Old age

144 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İç hastalıkları polikliniğine başvuran hastalarda başarılı yaşlanma ve mutluluk durumları arasındaki ilişki

Amaç: İç hastalıkları polikliniğine başvuran hastaların başarılı yaşlanma ve mutluluk durumlarını incelemektir. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel anket çalışmamızın materyalini; Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Polikliniklerine 30.06.2022-01.12.2022 tarihleri arasında, bilişsel açıdan engeli olmayan, Türkçe iletişim kurabilen, 18 yaş ve üzeri, en fazla yönetilebilen bir kronik hastalığa sahip, günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirebilen ve ayaktan başvuran 492 birey oluşturmaktadır. Bireylere kişisel bilgilerin sorgulandığı 12 soruluk anket, Başarılı Yaşlanma Ölçeği ve Mutluluk Ölçeği anket metodu ile yüz yüze görüşülerek uygulandı. Araştırmada; normal dağılıma uyan verilerde iki grup için Bağımsız gruplarda t testi, ikiden fazla grup için ise ANOVA Varyans analizi kullanılmıştır. Başarılı yaşlanmanın mutluluk üzerine üzerinde etkisini belirlemek için Lineer Regresyon analizi kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edildi. Bulgular: İç hastalıkları polikliğine başvuran bireylerin başarılı yaşlanma düzeyi, mutluluk durumunu %30.7 oranında açıklamaktadır (t=9.568; p<0.001; R2=0.307). İç hastalıkları polikliğine başvuran bireylerin başarılı yaşlanmaları, mutluluğu anlamlı düzeyde 0.283 kat artırırken (p<0.001); bireylerin sağlıklı yaşam biçiminin mutluluğu anlamlı olarak etkilemediği saptanmıştır (t=-1.676; p=0.094; p>0.05). Araştırmaya katılan bireylerin öğrenim ve gelir durumları başarılı yaşlanmayı ve mutluluk durumunu etkilerken, meslek durumu sadece mutluluk durumunu etkilediği sonucu elde edilmiştir. Sonuç: Bu çalışmada iç hastalıkları polikliğine başvuran bireylerin başarılı yaşlanma ve mutluluk durumları arasında olumlu ve orta düzeyde ilişki saptanmıştır. Hemşire bireylerin başarılı yaşlanma ve mutluluk durumlarını bakımın kalitesini arttırmak amacıyla mutlaka değerlendirmelidir. Başarılı yaşlanma ve mutluluğun sağlanması için hemşirelerin topluma sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının aşılanmasında danışmanlık yaparak toplumun bilgilendirilmesi sağlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Başarılı yaşlanma, Mutluluk, İç Hastalıkları Hemşireliği

HemşirelikHemşirelik araştırmalarıMutluluk+4
Cansu Yılmaz
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Son yıllarda hareketsizlik kaynaklı gerek psikolojik gerekse fizyolojik sağlık problemleri giderek artış göstermektedir. Hemen her bireyi yakından ilgilendiren bu problem toplum açısından büyük önem arz eden yaşlı bireyleri bilhassa ilgilendirmektedir. Öyle ki; hareketsizlik kaynaklı azalma eğiliminde olan yaşam kalitesi bu bireylerde başarılı – sağlıklı yaşlanma durumunu engellemektedir. Bu bağlamda araştırmamızda; yaşlı bireylerde fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, Aydın, Muğla, Çorum, Amasya, İzmir ve Tokat illerinde bulunan huzur evlerindeki (n=207) kadın, erkek (n=195) toplam 402 gönüllü yaşlı birey katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Uluslararası Fizilsel Aktivite Ölçeği Kısa Formu" ve "Başarılı Yaşlanma Ölçeği" ve "Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Verilere uygulanan normallik analizi neticesinde normal dağılım gösterildiği tespit edildikten sonra, gruplar arasındaki farkı belirlemek için Independent Sample t test ve boxplot, ölçek ortalama puanları arasındaki ilişkiyi değerlendirebilmek için ise Pearson Korelasyon analizi ile birlikte saçılım grafiği uygulanmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde; çalışmaya dâhil edilen kadın ve erkek katılımcıların başarılı yaşlanma düzeyleri arasında anlamlı farklılığın olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Diğer yandan, yaşam kalitesi ölçeği toplam puanlari ile fiziksel aktivite düzeyi arasında ve son olarak fiziksel aktivite düzeyi toplam puanı ile yaşam kalitesi ölçeği genel sağlık alt boyut puanları arasında pozitif yönlü orta düzeye bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir (p<0,05). Sonuç olarak; toplumsal alanda var olan yaşlı bireylerin fiziksel aktiviteye katılım durumlarının yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma kavramlarıyla ilişkisinin göz ardı edilemeyecek bir önemi olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda; yaşlı bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin artırılması için düzenli olarak fiziksel aktiviteye katılımları, yaşamlarının geri kalanında kendi işlerini yapabilme hususunda hem destekleyici bir unsurdur hem de bu bireylerin daha başarılı bir yaşlanma sürecinde olmalarına olumlu katkıları vardır.

Fiziksel aktiviteSağlıklı yaşamYaşam kalitesi+3
Emre Yamaner
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Geriatrik sendromlara sahip bireylerde ilaç uyumunun değerlendirilmesi

Geriatrik sendromlar 65 yaş üstü hastalarda sık görülen sorunlardır. Bununla birlikte, yaşlı hastalarda çoklu ilaç kullanımına neden olan kronik hastalıklar daha sık görülmektedir. İlaç uyumsuzluğu hastalık kontrolünü güçleştiren birçok kötü sonuca neden olabilirken sağlık sistemine maliyet, hastaneye tekrarlayan yatışlar ve primer hastalığın ilerlemesi gibi ek yükler getirebilir. Bu nedenle yaşlı hastalarda ilaç uyumunun değerlendirilmesi önemlidir. Çalışmamızda, geriatri polikliniğine başvuran 65 yaş ve üzeri toplam 200 birey katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 70.62±4.72 ve %60'ı kadındı. Hastaların ortanca ilaç uyum bildirim ölçeği (İUBÖ) skoru 24 olarak bulunmuştur. Hastalar farklı özelliklere göre gruplandığında kadınlarda erkeklere göre ve depresyon tanısı olan hastalarda olmayanlara göre İUBÖ anlamlı olarak daha düşük olarak bulunmuştur (sırasıyla p=0.018 ve p<0.001). Korelasyon analizine göre İUBÖ ile GDS, FRAİL ve inkontinans ölçeği arasında negatif korelasyon saptanırken (sırasıyla r= -0.345, p<0.001; r= -0.141, p=0.024; r= -0.185 p=0.004) EQ-5D indeks skoru ve SMMI (sırasıyla r=0.271 p<0.001; r=0.162, p=0.011) ile pozitif korelasyon saptanmıştır. Yaş, SMMI, hastalık sayısı, ilaç sayısı, MNA, GDS, MMSE toplam skoru, İnkontinans yaşam kalitesi ölçeği, FRAİL skoru, EQ-5D indeks skoru, Tinetti toplam skoru, yürüme hızı, zamanlı kalk yürü test süresi ve el kavrama gücünün dahil edildiği doğrusal regresyon analizinde SMMI, MNA ve GDS değişkenlerinin İUBÖ skoru için bağımsız öngörücüler olarak bulunmuştur (sırasıyla p = 0,042, B: 1,892; p = 0,003, B: 1,14; ve p = 0,001, B: - 0,134). Çalışmamızın sonucunda düşük kas kütlesi, malnütrisyon ve depresyon tanılarının düşük ilaç uyumu için risk faktörleri olduğu sonucuna varılmıştır ve geriatrik sendromlara sahip her yaşlı bireyin ilaç uyumu açısından değerlendirilmesinin önemini vurgulamıştır.

