Inheritance

63 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği, İngiliz ve Türk hukukları çerçevesinde yabancı unsurlu mirasa uygulanacak hukuk

Avrupa Birliği, İngiliz ve Türk Hukukları Çerçevesinde Yabancı Unsurlu Mirasa Uygulanacak Hukuk başlığını taşıyan çalışmamız, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Bu konuyu seçmemizin başlıca nedeni nüfus hareketlilikleri ve yabancı topraklarda mülk edinme eğiliminin artması ile milletlerarası unsurlu miras uyuşmazlıklarının artış göstermesi ve ülkelerin bu konuda benimsedikleri farklı sistemlerin, karşılaştırmalı bir çalışmayı gerekli kılması olmuştur. Çalışmamızın giriş kısmında, genel olarak maddi hukukta miras kavramı incelenerek yabancı unsurlu miras ve vasıflandırma konuları ele alınmıştır. Devamında mirasa uygulanacak hukukta benimsenen birlik, ayrılık sistemleri ile karma sistem incelenmiş ve yabancı unsurlu mirasa uygulanacak hukuk ile ilgili Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler açıklanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, Avrupa Birliği (AB) ve İngiliz Hukuklarında Yabancı Unsurlu Mirasa Uygulanacak Hukuk başlığı altında, öncelikle 650 sayılı AB Miras Tüzüğü'ndeki mirasla ilgili bağlama kuralları detaylı olarak incelenmiş ve konuya ışık tutması açısından AB'nin konuyla ilgili çalışmalarına da değinilmiştir. Ardından Birleşik Krallık hukukundaki yabancı unsurlu mirasa ilişkin bağlama kuralları sistemi incelenmiştir. Common law hukukunun Türk hukukundan farklılığı da düşünülerek, konunun daha iyi anlaşılması için, İngiliz maddi miras hukukuyla ilgili açıklamalara da yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci ve son bölümünde ise Türk hukukunda yabancı unsurlu mirasa uygulanacak hukuk incelenmiştir. Bu bölümde öncelikle Türk hukukunda mirasın gelişimi ve miras hukukunun temel ilke ve kavramları ele alınarak ardından, güncel hukukumuzda yabancı unsurlu mirasa uygulanacak hukuka ilişkin bağlama kuralları detaylı olarak incelenmiştir.

Avrupa Birliği hukukuKanunlar ihtilafıMiras+4
Ayşe Kübra Altıparmak
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya şer'iye sicilleri 15 numaralı defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Çalışmada Kütahya'nın yerleşim yerleri, aile yapısı, aile içi hukukun nasıl işlediği, hayat ve geçim tarzı, sanat ve meslek gurubları, tarım ürünleri, cezalar, vergiler yerleşim yerlerinin ekonomik durumu gibi konular incelenmiştir.Çalışma olarak seçtiğim 15 numaralı Kütahya Şer'iye Sicilli Defteri, Hicri 1243 / Miladi 1828 yıllarına ait Kütahya ve çevresinde hukuka intikal etmiş mahkeme kayıtlarını ihtiva eder. Çalışmada, tereke, miras, resmi yazışmalar, fermanlar, beratlar vakıflar, Naiblik müessesesi, vekil tayini gibi mahkeme kayıtlarının transkripsiyonu, değerlendirilmesi ve tasnif edilmesi yer almaktadır.Osmanlı döneminden günümüze kadar intikal eden bu belgeler, toplumun sosyal, siyasi ve ekonomik yapısı hakkında bize bilgi verirler. Sicillere kaydedilmiş bilgilere bakarak halkın sosyal yapısını ve ikili ilişkilerini, miras ve tereke kayıtlarına bakarak ekonomik yapıyı, merkezden gönderilen kararnâmelere bakarak merkezi idare ile taşra arasındaki ilişkilerin muhtevasını öğrenebiliriz. Ayrıca belgelerin tarihine bakıldığında Yeniçeri ocağının .kaldırılması üzerinden henüz iki yıl geçtiğini ve yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye Ordusunun ve Donanmay-ı Hümayunun ihtiyaçlarını karşılamak için merkezden gelen fermanları sıkça görebilmekteyiz.Anahtar Kelimeler: Miras, Ferman, Kadı, Sosyal Hayat, Hukuk Sistemi

19. yüzyılHukuk sistemiKadı+6
Mustafa Yavuz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İslam eşya ve borçlar hukukunda hakların vârislere intikali

İnsan, doğumuyla birlikte hatta cenin iken birtakım haklara sahip olmaya başlar. İnsan bu hakları, anne karnından ölüm anına kadar miras, hukukî işlem, çalışma vb. yollar ile elde etmektedir. Kişi, hayatta olduğu sürece sahip olduğu hakların tasarrufu kendisine aittir. Vefatından sonra mâlik olduğu hakların vârislerine intikal edip etmeyeceği konusu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada kişinin, İslam Eşya-Borçlar hukuku alanına giren haklarının vârislerine intikal edip etmeyeceği konusu ele alınmıştır. Konu ele alınırken mezheplerin görüşleri karşılaştırmalı bir şekilde verilmiş, varislere intikalinde ittifak edilen ve ihtilaf edilen hususlar analiz edilmiştir. Bu çalışmada, kişiye ait söz konusu hakların vârislere intikal edip etmeyeceğinin mezhepler açısından tespit edilmesi ve hakların vârislere intikali konusunda mezheplerde esas alınan temel prensiplerin belirlenmesi amaçlanmıştır.

HakMirasMiras hakkı+3
Murat Arslan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

رضي الدين بن الحنبلي الحنفي ذبالة السراج على رسالة السراج دراسة وتحقيق

I have studied one of the notable figures of Islam (Imam Muhammad bin Ibrahim bin Yusuf bin Abdul Rahman, known as Ibn Al-Hanbali (May God have mercy on him) (Died. 971 A.H. / 1564). The investigation of his manuscript: "Dhubalat Al-Sarraj's ala Risalat al-Sarraj," from the beginning of the book to the end of the women's chapters. The manuscript of "Dhubalat Al-Sarraj's ala Risalat al-Sarraj," is a large scientific encyclopedia of inheritance in Hanafi jurisprudence. It is one of the important and considered books in the doctrine. Thus, it was necessary to transform it from domain of manuscripts to the realm of publications, so it can be accessed by the researchers, and to benefit from it and to facilitate referencing it. This manuscript has dealt with issues that are pervasive in affliction and people and students of knowledge need it, especially in our current time, as the greediness, rapacity, and depriving others of their share of inheritance on the one hand, and people's ignorance of this great knowledge on the other hand.

