Media relations
71 theses under this subject heading
Medya yakınsaması ve mobil gazetecilik
Geçtiğimiz 20 yıl içerisinde gelişen teknolojik ilerlemeler baskı ve yayın ortamlarını birbiri içerisinde yakınsaması sonucu bütünleşmiştir. Yakınsamanın pek çok çeşidi vardır, ancak ele alınan çalışmada, medya yakınsaması bağlamında farklı medya çeşitlerinin mobil platform üzerinde birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan yeni habercilik organizasyonları konusuyla sınırlandırılmıştır. Mobil platformlar, çoklu ortamların bir sentezini oluşturan ve medyalar arası iş yeteneğini yeniden biçimlendiren bir yapıya sahiptir. Birleşmelerin sentezi sonucunda medyalar arası sınırlar belirsizleşirken bu mecraların özellikle mobil platformlarda bütünleşmesi çapraz ve çoklu ortamlar olarak gerçekleşmiştir. Mobil ortamlar, sesli, görüntülü, video anlatım biçimleri üretebilen ve taşınabilir aygıtlar olarak, haberlerin organize edilmesi ve çalışma yapısını kolayca şekillendirebilecek potansiyele sahip araçlardır. Mobil araçlar ayrıca haber tüketiminin en yoğun olduğu mecralardır. Bunun sonucu olarak da mobil medya ortamlarına, gittikçe entegre olan çeşitli medya habercilik biçimleri, mobil platformlarda habercilik yapmaya başlanmış, bu durum yeni habercilik organizasyonlarını, haber içeriğini ve çalışma yapısını tümden değişime uğratmıştır. Bu çalışmanın konusu medya yakınsaması bağlamında baskı, yayıncılık ve internet haberciliğinin gittikçe mobil alanlarda kendi göstermesiyle oluşan mobil gazetecilik ortamı habercilik organizasyonları ve çalışma yapısı hakkında bir incelemeyi içermektedir. Çalışmanın odağında Türkiye'deki mobil gazeteciliğin organizasyon yapısının yapılandırılması yer almaktadır. Çalışmamın metodolojisi birbirine benzer mobil haber sitelerinin gazetecileriyle yapılan derinlemesine görüşmeyle haber organizasyonlarının bir yorumlamasını içermektedir. Bu çalışmanın sonucu, Türkiye'de mobil gazetecilik ortamı organizasyon ve çalışma yapısının yeni medya ortamına bir bakış getirdiğini göstermeyi amaçlar.
Sosyal medyanın yoğun kullanımının ileri ergenlikte yalnızlık ve depresyona etkisi
Bu çalışma ile sosyal medyanın yoğun kullanımının ileri ergenlikte yalnızlık ve depresyona etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini farklı üniversitelerde okuyan 18-24 yaş arası 280 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin sosyal medya kullanımlarına yönelik araştırmacı tarafından hazırlanmış olan anket, depresyon ve yalnızlık düzeylerini belirlemek için türkçeye uyarlaması Tegin (1980) tarafından yapılan Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve uyarlaması Demir (1989) tarafından yapılan Ucla Yalnızlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sosyal medyayı yoğun kullanan öğrencilerin depresyon ve yalnızlık seviyelerinde anlamlı derecede farklılıklar bulunmuştur.
Dini radyo yayınlarının alımlanması: Akra FM örneği
Ortaya çıktığı günden beri dünyada ve Türkiye'de önemli toplumsal görevler icra eden radyo, günümüzde de önemini koruyan bir kitle iletişim aracıdır. Dünyada radyonun ortaya çıkmasıyla hemen hemen eşzamanlı olan dini radyo geleneği ülkemiz açısından ele alındığında 1993 yılına tekabül eden bir olgudur. O döneme kadar dini yayınların radyodaki serüveni devlet tekelinde olagelmiştir. Özel radyo ve televizyon yayıncılığına geçişle birlikte kendisine elektronik yayıncılıkta özgür bir varlık alanı bulan dini yayınlar, dinleyicilerin dini düşüncelerinde ve dini yaşantılarında değişikliğe yol açmaktadır. Ayrıca belli bir dini cemaatin yayın kuruluşu olmalarına rağmen hedef kitlelerini sadece cemaatleri ile sınırlı tutmayan bu radyoların yayınları sayesinde kapalı cemaat anlayışı değişmiş, dışarıdan insanları da içine alan bir yayıncılık anlayışı ile cemaate katılımlar artmıştır. Medya ve din ilişkisini ulusal bir radyo istasyonu olan Akra Fm örneğinden yola çıkarak ele alan bu çalışma, dini yayınların dinleyici tarafından nasıl alımlandığını ve radyonun, dinleyicilerin hangi ihtiyaçlarını doyuma ulaştırdığını ortaya koyabilmek amacıyla yapılmıştır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının sosyal medyaya yönelik tutumları ile e-öğrenme stillerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Çalışmada fen bilgisi öğretmen adaylarının sosyal medyaya yönelik tutumlarıyla e-öğrenme stilleri arasındaki ilişki ve bunların farklı değişkenlere göre araştırılması amaçlanmıştır. Genel tarama modellerinden ilişkisel taramanın kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunu, Ankara'daki iki kamu üniversitesindeki 401 öğretmen adayı oluşturmuştur. Katılımcıların cinsiyet, sınıf düzeyi, üniversite, kişisel bilgisayar sahibi olup olmama durumu, internete bağlanmak için kullanılan cihaz türü, sosyal ağ üyeliği sayısı, internet kullanım amacı ve sosyal medya kullanım süresi bilgilerinin alınmasında araştırmacının geliştirdiği kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Orijinali dört boyutlu olan Sosyal Medya Tutum Ölçeğiyle sekiz boyutlu E-Öğrenme Stilleri Ölçeği kullanılan diğer araçlardır. Araştırmacının yüz yüze aldığı veriler; betimsel yöntemler, faktör analizi, bağımsız t-testi, tek-yönlü varyans analizi, Tukey testi ve Pearson korelasyon tekniği kullanılarak incelenmiştir. Sonuçta; öğretmen adaylarının sosyal medya tutumlarının alt boyutlara göre değişmekle birlikte hafif pozitif olduğu ve cinsiyet, sosyal ağ üyeliği sayısı, internet kullanım amacı ve sosyal medya kullanım süresine göre anlamlı farklılıklar olduğu bulunmuştur. Katılımcıların e-öğrenme stillerinin de alt boyutlara göre değişmekle birlikte pozitif olduğu ve sınıf düzeyi, cinsiyet, sosyal ağ üyeliği sayısı, internet kullanım amacı ve sosyal medya kullanım süresine göre anlamlı farklılıklar olduğu bulunmuştur. Öğretmen adaylarının sosyal medyaya yönelik tutumları ve boyutlarıyla e-öğrenme stilleri ve boyutları arasında çoğunlukla orta düzeyde ve pozitif yönlü ilişkiler olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca kişisel bilgisayar, cihaz türü, üniversite ve sosyal ağ üyeliği sayısı değişkenlerinin tüm kategorilerinde; cinsiyet, sınıf düzeyi, internet kullanım amacı ve sosyal medya kullanım süresi değişkenlerinin de çoğu kategorisinde katılımcıların sosyal medya tutumlarıyla e-öğrenme stilleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Son olarak bulgular kapsamında çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Medya ve toplumsal bellek: 15 temmuz darbe girişimi üzerine bir inceleme