DepresyonGeriatriKaslar+4
Aslı Sönmez Duran
Gaziantep University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta osteoartritli yaşlı insanların yaşam kalitesi

Bu çalışma Irak'ta osteoartritli yaşlı insanların yaşam kalitesini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı-kesitsel tipteki bu araştırma, 15 Mart 2022-15 Eylül 2022 tarihleri arasında, Irak Al-Hussein Eğitim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji polikliniğine osteoartrit tanısı ile başvuran toplam 150 hasta ile gerçekleştirildi. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan soru formu ve osteoartrit yaşam kalitesi ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde karşılaştırmalar için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testi kullanıldı. Ölçek skorları arasında ilişkiyi incelemek için ise Kendall Tau-b korelasyon analizi kullanıldı. p<0,05 olduğu durum anlamlı kabul edildi. Osteoartrit yaşam kalitesi ölçeğine göre, hastaların yaşam kalitesi skor düzeylerinin 33,2±6,8 olduğu belirlendi. Osteoartrit yaşam kalitesi ölçeği yaş değişkeni ile ilişkilendirildiğinde negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı güçlü ilişki görüldü (r= -0,539; p<0,0001). Osteoartritin demografik özelliklerle (cinsiyet, sigara kullanımı ve gelir durumu) ilişkili parametrelerinin, yaşam kalitesi ölçek skorunu anlamlı düzeyde etkilemediği tespit edildi. Çalışmada, osteoartrit hastalığının yaşam kalitesi üzerinde yaşa bağlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Osteoartrit yaş artışı ile ilişkili bir hastalıktır. Hastalık sürecinde yaşa bağlı olarak yaşam kalitesi etkilenebilmektedir. Çalışma sonucunda elde ettiğimiz bulgularımızın başka araştırmalarda çok merkezli çalışmalarla desteklenmesi uygun olacaktır.

EklemlerGeriatriIrak+4
Asaad Kareem Salman Alhameedah
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH ve/veya astımlı yaşlılarda sosyal desteğin ilaç uyumuna ve öz-etkililiğe etkisi

Çalışmanın amacı KOAH ve/veya Astımlı Yaşlılarda Sosyal Desteğin İlaç Uyumuna ve Öz-etkililiğe Etkisi'ni saptamaktır. Çalışma örneklemi Ordu devlet hastanesine başvuran, çalışma kriterlerini uyan 138 hasta oluşturmuştur. Araştırma 01.05.202201.08.2022 tarihleri arasında 3 aylık süre içerisinde tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında hasta ve ilaç bilgi formu, çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği ve öz-etkililik ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS 23 programında analiz edilmiştir. Ölçek verilerinin normal dağılmasından dolayı parametrik testlerden t-Testi ve İkiden fazla grupta Grup Ortalamalarının Karşılaştırılması İçin ANOVA testi kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki iki değişken arasındaki ilişkinin gücünün ve birbirleriyle olan ilişkilerinin ölçümü için pearson korelasyon testi uygulanmıştır. Katılımcıların %38,4'ü kadın, %61,6'sı erkek hastalardan oluşmaktadır. Katılımcıların %36,2 KOAH, %28,3'ü astım, %35,5'i KOAH ve astım tanısı alan hastalardan oluşmaktadır. Bireylerin yaş ortalamaları 74,37±7,900, tanı süresi 14,4±14,5, hastanede yatış sayısı 4,01±6,33, günlük ilaç kullanım sayısı 4,49±2,50 idi. Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği toplam puanı ortalaması 47,25±17,16, Öz-etkililik Yeterlilik Ölçeği toplam puan ortalaması 71,26±9,11 idi. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre; Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği geneli ile Öz-etkililik Yeterlilik Ölçeği geneli (r: -0,241) arasında negatif yönlü düşük seviyede bir ilişki vardır. Sonuç olarak bireylerin Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği puanı arttıkça Öz-etkililik düzeylerinde azalma görülmektedir. Hastalara ve yakınlarına hastalık, sosyal destek, öz-etkililik ve ilaç uyumu üzerine eğitim verilmesi, eğitimlerin sıklaştırılması ve sağlık politikası haline dönüştürülmesi ve sosyal desteğin bağımlılık yönü araştırılması önerimizdir. Anahtar Kelimeler: KOAH, astım, sosyal destek, öz-etkililik, ilaç uyumu, hemşirelik.

Akciğer hastalıklarıAstımGeriatri+6
Nuray Kuru
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yalnız yaşayan yaşlıların hayatlarındaki rekreasyonel aktivitelerin acil servise başvurma sıklığı ve depresyon seviyeleri üzerine etkisi

Çalışma 65 yaş ve üzeri yalnız yaşayan bireylerin yaşamlarında var olan rekreasyonel aktivitelerin acil servise başvurma sıklığı ve depresyon seviyeleri üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kesitsel tanımlayıcı tipte olup örneklemini, Haziran-Eylül 2022 tarihleri arasında bir devlet hastanesi acil servis birimine başvuran 192 yalnız yaşayan yaşlı oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, Yaşlı tanıtım ve rekreasyonel aktiviteleri belirleme formu ile geriatrik depresyon ölçeği (GDÖ) kısa form kullanılmıştır. Verilerin analizinde; sıralı lojistik regresyon, ortalama karşılaştırma testleri, korelasyon analizi uygulanmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 76.23±7.24 ve GDÖ puan ortalaması 7.51±4.47 olarak bulunmuştur. Depresyon riski %69,8 olarak bulunmuştur. Ortalama karşılaştırma testlerine göre katılımcıların yaşamlarındaki rekreasyonel faaliyetlerin (evde yapılan faaliyetler, dışarıdaki etkinliklere katılım, aile üyeleriyle görüşme, sosyal ilişkiler, mutlu eden uğraşlar ve fiziksel aktivite) GDÖ puanları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunmuştur (p<0,05). Son 6 ayda acile başvurma sıklığı ile GDÖ arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,05). Sıralı lojistik regresyon analizi sonucuna göre; ilaç sayısı, çocuk sayısı, telefon kullanımı, kanser ve acile gelme nedenleri ile son 6 ayda acile başvurma sıklığı üzerinde anlamlı etki görülmüştür (p<0,05). Sonuç olarak, yaşlılarda rekreasyon aktivitelerinin artışının depresyon seviyesi ve acil servise başvurma sıklığını azalttığı görülmüştür.