Ibrahım Obaıd Taha Al-hashmawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

أثر وسائل الاتصال الحديثة على ميراث المفقود في الفقه الإسلامي والقانون العراقي (دراسة مقارنة)

The purpose of this dissertation is to identify the extent to which the Iraqi law absorbs the legal provisions of lineage and to clarify the position of the Iraqi judiciary on them. As for the scope of this thesis, it was specific in comparison and shedding light on modern technological means and their impact on the jurisprudential dispute, related to the effects of the return of the lost through examining several points, such as collecting the different jurisprudential parts on this subject,And absorbing most of the provisions of the lost, according to a careful and careful study based on tracking and extrapolation, and highlighting the role of jurisprudential rooting in resolving the dispute regarding the waiting period for the lost, introducing some provisions that modern means of communication had an impact on, and revealing the impact of developments in clarifying some facts that It is an auxiliary tributary of Islamic jurisprudence and positive law in influencing the ruling in some cases related to the missing person, such as the issue of bequeathing him after multiplying a period of waiting for him and issuing a ruling in this regard. The researcher used the analytical and comparative inductive method. The research concluded with the following conclusions: The legislator gave the heir the right By the inheritance of his bequeather, and he has established a methodology to achieve that right, and that inheritance refers to this right, and the inheritance indicates the transmission of the methodology of that right. Inheritance and his knowledge of Islamic law occupies a great position that makes it of great importance, and we see this clear and obvious in the Qur'an and the honorable Sunnah and among the previous nation. And it could The heirs have conditions that change between existence and non-existence, and change between a male and a female. Thus, the image of the last estate in these cases has become unclear, and this is a reason for us to take precaution and appreciation. It has been found that the legal texts regulating the provisions of missing persons contained in Iraqi law are not all compatible with Islamic Sharia, for example, the Iraqi Personal Status Law did not stipulate the issue of stopping the share of the missing person until his life appears or the death sentence, as some Arab personal status laws did.

Mohanad Abbas Faisal Al-gburı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

أحكام الفرائض والوصااي يف املذهب الشافعي )دراسة مقارنة

The science of inheritance is a fixation of the rights of the living and the dead, and this art is half of the science, and this study sheds light on the provisions of inheritance and will in the book "Al-Tahtheeb" of Imam Al-Baghawi. By defining the concept of inheritance and will, and explaining the legal shares in inheritance, and mentioning the benefit of the differences of jurists in some inheritance issues that were not explained in the Sharia from the Book or the Sunnah, and the jurisprudence of the jurists in this matter. In order to achieve the objectives of the study and its objectives, the researcher followed the historical descriptive approach when researching the biographical and scientific biography of Imam Al-Baghawi, his era, and his political, economic and cultural events. His book and the approach used in it were also introduced. The researcher followed the inductive and analytical approach when collecting issues of inheritance in the book and transferring the sayings of scholars about them, then analyzing them to reach the most correct ones, and what is in agreement with the spirit of Sharia and the public interest. The most important results of this study: The author's concern for rooting issues of inheritance, so he transfers what has been proven from the evidence from the Book and the Sunnah regarding the issues he mentioned, and he also conveys the opinions of the public and others from other schools of thought such as the Imamiyyah and Ibadi schools, and he is likely based on the evidence, even if it contradicts his Shafi'i school of thought, such as the issue of what was stated in the meaning of the commandment, where he chose the Hanafi school. Among what he preferred in his book is that full brothers share with maternal brothers in a third of the estate, and the reason is the strength of their kinship to the deceased on the father and mother side He did not neglect the linguistic and terminological side of the definitions, so he used to explain the strange vocabulary with the help of linguistic dictionaries, then he mentioned the idiomatic meaning. The many sayings and quotations that he mentioned in his book indicate the abundance of his knowledge and the diversity of his knowledge resources, which made his book a rich material for study and an essential source in the science of inheritance. Keywords: Inheritance. Al-Faraʾiḍ. Will. Al-Baghawi, Al-Tahtheeb.

Thakır Mohammed Mahmood Al-warıdı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Resmi Vasiyetname

Miras bırakanın yapabileceği ölüme bağlı tasarrufların türleri vardır. Bunların bir kısmını vasiyetnameler oluşturmaktadır. Vasiyetname de kendi içinde çeşitlidir. Mirasbırakanın ölümünden sonraki emir ve isteklerini açıklayabileceği vasiyetname türlerinden biri de resmi vasiyetnamedir. Resmi vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmi memur tarafından düzenlenen vasiyetnamedir. Bu vasiyetnamenin düzenlenmesine, memur yanında iki tanığın katılması zorunludur. Vasiyetnamenin mutlaka kanun tarafından belirlenmiş yetkili memur vasıtasıyla yapılması gerekir. Bu çalışmada, genel olarak ölüme bağlı tasarruflara, bu tasarruflar arasında bulunan resmi vasiyetnameye ve türlerine ve son olarak resmi vasiyetnamenin sona ermesi hallerine yer verilmiştir.

MirasMiras hukukuResmi kararlar+3
Muhammed Aydın
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültürel çeşitlilik bağlamında kırsal mimari mirasın değerlendirilmesi: Adana ili Ceyhan ilçesi örneği

Yöresel olan yapıların kırsal yerleşimlerdeki biçimlenmesi, yöre sakinlerinin geleneksel olarak devam ettirdiği yaşam şekli, geçim kaynakları, iklimsel faktörler, topografya ve yakın çevrede bulunan malzeme vb. etkenlerle oluşmuştur. Geleneksel olarak nesiller boyu süregelmiş olan kırsal yerleşimlerdeki kültürel çeşitliliğin mekâna nasıl yansıtıldığını kırsal mimari miras üzerinden araştırmak çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, Adana ilinin Ceyhan ilçesinde bulunan farklı kültürlere ait Burhanlı (Yörük Köyü), Durhasandede (Alevi Köyü), Yellibel (Tatar Köyü), Mustafabeyli (Balkan Göçmeni Köyü) ve Adapınar (Çerkez Köyü) köyleri, etnik kökene ait kültürün yaşatılması ve bu kültürlere ait özgün örnekleri barındırmaları nedenleriyle çalışma alanı olarak seçilmiştir. Çalışma kapsamında köylerin tarihsel oluşum ve gelişimi incelenerek yerleşim yerleri değerlendirilmiş, her bir yerleşimden 15 adet geleneksel konutun mevcut durumu belgelenmiş, kültürel etkilerin yerleşimdeki parsel organizasyonu ile iç ve dış mekânlara nasıl yansıtıldığı araştırılmış ve karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, kültürün kırsal mimariye mekânsal organizasyonda olmasa da iç ve dış mekânlardaki detay çözümlerinde yansıtıldığı, geleneksel yaşamın halen sürdürüldüğü kırsal yerleşimlerdeki mimari mirasın niteliksiz müdahalelerle tehdit altında olduğu, bu özgün niteliklerin somut olmayan kültürel miras da dâhil edilerek belgelenmesi ve korunması gerektiği anlaşılmıştır. Son olarak, çalışma sonucunda kırsal mimari mirasın belgelenmesi için anıt fişi tasarımı önerilmiştir.

