Hz. Muhammed Dönemi

56 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kays Aylân Tribe from pre-İslamic age of ignorance to umayyads age

"Câhiliye Döneminden Emeviler Dönemine Kadar Kays Aylân Kabilesi" adlı bu çalışmada, Kays Aylân kabilesinin belirlenen dönem kapsamında öncelikle soyu, alt kolları ve yaşadığı coğrafya üzerinde durulmuştur. Ayrıca kabilenin sosyal, dinî ve kültürel hayatı hakkında bilgi verilmiş, Kays Aylân kabilesinin yaşadığı coğrafyada diğer kabilelerle kurmuş olduğu siyasî ve ekonomik ilişkiler ile kabilenin faaliyetleri incelenmiştir. İslâm dininin Mekke'de ortaya çıkmasıyla birlikte Kays Aylân kabilesinin gerek Mekke ve gerekse Medine dönemindeki genel durumu hakkında bilgi verilmiş ve kabilenin bu süreçlerde Hz. Peygamber'le olan ilişkileri ve İslâmlaşma süreci ele alınmıştır. Ayrıca kabilenin zikredilen süre içerisinde Dört Halife ile ilişkileri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kavramlar: Adnânîler, Kays Aylân, Bedevî, Kabile, Câhiliye

Cahiliye DönemiHz. Muhammed DönemiKabileler+3
Ahmet Yılan
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed dönemi Medine Yahudileri ile ilişkiler (Rudolf Leszynsky'nin "Die Juden in Arabien zur Zeit Mohammeds" adlı eseri bağlamında)

Bu çalışmada; 1910 yılında Berlin'de neşredilen Rudolf Leszynsky'nin "Die Juden in Arabien zur Zeit Mohammeds (Muhammed Döneminde Arabistan'daki Yahudiler)" isimli eseri ele alınmıştır. Leszynsky kitabında, Hz. Peygamber döneminde Medine ve çevresinde ikâmet eden Yahudileri, onların sosyal-siyasî hayatlarını ve Müslümanlarla olan etkileşimlerini ele almıştır. Dolayısıyla bu dönem incelenerek Leszynsky'nin temas ettiği konular araştırılmıştır. Onun öncesinde ise Oryantalizm ve Alman oryantalizmine dair açıklamalarda bulunulmuştur. Konuları daha iyi anlamak adına Oryantalizme katkı sağlayan Leszynsky'nin çağdaşı bazı oryantalistlere de değinilerek eserleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. İşlediği konu itibariyle önemli bir döneme ilişkin eser veren Rudolf Leszynsky'nin hayatı hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Leszynsky, Abraham Geiger'in büyük yankı uyandıran "Was hat Mohammed Aus Dem Judenthume aufgenommen? (Muhammed Yahudilikten Ne Aldı?)" adlı eserine atıfta bulunarak, Hz. Peyagmber'in birçok öğretiyi Yahudilerden aldığını iddia etmiştir. İslâm tarihi kaynaklarında yer verilen konulara da değinen Leszynsky, bunları kendi bakış açısıyla değerlendirmiş ve çoğunlukla taraflı ifadelerle yorumlamıştır. Çalışmada İslâm tarihi ve oryantalist kaynaklar karşılaştırarak konulara açıklık getirilmeye, Medine Yahudilerine geçmeden önce Yahudiliğin başlangıcından itibaren Medine dönemine kadar geçen evreleri, yaşadıkları sürgünleri ve Tanrı ile yaptıkları ahitleri anlatılarak konu izah edilmeye, onların inanç esaslarına da değinilerek İslâmiyet ile benzerlik ve farklılıkları Leszynsky üzerinden kısmen ortaya konmaya çalışılmıştır. Yahudilerle ilişkilerin başlangıcı olan Hz. Peygamber'in Medine'ye hicretinden sonra, Müslümanlarla birlikte Medine'de bulunan gayri müslim kabileler arasında imzalanan antlaşmanın, Yahudilerle ilgili olan maddelerine ve sonucuna da kısaca değinerek Rudolf Leszynsky bağlamında, oryantalistlerin ve İslâm tarihçilerinin görüşlerini kaynakları ile karşılaştırarak tarafsız bir şekilde değerlendirme yapmaya özen gösterilmiştir.

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiLeszynsky, Rudolf+4
Işıl Kaynak
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hz. Peygamber dönemi savaş ekonomisi

Bu çalışmanın ana teması Hz. Peygamber dönemi savaş ekonomisidir. Bununla bağlantılı olarak Hz. Peygamber'in harpleri organize etmek için izlediği politikanın içeriği, savaşların iktisadî gerekçeleri, savaşların finanse edilmesi, savaş gelirleri ve gelirlerin iktisadî hayat üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Araştırmamızın amacı, Müslümanların sosyal hayatında meydana gelen değişimlerde savaşların rolünü tespit etmektir. Bu bağlamda "Savaş sürecinin iktisadî hayat üzerindeki yansımaları nelerdir?" sorusu, yanıtlamaya çalıştığımız başlıca problemdir. Nitel araştırma yöntemini kullandığımız bu çalışmada, savaş ve ekonomi ilişkisini anlamaya yönelik temalar oluşturulmuştur. Birtakım olumsuz etkileri olmakla birlikte savaş sürecinin ekseriyetle Müslümanların lehine sonuçlandığı tespit edilmiştir. İslâm Devleti'nin ilk yıllarında ticaret, tarım, hayvancılık ve zanaattan oluşan geçim vasıtalarına ganimetler eklenmiş, idarecilik gibi yeni bir istihdam alanı oluşmuştur. Bu durum, başta devlet hazinesi olmak üzere Müslümanların gelirlerine ve iktisadî hayatın çeşitli alanlarına yansımıştır. Savaş gelirlerinin artmasıyla beytülmâl zenginleştiği için kamuoyuna yönelik harcamalarda devletin rolü gelişmiştir. Hayvancılık ve tarım gibi alanlarda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Medine'nin ilk yıllarında iktisadî zorluklarla mücadele eden Müslümanların hayat şartlarında kayda değer gelişmeler yaşanmıştır. Henüz kurumsallaşma aşamasındaki İslâm Devleti'nin kısa süre içerisinde elde ettiği bu kazanımlar ise Hz. Peygamber'in savaş ekonomisi sürecinde izlediği politikanın önemine işaret etmektedir.