Bu çalışma, 15 Temmuz darbe girişiminin toplumsal belleği üzerine bir incelemedir. Toplumsal bellek Halbwachs'ın çizdiği kuramsal tartışma çerçevesinde aktarılmıştır. Bu açıdan, toplumsal bellek, içinde bulunulan grubun çerçevesine uygun bir şekilde ve şimdi içinden inşa edilen bir mücadele alanı olarak kavramsallaştırılmıştır. Toplumsal belleğin şimdi içinden inşa edilmesi, ona siyasal bir nitelik katar. Dolayısıyla, toplumsal bellek ulus-kimliğinin inşasında verimli ve etkili bir alandır. Halbwachs'ın belleğin toplumsallık içinde var olduğunu söylemesi toplumsal hatırlatıcılara işaret eder. İletişim teknolojilerinin gelişimi belleğin sınırını insan yeterliliklerinden kopartarak belleği genişletmiş ve aktarımı sağlamıştır. Böylece, medya toplumsal belleğin en önemli toplumsal hatırlatıcısı olmuştur. Öte yandan, medyanın ulus-kurucu anlatılardaki üstünlüğü onu iktidarın toplumsal bellek inşasında kritik bir noktaya yerleştirmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi, AKP iktidarının son yıllarda inşa ettiği toplumsal belleği yakalamak için önemli bir toplumsal olaydır. Öte yandan; 15 Temmuz darbe girişiminde medyanın konumu konuyu medya ve onun toplumla ilişkisi çerçevesinde incelemek için imkan tanımıştır. Kavramsal bölümde aktarılanlar çalışmanın yöntemi için belirleyici olmuştur. Böylece, çalışma nitel bir araştırma olup veriler derinlemesine mülakat yöntemiyle toplanmıştır. Çalışma, 15 Temmuz darbe girişimine ait toplumsal bellek inşasında, iktidarın bellek rejimi belirlemeciliğini ve medyanın buradaki yerini saptanmaya çalışılmıştır.
Çokkültürlülük politikaları ve medya: TRT Kürdi örneğinde farklı dilde yayıncılığın yazılı medyadaki yansımaları
Ana dil özgün kültürün kuşaktan kuşağa aktarılabilmesi için olmazsa olmazlardandır. Bu fonksiyonundan dolayı etnik çeşitlilik ve canlanışın öneminin arttığı yirminci yüzyıl ve devamında ulus-devlet şemsiyesi altında varlıklarını sürdüren farklı etnik ve kültürel gruplar için daha da önemli hale gelmiştir. Dilin bekasının özel ve kamusal alanda iletişim aracı olarak kullanılmasına bağlı olması, ana dillerini korumak isteyen farklı etnik grupların medyada da kendi dillerini kullanma motivasyonunu arttırmıştır. Bu çalışmada, Osmanlı döneminden 2000'li yıllara kadar kendi imkânlarıyla basın yayın faaliyeti yürüten Türkiye Kürtlerinin erken Cumhuriyet döneminden günümüze basın yayın faaliyetleri incelenmiştir. Kürtçe medya serüveninin ulus-devlet, milliyetçilik, bunlarla ilişkili olarak izlenen kültür politikaları ve çokkültürlülük ekseninde TRT Kürdiye bağlanma süreci bu tez çalışmasının konusunu oluşturmaktadır. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde milliyetçilik, dil ve kültüre dair tanım ve tespitlerden hareketle, ulus-devlet anlayışının çok kültürlülük ve çokkültürcü politikaların önünde ne gibi engeller teşkil ettiği, bunun medya alanındaki tezahürü ve alternatif arayışlar ele alınıp tartışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, çokkültürlülük politikası olarak farklı dilde yayıncılığın Türkiye bağlamındaki seyri ve pratikleri Cumhuriyet dönemi egemen siyasaları çerçevesinde tartışılmış ve TRT Kürdiye bağlanan süreç izlenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde TRT Kürdi örneğinde farklı dil ve lehçelerde yayıncılığın yazılı basındaki yansımaları, örneklemi oluşturan gazetelerin ilgili haberlerinin Eleştirel Söylem Analizi yapılarak incelenmiştir. Çalışmada Gazetelerin, devlet eliyle başlatılan farklı dilde yayıncılığa ilişkin okurlara ne söylediğinin deşifresi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler Ulus, kültür, söylem analizi, TRT Kurdi, medya
Media and democracy: The past, present and the future of press freedom in Chile
Press freedom in Chile today is not a relevant issue because it is been thought that there is almost no problem related to freedom of expression. However, this Latin American country has a long history to tell. By means of media freedom, today Chile is an a good situation regarding the rankings of Democracy and Press Freedom in the world. But it is the fact that, is only after years of hard struggles in the last 50 years Chile enforce universal rights such as press freedom and freedom of expression. The experiences during the government of Salvador Allende and later Dictatorship of Augusto Pinochet cemented the path of the media and the journalism practices. Standing on this historical context, this study aims to know the history of the last 50 years of journalism in Chile. For that, were interviewed 15 journalists who worked at different times, that is, some worked in the times of Allende, others during the dictatorship and finally the rest currently are working in different media. Their experiences and points of view will serve to know how the reality of journalism in Chile was it and also what are the current difficulties that communications professionals have to face. In addition, they will take a look at the future to see what will happen to journalists and media in Chile.
