Preschool childrens

557 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim çağındaki çocukların değer düzeylerine ilişkin anne-baba ve öğretmen görüşleri

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLARIN DEĞER DÜZEYLERİNE İLİŞKİN ANNE-BABA VE ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ Bireylerin değer yargıları çocukluk çağında ebeveynlerinden ve çevrelerinden aldıkları değerlerle oluşmaktadır. Gelişim çağında olan çocukların değer yargılarını bilhassa etkileyen unsurlar aile ve okul çevresidir. Burada da ebeveynlerin ve öğretmenlerin sahip oldukları değer yargıları önem arz etmektedir. Söz konusu değerlerin çocuğa yansıma durumu da sergilemiş oldukları tutumlarla ilgilidir. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin değerlendirmelerini ve ebeveynlerin çocuklara yönelik tutumlarını belirlemeye yönelik bu araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Batman il merkezinde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarında öğrenim gören 3-6 yaş grubu çocukların ebeveynleri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemini ise, elverişli örnekleme yöntemiyle seçilen 17 okul öncesi eğitim kurumunda çocuğu olan 317 ebeveyn ve çocukların bulundukları sınıfların öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Neslitürk ve Çeliköz (2015) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Değerler XI Ölçeği Aile Formu", "Okul Öncesi Değerler Ölçeği Öğretmen Formu" ve Karabulut-Demir (2007) tarafından geliştirilen "Ebeveyn Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada verilerin normal dağılımının tespitinden sonra hem demografik hem de ölçeklere ilişkin maddelerin frekans, aritmetik ortalama ve standart sapma analizlerine yer verilmiştir. Ayrıca araştırmada yer alan değişkenler arasında bir bağ olup olmadığının tespiti amacıyla karşılaştırma analizleri (bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Kruskal-Wallis H testi) yapılmıştır. Bunun dışında da değişkenler arasındaki etkiyi belirlemek amacıyla Çoklu Regresyon Analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre; aileler, çocukların en çok dostluk-arkadaşlık değerine sahip olduklarını ifade ederken, en az ise sorumluluk değerine sahip olduklarını ifade etmektedirler. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin görüşleri, çocukların cinsiyet ve yaş değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Öğretmenler, çocukların en çok dostluk-arkadaşlık değerine sahip olduklarını ifade ederken, en az ise dürüstlük değerine sahip olduklarını ifade etmektedirler. Öğretmenlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin görüşleri, çocukların cinsiyet ve yaş değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Ebeveynler, okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik demokratik tutumlarının en yüksek düzeyde olduğunu ifade ederken, izin verici tutumlarının ise en düşük düzeyde olduğunu ifade etmektedirler. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik tutumlarının cinsiyet, aylık gelir durumu ve çocuk sayısı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik tutumlarının, çocukların sahip olduğu değerlere ilişkin değerlendirmelerini ne şekilde yordadığını ortaya koymaya yönelik olarak yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda; demokratik, otoriter ve izin verici değişkenleri birlikte, çocukların sahip olduğu değerlere ilişkin aile değerlendirmelerini yordadığını ortaya çıkarmıştır.

Ana-baba tutumuDeğer ölçüleriDeğerler+4
Suna Deniz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karikatüre dayalı uygulamaların okul öncesi dönemdeki çocukların duygusal zekâ ve iletişim becerilerine etkisi

Bu tezin amacı, karikatüre dayalı uygulamaların okul öncesi çocuklarının duygusal zekâ ve iletişim becerilerine olan etkisini belirlemek amacıyla yapılan ve baskın-daha az baskın karma yöntem deseni ile amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanıldığı bir araşırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Bitlis'in Tatvan ilçesine bağlı iki anaokulu ve bu anaokullarında öğrenim gören 5 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan deney grubu, araştırmacının eğitim-öğretim sürecini yürüttüğü Tatvan Sahil Anaokulu'nda bulunan 5 yaş ve 20 kişiden oluşan bir grup, kontrol grubu olarak Tatvan Cumhuriyet Anaokulu'nda bulunan 5 yaş ve 20 kişiden oluşan bir grup seçilmiştir. Araştırmada karikatüre dayalı uygulamalar yapılırken, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu, duygusal zekâ ve iletişim becerisini belirlemek amacıyla gözlem formu ve doküman analizi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde Mann Whitney U-Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Ayrıca deneysel uygulamanın etki büyüklüğünü tespit etmek için Cohen d değerine bakılmıştır. Nitel verilerin analizinde yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler için ise betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin güvenilirliği için elde edilen veriler sayısallaştırılmış, frekans ve yüzde hesaplanmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde yapılan uygulamaların sonuçlarına göre, deney grubunu oluşturan çocukların ön test-son test duygusal zekâ ve iletişim becerilerine yönelik puanları arasında son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Kontrol grubunda mevcut programa göre yapılan etkinliklerin çocukların ön test-son test duygusal zekâ ve iletişim becerilerine yönelik puanları arasında son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Karikatüre dayalı uygulamalara tabi tutulan deney grubunun ve karikatüre dayalı uygulamalara tabi tutulmayan kontrol grubunun son test puanlarından elde edilen sonuçlara göre, karikatüre dayalı uygulamaların deney grubundaki çocukların duygusal zekâ ve iletişim becerilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, Karikatür, Duygusal zekâ, İletişim becerileri

Duygusal zekaKarikatürOkul öncesi dönem+4
İnci Kocaman Gelir
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken okuryazarlık becerileri eğitim programının erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, erken okuryazarlık becerileri eğitim programının okul öncesi dönemindeki çocukların erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerindeki etkilerininin incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017–2018 eğitim-öğretim yılında Karabük il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Aydınlıkevler İlkokulu'nda anasınıfına devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Sınıflardan biri deney diğeri kontrol grubuna rastlantısal olarak atanmıştır. Deney grubunda 19 ve kontrol grubunda 19 çocuk olmak üzere toplam 38 çocuk çalışma grubunda yer almıştır. Araştırmada ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada, deney grubundaki çocuklara 12 haftalık süreyle haftada iki gün araştırmacı tarafından hazırlanan erken okuryazarlık becerileri eğitim programı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklar ise, ön test uygulandıktan sonra sınıf öğretmenleriyle normal eğitimlerine devam etmişlerdir. Uygulama sonrası son testler uygulanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, uygulanan eğitimin çocukların erken okuryazarlık becerilerine etkisini belirlemek için Karaman tarafından geliştirilen Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı ile Ginsburg ve Broody tarafından geliştirilen ve Erdoğan tarafından Türk çocuklarına uyarlanan Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) kullanılmıştır. Deney grubuna araştırmacı tarafından uygulanan "Erken Okuryazarlık Becerileri Eğitim Programı"nın çocukların erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerinde olumlu etkisinin olduğu sonucu elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, çocukların ses bilgisel farkındalık becerileri ve yazı farkındalığı becerileri ile erken matematik becerileri arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Erken Okuryazarlık, Erken Matematik, Okul Öncesi Dönem

Erken okuryazarlık becerileriEğitim programlarıMatematik+4
Asya Çetin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi 3-6 yaş çocuklara yönelik özgün bir sessiz pop-up kitap uygulaması