GanimetHz. MuhammedHz. Muhammed Dönemi+2
Ahmet Kuray
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm hukukuna göre günümüzde ganimetlerin paylaşımı

Tarih boyunca savaşlar kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu savaşlar sonucunda galip olan taraf, mağlup olan taraftan ele geçirdikleri menkul veya gayrimenkul mal varlıkları ve esirleri "ganimet" olarak almıştır. Câhiliye dönemindeki Araplarda kabile sistemine dayalı toplum yapısı ve çöl ikliminin zor şartları genelde ganimet almaya yönelik savaş ve baskınlara sebep olmuş ve bu savaş ve baskınlarda genel olarak ahlâkî bir kural veya adalet anlayışının da olmadığı görülmüştür. Ganimette en büyük payı kabile reisi komutan vasfıyla kendine almış, ganimetin geri kalanı ise rastgele dağıtılmıştır. İslâm gerek savaşta gerekse savaş sonrası ganimetlerin taksiminde belli kurallar getirerek toplumların veya devletlerin savaş anlayışlarına medeniyet getirmiştir. Allah Teâlâ âyet-i kerîmelerde ganimet ve taksimi ile alakalı hükümleri bildirmiş, Hz. Peygamber de bu hükümleri tatbik etmiştir. Bu tez çalışmasında, ganimet taksimiyle alakalı Kur'ân'da bildirilen hükümlerin Hz. Peygamber ve onun yolundan giden "Dört Halife" döneminde nasıl uygulandığı tespit ettik, böylece günümüzde ganimet taksiminde uyulması gereken kural ve düzenlemelerin nasıl olması gerektiği hakkında bir sonuca vardık.

Cahiliye DönemiCihadDört Halife Dönemi+5
Ali Yıldırım
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda seçmeli din derslerinin öğrenci görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi: Gaziantep ili örneği

Türkiye'de eğitim sisteminde meydana gelen en köklü değişimlerden biri şüphesiz seçmeli din derslerinin getirilmesidir. Bu değişiklikle birlikte artık isteyen öğrenciler zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine ilaveten Hz. Muhammed'in Hayatı, Kur'an-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler derslerinin seçme imkanına kavuşmuşlardır. 2012-2013 yılı itibariyle uygulamaya konulan bu dersler veli ve öğrenciler tarafından ziyadesiyle teveccüh görmüş ve büyük bir açığı kapama fırsatı olarak algılanmıştır. Çalışmamız ortaokullarda eğitim görmekte olan öğrencilerin bu dersleri seçerken güttükleri amaç ve beklentilerini, derslerden memnuniyetlerini belirlemektir. Çalışma anket yöntemi kullanılarak Gaziantep ilinde 8 okulda 574 öğrenciyle yapılmştır. Elde edilen veriler ışığında seçmeli derslere olan ilgi, derslerin tercih edilme sürecinde etkili olan faktörler, dersin sonraki yıllarda tercih edilip edilmeyeceği gibi konularda bulgu ve değerlendirmeler yer almaktadır. Anahtar kelimeler: Din Eğitimi, Seçmeli Dersler, Hz. Muhammed'in Hayatı, Temel Dini Bilgiler, Kur'an-ı Kerim.

Din eğitimiHz. MuhammedHz. Muhammed Dönemi+7
Ümit Köse
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed'in Kur'ân-ı Kerîm'de tezkiyesi (Objektif birçalışma)

Bu çalışmada, Kur'ân-ı Kerîm'in, Hz. Muhammed aleyhi's-salâtü ve's-selâm, kendisine yöneltilen iftira ve şüphelerinde nasıl tezkiye ve tenzih ettiği, bunlardan uzak ve beri olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda söz konusu mevzuya dair Kur'ân-ı Kerîm'den geçen bütün âyet-i kerîmeler muteber klasik ve modern tefsirlerden yararlanarak analiz edilmiş, objektif bir tefsir yaklaşımı benimsenmiştir. Çalışma bir giriş ve üç bölümden meydan gelmektedir. Giriş bölümünde araştırmanın problemi, amaç ve önemi açıklanmış, benimsenen yöntem ortaya konmuştur. Bu bölümde ayrıca araştırmanın önemli ve kilit görülen kelime ve terimleri açıklanmıştır. Birinci bölümde Hz. Muhammed aleyhi's-salâtü ve's-selâmın ahlakının Kur'ân-ı Kerîm'deki tezkiyesi ele alınmış, makamının üstünlüğü ve bedeni bakamından tezkiyesi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde müşrik ve inkârcıların Hz. Muhammed'e yönelttikleri iftiralar ve Kur'ân-ı Kerîm'in bunları nasıl karşıladığı ve peygamberi tezkiyesinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise oryantalistlerin Hz. Muhammed aleyhi's-salâtü ve's-selâma yönelik iftira ve karalamaları üzerinde durulmuştur. Çalışma sonuç ve tavsiyeler bölümüyle son bulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Hz. Muhammed, Kur'ân-ı Kerîm, tezkiye, iftira. Ocak 2022, 161 Sayfa

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiKur'an-ı Kerim+3
Atheer Ftaikhan Attallah
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed (S.a.v) ve İletişim

Hz. Muhammed (s.a.v) peygamberlik görevi yanında iletişimsel açıdan da yüksek meziyetlere sahipti. Hz. Peygamber insani ve toplumsal özellikleri dikkate alarak, mesajlarını insanlara iletmiştir. Peygamber'in hayatında iletişimin olmadığı anlar yok denebilecek kadar azdır. O etkili iletişimi çok iyi kullanmıştır. Alıcının yaşını, zekâ durumunu, duygularını göz önünde bulundurarak iletişim kurmuştur. İslam dininin temelini atarken ve insanlara insanca yaşama idrakini kazandırırken, bir iletişim uzmanı hassasiyetiyle, bilgisiyle davranmıştır. Hz. Peygamber'in iletişim yaklaşımları insanları kendisine yaklaştırmış, söylediklerine ilgiyi arttırmıştır. O içinde yaşadığı toplumun bir ferdi olarak davranışlarıyla da insanlar için örnek olmuştur. Hz peygamber sadece inanan insanları değil, hangi dine mensup olursa olsun bütün insanları önemsemiş ve onlarla da özenle ve seviyeli bir biçimde iletişim kurmuştur. Bir peygamber olarak Hz. Muhammed'in gerek dini tebliğ ederken, gerekse muhatap olduğu hedef kitleyle iletişim kurarken uyguladığı yaklaşımları bu çalışmada irdeledik. Hz. Peygamber'in peygamberlik görevini yerine getirirken uyguladığı iletişim yöntemleri o günün insanında büyük etki yaptığı, tutum ve davranış değişikliğine sebep olduğu gibi, günümüz çağdaş toplumlar için de mesajlar barındırmaktadır. Bu çalışma, Hz. Peygamberin sözlü, sözsüz ve yazılı iletişim yöntemlerini, modern iletişim bilimi verilerinden de yararlanarak incelemeyi amaçlamaktadır.