Gözetimin yeniden üretildiği bir alan olarak yeni medya ve mahremiyet algısındaki değişim: Kosova örneği
Teknolojinin gelişmesi ve yeni medyanın kendimizi ifade edebilmek için sunduğu imkanlar, mahremiyet kavramını bir değişime ve dönüşüme uğratırken; aynı anda insanların güvenliği adına yeni gözetim araçlarını geliştirdiği görülmektedir. Gözetim ve mahremiyet algıları hayatımızda her zaman var olmuştur ancak iletişim teknolojilerinin ilerlemesi ile sürekli değişim ve gelişme göstermiştir. Kamusal ve özel yaşam ekseninde düşünülünce bu iki alanın birbiriyle sürekli etkileşim ve çatışma içinde olması, özellikle sosyal paylaşım ağlarının bireylerin mahremiyet alanına ihlali değerlendirilirse gözetim ve mahremiyet algısı üzerine daha fazla durmamız gerekmektedir. Bu çalışma, Kosova'da interneti ve sosyal araçları yoğun olarak kullanan gençlerin, gözetimin yeniden üretildiği bir alan olarak yeni medya ve mahremiyet algısındaki değişimini incelemeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda 18 lisans ve lisansüstü Hasan Prishtina Üniversitesi öğrencileri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve bu öğrencilerin görüşleri alınıp değerlendirilmiştir.
Medyalar arası gündem belirleme analizinde büyük veri kullanımı: Türkiye ile ilgili karşılaştırmalı analiz
McCombs ve Shaw'ın 1972 yılında şekillendirdikleri gündem belirleme kuramı genellikle seçimler etrafında birçok kez test edilmiş ve kuramın geçerliliği ortaya koyulmuştur. Medyalar arası gündem belirleme çalışmaları ise daha çok geleneksel medya aracılarının birbirini nasıl etkilediği üzerine şekillenmiştir. Geçmiş yıllarda sosyal medyanın, özellikle de Twitter'ın alternatif bir haber kaynağı olarak görülmesi medyalar arası gündem belirleme araştırmalarına bu mecranında dahil edilmesini sağlamıştır. Medyalar arası gündem belirleme çalışmalarının dar bir coğrafi alan ile sınırlı kalması, sınırlı örneklemler ve veri setleri ile test edilmesi ayrıca bazı tezlerde kuramın doğrulanamamış olması bu tezin motivasyonunu oluşturmuştur. Günümüz büyük veri ekosistemi içinde Twitter'ın gündem belirleme gücü bilgisayar destekli içerik analizi yöntemleri kullanılarak çok uluslu veriler ile tekrardan tespit edilebilir. Bu tez ile literatürde eksikliği tespit edilen çok uluslu medyalar arası gündem belirleme çalışmalarına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Bu sayede medya kurumları ile Twitter arasında gündem belirleme etkisi ve olası etkinin yönü tespit edilmiş olacaktır. Bu bağlamda, 19 Ekim 2018 – 26 Ekim 2018 tarihleri arasında sekiz gün boyunca sabah veriler için 08:00 – 10:00 arası ve akşam verileri için ise 18:00 – 20:00 arası günde iki kez, toplam beş gazetenin (Doğru Haber, Hürriyet, Sabah, Türkiye ve Yeni Şafak Gazeteleri) İngilizce haber yapan web sitelerindeki Türkiye ile ilgili haberler ile Türkiye komşusu altı ülke (Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, İran, Suriye, Yunanistan), Rusya ve kontrol amaçlı Türkiye çıkışlı Türkiye konulu İngilizce tweetler medyalar arası gündem etkisini ölçmek adına örneklem olarak kullanılmıştır. Gazetelerden Knime programı ile 2045 haber içeriği toplanmıştır. Twitter'ın gündem belirleme etkisini ölçmek adına ise sekiz ülkeden RStudio programı yardımı ile 39.000 tweet toplanmıştır. RStudio programı ile temizlenen tweetler ve haberlerin başlıkları kelime frekans analizine tabii tutulmuş, bu sayede kodlar oluşturulmuş, oluşturulan kodlar belli temalar altında gruplanmış ve bir sözlük (kod kitabı) oluşturulmuştur. Oluşturulan bu sözlük ile içerik analizi tüm medya aracılarına hem sabah hem de akşam olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler toplam 78 adet çapraz gecikmeli korelasyon paneli ve Rozelle-Campbell taban hizası eşiği kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen çapraz gecikmeli korelasyon verileri katı yaklaşım kullanılarak değerlendirildiğinde değişkenler arasındaki otokorelasyonlar hiçbir panelde Rozelle-Campbell taban hizasının altında oluşmadığı için medyalar arası gündem belirleme etkisi net olarak tespit edilememiştir. Tüm yapılan analizler sonucunda ne medya kurum gündemlerinin kendi içinde ne ülke tweetlerinden derlenen gündemlerin kendi arasında ne de medya kurum gündemleri ile ülke tweetlerinden elde edilen gündemler arasında herhangi medyalar arası gündem belirleme