Film
501 theses under this subject heading
The Cold War period, propaganda war: "The movie front"
This thesis aims to analyze the ideological and cultural conflict that took place between the United States of America and the Union of Soviet Socialist Republics by focusing on the propaganda activities executed through film and cinema. In a bipolar international system, establishing a cultural and ideological hegemony is a critical element for both survival and winning the hearts and minds of the people. Main categories such as the role of intelligence services, and relationship between propaganda, culture, identity, and decision-making are analyzed with the aim of understanding the initial effect and aim of the political propaganda messages. In each category, definitions, and perspective attached to the respective concepts, and fields are analyzed to establish the connection between them and the cinema.
Benefits of film adaptations of literary works for English language learning
Despite the potential to develop speaking skills, the development of strategies to benefit from films has been neglected and very few studies have been conducted. One of these strategies has been to compare film scripts and their translations, to identify chunks, technical terms and creative language examples and to list them with their translations, and to do creative dialogue writing activities especially by modeling these scripts where chunks are used extensively. Believing in the importance of evaluating the film scripts with their translations, this study aims to investigate the processes the researcher/teacher‟s high school students went through in learning and using the target language starting with the use of the film adaptations of the literary works, writing their scripts modeling the film scripts, acting their own scripts and shooting their performances. The mixed method research design was used with the triangulation of the qualitative and quantitative data. As the participants, the 68 high school students‟s views were investigated with Likert scale (1-5) questionnaire and their comments about the question items. This study improved the learners‟ productive language skills in general and their knowledge of chunks, jargons and creative language use in particular. This study was also beneficial for translation skills.This study has also improved the creativity, self-confidence and collaboration. The study also demonstrated that productive use of films in teaching English develops imagination and creativity, the literacies regarding information, media, and innovative technology and leadership through the learning and use of English. Key Words: English language movies/series, learning English, scripts, translation, technology.
Türk yapımı animasyon filmlerinde değer aktarımı üzerine inceleme
Bu çalışmanın amacı, Türk yapımı animasyon filmlerini değer aktarımı açısından incelemektir. Bu bağlamda incelenen animasyon filmlerinde değerlere yer verilip verilmediği tespit edilmeye çalışılarak çıkarımda bulunulmaya çalışılmıştır. Doküman incelemesi tekniği ile yürütülen çalışmada 2013 ile 2016 yılları arasında sinema izleyicisiyle buluşan ve ulaşılabilir olan 6 adet Türk yapımı animasyon film içerik analizi yoluyla incelenmiştir. Bu filmlere yönelik değerler ve görsel unsurlar için tespit çalışması yapılmıştır. Tespit edilen değerlere ait örnekler verilirken çalışmanın güvenirliğini arttırmak için değerlerin geçtiği animasyon filmin dakika ve saniyesi verilmiştir. Yapılan analizler sonucunda çalışmada toplamda 152 adet değer tespit edilmiştir. İncelenen filmlerde en çok rastlanılan değer sevgi başlığı altında aile, hayvan ve doğa sevgisidir. Bu değer 32 adetle en çok karşılaşılan değer olmuştur. İncelenen animasyon filmlerinde olumlu ve olumsuz değerlerle karşılaşılmıştır. Tespit edilen değerlere bakılarak animasyon filmlerin çocuklara model oluşturacak nitelikte olduğu görülmüştür. Çalışmada ulaşılan sonuçlar alan yazın doğrultusunda tartışılarak konu ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Değer, aktarım, Animasyon Filmleri
L'analyse comparative des textes d'audiodescription français et Turc de «le parfum: Histoire d'un meurtrier» baseée sur les lignes directrices d'ADLAB
À l'instar de la technologie qui s'est développée après le nouveau millénaire, l'intégration des médias audiovisuels dans la vie humaine sous de nombreux aspects a augmenté plus que jamais. Cette situation a rendu la traduction audiovisuelle, un type de traduction multi-sémiotique et multimodale, beaucoup plus visible dans la traductologie. Étant le représentant hyposémiotique du type de traduction pour l'accessibilité dans le domaine de la traduction audiovisuelle ayant ses propres règles d'application, l'audiodescription est appliquée pour les personnes aveugles et malvoyantes qui ont un accès limité ou aucun accès aux visuels. Pour l'audiodescription, il existe plusieurs lignes directrices établies par de nombreuses institutions et organisations à travers le monde qui sont préparées pour améliorer la qualité et pour établir des normes internationales. L'une de ces lignes directrices est l'Audio Description : Lifelong Accessibility for the Blind and Visually Impaired (Accessibilité tout au long de la vie pour les aveugles et les malvoyants) ou brièvement ADLAB, qui a été soutenue par l'Union européenne et partagée avec le public international en 2014 et elles sont le produit final du projet du même nom. Dans ce mémoire, les profils d'audiodescription de la France et de la Turquie seront présentés tout comme les pays participants du projet ADLAB. Le film choisi comme corpus du mémoire sera analysé à la lumière des éléments discutés dans les lignes directrices d'ADLAB sur la rédaction des textes d'audiodescription, et une analyse comparative des textes d'audiodescription turcs et français du corpus sera effectuée. Cette analyse vise à révéler les différences entre les textes d'audiodescription créés par des descripteurs appartenant à des cultures différentes dans divers pays et à déterminer ainsi les différences interculturelles dans le domaine de l'audiodescription.
