Membership
71 theses under this subject heading
Tekirdağ ilinde bulunan oda ve borsaların üyelerine sağladığı katkıların analizi
Türkiye ekonomisinin hedefine ulaşabilmesi açısından ve iş dünyasında taleplerin ve ihtiyaçların daha kolay karşılanabilmesi için odalar ve borsalar çok önemlidir. Odalar ve borsalar bulundukları bölgelerin kalkınabilmesi için en etkili kuruluşlardır. Üyeleriyle yakın temas kurarak, sektör sorunlarına ve üyelerin taleplerine çözümler aramaktadır. Bu çalışmada Trakya Bölgesinde faaliyet gösteren Ticaret Odalarının ve Borsalarının çalışmaları incelenmiştir. Tekirdağ ilindeki Ticaret Oda ve Borsalarının üyelerine sağladığı katkıların neler olduğu araştırılmıştır. Çalışma 3 bölümden oluşmakta olup; Birinci bölüm, Ticaret Oda ve Borsalarının genel tanımı, ortaya çıkışı, geçmişi, görevleri, temel nitelikleri, faydaları, işleyişi gibi alt başlıklardan oluşmaktadır. İkinci bölümde Tekirdağ ili konumu, sosyo-ekonomik durumu, tarım ve sanayi yapısı incelenmiştir. Son bölümde ise Tekirdağ ilindeki Ticaret Odası ve Borsasının tarihçesi, görevleri, üyelerine sağladığı katkıların analizi, avantajları, dezavantajları incelenmektedir.
Avrupa Birliği üyelik koşullarına uyum: Türkiye örneği
Avrupa Birliği'ne üyelik süreci, Türkiye'deki siyasi, akademik ve basın gündeminin en başat konularından biri olagelmiştir. Türkiye'nin adaylığı ile ilgili yapılan tartışmalar, anlaşılması güç ve karmaşık olan sürecin bilinmesi gerekmektedir. Bu aşamada bu araştırma Avrupa Birliği üyelik koşullarında uyumda ülkelerin yapması gerekenleri ortaya koymak amacıyla Türkiye örneği ifade edilerek hazırlanmıştır. Araştırmada literatür taraması kullanılarak bilgiler elde edilmiştir. Öncelikle Avrupa Birliği kuruluş süreci ve yapısı ifade edilmiştir. Çalışmanın devamında Türkiye tarafından Avrupa Birliği'ne üyelik için tarihsel kronolojide yapılanlar ifade edilmiştir. Son olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için eleştirilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği ile Uyum, Avrupa Birliği Üyelik Koşulları
Avrupa Birliği sürecindeki reformlar ışığında Türkiye'de yerel yönetimler
Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği serüveni yarım asrı aşkın bir zaman önce başlamıştır. Bu serüvende Avrupa Birliği ile ilişkiler kimi zaman askeri müdahalelerden dolayı, kimi zamanda ekonomik ve siyasi istikrarsızlıktan dolayı sekteye uğramış olsa da, hiçbir zaman tamamen bir yol ayrımı yaşanmamıştır. İktidara gelen her hükümet birliğe üyelik yolunda çaba göstermiş ve birliğe tam üyelik amacıyla reform çalışmalarına katkıda bulunmuştur. 2000'li yıllardan sonra hız kazanan yolculukta, Birliğin Türkiye'den istediği şartlar uyum paketleriyle bir bir yasalaşmaya başlamıştır. Toplumda da etkisi hissedilmeye başlanan reformlar, yerel yönetimleri de kapsayacak hale getirilmiştir. Çünkü uzun yıllar köklü değişimlere uğramayan yerel yönetimler, Avrupa Birliği'nin standartlarını karşılayamayacak duruma gelmiştir. Özellikle aşırı merkeziyetçilik, yerel yönetimlerin hantallaşmasına, bürokratik işlemlerin artmasına, yerel ihtiyaçların iyi tespit edilememesine, şeffaflık ve demokratiklik gibi unsurların gelişememesine neden olmuştur. Avrupa Birliği ise, ortaya koyduğu antlaşmalar ve kabul ettiği ilkelerle, yerel yönetimlerde çok daha çağdaş ve çok daha demokratik kurallar benimsemiştir. Avrupa Birliği'ne girmek için yoğun reformlar yapan Türkiye de, en önemli sınavlarından birisini yerel yönetimler alanında vermektedir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Avrupa Birliği, Türkiye, Yerelleşme
Hindistan'ın Şanghay İşbirliği Örgütüne katılma nedenleri ve bu nedenlerin küresel faktörler bazında incelenmesi
Hem Asya kıtasında hem de günümüz uluslararası toplumda adından ve faaliyetlerinden söz ettiren Şanghay İşbirliği Örgütü, 2001 yılında Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan ve Özbekistan tarafından kurulmuştur. Şanghay İşbirliği Örgütü, Haziran 2017 yılında gerçekleştirdiği zirvede Hindistan ve Pakistan'ın tam üyeliklerini kabul ederek üye sayısını sekize çıkarmıştır. Örgüt, tam üyelerine ek olarak gözlemci üyeleri ve diyalog partnerleri ile dünya siyasetinde önemli bir yere sahiptir. Başlangıçta sınır sorunlarına çözüm arayan örgüt zamanla yelpazesini genişletmiştir. Bölgesel sorunlara çözüm bulmak için attığı adımlarda özellikle güvenlik tehdidi olarak gördüğü terörizm, aşırıcılık ve ayrılıkçılık ile mücadelenin altını çizmiştir. Güvenlik boyutunun yanı sıra ekonomik, ticari, kültürel, eğitim ve teknoloji gibi alanlarında da işbirliğine önem veren örgüt, üye ülkelerinin çıkar ve beklentileri doğrultusunda birçok faaliyette bulunmuştur. Hindistan'ı bu üyeliğe iten nedenler incelendiğinde politik, güvenlik ve ekonomik faktörlerin etkili olduğu görülmektedir. Politik nedenlerin başında Hindistan, iki önemli rakibi olan Çin ve Pakistan ile aynı platformda buluşabilecektir. Güvenlik nedeninin altında yatan ise Keşmir Meselesi, Afganistan'daki istikrarsızlığın yayılması ve uyuşturucu kaçakçılığının bölgede yayılmasıdır. Son olarak ekonomik nedenler ise üye ülkeler ile ekonomik işbirliğini geliştirmek ve enerji ihtiyacını karşılamaktır.
