı sonuçları anlamlı derecede daha başarılıydı. Her iki grubun BBE'lerinin postoperatif sonuçlarının, preoperatif döneme göre belirgin olarak düzeldiğini gördük. Siyatik araz ve siyatalji bulguları geri dönüşlüydü ve iki grup arasında anlamlı fark görülmedi. Hastalarımızda %98 sağ-kalım sağlandığı görüldü. Sonuç: Crowe 3 ve 4 GKD'de, hastanın çıkık kalçasının ne kadar yüksekte olduğu tedavi planlanmasında önemlidir. Beraberinde yumuşak dokularının sıkılığı, konjenital veya edinsel sebeplerle olan yapışıklıklar da bu planlamayı etkiler. Nörovasküler çekinceler nedeniyle literatürde STO önerilmekle birlikte, çalışmamızda, mükemmele yakın fonksiyonel sonuçların STO uygulanmaksızın elde edilebileceğini gösterdik. Anahtar Kelimeler: Gelişimsel kalça displazisi, Total kalça protezi, Subtrokanterik kısaltma osteotomisi, Harris kalça skoru, Bacak boy eşitsizliği.

BacakBoyKalça eklemi+5
Adnan Çakar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Roy adaptasyon modelinin fizyolojik alanı doğrultusunda verilen eğitimin, kalça veya diz artroplastisi olanların erken dönem fiziksel uyumuna ve hareketliliğine etkisi

Giriş: Özellikle yaşlı nüfusta görülen ve çoğunlukla osteoartritin neden olduğu kalça veya diz ekleminde meydana gelen bozukluklarda uygulanan artroplasti bireyler için geri dönüşü olmayan zor bir süreçtir. Artroplasti ameliyatı bireylerin hayatına yeni bir boyut kazandırarak, bireyin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durumda hemşirenin temel amacı, eğitici rolünü yerine getirerek bireyin sağlığına kavuşması için gerekli olan doğru bilgiyi vermek ve fiziksel uyumunu arttırmaya yönelik girişimleri planlamaktır. Amaç: Bu çalışmanın amacı, Roy Adaptasyon Modeli'nin Fizyolojik Alanı doğrultusunda ameliyat öncesi dönemde verilen uygulamalı (demonstratif) eğitimin, kalça veya diz artroplastisi olan hastaların ameliyat sonrası erken dönem fiziksel uyumuna ve hareketliliğine etkisini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İstanbul'da özel bir vakıf üniversitesi hastanesinin Ortopedi ve Travmatoloji Cerrahi Servisi'nde 01.11.2017 – 01.04.2018 tarihleri arasında kalça veya diz artroplastisi ameliyatı olan hastalar ile gerçekleştirilmiştir. Örneklemi, randomize kontrollü yöntem kullanılarak seçilen 41'i eğitim, 37'si kontrol grubu olmak üzere toplam 78 hasta oluşturmuştur. Hastaların fiziksel uyumu ve hareketliliği, Gözlemci Hareketlilik Ölçeği, Hasta Hareketlilik Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Fiziksel Uyum Değerlendirme Formu ile değerlendirilmiştir. Tanımlayıcı istatistiksel analizler (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum-maksimum değer), Ki-kare, Fisher's Exact, Wilcoxon, Mann-Whitney U kullanılarak, %95'lik güven aralığında ve p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmada eğitim grubundaki hastaların yaş ortalamasının 70±9.1 olduğu ve kadınların (%75.6), evli olanların (%63.4) ve lise mezunu olanların (%39) daha fazla oranda olduğu; kontrol grubundaki hastaların yaş ortalamasının 72.4±9.5 olduğu; kadınların (%81.1), evli olanların (%56.8) ve lise mezunu olanların (%54.1) daha fazla orana sahip olduğu belirlendi. Gruplar arasında yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, beden kitle indeksi, dışkılama sıklığı, kronik hastalık bulunma durumu, şikayet süresinin varlığı gibi birçok değişken açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Her iki grubun verileri Gözlemci Hareketlilik Ölçeği ve Hasta Hareketlilik Ölçeği doğrultusunda ve Fiziksel Uyum Değerlendirme Formu puanları yönünden karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç ve Öneriler: Sonuçlar ameliyat öncesi Roy Adaptasyon Modeli'nin Fizyolojik Alanı doğrultusunda kalça veya diz artroplastisi ameliyatı olacak hastalara uygulamalı eğitim verilmesi, hastaların fiziksel uyumunu ve hareketliliğini arttırdığınnı göstermektedir. Kalça veya diz artroplastisi ameliyatı olan hastaların fiziksel uyumunu ve hareketliliğini inceleyen çalışmaların daha geniş örneklemler ile yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Roy Adaptasyon Modeli, kalça artroplastisi, diz artroplastisi, fiziksel uyum, ameliyat öncesi hasta eğitimi.