Adana-CeyhanKültürKültürel çeşitlilik+1
Aynur Yeliz Gögebakan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yargıtay kararları ışığında miras bırakan muvazaasının ispatı

Bu tezin konusunu muvazaanın uygulamada çok sık karşılaşılan türlerinden biri olan miras bırakanın muvazaası oluşturmaktadır. Çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bir Borçlar Hukuku müessesesi olan muvazaa konusu tartışılmıştır. Muvazaanın yasal dayanağı, çeşitleri, hüküm ve sonuçları, ileri sürülmesi ve ispatı, benzer işlemlerden farkı ve doktrinin konuya bakış açısı değerlendirilmiştir. Devamında miras bırakanın muvazaası kavramı ve miras bırakanın muvazaası nedeniyle açılacak iptal davasında görevli ve yetkili mahkeme, davanın tarafları, talep kapsamı, miras bırakanın muvazaasının ispatına ilişkin özellik arz eden hususlar ele alınmıştır. Son bölümde ise, miras bırakanı muvazaalı işlem yapmaya yönelten nedenler, miras bırakanın mirasçıları aleyhine yapabileceği muvazaalı işlemler ve uygulamada miras bırakan tarafından yapılan hangi muvazaalı işlemlerin miras bırakanın muvazaası kapsamında değerlendirildiği Yargıtay kararları ışığında irdelenmiştir. Çalışmamda, miras bırakanın muvazaasının görünürdeki işlemler, satım, ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi ve gizli bağışlama sözleşmesine ve buna ilişkin Yargıtay kararları ve tartışmalı konulara değinilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, çalışmama yön veren 01.04.1974 tarihli YİBK kararı ve diğer içtihat ile yakın tarihteki Yargıtay kararları konu başlıklarında ayrı ayrı belirtilmiştir. Sözleşmelerde muvazaa iddiasını ileri sürebilecek kişiler ve bu iddiaların ne şekilde ispatlanacağı ele alınmaya çalışılmıştır. Bu incelemeler yapılırken doktrindeki değişik görüşler ve Yargıtay uygulamalarına da yer verilerek konunun daha iyi anlaşılmasına gayret edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Muvazaa, Miras Bırakanın Muvazaası, Miras Bırakanın Muvazaasının İspatı

Borçlar hukukuMirasMiras hakkı+5
Zeynep Kuybu Gebel
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Somut olmayan kültürel mirasın turizm alanında Değerlendirilmesi: Gazipaşa örneği

Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte insanlar, kendi kültürlerinden uzaklaşarak kendilerine ait olmayan bir kültürün içinde bulmaya başlamışlardır. Fakat kültür bir toplumun kimliği ve benliğini oluşturmaktadır. Somut olmayan kültürel miraslar da toplumların kültürel kimliklerini oluşturmadaki en önemli yapı taşı görevini üstlenmektedirler. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte somut olmayan kültürel miraslar Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de giderek unutulmaya başlanmış ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya gelmişlerdir. UNESCO 2003 yılında Paris'te yapılan bir konferansta "Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesini" kabul etmiştir. Türkiye ise bu sözleşmeyi 2006 yılında kabul edilmiştir. Türkiye bu önemli gelişme ile somut olmayan kültürel mirasların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda yeni bir döneme adım atmıştır. Somut olmayan kültürel mirasları gelecek kuşaklara aktarmanın yanında birde bu mirasları turizm alanında nasıl değerlendire biliriz? sorunun yanıtı aranmıştır. Nedeni ise her kültür öğesinin turizm sektöründe bir turistik ürün niteliği taşımasıdır. Somut olmayan kültürel miraslarda toplumların kültürlerinden meydana geldiği için turistik ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Her turistik üründe olduğu gibi dünyada insanların farklı kültürlere olan merakı da giderek artmıştır. Bu araştırmanın amacı; Antalya ilinin Gazipaşa ilçesindeki somut olmayan kültürel mirasların gün yüzüne çıkartarak gelecek kuşaklara aktarılması ve turizme kazandırılmasıdır. Böylece tüm dünyada olduğu gibi Gazipaşa'nın da kültür turizminden hak ettiği payı alması hedeflenmektedir. Araştırmanın yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşmecilere ise yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler ise betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda Gazipaşa'nın somut olmayan kültürel miraslarının turizm alanında nasıl değerlendirileceği hakkında öneriler sunulmuştur.

Antalya-GazipaşaDestinasyonKültürel miras+4
Yusuf Özsoy
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Miras sözleşmesinin sona ermesi