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiSözel iletişim+3
Hüseyin Toğrul
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dövme yapmak ve yaptırmakla ilgili hadislerin incelenmesi

Kökeni çok eskilere dayanan, insan vücuduna yapılan dövme, cahiliye döneminde Araplar arasında yaygın bir gelenekti. Her toplumda yapılış amacı farklı olmakla beraber genel olarak kadınlar arasında yapılıyor ve güzel görünmeyi temsil ediyordu. Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde de bu gelenek devam etmiş ve Hz. Peygamber'in sözleriyle dövme yapmak ve yaptırmak yasaklanmış, bu fiili yapanların ise Allah (c.c) tarafından lanetleneceği vurgulanmıştır. Konu ile ilgili hadisler Kütüb-i Tis'a başta olmak üzere birçok kaynakta yer almıştır. Çalışmamızda isnâdları farklı olan hadis metinlerine yer verilerek râviler değişse de metinler arasında bariz bir farklılık olmadığı görülmüştür. Çalışmamıza konu olan eserlerde dövme yapmak ve yaptırmakla ilgili altmış beş rivâyet tespit edilmiştir. Yirmi bir rivâyetin isnâdında zayıf ve meçhul râvilerin bulunmasından dolayı isnâdı zayıftır. Geriye kalan kırk dört rivâyetin isnâdı sahîhtir. Ayrıca bu rivâyetler dokuz sahâbe ve beş tabiinden nakledilmiştir. Zayıf târikler, diğer râvilerden sahîh olarak gelen isnâtlarla desteklendiğinden dövme yapmak ve yaptırmakla ilgili rivâyetlerin sahîh olduğu, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bu fiili kesin olarak yasaklayıp bu fiili yapanların Allah (c.c.)'ın rahmetinden uzak kalacağını bildirdiği söylenebilir. Dövmenin yapılış amacı birden fazla olmakla beraber her toplumda aynı anlamı ifade etmediğini, fakat dini açıdan bakıldığında bedende kalıcı değişiklik oluşturması ve bu işlemin vücuda eziyet vermesinden dolayı yasaklandığıdır. Ayrıca dövme sağlık açısından riskli bir işlem olup psikolojik açıdan kişileri etkileyen bir uygulamadır.

DövmeGüzellikHadis+5
Harun Memetcik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessAR

الاتفاقيات السريةعلى الإسلام من بداية الإسلامإلى نهاية الدولة العباسية

تناولالبحثالاتفاقيات السرية)المؤامرات(كفار قريش على دين الإسلام في عصر النبّوة قبل الهجرة،كيف واجهها المسلمون، والنتائج التي ترتبت عليها في تلك المدة، ووكذلكالمؤامراتبعد الهجرة،وهذهكانتمؤامراتداخليةتمثلت بمؤامرات المنافقين واليهودالذينكانوايسكنونالمدينة، وأخرى خارجية تمثلت في مؤامرات كفار قريش التي استمرت بعد الهجرة إضافة إلى المؤامرات التي قام كذلك تناول البحث المؤامرات في عصر الخبها الفرس والروم، ولافة الراشدة التي أدت إلى قتل ثلاثة خلفاء، وهم عمر بن الخطاب، وعثمان بن عفان، وعلي بن أبي طالب (رضي الله عنهم)،والمؤامرات فيالخلافتينالأمويةوالعباسية. إن أكبر مشكلة في البحث هي أن هذه المؤامرات كانت سرية تجري في الخفاء في الوقت الذي يظهر أصحابها أن هدفهم منها هو الإصلاح، حتى أن بعض الطيبين من المسلمين انظموا تحت لوائهم، والمشكلة الأخرى أن أكثر المؤرخين ذكروا كل ما تناقله الناس من أخبار هذهالمؤامراتدونما تمحيص وتحليل لبيان الصدق من الكذب، فضلا عن أن بعض الذين كتبواكانوا يكتبون بتأثير من آراءهم المذهبية، ومشكلة أخرى وهي الفاصل الزمني الذي يفصلنا عن هذه الأحداث، وإنالتأريخ غالبا ما يكتبه المنتصر الذي يجعل من الحق كل الحق معه هو لا من الخاسر الذي يكون هوالمحقّ. الكلمات المفتاحية:المؤامرات،عصرالنبوة،الخلافةالراشدة،الأموية،العباسية

Khazzal Khattab Abdullah
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed döneminde emân

Emân, "güvence altına almak, himaye etmek, can güvenliğini sağlamak" anlamlarında kullanılmaktadır. Bu araştırmamızda, emân uygulamalarının kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilmesi için öncelikle emân vermek için kullanılan kavramlar ele alınmıştır. Bu kavramlardan yola çıkarak, İslâmî döneme geçişte kazandığı yeni anlam ve uygulama alanları arasında bir kıyaslamaya yer verildi. Emân verme şartları yanında, sözlü ve yazılı emân uygulamasına örnekler verildi. Emân isteme hususunda ihtiyaç halinde din ayrımı gözetmeksizin can güvenliğini sağlayabilecek kimselerden himaye istenmesine yönelik örneklere yer verildi. Emân vermenin, İslâm tarihinde önemli bir yere sahip olan Hicrete katkısı üzerinde duruldu. Müslümanlar, Mekke döneminde himayeye daha çok ihtiyaç duymaları sebebiyle emân alan durumunda iken Medine'ye hicretten sonra İslâm?ın hızla yayılmasıyla ve kazanılan savaşlarla artık emân veren konumuna gelmişlerdir. Mekke'nin fethiyle birlikte ise umumî bir emân uygulamasıyla karşılaşıyoruz. Peygamberliğini ilan etmesinden sonraki süreçte Hz. Peygamber'in şahsına ve beraberindeki Müslümanlara çok ağır hakaretler ve işkenceler yapılmıştı. Her türlü kötülüğün yapıldığı bu süreçte Hz. Peygamber?in, emân isteyenlere karşı nasıl merhametle davrandığının örnekleri gösterilmiştir. Hz. Muhammed dönemi emân uygulamalarında, intikam duygusuyla hareket edilmeyerek umumiyetle af yolunun tercih edildiği ortaya çıkmaktadır. Emân verildikten sonra İslâm'a karşı önyargılarından kurtularak Müslüman olan kimseler dikkat çekmektedir. Tezin hazırlanmasında, kavram incelemesinde lügatlerden, emân uygulaması örnekleri için siyer, megâzî, tarih ve hadis kitaplarından yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Emân, Himaye etmek, Civâr, Can güvenliği, Güvence altına almak.