Acil servis-hastaneDepresyonHasta başvurusu+5
Nurcan Yüksekkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet bağlamında sağlık hizmetlerinde geronteknoloji: Fenomenolojik çalışma

Bu araştırmanın amacı, yaşlı bireylerin sağlık hizmetlerinde geronteknoloji kullanımına ilişkin deneyimlerini, karşılaştıkları zorlukları, destek mekanizmalarını ve sosyal hizmet beklentilerini belirlemektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma, kentsel bölgede yaşayan ve dijital sağlık hizmetlerine erişimi olan 20 yaşlı birey ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Veriler, kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yüz yüze derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, Braun ve Clarke (2006) tematik analiz yöntemi ile Nvivo 10 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, yaşlı bireylerin en çok MHRS ve e-Nabız gibi dijital sağlık platformlarını randevu alma, sağlık bilgilerine erişim ve kronik hastalık takibi amacıyla kullandığını göstermiştir. Teknolojik karmaşıklık, dijital güvenlik kaygıları ve sınırlı kurumsal destek, kullanım sürecindeki başlıca engeller olarak belirlenmiştir. Aile desteği, en yaygın yardım kaynağı olmakla birlikte, destek sunan kişinin iletişim tarzı öğrenme motivasyonunu doğrudan etkilemiştir. Katılımcılar, sadeleştirilmiş içerikler, birebir eğitimler, mahalle temelli destek noktaları ve dijital danışmanlık hizmetlerini talep etmiştir. Sonuç olarak, yaşlı bireylerin dijital teknoloji kullanımını artırmak için gönüllülük esaslı, bireysel hazırbulunuşluğu dikkate alan, uygulamalı ve tekrara dayalı eğitim programlarının planlanması; yaşlı dostu cihaz ve içeriklerin geliştirilmesi; sosyal hizmetlerin dijital danışmanlık ve yerinde destek mekanizmalarını güçlendirmesi önerilmektedir.

Dijital ÇağE-sağlıkGeriatri+7
Nermin Şimşek
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of the prevalence of bipolar disorders among the residents in elderly residents in Al_ diwaniya_ Iraq

The aim of this study is to determine the prevalence of bipolar disorder and depression symptoms and factors associated with this prevalence in elderly people living in nursing homes in Iraq. Prevalence, factors associated with socio-demographic variables (gender, age, marital status, social security, income status, source of income), variables related to staying in an institution (probability of old age, reason and duration of staying in an institution, leisure activities) Variables (including physical activity health status perception, presence of chronic diseases and drug use). The universe of this research consisted of elderly people living in the Diwaniye nursing home, the capital of the Qadisiya region in Iraq. The study sample consisted of 100 men and women aged 60 and over who were able to communicate and voluntarily participated in the study. Questionnaire method was used as data collection tool in the research. The diagnosis of additional anxiety disorder was determined by using the DSM-IV compatible SCID-I psychiatric interview form. Beck Depression Inventory, Young Mania Rating Scale and Hamilton Anxiety Rating Scale were used to evaluate depression, mania and anxiety. The group consisting of bipolar disorder patients were compared in terms of sociodemographic, depression, mania episodes, anxiety levels, and anxiety comorbidity frequency and relationship. In our study, 20% of the patients had at least one anxiety disorder and 66% had more than one anxiety disorder. These results show that the bipolar disorder-anxiety comorbidity was found to be 20%. There were 14 patients (14%) who were not diagnosed with additional anxiety disorder. As a result of statistical analysis, no significant difference was found between the groups in terms of scores obtained from the scales. Keywords: Anxiety, Bipolar Disorder, Depression, Manic Depressive, Aging

AnxietyBipolar disorderDepression+5
Husham Abdulmunem Yousıf Yousıf
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşlılık olgusunun incelenmesi ve yaşlı bakımında bir model önerisi: Birlikte Yaşam Sitesi

Demografik olarak Dünya'da ve Türkiye'de artan yaşlı nüfus, kentleşme ve göç olgusu ile yaşlının toplumdaki değişen konumu, yaşlılığa sosyolojik açıdan bakmanın önemini artırmıştır. Modernleşme süreci ile aile yapısı ve yaşam tarzlarındaki değişimle birlikte yaşlılık ve özellikle yaşlı bakımı bir sorun olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Yaşlının ailede ve kurumsal bakım hizmetlerindeki yerini toplumsal değişim açısından inceleyen ve yaşlı bakımında karma bir bakım modeli önerisi ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada, öncelikle kavramsal ve kuramsal çerçeve ile ilgili bilgi verilmiştir. Demografik olarak yaşlanma, nüfus yaşlanmasının ekonomi üzerindeki etkisi ve değişen aile yapısının yaşlılar üzerindeki etkisi üzerinde durulmuştur. Modern toplumlarda yaşlının konumu sosyolojik bakış açısıyla irdelenmiştir. Dünya'da kurumsal yaşlı bakım modellerine ve Türkiye'de kurumsal bakım anlayışına değinilmiştir. Yaşlıların yaşam düzenlemeleri tercihlerine uygun bakım ve destek modelleri örnekler üzerinden incelenmiştir. Tez çalışması ile yaşlı bakım modeli olarak önerilen; yaşlı bakımında aile ve kurumsal bakımın birlikte olduğu karma bir model olan Birlikte Yaşam Sitesi ile ilgili açıklamalara ve örnek krokilere yer verilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çankırı İsmail Özdemir Huzurevinde görevli bakım personeli ve sağlık personelinden 24 personel araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, huzurevinde çalışmak personelin yaşlılık olgusu ile ilgili düşüncelerini etkilemiştir. Katılımcılar, yaşlıya ailesinin bakması gerektiği şeklindeki toplumsal normun değişmeye başladığını ifade etmişlerdir. Katılımcılar yaşlılık dönemi tercihlerinde; huzurevinin bir kurumsal yapı olmasına ve huzurevinde kalmanın avantajlarına odaklanmaktadırlar. Yaşlılık dönemleri tercihleri konusunda katılımcıların büyük bir çoğunluğu bağımsız yaşama vurgu yapmışlardır. Araştırma sonuçlarına göre yaşlılık dönemi öncesinde daha bağımsız bir yaşam tarzı benimsemiş olan yaşlıların huzurevi yaşamına uyum sağlamaları daha kolay olabilmektedir. Yaşlıların huzurevinde mekân aidiyeti sorunları yaşamaları, ailelerine ve çocuklarına olan özlemleri, kuruluştaki diğer yaşlı bireyler ve personelle olan ilişkilerini belirleyen temel faktörlerdir. Katılımcılar, tez çalışması ile ortaya konulan Birlikte Yaşam Sitesi modelinin uygulanabilir olduğunu belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Yaşlılık, Yaşlılık Sosyolojisi, Yaşlı Bakımı

HuzurevleriYaşlı bakım hizmetleriYaşlı bakımı+2
Engin Erdağ
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda hemodiyalizin yaşam kalitesine etkisi

Kronik böbrek yetmezliği tüm dünyada önemli bir sorun haline gelmektedir. Tüm popülasyona kıyasla hastalarda kalıcı morbidite ve mortalite ile birlikte daha düşük yaşam kalitesi ile ilişkilidir. Çalışma, diyalize giren kronik böbrek yetmezliği olan hastaların yaşam kalitesini değerlendirmeyi ve hastaların yaşam kalitesi ile demografik ve klinik verileri arasındaki ilişkiyi bilmeyi amaçlamaktadır. 26 Mart - 7 Eylül tarihleri arasında AlSadr Medical City / Hemodiyaliz Ünitesinde (200) CRF hastasının olasılık dışı. (objektif) örneklemesi ile kesitsel tanımlayıcı bir tasarım çalışması yapılmıştır. , 2022. Araştırmanın görünür geçerliliğini belirlemek için, Anketin geliştirilip, görüşme tekniği ile Arapçaya çevrilmesinin ardından verilerin toplanması. Araştırmacı, tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistiksel analiz prosedürleri kullanarak verileri analiz etti. Çalışmanın sonuçları, kamusal alanın ortalama bir yaşam kalitesi olduğunu, fiziksel alanda yaşam kalitesinin düşük olduğunu ve bağımsızlık düzeyinin düşük olduğunu, ancak çevresel, psikolojik ve ruhsal alanlarda orta düzeyde bir yaşam kalitesinin olduğunu, buna karşın yaşam kalitesinin orta düzeyde olduğunu göstermiştir. sosyal alan yüksekti. yaşam kalitesi. Çalışma, diyaliz tedavisi gören kronik böbrek yetmezliği hastalarının çoğunun sosyal alanda yüksek bir yaşam kalitesine sahip olduğu sonucuna varmıştır. Kronik böbrek yetmezliği vakalarının çoğu, diyalize yanıt veren hastaların düşük düzeyde bağımsızlığa ve fiziksel kapsama sahip olduğunu göstermektedir. Diyalize giren kronik böbrek yetmezliği olan hastaların yaşam kalitesi (cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum ve hastalık öncesi meslek durumu) arasında da güçlü bir ilişki vardır. Çalışma, diyaliz ünitesine yeni atanan hemşirelerin, diyaliz prosedürleri ve ilaçları, KBY hastaları ve aileleri ile kapsamlı bir şekilde nasıl başa çıkılacağı ile ilgili eğitim kurslarına katılmalarını ve HD geçiren KBY hastalarına gerekli broşürleri, posterleri ve broşürleri içeren talimatları içeren broşürleri sağlamalarını önermektedir. bilgi. Diyaliz tedavisi, beslenme programı, ilaçlar, yaşam tarzı değişiklikleri vb. hakkında.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliğiBöbrek yetmezliği-kronik+7
Ahmed Abdulaalı Abdulhasan Abdulhasan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pozitif psikoloji çerçevesinde huzurevinde kalan yaşlılara bakış: Minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış

Huzurevinde yaşamını sürdüren yaşlı bireyler, yaşlanma döneminin son evrelerinde olmasından dolayı psikolojik olarak olumlu ve olumsuz etkiler yaşamaktadır. Yaşlı bireylerin bu dönemlerinde pozitif yaşlanmayı gerçekleştirebilmeleri, yaşamını anlamlı olarak sürdürebilmeleri için gereklidir. Bu sebeple bireylerin olumlu yönleri üzerinden araştırmalar yapılması süreci etkileyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı, huzurevinde kalan yaşlıların; minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve minnettarlık, öz-anlayış düzeyinin mental iyi-oluşu yordayıp yordamadığını araştırmaktır. Araştırmanın diğer bir amacı ise, minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeylerinin; cinsiyet, yaş, eğitim durumu, algılanan gelir düzeyi, kronik rahatsızlık ve huzurevinde kaldığı süre değişkenlerine göre farklılıklarını incelemektir. Araştırmanın örneklemini Bursa Büyükşehir Belediyesi Huzurevi Şube Müdürlüğü'ne bağlı huzurevinde yaşamını sürdüren 60 yaş ve üzeri, 22'si kadın ve 98'i erkek olmak üzere toplam 120 yaşlı bireyler oluşturmaktadır. Bu araştırmada nicel olarak kurgulanmış, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS for Windows paket programı kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Minnettarlık Ölçeği, Warwick Edinburg Mental İyi-oluş Ölçeği, Öz-anlayış Ölçeği ve Bilgi Toplama Formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, korelasyon, çoklu regresyon, t testi tekniği, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca minnettarlık ve öz-anlayış düzeylerinin mental iyi-oluş düzeyini yordadığı ve %32'sini açıkladığı bulunmuştur. Minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz anlayış düzeylerinin cinsiyet, yaş, algılanan gelir düzeyi, eğitim durumu, kronik rahatsızlık durumu ve huzurevinde kaldığı süresi açısından farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Ancak öz-anlayış düzeyinin cinsiyet değişkenine göre tam sınırda kaldığı da görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular problemler doğrultusunda tartışılmıştır.

GerontolojiHuzurevleriMental iyi oluş+7
Yunus Emre Demirci
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisi sürecinde yaş ayrımcılığının sosyal medyadaki tezahürü: Youtube analizi

Bu çalışma, Covid-19 pandemisinde yaş ayrımcılığının sosyal medyada tezahürünü incelemek amacıyla, Youtube üzerinden toplumun yaşlılık algısını ve yaş ayrımcılığının nedenlerini ortaya koymak için yapılmıştır. Bu bağlamda, popüler bir sosyal medya platformu olan Youtube'da Covid-19 pandemisinde yayınlanan içerikler, yaş ayrımcılığı unsurları açısından içerik analizi ile incelenmiştir. "Covid-19 pandemisinde sosyal medyada yaş ayrımcılığının yaygınlaşmasının sebebi nedir?" sorusundan yola çıkılarak; Covid-19 pandemisi sürecinde Youtube içeriklerinde ve kullanıcı yorumlarında hangi yaş ayrımcılığı unsurlarına rastlandığı ve içeriklerin yaşlılarla ilgili verdiği mesaj analiz edilmiştir. Bulgulara göre, yaşlılar ve Covid-19 pandemisi ile ilgili bilgilendirici, suçlayıcı, alay eden ya da mizah içeren içerikler bu dönemde farklı sosyal medya platformlarında olduğu gibi Youtube'da da popülerleşerek yaş ayrımcılığını derinleştirmiştir. İçeriklerde yaş ayrımcılığı barındıran kalıp yargılar, yaşlıyla alay eden, küçültücü ifadeler ile yaşlıyı bu dönemde kriminalize eden ve günah keçisi haline getiren bulgular ortaya konulmuştur. Bunun yanında görünürde yaşlılara karşı olumlu yaklaşımlar içeren ancak alt metinde yaş ayrımcılığı barındıran örtük içerikler de analiz edilmiştir. Ayrıca bulgularda 100 yaş ve üzerinin medya dilinde marjinalize edilmesi de dikkat çekmektedir. Yorumlar kısmında ise nefret söylemi, öfke, hakaret ve küfür içeren ifadelerin kullanıldığı görülmektedir. Yorumlar kısmında kullanıcıların dolayısıyla toplumun bu dönemdeki yaşlılık algısı doğrudan gözlenmektedir. İçeriklerde olumsuz yaşlılık algısı kullanıcı yorumlarına da yansıyarak olumsuz tepkileri doğurmuştur. Bu anlamda sosyal medya içerikleri Covid-19 pandemisinde yaşlılarla ilgili olumsuz kalıp yargıları yeniden üretmiştir. Yaşlılara, yaşlılığa ve yaşlanmanın kendisine yönelik önyargılı tutumların bir kombinasyonu olarak tanımlanan yaş ayrımcılığının Covid-19 pandemisinde artarak nefret söylemine dönüştüğü görülmektedir. Bu nefret söylemlerinin zaman zaman toplumda yaşlılara karşı nefret suçu ve şiddet eylemlerine dönüştüğü, bu durumun uzun vadede sosyolojik bir sorun olarak kuşaklar arası ilişkilere zarar verdiği görülmektedir. Yaşlılığın toplum algısında ölümle özdeşleşmesi ve pandemi döneminde virüsü yaşlıların yaydığı düşüncesi bu tür söylemlere neden olmuştur. Covid-19 pandemisindeki koşullar, korku ve paniğin yarattığı kaos ortamı da yaş ayrımcılığı ve nefret söyleminin yayılmasına neden olmuştur. Yaş ayrımcılığını sistematikleştiren medyatik söylemlerin de sosyal medyaya sirayet ederek bu dönemde toplumun yaşlılık algısını olumsuz etkilediği ortaya çıkmaktadır.