ArtroplastiDiz eklemiDiz protezi+6
Merve Özsoy
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prematüre doğumun gelişimsel kalça displazisi üzerine etkisi

Gelişimsel kalça displazisi (GKD), çocukluk çağının en sık görülen kas iskelet sistemi anomalisidir; eğer saptanamaz ve tedavisiz bırakılırsa, hastada kalıcı deformitelere ve artroza yol açabilir; ayrıca, iş gücü kaybına ve hastanın yaşam kalitesinin düşmesine neden olur. Tedavinin başarısını belirleyen en önemli etmen, tanının erken konmasıdır. Yaşamın ilk aylarında tedavi edilmesi durumunda sekelsiz iyileşmesi mümkün iken, geç kalınmış olgularda tedavide ciddi zorluklarla karşılaşılır ve sekeller kalır. Günümüzde GKD tanısında ve takibinde ultrasonografi en sık kullanılan radyolojik yöntem olup, erken dönemde fizik muayene ve konvansiyonel radyografi ile saptanamayan displaziler US ile saptanır hale gelmiştir. Anteroposterior radyografiler ise altı aydan büyük bebeklerde tanı için önceliklidir. Prematüre (Preterm) doğumların GKD üzerine etkisi tartışmalıdır. Erken doğumun GKD için bir risk faktörü olduğunu öne süren çalışmalar olsa da, etkisinin olmadığını öne süren çalışmalarda mevcuttur. Bizim çalışmamızdaki amaç 2021 ocak -2021 aralık tarihleri arasında ultrasounografi ile taradığımız bebeklerde prematüre doğumun gelişimsel kalça displazisi üzerine etkisini güncel literatürlerle karşılaştırarak bilime katkı sağlamaktı. Sonuç olarak; preterm doğumun Gelişimsel kalça displazisi açısından risk faktörü olmadığı görüldü.