Mirasbırakanın, ölümünden sonra hüküm ifade etmesini istediği emirlerini, sağlığında birtakım hukuki müesseseler çerçevesinde belirtmesi mümkündür. Mirasbırakanın ölümünden sonrasına ilişkin arzularını içeren iradesini açıklarken tabi olduğu şekil şartları olarak adlandırılan şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar, vasiyetname ve miras sözleşmesi olarak karşımıza çıkabilir. Vasiyetname, tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruf türü iken; miras sözleşmesi, tarafların karşılıklı olarak birbirlerini bağladıkları iki taraflı ölüme bağlı bir hukuki işlemdir. Miras sözleşmesinin sözleşmesel ve bağlayıcı niteliği, sözleşmenin sona ermesi hususunda önem arz etmektedir. Vasiyetnameden farklı olarak, miras sözleşmesini tek taraflı olarak her zaman ve serbestçe ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bu ölüme bağlı tasarruflar ancak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 546. maddesinin ikinci fıkrasına dayanılarak mirasçılıktan çıkarma hallerinden birinin bulunması hâlinde ve Türk Medeni Kanunu'nun 547. Maddesi çerçevesinde sağlararası edim borcunun yerine getirilmemesi sebebi ile tek taraflı olarak sonlandırılabilmektedir. Bu sona erme hâllerine ek olarak, miras sözleşmesinin iptal yaptırımı sonucunda hükümsüz kalması, kendiliğinden sona ermesi ve sözleşmenin taraflarının anlaşarak miras sözleşmesini ortadan kaldırması da mümkündür. Bu kapsamda, tezin birinci bölümünde, genel çerçevede miras sözleşmesine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde miras sözleşmelerinin kurulması ve miras sözleşmelerine ilişkin yokluk ve kesin hükümsüzlük hâlleri incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise miras sözleşmesinin Kanun gereği kendiliğinden sona erme hâlleri ile iradi sona erme hâlleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Miras sözleşmesinin iradi sona erme hâlleri kapsamında Türk Medeni Kanunu'nun 546. maddesinin ikinci fıkrası ile 547. maddesi çerçevesinde miras sözleşmesinden dönme hakkı incelenmiştir. Mirasbırakanın, miras sözleşmesinin yapılmasından sonra miras sözleşmesi ile bağdaşmayan tasarruflarının bulunması hâlinde, miras sözleşmesinin hükümden düşmesinin ve miras sözleşmesinden dönmenin söz konusu olup olmayacağı değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Ölüme bağlı tasarruf, miras sözleşmesi, bağlayıcılık, sona erme, dönme.

Medeni hukukMirasMiras hukuku+2
Ayşegül Tekçe
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mirastan feragat sözleşmesi

Mirastan feragat sözleşmesi, muhtemel mirasbakan ve onun muhtemel mirasçısı arasında akdedilen bir miras sözleşmesidir. Mevzubahis akdin, "olumsuz miras sözleşmesi" yahut "mirastan vazgeçme sözleşmesi" olarak da adlandırıldığı görülür. Osmanlı hukukunda bulunmayan bu hukuki imkan, 1926 yılında yürürlüğe giren Türk Kanunu Medenisi ile Türk hukukuna kazandırılmıştır. Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakana terekesini planlama fırsatı veren hukuki müesseselerin başında gelir. Muhtemel muris yönünden bakıldığında, ölüme bağlı tasarruf niteliğinde bir işlem söz konusudur. Akdin ivaz karşılığında yapıldığı hallerde muris, mirasçının gelecekteki miras payını adeta satın almaktadır (Erbauskauf). Muhtemel mirasçı açısından ise bu sözleşme, gelecekte elde edebileceği miras payından kısmen veya tamamen vazgeçme anlamı taşır. Onun işlemi terekesine değil malvarlığına etki edecek türdendir. Bu nedenle, feragat eden taraf bakımından sağlararası bir hukuki işlem söz konusudur. Görüldüğü üzere, mirastan feragat sözleşmesi ikili bir yapıdadır. Ölüme bağlı tasarruf olması yönüyle miras hukukunun, sağlararası hukuki işlem olması yönüyle de borçlar hukukunun kapsamında değerlendirilecek çeşitli özelliklere sahiptir. Öte yandan, özellikle ivazlı mirastan feragat sözleşmesinin hukuki niteliği fazlasıyla tartışmalıdır. Zira ivazlı mirastan feragat akdi kapsamında, ölüme bağlı unsur ile sağlararası unsur yan yana gelmektedir. Söz konusu unsurların tek bir hukuki işlem bünyesinde mi birleştikleri yoksa iki ayrı hukuki işlem mi oldukları meselesi, burada yürütülen tartışmaların odak noktasını oluşturur. Bu çalışmada, mirastan feragat sözleşmesinin hukuki niteliğine ve konusuna ilişkin tartışmalara açıklık getirilmiş, bu sözleşmenin nasıl kurulacağına, hükümlerinin neler olacağına ve hangi hallerde sona ereceğine dair ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Yapılan açıklamalarda 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu ve Türk miras hukuku esas alınmakla beraber, yeri geldikçe İsviçre medeni hukukundan ve Alman medeni hukukundan da karşılaştırmalı şekilde faydalanılmıştır. Bunun yanı sıra, çalışma boyunca, mirastan feragat tasarrufunu inceleyen yüksek yargı içtihatlarından da geniş biçimde yararlanılmıştır. Böylelikle hem uygulamanın konuya ilişkin yaklaşımı ortaya konulmuş hem de mirastan feragat sözleşmesine dair somut ve güncel sorunlar tespit edilmiştir.

FeragatMedeni hukukMiras+3
Mehmet Can Sürmeli
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi

Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi, reddedilen ya da mevcudu borçlarını karşılayamayan bir terekenin, mirasbırakanın iflâsa tâbi kişilerden olup olmadığına bakılmaksızın, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre tasfiye edilmesidir.Mirasın en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilmesi (TMK m. 612) hâlinde ve mirasçıların mirası kendilerinden sonra gelen mirasçılar yararına reddetmesi ve sonra gelen mirasçıların da bu mirası reddetmeleri (TMK m. 614) durumunda, tereke iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Ayrıca, hükmî ret (TMK m. 605/II) hâllerinde de terekenin tasfiyesi iflâs hükümlerine göre yapılır. Reddedilen mirasların yanı sıra, tereke mevcudunun borçlarını karşılayamaması durumunda da tereke iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir (TMK m. 636).Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinde, diğer iflâs tasfiyelerinden farklı olarak Ticaret Mahkemesi, İcra Mahkemesi ve iflâs dairesi yerine Sulh Hukuk Mahkemesi; iflâs idaresi yerine tasfiye memuru geçer. Bu tasfiye usulünde, şikâyetler ile sıra cetveline itirazları incelemek ve iflâs usulü ile tasfiyenin son bulmasına karar vermek yetkisi Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. Tasfiye memuru da terekenin idare ve tasfiyesi görevlerini yerine getirir.Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinde İcra ve İflâs Kanununun iflâsın tasfiyesine ilişkin sekizinci bap hükümleri uygulanır (İİK m. 180). Terekenin mevcudu tasfiye memuru tarafından açık artırma veya pazarlık usulüyle satılarak, sıra cetveline göre alacaklar ödenir. İflâs hükümlerine göre tasfiyenin sonuçlanmasının ardından, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından tasfiyenin son bulmasına karar verilir. İstisnaî de olsa tasfiyenin sonunda artan olursa, bu kısım mirası reddetmemişler gibi mirasçılara verilir.Anahtar Sözcükler:1. Tereke2. Miras3. İflâs4. Tasfiye5. Sulh mahkemesi

MirasMirasın reddiTasfiye+2
Evrim Kalaycı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Mirasın paylaşılması

Gerçek kişinin ölümü üzerine bu kişiye ait değerler, bu kimsenin küllî halefi olan mirasçılarına intikal eder ve bu şekilde bu mirasçılar arasında miras ortaklığı teşekkül eder. Bu şekilde kurulan miras ortaklığının ilelebet devam etmesi, söz konusu ortaklığın nihaî amacının tasfiye olmasına ve ayrıca mirasçıların menfaatlerine aykırıdır. Bu ortaklığın, tek sona erme sebebi olmamakla birlikte, olağan sona erme biçimi, mirasın paylaşılmasıdır.Mirasın paylaşılması, mirasçılar, mirasbırakan veya kanunkoyucu tarafından belirlenen paylaşma kuralları dikkate alınarak, miras paylarının oluşturulması ve bu paylarının mirasçılara özgülenmesi ve bu şekilde her bir mirasçının kendisine özgülenen tereke değeri veya değerleri üzerinde bireysel hak sahipliğinin tesis edilmesiyle gerçekleşmektedir. Dikkat edilirse, mirasın paylaşılması işlemi, bu işlemle borçların paylaşılması da mümkünse de, aktiflerin paylaşılmasına ilişkindir. Bu çerçevede, mirasın paylaşılması işlemi, ilgili tereke değerinin kendisine özgülendiği mirasçı lehine, diğer tüm mirasçıların, söz konusu tereke değeri üzerindeki elbirliğiyle hak sahipliğinden vazgeçmeleriyle sağlanacaktır.Mirasın paylaşılması mirasçılar tarafından oybirliği ile yapılacak paylaşma sözleşmesiyle gerçekleştirilebilir. Bu sözleşme, elden paylaşma veya yazılı paylaşma sözleşmesi şeklinde yapılır. Paylaşma, elden paylaşma işleminde sözleşmenin yapıldığı; yazılı paylaşma sözleşmesinde ise sözleşmenin ifa edildiği anda gerçekleşir.Mirasçılar paylaşmaya ilişkin anlaşmaya varamadıkları takdirde, paylaşma, mirasçılardan birinin talep etmesi üzerine hâkim tarafından gerçekleştirilecektir. Mirasçının talebini paylaşma dâva açarak ileri sürmesi ve hâkimin dâvayı kabul etmesiyle, ilgili mirasçı miras payını alarak miras ortaklığından ayrılır.Mirasın paylaşılmasının sonuçlandırılmasından sonra mirasçıların birbirlerine ve üçüncü kişilere karşı sorumlulukları söz konusudur. Mirasçılar birbirlerine karşı özgüleme konusu tereke mallarının üçüncü kişi tarafından zapt edilmesi veya ayıplı çıkmasından, özgüleme konusu alacağın borçlusunun ödeme gücünden yoksun olmasından, paylaşmadan başlayarak bir yıllık süre boyunca miras payları oranında sorumludurlar. Mirasçıların tereke borçlarının alacaklılarına karşı, bu borçların ödenmesinden müteselsil olarak sorumlu olmaları, paylaşmadan sonra da belli bir süre devam eder. Müteselsil sorumluluk, mirasçılar arasında yapılan ve borcun iç yüklenilmesi niteliğinde olan anlaşmaya alacaklının rıza göstermesi veya paylaşmadan başlayarak beş yıllık sürenin dolmasıyla sona erer.

MirasMiras hakkıMiras hukuku+1
Hatice Tolunay Ozanemre Yayla
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Mirasın reddi

Çalışmanın konusu mirasın reddi müessesesidir. Çalışmada mirasın reddine ilişkin Medenî Kanun hükümleri, öğretide ileri sürülen görüşler ve Yargıtay kararları ile birlikte değerlendirilmiştir.Tezin birinci bölümünde öncelikle ret kavramı ve ret beyanının hukukîniteliği üzerinde durulmuştur. Daha sonra gerçek ret ve hükmî ret ayrı ayrı incelenmiştir. Gerçek redde ret hakkının kullanılması ve ret hakkının kullanılmasındaki usûli meseleler ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Gerçek ret incelendikten sonra bir diğer ret çeşidi olan hükmî ret incelenmiştir. Burada özellikle hangi şartlar altında hükmî reddin söz konusu olacağı ve hükmî ret halinde ortaya çıkacak sonuçlar üzerinden durulmuştur.İkinci bölümde mirasın reddinin sonuçları üzerinde durulmuştur. Bu başlık altında öncelikle reddin mirasbırakanın serbest tasarruf oranına ve mirası reddeden mirasçının denkleştirme yükümlülüğüne etkisi değerlendirilmiştir. Daha sonra yasal ve atanmış mirasçılar bakımından reddin sonuçları ve vasiyet alacaklısının mirası reddinin sonuçları ayrı ayrı incelenmiştir. Burada yasal mirasçı olan devletin mirası reddinin sonuçları da ayrıca ele alınmıştır.Tezin son bölümünde ret hakkının kötüye kullanılması halinde mirası reddeden mirasçının ve mirasbırakanın alacaklarının sahip oldukları haklar incelenmiştir. Bu kapsamda ilk olarak reddin iptali davasının şartları, usule ilişkin meseleler ve davanın sonuçları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Daha sonra mirasbırakanın alacaklılarının denkleştirmeye tabi kazandırmanınkendilerine geri verilmesine yönelik olarak sahip oldukları davanın şartları ve sonuçları üzerinde durulmuştur.Anahtar Sözcükler:1.Miras Hukuku2.Mirasın Reddi3.Hükmi Ret4.Gerçek Ret5.Reddin İptali