Hareketli görüntüler üzerinden Türkiye'de toplumsal değişimler: Kadın imgesi (1895-1938)
Bu çalışma, tarih araştırmaları açısından yeni bir materyal olan hareketli görüntülerin mevcut literatüre olan katkısını ve Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kayıtlarda neyi göstermek istediğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Sinema Genel Müdürlüğü tarafından dijital ortama aktarılan 1895-1938 yıllarına ait hareketli görüntüler kullanılmış, 198 adet hareketli görüntü üzerinden niceliksel ve niteliksel analizler yapılmıştır. Türk modernleşmesinin, eğitim, ekonomi, siyaset, hukuk gibi alanlarda atılan adımlarla başladığı ve zamanla diğer alanlara da yayıldığı bilinmektedir. Bu çalışma, görüntülerin askeri ve siyasi boyutunun yanı sıra sosyolojik boyutunu da ele alarak, kayıtlar üzerinden birey-toplum incelemesi yapmıştır. Bu dönemde değişimin kadın hayatına olan etkisini belirlemek amacıyla daha çok kadın imgesi üzerinde durulmuştur. Özellikle kız çocuklarının uluslararası ilişkilerde ön plana çıkarıldıkları fark edilmiştir. Seçim, karşılama töreni, kutlama gibi görüntülerde yer alan kadınların konumları, giyiniş tarzları ve görevleri itibariyle dikkat çektiği gözlemlenmiştir. Bu çalışma, kaynak olarak hareketli görüntülerin tarih alanında kullanılması için yapılmış bir başlangıç çalışmasıdır.
Bilim kurgu filmlerin açılış jeneriklerinde hareketli grafik kullanımı ve bir uygulama önerisi
"Bilim Kurgu Filmlerin Açılış Jeneriklerinde Hareketli Grafik Kullanımı Ve Bir Uygulama Önerisi" konu başlıklı bu çalışmanın amacı teknoloji kullanımının ve bilimsel merakın artmasına bağlı olarak oluşabilecek hareketli grafik uygulama ve araştırmalarına kaynak oluşturmaktır. Tezin birinci bölümünde hareketli grafiğin tanımı hareket olgusunun insanlık tarafından tanımlanması ışığında araştırılmış ve farklı kaynaklarda yapılan tanımlar aktarılmıştır. Devamında ise tasarım ilkelerinin incelenmesi ile üretilebilecek yeni uygulamalara kaynak ve yol gösterici olmak hedeflenmiştir. İkinci bölümde ise sinemanın tarihsel gelişimi incelenmiş ve açılış jeneriklerinin tanımı açıklanmıştır. Bu açıklamalar yapılırken kronolojik olarak açılış jenerik örneklerinin incelemesinde bulunulmuş ve bu çalışmanın konu başlığından hareketle uygun öğe içeren bilim kurgu türünden filmlerin açılış jenerikleri yapılacak olan uygulama önerisi de dikkate alınarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde, kavramsal uyumluluk, uygulama sınırlılığı gibi unsurlarda benzerlik taşıyan bir filmin seçilmesi sağlanmıştır. Üretilen bu uygulama çalışması ile hareketli grafiklerin bir mesajı veya kavramı, izleyiciye iletme ilkesini doğru biçimde göstermek ve bu alanda çalışma yapacak kişilere rehber olmak amaçlanmıştır.
Küreselleşmenin ekonomik boyutu ve film endüstrisi ilişkisi
Günümüzde sinema sanatsal yönünden daha çok ekonomik bakımdan gündemde hayatını sürdürmektedir. Sinemanın bir endüstriye dönüşmesiyle birlikte, sinemanın yapımı dışında en önemli süreç, dağıtım aşamasıdır. Ancak bu dağıtım aşaması, sinema salonu, televizyon, internet gibi çeşitli kanallar yoluyla olabilmektedir. 2000 yılı sonrası sinema gittikçe artan bir ilgi uyandırmaya başlamıştır. Sinema seyircisi artmaya ve reklam gibi pazarlama araçları ile seyirciye daha çok ulaşılmaya çalışılmıştır. İletişim teknolojinin artması ile, sinema kanalları çeşitlenmiş, gelişmiş ve artmıştır. Sinema her geçen Türkiye'de bir pazarlama aracı olarak hemen her kitleye ulaşmaktadır. Günümüzde, dağıtım kanalları şirketler aracılığı ile yapılmaktadır. Bu çalışmada Türk sinemasında pazarlama açısından dağıtım faaliyetleri ve uygulanan pazarlama faaliyetleri incelenmiştir. Bu çalışmanın sonucu olarak, son yılların tek dev sektörü sinema olduğu görülmektedir. Bu etkileşimin artması, son yılların fenomeni olan iletişim teknolojileri sayesinde çok geniş kitlerde etkili olabilmektedir.
Kara film türünün dijital oyuna etkisi bağlamında "Max Payne" incelemesi
Sinema ve dijital oyun benzer sanatsal üretim yöntemlerini kullanan disiplinler arası kültür ürünleridir. Her iki mecra arasındaki paylaşımlar endüstriyel, sanatsal yönden incelemeye değer geniş bir çalışma alanı sunmakta ve akademik alanda da sosyolojiden pedagojiye, iletişimden psikolojiye kadar birçok farklı disiplin tarafından incelenmektedir. Sinema ve dijital oyunların tarihsel, endüstriyel ilişkileri sırasıyla incelenerek, eğlence kültür endüstrisinin bu iki mecrası ortak ve farklı yönleriyle ortaya konulmuştur. Sinemada tür kuramları ve kara türü belirleyen türsel sözleşmeler belirlenerek, dijital oyunlarda ve Max Payne yapımında bu sözleşmeler, sinemada türü belirleyen tanımlara dayanarak sinematografik bir bakış açısı ile tartışılmıştır. Kara filmin türsel özellikleri, bir kara oyun örneği olarak Max Payne yapımında bu türsel sözleşmeler ve dijital oyunların kendi belirleyenleri de gözetilerek soruşturulmuştur. Max Payne yapımlarının dijital oyun ve kara türe kendine özgü katkıları olduğu düşüncesiyle önemsenerek incelenmiştir. Konuyla ilgi araştırmada elde edilen veriler tez dahilinde değerlendirilmiştir. Max Payne'nin Düşüşü yapımının, dil, anlatım, görsel betimleme, kültürel dışavurum gibi film türü kuramlarının, tanım yöntemleri belirlenerek bu yöntemler üzerinden dijital oyunlarda sinematografik tür incelemesi gerçekleştirilmiştir. Dijital oyunlarda tür kavramının belirleyenleri tanımı tartışılarak, elde edilen veriler ve yapılan kaynak taraması sonucunda, dijital oyunlarda tür tartışmasının çözümlemesi yapılmıştır.
Türk komedi filmleri örnekleriyle halkla ilişkilerde ürün yerleştirme
Teknolojinin gelişmesi, şirketler arasındaki rekabetin artması, bununla birlikte iletişim ortamlarının çoğalmasıyla reklamcılar ve şirketler ürünlerini pazarlamak, tüketicilerinin gözünde olumlu bir imaj yaratmak için farklı yollar aramaya başlamışlardır. Geleneksel reklam anlayışının maliyetinin yükselmesi, kontrolün tüketicide olması ve tüketicinin gün boyu kitle iletişim araçlarının mesajlarına maruz kalması ürün yerleştirmenin önemini arttırmıştır. Ürün yerleştirmenin getirdiği avantajlar günden güne şirketler tarafından farkına varılmaya başlanınca ürün yerleştirme başlı başına önemli bir sektör haline dönüşmüştür. Bu çalışmada ürün yerleştirme uygulamalarının yoğun olarak kullanıldığı, Türk sinemasının başarılı komedi örneklerinden olan "Pek Yakında" ve "Ali Baba ve 7 Cüceler" filmleri ele alınmıştır. Bu filmler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada, filmler içinde ürün yerleştirmenin nasıl uygulandığı ve ürünlerin nasıl kullanıldığı incelenmiştir.
Hollywood sinemasında halkla ilişkiler faaliyetleri: Örnek filmler üzerine bir inceleme
Sinema çok sevilen bir eğlence aracı ve bütün bu alandaki sanat pratikleridir. Sinema filmleri insanları eğlendirme işlevinin ötesinde bugün ilave işlevler üstlenmektedir; örn. insanları eğitmek gibi. Sinema etkili bir dile sahiptir ve sinemanın dili mesaj aktarımı için kullanılabilmektedir. Filmler bir yandan izleyici kitleye verilmesi planlanan mesajların aktarıldığı etkili iletişim araçları olduğundan, diğer yanda izleyici kitle ile ilişkiler kurulurken halkla ilişkilerin değişik kuramlarından yararlanılabilmektedir. Böylece sinemada yapılan filmler ile izleyici kitleyle iletişimler ve ilişkiler köprüsü kurulmaktadır. Bu bağlamda birtakım iletişim kuramları ile halkla ilişkiler kuramları da önem kazanmaktadır. Sinema filmlerinde bunların uygulamaları açık veya gizli şekilde görülebilmektedir. Tez çalışmasında Hollywood yapımı 'Başkanın Adamları' filmi halkla ilişkiler kuramlarından 'Gündem Belirleme Kuramı" bağlantısıyla incelenmiştir. Filmde genel olarak yapılan manipülasyon haberlerle halkın dikkatinin belirli (istenen) bir yöne çekilebildiği daha doğrusu döndürülebildiği izlenmektedir. Böylelikle bu film "Gündem Belirleme Kuramı" ile ilişkilenmektedir. AnahtarKelimeler: Sinema, Sinema filmleri, Mesaj aktarımı, 'Başkanın Adamları' filmi, Halkla ilişkiler-Sinema ilişkisi.
Interpreter at the crossroads of communication, culture and language: A study on Amistad
The aim of this thesis is to explore the status/task and multiple roles of the interpreter in the film Amistad. Bringing together the approaches developed within communication and cultural studies with the approaches from the field of translation and interpreting studies, the thesis examines what the film reveals concerning the intricate relations between culture, language, communication and power in a case of linguistic, cultural and socio-economic asymmetry. The film narrates the story of the 'slaves' of the ship Amistad captured and put into trial in a legal setting where the medium of communication is a language foreign to them. The captives are deprived of a verbal tool to communicate with until an interpreter steps in, whose presence and intervention dramatically changes the course of events leading to their freedom. The analysis of Amistad as a film on language, communication, culture and translation has revealed that the film reflects both the multidimensional roles and a professional profile of the interpreter, the ethics of translation in terms of the relations of freedom and responsibility and the positions of the interpreter in communication as a process of encoding and decoding. As an eminent example revealing the central and critical role and function of the interpreter even in the fields in which translation is seen marginalized, the film shows the key role of the interpreter in the communication as a meaning creation process and power struggles. Amistad portrays the interpreter as one of the prominent players in the power games, struggles and conflicts, who incorporates, experiences, both reflects on and reflects and carries the complex and interrelated relations between the linguistic, cultural, discursive, ideological practices/constructs and power, infrastructure and hegemony, and who knows what lies behind and beyond the codes and the discourse of the dominant. Thus, the interpreter is the one who has the potential/power to either reinforce/re-produce or unsettle, even dissolve and abolish the well-organized, multi-dimensional and multi-level operating hegemonic systems structured by the power. The thesis concludes also suggesting that films may serve as potential sources of future research to explore what is behind and beyond all the workings and mechanisms of the activity of interpreting and to further explore the pivotal and critical roles of interpreter and interpreting in the encounter and clash of cultures.
Türkiye'de televizyonun sosyo-kültürel değişimdeki yeri ve sinemada temsili
Sinema filmleri dünün, bugünün ve geleceğin temsilleri olarak kabul edilmektedir. Bu temsillerin oluşturulmasında kullanılan hiçbir şey tesadüfi değildir. Sinema anlatısında kullanılan bütün görsel öğeler senaristin, yönetmenin, yapımcının hatta filmde oynayan oyuncunun dünya görüşüyle oluşan bir süzgeçten geçerek öznel olarak konumlandırılabilmektedir. Nesnel olan tek şey ise bilim-kurgu ve fantastik türleri haricinde bu görsel öğelerin anlatılan tarihsel süreçle uyumlu olması gerekliliğidir. Bu nedenle sinema filmleri belirtilen dönem içerisindeki kültürel yaşama ve teknolojiye aykırı materyaller sunamaz. Bahsi edilen dönemde insanlar gündelik yaşantısında hangi araçları kullanıyorsa, sinema filmi de anlatısında mecburen aynı araçların kullanıldığı bir temsil sunmak zorundadır. Böylece film anlatısında kullanılan teknolojik araçlardan yola çıkılarak, filmin hangi döneme ait olduğu ve dönemin koşulları hakkında da çıkarım yapılabilir. Bu doğrultuda yapılan çalışma kapsamında 1970'ten günümüze Türkiye'de yaşayan insanların hayatının bir parçası olarak televizyonun sinemada nasıl temsil edildiği incelenmiştir. Çalışma kapsamında anlatı zamanı bakımından kronolojik sıralamayla "Canım Kardeşim" (1973), "Vizontele Tuuba" (2004), "Masumiyet" (1997) ve "Kanal-i-zasyon" (2009) filmleri dönemsel olarak toplumsal pratiklerin ötesinde televizyonun değişen süreç içerisinde nasıl konumlandırıldığını anlayabilmek için çözümlenmiştir.
Tiyatro yapıtlarının sinemaya uyarlanmasında anlatısal ve yapısal değişiklikler Vasıf Öngören'in Asiye Nasıl Kurtulur oyununun filmsel uyarlama örneği
Genel anlamda uyarlama, bir eser üzerinde bir takım değişiklikler yaparak başka bir sanat dalına uygun hale getirmektir. Bu araştırmada edebiyat ve sinema ilişkisi ele alınarak, tiyatro ile film arasındaki benzerlikler ile karşılaştırıldıkları zaman ortaya çıkan bir takım benzerlikler ve farklılıklar ele alınmıştır. Ayrıca sinema neden edebiyatla ilişkilendirildiği sorusunun cevabı aranmış, bunun yanında tiyatrodan filme uyarlama yapıldığı zaman başvurulan yöntemler üzerinde durulmuştur. Göstergebilimsel çözümlemenin kullanılacağı çalışmada, yapısalcılık çerçevesinde Vladimir Propp'tan ilham alınarak kendine has çözümleme yöntemini kuran Algirdas Julien Greimas'ın anlatı izlencesi ve eylensel örnekçesinden yararlanılmıştır. Tiyatro oyunlarının filme aktarılmasını anlatan bu çalışma, Vasıf Öngören'in yazdığı "Asiye Nasıl Kurtulur" oyununun Atıf Yılmaz'ın yönettiği "Asiye Nasıl Kurtulur" filmi arasındaki ilişkiyi çözümlemeyi ve yorumlamayı hedeflemiştir. Tezde, film ve tiyatro metinleri yöntem ve anlatı öğeleri açısından karşılaştırılmış ve filmin metne getirdiği yorumlamalar ele alınarak uğradığı anlatısal ve yapısal değişiklikler incelenmiştir.
Türk sinemasında feminen kadın kimliği: Yönetmen Çağan Irmak örneği
Bu tezde Türk sinemasında, Yönetmen Çağan Irmak'ı da kapsayarak, Türk sinemasının feminen kadın kimliği açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma doğrultusunda, Çağan Irmak yönetmenliğinde yapılan sinema filmlerinde feminen cinsiyet tarzının baskın olduğu iddia edilmektedir. Bu iddia kapsamında, Çağan Irmak tarafından yapılan sinema filmlerinde, yönetmenin kadın kimliğini nasıl ortaya koyduğu ve baskın bir tarz olarak feminen bakış açısının nasıl yansıtıldığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırmada Çağan Irmak'ın; Babam ve Oğlum, Issız Adam, Prensesin Uykusu, Dedemin İnsanları, Tamam mıyız?, Unutursam Fısılda, Nadide Hayat, Benim Adım Feridun filmleri incelenmiştir. Dünya'da ve Türkiye'de, cinsel kalıplar medya aracılığıyla gösterilmekte ve bir anlatı nesnesi olarak yansıtılmaktadır. Geçen yüzyıldan itibaren önemli bir kitle iletişim aracı olan sinema, cinsiyet tarzlarını konu edinmekte ve devamlı surette bunu bir malzeme olarak kullanmaktadır. Bu çalışmanın kapsamı, Çağan Irmak yönetmenliğinde yapılan sinema filmlerinde baskın olarak kullanılan feminen tarzlardır. Çağan Irmak'ın filmleri incelenerek bu filmlerin içeriğinde yer alan feminen tarzlar belirlenmiş ve ortaya konulmuştur. Feminen tarzların belirlenmesinde nitel içerik çözümleme yönteminden yararlanılmış ve filmlerde yer alan mesajların açığa çıkarılması hedeflenmiştir. Çağan Irmak Filmleri incelenerek kadını temsil eden ve feminen kimlikleri ortaya koyan bulgular elde edilmiştir. Araştırmadaki bulgular, Çağan Irmak'ın filmlerinde yer alan kadın karakterlerin genel görünümleri ve filmlerde yer alan diyaloglar üzerinden verilmiştir. Filmlerde yer alan karakterlerin yaşayış biçimleri, kullandıkları söylemler ve materyaller kadınların kimliklerini yansıtarak Çağan Irmak'ın sinema dilinde, kadınların cinsiyet görünümlerinin ortaya konulmasını sağlamaktadır. Bu sinema dili kadınlarla bağlantılı olurken, erkekleri de yansıtabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk Sinemasında Cinsiyet Kalıpları, Feminen Kadın Kimliği, Çağan Irmak Sineması, Çağan Irmak Filmlerinde Feminen Yapı
Zeki Demirkubuz Masumiyet filminin göstergebilimsel çözümlenmesi
Zeki Demirkubuz, 80'ler sonrası Türk sinemasında "bağımsız sinemacı" ekolünün dikkate değer yönetmenlerindendir. Senaryosunu kendisi yazan, popüler üretim ilişkilerine dayalı finansal kaynaklardan yararlanmayan, gişe odaklı sinemacılık anlayışı dışında kalmayı tercih eden bir yönetmen olarak Demirkubuz'un suç, vicdan, kötülük, irade-iradesizlik, nedensizlik, suçluluk, sadakat ve daha genel bir kategori olarak insanı psikolojik hallerini filmlerine konu olarak seçtiği görülmektedir. Zeki Demirkubuz, C Blok(1994), Masumiyet(1997), Üçüncü Sayfa(1999), İtiraf(2001), Yazgı(2001), Bekleme Odası(2003), Kader(2006), Kıskanmak(2009), Yer altı(2012) olmak üzere 9 sinema filmi yapmıştır. Filmleri arasında en çok ödül alan ve Zeki Demirkubuz'un sinema dünyasında ve eleştirmenler tarafından tanınmasını sağlayan filmi Masumiyet'tir. "Masumiyet", Demirkubuz'un filmografisinde önemli bir yere sahip olmasının yanında, uluslar arası düzeyde tanınmasını da sağlayan önemli bir filmdir. Tezin sorunsalı ise bu filmde geçen kapı ve pencere hareketlerinin göstergebilim perspektifinde imgesel değerlendirmesidir. Film 12 kesite ayrılmış ve simgesel bağlamda durağanlıktan devingenliğe geçişi sağlayan kapı ve pencerelerin yer aldığı kareler ele alınıp göstergebilimsel incelenmiştir. Bu incelemede, Paris Göstergebilim Okulu'ndan, Fransız dilbilimci ve göstergebilimci Algirdas Julien Greimas'ın göstergebilimsel yaklaşımı ele alınarak her kesit içerisindeki kareler yüzeyden derine doğru ayrıştırılarak her bir karede, söylemsel – anlatısal – mantıksal – anlamsal düzeyler birleştirilip bağlantılar kurularak Göstergebilimsel çözümlemeye gidilmiştir. Betimleyici araştırma olarak tasarlanan bu Tez, sinema tekniği açısından, ontolojik olarak hareketsiz olan nesnelerin hareket oluşturacak ve simgesel bağlamda durağanlıktan devingenliğe geçişi sağlayacak biçimde nasıl kullanılabileceğini tasvir etme ve bu sinema tekniğini anlaşılır hale getirme amacı taşımaktadır. Tezin diğer bölümlerinde teorik olarak göstergebilim ve önemli temsilcilerinden bahsedilmekte, Demirkubuz'un biyografisi, sinematografik yaklaşımı ve filmleri hakkında bilgi verilmektedir. Anahtar Kelimeler: Zeki Demirkubuz, Masumiyet, A.J. Greimas, Göstergebilim.
Türk sineması film afişlerinin grafik incelemesi
Bu çalışmada, sinemanın gelişimi ile paralellik gösteren ve sinemanın tanıtımında önemli bir faktör olan Türk film afişlerinin, Türk sinemasının başlangıcından günümüze kadar geçen süreçte geçirdiği evreler incelenmiştir. Türk Sinema Tarihi başlangıcından günümüze kadar araştırılmış ve geçirdiği süreç kısaca anlatılmıştır. Türlerine göre ayrılan Türk sineması, afişler üzerinden grafik tasarım anlayışı ile incelenmiştir. Dünya'da ve Türkiye'de afişin gelişimi ve sinema afişlerinin Türkiye'deki tarihsel gelişimine yer verilmiştir. Sinema afişlerinin yapılış tekniklerinden bahsedilmiş ve teknolojinin afişlerin gelişimi üzerindeki etkisinden bahsedilmiştir. Çalışmanın sınırlılıkları açısından başlangıcından günümüze kadar ele alınan tez konusunun uzun bir dönemi kapsaması ve film sayısının fazlalığı karşılaşılan önemli bir sorundur. Ayrıca konu ile ilgili kaynak yetersizliği karşılaşılan diğer önemli kısıtlardandır. Çalışmaya söyleşiler bölümü eklenerek Türk sinemasına ve Türk film afiş sanatına emek vermiş kişilerle görüşülmüş yetersiz kaynak sıkıntısına çözüm olabilmek hedeflenmiştir. Çalışmada en çok film üretimi yapılan yıllar olan 1950-1980 yılları arasında çekilen ve en çok akılda kalan filmlerin afişlerinin bir kısmı döneminde en çok tercih edilen yöntem olan illüstrasyon yöntemi ile yeniden üretilmiş, bir kısmı günümüz tasarım anlayışı ile tekrar tasarlanmıştır. Seyirciyi sinemaya çekmek ve filmle bir bağ kurması amaçlanan film afişleri aynı zamanda yapıldıkları dönemin sosyal, politik durumu, toplumun değer yargıları hakkında izleyiciye bilgi vermektedir. Bu yönüyle de kültürel bir miras niteliği taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı sinema gibi kültürel mirasımız olan sinema afişlerinin gelişimi hakkında bilgilendirmek ve gelişimine ışık tutabilmektir.
2000 ile 2016 arasında yapılmış Türk filmlerinde kullanılan afiş tasarımlarının grafik tasarımı bağlamında incelenmesi
Araştırmada 2000 ile 2016 yılları arası yapılmış olan Türk Film Afişlerinin Grafik Tasarımı bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma süresince 2000 ile 2016 yılları arasındaki Türk film afişlerini araştırmak ve bu afişleri; boyut, tasarım, yapım, tipografi ve kullanılan yazı karakteri, fotoğraf, resim ve renklerin kullanımı, farklılık ve zıtlık açısından incelenmiştir. Araştırma kapsamında afiş nedir, afişin içeriğini oluşturan öğeler nelerdir, afişin tarihsel gelişimi ve film afişleri ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca araştırmada afişler üzerine yapılan çalışmalarla ilgili bilgilere yer verilmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada afişler ile ilgili literatür taraması yapılarak ve 2000 ile 2016 yılları arası Türk filmlerinden seçilmiş olan 16 film grafik tasarımı bağlamında incelenmiştir. Araştırma çerçevesinde incelenen afişler ve kaynaklar neticesinde film afişlerinin toplumda var olan sorunları yansıtmada güçlü bir rol üslendiği söylenebilir.
Sinemada klasik anlatının film senaryosuna etkisi
Sinema, ilk ortaya çıktığı zaman resim sanatının bir uzantısı olarak kabul gördü. Resme hareket gelmesi aslında o kadar basit bir buluş değildi. Nitekim tarih bize bunu çok kısa zamanda gösterdi. İlk öykülü filmlerden Hollywood'un kuruluşuna kadar sinema bir dizi içeriksel değişime uğradı. Bu içerik değişimi iki koldan yürüdü. Birincisi sinemanın kendi dili olarak kamera açıları, farklı optikler, kurgusal denemeler ve sembolik görüntülerdir. Diğer bir kol ise sinemanın öykü anlatıcılığı yapması ve bu bağlamda ilk hikayeli filmlerden yola çıkarak kuramsallaşan anlatı stratejileridir. Hollywood ile beraber bu anlatıların sistematikleştirilmesi ve hızlı üretim pratikleriyle standartlaşmasının sonucu hikaye anlatıcılığının da basit bir matematik hesabına dönüştürülmesi incelenmiştir. Geçmişi mitolojiye kadar dayanan anlatının ilk ortaya çıkışı, geliştiği sosyal yapı ve bunu yazıya döken Aristoteles ile ilk kuramsallaşmasını yaşaması, ilk ele alınan konu olmuştur. İlk kuramsal yapı olan giriş, gelişme, doruk noktası ve sonucun içeriği incelenmiştir. Bu anlatı yapısı ilk etapta Aristoteles'in Poetika adlı eseri üzerinden incelenmiştir. Devamında ise günümüzde bunları kuramsallaştıran örnekler incelenmiştir. Bu anlatılardan biri olan Christian Vogler'e ait olan Yazarın Yolculuğu Kılavuzu, çalışmamızın son bölümünde film incelemesi için kullanılmıştır. İkinci bölümde ise anlatıyı farklı bir formda ve kendi diliyle birleştiren sinemanın tarihine kısa bir bakış atılmıştır. İlk filmler, ilk yönetmenler, ilk anlatıcılar incelenmiştir. Anlatının en işlevsel kullanıldığı Hollywood sineması, tarihi ve kurumsal yapısı ve işleviyle birlikte ayrıntılı incelenmiştir. Hollywood'un endüstri yapılanması içinde ortaya çıkan tür sineması incelenmiş bu türlerden Western, özgün olması ve sinema ile yaşıt olması sebebiyle ayrıntılı incelenmiştir. Western sineması içinde türün en iyi örneklerini veren John Ford bu başlık altında incelenmiştir. Son bölümde klasik anlatının günümüz kuramcılarından Christian Vogler'in Yazarın Yolculuğu Kılavuzu, Hollywood'a ait en özgün tür olan Western türünde eserler veren John Ford'un 1917'den başlayarak 10 yıl aralıklarla çektiği 5 film üzerinden sinemadaki gelişimi incelenmiştir. Bu inceleme sonucu klasik anlatı zamanla gelişmiş ve sinemada anlatı dilinin bir parçası olmuştur. Biçimsel olarak var olan bu yapı, filmlerin içeriğine müdahale edecek boyuta varmıştır.
Protagonist olarak kadın karakterlerin Nadine Labaki filmlerinde temsili
Sinema gerçek ya da kurgusal olayları film anlatısı merkezinde aktarırken bazı söylemler oluşturur. Söylemler diyaloglar ve sinematografik unsurlar aracılığıyla aktarılır. Bu tezde Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki'nin "Karamel" ve "Peki Şimdi Nereye?" filmlerinde protagonist olarak kadın karakterlerin filmlerin anlatısında kullanılan söylemlerle nasıl temsil edildiği analiz edilmiştir. Bu bağlamda filmler, "Eleştirel Söylem Analizi" yöntemiyle değerlendirilmiştir. Örneklem alınan filmlerde kadınların temsili, anlatı kuramı ve temsil kuramı bağlamında incelenmiştir. Filmlerdeki diyaloglar ve kullanılan sinematografik öğeler kadın bakışıyla oluşturulan anlamın aktarılmasını sağlamıştır. Sonuç olarak, Nadine Labaki'nin filmlerinde kadın karakterler klasik anlatı sinemasındaki kadın stereotiplerinin aksine anlatının merkezinde ana karakter olarak yer alarak mantıklı, güçlü, zeki olarak temsil edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anlatı Kuramı, Temsil Kuramı, Sinemada Kadı
Animasyon filmlerindeki at hareketlendirmelerinin Eadweard Muybridge şablonu üzerinden incelenmesi
Animasyon; çizimlerin, resimlerin ya da objelerin arka arkaya hızlı bir şekilde gösterilmesi ile elde edilen hareketli görüntü olarak tanımlanmaktadır. Phenakistoscope, flipbook ve zoetrope gibi optik illüzyon oluşturan görüntüleme oyuncaklarının icadıyla karşımıza çıkmıştır. Teknolojik gelişmeler sonucu fotoğraf makinesi, kamera ve bilgisayarın keşfedilmesi ile animasyon gelişerek günümüze kadar gelmiştir. Sinema filmleri başta olmak üzere hemen hemen görüntülü medyanın bütün birimlerinde temel kullanım aracı olarak karşımıza çıkan "Animasyon", diğer adıyla canlandırma, teknik olanakların artması ve teknolojik gelişmelerle birlikte birbirini destekleyen veya birbirinden tamamen bağımsız çeşitli animasyon teknikleri ve türlerine ayrılarak bir sektör haline gelmiştir. Bu çalışmada; 100-150 yıllık bir geçmişe sahip olan animasyon; türlerine ve bu türlerin tarihsel gelişim süreçlerine göre animasyonun temel prensipleri bağlamında, çeşitli animasyon teknikleri ve ürünleri incelenmiştir. Eadweard Muybridge Şablonundaki gerçeklik algısına değinilmiş ve at çizim şablonları temel alınarak, animasyon gelişim dönemi ve animasyon tekniklerinden örnekler seçilmiştir. Bu verilerden hareketle at animasyonları üzerine bir çözümleme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çizgi Film, Canlandırma, Animasyon, Eadweard Muybridge, Eadweard Muybridge Şablonu, At Figürü
Film jeneriklerinde tipografinin kullanımı
Grafik tasarım her alanı etkilediği gibi sinema alanını da varlığıyla etkilemiştir. Film jenerikleri, geçmiş zamanda ekranda sabit olarak duran düz yazılardan oluşmaktayken, günümüzde bu durumun çok daha ötesine geçilmiş ve filmi zenginleştiren ayrı bir tasarım mecrasına dönüşmüştür. Film jenerik tasarımlarında gelişen teknoloji ile birlikte, yaşanan zenginleşmelerin tipografik olarak da çeşitlenmesi ve gelişmesi bu tez konusunun seçiminde önemli bir rol oynamıştır. Bu araştırmada öncelikle, grafik tasarımın temel ögelerinden biri olan tipografiye kapsamlı bir biçimde yer verilmiştir. Daha sonra film jeneriklerinde yer alan tipografinin kullanımını daha iyi anlayabilmek için, geçmişten günümüze kadar film jenerik tasarımlarının tarihi, dönemsel olarak ayrılmıştır. İlk jenerik tasarımlarından, günümüze kadar gelen önemli somut örnekler üzerinden, tipografik yaklaşımların değişimi ve gelişimi incelenerek analiz edilmeye çalışılmıştır.
Görsel medya distopya anlatılarında hegemonyanın inşası
Görsel medyada yer alan bilimkurgu içeriklerinde distopya teması var olmayan bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşen karamsar ve kasvetli durumları anlatmaktadır. Distopya temali film ve dizi içeriklerinde genellikle bir kurtarıcı, kahraman rolü atfedilen karakterler bulunurken, diğer bir yandan ise içinde bulunulan sisteme karşı gelen karakterler bulunmaktadır. Söz konusu tez çalışması; film ve dizilerde yer alan distopya temasında karakterlerin iktidar ilişkilerini incelemekte ve hegemonya kavramının inşasına yol açan nedenleri, hegemonik bir sistemin distopik durum anlatısında nasıl işlendiğini ve karakterlerin bu durumlarda dahi aralarında böyle bir sistem oluşturmalarında, toplumsal normların ne gibi bir etkisi olduğunu da baz alarak incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma ile; hem toplumsal normların hegemonya sisteminin işlenişine ne gibi bir imkan tanıdığı hem de karakterlerin yaş,cinsiyet, güç, ırk farklılıklarına göre kendi aralarında ne şekilde ayrıldığını incelemek hedeflenmiştir. Çalışmada görsel medya bilimkurgu türünün tarihsel gelişimi ve ideoloji kavramı üzerinde durularak 'The Society' adlı genç-ergen dizisi hegemonya kavramı ile bağlantılı olarak incelenmesine yer verilmiştir. Bu incelemelerde, hegemonyanın distopya temalı görsel medya ürünlerinde inşa edilişine dair bulgulara rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: distopya, hegemonya, bilimkurgu, The Society, görsel medya
Avrupalı yönetmenlerin yasa dışı göç olgusuna bakışı ve filmlerinde tasviri
Göç olgusu, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanları göçe iten çeşitli faktörler vardır. Göçler; gelişen ekonomik, siyasal ve sosyal olaylar neticesinde gerçekleşmektedir. Sanayileşme sonrasında ortaya çıkan küreselleşme süreciyle yeni bir yapılanma içine giren dünyada, göç kavramı da değişkenlik göstererek zamanla sayısal bir artış göstermiştir. Son yıllarda Orta Doğu, Asya, Afrika ve özellikle Suriye'de yaşanan siyasi mücadeleler sonucunda, Avrupa'ya göçmen akınları artmıştır. Yaşanılan bu göç ve devamındaki sığınmacı akınları sinemada işlenen önemli temalardan biridir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da artan göçmen nüfusu ve bu nüfusun sinema faaliyetlerinde bulunması göç sineması kategorisi üzerine düşünülmesini gerektirmiştir. Çalışmada, ulusal sinema paradigmasının açıklamakta yetersiz kaldığı göç ve göçmen sineması, ulusötesi sinema ve göçmen sinema literatürü üzerinden değerlendirilmiş ve çağımızın ihmal edilemeyen gerçeklerinden olan yasa dışı göç olgusuna gerçekçi sinema perspektifinden bakılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, son dönemlerde yaşanan yasa dışı göç, mülteci ve sığınmacı krizine Avrupa kökenli yönetmenlerin benzer bir bakış açısı geliştirdikleri tespit edilmiştir.
Teknolojik determinizm bağlamında korku filmlerinin değişen evreni: Teknolojik korku filmleri özelinde sosyal medya filmleri
Bu çalışma, korku sinemasının tarihine inerek korku sinemasında tür kavramını dönemlerine ayırarak incelemektedir. Çalışma, korku sinemasının alt türleri üzerinde dururken her alt türün oluşmasını o dönem içindeki bir olaya bağlamaktadır. Çalışma, aynı zamanda teknolojinin gelişmesi ile bu dönemde yeni bir alt türün ortaya çıktığını ve bu alt türün teknolojik korku filmleri olarak adlandırıldığını söylemektedir. Çalışmada, teknolojik korku filmlerini incelerken özellikle insanların kaygılarından beslenerek ortaya çıkmış olan sosyal medya filmlerini incelenerek, sosyal medya filmlerinin insanların hayatındaki yeri, önemi ve etkileri irdelenmektedir. Çalışmada tüm bu bilgiler, teknolojik determinizm ile desteklemektedir. Sosyal medya filmleri incelenirken sosyal medya, karakter ve evren olarak detaylı inceleme yapılmıştır. Tüm bu bilgiler doğrultusunda, çalışma, korku filmlerinin gerçek evrenden uzaklaşarak sanal bir evrende geçtiğini ve ilerleyen teknolojik gelişmelerle birlikte artık korkunun daha soyut bir evrende olduğunu tüm bu durumların insanların korkularına yeni şekiller verdiğini, korku filmi ve izleyici arasındaki ilişkiyi daha katmanlı bir hale çevirdiğini savunmaktadır.