Second language teaching

61 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yabancılara Türkçe öğretiminde ikinci dil motivasyonel benlik sistemi ve ikinci dilde iletişim kurma istekliliği arasındaki ilişki

Bu araştırmanın temel amacı Türkiye'de Türkçe öğrenen uluslararası öğrencilerin sınıf içi iletişim kurma isteklilikleri ve motivasyonel benlik sistemleri arasında ilişkiyi açıklamaktır. Bu amaç doğrultusunda Hacettepe ve Gazi Üniversitelerinin Türkçe ve Yabancı Dil Uygulama ve Araştırma Merkezlerinde (TÖMER) 43 farklı ülkeden, 97 erkek, 73 kadın olmak üzere toplam 170 katılımcıdan veri toplanmıştır. Katılımcılara "ikinci dilde sınıf içi iletişim kurma istekliliği" ölçeği ile "ikinci dil motivasyonel benlik sistemi" ölçeğinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir anket uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları önce betimsel analizlerle incelenmiş ardından kadın ve erkek katılımcıların motivasyonu ve sınıf içi iletişim kurma isteklilikleri arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı saptanmıştır. Araştırmanın temel amacı olan iki yapı arasındaki ilişkilerin incelenmesi ise Pearson korelasyonları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre bu iki yapı arasında pozitif yönlü güçlü ilişkiler olduğu görülmüştür. Bu bulgularla süreç odaklı motivasyon yapısı yani motivasyonel benlik sisteminin yabancılara Türkçenin öğretiminde uygulanabilirliği ispatlanarak alana katkı sağlanmıştır. Ayrıca çalışmada katılımcıların Türkçe düzeyleri ile bu iki yapısında anlamlı değişiklikler olup olmadığını incelemek için tek yönlü varyans analizleri yapılmıştır. Bu analizlere göre katılımcıların Türkçe düzeylerinde sınıf içi iletişim kurma istekliliklerine göre anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Bu yüzden eğitimcilerin bu yapıyı da göz önünde bulundurarak eğitim-öğretim süreçlerini planlamaları öğrencilerin Türkçe düzeylerini yükseltmelerine katkı sağlayabilir. Ancak, bu çalışmaya ek olarak araştırmacılar konu üzerine farklı gruplardan ve daha büyük gruplardan toplanacak verilerle alana katkı sağlanmaya devam edebilir. Özellikle, bireylerin algılanan motivasyon ve iletişim kurma istekliliklerini ölçeklerle ölçmenin yanı sıra nitel çalışmaların da yapılmasının alandaki araştırma boşluğunu doldurmaya katkı sağlayacağı söylenebilir.

Dil benlikleriMotivasyon benlik sistemiTürkçe+5
Buğra Yiğit Boz
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İkinci dil olarak Türkçe öğretiminde öykü tamamlama etkinliğinin öğrencilerin yazma becerilerine etkisi

Bu çalışmanın amacı; öykü tamamlama etkinliklerinin ikinci dil olarak Türkçe öğrenenlerin yazma becerilerine etkisini ölçmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Adana merkez Yüreğir ilçesinde bulunan bir ortaokuldan seçilen Arap asıllı, Türkçeyi ikinci dil olarak öğrenen 14 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada eylem araştırması yöntemi uygulanmıştır. Öncelikle kişisel bilgi formu ile demografik bilgiler analiz edilmiştir. Daha sonra öğrencilerden kendilerine verilen konu hakkında bir kompozisyon yazmaları istenmiş ve dereceli puanlama anahtarıyla kompozisyonlar değerlendirilmiştir. Ön uygulaması bu şekilde yapılan çalışmanın sonunda öğrencilerin yazma eğitimine ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Sonraki aşamada, öğrencilere öykü tamamlama etkinlikleri ile ilgili bilgiler verilmiş ve 5 hafta süreyle her hafta bir öykü tamamlama etkinliği yaptırılmıştır. Her etkinlik sonrası öğrencilere bireysel geri dönütler verilmiştir. Uygulamanın sonunda öğrencilere son uygulama olarak yeniden kompozisyon yazdırılmış ve dereceli puanlama anahtarıyla değerlendirilmiştir. Sürecin sonunda görüşme formuyla öğrencilerin etkinliklerle ilgili düşünceleri alınmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin ilk ve son uygulama puanları arasında ortalamada %56 artış yönünde farklılık görülmüştür. Öğrencilerin sayfa düzeni, başlık, plan ve işleyiş ve dil ve anlatım alanlarında kayda değer ilerlemeler gösterdikleri tespit edilirken yazım ve noktalama alanında yeterli sonuç alınamamıştır.

Hedef dilHikaye yazmaKüçürek öykü yazma becerisi+5
Nurcan Ada Çetinkaya
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Lübnan'daki 12. sınıf öğrencilerinin İngilizce dil ihtiyaçlarının analizi

1997 yılında tasarlanan Lübnan eğitim programı, bu araştırmanın yazıldığı ana kadar değişmedi. Bu nedenle, öğrencinin yaşamı, kültürü veya gerçekliği ile olumlu bir şekilde bağ kuramayan bir eğitim programı nasıl başarılı sayılabilir? Öğrencilerin toplumuna ve geleceğine hitap eden yeni güncellenen bir eğitim programı, eğitimciler ve politika yapıcılar tarafından yerine getirilmesi gereken bir zorunluluktur. Buna göre, atılması gereken ilk adım, eğitim programı geliştirme sürecinde ve kuruluşunda kilit bir unsur olan ihtiyaç değerlendirmesidir. Bu araştırma, Lübnan'daki devlet okullarında 12. sınıfta İngilizce İkinci Dil Öğrenenlerin (ESL) dil ihtiyaçlarını belirlemeyi ve mevcut eğitim programı ile öğrencinin dil ihtiyaçları arasındaki boşlukları belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, bu araştırma aşağıdaki ana soruları yanıtlamayı amaçlamaktadır: Lübnan'daki 12. Sınıf ESL öğrencilerinin İngilizce öğretimi ihtiyaçları nelerdir? Doküman incelemesi, anket ve görüşmelerin yapıldığı bu çalışmanın uygulanmasında durum çalışması yaklaşımı kullanılmıştır. Amaç, 12. sınıf öğrencilerinin çalışmalarında ve yüksek öğrenimlerinde İngilizce dil ihtiyaçlarının daha derinden anlaşılmasını sağlamaktı. Sonuç olarak, bu araştırma, dört dil becerisinin hepsinde 12. sınıfın İngilizce dil gereksinimlerini belirlemiştir: okuma, dinleme, konuşma ve yazma, mevcut öğrencilerin gereksinimlerine uygun olarak. Ayrıca, Lübnan'daki eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu zorluklara ışık tutmuş ve ülkede İngilizce öğretimini ve öğrenimini geliştirmek için geçirilebilir öneri sunmuştur. Çalışma birkaç önemli konunun varlığını ortaya koydu; bunlardan biri, düşünme becerilerinin tüm dallar arasında eşit olmayan bir şekilde dağılması ve üst düzey düşünme becerilerine odaklanılmaması görülmektedir. Araştırma hem öğretmenler hem de öğrenciler adına programdan yaygın bir memnuniyetsizliği ortaya çıkardı. Millî Eğitim Bakanlığı'nın ortaya koyduğu genel hedefler ile gerçek arasında birçok boşluk ve tutarsızlık tespit edildi. Programın genel hedefleri, amaçlanan amacı karşılamıyor gibi görülmektedir.