Bebek-prematürBebeklerErken teşhis+5
Mehmet Çakır
Fırat University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kısa femoral stem kullanılarak yapılan total kalça artroplastileri ile klasik femoral stem kullanılarak yapılan kalça artroplastilerinin orta dönem klinik ve radyolojik sonuçlarının karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışma günlük ortopedik pratikte kullanılmakta olan kısa femoral stemlerin ve klasik femoral stemlerin klinik ve radyolojik açıdan değerlendirmelerini ve karşılaştırılmalarını amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde 2014-2017 yılları arasında kısa femoral stem ve klasik femoral stem kullanarak total kalça artroplastisi uyguladığımız ve düzenli kontrollerini sağladığımız 252 kalça artroplastisini çalışmamıza dahil ettik.Çalışmaya katılımı sağlanan 185 kalça artroplastisi hastasını 2 gruba ayırdık.Grup1'i kısa femoral stem kullanılanlar Grup2'yi klasik femoral stem kullanılanlar oluşturmaktadır.Hastaların klinik sonuçlarını değerlendirmek için Harris Kalça Skoru , SF-36 Yaşam Kalite Ölçeği ve Ön uyluk ağrısı değerlendirildi.Radyolojik değerlendirme için pre-operatif grafi , erken post-operatif grafi ve son takipteki pelvis ap grafileri kullanıldı.Radyolojik parametre olarak stem varus/valgus açılanması , kalça off-set değişimi , acetabular anteversiyon/inklinasyon , femoral migrasyon , asetabular migrasyon , periartiküler ossifikasyon ve hem acetabulum hem femoral komponent için osteointegrasyon değerlendirmesi parametrelerine bakıldı. Bulgular: Grup1 için ortalama takip süresi 5,5 yıl Grup2 için ise 5,2 yıldır.Her iki grup arasında Harris Kalça Skoru ve SF-36 Yaşam Kalite Ölçeği skorları arasından anlamlı fark bulunmadı.Uyluk ağrısı istatiksel olarak anlı derecede Grup2 de daha yüksek oranda bulundu(p=0,0001).Radyolojik parametrelerde Grup1 için varus açılanma ve yıllık bazda açısal değişim Grup2 ye göre daha yüksek olarak bulundu.Femoral off-set artışı Grup1 için Grup2 den daha yüksek olarak bulundu.Periartiküler ossifikasyon Grup2 de Grup1'e oranla daha yüksek sıklıkta bulundu.Femoral osteointegrasyon Grup1 de proksimalde Grup2 de ise distalde daha yoğunlukta bulundu. Sonuç: Kısa femoral stemlerin ve klasik stemlerin ortam dönem klinik ve radyolojik karşılaştırmasına baktığımızda birbirine net olarak üstünlükleri görülmemekle birlikte.Maliyet/fayda oranına göre düşündüğümüzde kısa femoral stemlerin uygun hastalarda(düşük collo-diafizer açısı olan,coxa varası olan,genç artroplasti hastası vb) seçilerek kullanılmasının daha uygun olabileceği düşünülmektedir.Ancak net bir kanıya varabilmek için uzun dönem sonuçları içeren karşılaştırmalı , geniş serili çalışmalara ihtiyaç vardır.

ArtroplastiFemurKalça eklemi+2
Serhat Akçaalan
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gelişimsel kalça displazisi tedavisinde derotasyon, kısaltma ve dega osteotomisi kısa-orta dönem sonuçları

Gelişimsel Kalça Displazisi erken tanı ve tedavi ile yüksek başarı elde edilen bir kalça eklemi patolojisidir. Geç tanı alan vakalarda femoral ve asetabular taraf osteotomileri gerekebilmektedir. Bu çalışmada geç tanı almış vakalarda uygulanan derotasyon, kısaltma ve Dega osteotomisi ameliyatı ile bu ameliyatın kısa-orta dönem klinik ve radyolojik sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza, Ankara Şehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde 2019-2021 yılları arasında Gelişimsel Kalça Displazisi sebebiyle derotasyon, kısaltma ve Dega osteotomisi yapılan 22 hasta (25 kalça) dahil edildi. Hastaların femoral anteversiyon açıları, yapılan derotasyon ve kısaltma miktarları tespit edildi. Ortalama 15±7.9 ay (7-32 ay) takip süresi sonunda hastalar klinik ve radyolojik olarak değerlendirildi. Preop asetabular indeks açıları ve Tönnis evreleri, erken postop dönem ve son kontrolde hesaplanan değerlerle karşılaştırıldı. Son kontrolde radyolojik değerlendirme için Severin sınıflama sistemi, klinik değerlendirme için McKay sınıflama sistemi ve avasküler nekroz tanısı için Kalamchi-MacEwen sınıflaması kullanıldı. Hastalarda ortalama femoral anteversiyon açısı 61° bulunmuştur. Ortalama 48° derotasyon ve 1.5 cm femoral kısaltma yapılmıştır. Femoral anteversiyon açısı ve buna bağlı olarak yapılan derotasyon miktarı, preop Tönnis evresi yüksek olanlarda ve yaşı küçük olanlarda daha fazla bulunmuştur. Ayrıca preop Tönnis evresi yüksek olanlarda daha fazla kısaltma yapılmıştır. Hastaların son kontroldeki asetabular indeks açılarında preop döneme göre ortalama 24° düzelme elde edilmiştir. Bir hastada takiplerde subluksasyon tespit edilmiştir ve bunun sebebi yapılan yetersiz derotasyon olarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızda avasküler nekroz oranı %28'dir. Geç tanı almış Gelişimsel Kalça Displazisi vakalarında derotasyon, kısaltma ve Dega osteotomisi ile stabil bir kalça elde edilebilir ve asetabular örtünme arttırılarak displazinin önüne geçilmiş olunur. Anahtar Kelimeler: Dega osteotomisi, derotasyon, gelişimsel kalça displazisi, kisaltma