AB'ye giriş süreçinde Türk tarımı
Tarım sektörü gıda güvenliği, beslenme, kendine yeterlik, gelir dağılımında adaletin sağlanması vb. gerekçelerle dünyanın hemen her yerinde en çok korunan ve desteğe konu olan bir sektördür. Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında 3 Ekim 2005 tarihinde başlamış olan tam üyelik müzakerelerinde ülkemiz 35 farklı dosyada AB normlarına uyum sağlaması gerekmektedir. Şüphesiz AB ile yapılacak tam üyelik müzakerelerinde ülkemizi en fazla uğraştıracak konulardan birisi, AB Ortak Tarım Politikasına (OTP) uyum açısından önemli sorunları olduğu gözlenen tarım sektörüdür. AB'ye üyelik sürecinde tarım sektörü açısından uyumun sağlanması Türkiye için bazı kriterlerin yerine getirilmesi ile mümkün hale gelecektir. Bu kriterler ise, tarım sektörünün yapısı, politikaları ve mevzuata uyumu olarak sıralanabilir.Bu çalışmanın birinci bölümünde önce tarım sektörünün teorik analizi yapılmış, ardından Türkiye'de tarım sektörünün tarihsel gelişimi, tarım sektörünün mevcut durumu ve tarımın ekonomideki yeri incelenmiştir. Bölümün sonunda Türkiye ile seçilmiş diğer ülkelere ait veriler karşılaştırılarak Türkiye'nin başta tarımsal istihdam, verimlilik vb. konularda ne durumda olduğu tartışılmıştır.İkinci bölümde ise AB'ye giriş sürecinde Türk tarımının sorunları ve çözüm önerileri ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. Ardından AB müzakere sürecinde tarımla ilgili olarak yapılması gereken hazırlıklar ve izlenmesi gereken stratejiye ilişkin öneriler sunulmuştur.Üçüncü bölümde ise Doğrudan Gelir Desteğinin amaçları belirtilmiş ve olumlu - olumsuz yönleri ele alınmıştır. Ardından Doğrudan Gelir Desteğinin Avrupa Birliğinde ve Amerika Birleşik Devletindeki uygulamaları ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Tarım, Türkiye Tarım Sektörü, Avrupa Birliği, Türk tarımının sorunları ve çözüm önerileri, Doğrudan Gelir Desteği.
Türkiye'de gençlerin siyasete katılımı: Parti gençlik kolları örneğinde bir inceleme
Temsili demokrasilerde, siyasal partilerin örgütsel yapılarındaki en önemli unsurlardan biri üyelerdir. Siyasi sistem ve partilere göre üyeliğin niteliği farklılaşsa da üyeler, partilerin hazır kıtalarıdır. Partilerin altın çağını yaşadıkları dönemde, üyelerin siyasi mesaileri sayesinde partilerle toplum arasındaki organik ilişkiler hep güçlü olmuştur. Fakat, çeyrek asırdan beri özellikle Batı Avrupa demokrasilerinde siyasi partilerin bir gerileme sürecine girdiğine tanıklık etmekteyiz. Bu veri durumun başlıca kanıtlarından biri, partilere üye olmanın cazibesini süratle yitirmesidir. Türkiye'de de 1990'ların ikinci yarısından itibaren parti üyeliği eski anlam ve önemini yitirmeye başlamıştır. Parti üyeliği mefhumunda genç üyelerin durumu ve en çok oyu alan iki partinin İzmir'deki gençlik örgütlerinde gençlerin parti üyeliği aktivizmlerinin hangi örüntülerde kristalleşmekte olduğu soruları bu çalışmanın temel sorunsalıdır. İzmir'de gençlik ve siyaset ilişkisi, gençliğin politikaya katılım boyutları, partilerin genç üyelerinin politik aktivizmleri, partilerde gençlik organizasyonlarının hukuki durumu ele alınmış ve ilgili sorunsalların Almanya örneği ile karşılaştırması üzerinden mesele uluslararası bir düzleme oturtulmuştur. Siyasal katılım ve parti üyeliği aktivizmi çatısında gençliğin siyasete parti üyeliği aracılığı ile katılımı boyutuyla meselenin teorik altyapısı oluşturulmuş ve ikinci bölümde partilerin gençlik teşkilatları hukuki ve kurumsal altyapıları ile birlikte ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Almanya örneğinde Alman Meclisinde temsil edilen siyasi partilerin gençlik örgütleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde anket sonuçları her iki partinin de üyelerini kapsayacak biçimde yansıtıldıktan sonra partiler özelinde ayrı ayrı analiz edilip değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise, İzmir'de iki parti gençliğinin siyasal katılımının söylem ve eylem boyutunda literatürde belirlenmiş ve ortaya konulmuş sorun boyutları ve motivasyonlarına ilişkin uyum ve uyumsuzlukları saptanmış ve saptanan uyumsuzlukların gelecekte alabileceği hallere dair fikirler öne sürülmüştür. Anahtar Kelimeler: siyasi parti, gençlik kolları, parti üyeliği, CHP, AK Parti, siyasal katılım, Almanya Siyasi Partileri, JUSOS, Junge Union, Linksjugend Solid, Grüne Jugend, İzmir.
Çevrimiçi marka topluluğuna üye olmalarına yönelik motivasyon faktörlerinin tüketici katılımı aracılığı ile marka sadakati üzerine etkisi
Günümüzde, küresel pazardaki rekabet, işletmeleri yenilikçi yaklaşımlar bulmaya itmektedir. Özellikle internet ortamındaki olanaklar rekabet edebilmek için yeni kaynaklar yaratmaktadır. Bunlardan en kayda değeri ise marka toplulukları ve Web 2.0 teknolojilerinin bileşiminden doğan çevrimiçi marka topluluklarıdır. Bu kapsamda, çalışmanın amacı; çevrimiçi marka topluluğuna katılma motivasyon faktörlerinin, tüketici katılım aracılığıyla marka sadakati üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'nin en popüler X online alışveriş sitesinin marka topluluğu üzerine bir araştırma yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, motivasyon faktörlerinin tüketici katılım boyutları aracılığıyla marka sadakati üzerine etkisi pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlıdır. Motivasyon faktörlerinden; eğlence, güncel bilgiler ve doğrulama, marka topluluğuna bağlanma, diğer üyelerden yardım, marka tutkusu, marka etkisi, tüketici katılım aracılığıyla marka sadakati üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı ve pozitiftir.