AyrımcılıkCOVID 19Pandemiler+7
Ezgi Aktürk
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet perspektifinden yaşlı bireylerin dijital teknolojileri kullanım deneyimleri: İzmir ili Bornova ilçesi örneği

Keskin sınırlar çizmek mümkün olmamakla birlikte, genel kabul görmüş haliyle, her canlının deneyimlediği, bebeklik, çocukluk, yetişkinlik ve yaşlılık dönemleri vardır. Yaşlılık, psikolojik, fiziksel, ekonomik ve sosyal değişimlerin yaşandığı bir evre olarak ifade edilebilir. Tanı, tedavi ve koruyucu sağlık hizmetlerinde yaşanılan gelişmeler, yaşam koşullarının iyileşmesi, ortalama insan ömrünün uzamasına yol açmıştır. Uzayan yaşam süresi, yaşlı nüfus popülasyonunun toplam nüfusa göre artmasına ve toplumların demografik yapısında köklü değişime yol açmıştır. Günümüzde, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm toplumların hızla yaşlandığı görülmektedir. Ülkemize bakıldığında ise insanların, pek çok Avrupa ülkesinden çok daha hızlı yaşlanmakta olduğu görülmektedir. Çağımızda yaşanılan bir başka önemli değişim, dijital teknolojilerin hızla gelişmesi ve tüm yaşam alanlamıza etki etmesidir. Dijital teknolojiler, dijital yerli diye ifade edilen genç nesil tarafından kolaylıkla kullanılırken ve hatta eğlenceli bir uğraşa dönüşürken, dijital göçmen olarak ifade edilen yaşlı bireyler açısından eşitsizliklere yol açabilmektedir. Dijital cihazlara erişim olanakları, dijital teknolojilerin kullanım düzeyi ve amacı sosyo-ekonomik ve demografik yapıya göre değişkenlik gösterdiği gibi, yaşa ve cinsiyete göre de farklılık göstermektedir. Toplumsal eşitsizlikler, dijital eşitsizliklere neden olurken, dijital eşitsizlikler, toplumsal eşitsizliklerin daha derin yaşanmasına yol açabilmektedir. Bu durum, toplumsal cinsiyet normları nedeniyle dezavantajlı bir konumda olan kadınlar açısından ayrıca önem taşımaktadır. Bu bağlamda, yaşlı bireylerin dijital teknolojilere ilişkin deneyimlerinin ve yaşadıkları problemlerin, toplumsal cinsiyet perspektifinden araştırılması amaçlanmıştır. İzmir ili Bornova ilçesinde yaşayan 60 yaş ve üstü yaşlı bireylere yönelik yapılan bu araştırmada, toplumsal yapının öznelerinden olan yaşlı bireylerin dijital teknolojilere dair deneyimlerine ve yaşamakta oldukları problemlere ilişkin öngörüde bulunabilmek amacıyla, bu bireylerin dijital teknolojileri kullanınıma etki etken çeşitli faktörler ele alınmıştır.

Sayısal eşitsizlikSayısal teknolojiTeknoloji kullanımı+4
Alev Duva
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı yaşlanma kavramı çerçevesinde 65 yaş üstü bireylerin sosyalizasyon ve yalnızlık durumlarına ilişkin nitel bir araştırma

Amaç: Araştırmanın amacı; 65 yaş üstü bireylerin sosyalizasyon ve yalnızlık durumlarını, sağlıklı yaşlanma kavramı çerçevesinden değerlendirmektir. Bu araştırmada, 65 yaş üstü bireylerin farklı çevresel ve sosyo-kültürel koşullar altında deneyimledikleri yalnızlık ve sosyalizasyon durumlarını derinlemesine incelemek ve bu inceleme bağlamında sağlıklı yaşlanma kavramının değişimine bakmak amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, nitel araştırma yöntemiyle tasarlanmıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Manisa'da yaşayan 20 yaşlı ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde literatür taraması sonucunda elde edilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan veriler MAXQDA nitel analiz programına aktarılarak tematik olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Sağlıklı yaşlanma kavramının belirleyicileri üzerinden yaşlıların yalnızlık ve sosyalizasyon durumlarının ele alındığı bu araştırmada, katılımcıların yaşlılık deneyimlerinin; fiziksel sağlık, bağlı oldukları sosyal çevre ve ekonomik koşullarıyla ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca eğitim durumu ve boş zaman aktiviteleri de hissedilen yalnızlık üzerinde etkilidir. Sonuçlar: Yaşlıların yalnızlıktan korunması ve sağlıklı yaşlanma anlayışıyla desteklenmesi tam bir iyilik hali açısından oldukça önemlidir. Yaşlılık döneminde yaşanan sosyal yalıtım sorunlarının doğru değerlendirilmesi ve yalnızlığın sağlıklı yaşlanma kavramının hayata geçirilerek önlenmesi profesyonel sosyal hizmet müdahaleleriyle mümkündür. Bu araştırma, planlanacak müdahalelere ışık tutması açısından büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: yaşlılık, yalnızlık, sosyal izolasyon, sağlıklı yaşlanma

Sağlıklı yaşlanmaSosyal yalnızlıkSosyalleşme+4
Melis Ecem Çıplak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde aachen düşme riski değerlendirme gerecinin Türkçe sürümünün geçerliliği ve güvenilirliği

Amaç: Bu araştırmanın amacı Aachen Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe sürümünün oluşturulması ve Türkçe sürümün psikometrik özelliklerinin (güvenilirlik ve geçerliliğinin) ortaya konmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Manisa'da seçilmiş olan Aile Sağlığı Merkezlerine ayaktan tanı ve tedavi amacıyla başvuran 65 yaş ve üstü; son bir yıl içinde en bir kere düşmüş olan 100 ve düşmemiş olan 100 kişide yapılmış olan metodolojik bir araştırmadır. Aachen Düşme Riski Değerlendirme ölçeğinin dağılımını, güvenilirlik ve geçerlilik bulgularını göstermek için psikometrik analizlerde ardışık üç adım izlendi. Birinci adımda ölçeğin dağılım özellikleri ve madde analizleri yapıldı. İkinci adımda güvenilirlik analizleri ve son adımda da geçerlilik analizleri yapıldı.Güvenilirlik analizleri için ölçüt ve yapı geçerliliği; yapı geçerliliği için ise doğrulayıcı faktör analizi, bilinen gruplar geçerliliği ve paralel form geçerliliği kullanıldı. Bulgular: Bu çalışmada Aachen Düşme Riski Değerlendirme ölçeğinin Türkçe sürümünün birinci bölümü (indeks skor) için duyarlılık %71.0, seçicilik %75.0; üçüncü bölüm (algılanan düşme riski) için duyarlılık %75.0, seçicilik %55.0 bulunmuştur. Birinci bölüm tek boyut için yapılan doğrulayıcı faktör analizinde kikare/serbestlik derecesi 1.13, karşılaştırmalı uyum indeksi (CFI) 0.939 ve RMSEA ( Root Mean Square Error of Approximation ) 0.025 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin birinci ve üçüncü bölümleri ile cinsiyet, vücut kitle indeksi, kişilerin yalnızlık algısı, kullandıkları ilaç sayısı, sahip oldukları kronik hastalık sayısı, kırılganlık durumu ve fiziksel bağımlılık düzeyini gösteren EQ5-D ile anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuştur. Aachen indesk skoru (birinci bölüm) için etki büyüklük değerleri cinsiyet, kişilerin yalnızlık algısı, kırılganlık durumu ve EQ5-D genel yaşam kalitesi düzeyi için büyük; kullanılan ilaç sayısı için orta; vücut kitle indeksi ve kronik hastalık sayısı için zayıf (0.2 ve çevresindeki değerler) olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Aachen Düşme Riski Değerlendirme ölçeğinin Türkçe sürümümünün üç ayrı bölümünün geçerlilik ve güvenilirlik analiz sonuçları ölçeğin birinci ve üçüncü bölümlerini oluşturan düşme değerlendirme indeksinin orta düzeyde duyarlı ve seçici olduğunu ve her iki gösterge açısından da hatalı pozitif ve negatif değerlendirme olasılığının % 25-45'i bulduğunu göstermektedir. Düşme riski indeksi (birinci bölüm) madde yapısı Türkçe sürümde de olduğu gibi korunmuştur ve ölçek bütünüyle kullanılabilir durumdadır birinci basamak sağlık hizmetlerinde yukarıda sözü edilen durum dikkate alınarak kullanılabilir.

DüşmeDüşme kazalarıGeriatri+6
Zeynep Öykü Öztürk Arıkan
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşayan yaşlılarda beslenme durumunun değerlendirilmesi

Yaşlılık ve yaşlanma kavramları çoğu zaman aynı anlamda kullanılmalarına rağmen farklı kavramları ifade etmektedirler (Zerman, 2008). Yaşlanma, her canlıda doğumdan ölüme kadar devam eden evrimsel bir süreç iken yaşlılık artan yaşın etkisini gösterme halidir (Emiroğlu, 1995). Dünya sağlık örgütü ise yaşlılığı, "çevreye uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması" olarak tanımlar (Beğer ve diğ., 2012). Yaşlılık dönemi 64-74 (erken/genç yaşlılık), 75-84 (orta yaşlılık/yaşlılık), 85 ve üzeri ise ileri yaşlılık olarak 3'e ayrılır (Aksoydan diğ., 2008). Yaşın artması ile birlikte fizyolojik değişiklikler ve birçok sağlık sorunları ortaya çıkar. Bunlar arasında beslenme ile ilişkili sağlık problemlerinin önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Bu çalışmada Kırşehir ve Isparta Huzurevinde yaşayan 97 yaşlı bireye MNA (Mini Nutritional Assessment) beslenme tarama testi uygulanmış olup yaşlıların malnütrisyon durumları belirlenmeye çalışılmıştır. Mini Nütrisyonel değerlendirme toplumda ve huzurevinde/bakımevinde yaşayan, hastanede yatan, ayakta/poliklinikte takip edilen yaşlıların beslenme durumunun hızlı bir şekilde taranmasını ve değerlendirilmesini sağlayan, kısa sorularla ve basit ölçümlerle uygulanan bir testtir. Antropometrik ölçümleri, genel ve subjektif değerlendirmeyi ve besin alımına ilişkin soruları içermektedir. Yaşlıların cinsiyetlere göre beslenme durumları incelendiğinde, erkeklerin %45,6'sında, kadınların ise %32,5'inde beslenme sorununun olmadığı tespit edilmiştir. Erkeklerin %47,7'sinde malnütrisyon riski ve %7'sinde malnütrisyon tespit edilirken, kadınlarda bu oranlar sırasıyla %47,4 ve %12,4 olarak bulunmuştur. Yapılan analizde malnütrisyon durumu ile ilgili olarak cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Anahtar kelime: beslenme, erkek, huzurevi, kadın, yaşlılık

BeslenmeHuzurevleriYaşlılar+1
Duygu Gülgen
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanede yatan yaşlılarda beslenme durumunun belirlenmesi ve tarama testlerinin etkinliklerinin karşılaştırılması

Yaşlanma; embriyo döneminde başlayan biyolojik, kronolojik, psikolojik ve sosyal boyutları olan karmaşık ve birikimli bir süreçtir. Yaşlılık ve yaşlanma kavramları kimi zaman karıştırılır. Ancak bu kavramlar arasında farklılıklar mevcuttur, farklı şeyleri ifade etmektedirler. Yaşlanma bir süreç iken, yaşlılık bir dönemdir. Ülkemizde ve dünya da gelişen sağlık olanakları sayesinde, yaşlı nüfusun artmasının yanı sıra yaşlılık dönemi sorunları da giderek önem kazanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 65 yaş ve üzeri grup olarak tanımlanan yaşlı nüfus, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde yılda yaklaşık %5'lik bir artış göstermektedir. Yaşamın her döneminde olduğu gibi yaşlılık döneminde de yeterli ve dengeli beslenmenin önemi büyüktür. Yaşlılık döneminde beslenme durumu hastalıkların gelişmesi ve seyri açısından çok önemli bir role sahiptir. Yaşlanma ile birlikte kırılganlık ve engellilik artar, bunun sonucunda beslenme durumu olumsuz yönde etkilenir, yiyecek tüketimi azalır ve malnütrisyon durumu ortaya çıkar. Hastalıkla ilişkili malnütrisyon gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için önemli bir sağlık sorunudur. Bu çalışmada hastanede yatan yaşlılarda malnütrisyon durumunun belirlenmesi ve malnütrisyonun tespitinde kullanılan 3 metodun etkinliğinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada Ahi Evran Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yatan 80 erkek, 127 kadın birey olmak üzere 60 yaş ve üzeri toplamda 207 bireyde MNA, NRS-2002 ve MUST beslenme değerlendirme testleri uygulanmıştır. Yaşlı bireylerin beslenme durumları incelendiğinde MNA'ya göre %57.5'inin beslenme sorunun olmadığı, %33.3'ünün malnütrisyon riski altında olduğu, %9.2'sinin ise malnütrisyonlu olduğu tespit edilmiştir. NRS-2002'ye göre bireylerin %66.7'sinin malnütrisyon riski yok iken, %33.3'ünde malnütrisyon riski var olarak tespit edilmiştir. MUST'a göre ise bireylerin %63.3'ünün malnütrisyon riski yok, %25.6'sının malnütrisyon riski altında, %11.1'i malnütrisyonlu olarak bulunmuştur. Anahtar kelime: Antropoloji, beslenme, MNA, MUST, NRS-2002, yaşlılık

BeslenmeMalnütrisyonYatan hastalar+2
Kübra Baran
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evde yaşayan yaşlıların sıvı alım durumları ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Yaşlıklıkta çeşitli nedenlerle sınırlı seviyede sıvı alımı ve yaşanan sıvı kayıpları önemli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Bu durum yaşlılarda ölüm gibi ağır sonuçlara varacak riskleri barındırmaktadır. Araştırma evde yaşayan yaşlı bireylerin sıvı alım durumları ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı-ilişkisel türdedir. Araştırmanın örneklemini Kırşehir il merkezinde ikamet eden ve evinde yaşayan 98 yaşlı birey oluşturmuştur. Veriler sayı, yüzde, ortalama olarak özetlenmiş değerlendirmelerde sıvı açığı miktarı ve etkileyen faktörler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon analizi, Spearman korelasyon analizi ve Ki Kare analizi kullanılarak incelenmiştir. Araştırmaya katılan bireylerin günlük ortalama sıvı alım miktarlarının 1721,4±478,6 ml. olduğu ve 89 bireyin (%90,8) ise günlük almaları gereken miktardan daha az sıvı aldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca bireylerin depresyon seviyeleri ve günlük yaşam aktivitelerinde başkalarına olan bağımlılıkları ile sıvı açığı düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Son olarak bireylerin yaş gruplarına, eğitim düzeylerine ve birlikte yaşadıkları kişi durumuna göre günlük sıvı tüketim düzeyleri incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Yaşlıların özellikle sıvı alım durumları ile etkileyen faktörler yönünden izlenmesi ve yeterli sıvı tüketim alışkanlığının kazandırılmasının önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlılar, su tüketimi, dehidrasyon.

DehidratasyonGeriatriSu tüketimi+2
Buse Dönmez
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hastalığı olan yaşlılarda vitamin ve biyoelementlerin kullanım sıklığının belirlenmesi

Araştırma kronik hastalığı olan yaşlılarda vitamin ve biyoelementlerin kullanım sıklığı, kullanım özellikleri ve bu özellikler üzerine sosyodemografik değişkenlerin etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı, kesitsel türde yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Kırşehir il merkezinde bulunan bir Aile Sağlığı Merkezi'nde kayıtlı 260 yaşlı birey oluşturmuştur. Veriler sayı, yüzde ve ortalama olarak özetlenmiş, değerlendirmelerde Ki-kare analizi kullanılmıştır. Çalışmaya katılan yaşlı bireylerin yaş ortalaması 69,0±3,83 olup %51,2'si kadındır. Yaşlıların %32,3'ü vitamin ve biyoelementleri, %12,3'ü biyoelementleri, %20,0'ı ise vitaminleri kullanmaktadır. Yaşlıların kullandıkları biyoelementler sırasıyla Kalsiyum (%4,7), Magnezyum (%3,1), Demir (%1,5), ve Çinko (%1,5)dur. Yaşlıların kullandıkları vitaminler ise sırasıyla C vitamini (%8,8), D vitamini (%6,2) ve B12 vitaminidir (%5,0). Yaşlıların %12,5'i biyoelementleri, %13,8'i ise vitaminleri reçetesiz kullanmaktadır. Vitamin ve biyoelementleri kullanan bu yaşlıların %18,5'i hastalıklardan korunmak, %13,8'i ise hastalıkların tedavisi için kullanmaktadır. Sağlık personeline danışarak vitamin ve biyoelementleri kullanma oranı yaşlılarda %23,1'dir. Çalışmaya katılan yaşlı bireylerde; kadın cinsiyetinde, bekar olanlarda, hayatının uzun bir bölümünü ilçe, kasaba, köyde geçirenlerde, sağlık durumunu kötü algılayanlarda, herhengi bir işte çalışmayanlarda, sağlık kurumuna ulaşımda sorun yaşamayanlarda biyoelement kullanma oranları yüksek olarak belirlenmiştir (p<0,05). Yaşlı bireylerden evli olanların bekar olanlara göre ve çalışmayanların çalışanlara göre vitaminleri kullanma oranları yüksek olarak belirlenmiştir (p<0,05). Yaşlıların vitamin ve biyoelementleri kullanmadaki en önemli sorunları reçetesiz ve sağlık personeline danışarak kullanmaları olmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda yaşlıların vitamin ve biyoelementleri akılcı kullanımı konusunda farkındalık kazandırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Vitaminler, eser elementler, kronik hastalık, yaşlı.

Eser elementlerGeriatriKronik hastalık+3
Nermin Kılıç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerin akılcı ilaç kullanımıyla ilgili bilgi ve uygulamaları

Bu çalışma, yaşlıların akılcı ilaç kullanımına yönelik bilgi ve uygulamalarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı türdeki çalışma 382 yaşlı birey ile yürütülmüştür. Veriler Akılcı İlaç Kullanım Anketi ile yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı analiz yöntemleri ve ki-kare testi ile değerlendirilmiştir. Çalışmada yaşlıların %72.5'i doktor tavsiyesi olmadan ilaç kullandıklarını, %23.6'sı doktora danışmadan ilaç dozlarını artırıp/azalttıklarını, %91.1'i doktorun önerdiği ilaç saatlerine uyduklarını, %44.2'si de doktorun önerdiği süreden önce ilaç kullanmayı bıraktıklarını ifade etmişlerdir. Yaşlılarda akılcı ilaç kullanımı ile ilgili en önemli sorunların doktor tavsiyesi olmadan ilaç kullanımı ve ilacın önerilen süreden önce bırakılmasıdır. Bu sonuçlar doğrultusunda yaşlıların akılcı ilaç kullanımı konusunda desteklenip, bilgilendirilmesi ilaçların akılcı kullanımına önemli katkı sağlayacaklardır.

Akılcı ilaç kullanımıBilgiGeriatri+4
Ömer Hacıoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi sürecinde yaşlıların bitkisel ürün kullanma durumlarının belirlenmesi

Araştırma COVID-19 pandemi sürecinde yaşlıların bitkisel ürün kullanma durumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Kırşehir il merkezinde bulunan Aşıkpaşa Aile Sağlığı Merkezlerinde kayıtlı 65 yaş ve üzeri 268 birey oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından ilgili literatür incelenerek oluşturulan "Veri Toplama Formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ortalama ve KiKare testi kullanılmıştır. Yaşlıların %18,3‟ünün COVID-19 tedavisi için, %64,6‟sının COVID-19‟dan korunmak için ve %77,2‟sinin COVID-19 dışında herhangi bir nedenden dolayı bitkisel ürün kullandığı belirlenmiştir. COVID-19 pandemi öncesinde ve sonrasında en çok kullanılan bitkisel ürünler turunçgiller, sarımsak, sirke, nane, ıhlamur ve kuşburnu olup bu bitkisel ürünlerin COVID-19 pandemi sürecinde kullanım sıklıklarının artığı belirlenmiştir. Yaşlıların %61,9‟u bitkisel ürünler hakkında arkadaş ve komşularından bilgi edindiğini, %44,8‟i pandemi sürecinde bitkisel ürünlere ayrılan bütçede artış olduğunu belirtmiştir. Çalışan yaşlıların çalışmayan yaşlılara göre, sağlık kurumuna ulaşımda sorun yaşamayan yaşlıların sorun yaşayanlara göre bitkisel ürün kullanım oranın daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Yaşlılardan COVID-19‟a yakalananların ve COVID-19 şüpheli hasta olarak hastane veya evde karantinada kalanların bitkisel ürün kullanımları daha yüksek olarak belirlenmiştir (p<0,05). Sağlık profesyonellerinin COVID-19 pandemi sürecinde bitkisel ürün kullanımına yönelik veri toplaması ve bitkisel ürün kullanımı için etkili danışmanlık stratejileri uygulamaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bitkisel ürünler, COVID-19, yaşlı.

BitkilerBitkisel ürünlerCOVID 19+4
Hazal Buhur
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

X kuşağının huzurevi algısı ve kurum bakımına ilişkin görüşleri: Kırşehir örneği

Yaşlılık, yaşlanma, huzurevleri ve kurum bakımı konularında birçok bilimsel araştırma yapılmış olmasına rağmen, literatür taramalarında, X kuşağına mensup günümüz orta yaşlı bireylerinin yaşlılık, huzurevleri ya da kurum bakımına ilişkin görüş, düşünce ve algılarının ne yönde olduğu hakkında herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Oysaki X kuşağı mensupları önümüzdeki on yıllar içerisinde kronolojik tanımlamaya göre yaşlı birey sınıflandırması içerisinde yer alacaklardır. Günümüzün orta yaşlıları ve geleceğin yaşlıları konumundaki bireylerin önemli bir toplumsal olgu olarak kabul edilen yaşlı bakımı konusundaki algı ve görüşlerinin sosyal politika planlamaları açısından önemli olduğu bilinmektedir. Bu açıdan araştırmanın konusuna yönelik bulguların bilim insanlarına kaynak oluşturması; yanı sıra sosyal politikaların hazırlanmasında görev atfedilen kurumlara da katkı sağlaması düşünülmektedir. Yapılan bu araştırma ile X kuşağı olarak tanımlanan 1965-1980 yılları arasında doğan ve Kırşehir İlinde yaşayan orta yaşlı kişilerin, yaşlılık ve huzurevlerine ilişkin algılarını/düşüncelerini ve kurum bakımına ilişkin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Örneklem grubu olarak belirlenen ve Kırşehir İlinde ikamet eden X kuşağı (1965-1980 yılları arasında dünyaya gelen bireyler) mensubu bireylerle yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak elde edilen veriler içerik analizi yöntemleriyle yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların yaşlılık, huzurevi ve kurum bakımına ilişkin algılarının olumsuz olduğu, aile yapısı içerisindeki değişimlerin farkında oldukları ve kurum bakımından ziyade aile yanında bakımı tercih ettikleri görüşmüştür.

AntropolojiGerontolojiHuzurevleri+6
Erhan Bolat
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yaşlılığın merkezi yönetim sağlık harcamalarına etkisi: İller bazında ampirik bir analiz

Son zamanlarda sosyal bilimler alanında gerçekleştirilen birçok çalışmanın odağında yaşlılık olgusu yer almaktadır. Yaşlılık, yaşayan varlıklarda zamanla biyolojik ve fizyolojik anlamda erişkinliğin tamamlanıp doğurganlık özelliklerinin kaybedilmesinden sonra ölüm anına kadar geçen zaman diliminde gözlemlenen değişim ve dönüşüm süreci olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin özellikle yaşlılık dönemlerinde fiziksel ve/veya zihinsel olarak temel yetilerinde zayıflamalar görülmekte ve buna bağlı olarak daha sık hastalandıkları görülmektedir. Bu da doğal olarak yaşlı bireylerin daha çok sağlık hizmetine gereksinim duymasına ve dolayısıyla devletlerin daha çok sağlık harcaması yapmasına neden olmaktadır. Bu tezde 2007-2018 yılları arasında Türkiye'deki 81 il için yaşlı bağımlılık oranı ile merkezi yönetim sağlık harcamaları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Tezin analiz kısmında kullanılan veriler, panel veri seti şeklinde düzenlenmiş olup analizler Sistem Genelleştirilmiş Momentler Metodu (Sistem GMM) kullanılarak elde edilmiştir. Tezde yapılan analizlerden elde edilen sonuçlar, literatürde teorik olarak yer alan ve birçok ampirik çalışma ile de kanıtlanmış olan yaşlı bağımlılık oranı ile merkezi yönetim sağlık harcamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yöndeki ilişkinin varlığını tespit etmiştir. Ayrıca bu tez ile literatürün neredeyse hiç değinmediği konu olan sağlık harcamalarının belirlenmesinde politik-ekonomik etkinin varlığı araştırılmış ancak sağlık harcamalarının politik-ekonomik etkiden uzak şekilde belirlendiği tespit edilmiştir.

Sağlık harcamalarıSağlık hizmetleriSağlık hizmetleri maliyeti+3
Tarık Iliman
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimlerinin yaşlı hasta görüşmelerinde yaşadıkları zorluklar üzerine nitel bir araştırma

Yaşlı nüfusun artması ile birlikte yaşlı sağlığı giderek daha çok önem kazanmaktadır. Birinci basamağın ilk temas noktası olması sebebiyle aile hekimleri yaşlı sağlığında önemli görevler üstlenmektedir. Bu çalışmanın amacı; aile hekimlerinin yaşlı hastalarla yaptığı görüşmelerde karşılaştıkları zorlukların niteliksel özelliklerini ortaya koymaktır. Ocak 2020 – Mart 2020 tarihleri arası 3 odak grup görüşmesi yapılarak toplam 22 hekim ile görüşülerek yaşlı hasta görüşmelerinde karşılaşılan zorluklar üzerine açık uçlu sorular sorulmuştur. Ses kayıt cihazı ile toplanan veriler niteliksel olarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucu "yaşlı hasta", "birinci basamak hekimliği", "hastaya ait faktörler", "hekimin çözüm yolu" ve "hekimin hissi" temaları belirlenmiştir. Katılımcılarımızın çoğu görüşme sürecinde hastaya ait engellerin görüşme zorluklarına sebep olduğunu ifade etmiştir. Bu engellerde en çok vurgulanan hastaya ait iletişim engelleri ve polifarmasidir. Nitekim bu engeller karşısında çözüm yolu olarak empati, güven ortamı ve aile hekimliği disiplininin bir parçası olan bütüncül yaklaşım en çok vurgulanan öğelerdir. Yaşlıların yalnızlığı da bütün katılımcılar tarafınca ifade edilmiştir. Yaşlı hastaların özellikleri, diğer hastalardan farkları, yaşlı hastaların sağlığa bakış açısı, başvuru nedenleri, refakatçi, hastanın hissettikleri, hastaya ait fiziksel engeller, birinci basamak ortamı, ikinci ve üçüncü basamak hekimliğinden farkı, bakımın sürekliliği, fiziksel engellerde çözüm yolu, ASM fiziki koşulları, hekime saygı duyma, hekimin olumlu, olumsuz ve değişen hisleri diğer alt temalarımızdır. Sonuç olarak yaşlı hasta görüşmesinde hasta ile kurulan iletişim, tıbbi bilgi ve donanım kadar önem arz etmektedir. Katılımcılarımızın ifadesi doğrultusunda hastanın memnuniyeti tıbbi bilgiden bağımsızdır ve uygun iletişimle zorluklar aşılabilir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı Hasta, Aile Hekimliği, Görüşme Zorlukları İletişim Adresi: yaprak.selcukk@gmail.com

Aile hekimliğiGeriatriGörüşme yöntemi+3
Yaprak Selçuk
Aydın Adnan Menderes University
2020
00

Related subjects