Kalça eklemiKalça çıkıklarıOsteotomi+1
Enis Erdem
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kalça ve diz osteoartritli kişilerde animasyonlaştırılmış aktivite anketi'nin (AAA-T) Türkçe adaptasyonunun geçerlik ve güvenirliği

Çalışmanın amacı, kalça ve diz osteoartritli (OA) kişilerde Animasyonlaştırılmış Aktivite Anketi'nin (AAA-T) Türkçe adaptasyonunun geçerlik ve güvenirliğini belirlemekti. Çalışma 200 kalça ve/veya diz OA tanısı almış hastada yapıldı. Hastaların sosyodemografik özellikleri kaydedildi ve hepsine AAA-T ve Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC) uygulandı. Diz İncinme ve Osteoartrit Sonuç Skoru – Fiziksel Fonksiyon Kısa Formu (KOOS-PS) anketi, Kalça Yetersizliği ve Osteoartrit Sonuç Skoru - Fiziksel Fonksiyon Kısa Form (HOOS-PS) anketi uygulandı. Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT), Merdiven Çıkma Testi (MÇT) ve Sandalye Kalk Testi (SKT) performans testleri de uygulandı. Değerlendirmeden 7 gün sonra 40 katılımcıya AAA-T anketi tekrar uygulandı. Güvenirliğin belirlenmesi için iç tutarlık ve test-tekrar test ölçümleri yapıldı. Geçerliğin belirlenmesi için ise faktör analizi yapıldı ve literatürde kullanılan diğer ölçüm yöntemleriyle AAA-T'nin korelasyonuna bakıldı. Test–tekrar test sonuçları arasında SKK 0.971 (%95 GA: 0.945 – 0.985; p˂0,001) olarak hesaplandı. Cronbach-alfa ile test edilen iç tutarlık değeri 0.947 olarak bulundu. AAA anketinin Türkçe adaptasyonunun orijinalindeki gibi tek faktörlü olduğu belirlendi. AAA-T'nin WOMAC, KOOS-PS, HOOS-PS anketleriyle korelasyon değerleri sırasıyla 0.59, 0.59 ve 0.49 olarak bulundu ve hepsinin orta düzeyde korele olduğu görüldü. MÇT ve SKT performans testleriyle korelasyon değerleri sırasıyla 0.53 ve 0.58 olarak bulundu ve iki testle orta düzeyde korelasyona sahipti, ZKYT performans testiyle korelasyon değeri 0.63'tü ve korelasyon düzeyinin yüksek olduğu görüldü (p<0.001). Yapılan analizler sonucunda AAA'nın Türkçe adaptasyonunun kalça ve diz OA'lı bireylerde geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna ulaşıldı. Anahtar Kelimeler: Animasyonlaştırılmış aktivite anketi, diz osteoartriti, geçerlik, güvenirlik, kalça osteoartriti

AnketlerDiz eklemiGüvenilirlik ve geçerlilik+7
Büşra Teker
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kalça protezi yapılan olgularda sarkopeni ve sarkopeninin protez komplikasyonlarına etkisi