Children's reliance on shared psychological attributes to infer group membership
Our social world is based on complex relationships and organizations, and sensitivity to cues that enable us to represent these relationships is crucial for navigating this complex social environment. The current research aims to shed further light on the development of social group representations and asks whether children perceive shared knowledge and shared preferences as diagnostic cues to social group membership. Although, both attributions indicate similarity between individuals, recent studies suggest that young children privilege knowledge in their group-based inferences and their social preferences. The first study was conducted with 5-year-olds. Children were introduced to two novel social groups and learned about the song preference or song knowledge of one member from each group. Children were then introduced to a novel agent's song knowledge or preference and they were asked to guess its group membership. Results showed that children did not use shared knowledge of or preference for songs between individuals to infer shared group membership. A follow up study with a similar methodology showed that 6- to 8- years old children used both cues (shared knowledge and shared preference) to infer shared group membership among individuals. These findings highlight potential differences in making predictive and diagnostic inferences and suggest that they might show different developmental trends and possibly rely on different mechanisms.
Ukrayna'nın çeşitli göstergelerinin Avrupa Birliği ülkeleri ile karşılaştırılması ve olası üyeliğinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, bir Doğu Avrupa ülkesi olan ve Avrupa Birliği'nin Ortak Komşuluk Politikası kapsamında ilişkileri yürüttüğü Ukrayna'nın güncel gelişmeleri dikkate alınarak ekonomik, sosyal ve siyasal durumunu Avrupa Birliği'ne üye ülkeleri ile karşılaştırmak ve göstergelerin karşılaştırılması sonucu Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne olası üyeliğinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmektir. 2013 yılın sonbaharında Ukrayna'da yaşanan ve 2014 yılında da devam eden sorunlar ve protestolar Ukrayna'nın Avrupa Birliği geleceğini ciddi bir şekilde etkilemiştir. Eski Cumhurbaşkanı, Viktor Yanukoviç'in Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşması'nın imzalanmasını ret etmesiyle başlayan protestolar 2014 yılının Haziran ayında Ukrayna'nın doğusunda bir iç savaşa dönüşmüştür. Bu tür gelişmeler Ukrayna'nın Avrupa Birliği ile olan ilişkisinin gelişmesine engel olarak ortaya çıkmıştır ve Ukrayna'nın ileride Rusya etkisinden koparak, Avrupa Birliği üyesi olma şansı oldukça yükselmiştir.
Essentials of Poland foreign policy in Post Cold War Era and Poland's access to the EU
The collapse of Poland 1795 is the beginning of Germany's modern history. After Prussia that was vassal of Poland before, gained a sizeable portion of its former territory, it was determined that the vast majority of people living on this land were created by the Germans and the Poles. The most significant transformation in Poland has been politically and every part of the country influenced of that. It was seen that another riot that began in January, 1863 broke out after a long-term quarrels in Poland of Russia. Problems with these two countries have since determined the political status of Poland. It was seen that an economic restructuring that was started in 1989 in Poland was at stake. World countries followed these developments and investments oriented at the rate of development were carried out for Poland. Rapid pace of development and changes have led to Poland to become a modern country. It was observed that the life standard became comparable to the standard of living in the Western European countries. Our study consists of three parts. In the first and second parts, the history of Poland (1795-1914) was examined. How the progression of Poland proceeded between the years 1914-1918, First World War and independence period, what the Second World War that was in progression between 1939-1945 brought to Poland, and what the Poland's independence period and disappointments are, what the stages of re-establishment of Polandare, how the relations between the border countries and Poland developed are examined. Cold War Period was gone through deeply in the second part of the study. The present situation of Poland and in what condition of its economy was and what improvement was shown were examined in the third part of our study. In the conclusion part of the study, what kind of change was shown between the history of Poland and present situation was expressed.
Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde Türk kabotajının yeniden yapılandırılması
Bir ülkenin denizlerinde, karayollarında, hava sahasında o ülke vatandaşları için uygulanan öncelikleri ve yabancılara uygulanan yasakları belirleyen kabotaj hakkı ülkenin denizcilik sektörünü geliştirmesinin yanı sıra içinde ekonomik, siyasal, stratejik unsurlar da barındırır.Kabotaj Kanunu ülkemizde zor koşullar altında 29 Nisan 1926 tarihinde kabul edilmiş ve üzerinde hiçbir değişikliğe gidilmeksizin günümüze gelmiştir. Günümüz Türkiye' sinin koşulları 1926 yılı Türkiye' sinin koşullarından oldukça farklıdır. Kabotaj Kanunu' muzun günümüz ihtiyaçlarına layıkıyla cevap verebilmesi ve taşımacılığımızın değişen dünya şartlarına ayak uydurabilmesi için kabotaj altyapısının yeniden yapılandırma ihtiyacı ortaya çıkmıştır.Bu tezin amacı Avrupa Birliği' ne giriş sürecinde olan ülkemizin 1926' dan bu yana değişen dünya şartlarına ayak uydurabilmek için kabotaj taşımacılığımızda nasıl bir yapılandırmaya ihtiyaç duyulduğu sorusunu irdelemektedir.Bu bağlamda tezin ilk bölümünde kabotaj hakkı öncelikle bir tanım olarak irdelenmiş, Türkiye' de ve Dünya'daki kabotaj uygulamaları incelenmiştir.İkinci bölümde Avrupa Birliği'nin kabotaj rejimi üzerinde durulmuş, Roma Antlaşması ışığında Birlik içinde daha önceden kabotaj uygulamış olan ülkelere yer verilmiştir. Üyelik sürecinde bulunduğumuz Avrupa Birliği'nin temel Denizcilik Politikası ve Ortak Denizcilik Politikasının oluşum süreci bağlamında alınan kararlar incelenmiştir.