Peer relationships

55 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

İlk okuma yazma öğretiminde akran işbirliği

Kişiler ve toplumlar arası iletişimin temel kaynağı olan dil, bireylerin yaşadıkları ortama uyum sağlamalarında en etkili araç rolündedir. Bireylerin düşünmesini, etkileşimde bulunmasını ve kendini ifade etmesini sağlayan dil becerileri, bireylere kazandırılması gereken en temel becerilerdir. Dil becerileri önce ailede sonra da okulda kazandırılmaktadır. Aileden sonra dil becerilerinin kazandırıldığı ve ana dili öğretiminin yapıldığı yer olan okul ortamında, çocukların akranlarıyla ve öğretmenleriyle kurduğu etkileşimler, onların dil becerilerinin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Sosyal etkileşimle gelişen dil becerileri arasında yer alan okuma ve yazma, ilkokulda ilk okuma yazma öğretimi ile başlamaktadır. İlk okuma yazma öğretimiyle çocuklar, yaşadığı dünyayı algılama, kendi duygu ve düşüncelerini yazıyla ifade etme becerisi kazanmaktadırlar. Türkçe öğretiminin temelini oluşturan ilk okuma yazma öğretimiyle çocukların ana dilini öğrenmeleri, dil becerilerini geliştirerek okul yaşamındaki başarılarını artırmaları ve yaşamları boyunca gerekli olan nitelikli okuryazar bireyler olarak yetişmeleri sağlanmaktadır. Çocukların ilk okuma yazma öğretimi kapsamında birinci sınıfta akranlarıyla kurduğu etkileşimler, sosyal becerilerinin gelişmesinin yanı sıra okuma ve yazma becerilerinin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. İlk okuma yazma öğretiminde akranların işbirliğine dayalı etkinliklerin gerçekleşmesi, çocukların kendi sosyal çevresinde öğrenme yaşantıları kazanmasına yardımcı olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilk okuma yazma öğretimi sürecinde akran işbirliğinin nasıl gerçekleştiğini ortaya koymaktır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından doğal inceleme yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. İlk okuma yazma öğretiminin, bir öğretim yılını kapsayan uzun bir süreç olması nedeniyle ve bu süreçte gerçekleşen akran işbirliğinin doğal ortamda daha net gözlemlenebilmesi amacıyla doğal inceleme yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma, 2013-2014 öğretim yılı boyunca Eskişehir ilindeki bir ilkokulun birinci sınıf şubeleri arasından belirlenen bir sınıfta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını; araştırma kapsamında belirlenen okulun birinci sınıfında öğrenim gören öğrenciler, bu öğrencilerin velileri ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın temel verileri gözlem yoluyla toplanmıştır. Yapılan gözlemler; öğretmen, veliler ve öğrencilerle yapılan görüşmeler, alan notları ve dokümanlardan elde edilen verilerle desteklenmiştir. Gözlem verileri video kaydıyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise ses kaydı yoluyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen gözlem verileri ve alan notları tümevarım analizi yoluyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise tümdengelim analizi yoluyla çözümlenmiştir. Dokümanlar, araştırma verilerini destekleyici veriler olarak ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerden, sınıf ortamında gerçekleşen akran işbirliği, öğrenciler arasında gerçekleşen akran öğretimi ve yetişkin desteği veren öğretmenin akran işbirliğini destekleme durumu olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına dayalı kimi sonuçlar şöyle sıralanmıştır: • Öğrenciler, akran işbirliğini en sık olarak yardımlaşma biçiminde gerçekleştirmişlerdir. Arkadaşlarının yardım istemesiyle ya da yardım istenmeden yapılan akran işbirliği, akranlar arasındaki iletişimi artırmıştır. • Arkadaşının yanlışını belirtme biçiminde gerçekleşen akran işbirliğinde öğrenciler, arkadaşlarının okuma ve yazma alanındaki hatalarını bularak düzeltmelerini sağlamışlardır. • Öğrenciler ilk okuma yazma etkinliklerini, arkadaşlarının yanına giderek birlikte yapmışlardır. Bu tür akran işbirliğinde öğrenciler, kendilerine yakın buldukları akranlarıyla etkileşime geçmişlerdir. • Öğrenciler, diğer arkadaşlarının yaptığı çalışmalara bakarak birbirleriyle etkileşim kurmuşlardır. Akranlar, verilen görevleri tamamlamada gerçek anlamda zorluk yaşadıklarında ya da kendisini diğer akranlarıyla karşılaştırmak amacıyla birbirlerinin çalışmalarına bakmışlardır. • Öğrenciler okuma ve yazma kapsamında verilen çalışmaları, akranlarıyla tartışarak ve bilgilerini birbirleriyle paylaşarak tamamlamışlardır. Akranlar bu süreçte yanlış bildiği konuları, akranlarıyla etkileşimi sonucunda yeniden gözden geçirmişlerdir. • Öğrenciler, okuma yazma etkinlikleri öncesi ve sonrasında eşyalarını paylaşmışlardır. Bu durum, akranların verilen görevlere hazırlanma ve öğrenme sorumluluğu kazanmalarında etkili olmuştur. • Öğrenciler yapılan etkinliklerde birbirlerine öneriler getirerek akran işbirliğini gerçekleştirmişlerdir. Bu öneriler arasında; akranların etkinliklere ilişkin ek bilgiler vermesine ve ortaklaşa yapılan görevleri daha farklı bir biçimde yapmalarına ilişkin öneriler yer almaktadır. • Araştırmada akran işbirliğinin okuma ve yazma alanında, yazılı materyalleri okumaya çalışma ve dikte çalışmalarında yapılan yanlışları düzeltme biçiminde çalışmalar gerçekleşmiştir. • Öğrenciler dersin dışında teneffüs aralarında tahtaya yazdıklarını arkadaşlarına okutma, yazdıkları sözcüklerdeki yanlışları belirtme ve arkadaşlarına öğretmen rolünde tahtada okuma ve yazma yaptırma biçiminde akran işbirliğine yönelik paylaşımlar gerçekleştirmişlerdir. • Araştırmada, akran işbirliğinin oluşmasını engelleyen yarışma ve çatışmaya dayalı durumlar da ortaya çıkmıştır. Akranlar, kimi okuma ve yazma etkinliklerinde birbirleriyle rekabete girerek yarışmışlardır. Ayrıca kimi zaman birbirleriyle etkileşim içindeyken çatışma durumları ve anlaşmazlıklar yaşamışlardır. • Akranlar arasında akran öğretimine dayalı etkileşimler gerçekleşmiştir. Düzey olarak birbirinden farklı akranlar, diğer akranlarına okuma yazma öğretme çalışmaları yapmıştır. Akran öğretimi bağlamında sınıf öğretmeni, okuma ve yazma bakımından yeterli düzeyde olan öğrencilere öğretmen rolü vermiştir. • Araştırmada sınıf öğretmeni, ilk okuma ve yazma kapsamında etkili bir yetişkin desteği sağlarken; akran işbirliğini destekleyici etkinliklere yer vermemiştir. • İlk okuma yazma öğretiminde yetişkin desteği ev ortamında, veliler tarafından da gerçekleştirilmiştir. Veliler, çocuklarına ödev yaptırarak yetişkin desteği sağlamışlardır. Anahtar Sözcükler: Akran İşbirliği, İlk Okuma Yazma Öğretimi, Ses Temelli CümleYöntemi, Türkçe, Sınıf Öğretmenliği

AkranAkran etkileşimiAkran ilişkileri+6
Emel Güvey Aktay
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemdeki kekemeliği olan ve olmayan çocukların akran ilişkilerinin karşılaştırılması: Eskişehir örneklemi

Bu araştırmada, okul öncesi dönemde kekemeliği olan ve olmayan çocukların akran ilişkilerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, 5-6 yaş aralığındaki kekemeliği olan (n=45) ve olmayan (n=45) toplam 90 çocuk ve bu çocukların sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Çocuk Bilgi Formu", "Çocuk Davranış Ölçeği" ve "Akranların Şiddetine Maruz Kalma Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı kullanılarak Mann Whitney-U Testi ve Ki Kare (Chi Square) Testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; kekemeliği olan ve olmayan grupların akran ilişkilerinin "Asosyal Davranış Gösterme", "Akranlarınca Dışlanma", "Korkulu-Kaygılı Davranış Gösterme", "Çekingen Davranış Gösterme" ve "Aşırı Hareketlilik" alt boyutları bakımından anlamlı düzeyde farklılaştığı saptanmıştır. Kekemeliği olan gruptaki çocuklar tüm bu alt boyutlardan kekemeliği olmayan gruptaki çocuklardan daha yüksek puanlar almışlardır. Bunun yanında, kekemeliği olan ve olmayan gruplar arasında akran ilişkilerinin "Başkalarına Karşı Yardımı Amaçlayan Sosyal Davranış Gösterme" ve "Saldırgan Davranış Gösterme" alt boyutları bakımından anlamlı düzeyde bir farklılık saptanmamıştır. Kekemeliği olan grup ile kekemeliği olmayan grubun "Akran Şiddetine Maruz Kalma" puanları bakımından anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Kekemeliği olan grubun "Akran Şiddetine Maruz Kalma" puanlarının kekemeliği olmayan gruptan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kekemeliği olan grup ile kekemeliği olmayan grup arasında "Okula Uyum Sorunu Yaşama" değişkeni bakımından anlamlı düzeyde bir fark olduğu saptanmıştır. Okula uyum sorunu yaşayan çocukların kekemeliği olan grupta kekemeliği olmayan gruba göre sayıca daha fazla olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Akran İlişkileri, Akran Şiddetine Maruz Kalma