Sarkopeni, düşme, kırık, fiziksel maluliyet ve ölüm olmak üzere olumsuz sağlık sorunları ihtimalini artıran, ilerleyici ve yaygın bir kas hastalığıdır. Sarkopeni temelinde düşük kas kütlesi ve düşük kas kuvvetinin etkin olduğu kas yetersizliği hastalığı olarak bilinmektedir. Güncel literatüre göre 60. ve 70. yaşta sarkopeni prevalansı sırasıyla %5,%13'tür. Bu prevalans 80 yaş ve üzeri kişilerde %11-%50'ye kadar artış gösterir. EWGSOP2 (''The European Working Group on Sarcopenia in Older People'') kas kütlesi ölçümü için Bilgisayarlı Tomografi (BT), Ultrasonografi (US), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG), Dual Enerji X Işını Absorpsiyometri (DEXA), Biyoelektrik İmpedans Analizi (BİA) olmak üzere dört yöntem önermiştir. Dejeneratif eklem hastalığı olarak adlandırılan osteoartrit (OA), ABD'de en yaygın görülen eklem hastalığıdır. Koksartroz kalça ekleminin osteoartritine verilen isimdir. Total kalça protezi koksartrozun cerrahi tedavilerinin başında gelmektedir. Bu çalışmadaki amacımız total kalça protezi olan hastalarda BT ile psoas kası ile paravertebral kasın sarkopeni açısından değerlendirilmesi ve sarkopenin protez komplikasyonlarına etkisini araştırmaktır. MATERYAL METOD Çalışma Atatürk Eğitim ve Araştırma hastanesinde 01.03.2013 – 01.08.2018 tarihleri arasında çekilen pelvise yönelik bilgisayarlı tomografilerin retrospektif olarak incelenmesi ile yapılmış olup çalışmaya 103'ü erkek 124'ü kadın olmak üzere toplam 227 olgunun kalça BT görüntüleri dahil edilmiştir. 227 olgunun 118'i kalça protezi olmayan normal popülasyonu, 109'u ise kalça protezi olan çalışma grubunu oluşturmaktadır. Hastaların protez olan tarafından bağımsız olarak bilateral paravertebral ve psoas kaslarının alanı ve yazılımsal olarak seçilen alanın dansitesi hesaplanarak kaydedildi. Ayrıca her hastada protezin son hali normal veya olası komplikasyonları belirtildi. Görüntüler değerlendirilirken daha önceki kabul görmüş çalışmalarla uyumlu olarak L3 veya L4 vertebra seviyesinde paravertebral ve psoas kas sınırları çizilerek maksimum alan ölçümü yapıldı. Protez komplikasyonları varsa kaydedildi. BULGULAR Taraf farketmeksizin kalça protezi olan hastalar ile normal grup karşılaştırıldığında bilateral paravertebral kas alanlarında anlamlı farklılık olmamasına rağmen kas dansitesinde azalma mevcuttu. Sağ kalça protezi olan hastalarda sağ psoas kası alan ve dansitesinde normal grup ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı derecede azalma mevcuttu. Sol kalça protezi olan hastalarda sol psoas kası alan ve dansitesinde normal grup ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı derecede azalma mevcuttu. Sağ kalça protezi olan hastaların içerisinde protez komplikasyonu olan ve protezi sağlam olan hastalar karşılaştırıldığında sağ psoas kası alanında anlamlı farklılık olmamasına karşın psoas kas dansitesinde komplikasyon gelişen hastalarda azalma mevcuttu. Sol kalça protezi olan hastaların içerisinde protez komplikasyonu olan ve protezi sağlam olan hastalar karşılaştırıldığında sağ psoas kası alanında anlamlı farklılık olmamasına karşın psoas kas dansitesinde komplikasyon gelişen hastalarda azalma mevcuttu. SONUÇ Bu sonuçlara dayanarak protezi olan hastalarda sarkopeni prevalansının normal popülasyona oranla daha fazla olduğunu ve gelişen sarkopeninin protez komplikasyonlarını artıran sebeplerden bir tanesi olabileceğini düşünmekteyiz.