etkisine ulaşılamamıştır. Değişkenler arasındaki otokorelasyonların yüksek çıkması, baskın haberin varlığı, Twitter API'nin veri kısıtı, tek bir tweetin birden çok paylaşılması ve Twitter'ın alternatif medya olarak varlığını sürdürmesi gibi kısıtlar hipotezlerin doğrulanamamasına neden olmuş olabilir. Ilımlı yaklaşım ile verilerin değerlendirilmesi durumunda ise medyalar arası çift taraflı – karşılıklı medyalar arası gündem belirleme etkisi birçok panelde tespit edilmiş olacaktır. Twitter özelinde yapılan medyalar arası gündem belirleme çalışmalarının kamuoyu tarafından öne çıkarılan Twitter paylaşımları ile kurgulanması, Twitter içindeki "ilgini çekebilecek gündemler (İngilizce: Trend, Trends for you)" ile medya kurum gündemleri arasındaki gündem belirleme etkisinin incelenmesi bundan sonra yapılacak medyalar arası gündem belirleme araştırmalarının konusu olabilir. Buna ek olarak Twitter'ın ana akım medya tarafından ilk çıktığında önemsenmeyen ve egemen söyleme karşı olan tweetleri ve tanık gazetecilerin ise ilgi çekici tweetleri ile yeni araştırmalar kurgulanabilir.
Vladimir Putin'e halk desteğinin başlıca belirleyicileri olarak melez rejim ve medya kontrolü: Uluslararası seçim gözlem misyonları raporlarına dayalı kanıtlar
Bu tez çalışmasında, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin yayınladığı seçim raporlarının analizi, Rusça kanun metinleri ve Rusça seçim anketlerinin analizi yapılarak "melez rejim" açıklamasını teyit eden bir sonuca ulaşılmıştır. Rusya'daki rejim otoriter değil melez olarak tanınmalıdır. Melez rejim çerçevesinde Putin'e bu desteği sağlayan ana faktör ise, kamuoyunun medya kanalları aracılığıyla manipüle edilmesidir.
Fans by proxy: Cross-cultural media fandom in Turkey
A "fan" can be anyone, from a regular viewer of a TV show, to a fan fiction writer, a collector, or an obsessive consumer. "Fandom", therefore, is a community of these myriad of fans with their myriad of ways to interact with the text and each other. This study investigates the cross-cultural media fandom in Turkey and how -within a global context- Turkish media fans interact with the global media products in a different cultural, social and linguistic spheres. To investigate this community, this study relies on semi-structured interviews conducted with cross-cultural media fans in Turkey, who are urban middle-class young adults. The findings of the interviews are analyzed in five main topics: the fans share a specific kind of aesthetic attachment to the object of their fandom, they practice code-switching, they form a community by a sense of belonging and digital socialization processes, they show resistance toward the mass consumerism and Turkish popular culture, and they reject fandoms in their vernacular culture. All these practices render this group of people a community of practice, and these practices and dispositions are investigated within the light of the findings of the interviews.
Motivations behind social media use by older adults
The present research aims to define and categorize the motivations shaping the social media involvement of the older adults, and to understand the impact of social media use on this specific demographic segment. The thesis aims not only to offer fresh insights regarding older adults' approach towards using social technologies, but also explore the impact of social technology use within a conceptual framework. In this thesis, having identified five motivations Information Seeking, Entertainment, Social Interaction, Social Influence, and Social Surveillance, I investigate a new construct called Reduced Perceived Obsolescence, and analyze the relationship between social media involvement and perceived obsolescence levels of older adults with data collected with the designed survey instrument. The conceptual model serves as a basis to further explore motivational, emotional, and behavioral correlates of social media use of the older adults.
Örgütlerde sosyal medya kullanımı: Sosyal medya algıları, amaçları ve kullanım alışkanlıkları
Bu çalışma örgütlerin sosyal medya algılarının, kullanım amaçlarının ve kullanım alışkanlıklarının belirlenmesine yöneliktir. Bu kapsamda Eskişehir'de faaliyet gösteren 138 işletmeden elektronik anket yoluyla elde edilen veriler araştırma amaçları doğrultusunda değerlendirilmiştir.