Can güvenliğiEmanHimaye+4
Memduh Çelmeli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed Döneminde es-Süleym kabilesi lideri Şair Abbas b. Mirdâs ve faaliyetleri

Hz. Muhammed döneminde es-Süleym kabilesi lideri şair Abbas b. Mirdâs ve faaliyetleri adlı çalışmamız Giriş bölümü hariç üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Şair Abbas b. Mirdâs'ın kabilesi, yaşadığı bölge, Câhiliye dönemi, Hz. Muhammed dönemi, kabilenin önemli şairleri, Süleym şairlerinin nahivdeki yeri, kabilenin İslam öncesi dönemde Kureyş kabilesi ile olan ilişkisi ele alınmıştır. İkinci bölümde Abbas b. Mirdâs'ın hayatı, ismi, soyu, doğum tarihi, ailesi, eşi çocukları, Müslüman olmadan önceki yaşamı, Câhiliye dönemi şiir örnekleri, Abbas b. Mirdâs'ın Hz. Muhammed dönemi yaşamı, Müslüman oluşu, katıldığı savaşlar, müellefe-i kulub'dan sayılması, rivayet ettiği hadis, ölümü, kabile içindeki yeri, gibi konulara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Abbas b. Mirdâs'ın Arap şiirindeki yeri ve etkisi, Câhiliye şiiri ve özellikleri, Abbas b. Mirdâs'ın şiirleri ve konusu, Hz. Muhammed döneminde Arap şiirinin özellikleri, Abbas b Mirdâs'ın şiirleri ve tahlilleri yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Abbas b. Mirdâs, Şiir, Câhiliye, Hz. Muhammed, Kabile.

Arap edebiyatıBiyografiHz. Muhammed+6
Orhan Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber Döneminde şehitlik

Şehitlik konusunun İslam Tarihinde, özellikle de günümüz dünyasında önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Kur'an-ı Kerim birçok ayetlerle şehitliğin faziletlerini ortaya koyarken, Hz. Peygamber de ilgili hadis-i şeriflerde bu konu üzerinde durmuş, şehitliğin çeşitlerini, şartlarını, dünyada ve âhirette kazandırdıklarını ayrıca kimlerin hangi durumlarda şehit sayılabileceğini detaylı bir şekilde açıklamıştır. Hz. Peygamber dönemi şehit algısı ve bu dönem şehitleri çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda Hz. Muhammed'in (s.a.s.) Peygamberlik döneminin on üç yıllık Mekke bölümünde iki sahabe, on yıllık Medine bölümünde ise yüz yetmiş dört olmak üzere toplam yüz yetmiş altı sahabenin şehit edildiği bilinmektedir. Bir Peygamber olarak Hz. Muhammed (s.a.s.) toplumun her kesimini kucaklamış, korumuş ve gözetmiştir. Bu kesimler içerisinde özellikle şehit aile ve çocuklarına özel ilgi göstermiş, psikolojik destek sağlamış, elinden gelen maddî ve manevî yardımı esirgememiştir. Duruma göre, bazen muhtaç olanları doğrudan himâyesi altına almış, bazen onların kederlerine gözyaşlarıyla ortak olmuş, bazen de şehitlerin ahiretteki yüksek payelerini hatırlatarak geride kalan yakınlarını teselli etmiştir. Anahtar Kelimeler: Şehid, Kur'an ve Hadis-i Şeriflerde Şehidlik, Şehid Sahabeler ve Şehit Aileleri.

HadisHz. MuhammedHz. Muhammed Dönemi+4
Muhammet Sinan Şengüllendi
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bi'set'ten Habeşistan hicretine kadar (610-615)ilk muhalif liderler ve muhalefetleri

Muhalefet kavramı çok eski bir kavram olmasına rağmen 20.yüzyılın ilk ‎başlarına kadar neredeyse bir tanıma bile sahip değildi. Siyaset Bilimi, Tarih ve ‎Sosyoloji muhalefeti tek başına konu olarak bile ele almıyor, onu alt başlıkların ‎içerisinde anlamlandırmaya çaba sarf ediyordu. Bu şekilde yapmalarının temel ‎nedeni muhalefeti bunlardan soyutlayamamalarıydı. Muhalefet, "h-l-f " ‎kökünden gelen Arapça bir kavramdır. Herkesin ayrı bir yol tutması ve görüş ‎ayrılığı anlamına gelmektedir. Bununla birlikte muhalefet kavramının ‎anlaşılabilmesi için sözlük ve terim anlamlarının da açıklığa kavuşturulması ‎gerekir. Kesin ve keskin bir çizgiyle olmasa da muhalefet kavramını iki kısma ‎ayırmak mümkündür. Bunlar; yapısal ve kurumsal muhalefettir. ‎ Bahsedilen muhalefet türleri incelendiğinde Hz. Peygamber'e yapılan ‎muhalefetin her iki kuramla da alakalı olduğu görülecektir. Muhalefet türlerinin ‎Hz. Peygamber'e uygulanış biçimi incelendiğinde muhalefetin dini, siyasi, ‎iktisadi, sosyoekonomik ve bireysel boyutları olduğu görülecektir. Muhalefetin ‎boyutlarını ortaya koyan bu sebepler bize muhaliflerin bir portresini de ‎sunmaktadırlar. Bu portredeki muhalif tip; inkârcı, kibirli, zalim, inatçı, alaycı, ‎tehditçi, zenginlikten şımarıp azgınlaşmış ve batıl inançlara körü körüne bağlı bir ‎tiptir.‎ ‎ Biz de tezimizde bu tipi tarif etmeye gayret gösterdik. Birinci bölümde bu ‎muhalif tipi ortaya çıkaran sebepleri, ikinci bölümde de bu muhalif tipin ilk ‎temsilcilerini tanıttık. ‎ Anahtar Kelimeler: Bi'set, Muhalefet, Mekke Liderleri, Hz. Peygamber, ‎Kur'an'da muhalif liderler, İlk Muhalifler.‎

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiLiderler+5
Erol Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sa'lebî tefsiri özelinde Hz. Peygamber'in son üç yılıyla ilgili rivâyetlerin tespiti ve değerlendirilmesi

Hz. Peygamber (s.a.v), peygamber olduktan sonraki hayatını vahiy bağlantılı olarak yaşamıştır. Dolayısıyla onun hayatını en iyi anlatan kaynağın Kur'ân olduğu söylenebilir. Hz. Peygamber'in vefatından sonra onun hayatını sonraki nesillere aktarmak için geliştirilen ve süreç içinde sürekli kendini yenileyen siyer yazıcılığı, başlangıcından itibaren farklı süreçlerden geçmiştir. Hz. Peygamber'in (s.a.v) hayatı ile ilgili farklı dönemlerde yazıya geçen rivâyetler bu süreci göstermektedir. Hz. Peygamber'in (s.a.v) hayatının son üç yılında geçen olaylar, hayatındaki önemli noktaları göstermiştir. Bu sürecin sonrası da Müslümanların hayatını etkilemiştir. el-Keşf ve'l-Beyân'an Tefsîri'l-Kur'ân eserin müellifi Sa'lebî'nin yaşadığı dönem de bu süreç ile ilgili farklı yansımalar görülmüştür. Dolayısıyla, bu Tefsîrde Hz. Peygamber'in (s.a.v) hayatının son üç yılında geçen olaylar üzerinde durulmuştur. Söz konusu süreç içerisinde geçen olaylar ele alınmıştır ve olaylar ile ilgili tespit edilen rivâyetlerde detaylara değinilmiştir. Bu rivâyetler ilk siyer kaynaklarında mevcut rivâyetlerle mukayese edilmiŞtir. Rivâyetler arasında farklılıklar kayıt edilmiştir. Binaen aleyh o dönemin etkileri yazarın kullandığı rivâyetlerde görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tefsîr, Siyer, Sa'lebî, Rivâyet, Hz.Peygamber'in Son Üç Yılı.