Üçüncü bölümde kabotaj rejimi incelenmiş, Avrupa'nın kendi iç ulaşımını oluşturan temel öğeler irdelenmiş ve bu doğrultuda, 92/106 Sayılı Konsey Direktifi' ne, Kısa Mesafeli Deniz Yolu Taşımacılığı kavramına yer verilmiştir. Ayrıca Bu bölümde Avrupa Birliği' nin diğer kıtalar ve ekonomik bloklarla ulaşım bağlantıları ve Pan- Avrupa Ulaşım Koridorları, Trans Avrupa Ulaşım Koridorları, TRACECA ve Deniz Otoyolları incelenmiştir.Cumhuriyetle birlikte ülkemizde ilk kez kabotaj tekeli hakkı tesis edilmiş, Türk sermayesi ile Türk vatandaşının denizlerle iç içe olması sağlanmıştır. Bu bağlamda tezin dördüncü bölümünde, kabotaj hakkının kazanılması ile ilgili tarihsel süreç incelenmiştir.Beşinci bölümde, Ülkemizdeki kabotaj taşımacılığı karayolu, demiryolu, denizyolu ve limanlar altyapıları çerçevesinde araştırılmış ve Beş Yıllık Kalkınma Planları öncesi ve sonrasındaki durumlar karşılaştırılmıştır.Tezin son bölümünde ise Türk ulusal taşımacılığının dünyadaki gelişmelere ayak uydurabilmesi ve günümüz ihtiyaçlarına gerektiği gibi cevap verebilmesi adına yapılması gereken yenilikler ortaya konmuştur. Bu bağlamda İntermodel taşımaya dönük yükçün destekli tümleşik hizmet anlayışıyla dünyada hızla yaygınlaşan ve günümüz modern taşımacılık anlayışının temelini oluşturan kapıdan kapıya taşımacılık hizmetini ana taşımacılık felsefesi olarak benimsemenin önemi vurgulanmıştır.Anahtar Kelimeler: İntermodal Taşımacılık, Kapıdan Kapıya Taşımacılık, Multimodal Taşımacılık, Tümleşik Taşımacılık, Kombine Taşımacılık,
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde kadın hakları
Türkiye'nin 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu'na üye olmak istemesiyle başlayan Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri, elli yıllı aşkın bir süredir devam etmektedir. Geçen bu süreçte kadın haklarına yönelik çeşitli yasalar oluşturulmuş ve aday ülkelerden de ulusal mevzuatlarını bu doğrultuda uyumlaştırılmaları istenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde Avrupa Birliği'nin tarihsel süreci ile Avrupa Birliği'nin yapısı ve kurumsal organları açıklanmıştır. İkinci bölümde ise; Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinin başlamasından bugüne kadar geçen sürede kaydettiği aşamalar ve adaylık sürecinde gelinen son durum belirtilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Avrupa'nın kadına bakış açısı ortaya konmuştur. Kadının kimliğinin kavramsal boyutu ele alınarak İlk Çağlardan Modern döneme kadar kadının toplum içerisindeki yeri açıklanmıştır.Araştırmamızın özünü oluşturan Avrupa Birliği'nin kadına yönelik getirmiş olduğu düzenlemelerin neler olduğu ise dördüncü bölümde ortaya konmuştur. Avrupa birliği tarafından oluşturulan kadın haklarının kurumsal, yasal, sosyal ve siyasal süreçlerinin üzerinde durularak, hakların yapısal görünümü sorgulanmıştır.Beşinci ve son bölümümüzde ise AB' ye aday ülke olan Türkiye'nin AB Müktesebatına uyum kapsamında ulusal yasalarında kadın haklarına yönelik yaptığı düzenlemeler incelenecektir. Bu dönemde Türkiye'de kadın haklarının gelişme aşaması 3 evreye ayrılarak incelenmiştir. Bu gelişmeler ışığında kadına haklarını iyileştirmeye yönelik eylemlerin yasal çerçevesi açıklanacaktır.Anahtar Kelimler: Avrupa Birliği, Türkiye-AB İlişkileri ve Kadın Hakları
Ötekine bakışın Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerine etkisi
İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren öteki hep olagelmiştir. Dünyada cereyan eden olaylar sonucu değişen koşullar, değişen düşünceler, inanç, ideoloji ve dinler ötekiyi de değiştirmiş, ya da ötekilere yeni ötekiler eklemiştir. İnsanlar kendisine düşman gördüğünü ya da menfaatleriyle örtüşmeyen durumlarda karşısındakini öteki olarak görmüş ve tanımlamıştır. Öteki anlayışı ya da ötekine bakış, sadece insanların fikir çatışmalanyla kalmamıştır. Tarihsel süreç incelendiğinde görüleceği gibi, insanlık tarihinde bir çok savaşlar olmuş, devletler ve milletler ortadan kalkmıştır. I. Dünya Savaşı esnasında Sovyet Rusya'da gerçekleştirilen devrim, diğer dünya devletlerini tehdit eder boyuta ulaşmış, Hitler'in Nazizmiyle II.Dünya Savaşında, milyonlarca insan yaşamını yitirmiştir. Bu gelişmeler sonuçta yeni ötekileri ortaya çıkarmıştır. Dünya değişik bloklara ayrılmış, NATO ve VARŞOVA PAKTI gibi yeni yapılanmalar ortaya çıkmıştır. I. Dünya Savaşı'na kadar en önemli bir güç olan ve Avrupa'nın ötekisi olan Osmanlı İmparatorluğu devrini tamamlamış ve yerini Türkiye Cumhuriyeti 'ne bırakmıştır. Öteki bakış, sadece bu gelişmelerle kalmamış, toplumsal yaşamda da sosyo - kültürel değişikliklere de yol açmıştır. Özellikle, küreselleşmenin hız kazanması, telekomünikasyon ve bilgi teknolojisindeki gelişmeler sonucu dünyada ortak bir kültür oluşmaya başlamıştır. Bu ortak kültürün paydasını ; insan haklan, demokrasi ve adil gelir paylaşımı gibi değerler almaya başlamıştır. Dünyada Savaş ve savaşların sonucunda ortaya çıkan felaketleri yaşamak istemeyenler, bireysel ve toplumsal güvenliği kurumlaştırmak, dünya barışının sürekliliğini sağlamak için toplumsal, bölgesel, kıtasal örgütlenme arayışlarına giriştiler. Bu arayışlardan biri de Avrupa Birliği 'dir.Türkiye de küresel alandaki bu yeni örgütsel gelişmelere kayıtsız kalması düşünülemezdi.Bu yüzden Türkiye'nin 1950'li yılların sonunda AET ile başlayan Avrupa ideali, 2000'li yıllarda AB olarak devam etmektedir. Ancak, 50 yıllık bu süreçte Türkiye de AB'yi bir Hıristiyan kulübü ve dünyanın ötekilerini sömürecek bir güç olarak algılayan düşünce yanında; Kopenhag kriterleri ekseninde demokrasi, insan hak ve hürriyetleri bireysel ve kurumsal özelliklerin standardını yükseltecek bir araç olarak gören düşünce de mevcuttur. Bu araştırma, işte bu çerçevede Türkiye'de Ötekine bakışın değişimini ve niteliğini Türkiye - AB ilişkileri ekseninde sorgulamayı; yeni bir ilişkinin kurulması için gereken sağlıklı bir alt yapı oluşturmak için katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Avrupa Birliği'nden katılım öncesi yardım aracı (IPA) ile temin edilen yardımların Türk vergi sistemi karşısındaki durumu
Avrupa Birliği'ne aday ülkelerdeki standartların birlik standartlarına yükseltilmesi için IPA kapsamında yapılan mali yardımlar yapılmaktadır. Bu yardımlar kapsamında sağlanan fonlar temin edildiğinde, harcandığında vb. durumlarda Türk Vergi Sistemi karşısında verginin konusu olabilmektedir. Söz konusu fonların Türk Vergi Sistemi karşısındaki durumları tüm vergi, resim ve harçlar dikkate alınarak incelenmiş ve ortaya çıkan sorunlara değinilmiştir. AB'nin aday ve potansiyel aday ülkelere verilen mali yardımların temelini oluşturan programların irdelenerek, temin edilen fonların Türk Vergi Sistemi karşısındaki durumunun ortaya konmasının amaçlandığı bu çalışmada, yapılan yardımlar üzerinden vergi toplanamamasına rağmen yardımların ekonomiye katkısının büyüklüğü nedeniyle yardımların olumlu katkı sağladığı düşünülmektedir.
