Renewable energy
507 theses under this subject heading
Türkiye rüzgar enerjisi kurulu güç bölgesel dağılım optimizasyonu
Tez çalışmasında rüzgar enerjisinden elektrik enerjisi üretiminde, rüzgarın süreksiz yapısı nedeni ile iletim sistemi üzerinde oluşan negatif etkilerin azaltılması amacı ile sistemin dengede kalmasını sağlayan sıcak rezerv ihtiyacını en küçükleyecek stokastik doğrusal olmayan karma tam sayılı bir matematiksel programlama modeli geliştirilmiştir. Çözüm yaklaşımı olarak, geliştirilen matematiksel modelde yer alan doğrusal olmayan kısıtları basitleştiren ve amaç fonksiyonunun yakınsamasını sağlayan bir sezgisel algoritma önerilmiştir. Çalışma kapsamında literatür için yeni bir problem ele alınmıştır, aynı zamanda geliştirilen matematiksel model ve sezgisel yaklaşım da literatürde yer almamaktadır. Geliştirilen çözüm yaklaşımında kullanılan parametreler, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden, Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.'den, Türkiye Elektrik İletim A.Ş.'den ve Yenilenebilir Enerji genel Müdürlüğü'nden temin edilen gerçek veri setleri ile oluşturulmuştur. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden temin edilen 357 adet meteoroloji ölçüm istasyonunun 10 yıllık veri seti düzenlenerek rüzgar enerjisinden elektrik üretimi tahmini yapılmıştır. Tahmin değerlerinden korelasyon katsayılarının hesaplanabilmesi için bir benzetim algoritması oluşturulmuş ve korelasyon katsayıları tahmin edilmiştir. Ayrıca Türkiye'yi temsil etmesi için homojen olarak dağılmış 47 meteoroloji ölçüm istasyonu seçilerek korelasyon analizi yapılmıştır. Korelasyon analizinin sonucunda Türkiye'de pozitif korelasyon yapısının varlığı ve negatif korelasyon yapısının olmadığı gözlenmiştir. Geliştirilen çözüm yaklaşımı ile 2016 yılı için ve 2023 yılı için kurulu güç dağılımları elde edilmiştir. 2016 yılı için elde edilen kurulu güç dağılımı ile mevcut kurulu rüzgar gücü yapısı karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda iki kurulu güç dağılımı arasındaki benzerlikler ve farklar belirlenmiştir. Ayrıca elde edilen sonuçlar incelendiğinde geliştirilen çözüm yaklaşımı ile belirlenen ve mevcut durumda devrede olan kurulu rüzgar gücünün büyük bir kısmının Türkiye'nin coğrafi olarak küçük bir kısmında yer aldığı gözlenmiştir. 2023 yılı için biri literatürde yer alan, diğeri T.C. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan raporlardan alınan 2 farklı talep tahmin senaryosu altında kurulu güç dağılımları elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ve 2023 yılına kadar tamamlanması öngörülen rüzgar kurulu gücü göz önünde bulundurularak, süreksizliğin negatif etkilerini azaltacak, yatırım potansiyeli yüksek olan iletim bölgeleri belirlenmiştir. Yatırımcıların çalışma kapsamında belirlenen iletim bölgeleri için teşvik edilmesi rüzgar enerjisinden elektrik üretiminin negatif etkilerinin azaltılmasına yardımcı olacaktır.
Renewable resources in the electricity markets
Energy production using renewable resources has recently been one of the most important and highly debated topics in the world. Transformation of the global energy sector from fossil based to zero-carbon emissions has also been one of the ongoing world trends. Therefore, analyzing energy production from renewables has gained significant attention. In this paper, we analyze the energy production from renewable resources in electricity markets. Using publicly available Spanish day-ahead electricity market data we analyze the cost stucture and bidding strategy of the electricity producing plants using renewable resources.
The impact of the carbon border adjustment mechanism (CBAM) on steel producers' demand for and attitudes toward renewable energy in Türkiye
Undesirable effects of climate crisis become more visible every day, making it necessary to design policies to tackle them. One of the most critical steps to take in the right direction is promotion of switches to renewable energy sources so as to reduce carbon dioxide (CO2) emissions released into the atmosphere by manufacturing plants. The European Union's Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM) aims to reduce these carbon emissions by placing a surcharge on imported goods based on their carbon footprint. This thesis investigates possible effects of CBAM on steel producers' demand for, and attitudes toward renewable energy in Turkiye. For this purpose, a survey-based discrete choice experiment (DCE) is conducted to determine Turkish steel producers' marginal willingness to pay (MWTP) for renewable energy under alternative scenarios. Findings from the experiment indicate that the longer the duration of government guarantees to keep renewable energy prices constant, the more attractive the transition to renewable energy is. The survey responses also show that steel producers value renewable energy intrinsically more than its actual price. In addition, steel producers responding to the survey prefer that fixed and specific usage fees be employed during the transition to renewable energy. Based on these findings the thesis discusses the role that the Turkish government could potentially play in facilitating this transition, reducing steel producers' carbon footprint, and promoting renewable energy supply.
Türkiye de sürdürülebilir kalkınma ve yenilenebilir enerji kaynakları
İnsanoğlunun en eski çağlardan beri en önemli ihtiyaç kaynağı enerji olmuştur. Günümüzde insanların artan enerji kaynaklarını güvenli ve temiz bir şekilde karşılamak için yenilenebilir enerji kavramı meydana gelmiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yenilenebilir enerji kaynakları ile ihtiyaç duyulan enerjiyi karşılamak mümkündür. Kalkınma için enerji önemli bir kavramdır. Enerji, üretimin vazgeçilmez bir girdisidir. Enerji kaynakları olmadan neredeyse üretim yapmak mümkün değildir. Sürdürülebilir enerji gelişimi, ekonomik, çevresel ve sosyal yönlerle yakından ilgilidir. Uluslararası sürdürülebilir kalkınma gündeminin temel alanlarından biri enerjidir. Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınma bağlamında yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye'de gelişimi ve uygulanabilirliği, tüketilen enerji kaynakları içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ve enerjinin sürdürülebilirliği için hükümetin uyguladığı politikalar, uygulanan politikaların yetersizliği incelenmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yenilenebilir enerji, enerji politikaları, enerji kaynakları
Biyogaz üretiminde enerji maliyetinin saptanması
Ülkemizde atık yönetiminde önemli yere sahip olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İZAYDAŞ, alternatif enerji kaynaklarından biri olan biyogaz üretim tesisine de sahiptir. Bu araştırmada; 3 evreden (hidroliz, asit üretimi ve metan elde edilmesi) oluşan biyogaz oluşumundan, tesis özelliklerine kadar birçok noktaya değinilmiştir. Beş farklı üretim kategorisine sahip biyogaz üretim tesislerinin özellikleri, bu tesislerde elde edilen enerjinin kullanım alanları, tesislerin etkilendiği faktörler ele alınarak diğer enerji kaynakları ile karşılaştırma yapılmıştır. Biyogaz üretiminde İZAYDAŞ Biyogaz Üretim Tesisi maliyetlendirme çizelgesi baz alınmıştır.
Türkiye ekonomisinde yenilenebilir enerji tüketimi ve ekonomik büyüme ilişkisi: Bir zaman serisi analizi
Son zamanlarda ekonomik büyüme literatüründe ön plana çıkan konular arasında yenilenebilir enerji kaynakları yer almaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı, yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi teorik ve ampirik açıdan araştırmaktır. Tezin uygulama kısmında, Türkiye ekonomisinde yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki ampirik olarak 1970-2016 dönemi itibariyle zaman serileri yardımıyla araştırmaktadır. Değişkenlerin birim kök analizlerinde PP ve Ng-Perron testleri kullanılmaktadır. Değişkenlerin birim kök analizlerinde ayrıca Lee-Strazicich çift yapısal kırılmalı testi de kullanılmaktadır. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisinin varlığı, ARDL sınır testi ile incelenmektedir. Uzun ve kısa dönem katsayıları, ARDL modeli bağlamında EKK tahmincisi yardımıyla tahmin edilmektedir. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri, Granger nedensellik testi kullanılarak test edilmketedir. Analizlerden elde edilen bulgular, degişkenlerin birinci farkında durağan olduğunu ortaya koymaktadır. ARDL sınır testi sonucları, değişkenler arasında bir uzun dönem ilişkisinin varlığını göstermektedir. Yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde pozitif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişki sçz konusudur. Nedensellik testi sonuçlarına göre, yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasında bir nedensellik söz konusu değildir.
Enerji tüketimi ve büyüme ilişkisi üzerine bir panel veri analizi
Bu çalışmada 33 OECD ülkesi için enerji tüketimi ve ekonomik büyüme ilişkisi üzerine 1995-2015 yılları arasındaki veri setini kullanarak panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. LLC, IPS ve Fisher ADF–PP birim kök testleri kullanılarak serilerin durağanlığı sınanmıştır. Breusch Pagan testi ile birimler arasında yatay kesit bağımlılığı tespit edildiği için Pesaran CADF testi ile durağanlık durumu araştırılmıştır. Pedroni eşbütünleşme testi ile iki değişkenin uzun dönemde birbirleriyle anlamlı ilişki içinde oldukları saptanmıştır. Uzun ve kısa dönem tahmin modelleri için PMG ve MG tahmin yöntemleri doğrusal model ve doğrusal olmayan model üzerine kurulmuştur. Ampirik analiz neticesinde 33 OECD ülkesi için geri bildirim hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Enerji tüketimi ve ekonomik büyüme değişkenlerinin birbirlerinden etkilendikleri tespit edilmiştir.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyelinin değerlendirilmesi: Türkiye örneği
Dünya ülkeleri ortaya çıkan bu sorunları gidermek ve gelişmenin devamı için sürdürülebilir kalkınmayı benimsemişledir.Dolayısıyla bu anlayış içerisinde yenilenebilir enerji kaynakları gelişmeye başlamıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları çevreye ve toplum sağlığına olumsuz bir durumunun olmaması, ekonomik bir hammadde desteği sunması ve kullanımdan sonra eksilmemesi özelliği ile dikkat çekmektedir.Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınmada önemli yer alan yenilebilir enerji kaynaklarının önemi anlatılmıştır. Fosil kaynaklı yakıtlar ile oluşan ekonomi, çevre ve dışa bağımlılık gibi olumsuz etmenlerin yenilenebilir enerji kaynakları ile çözümlenebileceği gösterilmiştir
Hava debisi ayarlanabilen alttan akışlı bir gazlaştırıcının gazlaştırma performansının saptanması üzerine bir araştırma
Bu tez çalışmasında, gürgen ve çam ağaçlarının budama atıklarından imal edilmiş olan peletlerin gazlaştırılması ile ilgili deneysel bir araştırma, pilot ölçekli aşağı çekişli sabit yataklı gazlaştırıcı sistemde hava besleme oranına bağlı olarak 3 farklı hava eşdeğerlik oranı (ER=0,25, ER=0,30 ve Er=0,35) değerinde gerçekleştirilmiştir. Gazlaştırma performansını etkileyen parametreler ile ER değerlerinin ilişkisi araştırılmıştır. Her iki biyokütlenin gazlaştırılması esnasında kor bölgesi sıcaklıkları 650 ºC ile 800 ºC arasında değişmiştir. Gürgen ve çam peletlerinin biyokütle tüketim oranları sırasıyla 8,05-9,75 kg/h ve 8,00-9,66 kg/h aralığında değişmiştir. ER değeri gaz üretim ve biyokütle tüketim oranlarını önemli ölçüde etkilemiştir. Gürgen peletlerinin ortalama kütlesel gaz üretim oranı 22,82 kg/h, çam peletlerinin 22,64 kg/h olmuştur. Gürgen ve çam peletlerinin ortalama özgül gaz üretimleri sırasıyla 2,33 Nm3/kg ve 2,30 Nm3/kg olmuştur. Gürgen peletlerinden elde edilen sentez gazın ortalama alt ısıl değeri (LHV) 5,02 MJ/Nm3, üst ısıl değeri (HHV) 5,45 MJ/Nm3olarak hesaplanmıştır. Çam peletlerinden elde edilen sentez gazın alt ısıl değeri 4,95 MJ/Nm3, üst ısıl değeri 5,38 MJ/Nm3 olmuştur. Her iki pelet örneğinde de ortalama karbon dönüşüm oranları birbirine çok yakın bulunmuştur (%86,58). Ortalama soğuk gaz verimleri gürgen peletlerinde %60,97, çam peletlerinde %58,96 olmuştur. Gürgen ve çam peletlerinin gazlaştırılmasında sistemin ortalama enerji verimlilikleri sırasıyla %86,2 ve %83,6 olmuştur. Sistemin ortalama ekserji verimliliği gürgen peletlerinde %75,2, çam peletlerinde %73,0 olarak hesaplanmıştır. Her iki pelet örneğinde de ekserji verimliliklerinin enerji verimliliklerinden daha düşük olduğu görülmüştür.
Yenilenebilir enerji tüketimi, finansal gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisi : Türkiye ekonomisi için asimetrik bir analiz
Türkiye'de 1960-2017 dönemi için yenilenebilir enerji tüketimi, finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi araştırmak için yıllık veriler kullanılmıştır. Yenilenebilir enerji ve finansal gelişmenin yanı sıra teorik ve ampirik literatür dikkate alınarak sermaye oluşumu, işgücü ve ticari dışa açıklık değişkenleri de ekonomik büyüme modeline dahil edilmiştir. NARDL eş bütünleşme sonuçları hem t-istatistiği hem de F istatistiğine göre değişkenler arasında bir asimetrik yada doğrusal olmayan bir eş bütünleşme ilişkisinin varlığını tespit etmiştir. Bu sonuca göre; yenilenebilir enerji tüketimi, finansal gelişme, sermaye oluşumu, işgücü, ticari dışa açıklık ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde asimetrik bir ilişkinin varlığı söz konusudur. NARDL uzun dönem tahmin sonuçlarına göre; uzun dönemde yenilenebilir enerji tüketiminde meydana gelen artışların ekonomik büyümeyi arttırdığı yine aynı şekilde finansal gelişmede meydana gelen artışların da ekonomik büyümeyi arttırdığı sonuçları elde edilmektedir. Ticari dışa açıklıkta uzun dönemde pozitif yönde meydana gelen artışlar ekonomik büyümeyi azaltırken negatif yönde meydana gelen şoklarda ekonomik büyümeyi azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak ticari dışa açıklık + katsayısı ticari dışa açıklık – katsayısından büyük olduğu için + katsayının etkisi yorumlanır. Bu durumda uzun dönemde ticari dışa açıklığın ekonomik büyümeyi azalttığı sonucuna varılmıştır. Uzun dönemde sermaye artışları ile işgücü artışları da ekonomik büyümeyi arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarına göre ekonomik büyümeden sermayeye tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü nedensellik bulunmuştur. Ekonomik büyümeden yenilenebilir enerji tüketimine, ekonomik büyümeden toplam nüfusa doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Bu nedensellikler anlaşılacağı gibi doğrusal yada simetrik nedenselliklerdir. Hatemi-J asimetrik nedensellik sonuçlarına göre; sermayenin negatif şoklarından ekonomik büyümenin negatif şoklarına asimetrik nedensellik bulunmuştur. Ekonomik büyümenin negatif şoklarından finansal gelişmenin hem pozitif hem de negatif şoklarına asimetrik nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Ekonomik büyümenin pozitif şoklarından iş gücünün pozitif şoklarına asimetrik nedensellik bulunmuştur. Ekonomik büyümenin pozitif şoklarından ticari dışa açıklığın negatif şokuna, ekonomik büyümenin negatif şoklarından ticari dışa açıklığın pozitif şoklarına asimetrik nedensellik bulunmuştur. Ticari dışa açıklığın negatif şoklarından ekonomik büyümenin negatif şoklarına asimetrik nedensellik bulunmuştur. Ekonomik büyümenin pozitif şoklarından kişi başına düşen yenilenebilir enerjinin negatif şoklarına, ekonomik büyümenin negatif şoklarından yenilenebilir enerjinin pozitif şoklarına doğru asimetrik nedensellik bulunmuş olup yenilenebilir enerjinin bütün şoklarından ekonomik büyümenin bütün şoklarına doğru asimetrik nedensellik bulunamamıştır.
Seçilmiş yüksek-orta gelirli ülkelerde yenilenebilir enerji ve yenilenemeyen enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Bir saklı eşbütünleşme yaklaşımı
Enerji, yaşamın sürekliliği ve tüm canlılar için hayati önem taşıyan önemli bir faktördür. Hali hazırda temel ihtiyaçlarımızı karşılaması için gerekli ve ihtiyaç duyulan temel yaşam kaynaklarından biridir. Sanayi devrimi etkisiyle ve artan nüfusla birlikte enerji gerçeğinin farkına varılmıştır. 1973 ve 1979 yıllarında yaşanan petrol kriziyle enerji kavramının önemi artmış ve birçok konuyla ilişkilendirip akademik çalışmalara konu olmuştur. Sürdürülebilir büyümenin temel kaynaklarından biri olan enerji, geleneksel ekonomi akımları tarafından dikkate alınmayarak bir üretim girdisi olarak görülmemiştir. Ancak 1970 yılından sonra yeni bir ekonomi teorisi olan ekolojik iktisat yaklaşımı iktisatçıları enerjiyi ekonomik büyümenin birincil kaynağı olarak görmüşlerdir. Meydana gelen petrol krizleriyle birlikte ekonominin her sektörü için önemli olan yenilemeyen enerji kaynaklarının tükenebilir olması ve ekolojik dengeyi bozması nedeniyle ülkeler enerji politikalarında değişime gidirek tükenemeyen temiz, ucuz ve çevre dostu olan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmişlerdir. Bu çalışmada yenilenebilir, yenilenemeyen enerji tüketimi ve ekonomik büyüme arasındaki asimetrik ilişki Türkiye, Çin, Peru, Endonezya, Tayland, Kolombiya, Ekvator, Brezilya ve Meksika gibi seçilmiş orta-yüksek gelirli ekonomilerde 1965-2018 dönemi itibariyle analiz edilmiştir. Değişkenlerin logaritmik değerlerinin DF-GLS, KPSS ve Ng-Perron birim kök analizleri yapılmış ve değişkenlerin birinci farkında durağan olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisi yeni nesil testlerden biri olan saklı eşbütünleşme testi kullanılarak analiz edilmiştir. Uzun dönem katsayıları FMOLS tahmincisi kullanılarak, nedensellik ilişkileri de saklı hata düzeltme modeline dayalı asimetrik nedensellik testi ile incelenmiştir. Ampirik analizlerden elde edilen sonuçlar Türkiye ve diğer benzer ekonomiler ile karşılaştırmalı olarak verilmiş, uygun politika önerileri sunulmuştur.
Rüzgar gücünün bulanık mantık ve yapay sinir ağları ile tahmin edilmesi
Günümüzde teknoloji geliştikçe dünyadaki çoğu ülke enerji ihtiyacını fosil yakıtlardan ve nükleer enerji santrallerinden karşılamaktadır. Ancak bu yakıtların giderek azalması ve çevre üzerinde önemli olumsuz etkilere neden olması nedeniyle, bu konudaki akademik çalışmalarla birlikte alternatif enerji uygulamalarına yönelme ihtiyacı ön plana çıkmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi, enerjide çeşitliliğin sağlanması ve enerji eksikliğinin giderilmesi açısından önem arz etmektedir. Rüzgar enerjisi, yenilenebilir enerjinin en önemli biçimlerinden biri haline gelmiştir. Rüzgar enerjisinin potansiyelini verimli bir şekilde kullanmak için, rüzgar gücünün tahmini çok önemlidir. Rüzgar gücünün tahmini için yapay sinir ağı (YSA) ve uyarlanabilir nöro-bulanık çıkarım sistemi (ANFIS) önerilmiştir. Çalışmada, seçilen rüzgar türbininin rüzgar hızları, ürettiği güç değerleri ve Velimeşe bölgesinin rüzgar hızı değerleri alınarak veri setleri oluşturulmuştur. Tek katmanlı ve çok katmanlı YSA modelleri oluşturularak farklı aktivasyon fonksiyonları ve farklı nöron sayıları ile ağ birden çok kez eğitilmiş ve rüzgar gücü tahmini yapılmıştır. ANFIS modelinde üyelik fonksiyon sayısı sabit tutularak farklı üyelik fonksiyonları kullanılarak rüzgar gücü tahmini yapılmıştır. Oluşturulan modellerde bildirilen hatalar kabul edilebilir sınırlar içerisinde olup ANFIS modelinin, YSA modelinden daha iyi sonuçlar ürettiği görülmüştür. Bu da ANFIS'in rüzgar enerjisi tahmini için kullanılabileceğini göstermektedir.
An empirical study on the determinants of renewable energy consumption in African countries: Evidences from panel data analaysis
Renewable energy has a vital role in tackling the issue of energy poverty in Africa. The adoption of renewable energy systems can provide people with several important services, which in turn can enhance their quality of life and help alleviate poverty. The thesis dwells on the impact of various factors, including growth, FDI, financial development, natural resources, and trade, on the consumption of renewable energy in 15 African countries from 1980 to 2018. The study utilizes different panel techniques., such as CSD and CADF tests. The findings of the study suggest a positive long-term link among growth, FDI, and openness with renewable energy use. However, financial development and natural resources have a negative effect on the use of renewable energy. Additionally, the study's causality results indicate a bidirectional relationships between the series.
Seçilmiş yeni gelişen ekonomilerde doğrudan yabancı yatırımlar ve yenilenebilir enerji tüketiminin çevresel bozulma üzerindeki etkisi: Bootstrap ARDL sınır testinden ampirik kanıtlar
Doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) ev sahibi ülkede yenilenebilir enerjinin yaygın kullanımını artıran, buna bağlı olarak enerji tasarrufu sağlayan yeni teknolojileri, bilgi birikimini veya yeni üretim yöntemlerini teşvik eden bir özelliğe sahiptir. Bu çerçevede DYY'nin, çevresel bozulma üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Diğer taraftan yenilenebilir enerji kaynakları da enerji çeşitliliği, etkinliği ve tasarrufunu desteklemesinin yanı sıra çevresel bozulmayı önleyici fonksiyonları nedeniyle çevresel bozulma odaklı çalışmaların temel ilgi alanını oluşturmaktadır. Ampirik çalışmalar çevresel bozulmanın nedenleri ile ilgili oldukça karışık bulgular sunmaktadır. Bu tez çalışması, seçilmiş yeni gelişen ekonomiler arasında yer alan Türkiye, Çin, Hindistan, Endonezya ve Meksika'da 1990-2019 döneminde DYY, yenilenebilir enerji tüketimi ve çevresel bozulma arasındaki ilişkiyi bir bootstrap ARDL sınır testi yardımıyla test eder. Bu çalışmada Bertelli vd. (2022) tarafından geliştirilen en yeni bootstrap ARDL sınır testi uygulanmaktadır. Ampirik analizde uzun dönem katsayılarının tahmini için DOLS tekniğinden istifade edilir. Sonuçlar; Türkiye, Endonezya ve Meksika'da söz konusu değişkenler arasında bir eşbütünleşmenin olmadığını gösterirken, Çin ve Hindistan'da ise eşbütünleşmenin varlığını kanıtlamaktadır. Uzun dönem tahminleri ise ekonomik büyümenin CO2 emisyonlarını artırdığını, DYY ve yenilenebilir enerji tüketiminin ise azalttığını ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar politika, önerilerinin geliştirilmesine izin vermektedir.
Manisa yöresindeki kanatlı hayvancılık işletmelerinin ısı gereksiniminin güneş radyasyonundan karşılanma potansiyeli
Günümüzde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de enerji kaynaklarımızın risk altında olduğu bilinmektedir. Her geçen yıl bu kaynaklarımız giderek azalmaya devam etmektedir. Aslında en büyük enerji kaynağımız güneştir. Güneş enerjisinin temiz, güvenilir ve sınırsız bir kaynak olması göz önüne alındığında bu enerjiden daha fazla faydalanma talebi artmaktadır. Sanayi, hizmet ve tarım gibi birçok farklı sektör de en önemli ihtiyaçların başında enerji gelmektedir. Tarım sektörü içerisinde hayvansal üretim özellikle de kanatlı yetiştiriciliğinde enerji ihtiyacı en önemli unsurların başında gelmektedir. Bu çalışmamızda Manisa İli Akhisar ilçe sınırları içinde yer alan kümeslerde yetiştirilen kanatlı yetiştiriciliğin de özellikle soğuk mevsimlerde oluşan ısınma ihtiyacı, sıcak mevsimlerde ise soğutma ihtiyacı, aydınlatma ihtiyacı, sulama ve beslenme ihtiyacı ile işletmedeki diğer alanlarda oluşan enerji ihtiyacının karşılanmasında güneş enerjisinin kullanılabilirliğinin incelenmesi ve bu yolla enerji maliyetlerinde oluşacak düşüşün belirlenmesi amaçlanmıştır Bu amaçla materyal olarak seçilen işletmenin daha önceki yıllarda oluşan enerji gereksinimleri incelenmiş, enerji gereksinimleri, enerji kayıpları (ısıtma, soğutma ve aydınlatma gibi) incelenerek analiz edilmiştir. İşletmede en büyük enerji gereksiniminin oluştuğu Aralık – Mart ayları arasındaki ısıtma ihtiyacının güneş enerjisiyle karşılanma durumu incelenmiş ve enerji maliyeti üzerindeki etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda ilgili dönemdeki enerji ihtiyacının % 53 güneş enerjisinden karşılanabileceği ve enerji maliyetinde yaklaşık % 76 tasarruf sağlanabileceği bulunmuştur.
Fotovoltaik panellerde farklı tasarımların verime etkisinin değerlendirilmesi
Mevcut enerji kaynakları içerisinde hem yenilenebilir hem de çevreci olduğundan dolayı güneş enerjisi tercih sebeplerindendir. Halihazırda kullanılan panellerde ise tek tip bağlantı uygulanmaktadır. Panellerde uygulanan bağlantı hücreler arası seri bağlantı şeklindedir. Panelin içerisinde hücrelerin arasındaki tüm bağlantının seri olması bazı olumsuz durumları da yanında getirmektedir. Bu tez çalışmasında her hücresi diğerlerinden bağımsız bir güneş paneli tasarlanmış ve imal edilmiştir. Her hücrenin birbirinden bağımsız olması hücreler arası bağlantının farklı şekillerde yapılabilmesi için kullanılacak bir opsiyondur. Panelde bulunan hücrelerle birbirinden farklı seri ve paralel hücre bağlantıları oluşturulmuştur. Oluşturulan bu bağlantılardan flaş test ile ölçümler yapılmıştır. Ölçümlerden elde edilen değerler karşılaştırıldığında % 10' a varan artış elde edilmiştir.
Sürdürülebilir bir gelecek için yeşil muhasebe
Sanayi Devrimi sonrası teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir hıza ulaşması, bununla birlikte dünya nüfusunun da hızla artması ve toplumların aşırı tüketime yönlendirilmesi gibi sebeplerin sonucunda çevresel sorunlar da ortaya çıkmış ve süreç içerisinde artış göstermiştir. Ortaya çıkan ekolojik sorunlar canlı yaşamını ve ekonomik sistemlerimizi olumsuz yönde etkilemektedir. Küresel çaptaki bu sorun karşısında önlem amaçlı idari ve yasal bazı düzenlemeler yapılmış, bunun paralelinde bilinçli insanların da hükümetlerden ve işletmelerden beklentileri doğal olarak değişime uğramıştır. Bu değişim sürecinde hükümetler, düzenleme ve denetleme fonksiyonları doğrultusunda çevreye duyarlı politikalar geliştirmek ve bu politikalara uyumun denetlenmesinden sorumludur. Değişime ve devlet politikalarına uyum sağlayamayan işletmeler uzun vadede pazar paylarında azalma, ek vergiler gibi finansal yaptırımlarla karşılaşabilmektedir. Öte yandan artan rekabet koşullarının etkisi göz önüne alındığı zaman "sürdürülebilirlik" ilkelerinin uygulanması işletmelerin çıkarları için olumlu sonuçlara sebep olacaktır. Bunların sonucunda işletmelerin "sürdürülebilirlik" ve "yeşil ekonomi" kavramlarına verdiği önem sürekli artmaktadır. Çevresel sistemlerin yol açtığı sorunların giderilebilmesi adına işletmeler tüm üretim sürecindeki faaliyetlerinden ve ürün yaşam ömrünün dolmasından sonra ürünün geri dönüştürülmesinden sorumlu tutulmaktadır. "Yeşil muhasebe" kavramı tüm bu süreçlerdeki harcama, yatırım ve bazen cezaların ayrı bir kalem olarak takip edilebilmesini, ürün maliyetinin daha kapsamlı ve doğru hesaplanabilmesini ve mali olarak raporlanabilmesini sağlamak amacıyla geleneksel muhasebeye alternatif olarak geliştirilmektedir. Bu çalışmada işletmenin ayrılmaz bir parçası olan muhasebe açısından "yeşil" kavramı incelenerek muhasebe eğitimi alan öğrencilerin konu hakkındaki bilgi ve algı düzeylerini tespit etmek amacıyla düzenlenen anket çalışmasının analizleri yapılmıştır.
Finansal yeniliklerin yeşil ürünlere etkileri üzerine bir inceleme
Çevre duyarlılığının artmasıyla birlikte yeşil ürün kavramı gündeme gelmiş ve bu kavram zamanla yenilikçi finans sektöründe somut ürünlere dönüşmüştür. Çalışmanın ilk bölümünde yeşil ürün kavramı, geleneksel ürünlerden farkları, türleri, sınıflandırmaları ve yenilenebilir enerji ile ilişkisi ele alınmış; AB Yeşil Mutabakatı, Paris Anlaşması ve çevresel etiketleme sistemleri gibi uluslararası düzenlemelerin etkileri değerlendirilmiştir. Ayrıca, yeşil inovasyon ve çevresel Ar-Ge yatırımlarının sürdürülebilirliğe katkısı incelenmiştir. İkinci bölümde, yeşil finans kavramı ve finansal yenilikler kapsamında yeşil dönüşümün finansal altyapısı analiz edilmiş; yeşil krediler, tahviller ve çevre dostu dijital finans araçları ile çevresel vergilendirme ve karbon fiyatlandırma mekanizmaları değerlendirilmiştir. Uygulama kısmında, Malmquist Data Envelopment Analysis (DEA) ve Total Factor Productivity (TFP) yöntemleri ile AB'ye üye 22 ülke ve Türkiye'nin çevre dostu teknoloji verimliliği incelenmiştir. İlk modelde çevre dostu teknolojiler çıktı, finansal gelişmişlik, GSYH, çevre vergileri ve enerji tüketimi girdi olarak alınırken; ikinci modelde karbon emisyonları istenmeyen çıktı olarak eklenmiştir. Sonuçlar, ülkeler arası etkinlik farklarını ve finansal gelişmişliğin bu verimlilik üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, yeşil ürünlerin finansal sistemle ilişkisini teorik ve ampirik yönleriyle inceleyerek sürdürülebilir ekonomi politikalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Korona boşalmasının, tarım atığı niteliğindeki fıstık kabuğundan biyogaz üretimi üzerindeki etkisinin araştırılması
Bu çalışmada, fosil yakıtlara alternatif olabilecek ve tarım atığı niteliğindeki fıstığın en dış kabuğundan biyogaz üretim potansiyeli incelenmiştir. Fıstık kabuğu, mineral ve vitaminler açısından zengin olduğundan dolayı tercih edilmiştir. Çalışmada, üretilen gazın verimini arttırmak amacıyla ilk defa bir ön işlem tekniği olarak korona boşalması yöntemi kullanılmış ve korona boşalmasının biyogaz üretimi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Korona boşalması ön işleminin hem gazın üretim miktarını hem de üretim hızını arttırdığı gözlemlenmiştir. Ön işlem için hazırlanan numuneler, 2'şer gram olarak iki bakır levha arasında ince bir tabaka oluşturacak şekilde serildikten sonra gerilim (3 Kilovolt (kV), 5 kV, 7,5 kV), zaman (180 saniye (sn), 300 sn, 600 sn) ve frekans (50 Hz, 250 Hz, 500 Hz) olmak üzere 3 parametrede farklı değerler uygulanmıştır. Uygulanan ön işlemin etkisini belirlemek için her bir numuneye biyometan üretim potansiyeli (BMP) testi uygulanmıştır. Fıstığın en dış kabuğundan ön işlem uygulanmadan 227 mililitre (ml) biyogaz elde edilirken, ön işlem görmüş numunelerden en iyi biyogaz üretimi 279 ml olarak 3 kV gerilim, 300 sn süre ve 500 Hz frekansta bulunmuştur. Uygulanan ön işlemin biyogaz verimini % 23 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Korona boşalması ön işleminin biyogaz içerisindeki metan (CH4) miktarı biyoproses kontrol yöntemiyle belirlenmiştir. Bu yöntemde, üretilen biyogaz alkali bir çözeltiden (% 3 Sodyum Hidroksit (NaOH)) geçirilerek Karbon Dioksit (CO2) içeriğinin tutulması sağlanmış ve kalan kısım CH4 olarak kabul edilmiştir. Ön işlem uygulanmayan hammaddeden 165,2 CH4/g VS elde edilirken, ön işlem uygulanmış numunelerden en iyi CH4 verimi, 238,9 CH4/g VS olarak 5 kV gerilim, 300 sn süre ve 500 Hz frekansta elde edilmiştir. Uygulanan ön İşlemin metan verimini % 45 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Uygulanan korona boşalması ön işleminin uygulanabilir olup olmadığını tespit etmek amacıyla uygulama esnasında kaydedilen akım değerleri hesaba katılarak enerji analizi yapılmıştır. Yapılan enerji analizinde ekstradan üretilen CH4'ün elektrik enerjisi karşılığı hesaplanırken 2 farklı senaryo kullanılmıştır. Bir senaryoda verim % 40 kabul edilirken bir diğer senaryoda verim % 95 olarak kabul edilmiştir. İlk senaryoda kümülatifte artıda olan numune sayısı 2 iken, ikinci senaryoda kümülatifte artıda olan numune sayısı 7 olarak tespit edilmiştir. Enerji analizine göre fıstık kabuğuna korona boşalması ön işlemi uygulamak için 3 kV, 3 dk ve 500 Hz değerlerinin optimum değerler olduğu tespit edilmiştir.
Yenilenebilir enerji uygulamaları için MEMS teknolojisi tabanlı DC/AC güç invertörünün modellenmesi ve tasarımı
Mikro-elektromekanik sistemler (MEMS), büyük ölçekli elektronik cihazları küçük ölçekli elektronik cihazlara dönüştürmemizi sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında, yenilenebilir enerji uygulamalarında kullanılan DC/AC invertörlere MEMS teknolojisi uygulandı. Yenilenebilir enerji uygulamalarında MEMS teknolojisi kullanmamızın en temel nedeni düşük güç harcayarak yüksek verimlilikte DC gerilimi AC gerilime dönüştürmektir. Tez çalışmasında kapasitif MEMS DC/AC inverter tasarlanırken şehir şebekesinde kullanılan 50 Hz ve 220V AC gerilim uygulanmıştır. Deneysel çalışmalarda frekans 50 Hz sabit alınmıştır. Ayrıca klasik MEMS yerleşim alanı tercih edilmiştir. Deneysel çalışmalarda, MEMS tarak yapısı, kapasitans, elektrostatik kuvvet, elektriksel potansiyel ve yer değiştirmenin invertöre etkileri incelendi. 0.5V ve 24V DC gerilimde analizleri yapıldı ve mükemmele yakın gerilim dönüşümü elde edildi. Önerilen güç invertörü, kapasitif özelliği nedeni ile sıfır güç tüketimi sağlamaktadır. Bu tez çalışmasıyla düşük güç uygulamaları ile DC/AC dönüşümün mümkün olacağı görüldü. İleriki çalışmalarda, uygun yarı iletkenler, tarak sayısı, tarak uzunluğu, uygun giriş gerilimi ve kapasitansı seçilerek yüksek verimli DC/AC invertör veya MEMS teknolojisinin uygulanabileceği elektronik cihazlar tasarlanabilecektir.
Yenilenebilir enerji tüketiminin işsizlik ve CO2 emisyonu üzerindeki etkileri: OECD ülkeleri örneği
Geçmişte olduğu gibi bugün de insan yaşantısının en temel gereksinimlerden birisi enerjidir. Özellikle endüstrileşmenin zirve yaptığı ve insan yaşantısının merkezi haline geldiği bu sanayileşme çağında enerji kullanım alanlarının geniş ölçekte çeşitlilik göstermesi enerjiyi sosyo-iktisadi hayatın vazgeçilmez bir unsuru haline getirmiştir. Bununla birlikte enerji kaynaklarına erişim, devletlerin sosyo-iktisadi gelişimleri açısından oldukça önemli olduğu görülmüştür. Bu bağlamda enerjinin yeterli ve uygun fiyatlı bir şekilde temin edilememesi, endüstriyel üretim ve tüketim faaliyetlerinin azalmasına, istihdamın kaybedilmesine ve ekonomik büyümenin yavaşlamasına neden olduğu aşikârdır. Ayrıca, kullanılan enerji türlerinden ötürü çevresel sorunların giderek artması ve bu sorunları (sera gazı emisyonları, İklim değişikliği, doğal afetler ve su kaynaklarındaki azalmalar vs.) minimize etmek için ekstra harcamaların yapılması iktisadi kayıpları da beraberinde getirmiştir. Bunun önünün alınması noktasında uluslararası alanda önemli çalışmalar yapılmaktadır. Bilhassa yenilenemez enerji kaynaklarının kullanım alanlarını azaltacak projeler uygulamaya koyulurken diğer yandan yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı endüstrileşme faaliyetleri yürütülmektedir. Ancak her iki durumda da insanlığın enerjiye olan ihtiyacı giderek artmaktadır. Artan enerji ihtiyacı, beraberinde sosyo-iktisadi değişkenlikleri beraberinde getirmektedir. Bu değişkenlikler, pek çok araştırmaya konu olmakla birlikte hala anlamlandırılamayan ve incelenmesi zaruri olan meseleleri beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada OECD Ülkeleri üzerinden yenilenebilir ve yenilenemez enerji tüketiminin makroekonomik etkileri irdelenmiştir. Bu kapsamda yenilenebilir enerji ile işsizlik arasındaki bağıntı incelenmiştir. Yapılan incelemelerde yenilebilir enerjinin işsizlik oranlarını üzerinde azaltıcı etkisi olduğu ampirik olarak kanıtlanmıştır. Bununla birlikte çalışmanın önemli bir amacını teşkil eden yenilenebilir enerji tüketiminin karbon emisyonu üzerindeki etkisinin ne olduğu sorgulanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda, yenilenebilir enerji tüketiminin karbon emisyonunu üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır.
Okul dışı öğrenme etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin okul dışı öğrenme ortamları algısına, fen bilimleri tutumuna ve yenilenebilir enerji farkındalığına etkisi: Siirt ili örneği
Bu araştırmanın amacı, okul dışı öğrenme ortamlarında gerçekleştirilen etkinliklerin, ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin bu ortamlara yönelik algılarına, fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin farkındalık düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırma, Siirt ili Merkez ilçesinde yer alan bir ortaokulda öğrenim gören 33 öğrenci ile yürütülmüştür. Çalışmada, nicel araştırma yaklaşımlarından tek gruplu ön test-son test desenine dayalı zayıf deneysel model kullanılmıştır. Uygulama sürecinde, çalışma grubundaki öğrencilerle dört hafta boyunca sırasıyla güneş enerji santrali, okul bahçesi v biyogaz tesisine ziyaretler düzenlenmiştir. Etkinliklerin ardından veri toplama süreci gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak Okul Dışı Öğrenme Ortamları Algı Ölçeği (ODAÖ), Fen Bilimleri Tutum Ölçeği (FBTÖ) ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Farkındalık Ölçeği (YEFÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normallik dağılımı Shapiro-Wilks testi ile değerlendirilmiş ve verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Bu doğrultuda, verilerin analizinde parametrik olmayan test tekniklerinden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, Mann-Whitney U Testi ve Spearman's rho korelasyon analizi tercih edilmiştir. Araştırma bulguları, gerçekleştirilen okul dışı öğrenme etkinliklerinin öğrencilerin okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik algıları, fen bilimleri dersine yönelik tutumları ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin farkındalık düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık oluşturmadığını ortaya koymuştur. Bu sonuç, uygulamanın kısa süreli olması ve katılımcı sayısının sınırlı olmasıyla ilişkilendirilmiştir. Öte yandan, Okul Dışı Öğrenme Ortamları Algı Ölçeği'nin "entegrasyon" alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Bu bulgu, öğrencilerin okul dışı ortamlarda edindikleri bilgileri derslerle ilişkilendirme ve bu bilgileri hem akademik hem de günlük yaşamlarında kullanma becerilerinin geliştiğine işaret etmektedir.
Economic analyses of utilization of biomethane in Turkey
Biomethane is a globally flourishing, renewable, and sustainable fuel and is considered to have the potential to be a promising solution in the future because of its benefits in terms of waste management, carbon reduction potential, and cost competitiveness. The study analyzes to determine the economical feasibility conditions of a prospective biomethane facility for Turkey as well as the carbon reduction potential of the facility. Because the raw material to produce biomethane is biogas, the study analyses the main determinants of the total cost of biogas firms producing electricity. Our findings include (1) repair maintenance costs, labor force costs, and raw material cost are the main determinants of the total cost of the firms. In addition, biogas production cost value is calculated hypothetically to utilize in the hypothetic biomethane facility as raw material as a cost component. The feasibility analysis of the hypothetic facility compares different biomethane production technologies on different scales. It is resulted that the unique feasible technology is the Pressurized Water Scrubbing method. Moreover, Hotspot fields are produced for biogas potential for layer chicken manure and cattle manure to suggest a province for the potential biomethane facility. In this respect, Çorum and Kars are considered as favorable places. Lastly, it is concluded that the mentioned biomethane facility production would cause 81,952 tons yearly net carbon savings which is equal to $15,161,094 social benefits yearly.
Antimon selenyum ince filmlerin sputter tekniği ile sentezi ve karakterizasyonu
Bu tez çalışmasında, güneş gözelerinde soğurucu tabaka olarak kullanılmak üzere antimon selenyum (Sb2Se3) sentezi ve karakterizasyonu araştırılmıştır. Bu malzemenin şu ana kadar var olan soğurucu tabalara göre avantajlı güçlü bir alternatif olduğu düşünülmektedir. Sb2Se3 ince filmlerinin sentezi, iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Öncelikle RF magnetron sputter yöntemiyle, soda kireç cam üzerine farklı alttaş sıcaklıklarında antimon (Sb) biriktirilerek ince film Sb üretilmiştir. Sonrasında kuartz boru içine Sb ince filmleri ve seramik pota içine yerleştirilen selenyum (Se) tozu ile beraber konularak 250 °C'de 1 saat ısıl işlem uygulanarak selenizasyon işlemi yapılmıştır. Elde edilen örneklerin; yapısal analizi için X-ışınları kırınım (XRD) deseni, Raman saçılması ölçümleri ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntüleri elde edilmiştir. Yapı içindeki Sb ve Se oranlarının belirlenmesi için enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDS) ölçümü yapılmıştır. Elde edilen XRD desenlerinin tümü ortorombik Sb2Se3 yapısıyla tamamen eşleşmiştir. SEM ile incelendiğinde oda sıcaklığı, 200 ve 225 °C'de biriktirilen örneklerde [hk0] yönünde büyümenin baskın olduğu aksine 250, 275 ve 300 °C'de kaplanan örneklerde [hk1] ve [hk2] yönünde büyümenin baskın olduğu gözlenmiştir. Raman analizinde ortorombik Sb2Se3 yapısına uygun pikler elde edilmiştir. Son olarak EDS analiziyle Sb:Se atomik oranı elde edilmiştir ancak bu değer istenilen oranda değildir. Tüm analiz yöntemlerinden çıkan sonuçlar göz önüne alındığında alttaş tutucunun 250 °C olduğu örneğin ortorombik Sb2Se3 yapıya en uygun olduğu gözlenmiştir.