Okul öncesi çocukların dış dünyaya açılma sürecinde, değişik bakış açıları geliştirme ve kitapları arkadaş olarak benimsemesi adına önemli sayılan kaynaklardan birisi çocuk yayınlarıdır. Çocuk yayıncılığı, sahip olduğu resimlemeler, renkler ile sanatsal nitelik taşıyan ürünler olarak, çocuğun gelecekteki yaşantısına da katkı sağlayabilecek, okul öncesi dönem çocuklarının bilişsel, duyuşsal, sosyal ve birçok yönden gelişimini destekleyebilecek en önemli araçlardandır.Çocukların gelişimi göz önünde bulundurulduğunda onları özgün görsellerle besleyen, üç boyutlu, hareketli, sesli, birden çok duyuya hitap eden kaynaklara ihtiyacı olmaktadır. Çocuk kitaplarında kullanılan resimlemeler çocuklar için ilgi odağıdır. Özellikle okuma-yazma bilmeyen bir çocuğun anlatılan hikâyeyi kendi başına anlamlandırabilmesi için içinde bulunan resimler büyük bir önem taşımaktadır. Okul öncesi dönem çocukları için pop-up ve sessiz kitaplar, farklı bir boyut kazandırılmış sayfalar sayesinde oldukça ilgi çekici hale gelmektedir. Pop-up kitaplarda iki boyutlu, durağan resimlemeler sayfada canlanarak okuyucunun kendisini olaya daha yakın ve içinde hissetmesini sağlamaktadır. Sessiz kitaplar, günümüzde yaygınlaşmaya başlayan hikâyeyi görsel unsurlar ile anlatmak isteyen yazısız, kelimesiz, cümlesiz hayal gücünü besleyen, hikâyeyi doğrudan sunmak yerine okuyucunun kendi hikâyesini oluşturmasını sağlayan yeni bir kitap türüdür. Okuma yazma bilmeyen bir çocuğu bile resimlemeleri, görsel yapısıyla büyüleyen bu kitaplar okul öncesi çocukları için uygun kaynaklar olabilmektedir. Sessiz kitaplar okul öncesi dönem çocuklarının dil gelişimine katkı sağlamaktadır. Çocuk gördüğü bir olayı veya resmi yorumlama becerisi kazanmaktadır. Çocuğun kelime dağarcığını ve görsel hafızasını geliştirmektedir. Pop-up kitap türüne Türkiye'de son zamanlarda kolay erişilebiliyorken, hem pop-up hem sessiz kitap alanında örnekler Türkiye'de yaygın olmamaktadır. Bu araştırmanın pop-up sessiz kitaplar alanında yapılacak araştırmalar için bir kaynak olması, sessiz kitapların yaygınlaştırılması ve öneminin vurgulanması amaçlanmıştır. Bu araştırma uygulama çalışması ile birlikte dört bölüm olarak incelenmiştir. Birinci bölümde okul öncesi dönemi çocuklarının özellikleri incelenerek, okul öncesine yönelik yapılmış resimli kitaplar, bu kitaplardaki grafiksel unsurlar, resimli kitapların hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken noktalar araştırılmıştır. İkinci bölümde okul öncesi dönem kitapları için uygulanacak pop-up uygulamasının tarihsel serüveni, örnekleri ve pop-up teknikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde sessiz kitap kavramı, sessiz kitapların okuma yazma bilmeyen okul öncesi dönem çocukları için önemi ve yapılmış örnekler araştırılmıştır. Dördüncü bölümde yapılan araştırmalar doğrultusunda pop-up ve sessiz kitap birleştirilerek, mevsimler konusunda uygulama çalışması "Güneş, kar, yağmur, oyun" kitabı hazırlanmıştır. Anahtar sözcükler: Pop-up kitap, sessiz kitap, okul öncesi dönem, resimli çocuk kitapları, hareketli kitap.

Kitap tasarımıKitaplarOkul öncesi dönem+5
Emel Cansu Büyükköse
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

"Güvenli Çocuk" (Safe child) Programının etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; 54-90 ay aralığındaki anasınıfı ve ilkokul birinci sınıfa devam eden çocukların kendilerini istismar ve benzer tehlikeli durumlardan korumalarına, kendilerine duydukları güveni artırmaya yönelik olarak uyarlanan Güvenli Çocuk Programı'nın etkililiğini incelemektir. Bu araştırmada ön-test-son-test kontrol gruplu yarı-deneysel desen kullanılmış, 2x3x3 modelinde yürütülmüştür. Bu araştırmanın deney grubunu Güvenli Çocuk Programı'na katılan çocuklar, öğretmenleri ve aileleri, kontrol grubunu bu programa katılmayan çocuklar, öğretmenleri ve aileleri oluşturmaktadır. Her bir grupta 19 çocuk olmak üzere toplam 114 çocuk yer almıştır. Nitel veriler, altı sınıf öğretmeni ve her gruptan gönüllü olarak katılmak isteyen beşer aile ile görüşmeler yürütülerek elde edilmiştir. Deney grubunu oluşturan çocuklara altı hafta boyunca, haftada iki gün ve dört oturumdan oluşan program uygulanmıştır. Plasebo grubuna benzer şekilde altı hafta süresince toplam 24 oturumdan oluşan etkinlikler uygulanmış, kontrol grubuna ise müdahalede bulunulmamıştır. Programın uygulanmasından sonra son-test ölçümleri yapılmış ve son-test ölçümlerinden sekiz hafta sonra izleme testleri uygulanmıştır. Çocuklardan veri elde etmek amacıyla 'Güvenlik Bilgi ve Beceri Değerlendirme Aracı', 'Akran Zorbalığı Değerlendirme Aracı', 'Kültür Bağımsız Özgüven Kontrol Listesi' ve 'İnternet Güvenliği Değerlendirme Aracı' kullanılmıştır. Öğretmen ve aile boyutunda 'Öğretmen Görüşme Formu' ve 'Aile Görüşme Formu' programın etkisine dair görüşleri belirlenmiştir. Verilerin analizinde Kruskal-Wallis H testi kullanılmış ve gruplar arasında anlamlı farklılıklar görüldüğünde Post-Hoc Çoklu Karşılaştırma Testi ile birbirinden farklı olan gruplar tespit edilmiştir. Grupların ön-test-son-test ve son-test-izleme testi puanlarının karşılaştırılmasında ilişkili ölçümler için Wilcoxon işaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, Güvenli Çocuk Programının, çocukların kendilerini korumalarına yönelik becerilerini olumlu yönde etkilediği ve yapılan bireysel görüşmelerde de öğretmen ve ailelerin programla ilgili olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir.

Akran zorbalığıGüvenli davranışGüvenli Çocuk Programı+5
Emine Hande Aydos
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

4+4+4 eğitim sisteminde 60-66 aylık öğrencilerin okula hazırbulunuşlukta sosyal uyum düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmada, 60-66 aylık öğrencilerin okula hazır bulunuşluk düzeylerinin okula sosyal-duygusal uyumlarına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini, İstanbul Bağcılar ilçesinde 3 ilkokul ve Bahçelievler ilçesinde 1 ilkokul oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu okulların birinci sınıflarında eğitim gören 283 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma 3 ayrı grup üzerinde yapılmıştır. Birinci grup 60-66 aylık çocuklardan oluşurken, ikinci grup 67 aydan yukarı olan çocuklardan ve üçüncü grup 60-66 aylık ile 67 ve üzeri aylık çocuklardan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak 36 maddeden oluşan Marmara Üniversitesi Sosyal Duygusal Uyum Ölçeği (MASDU) kullanılmıştır. Veriler, toplam 9 öğretmenin kendi sınıflarındaki öğrencileri için değerlendirdikleri MASDU ölçeği sonuçlarıdır. Gruplar arasındaki sosyal-duygusal uyum farklılıkların anlamlılığı tek yönlü varyans ANOVA , bağımsız grup T-testi ve Tamhane's tekniği kullanılarak bulunmuştur. Analiz sonuçlarına göre bütün yaş gruplarında okula uyum sorunları görülmüştür. Öğrenci grupları arasında ise uyum açısından anlamlı farklılıklar bulunmuş ve uyum sorunu en fazla 60-66 aylık ile 67 ve üzeri aylık çocukların birlikte eğitim gördüğü sınıflarda tespit edilmiştir. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha uyumlu olduğu sonuçları elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler : Sosyal Uyum, Okul, 60-66 Aylık.