Avrupa Birliği vize politikasının Türkiye'nin AB üyeliğine etkisi
AB vize politikası 1957 tarihli Kişilerin Serbest Dolaşımına ilişkin Anlaşma çerçevesinde Avrupa Konseyi üyesi ülkeler arasında visesiz seyahatin gerçekleşmesi ile başlamıştır. AB vize politikasının gelişimi ise Schengen Anlaşması, vize taşıması gereken üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin Avrupa Konseyi'nin 539/2001 Sayılı Vize Tüzüğü ve Avrupa Konseyi'nin 1683/95 Sayılı Tek Tip Vize Tüzüğü ile olmuştur. AB vize politikası ortak bir vize (Schengen Vizesi) uygulaması ile de entegrasyon seviyesine ulaşmıştır. Avrupa Konseyi bünyesinde oluşan 1957 tarihli Kişilerin Serbest Dolaşımına ilişkin Anlaşmaya Türkiye de taraftı. Hem Türkiye hem de Avrupa Topluluğu üyesi ülkeler 1957 tarihli Kişilerin Serbest Dolaşımına ilişkin Avrupa Konseyi Anlaşmasına taraf olduğundan, söz konusu Anlaşma çerçevesinde vizesiz seyahat uygulaması her iki tarafın vatandaşları için de geçerliydi. Bu bağlamda, 1980 tarihine kadar Türkiye ve AB arasında kişilerin serbest dolaşımı bulunmaktaydı. Buna karşın AB üyesi ülkeler söz konusu Anlaşmayı Türkiye'ye yönelik askıya alarak Türk vatandaşlarına karşı vize uygulamaya başlamışlardır. Bu bağlamda çalışmada Türk vatandaşlarının vizesiz seyahate ilişkin ortaklık hukukundan kaynaklanan hakları ele alınmakta ve AB'nin Türk vatandaşlarına yönelik uygulamalarının ortaklık hukukuna aykırı olduğu savunulmaktadır. Bununla birlikte, çalımada vize konusu üzerinden Türkiye-AB ilişkileri ele alınarak AB'nin olumsuz tutumunun Türkiye'nin üyelik sürecine etkisi sorgulanmaktadır. Bu anlamda çalışmada, AB'nin olumsuz tutumuna karşı Türkiye'nin tercih edebileceği alternatif politika önerileri değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: AB Vize Politikası, Schengen Anlaşması, Türkiye-AB İlişkileri, TürkiyeAB Ortaklık Hukuku, Türkiye'nin AB Üyelik Süreci
2005 yılından günümüze Türkiye-AB ilişkilerinde temel sorunlar
Bu tez çalışmasında, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki temel sorunlar irdelenecektir.Türkler, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren Batı'nın bir parçası olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu zor bir süreç yaşarken, Batılılar, Osmanlı'yı `Hasta Adam' olarak adlandırmışlardır. Bu adlandırmada Osmanlı İmparatorluğu'nun, Batı'nın bir parçası olduğunun delilidir.Avrupa Devletleri, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nın tekrar yaşanmaması için bir Topluluk (AET) kurmuşlardır. Türkiye'de 1950'li yılların ikinci yarısından itibaren bu Topluluğun bir üyesi olmak için politikalar üretmiştir. 1959 yılında Türkiye, bu Topluluğa ortak üye olmak için başvuruda bulunmuştur. 1963 yılında Türkiye ile AET arasında Ankara Anlaşması imzalanmıştır. 1963 ile 1999 yılları arasında AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerde pozitif bir ilerleme sağlanamamıştır. 1999 yılında Helsinki Zirvesi'nde Türkiye aday ülke olarak ilan edilmiştir. 2005 yılında Türkiye ile Birlik arasında müzakereler başlamıştır. Ancak Birlikle yürütülen müzakerelerde kapatılması gereken 35 fasıldan sadece bir fasıl kapatılabilmiştir. Birçok fasıl, Fransa, Avusturya, Yunanistan ve Kıbrıs sorunu nedeniyle açılamamaktadır.Bu çalışma, Türkiye ile Birlik arasında duraklama noktasına gelen müzakeredeki temel sorunların anlamını ve yerini ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu bağlamda birinci bölümde Türkiye ile Birlik arasındaki ilişkilerin arka planı tartışılacaktır. Türkiye'nin, AET'ye ortak üyelik başvurusundan itibaren gelişen politik süreç irdelenecektir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, Türkiye ile Birlik arasında müzakere sürecinin başlamasının ardından ilişkilerinin gerilemesinin nedenleri incelenecektir. Üçüncü bölümde, AB'nin, Türkiye'nin tam üyeliğine bakışında temel tartışma konuları değerlendirilecektir. Üçüncü bölümün son kısmında ise Avrupa Birliğinin, Kıbrıs ve Ege sorunlarına karşı olan politikası irdelenecektir.Yapılacak inceleme sonucunda, AB ile Türkiye arasında imzalanan Müzakere Çerçeve Sözleşmesi'ne göre müzakerelerin uçunun açık olduğu vurgulanacak ve devam eden müzakerelerde yaşanan sorunlar ele alınacaktır. Bu incelemede ayrıca, AB ile Türkiye arasındaki temel sorunlar da irdelenecektir. Bu temel sorunlardan en önemlisi Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlardır. Kıbrıs sorunu nedeniyle Birlik, Türkiye ile devam eden müzakerelerde sekiz başlığın açılmamasına karar vermiştir. Açılamayan müzakereler nedeniyle Birlik ile Türkiye arasındaki müzakere süreci durma noktasına gelmiştir. Bir diğer taraftan AB, Kıbrıs ve Ege sorunlarının çözümünde havuç-sopa politikasını yürütmektedir. Birliğin bu politikasının incelenmesinde, Birliğin bir parçası olan Yunanistan'a havuç politikası uygularken, Türkiye'ye karşı sopa politikasını uygulamasının analizi yapılacaktır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupalılık Kimliği, AB-Türkiye İlişkileri, Türkiye-Yunanistan İlişkileri, Kıbrıs Sorunu.
Avrupa Birliği'ne üye ülkeler ile Türkiye'nin ekonomik özelliklerinin istatistiksel yöntemlerle incelenmesi
Avrupa Birliği, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. Bu Birlik 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur. Yaklaşık 500 milyonluk nüfusuyla Avrupa Birliği, dünyanın nominal gayrisafi yurtiçi hasılasının %30'luk bölümünü oluşturur. Birliğe üye ülkeler, Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan'dır.Bu çalışmada, Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne üyelik yolundaki kriterlere uyumluluğu incelenmiştir. Avrupa Birliği'ne üye yirmi yedi ülkeye ve Türkiye'ye ait bazı ekonomik kriterlere kümeleme analizi uygulanmıştır.Bu analizle Türkiye'nin hangi ülke grubunda yer aldığı belirlenmiştir. Daha sonra, Avrupa Biriliği ülkeleri ile Türkiye'nin kişi başına düşen GSYH verilerine yakınsama analizi uygulanmıştır. Bu analizle, Türkiye'nin ekonomik yönden Avrupa birliği ülkelerine ne derece yakın olduğu belirlenmiştir.
Avrupa Birliği müzakere sürecinde Türkiye'nin üyelik olasılığının değerlendirilmesi
Bu çalışmada Avrupa Birliği müzakere sürecinde Türkiye'nin üyelik olasılığı değerlendirilecektir. Çalışmanın birinci bölümünde, Türkiye'nin 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET)'na ilk başvurusundan günümüze kadar geçen müzakere süreci anlatılmış, önemli olaylara değinilmiştir. Bu aşamalarda, 1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması, 1980'li yıllarda müzakerelerin dondurulması, 1987 yılında AET'ye tam üyelik başvurusu, 1996 yılında Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne katılması, 1999 yılında Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin aday ülke olması, 2005 yılında Türkiye ile Avrupa Birliği(AB) arasında tam üyelik müzakerelerinin başlaması ve 2005 yılından günümüze kadar geçen sürede yaşanan olaylara değinilerek, Türkiye'nin AB'ye tam üye olması halinde olası görülen sorunlar, müzakerelerin yavaş ilerlemesinin nedenleri ve diğer ülkelerin Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine nasıl baktığı anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, 2010 - 2017 dönemi için dokuz adet ekonomik kriter kullanarak AB üyelik olasılıklarını tahmin edilmiştir. Çalışmada, AB ülkelerinin bireysel özelliklerini temsil edecek değişkenler için, Maastricht Anlaşmasında yer alan üç temel değişken, yani kamu dengesi, devlet borcu ve enflasyon oranı kullanılmıştır. Ayrıca, ülkelere ait demokrasi indeksi verileri, GINI katsayısı, uzun vadeli işsizlik oranı, araştırma & geliştirme(A&G) oranı, eğitim harcamaları oranı ve GSMH büyüme oranı olmak üzere dokuz adet ekonomik kriter kullanılmıştır. Çalışmada, öncelikle çok değişkenli istatistiksel bir yöntem olan Faktör Analizi (FA) uygulanmış ve çıkan sonuçlar sonra logit modelinde bağımsız değişken olarak kullanılarak, logit modeli tahmin edilerek ülkeler için üyelik olasılıkları hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Avrupa Birliği, AET, Ankara Antlaşması, Gümrük Birliği, Helsinki Zirvesi, Maastricht Anlaşması, GINI, A&G oranı, GSMH, Faktör Analizi, logit model
Sendikaların sundukları hizmetlere yönelik kalite algısı, tutum ve üye olma davranışının değerlendirilmesi
Günümüzde sendikalar gittikçe önem kazanan kuruluşlar arasında yer almaktadır. Sendikalar kuruluş amaçları doğrultusunda çalışanların çalışma koşullarını iyileştirme çabasında olmalılardır. Sendikaların bir iş yerinde söz sahibi olabilmeleri için o iş yerinde üye çoğunluğuna sahip olmaları gerekmektedir. Bir iş kolunda birden fazla sendika bulunmaktadır ve çalışanlar istedikleri sendikaya üye olma konusunda özgürdürler. Bu sebeple sendikalar gerek üyelerine gerekse diğer çalışanlara en iyi hizmeti sunmak durumundadırlar ve sundukları bu hizmetleri çalışanlara anlatarak, onları bu konuda bilgilendirmelilerdir. Bu çalışmada çalışanların, ileride çalışma ihtimali bulunan kişilerin ve önceden çalışmış kişilerin sendikaların sundukları hizmetlere yönelik kalite algıları ve bu algı neticesinde geliştirdikleri tutumları ve tutumun neticesinde sendikalara üye olma davranışını gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri araştırılmaya çalışılmıştır. Araştırma Ankara ilinde yaşayan ve kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 18 yaş üstü 400 kişiye ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler 2021 yılının şubat ayından başlayarak mayıs ayına kadar yüz yüze anket yöntemiyle ve Google docs yöntemiyle toplanılmıştır. Elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 25.0 for Windows paket programı ile analiz edilerek sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda kalite algısı unsurlarından güvenilirlik faktörünün