AkranAkran ilişkileriAkran zorbalığı+5
Şükriye Kayhan Aktürk
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Web tabanlı akran ve öz değerlendirmenin 7. sınıf sosyal bilgiler dersi iletişim ve insan ilişkileri konusunda öğrencilerin başarısına etkisi

Bu araştırmada, web tabanlı akran ve öz değerlendirmenin iletişim ve insan ilişkileri konusunda öğrencilerin başarısına etkisini incelenmiştir. Bu araştırma için İletişim ve İnsan ilişkileri Başarı Testi (İİİBT), İletişim ve İnsan ilişkileri Karma Sınavı, İletişim ve İnsan ilişkileri Karma Sınav Değerlendirme Formu, Akran ve Öz Değerlendirme Yöntemi Programı, Akran ve Öz Değerlendirme Kullanım Kılavuzu hazırlanmıştır. Bu araştırma, Ankara ili Sincan ilçesinde yer alan dört ortaokuldaki 355 yedinci sınıf öğrencisi ile 2013-2014 eğitim sezonu birinci döneminde yapılmıştır. Yedi öğretmen ve her bir öğretmene ait ikişer sınıf çalışmaya katılmıştır. İletişim ve insan ilişkileri konulu başarı testi, öğrencilerin ön başarı durumunu belirlemek amacıyla ön-test olarak kontrol ve deney gruplarına yapılmıştır. Tüm gruplardaki çalışma sekiz hafta sürmüştür. Nihayet İİİBT kontrol ve deney gruplarına son test olarak uygulanmıştır. Betimsel istatistikler ön ve son testlerden elde edilen veriler kullanılarak yapılmıştır. Sonuçlar her bir değişkene ait verilerin dağılımının yaklaşık olarak normal olduğunu göstermiştir. Tek değişkenli ANOVA analizi çıkarımsal istatistik olarak kullanılmıştır. ANOVA sonuçları deney gruplarının başarısı lehine anlamlılık göstermiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler web tabanlı akran ve öz değerlendirme metodunun, öğrencilerin iletişim ve insan ilişkileri konusundaki başarısını artırmada etkin bir yöntem olduğunu desteklemiştir. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında sonuçlar deney grubunun lehine istatistiksel olarak anlamlıdır. Deney gruplarındaki öğrencilerin kontrol gruplarındaki öğrencilerden daha başarılı oldukları görülmüştür. Kız öğrenciler erkek öğrencilere göre daha başarılı olmuşlardır. Öğrenciler web tabanlı akran ve öz değerlendirme yöntemini kolay, faydalı ve eğlenceli bulmuşlardır. Anahtar kelimeler: Başarı, iletişim ve insan ilişkileri, web tabanlı akran-öz değerlendirme

Akran değerlendirmesiAkran ilişkileriSosyal bilgiler dersi+7
Adem Çırak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim çağındaki öğrencilerin spor yapma durumunun akran ilişkisi ve sosyalleşme üzerine etkisi

Spor, birçok yaş grubunda akran ilişkilerini geliştiren ve sosyalleşmeye önemli katkısı olan bir ana belirleyicidir. Sporun bu güçlü etkisi her yaştaki bireye önemli kazanımlar sağlamaktadır. Psikolojik, fizyolojik ve zihinsel etkisinin yası sıra sosyalleşmeye ciddi seviyede etkisi vardır. Bu araştırmada, ortaöğretim çağındaki öğrencilerin spor yapma durumunun akran ilişkisi ve sosyalleşme üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Covid-19 salgını nedeni ile veriler online olarak toplanmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'deki ortaöğretim çağındaki öğrenciler, örneklemini ise kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile değişik illerden katılan 2210 kadın 1324 erkek olmak üzere toplam 3534 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında Kaner (2002) tarafından 14–18 yaş arasındaki ergenlerin akranlarıyla kurdukları ilişkileri incelemek amacıyla geliştirilen 18 maddeden oluşan "Akran İlişkileri Ölçeği" ve Şahan (2007) tarafından geliştirilen 35 maddeden oluşan "Spor ve Sosyalleşme Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin normalliğinin değerlendirilmesi için basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiş, verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin analizinde Independent t testi, tek yönlü Anova testi, korelasyon analizi ve doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Ölçeklerin güvenirlik katsayıları ,89 ve ,84 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, yaş, cinsiyet, aile gelir düzeyi, düzenli spor yapma, düzenli yapılan sporun süresi, ilgilenilen spor türü, kardeş sayısı, sporcu lisansına sahip olma, okuduğu sınıf, spor yapma durumu, spora yönlendirme, anne baba durumu ve babanın sağ olması değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. Annenin yaşıyor olma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Akran ilişkileri ile spor ve sosyalleşme arasında pozitif yönde düşük düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Genel olarak, spora katılım göstermek ortaöğretim çağındaki öğrencilerde akran ilişkilerine olumlu etki etmekte ve sosyalleşmeye katkıda bulunmaktadır. Ortaöğretim çağındaki öğrenciler için spor etkinliklerinin arttırılması önerilmektedir.

Akran ilişkileriOrtaöğretimOrtaöğretim öğrencileri+2
Mehmet Burak Anlatıcı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş arama tecrübelerinin arayanların bakış açısıyla bir incelemesi: Ankara ili sosyoloji mezunları örneği

Modern çağın en ciddi sorunlarından biri, gençlerin iş imkanlarından yeterince faydalanmamalarıdır. Bu işsizlik durumu sadece belirli bir bölgeyi değil, tüm bir ülkeyi etkilemektedir. Özellikle dezavantajlı gruplar, işsizlik sorunundan diğerlerine göre daha fazla etkilenmektedir. Bu nedenle işsizlik, küresel bir sorun haline gelmiştir. Türkiye'de gençlerin sayıca fazla olması, işsizlik sorununu daha da karmaşık hale getirmektedir. Sosyoloji mezunları (25-35 yaş arası) gençlerin, iş gücü piyasasına girişte bir dizi sorunla karşılaşmakta ve bu sorunlarla başa çıkmaya çalışmaktadırlar. Sosyoloji mezunu gençlerin, eğitim ve deneyim kazanma amacıyla düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalmaları ve bu işlerin sona erdiğinde işverenler tarafından terk edilmeleri gibi durumlar, bu çalışmada özenle ele alınmıştır. Modern çağda toplumsal dayanışmanın azaldığı, iş bölümünün zayıfladığı ve toplumsal uyumluluktan ziyade çatışmanın öne çıktığı bir dönemde yaşadığımız görülmektedir ve bu durum bu çalışma içinde sosyolojik olarak incelenmiştir. Bu bağlamda, Ankara ilindeki sosyoloji mezunu gençlerin (25-35 yaş aralığı) iş bulma deneyimleri, kişisel, mesleki ve ekonomik açıdan incelenmiş olup derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma verilerinin değerlendirilmesi sonucunda sosyoloji bölümünde, iş piyasasına yönelik pratik deneyimlerin yetersiz olduğu ve mezuniyet sonrasında işverenler tarafından deneyimsiz olarak algılandığı tespit edilmiştir. Mezunlar, okul dışında aldıkları sertifikalar ve çeşitli belgelerin iş yaşamına katkı sağlamadığını, sadece boş zamanlarını doldurduğunu ifade etmişlerdir. Sosyoloji mezunu gençler, kendi bölümleriyle ilgili işlere girememenin etkisiyle, daha geniş kariyer fırsatları sunan farklı alanlara yönelmeye çaba sarf etmektedirler. Bu bağlamda sosyoloji mezunu gençlerin işe girememesi sonucunda çeşitli psikolojik ve bedensel sorunlar ile karşılaşmaktadır. Günümüz koşullarında eğitimli olmanın yeterli olmadığı ve deneyimlerin önemli olduğu da vurgulanmaktadır. Son olarak, sosyoloji bölümünün mezunlara ne gibi katkılar sağladığı, tecrübe ve deneyimlerin nasıl kazanılabileceğine dair bilgiler de ele alınmıştır.