Medeni KanunMedeni hukukMiras+3
İzzet Başara
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal bilgilerde miras eğitiminin öğrencilerin somut kültürel mirasa karşı tutumlarına ve akademik başarılarına etkisi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 6. sınıf Sosyal Bilgiler dersinde miras eğitiminin öğrencilerin kültürel mirasa karşı tutumlarına ve akademik başarılarına etkisini incelemektir. Araştırmada karma yöntem (mixed method) desenlerinden aşamalı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Buna göre önce nicel veriler toplanmış daha sonra nitel veriler toplanmıştır. Nitel bulgular nicel bulguları desteklemede kullanılmıştır.Araştırmanın nicel boyutu öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırmanın deneysel kısmı 2010?2011 eğitim öğretim yılının bahar döneminde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Sincan Atatürk İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Çalışma grubu 76 öğrenciden oluşmuştur. Deney grubunda 38 öğrenci ve kontrol grubunda 38 öğrenci yer almıştır.Araştırmanın nitel boyutunda ise, nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi ve doküman incelemesinden yararlanılmıştır. Bu doğrultuda, deney grubundan seçilen 30 öğrenci ile odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Doküman incelemesinde ise 360 doküman analiz edilmiştir.Araştırmada dört çeşit veri toplama aracı kullanılmıştır. Nicel boyutla ilgili olarak somut kültürel miras tutum ölçeği ve somut kültürel miras akademik başarı ölçeği kullanılmıştır. Nitel boyutla ilgili olarak 10 sorudan oluşan mülakat formu ve 11 farklı etkinlikle ilgili toplam 360 doküman kullanılmıştır.Araştırmada nicel verilerin analizinde SPSS 18.0 paket programı kullanılmıştır. Bu doğrultuda, verilerin çözümlenmesinde tek yönlü varyans analizi, bağımsız gruplar t-testi ve bağımlı gruplar t-testi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır.Araştırmanın nicel bulgularına göre Sosyal Bilgiler dersinde miras eğitiminin öğrencilerin somut kültürel mirasa karşı tutumlarını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Benzer şekilde Sosyal Bilgiler dersinde miras eğitiminin öğrencilerin somut kültürel mirasa yönelik akademik başarılarını artırdığı görülmüştür. Sosyal bilgiler ders kitabına dayalı olarak ders işlenen kontrol grubunda ise somut kültürel mirasa yönelik tutumlarında olumlu bir değişme olmadığı ortaya konulmuştur. Benzer şekilde kontrol grubundaki öğrencilerin somut kültürel mirasa yönelik akademik başarılarında da bir artış gerçekleşmemiştir. Deney ve kontrol grupları son testler açısından karşılaştırıldığında ise hem tutum hem de akademik başarı açısından deney grubunun lehine anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir.Araştırmanın nitel bulguların göre, miras eğitimi alan öğrencilerin somut kültürel mirasa yönelik olumlu bir tutum sergiledikleri, somut kültürel mirasın korunması gerektiğini, somut kültürel mirasın geçmiş hakkında bilgi kaynağı olduğunu, kültürü yansıttığını ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğini ifade etmişlerdir. Bunun yanında miras eğitimi ile ilgili olarak etkinlikler yaparken merak duyduklarını ve eğlendiklerini, bu etkinliklerin Sosyal Bilgiler ders kitabında yer almadığını, etkinliklerin deneye benzediğini vurgulamışlardır. Etkinliklerde yapılan uygulamaları günlük yaşamları ile ilişkilendirdikleri görülmüştür. Öğrenciler alan gezilerinden memnun kaldıklarını, geziler sırasında heyecan duyduklarını, kendilerini geçmişte hissettiklerini ifade etmişlerdir. Geziler sırasında gördükleri somut kültürel mirasa yönelik olumsuz insan davranışlarından etkilendikleri görülmüştür. Bu bağlamda, nitel bulgulardan elde edilen sonuçların nicel sonuçları desteklediklerini ifade edebiliriz.

Akademik başarıBaşarıDers programları+11
Cemil Cahit Yeşilbursa
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler ders kitaplarında kültür ve miras ünitesi'nin kazanımlarının incelenmesi

Bu çalışmada 2018-2019 eğitim ve öğretim yılından itibaren Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokullarında okutulan Sosyal Bilgiler7. sınıf ders kitabının 2. ünitesi olan ve Osmanlı İmparatorluğu kuruluş ve yükselme devri, iskân, istimalet politikaları, millet sistemi, Osmanlı'da askeri, sosyal ve kültürel yapı, coğrafi keşifler, rönesans, aydınlanma çağı, reform, Fransız ihtilali, sanayi inkılâbı, sömürgecilik konularını kapsayan Kültür ve Miras ünitesi incelemeye alınmıştır. İncelenen ünitede; 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 2012 yılında 28409 sayılı resmi gazetede ilan edilen Milli Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği ile 2018 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nın kazanımları gözetilerek; Kültür ve Miras Ünitesinin fiziksel, eğitsel, görsel, dil ve anlatım özellikleri bakımından incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma modellerinden durum çalışması niteliğinde olan bu çalışma literatür tarama yöntemi ile kaleme alınmıştır. Araştırmadan çıkan sonuç özetle; Kültür ve Miras Ünitesinde Osmanlı'da askeri ve kültürel yapı konularının detaya girmeden ancak eksik bilgiler ile ele alındığı, Osmanlı kuruluş ve yükselme devri ile aynı ünite içinde yer alan kültürel yapı konularının hemen ardından Avrupa'da uyanış konularının yer almasının kronolojik sıralamayı bozduğu ve ünitede yer alan bilgilerin iç içe geçtiği gözlemlenmiştir. Ayrıca ünite içerisindeki pek çok yabancı kökenli sözcüğün Türk Dil Kurumu kurallarına göre yazılmadığı, mekânı tasvir etmek üzere kullanılan haritaların ölçeklendirme, renklendirme ve içerik konusunda hatalı olduğu anlaşılmıştır. Bu durum ise ders kitabının hazırlanmasında Milli Eğitim Temel Kanunu, Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği'nin esaslarının göz ardı edildiği hususunu ortaya çıkarmıştır.

Ders kitaplarıKitaplarKültür+5
İsmail May
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Somut olmayan kültürel mirasın müzelenmesi

2006 yılında Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesine taraf olan Türkiye sözleşmede belirtildiği üzere somut olmayan kültürel mirasın korunması aşamasında müzelerin de rol alacağını kabul etmiştir. Somut olmayan kültürel miras 5 ana maddeyi barındırmaktadır. Bu maddeler çeşitli uygulama, gelenek ve sözlü anlatımlardan oluşmaktadır. Bu çalışmada, evreni kapsamı içerisinde belirlenmiş olan maddelerin müzecilik bağlamında irdelenmeye, somut olmayan kültürel mirasın müze ortamında sergilenmesi ile ilgili temel unsurları tespit etmeye çalışılmıştır.Somut olmayan kültürel mirasın her bir unsuru, müzeleme sürecinde kültürden kültüre değişim göstermektedir. Her bir konunun müzeleme aşamasında farklı sergileme teknikleri kullanılarak sunulması başarılı sonuçlar doğuracaktır. Bu çalışmanın ileride geliştirilecek yeni sergileme metotlarının belirlenmesinde sonraki çalışmalara kaynaklık etmesi, bu bağlamda konu üzerinde geliştirilecek yöntem ve tekniklerin, bu alandaki büyük boşluğu doldurması ve bundan sonra yapılacak bilimsel çalışmalara yeni açılımlar sağlaması dilenmektedir.

