Theatre
354 theses under this subject heading
Geleneksel Türk halk tiyatrosundan sinemaya ikili komik: Zeki Alasya-Metin Akpınar örneği
Tiyatro insanların deneyimlerinin, yaşam biçimlerinin, geleneklerinin, geçmişten günümüze aktarılmasını sağlayan bir araçtır. Bu araç insanların bir araya gelmesine ve bağ kurmasına katkı sağlar. Gelenekler ve kültürel unsurlar değişen veya dönüşen zaman ile beraber tiyatronun yanında sinema, televizyon ve diğer teknolojik araçların yardımıyla gelecek kuşaklara aktarılmıştır. Geleneksel Türk halk tiyatrosunda İhtiyar ile İbiş, Karagöz ile Hacivat, Kavuklu ile Pişekâr olarak görülen ikili komiklerin Zeki Alasya ve Metin Akpınar filmlerinde Zeki ile Metin'in aldıkları rollerle sürdürüldüğü tespit edilmiştir. Bu çalışmada Zeki-Metin ikilisinin yer aldığı 26 film incelenerek mizah ve gülme unsurları tespit edilmiştir. İkili komik merkeze alınarak Zeki Alasya ve Metin Akpınar'ın filmlerinde geleneksel Türk halk tiyatrosunun etkisi karşılaştırmalı yöntemle mizah ve gülme unsurları bağlamında değerlendirilmiştir. Ayrıca filmler Henri Bergson'un gülme teorisi ve mizahın işlevleri dikkate alınarak açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: İkili Komik, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Tiyatro, Sinema.
Güner Sümer'in Küçük İnsanı
Güner Sümer'in sanatçı kişiliği tüm kalem faaliyetlerinde ana problematiği oluşturan toplumculukla biçimlenmiştir. Sümer, yaşadığı dönemde toplumsal problematiğin ezdiği insanlardan biriyken sivrilerek bu grubun sözcüsü durumuna geldi. Güner Sümer, dramatik yazarlığının odağına yerleştirdiği küçük insan temiyle toplumsal problematiği yansılamıştır. Nitekim Sümer'e göre bir dramatik yazarın asli görevi toplumsal problematiğe karşı duyarsızlaştırılmak istenen insanı bilinçlendirmektir. Bir yazarı başarılı kılan nitelik küçük insanın yükselişine tanık olmasıdır. Bundan ötürüdür ki bir yazar topluma yüksek bir kuleden bakan olamaz. Aydınlar grubu, kimliği ne olursa olsun tüm ezilen insanların bilinçlenmesine tanıklık etmelidir. Toplumsal problematikle savaşan insanın ihmali dramatik yazarın kendini kandırması anlamına gelir. Bu tezin yazılmasındaki amaç, Güner Sümer'in dramatik metinlerinin çekirdeğini oluşturan, çaresizlikleriyle mücadele eden ve yaşam koşulları ağırlaşan orta halli tiplerini dönemin politik, toplumsal ve ekonomik problematiği bağlamında ele almaktır. Metinlerdeki kahramanların her biri farklı bir toplumsal sorunu sembolize eder. Güner Sümer, bu sorunları tipik durumlar halinde ve tipler aracılığıyla yansılamıştır. Tiplerin karşıt ve koşut şekillerde çizilmesi bir dinamizm oluşturma amacıyladır. Dramatik metinlerin bir diğer özelliği tarihsel aile kurumunda geçmeleridir. Toplumsal problematiğin aileye etkileri bocalayan insan eliyledir. Aile dışındaki bireyler kötücül özellikleriyle acımasız dış dünyayı sembolize ederler. Dramatik metinlerin aile kurumu odaklı yapısı toplumun en küçük yapı biriminin sahne tekniği ve yapısına uygunluğuyla açıklanabilir. Sahneden beklenen, dramatik metinlerdeki bocalayan insanı yansılamasıdır. İzleyici, bocalayan insanın üzerine düşen gölgesiyle toplumsal problematiği içselleştime sürecine girer. Tiyatro salonundan bilinçlenerek çıkan izleyici, toplumsal değişim ve dönüşümün bel kemiğini oluşturacaktır.
Demokrat parti döneminde İzmir'de sanat yaşamı (1950-1960)
14 Mayıs 1950 seçimlerini Demokrat Parti'nin kazanmasıyla çok parti dönemine geçilmiştir. On yıllık bir Demokrat Parti dönemiyle, demokrasi söyleminin öne çıkmasıyla, savaşın bıraktığı izlerin silinmesi ve insanların rahata kavuşmasının beraberinde geleceği düşünülmüştür. Bunun için çabalansa da istenilen sonuç alınamamıştır. Sanatçılar, yaptıkları sanatla insanları eğlendirmenin yanında, fikirlerini sanat yoluyla insanlara ulaştırmaları olmuştur. Halk tabakasına inmek sadece siyasetle olabilen bir iş değildir. Sanatın ve sanatçının yansıttıkları bir o kadar önemlidir. Bu süreçte Demokrat Parti döneminde İzmir'de sanatçıya verilen değer ölçülmektedir. Tiyatro ve sinema alanında ilerlemek isteniyor fakat kararlaştırılan işlerin yapımı uzun zamanlara yayılıyor. İzmir Belediye başkanlarının değişimi işlerin devamlılığını aksatmış olmaktaydı. Bu dönemde tiyatro liberalleşmenin de etkisiyle devlet desteği alamamıştır. Bu durum devlet tiyatrolarını sıkıntıya sokmuştur. İzmir Şehir Tiyatrosu'da bu süreçten en çok etkilenen kuruluş olmuştur. İzmir halkı şehrinde sanatı canlı kılmak için toplulukları desteklemiştir. İstanbul ve Ankara'dan gelen sanatçıların verdikleri röportajlarda İzmir halkının sanata ne kadar ilgili ve büyük beklentileri olduklarını dile getirmişlerdir. Gösterilerde biletlerin hızla tükenmesi ve salonlarda uzun kuyruklar yaşanması en büyük örneği olmuştur. Tiyatroya bu kadar ilgili olan bir şehrin, kendine has bir tiyatroya kavuşması sancılı bir süreçte gerçekleşmiştir. Hali hazırda bulunan tiyatrosunun kapanması ve kente ait bir tiyatronun oluşturulmasını sadece sanat sever insanların aldıkları kararlarla gerçekleşmediği görülmektedir. Amatör grupların çoğalması okullarda da etkili olmuştur. Liselerde öğrenciler, öğretmenlerinin yönetmenliğinde birçok tiyatro oyunu hazırlamışlardır. İzmir belediye başkanları İzmir Şehir Tiyatrosu'nun açılması ve bina çalışmaları için planlamalarda bulunmuştur. Belediye desteği olmadan açılan tiyatroların ömrü oldukça kısa olmuştur. Desteğin tam anlamda sağlanması uzun sürdüğü için, İzmir dışarıdan gelen sanatçıların şehri konumunda olmuştur. Aynı şekilde sanat ihtiyacını karşılamak için İzmir, özel tiyatrolar açmış ve sayılarında hızlı bir artış gözlemlenmiştir. 1950'ler Türkiye'sinde sinema bilinçli kişiler tarafından yönetilerek sanatsal bir boyut kazanmıştır. Fakat teknik alanın eksikliği, yabancı filmlerin artışı gibi sorunlar yaşamaktaydı. İzmir'de 1950-1960 tarihlerinde aktif olarak altmışa yakın açık ve kapalı olarak sinema çalışmaktadır. Sinemalar özel kişilerin yönetiminde olsa da düzenlemeler devlet tarafından yapılmaktadır. Halkın ihtiyaçlarına göre şekillenen yönetmenlikler belediye tarafından her ay kontrolü sağlanmaktadır. Denetim ne kadar sıklıkla yapılsa da sinemacılar daha çok para elde etmek için farklı yollara başvurmaktadır. Seyirciye istediğini vermek için tamamen arz talebe dönüşen bir hal almıştır. Sinemayı ciddiye alan ülkelerde ticari sinema salonlarının yanı sıra kurulan sanat sinemaları bizde kurulamamıştır. Sinema kulüplerinin, müzelerinin önemi anlaşılmamış, filmoloji diye bir eğitim dalı olduğu farkına varılmamıştır. Bizim seyircimiz ticari sinemanın kendisine öğrettiği üzerine düşünmeyen, başka örneklerle karşılaştırmadan kabul etmiş sinema sanatıdır. Sinemaya gösterilecek iki ilgili yol vardır. Birincisi onun varlığını korumak için gösterilen milli alaka ki bu tamamen devletin elindedir, ve ikinci olarak piyasa sineması olmasını önlemek için gösterilecek yine milli ve yönetici alakadır. Bu da halkın elinde olan bir güçtür.
Bir Konstantin Stanislavski yorumu olarak lee Strasberg'in metot oyunculuğu
Tarihsel süreç içerisinde oyunculuk sanatı ile ilgili bir takım teorik ve pratik öneriler ortaya konmuştur. Oyunculuk uygulaması konusunda önerilerde bulunan kişilerden biri de Rus tiyatrosundan Konstantin Sergeyeviç Stanislavski'dir. Stanislavski, gerçekçi oyunculuk anlayışından yola çıkarak Sistem Oyunculuğu adını verdiği oyunculuk yöntemini oluşturmuş ve yaptığı çalışmalarla kendisinden sonra gelen tiyatro uygulayıcılarına oyunculuk önerisi oluşturması hususunda etki etmiştir. Stanislavski'nin çalışmalarını temel alarak yola çıkan ve kendi oyunculuk önerisini oluşturan isimlerden biri ise Amerikan tiyatrosundan Lee Strasberg olmuştur. Metot Oyunculuğu olarak adlandırılan ve gerçekçi oyunculuk anlayışının merkeze alındığı bu yöntem ile hem sinemada hem de tiyatro sahnesinde birçok oyuncu yetiştirilmiştir. Bu çalışmada, Konstantin Stanislavski'nin Sistem Oyunculuğu'nun, Lee Strasberg tarafından teori ve pratik noktasında tekrar yorumlanarak Metot Oyunculuğu'na nasıl uygulandığı araştırılmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada asıl amaç; ele alınan uygulama sürecinin yeni bir oyunculuk önerisi oluşturmak isteyen kişilere örnek bir uygulama modeli olmasıdır. Yapılan çalışmanın ilk bölümünde Konstantin Stanislavski ve Sistem Oyunculuğu ele alınmıştır. Araştırmanın bu aşamasında Sistem Oyunculuğu'nun nasıl meydana geldiği, gelişim aşamaları ve beraberinde ortaya çıkan tanım ve kavramlara yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Lee Strasberg ve Metot Oyunculuğu ele alınmıştır. Bu aşamada Metot Oyunculuğu'nun uygulamadaki temel kavramları üzerinde durulmuş ve bu kavramlar çerçevesinde yapılan çalışmalara değinilmiştir. Ayrıca Sistem Oyunculuğu ve Metot Oyunculuğu arasındaki bağ çeşitli örnekler üzerinden ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Lee Strasberg, Metot Oyunculuğu, Konstantin Stanislavski, Sistem Oyunculuğu
Aristoteles'ten Freytag'a klasik drama yapısı
Oyun analizi ve oyun inşası kavramları Batı tiyatrosu tarihinde Aristoteles'in Poetika'sı ile birlikte tartışmaya açılmış, Aristoteles'in ortaya koyduğu ilkeler ve kavramlar çağlar içinde başlıca referans olmuştur. Gustav Freytag'ın 1863 yılında yazdığı Dramanın Tekniği kitabı da Poetika'ya 19'uncu yüzyılın tiyatro dünyasından hem bir saygı duruşu, hem de Aristoteles'in kavram ve ilkelerine modern bir yeni yorum getirme çabasıdır. Freytag'ın bu çalışması, drama metni analizinde yapı analizi kavramını merkeze almasıyla öne çıkmaktadır. Çalışmasının sonucunu da sonradan Freytag Piramidi adıyla anılacak olan şematik bir örnekle ortaya koymuştur. Bu şema klasik dram olarak adlandırılan türün yapısal şeması olarak kabul görmüştür. Bu çalışmada, Poetika'da drama yapısına dair gündeme getirilen kavramlara odaklanılmakta; bu kavramların Rönesans dönemi ve Shakespeare üzerindeki etkisi incelenmekte; Freytag'ın dönemindeki tiyatroya bakış ve Freytag Piramidi şeması ile ortaya konan yapı analizi kavramları detaylandırılmaktadır. Böylelikle klasik drama metni ve yapı analizi adına ortaya konan başlıca kavramlar saptanıp, bu kavramlar Shakespeare'in oyunları üzerinden incelenerek tartışılmaktadır.
Actor's training in relation to energy-score
For the actor the area that s/he can controls and directs his/her own work is the sturcture called score. Energy, as a component of the score, is a fundamental tool for the performer to contact with spectator. The initial thing to attract spectator's interest is the scenic-bios which actor gains through extra-daily energy. Performer transforms this state of extra-daily energy to an acquired and organizable quality through actor's training. This quality is related to the actor's training with any kind of physical discipline, acting method or his/her own design in the context of energy. For the actor, it is possible to exercise to achieve this quality. The main interest of this thesis is the energy as organizable, transformable and transferable tool/material for he actor.
Wlodzimierz Staniewski tiyatroda köklere dönüş
Wlodzimierz Staniewski tiyatroda yeni biçim ve öz arayışında olan ve bu doğrultuda çalışmalarını dramın köklerini oluşturan ritüelleri derinlemesine araştırarak geliştiren, yenilikçi uygulamacılardan biridir. Kurucusu olduğu Gardzienice Tiyatro Topluluğu ile birlikte önce Bahtin'in karnavala ilişkin görüşlerinden etkilenerek kendi geleneksel kültürünü oluşturan hikâyeleri, geleneksel halk şarkıları ve ritüelleri uzun yıllar boyu araştırmış daha sonra Antik Yunan dramının kökenini oluşturan kaynaklara ve ritüellere yönelmiştir. Topluluk geliştirdiği kendine has görsel ve işitsel uygulama biçimleriyle dünyada ilgi odağı olan önemli tiyatrolardan biridir. Anahtar Sözcükler: Staniewski, Gardzienice, Bahtin, Ritüel, Tragedya
Side Agora-Tiyatro kompleksi
Doğu Akdeniz'deki konumu nedeniyle Pamphylia Bölgesi, Yunanistan, Ege Adaları, Kıbrıs, Suriye, Fenike ve Mısır arasındaki deniz taşımacılığı ve ticareti için vazgeçilmez bir durak noktası olmuştur. Güzergahta belirleyici faktör, ticaretin gerçekleşeceği limanlardır. Bu nedenle, bir liman kenti olan Side, ihraç malları ve köle ticareti sayesinde Pamphylia bölgesindeki en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir. Bu durum Side'nin kent mimarisine de yansımış, anıtsal yapıların oluşturulabilmesine zemin hazırlamıştır. Side, şehircilik açısından değerlendirildiğinde, şehir merkezindeki agora ve tiyatro yapıları, kentin ticaret boyutunun ne kadar büyük olabileceği konusunda ipucu vermektedir. Side agora ve tiyatro yapıları göz önüne alındığında, iki bağımsız yapı olarak değil, bir yapı kompleksi adı altında değerlendirilmeleri gerekmektedir. Agora-Tiyatro kompleksi olarak adlandırılan "kompleks" kelimesinin anlamı, birbirine bağlı ve birbiriyle ilişkili olan ve birden fazla parçadan oluşan bir olgu olarak kabul edilmelidir. Bu nedenle, Side'deki agoranın ve tiyatronun genel kompozisyonu bir "yapı kompleksi" adı altında değerlendirilmelidir. Bu özellik sayesinde Side Agora-Tiyatro Kompleksi, Roma Dönemi Kompleks Binaları arasında eşsiz bir konumda yer almaktadır.
Yasmina Reza'nın "Katliam Tanrısı" adlı oyununun sahnelenmesi
Günümüzde, şehirleşme, toplumdaki modernleşme süreci ve ekonomik yapı, insan yaşantısındaki pek çok olguyu etkilemiş ve şekillendirmiştir. İletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim ile birlikte bu değişim, çok geniş kitleleri etkilemiştir. Çağdaş insanı anlamak ve anlatmak amacındaki tiyatro için de, yeni koşullara ayak uydurmaya çalışan insanı ele almak önemlidir. Bu çalışmada Yasmina Reza'nın "Katliam Tanrısı" adlı metni kullanılarak, modernleşen toplumlardaki şehir yaşantısının, insanın üzerinde bıraktığı etkilere, aile kurumunda yarattığı değişimlere, bireyselleşme süreçlerinin sonuçlarına, değişen tüketim alışkanlıklarına ve ikili ilişkilerde üstünlük kurma çabasına dair değerlendirmeler yapılmaya çalışılmış, metnin verdiği olanaklar eşliğinde bu olguların tasvirleri sahneye taşınmaya çalışılmıştır. Simülasyon kuramının içeriği ve bakış açısı günümüz modernleşen toplumlarının süreç ve sonuçlarına eğilmektedir. Bu nedenle metin incelenirken ve sahne üzerindeki temsiller tasarlanırken Simülasyon kuramı ile ilişkiler kurulmuştur. Anlatının başarısı için dekor, kostüm, aksesuar, müzik gibi destekleyici öğelerin olanakları incelenmiştir. Bu çalışma, "Katliam Tanrısı" oyununa dair, bahsedilen etmenlerin farklı biçimlerde ve öğelerle sahnede temsilini amaçlayan bir sahneleme denemesidir. Anahtar Sözcükler: Sahneleme, Toplum , Modern Yaşam, Simülasyon, Aile
Cem törenleri ile tiyatro sanatının yapısal özelliklerinin karşılaştırılması ve yeni bir yaklaşım önerisi
Bu çalışmada Alevi ibadeti olan Cem törenlerinin tiyatral özellikleri araştırıldı. Bunun için ilk bölümde Alevi toplumunun oluşumu, tarihi ve yapısı ele alındı. Ardından Cem törenlerinin kaynakları, düzenleniş amaçları, konuları, tarihsel gelişimi, felsefi temeli, dinsel anlamı, kültürel yansımaları, sosyal-hukuksal-eğitsel işlevleri araştırıldı. Bununla birlikte törenlerin içerdiği öğelerin Alevi–Bektaşi belleğindeki soyut ve somut anlamları da açıklandı. Bu sayede, çok eski çağalara uzanan bir inanç ve kültür birikiminin çözümlenmesine katkı sağlanmaya çalışıldı. İkinci bölümde ise dramatik sanatların kaynağı olan dinsel ritüeller ile Cem törenleri arasındaki benzerlikler ortaya kondu. Sonrasında, Cem törenlerinin dramatik özellikleri detaylı ve somut bir biçimde tiyatral açıdan incelendi. Bu sayede dini bir ibadet biçimi olan Cem törenlerinin eylem, metin, seyirci, mekân, oyuncu, yönetmen, kişileştirme, dans, müzik, kostüm, aksesuar gibi ögelerle yapısal özellikleri tiyatral bir yaklaşım ile değerlendirildi. Tiyatromuzun Cem törenlerinden yararlanabilmesi için törenlerin yapısal özellikleri incelendi ve tiyatral bir dille tanımlanmaya çalışıldı. Bu tanımlama sonrasında, tiyatromuzun Cem törenlerinin yapısal özelliklerinden faydalanarak, özgünleşmesi yolunda öneriler sunuldu. Cem törenlerinin sosyolojik bir bütünlük içinde incelenebilmesi için nitel araştırma yöntemi kullanıldı. Geniş ve kapsamlı bir kaynak taraması, incelemesi ve karşılaştırmalar sonrası hazırlanan çalışma konu üzerine Türk tiyatrosu araştırmaları alanına önemli katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Alevilik, Cem törenleri, Ritüeller, Sahne sanatları, Tiyatro.
Tadashi Suzuki metodunda oyuncunun çalışma, hazırlık ve yaratım süreçleri
XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, tiyatronun ritüel karakterini ve özünü kaybetmiş olduğu yönündeki eleştiriler yeni arayışlara kapı aralamıştır. Bu doğrultuda aralarında Tadashi Suzuki'nin de bulunduğu kimi yönetmenler tarafından bu öze yeniden ulaşmanın olanakları araştırılmış ve Doğu'nun geleneksel dramatik türleri, hem eğitimi ve uygulamasıyla yaygınlık kazanmış gerçekçi tiyatro anlayışının sorgulanması hem de alternatif bir yaklaşımın geliştirilebilmesi açısından bir kaynak olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmada öncelikle, Geleneksel Japon Tiyatrosu türlerinden faydalanılarak, Japon yönetmen Tadashi Suzuki tarafından geliştirilmiş çağdaş bir oyunculuk metodu olan ve Tadashi Suzuki Metodu (TSM) olarak adlandırılan metodun oluşumuna etki eden türler ve koşullar incelenmiştir. Oluşumuna etki eden türlerin ve koşulların özelliklerinin saptanıp açıklanmasının ardından TSM'de oyuncunun çalışma, hazırlık ve yaratım süreçleri araştırılmıştır. Bu doğrultuda, TSM'de oyuncunun çalışma sürecini oluşturan alıştırmalar, ayrıntılı bir biçimde açıklanmış ve bu alıştırmaların amaçlarından ve uygulanma biçimlerinden hareketle metodun, oyuncunun hazırlık ve yaratım süreçlerini nasıl yönlendirdiği saptanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, oyuncunun hazırlık ve yaratım süreçlerine içkin olduğu bulgulanan TSM'de oyuncu çalışması sürecinin, oyuncuya sunduğu olanaklar değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Tadashi Suzuki, Geleneksel Japon Tiyatrosu, Oyunculuk metodu,Tadashi Suzuki Metodu.
Johann Wolfgang Von Goethe'nin Faust adlı oyununun çağdaş bir meddah performansı olarak uygulanması ve sahnelenmesi
Hikâye anlatıcılığına dayalı sahneleme üslubu en eski ve en yalın sahne sanatı formlarından biridir. Geleneksel Türk gösteri sanatlarında bu örneğe Meddahta rastlanır. Bu çalışmada Geleneksel Meddah formundan yola çıkarak çağdaş bir sahneleme ortaya koymak hedeflenmiştir. Çalışmanın bir diğer amacı da Goethe'nin Faust'unu bu sahnelemenin hikâye kaynağı olarak kullanmak ve Faust metnini tek kişilik bir anlatı metnine uyarlamaktır. Bu amaçlarla ortaya konulan bu tez çalışması, sahnelemeye yönelik olarak yapılan arka plan çalışmasını ve sahneleme aşamalarını içermektedir. Sahnelemeye yön verecek ifade araçlarını keşfetmek için yapılan çalışmada araştırılan konulardan birinin başlığı anlatı formları olan diegesis ve epik anlatı üzerinedir. Diğer bir başlık da Meddahın dünyası ve ifade araçları üzerinedir. Ayrıca, bu tezde bir sanatçı olarak Goethe incelenmiş ve Faust metninin içerdiği anlamlar modernite kavramı çerçevesinde ele alınmıştır.
Nuri Pakdil'in hayatı-eserleri ve hayatı ekseninde tiyatrolarının incelenmesi
Nuri Pakdil, yazılarıyla olduğu kadar Edebiyat dergisi ile de çevresini yetiştirmiş Türk Edebiyatının önemli üstadları arasında yer alır. Bütün hayatı boyunca yaşadıklarını hep en üst duyarlılıkla hissetmiş, insanın modern çağda duyarsızlaşmasına da yine en üst seviyede tepki göstermiştir. Onun bütün yönü Mutlak Öğretiye doğru olmuş ve bu öğretiden uzaklaştıran her unsuru bütün eserleriyle gözler önüne sermiştir. Bu tezin amacı Nuri Pakdil'in bütün hassaslıklarının toplamı olan hayatını, eserlerini ve bu hayatının yansıması olan eserlerinden tiyatrolarını incelemektir. Tiyatro, ona göre temelinde 'eylem' olduğu için bütün türlerden üstündür. İnsanlığı devrim ateşine yönlendiren eserlerinin yanında bu sözlerini eyleme dönüştüren tiyatroları da tezimizin önemli bir bölümüdür. Bu nedenle tezin ilk bölümünde Nuri Pakdil'in çocukluğundan başlayarak ömründeki aile, çevre, eğitim ve iş hayatı anlatılır. Yazmaya başlama sürecinden günümüze kadar geldiği nokta aktarılır. İkinci bölümde bütün eserleri türlerine göre gruplandırılarak incelenir. Eserlerin dış yapılarından, basımlarına, sayfa sayılarından, genel konularına ve eserlerdeki önemli sözlerine kadar incelemesi yapılır. Her eser hakkında diğer önemli sanatçıların görüşlerine de yer verilir. Üçüncü bölümde Nuri Pakdil'in tiyatroları ele alınır. Öncelikle tiyatro kavramı tanımlanmaya çalışılır, tiyatronun gelişimi ve türleri hakkında bilgi verilir. Bu bilgiler ışığında Nuri Pakdil'in tiyatrolarının hangi tiyatro tarzında olduğuna da açıklık getirilmeye çalışılır. Bütün yazarlarda olduğu gibi Nuri Pakdil'in de sözleri hayatından bağımsız değildir. Bu nedenle eserlerine ve tiyatrolarına hayatı ekseninde açıklık getirilmeye çalışılır. Anahtar Kelimeler: Kudüs, Anne, Mutlak Öğreti, Yabancılaşma, Eylem, Devrim, Umut, Deneme, Sessizlik, Edebiyat Dergisi, Absürt Tiyatro.
Cecily O'Neill'in süreçsel drama yaklaşımı ve değerler öğretimine etkisi
Bu çalışma drama alanı öncülerinden Cecily O'Neill'in süreçsel drama yaklaşımını kendi görüşleri, eserleri, ilgili literatür ve alan uzmanlarının görüşleri doğrultusunda tespit etmek, bu doğrultuda bir drama ders uygulama planı geliştirmek ve bu uygulamanın ortaokul yedinci sınıf Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretim programında yer alan on kök değerden birisi olan 'dürüstlük' değerinin öğretilmesindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması deseniyle yapılandırılmıştır. Alanyazın taraması, röportaj ve uzman görüşleri anketi ve öğrencilerle yapılan deneysel bir uygulama olmak üzere üç farklı aşamada gerçekleştirilen çalışmanın veri toplama kaynak, araç ve yöntemleri de her aşamaya göre değişiklik ve çeşitlilik göstermiştir. Araştırmanın ilk aşamasında genel olarak değerler ve din eğitimi, değerler eğitimi ve drama ilişkisi ve Cecily O'Neill'in süreçsel drama yaklaşımı alanyazın taraması yapılarak ele alınmış ve betimlenmeye çalışılmıştır. İkinci aşamada hem betimlemede eksik kaldığı düşünülen yönlerin tamamlanması hem de daha güncel ve çoklu bakış açılarını içeren bir değerlendirme yapılabilmesi ve ayrıca buna uygun bir drama uygulama planının hazırlanabilmesi amacıyla Cecily O'Neill ve 11 alan uzmanının görüşlerine başvurulmuştur. Üçüncü ve son aşamada ise elde edilen bu verilerden yararlanılarak 'Dürüstlük Değerine Yönelik Süreçsel Drama Ders Uygulama Planı' hazırlanmış ve bir grup öğrenciyle 13 oturum şeklinde gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Bursa'nın Kestel İlçesinde bulunan bir özel okulda öğrenim görmekte olan 20 ortaokul 7. Sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışma için gerekli veriler alanyazın taraması, gözlem, anket ve röportaj yapılarak toplanmış ve ayrıca öğrenci günlükleri, video kaydı ve ders içi üretimler gibi dokümanlar da veri olarak kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiş ve öğrenci günlükleri için ayrıca kelime bulutları oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda Ceciliy O'Neill'in; diğer drama öncüleriyle ilişkili olmakla beraber birçok yönden onlardan bağımsız, eğitici dramanın tiyatral, estetik ve doğaçlama yapısını ön plana çıkaran bir drama öncüsü olduğu ve onun süreçsel drama yaklaşımının değerlerin kazandırılmasında olumlu bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Süreçsel dramanın katılımcılarına; yoğunlaştırılmış bir akıl yürütme, tasarlama, eyleme geçme, deneme/yanılma, müzakere etme, ahlâkî muhakeme ve muhasebe yapma, empati yapma gibi çoklu imkânlar sunduğu ve değer öğretimi anlamında öğretmen ve öğrencilere konsantre bir ortam ve zemin sağladığı gözlemlenmiştir. Bu bulgulardan hareketle sanat yoluyla eğitim bağlamında tiyatral ve estetik özellikleri ön planda olan süreçsel drama yaklaşımının din ve değerler eğitimi alanında aktif bir şekilde kullanılması ve genel drama uygulamaları içinde de daha fazla yer bulması önerilmiştir.
Adalet Ağaoğlu'nun tiyatroları
Türk toplumu için Cumhuriyet dönemi ile pek çok alanda olduğu gibi tiyatro ve oyun yazarlığı konusunda da bir kurumsallaşma süreci başlar. Bu yeni yönetim şekli aynı zamanda reformist bir devlet politikası ve tamamen batılı bir kültür anlayışına sebep olur. Türk tiyatro yazarları içerisinde önemli bir yeri olan Adalet Ağaoğlu, yaşadığı döneme eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan tutumu, üst düzey sanatçı duyarlılığı ve aydın kimliği ile modern Türk kadınının tiyatro sahnesindeki sesi olur. Kaleme aldığı eserlerinde politika, sanat, gelenek, günlük hayat, evlilik, köyden kente göç gibi çok çeşitli konuları dile getirmeye çalışan yazar, bunu bireyden topluma doğru ilerleyen bir tiyatro dili ile sağlar. Adalet Ağaoğlu, toplumun farklı kesimlerinden kişilere yer verdiği uzun ve kısa oyunları ile eserlerine yakın dönemi konu edinen yazarlar arasında zikredilir. Bu çalışmada, sanat hayatında yetmiş yıllık bir deneyime sahip olan Adalet Ağaoğlu'nun Türk tiyatrosundaki yeri ve oyun yazarlığındaki önemi anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adalet Ağaoğlu, Yazar, Hayat, Tiyatro
The rise of tragicomedy and its avatars in the 20th century European drama: Chekhov, Pirandello and Stoppard
The present thesis focuses on the rise of tragicomedy as a separate genre and its avatars in the 20th century European Drama namely in Chekhov?s The Seagull, Pirandello?s Six Characters in Search of an Author and Stoppard?s Rosencrantz and Guildenstern are Dead.The study consists of two main chapters in which the textual and theoretical analysis of the plays under consideration as modern tragicomedies are rendered after conveying various definitions of the genre. The first part of Chapter I includes the development of tragicomedy as a genre by pointing out the very essence of the genre and the influences on its emergence illustrated in various examples in European Drama and by providing diverse definitions of the term. In the second part of the Chapter, the basic information concerning the contribution of the aforementioned playwrights to the development of modern tragicomedy is pointed out with the illustrations from the plays.The core concern in Chapter II is to convey a comparative analysis of the plays applying theoretical, theatrical and comparative methods. In this respect, in the first phase of the chapter, the metatheatrical characteristics of the plays in question are examined after providing various definitions of the term ?metatheatre? by its inventor Abel and the drama critics namely Calderwood, Pavis and Hornby. In the lights of the definitions of metatheatre, the mentioned plays are examined considering the contribution of the term to the tragicomic response. In the second part of Chapter II, the theatrical devices in the plays such as language, stage directions, scenery and the costumes which reinforce the tragicomic effect on the audience are discussed in compare and contrast analyses applying theoretical techniques.In the conclusion part, in the light of the findings in the main body, and by comparing and contrasting these findings, the plays are compared as the examples of modern tragicomedy indicating the common and different techniques employed by Chekhov, Pirandello and Stoppard.Keywords: Tragicomedy, Chekhov, Pirandello and Stoppard, metatheatre
The absurdist view of the self in Harold Pinter's plays Dumb Waiter and Moonlight
In the middle of the twentieth century, a new type of drama entered the history of theatre in order to challenge all the existing dramatic conventions of the traditional theatre and to argue about the absurdity of existence, the meaninglessness of life, and the lack of communication among individuals. This movement, called the Theatre of the Absurd, rejected the traditional forms of the theatre and developed new sets of conventions, new ways of using the stage, while exploring new concepts of ontology and serving as a vehicle for the materialization and dissemination of existentialist ideas.Entitled ?The Absurdist View of the Self in Harold Pinter?s Plays Dumb Waiter and Moonlight?, the present thesis reinterprets the critical idea that the Theatre of the Absurd expresses the purposelessness of life and that it reifies the existentialist conception by focusing on two plays by Harold Pinter, Dumb Waiter and Moonlight. With these two writings, especially, Harold Pinter achieves originality and creates his personal style as a result of the playwright?s inventiveness, yet remaining an exponent of absurdist drama.This thesis consists of two chapters, one theoretical and another representing the textual analysis of the plays. In the first part, the Theatre of the Absurd and its origins and main characteristics are stated, along with the presentation of the relationship between absurdist drama and the philosophy of Existentialism, and finally of the absurdist tradition in Pinter?s drama. The second part consists of a comparative approach to the two plays concerning the absurdist view of the self and in relation to a number of important thematic and structural perspectives common to both texts, such as setting, characters, language, stage directions, menace and violence.Key Words: The Theatre of the Absurd, pinteresque, violence, menace, silence
Cahit Atay'ın yapıtları
Cahit Atay, Türk edebiyatına tiyatro türünde eser vermiş önemli bir yazardır. Eğitim hayatını yarıda bırakarak ilgi duyduğu tiyatroya yönelmiştir.Eserlerinde, özellikle Anadolu'yu ve bu coğrafyada yaşayan eğitimsiz insanları seçmiş; önemli gördüğü din istismarı, ağalık, başlık parası, eşkıyalık, kan davası gibi konuları dile getirmeyi öncelemiştir.Farklı meslek grupları içersinde yer almasından dolayı tanık olduğu olaylar ile eserlerinin konuları birbirine paraleldir. Eserlerinde yakın dönemi konu edinen yazarlar arasındadır.Bu çalışmada, Cahit Atay'ın Yapıtları adı altında sanatçının, edebiyatımızdaki yeri, eserlerinin edebî kıymeti belirlenmeye; tiyatro alanında çalışmalarda bulunan zengin bir şahsiyet tanıtılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yazar, Hayat, Tiyatro.
Çağdaş Türk tiyatrosunda Yûnus Emre
Bu çalışmada, Yûnus Emre hakkında yazılmış tiyatro eserleri, bu eserlerde işlenen ortak konular ve yazarlarımızın bu konuları oyunlarında hangi açıdan ele aldıkları sorusunun yanıtı aranmaktadır.?Çağdaş Türk Tiyatrosunda Yûnus Emre? isimli eserimde, Yûnus Emre'nin hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verildi. Bu çalışma Yûnus Emre ile ilgili olarak yazılmış olan dokuz tiyatro eserinin incelenmesini içermektedir. Bu tiyatro eserlerinin tahlilinde başlıca uyguladığım metotlar şunlardır. Kitabın künyesi, kurgu, özet, şahıs kadrosu, birinci derecedeki kişiler (baş kişi), dekoratif unsur durumdaki kişiler, tema, mekân, olay örgüsü, yapı, zaman, dil ve anlatım teknikleri, mimesis, gösterme yöntemi (dramatik yöntem) nesnel tasvir, geriye dönüş tekniği, diyalog tekniği, montaj tekniği, anlatma problemi, değerlendirme bölümleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu incelemelerin sonucunda Yûnus Emre, 700 yıl öncesinden günümüze uzanan bir dil köprüsü, insandan insana uzatılmış, sevgi, kardeşlik, hoşgörü eli olduğu, aradan geçen bunca zamana rağmen bugün bile insanoğlu hâlâ söyleyecek sözü olan bir dil ve gönül ustası olduğu bilinmektedir. Bu yüzden onun hayatı, fikrî kişiliği, düşünceleri, tasavvufa getirdiği derinlik, evrensel insan sevgisinin doğru bir biçimde bilinmesinin son derece önemli olduğu kanaatine varılmıştır.
Oğuz Atay`ın hayatı-eserleri-sanatı
Oğuz Atay, geniş kültür birikimiyle, roman, hikaye, tiyatro oyunu gibi türlere getirdiği yeni üslûp ve tekniklerle kendinden sonraki yazarları derinden etkilemiştir. Durum böyle olmasına rağmen bugüne kadar Oğuz Atay'ı tüm yönleriyle ele alan bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışma, Oğuz Atay'ı, eserlerini ve sanatını anlamak ve gücümüz doğrultusunda anlatmak için kaleme alındı. Hayatı- Eserleri- Sanatı olmak üzere çalışmamızı üç ana bölüme ayırdık.
Türkiye'de oyunculuk eğitimi ve kamera önü oyunculuğu
İnsanın en eski eylemlerinden biri olan "oynamak", zaman içinde tiyatro aracılığı ile yeni formlar kazanmış ve oyunculuk mesleğinin doğmasına yol açmıştır. İlerleyen dönemde, sinema ve televizyonun da devreye girmesi ile birlikte, sinema-tv alanında "kamera önü oyunculuğu" olarak bilinen bir oyunculuk tarzı oluşmuştur. Buna paralel olarak, çeşitli ülkelerde tiyatro, sinema ve televizyon için oyuncu yetiştirmek üzere faaliyetlerde bulunan eğitim kurumları ve kurslar ortaya çıkmıştır. Bu tarihten günümüze uzanan zaman dilimi içinde, Türkiye'de oyunculuk eğitimi veren okulların teorik ve uygulamalı ders içerikleri incelendiğinde ise, ağırlıklı olarak tiyatro oyunculuğuna yönelik bir yaklaşımın benimsendiği gözlemlenmektedir. Yukarıda belirtilen yapı içinde, Türkiye'de eğitim gören oyunculuk bölümü öğrencilerinin sinema ve televizyon alanında da rol alabilecekleri düşünüldüğünde, kamera önü oyunculuğu eğitiminin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Bu bağlamda, oyunculuk öğrencilerinin mevcut eğitim süreçlerinde bu alana dair teorik ve pratik bilgiler/deneyimler edinmeleri, mezuniyet sonrasında sinema ve televizyon sektöründe çalışmaları açısından da hazırlayıcı bir işlev görecektir. Bu noktada, Türkiye'de oyunculuk eğitimi alanında belirlenen ya da benimsenen yöntemlerin, kamera önü oyunculuğu alanını da kapsayacak biçimde yeniden gözden geçirilmesi ve yapılandırılması, yerinde olacaktır.
Tiyatro salonlarının aydınlatma düzenleri açısından incelenmesi ve değerlendirilmesi
Aydınlatma tasarımının hedefi kullanıcı gereksinimlerine uygun koşulları oluşturmaktır. Bu koşullar her aydınlatma türü için farklı özellikler göstermektedir. Sahne performanslarının gerçekleştirildiği ortamlardan biri olan tiyatrolarda, izleyicilerin gösteriden hoşnut olabilmeleri ve oyuncuların rol aldıkları oyunda iyi bir performans ortaya koyabilmeleri amaçlanır. Bu iki kullanıcı grubundan herhangi biri için yapılmış olan aydınlatma, diğer grup için rahatsızlık oluşturmamalıdır. Yapılan bu çalışmanın amacı, sahne performanslarının gerçekleştirildiği ortamlardan biri olan tiyatroların sahne ve parter aydınlatma düzenlerinin özelliklerinin belirlenmesi, temel ilkelerin verilmesi, bu ilkeler doğrultusunda kullanıcıları olan izleyici ve oyuncular üzerindeki etkilerinin ortaya koyulmasıdır. Bu bağlamda çalışma kapsamında kapalı salonlardaki parter ve sahne aydınlatma düzenleri konusunda genel ilkeler verilmiş, İstanbul'da yer alan beş tiyatro salonunun parter ve sahne bölümlerinin aydınlatma düzenlerine yönelik nesnel ve öznel inceleme sonuçları sunulmuştur. Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Bölüm 1'de konuya giriş yapılarak çalışmanın, literatür özeti, amacı ve hipotezi verilmiştir. Bölüm 2'de tiyatro aydınlatması ve çalışma yöntemi ele alınmıştır. Bölüm 3'te inceleme yapılan tiyatro salonları ve oyunlara ilişkin genel bilgiler verilmiştir. Bölüm 4'te parter aydınlatma ilkeleri, bu ilkeler doğrultusunda yapılan nesnel (ölçme) ve öznel (anket) incelemeler, inceleme sonuçlarının değerlendirilmesi verilmiştir. Bölüm 5'te sahne aydınlatması ilkeleri, bu ilkeler doğrultusunda yapılan nesnel (ölçme) ve öznel (anket) incelemeler, inceleme sonuçlarının değerlendirilmesi verilmiştir. Bölüm 6'da yapılan bu çalışma ile ilgili genel değerlendirme ve sonuçlar verilmiştir.
Plastik sanatlarda ürün oluşturmada absürd kavramının olanakları
ÖZET Bir tarihsel dönemin sanatı dendiğinde, o dönemin toplumsal, siyasal, ekonomik vb. anlardaki yaklaşım farklılıklarına bağlı olarak özellikleri belirlenen ve çeşitlilik kazanan birbirine benzer ya da bir birinin karşıtı sanat anlayışlarından söz ediliyor demektir. Sanatın özelliklerinin, içinde bulunulan tarihsel anın özelliklerine bağlı olarak belirleniyor olması, belirleyicilerin nitel değişimine bağlı olan bir tür sürekli yenilenişi de ifade eder: Sanatın kullanım anı içine aldığı kavramlar da bozulur, yeniden kurulur, sorgulanır, dönüştürülür. Absürd kavramı da tarihsel birikimi zengin olmakla birlikte, çağın getirileriyle yeni özelliklerle donanmış üç sanatsal üretim olanaklarından biridir. "Plastik Sanatlarda Ürün Oluşturmada Absürd Kavramının Olanakları" adlı bu tez ılışmasında absürd kavramı, hem tiyatro,yazım gibi sanat alanlarındaki konumu, hem de plastik inatlardaki kullanım özellikleri bağlamında incelenmiştir. Böylece absürd, farklı sanat disiplinleri arasında verimli ilişkiler kurulmasını sağlayan bir kavram olarak, bu çalışma içinde ortaya konulan ürünlerin oluşturulmasında da yönlendirici olanaklarıyla belirleyici olmuştur.
Employing smart technology in theatrical costume design
This thesis is about smart technologies and innovative fabrics represented in theatrical costume design in the modern era. After giving information on costume design and smart textiles as a theoretical framework, the applied part of the study is presented as the author's own models for costume design using smart technology. Thus, in the thesis, certain questions were tried to be answered by considering these issues. Throughout the study, the author realized the difficulty of obtaining smart textiles, both because of the very high prices and trying to find the places where they are sold. So, the author designed and produced the textiles and costumes on her own by way of the necessary electronic equipment, namely the microcontroller, a set of LEDs and inflatable clothes, which are used in two different performances. It is understood, as a result, that smart theatrical costumes could help to form an entertaining show with a captivating and almost magical atmosphere, where, for example, the colors are used to express the psychological state of the theatrical performer, and the inflatable costumes enable the actors to reach impossible shapes and sizes. Costume design using modern technologies opens the doors for new theatrical performances that could not be held in the past. Keywords: theatrical costume design, smart technology, theater, fashion design