Akademik uyumDuygusal uyumHazırbulunuşluk+3
Cem Dirlik
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

3 – 6 yaş grubu anaokullarında çocuk eksenli risk etmenleri

2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte, çalışanların iş kazaları ve meslek hastalıklarına maruz kalmaması için önleme politikaları geliştirilmesi hedef olarak benimsenmiş, bu amaçla da birçok yönetmelik yayınlanarak uygulamaya alınmıştır. Çalışma ortamlarında bulunan ve çalışanlar dışında misafir, müşteri, kuruluş dışından hizmet alımı esnasında çalışma ortamında bulunan diğer kişiler, vb hedef kitle olarak değerlendirilmekte ve önleyici yaklaşım çerçevesinde risk değerlendirmeleri, acil durum planları, iş sağlığı güvenliği kültürünün yerleştirilmesine yönelik eğitimler, mesleki yeterlilik eğitimleri, vb. pek çok konu gündeme gelmiştir. Tüm bu uygulamalarda, yetişkin çalışma ortamları öngörülmektedir. Göz ardı edilen ancak, çok önemli olan çalışma ortamlarından biri de çocuk kreş ve anaokullarıdır. Tehlike sınıfları tebliğine bakıldığında anaokulları az tehlikeli olarak değerlendirilmektedir. Ancak, bu ortamlarda küçük çocukların olması sebebiyle yaşanabilecek ve çocukları etkileyecek önemli tehlike ve riskler söz konusu olabilmektedir. Yaşlarının küçük olması sebebiyle olası kazaları öngörebilmeleri, önlem alabilmeleri, acil durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini bilmeleri mümkün değildir. Bu sebeplerle çalışanlar dışındaki çocuk eksenli risk faktörlerini belirlemek üzere İstanbul'da farklı bölgelerdeki birkaç anaokulunda risk değerlendirmesi, vaka incelemeleri, anaokulu öğretmenleri ile mesleki problemleri hakkında anket ve çocuklar hakkında check – list çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma kapsamında; En sık rastlanan kaza durumları ve sebepleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Risk değerlendirmesi yapabilmek için check-list hazırlanarak olası tehlike ve riskler tespit edilmeye çalışılmıştır. Öğretmenlerle Mesleki problemler hakkında anketler yapılmıştır. Böylece problemlerin iki ayağı olarak öğrenci - öğretmen perspektifli problemlerin sentezi yapılabilmiştir. Sonuç olarak; anaokullarında 3-6 yaş arası çocuklar arasında en çok görülen kaza-yaralanma vakalarının sebepleri, şekilleri, görülme sıklıkları ve alınması gereken önlemler tespit edilmiş, evsel çocuk kazaları üzerine yapılan literatür çalışmaları anket, Check-list ve risk değerlendirmesi sonuçlarıyla karşılaştırılmış, iş güvenliği kültürünün anaokulu öğretmenleri üzerinde ne derece önem teşkil ettiği ve iş güvenliği kültürünün anaokullarında ne derece hakim olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.

Bebek ölümleriEv kazalarıMesleki risk+7
Mustafa Hakan Koç
İstanbul Aydın University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimin ilkokul öğrencilerinin akademik başarılarına etkisi (Üsküdar örneği)

Bu çalışma; İstanbul ili, Üsküdar ilçesi sınırları içerisinde bulunan resmi eğitim- öğretimde okul öncesi eğitimin ilkokul öğrencilerinin başarılarına etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın örneklemi, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında, İstanbul ili, Üsküdar ilçesindeki 160 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla 'anket' kullanılmıştır. Okul Öncesi Eğitimin İlkokul Öğrencilerinin Başarılarına Etkisini belirlemek amacıyla, ölçeklerdeki alt faktörlerin aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları tespit edilmiştir. Ölçekler kullanılarak elde edilen sonuçların, araştırmaya katılan 160 öğretmenin demografik değişkenlerine bağlı olarak farklılık gösterip göstermediği test edilmiştir. Yapılan bu fark testleri sonucunda bazı demografik değişkenlere ait alt gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık (p<.05) tespit edilirken, bir kısmında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır.

Akademik başarıBaşarıEğitim+2
Mehmet Kunuk
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Masal kitaplarının 5-6 yaş grubu okul öncesi eğitim çocuklarının gelişimi üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri

Kitap, okul öncesi çocuklarının gelişiminde etkili olan önemli ve etkili bir uyarıcı araçtır. Okul öncesi dönem çocuğu için bu denli önemli olan kitapların en etkileyicisi olanı ise masallardır. Masallar olağanüstü olayların, kahramanların olduğu ve çocuğu renkli diyarlarla tanıştıran büyülü bir dünyadır. Bu araştırma "Çocuk Edebiyatı" yazını olan masal kitaplarının nitelikleri ve çocuk gelişimine etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 1994 yılı ile 2015 yılları arasında, yayınevleri tarafından okul öncesi yayınları türünde yayınlanmış ve hala 5-6 yaş anasınıfı kitaplıklarında yer alan 27 adet masal kitabı incelenerek yapılmıştır. Araştırmacıların yazılı kaynaklarda belirttikleri bilgiler incelenerek; masal kitaplarının Çocuk Edebiyatı kriterleri açısından ve çocuk gelişimine etkileri açısından nitelikleri ve etkileri incelenmiştir. İnceleme sonunda masalların olumlu etkilerinin gelişimsel açıdan önemli bir yeri olduğu, bunun yanı sıra olumsuz etkilerinin de olabileceği görülmüştür. Bu gözlemler doğrultusunda masal kitaplarının olumlu ve olumsuz etkileri belirlenerek elde edilen bulgular sonucunda masal kitaplarının okul öncesi 5-6 yaş çocuklarının duygusal ve davranışsal olarak nasıl etkileneceği belirtilerek alınacak önlemler sonuç bölümünde belirtilmiştir. Ayrıca çocuk edebiyatı kurallarına ve çocuk psikolojisi kriterlerine ve günümüz koşullarına uygun masal yazımı hususunda yeniden doğan bir ihtiyacın da gereklilik olduğu fark edilmiştir.

Masal kitaplarıMasallarOkul öncesi eğitim+2
Zühre Koç
İstanbul Aydın University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki anaokuluna başlayan çocukların okula uyum süreci ve nörobilişsel bağıntıların incelenmesi

Okul öncesi dönem, bireyin hayatının en belirleyici dönemidir. Bu sebeple, çocuğun bu süreç içerisinde yetiĢtiği koĢullar büyük önem taĢımaktadır. Çocuk doğduğu andan itibaren kendini bir aile ortamında bulmaktadır. Erken dönemde ise, günün önemli bir bölümünü geçireceği okula uyum sağlama iĢlevi ile karĢılaĢmaktadır. Ġlk kez okula baĢlayan çocuk, farklı eğitim ortamlarına girmiĢ olur. Sahip olduğu becerilerin tümü çocuğu ve onun kapasitesini uyum sağlama ve öğrenme açısından etkiler. Okul öncesi eğitime baĢlama, çocuk ve aileler açısından okula uyumluluğunusergilemektedir. Ġlk kez okula baĢlayan çocuk, farklı eğitim ortamlarına girmiĢ olur. Sahip olduğu becerilerin tümü çocuğu ve onun kapasitesini uyum sağlama ve öğrenme açısından etkiler. Bu süreçte; dikkat, bellek ve zeka gibi nörobiliĢsel iĢlevler önem kazanmaktadır. Bu bağlamda çalıĢmanın amacı, sosyoekonomik düzeyleri farklı olan anaokulu öğrencilerinin okula uyum süreciyle nörobiliĢsel iliĢkilerin değerlendirilmesidir. AraĢtırmada anket ile soru-cevap modeli kullanılmıĢtır. AraĢtırma sonuçlarına göre davranıĢsal boyutun biliĢsel ve duyuĢsal boyut ile doğrudan ve anlamlı olduğu ve bunun da okul olgunluğunu etkilediği belirlenmiĢtir.

AnaokullarıNeurobilişsel işlevlerOkul öncesi dönem+5
Okşan Kurt Esen
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumlarının incelenmesi

Bu çalışma 60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerinin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modelinden yararlanılarak yapılan bu çalışmanın evreni 2015-2016 eğitim öğretimde yılında İstanbul İli Avrupa yakasında yer alan, Başakşehir, Bakırköy, Bağcılar, Bahçelievler, Beylikdüzü, Esenyurt, Küçükçekmece, Sultangazi ve Zeytinburnu ilçelerinde bulunan özel ve resmi anaokulu ve ilkokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise kolay ulaşılan örneklem seçme modeline göre seçilen 460 öğretmen oluşturmaktadır Anketin Kapsam geçerliği için 8 uzman görüşüne başvurarak Lawshe tekniği ile kapsam geçerliliği indeksine bakılmıştır. Bu tekniğin sonucunda 60-84 aylık öğretmenlerin kavram haritası bilgi durumu anketinde testin maddelerinin alabileceği minimum değerinin yüzde 0, 91 olduğu sunucu ulaşılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumu anket formu" anketi kullanılmıştır. Kavram haritalarına ilişkin öğretmenlerin bilgi durumlarını belirlemek için frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi istatistiksel tekniklerden yararlanılmıştır. Öğretmenlerin aldıkları puanlara göre "düşük", "orta", "yüksek" düzey bilgi durumları belirlenmiştir. Düzeyin belirlenmesinde alınan maksimum ve minimum puan aralığı üç eşit parçaya bölünmüştür. Bu işlem sonucunda puanı "1, 00- 1, 67" arasında olanlar "Düşük", "1, 68-2, 33" arasında olanlar "Orta" ve "2, 34-3, 00" arasında olanlar "Yüksek" düzeyde yer almışlardır. Verinin yapısını incelemek için betimsel analiz yapılmıştır. Yapılan bu analizde verinin normalliğini test etmek amacıyla veri grubunun 30'dan büyük olmasından dolayı "Kolmogorov-Smirnov" testi yapılmıştır. Ayrıca verilerin dağılımını ortaya koymak için "Normal Q-Q Grafiği" verilmiştir. Yapılan Kolmogorov-Smirnov normallik testinde p (.00) değeri .05'den küçük olduğu için normal dağılım ile aralarında fark olduğu, normalliğin sağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca normal dağılım değerleri ile gözlenen gerçek değerler arasındaki ilişkiyi gösteren Normal Q-Q (Quantile-Quantile) grafiği yapılmıştır. Grafikteki dağılıma bakılarak verilerin doğru üzerinde konumlanmadığı ortaya çıktığından dağılımın normal olmadığı sonucuna varılmıştır. Verinin yapısını normal dağılımın olmamasından dolayı fark testlerinden non-parametrik testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri tercih edilmiştir. Buna göre yapılan analizler doğrultusunda çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritalarına ilişkin bilgi durumları öğrenim durumlarına göre incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu sonuca göre, lisans mezunu olan xiii öğretmenlerin puanının, ön lisans mezunu olan öğretmenlerin puanına göre daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca lisans mezunu öğretmenlerin puanının, lisansüstü öğretmenlerin puanına göre de daha yüksek olduğu görülmüştür. Yine çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritaları ile ilgili bilgi durumları, çalıştıkları kurum türüne göre incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Devlet okulunda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanları özel okulda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanlarına göre daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Öte yandan çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritalarına ilişkin bilgi durumları, cinsiyete, yaş aralığına, branşa, mesleki kıdeme göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan analizler doğrultusunda çalışmanın sonucunda 60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumları incelenmiş ve çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritaları hakkında "yüksek" düzeyde bilgi sahibi oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Bilgi düzeyiEğitimKavram haritaları+3
Münevver Yılmaz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi

Erken çocukluk dönemi, çocuğun geleceğe adım attığı ve geleceğinin temellerinin oluşturmaya başladığı bir dönemdir. İçerisinde bulunduğu bu dönemde, çocuğun çevresindeki uyaranların çokluğu ve özellikleri çocuğun gelişimini etkileyerek öğrenmesini de kolaylaştırır. Bu dönemde gelişmeye başlayan problem çözme becerisi, okul ortamında, sınıf içinde ve dışında, günlük yaşam becerilerinin kazanılmasında etkin rol almasıyla birlikte çocuğun sorgulayan, araştıran ve eleştirel düşünen bir birey olmasını sağlar. Çocuk karşı karşıya kaldığı problemlere verdiği çözümler ile üreten ve aynı zamanda değişen çağın gerekliliklerine ayak uyduran bir birey olacaktır. Bu araştırma 60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında elde edilen bulgular ile çocukların demografik değişkenleri arasındaki ilişki de incelenmiş ve aşağıda ki şu sonuçlara varılmıştır Genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubu 2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılında, İstanbul ili sınırları içinde yer alan Avrupa ve Anadolu yakasından seçilen ilçelerden Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve devlet okulları rastgele (random) yöntemi ve kolay ulaşılabilirlik ilkesiyle seçilen 60-84 aylık 76 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada 60-84 ay arasındaki öğrencilerin yaratıcı düşünme becerileri ile yaratıcı problem çözme düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olarak üç ayrı ölçme aracı kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla; öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek üzere "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel A Formu" ve yaratıcı problem çözme düzeylerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından rubrik formunda geliştirilmiş olan "Yaratıcı Problem Çözme Formu"dur. Çalışma grubundaki çocuklar arasında 49 çocuk 60-71 (%61,6) aylık iken, 27 çocuk 72-84 (%38,4) aylıktır. Çocukların 30'u (%39,5) kız iken, 46'sı (%60,5) erkektir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan çocukların demografik, betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış sonra ölçeğin toplam puanları için, ss, SHx, değerleri tablolar halinde sunulmuştur. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının okula devam süresi 25 ay ve üzeri olan çocukların yaratıcılık beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Diğer yandan 7-12 ay okula devam eden öğrenciler ile 13-24 ay okula devam eden çocuklar ve 13-24 ay okula devam eden çocuklar ile 25 ay ve üzeri okula devam eden çocuklar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel toplam puanın çocuğun devam ettiği okul türü değişkenine göre hangi gruplar arasında farklılaştığını belirlemek üzere yapılan Scheffe Testi söz konusu farklılığın resmi okul, kreş ve bakımevinde eğitim gören çocuklar lehine p<.05 düzeyinde gerçekleştiği saptanmıştır. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının devam ettiği okul türü resmi okul olanların özel okula göre; kreş ve bakımevinin özel okula göre daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan resmi okul ile kreş ve bakımevi arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Çalışma grubunu oluşturan çocukların Torrence Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyut puanları ve Yaratıcı Problem Çözme puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yapılan Pearson analizi sonucunda Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyutu ile yaratıcı problem çözme (r= -.099; p>.05) arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Aynı şekilde çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeyleri, 36'sı (%47,4) "düşük", 39'u (%51,3) "orta" ve 1'i (%1,3) "yüksek" düzeyde bulunmuştur. Yaratıcı problem çözmeye ilişkin geliştirilen rubriğin güvenirlik düzeyi, Cronbach Alfa güvenirlik yöntemi kullanılarak hesaplanmış ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0,678 olarak bulunmuştur. Bu değer iç turtalığın orta düzeyde olduğunu ifade etmektedir. Yapılan analizler doğrultusunda, Yaratıcı Problem Çözme Rubriği' nin çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeylerini değerlendirildiği ve çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme becerinin "orta" düzeyde oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+4
Aygül Gökmen
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde agresyonun çocuk resimlerine yansıması

Resim birçok uzman tarafından çocuğun kişiliğini değerlendirmede kullanılan araçlardan biri olarak nitelendirilmektedir. Çocuklar resim aracılığı ile duygu ve düşüncelerini dışa yansıtabilmektedir. Bu düşünceden hareketle mevcut çalışma, agresyonun çocuk resimlerine yansımasını araştırma amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya; devlet ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden, 5-6 yaş grubu, 42 kız 43 erkek çocuk olmak üzere toplam 85 çocuk katılmıştır. Tüm çocuklara sosyal davranış ölçeği uygulanmış ve çocukların fiziksel- ilişkisel saldırganlık düzeyleri belirlenmiştir. Çocuklardan bütün bir insan figürü, "Evimde Bir Akşam Yemeği" konulu bir resim ve "Okuldaki Oyun Saatim" konulu bir resim çizmeleri istenmiştir. Çocuklara her çizim için 12 farklı renkte boya kalemi verilmiştir ve çocuklar çizimlerini tercih ettikleri renklerde yapmıştır. İnsan figürü çizimleri, Koppitz'in 9 duygusal göstergenin varlığına göre belirlemiş olduğu Bir Adam Çiz Test'i kullanılarak analiz edilmiştir. "Evimde Bir Akşam Yemeği" ve "Okuldaki Oyun Saatim" konulu resimler ise çalışmacı tarafından hazırlanan "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran", "Çizgi" ve "Alan" boyutlarını içeren Resim Değerlendirme Ölçeği kullanılarak analiz edilmiştir. Çocuklar Resim Değerlendirme Ölçeği'nden aldıkları puanlara göre riskli, şüpheli ve normal olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. İnsan figürü analizleri sonucunda saldırganlığa sahip olan çocukların çizimlerinde asimetri olduğu görülmüştür. Ayrıca, "Evimde Bir Akşam Yemeği" konulu resmin "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran" ve "Çizgi" boyutları ile saldırganlık düzeyi arasında anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte "Okuldaki Oyun Saatim" konulu resmin de "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran", "Çizgi" ve "Alan" boyutları ile saldırganlık düzeyi arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Diğer taraftan, saldırganlık düzeyi ile renk tercihi arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Okul öncesi dönemOkul öncesi çocuklarResimler+2
Ezgi Yıldırım
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş çocuklarda müzik ve dans derslerinin psikolojik etkileri

Dans ve müzik eski zamanlardan beri insanları etkilemiş; şifa, terapi, hipnoz olarak kullanılmış ve bir çok hastalığa dans ve müzik çeşitleriyle tedavi aranmıştır. Bu çalışmada 3-6 yaş çocuklarda dans eğitiminin motivasyon, fiziksel ve psikolojik etkilerinin araştırılması hedeflenmiş, bu doğrultuda çocukların motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişiminin ölçülmesi amaçlanmıştır. Günümüzde milli eğitim programında okul öncesi dönemde ve ilkokul döneminde müzik ve dans dersleri zorunlu görülmemektedir. Ancak 3-6 yaş çocukların psikolojik gelişimlerini tamamlarken müzik ve dans derslerinin onların gelişimlerini desteklediği görülmektedir. Bir çok özel anaokulda 3-6 yaş çocukların temel müzik derslerini aldıkları; bedenlerini tanımak, vücut dilini kullanma becerilerini kavramak ve duygularını yansıtabilmek için de dans derslerini branş dersi olarak aldıkları görülmektedir. Bu konunun seçilme nedeni ise, okul öncesi dönemden itibaren dans dersleriyle çocukların gelişimine destek olunmasının onların motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine önemli katkılarda bulunacağı fikridir. Araştırmaya 40 erkek, 47 kız olmak üzere 87 öğrenci katılmıştır. 27 sorudan oluşan kontrol listesi hazırlanarak, ilk 4 maddesi sadece Birinci Dönem sonunda, diğer 23 maddesi ise hem Birinci Dönem sonunda (ilk dersten dört ay sonra) hem de İkinci Dönem sonunda (ilk dersten yedi ay sonra) olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Soruların dördünün yanıtları veli gözlemi yardımıyla, diğerleri ise araştırmacının gözlemiyle toplanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; 3-6 yaş arası çocuklarda dans terapi yöntemlerinin yaş gruplarına göre uyarlanarak işlendiği dans dersleri, çocukların toplam motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimlerini arttırmaktadır. Çocukların toplam motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimleri, cinsiyete göre farklılık göstermemekte (p>0,05) ancak erkek çocuklar kız çocuklara göre ders öncesi girişte sohbete anlamlı düzeyde daha fazla katılmaktadırlar (p<0,05). Çocukların toplam motivasyon, fiziksel ve psikolojik gelişimleri, yaş gruplarına göre ise farklılık göstermektedir (p<0,05).

DansMüzikMüzik eğitimi+4
Merve Sezince Erenler
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dokunmatik cihaz kullanan 4-7 yaş arası çocukların görsel algı düzeylerinin incelenmesi

Dokunmatik cihaz kullanan 4-7 yaş grubu çocukların görsel algı düzeyi puanlarını belirlemeyi amaçlayan bu araştırma nicel verilere dayalı genel tarama modelinde ve ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırma çalışma evreni; İstanbul ili Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Beylikdüzü ilçelerinde öğrenim gören okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri, adı geçen öğrenim basamaklarındaki öğrencilerin çalışma evreni sayısı ise (α=245) olarak tespit edilmiştir.Araştırmada İstanbul ili Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Beylikdüzü ilçelerinde öğrenim gören okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin oluşturduğu çalışma evrenini (n=150) kişiden oluşacak bir örneklem grubunun temsil edeceği düşünülmüş ve evrenden kolay örnekleme alma yöntemiyle seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi kullanılmıştır. Test çalışmaları sonucunda İstanbul ilinde Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler, Beylikdüzü ilçelerinde okul öncesi ve ilkokul 1. sınıfta okuyan çalışma örnekleminde yer alan çocuklardan 150' sine Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi uygulanmıştır. Araştırma genelinde çocukların görsel algı puanları alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif bir ilişkinin olduğu, çocukların görsel algı düzeyi puanlarının yaş, ebeveynlerinin eğitim düzeyi ve dokunmatik cihazlarla zaman geçirme süresi değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Frostig Görsel Algı TestiGörsel algılamaOkul öncesi çocuklar+2
Merve Nur Sancak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cezaevi anaokuluna devam eden 36-72 aylık çocuklar ile ilkokul bünyesinde bulunan ana sınıfına devam eden 36-72 aylık çocukların sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılması

Erken çocukluk dönemi, çocuğun geleceğe adım attığı ve geleceğinin temellerinin oluşturmaya başladığı bir dönemdir. Bu dönemde çocuklar akademik becerilerini geliştirirken sosyal çevreye de uyum sağlamaya çalışırlar. Çocuğun doğduğu çevrenin ona sunduğu imkânlar sosyal gelişimi için son derece önemlidir. Çocuk toplumsal kurallara uygun hareket etmeyi, model alarak iletişim kurmayı sosyalleşirken öğrenir. Sosyalleşme sürecinde bir takım sosyal kurallarla yüzleşen çocuk, çevresindekilerin sosyal kurallara uyma konusundaki beklentilerini ve toplumsal kuralları bu süreç içerisinde öğrenmeye başlar. Çocuğun yetişmekte olduğu ortamın, tüm gelişim alanları üzerinde etkisi büyüktür. Yetiştiği ortamın yapısı, sosyokültürel ve ekonomik özellikleri, çocuğun sosyalleşme sürecini kapsayan sosyal-duygusal gelişim alanının biçimlenmesini sağlar, sosyal becerilerin oluşmasına katkıda bulunur. Aile, çocuğun varlığı ve gelişimi için en önemli kurumdur. Ancak her çocuk aile ortamında büyüme şansına sahip değildir. Çeşitli nedenlerle olağan gelişimi desteklenmeyen koşullar altında bulunan çocukların genel gelişimleri diğer çocuklara göre farklılık gösterebilmektedir. Cezaevinde dünyaya gelen veya erken çocukluk döneminin önemli bir kısmını orada devam ettiren dezavantajlı çocuklar, aile ortamının sağladığı olumlu rol modellerinden, destekten, sıcak ve yoğun ilişkilerden yoksun oldukları için sosyal becerileri öğrenme, uygulamada sorunlar yaşayabilmektedirler. Bu durumun onların topluma entegre olmalarını, toplumla yaşama bilinçlerinin oluşmasını, sosyal beceri ve iletişimlerinin gelişmesini olumsuz etkilediği bilinmektedir Sosyal beceri eğitimine ihtiyaç duyulan üç neden vardır; ilki temel sosyal kurumlar hızla gelişmektedir ve bu kurumlar artık sosyalleşme işlevlerini yerine getirememektedir, ikincisi nüfus gittikçe daha fazla hareketlenmektedir ve sosyal ilişkiler zayıflamaktadır ve son olarak da bireyselliğin aşırı vurgulanması, bireyleri başkalarının ihtiyaçlarına karşı daha duyarsız ve daha az tepkici hale getirmektedir. Hem ailede hem de okulda farklı eğitim ortamlarında yetişen çocukların sosyal becerilerinin de farklılaşması kaçınılmazdır. Ülkemizde de sosyal beceri konusunda çalışmaların yapılmasına ve sosyal beceri eğitiminin eğitimle bütünleştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu eğitimin gerçekleştiği eğitim ortamları sosyal beceri eğitimini belirleyici olan unsurdur. Buradan hareketle Cezaevi Anaokuluna Devam Eden 36-72 Aylık Çocuklar ile İlkokul Bünyesinde Bulunan bir Ana Sınıfına Devam Eden 36-72 Aylık Çocukların Sosyal Beceri Düzeylerinin Karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında İstanbul ilinden, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmekte olan 36-72 aylık 73 çocuktan ve cezaevi anaokuluna devam etmekte olan 40 dezavantajlı çocuktan oluşmaktadır. Araştırmanın uygulanabilirliği ve nesnelliğinin sağlanabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmekte olan 36-72 aylık 73 çocuk, İstanbul ili sınırları içinde yer alan Avrupa yakasındaki okullar içerisinden rastgele (random) örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Cezaevi anaokuluna devam etmekte olan 40 dezavantajlı çocuğa ise İstanbul'daki tek cezaevi anaokulundan ulaşılmıştır. Araştırma için gerekli makamlardan izinler alınmıştır. Çocukların sosyal becerilerini ölçmek için Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme (OSBED)-Öğretmen Formu kullanılmıştır. Ölçekte beceriler 4 kategori altında toplanmıştır. Bunlar; Başlangıç Becerileri, Akademik Destek Becerileri, Arkadaşlık Becerileri ve Duygularını Yönetme Becerileridir. Veri toplama sürecinde ölçeği cevaplayan öğretmenler, ölçekte yer alan ifadeyi okuduktan sonra değerlendirmesini yaptıkları çocuğun sahip olduğu sosyal becerilerin karşısındaki duruma uygun olanı işaretleme yapmışlardır. Araştırmanın verileri toplanmış, analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan öğrencilerin demografik özellikleri yaş, cinsiyet, öğretmenin öğrenim durumu gibi değişkenlere göre hesaplanmıştır. Çocukların sosyal becerilerini ölçmek için Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları puanların, bazı değişkenler bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşmaya neden olup olmadığını araştırmak üzere uygun istatistiksel analizler uygulanmıştır.

AnasınıflarıCeza infaz kurumlarıOkul öncesi eğitim+3
Tuğba Eryiğit
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of educational games and gender on five-year-old iraqi efl learners

The present study aimed to investigate the impact of educational games as a significant learning technique in teaching English Vocabulary among five-year old Iraqi EFL learners. The participants of the study were 32 preschool children at Wano private kindergarten. They were divided into two different groups; the experimental group which was taught by educational games and the control group which was exposed to the traditional methods of teaching English vocabulary, there were 16 students for each group (8 male and 8 female). A Checklist was used as Data collection instrument which consist of 36 EFL vocabulary items. At the beginning of the study, they were given a pretest to measure their vocabulary performance. Then, after six weeks of treatment, they were given posttest. The outcomes showed a significance difference between the experimental group and the control group in terms of posttest achievement in English vocabulary scores. Therefore, the educational games proved to be useful in teaching English vocabulary. Furthermore, the influence of gender on five-years-old Iraqi preschool kids in learning new English vocabulary with educational games in the experimental group and without educational games in the control group was conducted by means of independent sample t-tests. The analyzed data showed non-significant gender effect for both groups in learning new English vocabulary.

Gender differencesEducational gamesVocabulary teaching+6
Akram Faraj Alı Al Zangana
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerinde dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi

Dikkat ve konsantrasyon becerileri bireyin hayatında kullanacağı önemli beceriler arasındadır. Bu becerilerin kazandırılmasında okulöncesi dönem oldukça önemlidir. Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerinde dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreninin İstanbul İlinde görev yapan okulöncesi öğretmenler oluştururken, örneklemini İstanbul İli Bahçelievler ilçesinde çalışan şans örnekleme metoduna göre seçilen 200 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde alınmıştır. Veri toplama araçları olarak demografik bilgi formu, Dikkat ve Konsantrasyon Becerilerini Geliştirme Öz Yeterlilik Ölçeği (DKBGÖ) kullanılmıştır. DKBGÖ, 24 maddeden ve 7 boyuttan oluşan 5'li likert tipte bir ölçektir. DKBGÖ'nün Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı 0,95 bulunmuştur. Araştırma sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri (X ̅= 4.00) ortalamanın üzerinde olduğu bulunmuştur. Alt problemler için yapılan analizler için yaş, kıdem, görev yapılan okul türü ve eğitim düzeyine göre öğretmenlerin dikkat ve konsantrasyon geliştirmeye yönelik öz yeterlilik düzeyleri anlamlı farklılık görülmemiştir (p<0,05). Ölçeğin diğer alt boyutlarının da sadece dikkat ile ilgili bilimsel bilgileri takip edebilme alt boyutunda yaşa göre anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (F(7,192))=1,069; p<0,05). Program geliştirmeci ve uygulayıcılara okulöncesi dönemde dikkat ve konsantrasyon becerilerini geliştirmeye yönelik okulöncesi öğretmenlere hizmet içi eğitim verilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi, Dikkat, Konsantrasyon,Öz Yeterlilik

DikkatKonsantrasyonOkul öncesi eğitim+4
Tansu Kübra Kestanlıoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerde matematiksel yaratıcılığı teşvik etme öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi

Çocukların önemli becerileri kazandığı kritik bir dönem olan okul öncesi dönemde, becerilerin kazanılmasında okul öncesi öğretmeni önemli bir role sahiptir. Bu dönemde çocuğun psikomotor, bilişsel, sosyal-duygusal ve dil gelişiminin yanı sıra yaratıcılık gelişiminin desteklenmesi onun, ileriki yıllarda yaşamını kolaylaştırması açısından önem taşımaktadır. Burdan yola çıkarak okul öncesi öğretmenlerinin öğrencilerde matematiksel yaratıcılığı teşvik etme öz yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma karma modelde olup, nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın evreni İstanbul ili, örneklemi ise Bahçelievler ve Küçükçekmece ilçeleri olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak Öğretmen Öz Değerlendirme Ölçeği ve Yarı-yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen öz değerlendirme ölçeği toplam puan ortalaması ise (X = 3.89) şeklinde olduğu bulunmuştur. Alt boyutlara bakıldığında ise en düşük ortalamanın Matematiksel Yaratıcılığı Geliştirici Öğretimsel Yöntemler konusunda olduğu görülmektedir. Öğretmen Öz Değerlendirme Ölçeği öz-yeterlilik puanlarının kıdeme göre Öğretim Tasarımı Hazırlayabilme boyutunda farklılaştığı görülmektedir (p<0,05). Bu farklılaşmaya göre 25-30 yıllık öğretmenlerin lehine yöneliktir. Öğretmen Öz Değerlendirme Ölçeği öz-yeterlilik puanlarının görev yapılan okul türüne göre de farklılık olduğu görülmektedir (p<0,05). Bu farklılaşmaya göre devlet okulunda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanları, özel okulda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanlarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin diğer alt boyutlarından biri olan "Matematiksel Yaratıcılığı Geliştirici Öğretimsel Yöntemler" boyutunda ise özel okulda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanlarının, devlet okulunda görev yapan öğretmenlerin öz yeterlilik puanından daha yüksek olduğu görülmüştür (p<0,05). Nitel araştırma bulgularına göre okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel yaratıcılığı teşvik etmeye yönelik olarak benzer yöntemleri ve etkinlik temalarını tercih ettikleri ayrıca yaratıcılığı engelleyen tutum ve davranışların bilincinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Yaratıcılık, Matematiksel Yaratıcılık, Öz Yeterlilik

Matematik eğitimiOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+3
Bahar Sağlar
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi ve sınıf öğretmenliği öğretmen adaylarının üstün yetenekli öğrencilere yönelik STEM eğitimi öz yeterlilik düzeylerinin incelenmesi: İstanbul Aydın Üniversitesi örneği

STEM eğitimi öğrencilerin kurgulayarak ve yaşayarak 21. yüzyıl becerileri kazandırılmasını hedefleyen, öğrencinin kendini sorgulama, hata bulma ve de bulunan hataya karşı alternatif yeni çözüm yolları bulmasını amaçlayan bir eğitim modelidir. Üstün yetenekli öğrencilerin gelişimlerinin desteklenmesi ile sosyal duygusal ihtiyaçlarına yönelik etkili bir müfredatın olması oldukça önemlidir. STEM eğitimi ile ilgili literatürde yerli ve yabancı kaynaklarda yeterli sayıda araştırma ve yayının olmaması bu konu hakkında çalışma yapmaya yönlendirmiştir. Bu çalışma ile okul öncesi öğretmenleri ve sınıf öğretmenlerinin öz yeterlilik düzeylerinin ölçek yardımı ile incelenmesi amaçlanmıştır. Okul öncesi ve sınıf öğretmenliği öğretmen adaylarının STEM eğitimi ile fen, teknoloji, mühendislik ve matematik etkinliklerine yönelik öğretmen adaylarının öz yeterlilik düzeyini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada çalışma grubunu İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde okul öncesi ve sınıf öğretmenliği bölümünde öğretim gören 250 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Öğretmen adaylarının üstün yetenekli öğrencilere yönelik bilgi sahibi olma, akademik yayınları takip etme, STEM etkinliklerini uygulayabilmelerine ve öz yeterlilik düzeylerine yönelik sorular ile ölçek hazırlanmıştır. Sonuçlar öğretmenlerin demografik bilgileri ve taslak tutum ölçeğinden elde edilen veriler ile birlikte SPSS 19.0 programına girilmiştir. Bu çerçevede, madde havuzu 37 maddelik taslak ölçek haline getirilmiştir. Bu taslak ölçekle, okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel gelişimlerini teşvik etmeye yönelik öz yeterliliklerini ölçmekte yeterli olup olmadığı konusunda, iki eğitim bilimleri uzmanı, bir ölçme değerlendirme uzmanının görüşlerine başvurulmuştur. Öğretmen adaylarının sınıf öğretmenliği bölümü ile okul öncesi bölümü arasında STEM eğitimine yönelik ilişkisine bakıldığı ve sınıf öğretmenliği bölümünde okuyan öğretmen adaylarının öz yeterlilik düzeylerinin daha yüksek çıktığı görülmektedir. Diğer taraftan 3. sınıf ve 4. sınıfta okuyan öğretmen adaylarına yönelik öz yeterlilik düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. STEM eğitimini alan öğretmen adayları ile STEM eğitimi almayan öğretmen adaylarının öz yeterlilik düzeylerinin karşılaştırıldığımız zaman, STEM eğitimi alan öğretmen adaylarının kendisine daha çok güvendiği, mentörlük yapabileceği, tasarımlarda bulunabileceklerine yönelik anlamlı farklar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle öğretmenlerin öz yeterlik düzeylerinin yüksek çıkması öğrencilerin bu becerilerini geliştirmesi adına önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: STEM Eğitimi, öğretmen eğitimi, öz-yeterlik düzeyi.

Aday öğretmenlerOkul öncesi çocuklarOkul öncesi öğretmenler+7
Vildan Durmuş
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocukların ve ebeveynlerinin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtileri ve çocuklardaki bu belirtilerin okul davranışlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim gören 3-6 yaş arasındaki çocukların Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) belirtilerini incelemek ve bu belirtilerle ebeveynindeki DEHB belirtileri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Aynı zamanda, çocukların sosyodemografik özelliklerinin, çocuklardaki ve ebeveynlerindeki DEHB belirtilerinin, çocukların okul öncesi eğitim kurumlarında gösterdikleri sosyal becerileri ve davranışsal sorunları üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ilindeki 5 okul öncesi eğitim kurumunda eğitim gören 106 çocuk ve ebeveynlerinden oluşmaktadır. Çocuklardaki DEHB belirtileri Erken Çocukluk Envanteri-4: Ebeveyn Formu (EÇE-4: EF) ile, ebeveynlerindeki DEHB belirtileri Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kendi Bildirim Ölçeği (ASRS) ile değerlendirilmiştir. Çocukların eğitim kurumlarındaki sosyal yeterlilik düzeyleri ve olumsuz sosyal davranışları, öğretmenleri tarafından doldurulan Okul Sosyal Davranış Değerlendirme Ölçeği (OSDÖ) ile değerlendirilmiştir. Çocuklardaki DEHB belirtileri ile annelerinde bulunan DEHB belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak, çocuklardaki DEHB belirtileri ile babalarında bulunan DEHB belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Çocuklardaki DEHB belirtilerinin, sosyal yeterlilik düzeylerini olumsuz etkilediği görülmüştür. Çocukların sosyal yeterlilik düzeyleri ile annelerinin eğitim durumları arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çocuklardaki DEHB belirtilerinin, olumsuz sosyal davranışları arttırdığı görülmüştür. Çocukların olumsuz sosyal davranışları ile baba yaşı arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çalışmamızın sonuçları, okul öncesi dönemdeki çocukların DEHB belirtileri ile annelerinde bulunan DEHB belirtileri arasında bir ilişki olduğunu ve çocuklardaki DEHB belirtilerinin, sosyal yeterlilik düzeyleri ile olumsuz sosyal davranışları etkilediğini göstermektedir. Çalışmamızın sonuçları, okul öncesi dönemdeki çocukların DEHB belirtilerinin, annelerindeki DEHB belirtileri ve davranışsal sorunları ile birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekmektedir.

Aile tutumuAna-baba tutumuDavranış bozuklukları+7
Hazal Özcan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin mesleği tercih etme kararlılıklarının iş doyumlarına etkisi

Bu araştırmada, MEB Özel, MEB Resmi ve SHÇEK Özel anaokullarında çalışan okul öncesi öğretmenlerin mesleği tercih etme kararlılıklarının iş doyumlarına etkisi olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ilişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenmiştir. Araştırmanın örneklemi; merkezi İstanbul'da ve İstanbul iline yakın Sakarya ilinde bulunan ve okul öncesi eğitim sektöründe yer alan okullarda çalışan 268 okulöncesi öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu ve Minnesota İş Doyum Ölçeği katılımcılara okul müdürü aracılığıyla ulaştırılarak doldurmaları sağlanmış ve sonrasında bu formlar okul müdürlerinden teslim alınmıştır. Toplanan veriler SPSS programı aracılığı ile kodlanmış, sürekli değişkenlerin grup ortalamalarını karşılaştırmada Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Varyans Analizini takiben farklı grupları belirlemede Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Gruplar ile kategorik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemede ise Ki-kare testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin mesleği tercih tarzları değerine göre iş doyumları karşılaştırılmış ve sonuçlara bakıldığında; meslek seçme sebeplerinden "mesleki

Aday öğretmenlerAlan tercihiAnaokulları+7
Özlem Azargün
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin duygu düzenleme güçlükleri ve erişkin bağlanma stillerine göre 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerilerinin incelenmesi

Amaç: Araştırmanın amacı; annelerin erişkin bağlanma stilleri, annelerin duygu düzenleme güçlükleri ve 48-72 aylık çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ayrıca, bu araştırmada 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerilerinin, annelerin erişkin bağlanma stillerinin ve annelerin duygu düzenleme güçlüklerinin demografik özelliklere göre incelenmesi hedeflenmiştir. Yöntem: Araştırmanın örneklemi, İstanbul'da yaşayan 48-72 aylık çocukları olan 491 anneden oluşmaktadır. Araştırmada, annelerden anket onayı almak için Bilgilendirilmiş Onam Formu, anneler ve çocukları hakkında genel bilgi edinmek için Demografik Bilgi Formu, çocuklarının duygu düzenleme becerilerini değerlendirmek amacıyla anneleri tarafından doldurulacak olan Duygu Düzenleme Ölçeği, annelerin duygu düzenleme güçlüklerini değerlendirmek amacıyla Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği ve annelerin erişkin bağlanma stillerini saptamak amacıyla Erişkin Bağlanma Stilleri Ölçeği kullanılmaktadır. Araştırmada Bağımsız Gruplar t Testi, Anova Testi, Korelasyon ve Regresyon analizi kullanılmaktadır. Bulgular: Çocukların duygu düzenleme becerilerinin; annelerin eğitim durumuna, evlilik süresine ve çocukların yaşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Çocukların duygu düzenleme becerilerinin; çocuğun cinsiyetine, annelerin çalışma durumuna ve annelerin yaşına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Annelerin duygu düzenleme güçlükleri ve çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Annelerin kaygılı-kararsız ve kaçıngan bağlanma stilleri ile çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Annelerin güvenli bağlanma stili ve çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Annelerin duygu düzenleme güçlüklerinin ve annelerin erişkin bağlanma stillerinin ortak etkisine bakıldığında; çocuklarının duygu düzenleme becerilerinin %1' ini açıklayabildiği ve modelin zayıf olduğu bulunmuştur. Araştırma ile ilgili literatür incelenmiş, araştırma bulguları ile karşılaştırılarak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Sonuç: Bu çalışma, annelerin erişkin bağlanma stillerinin ve annelerin duygu düzenleme güçlüklerinin, çocuklarının duygu düzenleme becerilerini etkilediğini göstermektedir. Aynı zamanda bazı demografik özellikler de (çocuğun yaşı, annenin çalışma durumu, annenin yaşı) çocukların duygu düzenleme becerilerini etkilemektedir. Bu bağlamda, yapılan bu çalışmanın, anne-çocuk arasındaki ilişkinin kalitesine, duygusal becerilerin gelişimine, psikolojik rahatsızlıkları çözümlemede terapistlere ve ülkemizdeki anne- çocuk arasındaki ilişkiye yönelik yapılan araştırmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler; Erişkin bağlanma stilleri, duygu düzenleme becerileri, duygu düzenleme güçlükleri, 48-72 aylık çocuk

AnnelerBağlanmaBağlanma stilleri+4
Burcu Fırat
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesine devam eden 5 - 6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramlarının annelerinin yaşam doyumları bağlamında incelenmesi

ÖZETBu araştırmanın amacı, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramları ile annelerinin yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi incelemek ve öğrencilerin benlik kavramlarının çeşitli demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını sınamaktır. Bu amaçla çocukların benlik kavramları; annelerinin yaşam doyumları ve çeşitli bağımsız değişkenler (cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, doğum sırası, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyleri ve annelerinin yaşlarına) açısından incelenmiştir. İlişkisel tarama modeli niteliğindeki bu araştırmanın çalışma grubunu; 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılında, resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden toplam 115 öğrenci ve onların anneleri oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Tekniği, Bağımsız Grup t Testi, Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramları ile annelerinin yaşam doyumları arasında doğrusal ancak anlamlı olmayan bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca, çocukların bağımsız değişkenlerinden cinsiyet ve yaş değişkenine göre anne kabul düzeylerinin değiştiği, okul türüne göre benlik kavramlarında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Buna karşın annenin yaşı, kardeş sayısı, doğum sırası, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre çocukların benlik kavramlarının farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, araştırma bulguları çerçevesinde elde edilen sonuçlar tartışılmış ve yine bulgular ışığında çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, Benlik Kavramı, Yaşam Doyumu

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBenlik algısı+4
Yeşim Kılıçaslan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00

Related subjects