Dil ihtiyaç analiziEğitim programlarıLise öğrencileri+7
Eslam Aljaafıl
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokulda yabancı uyruklu öğrencilere ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin kapsayıcı eğitim açısından incelenmesi

Bu çalışma ilkokulda yabancı uyruklu öğrencilere ikinci dil olarak Türkçe öğretimini kapsayıcı eğitim açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Konya ili Karatay ilçesinde bir devlet okulunda sınıfında yabancı uyruklu öğrenci bulunan 10 sınıf öğretmeni ve 3 PİKTES öğretmeni ile bu okulda eğitim gören 10 yabancı uyruklu öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden olan durum çalışması ile yürütülmüş olup veriler görüşme aracılığıyla toplanmıştır. Görüşmeler katılımcının kendini rahat hissettiği ortamlarda sohbet havasında gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış aynı zamanda ses kayıt cihazı ile veriler desteklenmiştir. Elde edilen verilerin analizi için kodlar oluşturularak veriler kodlar altında toplanmıştır. Kodlar altında toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında yabancı uyruklu öğrencilere ikinci dil olarak Türkçe öğretimi için eğitim hayatının başında sistemli bir uygulama olmadığı, öğrencilerin sınıflarda Türkçeye maruz kalarak öğrendiği ve okul çapınca öğrenciler ve velilerde Türkçe dil sorunu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan gözlemlerde öğrencilerin çoğunun okuduğunu anlama gerektiren durumlarda zorlandığı, öğretmenlerin hiçbir öğrenciyi seçmeden sürece dâhil etmeye çalıştığı gözlenmiştir. Ulaşılan sonuçlar değerlendirildiğinde ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin iki şekilde yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. PİKTES projesinin olduğu okullarda ayrı bir sınıf oluşturulmaktadır ve bu durumun kapsayıcı eğitime uygun değildir. Bununla beraber projenin olmadığı okullarda ise sınıfta öğretmen ve akran etkileşimi ile öğrendikleri yabancı uyruklu öğrencilerin fazla olduğu sınıflara bir yardımcı öğretmen verilerek öğretmenlerin sınıf içinde her öğrencinin aktif katılımını sağlaması hususunda destek verilebilir. Aynı zamanda dil bilmeyen çocukların PİKTES projesi kapsamında ayrı sınıflara alınmasındansa çocukların aşamalı bir şekilde ders saatleri dışında destek eğitime alınması şeklinde bir program geliştirilebilir. Bunların dışında en eğitimin en önemli unsurlarından olan aile faktörünün süreçte daha aktif bulunabilmesi için velilere yönelik dil eğitimleri veya kurs sınıfları açılarak ulaşılmak istenen amaçlara daha kalıcı ve hızlı bir şekilde ulaşılabilir.

Kapsayıcı eğitimTürkçeTürkçe öğretimi+5
Esra Ovalı
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel oyun temelli dil gelişim programının ana dili Türkçe olmayan okul öncesi dönem çocuklarının ikinci dil (Türkçe) edinimine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı"nın ana dili Türkçe olmayan okul öncesi dönem çocuklarının ikinci dil (Türkçe) edinimine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni okul öncesi dönem çocuklarının ikinci dil (Türkçe) edinimi, bu değişkene etkisi araştırılan bağımsız değişkeni ise Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı oluşturmaktadır. Araştırmada ön-test/son-test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Mardin İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okullar bünyesinde okul öncesi eğitimi alan ve ana dili Türkçe olmayan okul öncesi dönem çocukları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme tekniğiyle seçilerek Mardin ili Dargeçit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı iki köy okulunda okul öncesi eğitimi alan 22'si deneme grubunda, 22'si kontrol grubunda olmak üzere 44 adet çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" ve çocukların alıcı dil yaşlarını ölçebilmek amacıyla "Peabody Resim Kelime Testi" kullanılmıştır. Uygulama sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı" deney grubundaki 22 çocuğa 10 hafta boyunca haftada dört gün 30 dakika olarak toplamda 20 saat uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise sadece Okul Öncesi Eğitim Programı'na uygun hazırlanan etkinlikler uygulanmıştır. Kişisel Bilgi Formu ile toplanan çocuk ve ebeveynlerle ilgili veriler frekans ve yüzde değerleri kullanılarak sunulmuştur. Peabody Resim Kelime Testi ile elde edilen veriler SPPS paket programıyla analiz edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının parametrik testler için yeterli sayıda olduğu durumlarda, ikili karşılaştırmalarda Bağımsız Gruplar için t-Testi, grup içi ön test-son test karşılaştırmalarında Eşleşmiş Örneklemler t-Testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının parametrik testler için yeterli sayıda olmadığı durumlarda, ikili karşılaştırmalarda Mann-Whitney U Testi, alt boyutlar arasındaki ilişkileri incelemek için ise Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Bütün analiz sonuçları için anlamlılık düzeyi p < .05 olarak belirlenmiştir. Veriler analiz edildiğinde "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı" uygulanmadan önce deneme grubu çocuklarının ve kontrol grubu çocuklarının dil becerileri ön-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmadığı belirlenmiştir. Deneme grubu çocuklarının dil becerileri son-test puan ortalamaları ile kontrol grubu çocuklarının dil becerileri son-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmadığı tespit edilmiştir. Hem Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı uygulanan deneme grubu çocukların dil becerileri ön-test/son-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma hem de Okul Öncesi Eğitim Programı'na ilave bir eğitim uygulanmayan kontrol grubu çocuklarının dil becerileri ön-test/son-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma saptanmıştır. Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı uygulanan deneme grubu çocuklarının dil becerileri son-test puan ortalamalarında okul öncesi eğitimi alma durumu, cinsiyet, anne ve baba eğitim durumu, ailenin ekonomik düzeyi, ebeveynlerin günlük rutinde kitap okuma durumuna göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı ve çocukların dil becerileri son-test puan ortalamaları ile ebeveynlerin çocuklarına kitap okuma sıklığı arasındaki ilişkinin anlamsız olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda deneme grubu çocuklarının ön-test/son-test puan ortalamalarının, kontrol grubu çocuklarının dil becerileri ön-test/son-test puan ortalamalarından yüksek olması "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı" ile açıklansa da programın ana dili Türkçe olmayan çocukların ikinci dil (Türkçe) edinimlerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Oyun, İkinci Dil, Ana Dil, Dil Gelişimi, Dil Edinimi

Alıcı dil becerileriDil edinimiEğitsel oyunlar+6
Şuheda Betül Nur Özlevent
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of Shadowing technique on L2 learners' pronunciation skills

In this study, it was aimed to find out the effects of Shadowing, a method which is one of the pronunciation development methods of students in the process of learning English as a foreign language, over the students' pronunciation development. The study was carried out with students studying in the preparatory department at a private university. A mixed-methods design was applied and the data were collected quantitatively and qualitatively. Qualitative data were collected through a pre-test and post-test which were taken by the control group and experiment group. Throughout the study, short videos of native English speakers were sent to both the experiment group and the control group. The experiment group repeated the sentences in the videos they listened to and sent them to the researcher as a sound recording. The control group only listened to these videos. At the end of the study, qualitative data were collected through an open-ended questionnaire applied to the experimental group. According to the results of the quantitative data obtained in the study, the implementation of Shadowing Method has positive effects on the development of students' English pronunciation. It was revealed that the pronunciation mistakes of the experimental group, in which the shadowing method was implemented for eight weeks, made in the pre-test before the Shadowing Method was implemented, were more than the pronunciation mistakes they made in the post-test after the Shadowing Method was implemented for eight weeks. These results show that the Shadowing Method improved students' English pronunciation. According to the quantitative data analyzed by the thematic coding method, it was determined that the motivation of the students increased with the shadowing method. It was stated by the participants that the shadowing method was helpful, effective, fun and motivating. The fact that it is not time consuming and provides consistency are among the positive comments made by the participants for this method. As a result, the Shadowing Method, which is an English pronunciation improvement method, revealed good learning results on pronunciation improvement. At the same time, it was observed that students developed positive perspectives towards their own learning experiences. The fact that the Shadowing Method does not take much time, is a method integrated with technology, the listening resources are provided by native English speakers, the materials used are obtained from interesting sources such as TV series, movies, music make this method both practical and fun to use. The Shadowing Method is recommended to be used in the language learning process to improve English pronunciation.

ShadingPronunciationForeign language learning+7
Emine Melike Efeoğlu
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancılara teknoloji tabanlı Türkçe öğretimi: Dinleme becerisinin kazandırılmasına ilişkin durum analizi

Bu araştırma, Türkçenin yabancı (ikinci) dil olarak teknoloji tabanlı öğretiminde dinleme becerisinin Türkiye'deki durumuna ve geliştirilmesine yönelik bir alan yazın çalışmasıdır. Bu bağlamda, teknolojinin dil öğretimi sürecine girdiği programlı öğretim uygulamasıyla başlanıp 2000'li yılların İnternet tabanlı teknolojilerine kadarki alan yazın taranmış; olumlu olumsuz yanlarıyla teknolojinin ikinci dil öğretimine katkısı tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, Türkçenin ikinci dil olarak öğretiminde teknolojinin yeterli boyutta kullanılmadığı ortaya çıkmıştır.

Dil öğretimiDinleme becerisiTeknoloji destekli öğretim+6
N. Demet Yayla
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

A corpus based study on L2 English hypothetical conditionals

Granger (2009) considers the place of learner corpus (LC) studies at the crossroads of four language research areas: corpus linguistics, linguistic theory, second language acquisition and foreign language teaching (p. 13). Granger also stresses the significance of learner corpus in the field: `using main principles, tools and methods from corpus linguistics, it aims to provide improved descriptions of learner language used for a wide range of purposes in foreign/second language acquisition research and also to improve foreign language teaching? (2002, p. 4). So, researchers can utilize the learner corpus in their interest of research areas. In examining various variables that could affect English interlanguage, ?researchers commonly use International Corpus of Learner English (ICLE), which contributes to language research areas with the abundance of hands-on material.? (Can, 2010, p. 16)A particular type of linguistics complexity in grammatical variation studies is `dependent clause? which consists of three main structural clauses; namely, relative clauses, adverbial clauses and complement clauses. These structural clauses have their sub-divisions. In this study, `adverbial clauses? is the main theme, which has three major meaning domains as conditional (if), cause (because), and other clauses (e.g., after, before, while, until, as, since, so that) (Biber, 2006, p. 77). In adverbial clauses, hypothetical conditional sentences composed by using conditional (if), has been selected as a topic of research examination in the observed argumentative written essays.The ultimate purpose of the study is to reveal any possible effects of interlanguage by the over and/ or underuse of hypothetical conditional clauses in argumentative essays of Turkish students written both in Turkish and English Languages by native speakers of English and EFL Turkish students, native speakers of Turkish in the light of four corpora: Louvain Corpus of Native English Essays (LOCNESS), Turkish University Corpus (TUC), and two other subcorpora of International Corpus of Learner English (ICLE); Turkish International Corpus of Learner English (TICLE) and Japanese International Corpus of Learner English (JPICLE). In this study, the quantitative results obtained from the four corpora have discussed any possible English interlanguage property on the use of particular modal verbs in hypothetical conditional structures examined in Japanese and Turkish EFL learners? written performances.Key Words: Learner Corpus, Hypothetical Conditional Clauses, Interlanguage, Corpus Linguistics, LOCNESS, ICLE, JPICLE, TICLE, TUC.

IntralanguageCorpus linguisticsMoods+5
Yunus Emre Akbana
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-60 ay ve 61-72 ay grubu çocuklarının ana dil gelişimleri ile ikinci dil öğrenmeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dünya çapında ikinci dil öğrenmenin önemi ve yararı yadsınamaz. Okul öncesi dönemin de ikinci dil öğrenmek için oldukça elverişli bir dönem olduğunu araştırmalar göstermiştir. Bu çalışma ?Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-60 ay ve 61-72 ay grubu çocukların ana dil gelişimleri ile ikinci dil öğrenmeleri arasında ilişki olup olmadığını , öğrenmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Adana ilinin, Çukurova ilçesinde, okul öncesinde İngilizce eğitimi veren bir özel okula devam eden 59 çocuk ile yürütülmüştür. Çocukların ana dil gelişimlerini belirlemek için Portage Gelişim Tarama Envanterinden yararlanılarak hazırlanan dil testi ve düz anlatım yöntemine dayalı dil etkinliği uygulanmıştır. Uygulanan dil etkinliğinin ses kayıtları alınmıştır. Çocukların ikinci dil öğrenme başarısını belirlemek için ise, beş ay boyunca İngilizce öğretmeni tarafından İngilizce eğitimi alan çocuklara araştırmacı tarafından İngilizce başarı testi uygulanmıştır. Aynı zamanda çocukların ailelerine kişisel bilgi formu gönderilmiştir. Araştırma sonucunda Portage Gelişim Envanterinden yararlanılarak hesaplanan dil testi puanları ile İngilizce başarı testinden alınan puanlar arasında 48-60 ay yaş grubunda yüksek düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki olduğu, 61-72 ay yaş grubunda ise orta düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Çocukların hikaye anlatımlarında kullandıkları toplam sözcük sayıları ile İngilizce başarı testi puanları arasında; 48-60 ay grubunda orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu, 61-72 ay grubunda ise yüksek düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki; ayrıca çocukların hikaye anlatımlarında serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden elde ettikleri toplam puanlar ile İngilizce başarı testi puanları arasında; 48-60 ay ve 61-72 ay yaş grubunda orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur.

AnadilDil edinimiDil gelişimi+7
Habibe Özer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
10
Master'sOpen AccessEN

Learners' attitudes towards the use of L1 in English classes: A sample of Salahaddin University

Two main opposing approaches exist regarding the impact of first-language (L1) use in the teaching and learning of English as a foreign language (EFL): the monolingual and bilingual approaches. Some linguists assume that students' L1 should be banished from their English classes, whereas others assert that it facilitates the process of learning a target language (TL). The purpose of this study was to investigate learners' attitudes towards L1 use in their English classes, both by the students themselves and by their teachers. The current study also determined which factors caused the learners to switch from the TL to their L1. This study was conducted at Salahaddin University, Erbil, at the end of the first semester of the 2016-2017 academic year. It employed a mixed-method approach of data collection and analysis. Two hundred and fifty-eight EFL learners of both genders participated in the quantitative data collection, which consisted of a two-part: Learners' Attitudes towards L1 Use Questionnaire (LATL1UQ) later analyzed via SPSS (Statistical Package for the Social Sciences). The qualitative data were collected via face-to-face Semi Structured Interviews (SSI) conducted with eight EFL learners, and content analysis was subsequently employed for its analysis. The findings revealed that participants had a slightly positive attitude towards the use of their L1 in the facilitation of their TL learning. By referring to current theories of TL acquisition and reviewing recent literature, it can be inferred that learners' L1 has a necessary and facilitating role in acquiring a foreign language. Keywords: EFL learning, the use of L1, the use of the target language, learners' views and opinions.

Mother tonquePreparatory classesGoal orientations+7
Attaa Lateef Galalı
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Resolution of structural ambiguities during real-time l2 sentence processing: Evidence from online and offline measures

The investigation of the ways second language (L2) learners process the L2 input has provided valuable insights into the understanding of human cognition and developing instructional interventions that would bring about better L2 learning. In this respect, the exploration of the mechanisms L2 learners employ to process linguistic data has allowed researchers to examine the aspects of L2 acquisition that still remain unresolved. Over the past few decades, researchers have addressed the investigation of L2 processing mechanism by referring to the way L2 learners resolve structural ambiguities real time. This dissertation also aims to draw a clear picture of the L2 sentence processing mechanism by comparing native English speakers and Turkish learners of L2 English at different proficiency levels in terms of their use of varios information sources and effects of transfer during the processing of two different structural ambiguities, namely, the processing of relative clause (RC) attachment ambiguities and prepositional phrase (PP) attachment ambiguities, through a series of offline and online experiments. For each type of ambiguity, the offline experiments tested the attachment preferences of L2 English learners and native English speakers via the use of pencil-and-paper comprehension questionnaires, whereas the online experiments investigated real-time processing of the target syntactic structures through the use of eye-tracking methodology. The offline experiment on the resolution of RC attachment ambiguities revealed that Turkish and English RC attachment preferences differed in that native English speakers preferred to attach the RC to the local noun phrase (low attachment preference), whereas the Turkish participants preferred the nonlocal NP to attach the RC (high attachment preference). Even though the same offline task fell short of detecting an attachment bias for the Turkish participants in the target language, English, the findings from a more sensitive online measure, the eye tracking task, indicated that the Turkish learners of L2 English tended to transfer the Turkish high attachment preference when processing English RC attachment ambiguities. As for the PP attachment ambiguities, the rationale was to investigate L2 learners' attachment preferences in situations when direct transfer effects from the learners' L1 are not probable as the equivalents of the PP attachment test items used in the offline task are not ambiguous in learners' L1, Turkish. This would render the opportunity to exclude the confounding factor of L1 transfer, which indeed substantially influenced L2 learners' processing decisions in RC ambiguity resolution. The results from both offline and online tasks indicated a clear low attachment bias for the native speakers and L2 learners groups, which suggests that L1 and L2 processing are both guided by structure-based processing strategies/biases in the computation of abstract relationships among syntactic constituents and that processing decisions can be made basing on the hierarchically deep structural information. The findings in general were interpreted to offer insights into several issues including how L2 grammatical processing could take place, whether and to what extent the transfer of L1 processing routines could influence real-time L2 sentence comprehension, whether it is possible for L2 learners to achieve native-like processing in the L2 and whether L2 processing mechanism is subject to a change with the increasing proficiency.

Sentence processingStudy of languagesEye tracking+5
Onur Uludağ
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İngilizceden sonra ikinci yabancı dil olarak Fransızcanın öğretiminde oluşturmacı yaklaşımın öğrenme sürecine katkısı

Son dönemlerde ikinci ve sonraki yabancı dilin/dillerin öğrenme sürecinin, zihinsel işlemleme açısından anadilin - ikidilli bireyler için ayrıca ikinci dilin- ve birinci yabancı dilinkinden farklı biçimde seyrettiğini ortaya koyan çalışmaların yoğunluğu dikkat çekmektedir.Bu çalışmalardan elde edilen veriler, dilin doğal ortamda edinilmesinden ziyade akademik öğrenme yoluyla kazanılması söz konusu olduğunda ortaya çıkan güçlükleri tamamen ortadan kaldırmasa da azaltabilecek yeni programların, yöntemlerin ve materyallerin yararlı olup olamayacağı sorusunu gündeme getirmiştir. Bunun yanısıra öğrenilecek/ öğretilecek yabancı dilin, konuşulduğu ülkenin uzağında ve yetişkin bireyler tarafından kazanılmasının hedeflendiği durumlarda bu arayışın kuvvetli bir ihtiyaç haline evrildiği görülmektedir. Bu çalışmada, anadili Türkçe ve birinci yabancı dili İngilizce olan üniversite öğrencilerinin ikinci yabancı dil olarak Fransızca öğrendiği hazırlık sınıflarında öğrenme sürecini kolaylaştırabileceği varsayımıyla hazırlanmış oluşturmacı yaklaşım temelli bir program tasarımı ve amaca uygun olarak seçilmiş materyal kullanımının denemesi yapılmıştır. Çalışma grubumuzu oluşturan 2018-2019 eğitim öğretim yılı Mersin Üniversitesi Çeviri Bölümü Fransızca Mütercim-Tercümanlık Programı Hazırlık Sınıfı öğrencilerinin yazılı üretimlerini inceleyerek saptadığımız birinci yabancı dilden (İngilizce) ikinci yabancı dile (Fransızca) aktarım girişimlerinden yola çıkılarak hazırlanan bir dönemlik ders izlencesi amaca uygun olarak seçilmiş yardımcı ders materyalleri yardımıyla uygulanmıştır. Bu uygulamaya geçmeden önce öğrencilerin hâlihazırda kullandıkları ders materyalleriyle ulaştıkları Fransızca dilbilgisi seviyelerini ölçmek amacıyla bir öntest yapılmış, sonrasında Fransızca-İngilizce karşılaştırmalı dilbilgisi içerikli bir ders kitabı ekseninde müdahale derslerine başlanmıştır. Sekiz hafta süren bu dersler esnasında bireylerin dil öğrenme sürecinde kullanabilecekleri bilişsel, üst-bilişsel ve duyuşsal öğrenme stratejileri hakkında tanımlayıcı ve yönlendirici bilgilendirmeler yapılmış ve strateji kullanımı konusunda öğrenciler takip edilmiştir. Dönem sonunda bir sontest ve altı hafta sonra da öğrenmenin kalıcılığını ve sürerliğini ölçmek amacıyla izleme testi yapılmış, bu testlerden elde edilen puanların dağılımları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı, bir başarı çizgisi oluşturup oluşturmadığı irdelenmiştir. Bu nicel çalışmayı desteklemesi bakımından -ders kitabı ve öğrencilerin yazılı üretimlerini incelemenin dışında- önem taşıyan bir diğer nitel çalışmaya da yer verilmiştir. Müdahale dersleri öncesinde ve sonrasında öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine dayanan bir mülâkat yapılarak Fransızca dilbilgisi öğrenme sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve zorluklar, ikinci yabancı dil olarak Fransızcayı öğrenme sürecinde herhangi bir öğrenme stratejisine başvurup başvurmadıkları ve yürütülen programla beraber kullanılan ders materyalleri konusunda görüş bildirmeleri istenmiş ve bu beyanların test sonuçlarına yansıyıp yansımadığı incelenmiştir. Nitel ve nicel yöntemlerle yürütülen bu araştırmanın sonunda ortaya çıkan bulgular, ikinci yabancı dil ders programınınkullanılacak öğretme yöntem ve stratejileri bakımından birinci yabancı dilinkinden daha farklı bir bakış açısıyla hazırlanmasınınve materyal tasarımında/seçiminde önceki öğrenmelerin merkeze alınmasının olumlu etkiler doğurduğu sonucunu ortaya koymuştur. Bu veriler ışığında İngilizceden sonra Fransızca ikinci yabancı dil derslerineöğrencilerin önceki öğrenmelerini referans almaya ve onlardan faydalanmaya olanak tanıyan oluşturmacı yaklaşım ilkeleri çerçevesinde bakmanın, sürecin hem öğretmen hem de öğrenci açısından kolaylaştırılmasına ve öğrenme süresinin kısaltılmasına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: İkinci yabancı dil, oluşturmacı / yapılandırmacı yaklaşım, pozitif transfer, karşılaştırmalı dilbilgisi.

Dil eğitimiFransızcaOluşumsal yapısalcı yöntem+7
Esmeray Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

A cross-cultural study on language learning strategy use of Syrian and Turkish high school EFL students

The study aims to investigate if there are any statistically significant differences between culture and perceived language learning strategy use of Syrian and Turkish high school EFL students and understand how they differ in terms of using learning strategies for their L2 achievement. The population of this study consists of 89 Syrian and 90 Turkish 9th and 10th-grade Anatolian high school EFL students with an age range of 15-16 in Gaziantep-Nizip in Turkey. As the data instrument, Turkish version of SILL (Strategy Inventory of Language Learning), which was originally designed by Oxford in 1989. As the second data collection instrument, a semi-structured interview was utilized to discover the preferred strategies used by language learners to explore the subjective viewpoints of the participants. In this study, a mixed-method design was utilized, and multiple sampling procedure was used to select the participants. Descriptive statistics and independent samples t-test were used to see the difference between the two cultures` learning strategy preferences gathered from the SILL Questionnaire. The most obvious finding emerging from this study is that Syrian participants showed more language learning strategy use than Turkish participants in all the categories. Based on the findings, the difference was found at the item level, not the category level. While the rate of using social strategies was measured as the highest for Syrians, Turkish participants mostly tended to use metacognitive strategies. The results have shown that ethnicity and linguistic disparities as well as different cultural perspectives and education systems influence learners' approach to learning and preference for different learning strategies. The findings of this study suggested that education system, and teachers' behavior affect learners' attitudes towards lesson and strategy preferences.

Language learning methodsCultural differenceHigh schools students+7
Elif Dalar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi üzerine dil ihtiyaç analizi

Yabancılara Türkçe öğretimi üzerine yapılan bu çalışma, üniversitelerin bünyesinde bulunan Türkçe dil eğitim uygulama ve araştırma merkezlerinde (TÖMER) öğrenim gören farklı ulus ve kültürlere mensup öğrencilerin Türkçe öğrenme ihtiyaçlarını belirlemeyi ve tespit edilen bu ihtiyaçlara yönelik öneriler sunmayı amaçlamaktadır. İstanbul, Sakarya ve Düzce illerinde yer alan dört farklı üniversiteden TÖMER'de eğitim gören toplam 505 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmada, ihtiyaç analizi için karma yöntem uygulanmış; Türkçe Dil İhtiyaçları Ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile veri toplanmıştır. Verilerin analizleri Türkçe dil öğreniminde dil öğrenme amaçları Ticaret Yapma, Eğitim ve İş Olanakları, Bireysel İlgi ve İhtiyaçlar ve Sınıf İçi İletişim boyutlarında incelenmiş; demografik yapıya göre boyutların değişkenliği araştırılmıştır. Cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir; ancak devam edilen Türkçe kur ve Türkçe öğrenme süresi değişkenlerine göre özellikle A1-A2 düzeyindeki öğrencilerin daha yüksek ihtiyaçlara sahip olduğu saptanmıştır. Görüşme formundan elde edilen analizler sonucunda öğrencilerin Türkçe öğrenme amaçlarının; eğitim, mesleki hedefler, günlük yaşam, kalıcı yaşam planları ve bireysel ilgi gibi temalar etrafında şekillendiği belirlenmiştir. Ayrıca derste kullanılan etkinliklerin yeterliliğine ilişkin görüşler, olumlu, olumsuz ve koşullu olumlu biçiminde sınıflandırılmış; öğretmen desteği, materyal çeşitliliği ve seviye uyumu gibi unsurlar ön plana çıkmıştır. Sözlü etkinliklere yönelik değerlendirmelerde ise sözlü iletişim becerilerini geliştirme, anlamayı kolaylaştırma ve pratik yapma fırsatı gibi kazanımlar öne çıkarken; akademik dil yetersizliği, içerik uyumsuzluğu ve kaygı gibi sınırlayıcı faktörler de tespit edilmiştir Bununla birlikte öğrencilerin derste teknolojik, görsel-işitsel ve etkileşimli materyallere önem verdikleri görülmüştür. Öğretmen tutumlarının değerlendirilmesinde iletişime açık, motive edici ve öğrenci merkezli bir yaklaşım beklentisinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, Türkçe öğretiminde kullanılan mevcut materyal ve yöntemlerin öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduğunu göstermiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar TÖMER'lerde eğitim alan öğrencilerin dil ihtiyaçlarını ortaya koymuştur. Dil öğretiminde öğrenci merkezli yaklaşımların benimsenmesi, materyallerin çeşitlendirilmesi, teknoloji entegrasyonunun güçlendirilmesi ve öğretmenlerin pedagojik olarak desteklenmesi önerilmiştir.

Dil ihtiyaç analiziTürkçe öğretimiYabancı dil öğretimi+1
Feyza Prayuga
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının İngilizce hazırlık sınıflarında ana dili kullanma durumu

Bu araştırmanın amacı, İngilizce hazırlık sınıflarındaki öğretim elemanlarının ana dili kullanma durumunun belirlenmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışma, betimsel bir araştırmadır. Çalışmanın örneklemi "amaçlı örnekleme" yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışma, 2015-2016 eğitim öğretim güz ve bahar dönemlerinde, Kocaeli Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Temel İngilizce hazırlık sınıflarında ana ders kitabını (coursebook) kullanan 4 öğretim elemanı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan veri toplama yöntemleri; gözlem ve görüşme olup gözlemler için yapılandırılmış gözlem formları, görüşmelerde ise yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Gözlemler; her iki seviyeden (Başlangıç/Temel) ve her iki öğretimden (I. /II. Öğretim)birer sınıf olmak üzere toplamda 4 sınıfta gerçekleştirilmiştir. 35 saatten fazla olan gözlem kayıtları (2137 dakika) verilerinin analizi için, içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Gözlemlerden sonra gerçekleştirilen görüşmelere ise; gözlemlenen sınıflarda ders veren 4 öğretim elemanı katılmıştır ve her bir görüşme daha sonra tekrar incelebilmesi adına ses kaydı yapılarak gerçekleştirilmiştir. Bu ses kayıtları yazıya döküldükten sonra, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Gözlem verilerinin sonucuna göre; öğretim elemanlarının Başlangıç Seviyesi (Starter) sınıflarında kullandıkları ana dil düzeyinin, Temel Seviye (Elementary) sınıflarında kullandıkları ana dil düzeyinden fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda, I. Öğretim sınıflarında kullanılan ana dil düzeyinin, II. Öğretim sınıflarında kullanılan ana dil düzeyinden fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretim elemanlarının; ana dili "anlaşılırlığı kontrol etmek, talimat vermek için, samimiyet kurma amacıyla; şaka yapma, öğrencilere ilgi gösterme, empati, geri dönüt vermek için, idari bilgiler vermek için; ders planları, ilanlar, son teslim tarihleri vb. ve dil bilgisi kurallarını açıklamak için" daha fazla kullandıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Görüşme verilerinin analiz sonuçlarından ise; öğretim elemanlarının özellikle Başlangıç Seviyesinde daha fazla ana dile başvurduklarına ulaşılmıştır. Diğer taraftan farklı öğretim türleri ele alındığında, öğretim elemanlarının çoğu II. Öğretim sınıflarında ana dile daha çok ihtiyaç duyulduğunu belirtmişlerdir. Bu sonuçlardan yola çıkılarak; öğretim elemanlarının Başlangıç Seviyesi sınıflarda ana dili kullanmalarının olumsuz sonuçlara yol açmayacağı, fakat ilerleyen seviyelerde derslerde kullanılan ana dil düzeyinin azaltılması önerilebilir. Öğretim türüne göre, öğretim elemanlarının kullandığı ana dil düzeyinin ciddi farklılık yaratmadığı bu nedenle öğretim türünün ana dil kullanımını etkileyen bir faktör olarak değerlendirilmemesi de önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Yabancı dil öğretimi, ana dil kullanımı, yabancı diller yüksekokulu, öğretim elemanları

AnadilHazırlık sınıflarıYabancı dil+7
Funda Uğurlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

A suggested Brain-based syllabus for very young EFL learners

The study, an experimental design with a pre-test and a post-test, aims to develop an English language teaching syllabus within the scope of Brain-based learning for very young EFL learners. Thereto, it utilizes a mixed approach uniting the quantitative and qualitative research methods. It includes the feature of descriptive method via developing a suggested syllabus and materials in addition to the collected and analysed numerical data. The research has been implemented with 18 children (N=18) in the pre-school section of Hendekyanı Primary School chosen via simple random sampling technique for 3 hours a week. In total, there are 12 units designed and applied. All the lessons and tests have been recorded with a camera to be observed and evaluated by three language experts for the reliability and validity of the study by means of two checklists run over by three language experts. The analysis of the data is provided via correlational analysis, T-test, and Anova test in SPSS for Windows version 16.0. Besides, percentages of the students' performance during the process have been presented via Microsoft Excel 2007 in graphs. The findings indicate that the syllabus designed within the procedure covering Brain-based learning principles may be effective to start teaching English to very young EFL learners and also to start the acquisition process in a state school to help to increase both their cognitive and motor skills. Thus, very young EFL learners may be capable of dealing with another language if the program is applied in observable and appropriate conditions. Key Words: Very young EFL learners, syllabus and material development, mixed approach, qualitative and quantitative methods, descriptive method, experimental design

Language acquisitionPreschool childrensSecond language+3
İlknur Civan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

Bu araştırmada, Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara çözüm önerileri sunulması amaçlanmıştır. Çerkezce öğretiminde karşılaşılan sorunların tespit edilmesi amacıyla, eğitim öğretimin unsurları olan, öğrenci-öğretmen-kurs üçgeni çerçevesinde bir araştırma yürütülmüştür. Araştırmada, birinci dili Türkçe olan ve sonradan değişik yollar ile Çerkezce öğrenmiş 22 kişi ile görüşülmüştür. Görüşmelerde, kişilerin Çerkezceyi nasıl öğrendikleri, neden öğrendikleri, Çerkezcenin hangi yapılarında zorlandıkları veya zorlanmadıkları, Çerkezceyi nerelerde kullanabildikleri, Türkiye'de Çerkezce öğretiminin daha etkili kılınmasına yönelik görüşleri ve tavsiyelerinin neler olduğu öğrenilmiştir. Araştırmada, sivil toplum kuruluşları veya halk eğitim merkezleri bünyesinde açılmış Çerkezce öğretimi yapılan kurslarda öğreticilik yapan 6 kişi ile yazışma yapılmıştır. Bu yazışmalar sonucunda, Çerkezce öğreticiliği yapan kişilerin, Çerkezce öğretimi yaparlarken karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlara karşı uyguladıkları çözümler, öğreticilerin gözünden Türkiye'deki Çerkezce öğretiminin güçlü yanlarının neler olduğu, birinci dili Türkçe olan ve ikinci dil olarak Çerkezce öğrenmek isteyen kişilere nasıl öğretim yapılmasına dair öğreticilerin görüşleri öğrenilmiştir. Araştırma kapsamında, Çerkezce öğretimi yapılan 3 kursta gözlemci olarak bulunulmuştur. Bu gözlemler kapsamında, Çerkezce öğretimi yapılan kursların fiziki donanımlarının, kurslarda yer alan öğretmen ve öğrencilerin ilişki ve davranışlarının, Çerkezce kurslarında eğitim öğretimin incelenmesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Verilerin analizi sonucunda, Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan iki önemli sorunun bulunduğu anlaşılmıştır. • Birinci önemli sorun olarak, öğrenci ve öğretmenlerin, Çerkezce öğrenimi ve öğretimi esnasında ulaşabilecekleri işitsel, görsel, yazılı materyallerin çok az olması, az olarak bulunan öğretim materyallerinin ise, iki dilin farklılıklarının dikkate alınmadan hazırlandıkları ve Çerkezce öğrenimi esnasında öğrenicilere rehberlik etmekte yetersiz kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. • Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan ikinci önemli sorun olarak ise, hedef dil olan Çerkezce ve birinci dil olan Türkçenin farklılıklarına dikkat edilerek geliştirilmiş bir dil öğretim programının ve bu program doğrultusunda geliştirilmiş, birinci dili Türkçe olup sonradan Çerkezce öğrenmek isteyen kişilere yönelik, Çerkezce öğretimi ile ilgili etkili bir dil öğretim yönteminin henüz geliştirilememiş olması, sonucuna ulaşılmıştır. Çerkezce öğretiminin etkililiğini arttırmaya yönelik öneriler: • Türkiye'de, Halk Eğitim Merkezlerinde Çerkezce öğretimi için, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından 2017 yılında hazırlanmış Yabancı Diller Adigece(Çerkezce) A1 Seviyesi Kurs Programı uygulanmaktadır. Bu programın uygulanmasından önce, Çerkezce öğrenmek isteyen kişilere, "başlangıç seviyesi" adı altında bir program uygulanmalıdır. • Bu başlangıç seviyesi adlı programda, yabancı dil öğretim yöntemlerinden Bilişsel Öğretim yöntemi kullanılarak, sarmal yaklaşımla, Çerkezcenin sesleri ve fiilleri öğretilmelidir. • Başlangıç seviyesi programında, başlangıç seviyesinin kazanımlarına uygun olarak sarmal bir düzen ile hazırlanmış ders kitabı, güzel yazı defteri ve ders anlatım videolarının kullanılmalıdır. Anahtar sözcükler:

Dil eğitimiDil öğretimiYabancı dil eğitimi+5
Levent Özcan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İkinci yabancı dil olarak Almanca öğretiminde öğretmenlerin karşılaştıkları sorunlar

Bu çalışmanın amacı, ikinci yabancı dil olarak Almanca öğretiminde öğretmenlerin karşılaştıkları sorunları incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu Elazığ il merkezinde bulunan liselerde, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında görev yapan kadrolu, sözleşmeli ve ücretli 32 Almanca öğretmeni oluşturmuştur. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, durum çalışması deseni kullanılmıştır. Örneklem seçiminde kolay ulaşılabilir durum örneklemesi tercih edilmiştir. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan ve 9 sorudan oluşan bir görüşme formuyla toplanmıştır. Görüşme formu alan yazın incelenerek ve konunun kapsam geçerliğini sağlayacak nitelikte sorular hazırlanarak oluşturulmuştur. Bu sorular uzman yargısına sunulmuştur. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmada çıkan bulgulara göre, Almanca öğretmenleri ikinci yabancı dil olarak Almanca öğretiminin gerekliliğini belirtmişlerdir. Almanca öğretmenlerinin öğretim yöntem ve teknikleri kullanırken karşılaştıkları sorunlar çevresel etmenlerden ve alışılmışın dışına çıkamamaktan kaynaklıdır. Araştırmaya katılan öğretmenler, ölçme ve değerlendirmede dil becerilerine ilişkin yeterli ölçme değerlendirme yapılmaması ve ölçme-değerlendirme yapmak amacıyla daha çok yazılı sınavın tercih edilmesini temel problemler olarak sıralamışlardır. Dersi içi etkinlikler açısından temel problem ise dört temel dil becerisine yönelik etkinliklerin eksik bırakılması olarak belirtilmiştir. Öğrencinin ilgi ve isteksizliği bir diğer problem kaynağı iken özellikle öğretmenin mesleki yetersizliği ve motivasyon eksikliği ise öğretmene yönelik sorunlu durumlar arasında sayılmıştır. Bunun yanında veliden kaynaklı bazı sıkıntılı durumların olduğu, özellikle bu dersin çok yararlı görülmemesi ve bu durumun öğrenciye yansıması veli kaynaklı problemlerdendir. Bu bağlamda okulun fiziksel ortamından kaynaklı birtakım problemler yaşandığı da öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda belirlenmiştir. Bütün bu problemli durumların en aza indirgenebilmesi için öğretmenlerin resmi boyutta yapılması gerekenler, öğretmenlerin ve diğer paydaşların yapması gerekenler ve kaynak ve materyale ilişkin birtakım öneriler sunduğu görülmüştür.

AlmancaDil öğretimiEğitim sorunları+4
Neslihan Durak Koç
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

An investigation of motivational self system of students learning English as a foreign language at a university context

The primary objective of this study is to understand and analyse the English language motivation of a sample of Turkish undergraduate students through the lens of L2 Motivational Self System. In this study, Taguchi et al.'s (2009) Motivational Self System scale was used to collect data. The scale was composed of two parts. The first part was the background information about the knowledge of the participants. They were primarily necessitated to supply their bio-data, such as gender, major, age at which they began to study English. The second involved a questionnaire. The current research was carried out at the Preparatory School of Hasan Kalyoncu University in the spring semester of the 2015-2016 academic years. The quantitative data was collected from 125 learners for the questionnaire, originating in 81 males and 44 females. The data was exposed to descriptive analyses. Moreover, independent samples t-test was used to see the differences in the responses of the respondents with respect to their gender, and one-way analysis of variance (ANOVA) was conducted to examine the differences in motivational factors in relation to the sub-groups of the sample based on the variables of L2 motivational self system. The major results include the following: First, the students formed an L2 component in their L2 self as responsible for their efforts to master an L2. With the answers to the statements it is evident that the students consider themselves as successful L2 learners in the future. Second, the results of quantitative data ascertained a powerful existence of L2 motivational factors relevant to ought-to L2 selves of the participants. Third, students' overall attitudes towards learning English are positive. Fourth, female learners were more positive towards learning English than male learners. Moreover, according to the t-test result, both Ideal L2 Self and Attitudes towards learning English have highly significant impact. Fifth, the findings revealed that learners who have learned foreign language(s) aside from English enhanced their ideal L2 self which had the strongest effect on learning English. The t-test represents that there was no statistically significant difference. Sixth, living abroad for more than six months experience influenced participants' motivational selves. The result of independent samples t-test regarding the learners who had lived abroad and those who had not was significant and meaningful in terms of Ought-to L2 Self. Finally, even though the result of one-way ANOVA regarding age showed that learners' age had no significantly important difference with their L2 Motivational Self, based on the averages of mean scores, it is evident that motivation decreased with age.

MotivationForeign language teachingUniversity students+5
Nazlı Cabiroğlu
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

L2 motivational self system of Turkish EFL learners and their achievement attributions

This quantitative study aims to investigate the L2 Motivational Self System of preparatory school Turkish EFL students in terms of linguistic self-confidence, ideal L2 self, ought-to L2 self, and L2 learning experience (attitudes towards learning English). In order to investigate L2MSS of EFL students, Motivation Questionnaire consisting of 30 items was administrated. This study also aims at finding out EFL students' attributions on success and failure in learning English. To investigate the attributions of the participants, Achievement Attributions Questionnaire including 23 items was conducted. This study was carried out in the School of Foreign Languages at Mersin University in 2018-2019 academic years. Data of 274 participants was used for the analysis. To be able to respond the research questions of the study, both descriptive statistics and paired samples t-test were utilized from on SPSS. The results of the study suggest that preparatory school Turkish EFL students have strong linguistic self confidence and ideal L2 self. Also, students' overall L2 learning experience (attitudes towards learning English) is positive. However, ought-to L2 self does not have much significant contribution to their L2MSS. The results of the present study also reveal that preparatory school Turkish EFL students generally attribute not only their success but also their failure to internal and uncontrollable causes. Also, while their success in English is attributed to stable causes, their failure is attributed to unstable causes. Lastly, students' achievement is found as a factor both in their L2MSS and attributions in English.

Academic achievementPreparatory schoolMotivational self system+7
Nazmiye Ezel Şahin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde edebiyat halkalarının dil becerilerinin gelişimine etkisi

Bu çalışmada edebiyat halkaları yönteminin Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin dil becerilerinin gelişimine ve öz yeterlik algılarına etkisi araştırılmıştır. Çalışma, karma yöntem modellerinden biri olan yakınsak karma yöntem şeklinde desenlenmiştir. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde gerçekleştirilen araştırmada çalışma grubunu Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen farklı uyruklardan öğrenciler oluşturmaktadır. Edebiyat halkaları uygulamaları A2 düzeyinden C1 düzeyine kadar her kur için 6 hafta olmak üzere bütün kurlarda aynı uygulama basamakları izlenerek 24 haftada tamamlanmıştır. Veri toplama araçları olarak nicel veriler için Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi okuma, dinleme, konuşma ve yazma öz yeterlik ölçekleri; nitel veriler için öğrenci ve öğretmen görüşme formları kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS programı aracılığıyla yapılan istatistiksel analizler, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre A2 ve B1 kuru okuma puanlarında ve dil becerileri öz yeterlik algılarında deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Nitel verilerin içerik analizinden elde edilen bulgulara göre uygulamaya katılan öğrenciler edebiyat halkalarının Türkçe öğrenmelerine yardımcı olduğunu, kendilerini bu yöntemle daha rahat ve öz güvenli hissettiklerini ifade etmiştir. Katılımcıların büyük çoğunluğu edebiyat halkalarını eğlenceli bulduğunu belirtmiş; genel olarak resimleyici-çizer görevi dışında olumsuz görüşlerin olmadığı belirlenmiştir. Uygulayıcı öğretmen de edebiyat halkaları ile bir metni farklı yönlerden incelemenin, klasik metin işlemeye göre daha detaylı, anlamayı pekiştirici ve işlevsel olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak edebiyat halkalarının Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin okuduğunu anlama becerisini geliştirdiği ve konuşma, dinleme, okuma ve yazma öz yeterlik algılarını olumlu yönde etkilediği söylenebilir.

Dil becerileriOkumaOkuma çemberi+6
Esra Külah
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Almanca öğretmenliği bölümü öğrencilerinin Almanca öğrenimleri sırasında kullandıkları dil öğrenme stratejilerinin incelenmesi:Dicle Üniversitesi örneği

Bu çalışmada Eğitim Fakültesi Almanca Öğretmenliği Bölümü öğrencilerinin, Almanca öğrenimleri sürecinde, İngilizce önbilgilerinden nasıl yararlandıkları ve hangi dil öğrenme stratejilerini kullandıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırma, Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Alman Dili Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 199 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Tarama modelindeki bu araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından O'Malley ve Chamot'un dil öğrenme stratejileri sınıflandırmasından yararlanılarak geliştirilen 22 maddelik ?Yabancı Dil Öğrenme Stratejileri Anketi? ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 16.0 programından yararlanılmıştır.Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, dil öğrenme stratejilerinin oluşumunda etkileri olan çeşitli öğrenme kuramlarına değinildikten sonra, yabancı dil öğrenme stratejileri tanımlamaları ve sınıflandırılmalarına odaklanılmıştır. İngilizceden sonra ikinci yabancı dil öğreniminde kullanılan dil öğrenme stratejileri hakkında bilgi verilip, ülkemizde ve yurt dışında yapılmış olan ilgili araştırmalardan örnekler sunulmuştur.İkinci bölümde, öğrencilerin kullandıkları dil öğrenme stratejilerini tespit etmek üzere uygulanmış olan, 3 alt boyutlu ?Yabancı Dil Öğrenme Stratejileri Anketi? nin cinsiyet, mezun olunan okul türü ve öğrenim görülen sınıf değişkenlerinden elde edilen betimsel istatistikleri ve bu istatistiklere ait yorumlar bulunmaktadır.Araştırmanın üçüncü bölümünde, önceki bölümlerden elde edilen bulgular ve yapılan yorumlarla ilişkili olarak, araştırmanın sonuçları ve buna bağlı olarak geliştirilen öneriler yer almaktadır.Yapılan araştırma sonucunda öğrencilerin Almanca öğrenirken, birinci yabancı dil İngilizce öğrenimlerinde uyguladıkları stratejilerden yararlandıkları görülmüştür. Dil öğrenim stratejileri bağlamında, cinsiyet değişkenine göre stratejilerin kullanım sıklığında anlamlı bir fark bulunamamış olup, her iki cinsiyetin üst düzeyde kullandığı stratejilerin sosyo-duyuşsal stratejiler olduğu tespit edilmiştir. Mezun olunan okul türüne göre, Anadolu liselerinden ve Yabancı Dil Ağırlıklı liselerden mezun olan öğrencilerin sosyo-duyuşsal stratejileri üst düzeyde kullandıkları, bilişsel ve üstbilişsel stratejilerin ise tüm okul türlerinden mezun olan öğrenciler tarafından orta düzeyde kullanıldığı belirlenmiştir. Öğrenim görülen sınıf değişkenine göre, hazırlık sınıfı öğrencilerinin sadece sosyo-duyuşsal stratejilerde yüksek, 1. ve 2. sınıf öğrencilerinin bütün stratejilerde yüksek; buna karşın 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin en az strateji kullanım oranlarına sahip oldukları görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Yabancı Dil Öğretimi, Đkinci Yabancı Dil Öğrenme Stratejileri, Bilişsel Stratejiler, Üstbilişsel Stratejiler, Sosyo-duyuşsal Stratejiler, Đngilizceden Sonra Almanca

Aday öğretmenlerAlmancaYabancı dil öğretimi+4
Tevhide Akıllılar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin ikinci yabancı dil olarak Almanca öğrenmeye yönelik tutumlarının belirlenmesi (Afyonkarahisar örneklemi)

Dünyada milyonlarca insan Almancayı yabancı dil olarak öğrenmekte ve Almanca İngilizceden sonra ikinci bir yabancı dil olarak tercih edilmektedir. Ülkemizin de Almanya ile özellikle siyasi ve ticari ilişkileri göz önüne alındığında Almancanın bizim için tartışmasız bir öneme sahip olduğu yadsınamaz bir gerçektir ve Anadolu Liselerimizde 9. Sınıftan itibaren ikinci bir yabancı dil olarak öğretilmektedir. Öğrencilerin bir derse yönelik tutumları ise o derse yönelik yaklaşımlarını, performanslarını, ilgi ve isteklerini belirlemektedir ayrıca öğretim programının başarısı ve öğretmen açısından da öğrencilerin derse yönelik tutumları büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda da çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin ikinci yabancı dil olarak Almanca öğrenmeye yönelik tutumlarının belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini, Afyonkarahisar ilinde 2019-2020 eğitim-öğretim yılında, öğrenim gören ve ikinci yabancı dil olarak Almanca dersini alan tüm Anadolu Lisesi öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise 2019-2020 eğitim öğretim yılında, öğrenim gören ve ikinci yapancı dil olarak Almanca dersi alan 496 9, 10, 11 ve 12. Sınıf öğrencisidir. Araştırmada öğrencilerin Almanca öğrenmeye yönelik tutumlarında anne eğitim durumu değişkeni ve aile aylık gelir durumu değişkenlerinin alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Cinsiyet, okul türü, sınıf seviyesi, bölüm, baba ve anne eğitim durumu, en son alınan Almanca, İngilizce ve Türk Dili Edebiyatı karne notu değişkenlerinin alt boyutlarında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin Almanca öğrenmeye çoğunluk olarak olumlu tutum içinde oldukları, fakat Almanca öğrenmekten korktukları saptanmıştır.

AlmancaOrtaöğretim okullarıOrtaöğretim öğrencileri+6
Kadir Türk
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı ülkelerin öğretim programlarının iki dillilik ve anadilinin ikinci dil/yabancı dil olarak öğretimi bakımından incelenmesi

Bu araştırmada Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Finlandiya, Avustralya ve Türkiye'deki dil öğretim programlarında iki dillilik kavramının nasıl ele alındığının incelenmesi ve bu ülkelerde uygulanan anadilinin ikinci dil/yabancı dil olarak öğretim programlarının amaç, içerik, öğrenme-öğretme süreci, ölçme ve değerlendirme süreçleri açısından değerlendirilmesi ile elde edilecek benzerliklerin ve farklılıkların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada ülkelerin ikinci dil/yabancı dil öğretim programlarını belirlenen kriterlere göre incelemek için ilişkisel tarama modellerinden karşılaştırmaya dayalı tarama modeli kullanılmıştır. Ülkelerin öğretim programlarında iki dillilik kavramının incelenmesi sonucunda Yabancılara Türkçe Öğretimi Programı'nda iki dillilik kavramının kısıtlı olarak yer aldığı, aracılık kavramıyla ilişkilendirilmiş olduğu görülmektedir. Amerika Kaliforniya öğretim programında iki dillilik, çok dillilik ve çok kültürlülük kavramlarına yer verildiği ve iki dilli öğrencilerin yetiştirilmesine önem verildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Kanada Ontario öğretim programında öğrencilerin iki dilli veya çok dilli bireyler olmaları hedeflenmektedir. Finlandiya öğretim programında öğrencilerin çok dilli eğitim sayesinde aktif bir küresel vatandaş olması, küresel konularda tartışma ve girişimlerde bulunmasının amaçlandığı görülmektedir. Avustralya öğretim programında çok kültürlü toplum yapısının dil eğitiminde de çok dilli bir anlayışla devam ettirildiği tespit edilmiştir. Öğretim programlarının incelenmesi sonucunda elde edilen verilere göre ana dilinin ikinci dil/yabancı dil olarak öğretim programlarında ülkelerin hedef dilde etkili iletişim kurma ve dili farklı bağlamlarda kullanmayı amaçladığı görülmüştür. Ayrıca Kanada, Avustralya ve Türkiye'nin öğretim programlarında kültürel anlayış geliştirilmesi ile ilgili amaçlar olduğu tespit edilmiştir. Tüm ülkelerin programlarının okuma, yazma, konuşma, dinleme becerilerini kapsama bakımından ortak bir içeriğe sahip olduğu görülmektedir. Bununla birlikte Amerika'da iletişim kurma, Kanada'da kültürel unsurlar ve oryantasyon, Finlandiya'da kültürel çeşitlilik ve metin yorumlama konularının programın içeriğinde önemli bir yer aldığı görülmektedir. Öğretim programlarının öğretme-öğrenme süreci bakımından incelenmesi ile elde edilen verilere göre, programların öğrenci merkezli olması, işbirliğine dayalı olması, kazanımlara uygun etkinlikler yapılması ve bilgi teknolojilerinden yararlanılması bakımından benzerlik taşıdığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte Finlandiya hariç tüm ülkelerde bilgi teknolojilerinin kullanılmasına önem verildiği görülmüştür. Ölçme ve değerlendirme süreci bakımından elde edilen verilere göre de programların kazanımlara dayalı ve süreç odaklı bir ölçme değerlendirme sistemini benimsediği görülmüştür. Bununla birlikte ABD, Kanada ve Avustralya programlarında tanımlayıcı, özetleyici ve biçimlendirici değerlendirme yöntemlerinin kullanıldığı, Türkiye ve Finlandiya programlarında ise özetleyici ve biçimlendirici değerlendirmelerin kullanıldığı ve özdeğerlendirme, akran değerlendirmesi gibi alternatif değerlendirme yöntemlerinin kullanıldığı belirtilmiştir. Diğer ülkelerden farklı olarak Kanada'da değerlendirme sürecine velilerin de dâhil edildiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İki dillilik, İkinci dil/Yabancı dil Öğretim Programı, Öğretim Programı, Karşılaştırmalı Eğitim.

Dil eğitimiİkinci dil öğretimi
Nurefşan Şahin
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00

Related subjects