Doğal mirasFolklorHalk bilimi+7
Cemile Şeyda Çakır
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İslam Miras Hukukunda terike taksiminde gözetilen maslahatlar

Bu çalışma, İslam miras hukukunda terikenin mirasçılar arasında taksimi yapılırken gözetilen maslahatları, gaye ve amaçları araştırmak üzere gerçekleştirilmiştir. Zira İslam hukukunda hükümler bir takım gaye ve hedeflere binaen ortaya konmuştur.İslam hukukunda mirasın vârislere dağıtılması hususunda adalet prensibi gözetilerek ölene olan yakınlık, mala duyulan ihtiyaç, akrabalık bağlarının güçlendirilmesi ve toplumda servetin yaygınlaştırılması esas alınmıştır.İslam miras hukukunda miras paylaştırılırken; vârislerin yüklendiği sorumluluklar, miras bırakana faydalı olma, dostluk ve yardımlaşma gibi hususlar da göz önünde bulundurulmuştur. Bu şekilde yapılan paylaştırma hem mûris (miras bırakan) hem de vârisler açısından arzu edilen, tatmin edici bir durum olarak ortaya çıkmaktadır.

MaslahatMirasMiras hukuku+3
Hamza Arslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Terekenin korunması önlemleri

Ölen kişinin hukuki statüsünün kanunda belirlenen haleflere geçeceği genel kuralı için, terekenin ölüm anından mirasçıların fiili hâkimiyetine ulaşılıncaya kadar korunması büyük önem taşımaktadır. Bu korumanın gerçek anlamda sağlanamaması, miras hukuku teorisinin yanıltıcı olmasını engellemektedir. Mirasçıların ve mirasçıların payı ne olursa olsun, kendilerine tanınan imkânlar ve mirasçının tasarruf özgürlüğü kanunla düzenlenirse, tüm bunların yönlendirildiği mirasın korunamayacağı bir ortamda pratik bir anlamı yoktur. Bu nedenle mirasın korunmasına yönelik tedbirler, Miras Hukukunun en önemli konularından birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada Medeni Kanunumuzun 589-598. Maddeler arasında düzenlenen koruma tedbirleri bir bütün olarak incelenmiştir. Çalışma, uygulamaya ışık tutacağı düşünülmektedir. Miras hukuku teorisinin göz ardı edilmemesi ve uygun bir uygulamanın kurulması gerektiği fikri hakim olmuştur. Aynı anda çalışıma Miras Hukukunda teorik olarak da önemli olan çeşitli kurumları inceleme iddiasındadır. Ancak bu yapılırken uygulamanın ihtiyaçları göz önünde bulundurulmaya çalışılmıştır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tereke kavramı ve terekenin belirlenmesindeki amaç, ikinci bölümde genel olarak terekenin korunması önlemleri, üçüncü bölümde terekenin deftere kaydedilmesi ve mühürlenmesi, dördüncü bölümde terekenin mühürlenmesi ele alınmıştır. Son olarak beşinci bölümde terekenin resmen yönetilmesi incelenip sonuç kısmında tartışılmıştır.

MirasMiras hukukuMirasçılar+2
Burak Furkan Karaman
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Veraset ve intikal vergisinde istisnalar ile tarifenin oransal yapı açısından değerlendirilmesi ve analizi

Veraset ve intikal vergisi, ölüm olayı sonucunda veraset yoluyla ve çeşitli şekillerde sağlar arasında gerçekleşen karşılıksız intikalleri konu alan genel bir servet vergisidir. Servet transferi üzerinden alınan bir vergi olan veraset ve intikal vergisi, ülkemizde 1926 yılında, 797 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Hakkında Kanun ile uygulanmaya başlanmış, zaman içinde çeşitli değişikliklere uğrayarak, 1959 yılında, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu ile günümüzdeki şeklini almıştır. Günümüze gelene kadar, çeşitli değişikliklere uğrayan veraset ve intikal vergisi, toplam vergi gelirleri içerisindeki payının oldukça düşük seyretmesi itibariyle mali fonksiyonundan ziyade, sosyo ? ekonomik fonksiyonuyla ve vergi sistemindeki tamamlayıcı özelliği ile ön plana çıkmaktadır.Çalışmamızın konusu olan veraset ve intikal vergisinin istisnaları, mali olmaktan çok sosyo - ekonomik amaçlarla düzenlenmiş olması; tarife yapısı ise, verginin karakteri itibariyle diğer vergilerden ayrılan artan oranlılığıyla dikkat çekmektedir. Verginin istisnaları, ağırlıkla, ivazsız intikallerin taraflarının akrabalık ilişkilerine göre belirli bir ayrıma tabi tutulması, örf ve adetler ve insani değerler dahilinde sıkça karşılaşılan ve toplumsal fayda sağlayan bazı kurumlar lehine gerçekleşen bir kısım karşılıksız servet transferlerinin vergi dışı tutulması gibi sosyal amaçlar doğrultusunda düzenlenmiştir. Verginin tarifesi ise, veraset yoluyla ve sağlar arasında gerçekleşen diğer karşılıksız intikalleri farklı oranlara tabi tutan, bununla birlikte veraset yoluyla gerçekleşenler dışındaki ivazsız intikalleri, tarafları arasındaki akrabalık ilişkisine göre ayıran, artan oranlı bir yapı göstermektedir.Çalışmamızın amacı, servet transferleri üzerinden alınmakta olan bir vergi olan, veraset ve intikal vergisinin istisnalarının ve tarife yapısının analizidir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmanın ilk bölümünde, servet vergileri, servet vergilerinin kapsamı, nitelikler ve çeşitleri ile ilgili bilgi verilmiş, bir servet vergisi olan veraset ve intikal vergisinin amaçları, yapısı, fonksiyonlar ve uygulama yöntemlerine yer verilmiş ve veraset ve intikal vergisinin bazı yabancı ülkelerdeki genel görünümü, istisnaları ve tarif yapısı ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde, veraset ve intikal vergisinin, istisnaları ve tarifesinin günümüze gelene kadar geçirdiği aşamalar ve günümüzde uygulanmakta olan hali açıklanma çalışılmıştır. Çalışmamızın son bölümünde ise, veraset ve intikal vergisinin istisna ve tarifesi ile ilgili karşılaşılan sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