tutum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu, kalite algısı unsurlarından isteklilik faktörünün tutum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, kalite algısı unsurlarından fiziki görünüm faktörünün tutum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, kalite algısı unsurlarından güvenilirlik faktörünün davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu, kalite algısı unsurlarından isteklilik faktörünün davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, kalite algısı unsurlarından fiziki görünüm faktörünün davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, tutumun davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Arnavutluk'un Avrupa Birliği üyelik sürecinde Yunanistan dış politikasının etkisi
Avrupa Birliği, Schuman Deklarasyonu ve Avrupa Kömür Çelik Topluluğu'nun ilanından bugüne, Kıta Avrupası'nı kapsayan birçok genişleme dalgasını ortaya çıkartmıştır. Yugoslavya'nın çözünme sürecinde yaşanan kanlı durum Avrupa ülkeleri için birçok açıdan güvenlik unsuru yarattığından dolayı Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birlikte Balkan ülkeleri Batıyla karşılıklı olarak yakın ilişkiler kurmuştur. Bu kapsamda özellikle Selanik ve Zagrep Zirveleri AB'nin Balkan politikasını yansıtmaktadır. AB'nin temel amacı, bahsi geçen ülkeleri yakın gelecekte AB üyesi yapmak ve Kıta Avrupası'nın ekonomi, enerji, demokrasi güvenliğini sağlamaktır. Arnavutluk'un AB ile ilişkiler kurması 1991 yılında olmuştur. Komünist ve izolasyonist bir yönetim anlayışını terk eden Arnavutluk, demokrasiye ve yeni küresel sisteme adapte olmaya çalışmıştır. Süreç içerisinde AB ve Arnavutluk arasında birçok ikili anlaşma imzalanmış ve Arnavutluk'un en büyük destekçisi AB haline gelmiştir. Bu kapsamda, yapılan reformların akabinde 2019 yılında Arnavutluk ile müzakerelerin başlama kararı alınmış ancak 2021 yılı dahilinde henüz bir görüşme gerçekleşmemiştir. Arnavutluk'un AB hedefini zorlaştıran tek durum yalnızca yapması gereken reformlar değildir. Arnavutluk aynı zamanda Balkan coğrafyasının AB üyelik süreci için yol gösterici misyonunu üstlenen Yunanistan engelini aşmak zorundadır. AB üyeliği için tüm AB üyelerinin onayını alması gereken Arnavutluk, Yunanistan'ın onayını almak için aralarında geçen sorunlara kimi zaman taviz vermiş kimi zamansa Yunanistan'ın çözümlerini kabul etmiştir. Bu kapsamda AB için oldukça olumlu bir dış politika izlemiş ve Balkan işbirliğine katkı sağlamıştır. Bu çalışmada Arnavutluk'un bağımsızlık kazanmasından itibaren dış politikasında geçirdiği evrimi ve süreç içerisinde AB müktesebatına uyumunu incelenmiştir. Ayrıca Arnavutluk-Yunanistan arasında günümüzde devam eden sorunlar analiz edilmeye çalışılmış ve Yunanistan'ın AB üyeliği kozunu oynayarak Arnavutluk'a karşı kendi lehine bir dış politika izlettirmeye çalıştığı sonucuna varılmıştır. Diğer yandan iki ülke arasında hâlihazırda bir uzlaşmaya kavuşturulamayan sorunlar açıklanmış ve Yunanistan'ın, ortaya çıkan sorunlarda Arnavutluk'un tam üyeliğini engelleme kartını oynadığı açıklanmaya çalışılmıştır.
Avrupa Birliği'ne giriş sürecinin Türkiye'nin kentleşme ve çevre politikalarına etkileri
Doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi ve sanayileşme sürecinde çevresel tahribat, canlıların yaşamsal sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemiştir. Bu sürecin farkındalığı oluşana kadar çevre kirliliği, çarpık kentleşme, kaynakların yok olma tehdidi gibi birçok sorunla karşı karşıya kalınmıştır. Küresel boyuta ulaşan bu sorunların ancak küresel boyutta mücadeleler ile çözüm sağlanabileceği fark edilmiş, bu kapsamda AB çevre ve kentleşme alanındaki çalışmalarına ağırlık vermiştir. AB ekonomik çıkarlarını bir kenara koyup, sürdürülebilir çevre ve kentleşme politikalarına yönelmiştir. AB sadece ticari bir birlik olarak değerlendirilmemelidir. AB kültürel, ekonomik ve siyasi formda olup, üye devletlerin de bu yapıya uyum sağlamaları gerekli görülmüştür. Birliğin benimsemiş olduğu politikaların üye devletler ve aday devletler tarafından da benimsenmesi gerekmektedir. Türkiye AB'ye aday devlet statüsünde olup, müktesebata uyum sağlayabilmek için çalışmalarına devam etmektedir. Beş yıllık kalkınma planları ve her yıl düzenlenen ilerleme raporları bu çabaların göstergesi niteliğindedir. Kentsel politikalar ve çevre politikaları müktesebata uygun biçimde gerçekleştirilme çalışmaları devam etmektedir. Bu tez çalışmasında, çevre ve kentleşme sorunlarının gelişimi üzerinde durulmuştur. Bu süreç dâhilinde Türkiye'nin, AB'ye üye devlet statüsüne erişebilmek için müktesebata uyum çalışmalarından bahsedilmiştir. AB'ye uyum sürecinde Türkiye'nin nerede olduğu açıklanmaya çalışılmıştır.
1930'dan Yunanistan'ın Avrupa Birliği'ne girişine kadar Batı Trakya Türkleri: 1930 - 1981
Bu çalışmanın ana hedefi, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları dışında uluslararası anlaşma ile tanınmış bir azınlık olarak bıraktığı tek Türk topluluğu olan Batı Trakya Türklerinin yakın tarihlerine bir nebze de olsun ışık tutabilmektir. Batı Trakya Türkleri, bugün Yunanistan sınırları içerisinde ve Yunan vatandaşı olarak yaşamlarını sürdüren bir Türk topluluğudur. Onları özel kılan ise uluslararası bir anlaşma çerçevesinde tanınmış azınlık statüsünde yaşamlarını sürdüren tek Türk azınlığı olmalarıdır. Balkanlardaki fetih hareketlerini takip eden iskân sürecinde bu coğrafyaya gelen ve halen burada yerleşik bulunan Batı Trakya Türklerinin yakın dönemde yaşadıkları gelişmeler çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Batı Trakya Türklerinin, Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi'nin dışında tutulmaları ile başlayan azınlık hayatı, yine bu iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin durumu ile doğru orantılı olarak oldukça hareketli bir seyir takip etmiştir. 1930'lu yıllarda Türkiye ile Yunanistan arasında iyileşme gösteren ilişkiler, takip eden dönemde, gerek iki ülke arasında gerekse dünyada yaşanan bir takım gelişmelerin sonucunda inişli çıkışlı bir hal almıştır. Ancak özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemdeki gelişmeler ve Kıbrıs sorunu ile başlayan süreç, Türkiye'deki Rum azınlığın büyük ölçüde Yunanistan'a göç etmesine sebep olmuştur. Bu yüzden, Batı Trakya Türklerinin statüsü için oldukça önemli yeri olan "karşılıklılık" ilkesi önemini yitirmiştir. Çalışmanın temel çerçevesini de Batı Trakya Türklerinin yaklaşık 50 yıllık bu süreçte yaşadıkları gelişmeler oluşturmaktadır.
Daday'ın sakin şehir üyelik potansiyeli
Cittaslow Uluslararası Yaşanabilir Kentler Ağı, kendi kültürünü, doğasını, geleneklerini kaybetmek istemeyen kentler tarafından tercih edilen bir oluşumdur ve Sakin Şehirler, daha yaşanabilir, geleneksel bir ortam içerisinde Sürdürülebilir yerel kalkınma sağlayarak, gelecek nesillere kentlerin aktarılmalarını sağlamaktadır. Bu çalışmada Kastamonu'nun Daday İlçesi Cittaslow Üyelik Kriterleri açısından incelenmiş, üyelik süreci için neler yapılması gerektiği ortaya konmuştur. Çalışmada, ayrıca sürdürülebilir kalkınma ve Sakin Şehir ilişkisi, Sakin Şehir ve Slow Food felsefelerinin Dünya ve Türkiye'de uygulamalarından bahsedilmiştir. Çalışma kapsamında daha önce Sakin Şehir ilan edilen 17 şehre GZFT analizi uygulanmış, bu kentler arasında benzer yönler tespit edilerek çalışma konusu olan Daday ilçesi ile karşılaştırma yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği, gözlem ve literatür taraması kullanılmıştır. Görüşmeler Daday İlçesi'nde bulunan yerel yöneticiler ve turistik işletme sahipleri ile gerçekleştirilmiştir. Görüşme, gözlem ve literatürden elde edilen bilgiler doğrultusunda Daday'ın Sakin Şehir üyesi olması konusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmada verilerin analizi betimsel analiz yöntemi ile yapılmış, bilgiler doğrudan alıntı yapılarak verilmiştir. Yapılan incelemenin sonucunda Daday'ın Sakin Şehir Kriterlerinden yalnızca 25 adetini sağladığı tespit edilmiştir. Bu oran Sakin Şehir Üyesi olabilmek için yeterli değildir. Çalışmada ayrıca Daday'ın üyelik süreci ve kriterler hakkında yerel yöneticiler, yerel işletmeler, yerel halk açısından yapılması gerekenler önerilmiş, gelecek araştırmacılar için tavsiyelere yer verilmiştir
Fiili müzakere sürecinde Türkiye'nin risk görünümünün seçili Avrupa Birliği üyesi ülkelerle karşılaştırılması
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Birliği'ni oluşturan kurum ve kuruluşlar ile olan ilişkileri son 60 yıldır Türk siyasetinin, Türk ekonomisinin ve Türk dış politikasının en önemli gündem maddelerinden birini teşkil etmiştir ve etmeye de devam etmektedir. Dolayısıyla AB ile olan ilişkilerin aynı şekilde Türk siyaset, ekonomi ve dış politikasına etkileri de tartışılmaz olmaktadır. Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde önemli bir kilometre taşı olan ve 2005 yılında başlayan AB ile tam üyelik müzakerelerinde 2007 yılı sonrasını kapsayan Fiili Müzakere Süreci içerisinde bu etkilerin hangi seyirde olduğu bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Gerek temel makro ve mikro ekonomik veriler gerekse de çeşitli uluslararası kurum ve kuruluşlarca değerlendirme konusu yapılan politik bazı değerlendirmeler ülkeler için oluşan ve/veya oluşabilecek ekonomik, finansal ve politik risklerin anlaşılmasında önemli göstergeler olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada Türkiye'nin AB ile Fiili Müzakere Sürecinde ekonomik, finansal ve politik risk göstergelerinin ne durumda olduğu incelenmiştir. Politik Risk görünümü için Dünya Bankası tarafından yayınlanan ve altı bileşenden oluşan Yönetim Göstergeleri (Governance Indicators: Yolsuzluğun Kontrolü, Hükümetin Verimliliği, Siyasi İstikrar ve Şiddet / Terörizmin Olmaması, Düzenleyici Kalite, Hukuk Devleti, İfade Özgürlüğü ve Hesap Verebilirlik) incelenmiştir. Ekonomik ve Finansal Risk görünümleri için ise bazı ekonomik göstergeler (Cari Hesap Dengesi, Yıllık GSYİH Artışı, Kişi Başı GSMH, Tüketici Fiyat Enflasyonu, Reel Efektif Döviz Kuru, Reel Faiz Oranı, İşsizlik, Toplam Hükümet Borcu, Mal ve Hizmet İhracatı, Mal ve Hizmet İthalatı, Net Doğrudan Yabancı Yatırımlar) Türkiye için ve Avrupa Birliği'ne beşinci genişleme döneminde üye olmuş ve çoğunluğunu Sovyet sonrası Doğu Avrupa ülkelerinin oluşturduğu ülkeler için incelenmiş, karşılaştırmalar yapılmış ve Türkiye'nin Fiili Müzakere sürecindeki risk görünümü değerlendirilmiştir.