KalçaKalça eklemiKalça protezi+4
Mesut Ay
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Femur başı osteonekrozunda, kombine uygulanan kor dekompresyon - kemik iliği kök hücre implantasyonu ve medikal tedavinin klinik sonuçları

Femur başı osteonekrozunda, kombine uygulanan kor dekompresyon - kemik iliği kök hücre implantasyonu ve medikal tedavinin klinik sonuçları Amaç: Femur başı osteonekrozu tanısıyla başvuran; medikal tedavi birlikteliğinde kombine kor dekompresyon + kemik iliği kök hücre implantasyon tedavileri uygulanan hastaların sonuçlarının incelenmesi. Gereç ve Yöntem: 2018-2021 tarihleri arasında Ankara Atatürk Eğitim - Araştırma Hastanesi ve Ankara şehir hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı polikliniğine femur başı osteonekroz tanısıyla başvuran ve kombine dekompresyon+kemik iliği kök hücre implantasyon tedavileri uygulanan 26 hastanın 29 kalça eklemi incelendi. Evreleme sistemi olarak Steinberg ve Ficat-Arlet sınıflandırma sistemleri kullanıldı. Klinik değerlendirmeleri; Harris Kalça Skoru (HHS), Kalça fonsiyon ve osteoartrit skoru (HOOS), VAS skorlama sistemleri tarafından yapıldı. Başarısızlık ölçütleri olarak takip sırasında düz radyografilerde yeni bir kollaps alanı oluşumu, 2 mm den fazla çökmede artış, progresif osteoartrit gelişimi, MRG'de Kerboul açısında artış , Harris kalça skorunda kötüleşme kullanıldı. Artroplasti endikasyonu oluşan ve protez uygulanan hastalarda çalışma sonlandırıldı ve bu hastalar başarısız kabul edildi. Bulgular: Hastaların 8'si kadın, 15'İ erkek, ortalama yaşı 39.2 (27-64 yıl) idi. 1 (% 3.4)'i Evre 1, 26 (% 89.6)'sı Evre 2, 2 (% 6.8)'si Evre 3 olarak tespit edildi. Klinikte Hastalar, BMAC + kor dekompresyon uygulandıktan sonra ortalama 19 ay (12-40 ay) takip edildi. Takipte olan 29 kalça ekleminin 5 (3'ü Evre 2, 2'si Evre 3)'inde ortalama 10 ay sonrasında, kor dekompresyon+BMAC tedavisine rağmen kalçalarında ileri derecede artroz gelişmesi üzerine bu kalçalara total kalça artroplastisi uygulandı. Hastalarda operasyon öncesi ortalama Harris kalça skoru 54.1, görsel analog skala (VAS) 5.96, Kalça fonsiyon ve osteoartrit skoru (HOOS) 54.8 iken takip sonunda ortalama Harris kalça skoru 74.7, görsel analog skala (VAS) 2.75, Kalça fonsiyon ve osteoartrit skoru (HOOS) 82.1 olduğu tespit edildi. (p<0,001). Sonuç: Kor dekompresyon+BMAC kombine kullanımı, femur başı osteonekrozunda literatür tarafından sıklıkla üzerinde çalışılan ve gelecek vaat eden bir uygulamadır. Bu uygulamaya eklenecek medikal tedavinin, sonuçları olumlu yönde etkileyeceğini düşünmekteyiz. Anahtar Sözcükler: Femur başı osteonekrozu, kor dekompresyon + BMAC, kemik iliği kök hücre implantasyon, fonksiyonel sonuçlar

FemurFemur başıKalça+5
Hilmi Alkan
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2021
00

Related subjects