VerasetVeraset vergisiVergi Kanunu+6
Murat Gönül
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde şehzadelik kurumu ve Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzadeliği

Devletlerin parlak dönemleri umumiyetle iyi yetişmiş devlet adamları ve yetenekli hükümdarların idareyi ele almasıyla yaşanmıştır. Özellikle hükümdarların demokratik sistemlere nazaran daha büyük yetki ve sorumluluklara sahip oldukları monarşiler çağında hükümdar adaylarının her yönüyle iyi yetiştirilmeleri büyük önem arz etmekteydi. Bunun için Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi çağdaşı olan tüm doğu ve batı medeniyetlerinde hükümdar adaylarını yetiştirmek üzere yapılar kurulmuştur. Bu yapıların biçimleri devletlerin veraset sistemleriyle doğrudan ilişkilidir. Hükümdarlığın soy esasına göre aktarıldığı Osmanlı Devleti'nde bu görevi üstlenen kuruma "Şehzadelik Kurumu" denilmektedir. Zaman içinde çeşitli değişikler yaşayan bu kurum, klasik dönemde şehzadelerin vali olarak çeşitli şehirlere gönderilmesi şeklinde işlemiş, şehzadelerin tahta geçmeden önce sancaklarında edindikleri bilgi ve tecrübeler iyi bir padişah olmalarının alt yapısını oluşturmuştur. Osmanlı şehzadelik kurumu, Orta Asya veraset anlayışı temelinde Oğuz geleneğine ve İslam hukukuna dayanarak gelişmiştir. Çalışmamıza konu olan Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzadeliği bu kurumun her yönüyle en güçlü olduğu II. Bayezid'in saltanatının son yıllarına denk gelmiştir. Şehzadeliği hakkında sınırlı bilgi bulunsa da Kanuni Sultan Süleyman'ın askeri, idari ve edebi kabiliyetleri o dönemdeki şehzadelik kurumunun insan yetiştirmekteki başarısını göstermektedir. Lakin gerek kroniklerin şehzadelerden ziyade padişahları konu alma meyilleri gerekse şehzadeliğinin ilk yıllarının babası ve amcalarının gölgesinde kalması şehzade hakkında çok az bilgi sahibi olmamıza neden olmuştur. Bu çalışmada Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzadeliğini kurumsal yapıyla beraber ele almaktaki amacımız onun yetiştiği ortamın şartlarını anlayıp şehzadelik kurumunun hangi etkenlerle güçlü padişahları yetiştirecek seviyeye ulaştığını açıklamaya yardımcı olmaktır.

Kanuni Sultan SüleymanOsmanlı DevletiVeraset+1
Emrah Bilge Merdivan
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir mükellef hakkı olarak mirasın reddi

Ölümüyle mirasbırakanın tüm haklarının, alacak ve borçlarının kendiliğinden mirasçıya geçmesi, mirasbırakanın borçları mal varlığından fazla olması durumunda olumlu sonuç doğurmayabilir. Bu gibi durumlarda, mirasçının mirası reddetme hakkı bulunmakta olup, buna "reddi miras", "mirasın reddi" veya "mirasın kabul edilmemesi" denilmektedir. Bu çalışmada, bir mükellef hakkı olarak mirasın reddi konusu 73 tez, makale, kitap ve rapor, 19 kanun, 1 anayasa ve ilgili yargıtay kararları çerçevesinde, temel olarak medeni hukuk ve vergi hukuku odaklı araştırılmıştır. Medeni hukukta mirasın reddi hakkı, mirasçılara, gerçek (hakiki) red ve hükmi (hükmen) red olmak üzere iki şekilde tanınmıştır. Vergi hukukuna göre de "reddi miras" mirasçılar açısından aynı zamanda bir mükellef hakkıdır. Hukuki ve ekonomik durumunu daha kötü hale getirebilecek, vergisel yükü getirisinden daha fazla olan bir mirası kabul etmemek, vergi hukuku bakımından vergi yükümlüsüne tanınmış yasal bir hak olup, hemen hemen tüm vergi mükellefi mirasçılar tarafından tercih edilen mantıklı bir seçimdir. Vergi idaresiyle irtibata geçerek mirasbırakanın vergi borçlarının öğrenilmesi, bu tutarın miras ile karşılaştırılarak mirasçılar tarafından vergisel yükü fazla olabilecek bir mirasın kabul ya da reddine karar verilmesi bir mükellef hakkıdır. Mirasın reddine ilişkin hükümlerin kanunda yeterince açık olmamasından hareketle, ileride ilgili kanun maddelerinde yapılacak düzenlemelerde dikkate alınmasında fayda olacağı düşünülen öneriler çalışmanın son bölümünde sunulmuştur.

MirasMirasın reddiMükellef+1
Dilek Cingöz
İstanbul Beykent University
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon Şer'iyye sicillerine göre 17. yüzyılın sonlarında miras davaları

Bu çalışmada, kişiler arasında geçmişten günümüze değin varlığını devam ettiren meselelerden biri olan miras konusunun Trabzon mahkemesine yansıyan örnekleri incelenmiştir. Çalışmamızın ana kaynağını 1855 ve 1856 numaralı Trabzon Şeriyye Sicilleri oluşturmaktadır. Çalışma H. 1097-1100/ M. 1685/1688 yılları arasında yaşanan miras davalarını içermektedir. Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde miras hukukunun İslam hukuku ve Osmanlı hukuku içerisindeki yeri ve önemi üzerinde durulmuştur. Bu kısımda ilk olarak hukuk kavramı üzerinde durularak İslam hukukunun oluşum aşamalarına değinilmiştir. Daha sonra miras hukukunun içeriğinden bahsedilerek Osmanlı hukukunda miras konusu incelenmiştir. İkinci bölümde miras meselelerine dair kayıtlar konularına göre tasnif edilerek ayrı başlıklar halinde incelenmiştir. Son bölümde ise dava kayıtlarında kişilerin sosyal statüsü, kadınların miras hukukundaki konumu ve gayrimüslimlerin miras hukukunda yeri gibi başlıklarla genel değerlendirmeler yapılmıştır. Yine bu bölümde davaların genel bir analizi yapılarak birtakım çıkarımlar yapılmıştır.

17. yüzyılMirasMiras hukuku+5
Vildan Yerli
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10

Related subjects