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerAkran ilişkileri+6
Hilal Kartal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Özel yetenekli çocuklar ve normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik ile akran ilişki düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı özel yetenekli çocuklar ile normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik ile akran ilişki düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelemesi ve mükemmeliyetçilik düzeyleri ile akran ilişkileri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini, Ankara il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okulların 5, 6, 7, 8. sınıflarında öğrenim gören BİLSEM öğrencileri ile normal gelişim gösteren çocuklar oluşturmuştur. Araştırmaya tipik durum örnekleme yöntemi ile seçilen normal gelişim gösteren çocuklar (n=220) ve özel yetenekli çocuklar (n=133) olmak üzere toplam 353 çocuk dahil edilmiştir. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği" ile "Akran ilişkileri Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler t- testi, Mann Whitney U testi, İki Yönlü Varyans Analizi (iki yönlü ANOVA), Kruskal Wallis H testi ve Spearman Korelasyon Katsayısı testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda özel yetenekli çocuklar ile normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik davranışlarının benzerlik gösterdiği, akran ilişkilerinde ise sadece kendini açma alt boyutunda özel yetenekli çocukların yüksek puan aldıkları belirlenmiştir. Özel yetenekli 6. ve 7. sınıf çocukların kendine yönelik mükemmeliyetçilik puanlarının normal gelişim gösteren çocuklardan, normal gelişim gösteren 5. ve 8. sınıf çocukların kendine yönelik mükemmeliyetçilik puanlarının ise özel yetenekli çocuklardan yüksek olduğu, görülmektedir. Tek çocuk olan ve bir kardeşi olan özel yetenekli çocukların kendini açma boyutundan aldıkları puanların, tek çocuk olan ve bir kardeşi olan normal gelişim gösteren çocuklardan, anne baba tutumunu otoriter ve mükemmeliyetçi algılayan normal gelişim gösteren çocukların ise sadakat boyutundan aldıkları puanların özel yetenekli çocuklardan yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, özel yetenekli çocuklarda mükemmeliyetçilik ile akran ilişkileri arasında negatif ya da pozitif yönlü bir bulguya rastlanmazken normal gelişim gösteren çocukların sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik davranışları ile akran ilişkileri sadakat boyutu puanları arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir.

AkranAkran ilişkileriMükemmeliyetçilik+4
Ferit Arslan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin cinsiyete göre akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarını incelemektir.Araştırmanın örneklemini, yatılı ilköğretim bölge okulları ve ilköğretim okullarının sekizinci sınıfına devam eden 625 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada ergenlerin akran ilişkilerini incelemek amacı ile `Akran İlişkileri Ölçeği'; sosyal destek algılarını incelemek amacı ile `Çocuklar için Sosyal Desteği Değerlendirme Ölçeği'; yaşam doyumlarını incelemek amacı ile `Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği (Kısa Formu)' kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde 2X2 çok yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; akran ilişkileri açısından kız ve erkek ergenler açısından farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Kız ergenlerin `Akran İlişkileri Ölçeği' nin `Bağlılık', `Güven ve Özdeşim', `Kendini Açma' ve `Sadakat' alt ölçeklerinden aldıkları puanların erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Araştırmada incelenen sosyal destek algısı değişkeni okul türü açısından farklılık göstermiş ve yatılı ilköğretim bölge okulunda kalan ergenlerin aile ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek düzeyleri ailesi yanında kalan ergenlerinkinden daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca yaşam doyumu düzeyleri açısından, ergenlerin aile ve arkadaşlarından aldıkları yaşam doyum düzeyi farklılaşmazken, okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde; ailesi yanında kalan kız ergenlerin okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeylerinin, YİBO' ya devam eden erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Ergenlik, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Akran İlişkileri, Algılanan Sosyal Destek, Yaşam Doyumu

AkranAkran ilişkileriAlgılanan sosyal destek+9
Didem Şimşek
Çukurova University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesinde okul, sınıf ve akran kültürüne etnografik bakış

Bu araştırma, okulöncesinde okul, sınıf ve akran kültürünün betimlenmesi ve bu kültürler arası etkileşim ve iletişimin nasıl olduğunun anlaşılması amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma Kahramanmaraş merkez ilinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda 20 öğrenci, öğretmen, stajyer ve okul personelinden (idari, temizlikten ve yemekten sorumlu) oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada etnografik yaklaşım tercih edilerek kültürler gözlenmiştir. Bu süreç boyunca araştırmacı okul içerisinde katılımcı gözlemci olarak verilerini gözlem, görüşme, doküman analizi ve araştırmacı günlüğünü kullanarak toplamıştır.Elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Betimsel analizde toplanan veriler bütünsel bir şekilde ortaya konulurken, içerik analizinde ham veriler sistematik kodlama işlemine tabi tutulmuştur.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul kültürü, okulun fiziksel ve sosyal özelliklerinden oluşarak içerisinde gizli ve farklı kültürler barındırmaktadır. Sınıf kültürü ise sınıfın fiziksel özelliklerinden şeklini alırken, öğretmen ve öğretmenin sınıf içindeki uygulamaları da kültürün şekillenmesideki diğer öğelerdendir. Akran kültüründe, çocukların birbiriyle olan ilişkileri kültürün çekirdek kısmında bulunmakta ve özellikle erkek çocukların tercih ettikleri spiderman, ben ten, savaş oyunları bu kültürün doğasını oluşturmaktadır. Bu üç kültürün birbiriyle olan etkileşiminde okul kültürünün sınıf kültürünü şekillendirdiği, bu şekillenme sonucu oluşan sınıf kültürünün biçiminin ise akran kültürünün oluşumuna yön verdiği ve sınıf kültürü ile akran kültürünün çatıştığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi, Okul Kültürü, Sınıf Kültürü, Akran Kültürü

AkranAkran ilişkileriEtkileşim+9
Betül Yanık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebeveynler arası çatışma, akran ve medya etkileri ile ergenlerdeki şiddet davranışı arasındaki ilişkiler: Şiddete yönelik tutumların aracı rolü

Bu araştırma, sosyal bilişsel kuramlar çerçevesinde, ebeveynler arası çatışma, akran ve medya etkileri ile ergenlerdeki şiddet davranışı arasındaki doğrudan ilişkileri ve şiddete yönelik tutumların aracı rolünü incelemektedir. Araştırmanın örneklemini Adana'da 1 özel 11 devlet ilköğretim okulunun 7. ve 8. sınıfında öğrenim gören 964'ü kız 1156'sı erkek olmak üzere toplam 2120 öğrenci oluşturmuştur. Katılımcıların yaş ranjı 12 ile 17 arasında olup, yaş ortalaması 13.67'dir. Araştırmada öğrencilere, ?Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği? ?Saldırganlık Ölçeği?, ?Algılanan Çok Boyutlu Şiddet Kaynakları Ölçeği? ve ?Çocukların Algıladıkları Ebeveynler Arası Çatışma Ölçeği? uygulanmıştır. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, ebeveynler arası çatışma dışındaki değişkenlerin modele anlamlı katkısının olduğunu göstermektedir. Medya ve akran etkileri ile fiziksel şiddet arasındaki ilişkilerde şiddete yönelik tutumların kısmi aracılık rolü, medya ve akran etkileri ile sözel şiddet arasındaki ilişkilerde ise, şiddete yönelik tutumların tümüyle aracılık rolüne sahip olduğu saptanmıştır. Araştırmada, kız ve erkeklerde görülen şiddet türlerinin farklılık göstermesi nedeniyle, model cinsiyete göre de ayrı ayrı sınanmıştır. Her iki grup için yapısal eşitlik modelinde ebeveynler arası çatışmanın modele katkısının olmadığı görülüp modelden çıkartılmıştır. Her iki grupta da medya ve akran etkileri ile sözel şiddet arasında şiddete yönelik tutumların tümüyle aracılık rolüne sahip olduğu görülmektedir. Modellerdeki temel farklılık ise, erkek grubu için medya ve akran etkileri ile fiziksel şiddet arasında şiddete yönelik tutumların kısmi aracılık rolü olmasına karşın, kız grubunda şiddete yönelik tutumların aracılık rolüne rastlanamamıştır. Araştırma bulguları, sosyal bilişsel şiddet modeli kapsamında tartışılmıştır.

AkranAkran ilişkileriEbeveynler+8
Raşit Avcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Boşanmış ailelerden gelen okul öncesi dönem çocuklarının sosyal becerileri ile akran ilişkilerinin incelenmesi

Bu araştırma boşanmış ailelerden gelen okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerinin geçirdikleri boşanma sürecinin ve bu süreçte çocuklarıyla olan ilişkilerinin nasıl olduğunu; boşanmalarının üzerinden bir buçuk yıl geçtikten sonra çocukların sahip olduğu sosyal becerilerin ve akran ilişkilerinin neler olduğunu; öğretmenlerinin bu çocukların sosyal becerileri ve akran ilişkilerini geliştirmek için neler yaptığını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum araştırması niteliğindeki bu çalışmanın katılımcılarını, 2013-2014 eğitim öğretim yılında, Adana ilinin Çukurova ve Yüreğir ilçelerindeki MEB'e bağlı üç bağımsız anaokuluna devam eden, anne babaları son bir buçuk yıl içinde boşanmış olan 5-6 yaşlarındaki beş (üç kız, iki erkek) çocuk, bu çocukların anneleri, bir çocuğun babası ve çocukların öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında çocukların devam ettikleri sınıflardaki sosyal konumlarını belirlemek amacıyla uygulanan sosyometri ve akran değerlendirmesi; gelişim düzeylerinin belirlenmesinde 'Gazi Erken Çocukluk Gelişimi Değerlendirme Aracı' (GEÇDA); aile algılarının ve aile içi rollerin belirlenmesinde 'Kinetik Aile Çizimi' kullanılmıştır. Çocukların her biri sınıf ortamında sosyal becerileri ve akran ilişkileri açısından gözlemlenmiş; ebeveynleri ve öğretmenleriyle de yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak araştırma verileri elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları Feminist Kuram temelinde tartışılmıştır. Bu bağlamda toplumsal cinsiyet rollerinin evliliğin sürdürülmesinde belirleyici olduğu sonucuna varılmıştır. Boşanmayla birlikte, kadınların çocuğun sorumluluğunun yanı sıra çalışma ve ev içi yaşamı düzenleme sorumluluklarının katlanmasında babanın hane içinden çıkmasının etkili olduğu düşünülmüştür. Boşanmanın babaların, çocuklarıyla olan etkileşimini ve buna bağlı olarak da sorumluluklarını azalttığı; ancak babaların boşanma sonrasında erkek çocuğuyla daha çok görüşmesinin desteklenmesinde ve sürdürülmesinde, erkek egemenliğin babadan oğula aktarımının sağlanabilmesi için kültürel bir rolünün olduğu kanısı uyandırmıştır. Boşanmayla birlikte hane içi ebeveyn rollerindeki değişikliğe alışma sürecinde çocukların zorlandıkları; ev içinde değişen ebeveyn rollerine ve özellikle ataerkil toplumlarda bağımlı çocuk yetiştirme sürecinde babanın üstlendiği otorite rolünü, boşanma sonrası eline almaya çalışan anneye tepkisel davranabildikleri sonucuna varılmıştır. Çocukların anne ve babalarıyla olan etkileşimlerinin boşanma sonrasında bozulmasıyla birlikte edinmiş oldukları bağımlı davranışlarını öğretmene yönelttikleri düşünülmüştür. Öğretmenlerin, çocuğun boşanmış aileden gelmesiyle ilgili olabilecek sorunlarını ebeveynlere iletmedikleri, bunun özel mülkiyete müdahale olarak algılanacağından kaygılandıkları saptanmıştır.

AkranAkran ilişkileriBeceri+6
Seda Şahin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kırıkkale ilindeki lise öğrencilerinde akran ilişkisi ile intihar olasılığının değerlendirilmesi

İntihar, ergenlik dönemi ve lise çağında bulunan gençlerde görülen ölümler arasında önemli bir yere sahiptir. Bu araştırma lise düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin akran ilişkileri ile intihar olasılığının değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim dönemi içerisinde Kırıkkale İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı il merkezinde bulunan 25 lisede eğitim ve öğretim gören 12242 öğrenci oluşturdu. Tabakalı örnekleme yöntemine göre 372 öğrenci çalışmanın örneklemini oluşturdu. Araştırma için gerekli izinler ve etik onay alındı. Verilerin toplanmasında, literatürden yararlanılarak hazırlanılan tanımlayıcı soru formu, akran ilişkileri ölçeği (AİÖ) ve intihar olasılığı ölçeği (İOÖ) kullanıldı. Veriler SPSS programında analiz edildi. Bu araştırmada yer alan lise öğrencilerinin %60,0'ı kadın ve %59,4'ünün 16-17 yaş grubunda olduğu görüldü. Lise öğrencileri %90,0'ı herhangi bir işte çalışmamakta, %90,9'unun kronik hastalığı bulunmazken, %6,0'ında psikolojik sorun veya hastalık olduğu ve %63,1'inin sağlıklarını iyi düzeyde algıladığı belirlendi. Demografik değişkenler ile ölçekler karşılaştırıldığında; cinsiyet ve ruhsal hastalık durumu ile akran ilişkisi ölçeği arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Ayrıca ruhsal hastalık, başarı, mutlu hissetme, sağlık ve ailede ruhsal hastalık ile intihar olasılığı ölçeği arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Akran ilişkisi ölçek alt boyutları ile intihar olasılığı ölçek alt boyutları arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki tespit edildi (p<0,05). Lise öğrencilerinin akran ilişkilerinin bazı sosyodemografik özelliklerinden etkilendiği ve akran ilişkilerinin de intihar olasılığını etkilediği belirlendi. Akran ilişkileri iyi olmayan ve intihar olasılığı olduğu düşünülen öğrenciler tespit edilerek bu öğrencilere destek olacak hemşirelik programları geliştirilebilir. Anahtar Kelimeler: Ergen, Lise Öğrencisi, Akran İlişkileri, İntihar Olasılığı, Okul Hemşireliği

AkranAkran etkileşimiAkran ilişkileri+5
Mustafa Özer
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin okula uyumlarının incelenmesi

Ortaokul dönemi öğrencilerin ilkokulu bitirdikleri ve ergenliğe geçiş yaptıkları bir dönemdir. Ortaokula geçen öğrenciler 4 + 4 + 4 sistemi ile birlikte ortaokula daha erken yaşta başlamakta ve sınıf öğretmeninden sonra birden fazla branş öğretmeniyle karşılaşmaktadırlar. Bu durumla birlikte öğrencilerin akademik sorumlulukları artmaktadır. Bu değişimlere ek olarak öğrenciler ergenliğin de başlamasıyla bedensel ve psikolojik değişimlere de uyum sağlamak durumunda kalmaktadırlar. Uyum sağlamakta sorun yaşayan öğrencilerin daha sonraki eğitim aşamalarında akademik ve sosyal problemler yaşama ihtimalleri, gelecekte başarılı olamama ve okuldan ayrılma riskleri artabilir. Bu sebeple ortaokul öğrencilerinin okula uyumunun, çeşitli değişkenlerle ilişkisinin incelenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin okula uyum düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul başarısı, en yakın arkadaşıyla aynı okulda olma, ailenin ekonomik durumu, aile ile ilişkiler, algılanan akademik başarı, akran ilişkilerinde yardım, birliktelik, çatışma, koruma ve yakınlık değişkenleri bakımından incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada çalışma grubunu, Kırşehir il merkezinde yer alan 2020-2021 eğitim öğretim yılı içerisinde öğrenimlerine devam eden 218' i kadın 157' si erkek olmak üzere 374 ortaokul öğrencisi oluşturmuştur. Bu çalışmada verilerin toplanması için Kişisel Bilgi Formu, Okula Uyum Ölçeği, Akran İlişkileri Ölçeği kullanılmıştır. Değişkenlerin okula uyumun önemli bir yordayıcısı olup olmadığını belirlemek için Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre algılanan akademik başarı, sınıf düzeyi, aile ile ilişkiler ve akran ilişkilerinde yardım, çatışma ve yakınlık değişkenlerinin ortaokul öğrencilerinin okula uyum düzeylerini pozitif yönde anlamlı olarak yordamaktadır. Araştırmadaki cinsiyet, okul başarısı, en yakın arkadaşıyla aynı okulda olma, ailenin ekonomik durumu, akran ilişkilerinde birliktelik ve koruma değişkenlerinin ise okula uyumu anlamlı olarak yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma okullarda görev yapan psikolojik danışmanlara, okula uyum sorunu yaşayan ve risk altında bulunan öğrencileri fark edebilmeleri ve gerçekleştirecekleri çalışmaları planlamaları konusunda yardımcı olabilir.

Aile içi ilişkilerAkran ilişkileriEğitim psikolojisi+5
Gülsen Demirkalp Kaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

5-6 yaş grubu çocuklarda ebeveyn tutumlarının akran ilişkilerine etkisi

Bu araştırma okul öncesi kurumlarında öğrenim gören 5-6 yaş grubundaki çocuklarda ebeveyn tutumlarının akran ilişkilerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Araştırma verileri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Lefkoşa, Girne, Gazimağusa ilçelerinde yer alan ve gönüllü katılım gösteren 8 okul öncesi eğitim kurumunda Şubat-Mayıs 2019 tarihleri arasında uygulandı. Tanımlayıcı ve kesitsel türde yapılan araştırmaya 263 aile ve 25 öğretmen katıldı. Çocuğun anne ya da babası "Ebeveyn Tutum Ölçeği"'ni ve "Tanıtıcı Bilgi Formu"'nu, öğretmenler ise her bir çocuk için ayrı olacak şekilde "Selçuk Akran İlişkilerini Değerlendirme Ölçeği"'ni doldurdu. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılarak yapıldı. Araştırmaya katılım gösteren çocuklardan %47.5'i erkek, %52.5'i kız; %16.3'ü 5, %83.7'si 6 yaşındadır. İncelenen araştırma sonuçlarında; ebeveynin yaş, eğitim ve eşi ile olan birliktelik durumunun çocuğa karşı davranışlarında farklılık oluşturduğu saptandı. Çocukların davranış özellikleri değerlendirilmesinde Devlet ve Özel okul öncesi eğitim kurumlarında farklılıklar gözlendi. Ebeveyn tutumlarından aşırı koruyucu tutum ve otoriter tutumun çocuğun akran ilişkilerine olumsuz etkileri olduğu sonucuna ulaşıldı. Ebeveyn tutumları arasında yer alan aşırı koruyucu tutum ile çocuğun problem çözme yeteneği arasında zıt yönde bir ilişki bulundu (p<0.05). Ebeveynin otoriter tutumunun ise çocuğun akran kabulünü olumsuz etkilediği tespit edildi (p<0.05). Fakat demokratik ve izin verici ebeveyn tutumları çocuğun davranışlarında belirgin bir farklılık oluşturmadı. Anahtar Kelimeler: Erken çocukluk, Ebeveyn tutumları, Akran ilişkileri, Hemşirelik, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları.

AkranAkran ilişkileriAna-baba tutumu+3
Özge Erdoğdu
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi kaynaştırma sınıfında akran ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik durum çalışması: Akran aracılı eğitim

Bu araştırmada, okul öncesi dönemde normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimi olan akranlarına yönelik sosyal kabül ve farkındalıklarını geliştirmek amacıyla akran aracılı eğitim uygulamaları yapılandırılmış oyun etkinlikleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı akran aracılı eğitimde yapılandırılmış oyun etkinliklerinin otizm spektrum bozukluğu olan özel gereksinimli çocuk ve normal gelişim gösteren çocukların sosyal becerilerine yansımalarını belirlemek ve normal gelişim gösteren çocukların sosyal kabul sürecindeki değişimleri ortaya koymaktır. Ayrıca araştırmada kaynaştırma eğitimine ilişkin mevcut durumu belirlemek ve kaynaştırma paydaşlarının birbirleri ile olan ilişkilerinin kaynaştırma sınıfına nasıl yansıdığını ortaya koymak hedeflenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Adana ili Yüreğir ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunun; iki okul yöneticisi, yedi okul öncesi öğretmeni, üç yardımcı personeli, 17 normal gelişim gösteren çocuk ve bu çocukların ebeveynleri, uygulamanın gerçekleştirildiği sınıfın okul öncesi öğretmeni ile bir özel gereksinimli çocuk ve ebeveyni oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında görüşme formu, gözlem formu, resimli sosyometri, araştırmacı günlüğü, öğretmen günlüğü ve yapılandırılmış oyun etkinliği kayıt formu kulanılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde otizm spektrum bozukluğu olan çocuk haricinde tüm katılımcılar ile görüşmeler gerçekleştirilmiş; normal gelişim gösteren çocuklar ve sınıfın okul öncesi öğretmeni otizm spektrum bozukluğu olan özel gereksinimli çocuk ile olan ilişkileri açısından gözlemlenmiştir. Araştırmanın veri toplama süreci boyunca araştırmacı ve okul öncesi öğretmeni tarafından araştırmacı günlüğü tutulmuştur. Araştırmada dört ay boyunca haftada dört gün akran aracılı eğitim uygulamaları yapılandırılmış oyun etkinliği ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sürecinde normal gelişim gösteren çocukların otizm spektrum bozukluğu olan çocuğu sosyal kabul düzeyleri resimli sosyometri ile belirlenmiş ve sonrasında akran aracılı eğitimde yapılandırılmış oyun etkinliği uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Akran aracılı eğitim yapılandırılmış oyun etkinliği uygulamaları için öğretmen görüşü ve resimli sosyometri uygulaması sonucuna göre sınıftaki normal gelişim gösteren iki kız ve iki erkek çocuğu uygulama eğitimine alınmıştır. Akran aracılı eğitimin uygulama süreci hazırlık/çalıştırma, uygulama ve değerlendirme olmak üzere üç aşamada gerçekleştirilmiş ve toplamda 52 oyun uygulaması yapılmıştır. Uygulamalar günlük eğitim akışı içerisinde oyun zamanında gerçekleştirilmiştir. Uygulamalar sırasında oyun sürecine ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan yapılandırılmış oyun etkinliği kayıt formuna kaydedilmiştir. Araştırmada tüm veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları okul yöneticilerinin, okul öncesi öğretmenlerinin, yardımcı personelin, normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin kaynaştırma eğitimi ile ilgili bilgi eksikliği yaşadıklarını göstermektedir. Okul yöneticileri ve okul öncesi öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi sürecinde planlama, uygulama ve değerlendirme yapmadıkları ve problemlere çözüm odaklı yaklaşmadıkları belirlenmiştir. Bu süreçte okul yardımcı personelinin görev tanımı dışında sorumluluklar aldıkları ve öğretmenlere eğitim uygulamalarında yardımcı oldukları görülmüştür. Ayrıca otizm spektrum bozukluğu olan çocuğun ebeveyninin okul yönetimi ile anaokuluna yerleştirme aşamasında problem yaşadığı ortaya konmuştur. Normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin çoğunluğunun kaynaştırma sürecine olumlu yaklaştığı, bu ebeveynlerin tutum ve davranışlarının kendi çocuklarının akran ilişkilerine yansıdığı ortaya konmuştur. Akran aracılı eğitim uygulamaları sonrasında normal gelişim gösteren çocukların özel gereksinimli çocuğa karşı uygulama öncesine göre sosyal etkileşimlerinin arttığı, farkındalık düzeylerine olumlu katkılar sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca akran aracılı eğitim uygulamaları sonrasında otizm spektrum bozukluğu olan çocuğun dil gelişiminde ve sosyal becerilerinde olumlu değişimler yaşandığı görülmüştür.

Akran aracılı öğretim yöntemiAkran ilişkileriKaynaştırma eğitimi+3
Burcu Sultan Abbak Kaçar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi çocuklarının ebeveynleri, öğretmenleri ve arkadaşları ile ilişkilerinde sahip oldukları zihinsel temsillerinin okula uyumla ilişkisi

Okul öncesi dönemde çocukların okula karşı tutumları ve okulda yaşadıkları deneyimler, gelecekteki sosyal ve akademik başarıları için temel oluşturmaktadır. Çocukların ebeveynleriyle, öğretmenleriyle ve arkadaşlarıyla kurdukları ilişkilerin niteliği onların tüm okul deneyimlerini etkileme potansiyeline sahiptir. Bu araştırmada ebeveyn-çocuk bağlanması, öğretmen-çocuk ilişkileri ve arkadaşlık ilişkilerinde çocukların sahip oldukları zihinsel temsillerinin okula uyum üzerindeki etkisini ekolojik ve bağlanma kuramları temelinde incelemek ve sistemler kuramı çerçevesine dayanan yapısal bir model ile test etmek amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeli olarak planlanan araştırmada, gözlenen ve gizil değişkenler arasındaki ilişkileri modellemek amacıyla yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Araştırmaya Osmaniye il merkezinde okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden ve uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 91 çocuk katılmıştır. Çocukların yaşları 60-72 ay arasında değişmektedir. Araştırmada, çocukların yakın çevresindeki yetişkinler ve arkadaşlarıyla ilişkileri öykü tamamlama prosedürü kullanılarak değerlendirilmiştir. Tüm veriler, çocuklarla yapılan yüz yüze görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Ebeveyn-çocuk bağlanmasını değerlendirmek amacıyla Bağlanma Öykü Tamamlama Testi ve bu testin daha sistematik ve ayrıntılı bir değerlendirmesini sağlamak amacıyla Q–Sıralama kodlama prosedürü kullanılmıştır. Çocuklar ayrıca Öğretmen-Çocuk İlişkileri Öykü Tamamlama Testi, Arkadaşlık İlişkileri Öykü Tamamlama Testi ve Türkçe Erken Dil Gelişim Testi'ni tamamlamışlardır. Çocukların okula uyumları ise çocukların algılarına dayalı Okulu Sevme ve Okuldan Kaçınma Ölçeği aracılığıyla belirlenmiştir. Araştırmanın verileri 17 Eylül 2018 – 21 Aralık 2018 tarihleri arasında araştırmacı tarafından çocuklarla yapılan görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Dört farklı oturumda planlanan araştırmada toplam 364 oturum gerçekleştirilmiştir. Ebeveyn, öğretmen ve arkadaşlık ilişkilerinin niteliğini değerlendirmek amacıyla, çocuklarla görüşmelerden elde edilen ve kamera ile kayıt altına alınan veriler araştırmacı ve araştırmacı dışındaki kodlayıcılar tarafından kodlanmıştır. Araştırmanın tüm verileri bilgisayar ortamına aktarılmış ve YEM analizinin varsayımları test edilmiştir. Ebeveyn çocuk bağlanma boyutlarından güvenli ve kaygılı bağlanma yüksek derecede korelasyon gösterdiğinden kaygılı bağlanma analizlere dahil edilmemiştir. Aynı zamanda kaçınan bağlanmanın okula uyumun anlamlı yordayıcısı olmadığı belirlenmiş ve bu nedenle kaçınan bağlanma da analizlere alınmamıştır. Bu işlemlerin ardından araştırmanın hipotezleri doğrultusunda oluşturulan modellerin uyum indeksleri incelenmiş ve verilerin modellerle iyi uyum gösterdikleri belirlenmiştir. Geliştirilen modeller güvenli ebeveyn-çocuk bağlanması, öğretmen-çocuk ilişkileri ve arkadaşlık ilişkileri niteliğinin okula uyum üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Güvenli ebeveyn-çocuk bağlanması, hem öğretmen-çocuk ilişkileri hem de arkadaşlık ilişkileri niteliğini etkilemektedir. Benzer şekilde öğretmen-çocuk ilişkileri niteliğinin, arkadaşlık ilişkileri niteliği üzerinde önemli etkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ebeveynle bağlanma, öğretmen-çocuk ilişkileri ve arkadaşlık ilişkileri niteliği düzeylerine dolaylı etkileri aracılığıyla da çocukların okula uyumunu etkilemektedir. Bulgular ilgili literatür dikkate alınarak ekolojik model, bağlanma ve sistemler kuramı çerçevesinde tartışılmıştır.

Akran ilişkileriEbeveyn-çocuk ilişkisiOkul öncesi eğitim+4
İmray Nur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğuna sahip bir çocuğun okul öncesi kaynaştırma sınıfındaki akran ilişkilerinin incelenmesi

Okul öncesi dönemde kaynaştırma sınıflarındaki akran ilişkileri, normal gelişim gösteren çocuklar ve özel eğitime ihtiyacı olan çocukların hayatında kritik rol oynamaktadır. Özellikle sosyal beceri yetersizlikleriyle bilinen otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuklar, kaynaştırma ortamlarında kurdukları akran ilişkileri ile gelişebilmekte ve ya tam tersi olumsuz sonuçlarla karşılaşabilmektedirler. Bu araştırmada otizm spektrum bozukluğuna sahip bir çocuğun okul öncesi kaynaştırma sınıfındaki akran ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel yaklaşımlardan durum araştırması olarak planlanan çalışmada, çocukların akran ilişkileri kapsamında; sınıf içerisinde akran kabul, ret ve zorbalık davranışları araştırılmış, normal gelişim gösteren çocukların otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğa ilişkin tanımları ve otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun sınıf içerisinde sosyal konumu incelenmiştir. Araştırmaya Adana ili Yüreğir ilçesinde bir okul öncesi eğitim kurumuna devam eden, yaşları 60-72 ay arasında olan ve amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiş bir kaynaştırma sınıfında, 22 normal gelişim gösteren çocuk ve 1 otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuk katılmıştır. Veri toplama aracı olarak gözlem ve görüşme (çiz-anlat, sosyometri uygulaması) kullanılmıştır. Araştırmada, çocukların akran ilişkilerine dair davranışları 2019 güz dönemi boyunca serbest oyun etkinlikleri sırasında sınıf içi gözlemler ile incelenmiş, 2019 güz dönemi başı ve sonu olmak üzere ikişer kez çiz-anlat ve sosyometri uygulaması ile çocuklarla görüşmeler yapılmıştır. Sınıf içi gözlemler ve görüşmelerle çocuklardan elde edilen tüm veriler, araştırmacı tarafından bilgisayar ortamına aktarılmış ve içerik analizi ile kodlanmıştır. Araştırma sonucunda, otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun sınıf içerisinde akran kabulüne dair davranışlarının oldukça çeşitli olduğu, pozitif tutumlar ve davranışlar sergileyebildiği ve etkileşimlerde bulunabildiği görülmüştür. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuk akranlarına karşı sözlü iletişim başlatma davranışı göstermesine rağmen, bu iletişimde devamlılık sağlanamamıştır. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun akran kabulü davranışlarının çok olmasına rağmen, aynı zamanda akran reddi ve zorbalığı davranışları da yoğun olarak görülmüştür. Sınıfta fiziksel şiddet iki taraftan da dönem başında gözlenmezken, diğer aylarda ortaya çıkmıştır. Sözel şiddet ise dönem başında otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukta görülmezken, normal gelişim gösteren akranları tarafından ilk aydan itibaren uygulanmıştır. Bunlara ek olarak normal gelişim gösteren çocuklarda süreç içerisinde prososyal davranışlar geliştiği saptanmıştır. Normal gelişim gösteren çocuklarla görüşmelerde otizm spektrum bozukluğuna sahip arkadaşlarını küçük görme ve yetersiz görme tanımları dikkat çekmiş, çocuklar otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun kendilerinden küçük yaşta olduğunu düşündükleri ortaya çıkmıştır. Normal gelişim gösteren çocukların akran kabulü tanımları ile davranışları arasında tutarsızlık gözlenmiştir. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun, okulun başında arkadaşlar arasındaki sosyal gruplardan hiçbirine girmedikleri ve diğer kategorisinde yer aldığı süreç sonunda ise dışlanan-ihmal edilen çocuk kategoride yer aldığı saptanmıştır. Bulgular, ilgili literatür ve ekolojik kuram çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, akran ilişkileri, okul öncesi kaynaştırma, akran kabulü, akran reddi

Akran ilişkileriKaynaştırma eğitimiOkul öncesi dönem+5
Hazel Sıla Menteş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin siber zorbalık ve internet bağımlılığı düzeyinin, ebeveynlerle iletişim ve akranlarla ilişkiler açısından incelenmesi: İzmir örneği

Amaç: İnternet bağımlılığı ile siber zorbalık/mağduriyetin ebeveynlerle iletişim, akranlarla ilişkiler ve diğer bazı sosyodemografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmaya İzmir İlinde 4 farklı türde 8 lisede öğrenim gören 14-19 yaş aralığındaki toplam 320 kişi katılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri internet bağımlılığı ve siber zorbalık/mağduriyet iken bağımsız değişkenleri ebeveynlerle iletişim, akranlarla ilişkiler ve bazı sosyodemografik özelliklerdir. Araştırmada sosyodemografik özellikler için bilgi formu, Yenilenmiş Siber Zorbalık Envanteri, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Akran İlişkileri Ölçeği ve Aile İletişim Kalıpları Ölçeği kullanılmıştır. Veriler için sayı ve yüzde dağılımları ile korelasyon analizi, Kruskal Wallis ve Mann Witney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Siber zorbalık ile siber mağduriyet arasında pozitif-orta derecede, internet bağımlılığı arasında ise pozitif-zayıf derecede anlamlı birliktelik olduğu görülmektedir. Siber zorbalık arttığında siber mağduriyet ve internet bağımlılığı, siber mağduriyet arttığında da internet bağımlılığı artış göstermektedir. Akran ilişkilerinde birliktelik boyutu puanları arttığında siber mağduriyetin ve internet bağımlılığının arttığı, akran ilişkilerinde çatışma boyutu puanı yükseldiğinde ise siber zorbalık, mağduriyet ve internet bağımlılığının arttığı görülmüştür. Aile ile iletişimde diyalog boyutunun artması siber zorbalık ve davranışını ve internet bağımlılığı düzeyini azaltmaktadır. Sonuç: Siber zorbalık yapan ya da mağduriyet yaşayan ergenlerin internet bağımlılığı düzeyi yüksektir. İnternet bağımlılığı, siber zorbalık ve mağduriyet ile aynı zamanda akranlarla ilişkiler ve aile ile iletişim ile anlamlı düzeyde ilişkilidir. Anahtar kelimeler: Siber zorbalık, siber mağduriyet, internet bağımlılığı, akranlarla ilişkiler, aile ile iletişim, sosyal hizmet

Aile içi iletişimAkran ilişkileriLise öğrencileri+6
Özgenur Aytaç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Özel yetenekli öğrencilerin sosyal-duygusal beceri algıları ile akran ilişkileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerin sosyal duygusal beceri algıları ile akran ilişkileri arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler açısından incelemektir. İlişkisel tarama modelinde tasarlanmış araştırmanın örneklemi, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Bilim ve Sanat Merkezlerinde ortaokul düzeyinde eğitim görmekte olan 216 özel yetenekli öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aşamasında sosyal duygusal beceri algısı ölçeği, akran ilişkileri ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde sosyal duygusal beceri algıları ile akran ilişkileri arasındaki ilişki, korelasyon analizi ile incelenmiştir. Çalışmanın bağımsız değişkenleri incelenirken, iki kategorili değişkenlerin analizinde t- testi, üç ve daha fazla kategorideki değişkenlerin analizi için ise ANOVA kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar, özel yeteneklilerin sosyal duygusal beceri algıları ile akran ilişkileri arasında belirli alt boyutlarda anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğunu göstermiştir. Özel yetenekli öğrencilerin sosyal duygusal beceri algı puanları ile akran ilişkilerinin alt boyutları çatışma, yardım, koruma ve akran ilişkileri toplam puanları arasında anlamlı ilişki elde edilmiştir.

Akran ilişkileriOrtaokul öğrencileriSosyal-duygusal beceri+3
Halil İbrahim Yıldırım
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul düzeyindeki çocukların Suriyeli akranlarına yönelik metafor algısı ile anne - Babalarının Suriyelilere yönelik tutumunun incelenmesi

Bu çalışmanın amacı ortaokul düzeyindeki çocukların Suriyeli akranlarına yönelik metafor algısı ile anne ve babalarının Suriyeli yetişkin ve çocuklara yönelik tutumlarının incelenmesidir. Ayrıca çocukların kullandıkları metaforun niteliğinin cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, Suriyeli sınıf arkadaşı sayısı ile sınıf arkadaşlığı süresi ve öğrenim gördükleri okul türü değişkenlerine göre nasıl farklılaştığı incelenmiş; anne ve babaların tutum ölçeklerinden aldıkları puanların eğitim düzeyi, gelir düzeyi, çocuk sayısı ve Suriyeli bir tanıdıklarının olması durumuna göre farklılaşması araştırılmış ve çocukların kullandıkları metafor niteliği anne ve babaların demografik değişkenleriyle birlikte analiz edilmiştir. Çocukların kullandıkları metaforlar ayrıca analize dahil edilmiştir. Araştırma örneklemi ölçüt örnekleme yoluyla ulaşılan 211 öğrenci (134 kız, 67 erkek) ile 211 anne ve 211 babanın katılımından oluşmaktadır. Karma desenle yürütülen çalışmada, nicel kısımda anne ve babalar için Yerel Halkın Suriyelilere Yönelik Tutum Ölçeği ve Mülteci Çocuklara Yönelik Tutum Ölçeği kullanılırken, nitel kısımda çocuklardan Suriyeli arkadaşıyla ilgili metafor cümlesi veri olarak toplanmıştır (Suriyeli arkadaşım ……… gibidir. Çünkü……...). Yapılan analizler ışığında kız çocukların Suriyeli akranlarına yönelik olumlu metaforları erkeklerden daha fazla kullandıkları ve İmam-Hatip okullarında kullanılan olumlu metaforun diğer okullardan daha fazla olduğu bulunmuştur. Anne ve babaların Suriyeli bir tanıdıklarının olup görüşüyor olmalarının tutum düzeylerine arttıracak yönde yansıdığı ve eğitim düzeyi ile gelir düzeyinin daha yüksek olmasının anne ve baba için farklı şekilde olsa da daha yüksek tutum düzeyi demek olduğu görülmüştür. Ayrıca olumlu metafor kullanan çocukların ebeveynlerinin her iki ölçek puan ortalamalarının, nötr ve olumsuz metafor kullanan çocuklardan yüksek olduğu ve çocukların en fazla olumlu temalarda metafor kullandığı görülmüştür.

AkranAkran ilişkileriAna-baba tutumu+6
Enise Feyza Yıldız
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok kültürlü bir okul öncesi eğitim sınıfındaki çocukların okula uyum sürecinin öğretmen, ebeveyn ve akran ilişkileri bağlamında incelenmesi

Bu araştırma, çok kültürlü bir sınıftaki üç yaş grubu çocukların okula uyum sürecinin öğretmen-çocuk ilişkisi, ebeveyn-çocuk ilişkisi, akran ilişkileri ve öğretmen-ebeveyn etkileşimi bağlamında nasıl şekillendiğini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmış nitel bir araştırmadır. Araştırma Antalya iline bağlı ilçelerden birinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bağımsız bir anaokulunda 17 çocuk (11'i kız ve altısı erkek), sekiz ebeveyn ve bir öğretmenden oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda yer alan 17 çocuktan sekiz çocuğun annesinin Rus kökenli olduğu görülmüştür. Bu durum, sınıfın çok kültürlü yapısına katkı sağlayan en önemli durumdur. Araştırmada nitel araştırma modellerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmacı, veri toplama süreci boyunca sınıfta katılımcı olmayan gözlemci rolüyle gözlemlerini yürütmüş ayrıca görüşme ve araştırmacı günlüğü kullanarak verilerini zenginleştirmeyi amaçlamıştır. Araştırmada gözlem süreci okula uyum günlerinde başlamış ve ilk bir ay aralıksız, daha sonra haftada bir gün olmak üzere iki buçuk ay boyunca devam etmiştir. Gözlem süreci boyunca araştırmacı, çocukların okula uyum süreçlerini öğretmeniyle, ebeveynleriyle akranlarıyla ilişkileri ve öğretmenin ebeveynlerle etkileşimi bağlamında gözlemlemiştir. Ayrıca öğretmen ve ebeveynlerle yarı yapılandırılmış birebir görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen ham veriler içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. İçerik analizi kapsamında veriler kod defterine kodlanmış, uygun kategoriler ve temalar oluşturulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, araştırmada farklı dilde konuşma, ortak dilde buluşamama, yüz yüze iletişim imkanı bulamama ve farklı aile yapısı unsurlarının kültürel unsurlar içerisinde yer aldığı görülmüştür. Kültürel unsurlardan kaynaklanan farklılıklar öğretmen ile ebeveyn arasında ilişki kurulamamasına neden olmuştur. Böylece öğretmen ile ilişki içerisinde olamayan ebeveynlerin çocukları, okul-ev arasındaki bağın kopuk olmasından dolayı, okula uyum sağlamakta güçlük çekmiştir. Araştırmada sınıf yönetimi uygulamaları çocuklara bireysel yaklaşım, eğitim ortamlarının düzenlenmesi ve davranış yönetimi unsurları yoluyla okula uyum sürecine ve öğretmen-çocuk ilişkisine yansımıştır. Okula uyum sürecinde öğretmen ile çocuk arasındaki ilişkide çatışma oluşumunun ve çözümünün öğretmen ile çocuğu birbirine yakınlaştırması veya uzaklaştırması yönleriyle çocukların uyum sürecine yansıdığı belirlenmiştir. Ebeveynin çocuğu okula bırakma sürecindeki vedalaşma tarzı ise ebeveyn ile çocuk ilişkisine yansıyarak okula uyum sürecinin belirleyicisi olmuştur. Buna göre ebeveyn ile çocuk arasında bir vedalaşmanın gerçekleşmediği durumlarda, çocuklar okuldan uzaklaşmıştır. Çocukların akranları ile ortak deneyimlere sahip olmaları ve aile dostluğu/akrabalığı şeklinde ortaya çıkan kültürel etkileşim ise okula uyum sürecinde akranları birbirine yakınlaştırarak süreçte rahatlatıcı rolüyle dikkat çekmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre aile sisteminden okul sistemine geçiş sürecindeki ilişkilerde kültürel etkileşimler ve kültürel unsurlar önemli yere sahiptir. Kültürel etkileşimler ve kültürel unsurlar ilişkilerde ve çocukların okula uyum süreçlerinde olumlu ya da olumsuz roller oynayarak sürece yansımıştır. Ayrıca okula uyum sürecinde çocukların öğretmeniyle, ebeveyniyle ve akranlarıyla ilişkileri birbirinden bağımsız yol izlememekte ve sistemler arası bu geçişte ilişkiler (alt sistemler) birbirleriyle etkileşim içerisine girmektedir. Bu bağlamda çocukların öğretmeniyle ve akranlarıyla, kültürel etkileşimlerini güçlendirecek etkinliklerin, çalışmaların okula uyum sürecinden başlayarak yapılması; öğretmen ve ebeveynlerin daha sağlıklı etkileşim kurabilmelerine olanak sağlayacak planlamaların yapılması; çocukların okula ilgili, merakla, hevesle gelmesini sağlayacak ve akran ilişkilerine katkı sunacak şekilde öğretmenin sınıf ortamında düzenlemeler yapması; okula uyum sürecini sistemler arası bir geçiş olarak ele alan yeni araştırmaların yapılması önem taşımaktadır.

Akran ilişkileriEbeveyn-çocuk ilişkisiOkul öncesi dönem+7
Emine Ela Şimşek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan anne baba davranışlarıyla akran ilişkileri arasında özerkliğin aracı rolü

Araştırmanın amacı, ergenlerde algılanan anne baba davranışlarıyla akran ilişkileri arasında özerkliğin aracı rolünün incelenmesidir. Araştırmada ilişkisel ve betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma katılımcılarını Gaziantep ilinin Şehitkamil ilçesinde fen, anadolu ve meslek liselerinde öğrenim gören 444' ü erkek, 519' u kadın toplam 963 ergen oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında 'Akran İlişkileri Ölçeği', 'Leuven Algılanan Ana Babalık/Ergen Sürümü Ölçeği' ve 'Ergen Özerklik Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 21 paket programı ve AMOS 22.0 programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amaçlarını test etmek üzere Pearson Momentlar Çarpımı Korelasyonu ve Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Araştırma sonucunda anne ve baba davranışları ile akran ilişkileri arasında özerkliğin kısmi aracı rol oynadığı bulunmuştur. Araştırma sonuçları alanyazındaki başka araştırma sonuçlarıyla tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Ergen, Algılanan Anne Baba Davranışları, Özerklik, Akran İlişkisi

Akran ilişkileriAna-baba algısıEbeveyn davranışı+5
Fatma Akın Gökalp
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Arkadaşlığın sosyolojisi: Değişen arkadaşlık ilişkileri üzerine bir araştırma (Mardin örneği)

Çalışma, arkadaşlık ilişkilerini ve arkadaşlık ilişkilerinde yaşanan değişimleri ilişkisel nedenleriyle anlamayı ve açıklamayı amaçlamaktadır. Arkadaşlık, seçili bir kişiler arası ilişki türüdür. İnsanlar arkadaşlarını kendi iradeleri ile seçtikleri gibi tecrübe ettikleri ilişkileri/eylemleri de kendi iradeleri ile gerçekleştirir. Diğer yandan arkadaşlık ilişkilerinde yaşanan değişimler modernleşme, bireyselleşme, teknoloji gibi bazı nedenlere dayandırılabilir. Çalışma, nitel araştırma yönteminin fenomenolojik yaklaşımı benimsenerek gerçekleştirildi. Maksimum çeşitlilik örneklem tekniğine göre seçilen 40 kişi ile yarı yapılandırılmış görüşme formu ile derinlemesine görüşme yapıldı. Görüşmecilerin sosyo-demografik ve sosyo-ekonomik özellikleri tasnif edilerek arkadaşlıkların kurulması, sürdürülmesi ve sona erdirilmesi ile ilgili deneyimleri ortaya konuldu. Bu deneyimler üzerinden arkadaşlığın ekonomik, siyasi, dini, toplumsal ve psikolojik boyutları ele alındı. Görüşmeler neticesinde arkadaşlık ilişkilerinde bir değişim ve dönüşüm yaşandığı sonucuna varıldı. Modernleşmenin, bireyselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin arkadaşlık ilişkilerini etkilediği, arkadaşlığın geçmişe kıyasla değiştiği, değişimin samimiyet yerine yüzeysellik, fedakârlık yerine bencillik yönünde olduğu anlaşılmıştır.

Akran ilişkileriArkadaşlıkDeğişim+5
Mehmet Tan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Spora katılımın akran ilişkileri üzerine etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı spora katılımın akran ilişkileri üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmaya 10-15 yaşları arasında 572 (%52,5) erkek, 518 (%47,5) kadın 1090 birey katılmıştır. Katılımcıların akran ilişkilerini değerlendirmek için Atik, Çok, Çoban, Doğan ve Karaman (2014) tarafından Türkçeye uyarlanan "akran İlişkileri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek 22 maddeden ve 5 alt boyuttan (Birliktelik alt boyutu, Çatışma Alt Boyutu, Yardım Alt Boyutu, Koruma Alt Boyutu, Yakınlık Alt Boyutu) oluşmaktadır. Çalışmanın değerlendirilmesinde SPSS 15 paket programı kullanılmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistikleri alınmış veri analizi yapılmıştır. Veri analizinde ilk önce dağılımın normalitesine bakılmıştır. Normallik dağılımı Shapiro-Wilk testi ile yapılmıştır. Verilerin normallik değerlerini sağlamadığı görülmüştür. Verilerin değerlendirilmesinde Mann-Whitney U ve One Way Anaova testi kullanılmıştır. Fiziksel aktiviteye katılanların genel akran ilişkileri sıra ortalamaları, birliktelik alt boyutu, yardım alt boyutu, koruma alt boyutu, yakınlık alt boyutu sıra ortalamaları fiziksel aktiviteye katılmayanlara göre önemli derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Çatışma alt boyutunda ise fiziksel aktiviteye katılanların akran ilişkileri sıra ortalamaları katılmayanlardan düşük olmasına rağmen aradaki fark istatistiksel olarak önemli düzeyde değildi (p>0.05). Lisanslı olarak spor yapanların genel akran ilişkileri sıra ortalamaları, birliktelik alt boyutu, koruma alt boyutu sıra ortalamaları fiziksel aktiviteye katılmayanlara göre önemli derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Yakınlık alt boyutu, çatışma alt boyutu, koruma alt boyutu sıra ortalamaları lisanslı spor yapanlar lehinedir. Yalnız aradaki fark istatistiksel olarak önemli düzeyde değildir (p>0.05). Sonuç olarak spora katılım akran ilişkilerini olumlu yönde etkiliyor denilebilir.

AkranAkran ilişkileriFiziksel aktivite+2
Candan Melek
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde yılmazlığın akran ilişkisi ve bağlanma stilleri açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ergenlerde yılmazlığın bağlanma stilleri ve akran ilişkisi açısından incelenmesidir. Araştırma da ergenlerin demografik özelliklerinden; cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, anne babanın eğitim düzeyi, kardeş sayısı, doğum sırası ve okul türü alınmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2016-2017 öğretim yılında Burdur merkezde bulunan liselerde eğitim gören 14-18 yaş arası 495 ergenden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Ebeveyn Bağlanma Envanteri Kısa Formu, Akran İlişkileri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, Çoklu Regresyon Analizi, t Testi ve One Way (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ergenlerin yılmazlık düzeyleri ile bağlanma stilleri ve akran ilişkileri arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Regresyon analizi sonucunda bağlanma stilleri ve akran ilişkilerinin ergenlerin yılmazlık düzeylerini %37 varyans yüzdesiyle yordadığı görülmüş; çatışmasızlık, yardım, bağlanma stilleri değişkenlerinin ergenlerde yılmazlık üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ergenlerin yılmazlık düzeylerinin cinsiyet, baba eğitim durumu, kardeş sayısı ve doğum sırasına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı; bağlanma stillerinin anne ve baba eğitim durumu, kardeş sayısı, doğum sırası ve okul türüne göre anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Ergenlerin akran ilişkilerinin ise cinsiyet, yaş, anne ve baba eğitim durumu ve okul türüne göre anlamlı düzeyde farklılştığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan, ergenlerin yılmazlık düzeylerinin yaş, aile gelir düzeyi, akran desteği ve okul türüne göre; bağlanma stillerinin cinsiyet, yaş ve ailenin gelir durumuna göre akran ilişkilerinin kardeş sayısı ve doğum sırasına göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada bağlanma stilleri ve akran ilişkilerinin ergen yılmazlığının önemli yordayıcıları olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akran İlişkileri, Bağlanma Stilleri, Ergen, Yılmazlık

Akran ilişkileriBağlanmaBağlanma stilleri+2
Emine Esra Ersan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2019
20

Related subjects