Türkiye'deki televizyon kanallarında yayınlanan "Evlilik Programlarında" egemen evlilik değerlerinin yeniden üretimi
Bu çalışma ticari televizyon kanallarında yayınlanan evlendirme programlarında, hâkim evlilik değerlerinin yeniden, nasıl üretilip dönüştürüldüğünü sorunsal olarak belirlemiştir. Kültürel çalışmalar sorunsalıyla üretilen bu çalışma, medya metinlerindeki ideolojik yeniden üretimi metin analizi yöntemiyle analiz etmiştir. Medyanın sahiplik yapısının medya içeriklerini magazinleştirmesi neticesinde üretilen evlilik programları, çalışmada eleştirel ekonomi politik yaklaşıma da vurgu yapılmasını gerekli kılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde medyanın kapitalist üretim tarzı içerisinde nasıl yapılandığı sorgulanmış, bu çerçevede küreselleşme, deregülasyon ve neoliberal politikaların medya alanındaki uygulamaları, Türkiye medyasında tekelleşme, standartlaşma ve tektipleşme konuları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ilk insan topluluklarından günümüze kadar gelen süreçte aile ve evliliğe ilişkin literatür incelenmiştir. Ardından Osmanlı/Türk toplumunda geleneksel ve modern aile yapıları tarihsel bağlamda ele alınarak eş seçimini etkileyen faktörler ortaya konulmuştur. Çalışmanın son bölümünde ise medyada artan magazinleşme eğilimleri ve kadın kuşağı programları tartışılmıştır. Çalışmanın analiz kısmında, Türkiye'deki televizyon kanallarında yayınlanan evlilik programlarından en çok izlenen ve popüler olan iki tanesi seçilmiştir. Bu bölümde 2015 yılında Fox Tv kanalında yayınlanan "Esra Erol'la" isimli ve Show Tv kanalında yayınlanan "Evleneceksen Gel" isimli evlilik programlarından amaçlı örneklem olarak seçilen, her iki kanaldan eşit sayıda olmak üzere toplam 12 program analiz edilerek, hâkim evlilik değerlerinin ideolojik olarak nasıl üretildiği metin analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Bu çerçevede Türkiye'de egemen olan modern ile gelenekselin iç içe geçtiği karmaşık kültürel değerlerin evlilik programlarında yeniden üretildiği sonucuna varılmıştır.
The function of us media in producing public opinion through Chomsky (With examples of II. gulf war)
In this thesis we grasp the main idea of the strength of the media in the daily world. By using the power of media and with the help of disinformation and misinformation the George W. Bush administration tried to persuade the American people and the whole world for the invasion of Iraq in the name of democracy for Iraqi people. Moreover, he used 9/11 events with terrorism and the war would be an answer to the terrorist attacts. However, we all know that the truth behind the war was oil. The world?s second biggest oil reserves had been owned by Iraq and the world?s most powerful country wanted to take the control of it. Millions of people have been died under the big lie of ?democracy? for oil.
Eleştirel kuram bağlamında Türkiye'de medya-siyaset ilişkileri
80?li yıllarla beraber Türk toplumu sivilleşme, demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü bağlamında önemli bir dönüşüme şahitlik etmiştir. Bu dönüşümün bir sonucu olarak ülkemizde sivil toplum ve kamuoyu oluşumu özel bir önem kazanmaya başlamıştır. Sivil toplumun ve kamuoyunun şekillenmesinde en önemli pay şüphesiz medyanındır. Gene bu yıllarla beraber özel televizyonların kurulması, özel radyo istasyonlarının tesisi ve özellikle son yıllarda farklı etnik dillerde yayın özgürlüğünün sağlanması medyanın siyaseti şekillendirmesinde etkili olmuştur. Öte yandan 28 Şubat süreci gibi anormal dönemlerde medya patronlarının aynı zamanda işadamı haline gelmesi, ihaleler peşinde koşması ve daha da ileri giderek medya kartelleri oluşturması siyasetin artık dördüncü kuvveti olarak betimlenen medyanın ne denli etkin ve etkili bir araç olduğunu ülke gündemimize yansıtmıştır.Tüm bu veriler ve olgular ışığında çalışmamız Türkiye?de medya ve siyaseti son dönem analizine odaklanmış iktidar medya ilişkilerinin oluşturduğu sosyo-politik konjonktür, özgün örnekleri ve bire bir gazete küpürleri bağlamında çözümlenmiştir. Ne var ki, kolayca görüleceği üzere medya-siyaset arasında kurulan bu bağ pek çok eleştiriyi de beraberinde getirmektedir. İşte bu eleştirel analizi güçlü bir referans çerçevesi ekseninde irdeleyebilmek için Avrupa?da son dönem siyaset-medya ilişkilerini en sağlam temellere oturtarak değerlendirme kapasitesine sahip olan eleştirel kuramdan faydalanılmıştır. Sonuç olarak tezimiz son dönem medya-iktidar ilişkilerinin doğurduğu problemlere dikkat çekerek çözüm önerileri sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Kuram, Siyaset, Medya, Arap Baharı, Muhafazakâr Kimlik
Türk halk dindarlığının medyada dini sorular üzerinden değerlendirilmesi
Araştırmanın konusu, medyaya yöneltilen dini sorular üzerinden Türk halk dindarlığının ele alınmasıdır. Araştırmada Türkiye ve yurtdışında yaşayan Müslümanların Diyanet Televizyonunda yayınlanan Diyanete Soralım programına yönelttikleri sorulardan yola çıkarak katılımcıların din anlayışlarını, dine dair zihinlerindeki problem alanlarını ve dindarlık tutumlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada, programa iletilen sorular 1) İbadet 2) Ekonomik Alan 3) Aile 4) Toplumsal Yaşam 5) İlim, 6) Akait (İnanç), 7) Halk İnançları, 8) Sağlık, 9) Ahlak boyutlarıyla incelenerek katılımcıların yaşantılarında dinin yeri ve dinle kurdukları ilişki doğrultusunda Türk halk dindarlığının ortaya konulmaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntemleriyle yürütülmüş ve nitel içerik çözümlemesi yapılmıştır. Araştırma, Diyanete Soralım programının 2017 - 2018 yılı iki yayın döneminden seçilen elli programlık örneklemi kapsamaktadır. Sonuçta sorular üzerinden dinin toplumsal alanda nasıl yaşandığı, katılımcıların dindarlık profilleri, tutumları ve Türk halk dindarlığı ele alınmıştır.
Ebeveynler arası çatışma, akran ve medya etkileri ile ergenlerdeki şiddet davranışı arasındaki ilişkiler: Şiddete yönelik tutumların aracı rolü
Bu araştırma, sosyal bilişsel kuramlar çerçevesinde, ebeveynler arası çatışma, akran ve medya etkileri ile ergenlerdeki şiddet davranışı arasındaki doğrudan ilişkileri ve şiddete yönelik tutumların aracı rolünü incelemektedir. Araştırmanın örneklemini Adana'da 1 özel 11 devlet ilköğretim okulunun 7. ve 8. sınıfında öğrenim gören 964'ü kız 1156'sı erkek olmak üzere toplam 2120 öğrenci oluşturmuştur. Katılımcıların yaş ranjı 12 ile 17 arasında olup, yaş ortalaması 13.67'dir. Araştırmada öğrencilere, ?Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği? ?Saldırganlık Ölçeği?, ?Algılanan Çok Boyutlu Şiddet Kaynakları Ölçeği? ve ?Çocukların Algıladıkları Ebeveynler Arası Çatışma Ölçeği? uygulanmıştır. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, ebeveynler arası çatışma dışındaki değişkenlerin modele anlamlı katkısının olduğunu göstermektedir. Medya ve akran etkileri ile fiziksel şiddet arasındaki ilişkilerde şiddete yönelik tutumların kısmi aracılık rolü, medya ve akran etkileri ile sözel şiddet arasındaki ilişkilerde ise, şiddete yönelik tutumların tümüyle aracılık rolüne sahip olduğu saptanmıştır. Araştırmada, kız ve erkeklerde görülen şiddet türlerinin farklılık göstermesi nedeniyle, model cinsiyete göre de ayrı ayrı sınanmıştır. Her iki grup için yapısal eşitlik modelinde ebeveynler arası çatışmanın modele katkısının olmadığı görülüp modelden çıkartılmıştır. Her iki grupta da medya ve akran etkileri ile sözel şiddet arasında şiddete yönelik tutumların tümüyle aracılık rolüne sahip olduğu görülmektedir. Modellerdeki temel farklılık ise, erkek grubu için medya ve akran etkileri ile fiziksel şiddet arasında şiddete yönelik tutumların kısmi aracılık rolü olmasına karşın, kız grubunda şiddete yönelik tutumların aracılık rolüne rastlanamamıştır. Araştırma bulguları, sosyal bilişsel şiddet modeli kapsamında tartışılmıştır.
Medya, dış politika ve kamuoyu ilişkisi üzerine bir vaka çalışması: Türkiye-İsrail örneği
Sosyal hayat için önemli bir konumda bulunan medyanın birey, toplum, kültür ve nihayetinde politik alan ile olan ilişkisinin yadsınamayacağı söylenebilir. Uluslararası ilişkiler disiplininde ise ''medya'' kavramının tartışılması, küreselleşmenin ve teknolojinin etkileri ile yoğunlaşmıştır. Uluslararası ilişkilerde devletlerin dışpolitikalarını açıklamaya yönelik yapılan tartışmalarda geleneksel yaklaşımların ötesine geçilmiş, dış politika ile ilişkilendirilebilecek her türlü kavram ve olgu (kimlik, çevre vb.) uluslararası ilişkilerin çalışma konusu haline dönüşmüştür. Bu çerçevede medya kavramı dış politika alanında bir araştırma konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'nin İsrail'e yönelik dış politikasında medyanın rolü sorgulanırken teorik olarak karar alma yaklaşımlarından yararlanılmış ve medyanın ''birey'' üzerindeki etkisinden yola çıkılarak dış politik karar alıcıların medya ile olan ilişkileri incelenmiştir. Birinci bölümde öncelikle araştırmanın önemi, amacı ve kapsamı ve yöntemine yer verilirken ikinci bölümde; medyanın sosyal hayat, politika, dış politika ve kamuoyu ile olan ilişkisi i ve bu konuda yer alan diğer çalışmalar incelenecektir. Üçüncü bölümde medya-dış politika ilişkisini açıklamaya çalışan teoriler ele alınırken, dördüncü bölümde ise; karar alma yaklaşımları kapsamında medya-dış politika ilişkisi açıklanmaya çalışılacaktır. Beşinci bölümde Türkiye-İsrail ilişkileri değerlendirilecek, altıncı bölümde ise analiz ve sonuç kısmı yer alacaktır. Bu anlamda; medyanın dışpolitika karar alıcıları ile dolaylı da olsa bir etkileşim içinde olduğu, dış politik kararların bu etkileşimin bir parçasını oluşturduğu çalışmanın temel savınıoluşturmaktadır.
Türkiye'deki mevduat ve katılım bankalarının sosyal medya kullanımına ilişkin bir değerlendirme: Facebook Değerlendirme Endeksi
Sosyal medya sitelerinin popülaritesi ve internet kullanıcılarına sunduğu hizmet çeşitliliği her geçen gün artmaktadır. Bu artışın bir sonucu olarak, sosyal medya hem müşteriler hem de firmalar için önemli bir konu haline gelmiştir. Tüketicilerin sosyal medya paylaşımları, satın alma karar sürecini etkilemektedir. Firmalar; müşteri potansiyelinden faydalanabilmek, satın alma karar sürecini kendi lehlerine sonuçlandırabilmek ve satış sonrası müşteri memnuniyetini maksimize edebilmek amaçlarıyla sosyal medyada yer almaya başlamışlardır. Bu bağlamda sosyal medya kullanımı bankacılık sektörü için de büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada Türkiye'deki mevduat ve katılım bankalarının sosyal medya kullanımı incelenmiştir. Bankalar tarafından en çok 6 farklı sosyal medya sitesi kullanıldığı; en çok Facebook ve Twitter sitelerinin tercih edildiği tespit edilmiştir. Banka Facebook sayfalarının popülerlik, etkileşim ve içerik değerlendirmesine yer verilmiştir. Çalışma ile oluşturulan Facebook Değerlendirme Endeksi neticesinde Türkiye'deki mevduat ve katılım bankalarının 2015 yılı endeks değeri 39,61 olarak hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Bankacılılık Sektörü, Sosyal Medya, Sosyal Medya Pazarlaması, Sosyal Medya Bankacılığı, Facebook Değerlendirme Endeksi
Yeme içme kültürünün sosyal medya aracılığıyla yeniden üretimi üzerine bir araştırma: Gaziantep ili örneği
Sosyal medya en genel anlamıyla yeni nesil web teknolojilerinin getirdiği kullanıcı kolaylığı ve iletişim hızıyla yakalanan eş zamanlı bilgi paylaşımının takip edildiği dijital platformdur. Birçok insanın mobil ve çevrimiçi olduğu dijital çağda paylaşım ve iletişim sınırı olmadan özgür ve özgün tartışma zemini yaratan sosyal medya, kişi ve birey iletişiminin yanında yiyecek içecek alanının yayılmasında ve yeme içme kültürünün yeniden şekillenmesi açısından da son derece önemlidir. Bu çalışmada sosyal medya ünlülerinin yeme içme kültürünün yeniden şekillenmesindeki etkisi ve günlük hayat pratiklerinin dönüşümü üzerine bir analiz amaçlanmıştır. Sosyal medya yemek ünlüleri, sadece yemek kültürünün yayılmasını sağlamıyor, aynı zamanda gastronominin mutfak sanatları olarak ifade edilen kısmının da gelişmesini sağlıyor. Bu çalışmada yaptığım araştırmanın da sonuçlarına dayanarak, sosyal medyanın yeme içme kültürünün yeniden üretilmesindeki katkısını ele alacağız. Araştırma alanı olarak Gaziantep ili seçilmiş ve burada ikamet eden 400 kadınla görüşülmüştür. Çıkan sonuçlar SPSS 23.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anket verilerinden faydalanılıp bazı demografik değişkenlere ait bilgiler toplanarak kişiye ait demografik özelliklerle sosyal medya kullanımına ilişkin veriler arasında ilişki gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, Sosyal medya araçları, Yeme içme kültürü, Gaziantep.
Türkiye'nin kamu diplomasisi ve yumuşak güç uygulamalarında medya aktörü: TRT Avaz örneği
Kamu Diplomasisi, devletlerin Uluslararası İlişkiler alanında düşünce, fikir, hedef ve politikalarını, insan birikimiyle bir başka coğrafyada anlatma gayreti olarak tanımlanmaktadır. Devletler uluslararası arenada; hedeflerini, politikalarını, vermek istedikleri mesajlarını yabancı toplumlara ulaştırarak olumlu imaj sağlamaya çalışmaktadır. Bu amaçların hedef kitle üzerinde başarıyla gerçekleştirilebilmesi için Kamu Diplomasisine ihtiyaç duyulmaktadır. Kamu Diplomasisinde özellikle iletişim ve medya araçlarının aktif olarak kullanılmasıyla, mesajlar hedef kitleye hızlı ve kalıcı bir şekilde ulaştırılarak, dış politika ve uluslararası ilişkilerde başarı amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de Kamu Diplomasisini uygulayan aktörler, resmi ve sivil toplum kuruluşları, bu alanda yapılan çeşitli çalışmalar, medya araçlarının kullanımı ve hedef kitleye ulaşma faaliyetleri incelenmiştir. Türkiye'nin; Orta Asya, Kafkaslar ve Balkan coğrafyası ile tarih, din, dil, ekonomi, kültür başta olmak üzere birçok ortak değeri bulunmaktadır. Bu çalışmada, Kamu Diplomasisi ve medya ilişkisinin yanı sıra; 2009 yılında kurularak, TRT bünyesinde yayın hayatına başlayan TRT AVAZ kanalı incelenmiştir. Kanalın yayın anlayışı, hedefleri, Türkiye'nin olumlu imaj ve tanıtımına katkısı, uluslararası bazı kanallar ile benzerlikleri ele alınmıştır. TRT AVAZ'ın televizyon frekansı dışında hedef kitlesine nasıl ulaştığı, resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları, yayınladığı programlar ile örnek yayın akışı değerlendirilmiştir. TRT AVAZ; Türk kültürün, sanatının, aile ve toplum değerlerinin pekiştirilmesi, ileriye taşınması ve devam ettirilmesi ile ilgili önemli yayınlar yapmaktadır. TRT AVAZ, Türkiye ile Türkçe konuşan devletler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik özel programlar hazırlamaktadır. Kamu Diplomasisi açısından TRT AVAZ'ın etkisi incelenirken, araştırmada birincil ve ikincil kaynaklardan istifade edilmiş, gözlem yöntemlerinden faydalanılmıştır. Türkiye'nin uyguladığı Kamu Diplomasisi faaliyetleri, medya özelinde TRT AVAZ'ın uluslararası yayıncılık, imaj, tanıtım ile bilgilendirme konularındaki faydası ve katkıları açıklanmaya çalışılmıştır.
Dijital medya çerçevesinde Podcast yayıncılığı ve yapımcılığı üzerine etnografik alan araştırması: Podcast ağı Podfresh örneği
Bu tezde podcast yayıncılığının tarihsel gelişimi, Türkiye'deki podcast yayıncılığı ve yapımcılığının ekosistemi, medya ve reklam ilişkileri podcast ajansı örneği ile incelenmiştir. Çalışmada podcast ajansının ağ yapılanması, medya ilişkileri, örgütlenme şekli, eğitim çalışmaları, yayıncı ilişkileri ve ağ ekosistemi ele alınmıştır. Podcast medya ve reklam ajansının Türkiye'deki podcast mecrasına etkisi, çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Tezin amacı; Türkiye'de gelişen podcast ağ yapısını ve ekonomisini tanımlamak, reklam ve medya ajansının podcast üretim- medya ve reklam bağlantılarını ortaya koyabilmektir. Bu noktalardan hareketle Türkiye'deki ilk podcast medya ve reklam ajansı Podfresh'in detaylı olarak bir analizi yapılmıştır. Bu bağlamda ajansın çalışma dinamikleri, grup ilişkileri, medya iş birlikleri, podcast üretim ilişkileri, eğitim ve reklam faaliyetlerine dair ajans kurucuları ve çalışanlarıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Podfresh reklam ve medya ajansında gerçekleştirilen gözlem ve temin edilen alan notları ışığında veriler elde edilmiştir. Çalışmanın sonucuna göre podcast ekosisteminin gelişmesinde podcast medya ajansları etkili rol oynamaktadır.
Siyasal pazarlamada sosyal medyanın rolü: 31 mart 2019 Ankara yerel seçimleri üzerine bir araştırma
Gelinen zaman diliminde iletişim araçları ve işlevlerinin gelişmesi ile farklı toplumsal kesitleri bir araya getiren yeni bilgi iletişim teknolojilerine yönelimler artmış olup, bu gelişmeler sosyalleşmede boyut ve kapsam değişikliğine yol açmıştır. Bu kapsam değişikliğinin getirdiği bir aygıt olarak sosyal medya, iletişim dünyasında toplum-devlet-birey-sivil toplum–doğa vd. ekseninde sosyal ilişkilere yön veren ya da etki eden bir olgu olarak karşımızdadır. Bu yönüyle, sosyal medya araçları da günlük yaşamın tüm gerçekliklerine yönelik belirleyici ve yönlendirici bir unsur olarak geniş çapta bir etki alanına sahiptir ve tüm sosyal yaşamı çepeçevre kuşatmıştır. Bu araştırmada, sosyal medya kavramı ile siyasal pazarlama alanında ilişki incelenmiş olup, tezin konusu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde Mansur Yavaş ve Mehmet Özhaseki'nin sosyal medya kullanımının adayların siyasal pazarlama faaliyetlerine etkisi üzerine içerik analizidir. Araştırmada siyasal pazarlama ve sosyal medyaya ilişkin kavramsal çerçeve çizildikten sonra 2019 Ankara Belediye Başkanlığı seçim sürecinde Millet İttifakı adayı Mansur Yavaş ve Cumhur İttifakı adayı Mehmet Özhaseki'nin olan 3-30 Mart 2019 tarihleri arasında resmi Twitter hesapları üzerinden yürüttükleri söylemlerinin içerik analizi yürütülmüştür. Bu yönüyle, tez, ana problem olarak, Türkiye'nin başkenti ve bir metropol kent olan Ankara ilindeki Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yarattığı sosyal ve siyasal etkiler çerçevesinde, adayların sosyal medya (Twitter) kullanımının, siyasal pazarlama faaliyetlerine etkisi oldu mu?" sorusuna cevap aramaktadır. Yakın dünya tarihi göz önüne alındığında kitle hareketine yol açma kabiliyeti ve siyasal pazarlamada etkin şekilde kullanılan sosyal medya araçlarından biri olması dolayısıyla adayların sadece Twitter söylemleri dikkate alınmıştır, tekrara düşüldüğü için adayların Facebook, Instagram, Youtube … gibi sosyal medya hesapları araştırmaya dahil edilmemiştir. Bulgular üzerinde nitel bir analiz türü olan içerik analizi yapılmıştır. Adayların bu tarihler arasındaki tweetleri (metin ve görsel öğeler dahil) Maxqda 2020 programı üzerinden incelenmiş, 20 ketagoride kodlama yapılmıştır. Sonuç olarak her iki adayın da sosyal medyanın imkanlarını kısıtlı olarak değerlendirdiği tek yönlü iletişim imkanlarını (içerik üretme) iyi değerlendirmekle beraber karşılıklı etkileşim bazlı mention, reply, alıntılama … gibi seçeneklere çok az başvurdukları tespit edilmiştir. Bununla beraber seçim başarısı elde eden adayın seçimde başarısız olan adaya göre sosyal medyayı daha az aktif kullandığı tespit edilmiş ve çalışma sonucunda sosyal medyanın seçim seyrine etkilerinin olduğu ancak tek başına sosyal medya kullanımının seçim başarısını elde etmede yetersiz olduğu ortaya konmuştur.