HadisHz. MuhammedHz. Muhammed Dönemi+7
Fatıma Alzahra Fouad Ahmed Ahmed
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Oryantalistlerin Hz. Muhammed (s.a.v) hakkındaki olumsuz söylemleri

Oryantalizm içinde dinsel, siyasi ve ideolojik kaygıları barındıran bir dünya görüşü olması hasebiyle tarihi süreç içerisinde çok farklı anlamlarda kullanılmıştır. Yine aynı sebepten dolayı amaçlarına, ilgilendiği konulara, oryantalistlerin yetiştiği coğrafyaya göre de kendi içerisinde oryantalizm tanımları farklılaşmıştır. İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) ve ilahi kitabı Kur'an-ı Kerim ilk günden bugüne değin birçok tartışmanın odak noktası olmuş, farklı yönlerden eleştiriye maruz kalmıştır. Oryantalistler Orta Çağ'dan itibaren özellikle Hz. Muhammed (s.a.v) hakkında çok şey yazıp çizmişler, Allah'ın elçisi hakkında olumsuz birçok yorum yapmışlardır. Bu tavır 20. yüzyılın ortalarından itibaren ılımlı bir yaklaşım içine girmiş gibi görünse de bu kez bilimsellik adı altında mesnetsiz iddialar devam etmiştir. Oryantalistlerin Hz. Muhammed (s.a.v) hakkındaki düşünceleri genelde İslam özelde Kur'an ve sünnet merkezlidir. Oryantalistlerin Hz. Muhammed (s.a.v) hakkındaki görüşlerini anlamak onların Kur'an ve sünnet hakkındaki yaklaşımlarını iyi bilmekten geçmektedir. Tek ve mutlak doğrunun İncil ve Kilise babalarının söylemlerinin olduğu yani skolastik düşüncenin hâkim olduğu Orta çağda ve sonrasında oryantalistler Hz. Peygamber'i "sapık", "şarlatan", "menfaatperest", "şehvetperest", "keşiş" vb. ifadelerle tasvir etmişlerdir. Aydınlanma sonrası 19. ve 20. yüzyılda Hz. Muhammed (s.a.v)'in az da olsa saygı duyulan bir şahsiyet olarak kabul edildiği fakat nübüvvetinin inkâr edildiği karalamaların bilimsellik ve sanat adı altında devam ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Oryantalizm, Hz. Muhammed, Risalet, Doğu, Batı

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiKur'an-ı Kerim+7
Özlem Atalay
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mukâtil b. Süleyman'ın et-Tefsîrü'l-Kebîradlı eserinde yer alan Hz. Peygamber Dönemi Hıristiyanlarıyla ilgili bilgilerin tespit ve analizi

İslâm tefsir geleneğinde önemli bir yere sahip olan Mukâtil b. Süleyman'ın et-Tefsîrü'l-Kebîr adlı eseri hem günümüze ulaşması hem de tüm sûreleri kapsayan ilk tefsir olmasından dolayı tefsir ilminin en önemli kaynaklarından biridir. Mukâtil, tefsirciliği ile ön plana çıkmış olsa da et-Tefsîrü'l-Kebîr adlı eserinde yer vermiş olduğu Hz. Peygamber'in hayatına ve ashâbına dair rivayetler, Hz. Peygamber döneminde yaşayan diğer topluluklarla olan siyâsî ve sosyal ilişkilerle ilgili aktarmış olduğu bilgiler onu, siyer ve megâzî alanında da önemli bir kaynak haline getirmiştir. Araştırmamızda Mukâtil b. Süleyman'ın et-Tefsîrü'l-Kebir adlı eserindeki Hz. Peygamber dönemi Hıristiyanlarıyla ilgili bilgilerin tespiti ve analizi esas alınmıştır. Tespit ve analizi yapılan bu bilgiler ilk dönem siyer ve megâzî kaynaklarından Urve b. Zübeyr, İbn Şihâb ez-Zührî, Mûsâ b. Ukbe, İbn İshak, Vâkıdî, İbn Hişâm ve İbn Sa'd'ın siyer ve megâzîye dair sundukları bilgilerle karşılaştırılmış ve eserler arasındaki benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmamız neticesinde Mukâtil'in eserinde Hz. Peygamber dönemi Hıristiyanlarına dair naklettiği bazı bilgilerin, ilk dönem siyer ve megâzî eserlerinde yer aldığı; bazılarının yer almadığı, bazı bilgilerin ise konu kapsamı dışında yer aldığı görülmüştür. Mukâtil'in aktardığı bazı bilgilerle bu kaynakların yer verdiği bazı bilgilerin çeliştiği, konuyla alakalı olan bazı şahıslara dair isimlerin Mukâtil'in eserinde farklı olduğu, bazı olayların ise sebeb-sonuç ilişkisinin doğru kurulamadığı tespit edilmiştir.

Hz. Muhammed DönemiMukatil bin Süleyman
Halil Akıncıoğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamberin gönderdiği elçiler ve fıkhî sonuçları

Devletler arası ilişkiler ve Arap kabileleri arasında elçi gönderme, İslam'dan önce bir örf ve gelenek halinde mevcuttu. İslam bu örfü ıslah ederek onaylamıştır. İslam'ı komşu devletlere ve Arap yarımadasındaki emirliklere tebliğ etmek için Hudeybiye anlaşması iyi bir fırsat olmuştur. Peygamber (s.a) Hudeybiye'den döndüğünde komşu devlet başkanlarını ve Arap yarımadasındaki emirleri İslam'a davet etmek için onlara elçiler ve mektuplar göndermiştir. Bu çalışmadaki amaç, Peygamber'in (s.a) bu hususta diplomatik faaliyetlerini incelemek, gönderdiği elçilerin kimliğini belirlemek, İslam'a davet edilen devletler ve emirliklerin bu davete verdikleri tepkileri tespit etmek, bu diplomatik faaliyetlerin İslam'ın uzaklara yayılması ve Medine devletinin güçlendirilmesi için ne kadar etkili olduğunu ortaya koymaktır. Bununla birlikte bu diplomatik faaliyetlerden elde edilen fıkhî sonuçlar da bu çalışmanın amacına dahildir. Bu çalışmada sadece Peygamber (s.a) tarafından devletlere ve emirliklere gönderilen elçilerden söz edilmektedir. Çalışmamızda amaca ulaşmak için kadim ve modern kaynaklara başvurulmuş olup çalışmamızla ilgili önemli temel kaynaklar hadis, siyer, İslam tarihi ve fıkhî eserlerdir. Kaynaklar tarandığında Peygamber (s.a) tarafından Bizans, Mısır, Pers, Habeşistan gibi devletlere ve Arap yarımadasındaki emirlikleri İslam'a davet etmek için sahabeden bilgin, sabırlı ve cesur on beş kişi gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu elçilerden on dördü devletlerin ve emirliklerin yetkililerine ulaşmışlar ve Peygamber'in (s.a) mektuplarını onlara teslim edip mesajını aktarmış; sadece bir tanesi görevini tamamlayamadan yolda şehit edilmiştir. Bazı devlet ve emirliklerin yetkilileri, o zamanki elçi dokunulmazlığı örfüne riayet edip elçilere iyi davranmışlar; diğer bazıları ise bu dokunulmazlık örfüne saygı göstermeyip elçilere kötü davranmışlardır. Bu elçilerin daveti sayesinde bazı devlet başkanları Müslüman olup İslam'ı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. Arap yarımadasındaki emirlerin çoğu ve bu emirlerin bağlıları da Müslüman olmuşlar; İslam'ı kabul etmeyen Yahudi, Hıristiyan ve Mecûsîlere ise cizye tayin edilmiştir. Böylece bu elçilerin davetiyle savaşsız bir şekilde İslam dini yayılmış ve İslam devletinin egemenlik alanı genişleyip güçlenmiştir. Bu çalışmada İslam'da elçinin dokunulmaz olduğu ve elçi öldürmenin savaş ilanı anlamına geldiği tespit edilmiş; ayrıca gayrimüslim devlet ve milletlerin, savaşmadan önce elçi vasıtasıyla İslam'a davet edilmesinin İslam devletinin görevi olduğu ortaya konmuştur.

DiplomasiElçilerElçilik+6
Safiullah Muntazer
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber döneminde hacamat kültürü

Hacamat, tarihi milattan öncelere dayanan, pek çok medeniyet tarafından benimsenip uygulanan bir tedavi yöntemidir. Arap toplumunda da bu tedavi yönteminin uygulandığı bilinmektedir. Hadis kitaplarında, Hz. Peygamber döneminde öne çıkan tedavi yöntemlerinden biri olarak dikkatleri çekmektedir. Resûlullah'ın da bizzat tedavi amaçlı hacamat yaptırdığı ve çevresindeki kişilere tavsiye ettiği hususunda pek çok rivayet mevcuttur. Buna ilave olarak günümüzde de hacamat yoğun bir ilgi görmektedir. Bu yoğun ilgiye rağmen Hz. Peygamber dönemi hacamat uygulamasının mahiyetine dair ülkemizde bilimsel nitelikte yapılmış, yeterli ve tatmin edici bir çalışma bulunmamaktadır. Bu eksikliği gidermek amacıyla çalışmamızda, dönemin tıp kültürünün bir yönünü teşkil eden hacamat uygulamaları ele alınmıştır. Hacamat, medeniyet tarihi ve tıp tarihi açısından da irdelenerek bu tedavi yönteminin tarihî süreçte diğer toplumlarda nasıl bir yere sahip olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece Hz. Peygamber dönemindeki hacamat uygulamalarının tarihî süreç içerisindeki yerini görme imkânı elde edilmiştir. Araştırmamızın sonucunda, Hz. Peygamber döneminde Arap toplumunun medeniyetler arası etkileşim sayesinde elde ettiği tıbbî birikimin bir yansıması olarak hacamatı uyguladığı kanaatine varılmıştır. Aynı zamanda, Hz. Peygamber döneminde hacamatın vücudun hangi bölgelerinden ve hangi rahatsızlıklar sebebiyle yapıldığı hususlarıyla ilgili önemli bulgulara ulaşılmıştır. Bunun yanında, hacamatı uygulayan haccâmlarla ilgili tartışmalar ve rivayetlerde kimliği zikredilen haccâmlar hakkında bilgiler elde edilmiştir. Son olarak Hz. Peygamber döneminde hacamatı gerçekleştirmek için ihtiyaç duyulan hacamat aletleri hakkında bir takım bilgiler tespit edilmiştir.

HacamatHalk sağlığıHz. Muhammed+5
Büşra Yıldırım
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sahîh-i Müslim'deki Hz. peygamber'in savaşlarıyla (Gazveleriyle) ilgili rivayetlerin tespiti ve siyer kaynaklarıyla karşılaştırılması

Hz. Peygamber'in gerçekleştirdiği savaşları müstakil olarak ele alan çalışmalar megâzî literatürünü oluşturmaktadır. Hadis alanında kaleme alınan eserlerdeki mevcut malzemenin de Hz. Peygamber'in gazveleri hakkında bilgi içerdiği bilinmektedir. Bu çalışma Hadis kitaplarındaki Hz. Peygamber'in savaşları (gazveleri) ile ilgili rivayetlerin tespit edilmesi ve Siyer Bilim Dalı açısından malzeme değerinin ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Hadis kitaplarında yer alan Hz. Peygamber'in gazveleri ile ilgili bilgiler tespit edilirken, Kütüb-i Sitte içerisinde yer alan Müslim b. Haccâc'ın (ö. 261/875) el-Câmiu's-Sahîh adlı eseri ele alınmıştır. Bu eser Sahîh-i Buhârî ile birlikte Kur'an-ı Kerîm'den sonra en güvenilir kaynak olarak kabul edilmiştir. Eserde Hz. Peygamber'in söz ve davranışları çoğu zaman meydana gelen olaylar çerçevesinde de aktarılmıştır. Buna bağlı olarak megâzî ile ilgili bilgiler aktarılan bu olayların birer parçası halinde bulunmaktadır. Bu çalışmada Sahîh-i Müslim'deki megâzî kavramı içerisine giren bilgiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla Hz. Peygamber'in bizzat katıldığı savaşlar konumuzu teşkil etmektedir. Sahîh-i Müslim'de "Kitâbü'l-Cihâd ve's-Siyer" bölümü genelde bu bilgilerin yoğunlaştığı bölümdür. Ancak eserin tamamında Hz. Peygamber'in gazvelerine dâir bilgiler bulunmaktadır. Yapılan çalışmada Sahîh-i Müslim detaylı bir şekilde okunmuş ve tüm rivayetler incelenmiştir. Bu rivayetlerden megâzî ile ilgili olanlar tespit edilmiştir. Tespit edilen bu rivayetler bir araya getirilerek olaylar kronolojik olarak sıralanmıştır. Elde edilen bilgiler bazı siyer kitaplarıyla karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmaya ilk dönem İslâm Tarihi müelliflerinden İbn Şihâb ez-Zührî (ö. 124/742) ve Musa b. Ukbe'den (ö. 141/758) gelen nakiller ile Vâkıdî (ö. 207/823) ve İbn Hişâm'ın (ö. 218/833) eserleri tâbi tutulmuştur. Karşılaştırma yapılırken elde edilen bilgiler tablolar halinde sunulmuştur. Araştırmanın sonucunda Sahîh-i Müslim'de megâzî ile ilgili azımsanmayacak ölçüde rivayetin yer aldığı tespit edilmiştir. Elde edilen bilgilerin bir kısmının mukayese yapılan eserlerle ortaklık gösterdiği, bir kısmının ise farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bazı rivayetlerin de sadece Sahîh-i Müslim'de var olduğu diğer kaynaklarda yer almadığı görülmüştür.

GazaGazavat-ı NebiHz. Muhammed+6
Büşra Ersoy
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rivâyetlerde Hz. Peygamber'e ve sahâbeye saygısızlık meselesi

Hadislerde yer alan ve Türkçe'ye hakaret olarak tercüme edebileceğimiz sebb kelimesi, çok geniş kapsamlı bir ifadedir. İçerisine hem galiz ifadeleri hem de hafif ifadeleri alabilir. Mezkûr kelimenin hadislerde hangi anlamlara geldiğinin tespitini amaçlayan bu çalışma bir giriş ve iki bölüm olarak planlanmıştır. Sadece sebb ve şetm gibi hakaret anlamına gelen kavramların incelenmesi, Hz. Peygamber ve sonraki dönemde kullanılan bütün hakaret ifadelerinin tespiti için yetersiz kalacaktır. Bundan dolayı rivayetlerde geçen tüm hakaret ifadeleri ele alınmıştır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı ve yönteminden bahsedildikten sonra hakaret anlamına gelen sebb ve benzeri kavramlar ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde ise Hz. Peygamber'in hakarete dair yasakları incelenmiştir. Rivayetlerde sahâbenin insanlara ve insan dışı varlıklara hakaret ettikleri ve Hz. Peygamber'in tüm bunları yasakladığı görülmüştür. Sonrasında Hz. Peygamber'in kullanmış olduğu ifadeler tespit edilmiştir. Söz konusu hakaret ifadeleri tahlil edilerek kullanılma sebepleri araştırılmıştır. Son olarak Hz. Peygamber'e hakaret eden diğer din mensuplarının ifadeleri tahlile çalışılmıştır. İkinci bölümde ise sahâbenin kullandığı hakaret ifadeleri ele alınmıştır. Birbirlerine karşı söyledikleri ifadeler incelenirken olaylara etki eden sebepler de dikkate alınarak bir tasnif yapılmıştır. Bunun neticesinde hakarete etki eden sebepler; mizacın, akrabalık ilişkilerinin, kültürün, kıskançlığın, dînî suç işlemenin, kişisel tartışmaların ve siyasi olayların etkisi şeklinde yedi başlık altında değerlendirilmiştir. Sahâbe, sadece birbirlerine değil tâbiîne ve diğer din mensuplarına da hakaret ifadeleri kullanmışlardır. Bu durumlarda söyledikleri ifadelerin mahiyeti ve söyleniş sebepleri değerlendirilmiştir. Son olarak sahâbî olmayanların sahâbîlere karşı kullandıkları hakaret ifadeleri incelenmiştir.

HakaretHz. MuhammedHz. Muhammed Dönemi+5
Nergis Karaaslan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber Döneminde Bakî' mezarlığı

Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettikten sonra orada bir mescit ve aynı tarihlerde bir mezarlık oluşturmuştur. Bu çalışmanın amacı Medine'de oluşturulan ve yaygın adıyla Bakî' Mezarlığı olarak bilinen bu kabristanın kuruluş tarihini ve mezarlıkla ilgili tüm bilgileri ortaya koymaktır. Tespitlerimiz arasında Bakî' Mezarlığı'na defnedilen sahâbîlerin isimleri, vefat tarihleri ve vefat sebepleri yer almaktadır. Hz. Peygamber dönemi Medine'sindeki diğer mezarlıklar da tespit edilmeye çalışılmış, böylece Bakî' Mezarlığı'nın önemi anlaşılmaya gayret edilmiştir. Tezimiz Hz. Peygamber dönemi ile sınırlandırıldığından Hz. Peygamber'in vefatından sonraki süreçlerde Bakî' Mezarlığı'ndaki değişimlere ve defnedilen sahâbîler hakkındaki bilgilere yer verilmemiştir. Görülebildiği kadarıyla bu konu ülkemizde çalışılmamış, Arap bilim dünyasında ise yeterince incelenmemiştir. İlk dönem İslâm toplumunda defin, mezarlık gibi konularla alakalı yapılan çalışmalar bulunmasına karşın Bakî' Mezarlığı'nın tarihçesi eksik kalmıştır. Bu sebeple çalışmamız Türkçede yapılan ilk araştırma olma özelliğine sahiptir. Diğer yandan konunun bilimsel olarak derinlemesine incelenmesi bakımından da önem taşımaktadır. Tezimizde materyal analizi ve kaynak tenkidi yöntemi kullanılmış, rivayetler arası farklılıklar ve çelişkiler derinlemesine incelenmiştir. Kaynaklarda yer alan bilgilerin birer nakil olduğu gerçeği daima göz önünde bulundurulmuş ve kendi içinde bir bütünlük arz etmeyen rivayetler tartışmaya açılmıştır. Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettikten sonra Medine merkezinde bir mezarlık inşa ettirmiş, hicretin birinci yılında Mescid-i Nebevî ile birlikte kurulan bu mezarlığa ilk olarak Ensar'dan Es'ad b. Zürâre'nin defnedilmiştir. Kaynaklarda Hz. Peygamber döneminde Bakî' Mezarlığı'na defnedilen on dokuz sahâbînin ismine tesadüf edilmiş, birçok da ismi zikredilmeyen veya oraya defnedilip defnedilmediği berraklık kazanmayan kişi ile ilgili verilere ulaşılmıştır. Medine'nin merkeze uzak çeşitli mahallerinde farklı mezarlıkların mevcudiyeti Bakî'a defnin zorunlu olmadığını göstermektedir. Çalışmamızda farklı kabile veya cinsiyetlere göre bir mezarlık kurulup kurulmadığı tespit edilememiştir.

Hz. Muhammed DönemiMezarlarMezarlıklar+1
Gülay Özkan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kâdî Abdülcebbâr'da Hz. Muhammed'in peygamberliğinin ispatı

Bu çalışmada hicri dördüncü yüzyılda yaşayan ve İslâm'ın akılcı ekolü Mu'tezile'ye mensup Kâdî Abdülcebbâr'da Hz. Muhammed'in peygamberliğinin ispatı incelenmiştir. Müellifin görüşleri tespit edilirken kendi eserleri olan el-Muğnî fî Ebvâbi't-Tevhîd ve'l-Adl, Şerhu'l-Usûli'l-Hamse ve Tesbîtü Delâili'n-Nübüvve en çok yararlanılan kaynaklar olmuştur. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, yöntemi ve kaynakları açıklanıp, Kâdî Abdülcebbâr'ın Kelâm ilmi açısından yeri ve önemine kısaca değinilmiştir. Birinci bölümünde nübüvvet kurumuyla doğrudan ilgili olan bazı kavramların analizi yapılmış ve müellifin söz konusu kavramlarla ilgili düşünceleri değerlendirilmiştir. Ayrıca Kâdî Abdülcebbâr'ın hem nübüvvet kurumunu temellendirmede hem de Hz. Muhammed'in peygamberliğini ispatlamada yararlandığı haber konusuna değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Kâdî Abdülcebbâr'ın Hz. Muhammed'in peygamberliğinin ispatlanmasına dair düşüncelerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise başta Bâtıniyye olmak üzere bazı grupların Ehl-i beyt ve sâhabe hakkındaki tenkitleri ve Müellifin nübüvvete olan güveni sarsmaya yönelik bu eleştirilere verdiği cevaplar değerlendirilmiştir. Ayrıca Kâdî Abdülcebbâr'ın tıbb-ı nebeviye dair düşünceleri analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kâdî Abdülcebbâr, Hz. Muhammed, Peygamberliğin İspatı, Mucize.

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiKadı Abdülcebbar+5
Kamuran Yur
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
DoctorateOpen AccessTR

Oryantalistlerin gözüyle Hz. Peygamber'in müşriklere karşı askeri faaliyetleri

Bu çalışma, oryantalistlerin ilk dönem İslam tarihinde Hz. Peygamber ve Müslümanların müşriklere karşı giriştikleri savaşlar hakkında dağınık halde duran iddialarını tespit, tasnif ve tahlil etmeyi amaçlamaktadır. Hz. Peygamber'in askerî faaliyetlerinde geniş yer tutan müşriklerle mücadelede önemli kilometre taşı sayılan gazve ve seriyyeler kronolojik olarak üç bölümde incelenmiştir. Söz konusu savaşlar üzerinden; oryantalistlerin yorumları ile klasik İslam tarihi kaynaklarındaki malumatın ne derece örtüştüğü, hangi rivayetleri, neden ve nasıl kullanıp yorumladıkları, hangi konuları problem ettikleri ve nasıl bir peygamber tasavvuru ortaya koymaya çalıştıkları sorularına cevap aranmıştır. Söz konusu askerî faaliyetlerin İslam karşıtı söylemin nesnesi haline gelmesi, bir yandan bazı oryantalistlerin İslam savaş ve fetihlerinin başarılı ve kalıcı olmasını itiraf etmekten kendilerini alamamaları, diğer yandan bazılarının Hz. Peygamber'i kılıç, kan ve şiddetle yan yana gösterme çabaları bizi bu konuyu çalışmaya sevk etmiştir. Oryantalist literatürün zenginliği göz önüne alınarak, sadece İngilizce telif edilen ve İngilizce'ye yahut Türkçe'ye çevrilen oryantalist eserler tezimizin inceleme alanına dâhil edilmiştir. Bu bağlamda XVII. yüzyılın son çeyreğinden günümüze kadar uzanan tarih kesitinden altmıştan fazla oryantaliste ait yaklaşık yetmiş eser incelenmiştir. Yöntem olarak tezimizde oryantalistlerin her iddiasına klasik İslam tarihi kaynaklarından yararlanmak suretiyle bir cevap verme ya da reddiye sunma çabasına girişilmemiştir. Bununla birlikte çalışmamızın, yalnızca oryantalistlerin yorumlarını aktarmakla yetinen bir bilgi yığını olmasına da izin verilmemiştir. Sonuç olarak oryantalistlerin, genelde Hz. Peygamber, özelde de onun askerî faaliyetleri konusunda çok rahat kalem oynattıkları görülmüş, kimi oryantalistlerin konuya, bilimsel ve nesnel baktıkları tespit edilirken, kimilerinin objektiflikten uzak bir üslup kullandıkları izlenmiştir.

Askeri faaliyetlerAskeri harekatlarHz. Muhammed+5
Huzeyfe Alkan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber Döneminde Müellefe-i Kulûb

Hz. Peygamber döneminde gerçekleşen Huneyn Gazvesi'nde önemli miktarda ganimet ele geçirilmiştir. Söz konusu ganimetlerin bir kısmı Hz. Peygamber tarafından kalpleri İslam'a ısındırılmak üzere Müellefe-i Kulûb adı verilen kişilere dağıtılmıştır. Hz. Peygamber döneminde Müellefe-i Kulûb'u konu alan çalışmamız, zikri geçen kişilerin tespitini ve Hz. Peygamber dönemindeki rollerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu kişilerin sosyal hayatları bir bütün olarak incelenerek Hz. Peygamber'in Müellefe-i Kulûb'a ganimet verme nedenleri belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmamızda öncelikli başvuru kaynakları tarih, siyer ve tabakât kitapları olmuştur. Bu kitapların yanı sıra hadîs ve ensâb türü eserlere de müracaat edilmiştir.Araştırmamız sonucunda kaynaklarda bu isimlerin tespiti noktasında eksik ve farklı bilgilerin yer aldığı görülmektedir. Bununla beraber Hz. Peygamber'in kalplerini İslam'a ısındırmak üzere Ci`rane'de ganimet verdiği kişiler arasında sadece yeni Müslüman olan Mekkelilerin olmadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda Müellefe-i Kulûb kabul edilenler arasında Mekke'nin fethinden önce Medine'ye gelerek Müslüman olan kişilerin de bulunduğunu söylemek mümkündür. Bunun yanında Kureyş kabilesi dışında farklı kabilelere mensup olanlara da ganimet verildiği ve kalpleri İslam'a ısındırılan bu kişilerin toplumlarında itibar sahibi kişilerden oluştuğu ortaya çıkmaktadır.

Hz. Muhammed DönemiMüellefe-i Kulübİslam tarihi
Nagehan Çakıcı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects