Rehabilitation

144 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

İskemik kalp hastalığı olan hastalarda kardiyak rehabilitasyonun 24 saatlik kanbasıncı değişkenliği üzerine etkisi

Amaç: Hipertansif hastalarda kan basıncı değişkenliğinin kan basıncı düzeyinden bağımsız olarak hedef organ hasarı ve kardiyovasküler mortalite ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda kardiyak rehabilitasyon sonrası hastaların uzun dönemde herhangi bir nedene bağlı ölüm oranlarında anlamlı düşüş olduğu gösterilmiş olup kardiyak rehabilitasyonun kan basıncı değişkenliği üzerine etkisi henüz netleştirilememiştir. Bu nedenle iskemik kalp hastalığı olan hipertansif hastalarda kardiyak rehabilitasyonun kan basıncı değişkenliği üzerine etkisi incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya yerel etik kurul onayı (tarih ve no: 05.10.2022-169) alındıktan sonra başlandı. Çalışma retrospektif olarak planlandı ve çalışmaya hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı tanıları ile takipli koroner stent ve/veya koroner By-pass öyküsü bulunan, kardiyak rehabilitasyon programına alınmış toplam 151 hasta dahil edildi. Ambulatuvar kan basıncı ölçüm cihazları kullanılarak üç aylık kardiyak rehabilitasyon programı öncesinde ve sonrasında 24 saat boyunca gündüz 15 dakika, gece 30 dakika aralıklarla kan basıncı ölçümleri alınmış olan hastaların ölçümlerinden matematiksel hesaplama ile kan basıncı değişkenliğini gösteren ortalama gerçek değişkenlik (ARV) (sistolik, diyastolik, ortalama arter basıncı) değeri elde edildi. Kardiyak rehabilitasyon ile ARV arasındaki korelasyon değerlendirildi. Bulgular: Başlangıç ölçümlerine göre kardiyak rehabilitasyon programı sonrası hastaların 24 saatlik sistolik, diyastolik ve ortalama arteriyel kan basınçlarındaki düşüş anlamlı saptandı (hepsi için p< 0,001). Aynı şekilde başlangıç ARV değerlerine göre 24 saatlik sistolik, diyasyolik, ortalama arteriyel, gece sistolik ve gece diyastolik ARV değerlerindeki düşüş de anlamlı saptandı (hepsi için p< 0,001). Diabetes mellitus, konjestif kalp yetmezliği, obezite, yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, kullanılan antihipertansif tedavi çeşidi, koroner stent ve/veya By-pass öyküsü açısından alt grup analizlere bakıldığında kardiyak rehabilitasyon öncesi ve sonrası kan basıncı değişkenliği açısından anlamlı farklılık saptanmadı (hepsi için p> 0,05). Sonuç: Kardiyak rehabilitasyon sonrası 24 saatlik sistolik, diyastolik, ortalama arter basıncı, gece sistolik ve gece diyastolik kan basıncı değişkenliklerinde başlangıca göre düşüş saptandı. Bu sonuçlar eşliğinde, kardiyak rehabilitasyonun 24 saatlik kan basıncı VI değişkenliği üzerinde regülatuar rol oynayabileceği ve dolaylı olarak kardiyovasküler hastalık riskini azaltabileceği düşünüldü. Anahtar kelimeler: İskemik kalp hastalığı, Kan basıncı değişkenliği, Hipertansiyon, Kardiyak rehabilitasyon

HipertansiyonKalpKalp hastalıkları+3
Burak Biter
Hitit University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Simav ovası (eski Simav gölü-Simav) rehabilitasyon çalışmaları

Bu çalışmada, 50 yıl önce kurutulan Simav Gölü (Kütahya)'nün sulak alan fonksiyonlarındaki değişiklikler ve gölün restorasyonunda takip edilecek yöntemler ortaya konulmuştur. Elde edilen verilere göre Lemna trifolia L. (%70,7) başta olmak üzere Alisma plantago-aquatica L., Carex acuta L., Cynodon dactylon L., Epilobium hirsutum L., Iris pseudacorus L., Polygonum aviculare L., Polygonum hydropiper L., Ranunculus repens L., Ranunculus specius L. ve Veronica anagallis-aquatica L. türlerine ait tohumların varlığı göl arazisinde tespit edilmiştir. Ayrıca göl arazisini besleyen su kaynaklarının su kalitesinin, Su Kalitesi Kontrolü Yönetmeliği'ne göre IV. Kalite olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, a-) Simav Gölü'nün sulak alan olarak fonksiyonlarının sürdüğü ve b-) gelecekte yapılması planlanan rehabilitasyon çalışmalarının olumlu sonuçlanabileceği tespit edilmiştir.

Ekolojik çevreRehabilitasyon
Fatih İlhan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevi - huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerindeki hizmet kalitesinin yapısal eşitlik modellemesi ve dematel ile değerlendirilmesi

Yaşlı bireylerin giderek yalnızlaşması ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelmesiyle birlikte onlara yönelik olarak sunulan bakım hizmetlerinin önemi daha da artmıştır. Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri de bu bakım hizmetleri içerisinde yer alan en önemli kurumlardan birisidir ve burada yaşayan yaşlı bireylerin istek ve beklentilerinin göz önüne alınıp bu istek ve beklentilere uygun hizmet verilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan yaşlı bireylerin görüşlerine dayanarak hizmet kalitesini belirleyen faktörlerden hangilerinin onlar için daha önemli olduğunun Yapısal Eşitlik Modellemesi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca hizmet kalitesini belirleyen faktörler Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışan personel tarafından da değerlendirilmiş ve faktörler arasındaki ilişkiler ve bu faktörlerin önem derecesi DEMATEL yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmaya, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya illerine bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan toplam 230 yaşlı birey ve çalışan 32 personel dâhil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Heveslilik ve Güven hem yaşlı bireyler hem de çalışan personel için en önemli faktörler olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, Hizmet Kalitesi, Yapısal Eşitlik Modellemesi, DEMATEL

Bulanık DEMATELHizmet kalitesiHuzurevleri+7
Neslihan Çilesiz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Design and development of a variable stiffness actuator for rehabilitation applications

In this study, the design and development of a variable stiffness actuator for rehabilitation applications is presented. The variable stiffness actuators are the types of actuators used in many areas. One of the most valuable advantages of these actuator types, which have been widely used recently, is that they help the mechanisms in which these actuator types are used to operate with different stiffness characteristics instead of constant stiffness. With the help of this varying stiffness, it is possible to interact with users safely and minimize large shock forces. Based on these advantages of variable stiffness actuators, it is also used in rehabilitation treatments. Although there are many different types of rehabilitation, the most widely used department is physical rehabilitation. Physical rehabilitation is a method for treatment of people who do not have a congenital limb, have lost their limb accidentally, or cannot perform limb function fully or partially. Within the scope of this study, a mechanically-controlled actuator, which is one of the variable stiffness actuator types, was designed and developed on the prototype of the exoskeleton robot. The body structure of the prototype was produced using the additive manufacturing and machining method. The prototype of the actuator was controlled and driven with a microcontroller and motor drivers. Finally, the analysis and test results of the designed and developed actuator are presented.

Actors modelRehabilitationSkeleton
Ahmet Özokutan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Denetimli serbestlik tedbiri altındaki hükümlülerin rehabilitasyonu ve mükerrer suçun önlenmesinde manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri (Dindarlık ve suç ilişkisi üzerine araştırma)

Suç davranışı ve suç davranışının tekrarı bireysel, sosyal ve psikolojik birçok etmen içermekte ve bu konu adli psikoloji disiplininin çalışma alanları arasında bulunmaktadır. Mevcut araştırma kapsamında motive edici bir araç olarak din ve dindarlık olgusunun hükümlüler için taşıdığı önemin ve onun sosyal fonksiyonunun belirlenmesi, doğru ve etkili bir yaklaşımın benimsenmesi ise bu konudaki gereksinimlerin ve beklentilerin karşılanması çabalarına katkı sunacaktır. Suç, mükerrer suç ve din ile suç ilişkisinin incelendiği çalışmanın ilk bölümünde denetim serbestliğine ilişkin kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde din ve suç ile dindarlık ve suç kavramları ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise manevi rehberlik, dini danışmanlık ve denetimli serbestlikte manevi rehberlik ve dini danışmanlık konularına yer verilmişti. Araştırma bulguları incelendiğinde Kendilerinin dindar olarak tanımlayan kişiler, dinin suç işlemeyi engelleyen bir yapıda olduğu, ailelerin dini inanç ve yaşayışları açısından değerlendirildiğinde bu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olduğu, Cezaevinde dini danışma ve rehberlik hizmetleri kapsamında birden fazla etkinliğe katılanların dini danışma ve rehberlik hizmetleri aldığı sürede tekrardan suç işleme konusunda engelleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Denetimli serbestlik sistemiDin psikolojisiDindarlık+7
Nurbanu Taşçı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul çağındaki pediatrik nörolojik hastaların mobilite seviyesinin katılıma etkisi

Okul çağındaki pediatrik nörolojik hastalarda mobilite seviyesinin katılım üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yaptığımız çalışmaya, yaşları 5-15 olan toplam 63 çocuk ve aileleri alındı. Katılımcılar İstanbul ili sınırları içerisindeki Özel Eğitim Kurumları ve çeşitli Fizik Tedavi Merkezlere devam eden hastalardan seçildi. Çocuklara ve ailelerine tarafımızdan hazırlanan bir Değerlendirme Anketi, uygun durumda olanlara gövde ve alt ekstremite kas kuvveti testlemeleri, Kaba Motor Fonksiyon Ölçeği, Fonksiyonel Mobilite Skalası, Pediatrik Veri Toplama Aracı, Modifiye Barthel İndeksi uygulandı ve cevaplar kaydedildi. Sonuçların analizi SPSS 18 programı kullanılarak, p<0,05 anlamlılık düzeyi kullanılarak yapıldı. Çalışmaya katılan çocukların çoğunun Serebral Palsi'li oldukları görülmüştür. Çalışmamızın sonuçları incelendiğinde, çocukların mobilite düzeylerinin katılım ile ilişkide olduğu (p<0.001), mobilite ile alt ekstremite kas kuvveti ile arasında (p<0.001), gövde kas kuvveti arasında (p<0,01) kuvvetli ilişkiler olduğu, okulda geçirilen sürenin de mobilite (p<0,01), katılım (p<0.001), bağımsızlık (p<0.001) ve kaba motor fonksiyon düzeyleri ile (p<0,05) ilişkide olduğu, çocukların kaba motor fonksiyon düzeylerinin katılım üzerinde etkili olduğu (p<0.001) ve çocukların alt ekstremite kas kuvveti ile katılım arasında (p<0.001), gövde kas kuvvetleri ile katılım arasında (p<0,01), ve bağımsızlık ile alt ekstremite kas kuvveti arasında (p<0.001), gövde kas kuvveti arasında (p<0,01) kuvvetli ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda okul çağındaki nörolojik hastalığa sahip çocukların mobilite seviyesinin katılımlarını etkilediği belirlendi. Ayrıca mobilite seviyesine bağımsızlık seviyesi, kaba motor düzeyi ve kas kuvvetinin de etkili olduğu, katılım düzeyine ise kaba motor fonksiyon düzeyi, kas kuvveti gibi faktörlerin etki ettiği ve çocukların okulda geçirdikleri sürenin mobilite, katılım ve bağımsızlık seviyelerinden etkilendiği ortaya çıkmıştır.

Fizik tedaviFizik tedaviHareket+5
Arzu Burcu Karakuş
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda hibrit telerehabilitasyon yöntemiyle uygulanan pilates-temelli egzersizlerin solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite ve denge üzerine etkisi

Skolyoz, omurga, toraks ve gövdenin pozisyon ve şeklindeki değişimleri içeren heterojen durumların tamamı için kullanılan genel bir terimdir. Adölesan İdiyopatik Skolyoz (AIS), bilinen her hangi bir neden olmaksızın, 10 yaş ve üstü sağlıklı bir bireyde koronal planda anormal spinal eğri oluşumu ve vertebraların rotasyonuyla karakterize bir deformite olarak tanımlanır. Cobb metoduyla ölçüldüğünde 10°'nin üzerinde spinal bir eğri görülmektedir. AIS'li hastalarda meydana gelen deformite; solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, denge, yaşam kalitesi, periferik kas kuvveti ve kozmetik algı gibi birçok primer ve sekonder parametrede probleme neden olabilmektedir. AIS'de konservatif tedavi; gözlem, egzersiz eğitimi ve ortez yaklaşımlarını kapsamaktadır. Bu tedavide temel amaçlar; eğrinin progresyonunu durdurmak, mümkünse azaltmak ve AIS'in neden olduğu problemlerin önüne geçmek, var olan problemleri ise iyileştirmektir. AIS'li hastaların tedavisinde kullanılan bir çok farklı egzersiz eğitim yöntemi bulunmaktadır. Pilatestemelli egzersiz eğitimi de bu yöntemlerden biridir. Bu çalışma AIS'li hastalarda postüral düzeltmeleri ve eğri tipine-lokalizasyonuna göre belirlenen solunum paternini içeren ve hibrit telerehabilitisyon yöntemiyle uygulanan pilates-temelli egzersiz eğitiminin solunum fonksiyonu, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite ve denge üzerine etkisini araştırmayı amaçlamıştır. Çalışma kapsamında 10-18 yaş aralığında olan 32 AIS tanılı hasta randomize edilerek eğitim ve kontrol grubuna ayrıldı. Tüm hastalara Cobb açısı ölçümü, gövde rotasyon açısı ölçümü, fleksibilite değerlendirmesi, solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti ölçümü, fonksiyonel kapasite değerlendirmesi, postüral stabilite-denge değerlendirmesi, core kas enduransı ölçümü, periferik kas kuvveti ölçümü, yaşam kalitesi ve kozmetik deformite algısı değerlendirmeleri yapıldı. Eğitim ve kontrol grupları egzersiz eğitimi süreçlerinin ilk 2 haftasında, haftada bir gün süpervize seanslara katıldı. Hastalar bu seanslar esnasında pilatesin temelleri, eğri tip ve lokalizasyonlarına göre belirlenen postüral düzeltmeler ve solunum prensipleri hakkında bilgilendirildi. Eğitim grubu sonraki 10 hafta boyunca haftada 3 gün fizyoterapist eşliğinde senkron online seanslara alındı, 4 gün egzersizleri evde sürdürüldü. Kontrol grubu ise aynı egzersizleri haftada 7 gün, 10 hafta boyunca evtemelli olarak sürdürdü. 12 Haftanın sonunda tüm değerlendirmeler tekrarlandı. Veri analizi için SPSS v.26 programı kullanıldı ve tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. 12 Haftanın sonunda tedavi öncesine göre eğitim grubunda Cobb açısında, gövde rotasyon açısında, fleksibilite testlerinde, FEV1 ve PEF değerlerinde, MIP ve MEP değerlerinde, AHMYT mesafesinde, EMYT yürüme seviyesinde, stabilite limitleri testinin tamamlanma süresi dışındaki tüm xiii parametrelerinde, core kas enduransında, periferik kas kuvvetinde, yaşam kalitesinin ruh sağlığı parametresi dışındaki tüm parametrelerinde ve kozmetik deformite algı skorunda istatistiksel olarak anlamlı gelişmeler görüldü (p<0,05). Kontrol grubunda ise tedavi sonrasında tedavi öncesine göre; gövde rotasyon açısında, MIP ve MEP değerlerinde, AHMYT mesafesinde, stabilite limitleri testinin bazı parametrelerinde, sağ M. Biceps kuvveti parametresi dışındaki periferik kas kuvveti değerlerinde ve yaşam kalitesinin bazı parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler saptandı (p<0,05). Eğitim ve kontrol grubu karşılaştırıldığında Cobb açısında, yana eğilme testlerinde, PEF değerinde, MIP ve MEP değerlerinde, EMYT yürüme seviyesi değerinde, stabilite limitleri testine ait genel skor, sola ve öne/sağa parametrelerinde, core kas enduransında, sol M. Quadriceps kuvvetinde ve kozmetik deformite algı skorunda eğitim grubunda daha fazla gelişme saptandı (p<0,05). Literatür ve çalışmamızın sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, pilates-temelli egzersizlerin hibrit telerehabilitasyon yöntemiyle uygulanmasının ek gelişmeler sağlayabileceği, bu egzesizlerin ev-temelli veya telerehabilitasyon yöntemleriyle AIS'li hastalarda uygulanılabileceği ve rutin fizyoterapi programına eklenebileceği sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: adölesan idiyopatik skolyoz, pilates egzersizleri, telerehabilitasyon, solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, denge, postural stabilite, core kas enduransı, periferik kas kuvveti, kozmetik deformite algısı, yaşam kalitesi

DengeEgzersizErgenler+7
Ayşe Sena Manzak
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Mısır Asyut Tarihsel Kenti koruma ve rehabilitasyonu

Kahire'nin 380 km güneyinde yer alan Asyut kenti, Mısır'daki tarihi yerlesim yerlerinin en eskilerinden biridir. Kentte birçok degerli kentsel kültür varlıkları bulunmaktadır. 1952 yılında Cumhuriyet kurulduktan sonra yasanan siyasi ve sosyal degisiklikler, bu kültür varlıklarının bir bölümünün bırakılarak ihmal edilmesine ve çökmesine neden olmustur. Yine 1970'li yıllarda yasanan ekonomik açılım, kentte yer alan tarihi bölgelerin üzerindeki kalkınma baskılarını arttırmıs ve kentsel kültür varlıklarının bir bölümünün kaybolmasına sebep olmustur. Günümüzde, bölgeyi korumaya yönelik bir plan ve yöntemin gelistirilmemis ve bu tarihi yapılara ait kapsamlı tespit ve tescil çalısmalarının ortaya konulmamıs olması, kentin kalan diger kentsel kültür varlıklarının da yok olmasına neden olacaktır. Genel olarak bu arastırma, Asyut kentinde bulunan kentsel kültür varlıklarının belgelenmesi, korunması ve rehabilitasyonu yönünde temel ilke ve yöntemlerin saptanmasına yönelik bir metot gelistirmeyi amaçlamaktadır. Bu arastırmanın amacına ulasabilmesi için, kente ait tarihi ve geleneksel kent dokusunun fiziki gelismeleri arastırılmıs, bu arastırmalara dayanarak tespit ve tescil için açık kriterler ortaya konulmus ve tescile deger korunması gereken tarihi alanların sınırları belirlenmistir. Tarihi alanlar üzerinde gerçeklestirilen saha çalısmalarından sonra korunması gereken tarihi yapılar tespit edilerek kente ait kentsel kültür varlıklarının katalogu ortaya konulmustur. Ayrıca genel olarak Mısır'da, özel olarak da Asyut kentinde bulunan kentsel kültür varlıklarının korunması için mevcut durum analizini yapılmıstır. Bununla kentteki geleneksel kent dokusunun ugradıgı degisiklikler ve bunların sebepleri belirlenmistir. Kentte bulunan tarihi yapıları koruma adına sarf edilen çabalar ve karsılasılan sorunlar ele alınmıstır. Yine arastırmada, Asyut kentinde bulunan tarihi bölgelerin rehabilitasyonunda kullanılması mümkün olan bazı temel kriterler gelistirilmis ve bu tarihi bölgelerin koruma ve rehabilitasyonu için öneriler sunulmustur. Anahtar kelimeler: Mısır, Asyut, tarihi çevre, geleneksel kent dokusu, envanter formu, kentsel kültür varlıkları, koruma, rehabilitasyon.

EnvanterGeleneksel konut mimarisiKoruma+2
Mohamed Refaa Fahmey
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Seben Orman İşletme Müdürlüğü'nde yapılan rehabilitasyon çalışmalarının silvikültürel açıdan değerlendirilmesi

Bu çalışmada Seben Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Kavaklıdağ, Seben ve Taşlıyayla Orman İşletme Şeflikleri orman arazilerinde 2006-2012 yılları arasında yapılmış olan rehabilitasyon çalışmalarının silvikültürel açıdan değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu amaçla rehabilitasyon çalışması yapılmış bölmelerin her bir meşcere tipinden deneme alanları alınmıştır. Alınan deneme alanlarında hâkim fertlerin göğüs çapı ve yaşları ölçülmüş, metrekarede bulunan gençlik adedi tespit edilmiş, meşcerenin genel sağlık durumu ile fenotipik özellikleri hakkında gözlemlerde bulunulmuş, bölmelerde yapılan üretim miktarları ile silvikültürel uygulamalar hakkında bilgi verilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre silvikültürel uygulamalarda görülen eksiklikler üzerine önerilerde bulunulmuştur.

Orman alanlarıOrman arazisiRehabilitasyon+1
Serdar Doğukağan Sarıcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Cibuti atık su ve içme suyu altyapıları, karşılaşılan problemler ve önerilen çözümler

İçme Suyu ve atık su altyapı sistemleri, zamanla bozulur ya da arızalanır. Bu altyapı sistemlerinin, zamanla performanslarının düşmesine veya verdikleri hizmetin aksamasına neden olan sınırlı ömürleri vardır. Cibuti'deki atık su ve içme suyu arıtma şebekeleri bozulma durumundadır. Bu durumun belirtileri, ekipmanın kötü durumu, zayıf performansı ve düşük verimliliği ile ortaya çıkar. Ancak bozulma sorunu, doğanın fiziksel etkilerinin ötesinde bir durumdur. Ekipmanın gerçek kapasitesi ve kalite gereksinimleri, hizmetin amaçlarıyla uyumlu olması gerçeğinde yatmaktadır. Şebeke rehabilitasyonu, bozulma durumlarına yapılması gereken işlerden biridir. Kentsel teknik altyapıların yönetimi ve daha spesifik olarak şebekelerin rehabilitasyonu yeni bir gerekli dinamik oluşturmaktadır. Yöneticiler, mevcut tesislerin bakımını, onarımını ve yenilenmesini mümkün olan en verimli ve ekonomik şekilde ne zaman ve nasıl yapacaklarını belirlemelidir. Bu çalışmada, Cibuti'deki atık su ve içme suyu şebekelerinin sorunlarının tanımlanması, teşhisi ve rehabilitasyon yöntemleri incelenmiştir. Cibuti'deki bazı yerleşim yerlerinde detaylı çalışmalar yapılarak, sorunlar ortaya konmuş, atık su arıtma şebekesine ve içme suyu şebekesine erişimle ilgili problemler vurgulanmıştır. Bu problemler için çözümler önerilmiştir.

Atık suBozulmaCibuti+2
Abdıfatah Nour Mohamed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Spagetti el bilek kesilerinde primer tamirlerin fonksiyonel sonuçları

Amaç: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında spagetti el bileği kesisi nedeniyle tedavi edilen hastaların sonuçlarının değerlendirilmesiGereç ve Yöntem: 2003 Ağustos-2010 Ağustos tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında spagetti el bileği kesileri nedeniyle opere edilip damar, sinir ve tendon tamirleri yapılan 93 hastadan dosyasına ve kendisine ulaşılabilen 57 hasta değerlendirilmiştir. Hastaların preoperatif, erken postoperatif muayenelerinden edinilen bilgiler, son kontrol muayenelerinden elde edilen bilgiler, fonksiyonel sonuçlar, Lister Parmak Hareket Açıklığı Sınıflaması, Seddon ve MRC sınıflamaları, DASH Skorlaması, El Bilek Romları, İki nokta duyarlılığı testi, Kavrama güçleri, Tendon ve Sinir tamir evreleri, Elektronorinogram sonuçları, Allen testi, Oppozisyon kısıtlılığı ve Pençeleşme varlığı, Yaş, Kesi türü, Kesi nedeni, Meslek grupları, Rehabilitasyon Yöntemlerine, İşe Geri Dönebilme Yeteneği, İntrinsik Kasların motor güçlerine göre değerlendirilmeye alındılar.Bulgular: Hastaların 54'ü erkek, 3'ü kadındı. Yaş ortalaması 26,6 idi (8-63). 57 hastanın toplamda 85 (44 ulnar, 41 median) sinirleri, 74 (28 radial, 46 ulnar) arterleri ve 26'sı ekstansör yüzde olmak üzere toplam 564 el bilek ve parmak fleksörü tendonları tamir edildi. Ortalama erken takip süresi 7,2 hafta iken, Ortalama geç takip süresi 45,4 ay idi. Hastalar Kleinert ve Duran-Hauser rehabilitasyon yöntemlerine gore post-operatif rehabilite edildiler.Lister Skalasına gore (%51,9) mükemmel, (%23,7) iyi,( %17,4) ortalama, (% 7) kötü sonuç,Seddon Sınıflamasına göre Median sinirde 13 (%31,7) hastada mükemmel, 16 (% 39,2) iyi, 10 (% 24,4) vasat, 2 (% 4,9) kötü sonuç,Seddon Sınıflamasına gore ulnar sinirde 4 (% 9,1) mükemmel, 16 (% 36,4) iyi, 16 (% 36,4) vasat, 8 (% 18,1) kötü sonuç, Allen Testine gore 28 radial arterin 19 (% 67,9)'unda açık patens, 46 ulnar arterin 28 (60,9)'inde açık patens elde edildi.8 hastanın eski işine dönemediği ve iş yapabilirlik yeteneğini kaybettiği görüldü. Kavrama gücü kayıpları ölçüldüSonuç: Spagetti el bilek kesileri, tedavisi ve takibi yüksek düzeyde bilgi ve beceri gerektiren, geç dönem komplikasyonları nedeniyle hastaları kişisel ve toplumsal hayatta kısıtlayabilen,önemli el cerrahisi acilleridir Düzenli takip, cerrahi tecrübe, uygun cerrahi materyal,cerrahi yöntem, etkin rehabilitasyon tedavinin kilit noktalarıdır.AnahtarKelimeler: Dash Skoru, Erken Rehabilitasyon, Lister sınıflaması, Seddon Sınıflaması, Spagetti El Bilek Yaralanması.

BilekOrtopedik cerrahiPeriferik sinirler+6
Ersin Ekici
Çukurova University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de terör ve terörle mücadelede bütüncül yaklaşım modeli: Adana örneği

Terör sorunu Türkiye ve uluslararası platformda uzun seneler yalnız güvenlik sorunu olarak algılanmıştır. Son yıllarda ise, terör ve terörizm ile mücadelede salt güvenlik odaklı yaklaşımların yetersiz kaldığı, önleme odaklı yaklaşımların bu mücadelenin olmazsa olmaz bir parçası olduğu savunulmaya başlamıştır. Bu çalışma; terörizmle mücadelede tek boyutlu güvenlik veya önleme odaklı stratejilerin yetersiz kaldığı, her iki yaklaşımın entegre bir şekilde terörizmle mücadelede birlikte değerlendirilmesi gerektiği fikrine dayanmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Terör ve Terörizm kavramları üzerine bir literatür taraması yapıldıktan sonra, Türkiye'de terör, terör örgütleri ve Terörist Kimlik İnşa sürecine etki eden faktörlere değinilmiştir. Daha sonra, İngiltere ve ABD de uygulanmakta olan bazı önleme odaklı çalışmalar incelenmek suretiyle, Terörizmle mücadelede önleme odaklı yapılması gerekenlerin üzerinde durulmuştur. Çalışmanın son bölümünde, güvenlik ve önleyici odaklı yaklaşımların eş zamanlı olarak uygulandığı, devlet kurumlarının STK'la uyumlu bir şekilde çalıştığı, terör örgütleri tarafından kazanılmaya çalışılan ve terör örgütleri içerisinde faaliyetli şahısların örgütlü yapılardan uzaklaştırılarak topluma tekrar kazandırılmasının hedeflendiği ve tüm uyarılara rağmen terör faaliyetlerine devam eden Terör örgütlerine yönelik merkezi operasyonlarla terör örgütlerinin son bulmasının amaçlandığı, ''Terörizmle Mücadelede Birey Odaklı Süreçsel Yaklaşım Modeli''ne yer verilmiştir. Ayrıca bu model doğrultusunda terörizmle mücadelede Adana İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 2012-2014 yılları arasında yapılan uygulamalar hakkında kısa bir inceleme yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise, terörizmle mücadelede yapılması gerekenler konusunda sonuç önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Radikalizm, rehabilitasyon, suç önleme, terör, terörizm

AdanaGüvenlikGüvenlik önlemleri+4
Uğur Kemal Evlek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim ve rehabilitasyon, hastanelerde çalışan fizyoterapistler ile aktif çalışan öğretmenlerde yaşam kalitesi, ağrı ve depresyon değerlendirilmesi

Çalışmamızın amacı, fizyoterapistlerin kendi içlerinde ve öğretmenlerle ağrı, yaşam kalitesi, depresyon yönünden değerlendirilmesidir. Çalışmamıza 50 adet özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan fizyoterapist, hastanelerde çalışan fizyoterapist ve 50 adet aktif çalışan öğretmen katılmıştır. Anket çalışmamızda; ağrıyı değerlendirmek için Vizüel ağrı skalası (VAS), depresyon için Beck depresyon envanteri, yaşam kalitesi için EQ-5D anketi kullanıldı. Çalışmamızın sonuçlarına göre fizyoterapistler ve öğretmenlerin yaşam kalitesi, depresyon ve ağrı ortalama değerleri değerlendirildiğinde, depresyon ve ağrı ortalama değerleri bakımından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmazken (p>0.05) yaşam kalitesi ortalama değerinde gruplar arasında istatistiksel fark bulundu (p<0.05). Fizyoterapistlerin yaşam kalitesi seviyesi, öğretmenlere oranla daha düşük çıkmıştır. Fizyoterapistlerin çalıştıkları yere göre yaşam kalitesi, depresyon ve ağrı ortalama değerleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Bu çalışma fizyoterapistlerin öğretmenlere göre yaşam kalitesi seviyesinin daha düşük olduğu ve depresyon, ağrı değerleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle fizyoterapistlik mesleğinin öğretmenlik mesleğine göre yaşam kalitesini daha çok olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Anahtar sözcükler: Yaşam kalitesi, depresyon, ağrı, öğretmen, fizyoterapist

AğrıDepresif bozuklukDepresyon+7
Hasan Hüseyin Selbi
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Orta büyüklükteki rotator manşet kas yırtığı sonrası artroskopik omuz cerrahisi uygulanan bireylerde humeral baş depresör kas ko-aktivasyon eğitiminin fonksiyonel sonuçlar açısından etkisinin incelenmesi

Çeşitli klinik araştırmalarda humeral baş depresör kas ko-aktivasyon eğitiminin glenohumeral eklem disfonksiyonu üzerindeki etkisi incelenmiş olmasına karşın bu eğitim programının orta büyüklükteki rotator manşet (RM) kas yırtığı sonrası artroskopik RM onarımı (ARMO) uygulanan bireylerde etkisini araştıran herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu bağlamda çalışmamızın amacı orta büyüklükteki RM kas yırtığı sonrası ARMO uygulanan bireylerde humeral baş depresör kas ko-aktivasyon eğitiminin fonksiyonel sonuçlar açısından etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmaya 27 birey dahil edildi. Randomizasyon öncesi bir katılımcı çalışmadan dışlandı. 26 katılımcı randomize şekilde tedavi grubu (n=13) ve kontrol grubu (n=13) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Her iki grubun da konservatif eğitimleri aynı araştırmacı tarafından uygulandı. Tedavi grubundaki bireylere, konservatif eğitimlere ek olarak teres major, latissimus dorsi ve pektoralis major kasları için humeral baş depresör kas ko-aktivasyon eğitimi senkronize şekilde uygulandı. Ko-aktivasyon eğitimi için nöromusküler temelli bir eğitim aracı olan EMG Biofeedback cihazı (Chattanooga Group Inc., Chattanooga, TN) kullanıldı. Glenohumeral egzersizler sırasında ilgili kasların ko-aktivasyonu istendi. Tedavi öncesi ve sonrası tüm bireyler, ağrı (Görsel Analog Skala), eklem hareket açıklığı (Universal Gonyometre) ve fonksiyonel skorlar (Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi; Revize Oxford Omuz Skoru; Modifiye Constant-Murley Omuz Skoru; Western-Ontario Rotator Cuff İndeksi) açısından gruplara kör olarak değerlendirildiler. Takip sürecindeki bazı problemler nedeniyle 24 tam katılımcı analiz edildi. Tüm ölçümler açısından grup içi değerlendirmelerde her iki programın da etkili olduğu saptandı (p<.05). Zaman ve grup*zaman etkileşimleri açısından internal rotasyon eklem hareket açıklığı dışında tedavi grubundaki iyileşmenin kontrol grubuna kıyasla daha yüksek olduğu saptandı (p<.05). Çalışma sonuçlarına göre, humeral baş depresör kas ko-aktivasyon eğitimi, orta büyüklükteki RM kas yırtığı sonrası ARMO uygulanan bireylerin tedavisinde etkili bir seçenektir. Net abduksiyon torkunun azalması ve glenohumeral eklem temas kuvvetinin artması fonksiyonel skorları iyileştirmektedir.

BiofeedbackEgzersiz tedavisiElektromiyografi+6
Caner Karartı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümü öğrencileri ve fizyoterapistler arasında kanıta dayalı uygulamaya yönelik bilgi, tutum ve engeller

Kanıta dayalı uygulama (KDU) kavramı, genel olarak profesyonel uzmanlık ve hasta tercihi ile birlikte kanıt kullanımı olarak tanımlanmaktadır. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon da dahil olmak üzere sağlık hizmetlerinin kalitesinin iyileştirilmesine ihtiyaç vardır. Fizyoterapistler her zaman kanıta dayalı tedaviler sağlamayabilirler. Dünya Fizik Tedavi Konfederasyonu fizyoterapi müfredatının öğrencileri KDU'ya hazırlamasını tavsiye etmektedir. KDU'ya yönelik bilgi, tutum ve engeller ülkemizde farklı sağlık alanlarında değerlendirilmiş olmasına rağmen fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında bu konu ile ilgili bir çalışma bulunmamaktadır. Bu tez, fizyoterapi ve rehabilitasyon öğrencileri ve fizyoterapistlerin kanıta dayalı uygulamalar hakkındaki bilgi ve tutumlarını anlamayı ve fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında kanıta dayalı uygulamaların uygulanmasına ilişkin sorunları ve engelleri araştırmayı amaçlamıştır. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan 139'u fizyoterapist, 76'sı fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümü öğrencisi toplam 215 kişi dahil edildi. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan bireylerin cinsiyeti, yaşı, eğitim seviyesi, çalıştığı alan, çalışma şekli, meslekteki yılı ve ilgi duyduğu çalışma alanları gibi bilgilerinin yanı sıra literatür taraması sonucu hazırlanan kanıta dayalı uygulamalarda bilgi, tutum ve engelleri soruşturan anket kullanıldı. Elde edilen veriler SPSS 26.0 paket programı ile analiz edildi. Çalışmamızda fizyoterapistlerin %58,27'si KDU konusunda eğitim aldığını bildirmiştir. Yaptığımız çalışmada, Türkiye'deki fizyoterapistlerin sıklıkla tercih ettikleri kaynaklar arasında sırasıyla araştırma makaleler, kişisel deneyimler ve kitaplar olduğu görülmüştür. Çalışmamıza katılan fizyoterapistlerin çok büyük bir kısmı bilimsel kanıtın klinik uygulamada dikkate alınması gereken bir bileşen olduğunu savunmuştur. Çalışmamızda KDU'ları kullanımına ilişkin olumlu bir tutum sergilenmiştir. Katılımcıların büyük bir kısmı fizyoterapi uygulamalarında araştırma yöntemleri ve tasarımlarının anlaşılması ve fizyoterapistlerin kanıtlarla desteklenen tedaviler uygulaması gerektiğine katıldıklarını bildirmiştir. Çalışmamızda fizyoterapistlerin sırasıyla yüksek iş yükü, teknik ekipman eksikliği, hastayı yönlendiren hekimler, zaman problemi, destek ve teşvik eksikliği ile yöneticilerin ilgi eksikliği kanıta dayalı uygulamaların önündeki engeller olarak gördükleri bulunmuştur. KDU'ların tedavi çıktıları ve sağlık maliyetlerini nasıl etkilediğine yönelik yapılacak çalışmalar sağlık yöneticilerinin ve yasa yapıcıların bu konuda ilgisini çekebilir. Bu sayede hastane ve diğer sağlık kuruluşlarında KDU'lara yönelik birimler ve yönetmelikler oluşturularak fizyoterapistler ve diğer sağlık çalışanlarının tutum ve bilgileri geliştirilebilir.

EngellerEğitimFizik tedavi+6
Satuk Buğrahan Yinanç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hemiplejik üst ekstremitede izokinetik egzersizin etkinliği

Amaç: Bu çalışmanın amacı inme sonrası hemipleji hastalarında izokinetik güçlendirme egzersizinin ön kol kaslarına olan etkisinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: İnme sonrası en az 6 aylık süreyi dolduran, üst ekstremite ve el Brunnstrom motor iyileşme evresi ≥ 3 olan hemiplejik hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastalar iki gruba randomize edildi. İzokinetik egzersiz grubuna 4 hafta süreyle haftada 3 gün izokinetik güçlendirme eğitimi; kontrol grubuna 4 hafta süre ile haftada 3 gün egzersiz bandı ile güçlendirme egzersizleri verildi. Klinik ve izokinetik ölçütler tedavi önesi, tedavi bitimi (4. hafta) ve 8. haftada değerlendirildi. Takip ölçütü olarak, izokinetik pik tork değeri, Fugl-Meyer Üst Ekstremite Motor Skalası, İnme Etki Ölçeği (İEÖ), Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH), pik izometrik kas kuvveti, el kavrama kuvveti kullanıldı Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 24 hastanın (7 kadın, 17 erkek) yaş ortalaması 54,3±16,0 idi. İzokinetik grupta (n=12), el bilek ekstansörlerine ait tüm pik tork değerlerinde ve İEÖ'nün 3 alt birimi hariç (hafıza-düşünme, iletişim ve sosyal katılım) tüm klinik parametrelerde anlamlı iyileşme gözlendi. Tedavi sonunda (4. hafta) izokinetik grupta meydana gelen ekstansör pik izometrik kas kuvvetindeki (p=0,007) ve 60°/sn açısal hızda ölçülen pik torktaki değişim (p=0,007), kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak daha fazlaydı. Sekizinci haftada ise, DASH skorundaki iyileşmenin izokinetik grupta kontrol grubuna göre daha fazla olduğu saptandı (p=0,014). Sonuç: İzokinetik güçlendirme egzersizi hemiplejik üst ekstremitede ön kol kaslarını güçlendirmede etkin bir tedavi metodudur. İzokinetik güçlendirme ile, kronik inme vakalarında, üst ekstremite motor ve fonksiyonel parametrelerinde iyileşme sağlanabilir. Anahtar Sözcükler: Egzersiz, hemipleji, inme, izokinetik, rehabilitasyon.

EgzersizFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+4
Karım Karımov
Çukurova University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koroner arter hastalarında aerobik egzersiz ile dirençli ev egzersiz programının hemodinamik, ventilasyon ve metabolik etkilerinin saptanması

Amaç: Çalışmamızın amacı; koroner arter hastalarına, hastanede gözetim altında verilen aerobik egzersiz ile dirençli ev egzersiz programını karşılaştırmak ve hemodinamik, ventilatuvar, metabolik etkilerini saptamak ve değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji ya da Kalp Damar Cerrahisi Polikliniği'nde takip edilen koroner arter hastalığı öyküsü olan toplamda 40 stabil hasta dahil edilmiştir. Hastalar fizik tedavi kliniği kardiyak rehabilitasyon ünitesinde aerobik egzersiz eğitim grubu (aerobik egzersiz grubu) ve ev egzersiz grubu (grup 2) olarak randomize edilmiştir. Aerobik egzersiz grubundaki hastalara hastanede denetimli olarak 6 hafta boyunca, haftada 3 kez treadmilde denetimli aerobik egzersiz programı uygulandı. Grup 2'deki hastalara hastalıkları ve risk faktörleri hakkında eğitim verilerek, performanslarına ve hedefe uygun olarak evde yapmaları gereken egzersiz programı reçete edilerek kardiyak rehabilitasyon (KR) programına alındı. Tüm hastalar, orta düzeyde egzersiz yoğunluğunda çalıştırıldı. Bütün hastalara programın başlangıcında ve bitişinde, egzersiz tolerans testi (ETT), altı dakika yürüme testi (6DYT), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ ), Sağlık Değerlendirme Anketi(HAQ) ,Egzersizin Yararları/Engelleri Ölçeği (EBBS),Kısa Form-36 (SF-36) yaşam kalitesi testi yapılmış ve kandaki metabolik, hemodinamik değişimleri saptamak için kan tetkikleri istenmiştir. Bulgular :Altı hafta sonunda; aerobik egzersiz grubu ve ev egzersiz grubunda 6DYT'de istatiksel olarak anlamlı artışlar elde edildi (p<0.05). Aerobik egzersiz grubunda FEV 1 ve FVC'de istatiksel olarak anlamlı artışlar saptandı (p<0.05).Her iki grupta da VKİ ve kiloda istatiksel olarak anlamlı azalma kaydedildi (p<0.05). Aerobik egzersiz grubunda AKŞ'de istatiksel olarak anlamlı azalma saptandı (p<0.05). Aerobik egzersiz grubunda SF-36'nın fiziksel fonksiyon ,sosyal fonksiyon ve fiziksel rol kısıtlılığı alt kategorilerinde istatiksel olarak anlamlı artış gözlendi (p<0.05). Fiziksel aktivitenin değerlendirildiği IPAQ anketinde aerobik egzersiz grubunda istatiksel olarak anlamlı artış elde edildi (p<0.05). Aerobik egzersiz grubunda VO2 ve MET değerlerinde istatiksel olarak anlamlı olmasa da artış elde edildi. Aerobik egzersiz grubunda anlamlı olmasa da LDL-K, TOTAL-K'da azalma, HDL-K' da artış saptandı. HR parametresinde her iki grupta istatiksel olarak anlamlı saptanmasa da azalma gözlendi. Sonuç: Çalışmamızın sonuçlarına göre hastanede denetimli olarak yapılan aerobik egzersiz, solunum kapasitesi, lipid profili, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi parametreleri üzerinde evde yapılan dirençli egzersize göre daha olumlu etki sağlamaktadır. Dirençli ev egzersizi verilen grupta da VKİ azalma ve yürüme mesafesinde artış gibi kardiyovasküler risk faktörlerini azaltıcı olumlu etkilerin saptanması dirençli egzersizlerin de fonksiyonel ve metabolik kapasite üzerine anlamlı etkilerini göstermiştir. Çalışmamız klinikte gözetimli egzersiz programlarının daha etkili olabileceğini göstermekle birlikte sosyal sebeplerle hastane egzersiz programlarına katılamayan, düşük ya da orta riskli hastalara verilen ev programlarının da kardiyovasküler risk faktörlerinden koruyucu etkisi olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler : Kardiyak rehabilitasyon, koroner arter hastalığı, egzersiz

AerobikEgzersizHemodinamikler+5
Merve Ciniviz
Manisa Celal Bayar University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi sürecinde romatizmal hastalarda telerehabilitasyonun etkinliğinin araştırılması

Bu çalışma COVID-19 pandemi sürecinde romatizmal hastalarda telerehabilitasyonun etkinliğinin araştırılması amacıyla yapıldı. Hastalar egzersiz grubuna katılmayı kabul etme durumlarına göre egzersiz grubu ve kontrol grubu olarak ikiye ayrıldı. Çalışmaya başlamadan önce hastaların günlük yaşam aktiviteleri Sağlık Değerlendirme Anketi (Health Assessment Questionnaire-HAQ) ile, anksiyete ve depresyon seviyeleri Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası (Hospital Anxiety and Depression Scale-HADS) ile, biyopsikososyal durumları Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı Biyopsikososyal Ölçeği (BETY-Biopsychosocial Questionnaire-BETY-BQ) ile değerlendirildi. Egzersiz grubu (n=23) Whatsapp uygulaması aracılığı ile grup olarak telerehabilitasyon BETY seanslarına katıldı. Kontrol grubu (n=12) ise ilaç tedavisi ile takip edildi. Egzersiz grubundaki hastalara 8 hafta boyunca, haftada 3 gün fizyoterapist eşliğinde BETY telerehabilitasyon tedavisi verildi. 8 haftanın sonunda tüm anketler her iki grup için tekrarlandı. Grup içi etkinliğe bakıldığında egzersiz grubunda HADS anksiyete ve depresyon alt parametrelerinde iyileşme görüldü (p<0.05). BETY-BQ skorunda her iki grupta da iyileşme görüldüğü, ancak değişimlerin istatistiksel anlamda bir fark yaratmadığı görüldü (p>0.05). HAQ skoru kontrol grubunda kötüleşirken egzersiz grubunda iyileştiği, ancak değişimlerin istatistiksel anlamda bir fark yaratmadığı görüldü (p>0.05). Kontrol grubunda HADS anksiyete skorunun iyileşirken, HADS depresyon skorunun kötüleştiği ve bu değişimlerin istatistiksel anlamda bir fark yaratmadığı görüldü (p>0.05). Çalışmanın sonucunda BETY telerehabilitasyon yaklaşımının COVID-19 pandemi süreci gibi durumlarda, tedavi için kliniklere gidemeyen ve fiziksel inaktiviteye eğilimi artan romatizmalı hastalar için bir alternatif olduğu görüşüne varıldı. Biyopsikososyal yaklaşımların uzaktan uygulanması zor olmasına rağmen BETY'nin telerehabilitasyon ile anksiyete ve depresyon seviyelerinin iyileştirilebildiği, biyopsikososyal durumlarının ve yaşam kalitelerinin korunabildiği görüldü. Farklı telerehabilitasyon yöntemleriyle karşılaştırmalı çalışmaların yapılmasının ve uzun dönem takip sonuçlarının araştırılmasının çalışmanın değerini arttıracağı sonucuna varıldı.

COVID 19PandemilerPsikososyal yardım+3
Erkin Oğuz Sarı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fizyoterapi ve rehabilitasyon öğrencilerinde eklem hareket ölçüm becerilerinin pratik değerlendirilmesinin genellenebilirlik kuramına göre incelenmesi

Bu çalışmada, fizyoterapi ve rehabilitasyon öğrencilerinde eklem hareket ölçüm becerilerinin pratik değerlendirilmesinin genellenebilirlik kuramına göre incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada fizyoterapi ve rehabilitasyon öğrencilerinde eklem hareket performansı 6 farklı öğretim üyesi tarafından değerlendirilmiştir. Her puanlayıcı farklı zamanlarda dereceleme ölçeği ve genel izlenim ile performans değerlendirmesi yapmıştır. Dereceleme ölçeği ve genel izlenim performans değerlendirmelerinin test-tekrar test güvenirliği ve iki farklı puanlamanın puanlayıcılar arası ilişkisi incelenmiştir. Dereceleme ölçeği puanlama sonuçları Klasik Test Kuramı ve Genellenebilirlik Kuramına göre analiz edilmiş ve karşılaştırılmıştır. Genellenebilirlik çalışması birey, puanlayıcı ve madde çapraz desenine göre gerçekleştirilmiş (b x p x m) ve Karar çalışması yapılmıştır. Çalışma sonucuna göre, her iki puanlama türünün test-tekrar test güvenirliği mükemmel bulunmuştur. Altı farklı puanlayıcı arasında dereceleme ölçeği ve genel izlenim puanlamalarında sınıfiçi korelasyon katsayısı yüksek çıkmasına rağmen, puanlayıcılar arası farkların olduğu belirlenmiştir. Dereceleme ölçeği performans değerlendirme sonuçlarında, Klasik Test Kuramı ve Genellenebilirlik Kuramı katsayıları yüksek çıkmıştır. Genellenebilirlik Kuramı analizinde maddelerin puanlamayı etkilemediği, birey ve puanlayıcının ve birey-puanlayıcı bileşeninin daha etkili olduğu görülmüştür. Artık etkinin en yüksek yüzdeye sahip olması, puanlamayı etkileyen yorgunluk, farklı performansların karşılaştırılması gibi çalışmaların yapılmasının yararlı olacağını göstermiştir.

Eklem hareket açıklığıFizyoterapistlerGenellenebilirlik+7
Yavuz Yakut
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fibromiyalji sendromlu kadınlarda enstrüman yardımlı yumuşak doku mobilizasyonu ve iskemik kompresyon tekniğinin etkinliğinin karşılaştırılması

Fibromiyalji sendromu (FMS) çoğunlukla kadınlarda görülen etyolojisi belli olmayan eklem içi romatizmal bir hastalıktır. Hastalığa yönelik kesin bir tedavi olmamak ile birçok semptom giderici tedaviler kullanılmaktadır. Çalışmamızda 46 kadın katılımcı bulunmaktadır. Katılımcılara içerisinde İskemik Kompresyon (İKM) grubu, Enstrüman Yorulmalı Yumuşak Doku Mobilizasyonu (EYYDM) grubu ve KONTROL grubu seçilerek çalışma gerçekleştirildi. Araştırmada yer alan kişilere EYYDM ve İKM tedavileri 8 hafta boyunca hafta da 2 gün yapılmıştır. Uygulanan bu iki tedavi sonucunda kadınların yaşadıkları ağrılarının azaldığı ve hem toplam skorlar hem de duyusal sokarlarda pozitif neticeler elde edilmiştir (p<0.05). Bu iki tedavi yönteminin de sürece dahil edilmesi sayesinde ağrılarda azalma yaşanmış ve iyileşmelerde artış gözlemlenmiştir (p<0.05). İki tedavi yöntemine göre ayrılan kadınların hepsinde tedavilerin neticesinde depresyon seviyelerinin de düştüğü ve anlamlı neticeler elde edildiği görülmüştür(p<0.05). İki tedavi yöntemi arasında mukayese yapıldığında İKM grubunda yer alan kadınların depresyon seviyelerinde daha fazla olumlu yönde gelişim yaşandığı tespit edilmiştir (p<0.05). Yine İKM grubunda yer alan kadınların uyku düzeylerinde ve hayat kalitelerinde daha fazla anlamlı gelişme yaşanmıştır. Araştırmanın nihayetinde her üç grupta da yer alan bireylerde pozitif gelişmeler yaşanmıştır. Buradan hareketle bu hastalığın tedavisinde iki tedavi yönteminin de kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Kontrol grubunda yer alan kadınlara kıyasla EYYDM ve İKM grubunda yer alan kadınların tedavi sonrasında daha fazla memnun oldukları görülmüştür (p<0.05). İKM tedavisinin daha rahat bir şekilde uygulanabilmesi, daha az maliyet gerektirmesinden dolayı daha fazla tercih edildiği anlaşılmıştır. İKM uygulamasının yanı sıra EYYDM tekniğide uygulandığı görülmüştür. Fibromiyalji hastalığına sahip bireylere tedavi yöntemlerinin nasıl etki ettiğninin daha rahat anlaşılabilmesi için belirli zaman aralıklarında takipler yapılması ve değerlendirmeler yapılması daha faydalı olacaktır.

FibromiyaljiFizik tedaviFizik tedavi+4
Mehmet Çakıroğlu
Hasan Kalyoncu University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofrenik hastalarda zumba dans ve pilates egzersizlerinin fiziksel aktivite düzeyine olan etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışma, şizofreni tanısı bulunan hastalarda, zumba dans ve pilates egzersizlerinin; bireylerde bulunan kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, denge, yaşam kalitesi, uyku ve psikolojik semptomları üzerine etkisini incelemek ve bu iki egzersiz yaklaşımlarının etkinliğini karşılaştırmak amacıyla planlandı. Çalışmamız Özel Yaşam Yolu Bakım Merkezinde hizmetlerinden faydalanan 18-65 yaşları arasında en az bir yıldır DSM-IV ölçütlerine göre şizofreni tanısı almış 45 birey katıldı. Dahil edilme kriterlerine uyan katılımcılar kura çekim yöntemi ile randomize olarak 3 gruba ayrıldı. Zumba dans (n=15) grubuna 45 dakika zumba dans, pilates egzersizleri (n=15) grubuna 45 dakika pilates egzersizleri uygulanmış olup, kontrol (n=15) grubuna hiçbir egzersiz programı uygulanmadı. Egzersizler haftada 3 gün olmak üzere 8 hafta boyunca uygulandı. Katılımcıların; demografik bilgileri, kas kuvveti (Lafayette Manuel Muscle Tester), fonksiyonel kapasite (6 Dakika Yürüyüş Testi), denge (Tandem Yürüyüş Testi) durumları kaydedildi.Katılımcıların; yaşam kalitesi (Kısa Form SF-36), uyku kalitesi (Pittsburgh Uyku Kalistesi İndeksi), ve psikolojik semptomları (Pozitif-Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS)) değerlendirildi. Değerlendirmeler 8 hafta sonar tekrarlandı ve uygun istatistik programı ile analiz edildi. Çalışma sonucunda, zumba dans ve pilates egzersizlerinin PUKİ ve PANSS ölçümlerinin tedavi öncesi skorlara göre olumlu yönde arttığı görüldü. İki grup arasında bu parametrelerde bir fark bulunmadı (p>0.05). Zumba dansın fonksiyonel kapasite, denge, sosyal işlevsellik (SF36) ve enerji-canlılık-vitalite (SF36) ölçümlerini arttırırken, pilates egzersizlerinin ise kas kuvvetini arttırdığı gözlemlendi (p<0.05). Kontrol grubunun kas kuvvetinde azalma meydana gelmiştir ancak diğer ölçüm parametrelerinin hiçbirinde farklılık görülmemiştir (p>0.05). Sonuçlar değerlendirildiğinde çalışmamızda uygulanan zumba dans ve pilates egzersiz yaklaşımlarının şizofreni hastalarının fiziksel ve biyo-psikososyal iyilik halinin artırılması açısından kullanabilir uygulamalar olduğu ortaya konulmuştur. Kombine eğitimin, yani zumba dans ile pilates egzersiz programlarının birlikte uygulanmasının tedavi etkinliğini arttıracağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Zumba, pilates, fiziksel aktivite düzeyi, şizofreni, rehabilitasyon

DansEgzersizFiziksel aktivite+5
Yüsra Kuyumcu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Brakial pleksus yaralanması olan çocuklarda ayna terapisinin etkinliğinin incelenmesi

Çalışmamızın amacı brakial pleksus yaralanması olan çocukların rehabilitasyonunda uygulanan tedaviye dahil edilen ayna terapisinin etkinliğini araştırmaktır. Çalışmamıza rehabilitasyon merkezine devam eden brakial pleksus yaralanması tanısı almış 6-18 yaş arası çocuklar alındı. Brakial pleksus yaralanması olan 20 birey randomize olarak iki gruba ayrıldı. Birinci gruba (n=10) rutin fizyoterapi ve ayna terapisi, ikinci gruba (n=10) sadece rutin fizyoterapi programı uygulandı. Her iki grup da 16 seans tedaviye alındı. Bireylere tedavi öncesi ve tedavi sonrası Aktif Hareket Skalası (AHS), Modifiye Mallet Skorlaması (MMS), El Kavrama Gücü Ölçüm Testi, Parmak Kavrama Gücü Ölçüm Testi, Kutu ve Blok Testi (KBT), Dokuz Delikli Peg Testi (DDPT) ve Eklem Hareket Açıklığı Ölçümü yapıldı. Çalışmamızdaki tüm bireylerin yaş ortalaması 11.35±4.12 yıldır. Grup içi karşılaştırmalarda eklem hareket açıklığı değerleri açısından her iki grupta da değişiklik belirlenmedi (p>0.05). Ayna terapisi grubunda yalnızca el bileği eklem hareket açıklığı değerlerinde tedavi sonrası iyileşme görüldü (p<0.05). Aktif hareket skalası değerlerinde ve modifiye mallet skorlarında her iki grupta da değerlerde artış belirlenmedi (p>0.05). Ayna grubunda hem el kavrama gücünde hem de parmak kavrama gücünde artış belirlenirken, kontrol grubunda yalnızca parmak kavrama gücünde tedavi sonrası artış oldu (p>0.05). DDTT ve KBT değerlerinde her iki grupta da iyileşmeler saptandı (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada ayna ve kontrol grubu tedavi sonrasında tüm parametreler açısından benzer bulundu. Çalışmamızda ayna terapisinin rutin rehabilitasyon protokolüne ilave edilmesinin herhangi bir üstünlüğü gösterilememiştir.

Ayna tedavisiBrakiyal pleksusRehabilitasyon+2
Halil İbrahim Sarı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda duyu bütünleme eğitiminin praksis becerileri ve yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışma, duyu bütünleme eğitiminin Özel Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG) olan çocuklarda, praksis becerileri ve yaşam kalitesine etkilerini belirlemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya Özel Eğitim Merkezlerinde ÖÖG destek eğitim programına devam eden Diagnostik and Statistical Manuel of Mental Disorders (Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı/DSM-IV) tanı kriterlerine göre öğrenme güçlüğü tanısı alan 27 çocuk dahil edildi. Yaşları 7-11 arasında olan çocuklardan, 13 birey tedavi grubu, 14 birey kontrol grubu olarak belirlendi. Kontrol grubu, 8 hafta boyunca Milli Eğitim Bakanlığı ÖÖG destek eğitim programına devam ederken, tedavi grubuna buna ilave olarak 8 hafta boyunca fizyoterapist eşliğinde haftada 3 gün, günde 45 dakika olmak üzere duyu bütünleme eğitimi verildi. Değerlendirmeler, duyu bütünleme eğitimi öncesinde ve sonrasında her iki gruba da yapıldı. Çalışmaya katılan çocukların praksis becerilerinin değerlendirilmesinde Nöromotor Performans Klinik Gözlemi ve Ayres Güney Kaliforniya Duyu Bütünleme Testi (SCSIT)'nin somatoduyusal algı alt testlerinden Dokunma Uyarısının Lokalizasyon Testi ve Çift Dokunma Uyarısının Lokalizasyon Testi kullanıldı. Yaşam kalitesi, Pediatrik Sağlıkla İlgili Yaşam Kalitesi İndeksi (PEDSQL) ile değerlendirildi. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda tedavi grubunda praksis ve yaşam kalitesinin kontrol grubuna oranla anlamlı düzeyde arttığı tespit edildi (p<0,05). Dokunma Uyarısının Lokalizasyon Testi'nde tedavi grubu lehine anlamlı fark görüldü (p<0,05). Çift Dokunma Uyarısının Lokalizasyon Testi'nde ise her iki grubun benzer olduğu gözlendi (p>0,05). Sonuç olarak, fizyoterapistler eşliğinde verilen duyu bütünleme eğitiminin özel öğrenme güçlüğü olan çocukların günlük yaşam kalitesini ve praksis becerilerini arttırdığı tespit edildi.

Fizik tedaviFizik tedavi yöntemleriPraksis+5
Azize Cengil
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pediatrik rehabilitasyon alanında çalışan fizyoterapistlerde fiziksel aktivitenin mesleki tükenmişlik, depresyon ve uyku kalitesi üzerine etkisinin araştırılması

Araştırmamız, rehabilitasyon merkezinde çalışan fizyoterapistlere uygulanan fiziksel aktivite programının yaşam kalitesi, mesleki tükenmişlik, depresyon ve uyku kalitesi üzerine etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 35 fizyoterapist dahil edildi. Bireyler gönüllülük esasına bağlı olarak, kontrol grubu (n=11) ve eğitim grubu (n=24) olarak ikiye ayrıldı. Eğitim grubuna 12 hafta fiziksel aktivite (haftada 7 gün / 40.000-65.000 adım) verildi. Kontrol grubuna günlük faaliyetleri haricinde ekstra fiziksel aktivite verilmedi. On iki haftalık fiziksel aktivite öncesi ve sonrasında her iki gruba dahil olan fizyoterapistlerin mesleki tükenmişliği Maslach Tükenmişlik Ölçeği, yaşam kalitesi EQ-5D Yaşam Kalitesi Ölçeği, uyku kaliteleri Pittsburg Uyku Kalitesi, depresyonları Beck Depresyon Ölçeği ve iş doyumlarını Minnesota İş Doyum Ölçeği ile değerlendirildi. On iki hafta sonunda eğitim ve kontrol gruplarında iş doyum, uyku kalitesi, depresyon düzeyi düzeylerinde değişim saptanmadı (p>0,05). Kontrol grubunda 12 hafta sonunda yaşam kalitesi düzeyinde anlamlı bir iyileşme gözlemlendi (p<0,05). Mesleki tükenmişlik düzeyinde ise eğitim grubunda on iki hafta sonunda düşük kişisel başarı düzeyinde azalma belirlenirken (p<0,05); duygusal tükenme, duyarsızlaşma düzeylerinde değişim saptanmadı (p>0,05). Gruplar arası değerlendirmeler incelendiğinde eğitim grubu lehine mesleki tükenmişlik parametresinin duyarsızlaşma parametresinde iyileşme görüldü (p<0,05), diğer tüm parametrelerde ise fark gözlemlenmedi (p>0,05). Fizyoterapistlerin günlük yaşamlarındaki fiziksel aktivitelerine eklenen fiziksel aktivitenin, mesleki tükenmişlik envanterinin düşük kişisel başarı ve duyarsızlaşma alt parametreleri üzerinde etkili olduğu, depresyon ve yaşam kalitesi üzerinde etkili olmadığı sonucuna varıldı.

DepresyonFiziksel aktiviteFizyoterapistler+5
Gökhan Çağlak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects